Okyanus akıntıları nasıl çalışır? - Jennifer Verduin: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
656 kelime 160 kel/dk

Video özeti: Denize dökülen banyo oyuncaklarının öyküsü; rüzgârın, gelgitlerin, deniz suyu yoğunluğunun, Dünya’nın dönüşünün ve okyanus coğrafyasının birbiriyle bağlantılı yüzey ve derin okyanus akıntılarını nasıl harekete geçirdiğini açıklamak için başlangıç oluşturuyor. Ardından Küresel Taşıma Bandı’nın ısı ve besinleri nasıl taşıdığı ve olası yavaşlamasının Atlantik hava sistemleri açısından neden belirsizlik yarattığı ele alınıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Quite the opposite. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu kısa geçişi, beklenen bir sonucu kesin biçimde düzelten ve gerçeğin tam tersi olduğunu bildiren ifade olarak tanıyın. Konuşmacı önceki düşünceyi geçersiz kılıp anlatıyı karşıt kanıtlara yönelttiğinde açıklamanın akışını izlemenizi sağlar. 2. the Coriolis effect. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Dünya’nın dönüşünün hareket eden hava ve suyu saptırdığı gerçek olgunun İngilizce adını anlayın. Böylece İngilizce anlatımlarda rüzgâr düzenlerini, dönen okyanus girdaplarını ve iki yarım küredeki zıt dolaşım yönlerini aynı ilkeyle ilişkilendirebilirsiniz. 3. causing havoc with weather systems — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir değişikliğin karmaşık bir sistemi ciddi biçimde bozduğunu anlatan bu güçlü neden-sonuç eşdizimini öğrenin. Bunu daha hafif olan cause problems ifadesinden ayırabilir; bilimsel raporlar, haberler ve risk uyarılarındaki aciliyet tonunu kavrayabilirsiniz.

Bu derste

In 1992,

0:06

1992 yılında,

a cargo ship carrying bath toys got caught in a storm. Notlar

0:07

banyo oyuncakları taşıyan bir kargo gemisi fırtınaya yakalandı.

Dilbilgisi

carrying bath toys: a cargo ship ifadesini niteleyen ortaç öbeği

“carrying bath toys”, “a cargo ship” ifadesinin hemen ardından gelir ve gemiyi niteler: geminin ne taşıdığını belirtir. Yapı, “a cargo ship that was carrying bath toys” şeklinde açılabilir. Bu ortaç öbeği, ikinci bir ana eylem oluşturmadan isme bilgi ekler. Cümlenin ana fiil öbeği “got caught” olduğundan, “carrying” onunla eş görevli bir ana fiil değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede “the truck” ifadesinden hemen sonra gelen bir şimdiki zaman ortacı öbeği kamyonu niteler?

  1. The truck carrying fresh fruit arrived early.
  2. Carrying fresh fruit, the driver arrived early.
  3. The truck carried fresh fruit and arrived early.
Cevabı göster

The truck carrying fresh fruit arrived early.

Kalıp ifadeler

got caught in a storm: beklenmedik biçimde zor bir durumla karşılaşmak

“got caught in a storm”, geminin beklenmedik biçimde fırtınayla karşılaştığı ve ondan etkilendiği anlamına gelir. Burada “caught”, bir şeyi etkin biçimde yakalama anlamında değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp “get caught in + zor bir durum” şeklindedir. “Got”, “get” fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve bu ifade genellikle kötü hava, trafik ya da sorunları anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “get caught in” ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We left late and ____ heavy traffic.

Cevabı göster

got caught in

Shipping containers washed overboard Öbek fiiller

0:12

Nakliye konteynerleri denize sürüklendi

Öbek fiiller

washed overboard: tekneden suya sürüklenmek

Washed overboard, bir kişinin veya nesnenin su ya da dalgalar tarafından bir teknenin üzerinden, bordayı aşarak suya sürüklenmesi demektir. Burada hareket ettirilen şey yük konteynerleridir; konteynerler herhangi bir şeyi yıkamıyor. Overboard, tekne ve gemilerle kullanılan bir yön sözcüğüdür. Tekneden çevresindeki suya doğru hareketi gösterir. Bu nedenle ifade, bir temizlik eylemini değil, konteynerlerin nereye sürüklendiğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir dalganın soğutucu kutuyu tekneden suya sürüklediği anlamına gelir?

  1. The cooler was washed overboard by a wave.
  2. The cooler was washed on the deck after the trip.
  3. The cooler was washed ashore by a wave.
Cevabı göster

The cooler was washed overboard by a wave.

and the waves swept 28,000 rubber ducks and other toys Kalıp ifadeler

0:14

ve dalgalar 28.000 plastik ördek ile diğer oyuncakları

into the North Pacific.

0:19

Kuzey Pasifik'e sürükledi.

Kalıp ifadeler

swept + nesne + into + yer: bir şeyi bir yerin içine sürüklemek

sweep + nesne + into + yer yapısı, güçlü ve hareketli bir kuvvetin bir şeyi bir hedefin içine taşıması anlamına gelir. Bu cümlede dalgalar kuvveti, plastik ördekler ile diğer oyuncaklar hareket ettirilen nesneleri, Kuzey Pasifik ise hedefi oluşturur. Swept, sweep fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada süpürgeyle temizlik yapmak anlamına gelmez; nesnelerin kontrol edemediği hızlı ve güçlü bir hareketi vurgular.

Alıştırma

Cümleyi sweep fiilinin geçmiş zaman biçimi ve içeriye doğru hareketi gösteren edatla tamamlayın: A strong gust ____ the leaves ____ the garage.

Cevabı göster

swept · into

But they didn't stick together. Öbek fiiller

0:20

Ancak bir arada kalmadılar.

Öbek fiiller

didn't stick together: tek bir grup hâlinde kalmamak

Bu cümlede didn't stick together, oyuncakların denize düştükten sonra tek bir grup hâlinde kalmadığı anlamına gelir. Buradaki stick together, tutkalla birbirine yapışmak değil, yakın ya da toplu hâlde kalmaktır. Aynı öbek fiil, bir grup olarak hareket etmeye devam eden insanlar için de kullanılabilir. Başka bağlamlarda birbirini desteklemek anlamına da gelebilir; bu yüzden fiziksel olarak bir arada durma ile dayanışma arasındaki anlamı çevredeki cümlelerden seçin.

Alıştırma

Hangi cümlede stick together, “grup hâlinde kalmak ve ayrılmamak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The hikers split up and took different trails.
  2. The labels stuck together because the glue was still wet.
  3. The hikers stuck together until they reached camp.
Cevabı göster

The hikers stuck together until they reached camp.

Quite the opposite. Anlatım akışı

0:22

Tam tersine.

Anlatım akışı

Quite the opposite: durumun tam tersini gösterme

Quite the opposite, gerçeğin yalnızca biraz farklı olmadığını, diğer uçta bulunduğunu belirten ve tek başına cümle olarak kullanılabilen bir söylem işaretidir. they didn't stick together gibi olumsuz bir cümleden sonra, reddedilen düşünceyle —bir arada kalmakla— karşıtlığı güçlendirebilir ve dinleyiciyi karşıt sonuca, yani etrafa dağılmaya hazırlayabilir. Bütün ifadeyi “tam tersi” anlamına gelen kalıplaşmış bir söz olarak ele alın. Burada quite, opposite sözcüğünü güçlendirir; quite good gibi ifadelerde görülebildiği üzere tek başına “oldukça” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Tam tersi” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The path wasn't short. ____. It took us six hours to finish.

Cevabı göster

Quite the opposite

The ducks have since washed up all over the world Öbek fiiller

0:23

O günden bu yana ördekler dünyanın dört bir yanındaki sahillere vurdu

Öbek fiiller

have since washed up: daha sonra kıyıya vurmak

Bu deniz bağlamında wash up, su tarafından taşınıp kıyıda bırakılmak anlamına gelir. Ördekler sahile ulaşan nesnelerdir; kendilerini yıkamıyorlar. Have washed up, present perfect yapısındadır. Buradaki since, “o zamandan sonra” veya “o zaman ile şimdi arasındaki sürede” anlamına gelen bir zarftır. Have sözcüğünden sonra gelerek daha önce bilinen bir olayı kıyıya daha sonra ulaşan nesnelerle ilişkilendirir. Ördeklerin tam şu anda da kıyıya ulaşmaya devam ettiğini göstermez.

Alıştırma

Cümleyi “önceki olaydan sonra kıyıya ulaştılar” anlamına gelen üç sözcüklük tam ifadeyle tamamlayın: After the cargo spill, plastic toys ____ on beaches across the Pacific.

Cevabı göster

have since washed up

and researchers have used their paths to chart a better understanding of ocean currents. Kelime

0:27

ve araştırmacılar okyanus akıntılarını daha iyi anlamak ve haritalandırmak için onların izledikleri yolları kullandılar.

Kelime

chart a better understanding: kanıtları haritalandırarak anlayış geliştirmek

Burada chart, yolları haritaya geçirmek veya örüntüleri kaydetmek düşüncesine dayanan bir fiildir. İzlenen yollar, araştırmacıların haritalandırabileceği kanıtlar sağlar ve bu çalışma okyanus akıntılarını daha açık biçimde anlamalarına yardımcı olur. Chart a better understanding ifadesi iki adımı sıkıştırır: yolları haritalandırmak ve daha iyi bir anlayış geliştirmek. Understanding, chart fiili için alışılmadık bir doğrudan nesne olduğundan bu ifade, anlayışı gerçekten çizmek olarak değil, haritalandırma bağlamının oluşturduğu yaratıcı bir anlatım olarak okunmalıdır.

Alıştırma

Bu cümlede chart a better understanding ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Araştırmacılar okyanus akıntılarını planlanmış bir rotayı izleyecek şekilde değiştirdi.
  2. Araştırmacılar zaten sahip oldukları bir anlayışı basılı bir grafiğe dönüştürdü.
  3. Yollar, araştırmacıların örüntüleri haritalandırmasına ve okyanus akıntılarını daha açık biçimde anlamasına yardımcı oldu.
Cevabı göster

Yollar, araştırmacıların örüntüleri haritalandırmasına ve okyanus akıntılarını daha açık biçimde anlamasına yardımcı oldu.

Ocean currents are driven by a range of sources: Kalıp ifadeler

0:33

Okyanus akıntıları bir dizi faktör tarafından yönlendirilir:

Kalıp ifadeler

are driven by a range of sources: birden fazla nedeni tanıtmak

Are driven by, burada çoğul özne Ocean currents ile kullanılan edilgen yapıdır. Bazı güçlerin veya koşulların bir şeyi gerçekleştirdiğini ya da hareket hâlinde tuttuğunu anlatır. Buradaki driven bir araç sürmekle ilgili değildir; doğal etkenlerin okyanus akıntılarına güç verdiğini veya onları şekillendirdiğini belirtir. A range of sources, birbirinden farklı birkaç neden anlamına gelir. İki nokta, bu nedenlerin listesinin birazdan geleceğini gösterir. Bu kalıp, bilimsel ve resmî açıklamalarda birden fazla nedeni tanıtmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Neden-sonuç cümlesini tamamlamak için be driven by ifadesini doğru biçimde kullanın: The city's traffic patterns ____ a range of factors: work schedules, road design, and public events.

Cevabı göster

are driven by

the wind,

0:36

rüzgar,

tides,

0:37

gelgitler,

changes in water density, Kelime

0:38

su yoğunluğundaki değişiklikler

Kelime

water density: belirli bir hacimdeki kütle

Water density, belirli bir su hacmindeki kütle miktarıdır. changes in water density ifadesindeki density, bir yerin ne kadar kalabalık olduğunu değil, fiziksel bir özelliği adlandırır. Sıcaklık ve tuzluluk deniz suyunun yoğunluğunu değiştirebilir. Yoğunluğu daha yüksek olan su, daha az yoğun suyun altına batma eğilimindedir; bu nedenle yoğunluk farkları derin okyanus suyunun hareket etmesine katkıda bulunabilir.

Alıştırma

Bilimsel bir bağlamda water density ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. su yakınında toplanan insan sayısı
  2. suyun akış hızı
  3. belirli bir su hacminde bulunan kütle
Cevabı göster

belirli bir su hacminde bulunan kütle

and the rotation of the Earth.

0:40

ve Dünya'nın dönüşü.

The topography of the ocean floor and the shoreline modifies those motions, Kelime

0:43

Okyanus tabanının ve kıyı şeridinin topoğrafyası bu hareketleri değiştirerek

Kelime

topography of the ocean floor: deniz tabanının şekli ve özellikleri

Topography, bir alanın şeklini, yüksekliğini ve yüzey özelliklerini ifade eder. Ocean floor, bir binanın ya da geminin içindeki zemin değil, deniz tabanının yüzeyidir. Bu nedenle topography of the ocean floor, deniz tabanının fiziksel şekli ve özellikleri demektir. Bu cümlede ifade, suyun yönünü değiştirebilen, hareketini yavaşlatabilen veya hızlandırabilen fiziksel bir koşulu adlandırır. Kıyı şeridiyle birlikte suyun nasıl hareket ettiğini etkiler.

Alıştırma

Bu cümlede topography of the ocean floor ne anlama geliyor?

  1. Okyanus üzerindeki hava koşulları
  2. Deniz tabanının şekli ve fiziksel özellikleri
  3. Okyanusu geçen gemilerin adları
Cevabı göster

Deniz tabanının şekli ve fiziksel özellikleri

Kelime

modifies those motions: mevcut hareketin davranışını değiştirmek

Bilimsel açıklamalarda modify, mevcut bir sürecin yönünü, hızını, gücünü veya düzenini değiştirmek anlamına gelir; sürecin mutlaka yerine geçirilmesi ya da durdurulması anlamına gelmez. Buradaki those motions, daha önce sözü edilen okyanus suyu hareketlerini belirtir. Bu nedenle modifies those motions, fiziksel koşulların mevcut su hareketinin davranışını etkilediği anlamına gelir. Burada modify, sözcükleri veya belgeleri düzenlemek anlamında değildir.

Alıştırma

Bu bilimsel cümlede modifies those motions ne anlama geliyor?

  1. Motions sözcüğünün yazımını düzeltir.
  2. Mevcut hareketlerin davranış biçimini değiştirir.
  3. Hareketleri yoktan var eder.
Cevabı göster

Mevcut hareketlerin davranış biçimini değiştirir.

causing currents to speed up, slow down, or change direction. Dilbilgisi

0:47

akıntıların hızlanmasına, yavaşlamasına veya yön değiştirmesine neden olur.

Dilbilgisi

causing currents to speed up, slow down, or change direction: bir nedenin sonucunu belirtmek

Burada causing, hemen önce anlatılan durumun sonucunu belirtir. Kalıp cause + nesne + to-infinitive şeklindedir: currents etkilenen nesnedir; to speed up, (to) slow down ve (to) change direction ise olası sonuçları belirtir. Baştaki to, paralel üç fiilin tümü için ortaktır. Liste, bir akıntının etkilenebileceği farklı yolları gösterir; aynı akıntının aynı anda hem hızlanması hem de yavaşlaması gerektiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Sonuç ifadesini move fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The tunnel became narrower, causing the air ____ faster.

Cevabı göster

to move

Ocean currents fall into two main categories: Kalıp ifadeler

0:52

Okyanus akıntıları iki ana kategoriye ayrılır:

Kalıp ifadeler

fall into two main categories: iki ana kategoriye ayrılmak

Fall into categories, “kategoriler hâlinde gruplanabilir veya sınıflandırılabilir” anlamına gelir. Burada ocean currents öznesi sınıflandırılan şeydir; fall into fiziksel olarak düşmeyi anlatmaz. Two main categories, okuyucuya sırada kaç grup olduğunu bildirir; iki nokta ise bu grupların adlarının ardından geleceğini gösterir. Bu, açıklamalarda ve sunumlarda bilgiyi düzenlemenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Sınıflandırma cümlesini fall into ile tamamlayın: These examples ____ two main categories.

Cevabı göster

fall into

surface currents and deep ocean currents. Kelime

0:55

yüzey akıntıları ve derin okyanus akıntıları.

Kelime

surface currents ... deep ocean currents: okyanus derinliği

Surface currents, okyanus yüzeyinde veya yüzeye yakın yerlerde akan sulardır; deep ocean currents ise çok daha derin sularda akar. Bu terimler okyanus akıntılarını hareket ettikleri su katmanına göre sınıflandırır. deep ocean currents ifadesindeki deep, akıntının okyanustaki konumunu anlatır. Rengini anlatmaz. Burada current, su akışı anlamındaki bir addır; “güncel” veya “mevcut” anlamındaki sıfat değildir.

Alıştırma

Hangi cümle surface currents ile deep ocean currents arasındaki farkı doğru açıklar?

  1. Surface currents move water near the ocean's surface, while deep ocean currents move water at greater depths. (Yüzey akıntıları okyanus yüzeyine yakın suyu, derin okyanus akıntıları ise daha derindeki suyu hareket ettirir.)
  2. Surface currents flow only along beaches, while deep ocean currents flow only in rivers. (Yüzey akıntıları yalnızca sahiller boyunca, derin okyanus akıntıları ise yalnızca nehirlerde akar.)
  3. Surface currents are present-day currents, while deep ocean currents are dark-colored currents. (Yüzey akıntıları günümüze ait akıntılardır, derin okyanus akıntıları ise koyu renkli akıntılardır.)
Cevabı göster

Surface currents move water near the ocean's surface, while deep ocean currents move water at greater depths. (Yüzey akıntıları okyanus yüzeyine yakın suyu, derin okyanus akıntıları ise daha derindeki suyu hareket ettirir.)

Surface currents control the motion of the top 10% of the ocean's water,

0:58

Yüzey akıntıları okyanus sularının en üstteki %10'luk kısmının hareketini kontrol ederken,

while deep ocean currents mobilize the other 90%. Dilbilgisi

1:02

derin okyanus akıntıları geriye kalan %90'ı harekete geçirir.

Dilbilgisi

while deep ocean currents ...: karşıtlık için while kullanımı

Burada while, birbirine karşıt iki olguyu bağlar: yüzey akıntıları üstteki %10'u etkilerken derin okyanus akıntıları kalan %90'ı etkiler. Bu kullanımda while, whereas veya “buna karşılık” anlamındadır; “……olduğu sırada” şeklinde bir zaman anlamı taşımaz. Aynı konuyla ilgili paralel bilgilere bakın. Bir akıntı türü ve yüzdesi başka bir tür ve yüzdeyle karşılaştırıldığı için ilişki zaman değil karşıtlık ilişkisidir.

Alıştırma

Hangi cümlede while, örnekte olduğu gibi bir karşıtlık belirtir?

  1. Please wait here while I speak to the manager. (Ben müdürle konuşurken lütfen burada bekleyin.)
  2. City buses are cheaper, while taxis are usually faster. (Şehir otobüsleri daha ucuzken taksiler genellikle daha hızlıdır.)
  3. I listened to music while I cleaned my room. (Odamı temizlerken müzik dinledim.)
Cevabı göster

City buses are cheaper, while taxis are usually faster. (Şehir otobüsleri daha ucuzken taksiler genellikle daha hızlıdır.)

Though they have different causes, Dilbilgisi

1:06

Farklı nedenleri olmasına rağmen,

Dilbilgisi

Though they have different causes: ödünleme bildiren giriş

Though, ödünleme bildiren bir yan cümle başlatır. Yüzey ve derin okyanus akıntılarının farklı nedenleri olduğunu kabul ederken okuyucuyu, bu farklılığa rağmen geçerli kalan ana düşünceye hazırlar. Bu yan cümle virgülle bittiği için yalnızca bir hazırlıktır, tam sonuç değildir. Karşıtlığı tamamlayan ana cümleyi görmek için okumaya devam etmek gerekir.

Alıştırma

Dersi vurgulanan bağlaçla cümleyi tamamlayın: ____ the road was icy, the bus arrived safely.

Cevabı göster

Though

surface and deep ocean currents influence each other in an intricate dance Notlar

1:07

yüzey ve derin okyanus akıntıları birbirlerini karmaşık bir dans içinde etkileyerek

Kalıp ifadeler

influence each other: iki yönlü etki

Influence each other, etkinin iki yönde de gerçekleştiğini anlatır: yüzey akıntıları derin okyanus akıntılarını, derin okyanus akıntıları da yüzey akıntılarını etkiler. Yapı, çoğul özne + influence + each other şeklindedir. Each other, her katılımcının etkisinin diğer katılımcıya veya katılımcılara yöneldiğini gösterir; kişinin kendisine yönelen bir etkiyi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki birbirini etkilemek anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: Technology and culture ____ over time.

Cevabı göster

influence each other

Deyimler

in an intricate dance: karmaşık etkileşim benzetmesi

In an intricate dance bu cümlede bir benzetmedir. Okyanus akıntıları gerçekten dans etmez; dance, akıntıların birbirini sürekli etkilemesini, birden fazla parçanın birbirine karşılık verdiği hareketler gibi gösterir. Intricate, etkileşimin birbiriyle yakından bağlantılı pek çok ayrıntı içerdiğini belirtir. Bu ifade, soyut bir sistemi karmaşık ve uyumlu bir hareket olarak gözünüzde canlandırmanıza yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede in an intricate dance ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Akıntılar seyirciler için planlanmış bir dans sergiler.
  2. Akıntılar karmaşık ve uyumlu bir biçimde etkileşir.
  3. Akıntılar bir dansı izlemek için hareket etmeyi bırakır.
Cevabı göster

Akıntılar karmaşık ve uyumlu bir biçimde etkileşir.

that keeps the entire ocean moving. Dilbilgisi

1:12

tüm okyanusun hareket halinde kalmasını sağlarlar.

Dilbilgisi

keeps the entire ocean moving ifadesinde keep + nesne + -ing

Keep + nesne + -ing, birinin veya bir şeyin bir eylemi sürdürmesini ya da devam eden bir durumda kalmasını sağlamak anlamına gelir. Keeps the entire ocean moving ifadesinde the entire ocean nesnedir; moving ise süren hareketi anlatan -ing biçimidir. Bu yapı, okyanusun yalnızca bir kez hareket etmesini değil, hareketin zaman içinde sürdürülmesini vurgular.

Alıştırma

Keep + nesne + -ing yapısını ve parantezdeki fiili kullanarak cümleyi tamamlayın: The host's jokes keep the audience ____. (laugh)

Cevabı göster

laughing

Near the shore,

1:15

Kıyıya yakın bölgelerde,

surface currents are driven by both the wind and tides, Dilbilgisi

1:16

yüzey akıntıları hem rüzgar hem de gelgitler tarafından yönlendirilir,

Dilbilgisi

both the wind and tides: both ... and ... ile eşit iki etkeni bağlama

Both A and B, A ile B’nin ikisinin de dâhil olduğunu belirtir. Bu cümlede the wind ve tides, yüzey akıntılarının eşit konumdaki iki nedenidir; both, ifadenin yalnızca birine değil ikisine de uygulandığını gösterir. Kalıp both A and B şeklindedir. A ve B, iki isim, iki sıfat veya iki edat öbeği gibi aynı dil bilgisi görevini üstlenmelidir.

Alıştırma

Cümleyi both ... and ile tamamlayın: The coastal path is used by ____ walkers ____ cyclists.

Cevabı göster

both · and

which draw water back and forth as the water level falls and rises. Notlar

1:19

su seviyesi düştükçe ve yükseldikçe suyu ileri geri çekerler.

Kalıp ifadeler

draw water back and forth: karşıt yönlerde tekrarlanan hareket

Burada draw, “resim çizmek” değil, “çekmek” veya “hareket ettirmek” anlamına gelir. İlgi zamiri which, tides sözcüğüne gönderme yapar; dolayısıyla hareketi gelgitler gerçekleştirir ve water hareket ettirilen şeydir. Back and forth, önce bir yönde, sonra karşı yönde tekrarlanan hareketi anlatır. Draw water back and forth ifadesinin tamamı, dışarıdan bir kuvvetin suyu iki yön arasında tekrar tekrar hareket ettirmesini betimler.

Alıştırma

Hangi cümle gelgitin suyu çekerek karşıt yönlerde tekrar tekrar hareket ettirdiğini anlatır?

  1. The tide draws the water back and forth.
  2. The tide carries the water steadily toward the shore.
  3. The tide leaves the water completely still.
Cevabı göster

The tide draws the water back and forth.

Dilbilgisi

as the water level falls and rises: eş zamanlı süreçler

Burada as, bir şey değişirken veya değiştikçe anlamına gelir. Değişen bir zaman arka planı kurar: su seviyesi alçalıp yükselirken su da ileri geri çekilir. As'in bu kullanımı birlikte ilerleyen iki süreci birbirine bağlar. Bir görev ya da rol anlamına gelmez; cümle, because ile açık bir neden belirtmekten çok zaman bakımından eş zamanlılığı vurgular.

Alıştırma

Şunu okuyun: 'As the door slowly opened, more light entered the room.' Burada as neyi gösteriyor?

  1. İkinci sürecin birinci süreç başlamadan önce bittiğini gösterir.
  2. Bir isimden önce “bir rolde” anlamına gelir.
  3. İki sürecin birlikte ilerlediğini gösterir.
Cevabı göster

İki sürecin birlikte ilerlediğini gösterir.

Meanwhile, in the open ocean, Anlatım akışı

1:24

Bu arada, açık okyanusta,

Anlatım akışı

Meanwhile, in the open ocean: yeni bir konuma geçiş

Meanwhile bu bölümü önceki açıklamaya bağlar ve aynı genel zaman dilimindeki başka bir durumun ele alınacağını gösterir. In the open ocean, bir sonraki ana ifadeden önce yeni yeri belirler. Meanwhile, + yer bildiren bir ifade yapısı, konuyu bitirmeden açıklamayı kıyıya yakın bölgeden karşıt başka bir yere taşır. Bu yapı, dinleyenin sonraki bilginin neresi için geçerli olduğunu takip etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Bir haber önce şehir merkezindeki kurtarma çalışmalarını anlatıyor. Hangi cümle başka bir yerde aynı anda gerçekleşen olaylara en uygun geçişi yapar?

  1. Therefore, in the suburbs, volunteers were opening shelters.
  2. Meanwhile, in the suburbs, volunteers were opening shelters.
  3. For example, in the suburbs, volunteers were opening shelters.
Cevabı göster

Meanwhile, in the suburbs, volunteers were opening shelters.

wind is the major force behind surface currents. Kalıp ifadeler

1:26

yüzey akıntılarının arkasındaki temel güç rüzgardır.

Kalıp ifadeler

the major force behind surface currents: yüzey akıntılarının arkasındaki başlıca güç

the major force behind something ifadesinde force, bir şeyin gerçekleşmesini sağlayan neden veya etki anlamına gelir. Behind burada mecazidir: fiziksel bir konumu değil, sonucu yönlendiren etkeni gösterir. Major, başlıca veya en önemli itici etken anlamına gelir; ancak bunun tek etken olduğu anlamına gelmez. Burada rüzgâr, yüzey akıntılarını yönlendiren başlıca güç olarak gösteriliyor.

Alıştırma

Cümleyi “başlıca itici neden” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Public support was the major ____ the reform.

Cevabı göster

force behind

As wind blows over the ocean, Dilbilgisi

1:29

Rüzgar okyanus üzerinde estikçe,

it drags the top layers of water along with it. Kalıp ifadeler

1:31

suyun üst katmanlarını da beraberinde sürükler.

Dilbilgisi

As wind blows over the ocean: As + gelişmekte olan bir süreç

Burada As, zaman ve süreç bildiren bir yan cümle başlatır: rüzgâr okyanusun üzerinden eserken suyun üst katmanlarını hareket ettirir. As ile başlayan yan cümle arka plandaki süreci verir; ana cümle ise bu süreçte ne olduğunu anlatır. As’in bu kullanımı, birlikte gelişen iki eylemi veya değişimi sık sık birbirine bağlar. Burada “-iken” veya “süreç ilerledikçe” anlamındadır; “olarak” anlamında ya da as ... as karşılaştırma yapısında değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede as, örnekteki gibi gelişmekte olan bir süreci başlatır?

  1. As you already know the rules, we can begin.
  2. As the soup cools, it becomes thicker.
  3. She works as a nurse.
  4. The box is as heavy as the bag.
Cevabı göster

As the soup cools, it becomes thicker.

Kalıp ifadeler

drag ... along with it: başka bir şeyi de birlikte hareket ettirmek

drag + nesne + along with it yapısında özne zaten hareket etmektedir ve uyguladığı kuvvet nesnenin de aynı yönde hareket etmesini sağlar. Burada it rüzgârı, the top layers of water ise hareket ettirilen nesneyi ifade eder. Along with it burada hareket bildiren bir anlama sahiptir: su, rüzgârın hareketini takip eder. Drag ayrıca rüzgâr ile suyun yalnızca aynı anda bulunmasını değil, sürekli bir kuvvet uygulanmasını da anlatır.

Alıştırma

Hareket eden bir kuvvetin başka bir nesneyi de kendisiyle birlikte hareket ettirdiği anlamına gelen cümle hangisidir?

  1. The current dragged the floating leaves along with it.
  2. The current passed under the bridge without moving the leaves.
  3. The leaves stayed on the bank while the current flowed.
Cevabı göster

The current dragged the floating leaves along with it.

That moving water pulls on the layers underneath Kalıp ifadeler

1:34

Hareket eden bu su, altındaki katmanları çeker

Kalıp ifadeler

pull on the layers underneath: çekme kuvveti uygulamak

Pull on + nesne, o nesneye çekme kuvveti uygulamak anlamına gelir. Hareketin sonucundan çok kuvveti veya teması anlatır; bu nedenle nesnenin hemen hareket etmesi gerekmez. Burada hareket eden yüzey suyu, alttaki suya kuvvet uygular. The layers underneath, “alttaki katmanlar” demektir. Underneath, layers sözcüğünden sonra gelir ve hangi katmanların etkilendiğini belirtir.

Alıştırma

“Çekme kuvveti uygulamak” anlamındaki pull on ifadesini oluşturan edatı yazın: The climber pulled ____ the rope to test it.

Cevabı göster

on

and those pull on the ones beneath them.

1:37

ve o katmanlar da kendi altlarındakileri çeker.

In fact,

1:39

Aslında,

water as deep as 400 m is still affected by the wind at the ocean surface. Dilbilgisi

1:40

400 metre derinliğindeki su bile okyanus yüzeyindeki rüzgardan etkilenir.

Dilbilgisi

as deep as 400 m: dikkat çekici bir derinliğe ulaşmak

Bu cümlede as deep as 400 m, “400 metre derinliğe ulaşan” anlamına gelir. water sözcüğünü niteler ve rüzgârın etkisinin şaşırtıcı derecede derine ulaştığını vurgular; suyu aynı derinlikteki başka bir şeyle karşılaştırmaz. as + adjective + as + number yapısı, as high as 30 meters veya as long as two hours örneklerinde olduğu gibi dikkat çekici ya da en yüksek bir dereceyi gösterebilir. Sayı, vurgulanan ulaşma noktasını belirtir; her durumun tam olarak bu ölçüde olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“Belirli bir derinliğe ulaşmak” anlamındaki as + adjective + as yapısıyla cümleyi tamamlayın: The lake is ____ 300 meters in some places.

Cevabı göster

as deep as

If you zoom out to look at the patterns of surface currents all over the Earth, Öbek fiiller

1:47

Dünya üzerindeki yüzey akıntılarının modellerine bakmak için uzaklaştığınızda,

Öbek fiiller

zoom out: ayrıntılardan büyük resme geçmek

zoom out sözcük anlamıyla bir görüntünün veya haritanın daha geniş bir alan göstermesini sağlayarak nesnelerin daha küçük görünmesi demektir. Burada bakış açısı yerel okyanus akıntılarından tüm Dünya’daki düzenlere geçer. İfade mecazi olarak da kullanılabilir. Bir tartışmada veya analizde zoom out, ayrıntılardan geri çekilip daha büyük durumu ya da genel düzeni düşünmek anlamına gelir.

Alıştırma

“Ayrıntılı bir görünümden daha geniş bir görünüme geçmek” anlamındaki iki sözcüklü hedef öbek fiille tamamlayın: If you want to see the entire map rather than one street, ____.

Cevabı göster

zoom out

you'll see that they form big loops called gyres, Dilbilgisi

1:51

bunların döngü adı verilen büyük halkalar oluşturduğunu görürsünüz,

Dilbilgisi

form big loops called gyres: isim + called + ad ile adlandırma

Burada called gyres, big loops ifadesinden sonra gelir ve bu döngülere ad verir. “Big loops that are called gyres” ile aynı anlama gelir. Called bir geçmiş zaman ortacıdır; döngülerin telefon ettiğini anlatmaz. “İsim + called + ad” kalıbı, bir şeyin adını kısa ve açık biçimde verir. Açıklamalarda bir terim tanıtılırken sık kullanılır; a process called evaporation buna bir örnektir.

Alıştırma

Hangi ifade doğal biçimde “compass adlı bir araç” anlamına gelir?

  1. a tool shaped like a compass
  2. a tool with a compass
  3. a tool called a compass
Cevabı göster

a tool called a compass

which travel clockwise in the Northern Hemisphere Kelime

1:54

Kuzey Yarımküre'de saat yönünde seyahat ederken

and counter-clockwise in the Southern Hemisphere.

1:57

Güney Yarımküre'de saat yönünün tersine hareket ederler.

Kelime

clockwise ... counter-clockwise: zıt dönüş yönleri

Clockwise, saate önden bakıldığında akrep ve yelkovanın ilerlediği yönde, yani saat yönünde hareket etmek demektir. Counter-clockwise bunun ters yönünde hareket etmek demektir. Burada her sözcük okyanus girdaplarının hangi yönde ilerlediğini gösterir. Counter- ön eki “karşıt” fikrini ekler. Amerikan İngilizcesinde counterclockwise çoğu zaman tek sözcük olarak yazılır; altyazıdaki kısa çizgili counter-clockwise da aynı anlama gelir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyip duyduğunuzu seçin. Clockwise sözcüğünden önce counter- gelip gelmediğine dikkat edin.

  1. Turn the dial clockwise until it clicks.
  2. Turn the dial counter-clockwise until it clicks.
Cevabı göster

Turn the dial clockwise until it clicks.

That's because of the way the Earth's rotation affects the wind patterns Anlatım akışı

2:00

Bunun nedeni Dünya'nın dönüşünün rüzgar modellerini etkileme biçimidir,

that give rise to these currents. Kalıp ifadeler

2:04

ki bu da bu akıntıların doğmasına neden olur.

Anlatım akışı

That's because of the way ...: Bir sonucu mekanizmasına bağlamak

That's, az önce sözü edilen bir sonuca veya olguya gönderme yaparken because of bunun nedenini sunar. Burada ifade, açıklamayı akıntı yönlerindeki gözlemlenen farktan bu farkın arkasındaki nedene taşır. the way + yan cümle yapısında way, bir şeyin gerçekleşme biçimini veya sürecini anlatır; ‘yol’ anlamına gelmez. That's because of the way + yan cümle kalıbının tamamı, gözlemlenen bir sonucu arkasındaki mekanizmanın açıklamasına bağlar.

Alıştırma

That's because of the way ... bir açıklamada bilgiyi düzenlemek için ne yapar?

  1. Konuşanın önceki sonucun doğru olup olmadığından emin olmadığını gösterir.
  2. Bir sonuca gönderme yapar ve nedeninin nasıl işlediğini açıklar.
  3. Önceki sonuçla ilgisiz yeni bir yer tanıtır.
Cevabı göster

Bir sonuca gönderme yapar ve nedeninin nasıl işlediğini açıklar.

Kalıp ifadeler

give rise to these currents: Bu akıntılara yol açmak

Give rise to + isim öbeği ‘neden olmak veya ortaya çıkarmak’ demektir. Bu cümlede wind patterns neden, these currents ise bu nedenin ortaya çıkardığı sonuçtur. Bu üç sözcük birlikte tek bir neden-sonuç ifadesi olarak çalışır. Rise burada akıntıların yukarı doğru hareket ettiği anlamına gelmez; to ortaya çıkan şeyi veya durumu sunar.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki ‘neden olmak veya ortaya çıkarmak’ anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Prolonged stress can ____ sleep problems.

Cevabı göster

give rise to

If the Earth didn't rotate, Dilbilgisi

2:06

Eğer Dünya dönmeseydi,

air and water would simply move back and forth Kalıp ifadeler

2:08

hava ve su basitçe

between low pressure at the equator

2:10

ekvatordaki alçak basınç ile

and high pressure at the poles.

2:12

kutuplardaki yüksek basınç arasında ileri geri hareket ederdi.

Dilbilgisi

If the Earth didn't rotate, ... would ...: gerçeğe aykırı bir koşul

If + özne + simple past, özne + would + fiilin yalın hâli yapısında geçmiş zaman biçimi, geçmiş zamanı değil şimdiki gerçeklikten uzaklığı gösterebilir. Dünya gerçekten döndüğü için didn't rotate bunun tersini hayal eder. Would, bu hayalî dünyadaki sonucu belirtir. Bilimsel açıklamalarda gerçek bir koşulu geçici olarak kaldırıp onun hangi etkiyi yarattığını göstermek için bu yapı sıkça kullanılır.

Alıştırma

Gerçeğe aykırı koşul cümlesini tamamlayın. İlk boşlukta shine fiilinin kısaltılmış olumsuz simple past biçimini, ikinci boşlukta would + become kullanın: If the Sun ____, Earth ____ a dark, frozen world.

Cevabı göster

didn't shine · would become

Kalıp ifadeler

back and forth between A and B: iki uç nokta arasında tekrarlı hareket

Back and forth, yalnızca tek bir yolculuğu değil, zıt yönlerde tekrarlanan hareketi anlatır. Between A and B eklendiğinde bu tekrarlı hareketin iki uç noktası belirtilir. Burada ilk tam uç nokta low pressure at the equator, ikincisi ise high pressure at the poles ifadesidir. Bu yapı insanlar, yerler veya seçenekler arasındaki tekrarlı hareketleri ya da alışverişleri de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi iki uç nokta arasındaki tekrarlı hareketi anlatan tam ifadeyle tamamlayın: The ferry travels ____ the island and the mainland.

Cevabı göster

back and forth between

But as the Earth spins, Dilbilgisi

2:14

Ancak Dünya döndükçe,

air moving from the equator to the North Pole

2:16

ekvatordan Kuzey Kutbuna doğru hareket eden hava

is deflected eastward Kelime

2:19

doğuya doğru sapar

and air moving back down is deflected westward.

2:20

ve geri aşağı hareket eden hava batıya doğru sapar.

Dilbilgisi

as the Earth spins: as ile devam eden süreci arka plan olarak verme

Burada as, zaman veya süreç bildiren bir yan cümle başlatır. As the Earth spins, Dünya'nın süregelen dönüşünü havanın yönünün değiştiği sıradaki arka plan olarak verir. Bilimsel açıklamada olaylar birbiriyle bağlantılı olduğu için as gelişen bir mekanizma hissi de verebilir. Yine de buradaki temel görevi eş zamanlı süreçleri göstermektir; because gibi bir cümleyi diğerinin açık nedeni olarak doğrudan sunmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede as, devam eden bir süreci zaman arka planı olarak tanıtır?

  1. As the wheel spins, the colored dots seem to form a ring.
  2. She uses the box as a seat.
  3. The cloth is as soft as silk.
Cevabı göster

As the wheel spins, the colored dots seem to form a ring.

Kelime

is deflected eastward ... is deflected westward: doğuya veya batıya saptırılmak

Be deflected, hareket eden bir şeyin izlediği yolun veya yönünün bir kuvvet ya da etki tarafından değiştirildiği anlamına gelir. Edilgen is deflected biçimi, bu fiil öbeğinde nedeni belirtmeden havaya ne olduğuna odaklanır. Eastward ve westward, doğuya ve batıya anlamına gelen yön zarflarıdır. Deflected sözcüğünden sonra değişimin yönünü belirtirler; dolayısıyla vurgulanan iki ifade, zıt yönlerdeki rota değişikliklerini anlatır.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuzu seçin. Eastward ile westward arasındaki farka odaklanın.

  1. The stream of air is deflected westward by the rotating platform.
  2. The stream of air is deflected eastward by the rotating platform.
Cevabı göster

The stream of air is deflected eastward by the rotating platform.

The mirror image happens in the Southern Hemisphere, Deyimler

2:24

Aynadaki yansıması Güney Yarımküre'de gerçekleşir,

so that the major streams of wind form loop-like patterns Dilbilgisi

2:27

böylece ana rüzgar akımları döngü benzeri modeller oluşturarak

around the ocean basins.

2:30

okyanus havzalarının etrafında döner.

Deyimler

The mirror image: ters yönde karşılık gelen bir örüntü

Buradaki The mirror image, aynadaki gerçek bir görüntü anlamına gelmez. Kuzey Yarımküre'deki örüntüye karşılık gelen ancak yönü ters olan Güney Yarımküre örüntüsünü anlatır. Bu benzetme hem karşılık gelmeye hem de tersine dönmeye dikkat çeker: genel düzen birbiriyle eşleşir, fakat sapma ve dolaşım yönü değişir.

Alıştırma

Yönelimi ters olan karşılıklı bir örüntüyü anlatan iki kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The design on the right is a ____ of the design on the left.

Cevabı göster

mirror image

Dilbilgisi

so that ... form loop-like patterns: sonuç bildirmek

Burada so that, az önce açıklanan sürecin sonucunu anlatır: bunun sonucunda başlıca hava akımları halka benzeri örüntüler oluşturur. Önceki mekanizma ile ondan doğan durumu birbirine bağlar. So that bir amacı da anlatabilir. Ancak bu cümlede hiçbir kişi veya başka bir etken, rüzgârın halkalar oluşturmasını sağlamaya çalışmıyor. Bu nedenle ifade, amaç değil sonuç bildirir.

Alıştırma

Hangi cümlede so that amaç değil sonuç bildiriyor?

  1. He whispered so that the baby would not wake up.
  2. The temperature fell below freezing, so that a thin layer of ice formed.
  3. She set an alarm so that she could leave early.
Cevabı göster

The temperature fell below freezing, so that a thin layer of ice formed.

This is called the Coriolis effect. Kültür

2:32

Buna Coriolis etkisi denir.

Kültür

the Coriolis effect: dönen Dünya üzerindeki görünür sapma

Bu cümlede the Coriolis effect, dönen Dünya üzerinden gözlemlendiğinde hareket eden hava, su veya başka nesnelerin izlediği yolun görünüşte sapmasına verilen bilimsel addır. Bu, Dünya'nın dönüşünden kaynaklanan fiziksel bir etkidir; görsel bir özel efekt değildir. Bu kavram, büyük ölçekli rüzgârların ve okyanus akıntılarının neden kıvrıldığını ve dönen düzenler oluşturduğunu açıklamaya yardımcı olur. Sapma yönleri Kuzey ve Güney Yarım Kürelerde birbirinin tersidir.

Alıştırma

Bu cümlede the Coriolis effect ne anlama geliyor?

  1. Ekvator yakınındaki deniz suyunun ısınmasıdır.
  2. Dünya'nın dönüşünün hareket eden hava ve suda oluşturduğu görünür sapmadır.
  3. Okyanus akıntılarını daha hızlı göstermek için eklenen görsel bir efekttir.
Cevabı göster

Dünya'nın dönüşünün hareket eden hava ve suda oluşturduğu görünür sapmadır.

The winds push the ocean beneath them Kalıp ifadeler

2:35

Rüzgarlar altlarındaki okyanusu iterek

into the same rotating gyres

2:37

aynı dönen döngülere sokarlar

Kalıp ifadeler

push A into B: A'yı bir yere, duruma veya düzene sokmak

push A into B, bir kuvvetin A'yı B'ye sokması anlamına gelir. B bir yer olabilir; ancak yeni bir durumu, şekli veya hareket düzenini de belirtebilir. Bu cümlede A, rüzgârların altındaki okyanus suyudur ve B, the same rotating gyres ifadesidir. them, the winds ifadesine gönderme yapar. Into, suyun yalnızca bir kabın içine konduğunu değil, bu dönen hareket düzenine sokulduğunu gösterir.

Alıştırma

push A into B yapısını ve doğru fiil biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The rotating fan ____ the air ____ a spiral flow.

Cevabı göster

pushes · into

and because water holds onto heat more effectively than air, Notlar

2:40

ve su ısıyı havadan daha etkili bir şekilde tuttuğu için,

Öbek fiiller

holds onto heat: ısıyı korumak

Hold onto genellikle bir şeyi tutup bırakmamak anlamına gelir. Burada ısı gibi soyut bir şeyle kullanılır ve suyun ısıyı tuttuğunu, ısının çabucak kaybolmasını önlediğini anlatır. Bu mecazlı bir anlatımdır; suyun ısıyı gerçekten elleriyle tuttuğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede holds onto heat ne anlama geliyor?

  1. Isıyı elleriyle tutar.
  2. Yoktan ısı üretir.
  3. Isının kolayca kaçmasını önler.
Cevabı göster

Isının kolayca kaçmasını önler.

Dilbilgisi

more effectively than air: zarfla karşılaştırma

more + zarf + than yapısı, iki öznenin bir eylemi ne kadar iyi veya hangi biçimde yaptığını karşılaştırır. Burada more effectively, holds onto fiilini niteler: su ısıyı havadan daha etkili biçimde tutar. Than air ifadesinden sonra tekrarlanan kelimeler düşürülmüştür. Tam anlam than air holds onto heat şeklindedir. Karşılaştırma ısı ile hava arasında değil, aynı eylemin öznesi olan su ile hava arasındadır.

Alıştırma

İki aracın bir eylemi nasıl gerçekleştirdiğini doğru biçimde karşılaştıran cümleyi seçin.

  1. This filter more effective than the old model removes smoke.
  2. This filter removes smoke more effective than the old model.
  3. This filter removes smoke more effectively than the old model.
Cevabı göster

This filter removes smoke more effectively than the old model.

these currents help redistribute warmth around the globe. Kelime

2:43

bu akıntılar sıcaklığın dünya geneline yeniden dağıtılmasına yardımcı olurlar.

Kelime

redistribute warmth around the globe: mevcut ısıyı dünyaya yeniden dağıtmak

Redistribute, bir şeyi yeniden veya farklı bir biçimde dağıtmak demektir. Burada akıntılar, zaten var olan ısıyı Dünya'nın bir bölümünden başka bir bölümüne taşır ve yeni ısı üretmek yerine ısının yoğunlaştığı yeri değiştirir. Bu bilimsel bağlamda warmth fiziksel ısıyı, around the globe ise dünya çapında ifadesini belirtir. re- ön eki, yeniden yapma veya yeni bir düzene koyma anlamını göstermeye yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede redistribute warmth around the globe ne anlama gelir?

  1. Her okyanus akıntısının sıcaklığını ölçmek
  2. Dünyanın her bölgesinde yeni ısı üretmek
  3. Var olan ısıyı dünyanın farklı bölgelerine taşımak
Cevabı göster

Var olan ısıyı dünyanın farklı bölgelerine taşımak

Unlike surface currents, Anlatım akışı

2:48

Yüzey akıntılarının aksine,

deep ocean currents are driven primarily by changes in the density of seawater. Kalıp ifadeler

2:49

derin okyanus akıntıları öncelikle deniz suyu yoğunluğundaki değişikliklerden kaynaklanır.

Anlatım akışı

Unlike surface currents, ...: karşıtlık için arka plan kurmak

Baştaki Unlike surface currents ifadesi, ana cümleden önce bir karşılaştırma kurar. Okura derin okyanus akıntılarıyla ilgili yeni bilgiyi yüzey akıntılarıyla karşılaştırarak yorumlamasını söyler ve bir kategoriden diğerine geçildiğini gösterir. Burada Unlike sözcüğünden sonra surface currents isim öbeği gelir. Bu başlangıç ifadesi tam bir cümlecik değildir; ana cümle deep ocean currents ile başlar ve yeni bilgiyi taşır.

Alıştırma

Hangi cümle karşıtlık kurmak için Unlike + isim öbeği yapısını doğru kullanıyor?

  1. Unlike the morning bus, the evening bus stops near my house.
  2. Unlike the morning bus, because the evening bus stops near my house.
  3. Unlike the morning bus arrives early, the evening bus stops near my house.
Cevabı göster

Unlike the morning bus, the evening bus stops near my house.

Kalıp ifadeler

driven primarily by: ana nedeni belirtmek

Be driven by, bir sürecin gerçekleşmesini sağlayan gücü ya da nedeni belirtir. Bu edilgen yapıda açıklanan süreç deep ocean currents, neden olarak sunulan unsur ise changes in seawater density ifadesidir. Primarily, bu nedenin en önemli neden olduğunu belirtir. Only anlamına gelmez; bu yüzden başka etkenler de daha küçük bir rol oynayabilir.

Alıştırma

Bu cümlenin en iyi yorumunu seçin: The change is driven primarily by warmer temperatures.

  1. Daha yüksek sıcaklıklar ikincil bir nedendir.
  2. Daha yüksek sıcaklıklar olası tek nedendir.
  3. Daha yüksek sıcaklıklar ana nedendir, ancak başka nedenler de etkili olabilir.
Cevabı göster

Daha yüksek sıcaklıklar ana nedendir, ancak başka nedenler de etkili olabilir.

As water moves towards the North Pole,

2:55

Su Kuzey Kutbuna doğru ilerledikçe

it gets colder.

2:57

soğur.

It also has a higher concentration of salt Kelime

2:58

Ayrıca daha yüksek bir tuz konsantrasyonuna sahip olur

Kelime

a higher concentration of salt: tuz düzeylerini karşılaştırmak

Bilimde concentration, belirli miktardaki bir karışım veya çözeltide bir maddeden ne kadar bulunduğunu belirtir. A higher concentration of salt, eşit büyüklükteki örneklerin farklı miktarda tuz içerdiğini ve bu örnekte daha fazla tuz bulunduğu için örneğin daha tuzlu olduğunu anlatır. Yaygın kalıp a high, low, or higher concentration of + substance şeklindedir. Buradaki concentration ölçülebilir bir düzeyi belirtir; dikkati bir şeye yoğunlaştırmak anlamına gelmez.

Alıştırma

A ve B kaplarında aynı hacimde su vardır. B kabında daha fazla çözünmüş tuz bulunur. B kabını en doğru biçimde anlatan İngilizce cümle hangisidir?

  1. Cup B has a larger volume of water.
  2. Cup B has a lower concentration of salt.
  3. Cup B has a higher concentration of salt.
Cevabı göster

Cup B has a higher concentration of salt.

because the ice crystals that form trap water while leaving salt behind. Dilbilgisi

3:01

çünkü oluşan buz kristalleri tuzu geride bırakırken suyu hapseder.

Dilbilgisi

while leaving salt behind: aynı anda tuzu geride bırakmak

Burada while + -ing, aynı sürecin parçası olarak gerçekleşen ikinci bir sonuç ekler. leaving fiilinin örtük öznesi, trap fiilinin de öznesi olan the ice crystals ifadesidir: kristaller suyu hapseder, ancak tuzu buzun içine almaz. Leave something behind, bir şeyin birlikte götürülmeyip bulunduğu yerde kalması demektir. Bu yapı, özneyi tekrarlamadan tek bir sürecin eş zamanlı veya karşıt iki etkisini anlatmak için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi while + leave fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The magnet picked up the iron pieces ____ the plastic pieces behind.

Cevabı göster

while leaving

This cold, salty water is more dense, Kelime

3:05

Bu soğuk, tuzlu su daha yoğundur,

Kelime

cold, salty water is more dense: soğuk ve tuzlu su daha yoğundur

Bu cümlede dense fiziksel anlamıyla kullanılır: belirli bir hacimde fazla miktarda kütle bulunması. More dense, bu soğuk ve tuzlu suyu başka suyla karşılaştırır; yani aynı hacimde daha fazla kütle vardır. Cold ve salty, açıklamadaki suyun iki özelliğini belirtir. Temel sonuç yoğunluk karşılaştırmasıdır ve bu suyun daha az yoğun suyun altına neden batma eğiliminde olduğunu açıklar.

Alıştırma

This cold, salty water is more dense? cümlesindeki more dense ne anlama gelir?

  1. Aynı hacimde daha fazla kütle vardır.
  2. Daha kıvamlı olduğu için daha yavaş akar.
  3. Toplam su miktarı daha fazladır.
Cevabı göster

Aynı hacimde daha fazla kütle vardır.

so it sinks

3:08

bu yüzden batar

and warmer surface water takes its place, Kalıp ifadeler

3:09

ve daha sıcak olan yüzey suyu onun yerini alarak,

Kalıp ifadeler

takes its place: boşalan konuma geçmek

Takes its place, bir şeyin başka bir şeyin yeni boşalttığı konuma geçmesi veya onun yerini alması demektir. Bu cümlede its, dibe çöken daha soğuk ve tuzlu suyu gösterir; daha sıcak yüzey suyu onun bıraktığı alana geçer. Kalıp take + iyelik sözcüğü + place biçimindedir: take its place, take her place veya take their place. Fiziksel bir alanın doldurulmasını ya da bir kişinin, nesnenin veya sistemin başka birinin yerini almasını anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi take someone's place ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: When the lead actor became ill, her understudy ____.

Cevabı göster

took her place

setting up a vertical current called thermohaline circulation. Kelime

3:12

termohalin döngüsü adı verilen dikey bir akıntı oluşturur.

Kelime

thermohaline circulation: sıcaklık ve tuzluluğun oluşturduğu okyanus hareketi

Thermohaline circulation, su yoğunluğundaki farkların harekete geçirdiği okyanus suyu dolaşımıdır. Bu yoğunluk farkları temel olarak sıcaklık ve tuzluluktan, yani sudaki tuz miktarından kaynaklanır. Bu cümledeki dikey akıntı, söz konusu sürecin bir parçasıdır. Terimin adı bir ipucu verir: thermo- sıcaklıkla, haline ise tuzla ilgilidir. Bu nedenle terim, circulation sözcüğünden daha özeldir ve hem sıcaklığa hem de tuzluluğa bağlı okyanus hareketini adlandırır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi bilimsel terimle tamamlayın: Ocean circulation driven by differences in temperature and salinity is called ____.

Cevabı göster

thermohaline circulation

Thermohaline circulation of deep water

3:17

Derin suyun termohalin döngüsü

and wind-driven surface currents Kelime

3:19

ve rüzgarın yönlendirdiği yüzey akıntıları

Kelime

wind-driven surface currents: noun-driven birleşik sıfat yapısı

Wind-driven, rüzgâr tarafından hareket ettirilen anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Surface currents ifadesinden önce tek bir niteleyici olarak görev yapar; bu nedenle driven bu söz öbeğinde bağımsız bir ana fiil değildir. Başka bağlamlara aktarılabilen noun + driven yapısı, ilk ismin belirttiği güç, bilgi veya etken tarafından ağırlıklı olarak yönlendirilen ya da oluşturulan bir şeyi anlatır. Örneğin data-driven decisions, büyük ölçüde verilerin yönlendirdiği kararlardır.

Alıştırma

Cümleyi, ağırlıklı olarak verilerin yönlendirdiği anlamına gelen kısa çizgili noun-driven sıfatıyla tamamlayın: The team makes ____ decisions after reviewing the sales figures.

Cevabı göster

data-driven

combine to form a winding loop called the Global Conveyor Belt. Notlar

3:21

birleşerek Küresel Taşıyıcı Kuşak (Global Conveyor Belt) adı verilen kıvrımlı bir halka oluşturur.

Kalıp ifadeler

combine to form: bir sonuç oluşturan bileşenler

Combine to form + isim yapısında combine, iki veya daha fazla parçanın birlikte hareket ettiğini ya da birleştiğini belirtir; to form ise ortaya çıkan bütünü tanıtır. Burada iki dolaşım sistemi bileşenlerdir, a winding loop ise sonuçtur. Bu yapı süreçleri açıklamak için kullanışlıdır: A and B combine to form C. Sonucu, birleşen parçaların arasına değil form sözcüğünden sonra yerleştirin.

Alıştırma

Hangi cümlede combine to form, malzemeler bileşen ve dough sonuç olacak şekilde kullanılmıştır?

  1. Flour combines with water and yeast in the bowl.
  2. The baker combines flour, water, and yeast in a bowl.
  3. Flour, water, and yeast combine to form dough.
Cevabı göster

Flour, water, and yeast combine to form dough.

Kültür

the Global Conveyor Belt: küresel okyanus dolaşımı için bir benzetme

The Global Conveyor Belt, suyu gezegenin çevresinde dolaştıran bağlantılı yüzey ve derin okyanus akıntıları sisteminin adıdır. Conveyor belt ifadesi bir benzetmedir: Fabrika ya da havalimanındaki hareketli bir bant gibi, bu akıntı sistemi suyu, ısıyı ve çözünmüş maddeleri çok büyük ve yavaş bir döngü boyunca taşır. Okyanusun içindeki gerçek bir makine değildir.

Alıştırma

Bu bilimsel cümlede the Global Conveyor Belt neyi ifade ediyor?

  1. Birbirine bağlı küresel okyanus akıntıları sistemi için kullanılan bir benzetmedir.
  2. Gezegenin çevresini saran bir kara şerididir.
  3. Okyanus tabanına kurulmuş bir makinedir.
Cevabı göster

Birbirine bağlı küresel okyanus akıntıları sistemi için kullanılan bir benzetmedir.

As water moves from the depths of the ocean to the surface, Dilbilgisi

3:26

Su okyanusun derinliklerinden yüzeye doğru hareket ederken,

it carries nutrients that nourish the microorganisms Kelime

3:29

birçok okyanus besin zincirinin temelini oluşturan

which form the base of many ocean food chains. Deyimler

3:32

mikroorganizmaları besleyen besinleri taşır.

Dilbilgisi

As ... moves from ... to ...: eş zamanlı bir süreci ve yolu gösterme

Burada As, zaman ve süreç bildiren bir yan cümleyi başlatır: Su hareket ederken aynı anda besin maddeleri taşır. Hareket süreci, ana cümledeki sonucun arka planını oluşturur; burada As öncelikle because anlamına gelmez. from the depths of the ocean to the surface kalıbı, yolun başlangıç ve bitiş noktalarını gösterir. the depths, soyut bir derinlik ölçüsünü değil, okyanusun derin kısımlarını ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi As ... moves from ... to ... kalıbıyla tamamlayın: ____ the elevator moves ____ the lobby ____ the tenth floor, the floor numbers light up one by one.

Cevabı göster

As · from · to

Kelime

nutrients that nourish the microorganisms: mikroorganizmaları besleyen besin maddeleri

Nutrients, canlıların büyümek ve hayatta kalmak için ihtiyaç duyduğu maddelerdir. Nourish bu gerekli maddeleri sağlamak anlamına gelir; dolayısıyla ifade, besin maddelerinin mikroorganizmaların büyümesini ve yaşamını desteklediğini gösterir. Nutrients that nourish the microorganisms ifadesinde that nourish the microorganisms, besin maddelerinin ne yaptığını açıklayan bir ilgi cümleciğidir. Nutrients, nourish fiilinin öznesidir; besini alan taraf ise microorganisms sözcüğüyle belirtilir.

Alıştırma

Nutrients that nourish the microorganisms ifadesindeki ilişkiyi en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Besin maddeleri mikroorganizmaların büyümesini engeller.
  2. Besin maddeleri, mikroorganizmalara büyümeleri için gereken şeyleri sağlar.
  3. Mikroorganizmalar sudaki bütün besin maddelerini ortadan kaldırır.
Cevabı göster

Besin maddeleri, mikroorganizmalara büyümeleri için gereken şeyleri sağlar.

Deyimler

form the base of many ocean food chains: birçok okyanus besin zincirinin temelini oluşturmak

Form the base of, “bir şeyi alttan destekleyen temel katmanı oluşturmak” anlamına gelir. Burada mikroorganizmalar birçok okyanus besin zincirinin başlangıç düzeyinde yer alır ve zincirin daha üst düzeylerindeki canlıları destekler. Base burada fiziksel bir platformu değil, mecazi bir temeli ifade eder. A forms the base of B kalıbı, A’yı B’nin bağlı olduğu temel olarak sunar.

Alıştırma

Temel becerilerin ileri düzey eğitimin temeli olduğunu hangi cümle doğru biçimde anlatır?

  1. Advanced training forms the base of basic skills.
  2. Basic skills form the base of advanced training.
  3. Basic skills replace the need for advanced training.
Cevabı göster

Basic skills form the base of advanced training.

The Global Conveyor Belt is the longest current in the world,

3:35

Küresel Taşıyıcı Kuşak dünyanın en uzun akıntısıdır,

snaking all around the globe, Deyimler

3:39

tüm kürenin etrafında kıvrılarak ilerler,

Deyimler

snaking all around the globe: kıvrımlı bir rota

Burada snaking, uzun ve kıvrımlı bir yol izlemek demektir. Akıntının ilerleyişini gözde canlandırmak için bir yılanın hareket biçimini kullanır; gerçekten bir yılan bulunduğu söylenmiyor. snaking all around the globe şeklindeki -ing öbeği, önceki akıntının nasıl hareket ettiğini ekler; all around the globe ise yolunun bütün dünyaya yayıldığını gösterir.

Alıştırma

Bu açıklamadaki snaking sözcüğünü en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Akıntı, Dünya'nın çevresinde uzun ve kıvrımlı bir rota izler.
  2. Gerçek bir yılan, akıntıyı okyanus boyunca taşır.
  3. Akıntı, Dünya'nın çevresinde tamamen düz bir çizgide ilerler.
Cevabı göster

Akıntı, Dünya'nın çevresinde uzun ve kıvrımlı bir rota izler.

but it only moves a few centimeters per second.

3:41

ancak saniyede sadece birkaç santimetre hareket eder.

It could take a drop of water a thousand years to make the full trip. Dilbilgisi

3:44

Bir damla suyun tam yolculuğunu tamamlaması bin yıl sürebilir.

Dilbilgisi

It could take ... time to do: süreyi tahmin etmek

It could take + kişi veya şey + süre + to + fiil yapısı, o kişi veya şeyin bir eylemi tamamlamak için bu kadar zamana ihtiyaç duyabileceğini anlatır. Burada a drop of water yolculuğu yapan şey, a thousand years tahmin edilen süre ve to make the full trip tamamlanacak eylemdir. Baştaki it suya gönderme yapmaz; take ile kurulan süre yapısını oluşturan biçimsel bir öznedir. Could bir tahmini veya olasılığı belirtir; bu nedenle süre kesin ve garantili bir gerçek olarak sunulmaz.

Alıştırma

It could take + nesne + süre + to do yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: It could ____ the team three weeks ____ complete the repairs.

Cevabı göster

take · to

However,

3:49

Bununla birlikte,

rising sea temperatures are causing the conveyor belt to seemingly slow down. Dilbilgisi

3:50

yükselen deniz sıcaklıkları taşıyıcı kuşağın görünüşte yavaşlamasına neden oluyor.

Dilbilgisi

cause the conveyor belt to seemingly slow down: okyanus taşıma bandının görünüşe göre yavaşlamasına neden olmak

Cause + nesne + to-infinitive yapısı bir nedeni, bundan etkilenen şeyi ve ortaya çıkan eylem ya da değişimi belirtir. Burada rising sea temperatures neden, the conveyor belt etkilenen sistem ve to slow down sonuçtur. The conveyor belt gerçek bir makineyi değil, dünya çapındaki okyanus akıntısı sistemi olan Küresel Taşıma Bandı’nı ifade eder. Seemingly, “eldeki gözlemlere göre öyle görünüyor” demektir. Slow down ifadesini niteler ve iddianın kesinliğini azaltır: sistem yavaşlıyor gibi görünmektedir, ancak cümle bunun kesin olarak kanıtlandığını söylemez.

Alıştırma

Hangi yorum hem neden-sonuç yapısını hem de seemingly sözcüğünün anlamını en iyi şekilde korur?

  1. Okyanus akıntısı sistemi deniz sıcaklıklarının kesinlikle yükselmesine neden oluyor.
  2. Yükselen deniz sıcaklıkları okyanus akıntısı sistemini yavaşlatıyor gibi görünüyor, ancak bu iddia tamamen kesin değil.
  3. Yükselen deniz sıcaklıkları bütün okyanus akıntılarını çoktan tamamen durdurdu.
Cevabı göster

Yükselen deniz sıcaklıkları okyanus akıntısı sistemini yavaşlatıyor gibi görünüyor, ancak bu iddia tamamen kesin değil.

Models show this causing havoc with weather systems Kalıp ifadeler

3:54

Modeller, bunun hava sistemlerinde tahribata neden olduğunu gösteriyor,

on both sides of the Atlantic,

3:57

Atlantik'in her iki yakasında da,

Kalıp ifadeler

cause havoc with weather systems: hava sistemlerinde büyük karışıklığa yol açmak

Cause havoc with + isim, bir şeyin normal işleyişini ciddi biçimde bozmak veya ona zarar vermek demektir. Bu cümlede modeller, daha önce sözü edilen yavaşlamanın Atlantik’in her iki tarafındaki hava sistemlerini ciddi biçimde bozabileceğini gösterir. Havoc, yaygın karışıklık veya zarar anlamına gelen sayılamayan soyut bir isimdir. Bu ifade cause problems with ifadesinden çok daha güçlüdür.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “ciddi biçimde bozmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Severe flooding may ____ the rail network.

Cevabı göster

cause havoc with

And no one knows what would happen if it continues to slow Dilbilgisi

3:59

ve eğer yavaşlamaya devam ederse ne olacağını kimse bilmiyor

or if it stopped altogether.

4:02

veya tamamen durursa.

Dilbilgisi

no one knows what would happen if ...: bilinmeyen varsayımsal bir sonuç

No one knows sonucun bilinmediğini belirtir. What would happen kimsenin bilmediği şeyi ifade eder; if ise varsayılan koşulu getirir. Burada would happen, bu koşul altında ortaya çıkabilecek olası bir sonucu anlatır; sonucun zaten gerçekleştiğini söylemez. Bu kalıbın tamamı, sonuçtan emin olunamadığında temkinli tahminler yapmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bilinmeyen varsayımsal bir sonucu anlatan kalıbı eksiksiz tamamlayın: No one knows ____ the power went out during the show.

Cevabı göster

what would happen if

The only way we'll be able to forecast correctly Dilbilgisi

4:05

Doğru tahminde bulunabilmemizin

and prepare accordingly

4:07

ve buna göre hazırlanabilmemizin tek yolu

will be to continue to study currents and the powerful forces that shape them. Deyimler

4:09

akıntıları ve onları şekillendiren güçlü kuvvetleri incelemeye devam etmek olacaktır.

Dilbilgisi

The only way ... will be to ...: gelecekteki bir hedef için tek yöntem

The only way + hedef + will be to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemi gelecekteki bir hedefe ulaşmanın tek yolu olarak sunar. Bu cümlede we'll be able to forecast correctly and prepare accordingly hedefi, continue to study ise yöntemi belirtir. Accordingly, “tahmine veya duruma uygun biçimde” demektir. Burada will be to yalnızca gelecekteki bir eylemi bildirmez; hedefi önerilen çözümle bağlar. Şimdiki ya da genel bir durum için aynı kalıpta çoğunlukla is to kullanılır.

Alıştırma

Geleceğe dönük kalıbı kullanarak cümleyi tamamlayın: The only way we'll be able to catch the first train ____ leave home before six.

Cevabı göster

will be to

Deyimler

forces that shape them: akıntıları etkileyen güçler

forces that shape them ifadesinde shape, akıntıların nasıl geliştiğini ve hareket ettiğini etkilemek veya kısmen belirlemek anlamına gelir. Bu, bir nesneye belirli bir fiziksel şekil verme eylemi değil, fiilin soyut kullanımıdır. that shape them ilgi cümleciği forces sözcüğünü niteler; them ise currents sözcüğüne gönderme yapar. Bu kullanım başka bağlamlara da aktarılabilir: forces, conditions veya experiences bir sistemi, yeri ya da bir kişinin gelişimini shape edebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede shape, forces that shape them ifadesindekiyle aynı soyut anlamda kullanılmıştır?

  1. The artist shaped the clay into a small bowl.
  2. Family traditions shape how a child sees the world.
  3. The ruler measured the length of the table.
Cevabı göster

Family traditions shape how a child sees the world.

What about the creatures that adapted to survive in these swirling seas? Notlar

4:15

Peki bu girdaplı denizlerde hayatta kalmak için adapte olmuş canlılara ne demeli?

Anlatım akışı

What about: ilgili bir konuya geçmek

Burada What about + isim öbeği? söylemi düzenleyen bir yapıdır: dikkati akıntılardan, bu denizlerdeki canlılar gibi ilgili başka bir konuya yöneltir. “Peki ya ...?” anlamına gelir; ifadenin tanımını sormaz. Bir videonun sonunda bu soru merak uyandırabilir ve hemen bir cevap istemeden sonraki bölüme geçiş sağlayabilir. Başka durumlarda aynı yapı, gözden kaçırılmış bir konu ya da kişi hakkında soru sormak için de kullanılabilir; bu nedenle taşıdığı anlamı çevredeki bağlam belirler.

Alıştırma

What about ...? yapısını ilgili bir konudan diğerine doğal biçimde geçmek için kullanan cümle hangisidir?

  1. We have discussed the schedule. What about the ticket price?
  2. We have discussed the schedule. Please repeat the schedule.
  3. We have discussed the schedule, so the meeting is over.
Cevabı göster

We have discussed the schedule. What about the ticket price?

Kalıp ifadeler

adapted to survive: bir amaç için uyum sağlamak

Bu cümlede adapted to survive, canlıların zorlu deniz koşullarında hayatta kalmalarına yardımcı olan özellikler ve davranışlar geliştirerek değiştiği anlamına gelir. Buradaki to survive amaç bildiren bir mastardır; uyum sağlamanın ne için olduğunu açıklar. Biyoloji bağlamında adapt, bir çevreye daha uygun hâle gelmek demektir; bir kitabı ya da filmi uyarlamak veya yeniden yapmak anlamına gelmez.

Alıştırma

The birds adapted to survive the colder winters cümlesinde to survive neyi açıklar?

  1. Uyum sağladıkları çevre.
  2. Yeniden yazılmış bir hikâye.
  3. Uyum sağlamalarının amacı.
Cevabı göster

Uyum sağlamalarının amacı.

Take a closer look at some truly fascinating ocean dwellers with these two animations. Notlar

4:19

Bu iki animasyonla gerçekten büyüleyici bazı okyanus sakinlerine daha yakından bakın.

Kalıp ifadeler

Take a closer look at ...: bir şeyi daha dikkatli incelemek

Take a closer look at + nesne, o şeyi daha dikkatli incelemek veya araştırmak anlamına gelir. Nesne bir resim gibi görülebilir ya da veri ve fikir gibi soyut olabilir. Cümle, emir biçimini dostça bir davet olarak kullanır. Sert bir emir vermek yerine izleyiciyi daha fazla ayrıntıya yönlendirir.

Alıştırma

Hedef ifadeyle daveti tamamlayın: Before we choose a plan, let's ____ the costs.

Cevabı göster

take a closer look at

Kelime

ocean dwellers: okyanusta yaşayan canlılar

Dweller, belirli bir yerde yaşayan insanı, hayvanı ya da başka bir canlıyı ifade eder. Bu cümlede ocean dwellers, yaşam alanı okyanus olan canlılar demektir; yalnızca insanları ifade etmez. Yer + dweller(s) yapısı, insanları veya canlıları yaşadıkları yere göre tanımlar: ocean, dwellers sözcüğünün nerede yaşayan varlıkları anlattığını belirtir. Dwellers çoğul olduğu için cümle birden fazla canlıdan söz eder.

Alıştırma

Cümleyi dweller sözcüğünün çoğul biçimiyle tamamlayın: Sea turtles are ocean ____.

Cevabı göster

dwellers