Ukrayna'daki savaş neden önemli: Kenya | Akaryakıt fiyatları: İngilizce çalışma notları

Business Insider

Öğrenme zorluğu
460 kelime 172 kel/dk

Video tanıtımı: Konuşmacı, uzaktaki bir savaşın Kenya'da yakıt ve yaşam maliyetlerini nasıl yükseltip hanelerin geçim kaynaklarına kadar ulaşabildiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. At the onset of: bir olayı kriz, eğilim veya sürecin tam başlangıcına yerleştiren resmî bir “kalıplaşmış söz öbeği ve eşdizim”; zaman bağlamını kesin biçimde kurmaya yardımcı olur. 2. a domino effect.: tek bir değişikliği art arda gelen sonuçların tetikleyicisi olarak sunan bir “deyim ve mecazlı ifade”; bağlantılı ekonomik ya da toplumsal etkileri açıkça anlatmayı sağlar. 3. sensitize communities, individuals, households: burada Doğu Afrika'nın kamusal farkındalık dilinde kullanılan bir “sözcük anlamı ve kullanım düzeyi” örneğidir; sensitize fiilinin insanları yalnızca duygusal açıdan hassaslaştırmak değil, bilgilendirmek ve farkındalık oluşturmak anlamına geldiğini gösterir.

Bu derste

Whenever there is a problem with the supply of fuel in the world, Dilbilgisi

0:00

Dünyadaki yakıt tedarikinde ne zaman bir sorun çıksa,

the people on the ground far to the east to the west have to feel it. Deyimler

0:06

en doğudan en batıya kadar sıradan insanlar bunun etkisini hissetmek zorunda kalıyor.

Dilbilgisi

Whenever: tekrarlanan koşul

Whenever, birden fazla kez gerçekleşebilecek bir koşulu başlatır. Bu cümlede, dünya yakıt arzındaki her yeni sorun aynı sonuca yol açan bir koşul olarak ele alınır: etkilenen yerlerdeki insanlar bunun etkisini hisseder. Belirli tek bir zamanı göstermez. Genel bir neden ve sonuç düzeni sunar; yani koşul her gerçekleştiğinde sonucun da ortaya çıkması beklenir.

Alıştırma

Koşul her gerçekleştiğinde sonucun da gerçekleştiğini açıkça anlatan cümle hangisidir?

  1. When the bus was late yesterday, I called the office.
  2. Whenever the bus is late, I call the office.
  3. The bus is late whenever I called the office.
Cevabı göster

Whenever the bus is late, I call the office.

Deyimler

on the ground: gerçek durumu doğrudan yaşayanlar

Burada on the ground, etkilenen topluluklarda bulunan ve sonuçları doğrudan yaşayan insanları anlatır. Ayaklarının nerede olduğunu anlatmaz. Bu ifade, yerel ve yaşanmış deneyimi uzaktan hazırlanmış bilgilerden, kararlardan veya planlardan ayırır. Bu cümlede yakıt tedariki sorununu insani ve doğrudan hissedilen bir sorun haline getirir.

Alıştırma

Bu cümlede on the ground ne anlama geliyor? The policy looked helpful on paper, but people on the ground still lacked access to medicine.

  1. Durumu uzaktaki bir ofisten değerlendiren kişiler.
  2. Bir binanın altında yerde duran kişiler.
  3. Etkilenen yerlerde durumu doğrudan yaşayan kişiler.
Cevabı göster

Etkilenen yerlerde durumu doğrudan yaşayan kişiler.

Deyimler

feel it: sonuçları bizzat yaşamak

Bu cümlede feel it, bir sorunun etkilerini bizzat yaşamak veya sonuçlarına katlanmak anlamına gelir. Yalnızca duyularla bir şeyi algılamayı ya da bir duygu hissetmeyi değil, gerçek sonuçların sıradan insanlara ulaşmasını anlatır. it zamiri, zaten anlaşılmış olan bir duruma veya etkiye gönderme yapar. Baskı, kıtlık, fiyat artışı ya da politika değişikliği insanların yaşamında somut hâle geldiğinde de bu kalıp kullanılabilir.

Alıştırma

Altyazıda feel it ne anlama geliyor?

  1. Sonuçları bizzat yaşamak zorundalar.
  2. Yakıt tedarikine dokunmak zorundalar.
  3. Meseleyi zihinsel olarak anlamak zorundalar.
Cevabı göster

Sonuçları bizzat yaşamak zorundalar.

Oil is essential for an economy because it powers the economy. Kelime

0:19

Petrol, ekonomiyi ayakta tuttuğu için ekonomi açısından vazgeçilmezdir.

Kelime

power the economy: fiil olarak power

Burada power, bir şeyin çalışmasını sağlayan enerjiyi veya itici gücü temin etmek anlamında geçişli bir fiildir. Petrol, ulaşım, üretim ve diğer faaliyetleri mümkün kılarak powers the economy işlevi görür. Yeniden kullanılabilir yapı power + nesne biçimindedir: yakıt bir motora güç verir, elektrik bir sistemi çalıştırır ve bir sektör mecazi olarak büyümeye güç katabilir.

Alıştırma

Enerji veya çalışma gücü sağlamak anlamındaki hedef fiili kullanarak cümleyi tamamlayın: Solar panels ____ the community center during the day.

Cevabı göster

power

So, if you need to move from point A to point B, Kalıp ifadeler

0:23

Dolayısıyla A noktasından B noktasına gitmeniz gerekiyorsa,

you need fuel for that transport.

0:26

o ulaşım için yakıta ihtiyacınız vardır.

Kalıp ifadeler

move from point A to point B: başlangıç noktasından varış noktasına gitmek

Bu cümlede move from point A to point B, bir başlangıç noktasından varış noktasına gitmek veya bir şeyi taşımak anlamına gelir. A ve B gerçek yer adları değil, herhangi iki noktayı temsil eden yer tutuculardır. from A to B kalıbı, bir süreci iki uç noktası üzerinden sunar. Fiziksel hareketi anlatabildiği gibi bir projeyi planlamadan lansmana taşımak gibi soyut değişimleri veya aşamaları düzenlemek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki uç noktayı belirten ifadeyle tamamlayın: The shuttle carries passengers ____ every ten minutes.

Cevabı göster

from point A to point B

If you're to cook at home, Dilbilgisi

0:27

Evde yemek pişirecekseniz,

you need fuel.

0:29

yakıta ihtiyacınız vardır.

Dilbilgisi

If you're to cook: if + be to + fiil yapısı

If you're to cook at home ifadesinde if + özne + be + to-mastar kalıbı, ‘eylemin gerçekleşmesi gerekiyorsa’ veya ‘eylem mümkün olacaksa’ anlamına gelir. Burada If you're to cook, ‘yemek pişirebilecek olmanız için’ anlamındadır; dolayısıyla yakıt gerekli bir koşul olarak sunulur. Bu kullanım, bir hedefin veya amaçlanan sonucun gerçekleşmesi için hangi koşulların sağlanması gerektiğine odaklanır. Yalnızca geleceğe ilişkin bir tahmin değildir.

Alıştırma

Hangi cümle cuma gününe kadar bitirmeyi şimdi harekete geçmeyi gerektiren bir hedef olarak sunmak için if + be to + fiil yapısını kullanıyor?

  1. If we're to finish by Friday, we need to start today.
  2. If we finish by Friday, we need to start today.
  3. If we're going to finish by Friday, we need to start today.
Cevabı göster

If we're to finish by Friday, we need to start today.

Kenya imports 100% of its fuel.

0:30

Kenya, kullandığı yakıtın %100'ünü ithal ediyor.

We have petrol, which is mainly for engine combustion for most of the vehicles. Kelime

0:33

Çoğu aracın motorunda yakıt olarak kullanılan benzin var.

We have diesel again,

0:38

Ayrıca motorin,

kerosene, and natural gas.

0:40

gazyağı ve doğal gaz da var.

Kelime

Petrol, diesel, kerosene ve natural gas ayrımı

Bu dört isim farklı yakıtları belirtir; birbirinin yerine kullanılabilecek adlar değildir. Petrol, Amerikan İngilizcesinde gasoline olarak adlandırılan sıvı araç yakıtıdır. Diesel ve kerosene, petrolden elde edilen diğer sıvı yakıtlardır; natural gas ise gaz hâlindedir ve esas olarak metandan oluşur. Cümledeki liste, konuyu tek bir araç yakıtından çeşitli enerji ürünlerine genişletir. Her adı tanımak, bütün yakıtları aynı madde sanmadan ulaşım ve enerji haberlerini anlamayı sağlar.

Alıştırma

Hangi seçenek dört yakıt terimini de doğru biçimde ayırıyor?

  1. petrol, diesel, kerosene ve natural gas aynı yakıtın dört bölgesel adıdır
  2. petrol: doğal gaz; diesel: benzin; kerosene: diesel için başka bir ad; natural gas: havacılık yakıtı
  3. petrol: gasoline; diesel: dizel motor yakıtı; kerosene: havacılıkta veya ısıtmada sık kullanılan yakıt; natural gas: çoğunlukla gaz hâlindeki metan
Cevabı göster

petrol: gasoline; diesel: dizel motor yakıtı; kerosene: havacılıkta veya ısıtmada sık kullanılan yakıt; natural gas: çoğunlukla gaz hâlindeki metan

We were getting a lot of natural gas from Russia,

0:42

Rusya'dan çok miktarda doğal gaz alıyorduk.

but diesel and petrol we've been mainly getting it from Middle East.

0:45

Ancak motorini ve benzini ağırlıklı olarak Orta Doğu'dan temin ediyorduk.

Most of our imports of fuel and fuel products is from UAE.

0:48

Yakıt ve yakıt ürünleri ithalatımızın büyük bölümü Birleşik Arap Emirlikleri'nden geliyor.

But then, the world is interconnected. Anlatım akışı

0:53

Ancak dünya birbiriyle bağlantılı.

Anlatım akışı

But then, the world is interconnected cümlesindeki tartışma yönü değişikliği

But then yalnızca zaman bakımından bir sonraki olayı değil, tartışmada bir yön değişikliğini belirtir. Konuşmacı yerel bir konudan, farklı ülkelerdeki olayların ve piyasaların birbirini etkilediği daha geniş bir ilkeye geçer. The world is interconnected, kısa ve öz bir konu cümlesi olarak işlev görür: ardından gelen açıklamayı düzenleyen genel iddiayı ortaya koyar. Bu nedenle okuyucu, uzaktaki bir olayın nasıl yerel sonuçlar doğurabileceğini gösteren bir neden-sonuç zinciri beklemelidir.

Alıştırma

Vurgulanan cümle bu tartışmada ne yapıyor?

  1. Yerel bir örnekten, ardından gelen nedensel açıklamayı çerçeveleyen genel bir ilkeye geçer.
  2. Tartışmanın kapsamını değiştirmeden kronolojik bir listeye yeni bir madde ekler.
  3. Dünyadaki bağlantıların yalnızca önceki olaydan sonra başladığını söyler.
Cevabı göster

Yerel bir örnekten, ardından gelen nedensel açıklamayı çerçeveleyen genel bir ilkeye geçer.

At the onset of the Russia-Ukraine conflict, Kalıp ifadeler

1:01

Rusya-Ukrayna çatışması başladığında,

the effect on energy prices, I think, were significant. Dilbilgisi

1:03

bunun enerji fiyatları üzerindeki etkisinin ciddi olduğunu düşünüyorum.

Kalıp ifadeler

At the onset of: önemli bir olayın başlangıcında

At the onset of, “bir şeyin başladığı sırada” anlamına gelir. Burada enerji fiyatlarındaki değişimi Rusya-Ukrayna çatışmasının başladığı döneme yerleştirir. Yapısı at the onset of + isim öbeğidir. Özellikle analiz ve haberlerde bir olayın, sürecin veya durumun ilk aşamasını çerçevelemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi onset ile kurulan ve “durgunluk ilk başladığında” anlamına gelen dört sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: “____ the recession, consumer confidence fell sharply.”

Cevabı göster

At the onset of

Dilbilgisi

The effect on energy prices was significant: öznenin temel ismiyle uyum

The effect on energy prices öznesindeki temel isim tekil olan effect sözcüğüdür. On energy prices edat öbeği effect sözcüğünü niteler; çoğul prices ismi fiilin tekil veya çoğul olmasını belirlemez. Ara söz olan I think de özneyi değiştirmez. Bu nedenle standart İngilizcede were significant değil, was significant gerekir. Tekil veya çoğul fiili seçmeden önce öznenin temel ismini belirleyin.

Alıştırma

Cümleyi be fiilinin standart geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: “The impact of the new regulations, I believe, ____ substantial.”

Cevabı göster

was

Europe couldn't get natural gas because most of their natural gas was coming from Russia.

1:07

Avrupa doğal gaz alamadı, çünkü doğal gazının çoğu Rusya'dan geliyordu.

And then it meant that they had to go to now the smaller countries, Anlatım akışı

1:12

Bu da Avrupa'nın artık daha küçük ülkelere,

the smaller countries that were producing natural gas,

1:15

doğal gaz üreten küçük ülkelere yönelerek

to try and buy from them. Kalıp ifadeler

1:17

onlardan gaz satın almaya çalışması gerektiği anlamına geliyordu.

Anlatım akışı

it meant that: bir sonucu açıklamak

Buradaki it, Avrupa'nın gaz tedarikinde daha önce belirtilen değişikliğe gönderme yapar. meant that kimsenin niyetini anlatmaz; önceki durumun ardından gelen sonucu doğurduğunu veya gerekli hâle getirdiğini belirtir. it meant that kalıbı bir neden-sonuç zinciri kurar: önce geçmişteki bir gerçek belirtilir, ardından sonucu tanıtmak için it meant that + cümlecik kullanılır. Bu cümledeki sonuç, doğal gaz üreten daha küçük ülkelere başvurmak zorunda kalmalarıdır.

Alıştırma

Dersteki geçmiş zaman kalıbını kullanarak neden-sonuç bağlantısını tamamlayın: “The last train was canceled. ____ we had to take a taxi.”

Cevabı göster

It meant that

Kalıp ifadeler

try and buy: gündelik bir girişim kalıbı

try and buy ifadesindeki try and + fiilin yalın hâli, try to + fiil anlamına gelen gündelik bir yapıdır. Konuşan kişi, bu ülkelerden satın alma girişimi olan tek bir eylemi anlatır; and ile bağlanan iki ayrı eylemi değil. Bu yapıda ikinci fiil yalın hâlde kalır. we'll try and buy veya try and ask örneklerinde olduğu gibi özellikle bir kip fiilinden sonra ya da emir cümlelerinde yaygındır.

Alıştırma

Gündelik try and + fiilin yalın hâli yapısını ve call fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: “I'll ____ her after dinner.”

Cevabı göster

try and call

This had a domino effect. Deyimler

1:20

Bu, domino etkisi yarattı.

Deyimler

a domino effect: sonuçlar zinciri

Bu cümlede “a domino effect”, bir değişikliğin başka bir değişikliğe, onun da bir sonrakine yol açtığı sonuçlar zinciri anlamına gelir. Süreç, bir sıradaki domino taşlarının art arda devrilmesine benzetilir; burada gerçek bir oyundan söz edilmez. Bu imge, özellikle ekonomik, toplumsal veya diğer bağlantılı sistemlerde birbirine bağlı ve sıralı nedenselliği anlamaya yardımcı olur. “This had...” daha önceki bir olayın bu zinciri başlattığını veya oluşturduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi durum en iyi domino effect olarak tanımlanır?

  1. Bir şirket logosunun rengini değiştirir ve başka hiçbir şey değişmez.
  2. Bir yazılım arızası bir sunucuyu kapatır, bu da sonraki sunucuyu aşırı yükler ve ardından tüm ağı çökertir.
  3. Birbiriyle ilgisiz üç toplantı aynı anda gerçekleşir.
Cevabı göster

Bir yazılım arızası bir sunucuyu kapatır, bu da sonraki sunucuyu aşırı yükler ve ardından tüm ağı çökertir.

There was a greater demand from Gulf countries,

1:21

Körfez ülkelerinden gelen yakıta talep arttı,

and now they get to raise their prices to get, to make a little bit more money. Dilbilgisi

1:24

bu ülkeler de biraz daha fazla para kazanmak için fiyatlarını yükseltebildi.

Dilbilgisi

get to raise their prices: koşulların yarattığı fırsat

Bu cümlede get to + fiilin yalın hâli, koşulların özneye harekete geçme fırsatı veya elverişli bir seçenek verdiği anlamına gelir. Talebin artması, satıcıları fiyatlarını yükseltip daha fazla kazanabilecekleri bir konuma getirir; get burada “varmak” anlamına gelmez. Yapı, get to raise örneğinde olduğu gibi get to + fiilin yalın hâlidir. Eylemin yalnızca gelecekte gerçekleşeceğini söylemek yerine, onu özne için mümkün, izin verilmiş veya avantajlı bir şey olarak sunar.

Alıştırma

Elverişli bir fırsat ifade etmek için cümleyi get to + doğru fiille tamamlayın: Because demand has increased, the sellers ____ their prices.

Cevabı göster

get to raise

So, for example, a country like Kenya,

1:28

Dolayısıyla Kenya gibi bir ülke olarak,

we ended up paying more, Öbek fiiller

1:30

sonunda daha fazla ödemek zorunda kaldık.

Öbek fiiller

end up + -ing: ended up paying (sonunda daha fazla ödemek)

ended up paying ifadesinde end up + -ing, daha fazla ödeme yapmayı bir dizi koşulun sonunda ortaya çıkan nihai sonuç olarak sunar. Bu sonuç çoğu zaman başlangıçta amaçlanan veya beklenen sonuç değildir. end up ifadesinden sonra bir eylem geldiğinde bu eylem normalde -ing biçiminde kullanılır: end up doing something. Burada bir kişinin fiziksel olarak nerede son bulduğu değil, sonunda ne olduğu anlatılır.

Alıştırma

Cümleyi, sonunda ortaya çıkan ve amaçlanmamış olabilecek bir sonucu gösteren ifadeyle tamamlayın: After the fees were added, we ____ more than we expected.

Cevabı göster

ended up paying

not necessarily because we were buying fuel from Russia, Dilbilgisi

1:32

Bunun nedeni ille de Rusya'dan yakıt almamız değildi;

but because we have now more people buying the same fuel

1:34

artık aynı yakıtı satın alan daha fazla kişinin olmasıydı.

Dilbilgisi

not necessarily because ... but because ... (mutlaka … olduğu için değil, … olduğu için)

not necessarily because A, but because B kalıbı önce A'nın yeterli veya kesin bir açıklama olma niteliğini zayıflatır, ardından odağı konuşanın vurgulamak istediği neden olan B'ye kaydırır. Not necessarily özellikle ihtiyatlı bir ifadedir; A'nın tamamen yanlış olduğu anlamına her zaman gelmez. But because düzeltici bir karşıtlık kurar ve B'yi temel nedensel nokta hâline getirir.

Alıştırma

Şu İngilizce cümleyi okuyun: The delay happened not necessarily because the team was careless, but because the server failed. Hangi yorum konuşanın ihtiyatlı ifadesini en iyi biçimde korur?

  1. Konuşan, iki nedenin de eşit derecede önemli olduğunu söylüyor.
  2. Konuşan, dikkatsizliğin hiçbir rol oynamadığını kanıtlıyor.
  3. Dikkatsizlik katkıda bulunmuş da olabilir, bulunmamış da olabilir; ancak konuşan sunucu arızasını vurguluyor.
Cevabı göster

Dikkatsizlik katkıda bulunmuş da olabilir, bulunmamış da olabilir; ancak konuşan sunucu arızasını vurguluyor.

in the markets where we had any impact in fuel,

1:38

Yakıt aldığımız piyasalarda yakıtla ilgili en ufak bir sarsıntı yaşandığında,

then just know that the entire economy is disrupted. Ton ve niyet

1:42

tüm ekonominin sekteye uğradığını bilin.

Ton ve niyet

just know that: şunu bil ki

Bu cümlede just know that, dinleyene bundan sonra gelen bilgiyi önemli kabul etmesini söyleyen vurgulu bir ifadedir. Buradaki just, konuşanın bir şeyi az önce öğrendiği anlamına gelmez; konuşmaya vurgu katar ve that, akılda tutulması gereken sonucu başlatır. Bu ifade, anlatılanları sonuca bağlamaya yardımcı olur: Dinleyen bütün ayrıntıları takip etmese bile tüm ekonominin altüst olduğu sonucunu anlamalıdır.

Alıştırma

Bu cümlede just know that neyi ifade ediyor? En iyi cevabı seçin: 'Before you agree to the plan, just know that the deadline cannot be extended.'

  1. Konuşan, dinleyene son tarihi bilip bilmediğini soruyor.
  2. Konuşan, son tarihin uzatılamayacağı gerçeğinin dinleyen için önemli olmasını istiyor.
  3. Konuşan son tarihi az önce öğrendi.
Cevabı göster

Konuşan, son tarihin uzatılamayacağı gerçeğinin dinleyen için önemli olmasını istiyor.

So, this is how it happens.

1:45

Süreç işte böyle işliyor.

We have a farmer.

1:47

Bir çiftçiyi ele alalım.

Transportation charges supersedes any other cost that this person will incur. Kelime

1:48

Nakliye masrafları, bu kişinin katlanacağı diğer tüm maliyetleri aşar.

Kelime

cost that this person will incur: bu kişinin üstleneceği maliyet

Burada that this person will incur, costu niteleyen bir ilgi cümleciğidir ve hangi maliyetten söz edildiğini açıklar. Bu kişi maliyeti üstlenecek kişidir; dolayısıyla maliyet onun sorumluluğu veya yükü hâline gelecektir. Incur, bir maliyete maruz kalmak ya da maliyetten sorumlu hâle gelmek demektir; tek başına ödemenin zaten yapıldığını göstermez. İş, finans ve hukuk bağlamlarında sık kullanılan resmî bir kelimedir.

Alıştırma

Ödeme yapılmış olduğunu söylemeden bir maliyetin birinin sorumluluğu hâline geldiğini göstermek için incuru doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The company may incur extra storage costs while the shipment is delayed.
  2. The company may pay extra storage costs while the shipment is delayed.
  3. The company may spend extra storage costs while the shipment is delayed.
Cevabı göster

The company may incur extra storage costs while the shipment is delayed.

And for them to make profit,

1:54

Kâr edebilmek için de

they have to pass this cost to the consumer.

1:56

bu maliyeti tüketiciye yansıtmak zorundadır.

Also, food prices go up. Öbek fiiller

2:00

Gıda fiyatları da yükselir.

Öbek fiiller

go up: fiyatların yükselmesi

Bu cümlede go up, “artmak” veya “daha yüksek hâle gelmek” anlamındadır. Özne olan food prices değişen şeydir; bu nedenle ifade, artışa kimin ya da neyin yol açtığını belirtmeden yükselmeyi anlatır. Bu anlam fiyat, maliyet, sıcaklık, sayı ve oran gibi ölçülebilir şeylerle kullanılır. Burada fiziksel olarak yukarı doğru hareket etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi go up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the discount ended, the monthly fee ____.

Cevabı göster

went up

Prices at the pump went up. Kültür

2:01

Pompadaki akaryakıt fiyatları yükseldi.

Kültür

at the pump: perakende yakıt fiyatları

At the pump, sürücülerin bir akaryakıt istasyonunda yakıt satın aldığı yeri ve anı anlatan, ABD’de yaygın bir ifadedir. Prices at the pump içinde pump, perakende yakıt satış noktasını temsil eder; dolayısıyla ifade, tüketicilerin araçlarına yakıt alırken ödediği benzin veya dizel fiyatlarını anlatır. Bir pompa cihazının satın alma fiyatı anlamına gelmez. Haberlerde bu ifade, yakıt fiyatlarındaki değişimleri sürücülerin günlük giderleriyle ilişkilendirir.

Alıştırma

“Drivers are feeling the higher prices at the pump,” cümlesinde at the pump ne anlama gelir?

  1. bir pompa cihazı satın alırken
  2. bir akaryakıt istasyonunda yakıt satın alırken
  3. su hizmeti için ödeme yaparken
Cevabı göster

bir akaryakıt istasyonunda yakıt satın alırken

If you're using public transportation,

2:03

Toplu taşıma kullanıyorsanız,

that means your fare went up as well.

2:05

bu, ödediğiniz ücretin de arttığı anlamına gelir.

Transport, food, and production,

2:07

Ulaşım, gıda ve üretim

that covers all areas of your life, Kelime

2:09

hayatınızın her alanını kapsıyor

Kelime

covers all areas of your life: geniş kapsamı anlatan cover

Burada covers, “bir şeyin üstünü örtmek” değil, “bir kapsamın tamamına yayılmak” ya da “etkilemek” anlamındadır. Ulaşım, gıda ve üretim birlikte, kişinin yaşamının tamamında sonuçlar doğurur. All areas of your life; ulaşım, harcamalar ve iş gibi yaşamın bütün yönleri veya alanları demektir. Areas burada coğrafi bölgeleri değil, soyut bir kapsamı anlatır.

Alıştırma

“that covers all areas of your life” ifadesinde covers en yakın hangi anlama gelir?

  1. Her coğrafi bölgenin üstüne fiziksel olarak bir şey koyar.
  2. Yaşamın bir parçası olarak yalnızca ulaşımı sayar.
  3. Yaşamın her yönüne uzanır veya her yönünü etkiler.
Cevabı göster

Yaşamın her yönüne uzanır veya her yönünü etkiler.

and it was felt quite significantly.

2:12

ve bunların etkisi oldukça yoğun hissedildi.

It is important we establish peace between Ukraine and Russia Dilbilgisi

2:18

Ukrayna ile Rusya arasında barışın sağlanması önemlidir,

because of the critical role these two play in the global market. Kalıp ifadeler

2:24

çünkü bu iki ülke küresel pazarda kritik bir rol oynuyor.

Dilbilgisi

It is important (that) + özne + fiilin yalın hâli

It is important, değerlendirmeyi kimin yaptığını belirtmeden bir eylemi gerekli veya son derece önemli olarak sunar. Asıl içerik we establish peace yan cümlesidir; önden kullanılan it özne konumunu doldurur. Bu gereklilik veya öneri kalıbında, buradaki gibi that atılabilir ve fiil yalın hâlde kalır: It is important (that) + özne + fiilin yalın hâli. Bu yapı, bir öneriyi veya önceliği nesnel görünen bir dille sunmayı sağlar.

Alıştırma

Parantezdeki fiilin yalın hâlini kullanın: It is important that every driver ____ a seat belt. (wear)

Cevabı göster

wear

Kalıp ifadeler

Bu İkisinin Küresel Pazarda Oynadığı Kritik Rol

“the critical role these two play in the global market” ifadesinde isim öbeği “the critical role” ile başlar ve “these two play ...” bu rolü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Açık biçimi “the critical role that these two play in the global market” anlamına gelir. Buradaki “play a role”, bir duruma katkıda bulunmak veya onu etkilemek demektir; eğlenmek ya da rol yapmak değildir. “Critical”, katkının özellikle önemli olduğunu vurgular; bu nedenle ifade, Ukrayna ve Rusya’yı küresel pazarın kilit aktörleri olarak sunar.

Alıştırma

“the critical role these two play in the global market” ne anlama gelir? En doğru açıklamayı seçin.

  1. Bu iki unsurun küresel pazara yaptığı temel katkı
  2. Bu iki unsurun bir pazar gösterisinde oyuncu olarak sahip olduğu önemli konum
  3. Bu iki unsurun küresel pazarda gerçekleştirdiği eğlenceli etkinlik
Cevabı göster

Bu iki unsurun küresel pazara yaptığı temel katkı

It is important for Kenya to be supportive of peace on Ukraine's terms. Kalıp ifadeler

2:30

Kenya'nın Ukrayna'nın şartlarını esas alan bir barışı desteklemesi önemlidir.

Kalıp ifadeler

Ukrayna'nın koşullarına göre

On Ukraine's terms, desteklenen barışın hangi koşullarla tanımlandığını gösteren bir edat öbeğidir. On someone's terms yapısında terms, bir düzenlemenin gerçekleştiği koşullar veya gereklilikler anlamına gelir; özellikle de o kişi tarafından belirlenen ya da kabul edilen koşulları anlatır. Bu nedenle ifade, “Ukrayna'nın belirlediği veya kabul ettiği koşullara göre” demektir. Burada ifade, supportive of peace anlamını daraltır: Konuşan kişi herhangi bir barış anlaşmasını değil, Ukrayna'nın koşullarını karşılayacak şekilde şekillendirilmiş bir barışı anlatır. Bu cümlede terms; kelime bilgisi, okul dönemleri veya zaman sınırı anlamına gelmez.

Alıştırma

“The team signed the contract on the client's terms” cümlesinde “on the client's terms” ne anlama gelir?

  1. Anlaşmaya hiçbir koşul eklenmeden
  2. Müşterinin belirlediği veya kabul ettiği koşullar altında
  3. Ekibin seçtiği bir zamanda
Cevabı göster

Müşterinin belirlediği veya kabul ettiği koşullar altında

Peace on Russia's terms does not really change a lot.

2:34

Rusya'nın şartlarını esas alan bir barış aslında pek bir şeyi değiştirmez.

The status quo would remain as is. Kelime

2:39

Mevcut durum olduğu gibi kalırdı.

Kelime

The status quo: mevcut durum veya düzen

The status quo, özellikle önerilen bir değişiklikten önce zaten var olan durum veya düzen anlamına gelir. Bir isim öbeğidir; bu nedenle The status quo would remain, mevcut durumun devam edeceğini ifade eder. Bu ifade, bir konuyu yerleşmiş siyasi, toplumsal veya kurumsal düzenin korunması ya da değiştirilmesi açısından ele alır. Burada bir kişinin veya kuruluşun adı değildir.

Alıştırma

Cümleyi “mevcut düzen” anlamındaki resmî isim öbeğiyle tamamlayın: The committee rejected the proposal and chose to maintain ____.

Cevabı göster

the status quo

Just reflecting on the effects that we've had Öbek fiiller

2:41

Yaşadığımız etkiler üzerine düşündüğümüzde,

as a country, as a region,

2:43

hem ülke hem de bölge olarak,

Öbek fiiller

reflecting on: bir deneyimi dikkatle değerlendirmek

Reflecting on, bir şeyin etkilerini, anlamını veya öğrettiklerini kavramak için, çoğunlukla olay gerçekleştikten sonra onun hakkında dikkatle düşünmek anlamına gelir. on edatı düşünülen konuyu belirtir. Bu cümlede ortaç öbeği, konuşmacının bir değerlendirme yapmadan önce dikkatle geçmişe bakışını sunar. Buradaki reflect zihinsel bir eylemdir; ışığı geri yansıtma veya görüntü gösterme şeklindeki fiziksel eylem değildir.

Alıştırma

Cümleyi “geçmişteki bir deneyim hakkında dikkatle düşünmek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: On the train home, Maya was ____ what she had learned.

Cevabı göster

reflecting on

it's important that we find ways to sensitize communities, Kelime

2:45

toplulukları bilinçlendirmenin yollarını bulmamız önemlidir.

individuals, households

2:50

Bireyleri ve haneleri de

on how a war that is happening very far has effects on their daily lives.

2:51

çok uzakta yaşanan bir savaşın günlük hayatlarını nasıl etkilediği konusunda bilinçlendirmeliyiz.

Kelime

Kamu bilgilendirmesinde sensitize communities, individuals, households kullanımı

Bu cümlede sensitize communities, individuals, households, bu grupları uzaktaki savaş hakkında bilgilendirmek ve savaşın günlük yaşama etkilerini fark etmelerine yardımcı olmak anlamına gelir. Kenya kamu bilgilendirme İngilizcesinde sensitize people on an issue, insanları bilgilendirmek veya farkındalıklarını artırmak için kullanılan doğal bir kurumsal ifadedir. Nesne listesi üç toplumsal düzeydeki hedef kitleyi belirtir: toplulukların bütünü, bireyler ve haneler. Sensitize burada onları fiziksel veya duygusal açıdan daha hassas hâle getirmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Geniş bir uluslararası kitle için amaçlanan kamu bilgilendirme anlamını en açık biçimde hangi cümle ifade eder?

  1. The campaign aims to raise awareness among households about flood risks.
  2. The campaign aims to hide flood risks from households.
  3. The campaign aims to make households physically sensitive to flood risks.
Cevabı göster

The campaign aims to raise awareness among households about flood risks.

Although you will not see people who are injured, Dilbilgisi

2:58

Yaralı insanları görmeseniz bile,

at some point it just becomes something on the news. Kalıp ifadeler

3:01

bir noktadan sonra bu, yalnızca haberlerde geçen bir şey hâline gelir.

Dilbilgisi

Although + yan cümle, ana cümle

Although, ödünleme bildiren bir yan cümleyi başlatır. Yaralı insanların doğrudan görülmeyeceğini kabul ederken bu gerçeğin konuşmacının daha geniş savını sonuçlandırmadığını belirtir; konuşmacının ilerletmek istediği iddia ana cümlede yer alır. Yeniden kullanılabilir kalıp Although A, B biçimindedir: A'nın doğru veya mümkün olduğu kabul edilir, ancak B yine de geçerlidir ya da önemini korur. Although zaten ödünlemeyi belirttiği için standart yazılı İngilizcede normalde B'den önce but eklenmez.

Alıştırma

Bir noktayı kabul edip ardından ana iddiayı sunmak için Although sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Despite the train was delayed, we arrived before the meeting began.
  2. Although the train was delayed, but we arrived before the meeting began.
  3. Although the train was delayed, we arrived before the meeting began.
Cevabı göster

Although the train was delayed, we arrived before the meeting began.

Kalıp ifadeler

At some point: belirtilmemiş bir zaman veya aşama

At some point, “belirtilmemiş bir zamanda veya aşamada” anlamına gelir. Konuşan kişi değişimin tam olarak ne zaman gerçekleştiğini söylemez; çünkü kesin zaman bilinmiyordur veya önemli değildir. Burada kademeli bir değişimi işaret eder: belirsiz bir aşamadan sonra uzaktaki çatışma, çoğunlukla haberlerde görülen bir olay olarak algılanmaya başlar. Geçmiş, şimdiki zaman veya gelecekle ilgili anlatımlarda kullanılabilir; zaman çerçevesini fiilin zamanı ve bağlam belirler.

Alıştırma

Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? We do not need to decide now, but ___ we will have to choose a new supplier.

  1. at one point
  2. at some point
  3. at this point
Cevabı göster

at some point

It has other ways

3:03

Ama etkileri başka yollarla da

that it trickles back to affect your livelihood. Notlar

3:05

dönüp dolaşıp geçim kaynaklarınızı etkiler.

Deyimler

Trickles back: yavaş ve dolaylı biçimde geri ulaşmak

Trickles back, az miktarda sıvının yavaşça akması görüntüsünü mecaz olarak kullanır. Bu cümlede, uzaktaki bir olayın sonuçlarının yavaş, dağınık ve dolaylı bir biçimde konuşanın kendi yaşam alanına ulaşarak geçim kaynaklarını etkilemesini anlatır. Trickles yavaş, sınırlı veya dağınık bir hareket hissi katar; back ise referans noktası kabul edilen yere, insanlara veya kaynağa doğru yönelmeyi gösterir. Özne çoğu zaman gerçek bir sıvı değil; bilgi, para, fayda, maliyet veya sonuçlardır.

Alıştırma

“Yavaş ve dolaylı biçimde geri ilerler” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After moving through several departments, the effect ____ to the team that started the project.

Cevabı göster

trickles back

Kelime

Geçim kaynağınız: kendinizi desteklemenizi sağlayan ekonomik araçlar

“Affect your livelihood” ifadesinde livelihood, kişinin günlük ihtiyaçlarını karşılamasını sağlayan işi, geliri veya diğer kaynakları ifade eder. Biyolojik yaşamı değil, ekonomik geçim araçlarını anlatır. Cümle, bir etkinin başka kanallardan dolaylı biçimde geri dönerek dinleyicinin geçimini sağlama gücüne zarar verebileceğini söylüyor. Bu anlam; maliyetler, politikalar, afetler veya piyasa değişiklikleri işleri ve gelirleri etkilediğinde yaygındır.

Alıştırma

“Higher fuel costs could damage farmers' livelihoods,” cümlesinde livelihoods ne anlama gelir?

  1. Kendilerini geçindirecek kadar kazanmalarını sağlayan yollar
  2. Ailelerindeki toplam kişi sayısı
  3. İş dışındaki hobileri
  4. Biyolojik yaşamları
Cevabı göster

Kendilerini geçindirecek kadar kazanmalarını sağlayan yollar