Ağır Çekimde Yusufçuk Kanatları - Smarter Every Day 91: İngilizce çalışma notları

SmarterEveryDay

Öğrenme zorluğu
947 kelime 230 kel/dk

Video özeti: Ağır çekim, dört kanadın denetimini, kanat zamanlamasının verime etkisini ve pterostigmanın titreşimi geciktirerek süzülmeyi nasıl dengelediğini açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Öbek fiil figure out ile bir nesneyi bulmayı değil, gözlem ya da akıl yürütmeyle cevabı çözmeyi anlatmayı öğrenin. 2. Kalıplaşmış söz öbeği ve eşdizim for the most part ile bilimsel bir genellemeyi, ana savı koruyup istisnalara yer verecek biçimde sınırlayın. 3. Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi feather the front wing ile feather fiilinin ön kanadın açısını hava akışına göre ayarlamak anlamına geldiğini, kanada tüy eklemek olmadığını öğrenin.

Bu derste

Today we're going to try to figure out how wagon... wagon?

0:09

Bugün vagonun nasıl... vagon mu?

Today we're going to try to figure out how dragonfly wings work. Öbek fiiller

0:13

Bugün yusufçuk kanatlarının nasıl çalıştığını anlamaya çalışacağız.

Öbek fiiller

figure out: düşünerek anlamak veya çözmek

Figure out, düşünerek, gözlemleyerek veya araştırarak bir cevaba ulaşmak ya da bir şeyi anlamak demektir. Burada yusufçuk kanatlarının nasıl çalıştığı sorusunu araştırılacak konu olarak sunar. Fiziksel bir nesneyi bulmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede figure out, “düşünerek anlamak veya çözmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. We need to point out the kite in the picture.
  2. We need to figure out why the kite keeps falling.
  3. We need to take out the kite before the wind stops.
Cevabı göster

We need to figure out why the kite keeps falling.

So, Phil has a dragonfly that I caught last night on our night walk.

0:16

Phil'in elinde dün gece yürüyüşümüzde yakaladığım bir yusufçuk var.

And we have a high speed camera and we are set up with a macro lens. Öbek fiiller

0:21

Ve yüksek hızlı bir kameramız var ve makro lensle hazırız.

Öbek fiiller

be set up with a macro lens: donatılmış ve hazır durumda

Be set up with + ekipman, söz konusu ekipmanın önceden hazırlanmış veya kurulmuş ve kullanıma hazır olması demektir. Bu cümlede we, çekim ekibini ve ekipmanını ifade eder: makro lens zaten yerindedir ve kullanılmaya hazırdır. İfade, lensi o anda takma eylemini değil, hazır bir durumu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle kameranın özel bir lensle zaten donatılmış olduğunu söyler?

  1. The camera is set up with a special lens.
  2. The technician sets up the camera.
  3. The camera is next to a special lens.
Cevabı göster

The camera is set up with a special lens.

So, you try to collect that exact spot.

0:29

Bu yüzden, tam olarak o noktaya odaklanmaya çalış.

So, tell me when to trigger.

0:31

Öyleyse, ne zaman deklanşöre basacağımı söyle.

Let's go.

0:34

Hadi gidelim.

You got it?

0:34

Yakaldın mı?

Holy cow. Deyimler

0:40

Vay canına.

Deyimler

Holy cow: güçlü bir şaşkınlık tepkisi

Holy cow güçlü şaşkınlık, hayret veya heyecan belirten samimi bir ünlemdir. Burada etkileyici bir sonuca verilen ani tepkidir. İfadenin tamamını tek bir tepki olarak anlayın. Bir inekten söz etmez ve dinî bir ifade değildir.

Alıştırma

Bir arkadaş harika bir bilim deneyi görüp “Holy cow!” diyor. Arkadaşı ne demek istiyor?

  1. Yakında bir inek var.
  2. Bu inanılmaz!
  3. Bu bir dinî tören.
Cevabı göster

Bu inanılmaz!

Oh man.

0:42

Aman Tanrım.

Yeah?

0:43

Öyle mi?

We got it.

0:44

Yakaldık.

Awesome.

0:45

Harika.

All right, so you have one of your entomology books here?

1:16

Pekala, böcekbilim kitaplarından biri yanında mı?

You know it. Ton ve niyet

1:19

Biliyorsun.

Ton ve niyet

You know it: kendinden emin bir evet

Kısa bir yanıt olarak You know it, “Evet, kesinlikle” veya “Elbette” anlamına gelir. Karşı tarafın az önce sorduğu ya da varsaydığı şeyi güvenli ve heyecanlı bir biçimde onaylar. Burada ifadenin tamamı tek bir yanıt olarak işlev görür. Temel amacı dinleyiciye bir bilgiyi zaten bildiğini söylemek değildir.

Alıştırma

Maya “Did you bring the team jerseys?” diye soruyor. Leo, “You know it.” diye yanıtlıyor. Leo ne demek istiyor?

  1. Nerede olduklarını zaten biliyorsun.
  2. Evet, kesinlikle.
  3. Onları getirmedim.
Cevabı göster

Evet, kesinlikle.

Which book is this?

1:21

Bu hangi kitap?

Borror and DeLong's intro to the study of insects.

1:22

Borror ve DeLong'un Böcek Araştırmalarına Giriş kitabı.

This is a classic entomology book.

1:25

Bu klasik bir böcekbilim kitabıdır.

So, with these guys the muscles are actually pulling directly on the base of the wing.

1:27

Yani, bu arkadaşlarda kaslar aslında doğrudan kanadın tabanını çekiyor.

So, it's a direct flight mechanism.

1:31

Yani, bu doğrudan bir uçuş mekanizmasıdır.

Um so, what's an indirect flight mechanism?

1:33

Hmm peki, dolaylı uçuş mekanizması nedir?

Indirect flight mechanism,

1:35

Dolaylı uçuş mekanizması,

it actually just pulls on the body wall of the thorax

1:37

aslında sadece göğüs kafesinin vücut duvarını çeker

and the collapse or expansion causes the wings to then move. Dilbilgisi

1:40

ve çökme veya genişleme kanatların hareket etmesine neden olur.

Dilbilgisi

“causes the wings to then move” ifadesinde cause + nesne + to + fiil

Burada causes bir sonucu bildirir: çökme veya genişleme, kanatların hareket etmesine yol açar. The wings, causes fiilinin nesnesidir; to then move ise kanatlara ne olduğunu anlatan mastar grubudur. Kalıp cause + nesne + to + fiilin yalın hâlidir. Then, mastar grubunun içinde yer alır ve hareketin sonraki sonuç olduğunu gösterir. Bu kalıpta cause, fiilden önce to gerektirir.

Alıştırma

Cümleyi cause fiilinin geniş zaman biçimi ve open mastarıyla tamamlayın: The pressure change ____ the valve ____.

Cevabı göster

causes · to open

So, we're going to go from the rainforest to a rainy day in my hometown. Anlatım akışı

1:44

Yani, yağmur ormanlarından memleketimdeki yağmurlu bir güne gideceğiz.

Anlatım akışı

Konu geçişi olarak go from X to Y

Bu cümlede go from the rainforest to a rainy day, sahnenin ve konunun değiştiğini bildirir. Burada asıl anlatılan bir yolculuk değildir; izleyiciye videonun bir örneği bırakıp sonrakini tanıttığını söyler. go from X to Y kalıbı, X ile eski konuyu ve Y ile yeni konuyu adlandırarak bilgiyi düzenleyebilir. Burada rainforest ve rainy sözcükleri rain sesini de tekrarlar; böylece geçiş akıcı ve eğlenceli olur.

Alıştırma

Bu sunum geçişini from ve to ile tamamlayın: Now let's go ____ the first idea ____ a real-life example.

Cevabı göster

from · to

Now, we have all different kinds of art projects here

1:47

Şimdi, burada her türlü sanat projesi var

and the one I really want to show you is the dragonfly project.

1:49

ve size gerçekten göstermek istediğim proje yusufçuk projesi.

What they've done is they've given metal dragonflies to all the different organizations in the town

1:52

Yaptıkları şey, kasabadaki tüm farklı kuruluşlara metal yusufçuklar vermek

and they let them paint them however they want. Dilbilgisi

1:55

ve onları istedikleri gibi boyamalarına izin vermektir.

Dilbilgisi

let them paint them: let + nesne + fiilin yalın hâli

Let + nesne + fiilin yalın hâli, “birinin veya bir şeyin bir eylemi yapmasına izin vermek” anlamına gelir. let them paint them ifadesinde ilk them kuruluşları, ikinci them ise metal yusufçukları belirtir. Let sözcüğünden sonra fiilin to almayan yalın hâli kullanılır: let them paint doğrudur; let them to paint denmez. Bu yapı, eyleme izin verildiğini veya seçimin diğer kişiye bırakıldığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi let + nesne + fiilin yalın hâli yapısını ve choose fiilini kullanarak tamamlayın: The teacher ____ Mia ____ a book.

Cevabı göster

lets · choose

Dilbilgisi

however they want: seçtikleri herhangi bir şekilde

Burada however, “hangi şekilde isterlerse” veya “istedikleri herhangi bir şekilde” anlamına gelir. Kuruluşların nesneleri nasıl boyayacaklarını özgürce seçebildiğini anlatır; “ancak” anlamına gelmez. İfadenin eksiksiz anlamı however they want to paint them şeklindedir. Bağlam eylemi açıkça gösterdiği için İngilizcede tekrar edilen bölüm söylenmez. however + özne + want/like yapısı, bir şeyi yapma biçimini özgürce seçmeyi ifade eder.

Alıştırma

“Seçtiğin herhangi bir şekilde” anlamına gelen tek bir sözcük kullanın: You can color the kite ____ you want.

Cevabı göster

however

What I think is cool about the dragonfly Dilbilgisi

1:57

Yusufçuk hakkında havalı olduğunu düşündüğüm şey,

is that the wing attaches to the body in a completely different way than most insects.

1:59

kanadın vücuda diğer çoğu böcekten tamamen farklı bir şekilde bağlanmasıdır.

Dilbilgisi

Yusufçuk hakkında harika bulduğum şey ... kanadın gövdeye bağlanma şekli

What I think is cool about the dragonfly is that ... yapısında, baştaki What yan cümlesi özne görevi görür ve değerlendirilen özelliği adlandırır. Buradaki What bir soru sormaz. What I think is cool about X is that Y kalıbı önce X'in dikkat çekici özelliğini öne çıkarır, sonra that cümlesiyle bu özelliğin neden havalı olduğunu açıklar. Bu cümlede değerlendirme nedeni, kanadın gövdeye alışılmadık biçimde bağlanmasıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir özelliği adlandırıp değerlendirmenin nedenini açıklamak için What I think is cool about X is that Y yapısını doğru kullanır?

  1. What I think is useful about a checklist is that it catches small mistakes early.
  2. What I think is useful about a checklist that it catches small mistakes early.
  3. What do I think is useful about a checklist is that it catches small mistakes early?
Cevabı göster

What I think is useful about a checklist is that it catches small mistakes early.

To explain this,

2:03

Bunu açıklamak için,

I've decided to become a dragonfly muscle.

2:04

bir yusufçuk kası olmaya karar verdim.

This is a wasp.

2:06

Bu bir yaban arısı.

To see how normal insects operate their wings,

2:07

Normal böceklerin kanatlarını nasıl hareket ettirdiğini görmek için,

we need to cut the thorax in half so Dilbilgisi

2:09

göğüs kafesini ikiye kesmemiz gerekiyor ki

we can see the muscles operating on the inside.

2:11

içeride çalışan kasları görebilelim.

Dilbilgisi

içeride çalışan kasları görebilmemiz için

so we can see the muscles operating on the inside yapısında so + özne + can + fiil, önceki eylemin amacını belirtir. Kasları görebilmek için göğüs kafesini kesmek planlanmış bir eylemdir. Buradaki so, yalnızca therefore anlamında bir sonuç bildirmez; in order that, yani bir amacı ifade eder. Bu yan cümle göğüs kafesinin neden kesilmesi gerektiğini açıklar.

Alıştırma

Cümleyi bir amaç yan cümlesiyle tamamla: We need to open the case ____ the battery。

Cevabı göster

so we can check

Uh it's uglier than I thought. Dilbilgisi

2:14

Uh düşündüğümden daha iğrenç.

Dilbilgisi

uglier than I thought: gerçek ile beklentinin karşılaştırılması

Bu cümlede uglier, ugly sıfatının karşılaştırma biçimidir. Burada iki nesne değil, gerçek görünüş ile konuşanın önceki beklentisi karşılaştırılır. Tekrar kullanılabilen karşılaştırma sıfatı + than I thought kalıbı, gerçek derecenin beklenenden daha yüksek olduğunu anlatır. Sıfat görünüşü, zorluğu, fiyatı veya bir deneyimi betimleyebilir.

Alıştırma

Testin beklenenden daha zor olduğunu söylemek için hard ve than I thought ifadelerini kullanın: The test was ____.

Cevabı göster

harder than I thought

Anyway, Anlatım akışı

2:15

Neyse,

Anlatım akışı

Ana konuya dönüş işareti olarak Anyway

Buradaki Anyway bir söylem işaretidir. Konuşanın kısa yan yorumunu kapatır ve ana açıklamanın devam etmek üzere olduğunu belirtir. Bilginin akışını düzenler; bu cümlede “herhangi bir şekilde” anlamına gelmez.

Alıştırma

Şu konuşmayı okuyun: “That joke was a little silly. Anyway, let's finish the plan.” Anyway neyi işaret ediyor?

  1. Yan yorumu bitirir ve plana geri döner.
  2. Dinleyiciden şakayı konuşmaya devam etmesini ister.
  3. Planın mümkün olan herhangi bir şekilde tamamlanabileceği anlamına gelir.
Cevabı göster

Yan yorumu bitirir ve plana geri döner.

the wings of most flying bugs use this method,

2:16

uçan böceklerin çoğunun kanatları bu yöntemi kullanır,

which is called indirect musculature. Kelime

2:19

buna dolaylı kas sistemi denir.

Kelime

Dolaylı kas sistemi

Dolaylı kas sistemi, kasların böceğin göğüs bölümünün şeklini değiştirerek kanatları hareket ettirdiği bir uçuş sistemidir. Kasların kanatları doğrudan çekmesi yerine, kuvvet göğüs bölümü üzerinden kanatlara ulaşır. Burada indirect, kuvvetin izlediği yolu anlatır. Zayıf, önemsiz veya verimsiz anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede indirect musculature ne anlama gelir?

  1. Kanatlar hiçbir kas kuvveti olmadan hareket eder.
  2. Kaslar kanatları daha az kuvvetle doğrudan çeker.
  3. Kaslar göğüs bölümünün şeklini değiştirir ve bu hareket kanatları çalıştırır.
Cevabı göster

Kaslar göğüs bölümünün şeklini değiştirir ve bu hareket kanatları çalıştırır.

The muscles pull on the body wall of the thorax instead of on the wing itself.

2:21

Kaslar kanadın kendisi yerine göğüs kafesinin vücut duvarını çeker.

The shell then pushes on the wing,

2:25

Daha sonra kabuk kanadı iter,

which seesaws on a pivot point and moves up and down. Kelime

2:26

bu da bir eksen noktası üzerinde tahterevalli gibi inip kalkar.

Kelime

Bir dayanak noktası üzerinde tahterevalli gibi hareket etmek

Seesaws burada bir fiildir. Kanadın sabit bir dayanak noktası çevresinde, oyun parkındaki bir tahterevalli gibi ileri geri eğilerek yukarı ve aşağı hareket etmesini canlandırır. Bir ismin fiil olarak bu şekilde kullanılması, tekrarlanan sallanma hareketini açıkça gösterir; burada oyun aracının kendisinden söz edilmez.

Alıştırma

Vurgulanan hareket ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The balanced bar ____ as one end rises and the other falls.

Cevabı göster

seesaws on a pivot point

The problem is muscles pull, Anlatım akışı

2:29

Sorun şu ki, kaslar çeker,

they don't push.

2:31

itmezler.

Anlatım akışı

The problem is ... ve pull, they don't push karşıtlığı

The problem is ... açıklamanın çözmesi gereken temel engeli baştan belirtir. Buradaki problem, kişisel bir yakınma değil, mekanizmayla ilgili bir güçlük veya soru demektir. Paralel muscles pull / they don't push yan cümleleri, olumlu-olumsuz bir karşıtlık kurarak engeli kısa biçimde özetler. Bu kalıp, karmaşık bir mekanizmayı açıklamanın devamında yanıtlanacak tek ve açık bir soruya dönüştürür.

Alıştırma

Hangi cümle temel bir engeli en açık biçimde sunup ardından olumlu-olumsuz bir karşıtlıkla netleştirir?

  1. The problem is that the fan moves air; it doesn't cool the room by itself.
  2. The fan moves air around the room, and the room feels cooler.
  3. I have a problem with the fan because its color is ugly.
Cevabı göster

The problem is that the fan moves air; it doesn't cool the room by itself.

So, how does the wing return?

2:32

Peki, kanat nasıl geri döner?

If you were to imagine that the thorax was shaped like a football, Dilbilgisi

2:34

Göğüs kafesinin bir Amerikan futbol topu şeklinde olduğunu hayal ederseniz,

the big muscles would be squishing the ball in on the middle.

2:36

büyük kaslar topu ortadan içe doğru sıkıştırıyor olacaktır.

Dilbilgisi

If you were to imagine that ... the big muscles would be squishing varsayım çerçevesi

If you were to imagine that ... dinleyiciyi varsayımsal bir modele veya düşünce deneyine davet eder. Were to, if yan cümlesinin parçasıdır ve durumun hayal edildiğini gösterir; geçmiş zamana gönderme yapmaz. The big muscles would be squishing, bu hayalî modelin içinde sürmekte olan bir hareketi anlatır. If + özne + were to + fiilin yalın hâli ... özne + would be + -ing yapısı, konuşanın bir benzetme kurup bu benzetmenin içinde neler oluyor olacağını açıklamasını sağlar.

Alıştırma

Düşünce deneyini would + be + -ing yapısıyla tamamlayın: If you were to imagine the tent as a balloon, the wind ____ pressing on every side.

Cevabı göster

would be

When you turn it on its side, Kalıp ifadeler

2:39

Yan çevirdiğinizde,

Kalıp ifadeler

turn it on its side: yan çevirmek

Turn it on its side, nesneyi yan yüzlerinden biri aşağı bakacak ve nesne yan duracak biçimde çevirmek demektir. Burada it, Amerikan futbolu topunu ifade eder. on its side sözleri hareketin yönünü tamamlar: burada bir cihazı açmaktan değil, nesnenin konumunu değiştirmekten söz edilir.

Alıştırma

Bir kutunun tabanı üzerinde değil, yan yüzü üzerinde durmasını istiyorsunuz. Ne söylemelisiniz?

  1. Turn it upside down.
  2. Turn it on its side.
  3. Turn it on.
Cevabı göster

Turn it on its side.

you can see that this little muscle runs the length of the football and pulls in longways from the inside. Kalıp ifadeler

2:40

bu küçük kasın futbol topunun uzunluğu boyunca uzandığını ve içeriden boylamasına çektiğini görebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

runs the length of the football: topun tüm uzunluğu boyunca uzanmak

Runs the length of, bir şeyin başka bir şey boyunca bir uçtan diğer uca uzanması demektir. Bu cümlede kas, Amerikan futbolu topunun tüm uzunluğu boyunca uzanır. Run, uzun ve dar bir şeyin nerede bulunduğunu veya nasıl uzandığını anlatabilir. Kasın hareket ettiği veya koştuğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“Bir uçtan diğer uca uzanır” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: A narrow hallway ____ the building.

Cevabı göster

runs the length of

This makes the middle bulge back out, Dilbilgisi

2:45

Bu, ortanın tekrar dışarı şişmesine neden olur,

Dilbilgisi

makes the middle bulge back out: make + nesne + fiilin yalın hâli

make + nesne + fiilin yalın hâli yapısında make, bir şeyin gerçekleşmesine neden olmak anlamına gelir. Burada makes fiilinin nesnesi the middle, bulge ise fiilin yalın hâlidir: hareket, orta kısmın şeklinin değişmesine neden olur. Back önceki şekle dönüşü, out ise dışa doğru yönü belirtir. Bu nedenle bulge back out yeniden dışa doğru kabarmak demektir; bir şeyden vazgeçmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bulge ve “yeniden” ile “dışa doğru” anlamlarını veren sözcüklerle tamamlayın: Pressing the sides makes the center ____.

Cevabı göster

bulge back out

which moves the wing down.

2:47

bu da kanadı aşağı doğru hareket ettirir.

Dragonflies, however, operate differently. Anlatım akışı

2:48

Ancak yusufçuklar farklı çalışır.

Anlatım akışı

however: cümle içine yerleştirilmiş karşıtlık belirteci

However, bütün ifadeyi önceki açıklamaya bağlar ve açık bir karşıtlık gösterir: yusufçuklar farklı bir şekilde çalışır. Özneden sonra kullanıldığında yeri değiştirilebilen bir cümle zarfıdır ve operate differently yapısının parçası değildir. Virgüller bunun cümle içine yerleştirilmiş bir bağlayıcı olduğunu gösterir; çıkarılsa da cümle dil bilgisi açısından tamamlanmış olur.

Alıştırma

Hangi seçenek however sözcüğünü cümle içine yerleştirilmiş bir karşıtlık belirteci olarak doğru kullanıyor?

  1. Most insects use an indirect mechanism. Dragonflies, however, use a different one.
  2. Most insects use an indirect mechanism. Although, dragonflies use a different one.
  3. Most insects use an indirect mechanism, dragonflies however use a different one.
Cevabı göster

Most insects use an indirect mechanism. Dragonflies, however, use a different one.

When we look inside a dragonfly,

2:50

Bir yusufçuğun içine baktığımızda,

we can see that they have what's called direct musculature. Kelime

2:52

doğrudan kas sistemi denilen şeye sahip olduklarını görebiliriz.

Kelime

direct musculature: kastan kanada doğrudan kuvvet yolu

direct musculature, uçuş kaslarının kanatlara doğrudan etki etmesi demektir. Kuvvet, önce vücudun hareketini ara basamak olarak kullanmadan kaslardan kanatlara aktarılır. Buradaki direct, kanat çırpma hızını değil, kuvvetin kastan kanada izlediği yolu anlatır. Bu ifade yusufçuğun uçuş kaslarının yapısına verilen biyolojik addır.

Alıştırma

Bu cümlede direct musculature içindeki direct ne anlama geliyor?

  1. Kanatlar diğer bütün böceklerinkinden daha hızlı hareket eder
  2. Kaslar kanatlara doğrudan etki eder
  3. Kanatları hareket ettirmek için önce vücudun hareket etmesi gerekir
Cevabı göster

Kaslar kanatlara doğrudan etki eder

Their muscles pull directly on the wings

2:55

Kasları doğrudan kanatları çeker

and are able to operate each wing independently in both directions.

2:57

ve her iki kanadı da her iki yönde bağımsız olarak çalıştırabilirler.

This is a big deal Deyimler

3:00

Bu büyük bir olay

Deyimler

This is a big deal: bir şeyin önemli olduğunu vurgulayan günlük ifade

This is a big deal ifadesindeki big deal, bir şeyin çok önemli, anlamlı veya etkileyici olduğunu belirten günlük bir deyimdir. Burada bir anlaşma ya da ticari işlem anlatılmaz; konuşan kişi bir değerlendirme yapar. This, az önce anlatılan yusufçuğun yeteneğine gönderme yapar. Bu yüzden konuşan kişi keşfin ne kadar anlamlı olduğunu coşkulu bir şekilde vurgular.

Alıştırma

Bu cümlede This is a big deal ne anlama geliyor?

  1. Bu çok önemli veya etkileyici
  2. Bu bir ticari anlaşma
  3. Bu büyük miktarda para
Cevabı göster

Bu çok önemli veya etkileyici

and this is why they completely dominate the insect flying world. Anlatım akışı

3:01

ve böcek uçuş dünyasına tamamen hükmetmelerinin nedeni de budur.

Anlatım akışı

this is why: önceki nedene dönüp sonucu tanıtmak

This is why, az önce açıklanan yeteneğe geri gönderme yapar ve sonraki yan cümleyi onun sonucu olarak sunar: bu yetenek, böceklerin uçuş dünyasındaki üstünlüklerini açıklar. Buradaki why, “... olmasının nedeni” anlamındadır; bu nedenle ifade doğrudan bir soru değil, bildirme cümlesidir. Önce bir olgu veya açıklama verip ardından bu olgunun desteklediği sonucu ya da değerlendirmeyi söylemek için this is why kullanabilirsin.

Alıştırma

Bir oyuncak, pili bittiği için açılmıyor. Hangi cümle önce bitmiş pili neden olarak sunup sonra sonucu this is why ile tanıtıyor?

  1. The battery is dead, and this is why the toy will not turn on.
  2. This is why the battery is dead: the toy will not turn on.
  3. The toy will not turn on, and this is why the battery is dead.
Cevabı göster

The battery is dead, and this is why the toy will not turn on.

If you look back at the high speed in those little cracks, Öbek fiiller

3:04

O küçük çatlaklardaki yüksek hızlı çekime dönüp bakarsanız,

you can see muscles wiggling and pulling directly on the wings.

3:07

kasların kıpır kıpır olduğunu ve kanatları doğrudan çektiğini görebilirsiniz.

Öbek fiiller

look back at: önceki materyali yeniden incelemek

Burada look back at, “yeniden bakmak veya incelemek” anlamındadır. Konuşan kişi, izleyiciden daha önceki yüksek hızlı görüntülere dönüp kanıtları dikkatle incelemesini ister. Bu cümlede high speed, high-speed footage ifadesinin gündelik ve kısaltılmış biçimidir. Bu ifade, fiziksel olarak arkaya dönüp bakmak anlamına gelmez. Yapı, look back at + belirli bir hedef şeklindedir. Bu hedef bir video, kayıt, metin parçası, olay veya karar olabilir.

Alıştırma

Grubun daha önceki bir grafiği yeniden incelemesini istiyorsun. En doğal cümle hangisidir?

  1. Let's look back on the first chart.
  2. Let's look behind the first chart.
  3. Let's look back at the first chart.
Cevabı göster

Let's look back at the first chart.

That's pretty awesome, huh?

3:10

Bu oldukça harika, değil mi?

So, they're saying many Odonata, which are dragonflies,

3:12

Yani, birçok Odonata'nın, yani yusufçukların,

the front and hind wings move independently.

3:15

ön ve arka kanatlarının bağımsız olarak hareket ettiğini söylüyorlar.

There is a phase difference in the movements of the two pairs. Kelime

3:17

İki çiftin hareketlerinde bir faz farkı var.

Kelime

iki çiftin hareketleri arasındaki faz farkı

phase difference ifadesi, tekrarlanan döngüler arasındaki zamanlama kaymasını anlatır. Burada iki kanat çifti, hareket döngüsünde aynı noktaya aynı anda ulaşmaz; hareketleri döngü içinde birbirinden faz kaymıştır. Bu teknik kullanımda phase, tekrarlanan bir döngüdeki konumu ifade eder; bir projenin ya da hayatın aşaması anlamına gelmez. İfade hız, büyüklük veya miktar farkını değil, zamanlama ilişkisini vurgular.

Alıştırma

Cümledeki phase difference neyi anlatıyor?

  1. İki tekrarlanan hareket zamanlama bakımından birbirinden kaymıştır.
  2. İki hareketin zamanlaması tamamen aynıdır.
  3. İki çift bir projenin farklı aşamalarındadır.
Cevabı göster

İki tekrarlanan hareket zamanlama bakımından birbirinden kaymıştır.

That is, when one pair is moving up, Notlar

3:20

Yani, bir çift yukarı hareket ederken,

the other pair is moving down.

3:22

diğer çift aşağı hareket ediyor.

Anlatım akışı

That is, ile açıklama ve yeniden ifade

That is, önce söylenen fikri daha açık biçimde yeniden ifade etmek için kullanılan bir söylem belirtecidir. in other words ifadesine yakındır ve ardından gelen sözlerin önceki açıklamayı netleştirdiğini gösterir. Burada teknik phase difference ifadesini, iki çiftin zıt yönlerde hareket ettiğini anlatan somut bir açıklamaya dönüştürür. Virgül, açıklama işlevini gösterir; bu, normal özne ve fiil dizisi olan that is değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede That is, normal özne-fiil yapısı olarak değil, açıklama belirteci olarak kullanılmıştır?

  1. The timer uses a visual signal. That is the blue button.
  2. The timer uses a visual signal. That means the blue button starts it.
  3. The timer uses a visual signal. That is, the blue button starts it.
Cevabı göster

The timer uses a visual signal. That is, the blue button starts it.

Dilbilgisi

when one pair ..., the other pair ...: bir çift ve diğer çift

when one ..., the other ... yapısı iki hareketi birbirine bağlar ve doğrudan karşılaştırır. Burada bir çiftin yukarı hareketi, ikinci çiftin aşağı hareketiyle aynı anda gerçekleşir. Tam olarak iki çift bulunduğu için the other pair, geriye kalan çifti ifade eder. Bu yapı, bağlantılı iki grubun farklı veya dönüşümlü hareketlerini anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir makinenin tam olarak iki kolu vardır ve bu kollar aynı anda zıt yönlerde hareket eder. En uygun cümle hangisidir?

  1. When one arm moves left, the other arm moves right.
  2. When one arm moves left, another arm moves right.
  3. When one arm moves left, the other arms move right.
Cevabı göster

When one arm moves left, the other arm moves right.

Okay, Dr. Jim Usherwood in the UK and his colleagues discovered that

3:24

Tamam, İngiltere'deki Dr. Jim Usherwood ve meslektaşları

because dragonflies have two sets of wings,

3:28

yusufçukların iki çift kanadı olduğu için,

for the most part they're inefficient, Kalıp ifadeler

3:30

çoğunlukla verimsiz olduklarını,

more inefficient than just normal insect flight with two wings.

3:31

sadece iki kanatlı normal bir böcek uçuşundan daha verimsiz olduklarını keşfettiler.

Kalıp ifadeler

for the most part: genel olarak, ancak istisnalarla

For the most part, genel olarak veya çoğu durumda anlamına gelir. Geniş kapsamlı bir ifadeyi yumuşatarak bunun istisnasız doğru olduğu izlenimini önler. Burada, yusufçuk uçuşunun verimsiz olduğu iddiasını sınırlar. Konuşan kişi bunu olağan durum olarak sunarken, bazı özel kanat hareketlerinin daha verimli olabileceğine de yer bırakır.

Alıştırma

“Genel olarak, ama her zaman değil” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyi kullanın: ____, the buses arrive on time, but snow can cause delays.

Cevabı göster

For the most part

They made a robot with two pairs of wings

3:34

İki çift kanatlı bir robot yaptılar

and they would vary the timing between the two Dilbilgisi

3:36

ve ikisi arasındaki zamanlamayı değiştirdiler

Dilbilgisi

Geçmişte tekrarlanan bir eylem için would vary

Burada would + fiilin yalın hâli, araştırmacıların geçmişteki bir deney sırasında tekrarladığı bir eylemi anlatır. Zamanlamayı tekrar tekrar değiştirdiler; bu cümlede would bir koşul veya isteklilik ifade etmez. Bu kullanım, geçmiş zaman bağlamı kurulduktan sonra doğaldır. Bir rutini veya tekrarlanan adımı anlatmaya yardımcı olur. Simple past ise tekrar başka bir şekilde belirtilmediğinde genellikle tamamlanmış tek bir eylem sunar.

Alıştırma

“During the study, the researchers would adjust the settings before every test.” cümlesindeki “would adjust” ne anlama gelir?

  1. Ayarları değiştirmeye istekliydiler.
  2. Ayarları yalnızca bir koşul sağlanırsa değiştireceklerdi.
  3. Ayarları geçmişteki bir rutinin parçası olarak tekrar tekrar değiştiriyorlardı.
Cevabı göster

Ayarları geçmişteki bir rutinin parçası olarak tekrar tekrar değiştiriyorlardı.

and they found that at a certain timing

3:38

ve belirli bir zamanlamada

they could get 20% more efficiency than they could with just two wings. Dilbilgisi

3:40

sadece iki kanatla elde edebileceklerinden %20 daha fazla verimlilik elde edebileceklerini buldular.

Dilbilgisi

20% more efficiency than...: karşılaştırma değerinden %20 daha fazla verim

Miktar + more + isim + than + karşılaştırma ölçütü yapısı, ölçülen artışı bildirir ve neyle karşılaştırıldığını belirtir. Burada 20% more efficiency, yalnızca iki kanatla ulaşılan verim düzeyinden %20 daha yüksek bir verim düzeyi demektir. they could with just two wings yan cümlesinde tekrarlanan get fiili düşürülmüştür; anlamı than they could get with just two wings şeklindedir. %20, karşılaştırma ölçütüne göre oransal bir artıştır; tek başına 20 yüzde puanlık fark anlamına gelmez.

Alıştırma

“A new motor produces 20% more power than the old motor.” Eski motor 100 watt güç üretiyor. Bu karşılaştırma ne anlama gelir?

  1. Yeni motor 20 watt güç üretir.
  2. Yeni motor 80 watt güç üretir.
  3. Yeni motor 120 watt güç üretir.
Cevabı göster

Yeni motor 120 watt güç üretir.

Dragonfly wings have something on them called the pterostigma, Kelime

3:43

Yusufçuk kanatlarında pterostigma denen bir şey vardır,

which is Latin for wing mark.

3:46

bu Latince'de kanat işareti anlamına gelir.

Kelime

pterostigma: kanattaki koyu hücre

Burada pterostigma, bazı böceklerin kanatlarının ön kenarına yakın bulunan koyu renkli, kalınlaşmış ve nispeten ağır bir hücre ya da bölgenin adıdır. Kanadın kendi yapısının bir parçasıdır; leke veya hastalık değildir. Cümle, bu adı “kanat işareti” olarak açıklar. Bu ipucu, terimin neyi adlandırdığını hatırlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Yukarıda açıklanan teknik terimle İngilizce cümleyi tamamlayın: The dark, relatively heavy cell near the front edge of a dragonfly wing is the ____.

Cevabı göster

pterostigma

You may have seen them before.

3:47

Onları daha önce görmüş olabilirsiniz.

This is a dark cell on the leading edge of the wing Kelime

3:48

Bu, kanadın hücum kenarında bulunan karanlık bir hücredir

that's heavier than the rest of the wing.

3:51

ve kanadın geri kalanından daha ağırdır.

Kelime

leading edge of the wing: havayla ilk buluşan hücum kenarı

Bir kanadın leading edge bölümü, ön sınırıdır; yani kanat hareket ederken karşıdan gelen havayla ilk buluşan kısımdır. Burada leading, hareket ve hava akışına göre konumu anlatır. Bu kenarın daha iyi veya daha yüksek sıralı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Yukarıda açıklanan iki sözcüklü teknik terimle İngilizce cümleyi tamamlayın: The front boundary of a moving wing is the ____.

Cevabı göster

leading edge

At a certain velocity,

3:53

Belirli bir hızda,

thin wings begin to automatically vibrate,

3:54

ince kanatlar otomatik olarak titreşmeye başlar,

which makes it impossible to glide quickly. Dilbilgisi

3:55

bu da hızlı bir şekilde süzülmeyi imkansız hale getirir.

Dilbilgisi

make it impossible to glide quickly: make it + sıfat + to do kalıbı

Burada which, ince kanatların titreşmeye başlaması olayının tamamına gönderme yapar. Makes “neden olur” anlamındadır; yani bu olay hızlıca süzülmeyi imkânsız hâle getirir. make it impossible to glide quickly ifadesinde it, belirli bir şeyi göstermeyen yer tutucu bir nesnedir. İmkânsız olduğu söylenen asıl eylem to glide quickly eylemidir. Aktarılabilir kalıp make it + sıfat + to do şeklindedir: bir şey, bir eylemi kolay, zor, mümkün veya imkânsız hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi make it impossible to do kalıbının geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The thick fog ____ see the road.

Cevabı göster

makes it impossible to

With the added weight at this particular spot on the wing, Dilbilgisi

3:57

Kanattaki bu belirli noktadaki ekstra ağırlık sayesinde,

these vibrations don't start till a much higher air speed,

4:00

bu titreşimler çok daha yüksek bir hava hızına kadar başlamaz,

which means dragonflies can now move much faster. Anlatım akışı

4:03

bu da yusufçukların artık çok daha hızlı hareket edebileceği anlamına gelir.

Dilbilgisi

With the added weight at this particular spot on the wing: cümle başında verilen koşul

Cümle başındaki with öbeği, ana cümledeki sonucun arkasındaki durumu verir. Ek ağırlık kanadın belirli bir noktasındadır; bu koşulda titreşimler ancak daha yüksek bir hava hızında başlar. Burada with esas olarak “birlikte” anlamına gelmez. Aktarılabilir yapı With + isim öbeği + ek bilgi, ana cümle şeklindedir. Önce bir neden, koşul ya da çevresel durum kurulup sonra ne olduğu söylenir.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: With the windows closed, the room became warm. Cümle başındaki with öbeği ne yapar?

  1. Oda ile pencerelerin birlikte yolculuk ettiğini söyler.
  2. Pencereleri kapatan kişiyi belirtir.
  3. Odanın neden ısındığını açıklamaya yardımcı olan bir durum verir.
Cevabı göster

Odanın neden ısındığını açıklamaya yardımcı olan bir durum verir.

Anlatım akışı

which means: bir ifadenin tamamını sonuca bağlamak

Bu cümlede which means, önceki sonucun tamamına gönderme yapar: kanattaki titreşimler ancak çok daha yüksek bir hava hızında başlar. Buradaki which yalnızca air speed ifadesini göstermez. Bu ifade, sonucu onun doğurduğu sonuca veya önemine dönüştürür: kanat daha yüksek hızlarda dengeli kaldığı için yusufçuklar daha hızlı hareket edebilir. Kalıp şöyledir: tam bir ifade, which means + sonuç.

Alıştırma

Cümleyi, sonuç bildiren ve bu derste öğrendiğiniz iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The path is covered in ice, ____ we must walk carefully.

Cevabı göster

which means

Turns out it's a complex aerodynamic structure built right into the design of the wing to help them glide. Notlar

4:05

Görünüşe göre bu, süzülmelerine yardımcı olmak için doğrudan kanadın tasarımına yerleştirilmiş karmaşık bir aerodinamik yapı.

Anlatım akışı

Turns out: keşfedilen gerçeği açıklamak

Turns out, It turns out that yapısının konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Burada daha yakından bakınca keşfedilen bir gerçeği açıklar: bu işaret aslında kanadın aerodinamik tasarımının bir parçasıdır. Gerçek sonuç daha önce bilinmiyorsa, belirsizse veya biraz şaşırtıcıysa Turns out + yan cümle kullanılır. Bu ifade, birinin ya da bir şeyin gerçekten dönüp dışarı çıktığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi 'It turns out that' yapısının iki kelimelik kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: ____ our tickets were in the other pocket.

Cevabı göster

Turns out

Kalıp ifadeler

built right into the design of the wing: kanat tasarımına doğrudan yerleştirilmiş

Be built into something, bir şeyin sonradan ayrı bir parça olarak eklenmesi değil, bütünün ayrılmaz bir parçası olarak yapılması demektir. Burada yapı, kanat tasarımının doğrudan bir parçasıdır. Right vurgu katar; burada “doğrudan” veya “tamamen” anlamındadır. “Doğru biçimde” ya da sağ taraf anlamına gelmez.

Alıştırma

Sensörün tasarımın ayrılmaz bir parçası olduğunu göstermek için cümleyi vurgulanan yapıyla tamamlayın: The safety sensor is ____ the helmet's design.

Cevabı göster

built right into

Every time I see a dragonfly, Dilbilgisi

4:10

Ne zaman bir yusufçuk görsem,

I always try to spot that spot.

4:12

hep o beneği bulmaya çalışırım.

Dilbilgisi

Tekrarlanan bir alışkanlık için Every time ... always

Every time + yan cümle, ilk olayın her gerçekleşmesinde ortaya çıkan tekrarlı bir tetikleyici sunar. Düzenli bir örüntüyü anlatmak için geniş zaman kullanılır. Ana cümledeki always, tepkinin ne kadar tutarlı olduğunu vurgular. Every time zaten “her seferinde” anlamını verdiği için always zorunlu değildir; yalnızca vurgu katar.

Alıştırma

Her gerçekleşmenin çok düzenli bir alışkanlığı tetiklediğini en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. The next time I pass the bakery, I will look at the cakes in the window.
  2. Every time I pass the bakery, I always look at the cakes in the window.
  3. I sometimes pass the bakery, but I never look at the cakes in the window.
Cevabı göster

Every time I pass the bakery, I always look at the cakes in the window.

Wait a second.

4:14

Bir saniye bekle.

Have you ever seen a dragonfly glide? Dilbilgisi

4:15

Hiç süzülen bir yusufçuk gördün mü?

Dilbilgisi

Deneyim sormak için Have you ever seen ...?

Have you ever + fiilin üçüncü hâli, bir şeyin şu ana kadar herhangi bir zamanda en az bir kez olup olmadığını sorar. Burada seen, see fiilinin üçüncü hâlidir; ever ise “hiç, herhangi bir zamanda” anlamını verir. Bu soru olayın ne zaman olduğunu değil, karşımızdaki kişinin bu deneyimi yaşayıp yaşamadığını sorar. Cevap evetse ardından simple past ile “When did you see one?” diye sorulabilir.

Alıştırma

Soruyu, see fiilinin yaşam deneyimi soran biçimiyle tamamla: ____ a shooting star?

Cevabı göster

Have you ever seen

Okay, in this last video,

4:17

Tamam, bu son videoda,

you can see that we're in a canoe and we have a Phantom Miro high speed camera

4:18

bir kanoda olduğumuzu ve bir Phantom Miro yüksek hızlı kameramız olduğunu görebilirsiniz

and we're trying to capture these dragonflies as they lift up off the grass. Öbek fiiller

4:21

ve çimlerden havalanırken bu yusufçukları yakalamaya çalışıyoruz.

Öbek fiiller

lift up off the grass: yukarı çıkıp yüzeyden ayrılmak

they lift up off the grass ifadesinde yusufçuklar yukarı doğru hareket eder ve çimlerden ayrılır. lift up yukarı yönü, off the grass ise uzaklaşılan yüzeyi gösterir. Bu yapı, bir şeyin bir yüzeyden yükselmesini anlatabilir: özne + lift up off + yüzey. Burada lift geçişsizdir: yusufçuklar kendileri hareket eder; onları bir başkası kaldırmaz.

Alıştırma

Bir yüzeyden yukarı doğru uzaklaşmayı göstermek için lift fiilini up ve off ile kullan: The tiny helicopter began to ____ the landing pad.

Cevabı göster

lift up off

Now, the cool thing about it is

4:24

Şimdi, buradaki havalı şey şu:

you can see that he uses his wings to hover,

4:25

havada asılı kalmak için kanatlarını kullandığını görebilirsiniz,

but he also uses them as a way of gliding. Kalıp ifadeler

4:28

ama aynı zamanda onları süzülme aracı olarak da kullanıyor.

Kalıp ifadeler

uses them as a way of gliding: use ... as a way of doing kalıbı

Bu cümlede them, kanatları ifade eder. use something as a way of doing, “bir şeyi bir eylemi gerçekleştirmenin yöntemi olarak kullanmak” anlamına gelir. Kanatlar yalnızca havada asılı kalmaya yaramaz; böceğin süzülmesine de yardımcı olur. Kalıp use + nesne + as a way of + -ing biçimidir. Burada as, nesnenin işlevini gösterir; gliding ise onun aracılığıyla gerçekleştirilen eylemi adlandırır.

Alıştırma

Resimli kartları bir yöntem olarak sunan hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: We use picture cards ____ learning new words.

Cevabı göster

as a way of

It's incredible

4:30

Bu inanılmaz

because you can see him feather the front wing Kelime

4:30

çünkü ön kanadın açısını ayarladığını

and allow it to glide the air over the second wing.

4:32

ve havanın ikinci kanat üzerinden kayarak süzülmesini sağladığını görebilirsiniz.

Kelime

feather the front wing: teknik fiil feather

Burada feather teknik bir fiildir. To feather a wing, hava akışını ve direnci kontrol etmek için kanadın hareket eden havaya göre açısını değiştirmek anlamına gelir. Bu cümlede yusufçuk, havanın ikinci kanadın üzerinden geçebilmesi için ön kanadı ayarlar. Bu fiil bir açı ayarlamasını anlatır; kanada tüy eklemek veya yalnızca hafifçe dokunmak anlamına gelmez.

Alıştırma

"The pilot feathered the propeller blades," cümlesinde pilot ne yaptı?

  1. Onları hızla yukarı ve aşağı hareket ettirdi.
  2. Onları tüylerle kapladı.
  3. Hava akışını kontrol edip direnci azaltmak için açılarını ayarladı.
Cevabı göster

Hava akışını kontrol edip direnci azaltmak için açılarını ayarladı.

I've never seen anything like this.

4:35

Daha önce hiç böyle bir şey görmemiştim.

Check it out. Öbek fiiller

4:36

Şuna bir bak.

Öbek fiiller

Check it out: birini bakmaya çağırmak

Bu cümlede Check it out., “Şuna bak” veya “Bu ilginç şeye dikkat et” demenin gündelik bir yoludur. Dinleyenin dikkatini konuşanın göstermek istediği şeye yöneltir. Burada check out, otelden ayrılmak anlamına gelmez. Nesne it zamiri olduğunda doğal sıralama check it out şeklindedir; check out it denmez.

Alıştırma

Birini gündelik biçimde bakmaya çağıran ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: I made a paper airplane that loops. ____!

Cevabı göster

Check it out

So, I hope you learned something along with us about dragonfly flight.

5:07

Yani, umarım yusufçuk uçuşu hakkında bizimle birlikte bir şeyler öğrenmişsinizdir.

If you've liked us, subscribe to Smarter Every Day.

5:09

Eğer bizi sevdiyseniz, Smarter Every Day'e abone olun.

please quick click the flying dragonfly here

5:11

lütfen çocuklarımın sizin için hareket ettirdiği buradaki uçan yusufçuğa hızlıca tıklayın

that my kids are propelling for you and uh you'll subscribe.

5:14

ve uh abone olacaksınız.

I'm Destin.

5:17

Ben Destin.

You're getting smarter every day.

5:18

Her geçen gün daha da akıllanıyorsunuz.

Have a good one. Deyimler

5:19

İyi günler.

Deyimler

Have a good one: arkadaşça ve gündelik bir veda

Have a good one. arkadaşça ve gündelik bir vedalaşma sözüdür. Karşıdaki kişiye günün, akşamın, yolculuğun veya sonraki zamanın geri kalanını güzel geçirmesini diler. Bu vedalaşmada one belirli bir nesnenin adı değildir. Genel bir yer tutucu olarak kullanılır; böylece konuşanın hangi zaman dilimini kastettiğini tam olarak söylemesi gerekmez.

Alıştırma

Kasiyerin gündelik vedasını dersteki ifadeyle tamamlayın: Thanks for coming in. ____!

Cevabı göster

Have a good one

What happened to your tooth?

5:21

Dişine ne oldu?

Dad yanked it out and bought it for $10 Öbek fiiller

5:24

Babam onu çekti ve 10 dolara satın aldı

Öbek fiiller

“yanked it out”: ani ve güçlü biçimde çekip çıkarmak

Bu cümlede “yanked it out”, dişi ani ve güçlü tek bir hareketle çekip çıkarmak anlamına gelir. “It” sözcüğü dişi ifade eder. Kalıp yank + nesne + out biçimindedir. Nesne bir zamirse fiille out arasına gelir: yank it out denir, yank out it denmez. Yank fiili, nötr pull fiiline göre hareketi daha sert ve güçlü gösterir.

Alıştırma

Cümleyi yank ... out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The plug was stuck, so Leo ____ it ____ with one hard jerk.

Cevabı göster

yanked · out

and made me shake for it back.

5:26

ve geri almak için benimle el sıkıştı.

Don't tell him what I paid for it.

5:27

Ona ne kadar ödediğimi söyleme.

Stop.

5:30

Dur.

Stop.

5:32

Dur.

Okay, in this last

5:34

Tamam, bu son

There's a train.

5:35

Bir tren var.

It's loud everywhere here.

5:36

Burası her yerde çok gürültülü.

Okay, in this last video,

5:38

Tamam, bu son videoda,

we've got the Miro high speed camera in the canoe

5:39

kanoda Miro yüksek hızlı kameramız var

and we're looking at a dragonfly

5:41

ve bir yusufçuğa bakıyoruz

and we get to see it lift up off a piece of grass.

5:42

ve bir çimen parçasından havalandığını görebiliyoruz.

Dripping snot.

5:46

Sümüğü akıyor.

Man, waiting on dragonflies is kind of boring. Notlar

5:48

Dostum, yusufçukları beklemek biraz sıkıcı.

Kelime

“waiting on dragonflies”: bölgesel “wait for” kullanımı

Burada “waiting on dragonflies”, yusufçukların hareket etmesini veya ortaya çıkmasını beklemek anlamına gelir. Onlara hizmet etmek anlamına gelmez. Amerika Birleşik Devletleri’nin bazı bölgelerindeki gündelik konuşmada wait on, wait for anlamına gelebilir. on sonrasındaki isim öbeği; gelişi veya hareketi beklenen kişiyi, şeyi ya da olayı belirtir. Wait for daha yaygın biçimde anlaşılan seçenektir.

Alıştırma

Örnekte waiting on dragonflies ne anlama geliyor?

  1. Yusufçuklara müşteriymiş gibi hizmet ediyorlar.
  2. Yusufçukların hareket etmesini veya ortaya çıkmasını bekliyorlar.
  3. Yusufçukların üstünde oturuyorlar.
Cevabı göster

Yusufçukların hareket etmesini veya ortaya çıkmasını bekliyorlar.

Ton ve niyet

kind of + sıfat: kind of boring

kind of boring ifadesinde kind of, 'biraz' ya da 'birazcık' anlamına gelir. boring sıfatından önce gelerek olumsuz değerlendirmenin gücünü azaltır; böylece cümle kesin bir yargıdan çok hafif ve gündelik bir yakınma gibi duyulur.

Alıştırma

Hangi cümle güçlü bir yargı yerine hafif ve gündelik bir olumsuz görüş bildirir?

  1. The room is a kind of office.
  2. The room is kind of messy.
  3. The room is very messy.
Cevabı göster

The room is kind of messy.

You need to get

5:51

Alman gerekiyor