Uçaklar aslında nasıl uçar? - Raymond Adkins: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, Einstein’ın hatalı uçak kanadı tasarımından yola çıkarak uçakların nasıl kaldırma kuvveti oluşturduğunu açıklıyor. Havanın kanadın üstüyle altındaki yolu aynı sürede tamamlaması gerektiği yanılgısını çürütüyor; kaldırmayı hava akışı ve basınç farkıyla ilişkilendiriyor ve fiziksel açıklamalardaki görüş ayrılıklarını mühendislerin kullandığı güvenilir matematiksel modellerden ayırıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. where did Einstein go wrong? — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Doğrudan bir sorunun, girişteki çelişkiyi açıklamanın merkezinde çözülecek bir probleme nasıl dönüştürdüğünü öğrenin. Bu kalıbı arka plan bilgisinden bir tasarımın, teorinin veya öngörünün neden başarısız olduğunu araştırmaya geçerken kullanabilirsiniz. 2. This pressure difference results in the upwards force of lift. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: result in ifadesini, nedenin sonuçtan önce verildiği resmî bir neden-sonuç eşdizimi olarak tanıyın. Bilimsel mekanizmaları açıklarken, verileri yorumlarken veya bir kararın sonuçlarını incelerken kullanabilirsiniz. 3. And while experts agree that the pressure difference generates lift, their explanations for how can vary. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: while yapısının genel uzlaşma ile ayrıntılara ilişkin farklı açıklamalar arasında nasıl ödünleyici bir karşıtlık kurduğunu anlayın. Böylece uzmanların ortak sonucunu, akıl yürütmenin her aşamasında anlaştıklarını ima etmeden aktarabilirsiniz.
Bu derste
By 1917, Albert Einstein had explained the relationship between space and time. Notlar
0:071917 yılına gelindiğinde Albert Einstein uzay ve zaman arasındaki ilişkiyi açıklamıştı.
By 1917: geçmişte bir zaman sınırı belirlemek
By 1917, 1917 yılını bir zaman sınırı olarak belirler: ardından gelen durum en geç o noktada zaten doğruydu. Cümlenin başında önce zaman çerçevesini kurar, ardından başarıyı sunar. By + geçmişteki bir zaman noktası kalıbı tarih anlatılarını, yaşam öykülerini ve ilerleme raporlarını düzenlemek için kullanışlıdır. Olayın yalnızca 1917 yılı içinde gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle 2020'yi bir zaman sınırı olarak kullanır ve kataloğun o zamana kadar zaten tamamlanmış olduğunu söyler?
- Until 2020, the museum worked on its catalog.
- By 2020, the museum had completed its catalog.
- In 2020, the museum completed its catalog.
Cevabı göster
By 2020, the museum had completed its catalog.
had explained: daha önceki geçmişi belirtmek
Had explained, had + past participle yapısındaki past perfect biçimidir. Açıklama eylemini geçmişteki 1917 referans noktasından önceye yerleştirir; dolayısıyla başarı o zamana kadar zaten tamamlanmıştı. Geçmişte geçen bir anlatıda daha erken gerçekleşen olayı açıkça göstermeniz gerektiğinde past perfect kullanın. Bu yapı yalnızca geçmiş zamanı değil, olayların sırasını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi leave fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: When Maya reached the station, the train ____.
Cevabı göster
had left
But that year, he designed a flawed airplane wing. Anlatım akışı
0:13Ancak o yıl, kusurlu bir uçak kanadı tasarladı.
But that year: aynı yıla gönderme yapıp karşıtlık belirtmek
But, sıradaki olgunun ilk cümlenin yarattığı olumlu izlenimle karşıtlık oluşturduğunu gösterir. That year ifadesi, By 1917 ile az önce belirlenen 1917 yılına doğrudan gönderme yapar. But that year birlikte kullanıldığında anlatıcı, tarihi tekrarlamadan o zamana kadar tamamlanmış büyük bir başarıdan 1917’deki beklenmedik bir başarısızlığa hızla geçebilir. Aynı zaman çizgisindeki sonraki bir olgu önceki bilginin nasıl görüldüğünü değiştirdiğinde bu yapı kullanışlıdır.
Alıştırma
Bir makalede “In 2020, the company reported record profits.” deniyor. Hangi sonraki cümle aynı yıla gönderme yaparak bir karşıtlık sunar?
- The following year, it opened a new office.
- But that year, it also closed three factories.
- For example, the company sold more products.
Cevabı göster
But that year, it also closed three factories.
His attempt was based on an incomplete theory of flight. Kalıp ifadeler
0:17Girişimi, eksik bir uçuş teorisine dayanıyordu.
based on an incomplete theory of flight: dayanak belirtmek
Be based on, bir fikir, plan, karar veya girişimin bir şeyi temel ya da kaynak olarak kullandığını belirtir. Burada girişim eksik bir uçuş teorisine dayanıyordu; dolayısıyla onu destekleyen açıklama tam olarak geliştirilmemişti. Yaygın kalıp A is based on B şeklindedir. A açıklanan şeyi, B ise onu destekleyen kanıtı, teoriyi, olguları veya deneyimi belirtir. Buradaki on fiziksel bir konumu değil, soyut bir temeli gösterir.
Alıştırma
Bu geniş zaman cümlesini be based on kullanarak tamamlayın: The report ____ interviews with 50 residents.
Cevabı göster
is based on
Indeed, insufficient and inaccurate explanations still circulate today. Notlar
0:21Aslında, yetersiz ve yanlış açıklamalar bugün hala dolaşmaktadır.
insufficient and inaccurate explanations: hem yetersiz hem yanlış
Insufficient ve inaccurate sözcüklerinin ikisi de explanations sözcüğünü niteler, ancak farklı sorunları belirtir. Insufficient, ihtiyacı karşılayacak kadar bilgi, ayrıntı veya kanıt bulunmadığı anlamına gelir; sunulan bilgiler yine de doğru olabilir. Inaccurate ise açıklama ayrıntılı olsa bile bazı kısımların yanlış olduğu veya gerçeklerle uyuşmadığı anlamına gelir. İki sıfatı birlikte kullanmak iki yönlü ve kesin bir eleştiri oluşturur: Açıklamalar yeterli bilgi vermemektedir ve verdikleri bilgilerin bir kısmı da doğru değildir.
Alıştırma
Bir açıklama istenen her konuyu ele alıyor, ancak birkaç bilgi yanlış. Sorunu en iyi hangi cümle tanımlar?
- The explanation is inaccurate.
- The explanation is accurate but incomplete.
- The explanation is insufficient.
Cevabı göster
The explanation is inaccurate.
still circulate today: bugün hâlâ yayılmak
Burada circulate, açıklamaların veya başka bilgilerin kişiden kişiye geçmesi ya da farklı medya kanallarında yer alması anlamına gelir. Bu, circulate sözcüğünün bilgiyle ilgili anlamıdır; kanın veya havanın fiziksel dolaşımı değildir. Still, yayılmanın daha önce başladığını ve durmadığını gösterir. Burada today yalnızca takvimdeki bugünü değil, şimdiki zamanı veya günümüzü ifade eder. Still circulate today birlikte, açıklamaların şimdi bile yayılmaya devam ettiği anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi still ve circulate fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Old rumors ____ online today.
Cevabı göster
still circulate
Where did Einstein go wrong?: araştırmayı yönlendiren soru
Burada where, fiziksel bir yeri değil, Einstein'ın düşüncesinde hatanın ortaya çıktığı noktayı sorar. Go wrong, hata yapmak veya bir sorun yaşamaya başlamak anlamına gelir. Bir açıklamadaki Where did Einstein go wrong? sorusu, önceki karşıtlığı araştırılacak ana soruna dönüştürür. Sonraki bölümde yanlış adımın veya varsayımın izleneceğini gösterir.
Alıştırma
Akıl yürütmemizin hangi noktada hatalı hâle geldiğini en doğrudan soran soru hangisidir?
- Where did the hikers take a wrong turn?
- What went wrong during the meeting?
- Where did our reasoning go wrong?
Cevabı göster
Where did our reasoning go wrong?
Though we don't always think of it this way: ana iddiadan önce ödünleme
Though bir ödünleme bildirir: konuşmacı önce insanların havayı genellikle bu şekilde görmediğini kabul eder. Yeni iddia, air is a fluid medium ana cümlesinde yer alır. Bu düzen, sezgilere aykırı bir fikri tanıtmayı kolaylaştırır. Konuşmacı önce alışılmış görüşü kabul ederek yeni bir düşünme biçimine geçişin izlenmesini kolaylaştırır.
Alıştırma
Hangi cümle önce yaygın bir fark etmeme durumunu kabul edip ardından ana iddiayı doğru biçimde sunar?
- Because we do not usually notice it, background noise can affect concentration.
- Though we do not usually notice it, but background noise can affect concentration.
- Though we do not usually notice it, background noise can affect concentration.
Cevabı göster
Though we do not usually notice it, background noise can affect concentration.
think of it this way: bir şeye yeni bir açıdan bakmak
Think of something this way, “bir şeyi bu açıdan anlamak veya görmek” demektir. Cümlede it, air sözcüğünü; this way ise havayı akışkan bir ortam olarak görme biçimini ifade eder. Burada think of, “hatırlamak” anlamına gelmez. Think of it this way: tek başına bir giriş ifadesi olarak yeni bir bakış açısı, açıklama veya karşılaştırma sunar ve bir fikrin anlaşılmasını kolaylaştırır.
Alıştırma
“Bu açıdan görmek” anlamına gelen ve bu derste geçen ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____: a calendar is a map of your time.
Cevabı göster
Think of it this way
air is a fluid medium: fluid gazları da kapsar
Fizikte fluid, akabilen ve üzerine kuvvet uygulandığında şekil değiştirebilen maddedir. Bu terim hem sıvıları hem gazları kapsar; dolayısıyla hava sıvı olmasa da akışkan olabilir. Medium, bir şeyin içinde hareket ettiği veya bir etkinin içinden yayıldığı maddeyi ya da çevreleyen ortamı ifade eder. Burada a fluid medium, akabilen maddeden oluşan bir ortamdır; yalnızca “sıvı bir ortam” anlamına gelmez.
Alıştırma
Şu bilimsel ifadede fluid ne anlama gelir: Air is a fluid medium.
- Şeklini koruyan bir katıyı tanımlar.
- Yalnızca bir sıvıyı ifade eder.
- Gazlar dâhil, akabilen maddeyi tanımlar.
Cevabı göster
Gazlar dâhil, akabilen maddeyi tanımlar.
It's just less dense than liquids like water. Dilbilgisi
0:36Sadece su gibi sıvılardan daha az yoğundur.
less dense than ...: daha düşük bir dereceyi karşılaştırma
less + sıfat + than kalıbı, iki şeyde aynı özelliği karşılaştırır ve ilkinde bu özelliğin daha düşük düzeyde olduğunu belirtir. Burada less dense than, öznenin yoğunluğunun su gibi sıvılardan daha düşük olduğu anlamına gelir. liquids like water ifadesinde like, water sözcüğünü bir sıvı örneği olarak sunar; bütün sıvıların suyla aynı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
less, dense ve than sözcüklerini kullanarak karşılaştırmayı tam üç sözcükle tamamlayın: Cork is ____ glass.
Cevabı göster
less dense than
Things that are lighter than air are buoyant within it, Dilbilgisi
0:39Havadan hafif olan şeyler onun içinde yüzerken,
while heavier objects require an upward force called lift to stay aloft. Notlar
0:42daha ağır nesnelerin havada kalabilmesi için kaldırma kuvveti adı verilen yukarı yönlü bir kuvvete ihtiyacı vardır.
Things that ... are ...: ilgi cümleciğiyle bir grubu tanımlama
Things that are lighter than air are buoyant within it cümlesinde Things öznenin ana sözcüğüdür. that are lighter than air ilgi cümleciği hangi şeylerden söz edildiğini belirtir; ayrı bir cümle değildir. İlgi cümleciği bittikten sonra are buoyant ana yüklemdir. Yeniden kullanılabilen isim + that ile kurulan ilgi cümleciği + ana yüklem kalıbı önce bir grubu belirler, ardından o grubun ortak bir özelliğini ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle, bir grubu belirleyip özelliğini ifade etmek için isim + that ilgi cümleciği + ana yüklem yapısını kullanır?
- Materials that resist heat are useful in kitchens.
- Heat-resistant materials are useful in kitchens.
- Materials are useful because they resist heat.
Cevabı göster
Materials that resist heat are useful in kitchens.
while heavier objects require ...: karşıtlık bildiren while
Burada while iki nesne grubunu karşılaştırır. İlk cümlecik havadan daha hafif şeyleri açıklar; while ile başlayan cümlecik ise daha ağır nesnelerin ihtiyaç duyduğu farklı koşulu verir. Karşıtlık bildiren bu while, whereas gibi ‘buna karşılık’ anlamına gelir; ‘…… olduğu sırada’ anlamına gelmez. Açıklama metinlerinde birbiriyle ilişkili iki bilgiyi yan yana getirerek farkı açıkça gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede while, aynı anda gerçekleşen iki olayı göstermek yerine iki grubu karşılaştırır?
- Please wait while I check your ticket.
- She listened to music while she cleaned her room.
- Some birds migrate, while others stay year-round.
Cevabı göster
Some birds migrate, while others stay year-round.
upward force called lift to stay aloft: lift sözcüğünün anlamı ve görevi
an upward force called lift ifadesinde called lift, that is called lift yapısının kısaltılmış biçimidir ve kuvvetin adını verir. Aerodinamikte lift, hava bir kanadın veya başka bir yüzeyin çevresinde hareket ederken oluşan yukarı yönlü kaldırma kuvvetidir. to stay aloft mastarı, nesnelerin bu kuvvete neden ihtiyaç duyduğunu açıklar. Aloft ‘havada’ demektir; yani ifade, daha ağır nesnelerin havada kalmak için kaldırma kuvvetine ihtiyaç duyduğunu söyler.
Alıştırma
Hangi cümle lift sözcüğünü aerodinamik anlamıyla kullanıp işlevini açıklıyor?
- Lift is the upward force that helps an aircraft stay aloft.
- We took the lift to the tenth floor.
- Maya gave me a lift to the station.
Cevabı göster
Lift is the upward force that helps an aircraft stay aloft.
this force is mostly generated by the wings. Dilbilgisi
0:49bu kuvvet çoğunlukla kanatlar tarafından üretilir.
this force is mostly generated by the wings: edilgen yapıyla kaynağa odaklanma
Edilgen yapı be + geçmiş zaman ortacı + by biçimindedir: this force konudur, is generated kuvvete ne olduğunu gösterir ve by the wings kaynağı belirtir. Bu sözcük sırası açıklamanın odağını kanatlardan çok kuvvetin üzerinde tutar. Mostly, “büyük ölçüde” anlamına gelir; “tamamen” demek değildir. Cümle, kanatları ana kaynak olarak sunarken başka etkenlerin de katkıda bulunabileceğini açık bırakır.
Alıştırma
Generate fiilinin geniş zaman edilgen biçimini kullanın ve mostly sözcüğünü ekleyin: At this school, electricity ____ rooftop solar panels.
Cevabı göster
is mostly generated by
One especially pervasive false description of lift is the longer path or equal transit time explanation. Notlar
0:52Kaldırma kuvvetinin özellikle yaygın ve yanlış bir tanımı, daha uzun yol veya eşit geçiş süresi açıklamasıdır.
One ... false description of lift is ...: bir görüşü çürütmeden önce adlandırmak
One ... false description of lift is ... kalıbı önce yanlış açıklamalardan oluşan bir grup kurar, ardından is sözcüğünden sonra bunlardan birini adlandırır. One, başka yanlış açıklamaların da bulunabileceğini gösterir. Is sonrasındaki sözcükler, konuşmacının ele alacağı belirli açıklamayı tanımlar. Bu yapı bir savı düzenler: önce görüş adlandırılır, ardından ona karşı gerekçeler verilir. Especially pervasive, görüşün çok yaygın olduğunu belirtir; false ise görüşü tarafsızca tanıtmak yerine açıkça yanlış olarak değerlendirir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir yazarın çürütmeden önce sunabileceği bir görüşü açıkça adlandırır?
- Earth follows an orbit around the Sun.
- One common misconception about seasons is that they are caused only by Earth's distance from the Sun.
- Seasons affect weather in many different ways.
Cevabı göster
One common misconception about seasons is that they are caused only by Earth's distance from the Sun.
especially pervasive false: niteleyicilerin işleyişi
Bu isim grubunda pervasive, açıklamanın birçok yerde veya alanda bulunduğunu belirtir. Especially, pervasive sözcüğünü güçlendirirken false ayrı olarak açıklamanın yanlış olduğunu gösterir. Bu nedenle especially, “özellikle yaygın” demektir; “özellikle yanlış” demek değildir. Pervasive çoğu zaman bir şeyin sistemin birçok bölümüne yayıldığını ve kaçınılmasının zor olduğunu düşündürür. Common sözcüğünden daha güçlü ve daha resmîdir; genellikle sorunları, düşünceleri veya etkileri anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede pervasive en doğal biçimde kullanılmıştır?
- I bought a pervasive notebook at the store.
- Misinformation is pervasive across several online communities.
- This singer is pervasive because many people like her.
Cevabı göster
Misinformation is pervasive across several online communities.
longer path or equal transit time explanation: reddedilen bir kaldırma teorisi
Longer path or equal transit time explanation, aerodinamik kaldırmaya ilişkin hatalı bir teorinin adıdır. Bu teori, kanadın önünde ayrılan iki hava kütlesinin arka kenarda aynı anda yeniden buluşması gerektiğini ileri sürer. Üstteki yolun daha uzun olduğu varsayıldığı için yukarıdaki havanın daha hızlı hareket etmesi gerektiği söylenir. Bu hava kütlelerinin birlikte varmasını gerektiren bir fizik kuralı yoktur. Konuşmacı burada kabul edilmiş kaldırma açıklamasını sunmuyor; reddedeceği bir açıklamanın adını veriyor.
Alıştırma
Bu cümlede longer path or equal transit time explanation neyi ifade ediyor?
- Kanadın üstündeki ve altındaki havanın arka kenara aynı anda ulaşması gerektiğini ileri süren hatalı bir teori.
- Her kanadın tam olarak aynı uzunlukta iki yola sahip olduğunu belirten kabul edilmiş bir kural.
- Bir uçağın bir yolculuğu tamamlamasının ne kadar sürdüğünü ölçme yöntemi.
Cevabı göster
Kanadın üstündeki ve altındaki havanın arka kenara aynı anda ulaşması gerektiğini ileri süren hatalı bir teori.
cover a longer distance than those traveling underneath. Dilbilgisi
1:04alt kısımdan geçenlere kıyasla daha uzun bir mesafe katettiğini belirtir.
It states that: aktarılan bir iddiayı sunma
It, daha önce sözü edilen bir teoriye veya açıklamaya gönderme yapar. States that, bu kaynağın sunduğu düşüncenin ya da iddianın tamamını aktarır. Burada state, söylemek veya belirtmek anlamına gelen resmî bir aktarma fiilidir; durum anlamındaki isim değildir. Bu yapı bir düşünceyi kaynağına bağlar, ancak konuşanın o düşünceyi kabul ettiğini tek başına göstermez.
Alıştırma
Cümleyi, tekil özneye uygun state that biçimiyle tamamlayın: The notice ____ the pool closes at 7 p.m.
Cevabı göster
states that
traveling over the top of a curved wing: ismi niteleyen bir -ing yapısı
Traveling over the top of a curved wing, air molecules ifadesinden hemen sonra gelir ve hangi moleküllerin kastedildiğini açıklar. Burada, daha uzun olan that are traveling over the top of a curved wing ilgi cümleciğine eş değer bir -ing ortaç grubudur. Traveling, cümleciği tamamlayan fiil değildir. Özne air molecules, ana fiil ise cover sözcüğüdür. İsim + -ing grubu yapısı, İngilizcede tam bir ilgi cümleciği kullanılmadan bir isim hakkında bilgi eklenmesini sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede bir -ing grubu kendisinden önceki ismi nitelerken ayrı bir ana fiil de bulunur?
- Students are carrying heavy backpacks after class.
- Students carrying heavy backpacks may use the elevator.
- Carrying heavy backpacks can be tiring for students.
Cevabı göster
Students carrying heavy backpacks may use the elevator.
cover a longer distance than those traveling underneath: alttan ilerleyenlere göre daha uzun mesafe katetmek
Bu cümlede cover a distance, bir yüzeyi örtüp gizlemek değil, bir mesafeyi katetmek anlamına gelir. cover a longer distance than ... karşılaştırması, üstteki moleküllerin alttaki gruptan daha uzağa gittiğini anlatır. Those, air molecules ifadesinin yerine kullanılan çoğul bir zamirdir. Bu nedenle those traveling underneath, alttan ilerleyen hava molekülleri demektir ve ad öbeğinin tamamının tekrarını önler.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan karşılaştırma ne anlama geliyor?
- Alttaki hava molekülleri dururken üsttekiler hareket etmeyi sürdürür.
- Üstteki hava molekülleri alttakilerden daha geniş bir yüzeyi örter.
- Üstteki hava molekülleri alttakilerden daha uzağa gider.
Cevabı göster
Üstteki hava molekülleri alttakilerden daha uzağa gider.
For the air molecules above to reach the wing's trailing edge in the same instance as those that split off and went below, Notlar
1:07Üstteki hava moleküllerinin kanadın arka kenarına ayrılıp alta gidenlerle aynı anda ulaşabilmesi için,
split off and went below: ayrılıp aşağıdan gitmek
Burada split off, bazı hava moleküllerinin ana akıştan veya yoldan ayrıldığı anlamına gelir. Off, ilk akıştan uzaklaşma anlamı katar; split burada bir şeyi aletle kesmek demek değildir. split off ve went fiilleri sıralı iki hareketi anlatır: bu moleküller önce farklı bir yol izledi, sonra kanadın altından geçti. Burada split de went de geçmiş zamandadır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için split off from ifadesini doğru biçimde kullanın: During the hike, Maya ____ the main group to take a shorter trail.
Cevabı göster
split off from
For ... to reach ..., air must travel ...: X'in gerçekleşmesi için Y gereklidir
Baştaki For + ad öbeği + to-infinitive yapısı, mastarın kendi öznesini belirtir ve gerçekleşmesi gereken bir durumu ortaya koyar: üstteki hava moleküllerinin arka kenara aynı anda ulaşması gerekir. Buradaki for, bir şeyin onların yararına yapıldığı anlamına gelmez. Virgülden sonraki ana cümle, gerekli sonucu must ile verir: air must travel faster above. Başka durumlarda da kullanılabilen akıl yürütme kalıbı For X to happen, Y must happen şeklindedir; yani X'in gerçekleşmesi için Y gereklidir.
Alıştırma
Yeni cümleyi For X to happen, Y must happen kalıbıyla tamamlayın: ____ the plants ____ healthy, they must get enough light.
Cevabı göster
For · to stay
creating a pocket of lower pressure that lifts the plane. Notlar
1:17böylece uçağı kaldıran düşük basınçlı bir cep oluşturması gerektiği söylenir.
creating ...: sonuç gösteren bir -ing öbeği
Creating a pocket of lower pressure that lifts the plane, hemen önce anlatılan sürecin sonucunu veren bir -ing ortaç öbeğidir. Burada “and this creates a pocket of lower pressure” anlamına gelir. creating ayrı bir özneye sahip olmadığı için yeni bir ana cümle değildir. Genel olarak virgülden sonra gelen bir -ing öbeği, önceki olayı onun sonucuna bağlayabilir. Eylemi yapan, önceki yan cümleden anlaşılır; bu nedenle öbek, önceki olayın tamamının ne ürettiğini anlatır.
Alıştırma
Bir sonuç göstermek için create fiilinin -ing biçimini kullanın: The new road reduced travel time, ____ easier access to the village.
Cevabı göster
creating
a pocket of lower pressure: yerel bir bölge
Bu cümlede a pocket of lower pressure, basıncın çevredeki havaya göre daha düşük olduğu küçük ve yerel bir bölgeyi ifade eder. Buradaki pocket mecazidir; giysinin bir parçasını değil, sınırlı bir alanı anlatır. a pocket of + isim kalıbı, içinde bir şey bulunan ya da koşulları çevresinden farklı olan küçük bir alanı anlatabilir. Lower karşılaştırma bildirir; basıncın yakındaki basınçtan düşük olduğunu söyler, her yerdeki en düşük basınç olduğunu değil.
Alıştırma
Bu cümlede a pocket of lower pressure ne anlama gelir?
- İçinde hava bulunan kumaş bir cep.
- Basıncı çevresine göre daha düşük olan küçük, yerel bir bölge.
- Basıncı ölçmek için kullanılan bir alet.
Cevabı göster
Basıncı çevresine göre daha düşük olan küçük, yerel bir bölge.
has been thoroughly debunked: yanlış olduğu gösterildi
Has been debunked, present perfect edilgen yapıdır: has been + geçmiş zaman ortacı. Kanıtların veya dikkatli bir incelemenin açıklamanın yanlış olduğunu zaten gösterdiğini ve bu sonucun hâlâ geçerli olduğunu belirtir. Thoroughly, yanlışlığın bütünüyle ortaya konduğunu ekler. Debunk, disagree sözcüğünden daha güçlüdür. Gerçekler bir efsanenin, iddianın, teorinin veya açıklamanın yanlış ya da yanıltıcı olduğunu ortaya çıkardığında kullanılır.
Alıştırma
The explanation has been thoroughly debunked ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Kanıtlar açıklamanın yanlış olduğunu gösterdi.
- Açıklama henüz incelenmedi.
- Bazı insanlar açıklamaya yalnızca katılmıyor.
Cevabı göster
Kanıtlar açıklamanın yanlış olduğunu gösterdi.
Air molecules flowing above and below the wing don't need to meet back up. Öbek fiiller
1:24Kanadın altından ve üstünden akan hava moleküllerinin yeniden buluşması gerekmez.
meet back up: ayrıldıktan sonra yeniden buluşmak
don't need to meet back up ifadesinde meet back up, “ayrıldıktan sonra yeniden bir araya gelmek” anlamına gelir. Olumsuz yapı don't need to, bu yeniden buluşmanın gerekli olmadığını belirtir. Burada hava akımları farklı yollar izleyebilir ve aynı yerde ya da aynı anda yeniden birleşmek zorunda değildir. Yapı, meet up ile back sözcüğünün birleşimidir; back, daha önceki birlikte olma durumuna dönme anlamını ekler. Buradaki back up bölümünü “yedeklemek”, “geri gitmek” veya “desteklemek” anlamındaki ayrı bir yapı olarak okumayın.
Alıştırma
“Ayrıldıktan sonra yeniden bir araya gelmek” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: We can split up to visit different rooms and ____ at the front desk at noon.
Cevabı göster
meet back up
the air traveling above reaches the wing's trailing edge much faster than the air beneath. Dilbilgisi
1:30üstten hareket eden hava kanadın arka kenarına alttaki havadan çok daha hızlı ulaşır.
In reality: önceki bir izlenimi gerçeklerle düzeltmek
In reality, önceki bir inanç, görünüş veya varsayımın yerine gerçekte doğru olan bilgiyi getiren, tüm cümleyi etkileyen bir geçiş ifadesidir. Burada, hava akışıyla ilgili sonraki bilginin az önce ele alınan açıklamayı düzelttiğini gösterir. Cümlenin başında kullanıldığında genellikle ardından virgül gelir. Bunu bir zaman ifadesi olarak değil, “gerçek durum şu” anlamına gelen bir düşünce işareti olarak okuyun.
Alıştırma
Hangi devam cümlesi önceki bir izlenimi düzeltmek için In reality ifadesini kullanıyor?
- The device looks simple. In reality, it contains hundreds of tiny parts.
- The device looks simple. For example, it has a blue case.
- The device looks simple. Meanwhile, the store is closing.
Cevabı göster
The device looks simple. In reality, it contains hundreds of tiny parts.
much faster than the air beneath: büyük bir hız farkı
much faster than, güçlendirilmiş bir karşılaştırma kurar. faster, iki hava akımının kanadın firar kenarına ulaşma hızını karşılaştırır; much ise farkın büyük olduğunu gösterir. Bu yüzden cümle, ikisinin aynı anda ulaştığı düşüncesini reddeder. much karşılaştırma biçiminden önce gelir: much faster doğrudur, much fast değildir. Buradaki the air beneath, kanadın altındaki hava demektir. beneath gerçek bir fiziksel konumu anlatır; bu havanın daha az önemli veya statü olarak aşağıda olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi much ve fast sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: The express bus reached the station ____ than the local bus.
Cevabı göster
much faster
To get a sense of how lift is actually generated, Anlatım akışı
1:37Kaldırma kuvvetinin gerçekte nasıl oluştuğunu anlamak için,
let's simulate an airplane wing in motion. Ton ve niyet
1:40hareket halindeki bir uçak kanadını simüle edelim.
To get a sense of how ...: sonraki etkinliğin amacını belirtmek
Cümlenin başındaki to-infinitive öbeği, ardından gelen etkinliğin amacını açıklar: İzleyicinin kaldırma kuvvetinin nasıl oluştuğuna dair ilk bir fikir edinmesi için simülasyon tanıtılır. Bu tür amaç öbekleri, sıradaki gösterimin neden yararlı olduğunu söyleyerek açıklamanın akışını düzenler. get a sense of, bir şeyi tam olarak ölçmek değil, ona dair genel ya da sezgisel bir anlayış edinmek demektir. of sonrasındaki how lift is actually generated gömülü bir sorudur; bu yüzden düz cümle sırasını kullanır: how + özne + fiil.
Alıştırma
Amaç öbeğini get, sense ve of ile tamamlayın: To ____ how the recycling machine sorts plastic, let's watch it in slow motion.
Cevabı göster
get a sense of
Let's simulate ...: izleyiciyi bir gösterime yönlendirmek
Let's + fiilin yalın hâli, konuşanı da içine alan bir öneri sunar: düşünce “bunu birlikte yapalım”dır. Buradaki let's simulate, izleyicileri sıradaki gösterimi takip etmeye davet eder; her izleyicinin gerçek bir simülasyonu bizzat kullanmasını gerektirmez. Simulate an airplane wing in motion, hareket eden bir kanadı model veya animasyonla temsil etmek anlamına gelir. İfadenin tamamı sıradaki adımı duyurur ve açıklamayı ortak bir araştırma gibi hissettirir.
Alıştırma
Örnekte let's ifadesinin temel işlevi nedir?
- İzleyiciyi sıradaki gösterime yönlendirir.
- Konuşanın ayrılıp ayrılamayacağını sorar.
- Her izleyiciye gerçek bir kanat yapıp hareket ettirmesini emreder.
Cevabı göster
İzleyiciyi sıradaki gösterime yönlendirir.
the wing affects the movement of the air around it.
1:44kanat etrafındaki havanın hareketini etkiler.
As it moves forward: eş zamanlı süreçleri göstermek
As it moves forward ifadesinde as bir zaman yan cümlesi başlatır. “-erken” veya “... olduğu sırada” anlamına gelir: kanat ileri doğru hareket ederken aynı anda çevresindeki havayı etkiler. Burada as, birlikte gelişen iki süreci birbirine bağlar ve ileri hareketi ana cümlenin zaman arka planı yapar. “Çünkü” anlamına gelmez ve “gibi” anlamındaki bir benzetme değildir.
Alıştırma
“As Leo walks along the beach, he takes photos of the birds,” cümlesinde As neyi gösterir?
- Cümle Leo'yu bir kuşa benzetir.
- Yürümek, onu fotoğraf çekmeye zorlayan nedendir.
- Yürümesi ve fotoğraf çekmesi aynı zaman diliminde gerçekleşir.
Cevabı göster
Yürümesi ve fotoğraf çekmesi aynı zaman diliminde gerçekleşir.
As air meets the wing's solid surface, Dilbilgisi
1:48Hava kanadın katı yüzeyi ile karşılaştığında,
As air meets ...: bir süreçteki aşamaları birbirine bağlamak
Bu cümlede As + yan cümle, “... olduğunda” ya da “sürecin bu bölümü gerçekleşirken” anlamına gelir. Havanın kanatla temasını, ana cümledeki sonucu tanıtan aşama olarak sunar. Burada meets, “sosyal olarak buluşur” değil, “temas eder” demektir. Süreç anlatımlarında bu yapı yaygındır: As bir aşamayı tanıtır, ana cümle de ardından gerçekleşen değişikliği açıklar.
Alıştırma
Bu süreç açıklamasında baştaki As yan cümlesi ne işe yarar?
- Havanın kanat yüzeyine ne zaman ulaştığını gösterir ve sonraki değişikliği tanıtır.
- Hava ile kanadın sosyal bir buluşma yaptığını söyler.
- Yalnızca bir neden verir ve sürecin zamanıyla ilgili hiçbir şey söylemez.
Cevabı göster
Havanın kanat yüzeyine ne zaman ulaştığını gösterir ve sonraki değişikliği tanıtır.
a thin layer sticks to the wing: fiziksel yapışma
Burada a thin layer sticks to the wing, ince tabakanın kanat yüzeyine fiziksel olarak bağlı kaldığı anlamına gelir. To edatı, tabakanın temas edip üzerinde kaldığı yüzeyi belirtir. Stick to, stick to a plan örneğindeki gibi soyut anlamda da kullanılabilir; bu durumda “planı izlemeye devam etmek” demektir. Bu cümlede layer ve wing fiziksel şeyler olduğu için kastedilen anlam bağlılık değil, yüzeye yapışmadır.
Alıştırma
Hangi cümlede stick to, örnektekiyle aynı fiziksel anlamda kullanılmıştır?
- A thin film of oil stuck to the glass.
- Leo stuck to his practice schedule.
- Please stick to the safety rules.
Cevabı göster
A thin film of oil stuck to the glass.
This layer pulls the surrounding air with it. Kalıp ifadeler
1:53Bu tabaka etrafındaki havayı da beraberinde sürükler.
pull ... with it: bir şeyi beraberinde hareket ettirmek
X pulls Y with it kalıbı, X hareket ederken Y'nin de onunla birlikte hareket etmesini sağladığını anlatır. Bu cümlede this layer X, the surrounding air ise Y'dir. with it içindeki it, this layer ifadesine gönderme yapar. Bu ifade çekmek için kullanılan bir aracı değil, birlikte hareket etmeyi anlatır. Hareket eden öğe çoğulsa with them kullanılır.
Alıştırma
Kutuların tekil olan bantla birlikte hareket ettiğini gösteren iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The moving belt pulled the boxes ____.
Cevabı göster
with it
The air splits into pathways above and below the wing, Kalıp ifadeler
1:56Hava kanadın üstünde ve altında yollara ayrılarak,
split into pathways above and below: üst ve alt yollara ayrılmak
Split into + çoğul isim, bir bütünün into sonrasında belirtilen parçalara, gruplara veya yollara ayrıldığını anlatır. Burada tek bir hava akışı, kanadın üstünden ve altından geçen yollara dönüşür. Above and below the wing, oluşan yolların konumunu açıklar. Into, havanın ulaştığı bir hedefi değil, ayrılmanın sonucunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi split into ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: At the fork, the trail ____ two paths.
Cevabı göster
splits into
following the wing's contour: kanadın dış hattı boyunca ilerlemek
Burada follow, “bir kişinin arkasından gitmek” değil, “bir şeyin biçimi boyunca ilerlemek veya uzanmak” anlamına gelir. İfade, hareketin kanadın dış biçimi boyunca sürdüğünü anlatır. the wing's contour, kanadın dış hattını ya da kavisli yüzey biçimini belirtir. following ... hareket eden havanın izlediği yolu anlatan bir -ing öbeğidir.
Alıştırma
Hangi cümlede follow “bir biçim boyunca ilerlemek veya uzanmak” anlamındadır?
- The road follows the contour of the hillside.
- The reporter follows the latest news.
- The child follows her teacher into the room.
Cevabı göster
The road follows the contour of the hillside.
As the air ... makes its way ..., it experiences ...: ana cümleyi bulmak
Virgülden önceki As yan cümlesinin tamamı sürecin arka planını verir: hava, kanadın ön kısmının etrafında hareket etmektedir. Ana cümle virgülden sonra başlar: it experiences centripetal acceleration. Buradaki it, the air ifadesine gönderme yapar. As yan cümlesinde özne the air ifadesidir. that's routed above, the air ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir; makes its way around the nose of the wing ise As yan cümlesinin yüklemidir. Bu katmanları görmek, routed veya makes sözcüklerini ana cümlenin fiili sanmayı önler.
Alıştırma
Cümlenin hangi çözümlemesi doğrudur?
- Cümle As ile başladığı için ana cümlesi yoktur.
- Ana cümle “that's routed” ile başlar.
- Ana cümle “it experiences” ile başlar.
Cevabı göster
Ana cümle “it experiences” ile başlar.
makes its way around the nose of the wing: kanadın ön kısmının çevresinden ilerler
makes its way around ifadesindeki make one's way, izlenen rotaya veya ilerleme sürecine dikkat çekerek bir yol boyunca hareket etmek demektir. Burada hava, kanadın ön kısmının çevresinde kavisli bir yol izler. Its, air sözcüğünü karşılar. The nose of the wing, insan veya hayvan burnu değil, kanadın en ön kısmı ya da hücum kenarı bölgesidir.
Alıştırma
Cümleyi make one's way ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The hikers slowly ____ around the fallen trees.
Cevabı göster
made their way
the force you also feel in a sharply turning car. Anlatım akışı
2:09bu keskin dönüş yapan bir arabada sizin de hissettiğiniz kuvvettir.
experiences centripetal acceleration: merkezcil ivmeye maruz kalır
experiences centripetal acceleration ifadesinde experiences, bir şeye maruz kalmak ya da onu yaşamak anlamına gelir. Merkezcil ivme, kavisli bir yolun merkezine doğru yönelen ivmedir. Hava kanadın çevresinde kıvrılırken hızının yönü değişir; sürati artmasa bile ivmesi vardır. Dönen araba benzetmesi içe doğru ivmeyi gözünüzde canlandırmaya yardımcı olur, ancak ivme ve kuvvet farklı fiziksel büyüklüklerdir. İçe doğru net kuvvet, merkezcil ivmeye neden olur.
Alıştırma
"The ball experiences centripetal acceleration as it turns," cümlesindeki vurgulanan ifade ne anlama gelir?
- Sürati sabit kalıyorsa ivmesi yoktur.
- İvmesi kavisli yolun merkezinden doğrudan dışarı yönelir.
- İvmesi kavisli yolun merkezine yönelerek hızının yönünü değiştirir.
Cevabı göster
İvmesi kavisli yolun merkezine yönelerek hızının yönünü değiştirir.
Keskin bir dönüş yapan arabada sizin de hissettiğiniz kuvvet: Tanıdık bir duyumla soyut bir kavramı anlamak
Bu ifade, soyut bir bilimsel kuvveti, bir araba keskin biçimde dönerken hissedilen tanıdık bedensel duyumla ilişkilendirir. “you also feel...” ilgi cümleciği, bu günlük deneyimi açıklanan kuvvete bağlar ve başka bir durumda da benzer bir duyum olduğunu gösterir. Bu, anlamayı kolaylaştıran bir benzetmedir; dönen bir arabanın ve bir kanadın kuvveti tamamen aynı fiziksel mekanizmayla oluşturduğunu söylemez.
Alıştırma
Bu açıklamada “the force you also feel in a sharply turning car” ifadesinin temel amacı nedir?
- Soyut bir bilimsel fikri tanıdık bir günlük duyumla ilişkilendirir.
- Bir arabanın nasıl döndüğünü teknik olarak açıklar.
- Arabaların ve kanatların tamamen aynı mekanizmayı kullandığını ileri sürer.
Cevabı göster
Soyut bir bilimsel fikri tanıdık bir günlük duyumla ilişkilendirir.
The air above therefore gathers more speed than the air traveling below. Anlatım akışı
2:12Dolayısıyla üstteki hava, alttan giden havadan daha fazla hız kazanır.
Therefore gathers more speed than the air traveling below: nedensel bir sonucu belirtmek
Therefore, hız artışının önceki açıklamadan mantıksal olarak çıkarılan bir sonuç olduğunu belirtir. Bilimsel açıklamayı, hız farkını ilgisiz bir gerçek gibi sunmak yerine açık bir neden-sonuç zinciri olarak düzenler. Burada gathers more speed, hızın yavaş yavaş artması ya da hızlanmak anlamına gelir; speed sözcüğünü bir nesne gibi “toplamak” anlamına gelmez. More ... than, üstteki havayla aşağıda hareket eden havayı karşılaştırır.
Alıştırma
Bu cümlede therefore okuyucuya ne anlatıyor?
- Hız farkının başka bir olayla aynı anda gerçekleştiğini söyler.
- Hız farkının yalnızca daha sonra gerçekleştiğini söyler.
- Hız farkının önceki bir nedenin sonucu olduğunu belirtir.
Cevabı göster
Hız farkının önceki bir nedenin sonucu olduğunu belirtir.
This increased speed is coupled with a decrease in pressure above the wing, Kalıp ifadeler
2:17Bu artan hız, kanadın üzerindeki basıncın düşmesiyle birleşerek,
is coupled with: ilişkili iki olguyu bağlamak
“A is coupled with B” yapısında be coupled with, A ile B'nin birlikte gerçekleştiğini veya yakından bağlantılı olduğunu anlatır. Burada hız artışı ile basınç düşüşü, bağlantılı iki değişim olarak sunulur. Bu ifade bir ilişki belirtir ancak tek başına A'nın B'ye doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz. Çevresindeki açıklama nedensel bir bağ kurabilir, fakat bu ifade tek başına nedenselliğin yönünü göstermez.
Alıştırma
Cümleyi be coupled with ifadesinin simple past biçimiyle tamamlayın: During the study, higher temperatures ____ lower rainfall.
Cevabı göster
were coupled with
which pulls even more air across the wing's upper surface. Dilbilgisi
2:22kanadın üst yüzeyine daha fazla hava çeker.
which pulls...: önceki duruma bir sonuç eklemek
Virgül + which ile başlayan yan cümle, kanadın üzerindeki basıncın azalması hakkında ek bilgi verir. Burada which, wing sözcüğüne değil, basınç azalması durumunun tamamına gönderme yapar; pulls fiili de bunun sonraki etkisini anlatır. Önce bir olay belirtip ardından cümle, which + fiil yapısıyla sonucunu ekleyebilirsiniz. Which zaten pulls fiilinin öznesidir, bu nedenle which'ten sonra it eklenmez.
Alıştırma
Önceki duruma gönderme yapıp sonucunu eklemek için virgül + which yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The road was blocked, which caused a long delay.
- The road was blocked, who caused a long delay.
- The road was blocked, which it caused a long delay.
Cevabı göster
The road was blocked, which caused a long delay.
The air flowing across the lower surface meanwhile experiences less of a change in direction and speed. Kalıp ifadeler
2:27Bu arada alt yüzeyden akan hava yön ve hızda daha az değişiklik yaşar.
meanwhile experiences less of a change: eş zamanlı bir karşıtlık
Burada meanwhile, alt yüzeydeki hava akışının daha önce diğer tarafta açıklanan hava akışıyla aynı süreç içinde ele alındığını gösterir. Açıklamanın odağını paralel ilerleyen başka bir çizgiye taşır ve yön ile hızdaki daha küçük değişimi daha sonra gerçekleşen bir olay olarak değil, eş zamanlı bir karşıtlık olarak sunar.
Alıştırma
İki ekip aynı anda çalıştı. Hangi cümle ikinci ekibin paralel görevine doğru biçimde geçiş yapar?
- The front team tested the engine; afterward, the rear team checked the brakes.
- The front team tested the engine; meanwhile, the rear team checked the brakes.
- The front team tested the engine; therefore, the rear team checked the brakes.
Cevabı göster
The front team tested the engine; meanwhile, the rear team checked the brakes.
The pressure across the wing's lower surface is thus higher than that above the upper surface. Anlatım akışı
2:34Böylece kanadın alt yüzeyindeki basınç, üst yüzeyinin üzerindeki basınçtan daha yüksek olur.
is thus higher than that: sonucu belirtme ve ismin yerine başka bir sözcük kullanma
Thus, basınç karşılaştırmasını önceki açıklamadan çıkarılan bir sonuç olarak gösterir. Bilimsel ve akademik metinlerde akıl yürütme zincirini açık hâle getirir: önceki bilgiler bu sonuca götürür. higher than that above the upper surface ifadesinde that, pressure sözcüğünün yerine geçer. Karşılaştırılanlar alt yüzeydeki basınç ile üst yüzeyin üzerindeki basınçtır; basınç ile bir yüzey karşılaştırılmaz.
Alıştırma
Sera gece boyunca ısıyı tuttu. Hangi devam cümlesi hem sonucu belirtir hem de temperature sözcüğünü tekrarlamamak için that kullanır?
- The temperature inside is thus higher than the temperature outside.
- The temperature inside is thus higher than that outside.
- The temperature inside is meanwhile higher than that outside.
Cevabı göster
The temperature inside is thus higher than that outside.
This pressure difference results in the upwards force of lift. Kalıp ifadeler
2:40Bu basınç farkı, yukarı yönlü kaldırma kuvvetini ortaya çıkarır.
result in: neden + result in + sonuç
Result in ifadesi “neden olmak” veya “ortaya çıkarmak” anlamına gelir. Neden + result in + sonuç yapısını kullanın. Bu cümlede this pressure difference neden, the upwards force of lift ise sonuçtur. Fiil, zamana ve özneyle uyuma göre result, results veya resulted biçimini alır; ancak in sonrasında yine sonuç gelir. Neden-sonuç yönünü ters çevirmeyin.
Alıştırma
Neden sonuçtan önce gelecek şekilde cümleyi result ve doğru edatla tamamlayın: A blocked drain can ____ serious flooding.
Cevabı göster
result in
The faster..., the greater...: bağlantılı değişimler
The + karşılaştırma biçimi..., the + karşılaştırma biçimi... yapısı, iki değişimin birbiriyle bağlantılı olduğunu gösterir: bir şey arttığında veya azaldığında başka bir şey de değişir. Burada daha hızlı hareket, daha büyük bir basınç farkı ve daha büyük bir kuvvetle birlikte görülür. Sonucu belirten iki bölüm birbirine paraleldir ve and ile bağlanır. Her biri is eklenerek açılabilir: the greater the pressure difference is ve the greater that force is. Her karşılaştırma bölümü the ile başlar; buradaki the sıradan belirli tanımlık değil, yapının sabit bir işaretidir.
Alıştırma
Daha dikkatli hazırlanmanın özgüveni artırdığını anlatmak için bağlantılı değişim yapısını hangi cümle doğru kullanır?
- The more carefully you prepare, more confident you become.
- The more carefully you prepare, the more confident you become.
- More carefully you prepare, the more confident you become.
Cevabı göster
The more carefully you prepare, the more confident you become.
Once it overcomes the downward force of gravity, Dilbilgisi
2:49Yerçekiminin aşağı yönlü kuvvetini yendiğinde ise,
Once it overcomes ...: bir koşul sonucu tetiklediğinde kullanılan once
Burada once, “gerekli koşul gerçekleşir gerçekleşmez” veya “gerekli noktaya ulaşıldığında” anlamına gelen bir bağlaçtır. Önce olması gereken şeyi belirtir: yer çekimi aşılır ve ardından kalkış gerçekleşir. Bu yapıda once, “bir kez” anlamındaki sıklık ifadesi değildir. Tekrar kullanılabilen yapı once + yan cümle, ana cümle şeklindedir ve ulaşılan bir koşulu ya da zaman noktasını sonucuna bağlar.
Alıştırma
Cümleyi hedef bağlaç once ile tamamlayın ve cümle başında büyük harf kullanın: ____ the battery is fully charged, the light will turn green.
Cevabı göster
Once
the plane takes off: “yerden havalanmak” anlamındaki take off
Özne bir uçak, helikopter veya başka bir hava aracı olduğunda take off, “yerden ayrılıp uçmaya başlamak” anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. Burada the plane üçüncü tekil şahıstır, bu nedenle take fiili takes biçimine dönüşür: the plane takes off. Bu havacılık anlamında off gereklidir; the plane takes, uçağın havalandığı anlamına gelmez. Bu kullanımda take off fiilinden sonra nesne gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede takes off bir hava aracının yerden ayrılması anlamında kullanılmıştır?
- The pilot takes his jacket off before lunch.
- The mechanic takes a panel off the engine.
- The helicopter takes off from the hospital roof.
Cevabı göster
The helicopter takes off from the hospital roof.
but a wing's curvature is not the cause of lift. Anlatım akışı
2:57ancak kanadın kavisi kaldırma kuvvetinin nedeni değildir.
but ... is not the cause of ...: neden-sonuç yargısını düzeltmek
Bu cümlede but, ilk bakışta doğal görünebilecek bir sonucu düzeltir. İlk bölüm, havanın kavisli kanatların etrafında düzgün aktığı gözlemini kabul eder; ikinci bölüm ise bu gözlemin kavisin kaldırma kuvvetine neden olduğunu kanıtlamadığını söyler. Bu “gözlem var, ama neden bu değil” düzeni, görülen olguyla ondan çıkarılamayacak açıklamayı birbirinden ayırır. Bilimsel açıklamalarda ve dikkatli akıl yürütmelerde yanlış bir neden-sonuç ilişkisini düzeltmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Örnekte but sözcüğünün işlevini en iyi hangi açıklama anlatır?
- Kavisli kanatların kaldırma kuvveti oluşturamayacağını söyler.
- Kavisli kanatlar hakkında başka bir bilgi ekler ve hiçbir şeyi düzeltmez.
- Gözlemi kabul eder, ardından bundan çıkarılan neden-sonuç yargısını reddeder.
Cevabı göster
Gözlemi kabul eder, ardından bundan çıkarılan neden-sonuç yargısını reddeder.
a flat wing that's tilted upwards can also create lift, Dilbilgisi
3:01yukarı doğru eğimli düz bir kanat da,
In fact: önceki düşünceyi düzelten bir gerçeği sunmak
In fact, sonraki ifadenin önceki bilgiyi düzelten veya güçlendiren bir gerçek sunduğunu gösterir. Burada önceki düşünceye karşı çıkan bir örnek verir: Düz bir kanat da kaldırma kuvveti oluşturabilir, bu yüzden kavis neden olarak görülemez. Cümlenin başındaki In fact, tartışmanın daha güçlü bir bilgiyle ilerlediğini dinleyiciye bildirir. Yalnızca “ayrıca” anlamına gelen bir dolgu sözü değildir.
Alıştırma
İnsanlar müzenin pazartesi günleri kapalı olduğunu düşünüyor. Müzenin açık olduğu gerçeğini düzeltme amacıyla en iyi hangi cümle sunar?
- In fact, it is open from ten to four.
- For example, it is open from ten to four.
- Meanwhile, it is open from ten to four.
Cevabı göster
In fact, it is open from ten to four.
that's tilted upwards can also create lift: bir kanadın durumunu ve kapasitesini açıklama
that's tilted upwards ifadesinde that's, that is ifadesinin kısaltmasıdır. İlgi yan cümlesi a flat wing ifadesinin hemen ardından gelir ve kanadın durumunu belirtir: Kanat yukarı doğru eğiktir. Burada tilted bir durumu anlatır; kanadın yaptığı ayrı bir eylemi değil. Ana yüklem can also create lift'tir. Can, belirtilen koşul karşılandığında kanadın kaldırma kuvveti oluşturabildiğini gösterir; also ise bu düz ve eğik kanadı başka bir durum olarak ekler. İsim + that's + geçmiş zaman ortacı kalıbı, ismin ne yapabildiğini söylemeden önce ona ait bir özelliği kısa biçimde eklemeyi sağlar.
Alıştırma
Vurgulanan ifadenin bütün bölümlerini doğru biçimde ilişkilendiren yorum hangisidir?
- Düz kanat, kaldırma kuvveti oluşturduktan sonra ayrıca yukarı doğru eğilme eylemi yapar.
- Düz kanat yukarı doğru eğiktir ve o da kaldırma kuvveti oluşturabilir.
- Kaldırma kuvveti yukarı doğru eğiktir ve düz kanadı oluşturur.
Cevabı göster
Düz kanat yukarı doğru eğiktir ve o da kaldırma kuvveti oluşturabilir.
contributing to and reinforcing the pressure difference. Kalıp ifadeler
3:08ve basınç farkına katkıda bulunup onu güçlendirdiği sürece kaldırma kuvveti yaratabilir.
as long as: bir koşul belirtme
Burada as long as, “yeter ki” veya “bu koşul karşılanırsa” anlamına gelir. Önceki iddianın geçerli olması için gereken koşulu sunar: Hava kanadın etrafında kıvrılarak akarsa kanat kaldırma kuvveti oluşturabilir. Bu, süre bildiren bir kullanım değil, koşul bildiren bir kullanımdır. as long as sonrasındaki sözcükler özne ve fiil içeren bir yan cümle oluşturur: as long as + özne + fiil. Bu koşul yan cümlesi ana cümleden önce veya sonra gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede as long as “bu koşul karşılanırsa” anlamındadır?
- You can borrow my bike as long as you wear a helmet.
- The rope is as long as the hallway.
- We waited as long as two hours.
Cevabı göster
You can borrow my bike as long as you wear a helmet.
contributing to and reinforcing...: sondaki ad öbeğini paylaşan iki -ing biçimi
contributing to and reinforcing, iki -ing fiil biçimini sonda yer alan tek bir ad öbeği etrafında bağlar: the pressure difference. Yapı açık hâle getirildiğinde contributing to the pressure difference and reinforcing the pressure difference anlamına gelir. Her fiil kendi kullanım kalıbını korur. Contribute to something, bir şeyin oluşmasına yardımcı olmak veya onu oluşturan etkenlerden biri olmak demektir; burada bağış yapmak anlamına gelmez. Reinforce something doğrudan nesne alır ve bir şeyi güçlendirmek anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, contribute ve reinforce fiillerinin kendi kalıplarını korurken sondaki ad öbeğini doğru biçimde paylaşmasını sağlar?
- The feedback loop is contributing and reinforcing to the problem.
- The feedback loop is contributing to and reinforcing to the problem.
- The feedback loop is contributing to and reinforcing the problem.
Cevabı göster
The feedback loop is contributing to and reinforcing the problem.
having a wing that's too curved or steeply angled can be disastrous. Dilbilgisi
3:13çok kavisli veya dik açılı bir kanada sahip olmak felaketle sonuçlanabilir.
Meanwhile ... can be disastrous: karşıt bir riski sunma
Meanwhile bu cümleyi önceki noktanın yanına yerleştirir ve dikkati aynı konunun diğer tarafına çevirir: aşırı kavis veya açı tehlike yaratır. Burada olayların sırasını değil, bir karşıtlığı düzenler. Bu cümle önceki açıklamaya önemli bir sınır getirir. Belirli bir kavis veya açının yararlı olması durumunda daha fazlasının her zaman daha iyi olacağı yanılgısını önler.
Alıştırma
Örnekte Meanwhile ne işe yarıyor?
- Önceki noktayla birlikte değerlendirilmesi gereken karşıt bir riski sunar.
- Riskin yalnızca önceki olay bittikten sonra başladığını söyler.
- Cümleyi önceki noktanın doğrudan kanıtladığı bir sonuç olarak sunar.
Cevabı göster
Önceki noktayla birlikte değerlendirilmesi gereken karşıt bir riski sunar.
Having a wing that's too... can be disastrous: özne görevindeki isim-fiil yan tümcesi
Having a wing that's too curved or steeply angled, cümlenin öznesi olarak görev yapan bir isim-fiil yan tümcesidir. Bu tasarım durumunu tek bir bütün olarak sunar; can be disastrous ise olası sonucu bildiren yüklemdir. Öznenin içindeki that's too curved or steeply angled bölümü wing sözcüğünü niteler. Too, uygun veya güvenli düzeyin aşıldığını gösterir; bu nedenle bir sorun anlamı taşır ve disastrous biçimindeki olumsuz sonucu destekler. Yalnızca very gibi “çok” anlamına gelmez.
Alıştırma
Baştaki bölümün özne olması için cümleyi have fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ a battery that's too hot can be dangerous.
Cevabı göster
Having
The airflow above may detach from the wing and become turbulent. Kalıp ifadeler
3:17Üstteki hava akımı kanattan koparak türbülanslı hale gelebilir.
may detach from ... and become turbulent: ayrılma ve durum değişimi
May olası bir sonucu bildirir. Detach from the wing, hava akımının kanat yüzeyini izlemeyi veya yüzeyle temas hâlinde kalmayı bırakıp ondan ayrılması anlamına gelir. Detach ve become, and ile bağlanan iki sıralı fiildir. May her ikisi için de geçerlidir ve ikisi de the airflow öznesini paylaşır. Become turbulent, bunun sonucunda oluşan durum değişimini anlatır. Akışkanlar dinamiğinde turbulent, akışın düzensiz ve kararsız olması demektir; toplumsal bir durumun çalkantılı olması anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi cümle etiketin şişeden ayrılabileceğini söylüyor?
- The label may remain attached to the bottle in hot water.
- The label may detach from the bottle in hot water.
- The label may move with the bottle in hot water.
Cevabı göster
The label may detach from the bottle in hot water.
This is probably what happened with Einstein's wing design, Anlatım akışı
3:22Einstein'ın 'kedi sırtı' lakaplı kanat tasarımında
Einstein'ın kanat tasarımında muhtemelen olan buydu
Bu cümlede This, daha önce açıklanan sürece, yani hava akımının kanattan ayrılıp türbülanslı hâle gelmesine gönderme yapar. Videonun tamamına gönderme yapmaz. This is probably what happened with X, bu genel açıklamayı belirli bir X örneğine uygular. Probably, bağlantının tamamen doğrulanmış değil, olası olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi iki cümlelik örnek, olası bir açıklamayı belirli bir duruma uygulamak için This is probably what happened with... yapısını doğru kullanıyor?
- The motor may have overheated. This is probably the old machine.
- The motor may have overheated. This is probably what happened with the old machine.
- The motor may have overheated. These are probably what happened with the old machine.
Cevabı göster
The motor may have overheated. This is probably what happened with the old machine.
nicknamed the cat's back: açıklayıcı ve resmî olmayan bir ad eklemek
Nicknamed the cat's back, Einstein's wing design ifadesini niteleyen kısaltılmış bir edilgen yan cümledir. Tasarıma the cat's back adlı resmî olmayan bir ad verildiği anlamına gelir; nicknamed, resmî teknik adını değil, insanların onu nasıl adlandırdığını gösterir. Bu lakap, tasarımın kavisli biçimini bir kedinin kamburlaştırdığı sırtına benzeterek anlatır.
Alıştırma
Standart Amerikan İngilizcesinde köprüye resmî olmayan bir ad verildiğini en doğal biçimde hangi cümle anlatır?
- The bridge was nicknamed the Silver Wave.
- The bridge was nicknamed to the Silver Wave.
- The bridge was nicknamed as the Silver Wave.
Cevabı göster
The bridge was nicknamed the Silver Wave.
Einstein thought it would generate more lift, Dilbilgisi
3:30Einstein bunun daha fazla kaldırma kuvveti üreteceğini düşündü,
By increasing the wing's curvature, ...: by + -ing ile yöntem belirtme
by + -ing, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Bu cümlede By increasing the wing's curvature, Einstein’ın daha fazla kaldırma kuvveti elde etmek için kanadın eğriliğini artırmayı düşündüğünü açıklar. Bu ifade bir aracı veya yöntemi gösterir; zaman sınırı göstermez. Yararlı kalıp By + fiil-ing, + sonuç şeklindedir.
Alıştırma
Notları kontrol ederek cevabı bulduğumuzu doğal biçimde anlatan cümleyi seçin:
- Until checking the notes, we found the answer.
- By checking the notes, we found the answer.
- By checked the notes, we found the answer.
Cevabı göster
By checking the notes, we found the answer.
Einstein thought it would generate more lift, ...: geçmiş bakış açısından sonraki bir sonuç
Thought, konuşanın bakış açısını geçmişe taşır. Would generate, o geçmiş zamandan bakıldığında daha fazla kaldırma kuvveti oluşmasının daha sonra gerçekleşmesi beklenen bir sonuç olduğunu gösterir. Bu kullanım geçmişteki gelecek olarak adlandırılır ve geçmişteki düşünceleri veya sözleri aktarırken sık görülür. Buradaki would bir beklentiyi aktarır; kibar bir rica değildir ve tek başına sonucu varsayımsal yapmaz.
Alıştırma
Geçmişteki bir beklentiyi ve daha sonra gerçekleşmesi beklenen sonucu aktaran cümleyi seçin:
- The coach thought the team would improve.
- The coach thought the team improved.
- The coach thinks the team will improve.
Cevabı göster
The coach thought the team would improve.
but one test pilot reported that the plane wobbled like a pregnant duck in flight. Deyimler
3:33ancak bir test pilotu uçağın uçuş sırasında hamile bir ördek gibi yalpaladığını bildirdi.
wobbled like a pregnant duck in flight: abartılı bir benzetme
wobbled, bir yandan diğer yana dengesiz hareketi anlatır. like, uçağın hareketini hamile bir ördeğin hayal edilen hareketine benzeten bir benzetme kurar. Bu karşılaştırma kasıtlı olarak komik ve abartılıdır; gerçek anlamlı ya da teknik bir iddia değildir. Amaç, uçağı havada hantal, ağır ve dengesiz göstermektir.
Alıştırma
Bu benzetme uçak hakkında temel olarak ne anlatıyor?
- Uçuş sırasında bir ördek taşıyordu.
- Havada hantal ve dengesiz biçimde hareket etti.
- Sorunsuz uçtu ama garip bir ses çıkardı.
Cevabı göster
Havada hantal ve dengesiz biçimde hareket etti.
Our explanation is still a simplified description of this nuanced complex process. Kelime
3:39Açıklamamız bu nüanslı ve karmaşık sürecin hala basitleştirilmiş bir tasviridir.
a simplified description of this nuanced complex process: bir iddianın ne kadar eksiksiz olduğunu sınırlama
Temel isim description sözcüğüdür. simplified, bazı ayrıntılar çıkarılarak açıklamanın daha kolay hâle getirildiğini söylerken nuanced ve complex gerçek süreçte ince ayrımlar ve birbiriyle etkileşen parçalar bulunduğunu gösterir. İfade bir bütün olarak iddianın kapsamını sınırlar: açıklama kendi düzeyinde hâlâ yararlı ve doğru olabilir, ancak eksiksiz bir model sanılmamalıdır. simplified tek başına yanlış anlamına gelmez.
Alıştırma
a simplified description of a nuanced, complex process ifadesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?
- Eksiksiz bir model için gereken her ayrıntıyı içerir.
- Anlaşılması daha kolaydır ve bazı ayrıntıları atlar, ancak mutlaka yanlış değildir.
- Her basitleştirme hatalı olduğu için otomatik olarak yanıltıcıdır.
Cevabı göster
Anlaşılması daha kolaydır ve bazı ayrıntıları atlar, ancak mutlaka yanlış değildir.
being swept up, then down: bir kuvvetin neden olduğu edilgen hareket
being swept up, then down ifadesinde being + swept, devam eden edilgen bir süreci gösterir: hava kuvveti uygulamaz, kuvvetten etkilenir. Up ve down hareket sırasını, yani önce yukarıya, ardından aşağıya doğru hareketi gösterir. Burada sweep, rüzgârın veya bir akımın havayı, dumanı ya da yaprakları hareket ettirmesi gibi “bir şeyi belirli bir yöne güçlü biçimde taşımak veya itmek” anlamındadır. Bir yüzeyi temizlemek anlamına gelmez; air ismi ve yön bildiren sözcükler hangi anlamın kullanıldığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede sweep, bir şeyi havada güçlü biçimde bir yöne taşımak anlamında kullanılmıştır?
- The wind swept the smoke across the field.
- The lamp stayed still beside the window.
- Maya swept the kitchen floor after dinner.
Cevabı göster
The wind swept the smoke across the field.
as well as air vortices formed at the wing's tips, Kalıp ifadeler
3:51ve kanadın uçlarında oluşan hava girdapları gibi diğer faktörlerin tümü
Other factors like ... as well as ... all influence lift: uzun bir sıralamada ana yapıyı bulmak
Cümlenin ana kalıbı Other factors ... all influence lift şeklindedir. Other factors özne, influence ana fiildir; all ise listedeki her etkenin katkıda bulunduğunu vurgular. Ortadaki uzun bölüm bu etkenlerin örneklerini verir. like ilk örneği sunar, as well as ise başka bir örnek ekler. Benzer uzun bir cümleyi okurken örnekleri geçici olarak bir kenara ayırıp özne olan Other factors ile yüklem olan all influence lift bölümünü yeniden birleştirin.
Alıştırma
Uzun örnekleri bir kenara ayırdıktan sonra hangi seçenek cümlenin ana kalıbını verir?
- Air flows beyond the wing's surface.
- Air vortices form at the wing's tips.
- Other factors all influence lift.
Cevabı göster
Other factors all influence lift.
as well as air vortices formed at the wing's tips: başka bir etken eklemek
as well as ifadesi, air vortices ögesini daha önce belirtilen etkenlere ekler. Burada “-e ek olarak” anlamındadır ve girdapları listedeki başka bir unsur olarak gösterir. Bu unsurun içinde formed at the wing's tips, air vortices ifadesini niteler. air vortices that are formed at the wing's tips biçiminde açılabilir; bu nedenle vurgulanan bölümün tamamı tek bir ek etken olarak okunmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi hedef bağlaçla tamamlayın: The report examines cost ____ environmental impact.
Cevabı göster
as well as
And while experts agree that the pressure difference generates lift, Notlar
3:56Uzmanlar basınç farkının kaldırma kuvveti oluşturduğu konusunda hemfikir olsalar da,
experts agree that ...: uzman görüş birliğini belirtmek
Experts agree that + yan cümle, bir önermeyi uzmanların paylaştığı bir sonuç olarak sunar. Bu cümlede the pressure difference generates lift tam yan cümlesi, uzmanların kabul ettiği önermedir. Bu kalıp yalnızca bu önermeyi ortak kabul edilen nokta olarak gösterir. Uzmanların kaldırma kuvvetinin nasıl işlediğine dair her ayrıntıda anlaştıkları anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi uzman görüş birliğini tanıtan üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: ____ regular sleep supports memory.
Cevabı göster
Experts agree that
their explanations for how can vary. Kelime
3:59bunun nasıl olduğuna dair açıklamaları değişebilir.
While experts agree ..., their explanations ... can vary: ödünlemeli karşıtlık
Burada while, “-dığı sırada” değil, “-se de” anlamındadır. while ile başlayan yan cümle ortak bir noktayı ortaya koyar: Uzmanlar basınç farkının kaldırma kuvveti oluşturduğu konusunda hemfikirdir. Ana cümle daha sonra mekanizmaya ilişkin açıklamaların farklı olabileceğini söyleyerek bu uzlaşmanın sınırını gösterir. Aktarılabilir kalıp While + ortak gerçek, + karşıtlık veya sınırlama bildiren nokta biçimindedir. Önce insanların hangi konuda hemfikir olduğunu, ardından hangi konuda farklılık kaldığını açıkça göstermenizi sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede while zaman ilişkisi yerine ödünlemeli bir karşıtlık kurar?
- While the concert lasted, the doors remained closed.
- While both routes reach the station, one is much faster.
- While Maya cooked dinner, Leo set the table.
Cevabı göster
While both routes reach the station, one is much faster.
their explanations for how can vary: açıklamalar farklı olabilir
Their explanations for how isim öbeği öznedir, can vary ise fiil öbeğidir. Can vary, farklı uzmanların açıklamalarının farklı olabileceği anlamına gelir; açıklamalardan birinin mutlaka yanlış olduğunu göstermez. How, kaldırma kuvvetinin nasıl oluştuğu sorusuna gönderme yapar. Önceki cümle gerekli bilgiyi verdiği için bu dolaylı sorunun geri kalanı çıkarılmıştır. Bu bağlamın bulunmadığı bir metinde their explanations for how lift is generated can vary gibi daha tam bir ifade kullanın.
Alıştırma
Bu bağlamda "their explanations for how can vary" ne anlama gelir?
- Uzmanlar kaldırma kuvvetinin nasıl oluştuğuna dair her ayrıntıda anlaşır.
- Uzmanlar kaldırma kuvvetinin nasıl oluştuğunu farklı şekillerde açıklayabilir.
- Uzmanlar kaldırma kuvvetinin açıklanamayacağını düşünür.
Cevabı göster
Uzmanlar kaldırma kuvvetinin nasıl oluştuğunu farklı şekillerde açıklayabilir.
Some might emphasize the air's behavior at the wing's surface, Anlatım akışı
4:02Bazıları havanın kanat yüzeyindeki davranışını vurgulayabilirken,
others the upward force created as the air is deflected downwards. Dilbilgisi
4:06diğerleri hava aşağı doğru saptırıldığında yaratılan yukarı yönlü kuvveti vurgulayabilir.
Some might emphasize ..., others ...: farklı bakış açılarını karşılaştırma
some ..., others ... kalıbı iki grubu veya iki bakış açısını yan yana getirir. Burada bir grup kanat yüzeyindeki havanın davranışını, diğer grup ise yukarı yönlü kuvveti vurgular. İkinci bölümde eksilti vardır: others sözcüğünden sonra might emphasize tekrarlanmaz, çünkü ilk bölümden zaten anlaşılır. Bu bölüm others might emphasize the upward force ... şeklinde tamamlanarak okunur. Bu kısa ve paralel yapı, farklı öncelikleri veya açıklamaları karşılaştırmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
some ... others ... karşıtlığını tamamlayın: Some club members care most about cost; ____ about quality.
Cevabı göster
others
created as the air is deflected downwards: kısaltılmış edilgen niteleyici
Created, the upward force ifadesinden sonra gelen ve bu isim öbeğini niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır. Kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: the upward force created ... ifadesi the upward force that is created ... anlamına gelir. Yeni bir ana fiil değildir. As the air is deflected downwards, kuvvet oluşurken gerçekleşen süreci ekler. Is deflected edilgendir: bir etki havanın yönünü aşağı doğru değiştirir. Bu bilimsel açıklamada as, kuvvetin oluşmasını ona eşlik eden bu süreçle bağlar.
Alıştırma
created as the air is deflected downwards ifadesinin doğru çözümlemesi hangisidir?
- Created, the upward force ifadesini niteler; as cümleciği de havanın aşağı doğru saptırıldığı eş zamanlı süreci anlatır.
- Created, others sözcüğünden sonraki ana fiildir ve insanların havayı oluşturduğu anlamına gelir.
- Downwards, others grubunun hareketini anlatır; created ise ayrı bir cümleyi başlatır.
Cevabı göster
Created, the upward force ifadesini niteler; as cümleciği de havanın aşağı doğru saptırıldığı eş zamanlı süreci anlatır.
there's no controversy when it comes to the math. Kalıp ifadeler
4:11matematik söz konusu olduğunda hiçbir tartışma yoktur.
However, there's no controversy when it comes to the math: tartışmasız bir alanı belirtmek
However, daha önce fikir ayrılığı bulunan bir noktadan konuşmacının çözüme kavuşmuş saydığı bir noktaya geçişi gösterir. There's no controversy güçlü biçimde görüş birliği olduğunu belirtir; when it comes to the math ise bu yargıyı matematik kısmıyla sınırlar. Cümle, daha geniş konunun her yönünün tartışmasız olduğunu söylemez. Bir sınır çizer: konuşmacıya göre başka alanlarda fikir ayrılığı sürebilir, ancak burada belirtilen alanda sürmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir tartışmayı doğal biçimde kabul ederken tartışmasız olan bir alanı belirtir?
- There's no controversy about the entire design, including every detail.
- The design is debated, so every part of it remains controversial.
- The design is debated, but there's no controversy when it comes to safety testing.
Cevabı göster
The design is debated, but there's no controversy when it comes to safety testing.
when it comes to the math: konunun kapsamını belirlemek
When it comes to, “…… hakkında konuşurken” veya “…… alanında” anlamına gelir. Burada when it comes to the math, there's no controversy yargısının kapsamını konunun matematik yönüyle sınırlar. Bu kalıplaşmış yapıda to bir edattır; bu nedenle ardından isim, zamir veya -ing biçimi gelebilir: when it comes to planning. Comes to fiziksel bir hareketi anlatmaz ve ifade bir şeyin ne zaman gerçekleştiğini de belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: ____ managing time, a simple schedule can help.
Cevabı göster
When it comes to
Engineers use a set of formulas called the Navier-Stokes equations to precisely model air's flow around a wing Kalıp ifadeler
4:14Mühendisler havanın kanat etrafındaki akışını hassas bir şekilde modellemek
and detail how lift is generated.
4:21ve kaldırma kuvvetinin nasıl üretildiğini detaylandırmak için Navier-Stokes denklemleri adı verilen bir dizi formül kullanırlar.
a set of formulas called the Navier-Stokes equations: bir adı tanıtmak için called kullanımı
Bu ifade önce a set of formulas ile genel bir tanım verir, ardından called the Navier-Stokes equations kullanarak bu formüllerin özel adını söyler. Buradaki called, that are called ifadesinin kısalmış hâli olan bir geçmiş zaman ortacıdır: a set of formulas that are called the Navier-Stokes equations. Genel kategori + called + ad kalıbı yeni bir terimi tanıtırken kullanışlıdır. Navier-Stokes equations, akışkanların hareketini açıklayan denklemlerin teknik adıdır; bu nedenle anlamı yalnızca iki soyaddan çıkarmaya çalışmayın.
Alıştırma
Hangi cümle kitabın adını tanıtmak için called sözcüğünü doğal biçimde kullanır?
- Our class read a book called The Hidden Island.
- Our class read a book calling The Hidden Island.
- Our class read a called book The Hidden Island.
Cevabı göster
Our class read a book called The Hidden Island.
to precisely model ... and detail ...: iki paralel amaç eylemi
to ile başlayan mastar öbeği, denklemlerin hangi amaçla kullanıldığını anlatır. and ile bağlanan iki paralel eylem içerir: to precisely model air's flow around a wing and (to) detail how lift is generated. İkinci to anlamdan çıkarılabildiği için tekrar edilmez. Burada model, gerçek bir süreci denklemlerle veya bir simülasyonla temsil edip incelemek anlamına gelen bir fiildir. Detail da bir fiildir; detail how lift is generated, süreci dikkatli biçimde açıklamak demektir. how lift is generated yan cümlesi detail fiilinin nesnesidir.
Alıştırma
Hangi cümle yazılımın ne için kullanıldığını açıklamak üzere iki paralel fiili doğru kullanır?
- Researchers use the software to modeling ocean currents and predict their movement.
- Researchers use the software to model ocean currents and predict their movement.
- Researchers use the software to model ocean currents and predicts their movement.
Cevabı göster
Researchers use the software to model ocean currents and predict their movement.
lift retains its reputation as a confounding concept. Kelime
4:29kaldırma kuvveti kafa karıştırıcı bir kavram olma ününü koruyor.
More than a century after ...: uzun bir tarihsel çerçeve kurmak
More than a century after Einstein's foray into aeronautics, cümlenin başında yer alan bir zaman belirtecidir. Ana ifadenin hangi zamana yerleştirileceğini gösterir; tam ana cümle virgülden sonra lift retains... ile başlar. more than + length of time + after + noun phrase yapısı, daha önceki bir olayı çok daha sonraki bir duruma bağlar. Bu yapıyı başa getirmek, çok uzun bir aradan sonra bile durumun devam ettiğini vurgular. Burada after'dan sonra tam bir yan cümle değil, Einstein's foray into aeronautics isim öbeği gelir.
Alıştırma
'More than a century after the first flight, engineers still debate its design,' cümlesinde baştaki ifade ne yapar?
- Tartışmanın bir yüzyıl sonra sona erdiğini söyler.
- Ana özneyi ve fiili verir.
- Ana ifadeden önce uzun bir zaman çerçevesi oluşturur.
Cevabı göster
Ana ifadeden önce uzun bir zaman çerçevesi oluşturur.
Einstein's foray into aeronautics: bir alana keşif amaçlı giriş
Burada Einstein's foray into aeronautics, Einstein'ın havacılık alanına girme veya bu alanı keşfetme girişimi anlamına gelir. Foray sayılabilen bir isimdir ve into yeni alanı tanıtır: someone's foray into + field/activity. Bu ifade genellikle söz konusu ilgiyi yerleşik bir kariyerden çok ilk, sınırlı veya keşif amaçlı bir girişim olarak çerçeveler. Kısa sürmüş olabileceğini düşündürebilir, ancak kesin bir süre belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi yeni bir alana ilk giriş anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Opening a small online shop was their first ____ e-commerce.
Cevabı göster
foray into
retain its reputation as a confounding concept: kafa karıştırıcı bir kavram olma ününü korumak
retain(s) its reputation as + isim öbeği kalıbı, kamuoyunda veya bir grupta yerleşmiş bir görüşün devam ettiğini anlatır. Buradaki retains, insanların kaldırma kuvvetini uzun zamandır kafa karıştırıcı bir kavram olarak gördüğünü ve hâlâ böyle düşündüğünü gösterir. Bu cümlede confounding, kafa karıştırıcı veya anlaşılması zor anlamındaki günlük bir sıfattır. İstatistikteki teknik confounding variable, yani karıştırıcı değişken kavramını ifade etmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki dört sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: The old riddle ____ the club's hardest challenge.
Cevabı göster
retains its reputation as
it's just the physics of fluid in motion. Anlatım akışı
4:37bu sadece hareket halindeki akışkanın fiziğidir.
come crashing down ... it's just the physics of fluid in motion: çöküş imgesi ve fiziksel sonuç
Come crashing down, bir şeyin şiddetle düşmesini veya çökmesini gerçek anlamda anlatabilir. Ayrıca bir planın, sistemin ya da kişinin kontrol duygusunun aniden çöktüğünü de ifade edebilir. Burada iki anlam da etkindir: ifade bir uçağın düşüşünü çağrıştırırken açıklamanın bunaltıcı hâle geldiği hissini de anlatır. Gerçekten bir kaza olduğunu söylemez. Remember izleyiciye doğrudan seslenir, it's just ise kafa karıştırıcı konuyu fiziksel bir süreç olarak yeniden çerçeveler. Just gerilimi eğlenceli bir şekilde azaltır; akışkanlar fiziğinin gerçekten basit veya önemsiz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Özgün cümlede come crashing down nasıl bir işlev görüyor?
- Akışkan hareketinin gerçek anlamlı bir tanımını verir.
- Şiddetli bir düşüşü çağrıştırırken her şeyin dağıldığı hissini de anlatır.
- Bir uçağın kesinlikle düştüğünü bildirir.
Cevabı göster
Şiddetli bir düşüşü çağrıştırırken her şeyin dağıldığı hissini de anlatır.
It's just ...: bir açıklamayı ana fikre indirgemek
Ayrıntılı bir açıklamanın ardından It's just + isim öbeği, ayrıntıları tek bir ana düşüncede toplar. Burada konuşmacı olguyu hareket hâlindeki akışkanların fiziği olarak özetleyip dinleyiciyi ana noktaya döndürür. Bu kullanımda just, basitçe ya da en temel hâline indirgendiğinde demektir. Açıklamanın daha az karmaşık görünmesini sağlar; altta yatan fiziğin hiç karmaşık olmadığını ileri sürmez.
Alıştırma
Açıklamayı ana fikre indirgeyen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: It looks mysterious, but ____ light changing direction in water.
Cevabı göster
it's just
This video was made possible with support from Marriott Hotels. Anlatım akışı
4:42Bu video, Marriott Hotels'in destekleriyle mümkün olmuştur.
made possible with support from: bir sponsora teşekkür etmek
Medya içeriklerinde ve kamuya açık projelerde This ... was made possible with support from ... ifadesi; para, kaynak veya başka yardımlarıyla projenin gerçekleşmesini sağlayan kişi ya da kuruluşa teşekkür etmek için kullanılan kalıplaşmış bir sözdür. Burada from Marriott Hotels desteğin kaynağını belirtir. Bu cümle aynı zamanda videonun ana içeriğinden sponsor teşekkürüne geçildiğini gösterir. Marriott Hotels'ın videonun tamamını oluşturduğunu veya yapımını üstlendiğini söylemez.
Alıştırma
Kamuya açık teşekkür cümlesini dersteki tam ifadeyle tamamlayın: This free workshop was ____ the local library.
Cevabı göster
made possible with support from
With over 590 hotels and resorts across the globe,
4:46Dünya çapında 590'dan fazla otel ve tatil köyü ile,
Marriott Hotels celebrates the curiosity that propels us to travel. Kalıp ifadeler
4:50Marriott Hotels bizi seyahat etmeye iten merakı kutluyor.
celebrates the curiosity that propels us to travel: harekete geçiren bir gücü yüceltmek
Reklam dili taşıyan bu cümlede celebrates + soyut isim, o nitelik için kutlama düzenlemek değil, o niteliğe açıkça değer vermek ve onu övmek anlamına gelir. Marriott, merakı olumlu bir nitelik olarak sunar. that propels us to travel ilgi cümleciği, övülen merakın hangisi olduğunu belirtir. Propel someone to do something burada mecazidir: merak, insanları harekete geçiren güçlü bir kuvvet gibi davranır; bir makinenin onları fiziksel olarak itmesi anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle celebrate ile soyut bir niteliği yüceltir ve bu niteliğin eyleme yönelttiğini göstermek için propel fiilini mecazi olarak kullanır?
- The festival celebrates its tenth anniversary and gives athletes prizes.
- The program celebrates the ambition that propels young athletes to improve.
- The engine propels the boat while the crowd celebrates.
Cevabı göster
The program celebrates the ambition that propels young athletes to improve.
Check out some of the exciting ways TED-Ed and Marriott are working together Öbek fiiller
4:54TED-Ed ve Marriott'un birlikte çalıştığı bazı heyecan verici yollara göz atın
and book your next journey at Marriott Hotels. Kalıp ifadeler
4:58ve bir sonraki yolculuğunuzu Marriott Hotels'te rezerve edin.
Check out: bakmaya yönelik samimi bir davet
Burada Check out, “bakmak veya daha fazla bilgi edinmek” anlamına gelir. Emir cümlesinin başında, izleyiciyi iki kuruluşun birlikte çalışma yollarına bakmaya çağıran samimi bir davet oluşturur. Nesne some of the exciting ways olduğu için bu kullanım, oteldeki “konaklamayı bitirip ayrılmak” anlamı değildir. Anlamı, ardından gelen nesne ve durum belirler.
Alıştırma
Öneriyi, bu derste öğrendiğiniz ve “göz atmak” anlamına gelen iki sözcüklü gündelik ifadeyle tamamlayın: For a quick experiment, ____ this science video.
Cevabı göster
check out
book your next journey: “rezerve etmek” anlamında fiil olarak book
Burada book, “önceden ayırtmak veya düzenlemek” anlamına gelen bir fiildir; “kitap” anlamındaki isim değildir. your next journey nesnesi neyin düzenlendiğini gösterirken at Marriott Hotels rezervasyonla ilişkili otel markasını veya yeri belirtir. Book çoğu zaman bir seyahat hizmetini nesne olarak alır: book a room, book a flight veya book a trip. Reklam dilinde book your next journey daha geniş ve hayal gücünü harekete geçiren bir ifadedir. Asıl satın alınan hizmet yalnızca otelde konaklama olsa bile kişiyi bir sonraki seyahat deneyimini düzenlemeye başlamaya çağırır.
Alıştırma
Hangi cümlede book, örnektekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?
- Let's book a room near the airport for Friday night.
- I bought a book about space travel.
- This book has ten chapters.
Cevabı göster
Let's book a room near the airport for Friday night.