Beyin için dans etmek ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
893 kelime 158 kel/dk

Video özeti: Neil ve Beth, dans etmenin stresi azaltmaya, ruh hâlini iyileştirmeye ve yaşamın her döneminde beyin işlevlerini desteklemeye nasıl yardımcı olabileceğini ele alıyor. Ayrıca dans konusunda kararsız olanların müzikle hareket etmeye başlaması için basit bir yöntem sunuyorlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. it's been proved that — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Present perfect edilgen yapıdaki bu aktarım kalıbının, araştırma veya kanıtlarla önceden desteklenmiş bir sonucu sunduğunu anlayın. Araştırmayı yapan kişileri belirtmeden bilim, sağlık ya da haber konularında kanıta dayalı bir bilgiyi ifade etmek için kullanabilirsiniz. 2. avoid the dance floor at all costs. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: at all costs ifadesinin gerçek bir para maliyetini değil, ne olursa olsun bir şeyden kaçınmayı vurguladığını fark edin. Bu ifadeyi çok güçlü bir kararlılığı ya da yoğun bir isteksizliği anlatmak için kullanabilirsiniz. 3. a little bit on the fence about whether they want to dance? — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: on the fence about whether ifadesinin, bir şeyi yapıp yapmama konusunda henüz karar verememiş olmayı anlattığını kavrayın. Karar öncesindeki tereddüdü veya beklemede kalma tutumunu nazikçe belirtmek için kullanabilirsiniz.

Bu derste

Six Minute English

0:01

Six Minute English

from bbclearningenglish.com.

0:02

bbclearningenglish.com'dan.

Hello, this is Six Minute English

0:07

Merhaba, bu Six Minute English

from BBC Learning English.

0:09

BBC Learning English'ten.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Beth.

0:12

Ve ben Beth.

Do you love to boogie on down, Deyimler

0:13

Müzikle coşmayı,

Deyimler

boogie on down: “dans etmek” demenin eğlenceli bir yolu

Boogie on down, müzik eşliğinde özgürce ve enerjik biçimde dans etmek demektir. Eğlenceli ve günlük bir ifadedir; aşağı doğru hareket etmeyi anlatmaz. Burada on down, boogie sözcüğüne ritim, vurgu ve argo bir hava katar. on ile down sözcüklerini ayrı ayrı çevirmek yerine tüm ifadeyi tek bir kalıp olarak öğrenin.

Alıştırma

“Do you love to boogie on down?” cümlesinde boogie on down ne anlama gelir?

  1. sessizce oturup müzik dinlemek
  2. daha alt bir kata yürümek
  3. müzik eşliğinde özgürce ve enerjik biçimde dans etmek
Cevabı göster

müzik eşliğinde özgürce ve enerjik biçimde dans etmek

strut your stuff and throw shapes, Deyimler

0:15

figürlerini sergilemeyi ve havalı pozlar vermeyi sever misin,

Deyimler

strut your stuff: becerilerini özgüvenle sergilemek

Strut your stuff, yeteneğini, tarzını veya özgüvenini gururla göstermek demektir. Bu dans bağlamında cesurca performans sergilemek ve hareketlerini insanlara göstermek anlamına gelir. Burada stuff “eşyalar” anlamına gelmez; bir kişinin yapabildiklerini veya sergileyebileceği özellikleri genel olarak anlatır. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: I strut my stuff, she struts her stuff ve they strut their stuff.

Alıştırma

Bu dersteki deyimi kullanarak cümleyi tamamlayın ve iyelik sözcüğünü Leo ile eşleştirin: At the school talent show, Leo walked onstage, ready to ____.

Cevabı göster

strut his stuff

Deyimler

throw shapes: dans etmek için kullanılan Britanya İngilizcesi deyimi

Throw shapes, özellikle vücudu canlı ve ifadeli hareketlerle oynatmak anlamına gelen, dans etmek için kullanılan Britanya İngilizcesine özgü günlük bir deyimdir. Buradaki shapes, bedenin aldığı pozları anlatır; throw gerçek nesneleri fırlatmak anlamına gelmez. Bu cümlede strut your stuff ile birlikte kullanılarak kişinin kendini göstermesi ve dans etmesi eğlenceli, şakacı bir biçimde teşvik edilir. İfade, resmî bir dans tekniğini değil, enerjik ve eğlenceli bir dans tarzını anlatır.

Alıştırma

“Everyone was throwing shapes at the party.” cümlesinde throw shapes ne anlama gelir?

  1. Canlı ve ifadeli hareketlerle dans ediyorlar.
  2. Alışılmadık şekilli nesneleri fırlatıyorlar.
  3. Bir masanın üzerine şekiller diziyorlar.
Cevabı göster

Canlı ve ifadeli hareketlerle dans ediyorlar.

Beth?

0:17

Beth?

What I mean is, Anlatım akışı

0:18

Demek istediğim,

do you like dancing?

0:19

dans etmeyi sever misin?

Anlatım akışı

What I mean is, ...: daha açık bir yeniden ifadeyi başlatmak

What I mean is, az önce söylenen bir şeyi daha açık bir şekilde ifade etmeye yarar. Ardından gelen sözlerin önceki mesajı açıklayacağını veya anlamını daraltacağını bildirir; kelimesi kelimesine bir anlamdan söz etmek değildir. Burada konuşan kişi, dansla ilgili birkaç eğlenceli ifadeyi do you like dancing? şeklindeki basit soruyla değiştirir. Bu kalıp konuşmayı düzenler ve sonraki sorunun asıl, daha açık mesaj olduğunu gösterir.

Alıştırma

“The instructions sound complicated. What I mean is, press the green button once” cümlesinde konuşan kişi What I mean is ile ne yapıyor?

  1. Konuşan kişi herhangi bir talimat vermeyi reddediyor.
  2. Konuşan kişi ilgisiz bir hikâyeye başlıyor.
  3. Konuşan kişi önceki ifadeyi daha basit bir biçimde açıklıyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi önceki ifadeyi daha basit bir biçimde açıklıyor.

Yes, I love to dance.

0:20

Evet, dans etmeye bayılırım.

Just listening to the music

0:23

Sadece müziği dinlemek

and letting it move my body. Kalıp ifadeler

0:24

ve vücudumu hareket ettirmesine izin vermek.

Kalıp ifadeler

letting it move my body: müziğin harekete yön vermesine izin vermek

letting it move my body ifadesindeki it, daha önce geçen the music ifadesine gönderme yapar. Konuşan kişi müziğe resmî bir izin vermiyor; gevşeyip müziğin hareketlerine yön vermesine izin veriyor. Yapı let + nesne + fiilin yalın hâlidir: let + it + move. let sonrasında move kullanılır; to move veya moving kullanılmaz. Bu yapı, bir güce, duyguya veya etkiye karşı koymamayı da anlatabilir.

Alıştırma

move fiilini doğru biçimde ve let + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: I relaxed and let the rhythm ____ my feet.

Cevabı göster

move

What about you, Neil?

0:26

Peki ya sen, Neil?

Do you often hit the dance floor? Deyimler

0:27

Sık sık dans pistine çıkar mısın?

Deyimler

hit the dance floor: dans pistine çıkıp dans etmeye başlamak

Hit the dance floor, dans edilen alana gidip dans etmeye başlamak anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki hit, yere vurmak anlamına gelmez. İfade canlı ve hemen harekete geçilen bir durumu anlatır: Bir kişi genellikle parti, düğün veya gece kulübünde dans edenlere katılır. Gerçek bir dans pistine çıkmayı ya da böyle bir sosyal ortamda dans etmeye başlamayı anlatabilir.

Alıştırma

Dans edilen alana gidip dans etmeye başlamak anlamındaki deyimle daveti tamamlayın: The DJ is playing our favorite song, so let's ____.

Cevabı göster

hit the dance floor

Sometimes, but I'm not a great dancer.

0:30

Bazen, ama harika bir dansçı değilim.

To be honest, I get a bit embarrassed. Notlar

0:32

Dürüst olmak gerekirse, biraz utanıyorum.

Ton ve niyet

To be honest: açık sözlü bir açıklamayı belirtmek

To be honest, açık bir itirafın ya da samimi bir kişisel görüşün geleceğini dinleyiciye bildirir. Özellikle söylenmesi zor olan veya dinleyicinin beklemediği bir içerikten önce kullanılır. Bu tür ifadelere söylem belirteci denir. Bu cümlede konuşanın itirafını çerçeveler; asıl bilgi I get a bit embarrassed kısmıdır. Ardından gelen sözlerin ani bir konu değişikliği değil, içten bir açıklama olarak anlaşılmasını sağlar.

Alıştırma

Bu cümlenin başındaki To be honest ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Konuyu gündelik biçimde değiştirmek
  2. Açık sözlü bir kişisel görüşü sunmak
  3. Bir sıralamadaki ilk adımı göstermek
Cevabı göster

Açık sözlü bir kişisel görüşü sunmak

Kalıp ifadeler

get a bit embarrassed: biraz mahcup hissetmeye başlamak

get + sıfat yapısı, bir kişinin veya şeyin yeni bir duruma geçtiğini gösterir. Burada get a bit embarrassed, bir durumun konuşanın biraz mahcup veya huzursuz hissetmeye başlamasına yol açtığını anlatır; I am embarrassed ise daha çok mevcut durumun kendisine odaklanır. A bit, “biraz” anlamına gelir. Embarrassed kelimesinin şiddetini azaltır ve itirafı daha yumuşak hâle getirir.

Alıştırma

Hangi cümle, herkes baktığında konuşanın biraz mahcup hissetmeye başladığı anlamına gelir?

  1. I get a bit embarrassed when everyone looks at me.
  2. I get a bit embarrassing when everyone looks at me.
  3. I get a bit embarrassment when everyone looks at me.
Cevabı göster

I get a bit embarrassed when everyone looks at me.

But maybe I shouldn't because it's been proved that dancing has many physical and mental health benefits, Notlar

0:35

Ama belki de utanmamalıyım çünkü dans etmenin birçok fiziksel ve zihinsel sağlık yararı olduğu kanıtlandı,

Dilbilgisi

it's been proved that: Kanıtla desteklenen bir sonucu aktarmak

it's been proved that yapısında it's, it has anlamına gelir. Bu nedenle it's been proved, it has been proved biçimindeki edilgen present perfect yapısıdır. Bu yapı, ardından gelen sonucun kanıtlarla zaten ortaya konduğunu bildirir. It burada belirli bir şeyi göstermeyen biçimsel öznedir. Asıl içerik that yan cümlesinde bulunur. Edilgen yapı, sonucu kimin veya hangi çalışmaların kanıtladığından çok sonucun kendisine odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi kanıta dayalı bir sonucu aktaran hedef ifadeyle tamamlayın: ____ regular exercise can improve sleep.

Cevabı göster

It's been proved that

Kalıp ifadeler

physical and mental health benefits: beden ve zihin için sağlık faydaları

Physical and mental health benefits, hem beden hem de zihin üzerindeki olumlu etkiler anlamına gelir. Benefits ana isimdir; physical ve mental ise sağlığın iki alanını belirtir. Bu ifade, iki tür olumlu etkiyi kısa ve toplu bir şekilde anlatır. Genel sağlığı destekleyen etkinlik, alışkanlık veya programlardan söz ederken kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi hem beden hem de zihin için fayda anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: A daily walk can offer many ____.

Cevabı göster

physical and mental health benefits

including releasing stress, Kalıp ifadeler

0:41

stres atmak,

Kalıp ifadeler

including releasing stress: “stres atmayı” dahil etmek

Releasing stress, birikmiş kaygı veya gerginliğin hafiflemesini sağlamak demektir. Burada release, duygusal bağlamda “dışarı atmak veya azaltmak” anlamındadır; “yayımlamak” anlamında değildir. Including sözcüğünden sonra etkinliği belirten -ing biçimi releasing stress gelir. İfadenin tamamı, daha geniş bir faydalar listesine bir örnek ekler.

Alıştırma

Bu cümlede releasing stress ne anlama gelir: People listen to music for many reasons, including releasing stress.?

  1. stres hakkında haber yayımlamak
  2. birikmiş gerginliğin hafiflemesini sağlamak
  3. daha fazla baskı yaratmak
Cevabı göster

birikmiş gerginliğin hafiflemesini sağlamak

boosting your mood, Kalıp ifadeler

0:43

ruh halinizi yükseltmek

Kalıp ifadeler

boosting your mood: ruh hâlini iyileştirmek

Boost your mood, duygusal olarak nasıl hissettiğinizi iyileştirmek demektir. Boost yükseltme veya güçlendirme fikri verir; mood ise kişinin belirli bir andaki duygusal durumudur. Boosting, -ing biçimidir; bu yüzden boosting your mood bir listede etkinlik veya fayda olarak yer alabilir.

Alıştırma

Hangi cümle güneş ışığının kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayabileceğini doğal biçimde anlatır?

  1. Sunshine can push your mood.
  2. Sunshine can boost your suitcase.
  3. Sunshine can boost your mood.
Cevabı göster

Sunshine can boost your mood.

or just enjoying a fun night out. Kalıp ifadeler

0:44

veya sadece eğlenceli bir gece geçirmek gibi.

Kalıp ifadeler

enjoying a fun night out: eğlenceli bir gece için dışarı çıkmanın tadını çıkarmak

Night out, evden çıkıp restoranda yemek yemek, film izlemek veya dans etmek gibi eğlence ya da sosyal etkinliklerle geçirilen bir akşamı anlatır. Buradaki out yalnızca açık havada bulunmayı değil, dışarı çıkma etkinliğinin tamamını ifade eder. Enjoying a fun night out, evden uzakta geçirilen bu eğlenceli akşamdan keyif almak demektir. Have, enjoy veya plan a night out kalıpları başka durumlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede night out, eğlenmek için akşam evden dışarı çıkmak anlamında kullanılmıştır?

  1. We had a night off and stayed home.
  2. We spent the night outdoors in a tent.
  3. We had a night out with dinner and a movie.
Cevabı göster

We had a night out with dinner and a movie.

In this program, Anlatım akışı

0:46

Bu programda,

we'll be hearing how dancing can benefit our brains

0:47

dans etmenin hayatın her aşamasında beynimize

Anlatım akışı

In this program, we'll be hearing: gelecek içeriği önceden tanıtmak

In this program kapsamı belirler: konuşmacı mevcut bölümün içeriğini tanıtmaktadır. Ardından we'll be hearing, program ilerledikçe yer alacak bilgileri önceden haber verir. Buradaki hearing yalnızca bir sesi fark etmek değil, açıklamaları, röportajları veya örnekleri dinlemek anlamına da gelebilir. Ardından how dancing can benefit our brains gibi bir içerik cümleciği gelebilir. Katkıda bulunacak birini tanıtmak için from + kişi de kullanılabilir.

Alıştırma

Podcastte iki doktorla röportajlar yer alacak. hear fiilinin kısaltmalı gelecek sürekli biçimini kullanın: In this podcast, ____ from two doctors.

Cevabı göster

we'll be hearing

and emotions at every stage of life. Kalıp ifadeler

0:51

ve duygularımıza nasıl fayda sağlayabileceğini dinleyeceğiz.

Kalıp ifadeler

at every stage of life: yaşamın her aşamasında

At every stage of life, “bir insanın yaşamındaki her dönemde” anlamına gelir ve çocukluktan ileri yaşlara kadar olan süreci kapsar. Buradaki stage, tiyatro sahnesi değil, insan gelişimindeki bir dönemdir. Bu ifade, her yaştan insanı tek bir cümlede kapsamanızı sağlar. Yaşam boyu sağlık, öğrenme, büyüme veya duygular hakkında konuşurken yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “bir insanın yaşamındaki her dönemde” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Good nutrition matters ____.

Cevabı göster

at every stage of life

And as usual,

0:54

Ve her zamanki gibi,

we'll be learning some useful new vocabulary as well.

0:55

bazı yararlı yeni kelimeler de öğreneceğiz.

Of course,

0:58

Elbette,

another great thing about dance

0:59

dansla ilgili bir başka harika şey de

is that there are so many different styles,

1:01

çok farklı stiller olması,

from ballet and ballroom dancing to tap, hip hop, Anlatım akışı

1:04

baleden ve salon danslarından step, hip hop,

and jazz.

1:07

ve caze kadar.

Anlatım akışı

from ... to ...: iki uçla bir aralık göstermek

From ... to ..., örnekleri bir aralığın iki ucu olarak düzenler. Burada ilk uçta bale ve salon dansları, ikinci uçta ise step, hip hop ve caz yer alır; böylece dans tarzlarının geniş çeşitliliği vurgulanır. to sözcüğü aralığın diğer ucunu gösterir; amaç bildirmez. Her iki uçta da birden fazla öğe bulunabilir ve örneklerin eksiksiz bir liste oluşturması gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi from ... to ... yapısının iki bölümüyle tamamlayın: The festival features styles ____ jazz and blues ____ rock and hip hop.

Cevabı göster

from · to

But my question is about a very unusual style,

1:08

Ama benim sorum çok alışılmadık bir stille ilgili,

a traditional English folk dance where performers Kültür

1:11

göstericilerin siyah şapkalar ve renkli yelekler giydiği

wearing black hats and colorful waistcoats Kelime

1:14

ve desenler çizerek hareket ederken

Kelime

Britanya İngilizcesinde colorful waistcoats

“Colorful waistcoats”, gömleklerin üzerine giyilen parlak renkli, kolsuz giysiler demektir. Waistcoat, genellikle takım elbise ceketinin altına giyilen özel dikimli giysi için Britanya İngilizcesinde kullanılan yaygın sözcüktür. Waistcoat sözcüğünü “waist coat” şeklinde kelimesi kelimesine ayrılmış bir ifade olarak değil, tek bir giysi adı olarak anlayın. Bu cümlede waistcoatlar, göstericilerin geleneksel kostümünün bir parçasıdır.

Alıştırma

Britanya İngilizcesinde gömleğin üzerine ve takım elbise ceketinin altına giyilen özel dikimli, kolsuz giysinin yaygın adı hangisidir?

  1. waistcoat
  2. vest
  3. raincoat
Cevabı göster

waistcoat

hit sticks together while moving in patterns.

1:17

birbirlerine sopalarla vurduğu geleneksel bir İngiliz halk dansı.

Kültür

traditional English folk dance: geleneksel İngiliz halk dansı

“A traditional English folk dance”, İngiltere’deki topluluk geleneklerinden doğan ve zaman içinde kuşaktan kuşağa aktarılan bir dans türü demektir. Burada English “İngiltere’den” anlamına gelir; folk ise bir topluluk geleneğini anlatır, yalnızca “insanlar” demek değildir. Bu kültürel sınıflandırma, ardından gelen ayrıntıları anlamayı kolaylaştırır. Geleneksel kıyafetler, sopalar ve belirli düzenler içindeki hareketler, anlatılan dans türünü tanımaya yardımcı olan ipuçlarıdır.

Alıştırma

Burada “a traditional English folk dance” ne anlama geliyor?

  1. gece kulüpleri için oluşturulmuş modern bir dans
  2. İngilizce konuşan kişilerin yaptığı herhangi bir dans
  3. İngiltere’deki topluluk gelenekleriyle kuşaktan kuşağa aktarılan bir dans
Cevabı göster

İngiltere’deki topluluk gelenekleriyle kuşaktan kuşağa aktarılan bir dans

But do you know the name of this unusual dance, Beth?

1:20

Peki bu alışılmadık dansın adını biliyor musun, Beth?

Is it A,

1:24

A mı,

the Highland Fling,

1:25

Highland Fling,

B, Flamenco,

1:27

B, Flamenko mu,

or C, Morris dancing?

1:28

yoksa C, Morris dansı mı?

I think the answer is Morris dancing.

1:30

Sanırım cevap Morris dansı.

Okay, we'll find out later in the program. Kalıp ifadeler

1:33

Peki, bunu programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.

Kalıp ifadeler

find out later in the program: cevabı daha sonra öğrenmek

Find out, bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak demektir. Burada nesne söylenmez çünkü önceki soru hangi bilgiden bahsedildiğini açıklar: cevabı daha sonra öğreneceğiz. Fiziksel olarak bir şeyi aramak anlamına gelmez. Later in the program, cevabın aynı programın daha ilerideki bir bölümünde açıklanacağını belirtir. Sunucular bu ifadeyi cevabı ertelemek ve izleyicinin merakını canlı tutmak için kullanır.

Alıştırma

Cevabı öğrenmek anlamındaki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The winner is still secret, but we'll ____ after lunch.

Cevabı göster

find out

Besides, Beth,

1:36

Ayrıca Beth,

someone else who loves to dance is Julia Ravey,

1:37

dans etmeyi seven bir diğer kişi de Julia Ravey,

presenter of BBC radio program Mental Muscle.

1:40

BBC radyo programı Mental Muscle'ın sunucusu.

Here, Julia tells us exactly why she loves dancing so much. Anlatım akışı

1:43

Burada Julia, neden dans etmeyi bu kadar çok sevdiğini tam olarak anlatıyor.

Anlatım akışı

Here, Julia tells us exactly: sıradaki görüntüyü tanıtmak

Here, esas olarak fiziksel bir yeri belirtmek yerine sırada gelecek görüntüye veya bölüme işaret eder. Sunucu Here, Julia tells us... yapısını kullanarak sıradaki konuşmacının adını verir ve onun bölümünde neyin açıklanacağını önceden söyler. Tells geniş zamandadır çünkü sunucu görüntünün ne yaptığını anlatır. Exactly, açık ve belirli bir açıklamanın geleceğini belirtir. Bu sözler birlikte dinleyiciyi sunucunun girişinden Julia'nın sesine geçirir.

Alıştırma

Bir belgesel anlatıcısı birazdan bir uzmanın açıklamasını gösterecek. Hangi cümle sıradaki görüntüyü doğal biçimde tanıtır?

  1. Dr Patel may speak about the machine another day.
  2. Here, Dr Patel tells us exactly how the machine works.
  3. Dr Patel is standing here beside the machine.
Cevabı göster

Here, Dr Patel tells us exactly how the machine works.

I love nothing more than a night or a day out Kalıp ifadeler

1:48

Kimsenin umurunda olmadan çılgınlar gibi dans edebileceğim (dance like no one's business)

Kalıp ifadeler

I love nothing more than ...: en sevilen şeyi belirtmek

I love nothing more than + isim veya -ing biçimi, “... her şeyden daha çok severim” demektir. En sevilen şeyi veya etkinliği güçlü biçimde belirtir. Buradaki nothing bir karşılaştırmanın parçasıdır: başka hiçbir etkinlik daha çok sevilmez. Bu ifade, konuşanın yalnızca bir şeyi sevdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle okumanın konuşanın en sevdiği etkinlik olduğunu söylüyor?

  1. I love nothing more than reading after dinner.
  2. I love reading no more than writing.
  3. Reading is nothing more than a school task.
Cevabı göster

I love nothing more than reading after dinner.

Kalıp ifadeler

a night out / a day out: ev dışında eğlence

A night out; dışarıda yemek yemek, gösteri izlemek veya arkadaşlarla buluşmak gibi eğlence ya da sosyal etkinlikler için geceyi evden uzakta geçirmektir. A day out ise gündüz yapılan bir gezi veya eğlence amaçlı dışarı çıkmadır. A night or a day out ifadesinde out, iki etkinlik kalıbına da aittir. Bunlar sayılabilen etkinlik ifadeleridir: have veya plan a day out ve go on a night out denebilir.

Alıştırma

Bir aile cumartesi gününü eğlenmek için akvaryumu gezerek geçiriyor. Bu etkinliği en iyi hangi ifade adlandırır?

  1. a night out
  2. a day out
  3. a day off
Cevabı göster

a day out

where I can just dance like no one's business. Deyimler

1:52

bir gece veya gündüz dışarı çıkmaktan daha çok sevdiğim hiçbir şey yok.

Deyimler

dance like no one's business: son derece iyi veya büyük bir enerjiyle dans etmek

do something like no one's business kalıbında fiilden sonraki ifade, samimi dilde kullanılan bir pekiştiricidir. Eylemi son derece iyi, enerjik veya büyük bir özgüvenle yapmak anlamına gelir. Burada konuşan kişinin özgürce ve kendini tamamen vererek dans edebildiğini anlatır. İşten, bir şirketten veya bir şeyi gizli tutmaktan söz etmez. Kesin vurgu fiile ve bağlama göre değişir, ancak ifade güçlü ve eğlenceli bir abartı katar.

Alıştırma

Ben'in bisiklet tamirinde son derece iyi olduğunu anlatan samimi deyimi tamamlayın: Ben can repair bikes ____.

Cevabı göster

like no one's business

To me, it's just such a release Kelime

1:55

Benim için, bu tam bir rahatlama

Kelime

it's just such a release: stresi dışarı attıktan sonra gelen duygusal rahatlama

Burada a release, birikmiş stresi veya duyguları dışarı çıkarıp sonrasında hafiflemiş hissetmek demektir. Dans etmenin such a release olduğunu söylemek, dansın konuşan kişiye güçlü bir duygusal rahatlama verdiğini anlatır. such a + tekil isim yapısında such, tanımı güçlendirir; just ise burada simply veya really sözcüklerine yakın bir konuşma vurgusu ekler. Bu cümlede release, bir ürünün piyasaya sürülmesi veya bir yayının çıkması anlamına gelmez.

Alıştırma

"After a tense day, playing the piano is such a release," İngilizce cümlesinde release ne anlama gelir?

  1. Stresi veya duyguları dışarı atıp hafiflemeyi sağlayan bir yol
  2. Yeni bir ürünün piyasaya sürülmesi
  3. Birinin gitmesine izin verilmesi
Cevabı göster

Stresi veya duyguları dışarı atıp hafiflemeyi sağlayan bir yol

and it's something that I definitely rely on Kalıp ifadeler

1:58

ve kesinlikle stresimi vücudumdan atmak için

to get the stress out of my body. Kalıp ifadeler

2:00

güvendiğim bir şey.

Kalıp ifadeler

definitely rely on: bir şeye gerçekten güvenmek

Rely on, yardım veya bir sonuç elde etmek için bir kişiye, şeye ya da etkinliğe ihtiyaç duymak veya güvenmek anlamına gelir. Sabit olarak on edatını kullanır: rely on someone or something. Buradaki something, daha önce sözü edilen etkinliği belirtir. Definitely ifadeyi güçlendirir: konuşan kişi ona gerçekten güvendiğini söyler. Ardından gelen to yapısı amacı, yani bedendeki stresi azaltmak için ona güvenildiğini açıklar.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki sabit ifadeyle tamamlayın: I ____ my older sister for advice.

Cevabı göster

rely on

Kalıp ifadeler

get the stress out of my body: rahatlamayı canlı bir görüntüyle anlatmak

get + bir şey + out of + bir yer kalıbı, o şeyi bulunduğu yerden çıkarmak anlamına gelir. get the stress out of my body ifadesinde stress, sanki bedenin içinde birikmiş ve dışarı çıkarılabilecek bir şeymiş gibi anlatılır. Bu görüntü mecazidir. Gerçek bir nesneyi fiziksel olarak çıkarmayı değil, yapılan etkinlikle stresin yarattığı gergin ve rahatsız edici hissi azaltmayı anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede get the stress out of my body ne anlama gelir?

  1. Stress adlı fiziksel bir nesneyi bedenden çıkarmak.
  2. Bedeni stress adlı bir yerden uzaklaştırmak.
  3. Bir etkinlikle bedende hissedilen stresi azaltmak.
Cevabı göster

Bir etkinlikle bedende hissedilen stresi azaltmak.

And I now absolutely love to move.

2:02

Ve artık hareket etmeyi kesinlikle seviyorum.

Any chance I get, I'll dance. Kalıp ifadeler

2:06

Fırsat bulduğum her an dans ederim.

Kalıp ifadeler

Any chance I get: her fırsat bulduğumda

Any chance I get, “ne zaman fırsat bulsam” veya “her fırsatta” anlamına gelir. any chance I get yan cümlesi, ana eylemin gerçekleştiği koşulu ya da fırsatı önce belirtir: her fırsat çıktığında o eylem yapılır. Cümlenin başında kullanıldığında ardından genellikle virgül gelir. Sık tekrarlanan bir alışkanlığı, hevesi veya güçlü bir isteği gösterebilir. Burada chance, bir şeyin gerçekleşme olasılığı değil, “fırsat” demektir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: ____, I read another chapter.

Cevabı göster

Any chance I get

Now, I know everyone's not a fan Kelime

2:09

Tabii, herkesin hayranı olmadığını biliyorum

Kelime

everyone's not a fan: herkes sevmiyor

Burada a fan, bir şeyi seven veya destekleyen kişi demektir. Bu nedenle not a fan, birinin bir şeyi pek sevmediğini yumuşak ve konuşma diline uygun biçimde anlatır. everyone's, everyone is ifadesinin kısaltmasıdır. Bu bağlamda everyone's not a fan ile anlatılmak istenen “not everyone is a fan”dır: bazı kişiler sevebilir, bazıları sevmeyebilir. everyone is not ifadesi “hiç kimse sevmiyor” gibi de anlaşılabildiği için, ayrım önemli olduğunda Not everyone is a fan daha açıktır.

Alıştırma

Bazı kişilerin kalabalık partileri sevmeyebileceğini, ancak hiç kimsenin sevmediğini söylemeden en açık biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. No one is a fan of crowded parties.
  2. Everyone is a fan of crowded parties.
  3. Not everyone is a fan of crowded parties.
Cevabı göster

Not everyone is a fan of crowded parties.

'cause some people can find dancing to be awkward or uncomfortable. Dilbilgisi

2:11

çünkü bazı insanlar dans etmeyi garip veya rahatsız edici bulabiliyor.

Dilbilgisi

find dancing to be awkward or uncomfortable: bir değerlendirme yapmak

find + nesne + to be + sıfat kalıbı, değerlendirme veya deneyim sonucunda nesnenin o özelliğe sahip olduğunu düşünmek demektir. Burada dancing nesnedir; awkward or uncomfortable ise değerlendirmeyi belirtir. to be, nesne ile sıfatı birbirine bağlar; amaç bildirmez. Can, bunun herkesin değil, bazı insanların yaşayabileceği bir deneyim olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle find + nesne + to be + sıfat yapısını doğru kullanır?

  1. Leo finds to be the puzzle difficult.
  2. Leo finds the puzzle to be difficult.
  3. Leo finds the puzzle to difficult.
Cevabı göster

Leo finds the puzzle to be difficult.

And I've seen people who just avoid the dance floor at all costs. Deyimler

2:16

Ve ne pahasına olursa olsun (at all costs) dans pistinden kaçınan insanlar gördüm.

Deyimler

avoid the dance floor at all costs: dans pistinden ne pahasına olursa olsun kaçınmak

At all costs, ne kadar çaba, kayıp veya zorluk gerekirse gereksin anlamına gelen bir deyimdir. avoid the dance floor ifadesinden sonra gelerek dans pistinden kaçınma kararını çok güçlü gösterir. Buradaki costs mutlaka para anlamına gelmez. Bu ifade hem bir şeyi mutlaka yapma hem de bir şeyden kesinlikle kaçınma kararını güçlendirebilir.

Alıştırma

"The medicine must be kept away from children at all costs," cümlesinde at all costs neyi gösterir?

  1. İlaç yalnızca para harcamak gerekmiyorsa uzakta tutulmalıdır.
  2. Birisi ilacın fiyatını hesaplamalıdır.
  3. Ne kadar çaba gerekirse gereksin ilacı çocuklardan uzak tutmak son derece önemlidir.
Cevabı göster

Ne kadar çaba gerekirse gereksin ilacı çocuklardan uzak tutmak son derece önemlidir.

But dancing is so good for us

2:20

Ama dans etmek bizim için çok iyi

and potentially our brains.

2:24

ve potansiyel olarak beynimiz için de.

Julia can dance like nobody's business,

2:28

Julia "like nobody's business" gibi dans edebiliyor,

an idiom meaning very well or very quickly.

2:31

çok iyi veya çok hızlı anlamına gelen bir deyim.

For her, dancing is a release,

2:34

Onun için dans bir "release" (rahatlama),

a way of freeing emotions,

2:37

duyguları,

feelings, or tension from her body.

2:39

hisleri veya gerginliği vücudundan atmanın bir yolu.

Not everyone is the same as Julia, though. Anlatım akışı

2:41

Yine de herkes Julia ile aynı değil.

Anlatım akışı

Not everyone is the same as Julia, though. cümlesinde cümle sonu though ile karşıtlık eklemek

Burada Not everyone is the same as Julia, Julia’nın deneyiminin veya tutumunun herkes için geçerli olmadığını söyler. Not everyone, “hiç kimse aynı değil” değil, “bazı kişiler farklı” anlamındadır. Cümlenin sonundaki though, az önce söylenene hafif bir karşıtlık ekleyen söylem belirtecidir. Konuşmacının Julia’nın deneyiminden diğer insanların farklı tepkilerine geçmesine yardımcı olur; although gibi yan cümle başlatmaz.

Alıştırma

Karşıtlık eklemek için cümle sonunda though kelimesini doğal biçimde kullanan cümleyi seçin.

  1. The room is small, although.
  2. The room is small. It is comfortable, though.
  3. Although. The room is small. It is comfortable.
Cevabı göster

The room is small. It is comfortable, though.

And if, like me,

2:44

Ve eğer, benim gibi,

the thought of dancing makes you uncomfortable, Dilbilgisi

2:45

dans etme düşüncesi sizi rahatsız ediyorsa,

Dilbilgisi

the thought of dancing makes you uncomfortable: the thought of + -ing ile bir duyguyu anlatmak

Burada the thought of + isim veya -ing biçimi, bir olayı ya da etkinliği zihinde canlandırmayı veya düşünmeyi anlatır. Bu cümlede yalnızca dans etmeyi düşünmek bile rahatsızlık yaratır; kişi henüz dans etmiyordur. make + kişi + sıfat yapısı, o kişide oluşan duygu veya durumu belirtir: makes you uncomfortable. Make fiilinden sonra önce kişi, sonra sıfat gelir; bu yapıda to be kullanılmaz.

Alıştırma

Topluluk önünde konuşmayı düşünmenin onu tedirgin ettiğini doğru anlatan cümleyi seçin.

  1. The thought of speaking in public makes him nervous.
  2. The thought of speaking in public makes nervous him.
  3. The thought to speak in public makes him nervously.
Cevabı göster

The thought of speaking in public makes him nervous.

you might avoid the dance floor at all costs,

2:48

dans pistinden "at all costs" (ne pahasına olursa olsun) kaçınabilirsiniz,

no matter what happens. Kalıp ifadeler

2:51

ne olursa olsun.

Kalıp ifadeler

no matter what happens: değişmeden kalan bir sonuç

No matter what happens, ana cümledeki sonucu değiştiremeyen bir koşul belirtir. Burada ne olursa olsun kişi yine de dans pistinden uzak durabilir. No matter what ifadesini kelime kelime ayırmadan tek bir yapı olarak anlayın. Happens koşul yan cümlesini tamamlar. Bu yan cümle No matter what happens, I will stay örneğindeki gibi başta veya I will stay, no matter what happens örneğindeki gibi sonda olabilir.

Alıştırma

Verilen sözün hiçbir koşulda değişmeyeceğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. No what matter happens, I'll support you.
  2. No matter what happens, I'll support you.
  3. No matter happens what, I'll support you.
Cevabı göster

No matter what happens, I'll support you.

That's a pity, Neil, Ton ve niyet

2:53

Bu üzücü, Neil,

Ton ve niyet

That's a pity: hayal kırıklığı yaratan bir habere tepki vermek

That's a pity, kötü veya hayal kırıklığı yaratan bir haber karşısında kullanılan kalıplaşmış bir konuşma yanıtıdır. Burada Neil'ın dans etme fırsatını kaçırabileceği düşüncesine tepki verir. Pity tek başına birinin çektiği acıya duyulan merhameti anlatabilir, ancak bu ifadenin tamamında genellikle durumun üzücü olduğunu belirtir. Normalde hafif bir üzüntü ve anlayış gösterir; konuşanın karşısındaki kişiyi küçümsediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “I can't go on the school trip because I'm sick.” diyor. En doğal yanıt hangisidir?

  1. That's a pity. I hope you feel better soon.
  2. Never mind. It was your fault.
  3. That's amazing. You must be excited.
Cevabı göster

That's a pity. I hope you feel better soon.

because the benefits of dancing are huge.

2:54

çünkü dans etmenin faydaları çok büyük.

Just ask Dr. Peter Lovatt, Anlatım akışı

2:57

Sadece Dr. Peter Lovatt'a sorun,

Anlatım akışı

Just ask Dr. Peter Lovatt: uzman desteğini sunmak

Just ask Dr. Peter Lovatt ifadesinde just ask + kişi, retorik bir emir yapısıdır. Temel amaç dinleyiciye gidip o kişiye soru sordurmak değildir; o kişinin bilgisi veya deneyimi ileri sürülen düşünceyi destekleyebilir. Bu yapı, anlatımı genel bir düşünceden onu destekleyen kişiye taşır ve aynı zamanda sırada anlatılacak kişiyi tanıtır.

Alıştırma

Hangi cümlede just ask, deneyimi bir iddiayı destekleyen kişiye işaret etmek için kullanılmıştır?

  1. Please just ask Maya what time the pool opens.
  2. Just ask a clear question before the lesson ends.
  3. If you doubt how cold the lake is, just ask Maya—she swims there every morning.
Cevabı göster

If you doubt how cold the lake is, just ask Maya—she swims there every morning.

also known as Dr. Dance. Kalıp ifadeler

2:59

diğer adıyla Doktor Dans'a.

Kalıp ifadeler

also known as + bir ad: başka bir adı tanıtmak

Also known as + ad, aynı kişi veya şey için başka bir ad, lakap, unvan ya da tanımlama verir. Burada Dr. Dance, Dr. Peter Lovatt'ın başka bir adıdır. Known as sabit bir yapıdır; bu nedenle eklenen addan önce as kullanılmalıdır. She is also known as the Singing Doctor örneğindeki gibi be fiilinden sonra gelebilir veya buradaki gibi bir addan sonra ek açıklama olarak kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve diğer adıyla anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: Our robot, ____ Robo, can carry small boxes.

Cevabı göster

also known as

Over four decades, he's studied how dancing helps improve brain function Kelime

3:02

Kırk yılı aşkın süredir dans etmenin beyin fonksiyonlarını nasıl geliştirdiğini inceledi

Kelime

Over four decades: kırk yılı aşkın süre

over four decades ifadesinde over, sayıyla belirtilen bir sürenin önüne gelir ve daha fazla anlamını taşır. Decade on yıl demektir; dolayısıyla ifade kırk yıldan uzun bir süre anlamına gelir. İfade cümlenin başında kullanılarak neyi araştırdığı anlatılmadan önce uzun zaman aralığı verilir. Bu yapı, uzun süren bir etkinliği hızlıca çerçevelemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Kütüphanenin kasabaya yirmi yılı aşkın süredir hizmet verdiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The library has served the town since over two decades.
  2. The library has served the town for over two decades.
  3. The library has served the town for above two decades.
Cevabı göster

The library has served the town for over two decades.

in everyone from children and adults Anlatım akışı

3:07

çocuklardan ve yetişkinlerden

to older people living with diseases Kelime

3:10

Parkinson ve Alzheimer gibi hastalıklarla

like Parkinson's and Alzheimer's.

3:12

yaşayan yaşlılara kadar herkes üzerinde.

Anlatım akışı

everyone from ... to ...: geniş bir insan yelpazesini göstermek

Cümle önce everyone ile grubun tamamını adlandırır, ardından from A to B ile bu grubun içindeki kapsamı gösterir. Burada A çocuklar ve yetişkinler, B ise Parkinson ve Alzheimer gibi hastalıklarla yaşayan yaşlı insanlardır. from ... to ... kategorileri geniş bir aralığın iki ucu olarak sunar; böylece okur birçok farklı insan grubunun kapsandığını anlar. Bu yapı bilgiyi düzenler, bir yerden başka bir yere hareketi anlatmaz. living with diseases ... sözleri yaşlı insanların durumunu ayrıca belirtir.

Alıştırma

Aralığı from ... to ile tamamlayın: The art club welcomes everyone ____ complete beginners ____ experienced artists.

Cevabı göster

from · to

Kelime

Parkinson ve Alzheimer gibi hastalıklarla yaşamak

Living with diseases, yaşlı kişilerin yaşamlarının bir parçası olan süregelen sağlık sorunlarına sahip olduğunu anlatır. Bu ifade hangi yaşlı kişilerden söz edildiğini belirtir; bir hastalığın yanında yaşamak anlamına gelmez. living with ifadesinden sonra gelen sözcükler rahatsızlıkların adını verir; like ise örnekleri tanıtır: Parkinson's ve Alzheimer's. people living with + condition kalıbı, sağlık durumunu anlatırken odağı kişide tutmak için başka durumlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede living with, süregelen bir sağlık durumunu anlatır?

  1. Rosa is living with diabetes and manages it every day.
  2. Rosa is living with her aunt near the hospital.
  3. Rosa is living beside a busy road.
Cevabı göster

Rosa is living with diabetes and manages it every day.

Dr. Lovatt's dance therapy involves spontaneous movements, Kelime

3:15

Dr. Lovatt'ın dans terapisi spontane hareketleri,

Kelime

dance therapy: dans ve hareket yoluyla tedavi

Dance therapy bir bileşik addır: dance yöntemi, therapy ise amacı belirtir. Dansın veya beden hareketlerinin tedavi, rehabilitasyon ya da duygusal desteğin bir parçası olarak kullanılması anlamına gelir. Therapy sözcüğü yalnızca bir danışmanla konuşmayı ifade etmez. Bu ifadede hareket; eğlence, egzersiz veya dans adımlarını öğrenmek için değil, tedavi amaçlı kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle dans dersi veya egzersiz için dans etmek yerine dance therapy kavramını anlatır?

  1. The clinic offers dance therapy as part of its rehabilitation programme.
  2. The school offers a dance class to teach competition steps.
  3. The club holds a dance night for exercise and fun.
Cevabı göster

The clinic offers dance therapy as part of its rehabilitation programme.

Kelime

spontaneous movements: doğal ve önceden planlanmamış hareketler

Spontaneous movements, önceden planlanmış veya prova edilmiş adımları izlemek yerine o anda doğal biçimde ortaya çıkan hareketlerdir. Burada spontaneous, plansız demektir; random gibi rastgele anlamına gelmez. Hareketler yine de müziğe, duygulara veya bedensel hislere tepki olarak ortaya çıkabilir.

Alıştırma

Dersteki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The actors were told to make ____ rather than follow a rehearsed routine.

Cevabı göster

spontaneous movements

closing your eyes and letting the music move you.

3:19

gözlerinizi kapatmayı ve müziğin sizi hareket ettirmesine izin vermeyi içeriyor.

It promotes divergent thinking, Kelime

3:22

Farklı düşünmeyi teşvik ediyor,

Kelime

promotes divergent thinking: birçok olasılık üretmeyi teşvik etmek

Promotes divergent thinking, insanların tek bir başlangıç noktasından birçok farklı fikir veya olası cevap üreten bir düşünme biçimini geliştirmesine yardımcı olmak demektir. Bu terim yaratıcılık konuşulurken sık kullanılır. Burada promotes, gelişimi teşvik etmek veya desteklemek anlamına gelir. Divergent ise fikirlerin hemen tek bir cevaba daralmak yerine farklı yönlere yayılmasını anlatır.

Alıştırma

Hangi etkinlik divergent thinking için en açık örnektir?

  1. Bir cümleyi yazıldığı biçimde aynen kopyalamak.
  2. Bir karton kutunun mümkün olduğunca çok farklı kullanımını düşünmek.
  3. 8 + 7 işlemini çözüp tek doğru cevabı vermek.
Cevabı göster

Bir karton kutunun mümkün olduğunca çok farklı kullanımını düşünmek.

leading to happier, more creative brains. Dilbilgisi

3:24

daha mutlu, daha yaratıcı beyinlere yol açıyor.

Dilbilgisi

leading to ...: sonucu ifade etmek

Bu cümlede leading to happier, more creative brains, virgülden önceki düşüncenin tamamının sonucunu veren bir -ing yan cümleciğidir. “Ve bu … sonucuna yol açar” anlamındadır; birine fiziksel olarak yol göstermek anlamına gelmez. Tamamlanmış bir düşüncenin ardından virgül + leading to + isim grubu kullanarak bir nedeni veya gelişmeyi sonucuna bağlayabilirsiniz. Bu kalıp açıklamalarda ve bilgilendirici metinlerde yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi lead fiilinden oluşan iki kelimelik -ing sonuç ifadesiyle tamamlayın: The storm closed several roads, ____ long delays.

Cevabı göster

leading to

So, how can we get more people dancing? Dilbilgisi

3:27

Peki, daha fazla insanın dans etmesini nasıl sağlayabiliriz?

Dilbilgisi

get more people dancing: get + nesne + -ing

Get more people dancing, get + nesne + -ing yapısını kullanır. More people nesnedir; dancing ise bu kişilerin başlayıp sürdürdüğü etkinliği anlatır. Bu yapı, bir etkinliğin başlamasını sağlamak veya teşvik etmek anlamına gelir. get everyone talking ya da get children reading gibi ifadelerde yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir sorunun herkesi konuşmaya başlattığını anlatmak için get + nesne + -ing yapısını doğru kullanır?

  1. An interesting question got talking everyone.
  2. An interesting question got everyone talking.
  3. An interesting question got everyone talked.
Cevabı göster

An interesting question got everyone talking.

That's exactly what Julia Ravey asked Dr. Lovatt

3:30

Julia Ravey'nin BBC radyo programı Mental Muscle için

for BBC radio program Mental Muscle.

3:33

Dr. Lovatt'a sorduğu soru da tam olarak buydu.

What would you say Ton ve niyet

3:37

Şu anda

to the person listening

3:40

belki de hiç dans etmeyen,

who maybe doesn't dance at all right now, Kalıp ifadeler

3:42

belki biraz daha fazla dans etmek isteyen,

Ton ve niyet

What would you say to the person listening: nazikçe tavsiye istemek

What would you say to ... belirli bir kişiye hangi tavsiye ya da mesajın verileceğini sorar. Burada the person listening, o anda dinlemekte olan izleyici veya dinleyici anlamındadır; listening, who is listening gibi kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. Would burada soruyu geçmiş zamana taşımaz. Hayalî bir durum oluşturur ve isteği yumuşatır. Bu yüzden bir uzmandan dinleyicilere seslenmesini isterken kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi soru, bir uzmandan hayalî bir kitleye tavsiye vermesini nazikçe ister?

  1. What would you say to a child who is afraid of starting school?
  2. Tell the child not to be nervous.
  3. What did you say to the child yesterday?
Cevabı göster

What would you say to a child who is afraid of starting school?

Kalıp ifadeler

doesn't dance at all right ... now: şu anda hiç dans etmemek

doesn't dance at all ifadesinde at all, doesn't olumsuzluğunu güçlendirir: kişi hiç dans etmez, az da olsa dans ettiği anlamına gelmez. Bu cümlede right, ardından gelen now ile birlikte kullanılır. right now ifadesini «şu anda» anlamına gelen tek bir zaman ifadesi olarak okuyun. Bu, söyleneni mevcut durumla sınırlar ve kişinin gelecekte hiçbir zaman dans etmeyeceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Mia'nın şu anda hiç dans etmediğini söylemek için doesn't ... at all yapısını kullanın: Mia ____ right now.

Cevabı göster

doesn't dance at all

maybe would like to dance a bit more,

3:45

belki dans edip etmemek konusunda

maybe for them they're still a little bit on the fence Deyimler

3:47

hala biraz kararsız (on the fence) olan

about whether they want to dance?

3:49

bir dinleyiciye ne söylerdiniz?

Deyimler

a little bit on the fence about whether ...: yapıp yapmama konusunda hâlâ biraz kararsız

Be on the fence, seçenekler veya tutumlar arasında henüz karar verememiş olmak anlamına gelen bir deyimdir. Burada dans etmek isteyip istemediklerine henüz karar vermemişlerdir; gerçek bir çitten söz edilmez. Be on the fence about whether + yan cümle kalıbı, henüz çözülemeyen kararın ne olduğunu belirtir. A little bit değerlendirmeyi yumuşatır; böylece tereddüt güçlü bir eleştiri gibi değil, hafif bir kararsızlık gibi duyulur.

Alıştırma

Cümleyi dersteki deyim ve whether kalıbıyla tamamlayın: Maya likes the bike but worries about the price. She's still ____ to buy it.

Cevabı göster

on the fence about whether

How can everyone get a little bit more movement Kalıp ifadeler

3:51

Herkes günlük hayatına

into their daily life?

3:53

nasıl biraz daha hareket katabilir?

Kalıp ifadeler

get a little bit more movement into their daily life: günlük düzene daha fazla hareket katmak

Get X into Y, X'in Y'nin bir parçası olmasını sağlamak anlamına gelir. Burada get a little bit more movement into their daily life, bir şeyi kabın içine koymak değil, normal günlük düzene daha fazla fiziksel etkinlik katmak demektir. Movement burada geniş anlamlı bir sözcüktür; yürüme, esneme, dans etme ve benzer etkinliklerin tümünü kapsar. A little bit more değişikliği küçük ve yapılabilir gösterir.

Alıştırma

get X into Y kalıbıyla tamamlayın: Sam wants his normal day to include more walking. He is trying to ____ his daily routine.

Cevabı göster

get more walking into

Okay, so the very first thing to do, Anlatım akışı

3:55

Tamam, önerebileceğim

Anlatım akışı

the very first thing to do, ...: ilk adımı belirtmek

Bu cümlede the very first thing to do, bir dizi tavsiye veya eylemin başlangıç noktasını gösterir. Dinleyene her şeyden önce ne yapması gerektiğini söyler. very, first sözcüğünü güçlendirir; bu nedenle tüm ifade “atılacak ilk adım” anlamına gelir, very burada bağımsız başka bir anlam taşımaz. Bu ifade bilgiyi sıralar; yapılacak somut eylem genellikle ardından gelir ve çoğu zaman is + fiil yapısı kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle bir prosedürdeki ilk adımı açıkça belirtir?

  1. Every step in the experiment should be done at the same time.
  2. The very first thing to do is read the safety instructions.
  3. Read the safety instructions only after you finish the experiment.
Cevabı göster

The very first thing to do is read the safety instructions.

I would suggest, is to lay on your bed Ton ve niyet

3:57

ilk şey yatağınıza uzanmanız

Ton ve niyet

I would suggest, ...: kibarca öneride bulunmak

Bu cümlede I would suggest, konuşmacının ardından gelecek eylemle ilgili önerisini sunar. Eylem bir emir olarak değil, tavsiye olarak ifade edilir. Yapı I + would + suggest şeklindedir. Burada would, suggest ifadesinin sertliğini azaltır; geçmiş zaman belirtmez. Bu kalıp, üzerinde düşünülmüş bir öneriyi kibarca sunarken kullanılabilir.

Alıştırma

Kısa bir mola vermeyi önermenin doğal ve kibar yolunu seçin.

  1. I would suggest taking a short break.
  2. I would suggest to take a short break.
  3. I would suggested taking a short break.
Cevabı göster

I would suggest taking a short break.

with your eyes closed

4:00

gözleriniz kapalı halde

and to find a piece of music that you like. Kalıp ifadeler

4:02

ve sevdiğiniz bir müzik parçası bulmanız.

Kalıp ifadeler

find a piece of music: sayılamayan music ismini saymak

Music, müzik sanatını veya müzik sesini ifade ettiğinde genellikle sayılamayan bir isimdir. Bu yüzden standart İngilizcede tek bir seçim için normalde a music kullanılmaz. Bir eseri veya seçilmiş bir bölümü saymak için a piece of music kullanılır. a piece of music içindeki piece, kırık bir parça değil, bir müzik eseri veya müzik bölümü anlamına gelir. Find a piece of music, bir müzik seçkisi bulmak veya seçmek demektir.

Alıştırma

Hangi cümle tek bir müzik seçkisini saymak için kullanılan standart ifadeyi içeriyor?

  1. Please choose a music for the class performance.
  2. Please choose music for the class performance.
  3. Please choose a piece of music for the class performance.
Cevabı göster

Please choose a piece of music for the class performance.

Close your eyes and then just hear the beat Kalıp ifadeler

4:04

Gözlerinizi kapatın ve sadece ritmi duyun

and feel the rhythm.

4:06

ve ahengi hissedin.

Kalıp ifadeler

hear the beat and feel the rhythm: beat ile rhythm arasındaki fark

Beat, müzikte sayabileceğin düzenli vuruştur. Rhythm ise uzun ve kısa, güçlü ve zayıf seslerle duraklamaların oluşturduğu düzendir. Cümle hear sözcüğünü beat ile eşleştirir, çünkü vuruşu dinlersin. Feel sözcüğünü rhythm ile eşleştirir, çünkü bedenin bu düzene göre hareket edebilir. İki eylem birlikte dinlemekten bedensel tepkiye geçişi anlatır.

Alıştırma

Bu cümledeki hear the beat and feel the rhythm ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Yalnızca sözleri dinle ve zamanlamayı görmezden gel.
  2. Kaç enstrüman çaldığını say.
  3. Düzenli vuruşu dinle ve müziğin düzenini bedeninde hisset.
Cevabı göster

Düzenli vuruşu dinle ve müziğin düzenini bedeninde hisset.

So, think about where in your body

4:08

Sonra, vücudunuzun neresinde

do you feel a twitch?

4:10

bir seğirme (twitch) hissettiğinizi düşünün.

Julia mentions people who are sitting on the fence,

4:12

Julia "sitting on the fence" (kararsız) olan insanlardan bahsediyor,

who still haven't decided if they will do something or not,

4:16

bir şeyi yapıp yapmayacaklarına hala karar vermemiş olanlardan,

in this case, dance.

4:19

bu durumda, dans etmek.

Dr. Lovatt's advice is simple:

4:21

Dr. Lovatt'ın tavsiyesi basit:

get comfortable, close your eyes, and listen to some music.

4:23

rahatlayın, gözlerinizi kapatın ve biraz müzik dinleyin.

Soon, you'll feel a twitch, Kelime

4:27

Yakında bir "twitch" (seğirme) hissedeceksiniz,

Kelime

feel a twitch: ani ve istemsiz bir seğirme hissetmek

To feel a twitch, vücudun bir bölümünde ani ve küçük bir hareket fark etmek demektir. Twitch genellikle kısa süreli ve istemsizdir; yani bunu yapmaya siz karar vermezsiniz. Burada bu ifade, vücudun müziğe verdiği tepkinin planlanmış bir dans hareketi olarak değil, doğal biçimde başlayan bir hareket olarak görülmesini sağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede twitch, ani, küçük ve istemsiz bir vücut hareketi anlamında kullanılmıştır?

  1. She felt a quick twitch in her eyelid.
  2. She carefully practiced a dance routine.
  3. She held her arm completely still.
Cevabı göster

She felt a quick twitch in her eyelid.

a small, sudden, and involuntary movement somewhere in your body.

4:29

vücudunuzun bir yerinde küçük, ani ve istemsiz bir hareket.

From there, it's only a few steps to dancing. Anlatım akışı

4:33

Oradan dans etmeye sadece birkaç adım var.

Anlatım akışı

From there, it's only a few steps to ...: bir süreci sonraki aşamaya taşımak

From there, daha önce ulaşılan aşamaya, yani vücutta küçük bir seğirme hissedilen aşamaya gönderme yapar. Buradaki there gerçek bir yer değil, sürecin bir aşamasıdır. It's only a few steps to dancing, dans etmeyi yakın ve kolayca ulaşılabilecek bir sonraki aşama olarak sunar. Steps hem süreçteki aşamaları anlatır hem de eğlenceli biçimde dans adımlarını çağrıştırır; böylece cümle açıklamayı küçük bir hareketten dans etmeye taşır.

Alıştırma

Cümle esas olarak neyi anlatıyor?

  1. Küçük bir vücut hareketi başladıktan sonra dans etmek yakın bir sonraki aşama gibi görünür.
  2. Bir dans stüdyosu yalnızca kısa bir mesafe uzaktadır.
  3. Dans etme izni verilmeden önce belirli sayıda adım yürümek gerekir.
Cevabı göster

Küçük bir vücut hareketi başladıktan sonra dans etmek yakın bir sonraki aşama gibi görünür.

It seems a dance a day keeps the doctor away. Deyimler

4:36

Görünüşe göre günde bir dans doktoru uzak tutuyor.

Deyimler

a dance a day keeps the doctor away: bir atasözünün eğlenceli değişimi

Bilinen atasözü An apple a day keeps the doctor away şeklindedir. Basit ve sağlıklı bir alışkanlığın kişinin sağlıklı kalmasına yardımcı olabileceğini anlatır. Burada apple yerine dance getirilmiştir. Konuşmacı, düzenli dans etmenin sağlığa iyi gelebileceği fikrini eğlenceli biçimde özetlemek için tanıdık kalıbı kullanır. Bu, dansın hastalıkları önlediğine dair bir söz değildir.

Alıştırma

Burada a dance a day keeps the doctor away sözü esas olarak ne anlatıyor?

  1. Dans edenlerin hiçbir zaman tıbbi bakıma ihtiyaç duymayacağını vaat eder.
  2. Doktorların her gün bir dans çalışması gerektiğini söyler.
  3. Düzenli dans etmenin sağlıklı kalmaya yardımcı olabileceğini eğlenceli biçimde anlatır.
Cevabı göster

Düzenli dans etmenin sağlıklı kalmaya yardımcı olabileceğini eğlenceli biçimde anlatır.

So, what do you reckon, Neil? Ton ve niyet

4:40

Peki, ne düşünüyorsun, Neil?

Ton ve niyet

what do you reckon: samimi bir şekilde fikir sormak

What do you reckon? sorusunda reckon, think veya believe anlamına gelir. Soru, diğer kişinin fikrini ya da değerlendirmesini sorar; hesaplama yapmakla ilgili değildir. What do you think? sorusuna benzer şekilde, sözü rahat bir biçimde başka birine vermenin yoludur.

Alıştırma

Samimi Britanya İngilizcesinde bir arkadaşın fikrini doğal biçimde hangi soru sorar?

  1. What do you reckon?
  2. What are you counting?
  3. What do you remember?
Cevabı göster

What do you reckon?

Are you ready to give it a go? Kalıp ifadeler

4:41

Denemeye hazır mısın?

Kalıp ifadeler

ready to give it a go: denemeye hazır olmak

Be ready to give it a go, bir şeyi denemeye hazır ve istekli olmak demektir. Give it a go, “denemek” veya “bir kez denemek” anlamına gelen gündelik bir ifadedir. Buradaki it, daha önce konuşulan dans etme etkinliğini belirtir. Go, “bir deneme” anlamındaki isimdir; hareket etmek ya da bir yere gitmek anlamındaki fiil değildir.

Alıştırma

Cümleyi, go içeren ve “denemek” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This board game looks fun. Are you ready to ____?

Cevabı göster

give it a go

Hmm, maybe after I've revealed the answer to my question.

4:42

Hmm, belki sorumun cevabını açıkladıktan sonra.

Right.

4:46

Doğru.

You asked for the name of the traditional English folk dance

4:47

Geleneksel İngiliz halk dansının adını sormuştun

where dancers wear colorful waistcoats and hit sticks.

4:50

dansçıların renkli yelekler giyip sopalara vurduğu.

And I guessed it was Morris dancing.

4:55

Ve ben Morris dansı olduğunu tahmin etmiştim.

Well, that was the correct answer, Beth.

4:57

Eh, doğru cevap buydu, Beth.

Morris dancing is the name of the unusual English folk dance, Kültür

5:00

Morris dansı bu alışılmadık İngiliz halk dansının adıdır,

Kültür

Morris dancing: geleneksel bir İngiliz halk dansı

Morris dancing, İngiltere’ye özgü geleneksel bir halk dansının adıdır. Burada Morris, kalıplaşmış adın bir parçasıdır; dans eden bir kişinin adı değildir. Genellikle bir grup tarafından, çoğu zaman düzenli dizilişler hâlinde sergilenir. Bazı geleneklerde çanlar, mendiller veya sopalar kullanılır; ancak ayrıntılar bölgeye ve gruba göre değişir.

Alıştırma

Morris dancing neyi ifade eder?

  1. Morris adlı bir kişinin yaptığı her türlü dans anlamına gelir.
  2. Dans ederken kullanılan bir müzik aletinin adıdır.
  3. Geleneksel bir İngiliz halk dansının adıdır.
Cevabı göster

Geleneksel bir İngiliz halk dansının adıdır.

not Flamenco, which of course is Spanish,

5:04

tabii ki İspanyol olan Flamenko

or the Highland Fling, which comes from Scotland.

5:06

veya İskoçya'dan gelen Highland Fling değil.

Okay, let's recap the vocabulary we've learned, Anlatım akışı

5:10

Tamam, öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim,

Anlatım akışı

let's recap the vocabulary we've learned: kısa bir tekrara giriş yapmak

Bu cümlede let's recap the vocabulary we've learned, yeni konunun anlatımının bittiğini ve kısa bir tekrarın başladığını dinleyicilere bildirir. Recap, önemli noktaları yeniden gözden geçirmek demektir; bütün dersi baştan sona tekrarlamak değildir. Let's hem konuşanı hem de dinleyicileri kapsar, bu yüzden tekrar birlikte yapılan bir etkinlik gibi duyulur. let's recap + konu veya let's recap what + tam bir fikir yapıları başka durumlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

“Önemli noktaları kısaca gözden geçirmek” anlamındaki hedef fiille cümleyi tamamlayın: Before we finish, let's ____ the main points.

Cevabı göster

recap

starting with boogie, strut your stuff, throw shapes,

5:12

boogie, strut your stuff, throw shapes

and hit the dance floor,

5:16

ve hit the dance floor ile başlayarak,

all modern idioms meaning to dance.

5:18

hepsi dans etmek anlamına gelen modern deyimler.

If you do something like nobody's business,

5:21

Eğer bir şeyi "like nobody's business" gibi yaparsanız,

you do it very well or very quickly.

5:24

onu çok iyi veya çok hızlı yaparsınız.

A release is the act of freeing emotions,

5:26

"A release", duyguları,

feelings, or tension from the body.

5:29

hisleri veya gerginliği vücuttan serbest bırakma eylemidir.

If something must be done at all costs,

5:32

Eğer bir şey "at all costs" yapılmalıysa,

it must be done whatever happens,

5:35

ne olursa olsun yapılmalıdır,

even if it involves a lot of difficulty,

5:38

çok fazla zorluk,

time, or effort.

5:40

zaman veya çaba gerektirse bile.

Someone who sits on the fence

5:42

"Sits on the fence" olan biri

delays making a decision or choosing one course of action over another.

5:43

bir karar vermeyi veya bir eylem planını diğerine tercih etmeyi erteler.

And finally, a twitch is a sudden, jerky movement Kelime

5:48

Ve son olarak, "a twitch" vücudunuzdaki ani, sarsıntılı bir hareket

or spasm in your body,

5:52

veya spazmdır,

often involuntary.

5:53

genellikle istemsizdir.

Kelime

sudden, jerky movement: ani ve düzensiz hareket

Sudden, hareketin uyarı vermeden başladığını anlatır. Jerky, hareketin akıcı olmak yerine hızlı ve düzensiz biçimde başlayıp durduğunu anlatır. sudden, jerky movement ifadesi bir bütün olarak twitch hareketinin nasıl olduğunu açıklar. Burada jerky, bir şeyin nasıl hareket ettiğini anlatan bir sıfattır. Kurutulmuş et anlamındaki jerky ismi değildir ve bir kişinin davranışını kaba veya sinir bozucu olarak tanımlamaz.

Alıştırma

Hangi cümlede sudden, jerky movement ifadesi beklenmedik biçimde başlayan ve akıcı olmayan bir hareketi anlatır?

  1. The skater glided across the ice in one smooth motion.
  2. The old robot made a sudden, jerky movement.
  3. The statue remained completely still.
Cevabı göster

The old robot made a sudden, jerky movement.

Once again, our Six Minutes are up. Anlatım akışı

5:55

Bir kez daha Altı Dakikamız doldu.

Anlatım akışı

Once again, our Six Minutes are up: süre bitince kapanış yapmak

Once again, alışılmış kapanış anının yeniden geldiğini gösterir ve programı bildik sona taşır. Our Six Minutes are up, program için ayrılan altı dakikanın bittiği anlamına gelir. Bir süre is up olduğunda hiç zaman kalmamıştır; buradaki up bir yön belirtmez.

Alıştırma

İzin verilen sürenin bittiğini göstermek için be up yapısının doğru şimdiki zaman biçimini kullanın: Your time ____.

Cevabı göster

is up

Join us again soon for more trending topics Anlatım akışı

5:58

Six Minute English'te daha fazla trend konu

and useful vocabulary here at Six Minute English.

6:00

ve faydalı kelimeler için yakında tekrar bize katılın.

Anlatım akışı

Join us again soon: izleyiciyi veya dinleyiciyi geri dönmeye çağırmak

Join us again soon, dostça bir kapanış davetidir. Bir programın sonunda join us, yeniden dinlemek, izlemek veya katılmak için geri gelmek anlamına gelir; bir kuruluşa üye olmak anlamına gelmez. Again gelecekte geri dönmeyi, soon ise sunucuların bunun çok geçmeden olmasını umduğunu gösterir. Ardından gelen for more... ifadesi, izleyicinin veya dinleyicinin bir dahaki sefere ne bekleyebileceğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, dinleyicileri geri gelmeye çağırarak bir podcast'i doğal biçimde bitirir?

  1. The next episode begins in five minutes.
  2. Join us again soon for another episode.
  3. Apply to join our company before Friday.
Cevabı göster

Join us again soon for another episode.

Goodbye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Goodbye.

6:05

Hoşça kalın.

Six Minute English

6:06

Six Minute English

from bbclearningenglish.com.

6:08

bbclearningenglish.com'dan.