İnsanların Canlı Canlı Yenildiği Korkunç Olaylar: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
1.381 kelime 204 kel/dk

Video özeti: Bölüm piton, ayı, köpek balığı, sıçan ve akar vakalarını inceliyor, riskleri karşılaştırıyor ve belirsiz nedenleri belirtiyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Deyimsel fiil came across ile ararken kanıt, nesne veya kişiyi tesadüfen bulmayı anlayın; bu karşıya geçmek değildir ve keşif anlatılarında kullanılır. 2. Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi konusu grizzly ile grizzly bears geçişindeki ses oyununu görün, sözcüğü korkunç anlamındaki grisly ile ayırın ve ayı sıfatını eş anlamlı gibi kullanmayın. 3. Dil bilgisi ve cümle kalıbı was thought to be ile belirsiz kimlik için edilgen aktarımı tanıyın, çıkarımı doğrulanmış olgudan ayırın ve temkinli rapor yazın.

Bu derste

There are literally hundreds of ways your life can come to an end. Kalıp ifadeler

0:00

Hayatınızın sona ermesinin kelimenin tam anlamıyla yüzlerce yolu vardır.

Kalıp ifadeler

come to an end: bir şeyin sona ermesi

come to an end yapısında biten şey öznedir. İfade, “bir şeyin durduğu veya bittiği noktaya ulaşmak” anlamına gelir; fiziksel bir bitiş noktasına doğru hareket etmeyi anlatmaz. Burada özne your life olduğu için can come to an end dolaylı olarak “ölümle sonlanabilir” veya “ölebilirsiniz” anlamına gelir. Bu kullanım die fiilinden daha az serttir ve ölümü bir yaşamın sona ermesi olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi, geçmiş zaman bağlamına uyan dört sözcüklük come to an end biçimiyle tamamlayın: After twenty successful seasons, the television series finally ____.

Cevabı göster

came to an end

Disease, accident, natural causes,

0:03

Hastalık, kaza, doğal nedenler

or maybe dying in your sleep, to mention a few. Kalıp ifadeler

0:05

veya uykuda ölmek gibi, sadece birkaçından bahsetmek gerekirse.

Kalıp ifadeler

to mention a few: eksik bir listeyi belirtmek

To mention a few, cümlenin sonunda kullanılan bir sıralama ifadesidir. Dinleyiciye önceki maddelerin daha geniş bir olası kümeden seçilmiş yalnızca birkaç örnek olduğunu, dolayısıyla listenin bilinçli olarak eksik bırakıldığını anlatır. Buradaki few, seçilen örneklerin sayısını belirtir. İfade, her maddeden yalnızca kısaca söz edildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi listenin eksik olduğunu gösteren dört sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The workshop covers planning, budgeting, and hiring, ____.

Cevabı göster

to mention a few

Most of us try to avoid thinking about it,

0:07

Çoğumuz bunun hakkında düşünmekten kaçınmaya çalışırız,

but if we do,

0:09

ancak düşünürsek,

the one thing we would probably agree on

0:10

muhtemelen hemfikir olacağımız tek şey

is that however we meet our death, Dilbilgisi

0:12

ölümle nasıl karşılaşırsak karşılaşalım,

hopefully it's a painless one.

0:13

umarım acısız olacağıdır.

Dilbilgisi

However we meet our death: “nasıl olursa olsun” anlamındaki however

Burada however, ödünleme anlamı taşıyan bir yan cümleyi başlatır ve “hangi şekilde olursa olsun” ya da “nasıl olursa olsun” demektir. Yan cümle ölüm biçimini açık bırakır; her şekilde gerçekleşebilir. Bu kullanım, cümleleri bağlayıp “ama” veya “ancak” anlamına gelen however değildir. Yapı however + özne + fiil şeklindedir ve ardından ana düşünce gelir. Meet our death, “ölmek” demenin resmî bir yoludur.

Alıştırma

“However the plan changes, we will stay in touch,” cümlesinde however ne anlama gelir?

  1. Ama plan değişiyor
  2. Plan nasıl değişirse değişsin
  3. Plan değiştiği için
Cevabı göster

Plan nasıl değişirse değişsin

But not all deaths are painless,

0:15

Fakat tüm ölümler acısız değildir

and today we're going to explore one of the worst ways

0:16

ve bugün en kötü yollardan birini keşfedeceğiz

to exit the land of the living. Deyimler

0:19

yaşayanların diyarından ayrılmanın.

Deyimler

Land of the living: yaşayanların dünyasını anlatan mecazi ifade

The land of the living, hayatta olan insanların dünyasına verilen mecazi bir addır. Daha uzun olan exit the land of the living ifadesinde exit, gerçek bir yerden ayrılmak değil, “ölmek” anlamına gelir. Bu imge, ölümden dolaylı ve canlı bir şekilde söz edilmesini sağlar. Burada kasvetli bir konu, doğrudan die demek yerine daha hayal gücü yüksek bir yolla sunulur.

Alıştırma

“After the rescue, Mina was glad to still be in the land of the living,” cümlesindeki son ifade ne anlama gelir?

  1. Hâlâ hayattaydı.
  2. Dışarıdaydı.
  3. Ülkesine geri dönmüştü.
Cevabı göster

Hâlâ hayattaydı.

Welcome to this episode of the Infographics Show,

0:20

The Infographics Show'un bu bölümüne hoş geldiniz,

people who have been eaten alive. Dilbilgisi

0:23

canlı canlı yenilen insanlar.

Dilbilgisi

have been eaten alive: durum tamamlayıcılı edilgen present perfect

Have been eaten, have been + geçmiş zaman ortacı yapısındaki edilgen present perfect biçimidir. İnsanları yeme eyleminden etkilenen taraf olarak gösterir ve tamamlanmış olayı şu anda konuşulan konuyla ilişkilendirir. Alive, insanların durumunu açıklayan bir durum tamamlayıcısıdır. Yeme eylemi gerçekleşirken hâlâ hayatta olduklarını belirtir; yiyeceğin nasıl yendiğini anlatmaz. Who, çoğul people adına gönderme yaptığı için yardımcı fiil has değil have olur.

Alıştırma

Cümleyi eat fiilinin edilgen present perfect biçimi ve alive durum tamamlayıcısıyla tamamlayın: Several insects ____ by frogs.

Cevabı göster

have been eaten alive

When you research this subject online,

0:24

Bu konuyu internette araştırdığınızda,

there is one story that comes up in Google searches Öbek fiiller

0:26

Google aramalarında ortaya çıkan bir hikaye vardır

Öbek fiiller

comes up: arama sonuçlarında görünmek

Arama bağlamında comes up, bir şeyin sonuçlarda görünmesi veya gösterilmesi demektir. Hikâye birine doğru hareket etmez; bu phrasal verb, bir arama sonucunun görünür hâle gelmesini anlatır. That comes up in Google searches ilgi cümleciği, konuşanın hangi hikâyeyi kastettiğini belirtir. Özne one story tekil olduğu için comes sözcüğü -s alır.

Alıştırma

Hangi cümle bir arama sonucunun göründüğünü doğal biçimde ifade eder?

  1. I come up one old interview when I search her name.
  2. One old interview looks up when I search her name.
  3. One old interview comes up when I search her name.
Cevabı göster

One old interview comes up when I search her name.

on a number of articles,

0:29

birçok makalede,

and that's the case of Wa Tiba,

0:30

ve bu, Wa Tiba'nın vakasıdır;

a 54-year-old Indonesian woman

0:32

54 yaşındaki Endonezyalı bir kadın,

who was killed and swallowed whole Kalıp ifadeler

0:34

öldürülen ve bütün olarak yutulan,

by a 23-foot long python

0:37

23 fit (yaklaşık 7 metre) uzunluğundaki bir piton tarafından,

Kalıp ifadeler

swallowed whole: çiğnemeden veya bölmeden bütün hâlde yutulmuş

was killed and swallowed whole ifadesinde swallowed edilgen yapıdadır ve whole, kadının yutulurken içinde bulunduğu durumu anlatır: bedeni çiğnenmeden veya parçalara ayrılmadan, bölünmemiş tek bir nesne olarak yutulmuştur. Tekrar kullanılabilen kalıp, etken yapıda swallow + nesne + whole; edilgen yapıda ise nesne + be swallowed whole biçimindedir. Buradaki whole, nesnenin durumunu tamamlayan bir ögedir; pitonu tanımlamaz.

Alıştırma

Cümleyi ‘çiğnenmeden veya parçalara ayrılmadan’ anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The small tablet was ____.

Cevabı göster

swallowed whole

in June of this year.

0:39

bu yılın Haziran ayında.

What exactly happened to this unfortunate lady?

0:40

Bu talihsiz kadına tam olarak ne oldu?

Wa Tiba went missing while checking on her vegetable garden

0:42

Wa Tiba, sebze bahçesini kontrol ederken kayboldu,

on Muna Island in the Sulawesi province of Indonesia.

0:45

Endonezya'nın Sulawesi eyaletindeki Muna Adası'nda.

It's hard to know for sure how she spent her final moments, Kalıp ifadeler

0:49

Son anlarını nasıl geçirdiğini kesin olarak bilmek zor,

Kalıp ifadeler

It's hard to know for sure: kanıta dayalı belirsizliği belirtmek

It's hard to know for sure, ihtiyatlı bir tutum belirten kalıptır: konuşan kişi, eldeki kanıtların kesin bir cevabı desteklemediğini söyler. Bu ifade, bunun bilinmesi imkânsız iddiasını kesin bir sonuca varmak zordur düzeyine yumuşatır. Ardından gelen wh- veya whether yan cümlesi neyin belirsiz olduğunu belirtir. how she spent her final moments yapısında how sonrasında dolaylı soru cümlesinin normal söz dizimi kullanılır; soru devrikliği yapılmaz.

Alıştırma

Kanıtlar eksik. Cümleyi hedef ihtiyat kalıbıyla tamamlayın: From these records, ____ who approved the payment.

Cevabı göster

it's hard to know for sure

but locals searched high and low Deyimler

0:52

ancak yerel halk her yeri aradı,

Deyimler

searched high and low: her yerde aramak

“Search high and low”, her yerde ya da çok kapsamlı biçimde aramak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede yerel halkın geniş çaplı ve kararlı bir arama yaptığı anlatılır; yalnızca yüksek ve alçak yerleri kelimesi kelimesine aradıkları anlamına gelmez. Kalıp search high and low for someone or something şeklindedir. Aranan kişi veya şey bağlamdan belliyse nesne söylenmeyebilir.

Alıştırma

“Her yerde aradık” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: We ____ for the missing keys before checking the car.

Cevabı göster

searched high and low

until eventually they came across her sandals and machete. Öbek fiiller

0:53

ta ki sonunda onun sandaletlerine ve palasına rastlayana kadar.

Öbek fiiller

came across: tesadüfen bulmak

“Came across”, come across fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada bir şeyi tesadüfen bulmak veya birine rastlamak anlamına gelir. Arama bilinçliydi, ancak bu buluş beklenmedik bir olay olarak sunuluyor. Kalıp come across + kişi, nesne veya bilgi şeklindedir. Burada across öbek fiilin bir parçasıdır; bir taraftan diğerine hareket etmeyi anlatmaz.

Alıştırma

“Tesadüfen bulmak” anlamındaki öbek fiilin geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: While cleaning the attic, I ____ an old photograph.

Cevabı göster

came across

It was then they spotted a giant python Anlatım akışı

0:57

İşte o zaman dev bir pitonu fark ettiler,

with a bloated belly lying nearby.

0:59

karnı şişkin bir şekilde yakınlarda yatıyordu.

Anlatım akışı

It was then (that) ... ile anlatıdaki zamanı odaklama

It was then they spotted ... ifadesinde it, belirli bir şeye gönderme yapmaz; zamanı vurgulayan bir yapının parçasıdır. Daha eksiksiz kalıp It was then that they spotted ... şeklindedir ve altyazıda that düşürülmüştür. it, daha önce sözü edilen bir nesneyi göstermez. Bu yapı then sözcüğünü odağa taşıyarak tam o anı anlatının dönüm noktası olarak işaretler. Sade Then they spotted ... yapısına kıyasla keşfe daha fazla ağırlık verir ve olayların bilinçli biçimde kurgulandığı hissini yaratır.

Alıştırma

Hangi cümle belirli bir anı anlatının dönüm noktası olarak en açık biçimde işaretler?

  1. Then the backup generator failed.
  2. It was then that the backup generator failed.
  3. The backup generator had failed before then.
Cevabı göster

It was then that the backup generator failed.

Local police chief Hamka told news outlet AFP,

1:01

Yerel polis şefi Hamka, haber ajansı AFP'ye şunları söyledi:

"Residents were suspicious the snake swallowed the victim,

1:05

"Sakinler yılanın kurbanı yuttuğundan şüphelendi,

so they killed it,

1:08

bu yüzden onu öldürdüler,

then carried it out of the garden.

1:08

sonra bahçeden çıkardılar.

The snake's belly was cut open

1:10

Yılanın karnı yarılarak açıldı

and the body of the victim was found inside."

1:12

ve kurbanın cesedi içeride bulundu."

You can find some gruesome online footage

1:14

İnternette korkunç görüntüler bulabilirsiniz,

showing the woman's body being cut out of the snake's belly

1:16

kadının cesedinin yılanın karnından kesilerek çıkarıldığını gösteren,

in front of a large crowd.

1:19

büyük bir kalabalığın önünde.

That's a frightening story,

1:20

Bu korkutucu bir hikaye,

and what makes it even more so is that it's not the first. Dilbilgisi

1:21

ve onu daha da öyle yapan şey, bunun ilk olmaması.

Dilbilgisi

what makes it even more so is that ... kalıbı

what makes it even more so is that ... yapısında what ile başlayan cümleciğin tamamı öznedir. Anlamı “X’i az önce sözü edilen özellik bakımından daha da öyle yapan şey”dir. Ardından gelen that cümleciği nedeni açıklar. Burada it daha önce konuşulan hikâyeye, so ise önceki frightening sıfatına gönderme yapar. So, sıfatın tekrarını önleyen bir ikame sözcüktür; “bu nedenle” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp What makes X even more so is that + neden şeklindedir.

Alıştırma

Gecikme zaten sinir bozucuydu. Hangi devam cümlesi so sözcüğünü frustrating yerine doğru şekilde kullanıp durumun neden daha kötü hâle geldiğini açıklar?

  1. What made it even more frustrating remained unclear.
  2. So nobody could explain why it became worse.
  3. What made it even more so was that nobody could explain it.
Cevabı göster

What made it even more so was that nobody could explain it.

We found there are a few cases

1:24

Birkaç vaka olduğunu bulduk

where people have been eaten and swallowed alive by monster pythons,

1:26

insanların dev pitonlar tarafından canlı canlı yenilip yutulduğu

and Indonesia looks to be a hotspot for the activity. Kelime

1:29

ve Endonezya bu faaliyet için bir sıcak nokta gibi görünüyor.

Kelime

a hotspot for: bir faaliyetin yoğunlaştığı bölge

Burada hotspot, belirli bir faaliyet türünün alışılmadık derecede sık gerçekleştiği veya yoğunlaştığı bir yerdir. a hotspot for + isim kalıbı, o yerde yoğunlaşan faaliyeti ya da sorunu belirtir. Bu cümlede Endonezya, söz konusu faaliyetle ilgili çok sayıda olayın görüldüğü bir bölge gibi sunuluyor. Hotspot burada fiziksel olarak sıcak bir yer anlamına gelmez ve bağlam bir Wi-Fi erişim noktasından da söz etmez.

Alıştırma

İngilizce “The port is a hotspot for illegal fishing,” cümlesindeki “a hotspot for illegal fishing” ne anlama gelir?

  1. Yasa dışı balıkçılığın alışılmadık ölçüde yoğunlaştığı bir yer
  2. Havanın alışılmadık derecede sıcak olduğu bir yer
  3. Balıkçı teknelerine Wi-Fi sunan bir yer
Cevabı göster

Yasa dışı balıkçılığın alışılmadık ölçüde yoğunlaştığı bir yer

According to a 2015 article in National Geographic Magazine,

1:32

National Geographic Dergisi'ndeki 2015 tarihli bir makaleye göre,

the body of 25-year-old Akbar Salubiro,

1:36

25 yaşındaki Akbar Salubiro'nun cesedi,

who worked on a palm oil plantation

1:39

palmiye yağı plantasyonunda çalışan,

on the Indonesian island of Sulawesi,

1:41

Endonezya'nın Sulawesi adasında,

was also cut from the guts of a 23-foot long snake.

1:43

aynı zamanda 23 fit uzunluğundaki bir yılanın bağırsaklarından kesilerek çıkarıldı.

How does a snake consume something

1:46

Bir yılan, nasıl yiyebilir

as large as a fully grown man? Dilbilgisi

1:48

tam yetişkin bir erkek kadar büyük bir şeyi?

Dilbilgisi

as large as: eşit büyüklüğü karşılaştırma

as + sıfat + as kalıbı, iki şeyi aynı derecede karşılaştırır. something as large as a fully grown man ifadesinde something tanımlanan öge, large ölçülen özellik, a fully grown man ise karşılaştırma ölçütüdür. Soru, yutulan şeyin yetişkin bir erkeğin boyutuna ulaşabildiğini vurgular. Bu kalıp yalnızca be fiilinden sonra değil, something as large as a man örneğindeki gibi bir isim öbeğinin içinde de kullanılabilir.

Alıştırma

large sözcüğünü as ... as eşitlik kalıbında kullanarak cümleyi tamamlayın: The new monitor is ____ the old one.

Cevabı göster

as large as

Firstly, these snakes are huge,

1:49

Öncelikle bu yılanlar devasa büyüklükte,

growing over 20 feet long and weighing more than 100 pounds.

1:52

20 fitten fazla uzuyor ve 100 pound'dan fazla ağırlığa ulaşıyor.

And once they have a hold of a person, Kalıp ifadeler

1:55

Ve bir kişiyi yakaladıklarında,

Kalıp ifadeler

Have a hold of: sıkıca yakalayıp kontrol etme

Have a hold of, yerleşmiş bir durumu anlatır: özne, of'tan sonra gelen kişiyi ya da şeyi zaten sıkıca yakalamıştır ve onu kontrol edebilir. Burada yılanlar bir kişiyi fiziksel olarak yakalamış ve hareketlerini kısıtlayabilir durumdadır. Yapı have/has/had a hold of + isim veya zamirdir. Fear had a hold of him. örneğinde olduğu gibi, bir şeyin güçlü bir kontrol ya da etki kurmasını anlatan mecazlı bir kullanım da olabilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “sıkıca tutup kontrol etmek” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The climber seems to ____ the safety rope.

Cevabı göster

have a hold of

they go for the kill. Deyimler

1:57

öldürmek için hamle yaparlar.

Deyimler

Go for the kill: belirleyici son saldırıyı yapmak

Go for the kill, hedefi tamamen ortadan kaldırmayı amaçlayan belirleyici saldırıyı başlatmak anlamına gelir. Bu cümlede anlam gerçektir: yılanlar avlarını kontrol altına aldıktan sonra onu öldürmek için saldırır. Deyim, rekabet veya tartışmada mecazlı olarak da kullanılır: kişi bir açık görür ve yalnızca şansını artırmakla kalmayıp rakibini tamamen yenmek için harekete geçer.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “rakibe karşı belirleyici son hamleyi yapmak” anlamına gelen dört sözcüklü deyimle tamamlayın: Seeing that the champion was exhausted, her challenger decided to ____.

Cevabı göster

go for the kill

Pythons and other constricting snakes

1:58

Pitonlar ve diğer boğucu yılanlar

kill by cutting off the blood flow in their victim's body. Öbek fiiller

2:00

kurbanlarının vücudundaki kan akışını keserek öldürürler.

Öbek fiiller

cutting off: bir akışı veya tedariki durdurmak

Bu cümlede cutting off, normalde hareket eden bir şeyi engellemek veya durdurmak demektir. the blood flow nesnesi, kanın kurbanın vücudunun bir bölümüne artık ulaşamadığını gösterir; kanın kendisini fiziksel olarak kesmek anlamına gelmez. Cut off; su, elektrik, para, iletişim veya erişim gibi akan ya da sağlanan şeyler için de kullanılabilir. Burada cutting, by sözcüğünden sonra gelip yöntemi belirttiği için -ing biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki öbeksi fiilin -ing biçimiyle tamamlayın: The fallen tree was ____ access to the village.

Cevabı göster

cutting off

A python's powerful squeeze

2:03

Bir pitonun güçlü sıkması

can end blood flow to the heart within seconds.

2:05

saniyeler içinde kalbe giden kan akışını sona erdirebilir.

"The heart literally doesn't have enough strength to push against the pressure,"

2:07

"Kalp tam anlamıyla basınca karşı itecek kadar güce sahip değildir," diye

explained Scott Boback,

2:11

açıkladı Scott Boback,

a vertebrate ecologist at Dickinson College

2:13

Dickinson Koleji'nde bir omurgalı ekoloğu olan,

in Carlisle, Pennsylvania,

2:15

Carlisle, Pennsylvania'da,

who spoke to National Geographic.

2:16

National Geographic'e konuşan.

Pythons have been known to eat some very large animals, Dilbilgisi

2:18

Pitonların bazı çok büyük hayvanları yediği bilinmektedir,

Dilbilgisi

have been known to: belgelenmiş vakalar, olağan bir kural değil

Have been known to + fiilin yalın hâli, öznenin bir şeyi yaptığına dair geçmişte bildirilmiş veya gözlemlenmiş vakalar olduğunu belirtir. Örnekte, pitonların en azından bazı durumlarda çok büyük hayvanları yediğini gösteren kayıtlar vardır. Bu yapı temkinli bir genelleme yapar. Bunun ne sıklıkta gerçekleştiğini belirtmez; dolayısıyla bütün pitonların bunu yaptığı veya genellikle yaptığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, davranışı genel bir ün veya olağan bir davranış gibi göstermeden belgelenmiş vakalar bulunduğunu temkinli biçimde söyler?

  1. Urban foxes usually enter houses through open doors.
  2. Urban foxes have been known to enter houses through open doors.
  3. Urban foxes are known for entering houses through open doors.
Cevabı göster

Urban foxes have been known to enter houses through open doors.

such as crocodiles, hyenas,

2:21

timsahlar, sırtlanlar

and even other large snakes.

2:22

ve hatta diğer büyük yılanlar gibi.

In 2005,

2:24

2005 yılında,

a python in Florida even tried to eat an entire alligator,

2:25

Florida'daki bir piton bütün bir timsahı yemeye bile çalıştı

which resulted in its bursting. Kalıp ifadeler

2:29

ve bu, onun patlamasıyla sonuçlandı.

Kalıp ifadeler

resulted in + isim veya -ing biçimi

Result in, bir sonuca “neden olmak” veya “yol açmak” anlamına gelir. Neden resulted in ifadesinden önce, sonuç ise sonra gelir: neden + result in + sonuç. Burada which önceki eyleme gönderme yaparken its bursting sonucu belirtir. İyelik bildiren its, neyin patladığını gösterir; bursting ise in sonrasında kullanılan -ing biçimidir.

Alıştırma

Neden → sonuç ilişkisini doğru gösteren ifadeyi seçin: Heavy rain ___ severe flooding.

  1. was resulted in
  2. resulted from
  3. resulted in
Cevabı göster

resulted in

So it seems their eyes are sometimes too big for their bellies. Deyimler

2:30

Görünüşe göre gözleri bazen midelerinden daha büyük.

Deyimler

Eyes are too big for their bellies deyimi

Eyes are too big for their bellies, birinin gerçekte tüketebileceğinden veya idare edebileceğinden fazlasını istemesini, seçmesini ya da almasını anlatan mizahi bir deyimdir. Gözlerin fiziksel büyüklüğünü tarif etmez. Bu imge, yenebilecek miktardan fazla yiyecek almaktan doğar; ancak aşırı iddialı alışverişler, planlar veya sorumluluklar için de şakayla kullanılabilir. Burada gerçekten fazla büyük bir şeyi yutma girişimi deyime eğlenceli bir çift anlam kazandırır.

Alıştırma

Leo aynı anda dört projeyi yönetmeyi kabul edince bir arkadaşı “Your eyes are too big for your belly.” dedi. Arkadaşı ne demek istedi?

  1. Leo gerçekçi olarak idare edebileceğinden fazlasını üstlendi.
  2. Leo yemekten sonra hâlâ açtı.
  3. Leo'nun göz muayenesi olması gerekiyor.
Cevabı göster

Leo gerçekçi olarak idare edebileceğinden fazlasını üstlendi.

You could argue that this is not really being eaten alive, Anlatım akışı

2:33

Bunun gerçekten canlı canlı yenmek olmadığını iddia edebilirsiniz,

as the snake must first kill their victim,

2:37

çünkü yılan önce kurbanını öldürmelidir,

Anlatım akışı

You could argue that: ihtiyatlı bir görüş sunmak

You could argue that, ardından gelen yan cümleyi tartışılmaz bir gerçek olarak değil, makul biçimde savunulabilecek bir görüş olarak sunar. Burada olayın being eaten alive diye adlandırılmasına yönelik olası bir itirazı gündeme getirir. Bu kalıpta could ihtiyat bildirir ve iddiayı yumuşatır; geçmişteki bir beceriyi anlatmaz. Tartışmaya açık alternatif bir görüşü kabul ettikten sonra kendi değerlendirmenizi sürdürmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Savunulabilir fakat kesin olmayan bir görüşü sunan bu dersteki dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ stricter deadlines improve quality, but the evidence is mixed.

Cevabı göster

You could argue that

but it's still a pretty grizzly end. Kelime

2:39

ama yine de oldukça korkunç (grizzly) bir son.

The word grizzly brings us to the subject of grizzly bears,

2:41

Grizzly (korkunç) kelimesi bizi boz ayılar (grizzly bears) konusuna getiriyor,

Kelime

grizzly ve grisly: ayılarla ilgili bir kelime oyunu

Normal kullanımda korkunç veya dehşet verici bir son a grisly end olarak ifade edilir. Altyazıda grizzly bilinçli bir seçimdir; anlatıcı bu sözcüğü hemen grizzly bears içinde tekrarlar ve eş seslilik bir sonraki konuya sözel bir köprü kurar. Bu kelime oyunu belirgin bir ses farkına değil, anlam ve yazıma dayanır. Grizzly normalde ayıyı adlandırır veya kırlaşmış bir görünümle ilgili olabilir; grisly ise “dehşet verici” demektir. Ayılarla açık bir kelime oyunu yoksa korkunç bir olay için grisly yazın.

Alıştırma

Ayı kelime oyununu oluşturan yazımla bilinçli geçişi tamamlayın: The campers met a ____ fate. Now let's examine grizzly bears.

Cevabı göster

grizzly

which are occasionally in the news for attacks on people.

2:44

insanlara saldırdıkları için zaman zaman haberlerde yer alan.

But are there any cases of people being eaten alive?

2:47

Fakat insanların canlı canlı yenildiği hiç vaka var mı?

One story of an attack by a grizzly is that of Mr. Treadwell, 46,

2:50

Bir boz ayı saldırısı hikayesi 46 yaşındaki Bay Treadwell

and Miss Huguenard, 37,

2:54

ve 37 yaşındaki Bayan Huguenard'ın hikayesidir,

who in 2003 were found dead

2:56

ki onlar 2003 yılında ölü bulundular

in Katmai National Park, Alaska.

2:58

Alaska, Katmai Ulusal Parkı'nda.

The couple had been camping in a remote area

3:00

Çift, ıssız bir bölgede kamp yapıyordu,

of a 1.6 million hectare park.

3:02

1,6 milyon hektarlık parkın.

Mr. Treadwell, 46,

3:05

46 yaşındaki Bay Treadwell,

was described as a bear expert

3:06

bir ayı uzmanı olarak tanımlanıyordu,

who often spoke about his adventures with animals

3:08

hayvanlarla olan maceraları hakkında sık sık konuşan

on television and in schools.

3:11

televizyonda ve okullarda.

So his risk of being mauled was higher than most,

3:12

Bu nedenle, parçalanma riski çoğundan daha yüksekti,

as he deliberately put himself in reach of these deadly animals. Kalıp ifadeler

3:15

çünkü kasıtlı olarak kendini bu ölümcül hayvanların erişimine sokuyordu.

Kalıp ifadeler

put himself in reach of: kendisini bir şeyin erişim alanına sokmak

Burada put himself in reach of, hayvanların ona ulaşıp saldırabileceği kadar yakına bilerek gittiği veya orada kaldığı anlamına gelir. Temas edebilecek olanlar hayvanlardır; onların menziline giren kişi ise odur. put + dönüşlülük zamiri + in reach of + isim kalıbı, kişinin kendisini birinin veya bir şeyin fiziksel ya da etkili erişim alanına sokmasını anlatır. Dönüşlülük zamiri özneye göre değişir: I put myself, she put herself, they put themselves.

Alıştırma

Cümleyi put + dönüşlülük zamiri + in reach of kalıbıyla tamamlayın: For safety, Maya never ____ the machine while it is operating.

Cevabı göster

puts herself in reach of

On that fateful day,

3:19

O kader gününde,

Treadwell had been recording with his video recorder,

3:20

Treadwell video kamerasıyla kayıt yapıyordu

and though there was no footage captured,

3:22

ve hiç görüntü yakalanmamış olsa da,

the police were able to piece together the couple's final moments Öbek fiiller

3:24

polis, çiftin son anlarını birleştirebildi

as the audio was running.

3:27

çünkü ses kaydediliyordu.

Öbek fiiller

piece together: dağınık ipuçlarından yeniden oluşturmak

Burada piece together, ayrı kanıt parçalarını birleştirerek daha eksiksiz bir anlatıyı yeniden oluşturmak anlamına gelir. Polis yalnızca ses kaydını toplamadı; bu kaydı çiftin son anlarında ne olduğunu çıkarmak için kullandı. Bu, ayrılabilen bir phrasal verb yapısıdır: piece together the timeline veya piece the timeline together denebilir. Nesne bir zamirse zamir ortaya gelir: piece it together.

Alıştırma

Cümleyi, ayrı ipuçlarından yeniden oluşturmak anlamına gelen iki sözcüklü phrasal verb ile tamamlayın: By comparing the witness statements, detectives could ____ the sequence of events.

Cevabı göster

piece together

The sound only recording ran for a full six minutes.

3:28

Sadece ses içeren kayıt tam altı dakika sürdü.

"They're both screaming,

3:32

"İkisi de çığlık atıyor,

she's telling him to play dead, Kalıp ifadeler

3:33

kadın ona ölü taklidi yapmasını söylüyor,

Kalıp ifadeler

play dead: ölü taklidi yapmak

Play dead ifadesinde play, “eğlenmek” değil, “mış gibi yapmak” veya “rolünü oynamak” anlamına gelir. Bu kalıplaşmış ifade, genellikle hareketsiz ve tepkisiz kalarak kendini ölü gibi göstermek demektir. Bu cümlede acil durum talimatı veriliyor: kadın, tehdide tepki vermek yerine ona ölü gibi görünmesini söylüyor. Play dead ifadesini bir bütün olarak anlayın.

Alıştırma

Cümleyi “ölü taklidi yapmak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: When I give the signal, lie still and ____.

Cevabı göster

play dead

then it changes to fighting back. Öbek fiiller

3:34

sonra karşılık vermeye dönüşüyor.

Öbek fiiller

fighting back: saldırıdan sonra karşı koymak

Fight back, biri veya bir şey size saldırdıktan, sizi eleştirdikten ya da baskı altına aldıktan sonra direnmek veya karşılık vermek demektir. Back, eylemin bir karşılık olduğunu gösterir; “bir yere dönüp kavga etmek” anlamına gelmez. Bu cümlede fighting back yeni stratejinin adıdır. -ing biçimi, changes to ifadesinden sonra isim benzeri bir etkinlik olarak kullanılır: strateji karşılık vermeye dönüşür.

Alıştırma

Cümleyi “saldırıya uğradıktan sonra direnmek” anlamındaki öbek fiilin -ing biçimiyle tamamlayın: When running is no longer possible, the plan changes from hiding to ____.

Cevabı göster

fighting back

He asks her to hit the bear,"

3:36

Erkek kadından ayıya vurmasını istiyor,"

Police Trooper Chris Hill said.

3:37

dedi Eyalet Polisi Chris Hill.

"There's so much noise going on, Dilbilgisi

3:39

"O kadar çok gürültü oluyor ki,

Dilbilgisi

There's so much noise going on: etrafta çok fazla gürültü var

there is/there's + isim + -ing biçimi yapısında isim, ortamda bulunan bir şeyi belirtir; -ing biçimi ise onun şu anda ne yaptığını ya da neyin gerçekleşmekte olduğunu anlatır. Burada ortamda bulunan şey noise, going on ise fiziksel olarak ileri gitmek değil, “gerçekleşmek” anlamındadır. So much, sayılamayan noise ismini niteler ve miktarın büyüklüğünü vurgular: konuşmacının çevresinde çok fazla gürültü vardır. Yapının bütünü, tamamlanmış bir olaydan ziyade sürmekte olan gürültülü bir durumu anlatır.

Alıştırma

Vurgulanan cümleye en uygun yorum hangisidir?

  1. Gürültü fiziksel olarak ileriye doğru hareket ediyor.
  2. Konuşmacı gürültünün devam etmesini istiyor.
  3. Konuşmacının çevresinde çok fazla gürültü var.
Cevabı göster

Konuşmacının çevresinde çok fazla gürültü var.

I don't know what's him and what might be an animal.

3:40

hangisi onun sesi hangisi bir hayvan olabilir bilmiyorum.

It's pretty disturbing.

3:43

Gerçekten rahatsız edici.

I keep hearing it in my mind."

3:44

Zihnimde sürekli o sesi duyuyorum."

When we think about stories of being eaten alive,

3:46

Canlı canlı yenilme hikayelerini düşündüğümüzde,

for most of us, the word shark also comes to mind. Kalıp ifadeler

3:48

çoğumuz için aklımıza köpekbalığı kelimesi de gelir.

Kalıp ifadeler

comes to mind: akla gelmek

Comes to mind, “birinin düşüncelerinde doğal biçimde belirmek” veya “hemen hatırlanmak ya da çağrışım yapmak” anlamına gelir. Burada köpek balığı fikri, canlı canlı yenme hikâyeleriyle yaygın bir çağrışım olarak ortaya çıkar. Düşünülen şey dilbilgisel öznedir: the word shark comes to mind. İfade, bu düşünceyi bilinçli bir problem çözmeyle üretilmiş cevap yerine kendiliğinden oluşan bir çağrışım olarak sunar.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “düşüncelerimde kendiliğinden belirir” anlamındaki deyimle tamamlayın: When someone mentions space travel, Mars immediately ____.

Cevabı göster

comes to mind

The 1975 fictional movie Jaws, Kültür

3:51

1975 yapımı kurgusal film Jaws,

about a great white shark that terrorized and killed

3:53

bir deniz kenarı kasabasında terör estiren ve öldüren büyük beyaz bir köpekbalığı hakkında,

a number of people at a seaside town,

3:56

birçok insanı,

helped to popularize this notion.

3:58

bu düşüncenin popülerleşmesine yardımcı oldu.

Kültür

Medya bağlamı olarak 1975 yapımı kurmaca film Jaws

Vurgulanan bölüm, Jaws'u 1975'te gösterime giren kurmaca bir film olarak tanımlar. Bu bilgi, filmin bilimsel kanıt değil, popüler kültürün bir parçası olduğunu anlamak için gereken bağlamı sağlar. Cümlenin tamamında film, büyük beyaz köpek balıklarının sahil topluluklarına dehşet saçtığı düşüncesinin yayılmasına yardımcı olan bir etken olarak sunulur. İddia, filmin kamuoyu algısı üzerindeki etkisiyle ilgilidir; kurmaca olayların gerçek köpek balığı saldırılarının sıklığını kanıtladığı söylenmez.

Alıştırma

“The 1975 fictional movie Jaws” ifadesi cümlede nasıl bir rol oynuyor?

  1. Kamuoyundaki bir inancın şekillenmesine yardımcı olan kurmaca bir medya eserini belirtir.
  2. Gerçek bir saldırıyı kaydeden bir belgeseli belirtir.
  3. Büyük beyaz köpek balıklarının kasabalara sık sık saldırdığını kanıtlayan bilimsel veriler sunar.
Cevabı göster

Kamuoyundaki bir inancın şekillenmesine yardımcı olan kurmaca bir medya eserini belirtir.

But is there any truth behind the stories?

4:00

Peki hikayelerin arkasında herhangi bir gerçeklik var mı?

It's hard to get exact numbers of shark attacks for

4:02

Köpekbalığı saldırılarının kesin rakamlarını almak zordur

the majority of third-world coastal nations, Kelime

4:04

üçüncü dünya kıyı ülkelerinin çoğu için,

Kelime

third-world ifadesinin kullanım düzeyi ve sınırları

Bu eski kullanımda third-world, daha yoksul veya daha az gelişmiş olduğu düşünülen ülkeleri genel bir biçimde sınıflandırır. Cümlede, köpek balığı saldırılarını bildirme sistemlerinin sınırlı olduğu varsayılan kıyı ülkelerini ifade eder. Bu etiket bildirim kapasitesini, geliri veya gelişmişlik durumunu kesin olarak açıklamaz. Günümüzde çoğu zaman eskimiş duyulur ve küçümseyici gelebilir. Bu nedenle eski materyallerde anlamını bilmek, ancak kendi yazılarınızda daha belirli bir açıklama seçmek gerekir.

Alıştırma

Bu ifadenin güncel bir araştırma raporuna uygun olup olmadığına karar verin: “The study covers third-world coastal nations.”

  1. Uygun değildir; verilerle bağlantılı, belirli ve tarafsız bir açıklama kullanılmalıdır.
  2. Kesin ve tarafsız bir kategori olarak uygundur.
Cevabı göster

Uygun değildir; verilerle bağlantılı, belirli ve tarafsız bir açıklama kullanılmalıdır.

as there is no method in place Kalıp ifadeler

4:06

çünkü yürürlükte bir yöntem yoktur

for reporting suspected shark attacks.

4:08

şüphelenilen köpekbalığı saldırılarını bildirmek için.

Kalıp ifadeler

Kurulmuş ve işleyen bir düzeni anlatan “in place”

Burada in place, bir düzenlemenin kurulmuş ve işlemeye hazır olduğu anlamına gelir. No method in place, şüpheli saldırıları bildirecek bir sistemin henüz kurulmadığını söyler; bir yöntemin fiziksel olarak belli bir yerde bulunmamasından söz etmez. Bu ifade genellikle planları, kuralları, prosedürleri ve güvenlik önlemlerini anlatır. Have a system in place ve put a system in place gibi yapılar, bir düzenlemenin gerçekten uygulamaya konup konmadığına odaklanır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “kurulmuş ve işlemeye hazır” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The clinic has a clear emergency procedure ____.

Cevabı göster

in place

But to look at the U.S. statistics,

4:09

Ancak ABD istatistiklerine bakacak olursak,

a person's chance of getting attacked by a shark Dilbilgisi

4:11

bir kişinin köpekbalığı saldırısına uğrama ihtimali

is one in 11.5 million,

4:14

11,5 milyonda birdir

Dilbilgisi

“chance of getting attacked”: edilgen -ing biçimiyle olasılık

Chance of + bir isim veya -ing biçimi, bir şeyin gerçekleşme olasılığını ifade eder. Bu cümlede one in 11.5 million bu olasılığın sayısal değerini verir. Getting attacked, get ile kurulan bir edilgen yapıdır; kişi saldırıya maruz kalır. Of bir edat olduğu için get, getting biçimine dönüşür; attacked ise geçmiş zaman ortacı olarak kalır. Bu yapı konuşma dilinde doğaldır; being attacked biraz daha tarafsız bir alternatiftir.

Alıştırma

Cümleyi of + attack fiilinin get ile kurulan edilgen biçimiyle tamamlayın: A hiker's chance ____ by a bear is extremely low.

Cevabı göster

of getting attacked

and a person's chance of getting killed by a shark

4:16

ve bir kişinin köpekbalığı tarafından öldürülme ihtimali

is less than one in 264.1 million.

4:18

264,1 milyonda birden daha azdır.

So a very low number indeed.

4:22

Yani gerçekten çok düşük bir sayı.

But when you think of killer sharks,

4:24

Fakat katil köpekbalıklarını düşündüğünüzde,

Australia nearly always comes to mind,

4:25

Avustralya neredeyse her zaman akla gelir

and for good reason. Kalıp ifadeler

4:28

ve bunun haklı bir nedeni vardır.

Kalıp ifadeler

for good reason: sağlam bir gerekçeye işaret etmek

Bu cümlede for good reason, Avustralya'yla kurulan bağlantının güçlü kanıtlarla desteklendiğini belirtir. Good, gerekçenin sağlam ve geçerli olduğunu anlatır; nedenin hoş olduğu anlamına gelmez. Bu ifade, önceki iddiayı doğrular ve ardından gelecek kanıtlara geçiş sağlar. Genel olarak “Bu sonuç anlaşılır veya haklıdır; işte nedeni” demek için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “sağlam bir gerekçeyle” anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The road was closed, and ____: a landslide had blocked both lanes.

Cevabı göster

for good reason

According to Wikipedia,

4:29

Wikipedia'ya göre,

there have been 72 shark attacks that have resulted in death

4:30

ölümle sonuçlanan 72 köpekbalığı saldırısı yaşandı

in the last 45 years,

4:33

son 45 yılda,

compared to 35 in America.

4:34

Amerika'daki 35 vakaya kıyasla.

So how about some real cases?

4:36

Peki ya bazı gerçek vakalar?

The most recent one we could find

4:38

Bulabildiğimiz en son vaka

was neither in Australia or America. Dilbilgisi

4:39

ne Avustralya'da ne de Amerika'daydı.

Dilbilgisi

neither ... or değil, neither ... nor

Cümlenin amaçlanan anlamında iki yer de dışlanır: olay ne Avustralya'da ne de Amerika'dadır. Özenli standart İngilizcede bağıntılı bağlaç çifti neither ... nor şeklindedir; dolayısıyla cümle şöyle olmalıdır: The most recent one we could find was neither in Australia nor America. Altyazıdaki neither ... or iki farklı çifti birbirine karıştırır. Böyle bir karışım gündelik konuşmada görülebilir, ancak öğrenciler iki olumsuz seçeneği bağlarken neither ... nor kullanmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi standart bağıntılı bağlaçla tamamlayın: The keys were neither on the desk ____ in the drawer.

Cevabı göster

nor

There was a man killed only last month

4:42

Sadece geçen ay ölen bir adam vardı,

while swimming in the Red Sea off the coast of Egypt. Kalıp ifadeler

4:44

Mısır kıyılarındaki Kızıldeniz'de yüzerken.

Kalıp ifadeler

off the coast of Egypt: Mısır kıyılarının açığında

Off the coast of Egypt, etkinliğin karada veya plajda değil, Mısır kıyılarına yakın denizde gerçekleştiğini belirtir. Buradaki off, kıyıdan uzakta ve deniz tarafında anlamına gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp off the coast of + yer şeklindedir. Genel bir açık deniz konumu verir; tek başına karaya olan kesin mesafeyi belirtmez.

Alıştırma

Bir kurtarma teknesi İspanya yakınlarında denizde, karada değil. Hangi cümle konumunu doğru biçimde anlatır?

  1. The rescue boat is across the coast of Spain.
  2. The rescue boat is on the coast of Spain.
  3. The rescue boat is off the coast of Spain.
Cevabı göster

The rescue boat is off the coast of Spain.

The area is a popular tourist destination,

4:46

Bölge popüler bir turizm merkezidir

and according to news site The Daily Star,

4:49

ve haber sitesi The Daily Star'a göre,

holidaymakers have been warned Kelime

4:51

tatilciler uyarıldı

that swimming in deep waters can increase the risk of attack.

4:52

derin sularda yüzmenin saldırı riskini artırabileceği konusunda.

Kelime

holidaymakers: başlıca İngiliz İngilizcesine ait bir sözcük

Holidaymakers, holidaymaker sözcüğünün çoğuludur. Başlıca İngiliz İngilizcesinde, genellikle dinlenme amacıyla evinden uzakta tatil yapan insanları ifade eder. Bu cümlede tatil bölgesindeki ziyaretçileri anlatır. Sözcük holiday ve maker parçalarını birleştirir, ancak tatil yapan veya üreten kişi anlamına gelmez. Amerikan İngilizcesindeki vacationers sözcüğüne benzeyen bölgesel bir adlandırmadır ve genel travelers sözcüğünden daha dar anlamlıdır.

Alıştırma

Bir İngiliz seyahat haberinde deniz kenarındaki bir tatil merkezinde tatil yapan kişiler için en doğal sözcük hangisidir?

  1. commuters
  2. travel agents
  3. holidaymakers
Cevabı göster

holidaymakers

The remains of the tourist, Kelime

4:56

Turistin kalıntıları,

who was thought to be Czech, Dilbilgisi

4:57

Çek olduğu düşünülen,

Dilbilgisi

doğrulanmamış bir kimlik için was thought to be

Was thought to be edilgen bir aktarma yapısıdır: özne + be fiilinin uygun biçimi + thought + to be + bir tanımlama. Burada Çek uyruğu, doğrulanmış bir gerçek olarak değil, insanların eldeki bilgilere dayanarak inandığı bir bilgi olarak sunulur. Bunu kimin düşündüğü veya kaynağın ne olduğu belirtilmez; bu, haber dilinde yaygındır. Düşünen kişi özne değildir; değerlendirmeyi başka kişiler yapar.

Alıştırma

Raporu think fiilinin basit geçmiş zamandaki edilgen aktarma yapısıyla tamamlayın: The animal ____ an escaped pet.

Cevabı göster

was thought to be

were found on Marsa Alam Beach.

4:59

Marsa Alam Plajı'nda bulundu.

Kelime

ölü bedeni ifade eden çoğul isim remains

Bu haberde remains, ölen bir kişinin bedeni, kemikleri veya diğer fiziksel parçaları anlamına gelen çoğul bir isimdir. Bir beden bulunduğunda veya kimliği belirlendiğinde haber, polis ve adli tıp dilinde sıkça kullanılır. Bu isim dil bilgisi bakımından çoğul kabul edilir, bu nedenle çoğul bir fiille kullanılır: the remains were found. Burada “olmaya devam eder” veya “aynı durumda kalır” anlamındaki remains fiili olarak yorumlanmamalıdır.

Alıştırma

“The remains were discovered near the trail,” cümlesinde remains ne anlama gelir?

  1. Bir yolculuktan sonra geride bırakılan eşyalar
  2. Aynı durumda kalmaya devam eder
  3. Ölen kişinin bedeni veya kemikleri
Cevabı göster

Ölen kişinin bedeni veya kemikleri

The chairman general of Marsa Alam City Council,

5:01

Marsa Alam Kent Konseyi Genel Başkanı

Atef Wagdy,

5:03

Atef Wagdy,

explained that the environment ministry

5:04

çevre bakanlığının açıkladı

has set up a committee to investigate the death Öbek fiiller

5:07

ölümü araştırmak için bir komite kurduğunu

Öbek fiiller

Set up a committee: resmî bir komite kurmak

Bu cümlede set up, “kurmak” veya “çalışmaya başlayabilmesi için organize etmek” anlamına gelir. a committee nesnesi, bir şeyi fiziksel olarak dik konuma getirmeyi değil, resmî bir grup oluşturmayı ifade ettiğini gösterir. Organizasyonlar, sistemler, hesaplar ve düzenlemelerle kullanıldığında set up çoğu zaman bir şeyi oluşturma ve çalışmaya hazır hâle getirme fikirlerini birlikte taşır.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “kurmak” anlamına gelen iki sözcüklü fiil öbeğiyle tamamlayın: After the safety review, the company decided to ____ a committee to monitor workplace risks.

Cevabı göster

set up

and the Health Ministry was handing over the body Öbek fiiller

5:09

ve Sağlık Bakanlığı'nın cesedi teslim etmekte olduğunu

to the Czech Republic Embassy.

5:11

Çek Cumhuriyeti Büyükelçiliğine.

Öbek fiiller

Handing over the body: cenazeyi resmî olarak teslim etmek

Burada handing over, mülkiyetin veya sorumluluğun bir yetkili kurumdan diğerine resmî olarak devredilmesi anlamına gelir. Sağlık Bakanlığı devreden taraf, cenaze devredilen şey, büyükelçilik ise teslim alan taraftır. Hand over; gözetim, kontrol, belgeler, mülk veya görevler yeni bir kişiye ya da kuruluşa geçtiğinde sıkça kullanılır. Genel give fiiline göre daha bilinçli ve resmî bir devri ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “resmî olarak devretmek” anlamına gelen iki sözcüklü fiil öbeğiyle tamamlayın: At the end of her shift, Maya had to ____ control of the system to the night supervisor.

Cevabı göster

hand over

"There is no problem in diving,"

5:13

"Dalışta hiçbir sorun yok," dedi

said Mr. Wagdy,

5:14

Bay Wagdy,

but he also explained that swimming on the surface of deep water

5:16

ancak aynı zamanda derin suyun yüzeyinde yüzmenin

can be dangerous and make people prone to attack. Kalıp ifadeler

5:19

tehlikeli olabileceğini ve insanları saldırıya açık hale getirebileceğini de açıkladı.

Kalıp ifadeler

prone to attack: prone to + isim veya -ing biçimi

Bu cümlede prone to attack, insanların bir saldırıya uğrama olasılığının daha yüksek veya saldırıya karşı daha savunmasız olduğu anlamına gelir. Attack burada isimdir; insanların yaptığı bir eylemi anlatmaz. Prone bir sıfattır ve ardından gelen to bir edattır. İstenmeyen bir risk veya eğilimi anlatmak için prone to + isim ya da prone to + -ing biçimi kullanılır: prone to illness; prone to making errors.

Alıştırma

Cümleyi prone ve make fiilini kullanarak tamamlayın: When they are tired, people are ____ mistakes.

Cevabı göster

prone to making

Another case we found of being eaten alive

5:22

Canlı canlı yenmeyle ilgili bulduğumuz bir diğer vaka ise

is the shocking story of Frank Czerwin,

5:24

Frank Czerwin'in şoke edici hikayesidir,

a 56-year-old German homeless man

5:26

56 yaşındaki evsiz bir Alman adam,

who was living under a bridge in Mallorca.

5:28

Mallorca'da bir köprünün altında yaşıyordu.

He was found trying to crawl out from under the bridge

5:30

Köprünün altından dışarı sürünmeye çalışırken bulundu

and doctors discovered he had been covered in rat bites

5:33

ve doktorlar onun fare ısırıklarıyla kaplı olduğunu

and that he had been partially eaten.

5:35

ve kısmen yenmiş olduğunu keşfettiler.

"It looked like he had been trying to defend himself

5:37

"Sanki kendini savunmaya çalışıyormuş gibi görünüyordu

when the rats took hold." Kalıp ifadeler

5:39

fareler sardığında."

Kalıp ifadeler

took hold: geçişsiz take hold

Burada took hold, take hold ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Nesne almaz ve farelerin sıkıca tutunduğunu, dolayısıyla saldırının artık başlamış olduğunu anlatır. Bu geçişsiz ifade mecaz anlamda da kullanılabilir: korku, ateş, bir fikir veya bir eğilim takes hold olduğunda yerleşmeye ve güçlü bir etki göstermeye başlar.

Alıştırma

Hangi cümle take hold ifadesini nesnesiz olarak yerleşmek ve etkili hâle gelmek anlamında kullanır?

  1. Once the rumor took hold, it was difficult to correct.
  2. She took hold of the rope before climbing.
  3. Please hold on while I check the schedule.
Cevabı göster

Once the rumor took hold, it was difficult to correct.

He was taken to the hospital,

5:40

Hastaneye kaldırıldı

but died from organ failure.

5:42

ama organ yetmezliğinden öldü.

This article was published in the International Business Times in 2013,

5:43

Bu makale 2013 yılında International Business Times'ta yayınlandı,

but we also found a few counterarguments on Quora

5:47

ancak Quora'da birkaç karşı görüş de bulduk

claiming that the story may be exaggerated.

5:50

hikayenin abartılmış olabileceğini iddia eden.

So it's hard to know how much the rats were responsible Dilbilgisi

5:52

Bu nedenle farelerin ne kadar sorumlu olduğunu

or whether the living conditions also added

5:54

veya yaşam koşullarının da etkili olup olmadığını bilmek zordur

to Herman's unfortunate end.

5:57

Herman'ın talihsiz sonuna.

Dilbilgisi

Paralel dolaylı sorularda how much ... or whether

it's hard to know ifadesinden sonra gelen how much the rats were responsible ve whether the living conditions also added to the outcome, birbirine bağlanmış iki dolaylı soru içeriğidir. How much sorumluluğun derecesini sorar; whether ise ek bir nedenin bulunup bulunmadığını evet-hayır düzeyinde sorgular. Or iki ismi değil, belirsizlik bildiren iki tam kolu birbirine bağlar. Her iki kol da daha büyük bir bildirme cümlesinin içine yerleştirildiği için düz cümle sırasını korur: the rats were kullanılır, were the rats kullanılmaz; the living conditions also added kullanılır, did the living conditions also add kullanılmaz. Bu yapı, farklı belirsizlik türlerini know, wonder veya be unsure gibi tek bir çerçeve altında birleştirmeyi sağlar.

Alıştırma

We cannot tell ifadesinden sonra derece sorusunu ve alternatif bir evet-hayır sorusunu doğru biçimde birleştiren cümle hangisidir?

  1. We cannot tell how much the driver contributed to the crash or whether poor road design also played a part.
  2. We cannot tell how much did the driver contribute to the crash or did poor road design also play a part.
  3. We cannot tell whether how much the driver contributed to the crash or poor road design also played a part.
Cevabı göster

We cannot tell how much the driver contributed to the crash or whether poor road design also played a part.

Whatever the truth, Anlatım akışı

5:58

Gerçek ne olursa olsun,

Anlatım akışı

Ödünleyici geçiş ifadesi olarak Whatever the truth

'Whatever the truth', 'gerçek ne olursa olsun' veya 'hangi anlatım doğru olursa olsun' anlamına gelen kısaltılmış bir ödünleme ifadesidir. Önceki kanıtların ne olduğunu kesinleştirmediğini kabul eder. Geçiş ifadesi olarak bu belirsizlik tartışmasını kapatır ve makul anlatımların tamamında geçerli olması gereken bir yargıya yönelir. Konuşmacı gerçeğin önemsiz olduğunu söylemez; sonraki yargının, anlaşmazlık önce çözülmeden de geçerli olduğunu belirtir.

Alıştırma

Bir elektrik kesintisinin nedeni tartışmalıdır. Hangi devam cümlesi Whatever the truth ifadesini doğal biçimde kullanır?

  1. Whatever the truth, did the storm cause the outage?
  2. Whatever the truth, the company must improve its emergency response.
  3. Whatever the truth, the storm definitely caused the outage.
Cevabı göster

Whatever the truth, the company must improve its emergency response.

the last thing you would want is rats gnawing at your body Dilbilgisi

5:59

isteyeceğiniz en son şey farelerin vücudunuzu kemirmesidir

when you are close to death.

6:01

ölüme yakın olduğunuzda.

Dilbilgisi

the last thing you would want is ...: en son isteyeceğin şey...

Bu kalıpta the last thing you would want, zaman bakımından son şeyi değil, tercih sıralamasında en istenmeyen şeyi anlatır. is'ten sonra gelen bölüm, konuşanın kesinlikle gerçekleşmesini istemediği durumu belirtir. the last thing + özne + would want + is ... kalıbını bir uyarıyı veya olası sonucu özellikle kötü bir şey olarak göstermek için kullanabilirsin. Would, tercihi varsayımsal bir duruma yerleştirdiği için bu kalıp risklerden söz ederken kullanışlıdır.

Alıştırma

Örnekteki altı kelimelik ifadeyi kullanarak ve would sözcüğünü koruyarak uyarıyı tamamla: During an online exam, ____ is for your internet connection to fail.

Cevabı göster

the last thing you would want

So we've covered snakes,

6:03

Böylece yılanları ele aldık,

bears, sharks, and even rats.

6:04

ayılar, köpekbalıkları ve hatta fareleri.

What else have people known to be eaten alive by?

6:06

İnsanların canlı canlı yenildiği bilinen başka ne var?

We also found the story of Rebecca Zeni,

6:09

Rebecca Zeni'nin hikayesini de bulduk,

a former model who died in 2015 Kelime

6:11

2015 yılında ölen eski bir model,

Kelime

former model: eskiden modellik yapmış kişi

Former bir mesleğin veya kimliğin önüne geldiğinde kişinin geçmişte o role sahip olduğunu, ancak artık sahip olmadığını anlatır. A former model, geçmişte modellik yapmış kişidir. Former ölmüş demek değildir. Örnekte ölüm bilgisi who died in 2015 ile ayrıca verilir; former yalnızca mesleğin değiştiğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle Lena'nın eskiden model olduğunu, ancak şu anda hayatta olup olmadığını belirtmeden anlatır?

  1. Lena is a current model.
  2. Lena is a former model.
  3. Lena is the late model mentioned in the article.
Cevabı göster

Lena is a former model.

at age 93 at her Georgia nursing home.

6:13

Georgia'daki huzurevinde 93 yaşında.

An autopsy report revealed she had died from scabies

6:15

Bir otopsi raporu, uyuz hastalığından öldüğünü ortaya koydu

during her stay there.

6:19

orada kaldığı süre boyunca.

What are scabies, I hear you asking? Dilbilgisi

6:20

Uyuz nedir diye sorduğunuzu duyar gibiyim?

Scabies is not an infection, but an infestation, Kelime

6:21

Uyuz bir enfeksiyon değil, bir istiladır,

Dilbilgisi

Scabies tekil fiil alır: What is scabies?

Standart İngilizcede scabies bir hastalığın adıdır ve -s ile bitmesine rağmen dil bilgisi açısından tekil kabul edilir. Bu nedenle vurgulanan What are scabies? standart değildir; olağan soru What is scabies? şeklindedir. Ardından gelen Scabies is ifadesi de tekil uyumu doğrular. Genel olarak, yalnızca sondaki -s harfine bakarak bir sözcüğün çoğul olduğuna karar vermeyin: bazı hastalık adları ve -s ile biten başka isimler tekil fiil alır.

Alıştırma

Standart soruyu tamamlayın: What ____ scabies?

Cevabı göster

is

Kelime

not an infection, but an infestation: bir sınıflandırmayı düzeltmek

not A but B kalıbı ilk etiketi reddeder ve onun yerine ikincisini koyar. Burada konuşmacı kesin bir sınıflandırma yapmaktadır: uyuz bir infection değil, infestation durumudur. Genellikle infection, mikroorganizmaların vücut dokularına girip çoğalmasını; infestation ise parazitlerin veya zararlıların bir konakta ya da yerde yerleşmesini anlatır. Terimler uzmanlık alanına göre değişebilir, ancak uyuz geleneksel olarak akarların yol açtığı bir infestation olarak tanımlanır.

Alıştırma

Ahşap bir binaya zarar veren termitleri hangi cümle doğru tanımlar?

  1. The building has an infestation, not an infection.
  2. Infection and infestation mean the same thing here.
  3. The building has an infection, not an infestation.
Cevabı göster

The building has an infestation, not an infection.

tiny mites that make their home in the outer layers of human skin. Deyimler

6:24

insan derisinin dış katmanlarını yuva edinen minik akarlar.

Deyimler

make their home in: bir yeri uzun süreli yaşam alanı edinmek

Bu cümlede make their home in, “bir yerde yaşamak ve oraya yerleşmek” anlamına gelir. Their, tiny mites ifadesine gönderme yapar; söz konusu yer ise insan derisinin dış katmanlarıdır. Bu ifade, bir yerde yaşamayı orayı yuva edinme şeklinde betimler. Kısa süreli bir ziyaretten çok kalıcı bir yaşam alanını anlatır; akarların gerçekten bir ev inşa ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “bir yerde yaşamak ve oraya yerleşmek” anlamındaki dört sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: These tiny insects ____ the cracks inside old wooden walls.

Cevabı göster

make their home in

According to the Centers for Disease Control and Prevention,

6:28

Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'ne göre,

the microscopic scabies mite burrow into the upper layer of the skin

6:30

mikroskobik uyuz akarı derinin üst katmanına tünel kazar

where it lives and lays its eggs.

6:34

orada yaşar ve yumurtalarını bırakır.

Each female mite can lay between 10 and 25 eggs,

6:36

Her dişi akar 10 ila 25 yumurta bırakabilir,

so once you are infested, Dilbilgisi

6:39

bu yüzden bir kez istilaya uğradığınızda,

Dilbilgisi

gelecekteki bir sonucu tetiklemek için once + present simple

Burada once, hem zaman hem de koşul anlamı taşıyan bir yan cümle başlatır: “istilaya uğramış olma durumu gerçekleşir gerçekleşmez” veya “o andan itibaren” anlamına gelir. Ardından gelen ana cümle, bu tetikleyiciden sonra beklenen sonucu verir; bu bağlamda akarlar hızla yayılır. Gelecekteki veya genel bir sonuç için İngilizcede once yan cümlesinde normalde present simple kullanılır: once you are infested denir, once you will be infested denmez. Gelecek anlamı once ve ana cümleden gelir.

Alıştırma

Once yan cümlesini be fiilinin doğru şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: Once the report ____ ready, we will publish the findings.

Cevabı göster

is

these creepy crawlies can spread rapidly. Kelime

6:41

bu ürpertici böcekler hızla yayılabilir.

Kelime

these creepy crawlies: ürkütücü küçük canlılar

Bu cümlede these creepy crawlies, insanların rahatsız edici veya ürkütücü bulduğu böcek, örümcek ya da akar gibi küçük canlılar için kullanılan, çoğul ve gündelik bir isim öbeğidir. Burada özellikle uyuza yol açan küçük akarları ifade eder; bilimsel bir sınıflandırma değildir. These işaret sözcüğü, daha önce konuşulan canlılara gönderme yapar. Bu şakacı ifade biyolojik bir grubu belirlemek yerine tiksinti veya mizah katar; dolayısıyla tam olarak hangi canlıların kastedildiğini bağlam gösterir.

Alıştırma

Creepy crawlies ifadesini en doğal kullanan cümle hangisidir?

  1. All creepy crawlies belong to the biological class Insecta.
  2. I found some creepy crawlies under the old flowerpot.
  3. The pathology report identified creepy crawlies as the causative organisms.
Cevabı göster

I found some creepy crawlies under the old flowerpot.

The official report stated that Zeni's cause of death Kalıp ifadeler

6:43

Resmi rapor, Zeni'nin ölüm nedeninin

was septicemia due to crusted scabies.

6:45

kabuklu uyuza bağlı septisemi olduğunu belirtti.

Kalıp ifadeler

cause of death ... due to ...: resmî neden ve ilişkilendirme kalıbı

Resmî raporlarda kullanılan cause of death was X due to Y kalıbında X ölüme neden olan durumu, due to Y ise X'e yol açan durumu veya süreci belirtir. Burada septisemi ölüm nedeni olarak, kabuklu uyuz ise septisemiye yol açtığı belirtilen altta yatan neden olarak sunulur. Nedensellik sırasını koruyun: ölüm ← septisemi ← kabuklu uyuz. Due to bir son tarihi değil, nedeni belirtir. Aynı bilgi düzeni The failure was due to corrosion. gibi başka resmî açıklamalarda da kullanılabilir.

Alıştırma

Resmî raporu iki hedef ifadeyle tamamlayın: The investigator stated that the ____ was smoke inhalation ____ the apartment fire.

Cevabı göster

cause of death · due to

Not a pleasant way to die,

6:47

Ölmek için hoş bir yol değil

and we couldn't find any other cases of death by scabies,

6:49

ve uyuzdan başka ölüm vakası bulamadık,

so a rare way for life to end.

6:52

yani hayatın sona ermesi için nadir bir yol.

So, do you know any other stories of people being eaten alive?

6:54

Peki, insanların canlı canlı yendiği başka hikayeler biliyor musunuz?

Let us know in the comments.

6:57

Yorumlarda bize bildirin.

Also, be sure to check out our other video,

6:58

Ayrıca diğer videomuzu da mutlaka izleyin,

Do This If You Are Attacked By A Lion.

7:00

Bir Aslanın Saldırısına Uğrarsanız Bunu Yapın.

Thanks for watching,

7:02

İzlediğiniz için teşekkürler,

and as always,

7:03

ve her zaman olduğu gibi,

don't forget to like, share, and subscribe.

7:04

beğenmeyi, paylaşmayı ve abone olmayı unutmayın.

See you next time.

7:06

Gelecek sefer görüşmek üzere.