Kano Yapıyoruz! 🛶 🧡 | 2. Sezon Öne Çıkanlar - Büyükbaba | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bluey ile Bingo, dinlenmesini ve kendine bakması gerektiğini kabul etmesini isteyen Chilli’den Büyükbaba’yı saklar. Balık tutarken yaşanan bir aksilik yerlerini belli eder ve kano ile kaçış başlar; böylece yaşlanmasına dair kaygılar, Büyükbaba’nın hâlâ becerikli ve bağımsız kalma isteğiyle karşı karşıya gelir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Fancy seeing you here. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Bu sabit selamlaşmayı, beklenmedik bir karşılaşmada gerçek ya da şakacı bir şaşkınlık belirtme yolu olarak tanıyın. fancy sözcüğünü “şık” veya “lüks” anlamında yorumlamak yerine, komik karşılaşmalarda bu ifadeyi bir bütün olarak doğal biçimde kullanabilirsiniz. 2. only an old fool would ignore — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bu kalıbın, karşıdaki kişinin haklı olduğunu dolaylı yoldan nasıl kabul ettiğini anlayın. Sahnedeki kullanım yargıyı, kişinin kendisiyle dalga geçmesini ve gönülsüz kabulü bir araya getirir; böylece sözcüklerin düz anlamında açıkça belirtilmeyen konuşmacı tutumunu fark edebilirsiniz. 3. This is why you have to / this is why you have to — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Aynı neden-sonuç çerçevesinin tekrarlanmasıyla iki konuşmacının tek bir olayı zıt iddialarına nasıl dayanak yaptığını görün. Bu yapıyı sonuç açıklamak, bir öğüdü gerekçelendirmek ve kısa, paralel bir karşılık oluşturmak için kullanabilirsiniz.
Bu derste
You've got to + fiilin yalın hâli: güçlü zorunluluk
You've got to + fiilin yalın hâli, eylemin gerekli olduğunu, yani onu yapmak zorunda olduğunu belirtir. Buradaki got, aldın ya da elde ettin anlamına gelmez; have got to konuşma dilinde tek bir yapı gibi işler. Bu acil istekte You've got to, hide us eylemini bir öneri değil, kesin bir gereklilik olarak sunar. Kalıbı bir bütün olarak tanıyıp ardından yapılması gereken eylemi belirle.
Alıştırma
Kesin güvenlik uyarısını dersteki ifadeyle tamamla: ____ wear a helmet when you ride your bike.
Cevabı göster
You've got to
what Mum tells him to: to sonrasında do fiilinin atılması
what Mum tells him to ifadesinde what, yapılan şey anlamına gelir. What ile başlayan yan tümcenin tamamı, dedenin yapmayı reddettiği eylemi belirtir ve do fiilinin nesnesi olur. Sondaki to, tell someone to do something kalıbına aittir. Do fiili önceki do sayesinde zaten açık olduğundan, İngilizcede tekrarlanan fiil atılabilir ve sonda yalnızca to bırakılabilir. Bu, normal bir mastar eksiltisidir; cümle eksik değildir.
Alıştırma
Tekrarlanan do fiilinin atılmasını sağlayan sondaki mastar işaretini ekleyerek cümleyi tamamla: I did what my coach told me ____.
Cevabı göster
to
Oh, why don't you just do what you're told? Ton ve niyet
0:07Ah, neden sana söyleneni yapmıyorsun ki?
why don't you just: gerçek bir neden sorusu değil, sabırsız bir öneri
Why don't you...? biçim olarak bir neden sorusu gibi görünür, ancak birine bir şey yapmasını önermek için de sıkça kullanılır. Burada konuşan kişi gerçekten açıklama istemez; karşısındakini sabırsızca söyleneni yapmaya zorlar. Just, istenen eylemi basit ya da açık bir seçenek gibi gösterir. Gergin bir durumda bu, cümleye yaklaşık olarak “Bunu öylece yapamaz mısın?” anlamında eleştirel bir ton katabilir.
Alıştırma
Bir arkadaş birkaç kez yanıt vermeyi geciktirdi. “Why don't you just reply now?” cümlesinde konuşan kişi büyük olasılıkla ne yapıyor?
- Arkadaşından kibarca bir eylem önermesini istemek
- Arkadaşını açıkça yapılması gereken bir şeyi yapmaya sabırsızca zorlamak
- Arkadaşının neden yanıt veremediğini tarafsız biçimde sormak
Cevabı göster
Arkadaşını açıkça yapılması gereken bir şeyi yapmaya sabırsızca zorlamak
don't you start: başlamadan önce durduran bir uyarı
Don't you start, birini alışılmış ve istenmeyen bir davranışa başlamadan önce durdurmak için kullanılan güçlü bir olumsuz emirdir. Burada yaklaşık olarak “Sen de bana öğüt vermeye ya da benimle tartışmaya başlama” anlamına gelir. Start sözcüğünden sonra gelen davranış söylenmez, çünkü durum bunu açıkça belli eder. Dinleyicinin neyin başlamak üzere olduğunu bildiği varsayılır; dolayısıyla bu, bir etkinliğin başlamasıyla ilgili tarafsız bir yorum değildir.
Alıştırma
Bir arkadaş yine şikâyet etmek üzere. Hangi cümle ona başlamaması için doğrudan uyarıda bulunur?
- You started complaining again.
- Don't you start complaining again.
- Why did you start complaining again?
Cevabı göster
Don't you start complaining again.
hızlı hareket etmeye yönelten come on
Bu cümlede come on, “şimdi harekete geç” veya “acele et” anlamına gelen sözlü bir teşvik ve dürtme ifadesidir. Diğerlerini hareket etmeye yöneltir; kelimenin tam anlamıyla bir şeyin üzerine gelmeyi anlatmaz. quickly zarfı, bu acele ettirme işlevini açıkça gösterir. Başka bağlamlarda ses tonu come on ifadesini teşvik edici, sabırsız veya inanmayan bir hâle getirebilir; bu yüzden sözcükleri tek tek çevirmek yerine durumun tamamını yorumlayın.
Alıştırma
“Come on, we need to leave now,” cümlesinde come on ne işe yarar?
- Birini hızlı hareket etmeye teşvik eder.
- Birinin nereden geldiğini sorar.
- Bir yüzeyin üzerine doğru hareketi anlatır.
Cevabı göster
Birini hızlı hareket etmeye teşvik eder.
şimdiki sahipliği sormak için Have you got...?
Have you got + isim...? yapısında have got, şu andaki sahipliği anlatır. Konuşan kişi Maynard’ın büyükbabanın kanosuna şu anda sahip olup olmadığını sorar; got, onu geçmişte edinme eyleminin tamamlandığını anlatmaz. Bu soru kalıbı özellikle Britanya ve Avustralya İngilizcesindeki konuşmalarda yaygındır ve Do you have...? ile aynı temel anlama gelir. Burada have, soruyu kurmak için kullanılan yardımcı fiildir: Have + özne + got + nesne?
Alıştırma
Şimdiki sahipliği soran bu dersteki üç sözcüklü kalıpla soruyu tamamlayın: ____ a spare umbrella?
Cevabı göster
Have you got
Geliyorum!: yaklaşmakta olduğunu bildirmek
Here I come, konuşma dilinde, konuşanın bir kişiye, yere veya etkinliğe doğru ilerlediğini duyurmak için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede şimdi geliyorum veya geliyorum anlamına gelir; çoğu zaman oyunlu bir giriş ya da neşeli bir hava taşır. Sözcüklerin dizilişi kalıbın bir parçasıdır; I come here gibi bir alışkanlık anlatımı değildir. Hareketi, bir etkinliğe katılmayı veya kovalamacanın başladığını duyurmak için Here I come ifadesini tek parça olarak öğrenin.
Alıştırma
Saklambaçta ebe aramaya başlamak üzere ve saklanan oyunculara doğru geldiğini duyuruyor. Hangi ifade en uygundur?
- Here I am!
- Here I come!
- I come here every week.
Cevabı göster
Here I come!
Aa, burada kim varmış!: şaşkınlık veya şaka içeren selamlama
Fancy seeing you here, belirli bir yerde birini görmenin şaşırtıcı göründüğü durumlarda kullanılan, günlük ve ünlem niteliğinde bir ifadedir. Bu yapıda fancy, şık veya gösterişli anlamına gelmez; hayal et veya ne sürpriz gibi bir anlama yaklaşır. seeing you here ise şaşırtıcı olarak sunulan olayı adlandırır. Konuşan kişi gerçekten şaşırmış olabilir ya da mizah yaratmak için şaşırmış gibi davranabilir. Karşılaşma önceden ayarlanmışsa ifade gerçek bir şaşkınlıktan çok şakacı, takılmacı veya hafif alaycı duyulabilir.
Alıştırma
Küçük bir kitabevinde bir arkadaşınızla beklenmedik şekilde karşılaşıyor ve hafifçe şaşırmış gibi selam vermek istiyorsunuz. Hangi ifade en uygundur?
- I fancy seeing you here!
- Good to see you here!
- Fancy seeing you here!
Cevabı göster
Fancy seeing you here!
Can it: sert bir “Konuşmayı kes” emri
Can it, “Konuşmayı kes” veya “Sessiz ol” anlamına gelen kalıplaşmış ve samimi olmayan, gündelik bir emirdir. Burada can yetenek bildirmez, it de belirli bir nesneye gönderme yapmaz; iki sözcüğü tek bir ifade olarak anlamak gerekir. Maynard adının eklenmesi, susturulmak istenen kişiye doğrudan seslenir ve söz kesmeyi daha hedefli ve sert hâle getirir.
Alıştırma
“Can it, Maynard,” cümlesinde konuşan kişi Maynard'a ne yapmasını söylüyor?
- Konuşmayı bırakmak.
- Bunu yapabildiğini göstermek.
- Bir şeyi kutuya koymak.
Cevabı göster
Konuşmayı bırakmak.
where's who?: kaçamak bir yankı sorusu
where's who? bir yankı sorusudur. “Where's Nina?” gibi önceki bir sorunun yapısını korur, ancak açıklanması gerekiyormuş gibi gösterilen bölümü tekrar etmek için kişinin yerine who kullanır. Yankı sorusu gerçek bir kafa karışıklığını gösterebilir. Ancak bu sahnede konuşan kişi kimin kastedildiğini zaten bildiği için soru, gerçekten konum sormak yerine zaman kazanmaya veya anlamamış gibi davranmaya yarar.
Alıştırma
Diyaloğu okuyun: A: “Where's Nina?” B: “Where's who?” B, Nina'yı tanıyor ve A'nın kimi kastettiğini tam olarak biliyor. B büyük olasılıkla ne yapıyor?
- Cevabı geciktirmek veya cevap vermekten kaçınmak için Nina'nın kim olduğunu bilmiyormuş gibi davranmak.
- Orada kaç kişinin bulunduğunu sormak.
- Nina'nın tam olarak nerede olduğunu söylemek.
Cevabı göster
Cevabı geciktirmek veya cevap vermekten kaçınmak için Nina'nın kim olduğunu bilmiyormuş gibi davranmak.
You know who: adını söylemeden bir kişiyi belirtmek
“You know who”, “kimi kastettiğimi biliyorsun” anlamına gelir. Buradaki who, adı söylenmeyen bir kişiyi temsil eder; çünkü konuşan kişi, dinleyenin ortak bağlamdan o kişiyi tanıyabileceğini düşünür. Bu bir soru değil, bildirme cümlesidir ve who bir kişinin adı değildir. Dinleyen anlamıyormuş gibi davranıyorsa bu ifade, aslında bildiğini kabul etmesi için baskı da oluşturabilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınızla birlikte imzasız kartı hangi komşunun gönderdiğini biliyorsunuz. Adını söylemeden o kişiyi ima etmek istiyorsunuz. Ne söylemelisiniz?
- Do you know who?
- Who do you know?
- You know who.
Cevabı göster
You know who.
Keep it together: baskı altında sakin kalmak
“Keep it together”, özellikle baskı altındayken sakin kalmak ve duyguları ya da davranışları kontrol etmek anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki it, fiziksel bir nesneyi göstermez. Emir cümlesi olarak kişinin kendisine veya başka birine paniklememesi, ağlamaması ya da gerginliğini belli etmemesi için kısa bir hatırlatma olabilir. Tam olarak neyin kontrol edilmesi gerektiğini durum belirler.
Alıştırma
“Sakin kal ve kendini kontrol et” anlamına gelen bu dersteki deyimle cümleyi tamamlayın: Before the interview, I told myself, “____.”
Cevabı göster
Keep it together
has to accept that + yan cümle: zor bir gerçeği kabul etmek
Has to accept that + tam bir yan cümle, birinin bir gerçeği kabul etmek veya onunla yüzleşmek zorunda olduğunu anlatır. Has to zorunluluk bildirir; accept ise gerçeğin kabullenilmesinin zor veya istenmeyen bir şey olabileceğini düşündürür. That, accept fiilinin nesnesi olan içerik yan cümlesini başlatır; he's getting older kabul edilmesi gereken somut gerçeği belirtir. Bu kalıp, kolayca görmezden gelinemeyen değişiklikler, sonuçlar veya gerçekler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede has to accept that ifadesinden sonra tam bir yan cümle doğru biçimde kullanılmıştır?
- She has to accept that the plan has changed.
- She has to accept that the changed plan.
- She has to accept that changing the plan.
Cevabı göster
She has to accept that the plan has changed.
getting older: aşamalı değişim için get + sıfat
Getting older, get + sıfat yapısını kullanır; burada get, become yani “hâle gelmek” anlamındadır. Older, değişilen durumu belirtir; elde edilen bir nesne değildir. Getting older biçimindeki devam eden zaman, değişimin şu anda veya içinde bulunulan dönemde geliştiğini gösterir. Aynı get + sıfat yapısı getting better, getting colder ve getting harder ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
Aşamalı değişimi göstermek için cümleyi get + warm yapısının devam eden zaman biçimiyle tamamlayın: The weather is ____.
Cevabı göster
getting warmer
look after himself: kendine bakmak
Bu cümlede look after, özellikle birinin sağlığına, güvenliğine veya günlük ihtiyaçlarına dikkat ederek “bakmak, ilgilenmek” anlamına gelir. Bu bir öbek fiildir; anlamı look ve after sözcüklerini ayrı ayrı yorumlayarak çıkarılamaz. Himself, he öznesine geri döner: bakım gösteren kişiyle bakımı alan kişi aynıdır. Özne değiştiğinde dönüşlülük zamiri de değişir: I look after myself ve she looks after herself.
Alıştırma
Cümleyi look ile başlayan ve “ilgilenmek” anlamına gelen iki sözcüklü bir ifadeyle tamamlayın: While his parents are away, Sam has to ____ himself.
Cevabı göster
look after
he'd just say, "Shouldn't it be up to me?" Kalıp ifadeler
0:41"Kararı benim vermem gerekmez mi?" derdi.
if he was here, he'd: şimdiki zamana ait gerçek dışı koşul
If he was here ifadesindeki geçmiş biçim was, durumu geçmiş zamana yerleştirmez. Şimdiki zamana ait hayalî bir durum sunar: konuşan kişi onu burada değilmiş gibi gösterir ve burada olsaydı ne olacağını düşünür. Burada he'd, he would anlamına gelir; çünkü ardından fiilin yalın biçimi say gelir. Kullanılabilir kalıp if + geçmiş biçim, would + fiilin yalın biçimidir: If she knew, she would tell us.
Alıştırma
Konuşma dilindeki bu şimdiki zaman gerçek dışı koşul cümlesini was ve would ile tamamlayın: If Amir ____ here, he ____ know which train to take.
Cevabı göster
was · would
up to me: karar verme hakkı kimde
Burada be up to me, kararı verme hakkının bende olması gerektiği anlamına gelir. Up to fiziksel bir yönü anlatmaz. Shouldn't it be up to me? olumsuz sorusu, başkasının kontrolüne karşı çıkarken onay bekler. “Bu kararın bana ait olması gerektiğini düşünüyorum” mesajını verir.
Alıştırma
Cümleyi be up to + person yapısı ve Maya adıyla tamamlayın: Maya must make the final decision herself. The final choice should ____.
Cevabı göster
be up to Maya
Well, only an old fool would ignore that. Ton ve niyet
0:54Şey, sadece yaşlı bir aptal bunu görmezden gelirdi.
only an old fool would ignore: kendisiyle alay eden bir kabulleniş
only a fool would + fiil kalıbı, söz konusu davranışı aklı başında hiç kimsenin yapmayacağı bir şey olarak sunar. Burada ignore, karşıdaki kişinin sözlerini ciddiye almamayı ifade eder. Konuşan kişi old sözcüğünü ekleyerek old fool etiketini şakayla kendisine yöneltir. Bu, kendisiyle alay eden bir kabulleniştir: Karşısındaki kişinin haklı olduğunu kabul eder ve sözlerini görmezden gelmeyeceğini ima eder.
Alıştırma
Bu bağlamda konuşan kişi “Only an old fool would ignore that” sözüyle büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Tavsiyeyi tamamen görmezden gelmeye karar verdi.
- Tanımadığı yaşlı bir adamı tarafsız biçimde tanımlıyor.
- Kendisiyle şakalaşıyor ve tavsiyeye uymaya değer olduğunu kabul ediyor.
Cevabı göster
Kendisiyle şakalaşıyor ve tavsiyeye uymaya değer olduğunu kabul ediyor.
Balıkçılıkta Is that a bite?
Balıkçılıkta a bite, bir balığın yeme dokunduğunu veya yemi aldığını gösteren bir işarettir. “Is that a bite?” sorusu, misinanın hareketinin bir balığın yeme dokunduğu veya yemi aldığı anlamına gelip gelmediğini sorar. Bu özel anlamı balıkçılık bağlamı belirler; bir insanın ısırıldığı anlamına gelmez. Burada soru, birinin verdiği tepkiyle kendini ele verdiğini de şakacı biçimde gösterir.
Alıştırma
Balık tutarken biri “I think I've got a bite.” diyor. Büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Birisi balık tutan kişiyi ısırmıştır.
- Balık yemi almış olabilir.
- Balık tutan kişi küçük bir porsiyon yemek istemektedir.
Cevabı göster
Balık yemi almış olabilir.
We're cooked: ciddi belada olduğumuzu söylemenin gayriresmî yolu
“We're cooked”, “başımız ciddi belada” veya “planımız neredeyse kesin olarak başarısız olacak” anlamına gelen gayriresmî bir mecazdır. Kötü sonucu artık kaçınılması zor ya da imkânsız bir şey olarak gösterir; gerçek anlamda yemek pişirmekten söz etmez. Burada konuşan kişi grubun fark edildiğini anlamıştır; bu nedenle ifade, planlarının büyük olasılıkla sona erdiğini gösterir. be + cooked yapısı, öznenin neredeyse umutsuz bir durumda olduğunu anlatır.
Alıştırma
“If the backup fails too, we're cooked.” cümlesinde “we're cooked” ne anlama gelir?
- Başımız ciddi belada olacak.
- Yemeği pişirmeyi bitirdik.
- Akşam yemeğini hazırlamak üzereyiz.
Cevabı göster
Başımız ciddi belada olacak.
a barra: barramundi sözcüğünün Avustralya kısaltması
Avustralya İngilizcesinde barra, bir balık türü olan barramundi sözcüğünün gündelik ve kısaltılmış biçimidir. Bu balık tutma bağlamında It could be a barra, konuşanın balığın türünü tahmin ettiği anlamına gelir. Bu bölgesel kısaltmayı tanımak, burada barra sözcüğünün bir kişi adı veya anlamsız bir ses değil, balık adı olduğunu anlamanıza yardımcı olur.
Alıştırma
Avustralya'daki bir balık tutma sohbetinde a barra büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Bir kişinin adı
- Barramundi sözcüğünün gündelik Avustralya kısaltması
- Bir balıkçı teknesi
Cevabı göster
Barramundi sözcüğünün gündelik Avustralya kısaltması
You had one job: tek bir basit görevi yapamayan kişiyi suçlamak
You had one job kalıplaşmış bir sitem ifadesidir: Karşıdaki kişinin açık ve kolay olduğu düşünülen tek bir görevi vardı, ama bunu yapamadı. Burada job ücretli bir iş değil, görev anlamına gelir. one sözcüğü, başarısızlığın kolayca önlenebilecekmiş gibi duyulmasını sağlar. Bu nedenle ifade şakacı bir hayal kırıklığı, alay veya doğrudan suçlama anlatabilir.
Alıştırma
Bir arkadaş tek anahtarı getireceğine söz verdi, ama unuttu. Kalıplaşmış sitem ifadesini tamamlayın: You ____.
Cevabı göster
had one job
Don't you ever quit?: sinir belirten retorik soru
Bu sahnede Don't you ever quit? tarafsız bir bilgi sorusu değildir. Konuşan kişi, diğer kişinin devam etmesine hem sinirlenmiş hem de şaşırmıştır; bu nedenle soru yaklaşık olarak “Hiç durmayacak veya pes etmeyecek misin?” anlamına gelir. Don't you ever + fiilin yalın hâli? biçimindeki olumsuz soru yapısında ever, “herhangi bir zamanda” düşüncesini güçlendirir. Duygulu bir tonla söylendiğinde, konuşanın cevabın zaten no olduğuna inandığını çoğu zaman ima eder.
Alıştırma
Biri sizi sürekli kovalıyor ve sinirle “Neden pes etmiyorsun?” diye soruyorsunuz. Hangi cümle uygundur?
- Don't you ever quit?
- Don't ever quit.
- Have you ever quit a job?
Cevabı göster
Don't you ever quit?
am running: zaten başlamış bir eylem için şimdiki zaman
Am running, I am running şimdiki zaman yapısının bir parçasıdır: am + fiil-ing. Koşma eyleminin bir alışkanlık değil, şu anda devam eden bir eylem olduğunu gösterir. Run emrine doğrudan cevap verdiği için yanıt aynı zamanda “Bunu zaten yapıyorum” anlamına gelir. Konuşmada şimdiki zaman, bir emre veya hatırlatmaya cevap verebilir ve biraz savunmacı duyulabilir: Konuşan kişi tekrar uyarılmasına gerek olmadığını belirtir.
Alıştırma
Eylemin zaten devam ettiğini göstermek için cevabı wash fiilinin şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: “Please wash the cups.” “I ____ them now!”
Cevabı göster
am washing
Get back here: geri dönmeye yönelik doğrudan emir
Bu cümlede get back “geri dönmek” anlamına gelir; here ise dönülecek yerin konuşanın bulunduğu yer olduğunu gösterir. Bu bir emir cümlesi olduğu için you öznesi kullanılmaz: konuşan kişi, uzaklaşan birine doğrudan geri dönmesini emreder. Burada get back tek bir bütün olarak anlaşılmalıdır. Get, “elde etmek” anlamında değildir. Bu yapı, birini bulunduğunuz yere geri çağırmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Bir çocuk trafiğin yoğun olduğu bir yola doğru koşuyor. Hangi cümle çocuğa doğrudan sizin bulunduğunuz yere dönmesini emreder?
- Bring it back here!
- Get back here!
- Get away from here!
Cevabı göster
Get back here!
got away: kaçmayı başarmak
Got away, get away ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada “kaçtık” anlamına gelir: konuşanlar kendilerini kovalayan kişiyi geride bırakmayı başardıklarını düşünür. Get away bir öbek fiildir; bu nedenle got, “elde etti” anlamına gelmez. İfade genellikle bir kovalamacadan, tehlikeden, yakalanmaktan veya kontrolden başarıyla kurtulma sonucunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi get away ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The thief ____ before the police arrived.
Cevabı göster
got away
gonna: going to ifadesinin gayriresmî konuşma biçimi
gonna, rahat konuşmada going to ifadesinin yaygın kısalmasının gayriresmî yazımıdır. What are we gonna do? cümlesinde going to ile aynı anlama gelir ve sırada hangi eylemin yapılacağını sorar. Yapı, be fiilinin çekimli biçimi + gonna + fiilin yalın hâlidir: are + gonna + do. Gelecek anlamı ve dil bilgisi be going to yapısından gelir; gonna yalnızca bu yapının rahat konuşmadaki söylenişini gösterir.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi aynen seçin. going to ifadesinin gonna biçimine indirgenip indirgenmediğine odaklanın.
- What are we gonna do after lunch?
- What are we going to do after lunch?
- What did we do after lunch?
Cevabı göster
What are we gonna do after lunch?
We canoe: canoe sözcüğünün fiil olarak kullanımı
canoe, tekneyi ifade eden bir isim veya kanoyla yol almak ya da kano küreği çekmek anlamına gelen bir fiil olabilir. We canoe. cümlesinde We öznesinden sonra gelir ve ana fiil görevini üstlenir; dolayısıyla cümlede fiil eksik değildir. İngilizcede bazı isimler biçimleri değişmeden fiil olarak kullanılabilir. Buradaki çok kısa cevap, kanoyla gitmeyi sıradaki eylem olarak sunar; kısalığı kararı doğrudan ve biraz eğlenceli gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede canoe doğru biçimde fiil olarak kullanılmıştır?
- They canoe across the lake every summer.
- They a canoe across the lake every summer.
- They are canoe across the lake every summer.
Cevabı göster
They canoe across the lake every summer.
Well, this is why you have to be big and strong.
1:49İşte bu yüzden sizin büyüyüp güçlü olmanız gerekiyor.
This is why you have to ... this is why you have to: sonuç kalıbını yeniden kullanmak
This is why + clause kalıbı, daha önceki bir duruma veya kanıta işaret eder ve bundan çıkarılan sonucu sunar. This is why you have to rest cümlesinde gözlemlenen durum, dinlenmenin gerekli olduğuna kanıt olarak gösterilir. Yanıt, this is why you have to kalıbını tekrarlar ancak sonucu be big and strong olarak değiştirir. Aynı kalıbın yeniden kullanılması paralel bir karşılık oluşturur: ikinci konuşmacı aynı akıl yürütme biçimini farklı bir iddiaya yöneltir.
Alıştırma
Bir kişi This is why we need a map. diyor. Diğeri No, this is why we need a guide. diye yanıtlıyor. Tekrarlanan kalıp ne işe yarıyor?
- Yanıt, ilk konuşmacının vardığı sonucun nedenini açıklar.
- Yanıt, ilk konuşmacının vardığı sonuca tamamen katılır.
- Yanıt, aynı akıl yürütme biçimini kullanarak farklı bir sonucu savunur.
Cevabı göster
Yanıt, aynı akıl yürütme biçimini kullanarak farklı bir sonucu savunur.
catching up: hâlâ gerideyken aradaki farkı kapatmak
Bu takip sahnesinde is catching up, onun kendisiyle öndeki insanlar arasındaki mesafeyi azalttığı anlamına gelir. Şimdiki zaman, şu anda devam eden bir süreci anlatır; onlara zaten ulaştığını söylemez. Hedef belirtilirse catch up with someone kullanılır: She's catching up with us. Aynı fikir iş, eğitim veya programlar için de geçerlidir: geride olan biri aradaki farkı azaltır.
Alıştırma
Leo hâlâ öndeki koşucuların gerisinde, ancak aradaki fark küçülüyor. Durumu en iyi hangi cümle anlatır?
- Leo is keeping up with the front runners.
- Leo has caught the front runners.
- Leo is catching up with the front runners.
Cevabı göster
Leo is catching up with the front runners.
Devam etmeye teşvik eden That's it
Burada “That's it”, “Evet, doğru şekilde yapıyorsunuz” anlamına gelir. Konuşan kişi, kızların hareketinin işe yaradığını onaylar ve onları devam etmeye teşvik eder. Bu ifadenin anlamı duruma ve ses tonuna bağlıdır. Ardından heyecanla söylenen “We're doing it!”, etkinliğin sürdüğünü gösterir; bu nedenle “That's it” burada işin bittiği anlamına gelmez.
Alıştırma
“That's it!” hangi cümlede bir hareketi doğru yapan kişiyi teşvik eder?
- That's it! Keep your balance just like that.
- That's it. There are no more pages.
- That's it! I am ending the lesson now.
Cevabı göster
That's it! Keep your balance just like that.
Devam eden başarıyı anlatan We're doing it!
“We're doing it!”, grubun ortak bir hedefi şu anda başarıyla gerçekleştirmekte olduğu anlamına gelir. “It”, herkesin durumdan bildiği görevin yerini tutar; bu yüzden görevi cümlede yeniden söylemek gerekmez. “Are doing” biçimindeki şimdiki zaman, başarıyı devam eden bir süreç olarak gösterir. Heyecan ve teşvik ifade eder, ancak hedefin tamamen bitmiş olduğu anlamına gelmeyebilir.
Alıştırma
Bir ekip bir makineyi başarıyla çalıştırıyor, ancak başlatma süreci henüz bitmedi. Ne söylemeliler?
- We can do it!
- We're doing it!
- We did it!
Cevabı göster
We're doing it!