Bilgisayar belleği nasıl çalışır? - Kanawat Senanan: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
647 kelime 156 kel/dk

Video özeti: Bu video, bilgisayarların bilgiyi bitler hâlinde nasıl temsil ettiğini, CPU’nun neden RAM, önbellek ve uzun süreli depolamadan oluşan bir bellek hiyerarşisine dayandığını ve hız, maliyet, kapasite ile fiziksel bozulmanın bilgisayar belleğinin kalıcı olmasını nasıl engellediğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. takes the form of — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler. Dosya ve programların bitler biçiminde bulunması gibi soyut bir şeyin somut olarak hangi biçimde ortaya çıktığını, daha belirsiz olan is fiiline bağlı kalmadan resmî ve net biçimde anlatmayı öğrenin. 2. takes up three times more space than DRAM. — Phrasal verb’ler. take up ifadesinin “yer kaplamak” anlamını tanıyın ve kaynak kullanımını kat üzerinden karşılaştırmak için bütün yapıyı kullanın; bu özellikle SRAM’in hızı, fiyatı ve fiziksel boyutu arasındaki mühendislik ödünleşmelerini açıklarken yararlıdır. 3. but it actually degrades fairly quickly. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. Yaygın bir varsayımı ters yöndeki bir gerçekle düzeltmek için but it actually yapısını kullanın; fairly quickly ifadesinin de depolama ortamlarının güvenilirliğini şaşırtıcı bir hızda yitirmesini nasıl nitelediğini anlayın.

Bu derste

In many ways, our memories make us who we are, Notlar

0:06

Çoğu yönden anılarımız bizi biz yapar,

Anlatım akışı

In many ways: geniş kapsamlı bir yargıyı çerçevelemek

In many ways, “bir konuya birkaç açıdan veya yönden bakıldığında” anlamına gelir. Burada ways, yolları ya da yöntemleri değil, farklı yönleri ifade eder. Ana cümleden önce kullanıldığında, yargının her açıdan mutlak biçimde doğru olduğunu değil, genel olarak birçok açıdan doğru olduğunu gösterir. Böylece giriş, kesin ve mutlak olmak yerine ölçülü duyulur.

Alıştırma

“In many ways, this small school feels like a family,” cümlesindeki In many ways ne anlama gelir?

  1. Birkaç farklı yol boyunca
  2. Birkaç açıdan bakıldığında, ancak her açıdan olması gerekmeden
  3. Birkaç farklı yöntem kullanarak
Cevabı göster

Birkaç açıdan bakıldığında, ancak her açıdan olması gerekmeden

Dilbilgisi

make us who we are: kimliğimizi şekillendirmek

Burada make, “üretmek” değil, “bir duruma getirmek” veya “şekillendirmek” anlamındadır. Bu ifade, anıların kimliğimizi, yani nasıl insanlar olduğumuzu şekillendirmeye yardım ettiğini anlatır. Yapı make + nesne + tamamlayıcı şeklindedir: us nesnedir; who we are ise ortaya çıkan kimliği açıklayan yan cümledir. Aynı yapı, deneyimlerin, seçimlerin, ilişkilerin veya özelliklerin bir insanı nasıl şekillendirdiğini anlatabilir.

Alıştırma

Deneyimlerin kimliğimizi şekillendirdiğini söylemek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Our experiences ____.

Cevabı göster

make us who we are

helping us remember our past, learn and retain skills, and plan for the future. Dilbilgisi

0:09

geçmişimizi hatırlamamıza, beceriler öğrenip aklımızda tutmamıza ve gelecek için plan yapmamıza yardımcı olur.

Dilbilgisi

İşlev veya sonuç eklemek için ana cümle + helping...

Virgülden sonraki helping... yapısı, tam ana cümleye bağlanan bir present participle (-ing) yan cümlesidir. Anıların ne yapmamıza yardım ettiğini ekleyerek bizi nasıl biz yaptığını açıklar; helping, zaman bildiren ikinci bir fiil değildir. helping us ifadesinden sonra üç eylem aynı yapıyı paylaşır: remember our past, learn and retain skills ve plan for the future. “Ana cümle, -ing...” kalıbı, ana cümleyle yakından bağlantılı bir yöntem, işlev veya doğal sonuç ekleyebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, ilgili bir işlev eklemek için ana cümleden sonra helping... yapısını doğru kullanır?

  1. The calendar sends me alerts, helps me remember important dates.
  2. The calendar sends me alerts, helping me remember important dates.
  3. Walking to school, the rain started suddenly.
Cevabı göster

The calendar sends me alerts, helping me remember important dates.

And for the computers that often act as extensions of ourselves, Deyimler

0:16

Ve genellikle kendimizin birer uzantısı olarak hareket eden bilgisayarlar için,

memory plays much the same role. Kalıp ifadeler

0:19

bellek hemen hemen aynı rolü oynar.

Deyimler

act as extensions of ourselves: genişleyen yetenek için bir mecaz

act as ifadesinde act, “rol yapmak” değil, “işlev görmek veya hizmet etmek” anlamına gelir. Computers act as extensions of ourselves, bilgisayarların insan yeteneklerini, özellikle bilgiyi saklama, işleme ve geri çağırma yeteneğini genişleten araçlar olarak işlev gördüğünü belirtir. Buradaki extensions mecazidir. Tarayıcı uzantıları veya gerçek vücut parçaları anlamına gelmez. Bu karşılaştırma, benzer işlevlerine odaklanarak bilgisayar belleği ile insan hafızası arasında bağlantı kurar.

Alıştırma

“A notebook can act as an extension of your memory.” cümlesindeki mecaz ne anlama gelir?

  1. Kelimenin tam anlamıyla beyninizin fiziksel bir parçasıdır.
  2. Hatırlayabildiğiniz şeyleri genişleten bir araç olarak işlev görür.
  3. Hafızanızın içine yüklenmiş bir tarayıcı uzantısıdır.
Cevabı göster

Hatırlayabildiğiniz şeyleri genişleten bir araç olarak işlev görür.

Kalıp ifadeler

plays much the same role: hemen hemen aynı işlevi görür

play a role kalıp ifadesi “belirli bir rolü veya işlevi yerine getirmek” anlamına gelir. Buradaki plays, bilgisayar belleğinin insan belleğiyle karşılaştırılabilir bir işlevi olduğunu anlatır; eğlenmek için “oynamak” anlamında değildir. Much the same, “neredeyse aynı” veya “önemli yönlerden aynı” demektir. Ayrıntılarda farklılık olmasına izin verirken benzerliğin güçlü olduğunu vurgular. Kullanılabilecek kalıp X plays much the same role as Y biçimindedir; Y zaten belliyse X plays much the same role da denebilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: In an e-book, a digital bookmark ____ as a paper bookmark.

Cevabı göster

plays much the same role

Whether it's a 2-hour movie,

0:21

İster 2 saatlik bir film olsun,

a 2-word text file,

0:23

ister 2 kelimelik bir metin dosyası olsun,

or the instructions for opening either,

0:25

ya da her ikisini de açmak için gereken talimatlar olsun,

everything in a computer's memory

0:27

bir bilgisayarın belleğindeki her şey

takes the form of basic units Kalıp ifadeler

0:30

temel birimler şeklini alır

called bits, Anlatım akışı

0:32

buna bit denir,

Kalıp ifadeler

takes the form of: belirli bir biçimde görünmek

Take the form of, “belirli bir biçimde var olmak veya görünmek” anlamına gelen tek bir ifadedir. X takes/take the form of Y yapısında Y, X’in temsil edildiği biçimi belirtir. Burada filmler, metin dosyaları ve talimatların tümü bellekte bits adı verilen temel birimler olarak temsil edilir. Bu ifadede take, yaygın olan “alıp götürmek” veya “kaldırmak” anlamını taşımaz.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: For this class, the final test ____ an online quiz.

Cevabı göster

takes the form of

or binary digits.

0:33

veya ikili rakamlar.

Anlatım akışı

called bits, or binary digits: or başka bir ad sunar

Bu tanımda called bits birimlerin adını verir; or binary digits ise aynı terimin açık hâlini verir. Bits, binary digits ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Buradaki or bir seçim değil, “başka bir deyişle” anlamındadır. Bilgilendirici metinlerde virgülden sonra gelen or, az önce geçen terimin başka bir adını veya açıklamasını sunabilir.

Alıştırma

“bits, or binary digits” ifadesinde or hangi işlevi görür?

  1. Aralarından seçim yapılacak iki farklı birim sunar.
  2. Aynı kavramın başka bir adını sunar.
  3. İlk terimin yanlış olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Aynı kavramın başka bir adını sunar.

Each of these is stored in a memory cell

0:35

Bunların her biri bir bellek hücresinde saklanır

that can switch between two states Kalıp ifadeler

0:38

iki durum arasında geçiş yapabilen

for two possible values,

0:40

iki olası değer için,

0 and 1.

0:42

0 ve 1.

Kalıp ifadeler

switch between two states: iki seçenek arasında geçiş yapmak

Switch between two states, iki olası durumdan birinden diğerine geçmek demektir. Bu cümlede bir bellek hücresinin iki durumu 0 ve 1 değerlerini temsil eder. switch between A and B kalıbı iki mod, ayar, koşul veya birbirinden açıkça ayrılan başka seçeneklerle de kullanılabilir. Buradaki between iki alternatifi bağlar; fiziksel yerleri belirtmek zorunda değildir.

Alıştırma

switch kullanarak iki seçenekli kalıbı tamamlayın: This thermostat can ____ heating and cooling modes.

Cevabı göster

switch between

Files and programs consist of millions of these bits, Kalıp ifadeler

0:43

Dosyalar ve programlar milyonlarca bu bitlerden oluşur,

Kalıp ifadeler

consist of + parçalar: parçalardan oluşan bir bütün

Consist of ifadesi, bir şeyin belirli parçalardan oluştuğunu anlatır. Bu cümlede bütün files and programs, parçalar ise millions of these bits ifadesidir. Bir şeyi hangi bileşenlerin oluşturduğunu açıklamak için whole + consist(s) of + parts kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Sistemin üç ana parçadan oluştuğunu doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Three main parts consist of the system.
  2. The system consists of three main parts.
  3. The system is consisted of three main parts.
Cevabı göster

The system consists of three main parts.

all processed in the central processing unit, Kültür

0:47

tümü merkezi işlem biriminde işlenir,

or CPU,

0:50

yani CPU'da,

that acts as the computer's brain. Deyimler

0:51

bilgisayarın beyni olarak görev yapar.

Kültür

central processing unit, or CPU: açık terim ve kısaltma

Central processing unit terimin açık hâlidir; CPU ise sözcüklerin ilk harflerinden oluşan kısaltmasıdır. İkisi de komutları yürüten ve verileri işleyen aynı bileşeni adlandırır. Virgüller or CPU bölümünü aynı şeyin başka bir adı olarak ayırır. Buradaki or, CPU olarak da adlandırılan anlamındadır; iki bileşen arasında seçim sunmaz.

Alıştırma

central processing unit, or CPU ifadesinde or CPU ne işe yarar?

  1. Konuşanın hangi bileşeni kastettiğinden emin olmadığını gösterir.
  2. Aynı bileşenin yaygın kısaltmasını verir.
  3. İlk bileşenin yanında çalışan ikinci bir bileşeni adlandırır.
Cevabı göster

Aynı bileşenin yaygın kısaltmasını verir.

Deyimler

acts as the computer's brain: işlevsel bir metafor

Bu cümlede acts as, “... işlevini görür” anlamına gelir. CPU'ya the computer's brain denmesi bir metafordur: CPU komutları işler ve bilgisayarın çalışmasının denetlenmesine yardımcı olur. Bu karşılaştırma biyolojiyle değil, işlevle ilgilidir. Bilgisayarın gerçek bir beyni, düşünceleri veya bilinci olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümledeki the computer's brain metaforu temel olarak ne anlatıyor?

  1. CPU biyolojik beyin dokusundan yapılmıştır.
  2. CPU, merkezi işleme ve denetim görevini yerine getirir.
  3. Bilgisayar bir insan gibi düşünüp hissedebilir.
Cevabı göster

CPU, merkezi işleme ve denetim görevini yerine getirir.

And as the number of bits needing to be processed grows exponentially, Dilbilgisi

0:53

Ve işlenmesi gereken bitlerin sayısı üstel olarak arttıkça,

computer designers face a constant struggle Kalıp ifadeler

0:58

bilgisayar tasarımcıları sürekli bir mücadele ile karşı karşıya kalır

between size,

1:01

boyut,

cost,

1:02

maliyet,

and speed.

1:03

ve hız arasında.

Dilbilgisi

as the number ... grows: eş zamanlı değişimi gösterme

Burada as, “bir şey değiştikçe” veya “bir değişim ilerlerken” anlamına gelir. İşlenmesi gereken bit sayısının artışını değişen bir arka plan olarak sunar; ana cümle ise bu değişimle bağlantılı tasarım zorluğunu belirtir. Yararlı bir kalıp As + özne + değişim bildiren fiil, ana cümle şeklindedir. the number of bits ... grows ifadesinde temel isim number tekildir, bu yüzden fiil grows olur. Needing to be processed, bits sözcüğünü niteler; exponentially ise sayının ne kadar hızlı arttığını gösterir.

Alıştırma

Birbiriyle bağlantılı iki değişimi göstermek için hedef bağlacı kullanın: ____ the number of online orders grows, the store needs more workers.

Cevabı göster

As

Kalıp ifadeler

face a constant struggle between A, B, and C: birden fazla hedef arasında sürekli denge kurmaya çalışmak

face a constant struggle ifadesinde face, bir şeyle karşılaşmak veya uğraşmak anlamında kullanılan bir fiildir. Buradaki struggle fiziksel bir kavga değil, süregelen bir zorluktur. between size, cost, and speed bölümü birbiriyle yarışan üç hedefi sunar. Birini iyileştirmek diğerini zorlaştırabilir; bu nedenle face a constant struggle between A, B, and C kalıbı sürekli ödün vermeyi gerektiren durumları anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi öğrendiğiniz kalıbın doğru biçimiyle tamamlayın: A small publisher ____ print quality, price, and delivery speed.

Cevabı göster

faces a constant struggle between

Like us,

1:04

Bizim gibi,

computers have short-term memory for immediate tasks Kültür

1:06

bilgisayarların anlık görevler için kısa vadeli belleği

and long-term memory for more permanent storage.

1:10

ve daha kalıcı depolama için uzun vadeli belleği vardır.

Kültür

short-term memory ... long-term memory: bilgisayar işlevlerini açıklayan bir benzetme

Cümle, iki bilgisayar işlevini açıklamak için insan belleğine ait iki adı ödünç alır. Short-term memory, anlık görevlerde kullanılan geçici çalışma alanıdır; long-term memory ise bilgilerin daha uzun süre tutulduğu yerdir. Bu, bilgisayarların insanlar gibi hatırladığı iddiası değil, işlevsel bir benzetmedir. Başka durumlara aktarılabilecek temel fikir, şu anda gerekenlerle daha sonra da erişilebilir kalması gerekenler arasındaki ayrımdır.

Alıştırma

Benzetmedeki hangi ad, daha sonra da erişilebilir kalması gereken dosyalara uyar?

  1. long-term memory
  2. short-term memory
Cevabı göster

long-term memory

When you run a program,

1:13

Bir program çalıştırdığınızda,

your operating system allocates area within the short-term memory Kelime

1:15

işletim sisteminiz kısa vadeli bellek içinde bir alan ayırır

for performing those instructions. Dilbilgisi

1:18

bu talimatları gerçekleştirmek için.

Kelime

allocates area within the short-term memory: bilgisayar terimi olarak allocate

Bilgisayar alanında allocate, sınırlı bir kaynağın bir bölümünü belirli bir sürece veya göreve ayırmak anlamına gelir. Burada işletim sistemi, programın talimatlarının çalışabilmesi için kısa süreli belleğin bir bölümünü ayırır. Area, coğrafi bir yer veya ekranın görünen bir bölümü değil, bellekteki bir alan anlamındadır. Yaygın yapı allocate + kaynak + to/for + alıcı veya amaç şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümlede allocate, sınırlı bir bilişim kaynağını atamak anlamında kullanılmıştır?

  1. The system displays two gigabytes of memory on the screen.
  2. The system allocates two gigabytes of memory to the game.
  3. The system accesses two gigabytes of memory while the game runs.
Cevabı göster

The system allocates two gigabytes of memory to the game.

Dilbilgisi

for performing those instructions: amaç bildiren for + -ing

For + -ing, bir nesnenin, alanın veya kaynağın ne için kullanıldığını belirtebilir. Bu cümlede for performing those instructions, bellek alanının amacını açıklar: bu alan talimatları gerçekleştirmek için kullanılır. For bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: for performing doğrudur, for perform değildir. Performing burada isim-fiil görevi görür ve those instructions onun nesnesidir.

Alıştırma

Parantezdeki fiili değiştirerek amaç bildiren for + -ing yapısını tamamlayın: This folder is for ____ school projects. (store)

Cevabı göster

storing

For example,

1:20

Örneğin,

when you press a key in a word processor,

1:21

bir kelime işlemcide bir tuşa bastığınızda,

the CPU will access one of these locations Kelime

1:24

CPU veri bitlerini almak için

to retrieve bits of data. Kalıp ifadeler

1:27

bu konumlardan birine erişir.

Kelime

access one of these locations: geçişli fiil olarak access

Bu cümlede access, belirli bir bellek konumundaki bilgiye ulaşıp onu kullanmak anlamına gelen bir fiildir. CPU bu eylemi konumlardan biri üzerinde gerçekleştirir; access burada soyut bir erişim izni anlamına gelmez. Geçişli bir fiil olarak access, nesnesini doğrudan alır: access a location, access a file veya access data. one of these locations, daha önce sözü edilen konumlardan birinin seçildiğini belirtir.

Alıştırma

Access fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: With this password, you can ____ the shared file.

Cevabı göster

access

Kalıp ifadeler

to retrieve bits of data: amaç ve veri alma

Retrieve data, zaten var olan verileri kullanılabilmeleri için kayıtlı oldukları yerden almak demektir. Burada bits of data, dijital bilginin ikili birimlerini ifade eder; retrieve yeni veri oluşturmak anlamına gelmez. to retrieve... mastar yapısı, CPU'nun eyleminin amacını gösterir: CPU bu bitleri almak için bellek konumuna erişir.

Alıştırma

Kayıtlar depolama alanında zaten varsa cümleyi en iyi hangi fiil tamamlar? The search system can ___ last year's records.

  1. erase
  2. create
  3. retrieve
Cevabı göster

retrieve

It could also modify them,

1:29

Ayrıca onları değiştirebilir,

or create new ones.

1:32

veya yenilerini oluşturabilir.

The time this takes

1:33

Bunun aldığı süre

is known as the memory's latency. Kalıp ifadeler

1:35

bellek gecikmesi (latency) olarak bilinir.

Kalıp ifadeler

is known as the memory's latency: teknik bir terimi adlandırma

Burada is known as, daha önce söz edilen sürenin adını tanıtır. be known as + ad veya terim yapısı, bir şeyin belirli bir adla anıldığını belirtir. Bu cümlede söz konusu süreye the memory's latency teknik adı verilir. Latency, bir istek veya eylem ile sistemin yanıtı arasındaki gecikmedir. Ne kadar beklendiğini gösterir; belleğin ne kadar veri tutabildiğini göstermez.

Alıştırma

Tanım cümlesini vurgulanan adlandırma ifadesiyle tamamlayın: The delay before a system responds ____ latency.

Cevabı göster

is known as

And because program instructions must be processed quickly and continuously, Dilbilgisi

1:38

Ve program talimatları hızlı ve sürekli bir şekilde işlenmek zorunda olduğu için,

all locations within the short-term memory

1:43

kısa vadeli bellek içindeki tüm konumlar

can be accessed in any order. Dilbilgisi

1:46

herhangi bir sırayla erişilebilir.

Dilbilgisi

because ... must be processed quickly and continuously: edilgen yapıyla neden belirtme

Because bir neden yan cümlesi başlatır. Burada program komutlarının hızlı ve kesintisiz işlenmesi gerekliliği nedendir; ana cümle ise kısa süreli belleğin bunun sonucunda ortaya çıkan özelliğini verir. Cümle başındaki neden yan cümlesinden sonra virgül kullanılır. Must be processed, kiplik fiilli edilgen bir yapıdır: must + be + geçmiş ortaç. Program instructions ifadesini işlemden etkilenen öğe olarak gösterir ve işlemi kimin ya da neyin yaptığını söylemeyi gerektirmez. Quickly ve continuously, işlemin nasıl gerçekleşmesi gerektiğini birlikte açıklar.

Alıştırma

Hangi cümle bir neden vermek için because + kiplik fiilli edilgen yapıyı doğru kullanır?

  1. Because the forms must be check carefully, the office reviews them twice.
  2. Because the forms must be checked carefully, the office reviews them twice.
  3. Because the forms must check carefully, the office reviews them twice.
Cevabı göster

Because the forms must be checked carefully, the office reviews them twice.

Dilbilgisi

can be accessed in any order: herhangi bir sırayla erişilebilir

can be accessed yapısında can yetenek veya olasılık bildirirken, be + accessed fiili edilgen yapar. Bellek konumları bir kişinin veya sistemin eriştiği öğelerdir; bu nedenle cümle eylemi kimin yaptığından çok neyin mümkün olduğuna odaklanır. in any order, baştan sona sabit bir sırayı izleme zorunluluğu olmadığını belirtir. Buradaki any, «hangi sıra seçilirse seçilsin» demektir; dikkatsizce veya düzensizce anlamına gelmez.

Alıştırma

Dosyaların sabit bir erişim sırası olmadığını belirten dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The image files ____.

Cevabı göster

can be accessed in any order

Hence, Anlatım akışı

1:48

Bu yüzden,

the name random access memory.

1:48

rastgele erişimli bellek (RAM) adını alır.

Anlatım akışı

Hence, the name random access memory: rastgele erişimli bellek adı buradan gelir

Hence, az önce verilen açıklamaya gönderme yapar ve onun sonucunu sunar: bellek konumlarına sabit bir sıra olmadan erişilebildiği için bu özellik random access memory adını doğurur. Hence, the name X, bir açıklamayı sonuçlandırmak için kullanılan eksiltili bir cümledir. Yaklaşık olarak 'That is why it has the name X' anlamına gelir ve önceki bilgileri bir adın nedeni olarak özetler.

Alıştırma

Önceki cümle bir depolama sisteminin neden bu adı aldığını zaten açıklıyor. Adlandırma sonucunu en iyi hangi devam cümlesi sunar?

  1. Meanwhile, it is called direct-access storage.
  2. However, it is called direct-access storage.
  3. Hence, it is called direct-access storage.
Cevabı göster

Hence, it is called direct-access storage.

The most common type of RAM Kalıp ifadeler

1:51

En yaygın RAM türü

is dynamic RAM, Kültür

1:53

dinamik RAM'dir,

Kalıp ifadeler

The most common type of X is Y: en yaygın türü tanıtma

“The most common type of X is Y” kalıbı bilgiyi sınıflandırır: X genel kategoriyi, Y ise o kategoride en sık görülen veya kullanılan belirli türü belirtir. Bu cümlede X RAM, Y ise dynamic RAM'dir. Öznenin temel ismi tekil olan type sözcüğüdür; bu yüzden bağlayıcı fiil is olur. Most common burada “en sık görülen” veya “en yaygın” demektir; “en iyi” ya da “en kaliteli” demek değildir.

Alıştırma

Hedef sınıflandırma kalıbını tamamlayın: In this survey, the most common ____ phone is a smartphone.

Cevabı göster

type of

or DRAM.

1:54

yani DRAM.

Kültür

dynamic RAM, or DRAM: kısaltmayı tanıtmak için or kullanımı

“dynamic RAM, or DRAM” ifadesinde or sözcüğünden sonraki bölüm aynı şey için başka bir ad verir. DRAM, dynamic random-access memory ifadesinin standart kısaltmasıdır ve burada dynamic RAM'in kısa adı olarak kullanılır. Bu bağlamda or, “diğer adıyla” veya “başka bir deyişle” anlamına gelir; ikinci bir bellek türü tanıtmaz. Uzun terimin ardından kısaltmasının verildiği bu yapı, teknik terim ile daha sonra kullanılabilecek kısa biçim arasında bağlantı kurulmasına yardımcı olur.

Alıştırma

“dynamic RAM, or DRAM” ifadesinde or nasıl bir ilişki belirtir?

  1. Konuşan kişi hangi adın doğru olduğundan emin değildir.
  2. DRAM, onun yerine seçilmesi gereken farklı bir bellek türüdür.
  3. DRAM, aynı bellek türünün daha kısa adıdır.
Cevabı göster

DRAM, aynı bellek türünün daha kısa adıdır.

There,

1:55

Orada,

each memory cell consists of a tiny transistor Dilbilgisi

1:56

her bellek hücresi minik bir transistörden

and a capacitor that store electrical charges,

1:59

ve elektrik yüklerini depolayan bir kapasitörden oluşur,

Dilbilgisi

consists of A and B that...: parçaları ve ortak işlevlerini belirtme

X consists of A and B, X'in bu iki parçadan oluştuğunu belirtir. Burada each memory cell tekildir; bu nedenle fiil consists biçimindedir. Of sözcüğünden sonra a tiny transistor ve a capacitor gelir. That store electrical charges ilgi cümleciği, bağlanmış iki parçadan sonra gelir. Bu cümlede that, transistör ile kapasitörü çoğul bir grup olarak birlikte gösterir. Bu yüzden store çoğul fiildir ve işlevin iki parçaya da uygulandığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi consist of ve run ifadelerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: Each emergency kit ____ a flashlight and a radio that ____ on batteries.

Cevabı göster

consists of · run

a zero when there's no charge, Anlatım akışı

2:02

yük yokken sıfır,

or a one when charged.

2:04

yüklüyken ise bir olur.

Anlatım akışı

a zero when..., or a one when...: koşulları değerlerle eşleştirme

a zero when..., or a one when... kalıbı, her koşulu bir değerle eşleştirmek için iki paralel bölüm kullanır. Yük olmaması sıfırla, yüklü olma durumu ise birle eşleşir. When sözcüğünün tekrarlanması karşılaştırmayı kolaylaştırırken or iki seçeneği ayırır. When charged, when it is charged ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Özne ve be fiilinin biçimi bağlamdan anlaşılabildiği için atılır. Burada charged, elektrik yükü taşıyan anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümle iki koşulun her birini farklı bir sonuçla en açık biçimde eşleştiriyor?

  1. The indicator changes when the door is locked or unlocked.
  2. The indicator is blue when the door is locked, or white when it is unlocked.
  3. The indicator is blue or white when the door is locked.
Cevabı göster

The indicator is blue when the door is locked, or white when it is unlocked.

Such memory is called dynamic Anlatım akışı

2:06

Böyle bir bellek dinamik olarak adlandırılır

because it only holds charges briefly

2:09

çünkü yükleri sadece kısa bir süreliğine tutar

before they leak away, Öbek fiiller

2:11

sızıp gitmeden önce,

Öbek fiiller

leak away: yavaş yavaş sızıp kaybolmak

Leak away, bir şeyin azar azar dışarı çıkması veya kaybolması ve geriye kalan miktarın giderek azalması demektir. Away, asıl yerden uzaklaşma ve bunun sonucunda kaybolma anlamı ekler. Burada özne charges sözcüğüdür: elektrik yükü depolanmış halde kalmaz, yavaşça dağılır. Bu ifade su, gaz, ısı veya enerjiyi anlatabilir; ayrıca zaman, güven ya da destek gibi kaynaklar yavaş yavaş azaldığında mecaz anlamda da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu notta geçen ve “yavaş yavaş dışarı çıkmak” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: Heat can ____ through small gaps around the window.

Cevabı göster

leak away

requiring periodic recharging Dilbilgisi

2:12

periyodik şarj gerektirir

to retain data.

2:15

veriyi elde tutmak için.

Anlatım akışı

Such memory is called dynamic because...: adlandırma ve nedenini açıklama

X is called Y because... kalıbı önce bir ad ya da etiket, Y, verir ve hemen ardından bu adın nedenini açıklar. Bu cümlede Such memory, daha önce sözü edilen bellek türüne gönderme yapar; because ise adlandırma nedenini, yani elektrik yüklerini yalnızca kısa süre tutabilmesini açıklar. Burada dynamic, belleğin tekrar tekrar yenilenmesi gereğiyle bağlantılı teknik bir etikettir; günlük dildeki “enerjik” ya da “sürekli değişen” anlamına gelmez. Bu kalıbı bir terimin, ürünün veya sürecin neden belirli bir adı olduğunu açıklamak için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

X is called Y because... kalıbındaki eksik sözcüklerle cümleyi tamamlayın: This material ____ flexible because it can bend without breaking.

Cevabı göster

is called

Dilbilgisi

Ortaya çıkan bir gerekliliği anlatan requiring ... to ...

Virgülden sonraki -ing yapısı requiring periodic recharging..., virgülden önceki durumun tamamının doğurduğu sonucu ekler: yükler sızdığı için düzenli yeniden şarj gerekli hâle gelir. Burada requiring'in mantıksal öznesi they değil, önceki durumun tamamıdır. Bu ifadede periodic recharging neyin gerekli olduğunu, to retain data ise bunun amacını belirtir. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp “durum, requiring + gerekli eylem + to + amaç” şeklindedir ve kısa, açıklayıcı metinlerde yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki durumun doğurduğu gerekliliği requiring ile doğal biçimde ekler?

  1. The battery drains quickly, required frequent charging.
  2. The battery drains quickly, requiring it charges frequently.
  3. The battery drains quickly, requiring frequent charging.
Cevabı göster

The battery drains quickly, requiring frequent charging.

But even its low latency Dilbilgisi

2:16

Ancak 100 nanosaniyelik

of 100 nanoseconds

2:18

o düşük gecikmesi bile

is too long for modern CPUs.

2:20

modern CPU'lar için çok uzundur.

Dilbilgisi

even ... is too long for ...: küçük olsa da standardı karşılamayan bir değer

Even, ifadenin şaşırtıcı olduğunu gösterir: 100 nanosaniye son derece kısa gelir ve low latency olumlu bir özellik gibi görünür; ancak bu gecikme yine de modern CPU'ların kabul edebileceği sınırı aşar. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp “even + görünüşte olumlu değer veya özellik + be too + sıfat + for + sistem veya amaç” şeklindedir ve bir değeri belirli bir standartla karşılaştırır. Low görecelidir; yeterince düşük anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, küçük görünen bir gecikmenin yine de sistemin sınırını aştığını anlatır?

  1. This safety system operates for two seconds.
  2. A two-second delay is short enough for this safety system.
  3. Even a two-second delay is too long for this safety system.
Cevabı göster

Even a two-second delay is too long for this safety system.

So there's also a small high-speed internal memory cache Kelime

2:22

Bu nedenle küçük, yüksek hızlı bir dahili bellek önbelleği (cache) de bulunur,

made from static RAM, Kalıp ifadeler

2:26

statik RAM'den yapılmıştır,

Kelime

small high-speed internal memory cache: cache sözcüğünden önceki sıralı niteleyiciler

Ana isim cache'dir. memory, bunun bir bellek önbelleği olduğunu belirtir; small, high-speed ve internal ise önüne gelerek sırasıyla boyutu, hızı ve konumu açıklar. Doğal sıra small + high-speed + internal + memory cache şeklindedir. high-speed, isimden önce tek bir birleşik sıfat olarak kullanıldığı için araya tire konur. Burada cache, verileri hızlıca sağlamak için bilgisayar sisteminin içindeki hızlı bir bellek katmanını ifade eder. internal, bu katmanın sistemin içinde olduğunu belirtir; tarayıcıdaki belirli bir önbellek dosyasını veya klasörünü ifade etmez.

Alıştırma

Hangi cümle cache sözcüğünden önce boyut, hız ve konum niteleyicilerini en doğal sırayla kullanır?

  1. The system has a small high-speed internal memory cache.
  2. The system has a high-speed small internal memory cache.
  3. The system has a small internal high-speed memory cache.
Cevabı göster

The system has a small high-speed internal memory cache.

Kalıp ifadeler

made from static RAM: cache sözcüğünün yapım kaynağı

made from static RAM, cache sözcüğünden sonra gelerek onu niteleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Önbelleğin hangi kaynaktan oluşturulduğunu açıklar: static RAM. made from, bitmiş ürüne dönüşen malzemeyi veya teknik girdiyi vurgular; static RAM'in üretici olduğunu söylemez. Teknik bir açıklamada kaynak yalnızca sıradan bir ham madde değil, bir bileşen türü veya temel teknoloji de olabilir. Burada static RAM, önbellekte kullanılan bellek teknolojisini belirtir.

Alıştırma

recycled plastic işlenerek ürüne dönüşen kaynak malzemeyse, aşağıdaki cümleyi hangi ifade doğru tamamlar? The sensor casing is ___ recycled plastic.

  1. made for
  2. made from
  3. made by
Cevabı göster

made from

that's usually made up of six interlocked transistors, Öbek fiiller

2:28

yenilenmeye ihtiyaç duymayan

which don't need refreshing.

2:31

altı adet kilitli transistörden oluşur genelde.

Öbek fiiller

made up of six interlocked transistors: bileşenleri belirtmek

Be made up of + bileşenler, bir bütünün belirli parçalardan oluştuğunu anlatır. Özne bütünü, of sonrasındaki isim öbeği ise parçaları belirtir. Bu cümlede bütün, birlikte çalışacak şekilde düzenlenmiş altı transistörle açıklanıyor. Burada made up, uydurulmuş anlamına gelmez. Be made up of yapısı bileşimi gösterir; etken yapıda parçalar önce gelir: Six transistors make up the unit.

Alıştırma

Cümleyi oluşmak anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The model is ____ three removable sections.

Cevabı göster

made up of

SRAM is the fastest memory in a computer system,

2:33

SRAM bir bilgisayar sistemindeki en hızlı bellektir,

but also the most expensive

2:36

ama aynı zamanda en pahalısıdır

and takes up three times more space Öbek fiiller

2:38

ve üç kat daha fazla yer kaplar

than DRAM.

2:40

DRAM'den.

Öbek fiiller

takes up three times more space than DRAM: alan kullanımı ve kesin katlar

Take up, sınırlı miktardaki bir alanı kaplamak veya kullanmak anlamına gelir. Burada takes up, SRAM'in gerektirdiği fiziksel çip alanını belirtir ve tekil takes fiili SRAM öznesiyle uyumludur. Three times more space than sıkça three times as much space as, yani toplamın üç katı anlamında kullanılır; burada da büyük olasılıkla amaçlanan karşılaştırma budur. Ancak more, başlangıç miktarının üç katı kadar artış şeklinde de okunabilir ve bu durumda toplam dört kat olur. Bu nedenle ifade matematiksel olarak kesin değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, yeni birimin toplam alan kullanımının eski birimin tam olarak üç katı olduğunu açıkça ifade eder?

  1. The new unit takes up three times more space than the old unit.
  2. The new unit takes up 300% more space than the old unit.
  3. The new unit takes up three times as much space as the old unit.
Cevabı göster

The new unit takes up three times as much space as the old unit.

But RAM and cache can only hold data as long as they're powered. Dilbilgisi

2:41

Ancak RAM ve önbellek, verileri yalnızca güç sağlandığı sürece tutabilir.

Dilbilgisi

as long as they're powered: devam eden bir koşul

Burada as long as, RAM ve önbelleğin verileri tutmaya devam etmesini sağlayan koşulu belirtir: bunu yalnızca güç verilmeye devam ettiği sürece yapabilirler. Uzunluk karşılaştırması yapmaz. They're powered edilgen bir yapıdır: onlara güç verilmektedir. can only ile birlikte cümle sınırı açıkça gösterir; güç koşulu sona erdiğinde bu verileri tutma yeteneği de sona erer.

Alıştırma

Bu cümlede as long as they're powered ne anlama gelir?

  1. Yalnızca depolanan veriler uzun olduğunda güç gerekir.
  2. RAM ve önbellek güç kablosuyla aynı uzunluktadır.
  3. Verileri tutma yeteneği yalnızca güç verildiği sürece devam eder.
Cevabı göster

Verileri tutma yeteneği yalnızca güç verildiği sürece devam eder.

For data to remain Dilbilgisi

2:46

Cihaz kapatıldığında

once the device is turned off,

2:47

verinin kalıcı olması için,

it must be transferred Dilbilgisi

2:49

aktarılması gerekir

into a long-term storage device,

2:50

uzun vadeli bir depolama aygıtına,

Dilbilgisi

For data to remain once...: gerekli bir sonucu çerçevelemek

For data to remain, for + isim + to-infinitive kalıbını kullanır. Data, remain fiilinin anlamca öznesidir ve baştaki ifade “verilerin varlığını sürdürmesi için” anlamına gelir. Önce gerekli sonucu ortaya koyar, ardından ana cümle bu sonuç için gereken eylemi belirtir. Once the device is turned off, “cihaz kapatıldıktan sonra” veya “cihaz kapatılır kapatılmaz” anlamına gelir. Burada once bir zaman bağlacıdır; bir şeyin kaç kez gerçekleştiğini belirtmez. Baştaki yan cümle bir bütün olarak cihaz kapandıktan sonra verileri koruma hedefini çerçeveler.

Alıştırma

Hangi cümle gerekli bir sonucu çerçevelemek için hem for + isim + to-infinitive hem de once yapısını doğru kullanır?

  1. Once winter begins, the plants need protection so that they can survive.
  2. For the plants to survive, they need protection before winter begins.
  3. For the plants to survive once winter begins, they need protection.
Cevabı göster

For the plants to survive once winter begins, they need protection.

Dilbilgisi

must be transferred into a long-term storage device: uzun süreli bir depolama aygıtına aktarılmalıdır

must be transferred, must + be + past participle yapısını izler. Zorunluluk ile edilgen yapıyı birleştirir: verinin taşınması gerekli bir adımdır; bu işi yapan kişi veya sistem ise odak noktası değildir. it, data sözcüğünü ifade eder. into a long-term storage device hedefi belirtir ve verinin, güç kapatıldıktan sonra da onu saklayabilen bir depolama ortamına geçtiğini anlatır.

Alıştırma

Zorunlu işlem adımını must + transfer fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The files ____ into secure storage before the old server is removed.

Cevabı göster

must be transferred

which comes in three major types. Kalıp ifadeler

2:53

bu da üç ana türe ayrılır.

Kalıp ifadeler

comes in three major types: üç ana türde bulunur

come in + sayı ve kategori yapısında come in, bir şeyin bu biçimlerde bulunduğu veya sunulduğu anlamına gelir. Bu nedenle comes in three major types, uzun süreli depolama aygıtlarının üç ana biçimi olduğunu anlatır; bir şeyin fiziksel olarak bir yere girdiği anlamına gelmez. which, long-term storage device ifadesine geri döner. İlgi cümleciği, ardından gelecek üç bölümlü sınıflandırmayı önceden duyurarak açıklamayı düzenler. Öncül tekil olduğu için fiil comes biçimindedir.

Alıştırma

come in ifadesini geniş zamanda doğru biçimde kullanın: This laptop model ____ three storage capacities.

Cevabı göster

comes in

In magnetic storage,

2:55

Manyetik depolamada,

which is the cheapest,

2:56

ki bu en ucuz olanıdır,

data is stored as a magnetic pattern Kelime

2:57

veri manyetik bir desen olarak saklanır

on a spinning disk

3:00

dönen bir diskin üzerinde

coated with magnetic film. Kalıp ifadeler

3:01

manyetik bir filmle kaplı olan.

Kelime

be stored as + biçim: data is stored as a magnetic pattern

Edilgen be stored as + biçim yapısı, bilginin hangi biçimde temsil edildiğini veya saklandığını açıklar. Burada data saklanan şeydir ve a magnetic pattern onun fiziksel temsilidir; as, “hangi biçimde?” sorusunu yanıtlar. Buradaki pattern, verileri kodlayabilen düzenli bir manyetik durum dizilimi anlamına gelir; süsleme amaçlı bir desen değildir. Sonraki on a spinning disk ifadesi veri biçimini değil, depolama ortamını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle yedeklemenin sıkıştırılmış bir arşiv biçiminde saklandığını söyler?

  1. The backup is stored in a compressed archive.
  2. The backup is stored on a compressed archive.
  3. The backup is stored as a compressed archive.
Cevabı göster

The backup is stored as a compressed archive.

Kalıp ifadeler

coated with magnetic film: yüzey katmanı

Coated with + malzeme, bir malzemenin nesnenin yüzeyinde bir katman oluşturduğu anlamına gelir. Cümlede coated with magnetic film, disk sözcüğünden sonra gelen geçmiş zaman ortaçlı bir ifadedir; a disk that is coated with magnetic film şeklinde açılabilir. Bu ifade, diskin tamamının hangi malzemeden yapıldığını değil, yüzeyini açıklar. Film, boya, metal ve koruyucu katmanlarla ilgili teknik açıklamalarda yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi coated with hedef ifadesiyle tamamlayın: The outdoor cable is ____ a waterproof polymer.

Cevabı göster

coated with

But because the disk must rotate to where the data is located

3:03

Ancak okunabilmesi için diskin,

in order to be read, Dilbilgisi

3:07

verinin bulunduğu yere dönmesi gerektiğinden,

Dilbilgisi

in order to be read: edilgen mastarla amaç belirtme

In order to bir eylemin amacını belirtir: Verilerin okunabilmesi için disk doğru konuma döner. Buradaki order, “sıra” anlamına gelmez. Be read edilgen bir mastardır. Veriler okuma eylemine maruz kalır; bu nedenle amaç bir şeyin bir eylemi almasıysa in order to be + geçmiş zaman ortacı kalıbı kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi inspect fiilinin in order to ile kullanılan edilgen biçimiyle tamamlayın: The machine must be switched off ____.

Cevabı göster

in order to be inspected

the latency for such drives

3:08

bu tür sürücülerin gecikme süresi

is 100,000 times slower than that of DRAM. Dilbilgisi

3:10

DRAM'inkinden 100.000 kat daha yavaştır.

Dilbilgisi

100,000 times slower than that of DRAM: kat karşılaştırması ve isim yerine kullanım

100,000 times slower than çok büyük bir performans farkına işaret eder. Ancak özne latency olduğundan, amaçlanan anlam erişimin yaklaşık 100.000 kat daha uzun sürmesidir; teknik olarak gecikme slower değil, higher veya longer olur. That of DRAM ifadesindeki that, tekil latency isminin yerini alır. Dolayısıyla karşılaştırma, sürücülerin gecikmesiyle DRAM'in gecikmesi arasındadır; gecikmeyle DRAM aygıtının kendisi arasında değildir.

Alıştırma

Amaçlanan karşılaştırmayı ve that of DRAM ifadesinin anlamını en doğru biçimde koruyan yeniden ifade hangisidir?

  1. The drives and DRAM have the same latency.
  2. The drives have about 100,000 times the latency of DRAM.
  3. The latency is being compared with the DRAM device rather than with DRAM's latency.
Cevabı göster

The drives have about 100,000 times the latency of DRAM.

On the other hand, Anlatım akışı

3:14

Öte yandan,

optical-based storage like DVD and Blu-ray Kültür

3:15

DVD ve Blu-ray gibi optik tabanlı depolamalar

also uses spinning disks,

3:18

yine dönen diskler kullanır,

but with a reflective coating.

3:20

ama yansıtıcı bir kaplamaya sahiptir.

Anlatım akışı

On the other hand: karşıt bir bakış açısı sunmak

On the other hand, konuşmayı başka bir tarafa, seçeneğe veya kategoriye taşıyan bir söylem bağlacıdır. Bu cümlede konuyu manyetik depolamadan optik tabanlı depolamaya geçirir ve bir karşılaştırma geleceğini bildirir. Kelimesi kelimesine bir el anlamına gelmez. Genel olarak yeni bilgi önceki bilgiyle karşıtlık kurduğunda, ona denge oluşturduğunda veya bir alternatif sunduğunda kullanılır.

Alıştırma

En uygun bağlacı seçin: The first plan is cheaper. ___, the second plan includes more activities.

  1. For example,
  2. In addition,
  3. On the other hand,
Cevabı göster

On the other hand,

Kültür

optical-based storage like DVD and Blu-ray: like ile örnek tanıtmak

Optical-based storage, verileri ışık kullanarak okuyan veya kaydeden bir depolama türüdür; DVD ve Blu-ray bu kategorinin örnekleridir. Bu ifade önce depolama türünü adlandırır, ardından tanıdık örnekler verir. Burada like, for example veya such as anlamına gelir ve geniş bir kategoriyi onu temsil eden üyelerle bağlar. “Hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir.

Alıştırma

Bu cümlede like ne anlama geliyor? Optical-based storage like DVD and Blu-ray uses spinning disks.

  1. enjoys
  2. for example
  3. is identical to
Cevabı göster

for example

Bits are encoded as light and dark spots Kelime

3:22

Bitler açık ve koyu noktalar olarak kodlanır

using a dye that can be read by a laser. Dilbilgisi

3:25

lazer tarafından okunabilen bir boya kullanılarak.

Kelime

Bitler açık ve koyu noktalar biçiminde kodlanır

be encoded as + biçim yapısı, bilginin belirli bir fiziksel ya da simgesel biçimde temsil edildiğini anlatır. Burada bits bilgidir; light and dark spots ise bu bilgiyi saklamak için kullanılan biçimdir. Bu teknik açıklamada light and dark, iki tür veri işaretini adlandırır. Yalnızca bir şeyin ne kadar aydınlık veya karanlık göründüğünü betimlemez.

Alıştırma

“Belirli bir biçimde temsil edilmek” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The warning is ____ a sequence of flashes.

Cevabı göster

encoded as

Dilbilgisi

bir lazer tarafından okunabilen bir boya kullanarak

-ing yapısındaki using a dye, önceki kodlama işleminde kullanılan malzemeyi veya yöntemi ekler. by using a dye şeklinde anlaşılabilir. That can be read by a laser, a dye ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Can be read edilgendir: dye okuma eylemine maruz kalır, by a laser ise okumayı yapan cihazı belirtir; buradaki by bir yer bildirmez.

Alıştırma

Hangi cümle yöntemi göstermek için -ing yapısını, malzemeyi açıklamak için de bir ilgi yan cümlesini doğru kullanır?

  1. The card is marked using a pigment that can detect by a scanner.
  2. The card is marked using a pigment that can be detected by a scanner.
  3. The card is marked a pigment using that can be detected by a scanner.
Cevabı göster

The card is marked using a pigment that can be detected by a scanner.

While optical storage media are cheap and removable, Dilbilgisi

3:27

Optik depolama ortamları ucuz ve çıkarılabilir olmalarına rağmen,

they have even slower latencies

3:31

çok daha yavaş gecikmelere sahiptirler

than magnetic storage

3:33

manyetik depolamadan

and lower capacity as well. Kalıp ifadeler

3:34

ve kapasiteleri de daha düşüktür.

Dilbilgisi

While A, B: bir noktayı kabul edip karşıt noktayı vurgulamak

Burada While bir zaman ilişkisini değil, önce bir noktayı kabul edip ardından karşıt bir noktayı öne çıkarmayı anlatır. İlk yan cümle, optik ortamların ucuz ve çıkarılabilir olması gibi iki avantajı kabul eder; ana cümle ise daha önemli dezavantaj olan daha uzun gecikmeyi sunar. While A, B yapısı, ikisi de doğru olan fakat farklı değerlendirmelere yol açan iki gerçeği dengeler. A kabul edilen noktadır; B ise genellikle konuşanın vurgulamak istediği noktadır.

Alıştırma

Hangi cümlede while önce bir avantajı kabul edip ardından bir dezavantaj sunmak için kullanılmıştır?

  1. While the laptop was charging, I read the manual.
  2. While the laptop is light, its battery life is short.
  3. The screen dimmed while the battery was running low.
Cevabı göster

While the laptop is light, its battery life is short.

Kalıp ifadeler

lower capacity as well: sona benzer bir nokta eklemek

Bu cümlenin sonunda as well, “ayrıca” veya “-de/-da” anlamına gelir. Cümlede daha uzun gecikmeden zaten söz edilmiştir; lower capacity as well aynı türden ikinci bir dezavantajı, yani daha düşük kapasiteyi ekler. as well genellikle olumlu bir cümlenin sonunda yer alır. Bu cümlede eklenen lower capacity noktasını kapsar; “aynı derecede iyi” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Ayrıca” anlamına gelen ve genellikle cümle sonunda kullanılan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The new laptop is lighter, and it is less expensive ____.

Cevabı göster

as well

Finally, Anlatım akışı

3:36

Son olarak,

the newest and fastest types of long-term storage

3:37

uzun vadeli depolamanın en yeni ve en hızlı türleri

are solid-state drives Kültür

3:41

katı hal sürücüleridir (SSD),

Anlatım akışı

Finally ... are solid-state drives: son kategoriyi tanıtma

Finally burada bir sıralama işaretidir. Dinleyiciye açıklamanın mevcut listedeki son kategoriye geçtiğini bildirir; videonun tamamının bitmek üzere olduğu anlamına gelmez. Cümlenin kalıbı the newest and fastest types of long-term storage are solid-state drives şeklindedir. Burada are, kendisinden önceki kategori açıklamasını sonrasındaki kategori adına bağlar.

Alıştırma

Diziyi derste kullanılan tam sıralama işaretiyle tamamlayın: First, we examine magnetic storage. Next, we discuss optical media. ____, we examine solid-state drives.

Cevabı göster

Finally

like flash sticks.

3:42

flash bellekler gibi.

Kültür

solid-state drives: hareketli mekanik parçası olmayan depolama

Solid-state drives, verileri elektronik bellek çiplerinde saklayan ve dönen diskler ya da hareketli başka mekanik parçalar gerektirmeyen depolama aygıtlarıdır. Solid-state, aygıtın nasıl çalıştığını anlatan teknik bir terimdir; dış kasasının sert olduğu anlamına gelmez. Bu cümlede terim, katı hâl depolama kategorisi için geniş anlamda kullanılır ve flash sticks bilinen bir örnek olarak verilir.

Alıştırma

Burada solid-state drive ne anlama geliyor?

  1. Manyetik bir plakayı döndürmesi gereken bir disk sürücüsü
  2. Özellikle sert dış kasasından dolayı bu adı alan bir sürücü
  3. Elektronik bellek çipleri kullanan ve hareketli mekanik parçası olmayan bir depolama aygıtı
Cevabı göster

Elektronik bellek çipleri kullanan ve hareketli mekanik parçası olmayan bir depolama aygıtı

These have no moving parts, Kelime

3:43

Bunların hareketli parçaları yoktur,

instead using floating-gate transistors Anlatım akışı

3:45

bunun yerine dalgalı geçit transistörleri kullanırlar,

that store bits by trapping Dilbilgisi

3:48

bitleri yakalayarak depolar

or removing electrical charges

3:50

veya elektrik yüklerini kaldırarak

Kelime

have no moving parts: mekanik olarak hareket eden bileşen yok

Buradaki These, katı hâl sürücülerini ifade eder. Have no moving parts, bu sürücülerin çalışırken dönen, kayan veya başka bir şekilde hareket eden mekanik parçalara ihtiyaç duymadığı anlamına gelir. No, sürücülerin içinde hiçbir bileşen bulunmadığı anlamına gelmez. Parts burada donanım bileşenlerini belirtir; moving ise anlamı mekanik olarak hareket eden bileşenlerle sınırlar.

Alıştırma

Karşılaştırmayı hedef teknik ifadeyle tamamlayın: A clockwork timer has gears, but this fully electronic timer has ____.

Cevabı göster

no moving parts

Dilbilgisi

store bits by trapping or removing electrical charges: bir mekanizmayı by + -ing ile açıklamak

by + -ing yapısı, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterir. Burada store bits işlevi adlandırır; by trapping or removing electrical charges ise depolamayı mümkün kılan fiziksel mekanizmayı açıklar. Trapping ve removing, or ile bağlanan paralel -ing biçimleridir ve ikisi de by’dan sonra gelir. Bu cümlede by, “bu yöntemle” anlamındadır; edilgen bir eylemi yapan kişiyi ya da şeyi belirtmez.

Alıştırma

archive ve delete fiillerinin -ing biçimlerini by ile kullanıp or ile bağlayın: The cleanup tool handles unwanted files ____ them.

Cevabı göster

by archiving or deleting

within their specially-designed internal structures.

3:53

özel olarak tasarlanmış iç yapıları içinde.

Anlatım akışı

instead using floating-gate transistors: alternatif bir mekanizma sunma

Instead using floating-gate transistors, önceki ifadeye alternatif mekanizmayı ekleyen bir -ing yan cümlesidir. Örtük öznesi ana cümlenin öznesi These ile aynıdır: sürücülerin hareketli parçaları yoktur ve bunların yerine bu transistörleri kullanırlar. Instead, ilişkiyi basit bir ekleme olarak değil, bir yöntemin diğerinin yerini alması olarak düzenler. Tam cümleli biçimi Instead, they use floating-gate transistors şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi kısa alternatif yapısıyla tamamlayın: The new lock has no metal key, ____ a fingerprint scanner.

Cevabı göster

instead using

So how reliable are these billions of bits? Anlatım akışı

3:56

Peki bu milyarlarca bit ne kadar güvenilir?

Anlatım akışı

So how reliable are these billions of bits?: bir geçiş sorusu

So, soruyu az önce açıklanan depolama yöntemlerine bağlar. Ardından How reliable are these billions of bits? bir sonraki konuyu ortaya koyar: depolanan verilerin güvenilirliğini koruyup koruyamayacağı. Bu, esas olarak dinleyiciden cevap istemeyen, açıklamayı yönlendiren bir sorudur. Görevi açıklamayı düzenlemek ve sonraki bölümü haber vermektir; konuşmacı dinleyiciden cevap beklemek yerine soruyu birazdan kendisi yanıtlayacaktır.

Alıştırma

Bir sunucu, yeni bir pilin on dakikada şarj olduğunu az önce açıkladı. Pil ömrüyle ilgili bir sonraki bölümü en iyi hangi cümle başlatır?

  1. For example, the battery is sold in two sizes.
  2. So who chose the color of the package?
  3. So how long does the battery last?
Cevabı göster

So how long does the battery last?

We tend to think of computer memory Dilbilgisi

3:59

Bilgisayar belleğini

as stable and permanent,

4:01

istikrarlı ve kalıcı olarak düşünme eğilimindeyiz,

but it actually degrades fairly quickly. Anlatım akışı

4:03

ancak aslında oldukça hızlı bir şekilde bozulur.

Dilbilgisi

tend to think of A as B: yaygın bir izlenim sunmak

Tend to, “genellikle” veya “çoğu zaman” anlamını verir, ancak bir şeyin her seferinde gerçekleştiğini iddia etmez. Think of A as B, A’yı B olarak görmek veya sınıflandırmak demektir; bu cümlede A computer memory, B ise stable and permanent ifadesidir. Bir bütün olarak tend to think of A as B, kesin bir gerçek yerine yaygın bir izlenim sunar. Bu kalıp çoğu zaman konuşanın daha sonra sorgulayacağı veya düzelteceği bir düşünceyi tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi tam tend to think of A as B kalıbıyla tamamlayın: People ____ online popularity ____ a sign of success, although it can be misleading.

Cevabı göster

tend to think of · as

Anlatım akışı

but it actually degrades fairly quickly: bir beklentiyi düzeltmek

but bağlacı, ilk yan cümledeki yaygın düşünceyi onu düzelten bir gerçeğe bağlar. actually zarfı, ardından gelen bilgiyi insanların beklentisinden farklı olan gerçek durum olarak işaretler. Yeniden kullanılabilecek bilgi düzeni şöyledir: beklenen görüş + but + gerçek durum. Burada it, computer memory ifadesine gönderme yapar. Degrades, durumunun veya verileri koruma yeteneğinin zamanla kötüleşmesi demektir; fairly quickly ise bunun oldukça hızlı gerçekleştiğini belirtir.

Alıştırma

İlk izlenimi düzeltmek için cümleyi but, it ve actually ile tamamlayın: The plastic case looks very strong, ____ cracks easily in cold weather.

Cevabı göster

but it actually

The heat generated from a device and its environment Dilbilgisi

4:05

Bir cihazdan ve çevresinden kaynaklanan ısı

will eventually demagnetize hard drives, Dilbilgisi

4:09

zamanla sabit disklerin manyetizmasını bozacak,

degrade the dye in optical media,

4:11

optik medyadaki boyayı ayrıştıracak,

and cause charge leakage in floating gates. Kalıp ifadeler

4:13

ve dalgalı geçitlerde yük sızıntısına neden olacaktır.

Dilbilgisi

The heat generated from ...: geçmiş zaman ortacıyla kurulan niteleyici

The heat generated from a device and its environment ifadesinde generated from a device and its environment, heat sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Isının nereden geldiğini belirtir ve the heat that is generated from a device and its environment biçiminde genişletilebilir. The heat generated from a device and its environment ad öbeğinin tamamı öznedir. generated ana fiil değildir; ana yüklem will eventually demagnetize ile başlar.

Alıştırma

Hangi cümlede bir ad, geçmiş zaman ortacı öbeğiyle doğru biçimde nitelenmiştir?

  1. The energy produced by the battery powers the sensor.
  2. The energy was produced by the battery powers the sensor.
  3. The energy producing by the battery powers the sensor.
Cevabı göster

The energy produced by the battery powers the sensor.

Dilbilgisi

will eventually demagnetize ..., degrade ..., and cause ...: paralel fiiller

will eventually ifadesinden sonra üç yalın fiil paralel olarak bağlanır: demagnetize, degrade ve cause. Bu fiiller The heat öznesini ve will yardımcı fiilini paylaşır; bu nedenle will eventually ifadesini her fiilden önce tekrarlamak gerekmez. Bu paralel yapı, tek bir nedenin üç farklı sonucunu bir araya getirir. Üç fiili de aynı biçimde tutmak listeyi açık ve kolay izlenir hâle getirir.

Alıştırma

Hangi cümlede will sonrasındaki üç sonuç fiili paralel biçimdedir?

  1. Heat will damaging the screen, weaken the battery, and to shorten the device's life.
  2. Heat will damage the screen, weaken the battery, and shorten the device's life.
  3. Heat will damage the screen, weakening the battery, and shortened the device's life.
Cevabı göster

Heat will damage the screen, weaken the battery, and shorten the device's life.

Kalıp ifadeler

cause charge leakage: cause + teknik sonucu belirten isim

Cause charge leakage, “elektrik yükünün kalması gereken yerden kaçması sonucuna yol açmak” anlamına gelir. Yüzer geçitte bu kayıp, depolanan bilgiyi güvenilmez hâle getirebilir. Yapı cause + sonucu belirten isim öbeğidir. Charge leakage, arıza etkisini adlandıran isim öbeğidir; bu nedenle leakage bir isimdir, leak fiili değildir. Aynı yapı cause data loss ve cause overheating ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Cümleyi “elektrik yükünün istenmeden kaybolmasına yol açmak” anlamındaki hedef teknik ifadeyle tamamlayın: Excessive heat can ____ in memory cells.

Cevabı göster

cause charge leakage

Solid-state drives also have an additional weakness: Kalıp ifadeler

4:16

Katı hal sürücülerinin de ek bir zayıflığı vardır:

repeatedly writing to floating-gate transistors Dilbilgisi

4:19

dalgalı geçit transistörlerine defalarca yazmak

corrodes them,

4:23

onları aşındırır,

Dilbilgisi

özne olarak repeatedly writing to floating-gate transistors

Repeatedly writing to floating-gate transistors, özne görevi gören uzun bir gerund öbeğidir. Bir eylemi bir şey gibi adlandırır: bu bellek bileşenlerine tekrar tekrar veri yazma eylemi. Ana fiil bütün öbekten sonra gelir: corrodes. Özne tek bir etkinliği belirttiği için fiil tekil biçimdedir. Bu teknik bağlamda write to, “bir cihaza veya bellek konumuna veri kaydetmek ya da göndermek” demektir; “birine mektup yazmak” anlamına gelmez. Bir cümle -ing öbeğiyle başladığında, ana fiili bulmadan önce eylemin tamamını tek bir birim olarak düşünün.

Alıştırma

“Repeatedly checking the lock wastes time,” cümlesinde wastes fiilinin öznesini hangi sözcükler oluşturur?

  1. Repeatedly checking the lock
  2. the lock
  3. wastes time
Cevabı göster

Repeatedly checking the lock

eventually rendering them useless. Dilbilgisi

4:24

sonunda onları kullanılamaz hale getirir.

Kalıp ifadeler

an additional weakness: bir dezavantaj daha eklemek

An additional weakness, daha önce ele alınan dezavantajlara ek olarak bir zayıflık daha bulunduğunu belirtir. Additional yeni zayıflığı listeye ekler; önceki zayıflığın yerine geçmez. İki nokta, sonraki yan cümlenin bu zayıflığın ne olduğunu açıklayacağını gösterir. Bu, teknik değerlendirmelerde yaygın bir bilgi düzenidir: önce sorunu adlandırır, ardından somut içeriğini verirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi “bir dezavantaj daha” anlamındaki hedef ifadeyle tam olarak tamamlayın: The design is expensive, and it has ____: it overheats under heavy use.

Cevabı göster

an additional weakness

Dilbilgisi

eventually rendering them useless: sonuç bildiren bir öbek

Eventually rendering them useless, önceki eylemin nihai sonucunu belirten bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir: transistörler zaman içinde zarar görür ve sonunda kullanılamaz duruma gelir. Them, floating-gate transistors ifadesine gönderme yapar; eventually ise sonucun bir süre sonra ortaya çıktığını gösterir. Burada render, render + nesne + sıfat kalıbını izler: rendering + them + useless. Bu kalıpta render, “birini veya bir şeyi belirli bir duruma sokmak” anlamına gelir; “görsel bir görüntü oluşturmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi render, it ve useless sözcüklerini kullanan bir şimdiki zaman ortaç sonuç öbeğiyle tamamlayın: The flood damaged the control panel, ____.

Cevabı göster

rendering it useless

With data on most current storage media Dilbilgisi

4:26

Günümüzdeki çoğu depolama ortamında bulunan verilerin

having less than a 10-year life expectancy, Kelime

4:29

beklenen ömrünün 10 yıldan az olması sebebiyle,

Dilbilgisi

With data ... having ...: arka planı kısa biçimde veren bir yapı

Burada with + isim öbeği + -ing kalıbı kullanılır. Data on most current storage media isim öbeğidir; having less than a 10-year life expectancy ise bu verilerin içinde bulunduğu durumu anlatır. Baştaki öbeğin tamamı ardından gelen ana cümleye arka plan sağlar; burada sınırlı saklama ömrü, sonraki eylemin neden gerekli olduğunu açıklar. Buradaki with, “birlikte” anlamına gelmez. Bu kalıp, because the data has a life expectancy... gibi daha tam bir yan cümleyi kısaltır ve anlatımın arka plandan ana eyleme hızla geçmesini sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle ana eylemin arka planını vermek için with + isim + -ing yapısını kullanıyor?

  1. With demand rising, the factory added another production line.
  2. The factory added another production line with new machines.
  3. Because demand was rising, the factory added another production line.
Cevabı göster

With demand rising, the factory added another production line.

Kelime

Depolanan veriler için life expectancy

life expectancy genellikle bir insanın ya da canlının yaşaması beklenen yıl sayısıdır. Burada anlamı depolanan verilere genişletilmiştir: verilerin depolama ortamında güvenilir biçimde okunabilir kalmasının beklendiği tahmini süreyi anlatır. Expectancy, bunun mevcut koşullara dayanan bir tahmin olduğunu gösterir. Her dosyanın tam onuncu yılda bozulacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

“On this storage medium, the archive data has a life expectancy of eight years.” cümlesinde life expectancy ne anlama gelir?

  1. Verileri bir kez kopyalamak için gereken süre
  2. Verileri oluşturan kişinin yaşı
  3. Verilerin güvenilir biçimde saklanmasının beklendiği süre
Cevabı göster

Verilerin güvenilir biçimde saklanmasının beklendiği süre

scientists are working to exploit the physical properties of materials Kalıp ifadeler

4:31

bilim insanları malzemelerin fiziksel özelliklerinden yararlanmaya çalışıyor

down to the quantum level, Kelime

4:36

kuantum seviyesine kadar,

Kalıp ifadeler

scientists are working to exploit the physical properties of materials: malzemelerin fiziksel özelliklerinden yararlanmaya çalışmak

are working to exploit, bir şeyi pratik bir amaçla kullanmak için aktif olarak çaba gösterildiğini anlatır. Burada exploit the physical properties of materials, malzemelerin doğal fiziksel özelliklerinden teknolojiyi geliştirmek için yararlanmak demektir. Bilim ve mühendislik bağlamlarında exploit sözcüğünün nesnesi bir özellik, kaynak veya fırsat olduğunda anlamı nötr, hatta olumlu olabilir. Bu cümlede insanlara kötü muamele etme ya da onları sömürme anlamı yoktur.

Alıştırma

Hangi cümlede exploit, örnektekiyle aynı nötr ve teknik anlamda kullanılmıştır?

  1. The material is working for the engineers.
  2. The employer was punished for exploiting young workers.
  3. Engineers are working to exploit the material's ability to conduct heat.
Cevabı göster

Engineers are working to exploit the material's ability to conduct heat.

in the hopes of making memory devices faster, Kalıp ifadeler

4:38

bellek cihazlarını daha hızlı,

smaller,

4:41

daha küçük,

and more durable.

4:41

ve daha dayanıklı yapma umuduyla.

Kelime

down to the quantum level: kuantum düzeyine kadar

down to the quantum level, araştırmaya dahil edilen en küçük veya en derin ölçeği belirtir: çalışma, kuantum etkilerinin önem kazandığı son derece küçük düzeye kadar ulaşır. Bu ifade bir şeyin fiziksel olarak aşağı doğru hareket ettiğini anlatmaz. down to + düzey, ölçek veya derece yapısı, bir aralığın çok ayrıntılı bir sınıra kadar uzandığını gösterebilir; örneğin down to the molecular level veya down to the cellular level. Anlamı, o düzeye kadar veya o kadar küçük bir ölçeğe kadar ulaşmaktır.

Alıştırma

Mikroskobun ortaya çıkarabildiği en küçük ölçeği göstermek için cümleyi down to + düzey ile tamamlayın: The microscope reveals details ____.

Cevabı göster

down to the cellular level

Kalıp ifadeler

in the hopes of making ...: umulan bir sonucu ifade etmek

In the hopes of + -ing, birinin daha önce belirtilen bir eylemle ulaşmak istediği sonucu açıklar. Burada bilim insanları, bellek aygıtlarını daha hızlı, daha küçük ve daha dayanıklı hâle getirmeyi umdukları için araştırma yapıyorlar; bu ifade kesinleşmiş bir sonucu değil, bir hedefi belirtir. of sözcüğünden sonra bir isim veya -ing biçimi kullanılır. Bu cümlede making, -ing yapısını başlatır; make + nesne + sıfat yapısı ise aygıtlarda istenen değişiklikleri anlatır.

Alıştırma

İstenen sonucu ifade etmek için cümleyi in the hopes of ile tamamlayın: The town added bike lanes ____ reducing traffic.

Cevabı göster

in the hopes of

For now, Anlatım akışı

4:42

Şimdilik,

Anlatım akışı

For now: bir ifadeyi mevcut aşamayla sınırlamak

For now, zamanı sınırlayan bir ifadedir ve “şimdilik” ya da “geçici olarak” anlamına gelir. Cümlenin başında kullanıldığında ardından gelen açıklamayı mevcut aşamayla sınırlar ve çoğu zaman durumun daha sonra değişebileceğini gösterir. Bu geçişte dikkati, gelecekte umulan bir iyileşmeden şu anda doğru olan duruma geri getirir. Böylece gelecekteki hedef ile mevcut gerçeklik arasındaki karşıtlığı düzenler.

Alıştırma

Ofis tadilatı bitmediği için ekip geçici olarak evden çalışacak. Bu anlamı en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. For now, we'll work from home.
  2. By now, we'll work from home.
  3. From now on, we'll work from home.
Cevabı göster

For now, we'll work from home.

immortality remains out of reach Deyimler

4:44

ölümsüzlük ulaşılamazlığını koruyor

for humans and computers alike. Kalıp ifadeler

4:46

hem insanlar hem de bilgisayarlar için.

Deyimler

immortality remains out of reach: ulaşılamayan bir hedef

Out of reach, kelime anlamıyla dokunulamayacak kadar uzakta olan bir şeyi anlatır. Soyut bir hedefle kullanıldığında remain out of reach, hedefin hâlâ gerçekleştirilmesinin veya elde edilmesinin mümkün olmadığını belirtir. Burada immortality henüz ulaşılamayan hedeftir. Immortality normalde hiç ölmemek anlamına gelir. Sözcük hem insanlara hem de bilgisayarlara uygulandığında sonsuza dek sürmenin bir metaforu olur: insan yaşamı sonsuza kadar devam edemez ve bilgisayar verilerinin ya da depolama sistemlerinin sonsuza dek korunacağı garanti edilemez. Bu, bilgisayarların canlı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlede immortality remains out of reach ne anlama geliyor?

  1. Kalıcı varoluş hâlâ ulaşılamazdır.
  2. Ölümsüzlük dokunulamayacak kadar uzakta bir yerdedir.
  3. Bilgisayarlar sonsuza dek yaşamayı çoktan öğrenmiştir.
Cevabı göster

Kalıcı varoluş hâlâ ulaşılamazdır.

Kalıp ifadeler

for humans and computers alike: ikisi için de aynı sonuç

A and B alike kalıbı, aynı yargının hem A hem de B için geçerli olduğunu anlatır. Bu cümlede for sözcüğünden sonraki ifade, ölümsüzlüğe ulaşamama durumunun insanlar ve bilgisayarlar için aynı şekilde geçerli olduğunu gösterir. Alike, birbirine bağlanan iki grubun ardından gelir ve hiçbir grubun dışarıda bırakılmadığını vurgular. Ayrıca özete biraz resmî ve özenli bir bitiş kazandırabilir.

Alıştırma

Aynı kuralın iki grup için de geçerli olduğunu göstermek üzere cümleyi A and B alike kalıbıyla tamamlayın: This rule applies to beginners and experts ____.

Cevabı göster

alike