FBI Seni Dark Web'de İşte Böyle Yakalayacak: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Bu geri sayım, yasa dışı karanlık ağ faaliyetlerinin kimliği açığa çıkardığı beş yolu gösteriyor: tarayıcı açıkları, gizli operasyon, posta, satıcı kayıtları ve web reklamları. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “hacks its way into” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: belirli bir yöntemle içeri girmeyi anlatan fiil + iyelik + way + into kalıbını kullanın. 2. “honeypot.” — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: hedefin davranışını açığa çıkarmasını sağlayan dijital veya polisiye yemi anlayın; bunu bal kavanozu sanmayın. 3. “traced back to” — Öbek fiiller: kanıtların veya eylemlerin kaynağına nasıl izlendiğini, özellikle soruşturma anlatılarındaki edilgen kullanımda tanıyın.
Bu derste
You finally picked up the courage to visit the dark web Kalıp ifadeler
0:00Sonunda cesaretini toplayıp dark web'e girdin
picked up the courage to ...
picked up the courage to + fiilin yalın hâli, genellikle bir süre tereddüt ettikten sonra sonunda bir şeyi yapacak kadar cesaretlenmek anlamına gelir. Buradaki picked up kelimesi gerçek anlamda bir şeyi yerden almak değildir; ifade, kişinin cesaret toplamayı başardığını anlatır. finally, eylemden önce bir bekleme veya tereddüt dönemi olduğunu gösterir. to visit ise cesaret gerektiren somut eylemi belirtir.
Alıştırma
Doğal ifadeyi seçin: After weeks of hesitation, Lena finally ___ to ask for help.
- picked the courage
- picked up the courage
- did the courage
- picked up the brave
Cevabı göster
picked up the courage
and you took every necessary precaution to stay invisible to the authorities. Kalıp ifadeler
0:03ve yetkililerin radarına yakalanmamak için gereken her önlemi aldın.
took every necessary precaution: gereken tüm önlemleri almak
took every necessary precaution, bilinen bir riski azaltmak için gereken tüm güvenlik adımlarını uygulamak anlamına gelen sabit bir ifadedir. took, take fiilinin geçmiş zamanıdır; every necessary ise ilgili tüm önlemlerin kapsandığını vurgular. to stay invisible bölümü bu önlemlerin amacını belirtir. Bu cümlede amaç, yetkililer tarafından kimliğin tespit edilmesini önlemektir.
Alıştırma
Doğal kullanımı seçin: Before the storm arrived, the crew ___ to protect the equipment.
- took every necessary precautions
- did every necessary precaution
- took every necessary precaution
- made every necessary precaution
Cevabı göster
took every necessary precaution
At first, you were only going to look around and not actually purchase anything, Notlar
0:07Başta yalnızca etrafa bakacak, hiçbir şey satın almayacaktın,
Sınırlı bir geçmiş plan için were only going to + fiil
Burada were going to, geçmişteki bir noktadan bakıldığında var olan bir planı anlatır: kişi bir şeyi yapmayı amaçlamıştır, ancak bunu sonradan gerçekten yapıp yapmadığı kesin değildir. Bir yere fiziksel olarak gitmekte olduğu anlamına gelmez. Only, ilk planı düşük bağlılık içeren look around eylemiyle sınırlar; not actually purchase anything ise bu sınırı açıkça belirtir. Bu yapı, daha önceki niyet ile sonradan yaşananlar arasında bir karşıtlık hazırlamak için sık kullanılır.
Alıştırma
be fiilinin doğru geçmiş biçimi, only ve going to ile tamamlayın: At that point, we ____ stay for one drink, but we ended up staying until closing time.
Cevabı göster
were only going to
Rahat ve düşük bağlılıklı göz atma için look around
Burada look around, belirli bir ürüne odaklanmadan veya satın alma taahhüdünde bulunmadan rahatça göz atmak ya da keşfetmek anlamına gelir. Bir mağazada, internet sitesinde, şehirde veya bilinmeyen bir yerde, ne yapılacağına karar vermeden önce nelerin mevcut olduğuna bakmayı anlatabilir. Çevresindeki not actually purchase anything sözleri, bu düşük bağlılık anlamını güçlendirir. look around sözcük anlamıyla gözleri farklı yönlere çevirmek de olabilir; ancak burada bu fiziksel anlam kastedilmez.
Alıştırma
Notta rahatça göz atmak anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We're not ready to choose yet; we'd like to ____ first.
Cevabı göster
look around
you all decided you'd buy a big bag of illegal pills.
0:13hep birlikte büyük bir paket yasa dışı hap almaya karar verdiniz.
Your IP address couldn't be seen by prying eyes, Deyimler
0:22Meraklı gözler IP adresini göremezdi.
Gizliliği anlatan “prying eyes”
“Prying eyes”, özel bilgileri ya da görmemeleri gereken bir şeyi görmeye çalışan kişileri ifade eder. “Prying” burada rahatsız edici biçimde merak edip gözetlemeyi anlatır; “eyes” ise gerçek gözleri değil, bakan kişileri temsil eder. Bu cümlede ifade, konuşan kişinin IP adresini göremeyen istenmeyen gözlemcileri belirtir. Görme yetisiyle ilgili değil, gizlilik ve güvenlikle ilgili bir ifadedir.
Alıştırma
“The report was encrypted to keep it away from prying eyes.” cümlesinde “prying eyes” ne anlama gelir?
- Çok iyi gören kişiler
- Özel bilgileri görmeye çalışan kişiler
- Bozuk bir ekranı tamir eden kişiler
Cevabı göster
Özel bilgileri görmeye çalışan kişiler
Dramatik bir anlatı dönüşü olarak “and then boom,”
“And then boom”, ani ve dramatik bir sonucu tanıtan gayriresmî bir anlatı ifadesidir. “Boom” gerçek bir patlamayı anlatmak zorunda değildir; sonraki olay dinleyiciye bir anda çarpıyormuş gibi güçlü bir ritim ekler. Önceki hazırlığın ardından kullanıldığında bu ifade, hikâyeyi beklentiden veya güven duygusundan çarpıcı bir olaya hızla çevirir. Yalnızca olayların sırasını değil, konuşanın vurgusunu ve tepkisini de gösterir.
Alıştırma
Konuşan kişi bu cümlede neden “and then boom” diyor? “We thought the test was over, and then boom, the alarm went off.”
- Testi resmî bir şekilde özetlemek için
- Ani ve dramatik bir dönüşü belirtmek için
- Kesinlikle bir bombanın patladığını söylemek için
Cevabı göster
Ani ve dramatik bir dönüşü belirtmek için
one day the cops burst through your door cümlesinde burst through kullanımı
Bu cümlede burst through, bir açıklıktan aniden ve güç kullanarak içeri girmek anlamına gelir. Polisler sadece içeri girmiyor; bu ifade, kapıdan sert ve beklenmedik bir şekilde girme sahnesini canlı biçimde anlatıyor. Burada burst, burst fiilinin geçmiş zaman hâlidir ve temel fiille aynı biçimde kalır. Bir kişinin veya grubun kapıdan, kapıdan geçişten, bir kapıdan ya da başka bir açıklıktan aniden ve güç kullanarak geçmesini anlatmak için burst through kullanılabilir.
Alıştırma
Ani ve güç kullanılarak gerçekleşen bir girişi anlatmak için burst through ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- The rescue team entered the office calmly.
- The rescue team waited outside the gate.
- The rescue team burst through the locked gate to reach the hikers.
Cevabı göster
The rescue team burst through the locked gate to reach the hikers.
How on Earth did that happen? cümlesinde How on Earth kullanımı
How on Earth, how kelimesinin vurgulu biçimidir. Bu cümlede konuşan kişi gezegen hakkında soru sormuyor; olayın nasıl gerçekleştiğine dair güçlü bir şaşkınlık, kafa karışıklığı veya inanmazlık ifade ediyor. How in the world...? ifadesine yakındır, ancak soruya duygusal bir tepki katar. Bu ifade, soru cümlesinin başında, özne ve fiilden önce yer alır: How on Earth did that happen? Sorunun temel yapısı değişmez; How on Earth yalnızca konuşanın tutumunu ekler.
Alıştırma
Beklenmedik bir sonuca karşı güçlü şaşkınlığı ifade etmek için How on Earth kullanan soru hangisidir?
- How did the cat get onto the balcony?
- How on Earth did the cat get onto the locked balcony?
- Where is the cat on the balcony?
Cevabı göster
How on Earth did the cat get onto the locked balcony?
you should know that a lot of people use the dark web for good reasons.
0:35birçok insanın dark web'i haklı nedenlerle kullandığını bilmelisin.
Maybe they are journalists or political dissidents in countries with strict regimes. Kelime
0:38Belki de baskıcı rejimlerin olduğu ülkelerdeki gazeteciler ya da siyasi muhaliflerdir.
political dissidents: siyasi muhalifler
Bu cümlede political dissidents, yaşadıkları ülkedeki hükümete veya egemen siyasi sisteme açıkça karşı çıkan ya da meydan okuyan kişileri ifade eder. Dissident, yalnızca farklı düşünen bir kişiden daha özel bir anlama sahiptir: Genellikle bu tutumun baskı, ceza veya tehlikeye yol açabileceği siyasi bir ortamda görünür biçimde muhalefet etmeyi anlatır. Bu ifade uluslararası haberlerde, siyaset metinlerinde ve insan hakları haberlerinde yaygın olan resmî bir tanımlamadır. Kişinin siyasi iktidarla ilişkisini belirtir; tek başına o kişinin görüşlerinin doğru olup olmadığını veya hangi yöntemleri kullandığını söylemez.
Alıştırma
Bu bağlamda political dissidents kimlerdir?
- Herhangi bir siyasi haberi aktaran gazeteciler
- Sıradan kişisel tercihler konusunda farklı düşünen kişiler
- Hükümete veya egemen siyasi sisteme açıkça karşı çıkan ya da meydan okuyan kişiler
Cevabı göster
Hükümete veya egemen siyasi sisteme açıkça karşı çıkan ya da meydan okuyan kişiler
that the authorities can't find people in the dark web.
0:44yetkililerin dark web'deki insanları bulamamasından memnundur.
and later got a prison sentence of 30 years.
0:52daha sonra 30 yıl hapis cezasına çarptırıldığında.
be in the wrong: haksız veya kusurlu olmak
Be in the wrong, bir anlaşmazlıkta, çatışmada veya davranışla ilgili değerlendirmede kusurlu ya da hatalı taraf olmak anlamına gelir. Burada sorumluluk yükler: Konuşan kişi bu kişinin yanlış davrandığını kabul eder. Bu ifade fiziksel bir konumu anlatmaz. Birinin yalnızca is wrong olduğunu söylemekle karşılaştırıldığında, o kişiyi anlaşmazlığın sorumlu tarafına daha açık biçimde yerleştirir.
Alıştırma
'Kusurlu olmak' anlamındaki üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: After hearing both sides, Lena realized that she was ____.
Cevabı göster
in the wrong
hacking techniques, and money laundering operations. Kelime
1:00bilgisayar korsanlığı yöntemleri ve para aklama hizmetleri satılıyordu.
money laundering operations: kara para aklama faaliyetleri
Bu cümlede money laundering operations, paranın yasa dışı kaynağını gizlemek ve onu yasal görünür hâle getirmek için yürütülen örgütlü faaliyetler anlamına gelir. Money laundering, nakit parayı fiziksel olarak yıkamak demek değildir. Burada operations, tıbbi operasyonları değil, koordineli bir faaliyetler bütününü ifade eder. Bu resmî ifade suç, kolluk kuvvetleri ve finans haberlerinde yaygındır.
Alıştırma
Bir suç haberinde money laundering operations ne anlama gelir?
- Banknotları ve madeni paraları fiziksel olarak temizleyen işletmeler
- Yasa dışı parayı yasal gösteren örgütlü faaliyetler
- Nakit parayla ödenen tıbbi işlemler
Cevabı göster
Yasa dışı parayı yasal gösteren örgütlü faaliyetler
and it's not his cloud computing company Freedom Hosting
1:03Bulut bilişim şirketi Freedom Hosting ise
was hosting almost half of the sketchy websites within the dark web.
1:06dark web'deki şüpheli sitelerin neredeyse yarısını barındırıyordu.
and subsequently tracked him down to Ireland. Öbek fiiller
1:12ve ardından izini İrlanda'ya kadar sürdüler.
tracked ... down: ayrılabilen öbeksi fiil track someone down
Tracked ... down, ayrılabilen öbeksi fiil track someone down ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Planlı veya zorlu bir aramanın ardından birini bulmak anlamına gelir ve sonuca götüren arama sürecini vurgular. Nesne bir zamir olduğunda track ile down arasına gelir: tracked him down. to Ireland, aramanın ulaştığı yeri belirtir ve öbeksi fiilin parçası değildir.
Alıştırma
Cümleyi track ... down ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After weeks of searching, the investigators finally ____ him ____ in Dublin.
Cevabı göster
tracked · down
The Tor network this guy used was supposed to be impenetrable. Notlar
1:17Kullandığı Tor ağının aşılamaz olduğu düşünülüyordu.
Tor ağı: anonimlik ağı
Tor ağı, trafiği birden fazla aktarıcı üzerinden yönlendirerek iletişimin kaynağını gizlemeye yardımcı olan bir anonimlik ağıdır. Bu cümlede, bu adamın anonimliği artırmak için kullandığı ağı ifade eder; bir web sitesi değildir. Bunun aşılmaz olması gerektiğinin söylenmesi, bu korumanın daha sonra tam olarak işe yaramadığını ima eder. Tor, dark web'in kendisi değildir ve bir kullanıcının asla izinin sürülemeyeceğini garanti etmez.
Alıştırma
Bu cümlede The Tor network neyi ifade ediyor?
- İnternet trafiğini birden fazla aktarıcı üzerinden yönlendirerek kaynağın belirlenmesini zorlaştıran bir ağ
- Hiçbir kullanıcının asla izinin sürülemeyeceğine dair bir garanti
- Tüm yasa dışı içeriklerin depolandığı bir web sitesi
Cevabı göster
İnternet trafiğini birden fazla aktarıcı üzerinden yönlendirerek kaynağın belirlenmesini zorlaştıran bir ağ
was supposed to be: geçmişteki beklenti
Was supposed to be, geçmişteki bir beklentiyi, planı veya doğru kabul edilen bir durumu anlatan bir yapıdır. Bu cümlede insanların Tor ağının aşılmaz olmasını beklediği anlatılır; birinin onu bu hâle getirmekle yükümlü olduğu anlatılmaz. Bu ifade çoğu zaman beklenti ile daha sonra ortaya çıkan sonuç arasındaki uyuşmazlığa zemin hazırlar. was supposed to be + sıfat veya isim kalıbı, geçmişte bir şeyin nasıl olması beklendiğini ya da tasarlandığını anlatır.
Alıştırma
The Tor network was supposed to be impenetrable cümlesinde was supposed to be neyi ifade eder?
- Doğruluğu zaten kanıtlanmış bir gerçeği
- Gerçeklikle uyuşmayabilecek geçmişteki bir beklentiyi
- Herkesin uyması gereken güncel bir kuralı
Cevabı göster
Gerçeklikle uyuşmayabilecek geçmişteki bir beklentiyi
But then one day users started seeing something weird.
1:20Ancak bir gün kullanıcılar tuhaf bir şey görmeye başladı.
A new code running in websites hosted by Freedom Hosting.
1:23Freedom Hosting'in barındırdığı sitelerde yeni bir kod çalışıyordu.
Bir web sitesi veya sistem arızasını anlatan “went down”
Bir web sitesi, sunucu, ağ veya başka bir hizmet went down olduğunda çalışmayı bırakmış ya da erişilemez hâle gelmiş demektir. Burada went down, tüm sitelerin birden erişilemez olduğunu anlatır; fiziksel olarak aşağıya inmeyi veya sıralamanın düşmesini ifade etmez. Temel biçim go down, basit geçmiş zaman biçimi ise went down'dır. Bir hizmet arızasını bildirmek için özne + go/went down yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi go down ifadesinin basit geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the storm, the neighborhood internet ____ for an hour.
Cevabı göster
went down
That weird code exploited a Firefox vulnerability,
1:28Bu tuhaf kod, Firefox'taki bir güvenlik açığından yararlanıyordu.
but people using those websites were unmasked. Deyimler
1:33onları kullanan kişilerin kimliği de açığa çıktı.
“Not only did ... but ...”: cümle başında devriklik
Not only ... but ... birbiriyle ilişkili iki noktayı bağlar ve ikinci noktayı çoğu zaman daha şaşırtıcı veya daha ciddi bir ek bilgi olarak sunar. Burada ilk sonuç sitelerin erişilemez hâle gelmesi, eklenen sonuç ise kullanıcıların kimliklerinin açığa çıkmasıdır. Not only yan cümlenin başına geldiği için özne-yardımcı fiil devrikliği oluşur: not only + did + özne + fiilin yalın hâli. Bu yüzden did the websites went değil, did the websites go kullanılır. İkinci yan cümle but ile başlar; but sonrasında also sık kullanılır ancak zorunlu değildir.
Alıştırma
Cümle başındaki Not only sonrasında gereken yardımcı fiille cümleyi tamamlayın: Not only ____ Maya forget the password, but she also locked herself out.
Cevabı göster
did
were unmasked — çevrim içi anonimliğin kaybedilmesi
Burada were unmasked, bu kişilerin anonimliklerini kaybettikleri ve gerçek kimliklerinin öğrenildiği anlamına gelir. Unmasked edilgen yapıdadır: kimliklerini başka biri açığa çıkarmıştır; fiziksel olarak bir maskeyi çıkardıklarını söylemez. Anonim hesaplar, bilgisayar korsanları veya gizli gruplarla ilgili haberlerde bu ifade, kimliğin açığa çıkmasını bir kılığın ortadan kaldırılması gibi sunar. Aynı mecaz, saklı herhangi bir kimliğin ortaya çıkarılmasını anlatabilir.
Alıştırma
Çevrim içi bir soruşturmada “the anonymous users were unmasked” ne anlama gelir?
- Yeni anonim hesaplar açtılar.
- Gerçek kimlikleri açığa çıkarıldı.
- Fiziksel maskeler taktılar.
Cevabı göster
Gerçek kimlikleri açığa çıkarıldı.
Well, they were until they could update their software.
1:36En azından yazılımlarını güncelleyene kadar öyle kaldı.
and some of those people that were exposed were arrested.
1:41ve kimliği açığa çıkan kişilerden bazıları tutuklandı.
and you might have been seen buying bags of Colombia's finest powder. Deyimler
1:45Kolombiya'nın en kaliteli beyaz tozundan paketler alırken görülmüş olabilirdin.
Colombia's finest powder: kokain için şakacı bir örtmece
Colombia's finest powder, kokaini belirtmek için kullanılan şakacı bir örtmecedir. Yer adı ve powder sözcüğü uyuşturucunun adını doğrudan söylemekten kaçınır; finest ise ciddi bir kalite değerlendirmesi değil, bilerek yapılmış bir abartı gibi duyulur. Bu ifade, suç hikâyelerinde ve medyada Kolombiya'yı kokainle ilişkilendiren kalıp yargıya dayanır. Bu, kültürel bir çağrışımdır; sıradan Kolombiya ürünleri veya Kolombiyalılar hakkında kelimesi kelimesine bir gerçek iddiası değildir.
Alıştırma
Bir suç hikâyesinde bir karakter “He was carrying Colombia's finest powder.” diyor. Bu ifade büyük olasılıkla neyi ima ediyor?
- Kolombiya'da toplanmış karı
- Dolaylı ve şakacı biçimde söylenen kokaini
- Yüksek kaliteli bir yemek malzemesini
Cevabı göster
Dolaylı ve şakacı biçimde söylenen kokaini
But private email systems were also run on Freedom Hosting,
1:49Ancak Freedom Hosting'de özel e-posta sistemleri de çalışıyordu.
so journalists or freedom fighters may have also been exposed.
1:52Bu yüzden gazeteciler veya özgürlük savaşçıları da ifşa olmuş olabilir.
So that's one way you could be found out using the dark web. Öbek fiiller
1:55Dark web kullandığının ortaya çıkarılabileceği yollardan biri budur.
be found out: gizlenen bir gerçeğin ortaya çıkarılması
“Could be found out” ifadesinde be + found out, gizli tutulan bir kimliğin, yalanın ya da yanlış davranışın ortaya çıkarılması anlamına gelir. Başkaları gizlenen şeyi açığa çıkardığı için kişi deşifre olur. Bu edilgen bir yapıdır: açığa çıkma riski taşıyan kişi öznedir; araştıran ya da gerçeği bulan taraf belirtilmeyebilir.
Alıştırma
“The fake doctor was found out when the hospital checked his records” cümlesinde was found out ne anlama gelir?
- Kaybolduktan sonra birisi onun yerini buldu.
- Yaptığı aldatmaca açığa çıktı.
- Yeni bir bilgi öğrendi.
Cevabı göster
Yaptığı aldatmaca açığa çıktı.
The government might get its crack team of hackers together Kalıp ifadeler
1:59Hükümet en iyi bilgisayar korsanlarından oluşan ekibini toplayıp
crack team: olağanüstü yetenekli bir ekip
Burada crack, “olağanüstü yetenekli” veya “birinci sınıf” anlamına gelen bir sıfattır. Crack team, zor ya da önemli bir işi yürütmek için seçilmiş üst düzey uzmanlardan oluşan ekiptir. Crack team of hackers ifadesi hackerların yeteneğini güçlü biçimde över. Buradaki crack, bir çatlağı veya uyuşturucu maddeyi anlatmaz.
Alıştırma
“A crack team of engineers restored the bridge” cümlesinde crack team neyi ifade eder?
- Fiziksel çatlakları onaran bir grup.
- Özel uzmanlığı bulunmayan sıradan bir grup.
- Zor bir iş için seçilmiş, son derece yetenekli bir grup.
Cevabı göster
Zor bir iş için seçilmiş, son derece yetenekli bir grup.
and create a code that exploits a vulnerability in some software. Kalıp ifadeler
2:01bir yazılımdaki açığı kullanan bir kod geliştirebilir.
Exploit a vulnerability: bir güvenlik açığından yararlanmak
Siber güvenlikte exploit a vulnerability, yazılımdaki bir zayıflıktan yararlanarak yazılımın amaçlanmayan biçimde davranmasına veya vermemesi gereken erişimi, bilgiyi ya da denetimi vermesine yol açmak demektir. Burada exploits bir fiildir; a vulnerability ise kullanılan zayıflıktır. Bu eşdizim, zayıflığı yalnızca keşfetmeyi veya açıklamayı değil, onu kullanma eylemini adlandırır. İfadenin kendisi eylemin suç olup olmadığını göstermez: saldırganlar, güvenlik araştırmacıları ve test araçları farklı bağlamlarda güvenlik açıklarından yararlanabilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “yazılımdaki bir zayıflığı kullanmak” anlamındaki siber güvenlik eşdizimiyle tamamlayın: Attackers may ____ before a patch is available.
Cevabı göster
exploit a vulnerability
It might not mean they've come knocking at your door, Deyimler
2:04Bu, hemen kapına dayanacakları anlamına gelmeyebilir.
Come knocking at your door: doğrudan kapınıza dayanmak
come knocking at your door ifadesindeki somut görüntü, birinin evinize gelmesidir; ancak ifade çoğu zaman mecazidir. Burada yetkililerin sizi bulup doğrudan size ulaşabileceği ve bir soruşturmayı ya da sonuçlarını günlük hayatınızın içine taşıyabileceği anlamına gelir. İfade, uzaktaki bir riski kişisel ve yakın gösterir. Onların doğrudan sizi bulmaya gelebileceğini düşündürür; ancak tek başına tutuklanma, mahkûmiyet veya gerçekten kapının çalınması anlamına gelmez.
Alıştırma
“If you keep hiding taxable income, the authorities may come knocking at your door,” İngilizce cümlesinde “come knocking at your door” en olası olarak ne anlama gelir?
- Görevliler hiçbir sonucu olmayan nazik bir sosyal ziyaret yapacaktır.
- Yetkililer soruşturma yapmak veya önlem almak için size doğrudan ulaşabilir.
- Zaten suçlu bulunup cezaya çarptırıldınız.
Cevabı göster
Yetkililer soruşturma yapmak veya önlem almak için size doğrudan ulaşabilir.
but your name will certainly be saved in the FBI's database.
2:07Ancak adın kesinlikle FBI'ın veri tabanına kaydedilir.
You've been flagged: dikkat için işaretlenmek
Be flagged edilgen bir yapıdır: be + flagged. Bir sistemin veya kurumun bir kişiyi dikkat, inceleme ya da takip için işaretlediğini belirtir; flagged kelimesi burada kelimenin tam anlamıyla bayrak dikmek değildir. “You've been flagged” cümlesinde you işaretlenen kişidir ve ifade doğrudan, ciddi bir uyarı gibi duyulur. Bir uyarı veya kayıt bulunduğunu söyler; kişinin tutuklandığı ya da suçlu bulunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
İfadenin doğru mu yanlış mı olduğunu değerlendirin: “You've been flagged” kişinin kesinlikle tutuklandığı veya suçlu bulunduğu anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
Thousands of people around the world have been arrested this way.
2:11Dünya çapında binlerce kişi bu şekilde tutuklandı.
the FBI won't say how it hacks its way into the dark web, Dilbilgisi
2:15FBI, dark web'e nasıl sızdığını açıklamıyor.
hacks its way into: hack yoluyla içeri girmek
Fiil + one's way + into yapısı, birinin fiille ifade edilen yöntemi kullanarak içeri girmesi anlamına gelir. “hacks its way into” ifadesinde FBI, hackleme tekniklerini kullanarak dark web'e girer; way burada fiziksel bir yol değil, giriş yolunu veya sürecini anlatan bir mecazdır. Burada hacks üçüncü tekil şahıstadır, çünkü özne the FBI'dır; its ise the FBI'a gönderme yapar. İfadenin tamamı how the FBI hacks its way into... yapısının içindedir ve konuşanın açıklamayacağı giriş yöntemini belirtir.
Alıştırma
“hacks its way into” FBI'ın dark web'e nasıl girdiği hakkında ne anlatıyor?
- Girmek için halka açık bir davet alıyor.
- Giriş yöntemi olarak hackleme tekniklerini kullanıyor.
- Gerçek bir yolu izleyerek gizli bir yere giriyor.
Cevabı göster
Giriş yöntemi olarak hackleme tekniklerini kullanıyor.
while in other countries governments also keep their surveillance under wraps. Deyimler
2:18Diğer ülkelerin hükümetleri de gözetim yöntemlerini gizli tutuyor.
keep something under wraps: bir şeyi gizli tutmak
Burada under wraps, bir şeyin gizli tutulduğu veya kamuoyuna açıklanmadığı anlamına gelir. Cümle, hükümetlerin gözetim faaliyetleriyle ilgili bilgileri gizlediğini söyler; bu faaliyetleri durdurduklarını söylemez. Yaygın kalıp keep something under wraps şeklindedir. Planların, projelerin, soruşturmaların veya kararların daha sonra açıklanmak üzere kasıtlı biçimde gizli tutulmasını anlatır.
Alıştırma
“Resmî duyuruya kadar gizli” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: The team kept the new product ____ until launch day.
Cevabı göster
under wraps
the government gives its intelligence agencies something called bulk powers, Kültür
2:22hükümet, istihbarat kurumlarına “toplu yetkiler” denen yetkiler veriyor.
İstihbarat hukukunda bulk powers
Birleşik Krallık istihbarat hukukuna ilişkin haberlerde bulk powers, istihbarat kurumlarının iletişimleri ve ilişkili verileri büyük ölçekte toplamasına, saklamasına veya işlemesine izin veren yasal yetkiler için kullanılan teknik bir addır; çoğu zaman önceden belirli bir kişi ya da cihaz belirtilmez. Bulk, kurumun ne kadar güçlü olduğunu değil, işlemin ölçeğini anlatır. Kesin kapsamı ve güvenceleri yasaya bağlıdır. Terim bir yasal yetki kategorisini adlandırır; tek başına bir kurumun sınırsız güce sahip olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu bağlamda bulk powers ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Bir devlet kurumunun güçlü siyasi nüfuza sahip olduğu her durum
- Malları büyük miktarlarda satın almaya yönelik ticari imkân
- Büyük ölçekte veriler içeren istihbarat operasyonlarına yönelik yasal yetkiler
Cevabı göster
Büyük ölçekte veriler içeren istihbarat operasyonlarına yönelik yasal yetkiler
the agencies don't have to submit any information to the court as to exactly how they got you. Kalıp ifadeler
2:28kurumların seni tam olarak nasıl bulduklarını mahkemeye açıklamaları gerekmiyor.
as to exactly how: tam olarak nasıl olduğuna dair
Burada as to, bilginin konusunu veya içeriğini tanıtır ve “hakkında” ya da “-e dair” anlamına gelir. Ardından gelen how yan cümlesi, mahkemeye hangi bilginin verilmediğini açıklar. Exactly, how sözcüğünü güçlendirir: eksik olan bilgi genel bir açıklama değil, kullanılan kesin yöntemdir. Bu as to yapısı resmî açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Resmî bir rapor, henüz bilinmeyen kesin yöntemi tanıtmalıdır. En doğal cümle hangisidir?
- There is still uncertainty as how exactly to the failure occurred.
- There is still uncertainty as to exactly how the failure occurred.
- There is still uncertainty as exactly to how the failure occurred.
Cevabı göster
There is still uncertainty as to exactly how the failure occurred.
If you're worried about being hacked by the government, though,
2:35Yine de hükümet tarafından hacklenmekten endişeleniyorsan,
wait until you hear how they can get you without hacking you at all. Anlatım akışı
2:37hiç hacklemeden seni nasıl yakalayabileceklerini duyana kadar bekle.
wait until you hear: bir de duyunca şaşıracaksınız
Wait until you hear çoğu zaman gerçekten bekleme talimatı vermek yerine merak uyandıran bir ön gösterim görevi görür. Sıradaki ayrıntının şaşırtıcı, etkileyici veya daha da uç olacağını bildirir. Söylemi düzenleyen bir hamle olarak açıklanacak bilgiyi kısa süre geciktirir ve dinleyicinin beklentisini yükseltir. Bunun dramatik bir çerçeve mi yoksa gerçek bir zaman talimatı mı olduğunu bağlam belirler.
Alıştırma
Bir kişi daha da şaşırtıcı bir ayrıntıyı açıklamak üzere. Hangi başlangıç gerçek bir bekleme talimatı vermek yerine doğal biçimde merak uyandırır?
- Wait until you hear what happened next.
- Wait beside the door until I call you.
- You heard what happened next.
Cevabı göster
Wait until you hear what happened next.
Sometimes the government doesn't really have to get technical.
2:43Bazen hükümetin teknik yöntemlere başvurmasına bile gerek kalmaz.
The authorities can use techniques that they use on the streets.
2:46Yetkililer sokakta kullandıkları yöntemlerin aynısını kullanabilir.
Go undercover: gizli kimlikle çalışmak
Go undercover, genellikle birini araştırmak veya bir gruba sızmak amacıyla gerçek kimliği ya da resmî görevi gizleyerek çalışmaya başlamak demektir. Buradaki go, gizli çalışma biçimine geçişi belirtir; undercover ise fiziksel olarak bir örtünün altında bulunmayı değil, rolü veya faaliyet biçimini anlatır. Bu ifade yalnızca tanınmaktan kaçınmaktan daha fazlasını ima eder: kişi inandırıcı bir sahte kimlik benimseyebilir ve hedef ortama aitmiş gibi insanlarla etkileşime girebilir.
Alıştırma
Cümleyi gizli bir role başlamayı anlatan iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: To gather evidence inside the gang, the detective agreed to ____.
Cevabı göster
go undercover
Let's say: varsayımsal bir öncül sunmak
Let's say, konuşmacının devamındaki açıklamada kullanacağı varsayımsal bir kabulü veya örneği sunar. Bu cümlede you're on the dark web ifadesini dinleyici hakkında bir iddia olarak değil, hayalî bir senaryo olarak çerçeveler. Bu, herkesin bazı sözcükleri söylemesine yönelik gerçek anlamda bir davet değildir. Buradaki say yaklaşık olarak suppose veya assume anlamına gelir; bütün ifade geçici bir öncül kurarak bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Hangi cümle Let's say ifadesini varsayımsal bir öncül sunmak için kullanıyor?
- The client definitely rejected the first draft yesterday.
- Let's tell the client that the first draft is ready.
- Let's say the client rejects the first draft. How should we respond?
Cevabı göster
Let's say the client rejects the first draft. How should we respond?
and you find a place where you can get the illegal substance MDMA.
2:52ve yasa dışı MDMA maddesini satın alabileceğin bir yer buldun.
because you're in college and you want to pay your tuition fees off. Öbek fiiller
3:00çünkü üniversite öğrencisisin ve okul ücretini çıkarmak istiyorsun.
pay your tuition fees off: borcun tamamını kapatmak
Pay something off, yalnızca bir ödeme yapmak değil, borç olunan miktarın tamamını ödemek anlamına gelir. Bu cümlede pay fiildir, your tuition fees nesnedir ve off tamamlanmışlık anlamı katan parçacıktır. Bu ifade öğrenim ücretlerini sıradan bir ödeme olarak değil, kapatılması gereken bir mali yükümlülük olarak sunar. Vurgu, bu miktarı artık borçlu olmamaktadır.
Alıştırma
“Kredinin tamamını ödemek” anlamındaki öbek fiilin iki parçasını kullanarak cümleyi tamamlayın: Once you receive your bonus, you can ____ the loan ____.
Cevabı göster
pay · off
from a cop who's been undercover posing as Rick the raver, Kalıp ifadeler
3:04parti düşkünü Rick kılığına girmiş gizli bir polisten alıyor olabilirsin.
posing as: gizli bir kimliğe bürünmek
Posing as, kişinin kendisini bilerek başka bir kişi veya başka bir kimlik olarak göstermesi demektir. Posing as Rick the raver ifadesinde polis, başkalarının onu Rick sanması için Rick'in kimliğine bürünür. Bu ifade özellikle gizli görev bağlamında kimliği saklama veya aldatma anlamı taşır. As, kişinin üstlendiğini iddia ettiği kimliği tanıtır; burada fotoğraf için poz vermek anlamı yoktur.
Alıştırma
Gerçek kimliğini gizlemek için bilerek başka biri olduğunu iddia eden birini en iyi anlatan ifadeyi seçin.
- posing as — başka biri olduğunu iddia etmek, çoğu zaman aldatma amacıyla
- working as — gerçekten belirli bir iş veya role sahip olmak
- dressing as — kostüm veya görünüş amacıyla belirli kıyafetler giymek
Cevabı göster
posing as — başka biri olduğunu iddia etmek, çoğu zaman aldatma amacıyla
Molly: MDMA için kullanılan argo ad
Bu cümlede Molly bir kişinin adı değil. ABD'deki gayriresmî uyuşturucu dilinde Molly, MDMA için kullanılan bir argo addır; ayrıca MDMA diye satılan veya tanıtılan bir maddeyi de ifade edebilir. Burada uyuşturucu satışı bağlamındaki sözde ürünü belirtir. Argo bir ad, maddenin kimliğini ya da saflığını kanıtlamaz; kesinleşmiş kimyasal içeriği değil, iddia edilen kategoriyi gösterir.
Alıştırma
Şüpheli bir uyuşturucu satışıyla ilgili bir raporda “The pills were sold as Molly” cümlesindeki Molly büyük olasılıkla neyi ifade eder?
- Hapları satın alan Molly adlı bir kişi
- MDMA veya MDMA olduğu iddia edilen bir madde için kullanılan gayriresmî ad
- Hapların saf MDMA olduğunun garantisi
Cevabı göster
MDMA veya MDMA olduğu iddia edilen bir madde için kullanılan gayriresmî ad
Time and again: Tekrarlanan olayları anlatmak
Time and again, tekrar tekrar veya defalarca anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf öbeğidir. Bir eylemin ya da olayın birden çok kez gerçekleştiğini anlatır. Burada tekrarlanan olaylardan oluşan bir düzeni başlatır; bu nedenle devamındaki anlatım iki ayrı zaman noktasını değil, tekrar tekrar yaşanan bir durumu anlatır. Bağlama göre ısrarı veya bıkkınlığı da vurgulayabilir.
Alıştırma
“Time and again, the printer failed, so we called a technician,” cümlesinde yazıcının tekrar tekrar arızalandığını anlatan ifade hangisidir?
- Only once
- Time and again
- From time to time
Cevabı göster
Time and again
cops have done this with drugs, guns, poisons, and images of children.
3:09uyuşturucu, silah, zehir ve çocuk görüntüleri için bu yöntemi kullandı.
But you still have to get your contraband delivered, Dilbilgisi
3:16Ama kaçak malın yine de sana teslim edilmesi gerekiyor.
get your contraband delivered: get + nesne + geçmiş zaman ortacı
get + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısında get ettirgen işlevdedir: özne, eylemin nesne üzerinde gerçekleşmesini ayarlar, buna neden olur veya sonucu güvence altına alır. your contraband nesnedir; delivered ise başka bir kişi ya da hizmet tarafından elde edilen sonucu anlatır. Burada alıcı, teslimatın gerçekleşmesini sağlamakla yükümlüdür ama teslimatı bizzat yapmaz. Aktarılabilir get something done kalıbı, bir nesne üzerinde işlem yapılmasını ve bir sonucun elde edilmesini ayarlamak demektir.
Alıştırma
Cümleyi get ve deliver kullanarak get + nesne + geçmiş zaman ortacı kalıbıyla tamamlayın: The package must arrive by Friday, so I'll ____ it ____ by express courier.
Cevabı göster
get · delivered
hukuki bir terim olarak entrapment
Entrapment, devlet görevlilerinin bir kişiyi normalde işlemeye hazır veya eğilimli olmadığı bir suçu işlemeye teşvik ettiği iddiasına dayanan hukuki bir savunma kavramıdır. Kesin hukuki ölçüt ve kullanılan ifade yargı alanına göre değişir. Bu, her gizli satışın, tuzak operasyonunun veya suç işleme fırsatı sunulmasının hukuka aykırı olduğu anlamına gelmez. Bu cümlede That's called entrapment, polis taktiğinin soruşturma sınırını aşarak uygunsuz teşvike dönüştüğünü ileri sürer.
Alıştırma
Hangi durum burada açıklanan hukuki entrapment kavramına en iyi uyar?
- Görevliler, daha önce suç işlemeye isteksiz olan bir kişiye tekrar tekrar baskı yapar ve suç planını sağlar.
- Polis, halka açık bir yerden bir suçu gözlemler.
- Gizli görevli, yasa dışı mal satmaya istekli bir satıcının teklifini kabul eder.
Cevabı göster
Görevliler, daha önce suç işlemeye isteksiz olan bir kişiye tekrar tekrar baskı yapar ve suç planını sağlar.
take a thousand pills and I'll throw in a gun. Öbek fiiller
3:30“Bin hap alırsan yanında bir silah da veririm.”
throw in: anlaşmaya fazladan bir şey eklemek
Bu cümlede throw in, “ana anlaşmaya ek olarak bir şey katmak” anlamına gelir. Silah, çok miktarda hap alımının yanında verilen ek bir ürün olarak sunulmaktadır; fiziksel olarak bir şeyi fırlatmak kastedilmez. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp throw in + isim şeklindedir. Bir satıcı veya pazarlık yapan kişi, ek bir ürün, hizmet ya da tavizle teklifi daha cazip hâle getirirken sıkça kullanılır.
Alıştırma
“Ücretsiz bir ek olarak katmak” anlamına gelen, bu nottaki hedef phrasal verb ile cümleyi tamamlayın: If you buy the laptop today, the shop will ____ a carrying case at no extra cost.
Cevabı göster
throw in
Then you've got these images of kids that float around the dark web.
3:34Bir de dark web'de dolaşan çocuk görüntüleri var.
There's been a lot of controversy regarding the FBI putting out their own images
3:36FBI'ın kendi görüntülerini yayımlaması büyük tartışma yarattı.
and setting up what's called a honeypot. Kültür
3:40Aynı şekilde “bal küpü” denen tuzağı kurması da.
honeypot: şüpheli faaliyeti açığa çıkaran bir yem
Burada honeypot, ona erişen veya saldıran kişilerin davranışlarını açığa çıkarması için kasıtlı olarak çekici hâle getirilmiş bir yem sistemi ya da kaynaktır. Bu siber güvenlik ve kolluk bağlamında terim, gerçek anlamda bir bal kavanozunu değil, yem ve izleme düzeneğini anlatır. Setting up a honeypot, hedef faaliyeti içine çekip gözlemlemeye yarayan kontrollü bir ortam oluşturmak demektir.
Alıştırma
Bir siber güvenlik raporunda honeypot büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Yetkililerin birini uygunsuz biçimde suç işlemeye yönelttiğine dair hukuki bir iddia
- Şüpheli faaliyeti çekmek ve gözlemlemek için kurulmuş bir yem sistemi
- Yalnızca saldırganları dışarıda tutmak için tasarlanmış korumalı bir arşiv
Cevabı göster
Şüpheli faaliyeti çekmek ve gözlemlemek için kurulmuş bir yem sistemi
they can be copied and spread all over the web.
3:44kopyalanıp internetin her yanına dağıtılabilir.
and avoid an undercover agent, right?
3:49gizli görevdeki bir polisten de kaçınabilirsin, değil mi?
if you think other means of scoring your gear are safe, Kelime
3:51malını elde etmenin diğer yollarının güvenli olduğunu düşünüyorsan
scoring your gear: puan kazanmak değil, uyuşturucu temin etmek
Uyuşturucuyla ilgili bu argo bağlamda scoring your gear, uyuşturucu temin etmenin bir yolunu bulmak anlamına gelir. Burada score, maddeyi başarıyla elde etmek; gear ise uyuşturucu için kullanılan argo bir kelimedir. Bağlam, konuşanın puanlardan veya ekipmandan değil, uyuşturucuya ulaşma yollarından söz ettiğini gösterir. Bu bağlamın dışında score your gear, yaygın bir gerçek anlamlı ifade değildir.
Alıştırma
Bu cümlede scoring your gear büyük olasılıkla ne anlama geliyor? Uyuşturucuyla ilgili bağlama uyan yorumu seçin.
- ekipmanla puan kazanmak
- ekipmanının güvenli olup olmadığını kontrol etmek
- uyuşturucu temin etmenin bir yolunu bulmak
Cevabı göster
uyuşturucu temin etmenin bir yolunu bulmak
stay tuned: beklenti oluşturan geçiş ifadesi
Stay tuned, medyada kullanılan ve izleyicilere ya da dinleyicilere sırada ne olduğunu görmek için dinlemeye veya izlemeye devam etmelerini söyleyen bir emir ifadesidir. Bu cümlede bir geçişi işaret eder ve sıradaki bölüm açıklanmadan önce merak ve beklenti oluşturur. Kimsenin radyoyu veya televizyonu ayarlamasını istemez. İfade, vaat edilen devam bölümü gelene kadar izleyiciyi mevcut programa bağlı tutarak bilgilerin sıralanmasını sağlar.
Alıştırma
İzleyicilere bir sonraki güncellemeyi takip etmeye devam etmelerini söyleyen ifadeyi ekleyerek duyuruyu tamamlayın: The final results are coming after the break, so ____.
Cevabı göster
stay tuned
You don't have to be set up to have the cops knocking at your door. Öbek fiiller
3:57Polisin kapına dayanması için sana tuzak kurulması gerekmez.
Be set up: kumpasa getirilmek veya kasıtlı olarak tuzağa düşürülmek
Buradaki edilgen be set up kalıbı, başka birinin bir kişiyi suçlu göstermek veya hukuki bir sorunun içine çekmek amacıyla kasıtlı olarak tuzak, kanıt ya da koşullar hazırlaması anlamına gelir. You don't have to be set up... ifadesinde konuşmacı, kimse size komplo kurmamış veya sizi tuzağa düşürmemiş olsa bile polisin kapınıza gelebileceğini söylüyor. Hedefin bir insan olması ve zararlı ya da şüpheli sonuçlar doğması, nötr olan düzenleme veya kurma anlamı yerine bu anlama işaret eder.
Alıştırma
Hangi cümlede be set up, kumpasa getirilmek veya kasıtlı olarak tuzağa düşürülmek anlamındadır?
- He says he was set up when someone planted stolen goods in his bag.
- The new printer was set up yesterday.
- The chairs were set up before the meeting.
Cevabı göster
He says he was set up when someone planted stolen goods in his bag.
A huge amount of contraband is seized before it even gets to the buyer.
4:00Çok büyük miktarda kaçak mal, alıcıya ulaşmadan ele geçiriliyor.
and while the buyer might not get arrested because the package never arrived,
4:12Paket hiç ulaşmadığı için alıcı tutuklanmayabilir,
the cops in the past have watched post office videos
4:15ancak polis geçmişte postane görüntülerini inceleyerek
and have been able to arrest the sender of the package or packages.
4:18paketi veya paketleri gönderen kişiyi tutuklayabildi.
so police allowed the post office to deliver the package
4:23Bu nedenle polis, postanenin paketi teslim etmesine izin verdi.
Controlled delivery: kolluk gözetiminde kontrollü teslimat
Burada controlled delivery, kolluk veya gümrük görevlilerinin şüpheli bir paketin teslim sürecini izlerken hedef noktasına kadar ilerlemesine izin verdiği bir soruşturma yöntemidir. Bu, alıcıyı veya olaya karışan diğer kişileri belirlemelerine yardımcı olabilir. Controlled, operasyonun resmî gözetim altında kaldığı anlamına gelir. Yalnızca gönderim sürecinin iyi düzenlendiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu kolluk bağlamında controlled delivery ne anlama gelir?
- Yetkililer şüpheli bir paketin izlenerek hedefine ulaşmasına izin verir.
- Bir kurye sıradan bir paketi kesin bir zaman çizelgesine göre teslim eder.
- Yetkililer şüpheli bir paketi nereye gittiğini takip etmeden imha eder.
Cevabı göster
Yetkililer şüpheli bir paketin izlenerek hedefine ulaşmasına izin verir.
swoop in on: bir hedefe aniden müdahale etmek
Bu cümlede swoop in on, bir hedefe aniden yaklaşmak ve ona karşı sert bir eyleme girişmek demektir. Canlı bir ifadedir; çoğu zaman önünü kesme, el koyma veya fırsattan yararlanarak saldırma anlamı taşır. Bir kuşun gerçek anlamda dalış yapmasından söz etmez. on, eylemin yöneldiği kişiyi veya şeyi belirtir. on olmadan swoop in yalnızca birinin aniden içeri girdiğini ya da müdahale ettiğini anlatır; hedefi belirtmez.
Alıştırma
Bu cümlede swoop in on ne anlama geliyor?
- Bir yerden fark edilmeden ayrılmak
- Bir hedefe aniden yaklaşıp ona karşı harekete geçmek
- Birini uzaktan izlemek
- Yavaşça gelip yardım istemek
Cevabı göster
Bir hedefe aniden yaklaşıp ona karşı harekete geçmek
It's unlikely ... will: gelecek hakkında temkinli tahmin
Burada It's unlikely, konuşanın gelecekteki bir olayın gerçekleşme ihtimalini düşük gördüğünü anlatan öznesiz bir değerlendirmedir. Unlikely kelimesinden sonra gelen özne, olası olayla ilgili kişi veya şeyi belirtir; will ise olayı geleceğe yerleştirir. Bu yapı kesin bir ret ya da imkânsızlık değil, temkinli bir tahmin ifade eder. Parçada if someone is buying, tahminin geçerli olduğu koşulu belirtir; temel It's unlikely + subject + will kalıbının bir parçası değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede temkinli bir tahmin yapmak için It's unlikely + özne + will yapısı kullanılmıştır?
- It's unlikely the train will arrive before noon.
- It's likely the train won't arrive before noon.
- The train will unlikely arrive before noon.
- It's unlikely will arrive before noon.
Cevabı göster
It's unlikely the train will arrive before noon.
say, one single pill of something,
4:33örneğin herhangi bir maddeden tek bir hap alıyorsa polisin karışması pek olası değildir.
Get busted: “polis tarafından yakalanmak” anlamında gayriresmî ifade
get busted ifadesinde get, sonuç olarak belirli bir duruma geçmeyi gösterir; busted ise gayriresmî kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır. Burada ifade, özellikle yasa dışı bir faaliyet nedeniyle “polis tarafından yakalanıp tutuklanmak” anlamına gelir. Anlamın ne kadar güçlü olduğu bağlama bağlıdır: busted bazen yalnızca bir kural ihlalinin ortaya çıkması anlamına gelebilir, ancak suç anlatılarında genellikle polisin devreye girdiğini ima eder.
Alıştırma
“The dealer could get busted during the raid” cümlesinde get busted büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Hasarlı ekipmanı tamir ettirmek
- Mali açıdan başarılı olmak
- Yakalanıp tutuklanmak
Cevabı göster
Yakalanıp tutuklanmak
One outstanding case of someone being caught selling drugs on the dark web Kelime
4:44Dark web'de uyuşturucu satarken yakalanan en çarpıcı kişilerden biri,
Outstanding case: “dikkat çekici vaka”, “çözülmemiş vaka” değil
Burada outstanding, olağanüstü derecede dikkat çekici veya kayda değer anlamına gelir. İfade, sonraki ayrıntıların alışılmadık önemini gösterdiği ve bu nedenle dikkat edilmeyi hak eden bir vakayı tanıtır. Outstanding otomatik olarak “çözülmemiş” anlamına gelmez. Case sözcüğünü nitelediğinde yorum bağlama bağlıdır: ölçek veya öneme ilişkin kanıtlar “dikkat çekici” anlamını, bekleyen işler, son tarihler veya vaka durumuyla ilgili konuşmalar ise “çözülmemiş” anlamını destekler.
Alıştırma
Hangi cümlede outstanding “çözülmemiş” değil, “dikkat çekici” anlamına gelir?
- Please settle all outstanding cases before the deadline.
- The report describes an outstanding case in which investigators recovered 320 kilograms of drugs.
- The clerk reviewed three outstanding cases that still needed a ruling.
Cevabı göster
The report describes an outstanding case in which investigators recovered 320 kilograms of drugs.
was a kid in Germany who was arrested by police in 2015.
4:472015'te Almanya'da polis tarafından tutuklanan bir gençti.
This 20-year-old guy who still lived with his mom
4:51Hâlâ annesiyle yaşayan bu 20 yaşındaki gencin
was found with a whopping 320 kg of drugs in his bedroom. Kelime
4:54yatak odasında tam 320 kilo uyuşturucu bulundu.
a whopping 320 kg: Şaşırtıcı derecede büyük bir miktarı vurgulamak
a whopping + number, bir miktarın önüne gelerek güçlü bir şaşkınlık vurgusu yapan gayriresmî bir ifadedir. Bu cümlede a whopping 320 kg, 320 kg'ı yalnızca bir ölçüm olarak değil, şaşırtıcı derecede büyük bir miktar olarak sunar. Bu ifade, anlatıcının sayının büyüklüğüne verdiği tepkiyi de gösterir. Konuşan kişi beklenmedik derecede büyük bir miktarı, fiyatı, yüzdeyi veya mesafeyi öne çıkarmak istediğinde aynı yapı kullanılabilir.
Alıştırma
Konuşanın miktarı şaşırtıcı derecede büyük gördüğünü en iyi hangi ifade gösterir?
- exactly 320 kg
- a total of 320 kg
- approximately 320 kg
- a whopping 320 kg
Cevabı göster
a whopping 320 kg
you heard that right. — şaşırtıcı bir ifadeyi doğrulamak
You heard that right, konuşmada kullanılan bir doğrulama kalıbıdır. That, az önce söylenen ifadeye gönderme yapar; right ise burada “doğru bir şekilde” anlamındadır. Böylece konuşan kişi, şaşırtıcı bilginin gerçekten bu şekilde söylendiğini ve dinleyenin yanlış duymadığını belirtir. Anlatıcılar bu ifadeyi genellikle alışılmadık derecede büyük bir sayıdan veya inanılması zor bir gerçekten sonra kullanır. Dinleyenin şüphelenebileceğini önceden kabul eder ve dikkatini az önce verilen kesin bilgi üzerinde tutar.
Alıştırma
Şaşırtıcı bir sayıyı yüksek sesle söyledikten sonra, o belirli ifadeye gönderme yapıp dinleyenin yanlış duymadığını doğrulayan kalıp hangisidir?
- You read that right.
- You heard the right person.
- You heard that wrong.
- You heard that right.
Cevabı göster
You heard that right.
He pretty much ran a drug empire from his bedroom Kelime
4:59Yatak odasından neredeyse bir uyuşturucu imparatorluğu yönetiyordu.
Yaklaşıklık belirteci olarak pretty much
Bu cümlede pretty much, “esasen” veya “aşağı yukarı” anlamına gelir. ran a drug empire from his bedroom ifadesini genel hatlarıyla doğru bir özet olarak sunar, ancak her ayrıntının kelimesi kelimesine veya tamamen kesin olduğunu iddia etmez. Bir söylem belirteci olarak pretty much, konuşanın güçlü bir genelleme yaparken küçük çekincelere veya istisnalara yer bırakmasını sağlar.
Alıştırma
“The report is pretty much finished” cümlesinde pretty much ne anlatır?
- Esasen bitmiştir, ancak az miktarda iş kalmış olabilir.
- Çok yoğun bir derecede bitmiştir.
- Güzel bir şekilde bitirilmiştir.
Cevabı göster
Esasen bitmiştir, ancak az miktarda iş kalmış olabilir.
and sold drugs from the dark web to people in Germany
5:02Dark web üzerinden Almanya'daki insanlara uyuşturucu satıyor,
and in other countries all over the world.
5:05hatta dünyanın dört bir yanındaki ülkelere gönderiyordu.
Geçmiş alışkanlıklar için would usually + fiilin yalın biçimi
Buradaki would usually use, geçmişte tekrarlanan bir rutini anlatır: birçok durumda posta kutusu kullanmak onun normal uygulamasıydı. Usually sıklık bilgisini verir ve use, would sözcüğünden sonra yalın fiil biçiminde kalır. Geçmiş zaman çerçevesi kurulmuş bir anlatıda would + fiilin yalın biçimi, tekrarlanan eylemleri gösterebilir. Buradaki would geçmiş alışkanlık bildirir; isteklilik veya bir koşulun sonucu değildir.
Alıştırma
Tekrarlanan geçmiş rutini tamamlamak için take fiilini alışkanlık bildiren would ve usually ile kullanın: On school days, Maya ____ the early bus.
Cevabı göster
would usually take
P.O. box: ayrı bir posta adresi
Bir P.O. box, posta almak için postanede kiralanan numaralı bir kutudur. Ev adresini kullanmadan bir posta adresi sağlar. Burada P.O. box, alıcının kim olduğunu değil, postanın nerede alındığını belirtir. Posta adresini ikamet adresinden ayırabilir, ancak kutuyu kiralayan kişiyi kendiliğinden anonim hâle getirmez.
Alıştırma
Hangi cümlede P.O. box, posta almak için kiralanmış bir posta adresi anlamında kullanılmıştır?
- Please meet me inside my P.O. box after work.
- Please send the replacement card to my P.O. box.
- Please use my P.O. box to describe where I live.
Cevabı göster
Please send the replacement card to my P.O. box.
The thing is, konuşmada yön değiştiren ifade
The thing is, konuşmada kullanılan bir söylem belirtecidir. Önce söylenenleri değerlendirme biçimini değiştiren bir gerçek, sorun veya koşul getirir ve dikkati asıl karmaşıklığa çevirir. Fiziksel bir nesneye gönderme yapmaz. Genellikle tam bir cümlenin başında yer alır ve konuşanın önceki düşünceye eklediği temel koşulu ya da akıl yürütmedeki dönüşü belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle önemli bir karmaşıklığı tanıtmak için The thing is, kullanır?
- The thing is, the last bus leaves in ten minutes.
- The thing is, please pass the salt.
- The thing is, my favorite color is green.
Cevabı göster
The thing is, the last bus leaves in ten minutes.
the kid still needed to pick up the drugs.
5:19gencin uyuşturucuları yine de teslim alması gerekiyordu.
320 kilos is quite a bit of powder and pills, Kalıp ifadeler
5:21320 kilo, epey fazla toz ve hap demektir.
quite a bit of: kayda değer bir miktar
quite a bit of powder and pills ifadesinde quite a bit of, “az miktarda” değil, “oldukça fazla miktarda” anlamına gelir. Normalde sayılamayan bir ismi veya tek bir toplam miktar olarak görülen bir şeyi belirtir; burada malzemenin tamamı bir miktar olarak ele alınır. 320 kilo açıkça çok büyük bir miktar olduğundan, bu ölçülü ifade bilinçli bir hafife alma etkisi yaratır: konuşmacı çok büyük bir miktarı kasıtlı olarak yumuşak sözlerle anlatır.
Alıştırma
“Oldukça fazla miktarda” anlamına gelen dört sözcüklü miktar ifadesiyle cümleyi tamamlayın: We still have ____ work to finish before Friday.
Cevabı göster
quite a bit of
and it was when he was picking up one of his packages that the cops got him. Dilbilgisi
5:24Polis onu paketlerinden birini alırken yakaladı.
it was when ... that: zamanı vurgulamak
It was + odaklanan öge + that + tümce kalıbı bir yarık tümce yapısıdır. Burada odaklanan öge when he was picking up one of his packages biçimindeki when yan tümcesidir; bu nedenle cümle yakalanmanın tam zamanını veya koşulunu vurgular. Temel olay The cops got him when he was picking up one of his packages cümlesidir. Baştaki it bir nesneye gönderme yapmaz; aynı bilgiyi yeniden düzenleyerek karşıtsal odağı when yan tümcesine yerleştiren yarık yapının parçasıdır.
Alıştırma
Vurgulu cümleyi yarık yapının iki parçasıyla tamamlayın: ____ when I checked the receipt ____ I noticed the extra charge.
Cevabı göster
It was · that
Beklenmedik bir dönüşün işareti olarak “But guess what?”
“But guess what?” dinleyiciden gerçekten tahminde bulunmasını isteyen bir soru değil, retorik bir giriş ifadesidir. Konuşan kişi genellikle ardından beklenmedik şekilde ne olduğunu kendisi açıklar. “But”, önceki bilgilerin oluşturduğu beklentiden farklı bir yöne geçildiğini gösterir. İfadenin tamamı hikâyeyi düzenler ve önemli, beklenmedik bir gelişmenin geleceğini dinleyiciye bildirir.
Alıştırma
Bir hikâyede “But guess what?” genellikle neyin işaretidir?
- Beklenmedik bir gelişmenin açıklanmak üzere olduğunu gösterir.
- Ana noktayı özetleyerek hikâyeyi bitirir.
- Konuşan kişi devam etmeden önce dinleyiciden bir soruyu çözmesini ister.
Cevabı göster
Beklenmedik bir gelişmenin açıklanmak üzere olduğunu gösterir.
they found all the names and emails of all the people he'd been selling to. Dilbilgisi
5:30satış yaptığı herkesin adını ve e-posta adresini buldu.
“people he'd been selling to”: atılmış nesne ilgi zamiri
“people he'd been selling to” ifadesinde “people”, “he'd been selling to” tanımlayıcı ilgi cümleciğiyle nitelenir. Tam biçim “people whom/that he'd been selling to” şeklindedir: ilgi zamiri “to” edatının nesnesidir, bu nedenle burada atılabilir. “To”yu sonda bırakmak konuşmada ve olağan yazıda doğaldır. Buradaki “he'd”, “he would” değil “he had” anlamına gelir. “Had been selling” past perfect continuous yapısıdır ve satışın daha sonraki geçmiş olay olan “they found the names and emails” öncesinde sürdüğünü veya tekrarlandığını gösterir.
Alıştırma
“These are the clients to whom I had been writing.” cümlesinin anlamını yeniden yazın. “I had” kısaltmasını kullanın, nesne görevindeki ilgi zamirini atın ve “to”yu sonda bırakın: These are the clients ____.
Cevabı göster
I'd been writing to
That included guys just buying for personal use,
5:34Bunlara yalnızca kişisel kullanım için alan kişiler de dâhildi.
who were selling on the streets of Germany and beyond.
5:40Bu kişiler Almanya'da ve başka yerlerde sokakta satış yapıyordu.
Someone on the dark web managed to get this kid's profile and leave a message.
5:43Dark web'deki biri gencin profiline ulaşmayı başardı ve bir mesaj bıraktı.
run for your life / run for your lives: canını kurtarmak için kaçmak
Bu uyarıda run for your lives, “hayatınız tehlikede olduğu için hemen kaçın” anlamına gelir. Bu kalıplaşmış bir deyimdir: for your lives ölümcül bir tehlikeden kaçmayı anlatır; “yaşamak için koşmak” veya geçimini sağlamak için koşmak anlamına gelmez. Bir kişiyi uyarırken life, birden fazla kişiyi uyarırken lives kullanılır: Run for your life! ve Run for your lives! Bu emir gerçek bir acil durumu anlatabilir veya hemen uzaklaşma gereğini abartılı biçimde ifade edebilir.
Alıştırma
Birkaç yürüyüşçüye yönelik acil uyarıyı tamamlayın: “A rockslide is coming! ____!”
Cevabı göster
Run for your lives
That's the thing with + isim öbeği: bir konunun temel noktası
That's the thing with + isim öbeği, belirli bir örnekten konuşmacının konunun temel ve tekrar eden özelliği olarak sunduğu noktaya geçmeyi sağlayan konuşma diline özgü bir kalıptır. Burada thing fiziksel bir nesne değil, “önemli nokta” anlamındadır. Bu kalıp çoğunlukla bir dezavantajı, sınırlamayı veya karmaşık noktayı ortaya koyar. Sonraki ifadenin ya da bağlamda zaten bulunan bilginin, örneği açıklayan genel nokta olduğunu belirterek açıklamayı düzenler.
Alıştırma
Hangi cümle, grup projelerinin tekrar eden bir özelliği hakkında genelleme yapmak için bu kalıbı doğal biçimde kullanır?
- That thing belongs with the group project materials.
- That's the thing with group projects: one missed deadline can affect everyone.
- The group project meeting has moved to Thursday.
Cevabı göster
That's the thing with group projects: one missed deadline can affect everyone.
but now he's in prison and will be for possibly another decade.
5:56Ancak şimdi hapiste ve belki on yıl daha orada kalacak.
Behind bars: hapiste veya cezaevinde
Behind bars, hapiste veya cezaevinde olmak demektir. İfade, hapsedilmeyi anlatmak için bir hücrenin metal parmaklıklarını imge olarak kullanır; tezgâhın arkasında durmak veya içki servisi yapan barları ziyaret etmek anlamına gelmez. Bu yan cümlede çocuk zaten hapsedilmiş biri olarak sunulur. İfade onun özgürlüğünü kaybetmesine odaklanır, ancak tek başına mahkûm edildiğini veya duruşma öncesinde tutulduğunu göstermez.
Alıştırma
“The thief is now behind bars.” cümlesinde behind bars ne anlama gelir?
- Hapiste veya cezaevindedir.
- Bir çitin arkasında durmaktadır.
- Bir barda içki servisi yapmaktadır.
Cevabı göster
Hapiste veya cezaevindedir.
someone else had taken over his dark web domain. Öbek fiiller
6:03başka biri onun dark web alan adını devraldı.
Taken over: kontrolü devralmak
Taken over, take over fiilinin past participle biçimidir ve daha önce başka birinin kontrol ettiği bir şeyin kontrolünü veya sorumluluğunu üstlenmek anlamına gelir. Burada alan adını kontrol eden kişi artık başka biridir. Taken, had sözcüğünden sonra geldiği için had taken over past perfect yapıdadır. Kontrolün el değiştirmesinin, hikâyenin anlatıldığı daha sonraki geçmiş referans noktasından önce gerçekleştiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “take over” ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the owner retired, her daughter ____ the family business.
Cevabı göster
took over
you can get busted without even visiting the dark web. Dilbilgisi
6:06dark web'e hiç girmeden bile tutuklanabilirsin.
without even visiting: beklenen bir eylemin bile gerçekleşmemesi
Without, ana sonuç yine gerçekleşirken gerçekleşmeyen bir eylemi tanıtır. Burada bir edat olduğu için visit, -ing biçimine girer: without ... visiting; without ... visit veya without ... to visit değil. Even, visiting eylemini normalde beklenen temel bir adım olduğu hâlde şaşırtıcı biçimde yapılmamış olarak vurgular. Cümle, kişinin bu adımı hiç atmadan da yakalanabileceğini söyler; even, sade without visiting yapısına göre karşıtlığı güçlendirir.
Alıştırma
Cümleyi without even + ask fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Leo found the answer ____ anyone for help.
Cevabı göster
without even asking
is when they advertise their dark web marketplace
6:12dark web pazarlarının reklamını yapmalarıdır.
on the very visible normal web that we all use.
6:15Üstelik bunu hepimizin kullandığı, açıkça görünen normal internette yaparlar.
they use the normal web to direct people to the dark web.
6:18insanları dark web'e yönlendirmek için normal interneti kullanırlar.
Silk Road marketplace: karanlık ağ pazarının özel adı
Buradaki Silk Road, Avrasya boyunca uzanan tarihî ticaret yolları değil, bir karanlık ağ pazarının özel adıdır. Site Tor üzerinden faaliyet gösteriyordu ve özellikle uyuşturucu olmak üzere yasa dışı malların satışıyla kötü şöhret kazandı. Marketplace sözcüğü ve çevredeki karanlık ağ bağlamı, burada web sitesinin kastedildiğini gösterir. Bu nedenle the guy that ran it sitenin işletmecisini anlatır; reklamlar veya forum paylaşımları hakkındaki konuşmalar ise araştırmacıları o işletmeciye götürebilecek açık kaynaklı ipuçlarıyla ilgilidir.
Alıştırma
Bu bağlamda Silk Road marketplace neyi ifade ediyor?
- Uluslararası yük taşımacılığı için kullanılan günümüz yolu
- Asya ile Avrupa arasındaki antik ticaret yolları
- Karanlık ağdaki çevrim içi bir pazar
Cevabı göster
Karanlık ağdaki çevrim içi bir pazar
did just that: önceki eylemin aynen yapıldığını belirtme
did just that ifadesinde did, daha önce sözü edilen eylemin yerini tutarken that, bu eylemin veya önerinin tamamına gönderme yapar. Bu ifade, uzun bir açıklamanın tekrarlanmasını önler. Buradaki just, “tam olarak” veya “aynen” anlamındadır: kişi daha önce açıklanan eylemin aynısını gerçekleştirmiştir. Geçmiş zaman biçimi did, bunun gerçekten gerçekleştiğini doğrular.
Alıştırma
Önceki eyleme gönderme yapan ve onun aynen gerçekleştirildiğini doğrulayan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The coach told Ava to slow down on the final lap, and she ____.
Cevabı göster
did just that
He ran ads on a Bitcoin web forum for the Silk Road,
6:27Bir Bitcoin internet forumunda Silk Road'un reklamını yaptı.
and those ads could be traced back to him. Öbek fiiller
6:30Bu reklamların izi doğrudan ona kadar sürülebiliyordu.
traced back to: kanıtlarla bir kaynağı belirleme
could be traced back to yapısında trace something back to, ipuçlarını, kayıtları veya bağlantıları takip ederek bir kaynak ya da köken belirlemek anlamına gelir. Back, bağlantı zinciri boyunca kaynağa doğru geri gitmeyi belirtir; reklamların fiziksel olarak geri götürülmesi anlamına gelmez. Cümle edilgen yapıdadır: izlenen kanıt reklamlar, bu kanıtların sonunda işaret ettiği kişi ise to him ile belirtilir. Aktarılabilir kalıp, something is veya can be traced back to yapısından sonra kişi, yer, olay ya da neden getirilmesidir.
Alıştırma
Cümleyi “kanıtları kaynağına kadar takip etmek” anlamındaki kalıpla tamamlayın: Investigators found that the suspicious payments could be ____ one overseas account.
Cevabı göster
traced back to
For such a smart guy ile karşıtlık kurmak
Cümlenin başındaki For such a + sıfat + sayılabilir isim yapısı bir ölçüt oluşturur: Birinin bu tanıma bu kadar güçlü biçimde uyduğu düşünülünce normalde farklı bir sonuç beklenir. Ana cümle daha sonra bu beklentiyle çelişen bir sonuç verir. Burada smart, kişinin sağduyulu davranacağı beklentisini doğurur; ancak ardından gelen eleştiri bu beklentiyi bozar. Bu nedenle görünürdeki övgü eleştiriye zemin hazırlar ve alaycı gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için “experienced chef” sözcüklerini ve “For such” ile başlayan karşıtlık kalıbını kullanın: ____, she makes a surprising number of basic mistakes.
Cevabı göster
For such an experienced chef
he definitely missed several big brain moments. Deyimler
6:33aklını kullanması gereken birkaç önemli anı kesinlikle kaçırdı.
Alaycı internet argosu olarak big brain moments
Big brain, zekâ veya sözde akıllıca düşünme anlamında kullanılan, internete ve memlere özgü son derece gündelik bir ifadedir; beynin fiziksel büyüklüğünü anlatmaz. big brain moment, birinin akıllıca bir fikir bulduğu veya kullandığı anı çoğunlukla şakacı bir dille ifade eder. Burada missed several big brain moments, onun birkaç kez akıllıca düşünemediği veya doğru muhakeme kullanamadığı anlamına gelir. Bu bağlamda şakacı ifade, gerçek bir övgü sunmak yerine eleştiriyi alaycı hâle getirir.
Alıştırma
“he definitely missed several big brain moments” cümlesinde konuşan kişi ne ima ediyor?
- Birkaç doktor randevusunu unuttu.
- Beyni fiziksel olarak beklenenden daha küçüktü.
- Birkaç kez doğru muhakeme kullanamadı.
- Diğer insanlar onun bütün akıllıca fikirlerini övdü.
Cevabı göster
Birkaç kez doğru muhakeme kullanamadı.
can you really order a mystery box from the dark web?
6:41“Dark web'den gerçekten gizemli bir kutu sipariş edebilir misiniz?”