Hücre virüse karşı: Sağlık savaşı - Shannon Stiles: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
616 kelime 181 kel/dk

Video özeti: Bu bilimsel animasyon, bir soğuk algınlığı virüsünü solunum yolundaki hücreye kadar izler. Hücre zarının ve organellerin tehdidi nasıl algıladığını, antikor üretip dışarı saldığını, malzemeleri geri dönüştürdüğünü ve enerji sağladığını gösterir. Hayvan hücrelerindeki mitokondriler ile bitki hücrelerindeki kloroplastları karşılaştırır; hücre içindeki iş birliğini insan vücudunda birlikte çalışan yaklaşık 37 trilyon hücreye bağlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. semi-permeable, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bu bilimsel sıfatı, bazı maddelerin geçmesine izin verirken diğerlerini engelleyen bir sınırın özelliği olarak anlayabilirsiniz. Ayrıca semi- ön ekinin teknik ve gündelik sözcüklerde “yarım” ya da “kısmen” anlamı verdiğini fark edebilirsiniz. 2. But before it can do that, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Beklenen sonraki eylemi durdurup önce zorunlu bir ön adımı açıklamayı sağlayan geçişi öğrenebilirsiniz. Bu yapı bilimsel süreçleri, talimatları ve hikâyeleri açık bir zaman sırasıyla sunmanıza yardımcı olur. 3. broken down — Öbek fiiller: Buradaki edilgen break down kullanımının bir makinenin bozulmasını değil, bir malzemenin daha küçük ve yeniden kullanılabilir parçalara ayrılmasını anlattığını ayırt edebilirsiniz. Bu anlamı biyolojik ve kimyasal süreçlerde ya da karmaşık bir sorunu daha basit bileşenlere ayırmayı anlatırken kullanabilirsiniz.

Bu derste

You're in line at the grocery store, when uh-oh, Notlar

0:06

Markette sırada bekliyorsunuz ve o da ne,

Kalıp ifadeler

in line at the grocery store: markette sırada beklemek

Bu cümlede in line, insanlardan oluşan bir kuyruğun parçası olarak beklemek anlamına gelir. Buradaki line, yerdeki bir çizgiyi veya işareti değil, hizmet bekleyen insanları anlatır. be/wait/stand in line at + yer yapısı hem eylemi hem de konumu belirtir: in line sırada bekleme durumunu, at the grocery store ise bunun nerede gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve “kuyrukta beklemek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We waited ____ at the airport check-in desk.

Cevabı göster

in line

someone sneezes on you. Kalıp ifadeler

0:09

biri üzerinize hapşırıyor.

Anlatım akışı

when ... uh-oh: başlangıç durumundan ani bir soruna geçmek

When, daha önceki gündelik durumu onu kesintiye uğratan olaya bağlar: biri üzerinize hapşırır. Böylece hikâye arka plandan asıl soruna geçer. Uh-oh, cümleye eklenen bir ünlemdir; anlatıcının hızlıca “bir şeyler ters gitti” tepkisini verir. Sorun açıklanmadan önce dinleyiciyi uyarır; olayın parçası değildir ve when sözcüğünden sonra kullanılması zorunlu değildir.

Alıştırma

Hangi cümle sıradan bir başlangıcı ani bir soruna dönüştürmek için when ve uh-oh kullanıyor?

  1. We were about to start the picnic when, uh-oh, dark clouds appeared.
  2. We were about to start the picnic because dark clouds appeared.
  3. We were about to start the picnic, and the weather stayed perfect.
Cevabı göster

We were about to start the picnic when, uh-oh, dark clouds appeared.

Kalıp ifadeler

sneezes on you: hapşırığın ulaştığı kişi

sneeze on someone yapısında on, hapşırığın ve genellikle damlacıklarının ulaştığı kişi ya da şeyi belirtir. Buradaki sneezes on you, birinin yalnızca yakında hapşırması değil, hapşırığın sizi doğrudan etkilemesi demektir. Yeniden kullanılabilen kalıp sneeze on + kişi veya yüzey şeklindedir. on, cough veya spill gibi eylemlerden sonra da hedefi gösterebilir: cough on someone; spill water on a bag.

Alıştırma

Hapşırığın başka bir kişiye ulaştığını anlatan iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Please turn away so you don't ____ anyone.

Cevabı göster

sneeze on

The cold virus is sucked inside your lungs Dilbilgisi

0:11

Soğuk algınlığı virüsü ciğerlerinizin içine çekilir

Dilbilgisi

is sucked inside your lungs: içeri doğru edilgen hareket

Is sucked, geniş zamanda kullanılan edilgen yapıdır: be + past participle. Özne olan the cold virus eylemi alır; bu nedenle cümle virüsü emme işlemini yapan şey olarak değil, içeri doğru çekilen şey olarak sunar. Inside your lungs varış noktasını ve sonuçtaki konumu belirtir: virüs sonunda akciğerlerin içinde bulunur. Bilimsel açıklamalar, kuvveti uygulayan şey veya eylemi yapan kişi önemli olmadığında dikkati bir maddeye ne olduğuna vermek için sıklıkla edilgen yapı kullanır.

Alıştırma

Hangi cümle air ifadesini içeri doğru çekilen şey olarak sunmak için edilgen yapı kullanır?

  1. Air flows into the room through a vent.
  2. The fan sucks air into the room.
  3. Air is sucked into the room by the fan.
Cevabı göster

Air is sucked into the room by the fan.

and lands on a cell on your airway lining. Notlar

0:13

ve hava yollarınızın zarındaki bir hücreye konar.

Kalıp ifadeler

land on a cell: hücre yüzeyine ulaşıp temas etmek

lands on a cell ifadesinde land on, hareket eden küçük bir şeyin bir yüzeye ulaşıp temas etmesi anlamına gelir. Burada on, hücreyi temas noktası olarak gösterir; land bu cümlede bir ülkeye varmak veya bir havaalanına iniş yapmak anlamına gelmez. land on + yüzey veya hedef yapısı; tozun, damlaların, böceklerin ve hareket eden diğer küçük şeylerin sonunda nereye konduğunu anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi land on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After circling the room, the moth ____ the lampshade.

Cevabı göster

landed on

Kelime

airway lining: solunum yolunun içini kaplayan doku

Airway lining, bir solunum yolunun içini kaplayan doku tabakasını belirten bir isim öbeğidir. Airway, havanın geçtiği kanalı; lining ise iç kaplamayı adlandırır. Vücut ve tıp bağlamlarında lining, stomach lining örneğinde olduğu gibi içteki bir doku tabakasını belirtir. İnsanların oluşturduğu bir sıra anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle airway lining ifadesini doğru açıklar?

  1. Solunum yolunun yakınında bekleyen bir insan sırasıdır.
  2. Vücudun dış çevresindeki havadır.
  3. Solunum yolunun içini kaplayan doku tabakasıdır.
Cevabı göster

Solunum yolunun içini kaplayan doku tabakasıdır.

Every living thing on Earth is made of cells, Kalıp ifadeler

0:16

Dünyadaki her canlı hücrelerden oluşur,

Kalıp ifadeler

is made of cells: bir şeyin nelerden oluştuğunu belirtmek

Be made of + bir malzeme veya parça grubu, bir şeyin nelerden oluştuğunu belirtir. Buradaki is made of cells, hücrelerin her canlıyı oluşturan temel birimler olduğu anlamına gelir. Made, be made of yapısının bir parçasıdır; cümle bir üreticiyi belirtmez veya üretim sürecine odaklanmaz. Be, özneye ve zamana göre is made of, are made of veya was made of biçimini alır.

Alıştırma

Cümleyi be made of yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The science model ____ cardboard.

Cevabı göster

is made of

from the smallest one-celled bacteria to the giant blue whale, Dilbilgisi

0:18

en küçük tek hücreli bakteriden dev mavi balinaya,

to you.

0:22

ve size kadar.

Dilbilgisi

from ... to ... to you: kapsamı dinleyiciyi de içerecek şekilde genişletmek

From A to B, iki uç nokta veya büyük ölçüde zıt iki örnek arasındaki kapsamı gösterir. Burada kapsam, en küçük tek hücreli bakteriden dev mavi balinaya uzanır. Eklenen to you, aynı kapsamı söylem açısından önemli bir üyeye daha, yani dinleyiciye kadar genişletir. Buradaki to kullanımları bir aralığı düzenler; balinaya veya dinleyiciye doğru hareket anlatmaz.

Alıştırma

Aralığı from ... to ... to ... kullanarak tamamlayın: The festival welcomes everyone, ____ young children ____ teenagers ____ adults.

Cevabı göster

from · to · to

Each cell in your body is surrounded by a cell membrane, Dilbilgisi

0:23

Vücudunuzdaki her hücre, bir hücre zarı ile çevrilidir,

Dilbilgisi

is surrounded by ...: edilgen bir mekân betimlemesi

Be surrounded by, bir şeyin çevresinin başka bir şeyle sarılı olduğunu anlatır. Burada is surrounded edilgen yapıdadır; a cell membrane ise her hücrenin çevresindeki yapıdır. Mekânsal betimlemelerde by, eylemi yapan bir kişiyi değil, fiziksel bir şeyi ya da yapıyı da gösterebilir. Kalıp özne + be surrounded by + çevreleyen şey biçimindedir.

Alıştırma

Bu genel betimlemeyi be surrounded by yapısının geniş zamandaki biçimiyle tamamlayın: The island ____ water.

Cevabı göster

is surrounded by

a thick flexible layer made of fats and proteins Kalıp ifadeler

0:27

yağlardan ve proteinlerden yapılmış kalın ve esnek bir tabaka olup

Kalıp ifadeler

made of fats and proteins: isimden sonra gelen kısaltılmış niteleyici

Made of fats and proteins, layer sözcüğünün hemen ardından gelir ve bu katmanın nelerden oluştuğunu açıklar. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: a layer made of ... ifadesi a layer that is made of ... anlamına gelir. İsim + made of + malzeme ya da bileşen kalıbı, malzeme bilgisini kısa bir isim öbeğine yerleştirir. Made of, layer sözcüğünü niteler; burada ayrı bir ana fiil değildir.

Alıştırma

Malzemeyi belirtmek için isim öbeğini made of ile tamamlayın: At the market, Maya bought a basket ____ bamboo.

Cevabı göster

made of

that surrounds and protects the inner components. Dilbilgisi

0:30

iç bileşenleri çevreler ve korur.

Dilbilgisi

that surrounds and protects: işlev bildiren ilgi cümleciği

Bu cümlede that bir ilgi cümleciği başlatır ve önceki layer sözcüğüne gönderme yapar. Bu cümlecik tabakanın ne yaptığını açıklar; yeni bir ana cümle başlatmaz. Cümlecik içinde that öznedir; surrounds ve protects aynı özneyi paylaşan iki eş görevli fiildir. İsim + that + fiil(ler) yapısı, bir tanımın önce bir şeyi adlandırıp ardından işlevini eklemesini sağlar. Layer tekil olduğu için geniş zamandaki iki fiil de -s alır.

Alıştırma

Hangi ifade, tekil bir nesnenin iki işlevini belirtmek için ilgi cümleciğini doğru kullanır?

  1. a filter what traps and removes dust
  2. a filter that trap and removing dust
  3. a filter that traps and removes dust
Cevabı göster

a filter that traps and removes dust

It's semi-permeable, Kelime

0:33

Yarı geçirgendir,

Kelime

semi-permeable: yalnızca bazı maddelerin geçmesine izin veren

Semi-permeable, bir malzemenin bazı maddelerin geçmesine izin verirken diğerlerinin geçmesini engellediğini belirten bilimsel bir sıfattır. Burada hücrenin çevresindeki tabakayı tanımlar; dolayısıyla odak, tamamen açık veya tam yarı açık olmak değil, seçici geçiştir. Semi- ön eki kısmen veya bir dereceye kadar anlamına gelir. Permeable ise sıvı, gaz ya da başka bir maddenin içinden geçebildiği anlamındadır. Birlikte, sınırlı ve seçici geçirgenliği anlatırlar.

Alıştırma

Hangi ifade semi-permeable bir zarı en iyi açıklar?

  1. Bazı maddelerin geçmesine izin verir, ancak diğerlerini engeller.
  2. Bütün maddelerin geçmesini engeller.
  3. Her maddenin serbestçe geçmesine izin verir.
Cevabı göster

Bazı maddelerin geçmesine izin verir, ancak diğerlerini engeller.

meaning that it lets some things pass in and out, Notlar

0:34

yani bazı şeylerin içeri girmesine ve çıkmasına izin verir,

Anlatım akışı

meaning that: bir terimi sade bir açıklamaya dönüştürmek

meaning that ifadesi, önceki terimi veya ifadeyi onun bu bağlamdaki anlamını açıklayan bölüme bağlar. Bu cümlede semi-permeable teknik terimdir; meaning that sonrasındaki yan cümle ise bu terimi daha sade ve somut sözlerle yeniden açıklar. Dil bilgisi açısından meaning, önceki ifadenin tamamı hakkında ek bilgi veren -ing biçiminde bir ortaçtır. Bir şeyin yaptığı ayrı bir olayı değil, bir açıklamayı veya doğrudan çıkarımı gösterir.

Alıştırma

Bu cümleyi okuyun: The bottle is reusable, meaning that you can use it again. meaning that burada ne yapıyor?

  1. Daha sonra gerçekleşen ilgisiz bir olayı anlatır.
  2. reusable sözcüğünün sade bir açıklamasını verir.
  3. İki tür şişe arasında karşıtlık kurar.
Cevabı göster

reusable sözcüğünün sade bir açıklamasını verir.

but blocks others.

0:36

ancak diğerlerini engeller.

Dilbilgisi

lets ... pass ... but blocks others: izin verileni ve engelleneni karşılaştırmak

lets some things pass in and out, but blocks others kalıbı, iki zıt sonucu yan yana koyar. Lets zarın neye izin verdiğini, but blocks ise neyi durdurduğunu belirtir. Bu karşıtlık seçici bir işleyişi gösterir: her şeye aynı şekilde davranılmaz. Let fiilinden sonra nesne ve fiilin yalın hâli gelir: lets some things pass doğrudur, lets some things to pass değildir. Buradaki others, other things yerine kullanılır; bu nedenle insanları değil, kalan maddeleri veya şeyleri belirtir.

Alıştırma

Karşıtlığı tamamlamak için let ve block fiillerinin doğru biçimlerini kullanın: The gate ____ residents enter, but ____ unauthorized visitors.

Cevabı göster

lets · blocks

The cell membrane is covered with tiny projections. Kalıp ifadeler

0:38

Hücre zarı minik çıkıntılarla kaplıdır.

Kalıp ifadeler

be covered with: bir yüzeye yayılan şeyi anlatmak

be covered with + isim yapısında with, bir yüzeye yayılmış malzemeyi, nesneleri veya özellikleri belirtir. Burada tiny projections, hücre zarının yüzeyine dağılmış özelliklerdir; with bir araç belirtmez. be covered with edilgen bir yapı gibi görünse de çoğu zaman örtme eylemini kimin veya neyin yaptığına değil, ortaya çıkan duruma odaklanır. Toz, kar, lekeler veya başka görünür unsurlarla kaplı yüzeyleri anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi covered with ifadesiyle tamamlayın: After the storm, the sidewalk was ____ wet leaves.

Cevabı göster

covered with

They all have functions,

0:41

Hepsinin işlevleri vardır,

like helping cells adhere to their neighbors, Kelime

0:42

hücrelerin komşularına yapışmasına yardımcı olmak,

Kelime

adhere to: fiziksel tutunmanın resmî ifadesi

Adhere to + isim, bir yüzeye veya başka bir nesneye bağlı kalmak anlamına gelir. Burada hücrelerin komşu hücrelere fiziksel olarak tutunmasını anlatır. Bu kullanımda adhere geçişsizdir; bu nedenle tutunulan hedef to sözcüğünden sonra gelir. cells ve neighbors fiziksel varlıkları belirttiği için ifade, kurallara veya ilkelere uyma anlamını değil fiziksel tutunmayı anlatır.

Alıştırma

Laboratuvar cümlesini adhere to ile tamamlayın: The patch will ____ dry skin.

Cevabı göster

adhere to

or binding to nutrients the cell will need. Kalıp ifadeler

0:44

veya hücrenin ihtiyaç duyacağı besinlere bağlanmak gibi.

Kalıp ifadeler

binding to nutrients: bilim dilinde bind to + hedef

Burada binding to nutrients, besinlerle fiziksel veya kimyasal bir bağ kurmak anlamına gelir. to edatı, bağlanmanın hedefini belirtir. Binding, bind fiilinin -ing biçimidir ve burada listedeki işlevlerden birini adlandırır. Bu bağlamda moleküler veya yapısal bağlanmayı ifade eder; kitap sayfalarını ciltlemek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bind to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: On the cell surface, this receptor ____ a nutrient molecule.

Cevabı göster

binds to

Animal and plant cells have cell membranes,

0:47

Hayvan ve bitki hücrelerinin hücre zarları vardır,

only plant cells have a cell wall, Dilbilgisi

0:49

sadece bitki hücrelerinin hücre duvarı vardır,

Dilbilgisi

only plant cells have a cell wall: only sözcüğünün özneyi sınırlayan kapsamı

Only, plant cells ifadesinin hemen önünde yer aldığı için bu grubu öne çıkarır: bitki hücrelerinin hücre duvarı vardır, karşılaştırmadaki hayvan hücrelerinin ise yoktur. Only bir sınır belirtir. Kapsamını bulmak için odaklandığı sözcüğe veya ifadeye bakın; burada odak plant cells ifadesidir.

Alıştırma

Hangi cümle odaya yalnızca personelin girebileceğini ve başka hiç kimsenin giremeyeceğini belirtir?

  1. Staff members can enter only this room.
  2. Only staff members can enter this room.
  3. Staff members can enter this room only on weekdays.
Cevabı göster

Only staff members can enter this room.

which is made of rigid cellulose that gives the plant structure. Kalıp ifadeler

0:51

bitkiye yapı kazandıran sert selülozdan yapılmıştır.

Kalıp ifadeler

is made of rigid cellulose: malzemeyi ve özelliğini belirtmek

is made of rigid cellulose ifadesinde be made of, bir şeyi oluşturan malzemeyi belirtir. Rigid, cellulose sözcüğünü niteler ve malzemenin sert, bükülmesi zor olduğunu anlatır. Buradaki which, daha önce sözü edilen cell wall ifadesine gönderme yapar; dolayısıyla bu yan cümle hücre duvarının hangi malzemeden oluştuğunu açıklar. Yeniden kullanılabilecek kalıp be made of + sıfat + malzeme şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi be made of ile tamamlayın: The safety shield is ____ rigid plastic.

Cevabı göster

made of

Kalıp ifadeler

gives the plant structure: biçim ve destek kazandırmak

gives the plant structure ifadesinde give, bir şeyi sağlamak veya bitkinin o şeye sahip olmasını sağlamak anlamındadır. Structure, bitkiye uzatılan fiziksel bir nesne değil; bitkinin dik durmasına yardım eden biçim ve destektir. Dil bilgisi bakımından that, bu desteği sağlayan malzeme olan rigid cellulose ifadesine gönderme yapar. give + nesne + structure kalıbı; düşüncelerin, yazıların veya planların açık bir düzene sahip olmasını anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

give something structure ifadesini eksik isimle tamamlayın: Clear headings give a long article ____.

Cevabı göster

structure

The virus that was sneezed into your lungs is sneaky. Dilbilgisi

0:55

Ciğerlerinize hapşırılan virüs sinsi bir yapıdadır.

Dilbilgisi

was sneezed into your lungs: edilgen bir ilgi yan cümlesi

“that was sneezed into your lungs”, “the virus” ifadesini niteleyen edilgen bir ilgi yan cümlesidir. Virüs eylemden etkilenen taraftır: birinin hapşırmasıyla çıkan damlacıkların içinde akciğerlere taşınır; hapşıran virüs değildir. “isim + that was + geçmiş zaman ortacı” kalıbı, bir varlığı başına gelen olayla kısaca tanımlayabilir. Odak o varlıkta ve yaşadığı olayda kaldığı için eylemi yapan kişi ya da eyleme yol açan neden belirtilmeyebilir.

Alıştırma

Bu cümlede “was sneezed into your lungs” ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Virüs akciğerlere ulaştıktan sonra hapşırdı.
  2. Virüs bir hapşırıkla akciğerlere taşındı.
  3. Akciğerler hapşırarak virüsü dışarı attı.
Cevabı göster

Virüs bir hapşırıkla akciğerlere taşındı.

Pretending to be a friend, Dilbilgisi

0:59

Bir arkadaş gibi davranarak,

it attaches to a projection on the cell membrane, Kalıp ifadeler

1:00

hücre zarındaki bir çıkıntıya tutunur,

Dilbilgisi

Pretending to be a friend: cümle başında kullanılan bir -ing öbeği

“Pretending to be a friend”, cümlenin başında kullanılan bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. Ana eyleme eşlik eden kılığı ya da davranış biçimini açıklar: “it”, bir dostmuş gibi davranırken hücre zarına tutunur. Öbeğin açıkça belirtilmiş ayrı bir öznesi olmadığı için, anlamca öznesi normalde ana cümlenin öznesidir. Burada pretending eylemini yapan “it”tir; “a friend” ise onun sahipmiş gibi davrandığı roldür.

Alıştırma

Hangi cümle uyuyor numarası yapan kişinin Mia olduğunu doğru biçimde gösterir?

  1. Pretending to be asleep, the conversation continued around Mia.
  2. Pretending to be asleep, the bedroom lights above Mia went out.
  3. Pretending to be asleep, Mia listened to the conversation.
Cevabı göster

Pretending to be asleep, Mia listened to the conversation.

Kalıp ifadeler

attaches to a projection: attach to + bağlantı hedefi

attach to + isim yapısında isim, temasın veya bağlantının kurulduğu hedefi belirtir. Burada a projection, hücre zarındaki yükselmiş bir bölümdür ve tutunmanın hedefidir. to edatı bu bağlantı kalıbının bir parçasıdır. Yalnızca bir hareketin varış noktasını göstermez; attaches to, iki şeyin temas kurup bu teması sürdürdüğünü anlatır.

Alıştırma

Cümleyi attach fiilinin doğru biçimi ve edatıyla tamamlayın: The magnetic sign ____ the metal door.

Cevabı göster

attaches to

and the cell brings it through the cell membrane and inside. Kalıp ifadeler

1:03

ve hücre onu hücre zarından geçirerek içeri alır.

Kalıp ifadeler

brings it through ... and inside: yol ve varış yeri

Brings it through the cell membrane izlenen yolu anlatır: hücre, onun zarı geçmesini sağlar. And inside ise sonuçtaki konumu, yani hücrenin içini belirtir. Inside burada zarf olarak kullanılır; bağlam inside the cell anlamını açıkça verdiği için the cell tekrar edilmez. Through, geçilen sınırı; inside ise nesnenin sonunda vardığı yeri belirtir. bring + nesne + through + sınır + and inside yapısı hem yolu hem de varış yerini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi through ve inside sözcüklerini doğru yerlere koyarak tamamlayın: The usher brought us ____ the theater entrance and ____.

Cevabı göster

through · inside

When the virus gets through, Öbek fiiller

1:06

Virüs içeri girdiğinde,

Öbek fiiller

gets through: Fiziksel bir engeli başarıyla aşmak

Bu cümlede gets through, fiziksel bir engeli —hücre zarını— başarıyla geçip diğer tarafa ulaşmak anlamına gelir. Through, engelin bir tarafından öbür tarafına hareketi gösterirken get sonuca ulaşma fikrini ekler. Hangi engelin kastedildiği bağlamdan zaten bellidir; bu nedenle burada through sözcüğünden sonra nesne gelmez. When ile başlayan yan cümle, bu geçişi sonraki olaya yol açan zaman noktası olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede got through fiziksel bir engeli başarıyla geçmek anlamındadır?

  1. We got through the long winter by helping each other.
  2. The rabbit found a hole under the gate and got through.
  3. Maya called the clinic twice before she got through.
Cevabı göster

The rabbit found a hole under the gate and got through.

the cell recognizes its mistake.

1:08

hücre hatasını fark eder.

An enemy is inside.

1:10

İçeride bir düşman vardır.

Special enzymes arrive at the scene and chop the virus to pieces. Notlar

1:12

Özel enzimler olay yerine gelir ve virüsü parçalara ayırır.

Deyimler

arrive at the scene: Hücre içindeki olay yeri benzetmesi

Arrive at the scene genellikle bir kazanın, suçun veya başka bir olayın gerçekleştiği ya da gerçekleşmiş olduğu yere ulaşmak anlamına gelir. Burada scene, virüsle ilgilenilmesi gereken hücre içindeki yerdir; gerçek bir sokak, sahne veya film seti değildir. Bu ifade enzimleri, sorunu çözmek için gelen acil müdahale görevlileri gibi kişileştirir. Olay yeri benzetmesi, görünmeyen bir hücresel süreci gözde canlandırılması kolay bir hareket dizisine dönüştürür.

Alıştırma

Arrive at the scene bu cümlede nasıl bir etki oluşturur?

  1. Herhangi bir imge oluşturmadan yalnızca enzimlerin kesin bilimsel konumunu belirtir.
  2. Enzimlerin film setine giren oyuncular olduğunu söyler.
  3. Enzimleri olay yerine ulaşan müdahale görevlileri gibi gösterir.
Cevabı göster

Enzimleri olay yerine ulaşan müdahale görevlileri gibi gösterir.

Kalıp ifadeler

chop ... to pieces: eylem ve sonucu

Bir eylem nesneyi birçok küçük parçaya dönüştürdüğünde chop + nesne + to pieces yapısını kullanın. Chop eylemi, to pieces ise eylemin ortaya çıkardığı durumu belirtir. Burada enzimler gerçekten bıçak kullanmaz. Chop, virüsün küçük parçalara ayrılmasını canlı bir dille anlatır; to bir yere doğru hareketi değil, sonucu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi ‘birçok küçük parçaya’ anlamındaki tam sonuç ifadesiyle tamamlayın: The machine chopped the old branches ____.

Cevabı göster

to pieces

They then send one of the pieces back through the cell membrane, Kalıp ifadeler

1:16

Daha sonra bu parçalardan birini hücre zarından geri gönderirler,

Kalıp ifadeler

send ... back through: bir sınırdan geçirerek geri göndermek

send + nesne + back through + sınır veya güzergâh yapısı, bir şeyi o sınırdan ya da güzergâhtan yeniden geçirerek geri göndermek anlamına gelir. One of the pieces gönderilen nesnedir; cell membrane ise geçilen sınırdır. Back dönüş yönünü, through ise izlenen yolu belirtir. Birlikte kullanılan back through, nesnenin daha önce bulunduğu tarafa geçtiğini anlatır; buradaki back, vücuttaki «sırt» anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi ‘onu tarayıcıdan yeniden geçirerek geri göndermek’ anlamındaki iki sözcüklü yön ve yol ifadesiyle tamamlayın: After the inspection, the officer sent the bag ____ the scanner.

Cevabı göster

back through

where the cell displays it to warn neighboring cells about the invader. Dilbilgisi

1:19

hücre komşu hücreleri istilacı hakkında uyarmak için bunu sergiler.

Dilbilgisi

displays it to warn: amaç bildiren mastar

displays it to warn ifadesinde it bir virüs parçasına işaret eder ve to warn amaç bildiren bir mastardır. Hücrenin parçayı neden sergilediğini açıklar: komşu hücreleri uyarmak için. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp fiil + nesne + to + fiilin yalın hâli biçimindedir. Mastar, displays sonrasına ilgisiz başka bir eylem eklemek yerine ilk eylemin amacını belirtir.

Alıştırma

warn fiilini amaç bildiren mastar olarak kullanın: The museum displays a notice ____ visitors about the wet floor.

Cevabı göster

to warn

A nearby cell sees the warning and immediately goes into action. Deyimler

1:23

Yakındaki bir hücre uyarıyı görür ve hemen harekete geçer.

Deyimler

goes into action: harekete geçmeye veya çalışmaya başlamak

Go into action, bekleme veya hazır olma durumundan gerçekten hareket etmeye ya da çalışmaya geçmek demektir. Bu cümlede yakındaki hücre uyarıyı fark eder ve savunma tepkisini başlatır. Bu ifade bir kişi, ekip, makine veya sistemi anlatabilir. go sözcüğünü zamana ve özneye göre değiştirin, ancak into action bölümünü birlikte tutun: goes into action, went into action.

Alıştırma

go into action ifadesini geçmiş zamanda kullanın: When the alarm sounded, the rescue team ____.

Cevabı göster

went into action

It needs to make antibodies, Kalıp ifadeler

1:27

Antikor üretmesi gerekiyordur,

Kalıp ifadeler

make antibodies: make fiilinin “üretmek” anlamı

make antibodies ifadesinde make, “üretmek” veya “oluşmasını sağlamak” demektir; fiziksel bir nesneyi elle yapmak anlamına gelmez. Bir canlı, makine ya da sistem bir madde veya ürün oluşturduğunda make bu anlamda sık kullanılır. Örneğin cells can make proteins (“hücreler protein üretebilir”) ve glands can make hormones (“bezler hormon üretebilir”) denebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede make antibodies doğal biçimde “antikor üretmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. After a vaccine, the immune system can make antibodies to help protect the body.
  2. After a vaccine, the immune system can make antibodies by hand with tools.
  3. After a vaccine, the immune system can do antibodies to help protect the body.
Cevabı göster

After a vaccine, the immune system can make antibodies to help protect the body.

proteins that will attack and kill the invading virus. Dilbilgisi

1:29

istilacı virüse saldıracak ve onu öldürecek proteinler.

Dilbilgisi

proteins that will attack and kill: appozisyon ve ilgi cümleciği

Virgülden sonra gelen proteins, antibodies sözcüğünü yeniden adlandırıp açıklayan bir appozisyondur. Bu nedenle proteins burada ayrı bir olay başlatmaz veya farklı bir maddeyi tanıtmaz. That will attack and kill the invading virus ilgi cümleciği proteins sözcüğünü niteler ve bu proteinlerin ne yapacağını belirtir. Bilgi, ad → genel kategori → işlev sırasıyla ilerler; bu, açıklayıcı metinlerde sık kullanılan özlü bir yapıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede ikinci bir ad öbeği ilk adı yeniden adlandırıyor ve ardından bir ilgi cümleciği onun işlevini açıklıyor?

  1. The rover uses cameras, devices that capture detailed images.
  2. The rover uses cameras that capture detailed images.
  3. The rover uses cameras and sensors that measure temperature.
Cevabı göster

The rover uses cameras, devices that capture detailed images.

This process starts in the nucleus.

1:32

Bu süreç çekirdekte başlar.

The nucleus contains our DNA,

1:35

Çekirdek DNA'mızı barındırır,

the blueprint that tells our cells how to make everything our bodies need to function. Deyimler

1:37

hücrelerimize vücudumuzun çalışması için gereken her şeyi nasıl yapacağını söyleyen plan.

Deyimler

blueprint that tells our cells how to make: bir plan olarak DNA

Burada blueprint, ayrıntılı bir plan veya talimatlar bütünü için kullanılan bir metafordur. DNA kâğıt üzerindeki bir çizim değildir; hücrelerin ne üreteceğini yönlendiren bilgiyi saklar. that tells our cells how to make... ilgi cümleciği, DNA'ya neden blueprint dendiğini açıklar. Bu metafor, görünmeyen biyolojik bir bilgi sistemini bir şey inşa etmeye yarayan tanıdık bir plan fikrine dönüştürür.

Alıştırma

Hangi cümlede blueprint, örnektekiyle aynı mecaz anlamda kullanılmıştır?

  1. The recipe is a blueprint for preparing the meal.
  2. The printer used blue ink on every page.
  3. The architect unfolded the paper blueprint on the desk.
Cevabı göster

The recipe is a blueprint for preparing the meal.

A certain section of our DNA contains instructions that tell our cells how to make antibodies. Dilbilgisi

1:43

DNA'mızın belirli bir bölümü, hücrelerimize nasıl antikor yapılacağını anlatan talimatlar içerir.

Dilbilgisi

contains instructions that tell ... how to ...: talimatların içeriğini açıklama

contains instructions ifadesi, DNA'nın bu bölümünün ne sakladığını ortaya koyar. that tell our cells how to make antibodies ilgi cümleciği çoğul instructions adını niteler ve bu talimatların ne yaptığını açıklar; tell, çoğul instructions ile uyumludur. İlgi cümleciğinin içinde tell + alıcı + how to + fiil, talimatların içeriğini verir: hücreler antikor üretme yöntemi hakkında bilgi alır. how to make antibodies ayrı bir amaç ifadesi değildir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın. instruction adının çoğul biçimini, ardından that ve tell fiilinin doğru biçimini kullanın: The guide contains ____ users how to restart the router.

Cevabı göster

instructions that tell

Enzymes in the nucleus find the right section of DNA,

1:49

Çekirdekteki enzimler DNA'nın doğru bölümünü bulur,

then create a copy of these instructions called messenger RNA. Kalıp ifadeler

1:52

ardından haberci RNA adı verilen bu talimatların bir kopyasını oluşturur.

Kalıp ifadeler

called messenger RNA: kopyayı adlandırma

Geçmiş zaman ortacı grubu called messenger RNA, a copy of these instructions ifadesinden sonra gelir ve bu kopyanın adını belirtir. “a copy that is called messenger RNA” anlamına gelir; bu nedenle called burada edilgen bir anlam taşır. “İsim + called + ad” yapısı, bilimsel ve diğer açıklamalarda bir terimi kısa yoldan tanıtmak için kullanılır. Burada called, “telefon etti” veya “bağırdı” anlamına gelmez.

Alıştırma

Yöntemin adını belirtmek için call fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanın: The lab uses a method ____ PCR.

Cevabı göster

called

The messenger RNA leaves the nucleus to carry out its orders. Öbek fiiller

1:56

Haberci RNA, emirlerini yerine getirmek üzere çekirdekten ayrılır.

Öbek fiiller

carry out its orders: talimatları yerine getirmek

Carry out, “talimatı verilmiş veya planlanmış bir şeyi yapmak ya da tamamlamak” anlamına gelen bir öbek fiildir. carry out its orders ifadesinde haberci RNA, taşıdığı talimatlara göre hareket ediyor şekilde anlatılır. Burada carry out ifadesini tek bir anlam birimi olarak düşünün. Emirleri başka bir yere fiziksel olarak taşımak anlamına gelmez; orders ise satın alma siparişlerini değil, emirleri veya talimatları ifade eder.

Alıştırma

“Gerçekleştirmek” anlamında carry out kullanın: The research team will ____ the experiment next week.

Cevabı göster

carry out

The messenger RNA travels to a ribosome.

2:00

Haberci RNA bir ribozoma gider.

There can be as many as 10 million ribosomes in a human cell, Dilbilgisi

2:03

Bir insan hücresinde 10 milyona kadar ribozom bulunabilir,

Dilbilgisi

as many as 10 million: büyük bir sayıyı vurgulama

As many as + sayı + çoğul sayılabilen isim yapısı, “o sayıya kadar” anlamına gelirken sayının büyük veya şaşırtıcı olduğunu da vurgular. Burada bir insan hücresinin çok büyük sayıda ribozom içerebileceği vurgulanır. Can be as many as 10 million, her insan hücresindeki kesin sayıyı değil, ulaşılabilecek yüksek bir sayıyı belirtir. Ribosomes tek tek sayılabildiği için many kullanılır.

Alıştırma

Şaşırtıcı derecede büyük bir sayılabilen sayıyı vurgulayan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new aquarium can house ____ 8,000 fish.

Cevabı göster

as many as

all studded along a ribbon-like structure called the endoplasmic reticulum. Notlar

2:07

hepsi endoplazmik retikulum adı verilen kurdele benzeri bir yapı boyunca dizilmiştir.

Kelime

studded along: bir uzunluk boyunca nokta gibi dağılma

Studded along, çok sayıda küçük ve ayrı nesnenin bir yüzeyin ya da yapının uzunluğu boyunca raptiye veya nokta gibi görünmesini anlatır. Burada ribozomlar, şerit biçimli endoplazmik retikulum boyunca dağılmış küçük noktalar olarak tasvir edilir. Studded, burada küçük nesnelerle kaplamak veya süslemek anlamındaki stud fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; along ise dağılımın izlediği yolu veya uzunluğu belirtir. Study fiilinin geçmiş biçimi olan studied değildir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyip duyduğunuz cümleyi seçin. Studded /ˈstʌdɪd/ ile studied /ˈstʌdid/ arasındaki farka odaklanın.

  1. Bright stones were studied along the garden wall.
  2. Bright stones were studded along the garden wall.
Cevabı göster

Bright stones were studded along the garden wall.

Kalıp ifadeler

ribbon-like structure called the endoplasmic reticulum: addan önce biçim

Ribbon-like, ribbon + -like yapısından oluşan bir bileşik sıfattır. Structure sözcüğünün belirttiği yapının şeride benzeyen biçimini anlatır; buradaki like, “sevmek” fiili değil, “benzemek” anlamındadır. Called the endoplasmic reticulum, structure sözcüğünü niteleyen indirgenmiş bir ilgi cümleciğidir. Which is called the endoplasmic reticulum ile aynı anlama gelir. Shape-like + isim + called + ad kalıbı önce tanıdık bir görsel betimleme yapar, ardından teknik terimi tanıtır.

Alıştırma

Hangi cümle biçimi -like ile doğru biçimde betimleyip ardından yapıyı called ile adlandırır?

  1. The microscope revealed a sac-like structure called a vesicle.
  2. The microscope revealed a sac that liked a structure called a vesicle.
  3. The microscope revealed a sac-like structure calling a vesicle.
Cevabı göster

The microscope revealed a sac-like structure called a vesicle.

This ribosome reads the instructions from the nucleus.

2:11

Bu ribozom çekirdekten gelen talimatları okur.

It takes amino acids and links them together one by one, Kalıp ifadeler

2:14

Amino asitleri alır ve onları birer birer birbirine bağlayarak,

Kalıp ifadeler

links them together one by one: öğeleri sırayla birbirine bağlamak

Link + nesne + together, birbirinden ayrı birkaç şeyi bir zincir, grup veya daha büyük bir bütün oluşturacak biçimde bağlamak anlamına gelir. Burada them, amino acids ifadesine gönderme yapar. One by one, yöntemi anlatır: her öğe sırayla ele alınır. Yalnızca bir öğenin var olduğu veya sonucun sadece bir öğe içerdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi link + them + together + one by one kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Maya picked up the paper rings and ____.

Cevabı göster

linked them together one by one

creating an antibody protein that will go fight the virus. Dilbilgisi

2:17

virüsle savaşmaya gidecek olan bir antikor proteini yaratır.

Dilbilgisi

creating ...: sonuç gösteren bir -ing yan cümlesi

Buradaki creating an antibody protein... bölümü, hemen önce anlatılan eylemin sonucunu bildiren bir -ing yan cümlesidir: amino asitlerin bağlanması antikor proteinini oluşturur. Önceki fiile eklenmiş yeni bir ana fiil değildir. Süreç anlatımlarında ana cümle, creating + sonuç kalıbı, bir adımın ne ürettiğini veya neye yol açtığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki eylemin sonucunu göstermek için -ing yan cümlesini doğal biçimde kullanır?

  1. The reaction released gas, creating pressure inside the bottle.
  2. The reaction released gas because pressure had built inside the bottle.
  3. The reaction released gas before pressure formed inside the bottle.
Cevabı göster

The reaction released gas, creating pressure inside the bottle.

But before it can do that, Anlatım akışı

2:21

Ancak bunu yapabilmesi için önce,

the antibody needs to leave the cell.

2:23

antikorun hücreden ayrılması gerekir.

Anlatım akışı

But before it can do that: önce gereken bir adımı tanıtmak

But before it can do that ifadesi, az önce belirtilen hedefi kısa süreliğine durdurup önce gerçekleşmesi gereken bir adımı tanıtır. Burada that, virüsle savaşmayı belirtir; dolayısıyla hücreden çıkmak daha önce yerine getirilmesi gereken koşuldur. Bu kalıp adımları açık tutar: önce hedefi söyleyin, ardından daha geriye dönüp bir ön koşulu açıklamak için But before + özne + can do that yapısını kullanın.

Alıştırma

Hangi cümle aynı sırayı korur: amaç virüsle savaşmaktır ve hücreden çıkmak önce gerçekleşmelidir?

  1. Before the antibody can fight the virus, it must leave the cell.
  2. Before the antibody can leave the cell, it must fight the virus.
  3. The antibody leaves the cell after it has fought the virus.
Cevabı göster

Before the antibody can fight the virus, it must leave the cell.

The antibody heads to the Golgi apparatus. Kalıp ifadeler

2:25

Antikor Golgi cisimciğine yönelir.

Kalıp ifadeler

heads to the Golgi apparatus: head to + hedef

Burada heads, head fiilinin üçüncü tekil kişi biçimidir; head isminin çoğulu değildir. Head to + hedef, “o hedefe doğru ilerlemek” ya da “oraya doğru yola çıkmak” demektir. Bir süreç anlatılırken head to çoğu zaman sonraki durağı gösterir ve yön duygusu verir. Antikorun sonraki durağı Golgi aygıtıdır.

Alıştırma

Cümleyi head to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the tour, the group ____ the bus.

Cevabı göster

headed to

Here it's packed up for delivery outside the cell, Öbek fiiller

2:28

Burada hücre dışına teslim edilmek üzere paketlenir,

Öbek fiiller

packed up for delivery: be packed up for + amaç

Is packed up, be + fiilin üçüncü hâliyle kurulan edilgen bir yapıdır. Burada pack up, bir şeyi taşınmaya hazır olması için uygun bir pakete veya kaba koymak demektir. For delivery bunun amacını belirtir. Anlatım, antikorun hücrenin dışına gönderilmeden önce Golgi aygıtında paketlenmesini açıklamak için kargo teslimatı dilini kullanır. Başka durumlara aktarılabilen yapı be packed up for + isim şeklindedir; isim, paketlemenin hangi amaç için yapıldığını belirtir.

Alıştırma

Pack up ifadesini doğru edilgen biçimde kullanın: The samples were ____ for delivery to the clinic.

Cevabı göster

packed up

enclosed in a bubble made of the same material as the cell membrane. Dilbilgisi

2:31

hücre zarı ile aynı malzemeden yapılmış bir baloncuğun içine hapsedilir.

Dilbilgisi

enclosed in ... made of ...: katmanlı geçmiş zaman ortaç öbekleri

Enclosed in a bubble, edilgen bir durumu anlatan geçmiş zaman ortaç öbeğidir: antikor keseciğin içindedir ve kesecik tarafından çevrelenmiştir. Önceki cümleyi sürdürür; yeni bir temel yüklem görevi görmez. Made of ... ise bubble sözcüğünü niteleyen ikinci bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Bu iki öbek, iki edilgen cümleciği sıkıştırır: antikor bir keseciğin içine alınmıştır ve kesecik hücre zarıyla aynı maddeden yapılmıştır. Bu katmanlı yapı, kısa ve öz bilimsel betimlemelerde yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle, edilgen bir durumu ve kabın malzemesini iki geçmiş zaman ortaç öbeğiyle doğru biçimde sıkıştırır?

  1. The sample arrived enclosed in a case made of foam.
  2. The sample arrived enclosed in a case making of foam.
  3. The sample arrived enclosing in a case made of foam.
Cevabı göster

The sample arrived enclosed in a case made of foam.

The Golgi apparatus also gives the antibody directions, Kalıp ifadeler

2:35

Golgi cisimciği ayrıca antikora yol tarifi verir,

Kalıp ifadeler

give someone directions: birine yol tarifi vermek

Give someone directions, birine bir yere nasıl ulaşacağını söylemek anlamına gelir. Yapı give + alıcı + directions biçimindedir; burada alıcı the antibody'dir. Bu bilimsel açıklamada Golgi aygıtı kişileştirilmiştir. Gerçek anlamda konuşmaz; directions, antikoru doğru yere gönderen hedef veya yönlendirme bilgisini anlatır, genel bir yön duygusunu değil.

Alıştırma

Give someone directions ifadesini geçmiş zamanda ve alıcı olarak us ile kullanıp cümleyi tamamlayın: At the hotel, the receptionist ____ to the museum.

Cevabı göster

gave us directions

telling it how to get to the edge of the cell. Dilbilgisi

2:38

hücrenin kenarına nasıl gideceğini söyler.

Dilbilgisi

how to get to ...: cümleye gömülü yol tarifi

Burada how to get to the edge of the cell, verilen yönergenin içeriğini, yani hücrenin kenarına ulaşmak için izlenecek yolu veya yöntemi belirtir. Bu, cümleye gömülü bir how-to öbeğidir; doğrudan soru değildir. how to + fiilin yalın hâli yapısı tell, show, explain ve learn gibi fiillerden sonra gelebilir. get to + yer yapısında get to ulaşmak anlamına gelir; dolayısıyla how to get to + yer, o yere nasıl ulaşılacağını anlatır.

Alıştırma

Yol tarifi vermek için gömülü how-to öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The guide showed us how get to the waterfall.
  2. The guide showed us how to get to the waterfall.
  3. The guide showed us how did we get to the waterfall.
Cevabı göster

The guide showed us how to get to the waterfall.

When it gets there,

2:41

Oraya vardığında,

the bubble surrounding the antibody fuses to the cell membrane. Kelime

2:42

antikoru çevreleyen baloncuk hücre zarı ile birleşir.

Kelime

fuses to the cell membrane: hedef yapıyla kaynaşma

Burada fuses, kaynaşır anlamına gelen bir fiildir. Kabarcığın zarı hücre zarıyla birleşerek bağlantılı tek bir zar yapısı oluşturur; yalnızca zara yaklaşmaz veya dokunmaz. fuse to + hedef yapısında to, ikinci yapıyı birincinin kaynaştığı yüzey veya hedef olarak gösterir. Bu bilimsel fiil, elektrik devresindeki güvenlik parçası anlamına gelen fuse isiminden farklıdır.

Alıştırma

Hangi cümle iki malzemenin birleşerek bağlantılı tek bir yapı oluşturduğunu söyler?

  1. Under high heat, the coating moves closer to the metal surface.
  2. Under high heat, the coating fuses to the metal surface.
  3. Under high heat, the coating rests on the metal surface but stays separate.
Cevabı göster

Under high heat, the coating fuses to the metal surface.

The cell ejects the antibody, Kelime

2:45

Hücre antikoru dışarı atar,

Kelime

ejects the antibody: antikoru dışarı atmak

Burada ejects, “iter veya dışarı atar” anlamına gelir. Bu geçişli bir fiildir: eylemi hücre yapar, dışarı taşınan şey ise antikordur. Eject çoğu zaman hızlı, güçlü veya mekanik bir hareket izlenimi verir. Cümlede, hücrenin antikoru dışarı göndermesi bu görüntüyle anlatılır; sözcük yalnızca uçaklardaki fırlatma koltukları için kullanılmaz.

Alıştırma

Bir yazıcı tamamlanan kartı otomatik olarak dışarı itiyor. Hangi cümlede en uygun fiil kullanılmıştır?

  1. The printer injects the finished card.
  2. The printer exits the finished card.
  3. The printer ejects the finished card.
Cevabı göster

The printer ejects the finished card.

and it heads out to track down the virus. Öbek fiiller

2:47

ve antikor virüsün izini sürmek üzere yola çıkar.

Öbek fiiller

track down the virus: virüsün izini sürüp bulmak

Track down, çoğunlukla ipuçlarını takip ederek veya uzun süre çaba göstererek bir hedefi arayıp sonunda bulmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada antikor virüsü bulmak için dışarı çıkar. Down, öbek fiilin bir parçasıdır; aşağı doğru bir hareketi anlatmaz. Find ile karşılaştırıldığında track down, arama sürecini daha belirgin hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi track down ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After checking records for three days, the reporter finally ____ the missing witness.

Cevabı göster

tracked down

The leftover bubble will be broken down by the cell's lysosomes, Öbek fiiller

2:50

Kalan baloncuk hücrenin lizozomları tarafından parçalanacak,

Öbek fiiller

broken down: daha küçük parçalara ayrılmış

Burada broken down, malzemenin işlenip yeniden kullanılabilmesi için “daha küçük parçalara ayrılmış” anlamına gelir. Lizozomların geriye kalan keseciğe ne yapacağını anlatır; bir makinenin çalışmayı durdurması anlamına gelmez. Will be broken down gelecek zamandaki edilgen yapıdır: will be + geçmiş zaman ortacı. Kesecik eylemden etkilenir; by the cell's lysosomes ise eylemi gerçekleştiren unsuru belirtir. Bilimsel bağlamlarda be broken down genellikle yiyeceklerin, kimyasalların, atıkların veya hücresel malzemenin daha basit parçalara ayrılmasını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “parçalara ayrılmış” anlamına gelen iki sözcüklü deyimsel fiille tamamlayın: In a compost bin, fruit scraps are ____ by microorganisms.

Cevabı göster

broken down

and its pieces recycled over and over again. Kalıp ifadeler

2:53

ve parçaları tekrar tekrar geri dönüştürülecektir.

Kalıp ifadeler

recycled over and over again: birçok kez geri dönüştürülmüş

Over and over again, aynı eylemin veya olayın tekrarlandığı “birçok kez” anlamına gelir. Yalnızca bir kez daha anlamına gelebilen again sözcüğünden daha güçlüdür. Burada recycled over and over again, parçaların geri dönüşüm sürecine sürekli geri döndüğünü vurgular. Önceki cümlecikteki will be burada da varmış gibi anlaşılır; dolayısıyla tam düşünce its pieces will be recycled over and over again biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “birçok kez” anlamına gelen vurgulu ifadeyle tamamlayın: Leo practiced the difficult chord ____.

Cevabı göster

over and over again

Where did the cell get the energy to do all this? Anlatım akışı

2:57

Hücre tüm bunları yapmak için enerjiyi nereden aldı?

That's the role of the mitochondria.

2:59

Bu mitokondrinin görevidir.

Anlatım akışı

Where did ...? That's the role of ...: soru-cevap yoluyla geçiş

İlk cümle önceki eylemler zincirine geri döner: all this bu eylemleri tek bir düşüncede toplar ve ihtiyaç duydukları enerjinin nereden geldiğini sorar. Bu soru, dinleyiciyi yeni bir konuya hazırlayan bir bilgi boşluğu oluşturur. That's the role of the mitochondria bu boşluğu doldurur ve mitokondrileri işlevleri üzerinden yeni konu olarak tanıtır. Burada role, bir oyuncunun canlandırdığı karakter değil, “işlev veya sorumluluk” anlamındadır. Bu soru-cevap düzeni, açıklamayı bir süreçten o süreci mümkün kılan şeye taşıyabilir.

Alıştırma

Bu soru-cevap çifti açıklamada ne işe yarıyor?

  1. Konuşmacının enerjinin nereden geldiğini hiç bilmediğini gösterir.
  2. Yeni bir konuya geçmeden önceki süreci tekrarlar.
  3. Önceki süreçten doğan bir soruyu ortaya koyar ve bu soruyu yanıtlayan yeni konuyu tanıtır.
Cevabı göster

Önceki süreçten doğan bir soruyu ortaya koyar ve bu soruyu yanıtlayan yeni konuyu tanıtır.

To make energy, Dilbilgisi

3:02

Enerji üretmek için,

the mitochondria takes oxygen,

3:03

mitokondri oksijeni alır,

this is the only reason we breathe it, Dilbilgisi

3:04

onu solumamızın tek nedeni budur,

Dilbilgisi

the only reason we breathe it: tek ve dışlayıcı neden

Bu cümlede the only reason we breathe it, oksijeni solumamızın tek nedeni olduğunu ve başka bir neden bulunmadığını anlatır. it zamiri oxygen sözcüğüne gönderme yapar; only, nedeni yalnızca önemli değil, diğer nedenleri dışlayan tek neden olarak sunar. reason sözcüğünden sonra doğrudan bir yan cümle gelebilir: the only reason we breathe it. why veya that eklemek gerekmez. the only reason + özne + fiil kalıbı, bir eylemin nedenini açıklamak veya güçlü biçimde vurgulamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Başka hiçbir neden olmadığını anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ I stayed late was to finish the group project.

Cevabı göster

The only reason

and adds electrons from the food we eat to make water molecules. Dilbilgisi

3:07

ve yediğimiz yiyeceklerden elektronlar ekleyerek su molekülleri oluşturur.

Dilbilgisi

To make energy: cümle başında kullanılan amaç mastarı

To make energy amaç bildiren bir mastar ifadesidir. Ana cümleden önce yer alarak sonraki sürecin hedefini dinleyiciye önceden bildirir: oksijen ve besinlerden gelen elektronları içeren süreç, enerji üretmenin bir yolu olarak açıklanır. Yapı, To + fiilin yalın hâli ve ardından gelen bir ana cümleden oluşur. Bir açıklamanın başında kullanıldığında önce amacı, sonra eylemi veya adımları verir. Bu bir emir değildir; bu cümlede ana cümle the mitochondria ile başlar.

Alıştırma

Cümleyi save energy ile oluşturulan amaç mastarıyla tamamlayın: ____, turn off the lights when you leave.

Cevabı göster

To save energy

Dilbilgisi

adds electrons ... to make water molecules: sonuç üretmek için eklemek

Temel yapı adds electrons ... to make water molecules biçimindedir: su molekülleri oluşsun diye elektronlar eklenir. Buradaki to make, amaç veya hedeflenen sonucu bildiren bir mastardır; bir yere doğru hareketi göstermez. from the food we eat ifadesi electrons sözcüğüne bağlanır ve elektronların kaynağını belirtir. Böylece bilim, yemek ve üretim adımlarında sık kullanılan add + şey + to make + sonuç kalıbı elde edilir.

Alıştırma

Süreç cümlesini make fiilinin doğru mastar biçimiyle tamamlayın: The technician added a stabilizer ____ the mixture last longer.

Cevabı göster

to make

That process also creates a high-energy molecule called ATP, Kalıp ifadeler

3:11

Bu süreç ayrıca ATP adı verilen yüksek enerjili bir molekül yaratır,

Kalıp ifadeler

a high-energy molecule called ATP: isim + called + ad kalıbı

a high-energy molecule ifadesinde high-energy, molecule sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. Kısa çizgi, high ile energy sözcüklerinin isimden önce tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir. called ATP, edilgen bir ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir ve that is called ATP anlamına gelir. molecule sözcüğünü niteler ve molekülün adını verir; called ayrı bir eylemi anlatmaz. Yeniden kullanılabilir kalıp a/an + betimleme + kategori ismi + called + ad şeklindedir.

Alıştırma

İsim + called + ad kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: In the story, the explorers find a small planet ____ Luma.

Cevabı göster

called

which the cell uses to power all of its parts. Kelime

3:15

hücre tüm bölümlerine güç sağlamak için bunu kullanır.

Kelime

uses ... to power all of its parts: fiil olarak power

Burada power, “bir şeyin çalışmasını sağlayan enerjiyi vermek” anlamında geçişli bir fiildir. ATP, hücrenin tüm bölümlerinin ihtiyaç duyduğu enerjiyi sağlar. Yapı use something to do something şeklindedir: which, ATP'ye gönderme yapar ve uses fiilinin nesnesidir. Bu nedenle tam anlamı “the cell uses ATP to power all of its parts” olur.

Alıştırma

Hangi cümlede power, “bir şeyin çalışabilmesi için enerji sağlamak” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?

  1. The mayor has the power to change the rule.
  2. The athlete showed great power in the final sprint.
  3. Solar panels power the building during the day.
Cevabı göster

Solar panels power the building during the day.

Plant cells make energy a different way.

3:18

Bitki hücreleri enerjiyi farklı bir yolla üretir.

They have chloroplasts that combine carbon dioxide and water Dilbilgisi

3:20

Karbondioksit ve suyu birleştiren kloroplastları vardır

with light energy from the sun to create oxygen and sugar,

3:24

güneşten gelen ışık enerjisiyle oksijen ve şeker,

Dilbilgisi

combine A and B with C to create D: bir süreci düzenlemek

combine A and B with C to create D kalıbı bir süreci açıkça düzenler. A ve B ana malzemeler veya girdilerdir; with C ek bir kaynak ya da aracı, to create D ise sonucu belirtir. Bu cümlede carbon dioxide ve water girdilerdir. Güneşten gelen light energy sürece güç sağlar; bu nedenle with, light energy ögesini iki maddeyle tamamen aynı role yerleştirmez. oxygen ve sugar ürünlerdir.

Alıştırma

Cümleyi combine A and B with C to create D kalıbıyla tamamlayın: The cook ____ oats and nuts ____ honey ____ crunchy snack bars.

Cevabı göster

combines · with · to create

a form of chemical energy. Kalıp ifadeler

3:27

yani kimyasal enerjinin bir formunu oluştururlar.

Kalıp ifadeler

a form of chemical energy: sugar sözcüğünü sınıflandırmak

a form of + kategori kalıbı, bir şeyi daha geniş bir kategorinin bir türü veya görünümü olarak sınıflandırır. Burada a form of chemical energy, sugar sözcüğünü açıklar: şeker, enerjiyi kimyasal biçimde depolar. Virgül, ifadeyi yakındaki bir isme tanımlayıcı bilgi ekleyen açıklayıcı bir yapı olarak ayırır. Bu cümlede ifade, oxygen and sugar ikilisini birlikte değil, sugar sözcüğünü açıklar.

Alıştırma

Sınıflandırmayı hedef ifade a form of ile tamamlayın: A diary is ____ personal writing.

Cevabı göster

a form of

All the parts of a cell have to work together Kalıp ifadeler

3:30

Bir hücrenin tüm bölümleri birlikte çalışmak zorundadır

to keep things running smoothly.

3:32

işlerin sorunsuz bir şekilde yürümesini sağlamak için.

Kalıp ifadeler

have to work together to keep things running smoothly: her şeyin sorunsuz işlemesi için birlikte çalışmak

Have to work together, hücrenin parçalarının ayrı ayrı hareket etmek yerine iş birliği yapması gerektiğini anlatır. to ile başlayan bölüm, bu iş birliğinin amacını veya hedeflenen sonucunu verir. keep things running smoothly içindeki keep + nesne + fiil-ing yapısı, bir şeyi belirli bir durumda ya da etkinlikte sürdürmek demektir. Burada run smoothly mecazdır: hücrenin işlevleri ve süreçleri sorunsuz işler; gerçekten koşan bir şey yoktur.

Alıştırma

Birkaç parçanın, bir sistemin sorunsuz çalışmaya devam etmesi için iş birliği yapması gerektiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The engine parts have to run together to keep the car smooth.
  2. The engine parts have to work together to keep the car running smoothly.
  3. The engine parts have to work separately to keep the car running smoothly.
Cevabı göster

The engine parts have to work together to keep the car running smoothly.

And all the cells of your body have to work together Anlatım akışı

3:34

Ve vücudunuzun tüm hücreleri birlikte çalışmak zorundadır

to keep you running smoothly.

3:36

sizin sorunsuz bir şekilde işlemenizi sağlamak için.

Anlatım akışı

have to work together ... keep you running smoothly: hücreden vücuda uzanan paralel yapı

Bu cümle, önceki have to work together to keep ... running smoothly kalıbını bilinçli olarak tekrarlar. Özne, tek bir hücrenin içindeki parçalardan vücuttaki tüm hücrelere geçer; keep sonrasındaki nesne de things sözcüğünden you sözcüğüne değişir. Bu kalıpta keep you running smoothly, seni koşturmak değil, bedeninin düzgün çalışmasını sağlamak demektir. Önemli isimleri değiştirirken aynı dil bilgisi çerçevesini tekrarlamak paralel yapı oluşturur. Bu yapı tek bir hücre ile bütün vücudu birbirine bağlar ve aynı iş birliği ilkesinin daha büyük ölçekte de geçerli olduğunu göstererek açıklamayı tamamlar. Baştaki And, cümlenin ayrı bir konu değil, önceki düşüncenin devamı olduğunu belirtir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The students in each group have to work together to finish their poster. Hangi devam cümlesi, her gruptan tüm sınıfa geçmek için paralel yapı kullanır?

  1. The class display was in the hall yesterday.
  2. And all the groups have to work together to finish the class display.
  3. Some students used markers, and others used paint.
Cevabı göster

And all the groups have to work together to finish the class display.

That's a whole lot of cells. Kelime

3:38

Bu çok büyük bir hücre sayısı demektir.

Kelime

a whole lot of: büyük bir miktarı güçlü biçimde vurgulama

Bu cümlede a whole lot of, “çok büyük miktarda” anlamına gelir. Whole, a lot of ifadesini güçlendirerek miktarın özellikle büyük duyulmasını sağlar; “eksiksiz bir grup” anlamına gelmez. Bu ifade cümleye samimi ve güçlü bir anlatım da katar. Bir şeyin beklenenden çok daha fazla olduğunu vurgulamak istediğinizde a whole lot of + isim kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi, büyük bir miktarı güçlü biçimde vurgulayan dersteki dört sözcüklü günlük ifadeyle tamamlayın: I took ____ photos on our trip.

Cevabı göster

a whole lot of

Scientists think there are about 37 trillion of them. Dilbilgisi

3:40

Bilim insanları onlardan yaklaşık 37 trilyon tane olduğunu düşünüyor.

Dilbilgisi

about 37 trillion: tahminî bir sayıyı belirtme

37 trillion ifadesinden önce gelen about, “yaklaşık” anlamına gelir. Dinleyiciye 37 trilyonun kesin bir sayım değil, tahmin olduğunu söyler; gerçek sayı biraz daha yüksek veya düşük olabilir. Burada them, daha önce geçen cells sözcüğüne gönderme yapar. Bilimsel anlatımlarda, haberlerde ve günlük açıklamalarda about + sayı, işe yarayan yuvarlanmış bir tahmini bildirmek için yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede about, bir sayının tahmin olduğunu göstermek için kullanılmıştır?

  1. She wrote an article about mountain safety.
  2. The hike takes about three hours.
  3. We talked about the hiking route.
Cevabı göster

The hike takes about three hours.