Süt. Beyaz Zehir mi Yoksa Sağlıklı Bir İçecek mi?: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Anlatım sütün besin ve sağlık kanıtlarını intolerans, hayvan refahı ve iklim maliyetiyle karşılaştırıyor; bitki bazlı seçenekleri de değerlendirerek dengeli bir sonuca ulaşıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “hold up?” — Öbek fiiller: Bir iddianın incelemeye dayanması anlamını kavrayıp fiziksel olarak bir şeyi tutma anlamına sapmadan kanıtları izleyin. 2. “does not mean there are not” — Dilbilgisi ve cümle kalıpları: İç içe olumsuzlukları çözerek başka seçeneklerin var olduğunu görün ve sonucu ters çevirmeyin. 3. “a different story,” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Ölçütün beslenmeden çevresel etkiye geçtiğini fark edin ve farklı bakış açısını açıkça tanıtın.
Bu derste
Over the last decade + present perfect
Over the last decade, “on yıl öncesinden şu ana kadar uzanan dönem boyunca” anlamına gelir. Geçmişte başlayıp bugünü de içine alan bir zaman çerçevesi kurar; bitmiş olan ayrı bir takvim on yılını anlatmaz. Bugüne kadar süren bu zaman çerçevesi, present perfect yapıdaki has become ile doğal biçimde uyuşur. Yakın geçmişten bugüne uzanan bir dönemdeki değişimi, eğilimi veya deneyimi özetlemek için over the last + zaman dilimi yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi “on yıl öncesinden şu ana kadar uzanan dönem boyunca” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: ____, the town has built two new parks.
Cevabı göster
Over the last decade
Yargıyı yumuşatmak için a bit controversial
a bit controversial ifadesinde a bit, controversial sıfatından önce gelir ve yargının daha az güçlü duyulmasını sağlar. Konuşan kişi, sütün açıkça veya son derece tartışmalı olduğunu iddia etmek yerine temkinli konuşur. Burada a bit bir yumuşatıcıdır: yalnızca derecenin gerçekten küçük olduğunu belirtmez, hassas veya olumsuz bir görüşü de yumuşatabilir. Yeniden kullanılabilen kalıp a bit + sıfat biçimindedir; a bit difficult ve a bit risky buna örnektir.
Alıştırma
Hangi cümle bir kaygıyı güçlü değil, temkinli bir biçimde dile getirir?
- The plan is extremely risky.
- The plan has no risk.
- The plan is a bit risky.
Cevabı göster
The plan is a bit risky.
Some people say it's a necessary and nutritious food
0:04Bazı insanlar bunun gerekli ve besleyici bir gıda olduğunu
lead to an early death: nedenden sonuca giden yapı
Burada lead to an early death, beklenenden daha erken ölüme neden olmak demektir. Lead to sonucu belirtir; an early death isim öbeği de bu sonucu adlandırır. Neden veya durum + lead to + isim öbeği ya da -ing biçimi kalıbını kullanın: Lack of sleep can lead to poor concentration. Bu kalıpta to’dan hemen sonra fiilin yalın biçimini kullanmayın. Cümlede others say dendiği için bu, sonucu kanıtlanmış bir gerçek olarak sunmak yerine başkalarının iddiasını aktarır.
Alıştırma
Bir nedeni isim öbeği biçimindeki sonuca bağlamak için lead to ifadesini doğru kullanan cümleyi seçin.
- Regular practice can lead to better balance.
- Regular practice can lead to improve your balance.
- Regular practice can lead better balance.
Cevabı göster
Regular practice can lead to better balance.
Milk is the basis of every mammal's diet after birth
0:26Süt, doğumdan sonra her memelinin diyetinin temelidir
when our digestive systems are immature and small.
0:29sindirim sistemlerimizin henüz olgunlaşmadığı ve küçük olduğu zamanlarda.
kickstart our bodies: ilk itkiyi anlatan mecaz
Burada kickstart our bodies mecaz anlamdadır. Kickstart, bir şeyin hızla çalışmaya başlamasını sağlamak veya ihtiyaç duyduğu ilk güçlü itkiyi vermek demektir. Yiyecek, yeni doğmuş memelilerin bedenlerinin etkinleşmesine ve büyümesine yardım eden bir şey olarak anlatılır; gerçek anlamda tekme veya makine marşı söz konusu değildir. Fiil olarak kickstart doğrudan bir nesne alır. Bu ifadede our bodies nesnedir. Aynı kalıp kickstart a project, kickstart the day ve kickstart the economy ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
Bu yeni cümleyi okuyun: A good breakfast can kickstart your day. Burada kickstart ne anlama geliyor?
- Günü bir makine marşıyla çalıştırmak
- Güne enerjik bir başlangıç kazandırmak
- Günü ayakla tekmelemek
Cevabı göster
Güne enerjik bir başlangıç kazandırmak
On top of that: başka bir destekleyici nokta eklemek
On top of that, cümle başında kullanılan bir bağlama ifadesidir. Dinleyiciye, konuşanın daha önce bir veya daha fazla nokta sunduğunu ve şimdi aynı düşünceyi destekleyen ya da güçlendiren başka bir nokta eklediğini anlatır. Burada antikorlar ve proteinlerle ilgili yeni bilgi, daha önce verilen besin maddeleri listesine eklenir. Bu ifade açıklamayı düzenler; fiziksel bir konumu anlatmaz.
Alıştırma
Dairenin iyi konumundan söz edildikten sonra uygun kiranın başka bir avantaj olduğunu en iyi hangi başlangıç gösterir?
- For example,
- Even so,
- In other words,
- On top of that,
Cevabı göster
On top of that,
But it's a lot of effort for mothers to produce. Dilbilgisi
0:52Ancak bunu üretmek anneler için büyük bir çabadır.
a lot of effort for someone to do something: birinin bir işi yapmak için harcadığı çabayı belirtmek
A lot of effort, büyük miktarda iş veya enerji anlamına gelir. a lot of effort + for + kişi + to + fiil kalıbı, bir eylemin belirli bir kişi için ne kadar zahmetli olduğunu değerlendirir. Bu cümlede for mothers, produce fiilinin mantıksal öznesini belirtir: üretimi yapanlar annelerdir. it zamiri sütü ifade eder ve produce fiilinden sonraki nesne bağlamdan zaten anlaşıldığı için söylenmez. Burada for amaç bildirmez.
Alıştırma
Hangi cümle, örnekteki kalıbı izleyerek for one person ifadesini to prepare yapısının mantıksal öznesi olarak kullanır?
- It takes a lot of effort for one person to prepare the whole meal.
- It takes a lot of effort to prepare the whole meal for one person.
- One person can eat the whole meal without much effort.
Cevabı göster
It takes a lot of effort for one person to prepare the whole meal.
and transition to the diet of their parents. Kalıp ifadeler
0:58ve ebeveynlerinin diyetine geçiş yaparlar.
transition to the diet of their parents: ebeveynlerin beslenme düzenine geçmek
Burada transition to, bir beslenme biçiminden başka bir beslenme biçimine geçmek anlamına gelir. Cümle, insanların anne sütü içmeyi bırakıp ebeveynlerinin yediği türde yiyecekleri yemeye başladığını anlatır. Yapı transition to + isim veya isim grubudur. Transition fiildir; to ise hedefi ya da yeni durumu gösterir. Bu ifade, değişimi genellikle tek bir an değil, bir süreç olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi transition ve gereken edatla tamamlayın: Next month, the clinic will ____ electronic records.
Cevabı göster
transition to
when our ancestors settled down in the first agricultural communities. Öbek fiiller
1:06atalarımız ilk tarım topluluklarına yerleşene kadar.
settled down: tek bir yerde kalıcı yaşamaya başlamak
Bu tarihsel bağlamda settled down, bir yerden başka bir yere gitmeyi bırakıp tek bir yerde kalıcı olarak yaşamaya başlamak anlamına gelir. Yakındaki first agricultural communities sözleri, kalıcı yerleşim anlamını açıkça gösterir. Settle down, anlamı bağlama göre değişen bir öbek fiildir. Burada down oturmak anlamına gelmez ve ifade özellikle evlenmek anlamını da taşımaz.
Alıştırma
“After years of moving with their herds, the families settled down near the river,” cümlesinde settled down ne anlama gelir?
- Tek bir yerde kalıcı olarak yaşamaya başladılar.
- Yere oturdular.
- Daha az öfkeli oldular.
Cevabı göster
Tek bir yerde kalıcı olarak yaşamaya başladılar.
They found that dairy animals are able to eat useless and abundant stuff
1:16Süt hayvanlarının işe yaramaz ve bol miktarda bulunan şeyleri yiyip
and turn it into nutritious and tasty food. Öbek fiiller
1:20bunları besleyici ve lezzetli yiyeceklere dönüştürebildiklerini keşfettiler.
turn it into: dönüşümü anlatmak
turn A into B yapısında A değişen şeydir, B ise yeni biçim ya da sonuçtur. Burada it, hayvanların yediği düşük değerli maddeyi; nutritious and tasty food ise sonucu ifade eder. Bu yapı fiziksel bir işlemi veya yeni bir sonuç doğuran daha genel bir değişimi anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi turn ... into ile tamamlayın: The workshop can ____ old T-shirts ____ reusable bags.
Cevabı göster
turn · into
This made a huge difference in terms of survival, Kalıp ifadeler
1:23Bu durum hayatta kalma açısından büyük bir fark yarattı,
made a huge difference in terms of survival: belirli bir açıdan büyük etki
Made a huge difference, bir şeyin çok önemli bir etkisi olduğu anlamına gelir. Yalnızca iki şeyin birbirinden farklı olduğunu değil, bir sonuç üzerindeki etkiyi anlatır. In terms of survival, bu etkinin değerlendirildiği boyutu hayatta kalma olarak sınırlar. Yani büyük farkın görüldüğü belirli alan hayatta kalmadır. Yeniden kullanılabilecek yapı make a difference in terms of + isim veya isim öbeğidir.
Alıştırma
Belirli bir açıdan değerlendirildiğinde büyük etkisi olduğunu anlatan hedef yapıyla tamamlayın: The new lighting ____ safety.
Cevabı göster
made a huge difference in terms of
had an evolutionary advantage: evrimsel bir avantaja sahip olmak
Had an evolutionary advantage, bu grupların nesiller boyunca daha başarılı biçimde hayatta kalmalarına ve üremelerine yardımcı olabilecek bir yarara sahip olduklarını belirtir. Had geçmişte sahip olmayı, advantage yararı ifade eder; evolutionary ise anlamı doğal seçilim ve üreme başarısıyla sınırlar. Bu, her bireyin kendisini bilinçli olarak daha avantajlı hissettiği anlamına gelmez. İfade, yararlı özelliğe veya kaynağa sahip olan ve olmayan grupların uzun vadeli biyolojik başarısını karşılaştırır.
Alıştırma
Plants that store water may have an evolutionary advantage cümlesindeki hedef ifade ne anlama gelir?
- Hemen değişmeleri gerekir.
- Diğer bitkilerden daha iyi olduklarına bilinçli olarak inanırlar.
- Nesiller boyunca hayatta kalma ve üreme olasılıkları daha yüksek olabilir.
Cevabı göster
Nesiller boyunca hayatta kalma ve üreme olasılıkları daha yüksek olabilir.
This adaptation has to do with a specialized enzyme, Kalıp ifadeler
1:39Bu adaptasyonun özel bir enzim olan,
has to do with: zorunluluk değil, ilişki
Bu cümlede has to do with, bir şeyle ilgili veya bağlantılı olmak anlamına gelir. Adaptasyonu, ilgili bir mekanizma olarak özel bir enzimle ilişkilendirir; zorunluluk ifade etmez. Yapı özne + have/has/had to do with + isim öbeği veya -ing biçimidir. Has, tekil özne adaptation ile uyumludur ve to do with sözcükleri ifadenin bir parçası olarak birlikte işlev görür.
Alıştırma
Cümleyi ilgili olmak anlamına gelen dört sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The delay ____ a software update.
Cevabı göster
has to do with
so they can break down the milk sugar lactose Öbek fiiller
1:45böylece süt şekeri olan laktozu parçalayabilir
Sindirim bağlamında break down
Burada break down, laktozu vücudun işleyebileceği daha basit maddelere dönüştürmek anlamına gelir. Cümle, eylemi bebeklerin yaptığını söyler; çünkü kimyasal işi onların vücudundaki laktaz enzimleri gerçekleştirir. Kalıp break down + madde şeklindedir. Bu anlam parçalanma veya sindirimi anlatır. Bir kişinin duygusal olarak çökmesi ya da bir makinenin bozulması anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi daha basit parçalara ayırmak anlamındaki öbek fiille tamamlayın: Enzymes ____ starch so the body can use it.
Cevabı göster
break down
the older ..., the fewer ...: bağlantılı karşılaştırma değişimleri
the + karşılaştırma ..., the + karşılaştırma ... kalıbı iki değişimi birbirine bağlar. İlk bölüm değişen bir koşulu ortaya koyar, ikinci bölüm ise ona eşlik eden değişimi anlatır. Burada yaşın artması, enzim sayısının azalmasıyla bağlantılıdır. the older we grow bölümünde older yaşın nasıl değiştiğini anlatır. the fewer lactase enzymes our body produces bölümünde fewer, çoğul enzymes isminin sayısının daha az olduğunu gösterir. Bu kalıpta the, normal belirli tanımlık görevinde değildir.
Alıştırma
İkili karşılaştırma kalıbını tamamlayın: ____ the tree gets, ____ flexible branches it has.
Cevabı göster
The older · the fewer
which means they are not able to digest more than about 150 ml each day.
2:00bu da günde yaklaşık 150 ml'den fazlasını sindiremeyecekleri anlamına gelir.
This lactose intolerance is not spread evenly around the world, Kalıp ifadeler
2:06Ancak bu laktoz intoleransı dünyaya eşit şekilde yayılmış değildir,
is not spread evenly around the world: dünya genelinde eşit dağılmamak
is not spread evenly around the world edilgen yapısı coğrafi dağılımı anlatır. Bu durumun farklı bölgelerde farklı oranlarda görüldüğü, her yerde aynı oranda bulunmadığı anlamına gelir. Burada spread, “bir alana dağılmış olmak” anlamındadır; “insandan insana geçmek” anlamında değildir. İfade, bölgesel farklılığı tarafsız ve verilere dayalı bir biçimde vurgular.
Alıştırma
Bu cümlede is not spread evenly around the world ne anlama gelir?
- Her bölgede laktoz intoleransı oranı tamamen aynıdır.
- Laktoz intoleransı bir ülkeden diğerine bulaşır.
- Laktoz intoleransı farklı bölgelerde farklı oranlarda görülür.
Cevabı göster
Laktoz intoleransı farklı bölgelerde farklı oranlarda görülür.
There are probably a few reasons for this uneven distribution.
2:21Bu eşitsiz dağılımın muhtemelen birkaç nedeni var.
The trait was first introduced by random mutation,
2:24Özellik ilk olarak rastgele mutasyonla ortaya çıktı,
which happened independently of each other in a few populations. Kalıp ifadeler
2:27ki bu mutasyon birkaç popülasyonda birbirinden bağımsız olarak gerçekleşti.
independently of each other: birbirini etkilemeden bağımsız olarak
Independently of each other, olayların ayrı ayrı gerçekleştiği ve birinin diğerine neden olmadığı ya da diğerine bağlı olmadığı anlamına gelir. Each other, ilişkinin karşılıklı olduğunu gösterir: bu olay bakımından popülasyonlar birbirlerinden bağımsızdı. Bu cümlede benzer değişimler birkaç popülasyonda ortaya çıkmıştır; ancak bir popülasyon diğerini taklit etmemiş, onunla koordinasyon kurmamış veya onu tetiklememiştir. Buradaki independently, olaylar arasındaki ilişkiyi anlatır; siyasi ya da kişisel bağımsızlığı anlatmaz.
Alıştırma
İki ekibin birbirini etkilemeden aynı sonuca ulaştığını en iyi hangi ifade gösterir?
- with each other's help
- at the same time
- independently of each other
Cevabı göster
independently of each other
The fact that farming replaced hunting and gathering more and more
2:31Tarımın giderek avcılık ve toplayıcılığın yerini alması gerçeği
at hand ifadesinin “hazır ve erişilebilir” anlamı
Burada at hand, bir şeyin kullanıma hazır ve kolayca erişilebilir olması demektir. Laktozu sindirebilen insanlar ek bir yiyecek kaynağına erişebiliyordu. Yakındaki isim, anlamı belirlemeye yardımcı olur. Yiyecek, araç veya bilgi gibi kaynaklarla kullanıldığında at hand çoğu zaman bunların erişilebilir ya da kullanılabilecek kadar yakın olduğunu belirtir. Bir olay veya zamanla kullanıldığında ise yakında gerçekleşecek anlamına gelebilir.
Alıştırma
"During the storm, we kept food and clean water at hand," cümlesinde at hand ne anlama gelir?
- Çok yakında gerçekleşmesi muhtemel
- Bir elde sıkıca tutulmuş
- Hazır ve kullanılabilir
Cevabı göster
Hazır ve kullanılabilir
pushed back ifadesinin “geri çekilmeye zorladı” anlamı
Burada pushed back, başka bir topluluk yayılırken bu toplulukları geri çekilmeye, uzaklaşmaya veya toprak kaybetmeye zorladı demektir. Populations nesnesi, bir tarihin ertelenmesini değil, fiziksel veya coğrafi yer değiştirmeyi gösterir. Hareket ya da çatışma bağlamında push back ifadesinin nesnesi insanlar veya gruplar olduğunda, genellikle onları bulundukları konumdan uzaklaşmaya zorlamak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi, bir grubu geri çekilmeye zorlamak anlamındaki push someone back ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: As the flames spread, the police ____ the crowd ____ from the entrance.
Cevabı göster
pushed · back
but if milk has been a valuable part of our diet for thousands of years,
2:53ama eğer süt binlerce yıldır diyetimizin değerli bir parçasıysa,
There are a number of claims regarding the negative and positive health effects of milk. Kalıp ifadeler
3:01Sütün sağlığa olumsuz ve olumlu etkilerine ilişkin bir dizi iddia var.
a number of claims regarding: bir konu hakkındaki çeşitli iddiaları tanıtmak
a number of claims regarding ifadesi, “…… hakkında çeşitli iddialar” anlamına gelir. A number of, sayılabilen çoğul claims sözcüğünü bir grup olarak sunar; regarding ise bu iddiaları konularına bağlar. Bu kalıp, iddiaları tek tek incelemeden önce tartışmanın kapsamını belirlemek için kullanışlıdır. Burada a number of “birkaç/çeşitli” anlamına geldiğinden sonraki fiil normalde çoğul isimle uyum gösterir: A number of claims are...
Alıştırma
Cümleyi “…… hakkında çeşitli kaygılar” anlamındaki hedef resmî ifadeyle tamamlayın: The committee reviewed ____ the proposed changes.
Cevabı göster
a number of concerns regarding
From brittle bones to cancer and cardiovascular diseases
3:10Kırılgan kemiklerden kansere ve kalp damar hastalıklarına
hold up: incelemeden sonra da inandırıcı kalmak
Burada hold up, “sınandıktan veya incelendikten sonra da inandırıcı ya da geçerli kalmak” anlamına gelir. they zamiri daha önceki iddiaları gösterir; dolayısıyla soru, bu iddiaların kanıt denetimine ne kadar dayanabildiğini sorar. Sınanan claim, argument veya explanation, hold up ifadesinin öznesidir. Bu anlam geçişsizdir: bir şey holds up; bu anlamda bir kişi onu hold up yapmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede hold up, “incelemeden sonra da inandırıcı kalmak” anlamında kullanılmıştır?
- Traffic held us up for an hour.
- The explanation held up after every fact was checked.
- Please hold up the poster so everyone can see it.
Cevabı göster
The explanation held up after every fact was checked.
Some older studies found a connection between milk and a high risk of breast,
3:18Daha eski bazı araştırmalar süt ile yüksek göğüs kanseri,
But meta-analyses found no impact on your cancer risk. Kelime
3:26Ancak meta-analizler kanser riskiniz üzerinde hiçbir etki bulamadı.
meta-analyses: birden fazla çalışmadan birleştirilen kanıt
Meta-analysis, birbirinden ayrı birkaç çalışmanın sayısal sonuçlarını birleştirerek genel bir etkiyi tahmin eden bir araştırma yöntemidir. Bu cümlede meta-analyses çoğuldur ve found fiilinin öznesidir. Bu terim, kanıtın tek bir çalışmadan gelmediğini veya yalnızca çok ayrıntılı bir analiz olmadığını, birden fazla çalışmadan sentezlendiğini gösterir.
Alıştırma
Bir makale, birbirinden ayrı 18 çalışmanın sonuçlarını istatistiksel olarak birleştiriyor. Bu araştırma yöntemine ne denir?
- A systematic review without statistical pooling
- A meta-analysis
- An individual study
Cevabı göster
A meta-analysis
the calcium in milk might even have a protective effect against colon cancer.
3:31sütteki kalsiyum kolon kanserine karşı koruyucu bir etkiye bile sahip olabilir.
On the contrary, ile doğrudan tersine çevirme
On the contrary, önceki bir iddianın veya beklentinin yönünü tersine çeviren bir düşünceyi sunar. Yalnızca farklı bir nokta eklemek değil, gerçeğin tam tersi olduğunu söylemek anlamına gelir. Burada konuşmacı, kanser riskinde artış olmadığını belirttikten sonra daha da ileri gidiyor: kalsiyumun koruyucu bir etkisi olabilir. Bu ifade, kanıtın korkulan zararın tam tersi yönü gösterebileceğini dinleyiciye bildirir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız 'The hike must have been exhausting.' diyor. Hangi yanıt on the contrary ifadesini doğal biçimde kullanıyor?
- On the contrary, we started at noon.
- On the contrary, I brought two bottles of water.
- On the contrary, it was the easiest walk all week.
Cevabı göster
On the contrary, it was the easiest walk all week.
it's not clear milk plays a role in this effect. Kalıp ifadeler
3:39sütün bu etkide bir rol oynayıp oynamadığı net değil.
plays a role in: temkinli katkı belirtmek
plays a role in, sütün bir sonuca katkıda bulunabileceğini veya onu etkileyebileceğini belirtir; ancak sütün tek neden olduğunu ya da doğrudan bir nedensellik bağının kanıtlandığını söylemez. Bilimsel anlatımda bu ifade temkinli kalır ve başka etkenlerin de rol oynayabileceğini açık bırakır.
Alıştırma
Temkinli anlamı korumak için cümledeki boşluğu hangi ifade en iyi tamamlar? Although this could be calcium in general, it's not clear milk ____ this effect.
- has nothing to do with
- is responsible for
- plays a role in
- causes
Cevabı göster
plays a role in
Only studies on prostate cancer showed an increased risk for people who consumed more than 1 and 1/4 L of milk a day.
3:42Sadece prostat kanseri üzerine yapılan çalışmalar günde 1,25 litreden fazla süt tüketen kişilerde riskin arttığını göstermiştir.
the association is inconsistent: karışık araştırma kanıtları
Araştırma bağlamında the association, iki değişken arasında gözlemlenen istatistiksel ilişkiyi ifade eder; tek başına bir değişkenin diğerine neden olduğunu göstermez. Burada, yüksek süt tüketimi ile prostat kanseri riski arasındaki gözlemlenen ilişki kastediliyor. the association is inconsistent demek, çalışmaların aynı ve istikrarlı bir örüntü göstermemesi demektir. Bazı çalışmalar bir ilişki bulabilirken diğerleri bulamayabilir veya tahminleri farklı olabilir. Bu ifade bir kişinin tutarsız olduğunu değil, kanıtların karışık olduğunu anlatır.
Alıştırma
But again, the association is inconsistent and other studies don't find any effects. cümlesinde vurgulanan ifade ne anlama gelir?
- Araştırma bir değişkenin diğerine neden olduğunu kanıtlıyor
- Çalışmalar gözlemlenen ilişkide istikrarlı bir örüntü göstermiyor
- Her çalışma tamamen aynı sonucu bildiriyor
- Bir kuruluş kurallarını sık sık değiştiriyor
Cevabı göster
Çalışmalar gözlemlenen ilişkide istikrarlı bir örüntü göstermiyor
We discuss these studies in more detail in our sources document.
3:55Bu çalışmaları kaynaklar belgemizde daha detaylı olarak tartışıyoruz.
the research seems to show that if you drink between 100 to 250 ml of milk per day,
4:00araştırmalar günde 100 ila 250 ml arasında süt içmeniz halinde,
Özetleme ifadesi olarak All in all
All in all, konuşmacının daha önce belirtilen birkaç noktayı tek bir genel değerlendirmede birleştirdiğini gösterir. Burada, bu cümlenin hemen öncesinde ele alınan kanser araştırmalarının bir özetini sunar. Bu, “ilgili her şeyi değerlendirdikten sonra” anlamına gelen bir söylem belirtecidir; sayısal toplam bildiren bir ifade değildir. Dinleyiciyi ana sonuca hazırlar.
Alıştırma
Önceki noktaları özetlemek için son cümlenin başına hangi ifade en uygun olur? “The route is longer, but it is safer and much cheaper. ___, it is our best option.”
- In total
- All in all
- After all
Cevabı göster
All in all
meta-analyses could not find any impact from milk or dairy products on your risk of heart disease,
4:10meta-analizler sütün veya süt ürünlerinin kalp hastalığı,
Some studies even suggested that high blood pressure might be rarer in people who eat a lot of dairy,
4:18Hatta bazı araştırmalar çok fazla süt ürünü tüketen kişilerde yüksek tansiyonun daha nadir görülebileceğini öne sürdü,
although the evidence is not strong enough to claim this with confidence. Kalıp ifadeler
4:23ancak kanıtlar bunu güvenle iddia edebilecek kadar güçlü değil.
with confidence ile güvenle iddiada bulunmak
With confidence, kesin bir ifade kullanmaya yetecek kadar emin olmak anlamına gelir. Bu cümlede not strong enough to claim this with confidence, iddianın kesinliğini sınırlar: kanıtlar bir şeye işaret edebilir, ancak onu güvenilir bir sonuç olarak sunmayı haklı çıkarmaz. Buradaki confidence, kanıtlara dayanarak sonucun doğruluğundan emin olmayı anlatır; kişinin sosyal ortamlardaki özgüvenini veya cesur davranışını anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve “yeterli kesinlikle” anlamına gelen iki sözcüklük tam ifadeyle tamamlayın: “After the result was confirmed by three independent tests, the team could report it ____.”
Cevabı göster
with confidence
The case gets more complicated: analitik bir geçiş
Burada the case, hukuki bir dava değil, incelenen durum ya da sav demektir. Gets burada «hâline gelir» anlamındadır. Bu ifade, analizde bir geçiş görevi görür: Önceki sonuç basit görünmüştür, ancak sıradaki kanıtlar yeni koşullar, istisnalar veya çelişkiler ekler. Dinleyiciye daha dikkatli bir açıklamanın geleceğini bildirir.
Alıştırma
"The case gets more complicated when cost is included," cümlesinde bu ifade neyi belirtir?
- Hiçbir şey değişmediği için konuşmacı tartışmayı bitirmektedir.
- Analize yeni koşullar eklenmiştir ve daha dikkatli düşünmek gerekir.
- Birisi zor bir hukuki dava almıştır.
Cevabı göster
Analize yeni koşullar eklenmiştir ve daha dikkatli düşünmek gerekir.
A number of studies found neither positive nor negative effects for adults.
4:31Çok sayıda araştırma yetişkinler için ne olumlu ne de olumsuz etkiler bulmuştur.
to get the same amount of hormones as from the pill,
4:49hapla aynı miktarda hormon alabilmek için,
most hormones would be destroyed by your digestive system
4:56hormonların çoğu sindirim sisteminiz tarafından yok edilecektir
even if you did: ödünleme ve yardımcı fiille yerine koyma
Even if güçlü bir ödünleme anlatır: Uç bir eylemin gerçekleştiğini varsaysak bile belirtilen sonuç yine doğru kalır. Did, önceki drink about 5,000 L of milk fiil öbeğinin yerine geçer. İngilizcede bütün eylemi tekrarlamak yerine yardımcı fiil kullanılır; bu nedenle even if you did, «yaklaşık 5.000 L süt içseydiniz bile» demektir.
Alıştırma
buy the large desk ifadesini tekrarlamamak için cümleyi even if ve önceki eylemin yerine geçen bir yardımcı fiille tamamlayın: Mia probably won't buy the large desk, but ____, it would still fit through the door.
Cevabı göster
even if she did
which is the reason why so much medication is coated, Dilbilgisi
5:00ki bu kadar çok ilacın sindirimimizden korunması için
the reason why + yan cümle
Bu cümlede which, daha önce belirtilen bir olguya gönderme yapar ve bu olguyu çok sayıda ilacın kaplanmasının açıklaması olarak sunar. Yapı the reason why + özne + fiil şeklindedir; why, so much medication is coated tam yan cümlesini başlatır. Bu yapıyı bir neden veya durumu, açıkladığı olayla ilişkilendirmek için kullanın. why'dan sonraki yan cümle açıklanması gereken olayı belirtir; nedenin kendisini ifade etmez.
Alıştırma
Önceki bir olguyu sonraki olayın açıklaması olarak sunmak için the reason why yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Heavy snow blocked the roads, which is the reason why because the office opened late.
- Heavy snow blocked the roads, which is the reason why the office opened late.
- Heavy snow blocked the roads, which is the reason the office why opened late.
Cevabı göster
Heavy snow blocked the roads, which is the reason why the office opened late.
that only allow completely harmless amounts.
5:11ki sadece tamamen zararsız miktarlara izin veriyor.
Milk that surpasses these thresholds is not allowed to go on the shelf. Notlar
5:14Bu eşikleri aşan sütün raflarda yer almasına izin verilmez.
surpasses these thresholds: ölçülen bir sınırı aşmak
Burada surpasses these thresholds, sütte ölçülen kalıntı düzeylerinin izin verilen sınırların üzerinde olduğu anlamına gelir. threshold burada fiziksel bir kapı eşiği değil, sayısal veya düzenleyici bir sınırdır; surpass ise bu sınırın ötesine geçmek anlamındaki resmî bir fiildir. Bu ifade bir sonuç, miktar veya performans sabit bir standartla karşılaştırıldığında kullanışlıdır. Dil bilgisi bakımından özne milk olsa da asıl karşılaştırma sütteki ölçümler ile izin verilen sınırlar arasındadır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve tam olarak duyduğunuz cümleyi seçin. surpasses sözcüğünün sonunda ek /ɪz/ hecesinin bulunup bulunmadığına odaklanın.
- The reading surpassed the safety threshold.
- The readings surpass the safety threshold.
- The reading surpasses the safety threshold.
Cevabı göster
The reading surpasses the safety threshold.
go on the shelf: mağazada satışa sunulmak
Go on the shelf, perakende satışta bir ürünün mağazada sergilenmesine ve satışa sunulmasına izin verilmesi anlamına gelir. Bu cümlede ifade, sütün yalnızca fiziksel olarak bir rafa konmasını değil, satılabilir ürün stokuna girmesine izin verilmesini anlatır. product + go on the shelf yapısı, ürünün müşterilere ulaşma yolundaki bir sonraki aşama olarak mağazada sergilenmesini gösterir. Not allowed to, sütün bu aşamaya ulaşamayacağını belirtir.
Alıştırma
Ürün mağazanın güvenlik kontrolünden geçti ve satış için onaylandı. Hangi ifade ürünün mağaza sergisine girebileceğini anlatır?
- be kept in storage
- be sent back to the supplier
- be taken off the shelf
- go on the shelf
Cevabı göster
go on the shelf
there's nothing in particular to worry about. Ton ve niyet
5:19özellikle endişelenecek bir şey yok.
nothing in particular to worry about: sınırlı güvence
Nothing in particular to worry about, belirli hiçbir sorunun endişe nedeni olarak öne çıkmadığı anlamına gelir. Bu cümlede in particular, rahatlatmanın kapsamını konuşulan konularla sınırlar; olası her riskin ortadan kalktığını söylemez. Bu ifade bir endişeye sakin bir yanıt olarak kullanılır: konuşan kişi kaygı düzeyini azaltır, ancak mutlak güvenlik sözü vermez. Konuyla ilgili bütün sorunların elendiği anlamına da gelmez.
Alıştırma
Konuşma yalnızca az önce sözü edilen test sonuçlarıyla sınırlı. Her türlü olası sorunun imkânsız olduğunu iddia etmeden güvence veren cümle hangisidir?
- Every possible problem has been ruled out.
- There's nothing in particular to worry about.
- There's nothing at all to worry about.
- We should ignore all warning signs.
Cevabı göster
There's nothing in particular to worry about.
Besides allergies and those suffering from lactose intolerances,
5:21Alerjiler ve laktoz intoleransından muzdarip olanların yanı sıra,
the best known negative effects of milk are probably acne and general discomfort after drinking milk or eating dairy products.
5:25sütün bilinen en kötü olumsuz etkileri muhtemelen süt içtikten veya süt ürünleri yedikten sonra oluşan akne ve genel rahatsızlıktır.
skimmed milk has been found to statistically increase the rate of acne by 24%. Dilbilgisi
5:35yağsız sütün akne oranını istatistiksel olarak %24 oranında artırdığı bulunmuştur.
has been found to statistically increase: edilgen kanıt aktarma yapısı
Has been found to + fiilin yalın hâli, kanıt aktarmaya yarayan edilgen bir yapıdır. Bir araştırma veya analizin bir bulgu ortaya koyduğunu belirtir; araştırmacıların adını söylemeden sonucu öne çıkarır. Burada statistically, increase fiilini niteler: bildirilen artış verilerde görülmektedir. Bu ifade grup düzeyindeki bir ilişkiyi bildirir; tek başına yağsız sütün her insanda doğrudan akneye neden olduğunu göstermez.
Alıştırma
Hangi cümle istatistiksel bir sonucu bildirirken edilgen kanıt aktarma yapısını doğru kullanır?
- Late-night screen use has found to statistically increase the rate of reported sleep problems.
- Late-night screen use has been found to statistically increase the rate of reported sleep problems.
- Late-night screen use has been found statistically increase the rate of reported sleep problems.
Cevabı göster
Late-night screen use has been found to statistically increase the rate of reported sleep problems.
Allergies against milk products are especially prevalent among children,
5:40Süt ürünlerine karşı alerjiler özellikle çocuklar arasında yaygındır,
with one in 18 kids in Germany suffering from them. Dilbilgisi
5:44Almanya'da her 18 çocuktan biri bundan muzdariptir.
one in 18 kids: oran ifade etmek
One in 18 kids, yaklaşık olarak her 18 çocuktan biri demektir. Kalıp one in + sayı + çoğul sayılabilen isim şeklindedir ve oranı gözde canlandırılması kolay bir sıklığa dönüştürür. 18’den sonraki kids çoğul olsa da öznenin merkezi one olduğu için fiil genellikle tekil olur: One in 18 kids has the allergy. Bu ifade bir nüfustaki oranı anlatır; 18 çocuğun tek bir vakayı paylaştığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir nüfusta yaklaşık her 18 çocuktan birinin etkilendiği oranını doğru ifade eder?
- One in 18 kid has the allergy.
- One in 18 kids has the allergy.
- One of the 18 kids has the allergy.
Cevabı göster
One in 18 kids has the allergy.
these allergies tend to get better or disappear as they grow older, Dilbilgisi
5:48bu alerjiler büyüdükçe iyileşme veya kaybolma eğilimindedir,
tend to get better or disappear: iyileşme veya kaybolma eğiliminde olmak
Tend to + fiilin yalın hâli, genellikle olan veya olma ihtimali yüksek olan bir durumu anlatır. Her kişi için kesin bir sonuç değil, genel bir eğilim bildirir. Burada get better ve disappear iki olası değişimi gösterir: alerjiler hafifleyebilir ya da tamamen ortadan kalkabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir durumun her seferinde gerçekleştiğini söylemeden yaygın bir eğilimi dikkatli biçimde anlatır?
- These headaches are guaranteed to get better immediately.
- These headaches tend to get better with rest.
- These headaches always disappear after some rest.
Cevabı göster
These headaches tend to get better with rest.
no matter if: koşul ne olursa olsun
No matter if, ana cümledeki ifadeyi değiştirmeyen bir koşul veya seçenekler grubu sunar. Bu cümlede süt annelerden, ineklerden, koyunlardan, keçilerden ya da develerden gelebilir; ancak süt hakkındaki yargı aynı kalır. Bu ifade, özne olan Milk ile fiil olan is arasına eklenmiştir. Temel yapıyı görmek için araya giren bölümü çıkarın: Milk is a nutrient-dense food.
Alıştırma
Hangi cümle, her iki ulaşım seçeneği için de talimatın aynı kaldığını söyler?
- No matter if you walk or take the bus, call me when you arrive.
- Because you take the bus, call me before you leave.
- If you walk, call me when you arrive.
Cevabı göster
No matter if you walk or take the bus, call me when you arrive.
nutrient-dense: tüketilen miktara göre yüksek besin içeriği
Burada nutrient-dense, sütün kalori veya porsiyon miktarına göre protein, vitamin ve mineral gibi temel besin öğelerini görece yüksek miktarda sağladığı anlamına gelir. Dense burada kıvamın koyuluğunu veya fiziksel sıkılığı anlatmaz. Bu birleşik sıfat, besin öğelerinin yoğunluğunu değerlendirir. Yalnızca gıdanın kaç kalori içerdiğini değil, belirli bir gıda veya enerji miktarından ne kadar besin elde edildiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi açıklama nutrient-dense ifadesine en uygun anlamı verir?
- Çok sayıda besin öğesi sağlasın ya da sağlamasın, çok kalori içerir.
- Her zaman fiziksel olarak ağırdır ve herkesi tok tutar.
- Kalorisine veya porsiyon miktarına göre çok sayıda temel besin öğesi sağlar.
Cevabı göster
Kalorisine veya porsiyon miktarına göre çok sayıda temel besin öğesi sağlar.
Especially in regions where people struggle to get enough calories,
6:08Özellikle insanların yeterli kalori almakta zorlandığı bölgelerde,
milk can contribute to a healthy life and lower child mortality.
6:11süt sağlıklı bir yaşama katkıda bulunabilir ve çocuk ölümlerini azaltabilir.
milk is not harmful if you are not allergic or intolerant to it.
6:18alerjiniz veya intoleransınız yoksa süt zararlı değildir.
it's a good way to get large amounts of calcium,
6:24büyük miktarda kalsiyum almanın iyi bir yoludur,
it's a good source of vitamin B12 and B vitamins in general.
6:28genel olarak iyi bir B12 vitamini ve B vitamini kaynağıdır.
This does not mean there are not other alternatives with the same effect. Dilbilgisi
6:32Bu, aynı etkiye sahip başka alternatifler olmadığı anlamına gelmez.
does not mean there are not: iç içe olumsuzluğu anlamak
Dıştaki does not mean, mean sözcüğünden sonraki iddianın tamamını reddeder. İçteki iddia there are not other alternatives şeklindedir ve başka alternatiflerin bulunmadığını söyler. Bu cümlede konuşan kişi bu sonucu reddeder ve başka seçeneklerin de aynı etkiyi sağlayabileceğini belirtir. Yapıyı dıştan içe okuyun: önce mean sözcüğünden sonraki her şeyi tek ve tam bir iddia olarak ele alın, ardından dıştaki not sözcüğünün bu iddiaya ne yaptığını belirleyin. Birbirine yakın iki not sözcüğünü kapsamlarını kontrol etmeden mekanik olarak silmeyin.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. Does sözcüğünden ve are sözcüğünden sonra not bulunup bulunmadığına dikkat edin.
- That does mean there are not other ways to solve the problem.
- That does not mean there are not other ways to solve the problem.
- That does not mean there are other ways to solve the problem.
Cevabı göster
That does not mean there are not other ways to solve the problem.
Milk is also definitely not a substitute for water. Kalıp ifadeler
6:40Süt kesinlikle suyun yerini de tutamaz.
a substitute for: bir şeyin yerine geçen şey
A substitute for something, başka bir kişi veya şeyin yerine kullanılıp aynı işi yapan kişi ya da şeyi anlatır. Bu cümlede not a substitute for water, sütün günlük sıvı ihtiyacı açısından suyun yerini alamayacağı anlamına gelir; sütün besin değeri olmadığı anlamına gelmez. İsim kalıbı olarak X is a substitute for Y kullanılır. Edat for’dur ve bu ifade, yerine geçen şeye ve onun üstlenebileceği işleve odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki sabit isim öbeğiyle tamamlayın: A calculator can help, but it is not ____ understanding the method.
Cevabı göster
a substitute for
and the additional calories from drinking a lot of it on a regular basis Kalıp ifadeler
6:45ve düzenli olarak çok fazla içmenin getireceği ek kaloriler
on a regular basis: düzenli olarak
On a regular basis, bir eylemin rutinin parçası olarak tekrar tekrar ve tutarlı biçimde yapıldığını anlatan bir zarf öbeğidir. Tek seferlik bir olayı değil, zamana yayılan bir düzeni ifade eder. Burada drinking a lot of milk ifadesini niteler; dolayısıyla sorun, bunu alışkanlık hâlinde yapmaktan gelen ek kalorilerdir. İfade tek başına kesin bir zaman aralığı vermez. Zamanlama önemliyse daily, weekly gibi belirli bir sıklık ekleyin.
Alıştırma
Cümleyi “rutinin parçası olarak tekrar tekrar” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The safety equipment is checked ____ to catch problems early.
Cevabı göster
on a regular basis
more comparable to A than B: B'den çok A'ya benzer
more comparable to A than B kalıbında A ve B iki olası kategoridir. Bu kalıp, öznenin ilgili özellikler bakımından B'den çok A ile ortak yön taşıdığını anlatır. Burada aromalı süt, sağlıklı bir atıştırmalık yerine şekerli içecekler grubuna konur. Bu kalıp, beklenen bir etiketi veya sınıflandırmayı sorgulamak için kullanılabilir. Şeker, maliyet, boyut veya işlev gibi karşılaştırma ölçütü cümleden ya da bağlamdan açıkça anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Vurgulanan kalıbı kullanarak cümleyi tamamlayın: In terms of sugar, this bottled tea is ____ soda ____ plain water.
Cevabı göster
more comparable to · than
And there's another thing to consider. Anlatım akışı
6:57Ve dikkate alınması gereken bir şey daha var.
another thing to consider: dikkate alınacak başka bir şey
Another thing to consider, dinleyiciye tartışmanın henüz tamamlanmadığını bildirir ve değerlendirmeye yeni bir unsur ekler. Another önceki bir noktaya bağlanırken to consider yeni unsurun kararı etkilemesi gerektiğini gösterir. Bu, yeni savın kendisi değil, bir geçiş ifadesidir. Sonraki cümlede eklenen unsur belirtilmeli veya açıklanmalıdır.
Alıştırma
Değerlendirmeye bir nokta daha ekleyen geçiş cümlesini tamamlayın: We have discussed the price. Now there is ____.
Cevabı göster
another thing to consider
Milk production has a significant impact on the global climate. Kalıp ifadeler
6:59Süt üretiminin küresel iklim üzerinde önemli bir etkisi vardır.
have a significant impact on + etkilenen unsur
a significant impact on ad öbeği, on sözcüğünden sonra gelen şey üzerinde önemli veya açıkça fark edilebilir bir etki anlamına gelir. Bu cümlede milk production neden, the global climate ise etkilenen unsur olarak sunulur. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp have a significant impact on + isim şeklindedir. Significant, etkinin önemli olduğunu belirtir; ancak ifade tek başına etkinin olumlu mu yoksa olumsuz mu olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî ifadeyle tamamlayın: Better insulation can have ____ household energy use.
Cevabı göster
a significant impact on
About 33% of cropland is used to feed grazing animals,
7:04Tarımsal arazilerin yaklaşık %33'ü, süt sığırları da dahil olmak üzere,
Even though the carbon footprint of dairy products has declined since 1990, Dilbilgisi
7:09Süt ürünlerinin karbon ayak izi 1990'dan beri azalmış olsa da,
dairy production is still responsible for 3% of all greenhouse gas emissions,
7:13süt üretimi hala tüm sera gazı emisyonlarının %3'ünden sorumludur,
Even though ... is still: gerçeği kabul ederken ana düşünceyi korumak
Even though, konuşanın doğru kabul ettiği bir gerçeği sunar: karbon ayak izi azalmıştır. Ardından ana cümle beklenmedik karşıtlığı verir: süt ürünleri üretimi hâlâ sera gazı emisyonlarının bir bölümünden sorumludur. Even though A, B is still C kalıbı, ana sonuçtan vazgeçmeden bir ilerlemeyi veya başka bir olumlu gerçeği kabul etmeyi sağlar. Still, A'ya rağmen B'nin devam ettiğini vurgular.
Alıştırma
Onarım maliyetleri kesinlikle düştü, ancak bakım hâlâ çok pahalı. Bu anlamı en açık biçimde hangi cümle ifade eder?
- Because the repair costs have fallen, the machine is still too expensive to maintain.
- Even if the repair costs fall, the machine is still too expensive to maintain.
- Even though the repair costs have fallen, the machine is still too expensive to maintain.
Cevabı göster
Even though the repair costs have fallen, the machine is still too expensive to maintain.
most of its production in factory farms causes incredible suffering.
7:24fabrika çiftliklerindeki üretiminin çoğu inanılmaz acılara neden oluyor.
tekrarlanan eylem için over and over
Over and over, aynı eylemin defalarca gerçekleştiğini ifade eder. Burada bir şeyin üzerinden geçme hareketini değil, aynı eylemin birçok kez yapılmasını anlatır. Bu tekrar çoğu zaman bıkkınlık, eleştiri veya yorgunluk gibi bir duygu taşır. Bu cümlede de tekrarlanan davranışı tarafsız bir rutin değil, rahatsız edici bir durum olarak gösterir.
Alıştırma
Konuşan kişi tekrarın sinir bozucu olduğunu hissettirmek istediğinde en uygun ifadeyi seçin: The alarm rang _____, and I could not get back to sleep.
- over and over
- repeatedly
- once
Cevabı göster
over and over
separated from their young shortly after birth,
7:31doğumdan kısa bir süre sonra yavrularından ayrılır,
and slaughtered once their tortured bodies are not productive anymore.
7:34ve işkence gören bedenleri artık üretken olmadığında kesilir.
We can't ignore that much of the milk we consume stems from an industry that is basically torture Kalıp ifadeler
7:38Tükettiğimiz sütün büyük bir kısmının temelde işkence olan
bir sonucu kaynağına bağlayan stems from
Stems from, kaynağını bir şeyden almak veya bir şeyden kaynaklanmak anlamına gelir. Özne durumu ya da sonucu belirtir; from sonrasındaki isim grubu ise kaynağı veya nedeni gösterir: sonuç + stem from + kaynak. Bu cümlede ifade, sütün büyük bir kısmını onu üreten endüstriye bağlar. Buradaki stem fiili, bir bitkinin gövdesi anlamında kullanılmaz.
Alıştırma
Elektrik kesintisinin gecikmenin nedeni olduğunu doğru biçimde söyleyen cümle hangisidir?
- The delay leads to a power failure.
- The delay stems from a power failure.
- A power failure stems from the delay.
Cevabı göster
The delay stems from a power failure.
and contributes to climate change.
7:43ve iklim değişikliğine katkıda bulunan bir endüstriden geldiğini görmezden gelemeyiz.
What about ...? ile yeni bir tartışma kolu açmak
Burada What about...? tartışmayı hayvansal sütten henüz değerlendirilmemiş bir seçeneğe, yani bitki bazlı süte yönlendirir. Konuşan kişi yalnızca kısa bir bilgi istemez; karşısındakinden bu seçeneği de değerlendirmesini ister. What about + isim veya isim öbeği yapısını, konuşmaya bağlantılı fakat henüz ele alınmamış bir konuyu ya da alternatifi katmak için kullanın.
Alıştırma
Bir toplantıda biri “We have checked the bus schedule. What about the trains?” diyor. Konuşan kişi ne yapıyor?
- Başka seçenek kalmadığı için tartışmayı bitirmek
- trains kelimesinin ne anlama geldiğini sormak
- Grubun değerlendirmesi için başka bir seçenek sunmak
Cevabı göster
Grubun değerlendirmesi için başka bir seçenek sunmak
In terms of protein levels and nutritional value,
7:48Protein seviyeleri ve besin değeri açısından,
only soy milk can compare to cow milk. Kalıp ifadeler
7:51sadece soya sütü inek sütüyle karşılaştırılabilir.
can compare to: benzer bir düzeye ulaşmak
can compare to cow milk ifadesinde compare to, “benzer bir düzeye ulaşmak” anlamına gelir. Cümle, soya sütünün özellikle protein düzeyi ve besin değeri bakımından inek sütüyle kıyaslanabilir olduğunu söyler; iki sütün her açıdan aynı olduğunu söylemez. X can compare to Y kalıbı, ilgili bir özellik bakımından X’i Y’nin düzeyine göre değerlendirir. Bu özellik açık değilse in terms of..., in... veya yakın bağlamla belirtin.
Alıştırma
Yeni kameranın düşük ışık performansında profesyonel modellerle benzer bir düzeye ulaştığı anlamına gelen cümleyi seçin.
- When it comes to low-light performance, this new camera can compare to professional models.
- When it comes to low-light performance, this new camera is the same as every professional model.
- When it comes to low-light performance, compare this new camera with professional models.
Cevabı göster
When it comes to low-light performance, this new camera can compare to professional models.
to reach similar levels of vitamins and calcium.
7:57benzer seviyelere ulaşması için yapay olarak zenginleştirilmelidir.
Gıda açıklamalarında artificially enriched
Artificially enriched, işleme sırasında besin öğelerinin bilinçli olarak eklendiği ve ürünün doğal hâlinde sahip olmadığı seviyelere ulaştırıldığı anlamına gelir. Burada, diğer bitki bazlı içeceklerin benzer vitamin ve kalsiyum miktarlarına nasıl ulaşabildiğini açıklar. Gıda ve beslenme bağlamında enriched, bir deneyimi genel anlamda zenginleştirmeyi değil, ürünün besin içeriğindeki bir değişikliği anlatır. Artificially artışın kaynağını vurgular; tek başına ürünün zararlı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede artificially enriched ifadesini en iyi hangi açıklama anlatır?
- Ürün, besin içeriği değiştirilmeden daha lezzetli hâle getirildi.
- Ürün bu besin seviyesini baştan beri doğal olarak içeriyordu.
- Daha yüksek bir seviyeye ulaşmak için işleme sırasında besin öğeleri eklendi.
Cevabı göster
Daha yüksek bir seviyeye ulaşmak için işleme sırasında besin öğeleri eklendi.
And another option might be available soon. Dilbilgisi
8:04Ve yakında başka bir seçenek de mevcut olabilir.
might be available soon: temkinli bir tahmin
Might be available soon ifadesinde might, sonucun kesin değil mümkün olduğunu gösterir. Be available, insanların seçeneğe erişebileceği veya onu kullanabileceği anlamına gelir; soon ise bir tarih vermeden bu olasılığı yakın geleceğe yerleştirir. İfade bir bütün olarak söz değil, temkinli bir tahmin bildirir. Hem might hem de göreli zaman sözcüğü soon, sonucun veya zamanlamanın değişebilmesine yer bırakır.
Alıştırma
Temkinli duyuruyu bu dersteki dört kelimelik ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: A lower-cost version ____.
Cevabı göster
might be available soon
Several startups have created non-animal milk that is nutritionally identical to dairy milk, Kalıp ifadeler
8:07Birkaç girişim besin açısından inek sütüyle aynı olan hayvansal olmayan süt yarattı,
nutritionally identical to: beslenmeyle sınırlı eşitlik
Nutritionally zarfı identical sözcüğünü niteler ve eşitlik iddiasını besin içeriğiyle sınırlar. Identical to ise karşılaştırılan hedefi belirtir. Bu nedenle cümle, iki süt türünün beslenme açısından aynı olduğunu söyler; tatlarının, içeriklerinin, dokularının veya üretim yöntemlerinin de aynı olduğunu söylemez. Kullanışlı kalıp, boyut belirten zarf + identical to + karşılaştırma hedefi şeklindedir. chemically veya functionally gibi zarflar, eşitliğin tam olarak hangi açıdan geçerli olduğunu gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi nutritionally, identical ve gerekli edatı kullanarak tamamlayın: The plant-based drink is ____ dairy milk, although its flavor is different.
Cevabı göster
nutritionally identical to
through fermentation by gene-modified bacteria. Kelime
8:13genetiği değiştirilmiş bakterilerin fermantasyonu yoluyla.
fermentation by gene-modified bacteria: biyoteknolojik bir üretim yöntemi
Fermantasyon, mikroorganizmaların kimyasal değişiklikler gerçekleştirdiği kontrollü bir süreçtir. Buradaki by, süreci gerçekleştiren veya ilerleten canlıyı belirtir: genleri değiştirilmiş bakteriler. İfade, hayvansal olmayan sütün bileşenlerinin nasıl üretilebileceğini açıklar. Aktarılabilir yapı fermentation by + işi yapan unsur şeklindedir. Bu yapı tek başına, bitmiş içecekte canlı bakteri kaldığını söylemez; son içeriği değil, üretim yöntemini belirtir.
Alıştırma
Bu üretim açıklamasında fermentation by gene-modified bacteria ne anlama gelir?
- Süt, hayvansal süt ürünlerinin fermente edilmesiyle yapılır.
- Bitmiş sütte mutlaka canlı bakteriler kalmalıdır.
- Genleri değiştirilmiş bakteriler fermantasyonu gerçekleştirir.
Cevabı göster
Genleri değiştirilmiş bakteriler fermantasyonu gerçekleştirir.
This lab-grown milk can even be turned into cheese, Öbek fiiller
8:18Bu laboratuvarda yetiştirilen süt peynire bile dönüştürülebilir,
Edilgen be turned into yapısı
be turned into ifadesinde be + turned, turn fiilinin edilgen biçimidir. Özne değişimi yapan değil, değişime uğrayan taraftır: süt işlenerek peynire dönüşür. Değişime neden olan kişi ya da süreç belirtilmez. Değişen malzemeye veya nesneye ve ortaya çıkan sonuca odaklanmak için be turned into kullanılır. Kalıp şöyledir: malzeme veya nesne + be + turned into + yeni biçim veya sonuç. can be turned into örneğinde olduğu gibi be sözcüğünden önce bir kiplik fiil gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi turn ... into ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: A spare room can ____ a quiet study area.
Cevabı göster
be turned into
something that plant-based alternatives struggle with Kalıp ifadeler
8:21ki bitki bazlı alternatiflerin zorlandığı bir şeydir bu
because they lack casein and whey protein,
8:24çünkü onlarda süt ürünlerine tadını ve yapısını veren önemli bileşenler olan
Struggle with + görev veya sorun
Burada struggle with, bir şeyle uğraşırken sürekli zorluk yaşamak anlamına gelir. Bitki bazlı alternatifler belirli proteinleri içermedikleri için peynir yapmakta zorlanır; bu ifade başarılı olmanın tamamen imkânsız olduğu anlamına gelmez. Kalıp struggle with + isim, zamir veya -ing biçimidir. with sözcüğünden sonraki öğe zorlanılan görevi veya sorunu belirtir. İfade çoğu zaman zaman içinde süren bir çabayı ima eder; bu nedenle basit bir can't ifadesinden daha fazla bilgi verir.
Alıştırma
Cümleyi struggle with ifadesinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: Leo ____ long division, even though he keeps practicing.
Cevabı göster
struggles with
the key ingredients that give dairy its taste and structure.
8:26kazein ve peynir altı suyu proteini eksiktir.
a different story: başka bir açıdaki durumun farklı olması
Burada a different story gerçek bir hikâye anlamında değildir. Başka bir konuya veya boyuta geçildiğinde durumun değiştiğini anlatan deyimsel bir ifadedir. Bu cümlede beslenmeyle ilgili sonuçların çevresel etkiye doğrudan uygulanamayacağını gösterir. Bir boyuttaki sonucun başka bir boyutta da aynı olmayabileceğini söyleyerek karşılaştırma çerçevesini hızla değiştirir.
Alıştırma
İkinci konudaki sonucun birinciden farklı olduğunu anlatan ifade hangisidir?
- a short story
- a different story
- the same story
- a real story
Cevabı göster
a different story
Many milk alternatives use significantly less energy,
8:35Birçok süt alternatifi üretmek için önemli ölçüde daha az enerji,
so they have a much lower environmental impact than animal milk. Dilbilgisi
8:40bu nedenle hayvansal sütten çok daha düşük bir çevresel etkiye sahiptirler.
a much lower environmental impact than animal milk: çevresel etkinin çok daha düşük olması
a much lower environmental impact than animal milk ifadesi, süt alternatiflerinin çevresel etkisini hayvansal sütün çevresel etkisiyle karşılaştırır. Lower etkinin daha düşük olduğunu, than ise karşılaştırma noktasını gösterir. much, comparative olan lower kelimesinden önce gelir ve farkın büyük ya da açıkça görülebilir olduğunu vurgular. Tam cümlede so, daha az kaynak kullanımı ile daha düşük çevresel etki sonucunu birbirine bağlar.
Alıştırma
Büyük bir farkı doğru biçimde gösteren ve hayvansal sütü karşılaştırma noktası olarak veren ifade hangisidir?
- much lower an environmental impact than animal milk.
- a much lower environmental impact than animal milk.
- a much lower environmental impact as animal milk.
- a very lower environmental impact than animal milk.
Cevabı göster
a much lower environmental impact than animal milk.
If you want to have the lowest possible negative impact on the planet,
8:44Gezegen üzerinde mümkün olan en düşük olumsuz etkiye sahip olmak istiyorsanız,
the best choice is whatever milk alternative is regional. Dilbilgisi
8:48en iyi seçim yöresel olan herhangi bir süt alternatifidir.
whatever milk alternative is regional: herhangi bir yerel alternatifi belirten kaynaşmış ilgi yapısı
Burada whatever milk alternative is regional, “yerel olan herhangi bir süt alternatifi” anlamına gelir. Grubun tamamı kaynaşmış bir ilgi yapısıdır: bir isim öbeği gibi çalışır ve the best choice is + choice kalıbını tamamlar. Whatever, “herhangi biri” ile “o koşulu karşılayan” fikirlerini birleştirir. Cümlenin içinde regional, milk alternative ifadesini yüklem göreviyle açıklar: hangi alternatiflerin koşulu karşıladığını, yani yerel olarak üretilen veya sunulanları belirtir. Buradaki whatever, “umurumda değil” tavrı göstermez ve milk sözcüğünü tek başına nitelemez.
Alıştırma
Bu cümlede whatever milk alternative is regional ne anlama gelir?
- Konuşanın hangisi olduğunu önemsemediğini göstermek için seçilen bir süt alternatifi
- Yerel olsun veya olmasın bütün süt alternatifleri
- Yerel olarak üretilen veya sunulan herhangi bir süt alternatifi
Cevabı göster
Yerel olarak üretilen veya sunulan herhangi bir süt alternatifi
As with almost any topic: bir karşılaştırma çerçevesi kurmak
As with almost any topic, “neredeyse her konuda da geçerli olduğu gibi” anlamına gelir. Ana ifade olan milk is complicated verilmeden önce süt konusu daha geniş bir örüntünün içine yerleştirilir. Bu giriş çerçevesi, dinleyiciye basit bir evet-hayır sonucu beklememesi gerektiğini bildirir ve dengeli bir tartışmaya hazırlık yapar. Burada as zaman değil, karşılaştırma bildirir.
Alıştırma
Cümleyi tam As with ... karşılaştırma çerçevesiyle tamamlayın: ____, learning to code takes patience.
Cevabı göster
As with most new skills
and it's crucial for many people around the world.
8:59ve dünya çapında birçok insan için hayati önem taşır.
how we want to deal with these facts. Öbek fiiller
9:11bu gerçeklerle nasıl başa çıkmak istediğimize karar vermeliyiz.
deal with: bir sorunla yüzleşip onu ele almak
Bu cümlede deal with, gerçeklerle ve onların ortaya koyduğu sonuçlarla yüzleşip harekete geçmek anlamına gelir. Toplum yalnızca bilgiyi fark etmek ya da tartışmakla kalmamalı, nasıl karşılık vereceğini seçmelidir. Kalıp deal with + bir isim veya isim öbeği şeklindedir. Nesneye ve bağlama göre bir şeyi ele almak, ona karşılık vermek, onu yönetmek veya çözmek anlamına gelebilir.
Alıştırma
Ekip sorunla ilgili harekete geçmek istiyorsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The team has a plan to ___ repeated delivery delays.
- live with
- talk about
- deal with
Cevabı göster
deal with