FBI Seni Dark Web'de İşte Böyle Yakalayacak: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
1.405 kelime 215 kel/dk

Video özeti: Bu geri sayım, yasa dışı karanlık ağ faaliyetlerinin kimliği açığa çıkardığı beş yolu gösteriyor: tarayıcı açıkları, gizli operasyon, posta, satıcı kayıtları ve web reklamları. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “hacks its way into” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: belirli bir yöntemle içeri girmeyi anlatan fiil + iyelik + way + into kalıbını kullanın. 2. “honeypot.” — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: hedefin davranışını açığa çıkarmasını sağlayan dijital veya polisiye yemi anlayın; bunu bal kavanozu sanmayın. 3. “traced back to” — Öbek fiiller: kanıtların veya eylemlerin kaynağına nasıl izlendiğini, özellikle soruşturma anlatılarındaki edilgen kullanımda tanıyın.

Bu derste

You finally picked up the courage to visit the dark web Kalıp ifadeler

0:00

Sonunda cesaretini toplayıp dark web'e girdin

Kalıp ifadeler

picked up the courage to ...

picked up the courage to + fiilin yalın hâli, genellikle bir süre tereddüt ettikten sonra sonunda bir şeyi yapacak kadar cesaretlenmek anlamına gelir. Buradaki picked up kelimesi gerçek anlamda bir şeyi yerden almak değildir; ifade, kişinin cesaret toplamayı başardığını anlatır. finally, eylemden önce bir bekleme veya tereddüt dönemi olduğunu gösterir. to visit ise cesaret gerektiren somut eylemi belirtir.

Alıştırma

Doğal ifadeyi seçin: After weeks of hesitation, Lena finally ___ to ask for help.

  1. picked the courage
  2. picked up the courage
  3. did the courage
  4. picked up the brave
Cevabı göster

picked up the courage

and you took every necessary precaution to stay invisible to the authorities. Kalıp ifadeler

0:03

ve yetkililerin radarına yakalanmamak için gereken her önlemi aldın.

Kalıp ifadeler

took every necessary precaution: gereken tüm önlemleri almak

took every necessary precaution, bilinen bir riski azaltmak için gereken tüm güvenlik adımlarını uygulamak anlamına gelen sabit bir ifadedir. took, take fiilinin geçmiş zamanıdır; every necessary ise ilgili tüm önlemlerin kapsandığını vurgular. to stay invisible bölümü bu önlemlerin amacını belirtir. Bu cümlede amaç, yetkililer tarafından kimliğin tespit edilmesini önlemektir.

Alıştırma

Doğal kullanımı seçin: Before the storm arrived, the crew ___ to protect the equipment.

  1. took every necessary precautions
  2. did every necessary precaution
  3. took every necessary precaution
  4. made every necessary precaution
Cevabı göster

took every necessary precaution

At first, you were only going to look around and not actually purchase anything, Notlar

0:07

Başta yalnızca etrafa bakacak, hiçbir şey satın almayacaktın,

Dilbilgisi

Sınırlı bir geçmiş plan için were only going to + fiil

Burada were going to, geçmişteki bir noktadan bakıldığında var olan bir planı anlatır: kişi bir şeyi yapmayı amaçlamıştır, ancak bunu sonradan gerçekten yapıp yapmadığı kesin değildir. Bir yere fiziksel olarak gitmekte olduğu anlamına gelmez. Only, ilk planı düşük bağlılık içeren look around eylemiyle sınırlar; not actually purchase anything ise bu sınırı açıkça belirtir. Bu yapı, daha önceki niyet ile sonradan yaşananlar arasında bir karşıtlık hazırlamak için sık kullanılır.

Alıştırma

be fiilinin doğru geçmiş biçimi, only ve going to ile tamamlayın: At that point, we ____ stay for one drink, but we ended up staying until closing time.

Cevabı göster

were only going to

Öbek fiiller

Rahat ve düşük bağlılıklı göz atma için look around

Burada look around, belirli bir ürüne odaklanmadan veya satın alma taahhüdünde bulunmadan rahatça göz atmak ya da keşfetmek anlamına gelir. Bir mağazada, internet sitesinde, şehirde veya bilinmeyen bir yerde, ne yapılacağına karar vermeden önce nelerin mevcut olduğuna bakmayı anlatabilir. Çevresindeki not actually purchase anything sözleri, bu düşük bağlılık anlamını güçlendirir. look around sözcük anlamıyla gözleri farklı yönlere çevirmek de olabilir; ancak burada bu fiziksel anlam kastedilmez.

Alıştırma

Notta rahatça göz atmak anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We're not ready to choose yet; we'd like to ____ first.

Cevabı göster

look around

but after a few of your buddies came around to your house,

0:10

ama birkaç arkadaşın evine gelince

you all decided you'd buy a big bag of illegal pills.

0:13

hep birlikte büyük bir paket yasa dışı hap almaya karar verdiniz.

Not only that,

0:16

Üstelik bununla da kalmadınız.

after a few drinks,

0:17

Birkaç kadehten sonra,

you watched a video you shouldn't have watched.

0:17

izlememen gereken bir videoyu izledin.

You weren't concerned.

0:20

Hiç endişelenmedin.

You used a VPN.

0:21

VPN kullanıyordun.

Your IP address couldn't be seen by prying eyes, Deyimler

0:22

Meraklı gözler IP adresini göremezdi.

Deyimler

Gizliliği anlatan “prying eyes”

“Prying eyes”, özel bilgileri ya da görmemeleri gereken bir şeyi görmeye çalışan kişileri ifade eder. “Prying” burada rahatsız edici biçimde merak edip gözetlemeyi anlatır; “eyes” ise gerçek gözleri değil, bakan kişileri temsil eder. Bu cümlede ifade, konuşan kişinin IP adresini göremeyen istenmeyen gözlemcileri belirtir. Görme yetisiyle ilgili değil, gizlilik ve güvenlikle ilgili bir ifadedir.

Alıştırma

“The report was encrypted to keep it away from prying eyes.” cümlesinde “prying eyes” ne anlama gelir?

  1. Çok iyi gören kişiler
  2. Özel bilgileri görmeye çalışan kişiler
  3. Bozuk bir ekranı tamir eden kişiler
Cevabı göster

Özel bilgileri görmeye çalışan kişiler

and then boom, Anlatım akışı

0:24

Sonra birden,

Anlatım akışı

Dramatik bir anlatı dönüşü olarak “and then boom,”

“And then boom”, ani ve dramatik bir sonucu tanıtan gayriresmî bir anlatı ifadesidir. “Boom” gerçek bir patlamayı anlatmak zorunda değildir; sonraki olay dinleyiciye bir anda çarpıyormuş gibi güçlü bir ritim ekler. Önceki hazırlığın ardından kullanıldığında bu ifade, hikâyeyi beklentiden veya güven duygusundan çarpıcı bir olaya hızla çevirir. Yalnızca olayların sırasını değil, konuşanın vurgusunu ve tepkisini de gösterir.

Alıştırma

Konuşan kişi bu cümlede neden “and then boom” diyor? “We thought the test was over, and then boom, the alarm went off.”

  1. Testi resmî bir şekilde özetlemek için
  2. Ani ve dramatik bir dönüşü belirtmek için
  3. Kesinlikle bir bombanın patladığını söylemek için
Cevabı göster

Ani ve dramatik bir dönüşü belirtmek için

one day the cops burst through your door. Öbek fiiller

0:26

bir gün polis kapını kırıp içeri girdi.

Öbek fiiller

one day the cops burst through your door cümlesinde burst through kullanımı

Bu cümlede burst through, bir açıklıktan aniden ve güç kullanarak içeri girmek anlamına gelir. Polisler sadece içeri girmiyor; bu ifade, kapıdan sert ve beklenmedik bir şekilde girme sahnesini canlı biçimde anlatıyor. Burada burst, burst fiilinin geçmiş zaman hâlidir ve temel fiille aynı biçimde kalır. Bir kişinin veya grubun kapıdan, kapıdan geçişten, bir kapıdan ya da başka bir açıklıktan aniden ve güç kullanarak geçmesini anlatmak için burst through kullanılabilir.

Alıştırma

Ani ve güç kullanılarak gerçekleşen bir girişi anlatmak için burst through ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. The rescue team entered the office calmly.
  2. The rescue team waited outside the gate.
  3. The rescue team burst through the locked gate to reach the hikers.
Cevabı göster

The rescue team burst through the locked gate to reach the hikers.

How on Earth did that happen? Deyimler

0:28

Bu nasıl oldu da oldu?

Deyimler

How on Earth did that happen? cümlesinde How on Earth kullanımı

How on Earth, how kelimesinin vurgulu biçimidir. Bu cümlede konuşan kişi gezegen hakkında soru sormuyor; olayın nasıl gerçekleştiğine dair güçlü bir şaşkınlık, kafa karışıklığı veya inanmazlık ifade ediyor. How in the world...? ifadesine yakındır, ancak soruya duygusal bir tepki katar. Bu ifade, soru cümlesinin başında, özne ve fiilden önce yer alır: How on Earth did that happen? Sorunun temel yapısı değişmez; How on Earth yalnızca konuşanın tutumunu ekler.

Alıştırma

Beklenmedik bir sonuca karşı güçlü şaşkınlığı ifade etmek için How on Earth kullanan soru hangisidir?

  1. How did the cat get onto the balcony?
  2. How on Earth did the cat get onto the locked balcony?
  3. Where is the cat on the balcony?
Cevabı göster

How on Earth did the cat get onto the locked balcony?

How did they find you?

0:30

Seni nasıl buldular?

That's what we'll discuss today.

0:31

Bugün tam olarak bunu konuşacağız.

Number five, hacking.

0:33

Beşinci sırada, bilgisayar korsanlığı.

First of all,

0:34

Her şeyden önce,

you should know that a lot of people use the dark web for good reasons.

0:35

birçok insanın dark web'i haklı nedenlerle kullandığını bilmelisin.

Maybe they are journalists or political dissidents in countries with strict regimes. Kelime

0:38

Belki de baskıcı rejimlerin olduğu ülkelerdeki gazeteciler ya da siyasi muhaliflerdir.

Kelime

political dissidents: siyasi muhalifler

Bu cümlede political dissidents, yaşadıkları ülkedeki hükümete veya egemen siyasi sisteme açıkça karşı çıkan ya da meydan okuyan kişileri ifade eder. Dissident, yalnızca farklı düşünen bir kişiden daha özel bir anlama sahiptir: Genellikle bu tutumun baskı, ceza veya tehlikeye yol açabileceği siyasi bir ortamda görünür biçimde muhalefet etmeyi anlatır. Bu ifade uluslararası haberlerde, siyaset metinlerinde ve insan hakları haberlerinde yaygın olan resmî bir tanımlamadır. Kişinin siyasi iktidarla ilişkisini belirtir; tek başına o kişinin görüşlerinin doğru olup olmadığını veya hangi yöntemleri kullandığını söylemez.

Alıştırma

Bu bağlamda political dissidents kimlerdir?

  1. Herhangi bir siyasi haberi aktaran gazeteciler
  2. Sıradan kişisel tercihler konusunda farklı düşünen kişiler
  3. Hükümete veya egemen siyasi sisteme açıkça karşı çıkan ya da meydan okuyan kişiler
Cevabı göster

Hükümete veya egemen siyasi sisteme açıkça karşı çıkan ya da meydan okuyan kişiler

So some human rights advocates are happy

0:42

Bu yüzden bazı insan hakları savunucuları,

that the authorities can't find people in the dark web.

0:44

yetkililerin dark web'deki insanları bulamamasından memnundur.

That's why it was controversial

0:47

İşte bu nedenle büyük tartışma çıktı.

when a cybercriminal named Eric Eoin Marques

0:48

Eric Eoin Marques adlı bir siber suçlu

was arrested in 2013

0:50

2013 yılında tutuklanıp

and later got a prison sentence of 30 years.

0:52

daha sonra 30 yıl hapis cezasına çarptırıldığında.

This guy was certainly in the wrong Deyimler

0:54

Bu adamın yaptığı kesinlikle yanlıştı.

Deyimler

be in the wrong: haksız veya kusurlu olmak

Be in the wrong, bir anlaşmazlıkta, çatışmada veya davranışla ilgili değerlendirmede kusurlu ya da hatalı taraf olmak anlamına gelir. Burada sorumluluk yükler: Konuşan kişi bu kişinin yanlış davrandığını kabul eder. Bu ifade fiziksel bir konumu anlatmaz. Birinin yalnızca is wrong olduğunu söylemekle karşılaştırıldığında, o kişiyi anlaşmazlığın sorumlu tarafına daha açık biçimde yerleştirir.

Alıştırma

'Kusurlu olmak' anlamındaki üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: After hearing both sides, Lena realized that she was ____.

Cevabı göster

in the wrong

and was hosting websites within the dark

0:56

Dark web'de çeşitli siteler barındırıyordu.

that were selling drugs,

0:58

Bu sitelerde uyuşturucu,

hacking techniques, and money laundering operations. Kelime

1:00

bilgisayar korsanlığı yöntemleri ve para aklama hizmetleri satılıyordu.

Kelime

money laundering operations: kara para aklama faaliyetleri

Bu cümlede money laundering operations, paranın yasa dışı kaynağını gizlemek ve onu yasal görünür hâle getirmek için yürütülen örgütlü faaliyetler anlamına gelir. Money laundering, nakit parayı fiziksel olarak yıkamak demek değildir. Burada operations, tıbbi operasyonları değil, koordineli bir faaliyetler bütününü ifade eder. Bu resmî ifade suç, kolluk kuvvetleri ve finans haberlerinde yaygındır.

Alıştırma

Bir suç haberinde money laundering operations ne anlama gelir?

  1. Banknotları ve madeni paraları fiziksel olarak temizleyen işletmeler
  2. Yasa dışı parayı yasal gösteren örgütlü faaliyetler
  3. Nakit parayla ödenen tıbbi işlemler
Cevabı göster

Yasa dışı parayı yasal gösteren örgütlü faaliyetler

He was huge,

1:02

Bu dünyanın büyük oyuncularından biriydi.

and it's not his cloud computing company Freedom Hosting

1:03

Bulut bilişim şirketi Freedom Hosting ise

was hosting almost half of the sketchy websites within the dark web.

1:06

dark web'deki şüpheli sitelerin neredeyse yarısını barındırıyordu.

The FBI got him.

1:10

FBI onu yakaladı.

They found his server in France

1:11

Sunucusunu Fransa'da buldular

and subsequently tracked him down to Ireland. Öbek fiiller

1:12

ve ardından izini İrlanda'ya kadar sürdüler.

Öbek fiiller

tracked ... down: ayrılabilen öbeksi fiil track someone down

Tracked ... down, ayrılabilen öbeksi fiil track someone down ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Planlı veya zorlu bir aramanın ardından birini bulmak anlamına gelir ve sonuca götüren arama sürecini vurgular. Nesne bir zamir olduğunda track ile down arasına gelir: tracked him down. to Ireland, aramanın ulaştığı yeri belirtir ve öbeksi fiilin parçası değildir.

Alıştırma

Cümleyi track ... down ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After weeks of searching, the investigators finally ____ him ____ in Dublin.

Cevabı göster

tracked · down

This shouldn't have happened, of course.

1:15

Elbette bunun mümkün olmaması gerekiyordu.

The Tor network this guy used was supposed to be impenetrable. Notlar

1:17

Kullandığı Tor ağının aşılamaz olduğu düşünülüyordu.

Kültür

Tor ağı: anonimlik ağı

Tor ağı, trafiği birden fazla aktarıcı üzerinden yönlendirerek iletişimin kaynağını gizlemeye yardımcı olan bir anonimlik ağıdır. Bu cümlede, bu adamın anonimliği artırmak için kullandığı ağı ifade eder; bir web sitesi değildir. Bunun aşılmaz olması gerektiğinin söylenmesi, bu korumanın daha sonra tam olarak işe yaramadığını ima eder. Tor, dark web'in kendisi değildir ve bir kullanıcının asla izinin sürülemeyeceğini garanti etmez.

Alıştırma

Bu cümlede The Tor network neyi ifade ediyor?

  1. İnternet trafiğini birden fazla aktarıcı üzerinden yönlendirerek kaynağın belirlenmesini zorlaştıran bir ağ
  2. Hiçbir kullanıcının asla izinin sürülemeyeceğine dair bir garanti
  3. Tüm yasa dışı içeriklerin depolandığı bir web sitesi
Cevabı göster

İnternet trafiğini birden fazla aktarıcı üzerinden yönlendirerek kaynağın belirlenmesini zorlaştıran bir ağ

Dilbilgisi

was supposed to be: geçmişteki beklenti

Was supposed to be, geçmişteki bir beklentiyi, planı veya doğru kabul edilen bir durumu anlatan bir yapıdır. Bu cümlede insanların Tor ağının aşılmaz olmasını beklediği anlatılır; birinin onu bu hâle getirmekle yükümlü olduğu anlatılmaz. Bu ifade çoğu zaman beklenti ile daha sonra ortaya çıkan sonuç arasındaki uyuşmazlığa zemin hazırlar. was supposed to be + sıfat veya isim kalıbı, geçmişte bir şeyin nasıl olması beklendiğini ya da tasarlandığını anlatır.

Alıştırma

The Tor network was supposed to be impenetrable cümlesinde was supposed to be neyi ifade eder?

  1. Doğruluğu zaten kanıtlanmış bir gerçeği
  2. Gerçeklikle uyuşmayabilecek geçmişteki bir beklentiyi
  3. Herkesin uyması gereken güncel bir kuralı
Cevabı göster

Gerçeklikle uyuşmayabilecek geçmişteki bir beklentiyi

But then one day users started seeing something weird.

1:20

Ancak bir gün kullanıcılar tuhaf bir şey görmeye başladı.

A new code running in websites hosted by Freedom Hosting.

1:23

Freedom Hosting'in barındırdığı sitelerde yeni bir kod çalışıyordu.

Suddenly all the websites went down. Öbek fiiller

1:26

Birden bütün siteler çöktü.

Öbek fiiller

Bir web sitesi veya sistem arızasını anlatan “went down”

Bir web sitesi, sunucu, ağ veya başka bir hizmet went down olduğunda çalışmayı bırakmış ya da erişilemez hâle gelmiş demektir. Burada went down, tüm sitelerin birden erişilemez olduğunu anlatır; fiziksel olarak aşağıya inmeyi veya sıralamanın düşmesini ifade etmez. Temel biçim go down, basit geçmiş zaman biçimi ise went down'dır. Bir hizmet arızasını bildirmek için özne + go/went down yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi go down ifadesinin basit geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the storm, the neighborhood internet ____ for an hour.

Cevabı göster

went down

That weird code exploited a Firefox vulnerability,

1:28

Bu tuhaf kod, Firefox'taki bir güvenlik açığından yararlanıyordu.

and so not only did the websites go down, Dilbilgisi

1:31

Sonuç olarak yalnızca siteler çökmedi,

but people using those websites were unmasked. Deyimler

1:33

onları kullanan kişilerin kimliği de açığa çıktı.

Dilbilgisi

“Not only did ... but ...”: cümle başında devriklik

Not only ... but ... birbiriyle ilişkili iki noktayı bağlar ve ikinci noktayı çoğu zaman daha şaşırtıcı veya daha ciddi bir ek bilgi olarak sunar. Burada ilk sonuç sitelerin erişilemez hâle gelmesi, eklenen sonuç ise kullanıcıların kimliklerinin açığa çıkmasıdır. Not only yan cümlenin başına geldiği için özne-yardımcı fiil devrikliği oluşur: not only + did + özne + fiilin yalın hâli. Bu yüzden did the websites went değil, did the websites go kullanılır. İkinci yan cümle but ile başlar; but sonrasında also sık kullanılır ancak zorunlu değildir.

Alıştırma

Cümle başındaki Not only sonrasında gereken yardımcı fiille cümleyi tamamlayın: Not only ____ Maya forget the password, but she also locked herself out.

Cevabı göster

did

Deyimler

were unmasked — çevrim içi anonimliğin kaybedilmesi

Burada were unmasked, bu kişilerin anonimliklerini kaybettikleri ve gerçek kimliklerinin öğrenildiği anlamına gelir. Unmasked edilgen yapıdadır: kimliklerini başka biri açığa çıkarmıştır; fiziksel olarak bir maskeyi çıkardıklarını söylemez. Anonim hesaplar, bilgisayar korsanları veya gizli gruplarla ilgili haberlerde bu ifade, kimliğin açığa çıkmasını bir kılığın ortadan kaldırılması gibi sunar. Aynı mecaz, saklı herhangi bir kimliğin ortaya çıkarılmasını anlatabilir.

Alıştırma

Çevrim içi bir soruşturmada “the anonymous users were unmasked” ne anlama gelir?

  1. Yeni anonim hesaplar açtılar.
  2. Gerçek kimlikleri açığa çıkarıldı.
  3. Fiziksel maskeler taktılar.
Cevabı göster

Gerçek kimlikleri açığa çıkarıldı.

Well, they were until they could update their software.

1:36

En azından yazılımlarını güncelleyene kadar öyle kaldı.

Tens of thousands of IP addresses were exposed

1:39

On binlerce IP adresi ifşa oldu

and some of those people that were exposed were arrested.

1:41

ve kimliği açığa çıkan kişilerden bazıları tutuklandı.

That could have been you,

1:44

Onlardan biri sen olabilirdin.

and you might have been seen buying bags of Colombia's finest powder. Deyimler

1:45

Kolombiya'nın en kaliteli beyaz tozundan paketler alırken görülmüş olabilirdin.

Deyimler

Colombia's finest powder: kokain için şakacı bir örtmece

Colombia's finest powder, kokaini belirtmek için kullanılan şakacı bir örtmecedir. Yer adı ve powder sözcüğü uyuşturucunun adını doğrudan söylemekten kaçınır; finest ise ciddi bir kalite değerlendirmesi değil, bilerek yapılmış bir abartı gibi duyulur. Bu ifade, suç hikâyelerinde ve medyada Kolombiya'yı kokainle ilişkilendiren kalıp yargıya dayanır. Bu, kültürel bir çağrışımdır; sıradan Kolombiya ürünleri veya Kolombiyalılar hakkında kelimesi kelimesine bir gerçek iddiası değildir.

Alıştırma

Bir suç hikâyesinde bir karakter “He was carrying Colombia's finest powder.” diyor. Bu ifade büyük olasılıkla neyi ima ediyor?

  1. Kolombiya'da toplanmış karı
  2. Dolaylı ve şakacı biçimde söylenen kokaini
  3. Yüksek kaliteli bir yemek malzemesini
Cevabı göster

Dolaylı ve şakacı biçimde söylenen kokaini

But private email systems were also run on Freedom Hosting,

1:49

Ancak Freedom Hosting'de özel e-posta sistemleri de çalışıyordu.

so journalists or freedom fighters may have also been exposed.

1:52

Bu yüzden gazeteciler veya özgürlük savaşçıları da ifşa olmuş olabilir.

So that's one way you could be found out using the dark web. Öbek fiiller

1:55

Dark web kullandığının ortaya çıkarılabileceği yollardan biri budur.

Öbek fiiller

be found out: gizlenen bir gerçeğin ortaya çıkarılması

“Could be found out” ifadesinde be + found out, gizli tutulan bir kimliğin, yalanın ya da yanlış davranışın ortaya çıkarılması anlamına gelir. Başkaları gizlenen şeyi açığa çıkardığı için kişi deşifre olur. Bu edilgen bir yapıdır: açığa çıkma riski taşıyan kişi öznedir; araştıran ya da gerçeği bulan taraf belirtilmeyebilir.

Alıştırma

“The fake doctor was found out when the hospital checked his records” cümlesinde was found out ne anlama gelir?

  1. Kaybolduktan sonra birisi onun yerini buldu.
  2. Yaptığı aldatmaca açığa çıktı.
  3. Yeni bir bilgi öğrendi.
Cevabı göster

Yaptığı aldatmaca açığa çıktı.

The government might get its crack team of hackers together Kalıp ifadeler

1:59

Hükümet en iyi bilgisayar korsanlarından oluşan ekibini toplayıp

Kalıp ifadeler

crack team: olağanüstü yetenekli bir ekip

Burada crack, “olağanüstü yetenekli” veya “birinci sınıf” anlamına gelen bir sıfattır. Crack team, zor ya da önemli bir işi yürütmek için seçilmiş üst düzey uzmanlardan oluşan ekiptir. Crack team of hackers ifadesi hackerların yeteneğini güçlü biçimde över. Buradaki crack, bir çatlağı veya uyuşturucu maddeyi anlatmaz.

Alıştırma

“A crack team of engineers restored the bridge” cümlesinde crack team neyi ifade eder?

  1. Fiziksel çatlakları onaran bir grup.
  2. Özel uzmanlığı bulunmayan sıradan bir grup.
  3. Zor bir iş için seçilmiş, son derece yetenekli bir grup.
Cevabı göster

Zor bir iş için seçilmiş, son derece yetenekli bir grup.

and create a code that exploits a vulnerability in some software. Kalıp ifadeler

2:01

bir yazılımdaki açığı kullanan bir kod geliştirebilir.

Kalıp ifadeler

Exploit a vulnerability: bir güvenlik açığından yararlanmak

Siber güvenlikte exploit a vulnerability, yazılımdaki bir zayıflıktan yararlanarak yazılımın amaçlanmayan biçimde davranmasına veya vermemesi gereken erişimi, bilgiyi ya da denetimi vermesine yol açmak demektir. Burada exploits bir fiildir; a vulnerability ise kullanılan zayıflıktır. Bu eşdizim, zayıflığı yalnızca keşfetmeyi veya açıklamayı değil, onu kullanma eylemini adlandırır. İfadenin kendisi eylemin suç olup olmadığını göstermez: saldırganlar, güvenlik araştırmacıları ve test araçları farklı bağlamlarda güvenlik açıklarından yararlanabilir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “yazılımdaki bir zayıflığı kullanmak” anlamındaki siber güvenlik eşdizimiyle tamamlayın: Attackers may ____ before a patch is available.

Cevabı göster

exploit a vulnerability

It might not mean they've come knocking at your door, Deyimler

2:04

Bu, hemen kapına dayanacakları anlamına gelmeyebilir.

Deyimler

Come knocking at your door: doğrudan kapınıza dayanmak

come knocking at your door ifadesindeki somut görüntü, birinin evinize gelmesidir; ancak ifade çoğu zaman mecazidir. Burada yetkililerin sizi bulup doğrudan size ulaşabileceği ve bir soruşturmayı ya da sonuçlarını günlük hayatınızın içine taşıyabileceği anlamına gelir. İfade, uzaktaki bir riski kişisel ve yakın gösterir. Onların doğrudan sizi bulmaya gelebileceğini düşündürür; ancak tek başına tutuklanma, mahkûmiyet veya gerçekten kapının çalınması anlamına gelmez.

Alıştırma

“If you keep hiding taxable income, the authorities may come knocking at your door,” İngilizce cümlesinde “come knocking at your door” en olası olarak ne anlama gelir?

  1. Görevliler hiçbir sonucu olmayan nazik bir sosyal ziyaret yapacaktır.
  2. Yetkililer soruşturma yapmak veya önlem almak için size doğrudan ulaşabilir.
  3. Zaten suçlu bulunup cezaya çarptırıldınız.
Cevabı göster

Yetkililer soruşturma yapmak veya önlem almak için size doğrudan ulaşabilir.

but your name will certainly be saved in the FBI's database.

2:07

Ancak adın kesinlikle FBI'ın veri tabanına kaydedilir.

You've been flagged. Kelime

2:10

Artık işaretlendin.

Kelime

You've been flagged: dikkat için işaretlenmek

Be flagged edilgen bir yapıdır: be + flagged. Bir sistemin veya kurumun bir kişiyi dikkat, inceleme ya da takip için işaretlediğini belirtir; flagged kelimesi burada kelimenin tam anlamıyla bayrak dikmek değildir. “You've been flagged” cümlesinde you işaretlenen kişidir ve ifade doğrudan, ciddi bir uyarı gibi duyulur. Bir uyarı veya kayıt bulunduğunu söyler; kişinin tutuklandığı ya da suçlu bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

İfadenin doğru mu yanlış mı olduğunu değerlendirin: “You've been flagged” kişinin kesinlikle tutuklandığı veya suçlu bulunduğu anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Thousands of people around the world have been arrested this way.

2:11

Dünya çapında binlerce kişi bu şekilde tutuklandı.

In the US,

2:14

ABD'de

the FBI won't say how it hacks its way into the dark web, Dilbilgisi

2:15

FBI, dark web'e nasıl sızdığını açıklamıyor.

Dilbilgisi

hacks its way into: hack yoluyla içeri girmek

Fiil + one's way + into yapısı, birinin fiille ifade edilen yöntemi kullanarak içeri girmesi anlamına gelir. “hacks its way into” ifadesinde FBI, hackleme tekniklerini kullanarak dark web'e girer; way burada fiziksel bir yol değil, giriş yolunu veya sürecini anlatan bir mecazdır. Burada hacks üçüncü tekil şahıstadır, çünkü özne the FBI'dır; its ise the FBI'a gönderme yapar. İfadenin tamamı how the FBI hacks its way into... yapısının içindedir ve konuşanın açıklamayacağı giriş yöntemini belirtir.

Alıştırma

“hacks its way into” FBI'ın dark web'e nasıl girdiği hakkında ne anlatıyor?

  1. Girmek için halka açık bir davet alıyor.
  2. Giriş yöntemi olarak hackleme tekniklerini kullanıyor.
  3. Gerçek bir yolu izleyerek gizli bir yere giriyor.
Cevabı göster

Giriş yöntemi olarak hackleme tekniklerini kullanıyor.

while in other countries governments also keep their surveillance under wraps. Deyimler

2:18

Diğer ülkelerin hükümetleri de gözetim yöntemlerini gizli tutuyor.

Deyimler

keep something under wraps: bir şeyi gizli tutmak

Burada under wraps, bir şeyin gizli tutulduğu veya kamuoyuna açıklanmadığı anlamına gelir. Cümle, hükümetlerin gözetim faaliyetleriyle ilgili bilgileri gizlediğini söyler; bu faaliyetleri durdurduklarını söylemez. Yaygın kalıp keep something under wraps şeklindedir. Planların, projelerin, soruşturmaların veya kararların daha sonra açıklanmak üzere kasıtlı biçimde gizli tutulmasını anlatır.

Alıştırma

“Resmî duyuruya kadar gizli” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: The team kept the new product ____ until launch day.

Cevabı göster

under wraps

In the UK,

2:21

Birleşik Krallık'ta

the government gives its intelligence agencies something called bulk powers, Kültür

2:22

hükümet, istihbarat kurumlarına “toplu yetkiler” denen yetkiler veriyor.

Kültür

İstihbarat hukukunda bulk powers

Birleşik Krallık istihbarat hukukuna ilişkin haberlerde bulk powers, istihbarat kurumlarının iletişimleri ve ilişkili verileri büyük ölçekte toplamasına, saklamasına veya işlemesine izin veren yasal yetkiler için kullanılan teknik bir addır; çoğu zaman önceden belirli bir kişi ya da cihaz belirtilmez. Bulk, kurumun ne kadar güçlü olduğunu değil, işlemin ölçeğini anlatır. Kesin kapsamı ve güvenceleri yasaya bağlıdır. Terim bir yasal yetki kategorisini adlandırır; tek başına bir kurumun sınırsız güce sahip olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bağlamda bulk powers ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Bir devlet kurumunun güçlü siyasi nüfuza sahip olduğu her durum
  2. Malları büyük miktarlarda satın almaya yönelik ticari imkân
  3. Büyük ölçekte veriler içeren istihbarat operasyonlarına yönelik yasal yetkiler
Cevabı göster

Büyük ölçekte veriler içeren istihbarat operasyonlarına yönelik yasal yetkiler

which allows them to spy on people.

2:26

Bunlar, insanları gözetlemelerine imkân tanıyor.

The thing is,

2:28

Mesele şu ki

the agencies don't have to submit any information to the court as to exactly how they got you. Kalıp ifadeler

2:28

kurumların seni tam olarak nasıl bulduklarını mahkemeye açıklamaları gerekmiyor.

Kalıp ifadeler

as to exactly how: tam olarak nasıl olduğuna dair

Burada as to, bilginin konusunu veya içeriğini tanıtır ve “hakkında” ya da “-e dair” anlamına gelir. Ardından gelen how yan cümlesi, mahkemeye hangi bilginin verilmediğini açıklar. Exactly, how sözcüğünü güçlendirir: eksik olan bilgi genel bir açıklama değil, kullanılan kesin yöntemdir. Bu as to yapısı resmî açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Resmî bir rapor, henüz bilinmeyen kesin yöntemi tanıtmalıdır. En doğal cümle hangisidir?

  1. There is still uncertainty as how exactly to the failure occurred.
  2. There is still uncertainty as to exactly how the failure occurred.
  3. There is still uncertainty as exactly to how the failure occurred.
Cevabı göster

There is still uncertainty as to exactly how the failure occurred.

That remains a secret.

2:34

Bu bir sır olarak kalıyor.

If you're worried about being hacked by the government, though,

2:35

Yine de hükümet tarafından hacklenmekten endişeleniyorsan,

wait until you hear how they can get you without hacking you at all. Anlatım akışı

2:37

hiç hacklemeden seni nasıl yakalayabileceklerini duyana kadar bekle.

Anlatım akışı

wait until you hear: bir de duyunca şaşıracaksınız

Wait until you hear çoğu zaman gerçekten bekleme talimatı vermek yerine merak uyandıran bir ön gösterim görevi görür. Sıradaki ayrıntının şaşırtıcı, etkileyici veya daha da uç olacağını bildirir. Söylemi düzenleyen bir hamle olarak açıklanacak bilgiyi kısa süre geciktirir ve dinleyicinin beklentisini yükseltir. Bunun dramatik bir çerçeve mi yoksa gerçek bir zaman talimatı mı olduğunu bağlam belirler.

Alıştırma

Bir kişi daha da şaşırtıcı bir ayrıntıyı açıklamak üzere. Hangi başlangıç gerçek bir bekleme talimatı vermek yerine doğal biçimde merak uyandırır?

  1. Wait until you hear what happened next.
  2. Wait beside the door until I call you.
  3. You heard what happened next.
Cevabı göster

Wait until you hear what happened next.

Number four,

2:41

Dördüncü sırada,

cops go undercover.

2:42

gizli görevdeki polisler.

Sometimes the government doesn't really have to get technical.

2:43

Bazen hükümetin teknik yöntemlere başvurmasına bile gerek kalmaz.

The authorities can use techniques that they use on the streets.

2:46

Yetkililer sokakta kullandıkları yöntemlerin aynısını kullanabilir.

Cops can go undercover. Kalıp ifadeler

2:49

Polisler kimliklerini gizleyerek çalışabilir.

Kalıp ifadeler

Go undercover: gizli kimlikle çalışmak

Go undercover, genellikle birini araştırmak veya bir gruba sızmak amacıyla gerçek kimliği ya da resmî görevi gizleyerek çalışmaya başlamak demektir. Buradaki go, gizli çalışma biçimine geçişi belirtir; undercover ise fiziksel olarak bir örtünün altında bulunmayı değil, rolü veya faaliyet biçimini anlatır. Bu ifade yalnızca tanınmaktan kaçınmaktan daha fazlasını ima eder: kişi inandırıcı bir sahte kimlik benimseyebilir ve hedef ortama aitmiş gibi insanlarla etkileşime girebilir.

Alıştırma

Cümleyi gizli bir role başlamayı anlatan iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: To gather evidence inside the gang, the detective agreed to ____.

Cevabı göster

go undercover

Let's say you're on the dark web Anlatım akışı

2:51

Diyelim ki dark web'desin

Anlatım akışı

Let's say: varsayımsal bir öncül sunmak

Let's say, konuşmacının devamındaki açıklamada kullanacağı varsayımsal bir kabulü veya örneği sunar. Bu cümlede you're on the dark web ifadesini dinleyici hakkında bir iddia olarak değil, hayalî bir senaryo olarak çerçeveler. Bu, herkesin bazı sözcükleri söylemesine yönelik gerçek anlamda bir davet değildir. Buradaki say yaklaşık olarak suppose veya assume anlamına gelir; bütün ifade geçici bir öncül kurarak bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Hangi cümle Let's say ifadesini varsayımsal bir öncül sunmak için kullanıyor?

  1. The client definitely rejected the first draft yesterday.
  2. Let's tell the client that the first draft is ready.
  3. Let's say the client rejects the first draft. How should we respond?
Cevabı göster

Let's say the client rejects the first draft. How should we respond?

and you find a place where you can get the illegal substance MDMA.

2:52

ve yasa dışı MDMA maddesini satın alabileceğin bir yer buldun.

All the reviews are positive regarding the seller,

2:55

Satıcıyla ilgili tüm yorumlar olumlu.

so you think, okay,

2:57

Sen de “Tamam,” diye düşünüyorsun.

I'll take 500 pills

2:59

“500 hap alayım,”

because you're in college and you want to pay your tuition fees off. Öbek fiiller

3:00

çünkü üniversite öğrencisisin ve okul ücretini çıkarmak istiyorsun.

Öbek fiiller

pay your tuition fees off: borcun tamamını kapatmak

Pay something off, yalnızca bir ödeme yapmak değil, borç olunan miktarın tamamını ödemek anlamına gelir. Bu cümlede pay fiildir, your tuition fees nesnedir ve off tamamlanmışlık anlamı katan parçacıktır. Bu ifade öğrenim ücretlerini sıradan bir ödeme olarak değil, kapatılması gereken bir mali yükümlülük olarak sunar. Vurgu, bu miktarı artık borçlu olmamaktadır.

Alıştırma

“Kredinin tamamını ödemek” anlamındaki öbek fiilin iki parçasını kullanarak cümleyi tamamlayın: Once you receive your bonus, you can ____ the loan ____.

Cevabı göster

pay · off

Well,

3:03

Ama

you might just be buying your pills

3:03

haplarını aslında

from a cop who's been undercover posing as Rick the raver, Kalıp ifadeler

3:04

parti düşkünü Rick kılığına girmiş gizli bir polisten alıyor olabilirsin.

Kalıp ifadeler

posing as: gizli bir kimliğe bürünmek

Posing as, kişinin kendisini bilerek başka bir kişi veya başka bir kimlik olarak göstermesi demektir. Posing as Rick the raver ifadesinde polis, başkalarının onu Rick sanması için Rick'in kimliğine bürünür. Bu ifade özellikle gizli görev bağlamında kimliği saklama veya aldatma anlamı taşır. As, kişinin üstlendiğini iddia ettiği kimliği tanıtır; burada fotoğraf için poz vermek anlamı yoktur.

Alıştırma

Gerçek kimliğini gizlemek için bilerek başka biri olduğunu iddia eden birini en iyi anlatan ifadeyi seçin.

  1. posing as — başka biri olduğunu iddia etmek, çoğu zaman aldatma amacıyla
  2. working as — gerçekten belirli bir iş veya role sahip olmak
  3. dressing as — kostüm veya görünüş amacıyla belirli kıyafetler giymek
Cevabı göster

posing as — başka biri olduğunu iddia etmek, çoğu zaman aldatma amacıyla

the merchant of Molly. Kelime

3:08

Yani Molly tüccarından.

Kelime

Molly: MDMA için kullanılan argo ad

Bu cümlede Molly bir kişinin adı değil. ABD'deki gayriresmî uyuşturucu dilinde Molly, MDMA için kullanılan bir argo addır; ayrıca MDMA diye satılan veya tanıtılan bir maddeyi de ifade edebilir. Burada uyuşturucu satışı bağlamındaki sözde ürünü belirtir. Argo bir ad, maddenin kimliğini ya da saflığını kanıtlamaz; kesinleşmiş kimyasal içeriği değil, iddia edilen kategoriyi gösterir.

Alıştırma

Şüpheli bir uyuşturucu satışıyla ilgili bir raporda “The pills were sold as Molly” cümlesindeki Molly büyük olasılıkla neyi ifade eder?

  1. Hapları satın alan Molly adlı bir kişi
  2. MDMA veya MDMA olduğu iddia edilen bir madde için kullanılan gayriresmî ad
  3. Hapların saf MDMA olduğunun garantisi
Cevabı göster

MDMA veya MDMA olduğu iddia edilen bir madde için kullanılan gayriresmî ad

Time and again, Kalıp ifadeler

3:09

Polisler defalarca

Kalıp ifadeler

Time and again: Tekrarlanan olayları anlatmak

Time and again, tekrar tekrar veya defalarca anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf öbeğidir. Bir eylemin ya da olayın birden çok kez gerçekleştiğini anlatır. Burada tekrarlanan olaylardan oluşan bir düzeni başlatır; bu nedenle devamındaki anlatım iki ayrı zaman noktasını değil, tekrar tekrar yaşanan bir durumu anlatır. Bağlama göre ısrarı veya bıkkınlığı da vurgulayabilir.

Alıştırma

“Time and again, the printer failed, so we called a technician,” cümlesinde yazıcının tekrar tekrar arızalandığını anlatan ifade hangisidir?

  1. Only once
  2. Time and again
  3. From time to time
Cevabı göster

Time and again

cops have done this with drugs, guns, poisons, and images of children.

3:09

uyuşturucu, silah, zehir ve çocuk görüntüleri için bu yöntemi kullandı.

You see,

3:13

Şöyle düşün:

you buy the stuff and you remain anonymous.

3:14

Malı satın alıyor ve anonim kalıyorsun.

But you still have to get your contraband delivered, Dilbilgisi

3:16

Ama kaçak malın yine de sana teslim edilmesi gerekiyor.

Dilbilgisi

get your contraband delivered: get + nesne + geçmiş zaman ortacı

get + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısında get ettirgen işlevdedir: özne, eylemin nesne üzerinde gerçekleşmesini ayarlar, buna neden olur veya sonucu güvence altına alır. your contraband nesnedir; delivered ise başka bir kişi ya da hizmet tarafından elde edilen sonucu anlatır. Burada alıcı, teslimatın gerçekleşmesini sağlamakla yükümlüdür ama teslimatı bizzat yapmaz. Aktarılabilir get something done kalıbı, bir nesne üzerinde işlem yapılmasını ve bir sonucun elde edilmesini ayarlamak demektir.

Alıştırma

Cümleyi get ve deliver kullanarak get + nesne + geçmiş zaman ortacı kalıbıyla tamamlayın: The package must arrive by Friday, so I'll ____ it ____ by express courier.

Cevabı göster

get · delivered

and that's when the cops can grab you.

3:18

Polis de seni tam o sırada yakalayabilir.

There are ethical concerns, though.

3:20

Ancak burada etik kaygılar var.

The cops can't oversell their stuff.

3:22

Polis elindeki malı aşırı şekilde pazarlayamaz.

They can't say,

3:24

Şöyle diyemez:

hey, take these 500 pills,

3:24

“Hey, şu 500 hapı al.

but I've got some great cocaine, too.

3:26

Elimde harika kokain de var.

Do you want that?

3:27

Onu da ister misin?”

That's called entrapment. Kültür

3:28

Buna suça teşvik denir.

Kültür

hukuki bir terim olarak entrapment

Entrapment, devlet görevlilerinin bir kişiyi normalde işlemeye hazır veya eğilimli olmadığı bir suçu işlemeye teşvik ettiği iddiasına dayanan hukuki bir savunma kavramıdır. Kesin hukuki ölçüt ve kullanılan ifade yargı alanına göre değişir. Bu, her gizli satışın, tuzak operasyonunun veya suç işleme fırsatı sunulmasının hukuka aykırı olduğu anlamına gelmez. Bu cümlede That's called entrapment, polis taktiğinin soruşturma sınırını aşarak uygunsuz teşvike dönüştüğünü ileri sürer.

Alıştırma

Hangi durum burada açıklanan hukuki entrapment kavramına en iyi uyar?

  1. Görevliler, daha önce suç işlemeye isteksiz olan bir kişiye tekrar tekrar baskı yapar ve suç planını sağlar.
  2. Polis, halka açık bir yerden bir suçu gözlemler.
  3. Gizli görevli, yasa dışı mal satmaya istekli bir satıcının teklifini kabul eder.
Cevabı göster

Görevliler, daha önce suç işlemeye isteksiz olan bir kişiye tekrar tekrar baskı yapar ve suç planını sağlar.

They can't say,

3:29

Şunu da söyleyemez:

take a thousand pills and I'll throw in a gun. Öbek fiiller

3:30

“Bin hap alırsan yanında bir silah da veririm.”

Öbek fiiller

throw in: anlaşmaya fazladan bir şey eklemek

Bu cümlede throw in, “ana anlaşmaya ek olarak bir şey katmak” anlamına gelir. Silah, çok miktarda hap alımının yanında verilen ek bir ürün olarak sunulmaktadır; fiziksel olarak bir şeyi fırlatmak kastedilmez. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp throw in + isim şeklindedir. Bir satıcı veya pazarlık yapan kişi, ek bir ürün, hizmet ya da tavizle teklifi daha cazip hâle getirirken sıkça kullanılır.

Alıştırma

“Ücretsiz bir ek olarak katmak” anlamına gelen, bu nottaki hedef phrasal verb ile cümleyi tamamlayın: If you buy the laptop today, the shop will ____ a carrying case at no extra cost.

Cevabı göster

throw in

That's just not ethical.

3:32

Bu kesinlikle etik değildir.

Then you've got these images of kids that float around the dark web.

3:34

Bir de dark web'de dolaşan çocuk görüntüleri var.

There's been a lot of controversy regarding the FBI putting out their own images

3:36

FBI'ın kendi görüntülerini yayımlaması büyük tartışma yarattı.

and setting up what's called a honeypot. Kültür

3:40

Aynı şekilde “bal küpü” denen tuzağı kurması da.

Kültür

honeypot: şüpheli faaliyeti açığa çıkaran bir yem

Burada honeypot, ona erişen veya saldıran kişilerin davranışlarını açığa çıkarması için kasıtlı olarak çekici hâle getirilmiş bir yem sistemi ya da kaynaktır. Bu siber güvenlik ve kolluk bağlamında terim, gerçek anlamda bir bal kavanozunu değil, yem ve izleme düzeneğini anlatır. Setting up a honeypot, hedef faaliyeti içine çekip gözlemlemeye yarayan kontrollü bir ortam oluşturmak demektir.

Alıştırma

Bir siber güvenlik raporunda honeypot büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Yetkililerin birini uygunsuz biçimde suç işlemeye yönelttiğine dair hukuki bir iddia
  2. Şüpheli faaliyeti çekmek ve gözlemlemek için kurulmuş bir yem sistemi
  3. Yalnızca saldırganları dışarıda tutmak için tasarlanmış korumalı bir arşiv
Cevabı göster

Şüpheli faaliyeti çekmek ve gözlemlemek için kurulmuş bir yem sistemi

The problem is,

3:42

Sorun şu ki

once those images are out,

3:43

bu görüntüler bir kez yayıldığında

they can be copied and spread all over the web.

3:44

kopyalanıp internetin her yanına dağıtılabilir.

But you can avoid in-person delivery

3:47

Ama yüz yüze teslimattan kaçınarak

and avoid an undercover agent, right?

3:49

gizli görevdeki bir polisten de kaçınabilirsin, değil mi?

Well,

3:51

Pekâlâ,

if you think other means of scoring your gear are safe, Kelime

3:51

malını elde etmenin diğer yollarının güvenli olduğunu düşünüyorsan

Kelime

scoring your gear: puan kazanmak değil, uyuşturucu temin etmek

Uyuşturucuyla ilgili bu argo bağlamda scoring your gear, uyuşturucu temin etmenin bir yolunu bulmak anlamına gelir. Burada score, maddeyi başarıyla elde etmek; gear ise uyuşturucu için kullanılan argo bir kelimedir. Bağlam, konuşanın puanlardan veya ekipmandan değil, uyuşturucuya ulaşma yollarından söz ettiğini gösterir. Bu bağlamın dışında score your gear, yaygın bir gerçek anlamlı ifade değildir.

Alıştırma

Bu cümlede scoring your gear büyük olasılıkla ne anlama geliyor? Uyuşturucuyla ilgili bağlama uyan yorumu seçin.

  1. ekipmanla puan kazanmak
  2. ekipmanının güvenli olup olmadığını kontrol etmek
  3. uyuşturucu temin etmenin bir yolunu bulmak
Cevabı göster

uyuşturucu temin etmenin bir yolunu bulmak

stay tuned. Anlatım akışı

3:54

izlemeye devam et.

Anlatım akışı

stay tuned: beklenti oluşturan geçiş ifadesi

Stay tuned, medyada kullanılan ve izleyicilere ya da dinleyicilere sırada ne olduğunu görmek için dinlemeye veya izlemeye devam etmelerini söyleyen bir emir ifadesidir. Bu cümlede bir geçişi işaret eder ve sıradaki bölüm açıklanmadan önce merak ve beklenti oluşturur. Kimsenin radyoyu veya televizyonu ayarlamasını istemez. İfade, vaat edilen devam bölümü gelene kadar izleyiciyi mevcut programa bağlı tutarak bilgilerin sıralanmasını sağlar.

Alıştırma

İzleyicilere bir sonraki güncellemeyi takip etmeye devam etmelerini söyleyen ifadeyi ekleyerek duyuruyu tamamlayın: The final results are coming after the break, so ____.

Cevabı göster

stay tuned

Number three,

3:55

Üçüncü sırada,

the postal service.

3:56

posta hizmetleri.

You don't have to be set up to have the cops knocking at your door. Öbek fiiller

3:57

Polisin kapına dayanması için sana tuzak kurulması gerekmez.

Öbek fiiller

Be set up: kumpasa getirilmek veya kasıtlı olarak tuzağa düşürülmek

Buradaki edilgen be set up kalıbı, başka birinin bir kişiyi suçlu göstermek veya hukuki bir sorunun içine çekmek amacıyla kasıtlı olarak tuzak, kanıt ya da koşullar hazırlaması anlamına gelir. You don't have to be set up... ifadesinde konuşmacı, kimse size komplo kurmamış veya sizi tuzağa düşürmemiş olsa bile polisin kapınıza gelebileceğini söylüyor. Hedefin bir insan olması ve zararlı ya da şüpheli sonuçlar doğması, nötr olan düzenleme veya kurma anlamı yerine bu anlama işaret eder.

Alıştırma

Hangi cümlede be set up, kumpasa getirilmek veya kasıtlı olarak tuzağa düşürülmek anlamındadır?

  1. He says he was set up when someone planted stolen goods in his bag.
  2. The new printer was set up yesterday.
  3. The chairs were set up before the meeting.
Cevabı göster

He says he was set up when someone planted stolen goods in his bag.

A huge amount of contraband is seized before it even gets to the buyer.

4:00

Çok büyük miktarda kaçak mal, alıcıya ulaşmadan ele geçiriliyor.

The post office can intercept a package,

4:03

Postane bir paketi durdurabilir,

find a few ounces of cocaine,

4:06

içinde birkaç ons kokain bulabilir

and then they can get in touch with the police.

4:07

ve ardından polise haber verebilir.

The police can then start an investigation,

4:09

Polis daha sonra soruşturma başlatabilir.

and while the buyer might not get arrested because the package never arrived,

4:12

Paket hiç ulaşmadığı için alıcı tutuklanmayabilir,

the cops in the past have watched post office videos

4:15

ancak polis geçmişte postane görüntülerini inceleyerek

and have been able to arrest the sender of the package or packages.

4:18

paketi veya paketleri gönderen kişiyi tutuklayabildi.

In other cases,

4:21

Başka vakalarda

they weren't able to find the seller,

4:22

satıcıyı bulamadılar.

so police allowed the post office to deliver the package

4:23

Bu nedenle polis, postanenin paketi teslim etmesine izin verdi.

in what they call a controlled delivery. Kültür

4:26

Buna “kontrollü teslimat” denir.

Kültür

Controlled delivery: kolluk gözetiminde kontrollü teslimat

Burada controlled delivery, kolluk veya gümrük görevlilerinin şüpheli bir paketin teslim sürecini izlerken hedef noktasına kadar ilerlemesine izin verdiği bir soruşturma yöntemidir. Bu, alıcıyı veya olaya karışan diğer kişileri belirlemelerine yardımcı olabilir. Controlled, operasyonun resmî gözetim altında kaldığı anlamına gelir. Yalnızca gönderim sürecinin iyi düzenlendiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu kolluk bağlamında controlled delivery ne anlama gelir?

  1. Yetkililer şüpheli bir paketin izlenerek hedefine ulaşmasına izin verir.
  2. Bir kurye sıradan bir paketi kesin bir zaman çizelgesine göre teslim eder.
  3. Yetkililer şüpheli bir paketi nereye gittiğini takip etmeden imha eder.
Cevabı göster

Yetkililer şüpheli bir paketin izlenerek hedefine ulaşmasına izin verir.

As soon as you pick it up,

4:28

Paketi aldığın anda

they swoop in on you. Öbek fiiller

4:29

üzerine çullanırlar.

Öbek fiiller

swoop in on: bir hedefe aniden müdahale etmek

Bu cümlede swoop in on, bir hedefe aniden yaklaşmak ve ona karşı sert bir eyleme girişmek demektir. Canlı bir ifadedir; çoğu zaman önünü kesme, el koyma veya fırsattan yararlanarak saldırma anlamı taşır. Bir kuşun gerçek anlamda dalış yapmasından söz etmez. on, eylemin yöneldiği kişiyi veya şeyi belirtir. on olmadan swoop in yalnızca birinin aniden içeri girdiğini ya da müdahale ettiğini anlatır; hedefi belirtmez.

Alıştırma

Bu cümlede swoop in on ne anlama geliyor?

  1. Bir yerden fark edilmeden ayrılmak
  2. Bir hedefe aniden yaklaşıp ona karşı harekete geçmek
  3. Birini uzaktan izlemek
  4. Yavaşça gelip yardım istemek
Cevabı göster

Bir hedefe aniden yaklaşıp ona karşı harekete geçmek

It's unlikely police will ever get involved if someone is buying, Dilbilgisi

4:30

Bir kişi yalnızca

Dilbilgisi

It's unlikely ... will: gelecek hakkında temkinli tahmin

Burada It's unlikely, konuşanın gelecekteki bir olayın gerçekleşme ihtimalini düşük gördüğünü anlatan öznesiz bir değerlendirmedir. Unlikely kelimesinden sonra gelen özne, olası olayla ilgili kişi veya şeyi belirtir; will ise olayı geleceğe yerleştirir. Bu yapı kesin bir ret ya da imkânsızlık değil, temkinli bir tahmin ifade eder. Parçada if someone is buying, tahminin geçerli olduğu koşulu belirtir; temel It's unlikely + subject + will kalıbının bir parçası değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede temkinli bir tahmin yapmak için It's unlikely + özne + will yapısı kullanılmıştır?

  1. It's unlikely the train will arrive before noon.
  2. It's likely the train won't arrive before noon.
  3. The train will unlikely arrive before noon.
  4. It's unlikely will arrive before noon.
Cevabı göster

It's unlikely the train will arrive before noon.

say, one single pill of something,

4:33

örneğin herhangi bir maddeden tek bir hap alıyorsa polisin karışması pek olası değildir.

but if the package is big enough,

4:35

Ama paket yeterince büyükse

there's always a risk.

4:36

her zaman risk vardır.

Sometimes,

4:38

Bazen

though,

4:38

ne yazık ki

you could get busted Kelime

4:39

yakalanabilirsin

Kelime

Get busted: “polis tarafından yakalanmak” anlamında gayriresmî ifade

get busted ifadesinde get, sonuç olarak belirli bir duruma geçmeyi gösterir; busted ise gayriresmî kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır. Burada ifade, özellikle yasa dışı bir faaliyet nedeniyle “polis tarafından yakalanıp tutuklanmak” anlamına gelir. Anlamın ne kadar güçlü olduğu bağlama bağlıdır: busted bazen yalnızca bir kural ihlalinin ortaya çıkması anlamına gelebilir, ancak suç anlatılarında genellikle polisin devreye girdiğini ima eder.

Alıştırma

“The dealer could get busted during the raid” cümlesinde get busted büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Hasarlı ekipmanı tamir ettirmek
  2. Mali açıdan başarılı olmak
  3. Yakalanıp tutuklanmak
Cevabı göster

Yakalanıp tutuklanmak

and it's not even your fault.

4:40

ve bu senin hatan bile olmayabilir.

Number two,

4:41

İkinci sırada,

a dealer's data.

4:42

satıcının verileri.

One outstanding case of someone being caught selling drugs on the dark web Kelime

4:44

Dark web'de uyuşturucu satarken yakalanan en çarpıcı kişilerden biri,

Kelime

Outstanding case: “dikkat çekici vaka”, “çözülmemiş vaka” değil

Burada outstanding, olağanüstü derecede dikkat çekici veya kayda değer anlamına gelir. İfade, sonraki ayrıntıların alışılmadık önemini gösterdiği ve bu nedenle dikkat edilmeyi hak eden bir vakayı tanıtır. Outstanding otomatik olarak “çözülmemiş” anlamına gelmez. Case sözcüğünü nitelediğinde yorum bağlama bağlıdır: ölçek veya öneme ilişkin kanıtlar “dikkat çekici” anlamını, bekleyen işler, son tarihler veya vaka durumuyla ilgili konuşmalar ise “çözülmemiş” anlamını destekler.

Alıştırma

Hangi cümlede outstanding “çözülmemiş” değil, “dikkat çekici” anlamına gelir?

  1. Please settle all outstanding cases before the deadline.
  2. The report describes an outstanding case in which investigators recovered 320 kilograms of drugs.
  3. The clerk reviewed three outstanding cases that still needed a ruling.
Cevabı göster

The report describes an outstanding case in which investigators recovered 320 kilograms of drugs.

was a kid in Germany who was arrested by police in 2015.

4:47

2015'te Almanya'da polis tarafından tutuklanan bir gençti.

This 20-year-old guy who still lived with his mom

4:51

Hâlâ annesiyle yaşayan bu 20 yaşındaki gencin

was found with a whopping 320 kg of drugs in his bedroom. Kelime

4:54

yatak odasında tam 320 kilo uyuşturucu bulundu.

Kelime

a whopping 320 kg: Şaşırtıcı derecede büyük bir miktarı vurgulamak

a whopping + number, bir miktarın önüne gelerek güçlü bir şaşkınlık vurgusu yapan gayriresmî bir ifadedir. Bu cümlede a whopping 320 kg, 320 kg'ı yalnızca bir ölçüm olarak değil, şaşırtıcı derecede büyük bir miktar olarak sunar. Bu ifade, anlatıcının sayının büyüklüğüne verdiği tepkiyi de gösterir. Konuşan kişi beklenmedik derecede büyük bir miktarı, fiyatı, yüzdeyi veya mesafeyi öne çıkarmak istediğinde aynı yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Konuşanın miktarı şaşırtıcı derecede büyük gördüğünü en iyi hangi ifade gösterir?

  1. exactly 320 kg
  2. a total of 320 kg
  3. approximately 320 kg
  4. a whopping 320 kg
Cevabı göster

a whopping 320 kg

Yeah,

4:58

Evet,

you heard that right. Ton ve niyet

4:58

doğru duydun.

Ton ve niyet

you heard that right. — şaşırtıcı bir ifadeyi doğrulamak

You heard that right, konuşmada kullanılan bir doğrulama kalıbıdır. That, az önce söylenen ifadeye gönderme yapar; right ise burada “doğru bir şekilde” anlamındadır. Böylece konuşan kişi, şaşırtıcı bilginin gerçekten bu şekilde söylendiğini ve dinleyenin yanlış duymadığını belirtir. Anlatıcılar bu ifadeyi genellikle alışılmadık derecede büyük bir sayıdan veya inanılması zor bir gerçekten sonra kullanır. Dinleyenin şüphelenebileceğini önceden kabul eder ve dikkatini az önce verilen kesin bilgi üzerinde tutar.

Alıştırma

Şaşırtıcı bir sayıyı yüksek sesle söyledikten sonra, o belirli ifadeye gönderme yapıp dinleyenin yanlış duymadığını doğrulayan kalıp hangisidir?

  1. You read that right.
  2. You heard the right person.
  3. You heard that wrong.
  4. You heard that right.
Cevabı göster

You heard that right.

He pretty much ran a drug empire from his bedroom Kelime

4:59

Yatak odasından neredeyse bir uyuşturucu imparatorluğu yönetiyordu.

Kelime

Yaklaşıklık belirteci olarak pretty much

Bu cümlede pretty much, “esasen” veya “aşağı yukarı” anlamına gelir. ran a drug empire from his bedroom ifadesini genel hatlarıyla doğru bir özet olarak sunar, ancak her ayrıntının kelimesi kelimesine veya tamamen kesin olduğunu iddia etmez. Bir söylem belirteci olarak pretty much, konuşanın güçlü bir genelleme yaparken küçük çekincelere veya istisnalara yer bırakmasını sağlar.

Alıştırma

“The report is pretty much finished” cümlesinde pretty much ne anlatır?

  1. Esasen bitmiştir, ancak az miktarda iş kalmış olabilir.
  2. Çok yoğun bir derecede bitmiştir.
  3. Güzel bir şekilde bitirilmiştir.
Cevabı göster

Esasen bitmiştir, ancak az miktarda iş kalmış olabilir.

and sold drugs from the dark web to people in Germany

5:02

Dark web üzerinden Almanya'daki insanlara uyuşturucu satıyor,

and in other countries all over the world.

5:05

hatta dünyanın dört bir yanındaki ülkelere gönderiyordu.

He would usually use a P.O. box, Notlar

5:07

Genellikle posta kutusu kullanıyordu.

Dilbilgisi

Geçmiş alışkanlıklar için would usually + fiilin yalın biçimi

Buradaki would usually use, geçmişte tekrarlanan bir rutini anlatır: birçok durumda posta kutusu kullanmak onun normal uygulamasıydı. Usually sıklık bilgisini verir ve use, would sözcüğünden sonra yalın fiil biçiminde kalır. Geçmiş zaman çerçevesi kurulmuş bir anlatıda would + fiilin yalın biçimi, tekrarlanan eylemleri gösterebilir. Buradaki would geçmiş alışkanlık bildirir; isteklilik veya bir koşulun sonucu değildir.

Alıştırma

Tekrarlanan geçmiş rutini tamamlamak için take fiilini alışkanlık bildiren would ve usually ile kullanın: On school days, Maya ____ the early bus.

Cevabı göster

would usually take

Kültür

P.O. box: ayrı bir posta adresi

Bir P.O. box, posta almak için postanede kiralanan numaralı bir kutudur. Ev adresini kullanmadan bir posta adresi sağlar. Burada P.O. box, alıcının kim olduğunu değil, postanın nerede alındığını belirtir. Posta adresini ikamet adresinden ayırabilir, ancak kutuyu kiralayan kişiyi kendiliğinden anonim hâle getirmez.

Alıştırma

Hangi cümlede P.O. box, posta almak için kiralanmış bir posta adresi anlamında kullanılmıştır?

  1. Please meet me inside my P.O. box after work.
  2. Please send the replacement card to my P.O. box.
  3. Please use my P.O. box to describe where I live.
Cevabı göster

Please send the replacement card to my P.O. box.

not a house or an apartment number,

5:08

Ev veya daire adresi vermiyordu.

and the person who picked the package

5:10

Paketi teslim alan kişi de

was never the person's name on the package.

5:11

asla paketin üzerinde adı yazan kişi olmuyordu.

If the person was ever caught picking up the drugs,

5:14

Uyuşturucuyu alırken yakalanırsa

he or she would say,

5:16

şöyle diyordu:

hey, that's not my name.

5:16

“Hey, bu benim adım değil.”

The thing is, Anlatım akışı

5:18

Ancak mesele şu ki

Anlatım akışı

The thing is, konuşmada yön değiştiren ifade

The thing is, konuşmada kullanılan bir söylem belirtecidir. Önce söylenenleri değerlendirme biçimini değiştiren bir gerçek, sorun veya koşul getirir ve dikkati asıl karmaşıklığa çevirir. Fiziksel bir nesneye gönderme yapmaz. Genellikle tam bir cümlenin başında yer alır ve konuşanın önceki düşünceye eklediği temel koşulu ya da akıl yürütmedeki dönüşü belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle önemli bir karmaşıklığı tanıtmak için The thing is, kullanır?

  1. The thing is, the last bus leaves in ten minutes.
  2. The thing is, please pass the salt.
  3. The thing is, my favorite color is green.
Cevabı göster

The thing is, the last bus leaves in ten minutes.

the kid still needed to pick up the drugs.

5:19

gencin uyuşturucuları yine de teslim alması gerekiyordu.

320 kilos is quite a bit of powder and pills, Kalıp ifadeler

5:21

320 kilo, epey fazla toz ve hap demektir.

Kalıp ifadeler

quite a bit of: kayda değer bir miktar

quite a bit of powder and pills ifadesinde quite a bit of, “az miktarda” değil, “oldukça fazla miktarda” anlamına gelir. Normalde sayılamayan bir ismi veya tek bir toplam miktar olarak görülen bir şeyi belirtir; burada malzemenin tamamı bir miktar olarak ele alınır. 320 kilo açıkça çok büyük bir miktar olduğundan, bu ölçülü ifade bilinçli bir hafife alma etkisi yaratır: konuşmacı çok büyük bir miktarı kasıtlı olarak yumuşak sözlerle anlatır.

Alıştırma

“Oldukça fazla miktarda” anlamına gelen dört sözcüklü miktar ifadesiyle cümleyi tamamlayın: We still have ____ work to finish before Friday.

Cevabı göster

quite a bit of

and it was when he was picking up one of his packages that the cops got him. Dilbilgisi

5:24

Polis onu paketlerinden birini alırken yakaladı.

Dilbilgisi

it was when ... that: zamanı vurgulamak

It was + odaklanan öge + that + tümce kalıbı bir yarık tümce yapısıdır. Burada odaklanan öge when he was picking up one of his packages biçimindeki when yan tümcesidir; bu nedenle cümle yakalanmanın tam zamanını veya koşulunu vurgular. Temel olay The cops got him when he was picking up one of his packages cümlesidir. Baştaki it bir nesneye gönderme yapmaz; aynı bilgiyi yeniden düzenleyerek karşıtsal odağı when yan tümcesine yerleştiren yarık yapının parçasıdır.

Alıştırma

Vurgulu cümleyi yarık yapının iki parçasıyla tamamlayın: ____ when I checked the receipt ____ I noticed the extra charge.

Cevabı göster

It was · that

But guess what? Anlatım akışı

5:27

Ama tahmin et ne oldu?

Anlatım akışı

Beklenmedik bir dönüşün işareti olarak “But guess what?”

“But guess what?” dinleyiciden gerçekten tahminde bulunmasını isteyen bir soru değil, retorik bir giriş ifadesidir. Konuşan kişi genellikle ardından beklenmedik şekilde ne olduğunu kendisi açıklar. “But”, önceki bilgilerin oluşturduğu beklentiden farklı bir yöne geçildiğini gösterir. İfadenin tamamı hikâyeyi düzenler ve önemli, beklenmedik bir gelişmenin geleceğini dinleyiciye bildirir.

Alıştırma

Bir hikâyede “But guess what?” genellikle neyin işaretidir?

  1. Beklenmedik bir gelişmenin açıklanmak üzere olduğunu gösterir.
  2. Ana noktayı özetleyerek hikâyeyi bitirir.
  3. Konuşan kişi devam etmeden önce dinleyiciden bir soruyu çözmesini ister.
Cevabı göster

Beklenmedik bir gelişmenin açıklanmak üzere olduğunu gösterir.

When the cops looked on this kid's hard drive,

5:28

Polis gencin sabit diskini incelediğinde

they found all the names and emails of all the people he'd been selling to. Dilbilgisi

5:30

satış yaptığı herkesin adını ve e-posta adresini buldu.

Dilbilgisi

“people he'd been selling to”: atılmış nesne ilgi zamiri

“people he'd been selling to” ifadesinde “people”, “he'd been selling to” tanımlayıcı ilgi cümleciğiyle nitelenir. Tam biçim “people whom/that he'd been selling to” şeklindedir: ilgi zamiri “to” edatının nesnesidir, bu nedenle burada atılabilir. “To”yu sonda bırakmak konuşmada ve olağan yazıda doğaldır. Buradaki “he'd”, “he would” değil “he had” anlamına gelir. “Had been selling” past perfect continuous yapısıdır ve satışın daha sonraki geçmiş olay olan “they found the names and emails” öncesinde sürdüğünü veya tekrarlandığını gösterir.

Alıştırma

“These are the clients to whom I had been writing.” cümlesinin anlamını yeniden yazın. “I had” kısaltmasını kullanın, nesne görevindeki ilgi zamirini atın ve “to”yu sonda bırakın: These are the clients ____.

Cevabı göster

I'd been writing to

That included guys just buying for personal use,

5:34

Bunlara yalnızca kişisel kullanım için alan kişiler de dâhildi.

which was not much use to the cops,

5:36

Bu bilgiler polisin pek işine yaramadı.

but it also included bulk buyers

5:38

Ancak listede toplu alım yapanlar da vardı.

who were selling on the streets of Germany and beyond.

5:40

Bu kişiler Almanya'da ve başka yerlerde sokakta satış yapıyordu.

Someone on the dark web managed to get this kid's profile and leave a message.

5:43

Dark web'deki biri gencin profiline ulaşmayı başardı ve bir mesaj bıraktı.

That message read,

5:47

Mesajda şöyle yazıyordu:

"Dealers, run for your lives." Deyimler

5:48

“Satıcılar, canınızı kurtarın.”

Deyimler

run for your life / run for your lives: canını kurtarmak için kaçmak

Bu uyarıda run for your lives, “hayatınız tehlikede olduğu için hemen kaçın” anlamına gelir. Bu kalıplaşmış bir deyimdir: for your lives ölümcül bir tehlikeden kaçmayı anlatır; “yaşamak için koşmak” veya geçimini sağlamak için koşmak anlamına gelmez. Bir kişiyi uyarırken life, birden fazla kişiyi uyarırken lives kullanılır: Run for your life! ve Run for your lives! Bu emir gerçek bir acil durumu anlatabilir veya hemen uzaklaşma gereğini abartılı biçimde ifade edebilir.

Alıştırma

Birkaç yürüyüşçüye yönelik acil uyarıyı tamamlayın: “A rockslide is coming! ____!”

Cevabı göster

Run for your lives

That's the thing with the dark web. Anlatım akışı

5:49

Dark web'in sorunu işte budur.

Anlatım akışı

That's the thing with + isim öbeği: bir konunun temel noktası

That's the thing with + isim öbeği, belirli bir örnekten konuşmacının konunun temel ve tekrar eden özelliği olarak sunduğu noktaya geçmeyi sağlayan konuşma diline özgü bir kalıptır. Burada thing fiziksel bir nesne değil, “önemli nokta” anlamındadır. Bu kalıp çoğunlukla bir dezavantajı, sınırlamayı veya karmaşık noktayı ortaya koyar. Sonraki ifadenin ya da bağlamda zaten bulunan bilginin, örneği açıklayan genel nokta olduğunu belirterek açıklamayı düzenler.

Alıştırma

Hangi cümle, grup projelerinin tekrar eden bir özelliği hakkında genelleme yapmak için bu kalıbı doğal biçimde kullanır?

  1. That thing belongs with the group project materials.
  2. That's the thing with group projects: one missed deadline can affect everyone.
  3. The group project meeting has moved to Thursday.
Cevabı göster

That's the thing with group projects: one missed deadline can affect everyone.

If someone else gets caught,

5:51

Başka biri yakalanırsa

your information might be on their computer.

5:52

senin bilgilerin onun bilgisayarında olabilir.

That kid became a millionaire very fast,

5:54

Bu genç çok kısa sürede milyoner oldu.

but now he's in prison and will be for possibly another decade.

5:56

Ancak şimdi hapiste ve belki on yıl daha orada kalacak.

The problem is,

6:00

Sorun şu ki

no sooner than the kid was behind bars, Deyimler

6:01

genç parmaklıkların arkasına girer girmez

Deyimler

Behind bars: hapiste veya cezaevinde

Behind bars, hapiste veya cezaevinde olmak demektir. İfade, hapsedilmeyi anlatmak için bir hücrenin metal parmaklıklarını imge olarak kullanır; tezgâhın arkasında durmak veya içki servisi yapan barları ziyaret etmek anlamına gelmez. Bu yan cümlede çocuk zaten hapsedilmiş biri olarak sunulur. İfade onun özgürlüğünü kaybetmesine odaklanır, ancak tek başına mahkûm edildiğini veya duruşma öncesinde tutulduğunu göstermez.

Alıştırma

“The thief is now behind bars.” cümlesinde behind bars ne anlama gelir?

  1. Hapiste veya cezaevindedir.
  2. Bir çitin arkasında durmaktadır.
  3. Bir barda içki servisi yapmaktadır.
Cevabı göster

Hapiste veya cezaevindedir.

someone else had taken over his dark web domain. Öbek fiiller

6:03

başka biri onun dark web alan adını devraldı.

Öbek fiiller

Taken over: kontrolü devralmak

Taken over, take over fiilinin past participle biçimidir ve daha önce başka birinin kontrol ettiği bir şeyin kontrolünü veya sorumluluğunu üstlenmek anlamına gelir. Burada alan adını kontrol eden kişi artık başka biridir. Taken, had sözcüğünden sonra geldiği için had taken over past perfect yapıdadır. Kontrolün el değiştirmesinin, hikâyenin anlatıldığı daha sonraki geçmiş referans noktasından önce gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “take over” ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the owner retired, her daughter ____ the family business.

Cevabı göster

took over

Sometimes,

6:05

Bazen

though,

6:06

hatta

you can get busted without even visiting the dark web. Dilbilgisi

6:06

dark web'e hiç girmeden bile tutuklanabilirsin.

Dilbilgisi

without even visiting: beklenen bir eylemin bile gerçekleşmemesi

Without, ana sonuç yine gerçekleşirken gerçekleşmeyen bir eylemi tanıtır. Burada bir edat olduğu için visit, -ing biçimine girer: without ... visiting; without ... visit veya without ... to visit değil. Even, visiting eylemini normalde beklenen temel bir adım olduğu hâlde şaşırtıcı biçimde yapılmamış olarak vurgular. Cümle, kişinin bu adımı hiç atmadan da yakalanabileceğini söyler; even, sade without visiting yapısına göre karşıtlığı güçlendirir.

Alıştırma

Cümleyi without even + ask fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Leo found the answer ____ anyone for help.

Cevabı göster

without even asking

Number one,

6:09

Birinci sırada,

advertising.

6:10

reklam.

The last way people are caught

6:11

İnsanların yakalanmasının son yolu,

is when they advertise their dark web marketplace

6:12

dark web pazarlarının reklamını yapmalarıdır.

on the very visible normal web that we all use.

6:15

Üstelik bunu hepimizin kullandığı, açıkça görünen normal internette yaparlar.

Yeah,

6:17

Evet,

they use the normal web to direct people to the dark web.

6:18

insanları dark web'e yönlendirmek için normal interneti kullanırlar.

It's just a little silly,

6:21

Bu biraz aptalca,

but Ross Ulbricht,

6:22

ama kötü şöhretli Silk Road pazarını yöneten

the guy that ran the notorious Silk Road marketplace, Kültür

6:23

Ross Ulbricht

Kültür

Silk Road marketplace: karanlık ağ pazarının özel adı

Buradaki Silk Road, Avrasya boyunca uzanan tarihî ticaret yolları değil, bir karanlık ağ pazarının özel adıdır. Site Tor üzerinden faaliyet gösteriyordu ve özellikle uyuşturucu olmak üzere yasa dışı malların satışıyla kötü şöhret kazandı. Marketplace sözcüğü ve çevredeki karanlık ağ bağlamı, burada web sitesinin kastedildiğini gösterir. Bu nedenle the guy that ran it sitenin işletmecisini anlatır; reklamlar veya forum paylaşımları hakkındaki konuşmalar ise araştırmacıları o işletmeciye götürebilecek açık kaynaklı ipuçlarıyla ilgilidir.

Alıştırma

Bu bağlamda Silk Road marketplace neyi ifade ediyor?

  1. Uluslararası yük taşımacılığı için kullanılan günümüz yolu
  2. Asya ile Avrupa arasındaki antik ticaret yolları
  3. Karanlık ağdaki çevrim içi bir pazar
Cevabı göster

Karanlık ağdaki çevrim içi bir pazar

did just that. Anlatım akışı

6:26

tam olarak bunu yaptı.

Anlatım akışı

did just that: önceki eylemin aynen yapıldığını belirtme

did just that ifadesinde did, daha önce sözü edilen eylemin yerini tutarken that, bu eylemin veya önerinin tamamına gönderme yapar. Bu ifade, uzun bir açıklamanın tekrarlanmasını önler. Buradaki just, “tam olarak” veya “aynen” anlamındadır: kişi daha önce açıklanan eylemin aynısını gerçekleştirmiştir. Geçmiş zaman biçimi did, bunun gerçekten gerçekleştiğini doğrular.

Alıştırma

Önceki eyleme gönderme yapan ve onun aynen gerçekleştirildiğini doğrulayan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The coach told Ava to slow down on the final lap, and she ____.

Cevabı göster

did just that

He ran ads on a Bitcoin web forum for the Silk Road,

6:27

Bir Bitcoin internet forumunda Silk Road'un reklamını yaptı.

and those ads could be traced back to him. Öbek fiiller

6:30

Bu reklamların izi doğrudan ona kadar sürülebiliyordu.

Öbek fiiller

traced back to: kanıtlarla bir kaynağı belirleme

could be traced back to yapısında trace something back to, ipuçlarını, kayıtları veya bağlantıları takip ederek bir kaynak ya da köken belirlemek anlamına gelir. Back, bağlantı zinciri boyunca kaynağa doğru geri gitmeyi belirtir; reklamların fiziksel olarak geri götürülmesi anlamına gelmez. Cümle edilgen yapıdadır: izlenen kanıt reklamlar, bu kanıtların sonunda işaret ettiği kişi ise to him ile belirtilir. Aktarılabilir kalıp, something is veya can be traced back to yapısından sonra kişi, yer, olay ya da neden getirilmesidir.

Alıştırma

Cümleyi “kanıtları kaynağına kadar takip etmek” anlamındaki kalıpla tamamlayın: Investigators found that the suspicious payments could be ____ one overseas account.

Cevabı göster

traced back to

For such a smart guy, Dilbilgisi

6:32

Bu kadar zeki bir adam olmasına rağmen

Dilbilgisi

For such a smart guy ile karşıtlık kurmak

Cümlenin başındaki For such a + sıfat + sayılabilir isim yapısı bir ölçüt oluşturur: Birinin bu tanıma bu kadar güçlü biçimde uyduğu düşünülünce normalde farklı bir sonuç beklenir. Ana cümle daha sonra bu beklentiyle çelişen bir sonuç verir. Burada smart, kişinin sağduyulu davranacağı beklentisini doğurur; ancak ardından gelen eleştiri bu beklentiyi bozar. Bu nedenle görünürdeki övgü eleştiriye zemin hazırlar ve alaycı gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için “experienced chef” sözcüklerini ve “For such” ile başlayan karşıtlık kalıbını kullanın: ____, she makes a surprising number of basic mistakes.

Cevabı göster

For such an experienced chef

he definitely missed several big brain moments. Deyimler

6:33

aklını kullanması gereken birkaç önemli anı kesinlikle kaçırdı.

Deyimler

Alaycı internet argosu olarak big brain moments

Big brain, zekâ veya sözde akıllıca düşünme anlamında kullanılan, internete ve memlere özgü son derece gündelik bir ifadedir; beynin fiziksel büyüklüğünü anlatmaz. big brain moment, birinin akıllıca bir fikir bulduğu veya kullandığı anı çoğunlukla şakacı bir dille ifade eder. Burada missed several big brain moments, onun birkaç kez akıllıca düşünemediği veya doğru muhakeme kullanamadığı anlamına gelir. Bu bağlamda şakacı ifade, gerçek bir övgü sunmak yerine eleştiriyi alaycı hâle getirir.

Alıştırma

“he definitely missed several big brain moments” cümlesinde konuşan kişi ne ima ediyor?

  1. Birkaç doktor randevusunu unuttu.
  2. Beyni fiziksel olarak beklenenden daha küçüktü.
  3. Birkaç kez doğru muhakeme kullanamadı.
  4. Diğer insanlar onun bütün akıllıca fikirlerini övdü.
Cevabı göster

Birkaç kez doğru muhakeme kullanamadı.

Now,

6:36

Şimdi

you need to watch this show,

6:36

şu videoyu izlemeniz gerekiyor:

why you should never visit the dark web,

6:38

“Dark web'e neden asla girmemelisiniz?”,

or watch this show,

6:40

ya da şu videoyu:

can you really order a mystery box from the dark web?

6:41

“Dark web'den gerçekten gizemli bir kutu sipariş edebilir misiniz?”