Beyin için dans etmek ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Neil ve Beth, dans etmenin stresi azaltmaya, ruh hâlini iyileştirmeye ve yaşamın her döneminde beyin işlevlerini desteklemeye nasıl yardımcı olabileceğini ele alıyor. Ayrıca dans konusunda kararsız olanların müzikle hareket etmeye başlaması için basit bir yöntem sunuyorlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. it's been proved that — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Present perfect edilgen yapıdaki bu aktarım kalıbının, araştırma veya kanıtlarla önceden desteklenmiş bir sonucu sunduğunu anlayın. Araştırmayı yapan kişileri belirtmeden bilim, sağlık ya da haber konularında kanıta dayalı bir bilgiyi ifade etmek için kullanabilirsiniz. 2. avoid the dance floor at all costs. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: at all costs ifadesinin gerçek bir para maliyetini değil, ne olursa olsun bir şeyden kaçınmayı vurguladığını fark edin. Bu ifadeyi çok güçlü bir kararlılığı ya da yoğun bir isteksizliği anlatmak için kullanabilirsiniz. 3. a little bit on the fence about whether they want to dance? — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: on the fence about whether ifadesinin, bir şeyi yapıp yapmama konusunda henüz karar verememiş olmayı anlattığını kavrayın. Karar öncesindeki tereddüdü veya beklemede kalma tutumunu nazikçe belirtmek için kullanabilirsiniz.
Bu derste
boogie on down: “dans etmek” demenin eğlenceli bir yolu
Boogie on down, müzik eşliğinde özgürce ve enerjik biçimde dans etmek demektir. Eğlenceli ve günlük bir ifadedir; aşağı doğru hareket etmeyi anlatmaz. Burada on down, boogie sözcüğüne ritim, vurgu ve argo bir hava katar. on ile down sözcüklerini ayrı ayrı çevirmek yerine tüm ifadeyi tek bir kalıp olarak öğrenin.
Alıştırma
“Do you love to boogie on down?” cümlesinde boogie on down ne anlama gelir?
- sessizce oturup müzik dinlemek
- daha alt bir kata yürümek
- müzik eşliğinde özgürce ve enerjik biçimde dans etmek
Cevabı göster
müzik eşliğinde özgürce ve enerjik biçimde dans etmek
strut your stuff and throw shapes, Deyimler
0:15figürlerini sergilemeyi ve havalı pozlar vermeyi sever misin,
strut your stuff: becerilerini özgüvenle sergilemek
Strut your stuff, yeteneğini, tarzını veya özgüvenini gururla göstermek demektir. Bu dans bağlamında cesurca performans sergilemek ve hareketlerini insanlara göstermek anlamına gelir. Burada stuff “eşyalar” anlamına gelmez; bir kişinin yapabildiklerini veya sergileyebileceği özellikleri genel olarak anlatır. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: I strut my stuff, she struts her stuff ve they strut their stuff.
Alıştırma
Bu dersteki deyimi kullanarak cümleyi tamamlayın ve iyelik sözcüğünü Leo ile eşleştirin: At the school talent show, Leo walked onstage, ready to ____.
Cevabı göster
strut his stuff
throw shapes: dans etmek için kullanılan Britanya İngilizcesi deyimi
Throw shapes, özellikle vücudu canlı ve ifadeli hareketlerle oynatmak anlamına gelen, dans etmek için kullanılan Britanya İngilizcesine özgü günlük bir deyimdir. Buradaki shapes, bedenin aldığı pozları anlatır; throw gerçek nesneleri fırlatmak anlamına gelmez. Bu cümlede strut your stuff ile birlikte kullanılarak kişinin kendini göstermesi ve dans etmesi eğlenceli, şakacı bir biçimde teşvik edilir. İfade, resmî bir dans tekniğini değil, enerjik ve eğlenceli bir dans tarzını anlatır.
Alıştırma
“Everyone was throwing shapes at the party.” cümlesinde throw shapes ne anlama gelir?
- Canlı ve ifadeli hareketlerle dans ediyorlar.
- Alışılmadık şekilli nesneleri fırlatıyorlar.
- Bir masanın üzerine şekiller diziyorlar.
Cevabı göster
Canlı ve ifadeli hareketlerle dans ediyorlar.
What I mean is, ...: daha açık bir yeniden ifadeyi başlatmak
What I mean is, az önce söylenen bir şeyi daha açık bir şekilde ifade etmeye yarar. Ardından gelen sözlerin önceki mesajı açıklayacağını veya anlamını daraltacağını bildirir; kelimesi kelimesine bir anlamdan söz etmek değildir. Burada konuşan kişi, dansla ilgili birkaç eğlenceli ifadeyi do you like dancing? şeklindeki basit soruyla değiştirir. Bu kalıp konuşmayı düzenler ve sonraki sorunun asıl, daha açık mesaj olduğunu gösterir.
Alıştırma
“The instructions sound complicated. What I mean is, press the green button once” cümlesinde konuşan kişi What I mean is ile ne yapıyor?
- Konuşan kişi herhangi bir talimat vermeyi reddediyor.
- Konuşan kişi ilgisiz bir hikâyeye başlıyor.
- Konuşan kişi önceki ifadeyi daha basit bir biçimde açıklıyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi önceki ifadeyi daha basit bir biçimde açıklıyor.
letting it move my body: müziğin harekete yön vermesine izin vermek
letting it move my body ifadesindeki it, daha önce geçen the music ifadesine gönderme yapar. Konuşan kişi müziğe resmî bir izin vermiyor; gevşeyip müziğin hareketlerine yön vermesine izin veriyor. Yapı let + nesne + fiilin yalın hâlidir: let + it + move. let sonrasında move kullanılır; to move veya moving kullanılmaz. Bu yapı, bir güce, duyguya veya etkiye karşı koymamayı da anlatabilir.
Alıştırma
move fiilini doğru biçimde ve let + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: I relaxed and let the rhythm ____ my feet.
Cevabı göster
move
hit the dance floor: dans pistine çıkıp dans etmeye başlamak
Hit the dance floor, dans edilen alana gidip dans etmeye başlamak anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki hit, yere vurmak anlamına gelmez. İfade canlı ve hemen harekete geçilen bir durumu anlatır: Bir kişi genellikle parti, düğün veya gece kulübünde dans edenlere katılır. Gerçek bir dans pistine çıkmayı ya da böyle bir sosyal ortamda dans etmeye başlamayı anlatabilir.
Alıştırma
Dans edilen alana gidip dans etmeye başlamak anlamındaki deyimle daveti tamamlayın: The DJ is playing our favorite song, so let's ____.
Cevabı göster
hit the dance floor
To be honest: açık sözlü bir açıklamayı belirtmek
To be honest, açık bir itirafın ya da samimi bir kişisel görüşün geleceğini dinleyiciye bildirir. Özellikle söylenmesi zor olan veya dinleyicinin beklemediği bir içerikten önce kullanılır. Bu tür ifadelere söylem belirteci denir. Bu cümlede konuşanın itirafını çerçeveler; asıl bilgi I get a bit embarrassed kısmıdır. Ardından gelen sözlerin ani bir konu değişikliği değil, içten bir açıklama olarak anlaşılmasını sağlar.
Alıştırma
Bu cümlenin başındaki To be honest ifadesinin temel işlevi nedir?
- Konuyu gündelik biçimde değiştirmek
- Açık sözlü bir kişisel görüşü sunmak
- Bir sıralamadaki ilk adımı göstermek
Cevabı göster
Açık sözlü bir kişisel görüşü sunmak
get a bit embarrassed: biraz mahcup hissetmeye başlamak
get + sıfat yapısı, bir kişinin veya şeyin yeni bir duruma geçtiğini gösterir. Burada get a bit embarrassed, bir durumun konuşanın biraz mahcup veya huzursuz hissetmeye başlamasına yol açtığını anlatır; I am embarrassed ise daha çok mevcut durumun kendisine odaklanır. A bit, “biraz” anlamına gelir. Embarrassed kelimesinin şiddetini azaltır ve itirafı daha yumuşak hâle getirir.
Alıştırma
Hangi cümle, herkes baktığında konuşanın biraz mahcup hissetmeye başladığı anlamına gelir?
- I get a bit embarrassed when everyone looks at me.
- I get a bit embarrassing when everyone looks at me.
- I get a bit embarrassment when everyone looks at me.
Cevabı göster
I get a bit embarrassed when everyone looks at me.
But maybe I shouldn't because it's been proved that dancing has many physical and mental health benefits, Notlar
0:35Ama belki de utanmamalıyım çünkü dans etmenin birçok fiziksel ve zihinsel sağlık yararı olduğu kanıtlandı,
it's been proved that: Kanıtla desteklenen bir sonucu aktarmak
it's been proved that yapısında it's, it has anlamına gelir. Bu nedenle it's been proved, it has been proved biçimindeki edilgen present perfect yapısıdır. Bu yapı, ardından gelen sonucun kanıtlarla zaten ortaya konduğunu bildirir. It burada belirli bir şeyi göstermeyen biçimsel öznedir. Asıl içerik that yan cümlesinde bulunur. Edilgen yapı, sonucu kimin veya hangi çalışmaların kanıtladığından çok sonucun kendisine odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi kanıta dayalı bir sonucu aktaran hedef ifadeyle tamamlayın: ____ regular exercise can improve sleep.
Cevabı göster
It's been proved that
physical and mental health benefits: beden ve zihin için sağlık faydaları
Physical and mental health benefits, hem beden hem de zihin üzerindeki olumlu etkiler anlamına gelir. Benefits ana isimdir; physical ve mental ise sağlığın iki alanını belirtir. Bu ifade, iki tür olumlu etkiyi kısa ve toplu bir şekilde anlatır. Genel sağlığı destekleyen etkinlik, alışkanlık veya programlardan söz ederken kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi hem beden hem de zihin için fayda anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: A daily walk can offer many ____.
Cevabı göster
physical and mental health benefits
including releasing stress: “stres atmayı” dahil etmek
Releasing stress, birikmiş kaygı veya gerginliğin hafiflemesini sağlamak demektir. Burada release, duygusal bağlamda “dışarı atmak veya azaltmak” anlamındadır; “yayımlamak” anlamında değildir. Including sözcüğünden sonra etkinliği belirten -ing biçimi releasing stress gelir. İfadenin tamamı, daha geniş bir faydalar listesine bir örnek ekler.
Alıştırma
Bu cümlede releasing stress ne anlama gelir: People listen to music for many reasons, including releasing stress.?
- stres hakkında haber yayımlamak
- birikmiş gerginliğin hafiflemesini sağlamak
- daha fazla baskı yaratmak
Cevabı göster
birikmiş gerginliğin hafiflemesini sağlamak
boosting your mood: ruh hâlini iyileştirmek
Boost your mood, duygusal olarak nasıl hissettiğinizi iyileştirmek demektir. Boost yükseltme veya güçlendirme fikri verir; mood ise kişinin belirli bir andaki duygusal durumudur. Boosting, -ing biçimidir; bu yüzden boosting your mood bir listede etkinlik veya fayda olarak yer alabilir.
Alıştırma
Hangi cümle güneş ışığının kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayabileceğini doğal biçimde anlatır?
- Sunshine can push your mood.
- Sunshine can boost your suitcase.
- Sunshine can boost your mood.
Cevabı göster
Sunshine can boost your mood.
enjoying a fun night out: eğlenceli bir gece için dışarı çıkmanın tadını çıkarmak
Night out, evden çıkıp restoranda yemek yemek, film izlemek veya dans etmek gibi eğlence ya da sosyal etkinliklerle geçirilen bir akşamı anlatır. Buradaki out yalnızca açık havada bulunmayı değil, dışarı çıkma etkinliğinin tamamını ifade eder. Enjoying a fun night out, evden uzakta geçirilen bu eğlenceli akşamdan keyif almak demektir. Have, enjoy veya plan a night out kalıpları başka durumlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede night out, eğlenmek için akşam evden dışarı çıkmak anlamında kullanılmıştır?
- We had a night off and stayed home.
- We spent the night outdoors in a tent.
- We had a night out with dinner and a movie.
Cevabı göster
We had a night out with dinner and a movie.
we'll be hearing how dancing can benefit our brains
0:47dans etmenin hayatın her aşamasında beynimize
In this program, we'll be hearing: gelecek içeriği önceden tanıtmak
In this program kapsamı belirler: konuşmacı mevcut bölümün içeriğini tanıtmaktadır. Ardından we'll be hearing, program ilerledikçe yer alacak bilgileri önceden haber verir. Buradaki hearing yalnızca bir sesi fark etmek değil, açıklamaları, röportajları veya örnekleri dinlemek anlamına da gelebilir. Ardından how dancing can benefit our brains gibi bir içerik cümleciği gelebilir. Katkıda bulunacak birini tanıtmak için from + kişi de kullanılabilir.
Alıştırma
Podcastte iki doktorla röportajlar yer alacak. hear fiilinin kısaltmalı gelecek sürekli biçimini kullanın: In this podcast, ____ from two doctors.
Cevabı göster
we'll be hearing
and emotions at every stage of life. Kalıp ifadeler
0:51ve duygularımıza nasıl fayda sağlayabileceğini dinleyeceğiz.
at every stage of life: yaşamın her aşamasında
At every stage of life, “bir insanın yaşamındaki her dönemde” anlamına gelir ve çocukluktan ileri yaşlara kadar olan süreci kapsar. Buradaki stage, tiyatro sahnesi değil, insan gelişimindeki bir dönemdir. Bu ifade, her yaştan insanı tek bir cümlede kapsamanızı sağlar. Yaşam boyu sağlık, öğrenme, büyüme veya duygular hakkında konuşurken yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “bir insanın yaşamındaki her dönemde” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Good nutrition matters ____.
Cevabı göster
at every stage of life
we'll be learning some useful new vocabulary as well.
0:55bazı yararlı yeni kelimeler de öğreneceğiz.
from ballet and ballroom dancing to tap, hip hop, Anlatım akışı
1:04baleden ve salon danslarından step, hip hop,
from ... to ...: iki uçla bir aralık göstermek
From ... to ..., örnekleri bir aralığın iki ucu olarak düzenler. Burada ilk uçta bale ve salon dansları, ikinci uçta ise step, hip hop ve caz yer alır; böylece dans tarzlarının geniş çeşitliliği vurgulanır. to sözcüğü aralığın diğer ucunu gösterir; amaç bildirmez. Her iki uçta da birden fazla öğe bulunabilir ve örneklerin eksiksiz bir liste oluşturması gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi from ... to ... yapısının iki bölümüyle tamamlayın: The festival features styles ____ jazz and blues ____ rock and hip hop.
Cevabı göster
from · to
But my question is about a very unusual style,
1:08Ama benim sorum çok alışılmadık bir stille ilgili,
Britanya İngilizcesinde colorful waistcoats
“Colorful waistcoats”, gömleklerin üzerine giyilen parlak renkli, kolsuz giysiler demektir. Waistcoat, genellikle takım elbise ceketinin altına giyilen özel dikimli giysi için Britanya İngilizcesinde kullanılan yaygın sözcüktür. Waistcoat sözcüğünü “waist coat” şeklinde kelimesi kelimesine ayrılmış bir ifade olarak değil, tek bir giysi adı olarak anlayın. Bu cümlede waistcoatlar, göstericilerin geleneksel kostümünün bir parçasıdır.
Alıştırma
Britanya İngilizcesinde gömleğin üzerine ve takım elbise ceketinin altına giyilen özel dikimli, kolsuz giysinin yaygın adı hangisidir?
- waistcoat
- vest
- raincoat
Cevabı göster
waistcoat
hit sticks together while moving in patterns.
1:17birbirlerine sopalarla vurduğu geleneksel bir İngiliz halk dansı.
traditional English folk dance: geleneksel İngiliz halk dansı
“A traditional English folk dance”, İngiltere’deki topluluk geleneklerinden doğan ve zaman içinde kuşaktan kuşağa aktarılan bir dans türü demektir. Burada English “İngiltere’den” anlamına gelir; folk ise bir topluluk geleneğini anlatır, yalnızca “insanlar” demek değildir. Bu kültürel sınıflandırma, ardından gelen ayrıntıları anlamayı kolaylaştırır. Geleneksel kıyafetler, sopalar ve belirli düzenler içindeki hareketler, anlatılan dans türünü tanımaya yardımcı olan ipuçlarıdır.
Alıştırma
Burada “a traditional English folk dance” ne anlama geliyor?
- gece kulüpleri için oluşturulmuş modern bir dans
- İngilizce konuşan kişilerin yaptığı herhangi bir dans
- İngiltere’deki topluluk gelenekleriyle kuşaktan kuşağa aktarılan bir dans
Cevabı göster
İngiltere’deki topluluk gelenekleriyle kuşaktan kuşağa aktarılan bir dans
But do you know the name of this unusual dance, Beth?
1:20Peki bu alışılmadık dansın adını biliyor musun, Beth?
Okay, we'll find out later in the program. Kalıp ifadeler
1:33Peki, bunu programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.
find out later in the program: cevabı daha sonra öğrenmek
Find out, bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak demektir. Burada nesne söylenmez çünkü önceki soru hangi bilgiden bahsedildiğini açıklar: cevabı daha sonra öğreneceğiz. Fiziksel olarak bir şeyi aramak anlamına gelmez. Later in the program, cevabın aynı programın daha ilerideki bir bölümünde açıklanacağını belirtir. Sunucular bu ifadeyi cevabı ertelemek ve izleyicinin merakını canlı tutmak için kullanır.
Alıştırma
Cevabı öğrenmek anlamındaki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The winner is still secret, but we'll ____ after lunch.
Cevabı göster
find out
someone else who loves to dance is Julia Ravey,
1:37dans etmeyi seven bir diğer kişi de Julia Ravey,
Here, Julia tells us exactly why she loves dancing so much. Anlatım akışı
1:43Burada Julia, neden dans etmeyi bu kadar çok sevdiğini tam olarak anlatıyor.
Here, Julia tells us exactly: sıradaki görüntüyü tanıtmak
Here, esas olarak fiziksel bir yeri belirtmek yerine sırada gelecek görüntüye veya bölüme işaret eder. Sunucu Here, Julia tells us... yapısını kullanarak sıradaki konuşmacının adını verir ve onun bölümünde neyin açıklanacağını önceden söyler. Tells geniş zamandadır çünkü sunucu görüntünün ne yaptığını anlatır. Exactly, açık ve belirli bir açıklamanın geleceğini belirtir. Bu sözler birlikte dinleyiciyi sunucunun girişinden Julia'nın sesine geçirir.
Alıştırma
Bir belgesel anlatıcısı birazdan bir uzmanın açıklamasını gösterecek. Hangi cümle sıradaki görüntüyü doğal biçimde tanıtır?
- Dr Patel may speak about the machine another day.
- Here, Dr Patel tells us exactly how the machine works.
- Dr Patel is standing here beside the machine.
Cevabı göster
Here, Dr Patel tells us exactly how the machine works.
I love nothing more than a night or a day out Kalıp ifadeler
1:48Kimsenin umurunda olmadan çılgınlar gibi dans edebileceğim (dance like no one's business)
I love nothing more than ...: en sevilen şeyi belirtmek
I love nothing more than + isim veya -ing biçimi, “... her şeyden daha çok severim” demektir. En sevilen şeyi veya etkinliği güçlü biçimde belirtir. Buradaki nothing bir karşılaştırmanın parçasıdır: başka hiçbir etkinlik daha çok sevilmez. Bu ifade, konuşanın yalnızca bir şeyi sevdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle okumanın konuşanın en sevdiği etkinlik olduğunu söylüyor?
- I love nothing more than reading after dinner.
- I love reading no more than writing.
- Reading is nothing more than a school task.
Cevabı göster
I love nothing more than reading after dinner.
a night out / a day out: ev dışında eğlence
A night out; dışarıda yemek yemek, gösteri izlemek veya arkadaşlarla buluşmak gibi eğlence ya da sosyal etkinlikler için geceyi evden uzakta geçirmektir. A day out ise gündüz yapılan bir gezi veya eğlence amaçlı dışarı çıkmadır. A night or a day out ifadesinde out, iki etkinlik kalıbına da aittir. Bunlar sayılabilen etkinlik ifadeleridir: have veya plan a day out ve go on a night out denebilir.
Alıştırma
Bir aile cumartesi gününü eğlenmek için akvaryumu gezerek geçiriyor. Bu etkinliği en iyi hangi ifade adlandırır?
- a night out
- a day out
- a day off
Cevabı göster
a day out
where I can just dance like no one's business. Deyimler
1:52bir gece veya gündüz dışarı çıkmaktan daha çok sevdiğim hiçbir şey yok.
dance like no one's business: son derece iyi veya büyük bir enerjiyle dans etmek
do something like no one's business kalıbında fiilden sonraki ifade, samimi dilde kullanılan bir pekiştiricidir. Eylemi son derece iyi, enerjik veya büyük bir özgüvenle yapmak anlamına gelir. Burada konuşan kişinin özgürce ve kendini tamamen vererek dans edebildiğini anlatır. İşten, bir şirketten veya bir şeyi gizli tutmaktan söz etmez. Kesin vurgu fiile ve bağlama göre değişir, ancak ifade güçlü ve eğlenceli bir abartı katar.
Alıştırma
Ben'in bisiklet tamirinde son derece iyi olduğunu anlatan samimi deyimi tamamlayın: Ben can repair bikes ____.
Cevabı göster
like no one's business
it's just such a release: stresi dışarı attıktan sonra gelen duygusal rahatlama
Burada a release, birikmiş stresi veya duyguları dışarı çıkarıp sonrasında hafiflemiş hissetmek demektir. Dans etmenin such a release olduğunu söylemek, dansın konuşan kişiye güçlü bir duygusal rahatlama verdiğini anlatır. such a + tekil isim yapısında such, tanımı güçlendirir; just ise burada simply veya really sözcüklerine yakın bir konuşma vurgusu ekler. Bu cümlede release, bir ürünün piyasaya sürülmesi veya bir yayının çıkması anlamına gelmez.
Alıştırma
"After a tense day, playing the piano is such a release," İngilizce cümlesinde release ne anlama gelir?
- Stresi veya duyguları dışarı atıp hafiflemeyi sağlayan bir yol
- Yeni bir ürünün piyasaya sürülmesi
- Birinin gitmesine izin verilmesi
Cevabı göster
Stresi veya duyguları dışarı atıp hafiflemeyi sağlayan bir yol
and it's something that I definitely rely on Kalıp ifadeler
1:58ve kesinlikle stresimi vücudumdan atmak için
definitely rely on: bir şeye gerçekten güvenmek
Rely on, yardım veya bir sonuç elde etmek için bir kişiye, şeye ya da etkinliğe ihtiyaç duymak veya güvenmek anlamına gelir. Sabit olarak on edatını kullanır: rely on someone or something. Buradaki something, daha önce sözü edilen etkinliği belirtir. Definitely ifadeyi güçlendirir: konuşan kişi ona gerçekten güvendiğini söyler. Ardından gelen to yapısı amacı, yani bedendeki stresi azaltmak için ona güvenildiğini açıklar.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki sabit ifadeyle tamamlayın: I ____ my older sister for advice.
Cevabı göster
rely on
get the stress out of my body: rahatlamayı canlı bir görüntüyle anlatmak
get + bir şey + out of + bir yer kalıbı, o şeyi bulunduğu yerden çıkarmak anlamına gelir. get the stress out of my body ifadesinde stress, sanki bedenin içinde birikmiş ve dışarı çıkarılabilecek bir şeymiş gibi anlatılır. Bu görüntü mecazidir. Gerçek bir nesneyi fiziksel olarak çıkarmayı değil, yapılan etkinlikle stresin yarattığı gergin ve rahatsız edici hissi azaltmayı anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede get the stress out of my body ne anlama gelir?
- Stress adlı fiziksel bir nesneyi bedenden çıkarmak.
- Bedeni stress adlı bir yerden uzaklaştırmak.
- Bir etkinlikle bedende hissedilen stresi azaltmak.
Cevabı göster
Bir etkinlikle bedende hissedilen stresi azaltmak.
Any chance I get: her fırsat bulduğumda
Any chance I get, “ne zaman fırsat bulsam” veya “her fırsatta” anlamına gelir. any chance I get yan cümlesi, ana eylemin gerçekleştiği koşulu ya da fırsatı önce belirtir: her fırsat çıktığında o eylem yapılır. Cümlenin başında kullanıldığında ardından genellikle virgül gelir. Sık tekrarlanan bir alışkanlığı, hevesi veya güçlü bir isteği gösterebilir. Burada chance, bir şeyin gerçekleşme olasılığı değil, “fırsat” demektir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: ____, I read another chapter.
Cevabı göster
Any chance I get
everyone's not a fan: herkes sevmiyor
Burada a fan, bir şeyi seven veya destekleyen kişi demektir. Bu nedenle not a fan, birinin bir şeyi pek sevmediğini yumuşak ve konuşma diline uygun biçimde anlatır. everyone's, everyone is ifadesinin kısaltmasıdır. Bu bağlamda everyone's not a fan ile anlatılmak istenen “not everyone is a fan”dır: bazı kişiler sevebilir, bazıları sevmeyebilir. everyone is not ifadesi “hiç kimse sevmiyor” gibi de anlaşılabildiği için, ayrım önemli olduğunda Not everyone is a fan daha açıktır.
Alıştırma
Bazı kişilerin kalabalık partileri sevmeyebileceğini, ancak hiç kimsenin sevmediğini söylemeden en açık biçimde anlatan cümle hangisidir?
- No one is a fan of crowded parties.
- Everyone is a fan of crowded parties.
- Not everyone is a fan of crowded parties.
Cevabı göster
Not everyone is a fan of crowded parties.
'cause some people can find dancing to be awkward or uncomfortable. Dilbilgisi
2:11çünkü bazı insanlar dans etmeyi garip veya rahatsız edici bulabiliyor.
find dancing to be awkward or uncomfortable: bir değerlendirme yapmak
find + nesne + to be + sıfat kalıbı, değerlendirme veya deneyim sonucunda nesnenin o özelliğe sahip olduğunu düşünmek demektir. Burada dancing nesnedir; awkward or uncomfortable ise değerlendirmeyi belirtir. to be, nesne ile sıfatı birbirine bağlar; amaç bildirmez. Can, bunun herkesin değil, bazı insanların yaşayabileceği bir deneyim olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle find + nesne + to be + sıfat yapısını doğru kullanır?
- Leo finds to be the puzzle difficult.
- Leo finds the puzzle to be difficult.
- Leo finds the puzzle to difficult.
Cevabı göster
Leo finds the puzzle to be difficult.
And I've seen people who just avoid the dance floor at all costs. Deyimler
2:16Ve ne pahasına olursa olsun (at all costs) dans pistinden kaçınan insanlar gördüm.
avoid the dance floor at all costs: dans pistinden ne pahasına olursa olsun kaçınmak
At all costs, ne kadar çaba, kayıp veya zorluk gerekirse gereksin anlamına gelen bir deyimdir. avoid the dance floor ifadesinden sonra gelerek dans pistinden kaçınma kararını çok güçlü gösterir. Buradaki costs mutlaka para anlamına gelmez. Bu ifade hem bir şeyi mutlaka yapma hem de bir şeyden kesinlikle kaçınma kararını güçlendirebilir.
Alıştırma
"The medicine must be kept away from children at all costs," cümlesinde at all costs neyi gösterir?
- İlaç yalnızca para harcamak gerekmiyorsa uzakta tutulmalıdır.
- Birisi ilacın fiyatını hesaplamalıdır.
- Ne kadar çaba gerekirse gereksin ilacı çocuklardan uzak tutmak son derece önemlidir.
Cevabı göster
Ne kadar çaba gerekirse gereksin ilacı çocuklardan uzak tutmak son derece önemlidir.
Not everyone is the same as Julia, though. cümlesinde cümle sonu though ile karşıtlık eklemek
Burada Not everyone is the same as Julia, Julia’nın deneyiminin veya tutumunun herkes için geçerli olmadığını söyler. Not everyone, “hiç kimse aynı değil” değil, “bazı kişiler farklı” anlamındadır. Cümlenin sonundaki though, az önce söylenene hafif bir karşıtlık ekleyen söylem belirtecidir. Konuşmacının Julia’nın deneyiminden diğer insanların farklı tepkilerine geçmesine yardımcı olur; although gibi yan cümle başlatmaz.
Alıştırma
Karşıtlık eklemek için cümle sonunda though kelimesini doğal biçimde kullanan cümleyi seçin.
- The room is small, although.
- The room is small. It is comfortable, though.
- Although. The room is small. It is comfortable.
Cevabı göster
The room is small. It is comfortable, though.
the thought of dancing makes you uncomfortable, Dilbilgisi
2:45dans etme düşüncesi sizi rahatsız ediyorsa,
the thought of dancing makes you uncomfortable: the thought of + -ing ile bir duyguyu anlatmak
Burada the thought of + isim veya -ing biçimi, bir olayı ya da etkinliği zihinde canlandırmayı veya düşünmeyi anlatır. Bu cümlede yalnızca dans etmeyi düşünmek bile rahatsızlık yaratır; kişi henüz dans etmiyordur. make + kişi + sıfat yapısı, o kişide oluşan duygu veya durumu belirtir: makes you uncomfortable. Make fiilinden sonra önce kişi, sonra sıfat gelir; bu yapıda to be kullanılmaz.
Alıştırma
Topluluk önünde konuşmayı düşünmenin onu tedirgin ettiğini doğru anlatan cümleyi seçin.
- The thought of speaking in public makes him nervous.
- The thought of speaking in public makes nervous him.
- The thought to speak in public makes him nervously.
Cevabı göster
The thought of speaking in public makes him nervous.
you might avoid the dance floor at all costs,
2:48dans pistinden "at all costs" (ne pahasına olursa olsun) kaçınabilirsiniz,
no matter what happens: değişmeden kalan bir sonuç
No matter what happens, ana cümledeki sonucu değiştiremeyen bir koşul belirtir. Burada ne olursa olsun kişi yine de dans pistinden uzak durabilir. No matter what ifadesini kelime kelime ayırmadan tek bir yapı olarak anlayın. Happens koşul yan cümlesini tamamlar. Bu yan cümle No matter what happens, I will stay örneğindeki gibi başta veya I will stay, no matter what happens örneğindeki gibi sonda olabilir.
Alıştırma
Verilen sözün hiçbir koşulda değişmeyeceğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- No what matter happens, I'll support you.
- No matter what happens, I'll support you.
- No matter happens what, I'll support you.
Cevabı göster
No matter what happens, I'll support you.
That's a pity: hayal kırıklığı yaratan bir habere tepki vermek
That's a pity, kötü veya hayal kırıklığı yaratan bir haber karşısında kullanılan kalıplaşmış bir konuşma yanıtıdır. Burada Neil'ın dans etme fırsatını kaçırabileceği düşüncesine tepki verir. Pity tek başına birinin çektiği acıya duyulan merhameti anlatabilir, ancak bu ifadenin tamamında genellikle durumun üzücü olduğunu belirtir. Normalde hafif bir üzüntü ve anlayış gösterir; konuşanın karşısındaki kişiyi küçümsediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “I can't go on the school trip because I'm sick.” diyor. En doğal yanıt hangisidir?
- That's a pity. I hope you feel better soon.
- Never mind. It was your fault.
- That's amazing. You must be excited.
Cevabı göster
That's a pity. I hope you feel better soon.
Just ask Dr. Peter Lovatt: uzman desteğini sunmak
Just ask Dr. Peter Lovatt ifadesinde just ask + kişi, retorik bir emir yapısıdır. Temel amaç dinleyiciye gidip o kişiye soru sordurmak değildir; o kişinin bilgisi veya deneyimi ileri sürülen düşünceyi destekleyebilir. Bu yapı, anlatımı genel bir düşünceden onu destekleyen kişiye taşır ve aynı zamanda sırada anlatılacak kişiyi tanıtır.
Alıştırma
Hangi cümlede just ask, deneyimi bir iddiayı destekleyen kişiye işaret etmek için kullanılmıştır?
- Please just ask Maya what time the pool opens.
- Just ask a clear question before the lesson ends.
- If you doubt how cold the lake is, just ask Maya—she swims there every morning.
Cevabı göster
If you doubt how cold the lake is, just ask Maya—she swims there every morning.
also known as + bir ad: başka bir adı tanıtmak
Also known as + ad, aynı kişi veya şey için başka bir ad, lakap, unvan ya da tanımlama verir. Burada Dr. Dance, Dr. Peter Lovatt'ın başka bir adıdır. Known as sabit bir yapıdır; bu nedenle eklenen addan önce as kullanılmalıdır. She is also known as the Singing Doctor örneğindeki gibi be fiilinden sonra gelebilir veya buradaki gibi bir addan sonra ek açıklama olarak kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve diğer adıyla anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: Our robot, ____ Robo, can carry small boxes.
Cevabı göster
also known as
Over four decades, he's studied how dancing helps improve brain function Kelime
3:02Kırk yılı aşkın süredir dans etmenin beyin fonksiyonlarını nasıl geliştirdiğini inceledi
Over four decades: kırk yılı aşkın süre
over four decades ifadesinde over, sayıyla belirtilen bir sürenin önüne gelir ve daha fazla anlamını taşır. Decade on yıl demektir; dolayısıyla ifade kırk yıldan uzun bir süre anlamına gelir. İfade cümlenin başında kullanılarak neyi araştırdığı anlatılmadan önce uzun zaman aralığı verilir. Bu yapı, uzun süren bir etkinliği hızlıca çerçevelemek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Kütüphanenin kasabaya yirmi yılı aşkın süredir hizmet verdiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The library has served the town since over two decades.
- The library has served the town for over two decades.
- The library has served the town for above two decades.
Cevabı göster
The library has served the town for over two decades.
everyone from ... to ...: geniş bir insan yelpazesini göstermek
Cümle önce everyone ile grubun tamamını adlandırır, ardından from A to B ile bu grubun içindeki kapsamı gösterir. Burada A çocuklar ve yetişkinler, B ise Parkinson ve Alzheimer gibi hastalıklarla yaşayan yaşlı insanlardır. from ... to ... kategorileri geniş bir aralığın iki ucu olarak sunar; böylece okur birçok farklı insan grubunun kapsandığını anlar. Bu yapı bilgiyi düzenler, bir yerden başka bir yere hareketi anlatmaz. living with diseases ... sözleri yaşlı insanların durumunu ayrıca belirtir.
Alıştırma
Aralığı from ... to ile tamamlayın: The art club welcomes everyone ____ complete beginners ____ experienced artists.
Cevabı göster
from · to
Parkinson ve Alzheimer gibi hastalıklarla yaşamak
Living with diseases, yaşlı kişilerin yaşamlarının bir parçası olan süregelen sağlık sorunlarına sahip olduğunu anlatır. Bu ifade hangi yaşlı kişilerden söz edildiğini belirtir; bir hastalığın yanında yaşamak anlamına gelmez. living with ifadesinden sonra gelen sözcükler rahatsızlıkların adını verir; like ise örnekleri tanıtır: Parkinson's ve Alzheimer's. people living with + condition kalıbı, sağlık durumunu anlatırken odağı kişide tutmak için başka durumlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede living with, süregelen bir sağlık durumunu anlatır?
- Rosa is living with diabetes and manages it every day.
- Rosa is living with her aunt near the hospital.
- Rosa is living beside a busy road.
Cevabı göster
Rosa is living with diabetes and manages it every day.
Dr. Lovatt's dance therapy involves spontaneous movements, Kelime
3:15Dr. Lovatt'ın dans terapisi spontane hareketleri,
dance therapy: dans ve hareket yoluyla tedavi
Dance therapy bir bileşik addır: dance yöntemi, therapy ise amacı belirtir. Dansın veya beden hareketlerinin tedavi, rehabilitasyon ya da duygusal desteğin bir parçası olarak kullanılması anlamına gelir. Therapy sözcüğü yalnızca bir danışmanla konuşmayı ifade etmez. Bu ifadede hareket; eğlence, egzersiz veya dans adımlarını öğrenmek için değil, tedavi amaçlı kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle dans dersi veya egzersiz için dans etmek yerine dance therapy kavramını anlatır?
- The clinic offers dance therapy as part of its rehabilitation programme.
- The school offers a dance class to teach competition steps.
- The club holds a dance night for exercise and fun.
Cevabı göster
The clinic offers dance therapy as part of its rehabilitation programme.
spontaneous movements: doğal ve önceden planlanmamış hareketler
Spontaneous movements, önceden planlanmış veya prova edilmiş adımları izlemek yerine o anda doğal biçimde ortaya çıkan hareketlerdir. Burada spontaneous, plansız demektir; random gibi rastgele anlamına gelmez. Hareketler yine de müziğe, duygulara veya bedensel hislere tepki olarak ortaya çıkabilir.
Alıştırma
Dersteki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The actors were told to make ____ rather than follow a rehearsed routine.
Cevabı göster
spontaneous movements
closing your eyes and letting the music move you.
3:19gözlerinizi kapatmayı ve müziğin sizi hareket ettirmesine izin vermeyi içeriyor.
promotes divergent thinking: birçok olasılık üretmeyi teşvik etmek
Promotes divergent thinking, insanların tek bir başlangıç noktasından birçok farklı fikir veya olası cevap üreten bir düşünme biçimini geliştirmesine yardımcı olmak demektir. Bu terim yaratıcılık konuşulurken sık kullanılır. Burada promotes, gelişimi teşvik etmek veya desteklemek anlamına gelir. Divergent ise fikirlerin hemen tek bir cevaba daralmak yerine farklı yönlere yayılmasını anlatır.
Alıştırma
Hangi etkinlik divergent thinking için en açık örnektir?
- Bir cümleyi yazıldığı biçimde aynen kopyalamak.
- Bir karton kutunun mümkün olduğunca çok farklı kullanımını düşünmek.
- 8 + 7 işlemini çözüp tek doğru cevabı vermek.
Cevabı göster
Bir karton kutunun mümkün olduğunca çok farklı kullanımını düşünmek.
leading to happier, more creative brains. Dilbilgisi
3:24daha mutlu, daha yaratıcı beyinlere yol açıyor.
leading to ...: sonucu ifade etmek
Bu cümlede leading to happier, more creative brains, virgülden önceki düşüncenin tamamının sonucunu veren bir -ing yan cümleciğidir. “Ve bu … sonucuna yol açar” anlamındadır; birine fiziksel olarak yol göstermek anlamına gelmez. Tamamlanmış bir düşüncenin ardından virgül + leading to + isim grubu kullanarak bir nedeni veya gelişmeyi sonucuna bağlayabilirsiniz. Bu kalıp açıklamalarda ve bilgilendirici metinlerde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi lead fiilinden oluşan iki kelimelik -ing sonuç ifadesiyle tamamlayın: The storm closed several roads, ____ long delays.
Cevabı göster
leading to
So, how can we get more people dancing? Dilbilgisi
3:27Peki, daha fazla insanın dans etmesini nasıl sağlayabiliriz?
get more people dancing: get + nesne + -ing
Get more people dancing, get + nesne + -ing yapısını kullanır. More people nesnedir; dancing ise bu kişilerin başlayıp sürdürdüğü etkinliği anlatır. Bu yapı, bir etkinliğin başlamasını sağlamak veya teşvik etmek anlamına gelir. get everyone talking ya da get children reading gibi ifadelerde yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir sorunun herkesi konuşmaya başlattığını anlatmak için get + nesne + -ing yapısını doğru kullanır?
- An interesting question got talking everyone.
- An interesting question got everyone talking.
- An interesting question got everyone talked.
Cevabı göster
An interesting question got everyone talking.
That's exactly what Julia Ravey asked Dr. Lovatt
3:30Julia Ravey'nin BBC radyo programı Mental Muscle için
who maybe doesn't dance at all right now, Kalıp ifadeler
3:42belki biraz daha fazla dans etmek isteyen,
What would you say to the person listening: nazikçe tavsiye istemek
What would you say to ... belirli bir kişiye hangi tavsiye ya da mesajın verileceğini sorar. Burada the person listening, o anda dinlemekte olan izleyici veya dinleyici anlamındadır; listening, who is listening gibi kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. Would burada soruyu geçmiş zamana taşımaz. Hayalî bir durum oluşturur ve isteği yumuşatır. Bu yüzden bir uzmandan dinleyicilere seslenmesini isterken kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi soru, bir uzmandan hayalî bir kitleye tavsiye vermesini nazikçe ister?
- What would you say to a child who is afraid of starting school?
- Tell the child not to be nervous.
- What did you say to the child yesterday?
Cevabı göster
What would you say to a child who is afraid of starting school?
doesn't dance at all right ... now: şu anda hiç dans etmemek
doesn't dance at all ifadesinde at all, doesn't olumsuzluğunu güçlendirir: kişi hiç dans etmez, az da olsa dans ettiği anlamına gelmez. Bu cümlede right, ardından gelen now ile birlikte kullanılır. right now ifadesini «şu anda» anlamına gelen tek bir zaman ifadesi olarak okuyun. Bu, söyleneni mevcut durumla sınırlar ve kişinin gelecekte hiçbir zaman dans etmeyeceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Mia'nın şu anda hiç dans etmediğini söylemek için doesn't ... at all yapısını kullanın: Mia ____ right now.
Cevabı göster
doesn't dance at all
a little bit on the fence about whether ...: yapıp yapmama konusunda hâlâ biraz kararsız
Be on the fence, seçenekler veya tutumlar arasında henüz karar verememiş olmak anlamına gelen bir deyimdir. Burada dans etmek isteyip istemediklerine henüz karar vermemişlerdir; gerçek bir çitten söz edilmez. Be on the fence about whether + yan cümle kalıbı, henüz çözülemeyen kararın ne olduğunu belirtir. A little bit değerlendirmeyi yumuşatır; böylece tereddüt güçlü bir eleştiri gibi değil, hafif bir kararsızlık gibi duyulur.
Alıştırma
Cümleyi dersteki deyim ve whether kalıbıyla tamamlayın: Maya likes the bike but worries about the price. She's still ____ to buy it.
Cevabı göster
on the fence about whether
get a little bit more movement into their daily life: günlük düzene daha fazla hareket katmak
Get X into Y, X'in Y'nin bir parçası olmasını sağlamak anlamına gelir. Burada get a little bit more movement into their daily life, bir şeyi kabın içine koymak değil, normal günlük düzene daha fazla fiziksel etkinlik katmak demektir. Movement burada geniş anlamlı bir sözcüktür; yürüme, esneme, dans etme ve benzer etkinliklerin tümünü kapsar. A little bit more değişikliği küçük ve yapılabilir gösterir.
Alıştırma
get X into Y kalıbıyla tamamlayın: Sam wants his normal day to include more walking. He is trying to ____ his daily routine.
Cevabı göster
get more walking into
the very first thing to do, ...: ilk adımı belirtmek
Bu cümlede the very first thing to do, bir dizi tavsiye veya eylemin başlangıç noktasını gösterir. Dinleyene her şeyden önce ne yapması gerektiğini söyler. very, first sözcüğünü güçlendirir; bu nedenle tüm ifade “atılacak ilk adım” anlamına gelir, very burada bağımsız başka bir anlam taşımaz. Bu ifade bilgiyi sıralar; yapılacak somut eylem genellikle ardından gelir ve çoğu zaman is + fiil yapısı kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle bir prosedürdeki ilk adımı açıkça belirtir?
- Every step in the experiment should be done at the same time.
- The very first thing to do is read the safety instructions.
- Read the safety instructions only after you finish the experiment.
Cevabı göster
The very first thing to do is read the safety instructions.
I would suggest, ...: kibarca öneride bulunmak
Bu cümlede I would suggest, konuşmacının ardından gelecek eylemle ilgili önerisini sunar. Eylem bir emir olarak değil, tavsiye olarak ifade edilir. Yapı I + would + suggest şeklindedir. Burada would, suggest ifadesinin sertliğini azaltır; geçmiş zaman belirtmez. Bu kalıp, üzerinde düşünülmüş bir öneriyi kibarca sunarken kullanılabilir.
Alıştırma
Kısa bir mola vermeyi önermenin doğal ve kibar yolunu seçin.
- I would suggest taking a short break.
- I would suggest to take a short break.
- I would suggested taking a short break.
Cevabı göster
I would suggest taking a short break.
and to find a piece of music that you like. Kalıp ifadeler
4:02ve sevdiğiniz bir müzik parçası bulmanız.
find a piece of music: sayılamayan music ismini saymak
Music, müzik sanatını veya müzik sesini ifade ettiğinde genellikle sayılamayan bir isimdir. Bu yüzden standart İngilizcede tek bir seçim için normalde a music kullanılmaz. Bir eseri veya seçilmiş bir bölümü saymak için a piece of music kullanılır. a piece of music içindeki piece, kırık bir parça değil, bir müzik eseri veya müzik bölümü anlamına gelir. Find a piece of music, bir müzik seçkisi bulmak veya seçmek demektir.
Alıştırma
Hangi cümle tek bir müzik seçkisini saymak için kullanılan standart ifadeyi içeriyor?
- Please choose a music for the class performance.
- Please choose music for the class performance.
- Please choose a piece of music for the class performance.
Cevabı göster
Please choose a piece of music for the class performance.
Close your eyes and then just hear the beat Kalıp ifadeler
4:04Gözlerinizi kapatın ve sadece ritmi duyun
hear the beat and feel the rhythm: beat ile rhythm arasındaki fark
Beat, müzikte sayabileceğin düzenli vuruştur. Rhythm ise uzun ve kısa, güçlü ve zayıf seslerle duraklamaların oluşturduğu düzendir. Cümle hear sözcüğünü beat ile eşleştirir, çünkü vuruşu dinlersin. Feel sözcüğünü rhythm ile eşleştirir, çünkü bedenin bu düzene göre hareket edebilir. İki eylem birlikte dinlemekten bedensel tepkiye geçişi anlatır.
Alıştırma
Bu cümledeki hear the beat and feel the rhythm ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Yalnızca sözleri dinle ve zamanlamayı görmezden gel.
- Kaç enstrüman çaldığını say.
- Düzenli vuruşu dinle ve müziğin düzenini bedeninde hisset.
Cevabı göster
Düzenli vuruşu dinle ve müziğin düzenini bedeninde hisset.
Julia mentions people who are sitting on the fence,
4:12Julia "sitting on the fence" (kararsız) olan insanlardan bahsediyor,
who still haven't decided if they will do something or not,
4:16bir şeyi yapıp yapmayacaklarına hala karar vermemiş olanlardan,
get comfortable, close your eyes, and listen to some music.
4:23rahatlayın, gözlerinizi kapatın ve biraz müzik dinleyin.
feel a twitch: ani ve istemsiz bir seğirme hissetmek
To feel a twitch, vücudun bir bölümünde ani ve küçük bir hareket fark etmek demektir. Twitch genellikle kısa süreli ve istemsizdir; yani bunu yapmaya siz karar vermezsiniz. Burada bu ifade, vücudun müziğe verdiği tepkinin planlanmış bir dans hareketi olarak değil, doğal biçimde başlayan bir hareket olarak görülmesini sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede twitch, ani, küçük ve istemsiz bir vücut hareketi anlamında kullanılmıştır?
- She felt a quick twitch in her eyelid.
- She carefully practiced a dance routine.
- She held her arm completely still.
Cevabı göster
She felt a quick twitch in her eyelid.
a small, sudden, and involuntary movement somewhere in your body.
4:29vücudunuzun bir yerinde küçük, ani ve istemsiz bir hareket.
From there, it's only a few steps to dancing. Anlatım akışı
4:33Oradan dans etmeye sadece birkaç adım var.
From there, it's only a few steps to ...: bir süreci sonraki aşamaya taşımak
From there, daha önce ulaşılan aşamaya, yani vücutta küçük bir seğirme hissedilen aşamaya gönderme yapar. Buradaki there gerçek bir yer değil, sürecin bir aşamasıdır. It's only a few steps to dancing, dans etmeyi yakın ve kolayca ulaşılabilecek bir sonraki aşama olarak sunar. Steps hem süreçteki aşamaları anlatır hem de eğlenceli biçimde dans adımlarını çağrıştırır; böylece cümle açıklamayı küçük bir hareketten dans etmeye taşır.
Alıştırma
Cümle esas olarak neyi anlatıyor?
- Küçük bir vücut hareketi başladıktan sonra dans etmek yakın bir sonraki aşama gibi görünür.
- Bir dans stüdyosu yalnızca kısa bir mesafe uzaktadır.
- Dans etme izni verilmeden önce belirli sayıda adım yürümek gerekir.
Cevabı göster
Küçük bir vücut hareketi başladıktan sonra dans etmek yakın bir sonraki aşama gibi görünür.
It seems a dance a day keeps the doctor away. Deyimler
4:36Görünüşe göre günde bir dans doktoru uzak tutuyor.
a dance a day keeps the doctor away: bir atasözünün eğlenceli değişimi
Bilinen atasözü An apple a day keeps the doctor away şeklindedir. Basit ve sağlıklı bir alışkanlığın kişinin sağlıklı kalmasına yardımcı olabileceğini anlatır. Burada apple yerine dance getirilmiştir. Konuşmacı, düzenli dans etmenin sağlığa iyi gelebileceği fikrini eğlenceli biçimde özetlemek için tanıdık kalıbı kullanır. Bu, dansın hastalıkları önlediğine dair bir söz değildir.
Alıştırma
Burada a dance a day keeps the doctor away sözü esas olarak ne anlatıyor?
- Dans edenlerin hiçbir zaman tıbbi bakıma ihtiyaç duymayacağını vaat eder.
- Doktorların her gün bir dans çalışması gerektiğini söyler.
- Düzenli dans etmenin sağlıklı kalmaya yardımcı olabileceğini eğlenceli biçimde anlatır.
Cevabı göster
Düzenli dans etmenin sağlıklı kalmaya yardımcı olabileceğini eğlenceli biçimde anlatır.
what do you reckon: samimi bir şekilde fikir sormak
What do you reckon? sorusunda reckon, think veya believe anlamına gelir. Soru, diğer kişinin fikrini ya da değerlendirmesini sorar; hesaplama yapmakla ilgili değildir. What do you think? sorusuna benzer şekilde, sözü rahat bir biçimde başka birine vermenin yoludur.
Alıştırma
Samimi Britanya İngilizcesinde bir arkadaşın fikrini doğal biçimde hangi soru sorar?
- What do you reckon?
- What are you counting?
- What do you remember?
Cevabı göster
What do you reckon?
ready to give it a go: denemeye hazır olmak
Be ready to give it a go, bir şeyi denemeye hazır ve istekli olmak demektir. Give it a go, “denemek” veya “bir kez denemek” anlamına gelen gündelik bir ifadedir. Buradaki it, daha önce konuşulan dans etme etkinliğini belirtir. Go, “bir deneme” anlamındaki isimdir; hareket etmek ya da bir yere gitmek anlamındaki fiil değildir.
Alıştırma
Cümleyi, go içeren ve “denemek” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This board game looks fun. Are you ready to ____?
Cevabı göster
give it a go
Hmm, maybe after I've revealed the answer to my question.
4:42Hmm, belki sorumun cevabını açıkladıktan sonra.
You asked for the name of the traditional English folk dance
4:47Geleneksel İngiliz halk dansının adını sormuştun
where dancers wear colorful waistcoats and hit sticks.
4:50dansçıların renkli yelekler giyip sopalara vurduğu.
Morris dancing is the name of the unusual English folk dance, Kültür
5:00Morris dansı bu alışılmadık İngiliz halk dansının adıdır,
Morris dancing: geleneksel bir İngiliz halk dansı
Morris dancing, İngiltere’ye özgü geleneksel bir halk dansının adıdır. Burada Morris, kalıplaşmış adın bir parçasıdır; dans eden bir kişinin adı değildir. Genellikle bir grup tarafından, çoğu zaman düzenli dizilişler hâlinde sergilenir. Bazı geleneklerde çanlar, mendiller veya sopalar kullanılır; ancak ayrıntılar bölgeye ve gruba göre değişir.
Alıştırma
Morris dancing neyi ifade eder?
- Morris adlı bir kişinin yaptığı her türlü dans anlamına gelir.
- Dans ederken kullanılan bir müzik aletinin adıdır.
- Geleneksel bir İngiliz halk dansının adıdır.
Cevabı göster
Geleneksel bir İngiliz halk dansının adıdır.
Okay, let's recap the vocabulary we've learned, Anlatım akışı
5:10Tamam, öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim,
let's recap the vocabulary we've learned: kısa bir tekrara giriş yapmak
Bu cümlede let's recap the vocabulary we've learned, yeni konunun anlatımının bittiğini ve kısa bir tekrarın başladığını dinleyicilere bildirir. Recap, önemli noktaları yeniden gözden geçirmek demektir; bütün dersi baştan sona tekrarlamak değildir. Let's hem konuşanı hem de dinleyicileri kapsar, bu yüzden tekrar birlikte yapılan bir etkinlik gibi duyulur. let's recap + konu veya let's recap what + tam bir fikir yapıları başka durumlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
“Önemli noktaları kısaca gözden geçirmek” anlamındaki hedef fiille cümleyi tamamlayın: Before we finish, let's ____ the main points.
Cevabı göster
recap
If you do something like nobody's business,
5:21Eğer bir şeyi "like nobody's business" gibi yaparsanız,
feelings, or tension from the body.
5:29hisleri veya gerginliği vücuttan serbest bırakma eylemidir.
delays making a decision or choosing one course of action over another.
5:43bir karar vermeyi veya bir eylem planını diğerine tercih etmeyi erteler.
sudden, jerky movement: ani ve düzensiz hareket
Sudden, hareketin uyarı vermeden başladığını anlatır. Jerky, hareketin akıcı olmak yerine hızlı ve düzensiz biçimde başlayıp durduğunu anlatır. sudden, jerky movement ifadesi bir bütün olarak twitch hareketinin nasıl olduğunu açıklar. Burada jerky, bir şeyin nasıl hareket ettiğini anlatan bir sıfattır. Kurutulmuş et anlamındaki jerky ismi değildir ve bir kişinin davranışını kaba veya sinir bozucu olarak tanımlamaz.
Alıştırma
Hangi cümlede sudden, jerky movement ifadesi beklenmedik biçimde başlayan ve akıcı olmayan bir hareketi anlatır?
- The skater glided across the ice in one smooth motion.
- The old robot made a sudden, jerky movement.
- The statue remained completely still.
Cevabı göster
The old robot made a sudden, jerky movement.
Once again, our Six Minutes are up: süre bitince kapanış yapmak
Once again, alışılmış kapanış anının yeniden geldiğini gösterir ve programı bildik sona taşır. Our Six Minutes are up, program için ayrılan altı dakikanın bittiği anlamına gelir. Bir süre is up olduğunda hiç zaman kalmamıştır; buradaki up bir yön belirtmez.
Alıştırma
İzin verilen sürenin bittiğini göstermek için be up yapısının doğru şimdiki zaman biçimini kullanın: Your time ____.
Cevabı göster
is up
Join us again soon for more trending topics Anlatım akışı
5:58Six Minute English'te daha fazla trend konu
and useful vocabulary here at Six Minute English.
6:00ve faydalı kelimeler için yakında tekrar bize katılın.
Join us again soon: izleyiciyi veya dinleyiciyi geri dönmeye çağırmak
Join us again soon, dostça bir kapanış davetidir. Bir programın sonunda join us, yeniden dinlemek, izlemek veya katılmak için geri gelmek anlamına gelir; bir kuruluşa üye olmak anlamına gelmez. Again gelecekte geri dönmeyi, soon ise sunucuların bunun çok geçmeden olmasını umduğunu gösterir. Ardından gelen for more... ifadesi, izleyicinin veya dinleyicinin bir dahaki sefere ne bekleyebileceğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, dinleyicileri geri gelmeye çağırarak bir podcast'i doğal biçimde bitirir?
- The next episode begins in five minutes.
- Join us again soon for another episode.
- Apply to join our company before Friday.
Cevabı göster
Join us again soon for another episode.