Uyuşturucu Etkisindeki Beyniniz: Esrar: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Video, sinyallerin nöronlar arasında iletilmesini ve esrarla ilişkili moleküllerin beyin etkinliğini nasıl değiştirebildiğini anlatır. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “chemicals called neurotransmitters” isim + called + ad biçimindeki dil bilgisi kalıbıyla tanımı kısaltır. Bilimsel terimleri çözmeyi ve tam “that are called” ilgi cümlesi olmadan kavramı tanıtmayı sağlar. 2. “refractory period”, nöronun ateşlemeden sonra kısa süre yanıt vermediği evreyi anlatan uzmanlık terimidir. Bu anlam refractory sözcüğünü kişilik özelliği sanmayı önler ve mekanizmayı açıklar. 3. “takes hold” bir deyimdir; fikrin güç kazanıp dikkati yönetmeye başlamasını anlatır. Düşünceler arasındaki geçişi izlemeye ve yerleşen fikir, duygu, alışkanlık ya da eğilimleri betimlemeye yarar.
Bu derste
For centuries, humans have been using substances to alter their state of mind, Notlar
0:00Yüzyıllardır insanlar bilinç hâllerini değiştirmek için çeşitli maddeler kullanıyor:
For centuries ... have been using: günümüze kadar süren bir süreç
For centuries, yüzlerce yıl önce başlayıp günümüze kadar uzanan bir süreyi belirtir. “Ne kadar süredir?” sorusunu yanıtlar ve geçmişteki etkinliği bugünle açıkça ilişkilendirir. have been using, have been + -ing yapısındaki present perfect continuous biçimidir. Bu ifadeler birlikte, eylemin uzun zaman önce başladığını, uzun süre devam ettiğini veya tekrarlandığını ve bugün hâlâ ilgili olduğunu gösterir. Eylemin her an kesintisiz gerçekleşmiş olması gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi use fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: For centuries, people ____ plants as medicine.
Cevabı göster
have been using
alter their state of mind: zihinsel durumu değiştirmek
Alter their state of mind, bir kişinin genel zihinsel, duygusal veya algısal durumunu değiştirmek anlamına gelir. Buradaki alter, “değiştirmek” anlamındaki nispeten resmî bir fiildir; state of mind ise bir ülkeye veya yalnızca belirli bir görüşe gönderme yapmaz. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: alter my, your, his, her, our veya their state of mind. Bu yapı, bilinci, ruh hâlini veya algıyı etkileyen bir şeyi anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Bir kişinin genel zihinsel veya algısal durumunu değiştirme anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Severe sleep loss can ____.
Cevabı göster
alter your state of mind
Bir aralığı gösteren from X to Y
Bu cümlede from bir aralığın bir ucunu, to ise diğer ucunu tanıtır: kafein, sigara ve alkol gibi daha tanıdık ve yaygın maddeler bir uçta, daha ağır uyuşturucular diğer uçta yer alır. Bu ifade, daha önce geçen substances sözcüğünü tamamlar; fiziksel bir hareketi anlatmaz. from X to Y kalıbı örnekleri bir kapsam içinde düzenler. X ve Y zaman, miktar, aşama veya kategori olabilir; ifade çoğu zaman aradaki durumların da kapsandığını ima eder.
Alıştırma
Aralığın iki ucunu belirten sözcüklerle cümleyi tamamlayın: The museum displays inventions ____ early radios ____ modern robots.
Cevabı göster
from · to
But as the most commonly used illicit drug in North America, Kelime
0:07Peki, Kuzey Amerika'da en yaygın kullanılan yasa dışı uyuşturucu olan
Resmî hukuk ve politika dilinde illicit drug
Illicit drug, ilgili bağlamda üretimi, satışı, bulundurulması veya kullanımı yasa ya da kurallarla yasaklanan bir uyuşturucu anlamına gelir. Burada illicit, drug sözcüğünü yalnızca ne kadar tehlikeli veya zihin değiştirici olduğuna göre değil, yasaklanmış statüsüne göre sınıflandırır. Bu sıfat hukuk, politika, haber ve kamu sağlığı dilinde yaygındır. Yasalar yere ve zamana göre değiştiği için bu niteleme, hakkında konuşulan yargı alanına bağlıdır.
Alıştırma
Bir politika raporu, ele alınan yargı alanında satışı ve bulundurulması yasak olan bir uyuşturucudan söz ediyor. Hangi terim en uygundur?
- illicit drug
- mind-altering substance
- controlled substance
Cevabı göster
illicit drug
Where does X fit in?: kavramsal konumu sormak
Bu soruda fit in, marihuananın konuşulan sınıflandırma veya kapsam içinde nasıl bir yere sahip olduğunu sorar. “Daha büyük bütünle ilişkili olmak veya onun içinde bir konumda bulunmak” anlamına gelir; “sosyal olarak kabul görmek” anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen Where does X fit in? kalıbı, X’in genel bir sistemdeki rolünü, kategorisini veya konumunu sorar.
Alıştırma
Bir ekip tasarım, kodlama ve lansmanı tartıştı. Hangi soru testlerin genel plandaki rolünü soruyor?
- Does testing help everyone fit in?
- Does testing fit in the box?
- Where does testing fit in?
Cevabı göster
Where does testing fit in?
and how exactly does it affect your brain? Ton ve niyet
0:12ve beyninizi tam olarak nasıl etkiliyor?
How exactly ...?: kesin mekanizmayı sormak
how exactly ifadesinde exactly, sorunun odağını daraltır ve soruyu güçlendirir. Konuşan kişi yalnızca bir etkinin var olduğunu doğrulatmak değil, etkinin kesin mekanizmasını veya somut ayrıntılarını öğrenmek ister. Başka durumlara aktarılabilen how exactly + yardımcı fiil + özne + fiilin yalın hâli? kalıbı, genel bir açıklamanın yeterli olmadığı durumlarda odaklı bir takip sorusu oluşturur.
Alıştırma
Soruyu kesin bir mekanizma isteyen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The app uses location data, but ____ does it use that information?
Cevabı göster
how exactly
First, we need to understand how the brain functions. Anlatım akışı
0:14Önce beynin nasıl çalıştığını anlamamız gerekiyor.
First, we need to understand ...: açıklamanın ilk adımını belirlemek
First, konuşmacının açıklamasındaki ilk aşamayı işaretler. We need to understand, sıradaki bilginin daha sonra gelecek ana fikir için gerekli bir temel olduğunu dinleyiciye bildirir. Burada need to, dinleyiciye kişisel bir emir vermekten çok açıklamayı düzenler. First, we need to understand ... kalıbı, daha karmaşık bir sonuca geçmeden önce ortak bir başlangıç noktası belirtmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Bir açıklamaya başlıyor ve ana sonuçtan önce gerekli temel bilgiyi sunmak istiyorsunuz. Hangi giriş ilk adımı en iyi şekilde belirtir?
- First, we need to understand how the system stores data.
- At first, the system stored all data locally.
- Finally, we need to understand how the system stores data.
Cevabı göster
First, we need to understand how the system stores data.
Your neurons are the cells that process information in the brain
0:17Nöronlarınız beyindeki bilgiyi işleyen hücrelerdir;
by releasing chemicals called neurotransmitters Dilbilgisi
0:20bunu nörotransmitter adı verilen kimyasalları
chemicals called neurotransmitters: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
chemicals called neurotransmitters ifadesinde called, chemicals sözcüğünden sonra gelen ve bu kimyasalların adını belirten bir geçmiş zaman ortacıdır. İfade, chemicals that are called neurotransmitters anlamına gelir; nitelenen isim chemicals sözcüğüdür. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. Bir adı tam bir that are called cümleciğinden daha kısa biçimde verdiği için tanımlarda yaygındır. Burada called, bir adla anılmak anlamındadır; telefonla aranmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi that is called ifadesinin yerine geçen tek sözcüklük edilgen kısaltmayla tamamlayın: The laboratory uses a device ____ a spectrometer.
Cevabı göster
called
from the axon of one neuron to the dendrite of another. Kelime
0:23bir nöronun aksonundan diğerinin dendritine salarak yaparlar.
axon ... dendrite: kaynaktan alıcıya yön
Axon, sinyalleri genellikle hücre gövdesinden uzağa taşıyan nöron uzantısıdır; dendrite ise çoğunlukla gelen sinyalleri alan dallanmış bir uzantıdır. from the axon ... to the dendrite kalıbı yönü gösterir: ilki kaynak tarafı, ikincisi varış tarafıdır. Bunlar iki nöron türü değil, nöronların parçalarıdır. Another, başka bir nöron anlamına gelir; tekrarlanan neuron ismi düşürülmüştür.
Alıştırma
"Signals travel from the axon of one neuron to the dendrite of another," cümlesinin doğru yorumu hangisidir?
- Dendrite kaynak tarafıdır ve başka bir nöronun axon yapısı alıcı taraftır.
- Axon kaynak tarafıdır ve başka bir nöronun dendrite yapısı alıcı taraftır.
- Axon ve dendrite iki farklı nöron türüdür.
Cevabı göster
Axon kaynak tarafıdır ve başka bir nöronun dendrite yapısı alıcı taraftır.
They change the electrical charge of the receiving neuron,
0:26Bu kimyasallar alıcı nöronun elektriksel yükünü değiştirir,
Sonuç belirtmek için consequently + -ing
Consequently exciting or inhibiting it, önceki olayın sonucunu belirten tamamlayıcı bir -ing yan cümlesidir. Consequently nedensellik bağını gösterir ve “bunun sonucunda nöronu uyarırlar veya baskılarlar” düşüncesini daha kısa biçimde ifade eder. Exciting ve inhibiting, paralel iki -ing fiilidir; ikisinin de örtük öznesi They ile aynıdır ve alıcı nörona gönderme yapan it nesnesini paylaşırlar. Sinirbilimde excite, bir nöronun etkinliğini veya ateşleme olasılığını artırmak demektir; birini heyecanlandırmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Consequently ve prevent fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The medication blocks the receptor, ____ the signal from reaching the cell.
Cevabı göster
consequently preventing
If excited: kısaltılmış edilgen koşul
If excited ifadesinde koşul, kısaltılmış bir edilgen yan cümledir. Açık biçimi if the receiving neuron is excited şeklindedir: özne bağlamdan anlaşılır, be fiilinin biçimi atılır ve yalnızca geçmiş zaman ortacı excited kalır. Buradaki excited, nöronun nörolojik olarak etkinleştiğini veya uyarıldığını belirtir; duygusal olarak heyecanlı olduğu anlamına gelmez. if + geçmiş zaman ortacı şeklindeki kısa yapı, atılan ögeler kolayca anlaşılabildiğinde teknik ve resmî metinlerde sık görülür.
Alıştırma
Tekrarlanan özneyi ve be fiilini atarak koşulu kısa bir teknik üslupla yeniden yazın: If the backup unit is activated, the backup unit supplies power. → ____, the backup unit supplies power.
Cevabı göster
If activated
passed on: pass on fiilinin edilgen biçimi
Bu cümlede is passed on, pass on öbek fiilinin edilgen biçimidir. signal eylemi yapan değil, eylemden etkilenendir: kendisi bir şeyi iletmek yerine bir sonraki nörona aktarılır. Aktarma anlamında pass on ayrılabilen bir öbek fiildir: hem pass the message on hem de pass on the message kullanılabilir. Edilgen yapıda nesne özne olur: the message is passed on.
Alıştırma
Hangi cümlede passed on, örnekteki gibi bir şeyin başka bir kişiye iletildiği anlamına gelir?
- She passed on the dessert.
- His grandfather passed on peacefully.
- The message was passed on to the manager.
Cevabı göster
The message was passed on to the manager.
into complex configurations within milliseconds,
0:37milisaniyeler içinde karmaşık örüntülere dönüşerek
“is quickly compounded into complex configurations”: fiil olarak compound
is quickly compounded into complex configurations ifadesinde compounded, compound fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Birden fazla etkinin birleşmesi veya birikmesiyle daha karmaşık bir sonucun oluştuğunu anlatır. Edilgen is compounded biçimi, eylemi yapanı belirtmek yerine sürece maruz kalan effect sözcüğüne odaklanır. Teknik ve analitik bağlamlarda compound, etkenlerin birikmesini, etkileşime girmesini veya bir sonucu güçlendirmesini anlatabilir. Burada into complex configurations ortaya çıkan biçimi gösterir; compound, kimyasal maddeyi veya çevrili bir alandaki bina grubunu ifade eden isim değildir.
Alıştırma
“Several minor delays were compounded into a major scheduling problem,” cümlesinde gecikmelere ne oldu?
- Biriktiler ve birleşerek bu sorunu oluşturdular.
- Kimyasal maddeler olarak incelendiler.
- Sorunun küçülmesi için birbirlerinden ayrıldılar.
Cevabı göster
Biriktiler ve birleşerek bu sorunu oluşturdular.
Ödünleyici bir giriş olarak “Though it sounds simple,”
Though it sounds simple, ödünleme bildiren bir yan cümledir. Sürecin basit olduğu yönündeki makul ilk izlenimi kabul eder, ancak konuşanın sonucunu ifade etmez. Vurgulanan iddia sonraki ana cümlededir: Sinyaller etkileşime girer ve hızla karmaşıklık oluşturur. Though + yan cümle, ana cümle kalıbı, daha güçlü bir karşıtlık veya sınırlama sunmadan önce bir noktayı kabul etmeyi sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede başlangıçtaki yan cümlenin görevi nedir? “Though the plan looks easy, it requires careful coordination.”
- Ana cümle bu izlenimi düzeltmeden veya sınırlamadan önce ilk izlenimi kabul eder.
- Konuşanın planın kolay olduğuna dair nihai sonucunu verir.
- Dikkatli koordinasyonun doğrudan nedenini açıklar.
Cevabı göster
Ana cümle bu izlenimi düzeltmeden veya sınırlamadan önce ilk izlenimi kabul eder.
Yayılma benzetmesi olarak flushing over the entire brain
Bu cümlede flushing over the entire brain, sinirsel etkinliğin hızla beynin geneline yayılmasını sıvı hareketiyle anlatan bir benzetmedir. Geniş bir alanın üzerinden geçen dalga görüntüsünü oluşturur; beyni gerçekten yıkayan bir sıvı yoktur. -ing yapısı, birleşen etkinin sonucunu veya ona eşlik eden gelişmeyi ekler: karmaşık düzenlenim oluşunca etkinlik tüm beyne yayılır. Bu tür bir anlatım, soyut ve son derece hızlı bir süreci gözde canlandırmayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Bu cümlede flushing over the entire brain büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- Beyin tüm sinyallerini ortadan kaldırıyor.
- Bir sıvı beyni fiziksel olarak yıkıyor.
- Etkinlik beynin küçük bir bölgesiyle sınırlı kalıyor.
- Sinirsel etkinlik hızla tüm beyne yayılıyor.
Cevabı göster
Sinirsel etkinlik hızla tüm beyne yayılıyor.
This is what happens every single time you think, breathe, or move. Kalıp ifadeler
0:42Her düşündüğünüzde, nefes aldığınızda ya da hareket ettiğinizde gerçekleşen şey tam olarak budur.
Tekrarı vurgulayan every single time
Every single time, “her seferinde, hiçbir istisna olmadan” anlamına gelir. Single, dikkati her bir gerçekleşmeye ayrı ayrı yönelterek every sözcüğünü güçlendirir; olayın yalnızca bir kez gerçekleştiği anlamına gelmez. Every time ile karşılaştırıldığında bu ifade ısrarcı bir vurgu ekler ve bağlama göre şaşkınlık, hayal kırıklığı veya kesinlik aktarabilir. Burada düşünme, nefes alma veya hareket etmenin her bir örneğine bu beyin sürecinin eşlik ettiğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi “her seferinde, hiçbir istisna olmadan” anlamına gelen üç sözcüklü vurgulu İngilizce ifadeyle tamamlayın: The dog barks ____ the delivery driver approaches the gate.
Cevabı göster
every single time
So what's going on inside your brain when you're smoking marijuana? Öbek fiiller
0:46Peki, esrar içerken beyninizin içinde neler oluyor?
What's going on: ne olduğunu sormak
Bu soruda what's going on, 'ne oluyor' veya 'hangi süreç gerçekleşiyor' anlamına gelir. Bir yerden başka bir yere hareket etmeyi değil, beynin içindeki faaliyeti sorar. Go on birden fazla anlamı olan bir öbek fiildir. what is going on? kalıbında 'olmak, meydana gelmek' veya 'devam etmekte olmak' anlamına gelir; bu anlamı soru bağlamı belirler.
Alıştırma
Üst kattan garip bir ses duyduğunuzda soracağınız İngilizce soruyu tamamlayın: ____ upstairs?
Cevabı göster
What's going on
Well, unlike alcohol, which contains molecules nothing like those in our body, Kalıp ifadeler
0:49Şöyle ki, vücudumuzdakilere hiç benzemeyen moleküller içeren alkolün aksine,
Nothing like: hiç benzememe
nothing like ifadesinde like, “-e benzer” anlamında bir edattır. Nothing karşılaştırmayı güçlendirerek “hiç benzemeyen” veya “tamamen farklı” anlamını verir; buradaki like, “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir. Burada those, molecules sözcüğünün yerini tutar; dolayısıyla yan cümle, alkoldeki moleküllerin insan vücudundaki moleküllere hiç benzemediğini söyler. Bu kalıp görünüş, kalite, davranış veya deneyim hakkında güçlü karşılaştırmalar yapmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “tamamen farklı” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The apartment looked luxurious online, but in person it was ____ the photos.
Cevabı göster
nothing like
cannabis contains molecules that resemble those produced in our very own brains, Kalıp ifadeler
0:53esrarda bizzat beynimizin ürettiklerine benzeyen moleküller bulunur:
Unlike alcohol: isimle karşıtlık kurmak
Unlike alcohol, giriş işlevi gören bir edat öbeğidir. Unlike, '...den farklı olarak' veya '...den farklı' anlamına gelir; alcohol ise karşılaştırma noktasıdır. Ardından gelen ana cümle, kenevirin alkolden hangi yönden farklı olduğunu açıklar. Bu öbek yalnızca ilgili bir karşılaştırma boyutu kurar: bu cümlede moleküllerin vücudun ürettiklerine benzeyip benzemediği. Alkol ile kenevirin her yönden farklı olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
'...den farklı olarak' anlamındaki İngilizce edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the old model, this one runs quietly.
Cevabı göster
Unlike
Very own: vurgulu sahiplik veya kaynak
very own ifadesinde very, own sözcüğünü güçlendirir: our very own, bir şeyin bize ait olduğunu veya bizden kaynaklandığını özel olarak vurgulayan “tamamen bize ait” anlamına gelir. Very, brains sözcüğünü nitelemez; own sözcüğünü ve sahiplik ya da köken fikrini güçlendirir. Burada ifade, moleküllerin dışarıdan sağlanmak yerine kendi beyinlerimizin içinde üretildiğini vurgular. Yeniden kullanılabilen iyelik belirleyicisi + very own + isim kalıbı kişisel sahipliği, kimlikle bağlantıyı veya kaynağı vurgulayabilir.
Alıştırma
Stüdyonun öğrencilere ait olduğunu vurgulayan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The students finally opened their ____ recording studio.
Cevabı göster
very own
Though naturally, these cannabinoids circulate in much lower quantities Notlar
0:58Normalde bu kannabinoidler vücutta çok daha düşük miktarlarda dolaşır.
cannabinoids: ilişkili bileşiklerden oluşan bir sınıf
Bu cümlede cannabinoids, kenevirle ve beynin kannabinoid sinyal sistemiyle ilişkili bir bileşik sınıfını adlandıran çoğul bir teknik isimdir. Bir eylem, ürün adı ya da tek bir molekül değil, bir kategori adıdır. Daha sonra gelen these cannabinoids ifadesi bu sınıfa gönderme yapar. Terim burada geniş anlamıyla okunmalıdır: THC bir cannabinoid türüdür, ancak cannabinoids yalnızca THC anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümlede cannabinoids için en uygun yorum hangisidir?
- Birbiriyle ilişkili geniş bir bileşik sınıfı
- Yalnızca THC, başka hiçbir molekül değil
- Kenevir bitkisinin kendisi
Cevabı göster
Birbiriyle ilişkili geniş bir bileşik sınıfı
compared to the large influx imposed by smoking.
1:01Esrar içildiğinde ise beyne bir anda çok büyük miktarda kannabinoid ulaşır.
much lower quantities compared to: büyük bir farkı vurgulamak
Much, karşılaştırma bildiren lower sıfatını güçlendirir; bu nedenle much lower, büyük ölçüde daha düşük anlamına gelir. Yalnızca very low anlamına gelmez: ifade, bir miktarı diğerinden belirgin biçimde daha düşük gösterir. Quantities neyin ölçüldüğünü adlandırır, compared to ise karşılaştırma ölçütünü getirir. Yeniden kullanılabilir kalıp much + karşılaştırma sıfatı + ölçülen şeyi belirten isim + compared to + karşılaştırma ölçütü biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: In the control group, we observed ____ those measured after the injection.
Cevabı göster
much lower quantities compared to
resembles a natural transmitter called anandamide.
1:08anandamid adı verilen doğal bir nörotransmittere benzer.
Specifically: Kesin bir ayrıntı sunmak
Bu cümlede Specifically, konuşmacının kannabinoidler hakkındaki genel tartışmayı belirli bir örneğe, yani THC ile anandamid arasındaki benzerliğe daralttığını gösterir. Ardından gelen iddianın derecesini artırmaz; açıklamanın yapısını düzenler. Genel bir ifadenin ardından konuyu daha kesin hâle getiren net bir ayrıntı, örnek, ad veya özellik geldiğinde specifically kullanılır.
Alıştırma
“Specifically, the chemical tetrahydrocannabinol or THC resembles a natural transmitter called anandamide.” cümlesinde Specifically ne yapar?
- Genel bir tartışmayı belirli bir örneğe daraltır.
- THC'nin diğer tüm kannabinoidlerden daha önemli olduğunu söyler.
- THC ve anandamidi iki seçenek olarak sunar.
Cevabı göster
Genel bir tartışmayı belirli bir örneğe daraltır.
tetrahydrocannabinol or THC: Tam adın ardından kısaltma
tetrahydrocannabinol or THC ifadesinde or, aynı madde için başka bir adı tanıtır. THC, önce resmî kimyasal ad verildikten sonra açıklamada kullanılabilecek kısaltmadır; ifade iki madde arasında seçim sunmaz. Bu tam ad + or + kısaltma kalıbı, okuyucuların uzmanlık terimini daha sonra kullanılan kısa biçimle ilişkilendirmesine yardımcı olur.
Alıştırma
IMF kısaltmasını tanıtan adlandırma kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The International Monetary Fund, ____, released its report.
Cevabı göster
or IMF
These cannabinoids are specialized neurotransmitters
1:11Bu kannabinoidler özel nörotransmitterlerdir
released by neurons having just fired. Dilbilgisi
1:14ve az önce ateşlenen nöronlar tarafından salınır.
having just fired: daha önce tamamlanmış bir eylem
having just fired ifadesinde having + past participle, tamamlanmış ortaç yapısını oluşturur. İfade neurons sözcüğünü niteler ve nöronların ateşlenmesini released ile anlatılan salınmadan önceye yerleştirir; just ise ateşlenmenin yalnızca birkaç dakika önce gerçekleştiğini belirtir. Bu yapı, after they had just fired gibi bir yan cümleyi daha kısa biçimde ifade eder. Buradaki having bir yardımcı fiildir; «sahip olmak» anlamındaki asıl fiil değildir.
Alıştırma
Hangi cümle hücrelerin sinyali salmadan önce etkinleşmeyi tamamladığını açıkça gösterir?
- The cells will activate after they release the signal.
- Having just activated, the cells released the signal.
- Activating, the cells released the signal.
Cevabı göster
Having just activated, the cells released the signal.
Neurons temporarily become unresponsive after firing
1:16Nöronlar ateşlendikten sonra geçici olarak tepkisiz hâle gelir;
to prevent them from overreacting or being too dominant. Dilbilgisi
1:19bu da aşırı tepki vermelerini ya da fazla baskın hâle gelmelerini önler.
prevent ... from overreacting kalıbı
To prevent them from overreacting, «nöronların aşırı tepki vermesini önlemek» anlamına gelir. Prevent, prevent + nesne + from + -ing kalıbını kullanır: them nesnedir, overreacting ise kaçınılan eylemi belirtir. Baştaki to amaç bildirir: nöronlar bu sonucu önlemek amacıyla geçici olarak tepkisiz hâle gelir. Bu to, to prevent yapısına aittir; overreacting sözcüğüne ait değildir.
Alıştırma
Cümleyi enter fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The filter prevents dust ____ the engine.
Cevabı göster
from entering
This allows your brain to function in a calm and controlled manner, Kalıp ifadeler
1:22Bu sayede beyniniz sakin ve kontrollü bir biçimde çalışır,
Resmî biçim ifadesi in a calm and controlled manner
Burada in a calm and controlled manner, zarf işlevi gören bir edat öbeğidir ve beynin nasıl çalıştığını belirtir. in a/an + adjective(s) + manner kalıbı görece resmîdir ve açıklayıcı ya da yazılı İngilizcede yaygındır. Calm ve controlled, aynı manner ismini niteleyen sıralı sıfatlardır. Burada manner, görgü veya toplumsal nezaket değil, “biçim” ya da “şekil” anlamındadır. Daha doğrudan bir ifade calmly and with control olabilir; ancak tüm sıfatları karşılayan doğal tek bir zarf bulunmadığında İngilizce sıklıkla manner kalıbını tercih eder.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “sakin ve denetimli biçimde” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The team responded ____ during the evacuation.
Cevabı göster
in a calm and controlled manner
but cannabinoids interrupt this approach in some parts of the brain.
1:25ancak kannabinoidler beynin bazı bölgelerinde bu mekanizmayı bozar.
Instead, they remove the refractory period of neurons that are already active Kelime
1:29Bunun yerine kannabinoidler, zaten aktif olan nöronların tepkisiz kalma süresini ortadan kaldırır
Sinirbilim terimi refractory period
Sinirbilimde refractory period, bir nöron ateşlendikten sonra tekrar ateşlenemediği veya başka bir uyarana daha az tepki verdiği zaman aralığıdır. Bu, fizyolojik bir toparlanma durumunun teknik adıdır; sıradan bir dinlenme arası değildir. Refractory, period sözcüğünü niteler. Bu alanın dışında refractory, denetlenmeye direnen bir şeyi veya ısıya dayanıklı bir malzemeyi anlatabilir; ancak burada bu anlamlar kastedilmez.
Alıştırma
Bu sinirbilim bağlamında refractory period ne anlama gelir?
- Bir nöronun ateşlendikten sonra tekrar ateşlenemediği veya ateşlenme yeteneğinin azaldığı kısa aralık
- Bir nöronun enerji tasarrufu yaptığı planlanmış mola
- Bir malzemenin yüksek sıcaklıklara karşı direnci
Cevabı göster
Bir nöronun ateşlendikten sonra tekrar ateşlenemediği veya ateşlenme yeteneğinin azaldığı kısa aralık
and cause your thoughts, imagination, and perception
1:33ve düşüncelerinizin, hayal gücünüzün ve algınızın
This means once you begin your train of thought, Notlar
1:37Yani belirli bir düşünce akışına girdiğiniz anda,
once you begin: tetikleyici olarak once + simple present
Burada once, koşul anlamı da taşıyan bir zaman yan cümlesi başlatır: birbirine bağlı düşünce dizisini geliştirmeye başladığınız anda, sonraki cümledeki sonuç geçerli hâle gelir. “Bir kere” değil, “başlar başlamaz” veya “başladığı andan itibaren” anlamındadır. Gelecekteki bir tetikleyiciden söz ederken İngilizce, once sonrasında normalde simple present kullanır: once you begin denir, once you will begin denmez. Ana cümle yine de geleceğe gönderme yapabilir.
Alıştırma
Cümleyi once ve start fiilinin present-tense biçimini kullanarak tamamlayın: ____, the next steps will feel easier.
Cevabı göster
Once you start
Train of thought: bağlantılı bir düşünce çizgisi
Train of thought, bir düşüncenin diğerine bağlandığı düşünce dizisini anlatan bir deyimdir. Bu cümlede begin your train of thought, bu düşünce çizgisini geliştirmeye başlamak anlamındadır; train sözcüğü ulaşım veya eğitim anlamına gelmez. Bu ifade, akıl yürütmeyi takip edilebilen, sürdürülebilen, değiştirilebilen ya da kesintiye uğrandığında kaybedilebilen bir çizgi olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi bağlantılı bir düşünce dizisini anlatan kalıpla tamamlayın: The interruption made me lose my ____.
Cevabı göster
train of thought
it becomes the most significant and profound thing ever. Anlatım akışı
1:39o düşünce size gelmiş geçmiş en önemli ve en derin şey gibi gelir.
gelmiş geçmiş en önemli ve en derin şey
the most + sıfat + isim + ever kalıbında ever, üstünlük yapısına eklenir. Burada yeni ortaya çıkan düşünce, her şeyden daha önemli ve derinmiş gibi sunulur. Bu, ölçüme dayanan tarihsel bir iddia değil, öznel bir abartıdır. Düşüncenin kişinin tüm dikkatini kaplayıp diğer bütün fikirleri geçici olarak arka plana itmesini gösterir.
Alıştırma
“That was the most exciting game ever,” cümlesindeki ever, duygusal bir konuşmada büyük olasılıkla nasıl bir anlam katar?
- Tarihteki bütün maçların nesnel biçimde karşılaştırıldığını kanıtlar.
- exciting sözcüğünü maçın süresini anlatan bir ifadeye dönüştürür.
- Üstünlük anlamını güçlendirir ve çoğu zaman öznel bir abartı oluşturur.
Cevabı göster
Üstünlük anlamını güçlendirir ve çoğu zaman öznel bir abartı oluşturur.
You can't see the big picture or even recall your last epiphany Deyimler
1:42Büyük resmi göremez, hatta en son yaşadığınız aydınlanmayı bile hatırlayamazsınız,
büyük resim
The big picture, genel durumu anlatan bir deyimdir: temel parçaların birbiriyle nasıl bağlantılı olduğunu ve uzun vadede neyin önemli olduğunu ifade eder. Cümlede the big picture ifadesini görememek, kişinin dikkatini kaplayan tek bir düşünceden uzaklaşıp daha geniş durumu anlayamaması demektir. Buradaki see fiili de gerçek anlamıyla kullanılmaz; anlamak veya fark etmek demektir.
Alıştırma
Bir yönetici, “Don't get lost in one week's numbers; focus on the big picture.” diyor. Ekip neye odaklanmalıdır?
- Genel durum ve uzun vadeli hedefler.
- Yalnızca bu haftanın en küçük ayrıntıları.
- Alışılmadık derecede büyük bir grafik.
Cevabı göster
Genel durum ve uzun vadeli hedefler.
because you're caught up in the momentum of a particular idea, Deyimler
1:45çünkü belirli bir fikrin akışına kapılırsınız
“caught up in”: dalmak veya akışa kapılmak
Bu cümlede “caught up in”, belirli bir fikre fazlasıyla dalmak veya onun akışına kapılmak ve bu nedenle daha geniş tabloyu görememek anlamına gelir. Kişinin büyük resmi görememesini ve önceki fark edişini hatırlayamamasını açıklar. Yaygın kalıp be/get caught up in + isim veya -ing biçimidir. Be mevcut durumu, get ise bu duruma girmeyi vurgular. İfade çoğu zaman kişinin yalnızca bilinçli biçimde odaklandığını değil; dikkat, duygu veya olayların ivmesiyle sürüklendiğini düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi “başka şeylerin gözden kaçacağı kadar dalmış olmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: During the debate, Maya became so ____ the details that she forgot the main question.
Cevabı göster
caught up in
and your neurons keep firing until a new idea takes hold Notlar
1:48ve yeni bir fikir zihninizi ele geçirene kadar nöronlarınız ateşlenmeye devam eder;
“keep firing until” ve “keep + -ing + until” kalıbı
“Keep firing until”, devam eden bir süreci onun bitiş noktasıyla bağlar. “Keep + fiilin -ing biçimi”, nöronların ateşlenmesinin sürdüğünü; “until + yan cümle” ise bu devamlılığı sona erdiren olayı, yani yeni bir fikrin yerleşmesini belirtir. keep + -ing + until + bitiş noktası kalıbı, ilk eylem bir değişiklik olana kadar sürdüğünde kullanışlıdır. Until bir sınır belirtir; ikinci bir eylemin baştan beri aynı anda sürdüğünü ifade etmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için run fiilini keep + -ing + until kalıbında kullanın: The backup system will ____ the power returns.
Cevabı göster
keep running until
takes hold: yerleşmek ve etkili olmaya başlamak
Bu cümlede takes hold, “yerleşip güçlü bir etki göstermeye başlar” demektir. Yeni fikir artık yalnızca ortaya çıkmaz; kişinin dikkatini kaplamaya ve yönlendirmeye başlar. İfade burada geçişsizdir: fikir, inanç, duygu, alışkanlık veya eğilim gibi soyut bir özne take hold edebilir. Bir şeyi elle tutmayı anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “yerleşti” anlamına gelen iki kelimelik deyimle tamamlayın: After months of repetition, the habit finally ____.
Cevabı göster
took hold
go off on a new tangent: ana düşünce çizgisinden sapmak
Bu cümlede go off on a new tangent, “mevcut düşünce çizgisinden ayrılıp farklı ve ikincil bir konuyu takip etmek” demektir. İfade, yeni fikri asıl odaktan ayrılan bir dal gibi sunar; matematikteki teğeti anlatmaz. Hem konuşmayı hem de düşünceyi anlatabilir. Go off ayrılmayı, on a tangent yan yolu belirtir; new ise dikkatin başka bir çizgiye kaydığını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi “aniden yan bir konuyu takip etmeye başladı” anlamındaki deyimle tamamlayın: Mia was describing the schedule, then she ____ about her favorite podcast.
Cevabı göster
went off on a tangent
These cannabinoids also affect the levels of dopamine and norepinephrine in your brain,
1:54Bu kannabinoidler beyninizdeki dopamin ve norepinefrin düzeylerini de etkiler;
often leading to a sense of euphoria, relaxation, Kalıp ifadeler
1:58bu da çoğu zaman yoğun bir mutluluk ve rahatlama hissine,
pain modulation, and general enhancement of an experience, Kelime
2:00ağrı algısının değişmesine ve yaşanan deneyimin genel olarak daha yoğun hissedilmesine yol açar,
leading to + bir sonuç
Bu cümlede leading to, daha önce anlatılan kannabinoid etkilerinin genellikle ortaya çıkardığı sonuçları tanıtır. Birini bir yere götürmek değil, bir şeye neden olmak veya bir sonuç doğurmak anlamındadır. -ing yan cümlesi, önceki ifadenin tamamına bir sonuç ekler. lead to ifadesinden sonra sonucu belirten bir isim öbeği kullanılır; lead to making mistakes örneğindeki gibi bir ulaç öbeği de gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi lead fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The road was closed after the storm, ____ long delays for commuters.
Cevabı göster
leading to
pain modulation: ağrı modülasyonu
Pain modulation, ağrı sinyallerinin nasıl işlendiğinin veya ağrının nasıl deneyimlendiğinin değiştirilmesi ya da düzenlenmesi anlamına gelir. Ağrıyı azaltabilir veya ağrıya verilen tepkiyi değiştirebilir, ancak ağrıyı mutlaka ortadan kaldırmaz. Burada pain modulation, olası etkiler listesindeki teknik bir isim öbeğidir. Modulation, derece veya tepkinin ayarlanmasına odaklanır; pain ise düzenlenen şeydir.
Alıştırma
Tıbbi bir makalede “The brain plays a role in pain modulation” cümlesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Beyin, ağrı sinyallerinin veya ağrı deneyiminin nasıl işlendiğini düzenlemeye yardımcı olur.
- Beyin her ağrı hissini tamamen ortadan kaldırır.
- Beyin, pain adlı bir sesin düzeyini değiştirir.
Cevabı göster
Beyin, ağrı sinyallerinin veya ağrı deneyiminin nasıl işlendiğini düzenlemeye yardımcı olur.
in areas controlling short-term memory, learning, Dilbilgisi
2:08kısa süreli hafızayı ve öğrenmeyi,
coordination, movement control, and higher cognitive functions. Kelime
2:10koordinasyonu, hareket kontrolünü ve üst düzey bilişsel işlevleri yöneten bölgelerde bulunur.
Furthermore, ile resmî bir destekleyici nokta eklemek
Furthermore, “buna ek olarak” veya “üstelik” anlamına gelen bir cümle bağlayıcısıdır. Okura, sonraki ifadenin aynı sav yönünde başka bir ilgili nokta eklediğini gösterir. Burada, etkiler hakkındaki önceki bilgilerin ardından kannabinoid reseptörleriyle ilgili ek kanıt sunar. Karşıtlık belirtmez veya önceki noktanın yerini almaz; açıklamayı genişletir.
Alıştırma
Aynı yönde ilişkili bir nokta ekleyerek resmî metni en iyi tamamlayan bağlayıcı hangisidir? The treatment reduced pain in the trial. ____ it improved sleep quality.
- However,
- Furthermore,
- Therefore,
Cevabı göster
Furthermore,
Şimdiki zaman ortacıyla sonradan niteleme olarak areas controlling short-term memory
Controlling short-term memory, areas sözcüğünden sonra gelen ve onu niteleyen bir şimdiki zaman ortacı yan cümlesidir. areas that control short-term memory biçiminde açılabilir. Controlling eyleminin örtük öznesi areas olduğundan, kontrol etme işini bölgeler yapar. Bu kısaltılmış etken niteleyici, bir varlığı doğrudan işlevine bağladığı için bilimsel açıklamalarda yaygındır. Tam cümlede learning, coordination, movement control ve higher cognitive functions, bu bölgelerin kontrol ettiği işlevler listesini sürdürür.
Alıştırma
İlgi yan cümlesini şimdiki zaman ortacı niteleyicisine indirgeyin: The lab studies genes that control cell growth. → The lab studies genes ____ cell growth.
Cevabı göster
controlling
higher cognitive functions: karmaşık zihinsel yetiler
Bu cümlede higher cognitive functions; akıl yürütme, planlama, yargılama ve problem çözme gibi karmaşık zihinsel yetileri genel olarak adlandıran resmî bir ifadedir. Belirli beyin bölgeleriyle ilişkili işlevler listesinin sonunda yer alır. Buradaki higher, beyinde fiziksel olarak daha yukarıda olmayı değil, bilişsel örgütlenmenin daha karmaşık veya ileri düzeyde olmasını ifade eder. Bu ifade yalnızca zekâya ya da IQ puanına da indirgenemez.
Alıştırma
"The treatment may temporarily affect higher cognitive functions," cümlesinde higher cognitive functions büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Akıl yürütme, planlama ve yargılama gibi karmaşık yetiler
- Yalnızca bir kişinin ölçülmüş zekâsı
- Başın fiziksel olarak daha yüksek bir bölümünde bulunan beyin işlevleri
- Temel koordinasyon ve hareket kontrolü
Cevabı göster
Akıl yürütme, planlama ve yargılama gibi karmaşık yetiler
Got a burning question you want answered? Deyimler
2:14Yanıtını çok merak ettiğiniz bir soru mu var?
burning question: yanıtını çok istediğiniz soru
Burning question, önemli görülen ve birinin yanıtını özellikle büyük bir istekle öğrenmek istediği soru için kullanılan bir deyimdir. Videoda izleyicilere yapılan daveti canlı ve ilgi çekici hâle getirir. Burning burada mecazidir; ateşi değil, yoğun merak veya kaygıyı ifade eder. Bu kalıp, kişisel bir merakı ya da bir grubun çözülmesini çok istediği bir konuyu anlatabilir.
Alıştırma
Herkesin yanıtını öğrenmeyi son derece istediği bir soru için kullanılan iki sözcüklü deyimle cümleyi tamamlayın: The ____ is who will be chosen as the new coach.
Cevabı göster
burning question
Ask it in the comments or on Facebook and Twitter
2:16Sorunuzu yorumlarda ya da Facebook ve Twitter üzerinden bize iletin
and subscribe for more weekly science videos.
2:19ve her hafta yeni bilim videoları izlemek için kanalımıza abone olun.