Müzik Atletik Performansı Artırabilir mi?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Müzik ritmi tekrarlanan hareketlerle eşleştirir, dikkati yorgunluktan uzaklaştırır ve performansı artırır; 120 BPM üzeri en büyük gelişmeyi sağladı. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. synchronous music - Sözcük ve kullanım düzeyinde, güçlü vuruşlu hızlı müziğin tekrarlanan hareketle eşleşmesini anlatan spor terimini öğrenin; bu her egzersiz müziği değildir. 2. diverting focus away from - Kalıplaşmış öbeklerde, müziğin dikkati yorgunluktan uzaklaştırmasını görün; divert focus away from something kalıbını odaklanma için kullanın. 3. regardless of - Kalıplaşmış öbek ve eşdizimlerde, sonucu değiştirmeyen etkeni belirtin: tür ve hızlar yarar sağladı, hızlı tempo en etkiliydi.
Bu derste
Music can really set a mood. Kalıp ifadeler
0:04Müzik gerçekten de ortamın havasını belirleyebilir.
set a mood: duygusal bir atmosfer yaratmak
Bu cümlede set a mood, “duygusal bir atmosfer yaratmak veya oluşturmak” anlamına gelir. Müzik, başka bir şey olmadan önce bile bir yerin, sahnenin ya da etkinliğin nasıl hissettirdiğini şekillendirebilir. Burada mood, genel his veya atmosfer demektir; bir kişinin geçici ruh hâlini ya da dil bilgisindeki kip terimini ifade etmez.
Alıştırma
Hangi cümlede set a mood, “duygusal bir atmosfer yaratmak” anlamında kullanılmıştır?
- The director described the mood of the scene.
- The soft lighting can set a mood even before the music starts.
- I was in a quiet mood after lunch.
Cevabı göster
The soft lighting can set a mood even before the music starts.
A little classical or jazz might relax your whole body,
0:05Biraz klasik müzik veya caz tüm bedeninizi rahatlatabilir,
while pop or rock music can get your blood pumping for a night out on the town. Notlar
0:08pop ya da rock müzik ise gece eğlenmeye çıkmadan önce enerjinizi yükseltebilir.
while: iki tam düşünceyi karşılaştırmak
Burada while, ilk düşünceyle karşıtlık oluşturan ikinci bir tam düşünceyi bağlar. “Oysa” veya “buna karşılık” anlamına gelir; “... sırasında” anlamına gelmez. X, while Y kalıbı iki gerçeği yan yana koyup aralarındaki farkı vurgular. İki durumun aynı anda gerçekleşmesi gerekmez.
Alıştırma
Hangi cümlede while zaman ilişkisi yerine karşıtlık bildirir?
- While the soup is cooking, wash the vegetables.
- Please wait here while I call your teacher.
- Leo likes drawing, while Maya prefers building models.
Cevabı göster
Leo likes drawing, while Maya prefers building models.
Get your blood pumping: vücudu harekete geçirmek ve enerji vermek
Burada get your blood pumping, vücudu harekete geçirmek ve enerjiyi yükseltmek anlamına gelir. Müzik gerçekten bir pompa kullanmaz; kanın daha hızlı hareket etmesi görüntüsü, heyecanlı ve dışarı çıkmaya hazır hissetmeyi anlatır. Yapı get + nesne + -ing şeklindedir: get your blood pumping. Bir şeyin bir eylemi veya süreci başlatmasına ya da sürdürmesine neden olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “seni hareketli ve heyecanlı hissettirmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: A fast song can ____ before the race.
Cevabı göster
get your blood pumping
A night out on the town: dışarıda eğlenceli bir gece
A night out on the town; restoranda yemek yemek, bir gösteri izlemek veya eğlence mekânlarına gitmek gibi sosyal etkinliklerle ev dışında geçirilen bir akşam demektir. Cümlede for, müziğin hazırlanmanıza yardımcı olduğu bu akşamı tanıtır. On the town burada deyimsel bir ifadedir. Canlı bir sosyal eğlence için dışarı çıkma anlamı katar; yalnızca bir kasabanın içinde bulunmak anlamına gelmez ve bu gezi büyük bir şehirde de olabilir.
Alıştırma
Bu cümlede a night out on the town ne anlama gelir?
- Evde dinlenerek geçirilen bir akşam
- Yemek, gösteri veya başka eğlenceler için dışarıda geçirilen bir akşam
- Bir kasabadan diğerine yolculuk ederek geçirilen bir gece
Cevabı göster
Yemek, gösteri veya başka eğlenceler için dışarıda geçirilen bir akşam
But if music can seemingly enhance a mindset or help you resist mental fatigue, Notlar
0:11Ama müzik zihinsel durumunuzu iyileştiriyor ya da zihinsel yorgunluğa direnmenize yardımcı oluyorsa,
resist mental fatigue: bilişsel yorgunluğa direnmek
Resist mental fatigue, bilişsel yorgunluğa hemen teslim olmak yerine işlevini sürdürmek anlamına gelir. Resist, istenmeyen durumu doğrudan nesne olarak alır; burada mental, odaklanma, motivasyon veya uyanıklık kaybını kas yorgunluğundan ayırır. Bu ifade, yorgunluğun etkisini geciktirmeyi veya azaltmayı anlatır; yorgunluğu tamamen ortadan kaldırmayı değil. Ders çalışma, uzun süre dikkatini koruma ve diğer zorlayıcı etkinliklere doğal biçimde aktarılabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki tam eşdizimle tamamlayın: During a four-hour exam, short breaks helped the students ____.
Cevabı göster
resist mental fatigue
Argüman köprüsü olarak But if ... can it also ...?
Baştaki But, bu soruyu önceki düşünceye bağlarken akıl yürütmede bir adım daha atılacağını gösterir. if yan cümlesi, müziğin görünürdeki zihinsel yararını kanıtlanacak ana iddia olarak değil, akıl yürütme öncülü olarak ele alır. Devrik soru yapısı can it also ..., bu etkinin yeni bir alana uzanıp uzanmadığını sorar. Bu kalıp, A’yı kabul ederek veya geçici olarak varsayarak ve ardından bağlantılı B’nin de doğru olup olmadığını araştırarak bir argümanı düzenler.
Alıştırma
Bir deneme, yeni programın devam oranını iyileştirebileceğini gösteriyor. Takip sorusunu dersteki tam ifadeyle tamamlayın: But if the new schedule can improve attendance, ____ reduce staff turnover?
Cevabı göster
can it also
The term synchronous music refers to up-tempo songs with a strong beat Notlar
0:18“Senkronize müzik” terimi, güçlü ritme sahip yüksek tempolu şarkıları ifade eder
The term ... refers to ... ile resmî tanım yapma
Resmî The term X refers to Y kalıbında X, tanımlanan terimi adlandırır; Y ise bu terimin ifade ettiği kavramı veya kategoriyi belirtir. Burada synchronous music X'in, şarkıların açıklaması da Y'nin yerini tutar. Bu kalıp, tanımı nesnel ve açıklayıcı bir biçimde sunar. Bu cümlede refers to, “ifade eder” veya “anlamına gelir” demektir; “bir kaynağa bakmak” ya da “birini başka bir kişiye yönlendirmek” anlamında değildir.
Alıştırma
Resmî tanımı “ifade eder” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: The term "urban heat island" ____ an urban area that is warmer than its surroundings.
Cevabı göster
refers to
up-tempo songs: hızlı tempolu şarkılar
Up-tempo songs, temposu hızlı ve canlı şarkılar demektir. Burada up-tempo, songs sözcüğünü niteleyen tek bir birleşik sıfattır; up, “yukarı doğru” anlamına gelmez. Kısa çizgi, isimden önce up ile tempo sözcüklerini birleştirir. Bu ifade müziğin ses yüksekliğini değil, hızını ve enerjisini anlatır.
Alıştırma
“Müzik temposu hızlı” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The dance class starts with an ____ song.
Cevabı göster
up-tempo
that coincide with the repetitive movements of a sport. Kalıp ifadeler
0:21ve bu şarkılar bir spordaki tekrarlayan hareketlerle senkronize olur.
synchronous music: tekrarlanan hareketlerle zamanlanan müzik
Spor ve egzersiz araştırmalarında synchronous music, ritmi tekrarlanan fiziksel hareketlerle bilinçli olarak eşleştirilen müziktir. Vuruş; adımların, pedal çevirmelerin veya benzer hareketlerin zamanlamasını yönlendirebilir. Bu ifade bir müzik türünü değil, müzik ile hareket arasındaki ilişkiyi adlandırır. Örnekte güçlü vuruş, sporun tekrarlanan hareketleriyle örtüştüğü için müzik yalnızca arka planda çalmamakta, synchronous music olmaktadır.
Alıştırma
Hangi durum synchronous music için en iyi örnektir?
- Koşucular her adımı şarkının vuruşuna denk getirir.
- Müzik durduktan sonra bir antrenör konuşur.
- Koşucular istedikleri tempoyu seçerken hızlı bir şarkı çalar.
Cevabı göster
Koşucular her adımı şarkının vuruşuna denk getirir.
coincide with: zaman veya düzen bakımından örtüşmek
Bu cümlede coincide with, “zaman veya ritim bakımından örtüşmek” demektir. Müzik, sporun tekrarlanan hareketleriyle aynı hizaya gelir. Yapı X coincides with Y şeklindedir. Örtüşen veya uyuşan zamanları, olayları ya da düzenleri anlatabilir; tek başına birinin diğerine neden olduğunu göstermez.
Alıştırma
“Aynı zamanda gerçekleşmek” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The class picnic will ____ the town festival.
Cevabı göster
coincide with
And it's this type of music that leads to a higher work output in athletes, Notlar
0:24Sporcuların performansını yükselten de işte bu müzik türüdür,
Vurgu kalıbı it's ... that
It is/was X that... vurgu kalıbında X, temel odak olarak sunulur. Burada daha yüksek fiziksel performanstan sorumlu etken olarak özellikle this type of music öne çıkarılır. Temel ifade bu kalıp olmadan da This type of music leads... şeklinde söylenebilir. Ancak vurgu kalıbı bir düzeltme veya güçlü odak ekler: etken başka bir şey değil, budur. It's, it is ifadesinin kısaltmasıdır; that ise vurgulanan bölümden sonraki kısmı başlatır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi It's kısaltması ve vurgu kalıbıyla tamamlayın: The red key, not the blue one, opens the door. ____ the red key ____ opens the door.
Cevabı göster
It's · that
Neden ve sonuç için lead to
Lead to, X leads to Y kalıbında bir nedeni sonucuna bağlar. Burada müzik nedendir ve daha yüksek fiziksel performans sonuçtur; lead burada birine yol göstermek anlamına gelmez. to sonrasında bir isim öbeği veya -ing biçimi kullanılır; örneğin lead to delays ve lead to feeling tired. Fiil öznesiyle uyum gösterir ve zamanı normal biçimde değişir: leads to, led to, may lead to.
Alıştırma
Buzlu yolların neden, gecikmelerin ise sonuç olduğunu doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Icy roads can result from delays.
- Delays can lead to icy roads.
- Icy roads can lead to delays.
Cevabı göster
Icy roads can lead to delays.
with rhythmic or repetitive movements such as cross-country skiing. Kalıp ifadeler
0:29ve kros kayağı gibi ritmik ya da tekrarlayan hareketlere dayalı sporlarda.
such as ... cross-country skiing: Örnekler vermek
such as ifadesi, daha geniş bir kategorinin ardından bir veya daha fazla somut örnek verir. Bu cümlede, ritmik veya tekrarlayan hareketler içeren dayanıklılık sporları genel fikrini cross-country skiing örneğine bağlar. Bu örnek kategoriyi açıklar; kros kayağının bu kategoriye uyan tek spor olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekleri doğru biçimde tanıtan ifadeyi seçin: The program includes outdoor activities ___ hiking and kayaking.
- because of
- instead of
- such as
Cevabı göster
such as
This was put into practice as Haile Gebrselassie Kalıp ifadeler
0:32Haile Gebrselassie bunun ünlü bir örneğini sergiledi:
put into practice: Bir yöntemi uygulamak
put into practice ifadesi, bir fikri, yöntemi veya ilkeyi gerçek hayatta uygulamak anlamına gelir. Düşünme ya da planlama aşamasından gerçek kullanıma geçişi gösterir. Buradaki This, müzik ritmini tekrarlanan hareketle eşleştirmeye yönelik daha önce anlatılan yönteme gönderme yapar. İfade, bu yöntemin sadece tartışılmadığını, uygulandığını gösterir.
Alıştırma
“Bir planı gerçek hayatta uygulamak” anlamındaki ifadeyi seçin: After months of planning, the town finally ___.
- practiced the recycling policy
- put the recycling policy into practice
- talked about the recycling policy
Cevabı göster
put the recycling policy into practice
famously synchronized his running stride to the rhythmical pop song Scatman Kalıp ifadeler
0:35koşu adımlarını ritmik pop şarkısı Scatman’in temposuna uydurarak
synchronize A to B: A’nın ritmini B’nin zamanlamasına uydurmak
Synchronize A to B, A’nın zamanlamasını veya ritmini B ile eşleşecek şekilde ayarlamak demektir. Burada A onun koşu adımları, B ise Scatman şarkısının ritmidir; adımları şarkının vuruşunu takip etmiştir. To edatı, B’yi başvurulan kalıp veya zamanlama kaynağı olarak gösterir. Şarkıya doğru koştuğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi synchronize fiilinin geçmiş biçimi ve referans ritmi gösteren edatla tamamlayın: The dancers ____ their movements ____ the beat.
Cevabı göster
synchronized · to
when breaking: kısaltılmış bir when + -ing yan cümlesi
When breaking, kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir. Burada anlaşılan tam biçim when he was breaking şeklindedir ve ana eylemin ne zaman gerçekleştiğini anlatır. When + -ing yan cümlesinde genellikle özne ve be fiilinin bir biçimi çıkarılır. Eksik öznenin ana cümlenin öznesi olduğu anlaşılır; bu yüzden adımlarını uyumlu hâle getiren kişi ile rekoru kıran kişi aynıdır.
Alıştırma
“When Omar was entering the lab, he put on safety glasses” cümlesinin kısaltılmış biçimini tamamlayın: ____, Omar put on safety glasses.
Cevabı göster
When entering the lab
Studies show that music can act as both a cognitive and physical stimulant, Notlar
0:41Araştırmalar müziğin hem bilişsel hem de fiziksel bir uyarıcı görevi görebildiğini gösteriyor,
act as: bir rolü veya işlevi yerine getirmek
Bu cümlede act as, “bir rolü ya da işlevi yerine getirmek” anlamına gelir. Müzik sözcüğün gerçek anlamıyla harekete geçmez; bilişi ve bedeni etkileyen bir uyarıcı işlevi görür. Aktarılabilir kalıp subject + act as + role/function şeklindedir. as sonrasındaki tümleç, öznenin ne olarak işlev gördüğünü belirtir; bu çoğunlukla geçici bir rol veya belirli bir durumdaki işlevdir.
Alıştırma
Kutu gerçekten masa işlevi görüyorsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? “At the picnic, the empty box can ___ a temporary table.”
- act
- act as
- act like
Cevabı göster
act as
both a cognitive and physical stimulant: bir isim, iki özellik
both ... and ... kalıbı, cognitive ve physical sözcüklerini ikisi de geçerli olan paralel iki özellik olarak gösterir. Both, iki taraftan hiçbirinin dışlanmadığını açıkça vurgular. Burada a ve stimulant ortaktır: müzik, birbirinden ayrı iki uyarıcı değil, iki yönü olan tek bir uyarıcıdır. İki niteleyici aynı kişiyi veya şeyi tanımladığında bu kısa yapı, onları tek bir temel isimden önce koordine edebilir.
Alıştırma
İki özelliğin de geçerli olduğunu vurgulayan iki parçalı bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: “The new library is ____ quiet ____ bright.”
Cevabı göster
both · and
especially when the music has a personal meaning to the individual.
0:44özellikle de müzik kişi için özel bir anlam taşıyorsa.
For athletes who suffer from pre-competition anxiety, Kalıp ifadeler
0:47Yarışma öncesi kaygı yaşayan sporcularda
suffer from pre-competition anxiety: yarışma öncesi kaygıdan sıkıntı çekmek
Buradaki suffer from, “bir şeyden sıkıntı çekmek” veya “bir şeyden olumsuz etkilenmek” anlamına gelir. Pre-competition anxiety ifadesini yalnızca sporcuların kaygısı olduğu gerçeği olarak değil, onlar için gerçek bir zorluk olarak sunar. Yapı suffer from + isim veya isim öbeğidir. pre- ön eki “önce” anlamına gelir; dolayısıyla pre-competition anxiety, yarışma başlamadan önce hissedilen kaygıdır.
Alıştırma
Cümleyi “tekrar tekrar sıkıntı çekmek” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Maya regularly ____ severe headaches before exams.
Cevabı göster
suffers from
music can be used to enhance mood, self-esteem, and confidence. Dilbilgisi
0:50müzik ruh hâlini, öz saygıyı ve öz güveni artırmak için kullanılabilir.
be used to enhance: amaç bildiren edilgen yapı
be used to enhance yapısında be used, use fiilinin edilgen biçimidir; to enhance ise amaç bildiren bir mastardır. Özne olan music kullanılan araçtır; ruh hâlini, öz saygıyı ve güveni artırmak ise amaçlanan işlevdir. to sonrasında enhance fiilinin yalın hâli bulunduğu için bu yapı “artırmak amacıyla kullanılmak” anlamına gelir. Bu, “alışkın olmak” anlamındaki yapı değildir; o yapıda to bir edattır ve ardından isim veya -ing biçimi gelir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç kelimelik amaç yapısıyla tamamlayın: This button can ____ reset the timer.
Cevabı göster
be used to
music can narrow an athlete's attention, Kalıp ifadeler
0:55müzik sporcunun dikkat alanını daraltıp
Bir sporcunun dikkat alanını daraltmak
narrow an athlete's attention, sporcunun dikkat ettiği bilgi, ipucu veya hedeflerin kapsamını küçültmek anlamına gelir. Bu cümlede müzik, bu değişikliğe neden olan etken olarak sunulur ve sporcunun daha az şeye dikkat etmesini sağlar. Bu ifade dikkatin kapsamındaki değişikliği anlatır; dikkatin fiziksel olarak daralması anlamına gelmez. Rekabet eden bilgileri filtreleyen veya belirli ipuçlarını daha belirgin hâle getiren şeyler için kullanılabilir.
Alıştırma
Bir kişinin dikkatinin daha dar bir bilgi aralığına yönelmesini sağlamak anlamına gelen İngilizce ifade hangisidir?
- hold someone's attention
- narrow someone's attention
- draw someone's attention
Cevabı göster
narrow someone's attention
diverting focus away from sensations of fatigue. Kalıp ifadeler
0:56odağını yorgunluk hissinden uzaklaştırabilir.
Odağı ...den uzaklaştırmak
divert focus away from X, dikkati yeniden yönlendirerek X'in daha az dikkat almasını sağlamak demektir. Buradaki X sensations of fatigue, yani yorgunluk hisleridir. İfade, dikkatin bu hislerden uzaklaşmasını anlatır; yorgunluğun kendisinin ortadan kalktığını anlatmaz. Virgülden sonra gelen -ing yapısı, ilk bölümün sonucunu veya onunla birlikte ortaya çıkan etkiyi ekler. Yani müzik dikkatin kapsamını daraltabilir ve bunun sonucunda odağı yorgunluktan uzaklaştırabilir.
Alıştırma
Bir konunun daha az dikkat alması için dikkati başka yöne çevirmek anlamına gelen İngilizce ifade hangisidir?
- keep focus on
- bring focus back to
- divert focus away from
Cevabı göster
divert focus away from
those who listened to pop songs during training or warm-ups Dilbilgisi
1:01antrenman veya ısınma sırasında pop şarkıları dinleyenlerin
had higher heart rates and increased muscle power
1:03kalp atış hızları daha yüksek, kas güçleri de daha fazlaydı
those who ... compared to those who ile iki grubu karşılaştırma
Those who, ardından gelen bilgiyle seçilen çoğul bir insan grubunu tanıtır: burada pop şarkıları dinleyen sporcuları. Those, daha önce belirtilen çoğul athletes adının yerini alır; who ise bu grubu açıklayan ilgi cümleciğini başlatır. Compared to those who bölümünde ikinci those karşılaştırma grubunu, yani müziksiz antrenman yapan sporcuları tanıtır. Those who X ... compared to those who Y biçimindeki paralel yapı, adı tekrarlamadan iki grubu açıkça ayırır. Daha yüksek kalp atış hızı ve artan kas gücü ilk gruba aittir.
Alıştırma
Örnekte ikinci those who kimi tanımlıyor?
- Pop şarkıları dinleyen sporcular
- Antrenmanda kullanılan pop şarkıları
- Müziksiz antrenman yapan sporcular
Cevabı göster
Müziksiz antrenman yapan sporcular
it was documented to enhance mental imagery, Notlar
1:10zihinsel canlandırmayı geliştirdiği de belgelendi;
trigger emotion: duygusal tepkiyi başlatmak
Burada trigger, çoğu zaman aniden “bir şeyin başlamasına veya gerçekleşmesine neden olmak” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Bu nedenle trigger emotion, duygusal bir tepkiyi başlatmak demektir; silah tetiğini çekme eylemi değil, mecaz bir kullanımdır. Aktarılabilir kalıp trigger + tepki/sonuç biçimindedir; trigger a memory, trigger a debate ve trigger anxiety buna örnektir. Bu cümlede müzik uyarıcı, emotion ise tepkidir. Burada emotion genel anlamda kullanılır; belirli duygular veya tepkiler için trigger emotions ve trigger an emotional response da yaygındır.
Alıştırma
Derste öğrendiğiniz ve “bir tepkinin başlamasına neden olmak” anlamına gelen fiili kullanın: A familiar song can ____ emotion in seconds.
Cevabı göster
trigger
was documented to enhance: kanıt bildiren edilgen yapı
was documented to enhance ifadesinde was documented edilgen yapıdadır ve ardından to ile kurulan mastar gelir. Bu cümlede it, music sözcüğüne gönderme yapar; dolayısıyla yapı, müziğin mental imagery unsurunu geliştiren bir etkisinin kaydedildiğini veya bildirildiğini anlatır. Edilgen biçim, dikkati bunu belgeleyen kişilerden çok kanıtla desteklenen etkiye yöneltir. Burada documented, “kanıt olarak kaydedilmiş” anlamında bir fiildir. Ancak bu ifade yalnızca kanıt bildirir; tek başına kesin bir neden-sonuç ilişkisini kanıtlamaz.
Alıştırma
document fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimini ve ardından to enhance ifadesini kullanarak resmî cümleyi tamamlayın: In the study, regular exercise ____ concentration.
Cevabı göster
was documented to enhance
a technique in which athletes picture themselves mastering a sport before competition. Dilbilgisi
1:13bu teknikte sporcular yarışmadan önce kendilerini sporlarında ustalaşmış olarak hayal eder.
spor psikolojisinde mental imagery
Mental imagery, bir deneyimi o anda gerçekten yapmadan zihinde oluşturmak veya prova etmek demektir. Bu spor bağlamında sporcular, yarışma öncesinde hareketleri başarıyla yaptıklarını zihinlerinde canlandırır. Burada imagery, tıbbi tarama veya fiziksel bir resim değil, içsel bir zihinsel temsildir. Ustalaştığını hayal etmek bir hazırlıktır; sporcunun gerçek hayatta o sporda zaten ustalaştığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Spor psikolojisindeki anlamıyla mental imagery için en açık örnek hangi durumdur?
- Bir yazar hikâyeye bir stadyumun canlı betimlemelerini ekler.
- Bir doktor, sporcunun dizine ait MRI görüntüsünü inceler.
- Bir sporcu yarışmadan önce her hareketi tamamladığını sessizce zihninde canlandırır.
Cevabı göster
Bir sporcu yarışmadan önce her hareketi tamamladığını sessizce zihninde canlandırır.
a technique in which: bir yöntemin içinde ne olduğunu tanımlama
Burada a technique in which ..., isim hakkında tanımlayıcı bilgi veren bir ilgi yan cümlesi başlatır. Which, technique sözcüğünü gösterir; in ise ilgi yapısının parçasıdır. Bu nedenle in which, “in the technique” anlamına gelir. Ardından gelen yan cümle, o tekniğin içinde ne olduğunu açıklar. Bu kalıp, resmî açıklayıcı İngilizcede bir yöntemi, süreci veya durumu tanımlamak için kullanışlıdır: a method in which X happens. Tanımı ayrı bir cümle başlatmak yerine tek bir isim öbeğinde toplar.
Alıştırma
Tanımı, “in the method” ile aynı anlama gelen iki sözcüklü ilgi ifadesiyle tamamlayın: They developed a method ____ students teach one another.
Cevabı göster
in which
picture themselves mastering: kişinin kendisini bir şey yaparken hayal etmesi
Burada picture, “resim” anlamındaki bir isim değil, “hayal etmek” anlamındaki bir fiildir. picture themselves mastering yapısında themselves, athletes sözcüğüne geri gönderimde bulunur; mastering ise sporcuların kendilerini yaparken hayal ettikleri eylemi belirten -ing biçimidir. Yeniden kullanılabilir kalıp picture + dönüşlü zamir + -ing şeklindedir. Dönüşlü zamir özneyle uyumlu olmalı, -ing eylemi ise hayal edilen sahneye ait olmalıdır. Bu kalıp, eylemin zaten gerçekleştiğini söylemez.
Alıştırma
they zamirinin dönüşlü biçimini ve perform fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: Before the show, the dancers picture ____ every step correctly.
Cevabı göster
themselves performing
This state of mind is crucial for all athletes, Kalıp ifadeler
1:18Bu zihin durumu tüm sporcular için çok önemlidir,
State of mind: bir kişinin o anki zihinsel ve duygusal durumu
State of mind, bir kişinin belirli bir andaki zihinsel ve duygusal durumunu anlatır. Sakinlik, özgüven, odaklanma veya kaygıyı içerebilir; bu nedenle tek bir duygudan daha geniştir. Buradaki This, zihinde canlandırma yoluyla oluşturulan olumlu ve odaklanmış duruma gönderme yapar. Cümle, bu duruma ulaşmanın sporcular için çok önemli olduğunu söylüyor.
Alıştırma
Dersteki ifadeyi tamamlayın: A few quiet minutes helped Ben reach a calm state of ____ before the race.
Cevabı göster
mind
coaches even withhold music from athletes sometimes as a motivational tool. Kalıp ifadeler
1:23antrenörler bazen motivasyon sağlamak için sporcuların müzik dinlemesine bile izin vermez.
Funny enough: şaşırtıcı bir gerçeği tanıtmak
Funny enough, cümlenin başında kullanılan ve şaşırtıcı biçimde ya da gariptir ki anlamına gelen bir yorum ifadesidir. Buradaki funny, gerçeğin beklenmedik olduğunu anlatır; birinin güldüğü anlamına gelmek zorunda değildir. Virgül, bu yorumu ana cümleden ayırır. Burada müziğin yararlarından, antrenörlerin sporcuları motive etmek için bazen müziği ellerinden alması gibi beklenmedik bir gerçeğe geçildiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede Funny enough, şaşırtıcı biçimde anlamında bir yorum olarak kullanılmıştır?
- Funny enough, the cat was asleep in the empty suitcase.
- The cartoon was funny enough to make us laugh.
- I need a funny story for the show.
Cevabı göster
Funny enough, the cat was asleep in the empty suitcase.
sporculara müziği bilerek vermemek
Withhold A from B, A'yı B'ye vermemek veya sağlamamak için bilinçli olarak elde tutmak anlamına gelir. Burada antrenörler sporculara bir süre müzik sağlamamaktadır. Müzik bir koşul veya teşvik olarak esirgenmektedir; bu, kalıcı olarak el konulduğu anlamına gelmez. Bu yapı bilgi, onay, ödeme veya ödüller için de kullanılabilir: withhold A from B.
Alıştırma
Bir koşul gerçekleşene kadar bir şeyi bilerek vermemeyi anlatmak için withhold A from B yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The clinic will withhold the results from patients until a doctor reviews them.
- The clinic will withhold patients from the results until a doctor reviews them.
- The clinic will withhold the results to patients until a doctor reviews them.
Cevabı göster
The clinic will withhold the results from patients until a doctor reviews them.
Athletes are told they can use music during training sessions Dilbilgisi
1:27Sporculara, antrenman sırasında müzik dinleyebilmeleri için
are told they can: yapabilecekleri söylenir
Are told they can, pasif bir aktarma yapısıdır: mesajı alan kişiler cümlenin başına gelir ve told'dan sonraki yan cümle mesajın içeriğini verir. Burada athletes alıcılardır; they can use music ise kendilerine verilen izni anlatır. Bu ifade onlara ne söylendiğini aktarır; tek başına iznin sınırsız olduğunu göstermez. Koşul veya zaman sınırı varsa bunu çevredeki cümle belirtmelidir.
Alıştırma
Çocuklara dışarıda oynayabileceklerinin söylendiğini anlatan cümle hangisidir?
- The children are told they can play outside.
- The children are told to play outside.
- The children are told they must play outside.
Cevabı göster
The children are told they can play outside.
only once they've reached a specific productivity level. Dilbilgisi
1:30önce belirli bir performans düzeyine ulaşmaları gerektiği söylenir.
only once they've reached: izinden önce tamamlanan koşul
Bu cümlede only once they've reached, iznin başlayabilmesi için önce tamamlanması gereken koşulu getirir. Sporcular müziği daha önce kullanamaz; gerekli üretkenlik düzeyine ulaştıktan sonra izin açılır. They've, they have ifadesinin kısaltmasıdır; have reached, ilgili anda hedefe zaten ulaşılmış olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilir dizilim ana cümle + only once + koşul biçimindedir ve olumlu bir cümlede not until'e benzer kesin bir eşik vurgular.
Alıştırma
Örnekte only once they've reached ne anlama geliyor?
- Müzik, sporcular düzeye ulaşmadan önce kullanılabilir, ancak yalnızca antrenman sırasında.
- Müzik, ancak sporcular gerekli üretkenlik düzeyine ulaştıktan sonra kullanılabilir olur.
- Sporcular düzeye ulaşmaya çalışırken bir kez müzik dinleyebilir.
Cevabı göster
Müzik, ancak sporcular gerekli üretkenlik düzeyine ulaştıktan sonra kullanılabilir olur.
enhanced performance compared to no music.
1:38müzik dinlememeye kıyasla performansı artırdığını gösterdi.
period: ek koşul kabul etmeyen vurgulu belirteç
Burada period, yazıdaki nokta fikrinden alınmış vurgulu bir söylem belirtecidir. Konuşanın listening to music ifadesini, tür veya hızla ilgili ek koşullar olmadan, tamamlanmış ana fikir olarak sunduğunu gösterir. Bu konuşma kullanımında period bir zaman uzunluğunu ifade etmez. Olası istisnaları kapatır ve iddiaya kesin, nihai bir ton verir; ardından gelen regardless of composition or speed hangi koşulların önemli olmadığını açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede period ne anlatıyor?
- Bulgu yalnızca antrenmanın bir aşamasında geçerli.
- Müzik belirli bir süre boyunca devam ediyor.
- İddia, ek koşul olmadan kesin bir biçimde belirtiliyor.
Cevabı göster
İddia, ek koşul olmadan kesin bir biçimde belirtiliyor.
regardless of (ne olursa olsun)
Regardless of, of ifadesinden sonra belirtilen etkenin söylenen sonucu değiştirmediğini anlatır. Bu cümlede müziğin yapısı veya hızındaki farklılıklar kabul edilir, ancak bulgu bu farklılıkların tamamında geçerliliğini korur. Bu, ardından isim, zamir veya -ing biçimi gelen kalıplaşmış bir edat öbeğidir: regardless of the cost, regardless of this veya regardless of living far away. Neden bildirmez ve etkenin gerçekten görmezden gelindiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Yaşın kuralı etkilemediğini belirten kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The library card is free ____ age.
Cevabı göster
regardless of
music with an upbeat tempo of greater than 120 beats per minute Kelime
1:41dakikada 120 vuruşun üzerinde enerjik bir tempoya sahip müzik
beats per minute (dakikadaki vuruş sayısı, BPM)
Beats per minute, bir dakikada kaç müzik vuruşu bulunduğunu saymak için kullanılan tempo biriminin adıdır. Bu ifadede beat, fiziksel bir vurma hareketini değil, müzikteki düzenli vuruş birimini anlatır. Bu nedenle burada 120 beats per minute değerinden yüksek bir sayı, nispeten hızlı müziği belirtir. Birim genellikle BPM olarak kısaltılır ve 120 beats per minute örneğinde olduğu gibi bir sayıdan sonra okunur.
Alıştırma
Müzik cümlesini BPM olarak kısaltılan birimle tamamlayın: This dance track has a tempo of 128 ____.
Cevabı göster
beats per minute
yielded the greatest improvements: en büyük gelişmeleri sağladı
Burada yielded, üretti veya bir sonuç doğurdu anlamına gelir. İfade ölçülebilir bir sonucu bildirir: Bir koşul gelişme sağlamıştır; teslim olmak ya da yol vermek anlamına gelmez. The greatest, sonuçları sıralamak için üstünlük derecesini kullanır. İncelenen diğer koşullarla karşılaştırıldığında, en büyük gelişmeleri bu koşul sağlamıştır.
Alıştırma
Resmî raporu dersteki ifadeyle tamamlayın: Of all four training plans, the interval plan ____.
Cevabı göster
yielded the greatest improvements
make a pump-up playlist full of your favorite upbeat songs of the time Kelime
1:46Şu sıralar en sevdiğiniz hareketli şarkılarla sizi coşturacak bir çalma listesi hazırlayın
pump-up playlist: motivasyon artırıcı çalma listesi
Pump-up, heyecanı, enerjiyi veya güveni artırmak için tasarlanmış anlamına gelen gündelik bir birleşik sıfattır. Playlist sözcüğünü niteler; dolayısıyla pump-up playlist, birini enerjik hâle getirip harekete hazırlamak için seçilen şarkıların listesidir. Kısa çizgi, pump ve up sözcüklerinin isimden önce tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir. Buradaki anlam mecazidir; bir nesneyi şişirmekten söz edilmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki gündelik birleşik sıfatla tamamlayın: Before the championship game, Maya made a ____ playlist to help the team feel energetic and confident.
Cevabı göster
pump-up
blast the competition away: rakipleri büyük farkla yenmek
Burada blast the competition away, yarışmayı büyük farkla kazanmak anlamına gelen şakacı bir mecazdır. Gerçekten birine zarar vermek anlamına gelmez. Önceki bağlamda müziği yüksek sesle çalmak önerildiği için blast aynı zamanda müziğin gerçek sesini çağrıştırır. Bu çifte anlam, finali enerjik ve komik yapar: çalma listesi, performansınla diğer takımları ezip geçmene yardım edecek.
Alıştırma
Bu cümlede blast the competition away ne anlama geliyor?
- Rakipleri korkutmak için yüksek sesle müzik çalmak
- Rakipleri ezici biçimde yenmek
- Diğer takımları fiziksel olarak yok etmek
Cevabı göster
Rakipleri ezici biçimde yenmek
we have a new video out every day during the Olympics.
1:52Olimpiyatlar boyunca her gün yeni bir video yayımlıyoruz.
Can't wait? : Beklemeyecek kadar heyecanlı mısın?
Buradaki Can't wait?, “Beklemeyecek kadar heyecanlı mısın?” diye sormanın kısaltılmış biçimidir. Eksik özne you olduğu için konuşan kişi izleyiciye seslenir. Bu kısa biçim hızlı ve samimi bir heyecan yaratır. Konuşan kişinin I can't wait dediği anlamına gelmez; konuşanın kendi heyecanını anlatmak için özne I gerekir.
Alıştırma
İzleyiciye gönderilen samimi bir mesajda Can't wait? ne anlama gelir?
- Beklemeyecek kadar heyecanlı mıyım?
- İzleyiciden sessizce beklemesini mi istiyorsun?
- Beklemeyecek kadar heyecanlı mısın?
Cevabı göster
Beklemeyecek kadar heyecanlı mısın?
Our amazing partners at the CBC already have five of the videos up now
1:55CBC’deki harika ortaklarımız beş videoyu şimdiden yayımladı;
binge on: kısa sürede çok miktarda tüketmek
Burada binge on, kısa sürede çok miktarda içeriği, çoğu zaman aralıksız biçimde izlemek demektir. Yalnızca tek bir video izlemeyi değil, yoğun veya aşırı tüketimi anlatır. five of the videos ... for you to binge on yapısında videos, izlenen şeydir. Sözcük grubunda daha önce yer aldığı için ifadenin gerektirdiği on sonda kalır: videos that you can binge on.
Alıştırma
Örnekte binge on, izleyicinin ne yapabileceğini söylüyor?
- Videoların çoğunu kısa ve yoğun bir süre içinde izlemek.
- Yalnızca bir videoyu çok dikkatli izlemek.
- Fiziksel olarak videoların üzerine oturmak.
Cevabı göster
Videoların çoğunu kısa ve yoğun bir süre içinde izlemek.
But we also want to know your questions for this special series.
2:05Ama bu özel seri için sizin sorularınızı da duymak istiyoruz.
Use the hashtag ScienceSays and let us know your burning Olympic questions. Deyimler
2:08#ScienceSays etiketini kullanın ve Olimpiyatlarla ilgili aklınızı kurcalayan soruları bize iletin.
burning Olympic questions: cevabı çok merak edilen Olimpiyat soruları
Burning Olympic questions ifadesinde burning mecazidir: insanların cevaplanmasını özellikle istediği veya cevabını sabırsızlıkla beklediği soruları anlatır. Olympic konuyu sınırlar; bu nedenle ifade, Olimpiyatlarla ilgili acil veya son derece ilgi çekici sorular anlamına gelir. İfade duygusal bir baskı ve merak katar. Yalnızca questions demekten daha güçlüdür, ancak gerçek ateşten söz etmez.
Alıştırma
Örnekte burning, burning Olympic questions ifadesine hangi anlamı katıyor?
- Sorular zaten cevaplandı.
- İnsanlar soruların cevaplanmasını çok istiyor.
- Sorular gerçek bir yangınla ilgili.
Cevabı göster
İnsanlar soruların cevaplanmasını çok istiyor.
And subscribe for more awesome science videos.
2:12Daha fazla harika bilim videosu için kanalımıza da abone olun.