İnsanların Canlı Canlı Yenildiği Korkunç Olaylar: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Bölüm piton, ayı, köpek balığı, sıçan ve akar vakalarını inceliyor, riskleri karşılaştırıyor ve belirsiz nedenleri belirtiyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Deyimsel fiil came across ile ararken kanıt, nesne veya kişiyi tesadüfen bulmayı anlayın; bu karşıya geçmek değildir ve keşif anlatılarında kullanılır. 2. Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi konusu grizzly ile grizzly bears geçişindeki ses oyununu görün, sözcüğü korkunç anlamındaki grisly ile ayırın ve ayı sıfatını eş anlamlı gibi kullanmayın. 3. Dil bilgisi ve cümle kalıbı was thought to be ile belirsiz kimlik için edilgen aktarımı tanıyın, çıkarımı doğrulanmış olgudan ayırın ve temkinli rapor yazın.
Bu derste
There are literally hundreds of ways your life can come to an end. Kalıp ifadeler
0:00Hayatınızın sona ermesinin kelimenin tam anlamıyla yüzlerce yolu vardır.
come to an end: bir şeyin sona ermesi
come to an end yapısında biten şey öznedir. İfade, “bir şeyin durduğu veya bittiği noktaya ulaşmak” anlamına gelir; fiziksel bir bitiş noktasına doğru hareket etmeyi anlatmaz. Burada özne your life olduğu için can come to an end dolaylı olarak “ölümle sonlanabilir” veya “ölebilirsiniz” anlamına gelir. Bu kullanım die fiilinden daha az serttir ve ölümü bir yaşamın sona ermesi olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi, geçmiş zaman bağlamına uyan dört sözcüklük come to an end biçimiyle tamamlayın: After twenty successful seasons, the television series finally ____.
Cevabı göster
came to an end
or maybe dying in your sleep, to mention a few. Kalıp ifadeler
0:05veya uykuda ölmek gibi, sadece birkaçından bahsetmek gerekirse.
to mention a few: eksik bir listeyi belirtmek
To mention a few, cümlenin sonunda kullanılan bir sıralama ifadesidir. Dinleyiciye önceki maddelerin daha geniş bir olası kümeden seçilmiş yalnızca birkaç örnek olduğunu, dolayısıyla listenin bilinçli olarak eksik bırakıldığını anlatır. Buradaki few, seçilen örneklerin sayısını belirtir. İfade, her maddeden yalnızca kısaca söz edildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi listenin eksik olduğunu gösteren dört sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The workshop covers planning, budgeting, and hiring, ____.
Cevabı göster
to mention a few
Most of us try to avoid thinking about it,
0:07Çoğumuz bunun hakkında düşünmekten kaçınmaya çalışırız,
However we meet our death: “nasıl olursa olsun” anlamındaki however
Burada however, ödünleme anlamı taşıyan bir yan cümleyi başlatır ve “hangi şekilde olursa olsun” ya da “nasıl olursa olsun” demektir. Yan cümle ölüm biçimini açık bırakır; her şekilde gerçekleşebilir. Bu kullanım, cümleleri bağlayıp “ama” veya “ancak” anlamına gelen however değildir. Yapı however + özne + fiil şeklindedir ve ardından ana düşünce gelir. Meet our death, “ölmek” demenin resmî bir yoludur.
Alıştırma
“However the plan changes, we will stay in touch,” cümlesinde however ne anlama gelir?
- Ama plan değişiyor
- Plan nasıl değişirse değişsin
- Plan değiştiği için
Cevabı göster
Plan nasıl değişirse değişsin
and today we're going to explore one of the worst ways
0:16ve bugün en kötü yollardan birini keşfedeceğiz
Land of the living: yaşayanların dünyasını anlatan mecazi ifade
The land of the living, hayatta olan insanların dünyasına verilen mecazi bir addır. Daha uzun olan exit the land of the living ifadesinde exit, gerçek bir yerden ayrılmak değil, “ölmek” anlamına gelir. Bu imge, ölümden dolaylı ve canlı bir şekilde söz edilmesini sağlar. Burada kasvetli bir konu, doğrudan die demek yerine daha hayal gücü yüksek bir yolla sunulur.
Alıştırma
“After the rescue, Mina was glad to still be in the land of the living,” cümlesindeki son ifade ne anlama gelir?
- Hâlâ hayattaydı.
- Dışarıdaydı.
- Ülkesine geri dönmüştü.
Cevabı göster
Hâlâ hayattaydı.
Welcome to this episode of the Infographics Show,
0:20The Infographics Show'un bu bölümüne hoş geldiniz,
have been eaten alive: durum tamamlayıcılı edilgen present perfect
Have been eaten, have been + geçmiş zaman ortacı yapısındaki edilgen present perfect biçimidir. İnsanları yeme eyleminden etkilenen taraf olarak gösterir ve tamamlanmış olayı şu anda konuşulan konuyla ilişkilendirir. Alive, insanların durumunu açıklayan bir durum tamamlayıcısıdır. Yeme eylemi gerçekleşirken hâlâ hayatta olduklarını belirtir; yiyeceğin nasıl yendiğini anlatmaz. Who, çoğul people adına gönderme yaptığı için yardımcı fiil has değil have olur.
Alıştırma
Cümleyi eat fiilinin edilgen present perfect biçimi ve alive durum tamamlayıcısıyla tamamlayın: Several insects ____ by frogs.
Cevabı göster
have been eaten alive
there is one story that comes up in Google searches Öbek fiiller
0:26Google aramalarında ortaya çıkan bir hikaye vardır
comes up: arama sonuçlarında görünmek
Arama bağlamında comes up, bir şeyin sonuçlarda görünmesi veya gösterilmesi demektir. Hikâye birine doğru hareket etmez; bu phrasal verb, bir arama sonucunun görünür hâle gelmesini anlatır. That comes up in Google searches ilgi cümleciği, konuşanın hangi hikâyeyi kastettiğini belirtir. Özne one story tekil olduğu için comes sözcüğü -s alır.
Alıştırma
Hangi cümle bir arama sonucunun göründüğünü doğal biçimde ifade eder?
- I come up one old interview when I search her name.
- One old interview looks up when I search her name.
- One old interview comes up when I search her name.
Cevabı göster
One old interview comes up when I search her name.
swallowed whole: çiğnemeden veya bölmeden bütün hâlde yutulmuş
was killed and swallowed whole ifadesinde swallowed edilgen yapıdadır ve whole, kadının yutulurken içinde bulunduğu durumu anlatır: bedeni çiğnenmeden veya parçalara ayrılmadan, bölünmemiş tek bir nesne olarak yutulmuştur. Tekrar kullanılabilen kalıp, etken yapıda swallow + nesne + whole; edilgen yapıda ise nesne + be swallowed whole biçimindedir. Buradaki whole, nesnenin durumunu tamamlayan bir ögedir; pitonu tanımlamaz.
Alıştırma
Cümleyi ‘çiğnenmeden veya parçalara ayrılmadan’ anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The small tablet was ____.
Cevabı göster
swallowed whole
Wa Tiba went missing while checking on her vegetable garden
0:42Wa Tiba, sebze bahçesini kontrol ederken kayboldu,
on Muna Island in the Sulawesi province of Indonesia.
0:45Endonezya'nın Sulawesi eyaletindeki Muna Adası'nda.
It's hard to know for sure how she spent her final moments, Kalıp ifadeler
0:49Son anlarını nasıl geçirdiğini kesin olarak bilmek zor,
It's hard to know for sure: kanıta dayalı belirsizliği belirtmek
It's hard to know for sure, ihtiyatlı bir tutum belirten kalıptır: konuşan kişi, eldeki kanıtların kesin bir cevabı desteklemediğini söyler. Bu ifade, bunun bilinmesi imkânsız iddiasını kesin bir sonuca varmak zordur düzeyine yumuşatır. Ardından gelen wh- veya whether yan cümlesi neyin belirsiz olduğunu belirtir. how she spent her final moments yapısında how sonrasında dolaylı soru cümlesinin normal söz dizimi kullanılır; soru devrikliği yapılmaz.
Alıştırma
Kanıtlar eksik. Cümleyi hedef ihtiyat kalıbıyla tamamlayın: From these records, ____ who approved the payment.
Cevabı göster
it's hard to know for sure
searched high and low: her yerde aramak
“Search high and low”, her yerde ya da çok kapsamlı biçimde aramak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede yerel halkın geniş çaplı ve kararlı bir arama yaptığı anlatılır; yalnızca yüksek ve alçak yerleri kelimesi kelimesine aradıkları anlamına gelmez. Kalıp search high and low for someone or something şeklindedir. Aranan kişi veya şey bağlamdan belliyse nesne söylenmeyebilir.
Alıştırma
“Her yerde aradık” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: We ____ for the missing keys before checking the car.
Cevabı göster
searched high and low
until eventually they came across her sandals and machete. Öbek fiiller
0:53ta ki sonunda onun sandaletlerine ve palasına rastlayana kadar.
came across: tesadüfen bulmak
“Came across”, come across fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada bir şeyi tesadüfen bulmak veya birine rastlamak anlamına gelir. Arama bilinçliydi, ancak bu buluş beklenmedik bir olay olarak sunuluyor. Kalıp come across + kişi, nesne veya bilgi şeklindedir. Burada across öbek fiilin bir parçasıdır; bir taraftan diğerine hareket etmeyi anlatmaz.
Alıştırma
“Tesadüfen bulmak” anlamındaki öbek fiilin geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: While cleaning the attic, I ____ an old photograph.
Cevabı göster
came across
It was then they spotted a giant python Anlatım akışı
0:57İşte o zaman dev bir pitonu fark ettiler,
It was then (that) ... ile anlatıdaki zamanı odaklama
It was then they spotted ... ifadesinde it, belirli bir şeye gönderme yapmaz; zamanı vurgulayan bir yapının parçasıdır. Daha eksiksiz kalıp It was then that they spotted ... şeklindedir ve altyazıda that düşürülmüştür. it, daha önce sözü edilen bir nesneyi göstermez. Bu yapı then sözcüğünü odağa taşıyarak tam o anı anlatının dönüm noktası olarak işaretler. Sade Then they spotted ... yapısına kıyasla keşfe daha fazla ağırlık verir ve olayların bilinçli biçimde kurgulandığı hissini yaratır.
Alıştırma
Hangi cümle belirli bir anı anlatının dönüm noktası olarak en açık biçimde işaretler?
- Then the backup generator failed.
- It was then that the backup generator failed.
- The backup generator had failed before then.
Cevabı göster
It was then that the backup generator failed.
Local police chief Hamka told news outlet AFP,
1:01Yerel polis şefi Hamka, haber ajansı AFP'ye şunları söyledi:
"Residents were suspicious the snake swallowed the victim,
1:05"Sakinler yılanın kurbanı yuttuğundan şüphelendi,
showing the woman's body being cut out of the snake's belly
1:16kadının cesedinin yılanın karnından kesilerek çıkarıldığını gösteren,
and what makes it even more so is that it's not the first. Dilbilgisi
1:21ve onu daha da öyle yapan şey, bunun ilk olmaması.
what makes it even more so is that ... kalıbı
what makes it even more so is that ... yapısında what ile başlayan cümleciğin tamamı öznedir. Anlamı “X’i az önce sözü edilen özellik bakımından daha da öyle yapan şey”dir. Ardından gelen that cümleciği nedeni açıklar. Burada it daha önce konuşulan hikâyeye, so ise önceki frightening sıfatına gönderme yapar. So, sıfatın tekrarını önleyen bir ikame sözcüktür; “bu nedenle” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp What makes X even more so is that + neden şeklindedir.
Alıştırma
Gecikme zaten sinir bozucuydu. Hangi devam cümlesi so sözcüğünü frustrating yerine doğru şekilde kullanıp durumun neden daha kötü hâle geldiğini açıklar?
- What made it even more frustrating remained unclear.
- So nobody could explain why it became worse.
- What made it even more so was that nobody could explain it.
Cevabı göster
What made it even more so was that nobody could explain it.
where people have been eaten and swallowed alive by monster pythons,
1:26insanların dev pitonlar tarafından canlı canlı yenilip yutulduğu
and Indonesia looks to be a hotspot for the activity. Kelime
1:29ve Endonezya bu faaliyet için bir sıcak nokta gibi görünüyor.
a hotspot for: bir faaliyetin yoğunlaştığı bölge
Burada hotspot, belirli bir faaliyet türünün alışılmadık derecede sık gerçekleştiği veya yoğunlaştığı bir yerdir. a hotspot for + isim kalıbı, o yerde yoğunlaşan faaliyeti ya da sorunu belirtir. Bu cümlede Endonezya, söz konusu faaliyetle ilgili çok sayıda olayın görüldüğü bir bölge gibi sunuluyor. Hotspot burada fiziksel olarak sıcak bir yer anlamına gelmez ve bağlam bir Wi-Fi erişim noktasından da söz etmez.
Alıştırma
İngilizce “The port is a hotspot for illegal fishing,” cümlesindeki “a hotspot for illegal fishing” ne anlama gelir?
- Yasa dışı balıkçılığın alışılmadık ölçüde yoğunlaştığı bir yer
- Havanın alışılmadık derecede sıcak olduğu bir yer
- Balıkçı teknelerine Wi-Fi sunan bir yer
Cevabı göster
Yasa dışı balıkçılığın alışılmadık ölçüde yoğunlaştığı bir yer
According to a 2015 article in National Geographic Magazine,
1:32National Geographic Dergisi'ndeki 2015 tarihli bir makaleye göre,
was also cut from the guts of a 23-foot long snake.
1:43aynı zamanda 23 fit uzunluğundaki bir yılanın bağırsaklarından kesilerek çıkarıldı.
as large as: eşit büyüklüğü karşılaştırma
as + sıfat + as kalıbı, iki şeyi aynı derecede karşılaştırır. something as large as a fully grown man ifadesinde something tanımlanan öge, large ölçülen özellik, a fully grown man ise karşılaştırma ölçütüdür. Soru, yutulan şeyin yetişkin bir erkeğin boyutuna ulaşabildiğini vurgular. Bu kalıp yalnızca be fiilinden sonra değil, something as large as a man örneğindeki gibi bir isim öbeğinin içinde de kullanılabilir.
Alıştırma
large sözcüğünü as ... as eşitlik kalıbında kullanarak cümleyi tamamlayın: The new monitor is ____ the old one.
Cevabı göster
as large as
growing over 20 feet long and weighing more than 100 pounds.
1:5220 fitten fazla uzuyor ve 100 pound'dan fazla ağırlığa ulaşıyor.
Have a hold of: sıkıca yakalayıp kontrol etme
Have a hold of, yerleşmiş bir durumu anlatır: özne, of'tan sonra gelen kişiyi ya da şeyi zaten sıkıca yakalamıştır ve onu kontrol edebilir. Burada yılanlar bir kişiyi fiziksel olarak yakalamış ve hareketlerini kısıtlayabilir durumdadır. Yapı have/has/had a hold of + isim veya zamirdir. Fear had a hold of him. örneğinde olduğu gibi, bir şeyin güçlü bir kontrol ya da etki kurmasını anlatan mecazlı bir kullanım da olabilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “sıkıca tutup kontrol etmek” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The climber seems to ____ the safety rope.
Cevabı göster
have a hold of
Go for the kill: belirleyici son saldırıyı yapmak
Go for the kill, hedefi tamamen ortadan kaldırmayı amaçlayan belirleyici saldırıyı başlatmak anlamına gelir. Bu cümlede anlam gerçektir: yılanlar avlarını kontrol altına aldıktan sonra onu öldürmek için saldırır. Deyim, rekabet veya tartışmada mecazlı olarak da kullanılır: kişi bir açık görür ve yalnızca şansını artırmakla kalmayıp rakibini tamamen yenmek için harekete geçer.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “rakibe karşı belirleyici son hamleyi yapmak” anlamına gelen dört sözcüklü deyimle tamamlayın: Seeing that the champion was exhausted, her challenger decided to ____.
Cevabı göster
go for the kill
kill by cutting off the blood flow in their victim's body. Öbek fiiller
2:00kurbanlarının vücudundaki kan akışını keserek öldürürler.
cutting off: bir akışı veya tedariki durdurmak
Bu cümlede cutting off, normalde hareket eden bir şeyi engellemek veya durdurmak demektir. the blood flow nesnesi, kanın kurbanın vücudunun bir bölümüne artık ulaşamadığını gösterir; kanın kendisini fiziksel olarak kesmek anlamına gelmez. Cut off; su, elektrik, para, iletişim veya erişim gibi akan ya da sağlanan şeyler için de kullanılabilir. Burada cutting, by sözcüğünden sonra gelip yöntemi belirttiği için -ing biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki öbeksi fiilin -ing biçimiyle tamamlayın: The fallen tree was ____ access to the village.
Cevabı göster
cutting off
can end blood flow to the heart within seconds.
2:05saniyeler içinde kalbe giden kan akışını sona erdirebilir.
"The heart literally doesn't have enough strength to push against the pressure,"
2:07"Kalp tam anlamıyla basınca karşı itecek kadar güce sahip değildir," diye
Pythons have been known to eat some very large animals, Dilbilgisi
2:18Pitonların bazı çok büyük hayvanları yediği bilinmektedir,
have been known to: belgelenmiş vakalar, olağan bir kural değil
Have been known to + fiilin yalın hâli, öznenin bir şeyi yaptığına dair geçmişte bildirilmiş veya gözlemlenmiş vakalar olduğunu belirtir. Örnekte, pitonların en azından bazı durumlarda çok büyük hayvanları yediğini gösteren kayıtlar vardır. Bu yapı temkinli bir genelleme yapar. Bunun ne sıklıkta gerçekleştiğini belirtmez; dolayısıyla bütün pitonların bunu yaptığı veya genellikle yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, davranışı genel bir ün veya olağan bir davranış gibi göstermeden belgelenmiş vakalar bulunduğunu temkinli biçimde söyler?
- Urban foxes usually enter houses through open doors.
- Urban foxes have been known to enter houses through open doors.
- Urban foxes are known for entering houses through open doors.
Cevabı göster
Urban foxes have been known to enter houses through open doors.
a python in Florida even tried to eat an entire alligator,
2:25Florida'daki bir piton bütün bir timsahı yemeye bile çalıştı
resulted in + isim veya -ing biçimi
Result in, bir sonuca “neden olmak” veya “yol açmak” anlamına gelir. Neden resulted in ifadesinden önce, sonuç ise sonra gelir: neden + result in + sonuç. Burada which önceki eyleme gönderme yaparken its bursting sonucu belirtir. İyelik bildiren its, neyin patladığını gösterir; bursting ise in sonrasında kullanılan -ing biçimidir.
Alıştırma
Neden → sonuç ilişkisini doğru gösteren ifadeyi seçin: Heavy rain ___ severe flooding.
- was resulted in
- resulted from
- resulted in
Cevabı göster
resulted in
So it seems their eyes are sometimes too big for their bellies. Deyimler
2:30Görünüşe göre gözleri bazen midelerinden daha büyük.
Eyes are too big for their bellies deyimi
Eyes are too big for their bellies, birinin gerçekte tüketebileceğinden veya idare edebileceğinden fazlasını istemesini, seçmesini ya da almasını anlatan mizahi bir deyimdir. Gözlerin fiziksel büyüklüğünü tarif etmez. Bu imge, yenebilecek miktardan fazla yiyecek almaktan doğar; ancak aşırı iddialı alışverişler, planlar veya sorumluluklar için de şakayla kullanılabilir. Burada gerçekten fazla büyük bir şeyi yutma girişimi deyime eğlenceli bir çift anlam kazandırır.
Alıştırma
Leo aynı anda dört projeyi yönetmeyi kabul edince bir arkadaşı “Your eyes are too big for your belly.” dedi. Arkadaşı ne demek istedi?
- Leo gerçekçi olarak idare edebileceğinden fazlasını üstlendi.
- Leo yemekten sonra hâlâ açtı.
- Leo'nun göz muayenesi olması gerekiyor.
Cevabı göster
Leo gerçekçi olarak idare edebileceğinden fazlasını üstlendi.
You could argue that this is not really being eaten alive, Anlatım akışı
2:33Bunun gerçekten canlı canlı yenmek olmadığını iddia edebilirsiniz,
You could argue that: ihtiyatlı bir görüş sunmak
You could argue that, ardından gelen yan cümleyi tartışılmaz bir gerçek olarak değil, makul biçimde savunulabilecek bir görüş olarak sunar. Burada olayın being eaten alive diye adlandırılmasına yönelik olası bir itirazı gündeme getirir. Bu kalıpta could ihtiyat bildirir ve iddiayı yumuşatır; geçmişteki bir beceriyi anlatmaz. Tartışmaya açık alternatif bir görüşü kabul ettikten sonra kendi değerlendirmenizi sürdürmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Savunulabilir fakat kesin olmayan bir görüşü sunan bu dersteki dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ stricter deadlines improve quality, but the evidence is mixed.
Cevabı göster
You could argue that
The word grizzly brings us to the subject of grizzly bears,
2:41Grizzly (korkunç) kelimesi bizi boz ayılar (grizzly bears) konusuna getiriyor,
grizzly ve grisly: ayılarla ilgili bir kelime oyunu
Normal kullanımda korkunç veya dehşet verici bir son a grisly end olarak ifade edilir. Altyazıda grizzly bilinçli bir seçimdir; anlatıcı bu sözcüğü hemen grizzly bears içinde tekrarlar ve eş seslilik bir sonraki konuya sözel bir köprü kurar. Bu kelime oyunu belirgin bir ses farkına değil, anlam ve yazıma dayanır. Grizzly normalde ayıyı adlandırır veya kırlaşmış bir görünümle ilgili olabilir; grisly ise “dehşet verici” demektir. Ayılarla açık bir kelime oyunu yoksa korkunç bir olay için grisly yazın.
Alıştırma
Ayı kelime oyununu oluşturan yazımla bilinçli geçişi tamamlayın: The campers met a ____ fate. Now let's examine grizzly bears.
Cevabı göster
grizzly
which are occasionally in the news for attacks on people.
2:44insanlara saldırdıkları için zaman zaman haberlerde yer alan.
But are there any cases of people being eaten alive?
2:47Fakat insanların canlı canlı yenildiği hiç vaka var mı?
One story of an attack by a grizzly is that of Mr. Treadwell, 46,
2:50Bir boz ayı saldırısı hikayesi 46 yaşındaki Bay Treadwell
who often spoke about his adventures with animals
3:08hayvanlarla olan maceraları hakkında sık sık konuşan
So his risk of being mauled was higher than most,
3:12Bu nedenle, parçalanma riski çoğundan daha yüksekti,
as he deliberately put himself in reach of these deadly animals. Kalıp ifadeler
3:15çünkü kasıtlı olarak kendini bu ölümcül hayvanların erişimine sokuyordu.
put himself in reach of: kendisini bir şeyin erişim alanına sokmak
Burada put himself in reach of, hayvanların ona ulaşıp saldırabileceği kadar yakına bilerek gittiği veya orada kaldığı anlamına gelir. Temas edebilecek olanlar hayvanlardır; onların menziline giren kişi ise odur. put + dönüşlülük zamiri + in reach of + isim kalıbı, kişinin kendisini birinin veya bir şeyin fiziksel ya da etkili erişim alanına sokmasını anlatır. Dönüşlülük zamiri özneye göre değişir: I put myself, she put herself, they put themselves.
Alıştırma
Cümleyi put + dönüşlülük zamiri + in reach of kalıbıyla tamamlayın: For safety, Maya never ____ the machine while it is operating.
Cevabı göster
puts herself in reach of
Treadwell had been recording with his video recorder,
3:20Treadwell video kamerasıyla kayıt yapıyordu
the police were able to piece together the couple's final moments Öbek fiiller
3:24polis, çiftin son anlarını birleştirebildi
piece together: dağınık ipuçlarından yeniden oluşturmak
Burada piece together, ayrı kanıt parçalarını birleştirerek daha eksiksiz bir anlatıyı yeniden oluşturmak anlamına gelir. Polis yalnızca ses kaydını toplamadı; bu kaydı çiftin son anlarında ne olduğunu çıkarmak için kullandı. Bu, ayrılabilen bir phrasal verb yapısıdır: piece together the timeline veya piece the timeline together denebilir. Nesne bir zamirse zamir ortaya gelir: piece it together.
Alıştırma
Cümleyi, ayrı ipuçlarından yeniden oluşturmak anlamına gelen iki sözcüklü phrasal verb ile tamamlayın: By comparing the witness statements, detectives could ____ the sequence of events.
Cevabı göster
piece together
The sound only recording ran for a full six minutes.
3:28Sadece ses içeren kayıt tam altı dakika sürdü.
play dead: ölü taklidi yapmak
Play dead ifadesinde play, “eğlenmek” değil, “mış gibi yapmak” veya “rolünü oynamak” anlamına gelir. Bu kalıplaşmış ifade, genellikle hareketsiz ve tepkisiz kalarak kendini ölü gibi göstermek demektir. Bu cümlede acil durum talimatı veriliyor: kadın, tehdide tepki vermek yerine ona ölü gibi görünmesini söylüyor. Play dead ifadesini bir bütün olarak anlayın.
Alıştırma
Cümleyi “ölü taklidi yapmak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: When I give the signal, lie still and ____.
Cevabı göster
play dead
fighting back: saldırıdan sonra karşı koymak
Fight back, biri veya bir şey size saldırdıktan, sizi eleştirdikten ya da baskı altına aldıktan sonra direnmek veya karşılık vermek demektir. Back, eylemin bir karşılık olduğunu gösterir; “bir yere dönüp kavga etmek” anlamına gelmez. Bu cümlede fighting back yeni stratejinin adıdır. -ing biçimi, changes to ifadesinden sonra isim benzeri bir etkinlik olarak kullanılır: strateji karşılık vermeye dönüşür.
Alıştırma
Cümleyi “saldırıya uğradıktan sonra direnmek” anlamındaki öbek fiilin -ing biçimiyle tamamlayın: When running is no longer possible, the plan changes from hiding to ____.
Cevabı göster
fighting back
There's so much noise going on: etrafta çok fazla gürültü var
there is/there's + isim + -ing biçimi yapısında isim, ortamda bulunan bir şeyi belirtir; -ing biçimi ise onun şu anda ne yaptığını ya da neyin gerçekleşmekte olduğunu anlatır. Burada ortamda bulunan şey noise, going on ise fiziksel olarak ileri gitmek değil, “gerçekleşmek” anlamındadır. So much, sayılamayan noise ismini niteler ve miktarın büyüklüğünü vurgular: konuşmacının çevresinde çok fazla gürültü vardır. Yapının bütünü, tamamlanmış bir olaydan ziyade sürmekte olan gürültülü bir durumu anlatır.
Alıştırma
Vurgulanan cümleye en uygun yorum hangisidir?
- Gürültü fiziksel olarak ileriye doğru hareket ediyor.
- Konuşmacı gürültünün devam etmesini istiyor.
- Konuşmacının çevresinde çok fazla gürültü var.
Cevabı göster
Konuşmacının çevresinde çok fazla gürültü var.
I don't know what's him and what might be an animal.
3:40hangisi onun sesi hangisi bir hayvan olabilir bilmiyorum.
When we think about stories of being eaten alive,
3:46Canlı canlı yenilme hikayelerini düşündüğümüzde,
for most of us, the word shark also comes to mind. Kalıp ifadeler
3:48çoğumuz için aklımıza köpekbalığı kelimesi de gelir.
comes to mind: akla gelmek
Comes to mind, “birinin düşüncelerinde doğal biçimde belirmek” veya “hemen hatırlanmak ya da çağrışım yapmak” anlamına gelir. Burada köpek balığı fikri, canlı canlı yenme hikâyeleriyle yaygın bir çağrışım olarak ortaya çıkar. Düşünülen şey dilbilgisel öznedir: the word shark comes to mind. İfade, bu düşünceyi bilinçli bir problem çözmeyle üretilmiş cevap yerine kendiliğinden oluşan bir çağrışım olarak sunar.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “düşüncelerimde kendiliğinden belirir” anlamındaki deyimle tamamlayın: When someone mentions space travel, Mars immediately ____.
Cevabı göster
comes to mind
about a great white shark that terrorized and killed
3:53bir deniz kenarı kasabasında terör estiren ve öldüren büyük beyaz bir köpekbalığı hakkında,
Medya bağlamı olarak 1975 yapımı kurmaca film Jaws
Vurgulanan bölüm, Jaws'u 1975'te gösterime giren kurmaca bir film olarak tanımlar. Bu bilgi, filmin bilimsel kanıt değil, popüler kültürün bir parçası olduğunu anlamak için gereken bağlamı sağlar. Cümlenin tamamında film, büyük beyaz köpek balıklarının sahil topluluklarına dehşet saçtığı düşüncesinin yayılmasına yardımcı olan bir etken olarak sunulur. İddia, filmin kamuoyu algısı üzerindeki etkisiyle ilgilidir; kurmaca olayların gerçek köpek balığı saldırılarının sıklığını kanıtladığı söylenmez.
Alıştırma
“The 1975 fictional movie Jaws” ifadesi cümlede nasıl bir rol oynuyor?
- Kamuoyundaki bir inancın şekillenmesine yardımcı olan kurmaca bir medya eserini belirtir.
- Gerçek bir saldırıyı kaydeden bir belgeseli belirtir.
- Büyük beyaz köpek balıklarının kasabalara sık sık saldırdığını kanıtlayan bilimsel veriler sunar.
Cevabı göster
Kamuoyundaki bir inancın şekillenmesine yardımcı olan kurmaca bir medya eserini belirtir.
But is there any truth behind the stories?
4:00Peki hikayelerin arkasında herhangi bir gerçeklik var mı?
It's hard to get exact numbers of shark attacks for
4:02Köpekbalığı saldırılarının kesin rakamlarını almak zordur
third-world ifadesinin kullanım düzeyi ve sınırları
Bu eski kullanımda third-world, daha yoksul veya daha az gelişmiş olduğu düşünülen ülkeleri genel bir biçimde sınıflandırır. Cümlede, köpek balığı saldırılarını bildirme sistemlerinin sınırlı olduğu varsayılan kıyı ülkelerini ifade eder. Bu etiket bildirim kapasitesini, geliri veya gelişmişlik durumunu kesin olarak açıklamaz. Günümüzde çoğu zaman eskimiş duyulur ve küçümseyici gelebilir. Bu nedenle eski materyallerde anlamını bilmek, ancak kendi yazılarınızda daha belirli bir açıklama seçmek gerekir.
Alıştırma
Bu ifadenin güncel bir araştırma raporuna uygun olup olmadığına karar verin: “The study covers third-world coastal nations.”
- Uygun değildir; verilerle bağlantılı, belirli ve tarafsız bir açıklama kullanılmalıdır.
- Kesin ve tarafsız bir kategori olarak uygundur.
Cevabı göster
Uygun değildir; verilerle bağlantılı, belirli ve tarafsız bir açıklama kullanılmalıdır.
Kurulmuş ve işleyen bir düzeni anlatan “in place”
Burada in place, bir düzenlemenin kurulmuş ve işlemeye hazır olduğu anlamına gelir. No method in place, şüpheli saldırıları bildirecek bir sistemin henüz kurulmadığını söyler; bir yöntemin fiziksel olarak belli bir yerde bulunmamasından söz etmez. Bu ifade genellikle planları, kuralları, prosedürleri ve güvenlik önlemlerini anlatır. Have a system in place ve put a system in place gibi yapılar, bir düzenlemenin gerçekten uygulamaya konup konmadığına odaklanır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “kurulmuş ve işlemeye hazır” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The clinic has a clear emergency procedure ____.
Cevabı göster
in place
a person's chance of getting attacked by a shark Dilbilgisi
4:11bir kişinin köpekbalığı saldırısına uğrama ihtimali
“chance of getting attacked”: edilgen -ing biçimiyle olasılık
Chance of + bir isim veya -ing biçimi, bir şeyin gerçekleşme olasılığını ifade eder. Bu cümlede one in 11.5 million bu olasılığın sayısal değerini verir. Getting attacked, get ile kurulan bir edilgen yapıdır; kişi saldırıya maruz kalır. Of bir edat olduğu için get, getting biçimine dönüşür; attacked ise geçmiş zaman ortacı olarak kalır. Bu yapı konuşma dilinde doğaldır; being attacked biraz daha tarafsız bir alternatiftir.
Alıştırma
Cümleyi of + attack fiilinin get ile kurulan edilgen biçimiyle tamamlayın: A hiker's chance ____ by a bear is extremely low.
Cevabı göster
of getting attacked
and a person's chance of getting killed by a shark
4:16ve bir kişinin köpekbalığı tarafından öldürülme ihtimali
for good reason: sağlam bir gerekçeye işaret etmek
Bu cümlede for good reason, Avustralya'yla kurulan bağlantının güçlü kanıtlarla desteklendiğini belirtir. Good, gerekçenin sağlam ve geçerli olduğunu anlatır; nedenin hoş olduğu anlamına gelmez. Bu ifade, önceki iddiayı doğrular ve ardından gelecek kanıtlara geçiş sağlar. Genel olarak “Bu sonuç anlaşılır veya haklıdır; işte nedeni” demek için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “sağlam bir gerekçeyle” anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The road was closed, and ____: a landslide had blocked both lanes.
Cevabı göster
for good reason
there have been 72 shark attacks that have resulted in death
4:30ölümle sonuçlanan 72 köpekbalığı saldırısı yaşandı
neither ... or değil, neither ... nor
Cümlenin amaçlanan anlamında iki yer de dışlanır: olay ne Avustralya'da ne de Amerika'dadır. Özenli standart İngilizcede bağıntılı bağlaç çifti neither ... nor şeklindedir; dolayısıyla cümle şöyle olmalıdır: The most recent one we could find was neither in Australia nor America. Altyazıdaki neither ... or iki farklı çifti birbirine karıştırır. Böyle bir karışım gündelik konuşmada görülebilir, ancak öğrenciler iki olumsuz seçeneği bağlarken neither ... nor kullanmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi standart bağıntılı bağlaçla tamamlayın: The keys were neither on the desk ____ in the drawer.
Cevabı göster
nor
while swimming in the Red Sea off the coast of Egypt. Kalıp ifadeler
4:44Mısır kıyılarındaki Kızıldeniz'de yüzerken.
off the coast of Egypt: Mısır kıyılarının açığında
Off the coast of Egypt, etkinliğin karada veya plajda değil, Mısır kıyılarına yakın denizde gerçekleştiğini belirtir. Buradaki off, kıyıdan uzakta ve deniz tarafında anlamına gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp off the coast of + yer şeklindedir. Genel bir açık deniz konumu verir; tek başına karaya olan kesin mesafeyi belirtmez.
Alıştırma
Bir kurtarma teknesi İspanya yakınlarında denizde, karada değil. Hangi cümle konumunu doğru biçimde anlatır?
- The rescue boat is across the coast of Spain.
- The rescue boat is on the coast of Spain.
- The rescue boat is off the coast of Spain.
Cevabı göster
The rescue boat is off the coast of Spain.
that swimming in deep waters can increase the risk of attack.
4:52derin sularda yüzmenin saldırı riskini artırabileceği konusunda.
holidaymakers: başlıca İngiliz İngilizcesine ait bir sözcük
Holidaymakers, holidaymaker sözcüğünün çoğuludur. Başlıca İngiliz İngilizcesinde, genellikle dinlenme amacıyla evinden uzakta tatil yapan insanları ifade eder. Bu cümlede tatil bölgesindeki ziyaretçileri anlatır. Sözcük holiday ve maker parçalarını birleştirir, ancak tatil yapan veya üreten kişi anlamına gelmez. Amerikan İngilizcesindeki vacationers sözcüğüne benzeyen bölgesel bir adlandırmadır ve genel travelers sözcüğünden daha dar anlamlıdır.
Alıştırma
Bir İngiliz seyahat haberinde deniz kenarındaki bir tatil merkezinde tatil yapan kişiler için en doğal sözcük hangisidir?
- commuters
- travel agents
- holidaymakers
Cevabı göster
holidaymakers
doğrulanmamış bir kimlik için was thought to be
Was thought to be edilgen bir aktarma yapısıdır: özne + be fiilinin uygun biçimi + thought + to be + bir tanımlama. Burada Çek uyruğu, doğrulanmış bir gerçek olarak değil, insanların eldeki bilgilere dayanarak inandığı bir bilgi olarak sunulur. Bunu kimin düşündüğü veya kaynağın ne olduğu belirtilmez; bu, haber dilinde yaygındır. Düşünen kişi özne değildir; değerlendirmeyi başka kişiler yapar.
Alıştırma
Raporu think fiilinin basit geçmiş zamandaki edilgen aktarma yapısıyla tamamlayın: The animal ____ an escaped pet.
Cevabı göster
was thought to be
ölü bedeni ifade eden çoğul isim remains
Bu haberde remains, ölen bir kişinin bedeni, kemikleri veya diğer fiziksel parçaları anlamına gelen çoğul bir isimdir. Bir beden bulunduğunda veya kimliği belirlendiğinde haber, polis ve adli tıp dilinde sıkça kullanılır. Bu isim dil bilgisi bakımından çoğul kabul edilir, bu nedenle çoğul bir fiille kullanılır: the remains were found. Burada “olmaya devam eder” veya “aynı durumda kalır” anlamındaki remains fiili olarak yorumlanmamalıdır.
Alıştırma
“The remains were discovered near the trail,” cümlesinde remains ne anlama gelir?
- Bir yolculuktan sonra geride bırakılan eşyalar
- Aynı durumda kalmaya devam eder
- Ölen kişinin bedeni veya kemikleri
Cevabı göster
Ölen kişinin bedeni veya kemikleri
has set up a committee to investigate the death Öbek fiiller
5:07ölümü araştırmak için bir komite kurduğunu
Set up a committee: resmî bir komite kurmak
Bu cümlede set up, “kurmak” veya “çalışmaya başlayabilmesi için organize etmek” anlamına gelir. a committee nesnesi, bir şeyi fiziksel olarak dik konuma getirmeyi değil, resmî bir grup oluşturmayı ifade ettiğini gösterir. Organizasyonlar, sistemler, hesaplar ve düzenlemelerle kullanıldığında set up çoğu zaman bir şeyi oluşturma ve çalışmaya hazır hâle getirme fikirlerini birlikte taşır.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “kurmak” anlamına gelen iki sözcüklü fiil öbeğiyle tamamlayın: After the safety review, the company decided to ____ a committee to monitor workplace risks.
Cevabı göster
set up
and the Health Ministry was handing over the body Öbek fiiller
5:09ve Sağlık Bakanlığı'nın cesedi teslim etmekte olduğunu
Handing over the body: cenazeyi resmî olarak teslim etmek
Burada handing over, mülkiyetin veya sorumluluğun bir yetkili kurumdan diğerine resmî olarak devredilmesi anlamına gelir. Sağlık Bakanlığı devreden taraf, cenaze devredilen şey, büyükelçilik ise teslim alan taraftır. Hand over; gözetim, kontrol, belgeler, mülk veya görevler yeni bir kişiye ya da kuruluşa geçtiğinde sıkça kullanılır. Genel give fiiline göre daha bilinçli ve resmî bir devri ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “resmî olarak devretmek” anlamına gelen iki sözcüklü fiil öbeğiyle tamamlayın: At the end of her shift, Maya had to ____ control of the system to the night supervisor.
Cevabı göster
hand over
but he also explained that swimming on the surface of deep water
5:16ancak aynı zamanda derin suyun yüzeyinde yüzmenin
can be dangerous and make people prone to attack. Kalıp ifadeler
5:19tehlikeli olabileceğini ve insanları saldırıya açık hale getirebileceğini de açıkladı.
prone to attack: prone to + isim veya -ing biçimi
Bu cümlede prone to attack, insanların bir saldırıya uğrama olasılığının daha yüksek veya saldırıya karşı daha savunmasız olduğu anlamına gelir. Attack burada isimdir; insanların yaptığı bir eylemi anlatmaz. Prone bir sıfattır ve ardından gelen to bir edattır. İstenmeyen bir risk veya eğilimi anlatmak için prone to + isim ya da prone to + -ing biçimi kullanılır: prone to illness; prone to making errors.
Alıştırma
Cümleyi prone ve make fiilini kullanarak tamamlayın: When they are tired, people are ____ mistakes.
Cevabı göster
prone to making
Another case we found of being eaten alive
5:22Canlı canlı yenmeyle ilgili bulduğumuz bir diğer vaka ise
He was found trying to crawl out from under the bridge
5:30Köprünün altından dışarı sürünmeye çalışırken bulundu
and doctors discovered he had been covered in rat bites
5:33ve doktorlar onun fare ısırıklarıyla kaplı olduğunu
"It looked like he had been trying to defend himself
5:37"Sanki kendini savunmaya çalışıyormuş gibi görünüyordu
took hold: geçişsiz take hold
Burada took hold, take hold ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Nesne almaz ve farelerin sıkıca tutunduğunu, dolayısıyla saldırının artık başlamış olduğunu anlatır. Bu geçişsiz ifade mecaz anlamda da kullanılabilir: korku, ateş, bir fikir veya bir eğilim takes hold olduğunda yerleşmeye ve güçlü bir etki göstermeye başlar.
Alıştırma
Hangi cümle take hold ifadesini nesnesiz olarak yerleşmek ve etkili hâle gelmek anlamında kullanır?
- Once the rumor took hold, it was difficult to correct.
- She took hold of the rope before climbing.
- Please hold on while I check the schedule.
Cevabı göster
Once the rumor took hold, it was difficult to correct.
This article was published in the International Business Times in 2013,
5:43Bu makale 2013 yılında International Business Times'ta yayınlandı,
So it's hard to know how much the rats were responsible Dilbilgisi
5:52Bu nedenle farelerin ne kadar sorumlu olduğunu
or whether the living conditions also added
5:54veya yaşam koşullarının da etkili olup olmadığını bilmek zordur
Paralel dolaylı sorularda how much ... or whether
it's hard to know ifadesinden sonra gelen how much the rats were responsible ve whether the living conditions also added to the outcome, birbirine bağlanmış iki dolaylı soru içeriğidir. How much sorumluluğun derecesini sorar; whether ise ek bir nedenin bulunup bulunmadığını evet-hayır düzeyinde sorgular. Or iki ismi değil, belirsizlik bildiren iki tam kolu birbirine bağlar. Her iki kol da daha büyük bir bildirme cümlesinin içine yerleştirildiği için düz cümle sırasını korur: the rats were kullanılır, were the rats kullanılmaz; the living conditions also added kullanılır, did the living conditions also add kullanılmaz. Bu yapı, farklı belirsizlik türlerini know, wonder veya be unsure gibi tek bir çerçeve altında birleştirmeyi sağlar.
Alıştırma
We cannot tell ifadesinden sonra derece sorusunu ve alternatif bir evet-hayır sorusunu doğru biçimde birleştiren cümle hangisidir?
- We cannot tell how much the driver contributed to the crash or whether poor road design also played a part.
- We cannot tell how much did the driver contribute to the crash or did poor road design also play a part.
- We cannot tell whether how much the driver contributed to the crash or poor road design also played a part.
Cevabı göster
We cannot tell how much the driver contributed to the crash or whether poor road design also played a part.
Ödünleyici geçiş ifadesi olarak Whatever the truth
'Whatever the truth', 'gerçek ne olursa olsun' veya 'hangi anlatım doğru olursa olsun' anlamına gelen kısaltılmış bir ödünleme ifadesidir. Önceki kanıtların ne olduğunu kesinleştirmediğini kabul eder. Geçiş ifadesi olarak bu belirsizlik tartışmasını kapatır ve makul anlatımların tamamında geçerli olması gereken bir yargıya yönelir. Konuşmacı gerçeğin önemsiz olduğunu söylemez; sonraki yargının, anlaşmazlık önce çözülmeden de geçerli olduğunu belirtir.
Alıştırma
Bir elektrik kesintisinin nedeni tartışmalıdır. Hangi devam cümlesi Whatever the truth ifadesini doğal biçimde kullanır?
- Whatever the truth, did the storm cause the outage?
- Whatever the truth, the company must improve its emergency response.
- Whatever the truth, the storm definitely caused the outage.
Cevabı göster
Whatever the truth, the company must improve its emergency response.
the last thing you would want is rats gnawing at your body Dilbilgisi
5:59isteyeceğiniz en son şey farelerin vücudunuzu kemirmesidir
the last thing you would want is ...: en son isteyeceğin şey...
Bu kalıpta the last thing you would want, zaman bakımından son şeyi değil, tercih sıralamasında en istenmeyen şeyi anlatır. is'ten sonra gelen bölüm, konuşanın kesinlikle gerçekleşmesini istemediği durumu belirtir. the last thing + özne + would want + is ... kalıbını bir uyarıyı veya olası sonucu özellikle kötü bir şey olarak göstermek için kullanabilirsin. Would, tercihi varsayımsal bir duruma yerleştirdiği için bu kalıp risklerden söz ederken kullanışlıdır.
Alıştırma
Örnekteki altı kelimelik ifadeyi kullanarak ve would sözcüğünü koruyarak uyarıyı tamamla: During an online exam, ____ is for your internet connection to fail.
Cevabı göster
the last thing you would want
What else have people known to be eaten alive by?
6:06İnsanların canlı canlı yenildiği bilinen başka ne var?
former model: eskiden modellik yapmış kişi
Former bir mesleğin veya kimliğin önüne geldiğinde kişinin geçmişte o role sahip olduğunu, ancak artık sahip olmadığını anlatır. A former model, geçmişte modellik yapmış kişidir. Former ölmüş demek değildir. Örnekte ölüm bilgisi who died in 2015 ile ayrıca verilir; former yalnızca mesleğin değiştiğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle Lena'nın eskiden model olduğunu, ancak şu anda hayatta olup olmadığını belirtmeden anlatır?
- Lena is a current model.
- Lena is a former model.
- Lena is the late model mentioned in the article.
Cevabı göster
Lena is a former model.
An autopsy report revealed she had died from scabies
6:15Bir otopsi raporu, uyuz hastalığından öldüğünü ortaya koydu
Scabies is not an infection, but an infestation, Kelime
6:21Uyuz bir enfeksiyon değil, bir istiladır,
Scabies tekil fiil alır: What is scabies?
Standart İngilizcede scabies bir hastalığın adıdır ve -s ile bitmesine rağmen dil bilgisi açısından tekil kabul edilir. Bu nedenle vurgulanan What are scabies? standart değildir; olağan soru What is scabies? şeklindedir. Ardından gelen Scabies is ifadesi de tekil uyumu doğrular. Genel olarak, yalnızca sondaki -s harfine bakarak bir sözcüğün çoğul olduğuna karar vermeyin: bazı hastalık adları ve -s ile biten başka isimler tekil fiil alır.
Alıştırma
Standart soruyu tamamlayın: What ____ scabies?
Cevabı göster
is
not an infection, but an infestation: bir sınıflandırmayı düzeltmek
not A but B kalıbı ilk etiketi reddeder ve onun yerine ikincisini koyar. Burada konuşmacı kesin bir sınıflandırma yapmaktadır: uyuz bir infection değil, infestation durumudur. Genellikle infection, mikroorganizmaların vücut dokularına girip çoğalmasını; infestation ise parazitlerin veya zararlıların bir konakta ya da yerde yerleşmesini anlatır. Terimler uzmanlık alanına göre değişebilir, ancak uyuz geleneksel olarak akarların yol açtığı bir infestation olarak tanımlanır.
Alıştırma
Ahşap bir binaya zarar veren termitleri hangi cümle doğru tanımlar?
- The building has an infestation, not an infection.
- Infection and infestation mean the same thing here.
- The building has an infection, not an infestation.
Cevabı göster
The building has an infestation, not an infection.
tiny mites that make their home in the outer layers of human skin. Deyimler
6:24insan derisinin dış katmanlarını yuva edinen minik akarlar.
make their home in: bir yeri uzun süreli yaşam alanı edinmek
Bu cümlede make their home in, “bir yerde yaşamak ve oraya yerleşmek” anlamına gelir. Their, tiny mites ifadesine gönderme yapar; söz konusu yer ise insan derisinin dış katmanlarıdır. Bu ifade, bir yerde yaşamayı orayı yuva edinme şeklinde betimler. Kısa süreli bir ziyaretten çok kalıcı bir yaşam alanını anlatır; akarların gerçekten bir ev inşa ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “bir yerde yaşamak ve oraya yerleşmek” anlamındaki dört sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: These tiny insects ____ the cracks inside old wooden walls.
Cevabı göster
make their home in
According to the Centers for Disease Control and Prevention,
6:28Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri'ne göre,
the microscopic scabies mite burrow into the upper layer of the skin
6:30mikroskobik uyuz akarı derinin üst katmanına tünel kazar
gelecekteki bir sonucu tetiklemek için once + present simple
Burada once, hem zaman hem de koşul anlamı taşıyan bir yan cümle başlatır: “istilaya uğramış olma durumu gerçekleşir gerçekleşmez” veya “o andan itibaren” anlamına gelir. Ardından gelen ana cümle, bu tetikleyiciden sonra beklenen sonucu verir; bu bağlamda akarlar hızla yayılır. Gelecekteki veya genel bir sonuç için İngilizcede once yan cümlesinde normalde present simple kullanılır: once you are infested denir, once you will be infested denmez. Gelecek anlamı once ve ana cümleden gelir.
Alıştırma
Once yan cümlesini be fiilinin doğru şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: Once the report ____ ready, we will publish the findings.
Cevabı göster
is
these creepy crawlies: ürkütücü küçük canlılar
Bu cümlede these creepy crawlies, insanların rahatsız edici veya ürkütücü bulduğu böcek, örümcek ya da akar gibi küçük canlılar için kullanılan, çoğul ve gündelik bir isim öbeğidir. Burada özellikle uyuza yol açan küçük akarları ifade eder; bilimsel bir sınıflandırma değildir. These işaret sözcüğü, daha önce konuşulan canlılara gönderme yapar. Bu şakacı ifade biyolojik bir grubu belirlemek yerine tiksinti veya mizah katar; dolayısıyla tam olarak hangi canlıların kastedildiğini bağlam gösterir.
Alıştırma
Creepy crawlies ifadesini en doğal kullanan cümle hangisidir?
- All creepy crawlies belong to the biological class Insecta.
- I found some creepy crawlies under the old flowerpot.
- The pathology report identified creepy crawlies as the causative organisms.
Cevabı göster
I found some creepy crawlies under the old flowerpot.
The official report stated that Zeni's cause of death Kalıp ifadeler
6:43Resmi rapor, Zeni'nin ölüm nedeninin
cause of death ... due to ...: resmî neden ve ilişkilendirme kalıbı
Resmî raporlarda kullanılan cause of death was X due to Y kalıbında X ölüme neden olan durumu, due to Y ise X'e yol açan durumu veya süreci belirtir. Burada septisemi ölüm nedeni olarak, kabuklu uyuz ise septisemiye yol açtığı belirtilen altta yatan neden olarak sunulur. Nedensellik sırasını koruyun: ölüm ← septisemi ← kabuklu uyuz. Due to bir son tarihi değil, nedeni belirtir. Aynı bilgi düzeni The failure was due to corrosion. gibi başka resmî açıklamalarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Resmî raporu iki hedef ifadeyle tamamlayın: The investigator stated that the ____ was smoke inhalation ____ the apartment fire.
Cevabı göster
cause of death · due to
and we couldn't find any other cases of death by scabies,
6:49ve uyuzdan başka ölüm vakası bulamadık,
So, do you know any other stories of people being eaten alive?
6:54Peki, insanların canlı canlı yendiği başka hikayeler biliyor musunuz?