Ağız kokusuna ne sebep olur? - Mel Rosenberg: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu bilimsel açıklama, ağız kokusunun tarih boyunca damgalanmasından biyolojik nedenine uzanıyor: Ağızdaki bakteriler organik maddeleri parçalayarak kötü kokulu bileşikler salıyor. Video ayrıca kişinin kendi nefesini değerlendirmesinin neden zor olduğunu açıklıyor, yaygın ağız içi nedenleri daha seyrek görülen tıbbi sorunlardan ayırıyor, uygulanabilir hijyen yöntemlerini ele alıyor ve en güvenilir kontrolün başka birine sormak olduğu sonucuna varıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. There is a curse — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bir bilim anlatıcısının gündelik bir rahatsızlığı kadim bir lanet gibi sunarak asıl konuyu açıklamadan önce dramatik bir açılış yaptığını fark edin. Bu tekniği, açıklamanızın konusunu hemen ele vermeden başlangıçta merak ve gerilim yaratmak için kullanabilirsiniz. 2. feed off of — Phrasal verbs: Ağız bakterilerinin mukus, yiyecek artıkları ve ölü hücrelerden beslenmesi gibi, bir canlının belirli bir kaynaktan gıda sağladığı durumlarda bu ifadeyi anlayıp kullanın. İfade, bir şeyi ayakta tutan kaynağı vurgular; kaynaklara, ilgiye veya duygulara bağımlılığı anlatmak için de kullanılabilir. 3. Just take a deep breath and ask a friend. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Kısa bir emir cümlesinin ayrıntılı bir açıklamayı doğrudan, rahat ve hafif mizahi bir tavsiyeyle nasıl bitirdiğine dikkat edin. Böylece önceki kanıtları akılda kalıcı bir öneriye dönüştürebilir, aynı zamanda önerilen davranışın sosyal açıdan biraz zor olabileceğini hissettirebilirsiniz.
Bu derste
There is a curse that has plagued humanity since ancient times. Notlar
0:07Antik çağlardan beri insanlığın başına bela olan bir lanet vardır.
There is a curse: dramatik bir açılış kancası
Bu cümlede There is a curse, büyünün gerçek olduğunu ileri sürmez. Curse, zararlı bir sorunu güçlü biçimde anlatan bir mecazdır; bu “lanetin” ağız kokusu olduğu daha sonra açıklanır. Bu açılış önce kaygı verici bir şeyin varlığını bildirir, sonra izleyiciyi açıklamayı beklemeye yöneltir. Bilim ve eğitim videoları, konuyu adlandırmadan önce dikkati çekmek için bu tür dramatik girişleri sık kullanır.
Alıştırma
Cümlenin başındaki There is a curse ifadesinin temel işlevi nedir?
- Gerçek anlamda doğaüstü bir açıklama yapmak
- Bilimsel konuyu hemen adlandırıp tanımlamak
- Konuyu açıklamadan önce güçlü bir mecazla merak uyandırmak
Cevabı göster
Konuyu açıklamadan önce güçlü bir mecazla merak uyandırmak
has plagued humanity since ancient times: fiil olarak plague
Burada plague, bir kişiye ya da şeye uzun süre ciddi sıkıntı vermek anlamında bir fiildir. Ölümcül bir hastalığı anlatan isim değildir. Humanity tüm insanları ifade eder. Has plagued, present perfect yapısındadır. Since ancient times ile birlikte, sıkıntının çok uzun zaman önce başladığını ve bugüne kadar sürdüğünü gösterir.
Alıştırma
Cümleyi plague fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: For decades, corruption has ____ the city.
Cevabı göster
plagued
The Greeks fought it by chewing aromatic resins, Kalıp ifadeler
0:12Yunanlar onunla aromatik reçineler çiğneyerek savaştı,
fought it by chewing: bir eylemle sorunla mücadele etmek
fought it ifadesindeki fight mecazidir: birine fiziksel olarak saldırmak değil, bir sorunla mücadele etmek veya sorunu azaltmak anlamına gelir. Buradaki it, daha önce söz edilen ağız kokusu sorununu gösterir. fight + sorun + by + -ing kalıbı hem sorunu hem de ona karşı kullanılan yöntemi belirtir. by chewing aromatic resins, Yunanların sorunla nasıl başa çıkmaya çalıştığını anlatır; fought ise fight fiilinin geçmiş zaman biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi by ve exercise fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya fights stress ____.
Cevabı göster
by exercising
while the Chinese resorted to eggshells. Kalıp ifadeler
0:15Çinliler ise yumurta kabuklarına başvurdu.
resorted to: son veya isteksizce seçilen bir önleme başvurmak
resorted to eggshells, sorunla başa çıkmak için yumurta kabuklarına başvurdukları anlamına gelir. Resort to çoğu zaman daha iyi veya daha olağan seçeneklerin bulunmadığını ya da başarısız olduğunu düşündürür; bu yüzden seçim isteksizce yapılmış veya son çareymiş gibi gelebilir. Burada resort bir fiildir ve resorted onun geçmiş zaman biçimidir; tatil yeri anlamındaki resort ismi değildir. resort to ifadesinde to bir edattır, bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelebilir: resort to legal action; resort to borrowing money.
Alıştırma
Hangi cümle, diğer seçeneklerin başarısız olduğunu göstermek için resort to ifadesini doğal biçimde kullanıyor?
- The family resorted to the beach for their vacation.
- Every sunny morning, we resorted to walking in the park because we loved it.
- When the printer still would not work after three repairs, we resorted to replacing it.
Cevabı göster
When the printer still would not work after three repairs, we resorted to replacing it.
it's even considered legal grounds for divorce. Kelime
0:21boşanma için yasal bir gerekçe olarak bile kabul edilir.
In the ancient Jewish Talmud: metinsel bir kaynağı belirtme
Talmud, Yahudi hukuku ve geleneği hakkındaki haham tartışmalarını ve yorumlarını içeren önemli bir derlemedir. Bir yer ya da kişi değil, bir metindir. Burada In the ancient Jewish Talmud, ardından gelen iddianın bu dinî ve hukuki gelenekten geldiğini gösterir. Bu kaynak bilgisi, cümlenin neden legal grounds ifadesine geçtiğini anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede In the ancient Jewish Talmud ne işe yarıyor?
- Olayın gerçekleştiği fiziksel yerin adını veriyor.
- Geleneksel bir Yahudi metnini iddianın kaynağı veya arka planı olarak gösteriyor.
- Talmud adlı bir kişiyi tanıtıyor.
Cevabı göster
Geleneksel bir Yahudi metnini iddianın kaynağı veya arka planı olarak gösteriyor.
legal grounds for divorce: yasaların tanıdığı bir boşanma gerekçesi
Legal grounds for divorce, hukukun bir boşanma talebini desteklemek veya haklı göstermek için yeterli saydığı nedenler demektir. Burada grounds, toprak değil, harekete geçmek için dayanak anlamına gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp (legal) grounds for + bir karar veya hukuki işlem şeklindedir; grounds for dismissal ve grounds for an appeal buna örnektir. Grounds bu anlamda normalde çoğul kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede grounds, legal grounds for divorce ifadesindekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?
- The new evidence may provide legal grounds for an appeal.
- The picnic was held on the school grounds.
- The suitcase was left on the ground.
Cevabı göster
The new evidence may provide legal grounds for an appeal.
halitosis: bad breath için kullanılan resmî terim
Halitosis, bad breath yani ağız kokusu için kullanılan tıbbi veya resmî terimdir. Bu cümlede iki ifade de aynı durumu, yani nefesin kötü kokmasını adlandırır. Halitosis ayrı bir hastalık olarak sunulmaz. Bu resmî terimi tanımak, tıp veya diş hekimliği dilini günlük bad breath ifadesiyle ilişkilendirmenizi sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede halitosis ne anlama geliyor?
- Koku duyusunu kaybetmek için kullanılan günlük bir terim
- Diş ağrısı için kullanılan resmî bir terim
- Bad breath için kullanılan resmî veya tıbbi bir terim
Cevabı göster
Bad breath için kullanılan resmî veya tıbbi bir terim
otherwise known as: başka bir adı tanıtma
Otherwise known as + bir ad, “bu adla da bilinen” anlamına gelir. Burada otherwise known as bad breath, halitosis için daha tanıdık bir ad verir; farklı bir durumdan söz etmez. Bu kalıplaşmış ifadede otherwise, “eğer değilse” veya “aksi takdirde” anlamına gelmez. İfadenin tamamı başka bir ad ekleyen ara söz işlevi görür ve genellikle virgüllerle ayrılır.
Alıştırma
Şu İngilizce cümleyi okuyun: "The red planet, otherwise known as Mars, has two small moons." otherwise known as ne işe yarıyor?
- Bir koşul yerine getirilmezse ne olacağı konusunda uyarıyor.
- İki adın farklı şeyleri anlattığını söylüyor.
- Aynı şey için başka bir ad tanıtıyor.
Cevabı göster
Aynı şey için başka bir ad tanıtıyor.
But what causes it, and why...?: açıklamaya yol haritası çizen sorular
Birbirine bağlı bu iki soru yalnızca bilgi istemez. What causes it? ağız kokusunun nedenini gündeme getirirken why is it so universally terrifying? insanların buna verdiği güçlü tepkiyi gündeme getirir. Baştaki But, açıklamayı olayın ne olduğunu söylemekten videonun sırada yanıtlayacağı konulara taşır. Açıklayıcı içeriklerde böyle bir soru dizisi yol haritası görevi görebilir: konuşmacı soruları şimdi ortaya koyar ve sonraki bölümlerde yanıtlar.
Alıştırma
Bu açıklamada iki sorunun temel düzenleyici işlevi nedir?
- Olay için daha önce kullanılan adı reddetmek
- Nedenin ve insanların tepkisinin ele alınacağını önceden göstermek
- Konuşmacının açıklamanın geri kalanı için planı olmadığını göstermek
- Video devam etmeden önce izleyiciden sorunu çözmesini istemek
Cevabı göster
Nedenin ve insanların tepkisinin ele alınacağını önceden göstermek
think of some of the worst odors you can imagine, Anlatım akışı
0:36hayal edebileceğiniz en kötü kokulardan bazılarını düşünün,
think of ... you can imagine ile dinleyiciyi örnek düşünmeye çağırmak
Buradaki think of, resmi bir analiz isteği değil, örnekleri akla getirmeye yönelik doğrudan bir davettir. some of the worst odors you can imagine ifadesi, her dinleyiciden kişisel deneyimini kullanarak aşırı bir örnek hayal etmesini ister. Dinleyiciye yönelik bu çağrı, açıklama devam etmeden önce soyut bir fikri somutlaştırır. Ardından gelen örnekler, herkesin hayal edebileceği tanıdık kokular sunarak dinleyiciyi sonraki karşılaştırmaya hazırlar.
Alıştırma
Hangi cümle, bir konuşmadan önce dinleyicileri örnek hayal etmeye davet etmek için think of ifadesini doğru kullanır?
- Think of a place where you feel completely relaxed.
- Think of to a place where you feel completely relaxed.
- Think a place where you feel completely relaxed.
Cevabı göster
Think of a place where you feel completely relaxed.
come from the activity of microorganisms: bilimsel bir nedeni açıklamak
Bu cümlede come from, kokuların nedenini veya kaynağını belirtir. Bu kaynak, başta bakteriler olmak üzere mikroorganizmaların faaliyetidir. Buradaki activity, planlanmış bir etkinliği değil; büyüme, beslenme ve maddeleri parçalama gibi biyolojik süreçleri ifade eder. Olgu + come from + süreç veya kaynak kalıbı, gözlemlenebilen bir sonucu neyin meydana getirdiğini açıklar.
Alıştırma
Cümleyi come from the activity of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The warmth in a compost pile ____ microorganisms breaking down food scraps.
Cevabı göster
comes from the activity of
similar bacteria live in the moisture-rich environment of your mouth. Kelime
0:52benzer bakteriler ağzınızın nem açısından zengin ortamında yaşar.
as disgusting as it may sound: rahatsız edici bir tepkiyi kabul etmek
As disgusting as it may sound, ödünleme bildiren bir giriş ifadesidir. Konuşan kişi, sıradaki gerçeğin rahatsız edici gelebileceğini kabul eder ve ardından yine de bu gerçeği söyler. as + sıfat + as it may sound kalıbı, “öyle geliyor olsa bile” anlamına gelir. Burada sound, bir düşüncenin bıraktığı izlenimi anlatan bağlayıcı fiildir; may ise gerçeğin kendisini belirsiz hâle getirmez.
Alıştırma
Bir gerçeği söylemeden önce olası tepkiyi kabul etmek için as ... as it may sound kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?
- As strange it may sound, this desert can be covered in flowers after heavy rain.
- As strange as it may sound, this desert can be covered in flowers after heavy rain.
- As it may sound strange, this desert can be covered in flowers after heavy rain.
Cevabı göster
As strange as it may sound, this desert can be covered in flowers after heavy rain.
moisture-rich environment: isim + -rich kalıbı
Burada moisture-rich, “çok miktarda nem içeren” demektir. Tireyle bağlanan bileşik sıfatın tamamı environment sözcüğünü niteler; bu cümlede environment ağız içindeki koşulları ifade eder. İsim + -rich bileşiklerinde rich, “adı geçen şeyden bol miktarda içeren” anlamına gelir; “varlıklı” anlamında değildir. Bu kısa ve yoğun kalıp, nutrient-rich soil ve oxygen-rich water örneklerinde olduğu gibi açıklayıcı ve bilimsel metinlerde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi “nem açısından zengin” anlamındaki tireli bileşik sıfatla tamamlayın: The greenhouse creates a ____ environment for tropical plants.
Cevabı göster
moisture-rich
Don't panic: doğrudan güven verme
Don't panic. ifadesi kelime anlamıyla birine korkuya kapılmamasını söyler. Burada kısa bir güven verme işlevi görür: Konuşmacı, bakterilerle ilgili bilginin izleyiciyi kaygılandırabileceğini öngörür ve devam etmeden önce onu sakinleştirir. Kısa bir olumsuz emir cümlesi olduğu için doğrudan duyulur. Genellikle kaygı verici bir durumun kontrol edilebilir olduğunu belirtmek için kullanılır; rahatlatıcı mı yoksa buyurgan mı geldiğini ses tonu ve ardından söylenenler belirler.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: Ciddi sıkıntı yaşayan birine yalnızca “Don't panic.” demek her zaman nazik ve destekleyicidir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
The presence of bacteria in your body is not only normal, Dilbilgisi
0:59Vücudunuzda bakterilerin bulunması sadece normal değil,
not only normal, it's actually vital for: bir iddiayı giderek güçlendirmek
not only A, it's actually B kalıbı, daha zayıf bir iddiadan daha güçlü ve şaşırtıcı bir iddiaya geçer. Burada normal, vücutta bakteri bulunmasının anormal olması gerektiği düşüncesini düzeltirken vital for bakterilerin önemli işlevler için gerekli olduğunu söyler. Ana fikir not only normal ifadesinde bitmez. actually, asıl vurgunun ikinci iddiada olduğunu gösterir. Bu konuşma kalıbının mantığı not only A but also B yapısına benzer, ancak ikinci cümleciğe daha fazla güç kazandırır.
Alıştırma
Hangi cümle daha zayıf bir değerlendirmeyi düzelttikten sonra ‘yararlı’ olmaktan ‘gerekli’ olmaya doğru ilerliyor?
- The backup is not only helpful; it's actually vital for recovery.
- The backup is helpful, but it is not vital for recovery.
- The backup is helpful during recovery, and it is easy to create.
Cevabı göster
The backup is not only helpful; it's actually vital for recovery.
like all living things: karşılaştırma çerçevesiyle başlamak
Like all living things, cümlenin başında bir karşılaştırma çerçevesi kurar. Buradaki like, “aynı şekilde” veya “... için de geçerli olduğu gibi” anlamında bir edattır; “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir. Bu ifade önce bilinen genel kuralı verir: canlıların besine ihtiyacı vardır. Ardından ana cümle bu kuralı bakterilere uygular. Genelden özele giden bu sıra, bilimsel düşüncenin takip edilmesini kolaylaştırır ve bakterilerin ne yediğine ilişkin açıklamaya zemin hazırlar.
Alıştırma
Hangi cümlede like, tek bir özneyi bilinen genel bir kurala bağlamak için kullanılıyor?
- Rechargeable devices, such as tablets, need power.
- Like all rechargeable devices, this tablet needs power.
- I like rechargeable devices that save energy.
Cevabı göster
Like all rechargeable devices, this tablet needs power.
feed off of: bir kaynaktan besin veya enerji elde etmek
Burada feed off of, “bir şeyi besin kaynağı olarak kullanmak” anlamına gelir. Ardından gelen ad öbeği bakterileri besleyen maddeleri sıralar; off of ifadenin bir parçasıdır ve yön belirtmez. feed off of + kaynak yapısı, gerçek anlamda yeme söz konusu olmasa bile enerji, güç, ilgi veya çıkar için bir kaynağa bağımlı olmayı da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi feed off of ile tamamlayın: Some fungi ____ dead wood for nutrients.
Cevabı göster
feed off of
In order to absorb nutrients through their cell membranes, Dilbilgisi
1:19Besinleri hücre zarlarından emebilmek için,
they must break down the organic matter into much smaller molecules. Öbek fiiller
1:22organik maddeleri çok daha küçük moleküllere ayırmaları gerekir.
In order to absorb: ana eylemden önce amacı belirtmek
In order to absorb... amaç bildiren bir mastar öbeğidir. Önce hedefi, yani besin maddelerini emmeyi belirtir. Ardından ana cümle bu hedefe ulaşmak için gereken eylemi verir: organik maddeyi parçalamak. Yapı in order to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Amaç öbeğinin ayrı bir öznesi yoksa öznesinin genellikle ana cümlenin öznesi olduğu anlaşılır; burada hem emme hem de parçalama eylemini bakteriler yapar.
Alıştırma
Amaç öbeğini in order to ile tamamlayın: ____ protect the seedlings from frost, we covered them overnight.
Cevabı göster
In order to
break down ... into: bir bütünü daha küçük parçalara ayırmak
Burada break down A into B, bir bütün olan A'yı ayırarak veya değiştirerek daha küçük parçalara ya da birimlere, yani B'ye dönüştürmek anlamına gelir. Bu cümlede A, the organic matter; B ise much smaller molecules ifadesidir. Nesne bir isim olduğunda hem break down A into B hem de break A down into B kullanılabilir. Nesne bir zamir olduğunda zamiri fiil ile parçacığın arasına koyun: break it down into smaller parts. Bu kalıp yalnızca fiziksel maddelerle değil, görevler, fikirler ve süreçlerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede break A down into B doğru kullanılmıştır?
- The guide breaks the process down into five clear steps.
- The guide breaks the process down five clear steps.
- The guide breaks the process into down five clear steps.
Cevabı göster
The guide breaks the process down into five clear steps.
they'll break proteins into their component amino acids,
1:28proteinleri kendilerini oluşturan amino asitlere ayıracaklar,
and then break those down even further into various compounds.
1:31ve sonra bunları da daha da parçalayarak çeşitli bileşiklere dönüştüreceklerdir.
Some of the foul-smelling byproducts of these reactions, Kelime
1:35Bu reaksiyonların kötü kokulu yan ürünlerinden bazıları,
foul-smelling byproducts: kısa çizgili bir koku sıfatı
Foul-smelling byproducts, tepkimeler sonucunda oluşan ve çok rahatsız edici bir koku yayan ikincil maddeler anlamına gelir. Burada foul, spordaki “faul” değil, “son derece rahatsız edici” demektir. Foul-smelling, foul + smelling sözcüklerinden oluşan birleşik bir sıfattır. byproducts isminden önce geldiğinde iki sözcük kısa çizgiyle birleştirilir ve tek bir betimleme olarak görev yapar. Aynı kalıp sweet-smelling flowers ve strange-smelling gas ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
“Çok kötü kokan” anlamındaki vurgulanmış kısa çizgili sıfatı kullanın: The crew found a ____ liquid near the pipe.
Cevabı göster
foul-smelling
such as: kapsamlı olmayan örnekler sunmak
Such as, bu bölümün hemen öncesinde sözü edilen daha geniş gruba, yani kötü kokulu yan ürünlere ait belirli örnekleri tanıtır. Burada hydrogen sulfide ve cadaverine, bu genel fikri somutlaştırır. Örnekler kapsamlı bir listenin tamamı değildir; dolayısıyla bu ifade bunların tek yan ürünler olduğu anlamına gelmez. Bilimsel açıklamalarda such as, genel bir kategoriden onu temsil eden üyelere geçmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Bu bölümde such as neyi gösteriyor?
- İki kimyasal, daha geniş bir grubun örnekleridir.
- İki kimyasal tam bir liste oluşturur.
- Kimyasallar önceki bir eylemin sonucudur.
Cevabı göster
İki kimyasal, daha geniş bir grubun örnekleridir.
escape into the air and waft their way towards unsuspecting noses. Deyimler
1:42havaya karışarak habersiz burunlara doğru süzülür.
waft their way towards unsuspecting noses: canlı bir hareket betimlemesi
Waft their way towards ... ifadesi “havada hafifçe ... yönüne doğru ilerlemek” anlamına gelir. Burada their, kötü kokulu yan ürünleri belirtir; bu nedenle their way bir hareket yapısının parçasıdır ve onlara ait bir yol anlamına gelmez. Unsuspecting noses, kokuyu beklemeyen insanları ifade eder; noses sözcüğü bu insanların yerine kullanılmıştır. İfade bir bütün olarak koku üreten maddeleri, bir sonraki hedeflerine bilerek süzülüyormuş gibi kişileştirir ve bilimsel açıklamayı canlı ve esprili hâle getirir.
Alıştırma
Bu cümlede waft their way towards unsuspecting noses ne anlatıyor?
- Kötü kokulu maddeler, onları beklemeyen insanlara doğru hafifçe süzülür.
- İnsanlar maddeleri bulmak için işaretlenmiş bir yolu izler.
- Maddeler herkesten çok yüksek hızla uzaklaşır.
Cevabı göster
Kötü kokulu maddeler, onları beklemeyen insanlara doğru hafifçe süzülür.
Our sensitivity to these odors and interpretation of them as bad smells Kalıp ifadeler
1:47Bu kokulara karşı hassasiyetimiz ve onları kötü koku olarak yorumlamamız
warning us of rotten food and the presence of disease.
1:54bizi çürük yiyeceklere ve hastalıkların varlığına karşı uyaran.
interpretation of X as Y: X'i Y olarak yorumlama
Interpretation of X as Y, interpret X as Y yapısının isim biçimidir. X'i Y olarak anlamak, değerlendirmek veya sınıflandırmak anlamına gelir. Burada them, önceki these odors ifadesine gönderme yapar; bad smells ise bu kokular hakkında varılan yargıyı belirtir. İfadenin tamamı bir isim grubudur ve sensitivity ile bağlanarak cümlenin öznesinin bir parçasını oluşturur. Interpretation kullanmak, yorumlama eylemini resmî veya bilimsel yazılarda ele alınabilecek bir kavrama dönüştürür.
Alıştırma
Cümleyi interpretation of X as Y isim kalıbıyla tamamlayın: Our ____ the delay ____ a refusal turned out to be wrong.
Cevabı göster
interpretation of · as
may be ... warning us of ...: olası bir işlevi temkinli biçimde önermek
May be, fikri tamamen kanıtlanmış bir sonuç olarak değil, olası bir açıklama olarak sunar. Bu temkinli ifade, bilimsel yazılarda kanıtlara dayanan ama hâlâ belirsizlik payı olan bir hipotez önerilirken yaygındır. An evolutionary mechanism önerilen açıklamayı adlandırır. Ardından warning us of rotten food and the presence of disease ortaç grubu, mekanizmanın olası işlevini belirtir. Warn someone of something yapısında someone uyarılan kişiyi, something ise tehlike ya da sorunu gösterir.
Alıştırma
Şunu okuyun: This reaction may be a defense mechanism protecting the plant from insects. may be ... protecting neyi ifade eder?
- Bitkiye böceklere saldırması için doğrudan emir verir.
- Olası bir açıklama sunar ve ardından mekanizmanın önerilen işlevini açıklar.
- Tamamen kanıtlanmış bir açıklama bildirir ve mekanizmayı böceklerin yarattığını söyler.
Cevabı göster
Olası bir açıklama sunar ve ardından mekanizmanın önerilen işlevini açıklar.
Smell is one of our most intimate and primal senses, Dilbilgisi
1:58Koku alma en samimi ve ilkel duyularımızdan biridir,
playing a huge role in our attraction to potential mates. Kalıp ifadeler
2:01potansiyel eşlere ilgi duymamızda büyük bir rol oynar.
one of our most intimate and primal senses: çoğul bir grubun bir üyesi
one of + our/the + most + sıfat(lar) + çoğul isim kalıbı, “en ... olarak nitelenen grubun bir üyesi” anlamına gelir. Burada smell, our senses grubunun bir üyesidir. One tek bir üyeyi seçer, ancak of'tan sonraki isim tüm grubu adlandırır. Bu yüzden sense değil, çoğul senses kullanılmalıdır. Ana özne hâlâ tekil Smell ismidir; bu nedenle fiil is olur.
Alıştırma
Cümleyi "one of" ve "sense" kelimesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Hearing is ____ our most important ____.
Cevabı göster
one of · senses
playing a huge role in: güçlü bir etkiye sahip olmak
Play a huge role in, bir süreç, sonuç veya alanı “çok güçlü biçimde etkilemek” ya da “orada çok önemli olmak” anlamına gelir. Role burada mecazidir; bir oyuncunun canlandırdığı karakter anlamına gelmez. Bu cümlede playing, Smell hakkında ek bilgi veren ve ana cümleyle aynı özneyi paylaşan bir -ing yan cümlesi başlatır. Etkilenen alanı veya etkinliği belirtmek için in sonrasında bir isim öbeği ya da -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadenin doğru biçimiyle tamamlayın: Regular sleep ____ memory and learning.
Cevabı göster
plays a huge role in
59% of men and 70% of women said they wouldn't go on a date with someone who has bad breath, Kalıp ifadeler
2:07erkeklerin %59'u ve kadınların %70'i ağız kokusu olan biriyle çıkmayacaklarını söyledi,
In one poll: tek bir anketten kanıt sunmak
Cümlenin başındaki In one poll, ardından gelen yüzdeleri bir anketin sonuçları olarak çerçeveler. Böylece açıklama genel bir iddiadan sayısal bir kanıta geçer. one sözcüğü iddianın kapsamını sınırlar: Bu rakamlar tek bir anketten gelir. Bu nedenle ifade, bütün anketlerin veya herkesin aynı görüşte olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede In one poll ne işe yarar?
- Yüzdelerin herkes için doğru olduğunu söyler.
- Romantik bir buluşmanın gerçekleştiği zamanı tanıtır.
- Yüzdelerin bir anketin sonuçları olduğunu gösterir.
Cevabı göster
Yüzdelerin bir anketin sonuçları olduğunu gösterir.
wouldn't go on a date with: romantik bir buluşmayı reddetmek
Go on a date with someone, biriyle romantik bir buluşmaya çıkmayı anlatan kalıplaşmış yapıdır. Go on a date etkinliği adlandırır, with ise diğer kişiyi tanıtır. Burada wouldn't, would not ifadesinin kısaltmasıdır ve isteksizliği belirtir: Ankete katılanlar böyle bir buluşmayı kabul etmeyeceklerini söylüyor. Her iki edatı da koruyun; go a date ve go on a date someone standart İngilizce değildir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve 'biriyle tek bir romantik buluşmaya çıkmak' anlamına gelen beş sözcüklü ifadeyle tamamlayın: I wouldn't ____ someone who is rude to the server.
Cevabı göster
go on a date with
which may be why Americans alone spend $1 billion a year on various breath products. Notlar
2:14bu da sadece Amerikalıların her yıl çeşitli nefes ürünlerine neden 1 milyar dolar harcadığını açıklayabilir.
which may be why: bir durumu olası bir açıklamaya bağlamak
which may be why... yapısında which, yalnızca tek bir isme değil, daha önce anlatılan durumun tamamına gönderme yapar. Yapı, “bu durum ... olmasının nedenini açıklıyor olabilir” anlamına gelir ve önceki bilgiyi ardından gelen yan cümleye bağlar. may, bu bağlantıyı kesinlikten uzak tutar. Konuşan kişi harcama için olası bir açıklama sunar; bunu kanıtlanmış ya da tek neden olarak ileri sürmez.
Alıştırma
İlk durumu olası sonuca temkinli biçimde bağlayan tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: The library extended its hours, ____ more people are visiting after work.
Cevabı göster
which may be why
Americans alone spend...: alone ile “yalnızca bu grubun bile” anlamı
Americans alone ifadesinde alone, Americans isim öbeğinin hemen ardından gelir ve odağı bu gruba yerleştirir: başka kimse hesaba katılmadan Amerikalılar ayrı olarak sayılır. Bu tek grubun bile yılda 1 milyar dolar harcadığını vurgular. Burada alone, Amerikalıların yalnız olduğu ya da herkesin yanında kimse olmadan alışveriş yaptığı anlamına gelmez. Bir isimden sonra kullanılan alone; tek bir kişinin, grubun, yerin, kalemin ya da maliyetin bir sayıyı çarpıcı kılmaya yettiğini vurgulayabilir.
Alıştırma
Örnekte Americans alone ne anlama gelir?
- Ürünleri yalnızca Amerikalıların satın almasına izin verilmesi
- Başka hiçbir grup hesaba katılmadan Amerikalıların bile bu miktara ulaşması
- Amerikalıların parayı yanlarında kimse olmadan harcaması
Cevabı göster
Başka hiçbir grup hesaba katılmadan Amerikalıların bile bu miktara ulaşması
most bad breath is easily treated: sağlık bağlamında treat
Sağlık bağlamında treat, bir hastalığı, belirtiyi veya sorunu iyileştirmek ya da kontrol altına almak için bakım veya bir yöntem uygulamak demektir. Burada bakımı alan sorun bad breath olduğundan treated, ona nazik davranıldığı anlamına gelmez. Edilgen be + treated yapısı, bakımı sağlayan kişiye değil tedaviyi alan soruna odaklanır. Easily, sorunun genellikle zorlanmadan yönetilebildiğini belirtir; treat tek başına tamamen iyileşme sözü vermez.
Alıştırma
Hangi cümlede treat, bir rahatsızlığa tıbbi bakım uygulamak anlamında kullanılmıştır?
- The host treated every guest kindly.
- The dentist treated the infection with medication.
- Leah treated her brother to lunch.
Cevabı göster
The dentist treated the infection with medication.
gram-negative bacteria: bilimsel bir sınıflandırma
Gram-negative bacteria, hücre yapısındaki farklılıkları yansıtan Gram boyama testinde gösterdikleri sonuca göre sınıflandırılan geniş bir bakteri grubudur. Bu cümleyi anlamak için ifadenin tek bir türü değil, bilimsel bir kategoriyi adlandırdığını bilmek yeterlidir. gram-negative ifadesindeki negative teknik bir sınıflandırma etiketidir. Bakterilerin olumsuz bir tutuma sahip olduğu anlamına gelmez ve gruptaki her bakterinin hastalığa yol açtığını da otomatik olarak belirtmez.
Alıştırma
Bu cümlede gram-negative bacteria ne anlama gelir?
- Hastalığa yol açabilen her tür bakteri.
- Gram boyama sonucuna dayalı bilimsel bir bakteri kategorisi.
- Karamsar bir tutuma sahip bakteriler.
Cevabı göster
Gram boyama sonucuna dayalı bilimsel bir bakteri kategorisi.
Kesin konumlar için in the spaces between ... ve on the back of ...
Birbirine bağlanan iki edat öbeği, bakterilerin nerede yaşadığını tam olarak gösterir. In the spaces between gums and teeth, boşlukları bakterilerin içinde bulunduğu alanlar olarak anlatır; between ise bu boşlukları oluşturan iki şeyi belirtir. On the back of the tongue, dilin bu kısmını bir yüzey olarak anlatır. Buradaki the back of the tongue, dilin boğaza daha yakın arka kısmı demektir; dilin arkasında bulunan ayrı bir boşluk değildir.
Alıştırma
Konum açıklamasını doğru iki edatla tamamlayın: Food can get stuck ____ the spaces between your teeth, while bacteria may collect ____ the back of your tongue.
Cevabı göster
in · on
using antibacterial mouthwash at bedtime,
2:36yatmadan önce antibakteriyel ağız bakım suyu kullanarak,
gently cleaning the back of the tongue with a plastic scraper,
2:39dilin arkasını plastik bir kazıyıcı ile nazikçe temizleyerek,
we can remove many of these bacteria and their food sources.
2:45bu bakterilerin çoğunu ve besin kaynaklarını ortadan kaldırabiliriz.
By brushing and flossing: Yöntem belirtmek için by + fiil-ing
By + fiil-ing, ana cümledeki sonucu mümkün kılan yöntemi belirtir. By brushing and flossing, “fırçalama ve diş ipi kullanma eylemleri yoluyla” anlamına gelir; brushing ve flossing, by edatından sonra bağlanan iki -ing biçimidir. Cümlenin tamamında by, yöntem belirten -ing öbekleri listesinin tümünü kapsar; we can remove ... ise sonucu verir. Buradaki by, “yanında” anlamına gelmez ve eylemi yapan kişiyi belirtmez.
Alıştırma
Yöntem öbeğini tamamlamak için check fiilinin -ing biçimini kullanın: By ____ the map before we leave, we can choose the fastest route.
Cevabı göster
checking
In some cases: genel bir ifadeye istisna getirmek
In some cases, “bazı durumlarda” anlamına gelir. Burada önceki genel tavsiyenin geçerli olduğu alanı daraltır: Önlemler çoğu zaman yardımcı olur, ancak her zaman yeterli olmayabilir. Cümlenin başındaki bu ifade bilgiyi düzenleyen bir sinyaldir. Belirli bir zamanı göstermek yerine bir istisna, sınırlama veya özel koşulun geleceğini bildirir.
Alıştırma
Hangi cümle genel bir ifadeyi sınırlayıp bir istisna tanıtmak için In some cases kullanıyor?
- In every case, basic care is enough.
- Most small cuts heal with basic care. In some cases, a doctor is needed.
- Take a bandage in case you get a cut.
Cevabı göster
Most small cuts heal with basic care. In some cases, a doctor is needed.
these measures may not be enough due to: olası bir sınırlamayı ve nedenini anlatmak
these measures, daha önce belirtilen eylemlere gönderme yapar. may not be enough, bunların bazı durumlarda yetersiz kalabileceğini belirtir; temkinli bir ifadedir ve eylemlerin işe yaramaz olduğu anlamına gelmez. due to, bu olası yetersizliğin nedenini tanıtır. Burada ardından dental problems, nasal conditions ve rarer ailments gibi isim öbekleri gelir. Yeniden kullanılabilecek kalıp measures may not be enough due to + isim öbeğidir.
Alıştırma
Onarımların hasar nedeniyle yetersiz kalabileceğini göstermek için cümleyi vurgulanan yapıyla tamamlayın: The usual repairs ____ deeper structural damage.
Cevabı göster
may not be enough due to
rarer ailments such as liver disease: genel bir kategori ve bir örnek
Bu cümlede ailments, hastalıkları veya sağlık sorunlarını anlatan oldukça resmî ve genel bir sözcüktür; belirli bir teşhisin adı değildir. Rarer, rare sözcüğünün karşılaştırma biçimidir. Bu nedenle rarer ailments, karşılaştırıldıkları sağlık sorunlarından daha az yaygın rahatsızlıkları anlatır. Such as ifadesi örnekleri tanıtır. Liver disease, daha geniş olan rarer ailments kategorisinin bir örneğidir; bu kategorinin tek üyesi değildir.
Alıştırma
Cümledeki ailments ve such as ifadelerini hangi seçenek doğru açıklar?
- Burada such as, liver disease ifadesinin mümkün olan tek ailment olduğunu belirtir.
- Burada ailments, hastalıklar veya sağlık sorunları için kullanılan genel bir terimdir ve liver disease bunun bir örneğidir.
- Burada ailments, belirli bir karaciğer hastalığının adıdır.
Cevabı göster
Burada ailments, hastalıklar veya sağlık sorunları için kullanılan genel bir terimdir ve liver disease bunun bir örneğidir.
also have a very recognizable odor. Kalıp ifadeler
3:03son derece kolay fark edilen bir kokusu vardır.
excessive alcohol consumption: drinking too much ifadesinin resmî karşılığı
Excessive alcohol consumption, güvenli veya uygun olandan daha fazla alkol içmek anlamına gelen resmî bir isim öbeğidir. Excessive, miktarın çok yüksek olduğuna dair olumsuz bir değerlendirme ekler. Burada consumption, alkol satın almak veya alkole para harcamak değil, alkolü içerek vücuda almak anlamına gelir. Tam ifade tıp, halk sağlığı, araştırma ve kamu politikası metinlerinde yaygındır.
Alıştırma
Drinking too much anlamına gelen, yukarıda vurgulanan üç sözcüklü resmî ifadeyle halk sağlığı cümlesini tamamlayın: The report links several health risks to ____.
Cevabı göster
excessive alcohol consumption
have a very recognizable odor: kolayca tanınabilen bir kokusu olmak
have a very recognizable odor ifadesinde have, davranışın belirli bir kokuyla bağlantılı olduğunu veya bu kokuyu ürettiğini belirtir. Recognizable, bir şeyin özelliklerinden kolayca tanınabildiği anlamına gelir; yalnızca görerek tanımakla sınırlı değildir. A recognizable odor çok güçlü olmasa bile kaynağını hatırlatabilir. Bu nedenle ifade, yalnızca kokunun şiddetini değil, tanınabilir olmasını vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle, insanların kokuyu yalnızca fark etmekle kalmayıp çamaşır suyu kokusu olarak tanıyabildiğini en iyi ifade eder?
- Bleach has a very faint odor.
- Bleach has a very recognizable odor.
- Bleach has a very noticeable odor.
Cevabı göster
Bleach has a very recognizable odor.
the bad smell almost always originates in the mouth Dilbilgisi
3:08kötü koku neredeyse her zaman ağızda başlar
Regardless of cause: sebepleri bir kenara bırakıp genel bir sonuç sunmak
Regardless of cause, “sebep ne olursa olsun” anlamına gelir. Yapı regardless of + isim öbeği şeklindedir. Bu edat öbeği, belirtilen etkenin sonraki yargıyı değiştirmediğini gösterir. Burada farklı sebeplerle ilgili açıklamayı bitirir ve her durumda geçerli olan bir sonuç sunar. Cause genel anlamda kullanıldığında tanımlık almadan kullanılabilir; belirli bir sebebin kastedildiği anlaşılıyorsa regardless of the cause da doğaldır.
Alıştırma
regardless sözcüğünü doğru iki kelimelik yapıda kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the weather, the match will continue.
Cevabı göster
Regardless of
originates in ... and not ...: gerçek kaynağı belirtme
Originate in, kaynağını bir yerden almak veya bir yerde başlamak anlamına gelir. Buradaki originates in the mouth, kokunun gerçek kaynağının ağız olduğunu belirtir; yalnızca kokunun o anda nerede bulunduğunu söylemez. and not ... ifadesi açık bir düzeltme ekler: ağız kaynak olarak gösterilirken mide ve vücudun diğer bölümleri olası kaynaklar arasından çıkarılır. X originates in A and not B yapısında, in edatının B’den önce de geçerli olduğu anlaşılır.
Alıştırma
Hangi cümle bir sesin gerçek kaynağını belirtip yanlış sanılan kaynağı dışlar?
- The buzzing affects the fan but not the speakers.
- The buzzing originates in the fan and not the speakers.
- The buzzing is louder at the fan than at the speakers.
Cevabı göster
The buzzing originates in the fan and not the speakers.
But one of the biggest challenges lies in actually determining Dilbilgisi
3:15Ancak en büyük zorluklardan biri aslında şunu belirlemektir
one of the biggest challenges lies in + V-ing
One of the biggest challenges, çok ciddi zorluklardan oluşan bir grubun içindeki bir zorluğu ifade eder. one of the + en üstünlük yapısından sonra sayılabilen isim çoğul olur; bu nedenle challenges kullanılır. Ancak öznenin temel sözcüğü tekil one olduğu için fiil lies olur. lie in + isim veya V-ing yapısında lie in, fiziksel olarak bir şeyin içinde yatmak değil, temel noktanın bir şeyde bulunması anlamına gelir. in bir edat olduğu için determine, determining biçimini alır. Actually, zor olan kısmın belirleme işini gerçekten yapmak olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak lie in + V-ing yapısıyla tamamlayın: One of the hardest parts of planning a trip ____ choosing what to pack.
Cevabı göster
lies in
in the first place: temel başlangıç noktası
Bu cümlede in the first place, “her şeyden önce” veya “en temel aşamada” anlamına gelir. İlk engeli vurgular: kişinin kendi nefesinin nasıl koktuğunu belirleyebilmesi. Bu ifade özellikle Why did this happen in the first place? gibi sorularda konuşmayı asıl nedene veya başlangıçtaki varsayıma da döndürebilir. Fiziksel bir yeri göstermeyen bir deyimdir.
Alıştırma
Cümleyi asıl nedeni soran dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: Why did you cancel the trip ____?
Cevabı göster
in the first place
It may be that we're too acclimated to the smell Dilbilgisi
3:23Belki de kendi ağzımızın içindeki kokuya
too acclimated to ... to judge: değerlendiremeyecek kadar alışmış
too + sıfat + to + fiilin yalın hâli yapısı, bir özelliğin derecesi çok yüksek olduğu için sonraki eylemin gerçekleşmediğini veya yapılamadığını anlatır. Burada kokuya aşırı derecede alışmak, onu açıkça değerlendirmeyi engeller; too “aşırı” anlamındadır, “de/da” anlamında değildir. acclimated to the smell ifadesindeki ilk to, acclimated sözcüğünün gerektirdiği edattır ve ardından bir isim grubu gelir. İkinci to ise engellenen sonucu belirten to judge mastarını başlatır.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın uğultuya artık fark etmeyecek kadar alıştığını anlatır?
- After months in the apartment, Maya was acclimated to the hum, but it still bothered her every night.
- After months in the apartment, Maya was too unfamiliar with the hum to ignore it.
- After months in the apartment, Maya was too acclimated to the hum to notice it anymore.
Cevabı göster
After months in the apartment, Maya was too acclimated to the hum to notice it anymore.
cupping your hands over your mouth: fiil olarak cup
Burada cup bir fiildir. To cup your hands, elleri içi boş bir kâse biçimi oluşturacak şekilde bükmek demektir. Cupping your hands over your mouth, düz avuçları ağza dayamak yerine bu şekilde bükülmüş elleri ağzın üzerine veya önüne tutmak anlamına gelir. -ing biçimindeki ifade, methods like sonrasında bir yöntemin adını verir. Bu fiil kalıbı tek elle veya iki elle kullanılabilir: cup your hand behind your ear; cup your hands around a small object.
Alıştırma
Hangi cümlede cup, elleri bir şeyin çevresinde veya üzerinde kâse biçimine getirmek anlamında doğal bir fiil olarak kullanılmıştır?
- She covered the candle with a glass cup.
- She cupped her hands around the candle to shield the flame.
- She clapped her hands above the candle.
- She placed a cup beside the candle.
Cevabı göster
She cupped her hands around the candle to shield the flame.
don't work perfectly either: olumsuz ifadeden sonra either
Olumsuz bir yan cümlede, sonda kullanılan either ‘o da değil’ anlamını katar. Buradaki don't work perfectly either, bu yöntemleri daha önce belirtilen olumsuz bir sonuç veya sınırlamayla ilişkilendirir. Don't work perfectly, ‘tamamen etkili değiller’ demektir; mutlaka ‘hiç işe yaramıyorlar’ anlamına gelmez. Perfectly başarı derecesini sınırlar, either ise bu olumsuz değerlendirmeyi önceki ifadeye bağlar.
Alıştırma
İlk test güvenilir değildi. İkinci olumsuz ifadeyi ‘o da değil’ anlamındaki sözcükle tamamlayın: The backup test didn't work perfectly ____.
Cevabı göster
either
One study showed that even when people do this, Dilbilgisi
3:35Bir çalışma, insanlar bunu yapsa bile,
they tend to rate the smell subjectively,
3:38kokuyu öznel olarak değerlendirme eğiliminde olduklarını göstermiştir,
even when ... they tend to ...: devam eden bir eğilim
Burada do this, kişinin kendi nefesini koklamaya çalışması anlamına gelir. Even when gerçekten gerçekleşen veya tekrarlanan bir durum olarak sunulan koşulu belirtir; even ise ödünleme anlamı ekler: bu eylemin sonucu değiştirmesi beklenebilir, ancak şaşırtıcı eğilim yine de sürer. Tend to + fiilin yalın hâli, bir şeyin her zaman değil, genellikle gerçekleştiğini anlatır. Even when ..., they tend to ... kalıbı, normalde sonucu engellemesi beklenen bir koşul altında bile süren yaygın bir sonucu bildirmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Bir araştırmada insanların etiketi kontrol ettikleri hâlde uyarıyı gözden kaçırdıkları tekrar tekrar görülüyor. Hangi cümle bu örüntüyü en doğru şekilde aktarır?
- Even when people check the label, they tend to miss the warning.
- When people check the label, they always miss the warning.
- Even when people check the label, they must miss the warning.
- Even if people checked the label tomorrow, they might miss the warning.
Cevabı göster
Even when people check the label, they tend to miss the warning.
according to how bad they thought it was going to be. Dilbilgisi
3:41ne kadar kötü olacağını düşündüklerine göre.
according to how bad ... was going to be: beklentiye göre değerlendirmek
According to, bir değerlendirmede kullanılan dayanağı belirtebilir. Burada ardından how bad they thought it was going to be gömülü cümleciği gelir; dolayısıyla koku, gerçek durumuna göre değil, ne kadar kötü olmasını beklediklerine göre değerlendirilmiştir. They thought geçmişteki bir bakış açısını kurar, was going to be ise o noktadan ne beklediklerini ifade eder. Geçmişteki gelecek olarak adlandırılan bu biçim bir tahmini veya beklentiyi aktarır; kokunun gerçekten o kadar kötü olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle, değerlendirmelerinin doğrulanmış zorluğa değil bekledikleri zorluğa dayandığını doğru biçimde anlatır?
- They judged the task according to how difficult they expected it to be.
- They judged the task according to how difficult did they expect it to be.
- They judged the task because how difficult they expected it to be.
- They judged the task according how difficult they expected it to be.
Cevabı göster
They judged the task according to how difficult they expected it to be.
way of finding out how your breath smells. Kalıp ifadeler
3:47nefesinizin nasıl koktuğunu öğrenmenin bir yolu var.
if socially difficult: ödünleme bildiren if + sıfat ara ifadesi
Virgüllerle ayrılan bu ara ifadede if socially difficult, “sosyal açıdan zor olsa da” veya “sosyal açıdan zor olsa bile” anlamına gelir. Bir koşul değil, ödünleme bildirir: yöntem basittir, ancak sosyal bir etkileşim içinde uygulamak rahatsız edici olabilir. Bu kalıp önce bir değerlendirme sunar, ardından if + sıfat ile buna karşıt bir çekince ekler. Özne ve be fiili anlaşıldığı için atılmıştır: simple, if socially difficult, way, basit ama sosyal açıdan zor bir yol anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede if + sıfat, “biraz pahalı olsa da” anlamında ödünleme bildiren bir ara ifade olarak kullanılmıştır?
- If the plan is practical, we will use it.
- The plan is practical, if somewhat expensive.
- We will use the plan if the budget is approved.
Cevabı göster
The plan is practical, if somewhat expensive.
way of finding out how: yöntem + how ile dolaylı soru
way of finding out how..., “nasıl olduğunu öğrenme yöntemi” anlamına gelir. way of ifadesinden sonra eylem -ing biçimini alır; bu nedenle finding kullanılır. find out, bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak demektir. how sözcüğünden sonraki bölüm dolaylı soru oluşturur. Dolaylı soruda düz cümle sırası kullanılır: how your breath smells doğrudur, how does your breath smell değil. Aynı kalıp, bulunması gereken bilgiyi how, whether, why veya where ile sunabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir cihazın nasıl çalıştığını öğrenmek için bir yöntem olup olmadığını doğru biçimde sorar?
- Is there a simple way of finding out how this device works?
- Is there a simple way of finding out how does this device work?
- Is there a simple way of find out how this device works?
Cevabı göster
Is there a simple way of finding out how this device works?
Just take a deep breath and ask a friend: iki aşamalı basit bir öneri
Bu, öznesi you olarak anlaşılan kısa bir emir cümlesidir. Take ve ask yalın fiil biçimindedir ve and ile bağlanır; böylece cümle iki eylemi sırayla sunar: önce sakinleşmek, sonra bir arkadaşa sormak. Just, önerinin basit ve doğrudan duyulmasını sağlar ve genel olarak tereddüt etmeden bunu yapma fikrini verir. take a deep breath ifadesindeki fiziksel eylem, aynı zamanda sakinleşmek veya cesaret toplamak için bir teşviktir. Burada, soru sormak sosyal açıdan rahatsız edici gelebileceği için konuşmacının uygulanabilir bir sonraki adımla sözünü bitirmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Bu bağlamda cümlenin temel mesajı nedir?
- Birkaç kez nefes al ama hiç kimseyle konuşma.
- Sakinleş, cesaretini topla ve sonra bir arkadaşına sor.
- Bir arkadaşına, sana soru sormadan önce sakinleşmesini söyle.
Cevabı göster
Sakinleş, cesaretini topla ve sonra bir arkadaşına sor.