Çin'in Uzay İstasyonu Yasağı: İngilizce çalışma notları
Primal Space
Video özeti: Video, Soğuk Savaş rekabetinden uzay iş birliğine geçişi izliyor, Çin'in neden ISS dışında bırakıldığını açıklıyor ve bağımsız uzay programını ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Fast forward 23 years: Söylem, hikâye anlatımı ve retorikte, anlatıcının uzun bir zaman aralığını geçerken tarihsel sırayı nasıl açık tuttuğunu görün. 2. had no choice but to: Dil bilgisi ve cümle kalıplarında, koşulların tek bir eylem bıraktığını anlatın ve bu güçlü zorunluluğu sıradan yükümlülükten ayırın. 3. far side of the moon.: Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamında, Ay'ın Dünya'dan görünmeyen yüzünü sürekli karanlık bir yüz sanmadan tanıyın.
Bu derste
the first module of the International Space Station was launched into orbit.
0:01Uluslararası Uzay İstasyonu'nun ilk modülü yörüngeye fırlatıldı.
it's been home to hundreds of astronauts from 19 different countries.
0:0719 farklı ülkeden yüzlerce astronota ev sahipliği yaptı.
Over the last two decades, it's been home to: günümüze kadar süren bir durum
“Over the last two decades”, “bugüne kadar uzanan yaklaşık yirmi yıllık dönem boyunca” demektir. Buradaki over, “-den fazla” değil, “boyunca” veya “süresince” anlamındadır. “it’s been”, “it has been” ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Present perfect, geçmişte başlayan bir durumu bugünle ilişkilendirir. “Be home to”, “insanların yaşadığı ya da kaldığı yer olmak” demektir; ifadeler birlikte, istasyonun bu süre boyunca astronotlara ev sahipliği yaptığını anlatır.
Alıştırma
“over the last ten years” ifadesini ve be fiilinin present perfect biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, the center ____ home to several youth programs.
Cevabı göster
Over the last ten years · has been
This enormous collaboration between different nations
0:12Farklı uluslar arasındaki bu devasa iş birliği,
shows just how much can be achieved when the world comes together. Notlar
0:14dünya bir araya geldiğinde nelerin başarılabileceğini gösteriyor.
Just how much can be achieved: vurgulanan miktar, soru değil
Just how much, miktarı veya dereceyi güçlü biçimde vurgular. Burada just, how much ifadesini güçlendirerek “şaşırtıcı derecede büyük miktar” anlamı verir. “Az önce” demek değildir. Bu ifade, shows fiilinin sunduğu bilginin bir parçasıdır; doğrudan soru değildir. Can be achieved edilgen yapıdadır, bu nedenle odak başarının kim tarafından elde edildiğinde değil, olası sonuçların büyüklüğündedir. İfade bütünüyle, iş birliğinin başarabileceklerine duyulan güçlü hayranlığı anlatır.
Alıştırma
“The project shows just how much can be achieved through teamwork,” cümlesinde just ne yapar?
- Sonucu küçük bir miktarla sınırlar.
- Başarılabilecek şeylerin şaşırtıcı derecede büyük miktarını vurgular.
- Başarının yalnızca az önce gerçekleştiğini belirtir.
Cevabı göster
Başarılabilecek şeylerin şaşırtıcı derecede büyük miktarını vurgular.
come together: ortak bir hedef için birleşmek
Bu cümlede comes together, ortak bir hedef için birleşip iş birliği yapmak anlamına gelir. Özne olan the world, dünyanın dört bir yanındaki ülkeleri ve insanları temsil eder; bu nedenle ifade yalnızca aynı yere gelmeyi değil, ortak çabayı vurgular. Come together burada geçişsiz kullanılır: iş birliği yapan kişiler veya gruplar cümlenin öznesidir. Ayrı grupların farklılıklarını bir kenara bırakması veya güçlerini birleştirmesi durumunda sıkça kullanılır.
Alıştırma
İş birliği anlamını vermek için cümleyi come together ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the fire, local businesses ____ to rebuild the market.
Cevabı göster
came together
not every nation is allowed to take part in the ISS program. Kalıp ifadeler
0:19her ulusun UUİ programına katılmasına izin verilmiyor.
take part in + bir etkinlik, organizasyon veya program
Take part in, bir etkinliğe, organizasyona, tartışmaya veya programa katılmak anlamına gelir. Burada yalnızca yakınında bulunmayı değil, ISS programına katılmasına izin verilmeyi anlatır. Yapı take part in + isim veya isim öbeği şeklindedir. In, kalıbın sabit bir parçasıdır: take part in the project ve take part in a race. Herhangi bir etkinlik belirtilmezse take part tek başına kullanılabilir: Several schools took part.
Alıştırma
Cümleyi take part in sabit ifadesiyle tamamlayın: All residents can ____ the town survey.
Cevabı göster
take part in
were officially banned from doing so: bunu yapmaları resmen yasaklandı
Were officially banned from doing so, yetkili bir makamın onların katılmasını resmen yasakladığını anlatır. Edilgen kalıp be banned from + fiilin -ing biçimidir; burada were banned geçmiş zaman edilgen yapıdır ve officially yasağın resmî bir karar olduğunu gösterir. Doing so, daha önce geçen take part in the program eylemine gönderme yapar ve tüm eylemi yeniden söylemeyi önler. do so yalnızca önceki eylem açık olduğunda kullanılır.
Alıştırma
ban fiilinin edilgen biçimini, doğru edatı ve enter fiilinin -ing biçimini kullanın: Because the trail was unsafe, visitors were ____ the area.
Cevabı göster
banned from entering
we're going to look at the history of unlikely space collaborations. Anlatım akışı
0:30pek de ihtimal verilmeyen uzay iş birliklerinin tarihine bakacağız.
we're going to look at: ele alacağımız konuyu duyurmak
We're going to look at, sırada ele alınacak konuyu önceden bildirir. Be going to + fiil, bunu videonun planı olarak sunar; we ise izleyiciyi sunucuyla birlikte bu planı takip etmeye davet eder. Buradaki look at, yalnızca gözleri bir şeye çevirmek değil, bir konuyu incelemek, tartışmak veya araştırmak anlamına gelir. Bu açılış kalıbı, dinleyicinin sonraki bölümün kapsamını anlamasına yardımcı olur.
Alıştırma
we, be going to ve look at içeren kısaltılmış sunum açılış kalıbını kullanın: In this episode, ____ how bees communicate.
Cevabı göster
we're going to look at
We're also going to look at why the US lost trust in China's space program
0:34Ayrıca ABD'nin Çin'in uzay programına olan güvenini neden kaybettiğine
and China's future plans to make their own space station.
0:38ve Çin'in kendi uzay istasyonunu yapmaya yönelik gelecekteki planlarına da bakacağız.
In the midst of: devam eden bir durumun içinde olmak
In the midst of, “devam eden bir olayın, dönemin ya da etkinliğin tam içindeyken” anlamına gelir. Burada ifade, anlatılanları Soğuk Savaş’ın hâlâ sürdüğü tarihsel döneme yerleştirir; fiziksel bir orta noktayı anlatmaz. Yazarlar ana olayı tanıtmadan önce geniş bir arka plan oluşturmak için sıkça in the midst of + isim öbeği yapısını kullanır.
Alıştırma
middle sözcüğünün daha resmî ve canlı alternatifini kullanın: The company changed leaders in the ____ of a major crisis.
Cevabı göster
midst
space was the ultimate frontier between the United States and the Soviet Union. Deyimler
0:44uzay Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyetler Birliği arasındaki nihai sınırdı.
Ultimate frontier: en üst düzey keşif alanı
Frontier sözcüğü gerçek anlamıyla yerleşilmiş veya bilinen toprakların kenarı olabilir; ancak burada ultimate frontier mecazdır. Uzayı ulusal bir sınır olarak değil, keşif ve rekabetin en önemli ve en geniş kapsamlı alanı olarak sunar. Bir şeye frontier demek, onu bilginin, teknolojinin veya rekabetin yeni bölgelere ilerlediği bir alan olarak çerçeveler. Ultimate, bu alanı diğer bütün frontier örneklerinin üstüne yerleştirerek imgeyi güçlendirir.
Alıştırma
“Quantum computing may become the next frontier of cybersecurity,” cümlesinde frontier ne anlama gelir?
- Yeni keşif ve gelişmeler için öncü bir alan
- Hiç kimsenin aşmasına izin verilmeyen bir kural
- İki ülke arasındaki resmî sınır çizgisi
Cevabı göster
Yeni keşif ve gelişmeler için öncü bir alan
After political tensions fueled the advancements in rocket technology,
0:50Siyasi gerilimler roket teknolojisindeki ilerlemeleri körükledikten sonra,
the space race eventually came to a conclusion Kalıp ifadeler
0:54uzay yarışı nihayetinde bir sonuca ulaştı
came to a conclusion: bir olay sona erdi
Bu cümlede came to a conclusion, “sona erdi” anlamına gelir. Özne olan the space race bir olay veya tarihsel dönemi ifade ettiği için bu söz, Apollo 11 Ay’a indikten sonra o dönemin bittiğini anlatır. Come to a conclusion ifadesinin anlamını seçerken özneye ve bağlama bakın. Özne bir kişi veya grupsa ifade, kanıtları düşündükten sonra “bir sonuca varmak” anlamına gelebilir. Özne bir olay, süreç veya hikâyeyse “sona ermek” anlamına gelebilir.
Alıştırma
“After six months, the investigation came to a conclusion” cümlesinde came to a conclusion ne anlama gelir?
- Soruşturma bir görüş oluşturdu.
- Soruşturma sona erdi.
- Soruşturma daha karmaşık hâle geldi.
Cevabı göster
Soruşturma sona erdi.
As the political landscape of the Cold War began to ease,
1:01Soğuk Savaş'ın siyasi manzarası yumuşamaya başladığında,
a milestone was reached: reach a milestone ifadesinin edilgen biçimi
Reach a milestone, daha uzun bir süreçte önemli bir aşamaya ulaşmak demektir. Burada milestone mecazidir: yol kenarındaki bir mesafe taşı değil, siyasi veya tarihsel ilerlemedeki önemli bir noktadır. Edilgen yapı a milestone was reached, bu aşamaya ulaşan kişileri veya ülkeleri adlandırmak yerine önemli aşamayı öne çıkarır. Sonuç, eylemi gerçekleştirenden daha önemli olduğunda bu yapı yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi reach a milestone ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: “When the bridge opened, ____ for the city’s transport project.”
Cevabı göster
a milestone was reached
a mission which involved both nations docking their capsules together in space.
1:11her iki ulusun da kapsüllerini uzayda birbirine kenetlemesini içeren bir görev.
Apollo-Soyuz projesi: bir uzay aracı değil, ortak bir görev
Apollo-Soyuz projesi, bir Apollo uzay aracı ile bir Soyuz uzay aracının yörüngede kenetlendiği 1975 tarihli ortak ABD-Sovyet uzay göreviydi. Buradaki project, tek bir kapsül modelini değil, ortak görevin tamamını ifade eder. Bu arka plan, worked together ifadesinin neden önemli olduğunu açıklar: Soğuk Savaş rekabetine rağmen iki ülke ortak bir görev gerçekleştirmiş ve bu görev önemli bir iş birliği simgesine dönüşmüştür.
Alıştırma
Bu cümlede the Apollo-Soyuz project neyi ifade ediyor?
- Apollo ve Soyuz uzay araçlarının uzayda kenetlendiği ortak bir ABD-Sovyet görevi
- Apollo-Soyuz adlı tek bir Sovyet kapsül modeli
- Soyuz uzay aracının yerini alan bir Amerikan programı
Cevabı göster
Apollo ve Soyuz uzay araçlarının uzayda kenetlendiği ortak bir ABD-Sovyet görevi
where two cosmonauts launched on the Soyuz 19 capsule. Kültür
1:17iki kozmonot Soyuz 19 kapsülünde fırlatıldı.
cosmonauts: Sovyet ve Rus uzay programlarının geleneksel terimi
Cosmonauts, uzaya gitmek ve orada çalışmak için eğitim alan kişilerdir. Hem tarihsel hem de güncel İngilizcede bu sözcük geleneksel olarak Sovyet veya Rus uzay programıyla bağlantılı uzay yolcuları için kullanılır. Bu kullanım Soyuz 19 mürettebatına uygundur. Astronauts sözcüğünden farklı bir rütbe veya beceri düzeyini değil, programın adlandırma geleneğini gösterir.
Alıştırma
Cümlede Soyuz 19 mürettebatına neden cosmonauts deniyor?
- Cosmonauts, astronauts sözcüğüyle adlandırılan kişilerden daha yüksek bir mesleki rütbeye sahip olduğu için
- Bu terim geleneksel olarak Sovyet uzay programına karşılık geldiği için
- Baykonur'dan fırlatılan herkese cosmonaut dendiği için
Cevabı göster
Bu terim geleneksel olarak Sovyet uzay programına karşılık geldiği için
the Apollo capsule lifted off from US soil, Öbek fiiller
1:22Apollo kapsülü ABD topraklarından havalandı,
lifted off: yerden havalanmak
Burada lifted off, yerden ayrılıp uzaya doğru uçuşa başlamak anlamına gelir. Geçişsiz kullanılmıştır: hareket eden Apollo kapsülüdür ve from US soil başlangıç noktasını belirtir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp vehicle + lift off (+ from + yer) şeklindedir. Geçmiş zaman biçimi lifted off olur. İsim olarak Britanya İngilizcesinde genellikle lift-off kullanılır: The lift-off was successful.
Alıştırma
Cümleyi lift off ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At sunrise, the rocket ____ from the desert launch site.
Cevabı göster
lifted off
docked with: bir uzay aracını diğerine bağlamak
Burada docked with, başka bir uzay aracıyla kontrollü bir fiziksel bağlantı kurmak anlamına gelir. Apollo kapsülü uzayda Soyuz kapsülüne bağlandı; yalnızca onun yakınına ulaşmadı. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp vehicle + dock with + başka araç veya istasyon şeklindedir. With, bağlantı ortağı olan uzay aracını ya da yapıyı tanıtır.
Alıştırma
Hangi cümle iki uzay aracının uzayda fiziksel bağlantı kurduğunu ifade eder?
- The supply ship docked at the research capsule.
- The supply ship docked from the research capsule.
- The supply ship docked with the research capsule.
Cevabı göster
The supply ship docked with the research capsule.
This extraordinary moment signified a strong shift in the space race
1:37Bu olağanüstü an, uzay yarışında güçlü bir değişimi simgeliyordu
and ushered in a new era of international collaboration. Öbek fiiller
1:42ve yeni bir uluslararası iş birliği çağını başlattı.
ushered in a new era of: önemli bir yeni dönem başlatmak
Burada ushered in a new era of, “belirgin biçimde yeni bir dönemin başlamasına yardımcı oldu” anlamına gelir. Bu an, bir çağı gerçek anlamda bir yere götürmemiştir; nesne soyut bir zaman dilimidir. Kalıp X ushered in a new era of Y şeklindedir. X, geniş kapsamlı bir dönüşümü başlatan veya haber veren olay ya da gelişmedir; Y ise yeni dönemin belirleyici özelliğini belirtir.
Alıştırma
Bu resmî tarih cümlesini usher in a new era of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The invention of the printing press ____ mass communication.
Cevabı göster
ushered in a new era of
and the largest space collaboration was about to begin, Dilbilgisi
1:48ve en büyük uzay iş birliği başlamak üzereydi,
Fast forward 23 years: hikâyede ileriye atlamak
Fast forward 23 years, anlatıda zaman atlamasını gösteren bir işarettir. Dinleyiciden aradaki dönemi atlayıp 23 yıl sonraki sahneyi hayal etmesini ister; bir video oynatıcıyı kullanma komutu değildir. Kalıp Fast forward + süre şeklindedir ve ardından çoğu zaman and + yeni durum gelir. Hikâyeyi önemli bir andan daha sonraki önemli bir ana doğrudan taşıyarak bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Bir hikâye, bir çocuğun ilk müzik dersinden on yıl sonraki kariyerine geçiyor. Geçişi Fast forward ve süreyle tamamlayın: ____, and she is performing on the world’s biggest stages.
Cevabı göster
Fast forward ten years
was about to begin: gerçekleşmek üzere olan bir olay
was about to begin ifadesinde be about to + fiilin yalın hâli, başlangıcın çok yakında, hikâyenin bir sonraki anında gerçekleşmesinin beklendiğini gösterir. Buradaki was, bu yakın gelecek bakışını geçmişe yerleştirir. About, sabit be about to yapısının bir parçasıdır; “yaklaşık” anlamına gelmez. Bu yapı, anlatıcının arka plan zamanından gerçekleşmek üzere olan olaya geçmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Neredeyse hemen gerçekleşmesi beklenen bir olay için kullanılan sabit yapıyı tamamlayın: The show was ____ start when the lights failed.
Cevabı göster
about to
Spearheaded by NASA: projeyi ilerleten lideri belirtmek
Spearheaded by NASA, cümlenin başına getirilmiş bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. NASA’nın iş birliğini başlatma ve ilerletmede öncü rol üstlendiğini anlatır; NASA’nın bütün işi tek başına yaptığı anlamına gelmez. Bu öbek, ana cümlede anlatılan uzay istasyonu projesini niteler ve temel bilgiden önce lideri belirtir. Buradaki spearhead mecazidir ve gerçek bir mızrağa gönderme yapmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, diğer gruplar da katkıda bulunabilirken üniversitenin lider ve itici rolü üstlendiğini anlatır?
- Supported by the university, the project was led by several community groups.
- Observed by the university, the project brought together several community groups.
- Spearheaded by the university, the project brought together several community groups.
Cevabı göster
Spearheaded by the university, the project brought together several community groups.
Besides the technical challenges of developing and launching an entire space station,
2:00Bütün bir uzay istasyonunu geliştirip fırlatmanın teknik zorluklarının yanı sıra,
getting all of these countries to work together Dilbilgisi
2:05tüm bu ülkelerin birlikte çalışmasını sağlamak
getting all of these countries to work together: get + nesne + to-infinitive
Vurgulanan bölümde get, “elde etmek” anlamına gelmez. “Bir şeyin gerçekleşmesini sağlamak” veya “birini ikna ederek ya da gerekli düzenlemeleri yaparak harekete geçirmeyi başarmak” anlamındadır. Kalıp get + nesne + to-infinitive şeklindedir: get [all of these countries] [to work together]. Başka bir kişinin veya grubun eylemini gerçekleştirmeyi başarmaya odaklanır. Bölümün tamamı getting ile başladığı için required fiilinin öznesi olarak kullanılan bir gerund öbeğidir: [Getting ... together] required an extreme amount of trust. Böylece karmaşık bir eylem tek bir şey gibi ele alınıp cümlenin konusu yapılabilir.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcükleri kullanarak cümleyi gerund özne ve get + object + to-infinitive kalıbıyla tamamlayın: ____ was the hardest part. (get / both departments / cooperate)
Cevabı göster
Getting both departments to cooperate
to transfer advanced technology for their own military use.
2:14gelişmiş teknolojiyi kendi askeri kullanımlarına aktarmak için kullanacağından endişeliydi.
But after the Columbia disaster grounded the space shuttle,
2:18Ancak Columbia felaketinin uzay mekiğini prizde bırakmasının ardından,
NASA had no choice but to rely on Russia Dilbilgisi
2:21NASA'nın Rusya'ya güvenmekten başka seçeneği kalmadı
to transport astronauts to and from the space station. Kalıp ifadeler
2:23astronotları uzay istasyonuna götürüp getirmek için.
had no choice but to + fiilin yalın hâli
Had no choice but to + fiilin yalın hâli, koşulların NASA’ya Rusya’ya güvenmek dışında gerçek bir seçenek bırakmadığı anlamına gelir. Buradaki but, “dışında” anlamındadır; karşıtlık bildiren bir yan cümle başlatmaz. Koşulların kısıtladığı bir kararı vurgulamak için have, has veya had no choice but to kullanın. Have sözcüğünü özneye ve zamana göre değiştirin, ancak ardından to + fiilin yalın hâli getirin: has no choice but to wait; had no choice but to rely.
Alıştırma
Cümleyi başka bir alternatif bulunmadığı anlamına gelen kalıpla tamamlayın: Because the bridge was closed, we ____ take the long route.
Cevabı göster
had no choice but to
to and from: iki yönde gidiş geliş
To and from, iki yöndeki hareketi anlatır: bir yere gitmek ve oradan dönmek. Burada hem astronotların uzay istasyonuna götürülmesini hem de oradan geri getirilmesini kapsar. İki edat aynı yeri paylaşır; bu nedenle yer yalnızca from sözcüğünden sonra bir kez belirtilir: to and from the space station. Bu kalıp varış yerinin tekrarlanmasını önler.
Alıştırma
Cümleyi iki yöndeki hareket anlamına gelen kalıpla tamamlayın: The hotel shuttle takes guests ____ the airport.
Cevabı göster
to and from
Despite the worldwide collaboration required to build the ISS,
2:27UUİ'yi inşa etmek için gereken dünya çapındaki iş birliğine rağmen,
China was one of the largest countries not invited to join the International Space Station.
2:31Çin, Uluslararası Uzay İstasyonu'na katılmaya davet edilmeyen en büyük ülkelerden biriydi.
the Chinese Space Administration was only 5 years old
2:37Çin Ulusal Uzay İdaresi sadece 5 yıllıktı
and the rest of the nations felt that China was simply not ready
2:40ve diğer uluslar, Çin'in sadece hazır olmadığını hissettiler
to make a meaningful contribution to the project. Kalıp ifadeler
2:44projeye anlamlı bir katkı sağlamak için.
make a meaningful contribution to: gerçek değer katmak
Make a meaningful contribution to, bir proje, grup veya alanda gerçek etki oluşturan yararlı ya da önemli bir şey katmak anlamına gelir. Cümlede diğer ülkeler, Çin'in henüz projeye önemli ölçüde yardım edebilecek durumda olmadığına inanıyordu. Kalıp make + a meaningful contribution + to + isim veya -ing biçimidir. Buradaki meaningful yalnızca duygusal olarak anlamlı değil, önemli ölçüde yararlı veya değerli demektir.
Alıştırma
Cümleyi yararlı ve önemli ölçüde değer katmak anlamına gelen sabit eşdizimle tamamlayın: Careful planning can ____ the success of the event.
Cevabı göster
make a meaningful contribution to
Plowed forward: engellere rağmen ilerlemeyi sürdürmek
Bu cümlede plowed forward, dirençle karşılaşılmasına rağmen uzay programının güçlü ve kararlı bir biçimde sürdürülmesi anlamına gelir. Bu bir mecazdır: İlerleme, tarım yapmak değil, zorlu bir zemini yararak ilerlemek gibi düşünülür. plow forward with + proje veya plan kalıbı, çabayı etkin, güçlü ve durdurulması zor gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede plowed forward, altyazıdakiyle aynı mecazi anlamda kullanılmıştır?
- The farmer plowed forward through the field before sunset.
- The guests looked forward to the launch party.
- Despite three failed tests, the engineers plowed forward with the launch plan.
Cevabı göster
Despite three failed tests, the engineers plowed forward with the launch plan.
The only nation other than A and B to do something: A ve B dışında bir şeyi yapan tek ülke
the only + isim + other than A and B + to do yapısı, adı verilen iki istisnanın dışında koşulu karşılayan tek bir ek üyeyi belirtir. Burada Çin, ABD ve Rusya'nın yanı sıra uzaya insan göndermiş tek ülke olarak sunulur. to mastarı, grubu tanımlayan başarının ne olduğunu gösterir. Cümle, Çin'in toplamda tek ülke olduğu anlamına gelmez; ABD ve Rusya aynı başarıya sahip diğer ülkeler olarak açıkça ayrı tutulur.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: Nora is the only runner other than Luis and Mei to finish the marathon in under four hours. Doğru yorum hangisidir?
- Nora, Luis ve Mei maratonu dört saatten kısa sürede bitirdi ve başka hiçbir koşucu bunu başaramadı.
- Nora, Luis ve Mei'nin yerine maratonu dört saatten kısa sürede bitirdi.
- Maratonu dört saatten kısa sürede yalnızca Nora bitirdi; Luis ve Mei bitiremedi.
Cevabı göster
Nora, Luis ve Mei maratonu dört saatten kısa sürede bitirdi ve başka hiçbir koşucu bunu başaramadı.
China stated their desire to join the ISS as a new member. Kalıp ifadeler
3:00Çin, UUİ'ye yeni bir üye olarak katılma arzusunu belirtti.
stated their desire to join: resmî bir beyan
Burada stated, “açıkça veya resmî olarak söyledi” anlamındadır. stated their desire to join, Çin’in isteğini yalnızca kişisel bir duygu olarak değil, açıkça bildirilmiş kamusal bir tutum olarak sunar. Kalıp state + iyelik belirleyicisi + desire + to mastarı şeklindedir: stated their desire to join. Bir kişinin veya kuruluşun ne yapmak istediğini bildirdiğini resmî bir dille aktarmak için kullanılır.
Alıştırma
state one’s desire to do kalıbının tam geçmiş zaman biçimini kullanın: In its official statement, the company ____ the regional alliance.
Cevabı göster
stated its desire to join
eliminated the possibility of China joining the ISS. Kalıp ifadeler
3:08Çin'in UUİ'ye katılma olasılığını ortadan kaldırdı.
eliminated the possibility of: bir sonucu tamamen dışlamak
Bu cümlede eliminated the possibility of, söz konusu yasal düzenlemenin Çin’in ISS’ye katılmasını artık imkânsız hâle getirdiği anlamındadır. Burada eliminated mutlak bir ifadedir: anlatıma göre düzenleme olasılığı yalnızca azaltmamış, bu seçeneği tamamen kaldırmıştır. Kalıp eliminate + the possibility of + isim veya -ing yan cümlesi şeklindedir. China joining ifadesinde China kimin katılacağını, joining ise dışlanan olayı belirtir. Bir kuralın, gerçeğin veya koşulun bir sonucu nasıl tamamen imkânsız hâle getirdiğini açıklamak için kullanılır.
Alıştırma
eliminate the possibility of ifadesinin tam geçmiş zaman biçimini kullanın: The final ruling ____ reopening the case.
Cevabı göster
eliminated the possibility of
from sharing technological advancements with the Chinese government.
3:18teknolojik ilerlemeleri Çin hükümetiyle paylaşmasını yasaklamak için.
Wolf Değişikliği: bir ABD yasama hükmü
Burada Wolf Değişikliği, Çin hükümetiyle belirli NASA bağlantılı iş birliği biçimlerini sınırlayan bir ABD yasama hükmünün adıdır. Wolf, yasa koyucu Frank Wolf'un soyadından gelir; hayvana gönderme yapmaz. Cümlenin yer aldığı tartışmada bu ad, yalnızca genel bir diplomatik anlaşmazlığı değil, belirli bir hukuki ve kurumsal engeli gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede Wolf Değişikliği neyi ifade ediyor?
- Çin hükümetiyle belirli NASA bağlantılı iş birliği biçimlerini sınırlayan bir ABD yasama hükmü
- NASA tarafından tasarlanmış bir uzay aracının adı
- Çin ile yaşanan her türlü diplomatik anlaşmazlık için kullanılan genel bir ad
- Fırlatma alanlarının yakınındaki kurtları korumaya yönelik bir kural
Cevabı göster
Çin hükümetiyle belirli NASA bağlantılı iş birliği biçimlerini sınırlayan bir ABD yasama hükmü
forbid ... from sharing: forbid + object + from + -ing kalıbı
Bu ifade forbid + kişi veya kurum + from + -ing kalıbını izler. NASA and US companies yasağın uygulandığı kuruluşlardır; sharing ise yasaklanan eylemi belirtir. Bu kalıbı, bir yetkilinin, yasanın veya kuralın bir kişinin belirli bir eylemi yapmasına izin vermediğini anlatmak için kullanın. From sonrasında -ing biçimi gelir: from sharing doğrudur; from share veya to sharing değildir.
Alıştırma
Forbid + object + from + -ing kalıbındaki eksik edatı tamamlayın: The policy forbids staff ____ sharing passwords.
Cevabı göster
from
America's distrust in China was not completely unfounded.
3:25Amerika'nın Çin'e olan güvensizliği tamamen asılsız değildi.
Although this may seem ... not completely unfounded: ödünleme ve sınırlı destek
Başlangıçtaki “Although this may seem like a harsh decision” yan cümlesi bir ödünlemedir: ana iddiadan önce karşı görüşü kabul eder. Although karşıtlık bildirdiği için okuyucu, ana cümlenin ilk görüşü sınırlamasını veya ona karşı çıkmasını bekler. “Not completely unfounded” yalnızca sınırlı bir destek verir. Güvensizliğin bir miktar dayanağı olduğu anlamına gelir; tamamen haklı olduğu anlamına gelmez. İki bölüm birlikte dengeli bir sav oluşturur: kararın sert göründüğü kabul edilir, ardından bunun bazı nedenleri olduğu ihtiyatlı biçimde savunulur.
Alıştırma
Hangi yorum konuşmacının savını en iyi şekilde yansıtır?
- Bir miktar dayanağı vardı, ancak cümle tamamen haklı olduğunu söylemiyor.
- Tartışmasız ve tamamen haklıydı.
- Hiçbir makul dayanağı yoktu.
- Kararın sertliğiyle ilgisi yoktu.
Cevabı göster
Bir miktar dayanağı vardı, ancak cümle tamamen haklı olduğunu söylemiyor.
to destroy one of its own weather satellites.
3:32kendi hava durumu uydularından birini yok etmek için.
for the dangerous amounts of space debris it caused. Kelime
3:37neden olduğu tehlikeli miktardaki uzay enkazı yüzünden.
received worldwide criticism for: olumsuz bir tepkiyi ve nedenini bildirmek
receive criticism for + isim veya -ing biçimi, for sonrasında belirtilen eylem, karar ya da sonuç nedeniyle “eleştirilmek” anlamına gelir. Özne, eleştirinin hedefi hâline gelen kişi, kuruluş, politika veya olaydır. Worldwide tepkinin kapsamını gösterir: eleştiriler dünyanın her yerinden gelmiştir. Buradaki receive, resmî anlatımda kullanılan bir eşdizimin parçasıdır; öznenin fiziksel bir nesne aldığı veya eleştiriyi kabul ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi receive criticism for ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The platform ____ failing to protect users' data.
Cevabı göster
received criticism for
space debris: uzayda kalan insan yapımı parçalar
Space debris; görevler, çarpışmalar veya parçalanmalar sonrasında uzayda, özellikle Dünya yörüngesinde kalan insan yapımı nesne ya da parçaları ifade eder. Burada olayın meydana getirdiği tehlikeli parçaları anlatır. Uzay ve çevre haberlerinde yerleşmiş bir terimdir. Debris genellikle sayılamayan bir addır; bu nedenle tek bir parçayı değil, malzemenin tamamını ifade eder. Normalde doğal meteoroidleri anlatmaz.
Alıştırma
Parçalanan bir uydu yörüngede insan yapımı binlerce parça bırakıyor. Teknik bir haber için en uygun terim hangisidir?
- space junk
- meteorites
- space debris
Cevabı göster
space debris
two Chinese nationals were charged by the US Department of Justice
3:41iki Çin vatandaşı ABD Adalet Bakanlığı tarafından suçlandı
for allegedly hacking information from NASA's Jet Propulsion Laboratory. Kelime
3:45NASA'nın Jet İtki Laboratuvarı'ndan bilgi çaldıkları iddiasıyla.
allegedly hacking: kanıtlanmamış bir bilgisayar korsanlığı suçlamasını aktarmak
For allegedly hacking ifadesinde allegedly, hacking sözcüğünü niteler. Bilgisayar korsanlığını yazarın doğruladığı bir gerçek olarak değil, bir suçlama veya iddia olarak gösterir. Bu ifade, hukuk veya haber metninin iddia edilen eylemden söz ederken eylemin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda mesafeli kalmasını sağlar. Suçlama yöneltilmesi cümlede hukuki bir gerçek olarak sunulur; ancak bilgisayar korsanlığından suçluluk hâlâ kanıtlanmamıştır.
Alıştırma
Hangi cümle bilgisayar korsanlığını kanıtlanmamış bir suçlama olarak sunuyor?
- They definitely hacked the network.
- They allegedly hacked the network.
- They may hack the network next year.
Cevabı göster
They allegedly hacked the network.
China continues to rapidly advance their space program.
3:52Çin uzay programını hızla ilerletmeye devam ediyor.
Despite being banned: despite + edilgen -ing öbeği
Despite bir ödünleme ilişkisi kurar: baştaki ifadede verilen durum, ana cümledeki sonucu engelleyebilirdi ancak engellememiştir. Burada Çin yasaklamaya maruz kalmış, yine de uzay programını geliştirmeyi sürdürmüştür. Despite sonrasında bir isim öbeği veya -ing öbeği kullanılır; çekimli fiil içeren bir yan cümle doğrudan gelmez. Being banned edilgen bir -ing öbeğidir: being, -ing biçimini taşır; banned ise eylemin Çin'e uygulandığını gösterir. Being banned ifadesinin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan China'dır.
Alıştırma
Cümleyi despite ve warn fiilinin edilgen -ing biçimini kullanarak tamamlayın: '____ about the icy road, Liam continued driving carefully.'
Cevabı göster
Despite being warned
to successfully land a spacecraft on the far side of the moon. Kültür
3:59ayın uzak tarafına bir uzay aracını başarıyla indiren ülke oldu.
The first nation ever to successfully land: the first + isim + ever + to-mastar yapısı
the first + isim + ever + to-mastar yapısı, ilgili tarih içinde bir eylemi gerçekleştiren en erken kişiyi, grubu veya şeyi belirtir. Burada Çin, Ay'ın uzak yüzüne bir uzay aracını başarıyla indiren tarihteki ilk ülke olarak sunulur. Ever, zaman aralığını 2019'a kadarki herhangi bir ana genişletir ve vurgular. Çin'in bunu daha önce bir kez yaptığı anlamına gelmez. Successfully zarfı inişin başarılı olduğunu belirtirken to land, rekor oluşturan başarının ne olduğunu söyler.
Alıştırma
Cümleyi the first + noun + ever + to + verb kalıbıyla, student ve pass sözcüklerini kullanarak tamamlayın: 'Nora became ____ all three tests in one day.'
Cevabı göster
the first student ever to pass
Ay'ın uzak yüzü
The far side of the moon, Ay'ın genel olarak Dünya'nın ters yönüne bakan yarım küresidir; bu nedenle Dünya'dan genellikle doğrudan görülemez. Burada far side, Dünya'ya göre bir konumu belirtir. Bu ifade her zaman karanlık olan bir taraf anlamına gelmez. Ay, Dünya'nın çevresinde dolanırken kendi ekseni etrafında da döndüğü için yaklaşık olarak aynı yüzü Dünya'ya bakar; ancak hem yakın hem de uzak yüz Güneş ışığı alır.
Alıştırma
Bir haberde şöyle deniyor: The rover is exploring the far side of the moon. Burada far side ne anlama gelir?
- Keşif aracı, Ay'ın genel olarak Dünya'ya bakan yarım küresindedir.
- Keşif aracı, Ay'ın genel olarak Dünya'nın ters yönüne bakan yarım küresindedir.
- Keşif aracı, Ay'ın hiçbir zaman Güneş ışığı almayan bir bölümündedir.
Cevabı göster
Keşif aracı, Ay'ın genel olarak Dünya'nın ters yönüne bakan yarım küresindedir.
they launched a space station known as Tiangong-1,
4:04Tiangong-1 olarak bilinen bir uzay istasyonunu fırlattılar,
which was soon followed in 2016 by Tiangong-2. Dilbilgisi
4:07bunu kısa süre sonra 2016'da Tiangong-2 izledi.
A was followed by B: B, A'dan sonra gerçekleşti
A was followed by B yapısında B, A'dan sonra gerçekleşir. Edilgen yapı, A'yı konu olarak korurken B'yi bir sonraki olay olarak tanıtır. Zarflar ve zaman ifadeleri bu yapının içine yerleştirilebilir: A was soon followed in 2016 by B. Böylece B ile yeni bir cümleye başlamadan zaman sıralaması düzenlenebilir.
Alıştırma
Zaman çizelgesini edilgen sıralama yapısıyla tamamlayın: The opening speech ____ a short break.
Cevabı göster
was followed by
1/5 of the size of the ISS: kesin bir büyüklük oranı ifade etmek
fraction + of the size of + reference kalıbı, iki büyüklük arasındaki kesin oranı verir. Burada 1/5, one fifth diye okunur; dolayısıyla istasyonun nihai büyüklüğü ISS'nin büyüklüğünün %20'sidir. Kesir, sonuçta ortaya çıkan büyüklüğü belirtir: ISS'nin büyüklüğü beşte birle çarpılır. Bu, yalnızca istasyonun daha küçük olduğunu söylemekten daha kesindir.
Alıştırma
A model is one fifth of the size of a full-size boat. Bu, modelin büyüklüğü hakkında ne söyler?
- Büyüklüğü, teknenin büyüklüğünün %20'sidir.
- Büyüklüğü, teknenin büyüklüğünün %80'idir.
- Tekneden %20 daha büyüktür.
Cevabı göster
Büyüklüğü, teknenin büyüklüğünün %20'sidir.
is expected to be completed by 2023: tahmin, edilgen yapı ve son tarih
Is expected to be completed, beklenti anlatımını edilgen yapıyla birleştirir. Özne, tamamlanacak şeydir; işi yapan kişiler belirtilmez. Bu yapı, tamamlanmanın zaten gerçekleştiğini kanıtlayan bir bilgi değil, tahmin veya plan sunar. By 2023 belirtilen son tarihi verir: tamamlanmanın en geç o zamana kadar gerçekleşmesi beklenir. Çalışmanın 2023 yılı boyunca süreceği anlamına gelmez.
Alıştırma
expect ve complete fiillerinin geniş zaman edilgen biçimlerini kullanın: Under the current release plan, the software update ____ by Friday.
Cevabı göster
is expected to be completed
While the United States remains against the idea of a Chinese collaboration,
4:20Amerika Birleşik Devletleri, bir Çin iş birliği fikrine karşı olmaya devam etse de,
other space agencies are not so keen to avoid partnership. Ton ve niyet
4:25diğer uzay ajansları ortaklıktan kaçınmaya o kadar da hevesli değil.
not so keen to avoid partnership: iş birliğine temkinli açıklık
Burada not so keen, “çok istekli olmamak” anlamına gelir. Değerlendirilen eylem to avoid partnership, yani ortaklıktan kaçınmaktır; dolayısıyla ifade, diğer ajansların iş birliğinden uzak durmaya pek hevesli olmadığını söyler. Olumsuzluk, kaçınma isteğine uygulandığı için genel tavır iş birliğine temkinli bir açıklıktır. Bu, kurumların iş birliğini etkin biçimde desteklediğini veya iş birliği yapmayı kabul ettiğini kanıtlamaz; yalnızca daha az dirençli olduklarını gösterir.
Alıştırma
“The committee is not so keen to avoid partnership.” cümlesinin en doğru yorumu hangisidir?
- Komite her türlü ortaklıktan kesinlikle kaçınmak istiyor.
- Komite zaten bir ortaklık anlaşması imzaladı.
- Komite ortaklığa görece açık, ancak bu kesin bir taahhüt değil.
Cevabı göster
Komite ortaklığa görece açık, ancak bu kesin bir taahhüt değil.
about their willingness to let China into the ISS
4:31Çin'in UUİ'ye girmesine izin verme konusundaki isteklilikleri hakkında netti
have even agreed to collaborate with China Kalıp ifadeler
4:36Çin ile iş birliği yapmayı bile kabul ettiler
collaborate with bir ortak on bir proje
collaborate with + ortak + on + proje kalıbı hem iş birliği yapılan ortağı hem de ortak çalışmayı belirtir. With, birlikte çalışılan kişiyi, grubu veya ülkeyi; on ise ortak konuyu, projeyi veya görevi tanıtır. Cümlede with sonrasındaki China ortaktır; on sonrasındaki future manned space flight missions ise ortak çalışmadır. Aynı kalıp araştırma, iş dünyası ve kamu projelerinde de doğal biçimde kullanılır.
Alıştırma
Önce ortağı, sonra projeyi gösteren edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: Our lab will collaborate ____ a university ____ a climate study.
Cevabı göster
with · on
Whether they were rightfully excluded from the ISS or not, Dilbilgisi
4:41UUİ'den haklı olarak dışlanıp dışlanmadıklarına bakılmaksızın,
China has been successful in developing their own space program. Kalıp ifadeler
4:44Çin kendi uzay programını geliştirmede başarılı oldu.
Whether ... or not: her iki durumda da geçerli bir sonuç
Cümle başındaki whether yan cümlesi tartışmalı bir yargıyla ilgili iki olasılığı sunar: Çin'in ISS'den dışlanması ya haklıydı ya da değildi. or not sözleri iki tarafı da açıkça belirtir. Burada yan cümle, hangisinin doğru olduğuna bakılmaksızın anlamıyla ödünleyici bir işlev görür. Çin'in başarısıyla ilgili ana yargı iki durumda da geçerlidir. Bu nedenle konuşmacı bir seçim istemek yerine tartışmayı bir kenara bırakır.
Alıştırma
Hangi cümle, eleştiri adil olsun ya da olmasın ekibin bulgularını yayımlayacağını belirtir?
- The team will publish its findings because the criticism was fair.
- Whether the criticism was fair or not, the team will publish its findings.
- If the criticism was fair, the team will publish its findings.
Cevabı göster
Whether the criticism was fair or not, the team will publish its findings.
Successful in + -ing: successful in developing kalıbı
Successful bir sıfattır. be successful in + isim veya fiilin -ing biçimi kalıbı, birinin hangi etkinlikte ya da alanda başarı elde ettiğini belirtir. in bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: successful in developing. Bu cümlede Çin, kendi uzay programını geliştirme etkinliğinde başarı elde etmiştir. Tamamlanmış bir sonucu bu anlamda ifade etmek için successful to develop standart kalıp değildir.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcükleri doğru biçime getirerek cümleyi tamamlayın: The researchers were ____ a cheaper battery. (successful / create)
Cevabı göster
successful in creating
they are poised to become an even bigger player within the space community. Notlar
4:49uzay topluluğunda daha da büyük bir oyuncu olmaya hazırlanıyorlar.
are poised to become: mevcut koşullar ve muhtemel bir değişim
Be poised to + fiilin yalın hâli, mevcut koşulların, hazırlığın veya ivmenin bir kişiyi ya da şeyi gelecekteki muhtemel bir eylem veya değişim için güçlü bir konuma getirdiğini belirtir. Hazır olma ile öngörüyü birleştirir, ancak sonucu garanti etmez. Buradaki are poised to become, uzay alanında daha büyük etki kazanmayı mevcut duruma dayanan güçlü bir öngörü olarak sunar. Sıradan bir gelecek ifadesine kıyasla, zaten oluşmuş koşullara dikkat çeker.
Alıştırma
Mevcut koşulların gelecekteki bir değişimi muhtemel kıldığını göstermek için be poised to ifadesini en iyi kullanan cümle hangisidir?
- After years of research and successful trials, the treatment is poised to gain approval.
- The treatment gained approval yesterday.
- The researchers are ready to discuss the treatment, but no approval process has begun.
Cevabı göster
After years of research and successful trials, the treatment is poised to gain approval.
an even bigger player within the space community: büyüklük değil, etki
İş dünyası, siyaset veya uzay gibi bir alanda player, harekete geçebilen ve sonuçları etkileyebilen bir kişi, kuruluş ya da ülke anlamına gelebilir. An even bigger player, zaten önem taşıyan bir katılımcının etkisinin veya rolünün daha da büyümesinin beklendiğini ifade eder; bigger esas olarak önemi belirtir, fiziksel büyüklüğü değil. Within the space community alanı sınırlar: uzay faaliyetlerine katılan ülkeler, kurumlar, şirketler ve uzmanlardan oluşan ağ. Bu nedenle ifade, öznenin o alan içinde daha fazla etki kazanacağını anlatır.
Alıştırma
an even bigger player within the space community ifadesine en yakın anlam hangisidir?
- uzay temalı bir oyun oynayan kişi
- uzay sektöründe etkisi giderek artan bir kuruluş
- fiziksel olarak daha büyük bir astronot
Cevabı göster
uzay sektöründe etkisi giderek artan bir kuruluş
space exploration should bring nations together. Öbek fiiller
4:55uzay araştırmaları ulusları bir araya getirmelidir.
Nihai değerlendirmeyi bildiren at the end of the day
At the end of the day, gerçek anlamıyla kullanılmayan ve “her şeyi değerlendirdikten sonra” ya da “en önemli noktayı söylemek gerekirse” anlamına gelen bir deyimdir. Konuşanın ayrıntılardan veya anlaşmazlıklardan nihai değerlendirmesine geçtiğini gösterir. Burada uluslararası iş birliğiyle ilgili görüşü yazarın son ve en önemli önceliği olarak çerçeveler. Takvimdeki bir günün sonunda ne olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Nihai değerlendirmeyi sunmak için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: We can discuss small details, but ____, the plan must stay within budget.
Cevabı göster
at the end of the day
Bring nations together: ettirgen bring ... together yapısı
Bring nations together, bring + nesne + together yapısını izler. Bu mecazi kullanımda “ulusların birbirine daha bağlı, daha birlik içinde veya iş birliğine daha istekli olmasını sağlamak” anlamına gelir. Uzay araştırmaları neden, nations ise etkilenen gruplar olarak sunulur. Bu yapı başka nesnelerle de kullanılabilir: bring people, teams, or communities together. Genellikle herkesi fiziksel olarak aynı yere taşımaktan çok, ilişkilerin güçlenmesini veya iş birliğini anlatır.
Alıştırma
Neighbors sözcüğünü nesne olarak kullanıp bring ... together yapısıyla cümleyi tamamlayın: A shared project can ____ by giving them a common goal.
Cevabı göster
bring neighbors together