Borsa nasıl çalışır? - Oliver Elfenbaum: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, Hollanda Doğu Hindistan Şirketinin hisse satışından günümüzdeki halka arz sürecine kadar borsanın gelişimini izliyor. Yatırımcı talebinin hisse fiyatlarını ve şirket değerini nasıl değiştirdiğini, güvenin kazanç veya kayıpları nasıl büyütebildiğini ve uzmanların neden genellikle uzun vadeli yatırımı tercih ettiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. turned to private citizens, — Öbek fiiller: turn to someone ifadesini birinden yardım ya da kaynak istemek anlamıyla kavrayın. Şirket burada yolculuklarını finanse etmek için sıradan vatandaşlara başvuruyor; ifade, olağan para veya destek kaynakları yetersiz kaldığında bir kuruluşun kimden yardım istediğini anlatmak için de kullanılabilir. 2. As demand for those stocks increases, so does their price, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: as sözcüğünün gelişen bir değişimi başlattığını, so does yapısının ise yüklemin tamamını tekrarlamadan başka bir değişkenin de buna paralel değiştiğini gösterdiğini fark edin. Bu kalıp, bağlantılı eğilimleri ve ekonomik neden-sonuç ilişkilerini açık ve öz biçimde anlatmayı sağlar. 3. promote reliable long-term investing over trying to make quick cash. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: promote X over Y yapısını bir yaklaşımı diğerine tercih ederek resmî biçimde önerme yolu olarak öğrenin. Sabırlı uzun vadeli yatırımı hızlı kazanç arayışıyla karşılaştırmak ve uzman tavsiyesi, politika tercihi ya da stratejik öncelik aktarmak için kullanılabilir.
Bu derste
In the 1600s: 17. yüzyılı belirten bir zaman aralığı
Bu tarihsel cümlede In the 1600s, 1600–1699 yılları arasını, yani 17. yüzyılı ifade eder. Tek başına 1600 yılını değil, geniş bir zaman aralığını belirtir. İngilizcede in the + sonunda -s bulunan yıl ifadesi, bir olayı belirli bir döneme yerleştirebilir. Dönemin uzunluğu sayıya ve bağlama bağlıdır: the 1990s genellikle bir on yılı, buradaki the 1600s ise bütün bir yüzyılı ifade eder.
Alıştırma
Bu tarihsel cümlede In the 1600s hangi dönemi ifade eder?
- 1500–1599 yılları
- 1600–1699 yılları
- Yalnızca 1600 yılı
Cevabı göster
1600–1699 yılları
the Dutch East India Company employed hundreds of ships Notlar
0:07Hollanda Doğu Hindistan Şirketi yüzlerce gemi çalıştırdı
the Dutch East India Company: belirli bir tarihsel kurum
the Dutch East India Company, belirli bir tarihsel ticaret kurumu olan Hollanda Doğu Hindistan Şirketinin özel adıdır; herhangi bir Hollanda şirketini belirten genel bir ifade değildir. Şirket büyük bir denizaşırı ticaret ağı işletiyor ve çok sayıda gemi kullanıyordu. Bu metin için gereken temel bilgi, yatırımcıların şirketin yüksek maliyetli ticaret girişimlerine para sağlaması ve şirkette hisse sahibi olabilmesidir. Bu bağlantı, şirketi metnin ilerleyen bölümündeki hisseler ve erken dönem borsa tartışmasıyla ilişkilendirir.
Alıştırma
Bu metinde the Dutch East India Company neyi ifade eder?
- Merkezi Hollanda'da bulunan sıradan herhangi bir deniz taşımacılığı şirketi
- Hollanda hükümetinin işlettiği modern bir borsa
- Büyük denizaşırı girişimler için yatırımcılarca finanse edilen belirli bir tarihsel ticaret şirketi
Cevabı göster
Büyük denizaşırı girişimler için yatırımcılarca finanse edilen belirli bir tarihsel ticaret şirketi
employed hundreds of ships: employ fiilinin “kullanmak” anlamı
employed hundreds of ships ifadesindeki employed, “kullandı” veya “işe koştu” anlamına gelir. Nesne ships olduğu için ifade, şirketin büyük bir filoyu ticaret amacıyla kullandığını anlatır; gemileri çalışan olarak işe aldığını değil. Employ, yöntem, araç veya taşıt gibi insan olmayan bir kaynağı nesne olarak alabilir. Bu yapıda, o kaynağı belirli bir amaç için kullanmak anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede employed ne anlama gelir: “The rescue team employed drones to search the forest”?
- dronları çalışan olarak işe aldı
- dronları sattı
- dronları kullandı veya işe koştu
Cevabı göster
dronları kullandı veya işe koştu
around the globe: dünya genelinde
Around the globe, “dünya genelinde” veya “dünyanın birçok yerinde” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede şirketin ticaret faaliyetinin coğrafi kapsamını belirtir. Burada globe, bir bütün olarak dünyayı ifade eder. İfade, gerçek bir topun veya kürenin çevresinde hareket etmekten söz etmez.
Alıştırma
Kuruluşun dünyanın birçok yerindeki okullarla çalıştığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The organization works with schools around a globe.
- The organization works around the globe schools.
- The organization works with schools around the globe.
Cevabı göster
The organization works with schools around the globe.
But running this massive operation wasn't cheap. Notlar
0:16Fakat bu devasa operasyonu yürütmek hiç de ucuz değildi.
gerund özne olarak running this massive operation
running this massive operation, İngilizcede gerund yani isim-fiil öbeğidir ve cümlenin öznesi olarak görev yapar; wasn't cheap ise yüklemdir. Bu öbek, büyük bir kuruluşu ya da sistemi işletme etkinliğinin tamamını tek bir şey olarak adlandırır. Bir etkinlik bu şekilde özne olduğunda tekil kabul edilir; bu yüzden weren't değil wasn't kullanılır. Burada run, koşmak değil, bir kuruluşu ya da sistemi yönetmek veya çalışır durumda tutmak anlamına gelir. V-ing + nesne + tekil fiil kalıbıyla bir etkinliğin maliyeti, zorluğu, süresi veya etkisi hakkında konuşabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın. run ve the website sözcüklerini kullanıp eylemi özne yapın: ____ takes daily work.
Cevabı göster
Running the website
pahalı olduğunu ölçülü biçimde anlatan wasn't cheap
Wasn't cheap kelime anlamıyla bir şeyin ucuz olmadığını söyler; ancak burada ölçülü bir anlatımdır. Massive operation ifadesiyle birlikte, operasyonu sürdürmenin çok yüksek bir maliyeti olduğunu ima eder. Konuşan kişi doğrudan “çok pahalıydı” demek yerine daha kontrollü bir olumsuz ifade kullanır. Anlamın gücünü bağlam belirler. Wasn't cheap bazen yalnızca orta derecede pahalı anlamına gelebilir; ancak ölçek, zorluk veya kaynak toplama hakkındaki ayrıntılar daha güçlü anlamı genellikle açık hâle getirir.
Alıştırma
"Keeping the old building open wasn't cheap," cümlesinde konuşan kişi büyük olasılıkla neyi ima ediyor?
- Önemli bir miktara mal oldu.
- Hiçbir maliyeti olmadı.
- Konuşan kişi kesin bir fiyat veriyor.
Cevabı göster
Önemli bir miktara mal oldu.
In order to fund: amacı ve finansman sağlamayı belirtmek
In order to + fiilin yalın hâli, bir amacı açıkça belirtir. Cümlenin başındaki In order to fund... ifadesi, ardından gelen ana cümledeki eylemin neden yapıldığını açıklar. Burada fund, bir şeyin masrafını karşılamak için para sağlamak veya toplamak anlamına gelen bir fiildir. “Fon” anlamındaki isim değildir. Their expensive voyages, fund fiilinin nesnesidir; yani mali desteğe ihtiyaç duyan şey seferlerdir.
Alıştırma
Amaç bildiren yapıdan sonra fund fiilinin doğru biçimini kullanın: The club sold tickets in order to ____ its trip.
Cevabı göster
fund
turned to private citizens: yardım veya kaynak aramak
Turn to + kişi veya kaynak, o kişiden ya da kaynaktan yardım, tavsiye, destek veya kaynak istemek anlamına gelebilir. Bu cümlede fiziksel olarak yön değiştirmeyi anlatmaz. Burada turned geçmiş zamanı gösterir; private citizens ise şirketin finansman için başvurduğu yeni kaynağı belirtir. İfade tek başına hangi kaynağın istendiğini söylemez; finansman bağlamı bu anlamı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi turn to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After two repairs failed, Maya ____ a technician for help.
Cevabı göster
turned to
in exchange for a share of the ship's profits. Kalıp ifadeler
0:27yolculuğu desteklemek üzere para yatırabilecek bireylere.
in exchange for a share of the ship's profits: geminin kârından bir pay karşılığında
Bu cümlede in exchange for, yatırımcıların sağladıkları paranın karşılığında ne aldığını gösterir. İlk bölümde birinin verdiği veya yaptığı şey belirtiliyorsa provide/do X in exchange for Y kalıbı, Y’nin X karşılığında alındığını anlatır. a share of the ship's profits ifadesindeki share, “pay” veya “bir bölüm” anlamında bir isimdir; “paylaşmak” eylemini anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “karşılığında” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Ms. Lee watched our dog ____ our help with her garden.
Cevabı göster
in exchange for
This practice allowed the company to afford even grander voyages, Dilbilgisi
0:30Bu uygulama, şirketin çok daha büyük yolculukları karşılayabilmesini sağladı,
allowed the company to afford: allow + nesne + to + fiil
Allowed the company to afford, allow + nesne + to + fiil yapısını kullanır. Nesne olan the company, to afford ifadesinden önce gelir. Bu yapı, bir koşulun bir kişi veya kurum için bir eylemi mümkün kıldığını gösterir. Burada allow izin vermek anlamına gelmez. Bu uygulama, şirketin daha görkemli yolculukların masraflarını ödeyebilmesi için gereken mali gücü oluşturmuştur. Afford, bir şey için yeterli para veya kaynağa sahip olmak demektir.
Alıştırma
the family ifadesini nesne olarak kullanıp cümleyi geçmiş zamandaki allow + nesne + to yapısıyla tamamlayın: The subsidy ____ afford solar panels.
Cevabı göster
allowed the family to
increasing profits for both themselves and their savvy investors. Notlar
0:34hem kendileri hem de zeki yatırımcıları için kârları artırdı.
increasing profits...: sonuç bildiren bir -ing öbeği
Burada increasing profits for both themselves and their savvy investors, önceki cümleciğe bağlı bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. Şirketin daha büyük seferleri karşılayabilmesinin sonucunu belirtir: şirketin ve yatırımcılarının kârı artmıştır. Bu bölüm yeni bir ana cümle değildir; çünkü increasing bağımsız bir çekimli fiil değildir. Tam bir cümlecikten sonra gelen virgül ve -ing öbeği, önceki olayın sonucunu veya etkisini kısa ve yoğun biçimde gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için improve fiilinin -ing biçimini kullanın: The update reduced loading times, ____ the experience for users.
Cevabı göster
improving
savvy investors: pratik bilgili ve sağlam muhakemeli yatırımcılar
Savvy investors ifadesinde savvy, yatırım konusunda bilgili ve uygulamada doğru kararlar verebilen anlamına gelen bir sıfattır. Yatırımcıları olumlu biçimde değerlendirir. Savvy, yalnızca intelligent demekten daha belirgindir: gerçek hayata dayalı anlayış, deneyim ve bir alanın nasıl işlediğine dair farkındalık bildirir.
Alıştırma
Hangi açıklama savvy investors ifadesine en uygundur?
- Zekâ testlerinde yüksek puan alan yatırımcılar
- Parası olan ancak yatırım deneyimi bulunmayan yatırımcılar
- Pratik piyasa bilgisine ve sağlam muhakeme yeteneğine sahip yatırımcılar
Cevabı göster
Pratik piyasa bilgisine ve sağlam muhakeme yeteneğine sahip yatırımcılar
the Dutch East India Company unknowingly invented the world's first stock market. Kültür
0:44Hollanda Doğu Hindistan Şirketi farkında olmadan dünyanın ilk borsasını icat etti.
Selling these shares...: yöntem ve arka plan bildiren cümle başı -ing öbeği
Selling these shares..., ana cümledeki sonucun nasıl ortaya çıktığını açıklamak için bir eylemi ve bu eylemin gerçekleştiği ortamı sunan, cümle başındaki bir -ing öbeğidir. Şirket kıta genelindeki ticari buluşma yerlerinde hisse sattı ve bu faaliyet ana cümlede belirtilen sonuca katkıda bulundu. Selling, bağımsız bir cümlenin zaman bildiren çekimli ana fiili değildir. Ana cümle the Dutch East India Company ile başlar ve Selling eyleminin örtük öznesi de bu şirkettir: hisseleri satan da farkında olmadan borsayı icat eden de şirkettir.
Alıştırma
Cümle başındaki -ing öbeğinin örtük öznesi ile ana cümlenin öznesinin aynı olduğu doğru cümle hangisidir?
- Selling products online, the company's customer base grew quickly.
- Selling products online, the company reached more customers.
- Selling products online, lower prices attracted more customers.
Cevabı göster
Selling products online, the company reached more customers.
İlk ticaret alanları olarak coffee houses and shipping ports
Buradaki coffee houses yalnızca dinlenme yerleri değildi. Anlatılan dönemde tüccarlar burada buluşabilir, haber paylaşabilir ve anlaşmaları görüşebilirdi; shipping ports ise gemileri, malları, tüccarları ve güncel ticari bilgileri bir araya getiriyordu. Her iki yerin de belirtilmesi, ilk hisse alım satımlarının modern tarzda bir borsa yerine tüccarları zaten birbirine bağlayan kamusal ticaret ağları üzerinden yapılabildiğini gösterir. Bu yerler alıcılarla satıcıların birbirlerini nasıl bulduğunu ve bilgi paylaştığını açıklar; yalnızca önemsiz bir arka plan değildir.
Alıştırma
Cümlede neden özellikle coffee houses and shipping ports belirtiliyor?
- Her kahvehane bir borsa tarafından işletiliyordu.
- Tüccarların, ticari bilgilerin ve potansiyel yatırımcıların bir araya geldiği yerlerdi.
- O dönemde hisseler yalnızca kahve veya gemi biletiyle satın alınabiliyordu.
Cevabı göster
Tüccarların, ticari bilgilerin ve potansiyel yatırımcıların bir araya geldiği yerlerdi.
the world's first stock market: tarihsel bir başlangıç
Hisse senedi piyasası, yatırımcıların şirket hisselerini alıp sattığı sistem ve faaliyetlerin bütünüdür. Burada stock şirket hisseleri anlamına gelir; dolayısıyla market, günlük ürünlerin satıldığı sıradan bir pazar değildir. the world's first, bu sistemi tarihsel bir başlangıç çerçevesine yerleştirir: Cümle, Hollanda Doğu Hindistan Şirketinin hisse ticaretini modern hisse senedi piyasasına dönüşen yapının en erken örneği olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede stock market ne anlama geliyor?
- Yatırımcıların şirket hisselerini alıp sattığı düzenli bir sistem
- Bir şirketin stoklarını sakladığı depo
- Şirketlerin günlük ürünler sattığı açık hava pazarı
Cevabı göster
Yatırımcıların şirket hisselerini alıp sattığı düzenli bir sistem
companies have been collecting funds from willing investors Dilbilgisi
0:51şirketler her türlü işletmeyi desteklemek için
Since then: geçmişteki bir başlangıç noktasını sonraki gelişmelere bağlamak
Since then, az önce sözü edilen olaya geri gönderme yapar ve “o zamandan itibaren” anlamına gelir. Bu cümlede then, hisse senedi piyasasının oluşturulduğu zamanı belirtir. Bir söylem bağlayıcısı olarak açıklamayı tarihsel bir başlangıç noktasından daha sonra devam eden ve burada günümüze kadar gelen bir gelişmeye taşır. Bu zaman aralığı, have been collecting biçimindeki present perfect continuous ile uyumludur; ifade yalnızca sıradaki olayı tanıtmaz.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “geçmişteki o olaydan günümüze kadar” anlamına gelen iki sözcüklük bağlayıcıyla tamamlayın: The library launched its digital service in 2018. ____, thousands of readers have joined.
Cevabı göster
Since then
have been collecting funds: bugüne kadar devam eden bir faaliyet
companies have been collecting funds ifadesindeki have been + collecting, present perfect continuous yapısıdır. Fon toplama işini geçmişte bir noktada başlayan ve bugüne kadar devam eden ya da tekrarlanan bir faaliyet olarak gösterir. Since then bu geçmiş başlangıç noktasını belirtir. Vurgu, bir kez gerçekleşip bitmiş bir fon toplama olayında değil, devam eden süreç veya eğilimdedir. Collect funds, belirli bir amaç için para toplamak demektir.
Alıştırma
Collect fiilini geçen ilkbahardan bugüne kadar devam eden bir faaliyeti vurgulayacak biçimde kullanın: The neighbors ____ funds for the new playground since last spring.
Cevabı göster
have been collecting
and even whole television channels dedicated to understanding it. Kalıp ifadeler
1:00ve hatta tamamen onu anlamaya adanmış televizyon kanalları var.
dedicated to understanding it: dedicated to + V-ing
Dedicated to understanding it, öncesindeki okullar, meslekler ve televizyon kanalları listesini sonradan niteler. Bunların odak noktasının veya amacının borsayı incelemek ve açıklamak olduğunu belirtir; it, the stock market ifadesine gönderme yapar. Be dedicated to yapısında to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim veya -ing biçimi gelir. Cümlenin understand yerine understanding kullanmasının nedeni budur.
Alıştırma
Preserve fiilini gereken biçime dönüştürün: The organization is dedicated to ____ local history.
Cevabı göster
preserving
But the modern stock market is significantly more complicated than its original incarnation. Dilbilgisi
1:04Ancak modern borsa, orijinal halinden önemli ölçüde daha karmaşıktır.
significantly more complicated than its original incarnation: belirgin bir karşılaştırma farkı
significantly more complicated than... yapısı bir karşılaştırma kurar ve farkın küçük değil, büyük veya dikkate değer olduğunu belirtir. Significantly, more complicated karşılaştırma ifadesini doğrudan niteler. Başka cümlelerde kullanılabilecek kalıp significantly + sıfatın veya zarfın karşılaştırma biçimi + than şeklindedir. Buradaki its original incarnation, hisse senedi piyasasının en eski biçimi veya sürümü anlamına gelir. Incarnation, bir şeyin aldığı belirli bir biçimi ifade edebilir; bu nedenle bu bağlamda dinî bir anlam taşımaz.
Alıştırma
Hangi cümlede significantly bir karşılaştırmayı güçlendirmek için doğru kullanılmıştır?
- The redesigned app is significantly very easier to use than its first version.
- The redesigned app is more significantly easy than its first version.
- The redesigned app is significantly easier to use than its first version.
Cevabı göster
The redesigned app is significantly easier to use than its first version.
So how do companies and investors use the market today? Anlatım akışı
1:09Peki şirketler ve yatırımcılar bugün piyasayı nasıl kullanıyor?
So how do ... today?: retorik bir geçiş sorusu
Cümle başındaki So, bu soruyu önceki açıklamaya bağlar. Ardından soru, dinleyicinin dikkatini önceki arka plan bilgisinden şirketlerin ve yatırımcıların bugün piyasayı nasıl kullandığına yöneltir ve sonraki bölümün konusunu hazırlar. Bu, açıklamayı düzenleyen retorik bir sorudur: anlatıcı, dinleyiciden yanıt beklemek yerine devamındaki açıklamada soruyu kendisi yanıtlamayı planlar. Başka durumlara aktarılabilecek yöntem, yanıtı açıklamadan önce sıradaki temel soruyu ortaya koymaktır.
Alıştırma
Talep düşmeye başladığında neler olduğunu anlatan bir açıklamaya retorik geçiş yapmak için en uygun cümle hangisidir?
- So what happens when demand begins to fall?
- Demand fell by ten percent last year.
- Can you send me the demand report by noon?
Cevabı göster
So what happens when demand begins to fall?
Let's imagine a new coffee company that decides to launch on the market. Notlar
1:14Piyasaya açılmaya karar veren yeni bir kahve şirketi hayal edelim.
Varsayımsal bir örnek çerçevesi olarak Let's imagine
Let's imagine, konuşmacının örnek olarak kullanabilmesi için dinleyicileri geçici olarak hayalî bir durumu kabul etmeye davet eder. Buradaki kahve şirketi varsayımsal bir örnektir; gerçek bir şirket olmak zorunda değildir. Bu ifade, bilgiyi düzenleyen bir işarettir: devamındaki bilgiler, paylaşılan bu senaryo içinde anlaşılmalıdır. Let's ayrıca konuşmacı ile dinleyicilerin birlikte hayal ettiği anlamını katar.
Alıştırma
Bu cümlede Let's imagine ne işe yarar?
- Dinleyicilere bir kahve şirketi kurmayı önerir.
- Açıklamada kullanılacak varsayımsal bir örnek sunar.
- Dinleyicilerden gerçek bir kahve şirketini hatırlamalarını ister.
Cevabı göster
Açıklamada kullanılacak varsayımsal bir örnek sunar.
decides to launch on the ... market: launch fiilinin ticari anlamı
Decides to ifadesinden sonra launch fiilinin yalın hâli gelir. Bu iş bağlamında launch, yeni şirketin faaliyet göstermeye veya piyasaya resmen çıkmaya başlamayı planladığı anlamına gelir. on the market sözleri bu çıkışın piyasa ortamında olduğunu belirtir. Bu, launch fiilinin ticari anlamıdır; bir roketi ya da nesneyi havaya fırlatma anlamı değildir. Launch tek başına şirketin hisse sattığını veya halka arzı tamamladığını göstermez.
Alıştırma
Cümlede decides to launch on the market ifadesinin en güvenli anlamı nedir?
- Şirket uzaya bir şey göndermeyi planlıyor.
- Şirket faaliyet göstermeye veya piyasaya çıkmaya başlamayı planlıyor.
- Şirket halka arzı kesinlikle tamamladı.
Cevabı göster
Şirket faaliyet göstermeye veya piyasaya çıkmaya başlamayı planlıyor.
the company will advertise itself to big investors. Kelime
1:19şirket kendini büyük yatırımcılara tanıtacaktır.
big investors. — Finansal ölçek ve nüfuz
Burada big investors, ciddi finansal kaynaklara, yüksek yatırım kapasitesine veya nüfuza sahip yatırımcılar demektir. Big, fiziksel boyutu değil, finansal ölçeği ve önemi anlatır. Bu ifade geniş kapsamlıdır ve kesin bir hukuki sınıflandırma değildir. Bağlama göre güçlü yatırım şirketlerini, fonları veya varlıklı kişileri ifade edebilir. Şirket onların dikkatini çekmek istemektedir.
Alıştırma
“The startup is presenting its plan to big investors,” cümlesinde big investors büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Fiziksel olarak iri yatırımcılar
- Herkesten daha yaşlı yatırımcılar
- Önemli mali kaynaklara veya nüfuza sahip yatırımcılar
Cevabı göster
Önemli mali kaynaklara veya nüfuza sahip yatırımcılar
If they think the company is a good idea, Dilbilgisi
1:22Eğer şirketin iyi bir fikir olduğunu düşünürlerse,
If they think the company is a good idea, they get — Tekrarlanan süreci anlatan geniş zaman
Burada If they think the company is a good idea, they get ifadesinde her iki cümlecikte de geniş zaman kullanılır. If cümleciği koşulu, ana cümle ise olağan sonucu belirtir: yatırımcılar şirketi olumlu bulursa genellikle ilk yatırım yapma fırsatını elde eder. Bu yapı bir kuralı, sistemi veya tekrarlanan bir süreci açıklayabilir. Buradaki geniş zaman, eylemin şu anda gerçekleştiği anlamına gelmez; mekanizmanın genel olarak geçerli olduğunu gösterir.
Alıştırma
Tekrarlanarak uygulanan genel bir kuralı en doğal biçimde anlatan cümleyi seçin.
- If customers scan their passes tomorrow, they will enter the building.
- If customers scanned their passes yesterday, they entered the building.
- If customers scan their passes, they enter the building.
Cevabı göster
If customers scan their passes, they enter the building.
get the first crack at investing: ilk yatırım fırsatını elde etmek
Get the first crack at + isim veya -ing biçimi, bir şeyi deneme, seçme ya da ona katılma fırsatını başkalarından önce elde etmek demektir. Burada, yatırım yapıp yapmayacaklarına başkalarından önce karar verebilirler. Bu deyimde crack, bir deneme veya fırsat anlamına gelir; fiziksel bir çatlak ya da kırık değildir.
Alıştırma
Bu dersteki gayriresmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: Since Ava found the apartment, she gets ____ at choosing a bedroom.
Cevabı göster
the first crack
and then sponsor the company's initial public offering or IPO. Kültür
1:26ve ardından şirketin ilk halka arzına veya IPO'suna sponsor olurlar.
initial public offering (IPO): şirketin ilk halka açık hisse satışı
IPO olarak kısaltılan initial public offering, bir şirketin hisselerini ilk kez halka satışa sunmasıdır. Bu, menkul kıymetler piyasasına özgü bir olaydır; sıradan anlamda halka açık bir teklif değildir. Cümlede or IPO, initial public offering teriminin standart kısaltmasını verir. Initial, hisselerin ilk kez halka arz edilmesini anlatır; şirket daha önce özel yatırım yoluyla fon toplamış olabilir.
Alıştırma
Bir IPO en kesin biçimde neyi ifade eder?
- Bir şirketin hisselerini ilk kez halka satışa sunması
- İki yatırımcı arasında hisselerin özel olarak yeniden satılması
- Herhangi bir yeni ürünün halka tanıtılması
Cevabı göster
Bir şirketin hisselerini ilk kez halka satışa sunması
where any company or individual who believes the business could be profitable
1:34böylece işin kârlı olabileceğine inanan herhangi bir şirket veya birey
launches the company onto the official public market: şirketi resmî halka açık piyasaya taşımak
Bu cümlede launch + nesne + onto + market yapısı, şirketin etkin ve resmî bir şekilde bir piyasaya girmesini sağlamak anlamına gelir. Halka arz, şirket hisselerinin halka açık biçimde işlem görmesini sağlar. Buradaki official public market, dış yatırımcıların hisse satın alabildiği halka açık menkul kıymetler piyasasıdır. Herkese açık sıradan bir fiziksel pazar anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi öğrendiğiniz launch A onto B yapısıyla tamamlayın: The IPO ____ the public market.
Cevabı göster
launches the company onto
Buying stocks makes those investors partial owners in the business. Dilbilgisi
1:40Hisse satın almak, bu yatırımcıları işin kısmi sahipleri yapar.
Buying stocks makes ... partial owners: gerund özne ve nesne tamamlayıcısı
Buying stocks bir gerund öbeğidir. Bir etkinliği adlandırır ve tekil özne görevi görür; bu yüzden fiil make değil makes olur. makes those investors partial owners yapısında those investors nesnedir; partial owners ise eylemin oluşturduğu yeni rolü adlandıran isim türünde bir nesne tamamlayıcısıdır. Yeniden kullanılabilen kalıp gerund öbeği + make + nesne + isim tamamlayıcısıdır. Burada partial owners, her yatırımcının işletmede bir paya sahip olduğu anlamına gelir; yatırımcılar şirkete yalnızca borç para vermiş olmaz.
Alıştırma
Cümleyi make fiilinin doğru biçimi ve Elena nesnesiyle tamamlayın: Winning the class election ____ the class representative.
Cevabı göster
makes Elena
more buyers may see potential and start buying stocks. Kalıp ifadeler
1:48daha fazla alıcı potansiyel görüp hisse almaya başlayabilir.
and as it becomes more successful: birlikte değişen iki eğilimi bağlamak
as it becomes more successful ifadesindeki as, zaman içinde değişen bir durumu tanıtır: şirket giderek daha başarılı olmaktadır. Burada as, “bu değişim gerçekleştikçe” anlamına gelir; “olarak” anlamında değildir. Ana cümle, bu değişimle birlikte gerçekleşebilecek başka bir gelişmeyi anlatır: daha fazla alıcı şirketin gelecek vadettiğini fark edip hisse senedi alabilir. Tek bir sabit ana odaklanmak yerine birlikte gelişen iki eğilimi bağlamak için as + değişim bildiren bir yan cümle kullanın.
Alıştırma
Hangi cümlede as, birlikte gelişen iki değişimi birbirine bağlıyor?
- Do the task as I showed you.
- As the days get longer, the garden receives more sunlight.
- She works as a guide during the summer.
Cevabı göster
As the days get longer, the garden receives more sunlight.
see potential: geleceğe dönük potansiyeli fark etmek
See potential, bir kişinin veya şeyin gelişebileceğini, başarılı olabileceğini ya da değer kazanabileceğini fark etmek demektir. Bu cümlede alıcılar şirketin gelecek vadettiğini düşünür; see görme duyusunu değil, anlama veya değerlendirmeyi ifade eder. Değerlendirilen kişiyi veya şeyi açıkça belirtirken see potential in + isim ya da zamir yapısını kullanın: The coach sees potential in her. Bu yapıda potential genel bir niteliği ifade eder ve çoğunlukla a olmadan kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “gelecek vadettiğini fark etmek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The editor can ____ in the young writer.
Cevabı göster
see potential
increasing the cost for prospective buyers Kelime
1:55bu da potansiyel alıcılar için maliyeti yükseltir
prospective buyers: satın alabilecek kişiler
Prospective buyers, gelecekte bir şey satın alabilecek ancak henüz satın alma işlemini tamamlamamış kişilerdir. Burada ifade, daha yüksek fiyatla karşılaşabilecek kişileri belirtir. Prospective genellikle buyers, students, tenants veya employers gibi bir rolü ya da statüyü belirten isimlerden önce gelir. Gelecekte üstlenilebilecek olası bir role işaret eder; “olumlu” veya “bir bakış açısına sahip” anlamına gelmez.
Alıştırma
Prospective buyers kimlerdir?
- İşi başkalarına bir şey satmak olan kişiler.
- Satın alma işlemini zaten tamamlamış kişiler.
- Gelecekte bir şey satın alabilecek ancak henüz satın almamış kişiler.
Cevabı göster
Gelecekte bir şey satın alabilecek ancak henüz satın almamış kişiler.
and raising the value of the company's stocks people already own. Dilbilgisi
1:58ve insanların halihazırda sahip olduğu şirket hisselerinin değerini artırır.
As ... increases, so does ... ile birbirine bağlı değişimler
“As demand for those stocks increases” bölümündeki as, “bu değişim gerçekleştikçe” anlamına gelir ve bir artışı ona eşlik eden başka bir artışla ilişkilendirir. “So does their price”, “their price increases too” demektir. Does, increases fiilinin tekrarını önler; so’dan sonra yardımcı fiil özneden önce gelir: so + yardımcı fiil + özne. Burada does, geniş zamandaki tekil their price öznesiyle uyumludur.
Alıştırma
İhtiyacın da arttığını belirten iki kelimelik devrik kalıpla cümleyi tamamlayın: As online orders increase, ____ the need for delivery drivers.
Cevabı göster
so does
company's stocks people already own: nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürülmesi
the company's stocks people already own isim öbeğinde people already own, stocks sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Tam biçimi the company's stocks that people already own şeklindedir. That, own fiilinin nesnesi olduğu için düşürülebilir. People ise ilgi cümleciğinin öznesidir; people already own bölümünü ayrı ve bağımsız bir cümle olarak okumayın.
Alıştırma
Hangi seçenek örnekte düşürülen nesne görevindeki ilgi zamirini açıkça gösterir?
- the company's stocks that people already own them
- the company's stocks who people already own
- the company's stocks that people already own
Cevabı göster
the company's stocks that people already own
this increased interest helps fund new initiatives Kalıp ifadeler
2:03artan bu ilgi yeni girişimleri finanse etmeye yardımcı olur
helps fund new initiatives: help + fiilin yalın hâli
helps fund yapısında help fiilinden hemen sonra fund fiilinin yalın hâli gelir: help(s) + fiilin yalın hâli. Bu yapı, artan ilginin finansmanı mümkün kılmaya katkıda bulunduğunu anlatır. Help to fund da dil bilgisi açısından doğrudur, ancak to kullanılmayan biçim daha kısa ve yaygındır. Burada fund, bir şey için para sağlamak anlamında kullanılan bir fiildir; initiative ise yeni ve düzenli biçimde oluşturulmuş bir plan veya eylemdir. Fund new initiatives, iş ve kuruluş bağlamlarında doğal bir sözcük birlikteliğidir.
Alıştırma
help fiilinden hemen sonra fund fiilinin yalın hâlini kullanarak cümleyi tamamlayın: Community donations ____ new library programs.
Cevabı göster
help fund
and also boosts its overall market value Kalıp ifadeler
2:06ve aynı zamanda genel piyasa değerini artırır;
boosts its overall market value: genel piyasa değerini artırır
Bu cümlede boosts, “yükselmesine neden olur” demektir. Nesnesi olan its overall market value, soyut bir işletme ölçütüdür: şirketin ya da varlığın piyasada ne kadar değerli kabul edildiğini belirtir. Overall, tek bir ürün, varlık veya kısa vadeli rakam yerine toplam değerin ele alındığını gösterir. boost + soyut ölçüt kalıbı boost sales, confidence, performance veya value gibi birleşimlerde de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersin hedef ifadesiyle tamamlayın: By attracting more customers, the company ____.
Cevabı göster
boosts its overall market value
by showing how many people are willing to invest in their idea. Kalıp ifadeler
2:09çünkü bu, fikirlerine kaç kişinin yatırım yapmaya istekli olduğunu gösterir.
are willing to invest in their idea: fikirlerine yatırım yapmaya istekliler
Are willing to invest in iki yapıyı birleştirir. Be willing to + fiilin yalın hâli, bir eylemi seçmeye hazır veya istekli olmak demektir; invest in + isim ise bir şirkete, projeye, plana ya da fikre para veya başka kaynaklar koymak anlamına gelir. Burada their idea, satın alınan fiziksel bir nesneyi değil, fikir etrafında oluşturulan girişimi veya planı temsil eder. İstekli olmak, yatırıma hazır olunduğunu gösterir; yatırımın zaten yapıldığını ya da kesinlikle yapılacağını göstermez.
Alıştırma
Cümleyi şimdiki zamanda be willing to ve invest sonrasında kullanılan edatla tamamlayın: The survey shows that several local residents ____ invest ____ the community solar project.
Cevabı göster
are willing to · in
if for some reason a company starts to seem less profitable,
2:13eğer bir şirket bir sebepten ötürü daha az kârlı görünmeye başlarsa,
the reverse can also happen: karşıt yönü belirtmek
Bu cümlede the reverse, az önce açıklanan sürecin karşıt biçimi anlamına gelen bir isim öbeğidir. Bir aracı geri götürmeyi ya da bir tersine çevirme işlevini çalıştırmayı anlatmaz; önceki yönü geriye dönük olarak işaret eder. can also happen, bu karşıt yönün de mümkün olduğunu belirtir. Açıklamayı aynı sürecin doğrudan ve ters yöndeki iki olasılığı olarak düzenleyen kısa bir ifadedir.
Alıştırma
Bir sürecin bir yönde ilerlediği açıklandıktan sonra the reverse can also happen ne anlatır?
- Karşıt yön de mümkün
- Aynı yön kesinlikle devam edecek
- Süreç zaten durdu
Cevabı göster
Karşıt yön de mümkün
If investors think their stock value is going to decline, Dilbilgisi
2:19Eğer yatırımcılar hisse değerlerinin düşeceğini düşünürlerse,
they'll sell their stocks with the hopes of making a profit Kalıp ifadeler
2:22kâr elde etme umuduyla hisselerini satarlar,
If investors think their stock value is going to decline: eylemden önceki beklenti
Vurgulanan if yan cümlesi daha sonra verilecek bir karar için koşul oluşturur. think, their stock value is going to decline içeriğini tanıtır; is going to decline gelecekteki bir düşüş öngörüsünü anlatır, düşüşün zaten gerçekleştiğini değil. Bu yapı, bir beklentinin bir eyleme yol açtığını gösterir: If + özne + think(s) + gelecek öngörüsü kullanılır ve ana cümle verilen tepkiyi belirtir. Aynı yapı birçok durumda karar zincirini anlatabilir.
Alıştırma
Gelecekteki bir değişim hakkındaki mevcut inancın bir eyleme yol açtığını doğru biçimde gösteren cümleyi seçin.
- If the pilot thought the weather worsens, she will delayed the flight.
- If the pilot thinks the weather worsened, she'll delay the flight.
- If the pilot thinks the weather is going to worsen, she'll delay the flight.
Cevabı göster
If the pilot thinks the weather is going to worsen, she'll delay the flight.
with the hopes of making a profit: umut edilen bir sonucu ifade etmek
With the hopes of making a profit, satış yapma nedenini açıklar: yatırımcılar para kazanmak istedikleri için harekete geçer. Bu ifade, kesinlikle gerçekleşecek bir sonucu değil, gerçekleşmesi umulan bir sonucu belirtir. Kalıp with the hopes of + -ing biçimindedir. Burada making, of sözcüğünden sonra gelir; make a profit ise harcanandan daha fazla para kazanmak demektir. Çoğul hopes, amaç bildiren kalıbın bir parçasıdır; birbirinden ayrı birkaç umudu sıralamaz.
Alıştırma
Cümleyi “işletme maliyetlerinden daha fazla kazanmayı bekleyerek” anlamına gelen vurgulanmış ifadenin aynısıyla tamamlayın: The founders cut costs ____.
Cevabı göster
with the hopes of making a profit
As stocks are sold and demand for the stock goes down, Kalıp ifadeler
2:27Hisseler satıldıkça ve hisseye olan talep düştükçe,
the stock price falls and with it the company's market value. Dilbilgisi
2:31hisse fiyatı düşer ve bununla birlikte şirketin piyasa değeri de düşer.
demand for the stock goes down: talebin azalmasını anlatmak
Demand for the stock, söz konusu hisseyi satın almaya yönelik ilginin düzeyini ifade eder. Goes down, bu düzeyin azaldığını söyler; fiziksel olarak daha alçak bir yere hareket etmeyi anlatmaz. Yeniden kullanılabilen kalıp demand for + isim + go down biçimindedir. Burada demand tekil olduğu için fiilin geniş zaman biçimi goes down olur.
Alıştırma
Cümleyi for ve go down fiilinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: When fewer people want electric scooters, demand ____ them ____.
Cevabı göster
for · goes down
and with it the company's market value: önceki fiili eksilti yoluyla yeniden kullanma
Bu cümlede and with it + ad öbeği, ikinci unsurun da birinciyle aynı değişimi yaşadığını anlatır. falls fiili ikinci bölümde yeniden anlaşılır: the stock price falls, and the company's market value falls with it. Bu bir eksiltidir: Tekrarlanan fiil kolayca çıkarılabildiği için yeniden söylenmez. Buradaki with it, sözcüğü sözcüğüne “onu taşıyarak” değil, “bu değişimle birlikte” veya “bunun sonucunda” anlamına gelir.
Alıştırma
İşlerin de ortadan kalktığını göstermek için cümleyi kısa and with it yapısıyla tamamlayın: The old industry vanished, and ____ thousands of local jobs.
Cevabı göster
with it
This can leave investors with big losses Kalıp ifadeler
2:35Şirket tekrar kârlı görünmeye başlamadıkça
unless the company starts to look profitable again. Dilbilgisi
2:37bu durum yatırımcıları büyük kayıplarla baş başa bırakabilir.
leave investors with big losses: birinin belirli bir sonuçla karşılaşmasına neden olmak
Burada leave, “ayrılmak” anlamına gelmez. leave + etkilenen kişi + with + sonuç yapısında, “birinin sonunda bir şeye sahip olmasına veya onunla uğraşmak zorunda kalmasına neden olmak” anlamındadır. Investors etkilenen kişileri, big losses ise sonucu belirtir. Bu yapı, neden etkisini gösterdikten sonra kalan duruma odaklanır. Bu cümlede, söz konusu durumun yatırımcılar için ciddi mali kayıplarla sonuçlanabileceği uyarısını verir.
Alıştırma
Cümleyi leave fiilinin geçmiş zaman biçimi ve sonucu belirten with ile tamamlayın: The canceled flight ____ the passengers ____ an unexpected hotel bill.
Cevabı göster
left · with
unless the company starts to look profitable again: olumsuz koşul
Unless, istenmeyen ana sonucun önlenmesi için gerçekleşmesi gereken koşulu getirir. Burada şirket yeniden kârlı görünmeye başlamazsa yatırımcılar büyük kayıplar yaşayabilir. Bu yapıda unless + olumlu yan cümle, olumsuz koşul mantığı taşır; if ... not anlamına gelir.
Alıştırma
Bir kulübün kuralı şöyledir: 'You may enter only if you show a membership card.' Hangi cümle aynı kuralı unless ile ifade eder?
- You cannot enter if you show a membership card.
- You can enter unless you show a membership card.
- You cannot enter unless you show a membership card.
Cevabı göster
You cannot enter unless you show a membership card.
This seesaw of supply and demand is influenced by many factors. Deyimler
2:41Bu arz ve talep tahterevallisi birçok faktörden etkilenir.
This seesaw of supply and demand: arz ve talep arasındaki gidip gelme
Burada seesaw, oyun parkındaki tahterevalli değil, bir mecazdır. İfade, arz ve talebi tahterevallinin iki ucunun inip çıkması gibi göreli güçleri sürekli değişen kuvvetler olarak sunar. Bu mecaz, tekrarlanan hareketi ve istikrarsız ya da değişen bir dengeyi vurgular. Tek seferlik bir yükselişi veya düşüşü anlatmaz ve iki tarafın mutlaka bire bir kusursuz biçimde ters yönde hareket ettiğini göstermez.
Alıştırma
“The seesaw between hope and fear continued for weeks,” cümlesinde seesaw ne anlama gelir?
- Birbiriyle çekişen iki duygu arasında tekrarlanan değişim
- Öz güvenin düzenli biçimde artması
- Her gün kullanılan bir oyun parkı tahterevallisi
Cevabı göster
Birbiriyle çekişen iki duygu arasında tekrarlanan değişim
Companies are under the unavoidable influence of market forces Kelime
2:45Şirketler piyasa güçlerinin kaçınılmaz etkisi altındadır;
are under the unavoidable influence of market forces: piyasa güçlerinin kaçınılmaz etkisi altında olmak
Be under the influence of X, X'ten etkilenmek veya X tarafından yönlendirilmek anlamına gelir. Burada unavoidable, şirketlerin bu etkiden tamamen kaçamayacağını vurgular. Market forces; arz, talep, rekabet, maliyetler ve tüketici davranışları gibi fiyatları ve işletme kararlarını değiştiren etkenleri anlatan bir ekonomi terimidir. Buradaki forces, askerî güçleri değil baskıları veya etkileri ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle are under the unavoidable influence of market forces ifadesini en doğru biçimde yeniden anlatır?
- Şirketler arz, talep ve rekabet gibi baskılardan kaçınılmaz olarak etkilenir.
- Şirketler piyasadaki her değişikliği tamamen görmezden gelebilir.
- Şirketler piyasayı etkiler, ancak piyasadan etkilenmez.
Cevabı göster
Şirketler arz, talep ve rekabet gibi baskılardan kaçınılmaz olarak etkilenir.
the fluctuating price of materials: dalgalanan malzeme fiyatı
Fluctuating, fluctuate fiilinin -ing biçimidir ve burada price sözcüğünü niteleyen bir sıfat olarak kullanılır. İfade, malzeme fiyatının aynı düzeyde kalmak yerine zaman içinde yükselip düştüğünü anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle fluctuating price ifadesini açıklar?
- Fiyat tam olarak aynı düzeyde kalır.
- Fiyat aydan aya yükselip düşer.
- Fiyat her ay aynı miktarda yükselir.
Cevabı göster
Fiyat aydan aya yükselip düşer.
Investors may be worried about changes in leadership,
2:56Yatırımcılar liderlikteki değişikliklerden,
or larger factors like new laws and trade policies. Kültür
2:59veya yeni yasalar ve ticaret politikaları gibi daha büyük faktörlerden endişe duyabilir.
bad publicity: olumsuz kamuoyu ilgisi
Bu cümlede bad publicity; eleştirel haberler veya geniş çapta konuşulan şikâyetler gibi olumsuz kamuoyu ilgisi anlamına gelir. Bir şirketin itibarına zarar verebilir ve yatırımcıların güvenini azaltabilir. Burada publicity, şirketin kendisinin düzenlediği bir tanıtımdan ziyade kamuoyunun ve medyanın ilgisini ifade eder.
Alıştırma
Bir ürünün geri çağrılması haberlere ve öfkeli kamuoyu tartışmalarına yol açıyor. Sonucu en iyi hangi ifade açıklar?
- private feedback
- bad publicity
- bad advertising
Cevabı göster
bad publicity
new laws and trade policies: dış piyasa etkenleri
Bu cümlede new laws and trade policies, tek bir şirketin içindeki olaylardan ziyade daha büyük dış etkenlere örnektir. Yeni yasalar işletmelerin neleri yapabileceğini veya yapmak zorunda olduğunu değiştirebilir; ticaret politikaları ise gümrük vergileri, ithalat sınırlamaları ya da ihracat kuralları gibi önlemlerle sınır ötesi ticareti şekillendirir. Bu değişiklikler maliyetleri ve pazarlara erişimi etkileyebilir; dolayısıyla yatırımcılar bir şirket hakkındaki beklentilerini değiştirebilir. Buradaki trade ülkeler arasındaki ticarettir; trade policies bir yatırımcının hisse alıp satma planı değildir.
Alıştırma
Bu cümlede trade policies ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Bir şirketin satış toplantıları için hazırladığı iç program
- Bir yatırımcının hisse alıp satma planı
- Uluslararası ticareti etkileyen hükümet kararları ve kuralları
Cevabı göster
Uluslararası ticareti etkileyen hükümet kararları ve kuralları
plenty of investors are simply ready to sell valuable stocks
3:04birçok yatırımcı sadece değerli hisselerini satmaya
which can make companies appear more or less successful. Dilbilgisi
3:13bu da şirketlerin daha fazla veya daha az başarılı görünmesine yol açabilir.
day-to-day noise in the market: piyasadaki kısa vadeli günlük değişim
Bu cümlede noise gerçek bir ses değil, piyasadaki kısa süreli ve düzensiz değişimleri anlatan bir benzetmedir. Bu değişimler temel eğilimi bulanıklaştırabilir ve performansın gerçekte olduğundan farklı görünmesine yol açabilir. Day-to-day, anlamı bir günden diğerine gerçekleşen değişimlerle sınırlar. Bu ifade geçici hareketi daha anlamlı bir uzun vadeli sinyalden ayırır.
Alıştırma
“Ignore the daily noise and focus on the five-year trend.” cümlesinde daily noise ne anlama gelir?
- Yakında çalışan insanların çıkardığı gerçek ses
- Ana eğilimi gizleyebilen kısa vadeli değişim
- Uzun vadeli eğilimin devam edeceğinin kanıtı
Cevabı göster
Ana eğilimi gizleyebilen kısa vadeli değişim
make companies appear more or less successful: şirketleri daha fazla veya daha az başarılı göstermek
Yapı make + nesne + to almayan yalın fiildir: make companies appear. Etken make yapısından sonra appear yalın biçimde kalır; önüne to getirilmez ve appeared kullanılmaz. Appear, kesin bir gerçeği değil, oluşan izlenimi anlatır. Burada more or less successful, kısa vadeli piyasa hareketinin bir şirketi gerçekte olduğundan görece daha başarılı veya daha az başarılı gösterebileceği anlamına gelir.
Alıştırma
Parantezdeki ismi make + nesne + appear yapısında kullanarak cümleyi tamamlayın: A polished chart can ____ more reliable than they really are. (the results)
Cevabı göster
make the results appear
appearing to lose value often leads to losing investors Kalıp ifadeler
3:17değer kaybediyor gibi görünmek genellikle yatırımcı kaybetmeye yol açar,
and in turn losing actual value. Anlatım akışı
3:21bu da sırasıyla gerçek değerin kaybına neden olur.
appearing to lose value ... leads to losing investors: görünüşün gerçek bir sonuca yol açması
Appearing to lose value, özne olarak kullanılan bir -ing yan cümlesidir. Bir şeyin değeri düşüyormuş gibi görünmesi demektir; değer kaybının kanıtlanmış olduğunu söylemez. Leads to sonucu tanıtır. lead to + isim veya -ing biçiminde to bir edattır; bu yüzden losing investors doğru biçimdir. Cümle, olumsuz bir görüntünün kendi başına gerçek bir sonuca yol açabileceğini gösterir: yatırımcılar ayrılır.
Alıştırma
Cümleyi lead to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Poor planning often ____ wasting time and money.
Cevabı göster
leads to
in turn: bir sonucu sonraki neden hâline getirmek
In turn, bir neden-sonuç zincirinin iki aşamasını birbirine bağlar: İlk sonuç, sonraki sonucun nedeni olur. Burada değer kaybediyor gibi görünmek yatırımcıların ayrılmasına, yatırımcı kaybı da daha sonra gerçek değerin düşmesine neden olur. İfade çoğu zaman “bu da ardından” veya “ve bu da” şeklinde anlaşılabilir. Bu cümlede bir zincirleme tepkiyi düzenler; insanların sırayla hareket ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede in turn, bir sonucun başka bir sonuca neden olduğunu göstermek için kullanılmıştır?
- The players took turns choosing songs.
- Better insulation lowers energy use, which in turn reduces monthly costs.
- She lent me her notes, and I helped her in return.
Cevabı göster
Better insulation lowers energy use, which in turn reduces monthly costs.
Human confidence in the market has the power to trigger everything Kalıp ifadeler
3:23İnsanın piyasaya olan güveni, her şeyi tetikleme gücüne sahiptir;
from economic booms to financial crises. Dilbilgisi
3:27ekonomik patlamalardan finansal krizlere kadar.
has the power to trigger: güçlü bir nedensel potansiyeli ifade etmek
Has the power to + fiilin yalın hâli, özneye güçlü bir nedensel etki kapasitesi yükler. Bu cümlede özne, soyut ve kolektif bir tutum olan insanların piyasaya güvenidir; bu nedenle yapı, bu tutumu gerçek olayları şekillendirebilecek bir güç olarak sunar. Burada trigger, bir silahın tetiğini gerçek anlamda çekmek değil, ‘başlatmak’ veya ‘harekete geçirmek’ demektir. Has the power to trigger bütünüyle güveni, önemli sonuçları başlatabilecek güç olarak gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, kamu güveninin büyük bir toplumsal değişimin nedeni olabileceğini söyler?
- Major social change has the power to trigger greater public trust.
- Public trust has the power to prevent major social change.
- Public trust has the power to trigger major social change.
Cevabı göster
Public trust has the power to trigger major social change.
from economic booms to financial crises: geniş bir aralığı göstermek
From X to Y bir aralığın iki uç noktasını gösterir. Burada economic booms olumlu, financial crises ise olumsuz uç noktadır; bu karşıtlık, olası sonuçların ne kadar geniş bir çeşitlilik gösterebileceğini anlatır. Everything ile birlikte kullanıldığında yapı, iki uç noktayı ve bunların arasındaki sonuç türlerini kapsar; yalnızca iki olayı sıralamaz. From ... to ... yalnızca yer veya zaman içinde hareketi değil, beceri seviyeleri, fiyatlar ya da görüşler gibi soyut aralıkları da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi from ... to aralık yapısıyla tamamlayın: The workshop covers everything ____ basic safety checks ____ emergency planning.
Cevabı göster
from · to
is why most professionals promote reliable long-term investing Kalıp ifadeler
3:32çoğu uzmanın hızlı para kazanmaya çalışmak yerine
this difficult to track variable is why: nedeni sonuçtan önce vermek
X is why Y kalıbı, nedeni X bölümüne yerleştirir ve bunun sonucunu why yan cümlesi Y ile verir. Burada this difficult to track variable nedendir; çoğu uzmanın güvenilir uzun vadeli yatırımı tercih etmesi ise sonuçtur. Why yan cümlesi doğrudan soru değil, cümlenin içine yerleşmiş bir yan cümledir. Bu nedenle why most professionals promote ... biçimindeki bildirme cümlesi dizilimi kullanılır; why do most professionals promote ... denmez.
Alıştırma
X is why Y kalıbını tek bir sözcükle tamamlayın: A power outage is ____ the meeting ended early.
Cevabı göster
why
promote reliable long-term investing over trying to make quick cash: Y yerine X’i öncelikli olarak desteklemek
promote X over Y yapısında promote “teşvik etmek veya desteklemek” anlamına gelir; over ise X’in Y’ye tercih edildiğini gösterir. Burada over fiziksel bir konumu anlatmaz. Cümlede X reliable long-term investing, Y ise trying to make quick cash bölümüdür. Uzmanlar ikinci yaklaşım yerine birinciyi önerir.
Alıştırma
Bir yaklaşımın tercih edildiğini göstermek için promote X over Y yapısını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- The program promotes regular saving above borrowing for nonessential purchases.
- The program promotes regular saving over borrowing for nonessential purchases.
- The program promotes to save regularly over borrowing for nonessential purchases.
Cevabı göster
The program promotes regular saving over borrowing for nonessential purchases.
experts are constantly building tools in efforts to increase their chances of success Kalıp ifadeler
3:39uzmanlar bu son derece öngörülemez sistemde
in this highly unpredictable system. Kelime
3:43başarı şanslarını artırmak amacıyla sürekli araçlar geliştirmektedir.
in efforts to increase their chances of success: başarı şanslarını artırma çabaları
in efforts to + fiilin yalın hâli yapısı, bir eylemi hedefe ulaşmak için yapılan amaçlı girişimlerin bir parçası olarak sunar. Burada araç geliştirmenin amacı başarıyı daha olası hâle getirmektir. Efforts burada soyut bir çoğul isimdir; tek tek fiziksel güç harcama eylemlerini anlatmaz. Increase someone's chances of success, o kişinin başarısını kesinleştirmek değil, başarıyı daha olası hâle getirmek demektir. Bir kişinin başarı olasılığını anlatan bu kalıpta chances genellikle çoğul kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle, başarıyı garanti etmeden başarılı bir sonucu daha olası hâle getirmeyi doğal biçimde ifade eder?
- Extra practice can increase your chances of success.
- Extra practice can record your past success.
- Extra practice can guarantee success every time.
Cevabı göster
Extra practice can increase your chances of success.
highly unpredictable system: son derece öngörülemez sistem
Highly, unpredictable sıfatını niteleyen bir derece zarfıdır. Bu nedenle a highly unpredictable system, tahmin edilmesi çok zor bir sistem demektir. Highly, sistemin fiziksel olarak yüksekte olduğu anlamına gelmez. Unpredictable, sistemin gelecekteki durumlarının veya sonuçlarının güvenilir biçimde tahmin edilemediğini belirtir. Highly bu fikri güçlendirir, ancak tek başına sistemin tamamen rastgele olduğunu veya hiç örüntüsü bulunmadığını iddia etmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir sistemin gelecekteki davranışının tahmin edilmesinin çok zor olduğunu söyler?
- The system follows a perfectly fixed pattern.
- The system is positioned very high.
- The system is highly unpredictable.
Cevabı göster
The system is highly unpredictable.
But the stock market is not just for the rich and powerful. Dilbilgisi
3:46Ancak borsa sadece zengin ve güçlüler için değildir.
not just for the rich and powerful: yalnızca zengin ve güçlü insanlara yönelik değil
not just for + isim öbeği kalıbı, bir şeyin yalnızca belirli bir kişi veya grupla sınırlı olduğu düşüncesini reddeder. O grubu dışlamaz; grubun dışındaki kişilerin de katılabileceğini veya yararlanabileceğini belirtir. Burada the rich and powerful sözleri, “zengin ve güçlü insanlar” anlamında bir isim öbeği oluşturur. Cümle, borsaya yalnızca servet ve güç sahibi kişilerin katılabileceği şeklindeki basmakalıp düşünceye karşı çıkar.
Alıştırma
Halk kütüphanelerinin birden fazla gruba hizmet ettiğini göstermek için cümleyi not just for ile tamamlayın: Public libraries are ____ researchers.
Cevabı göster
not just for
in many of the exact same ways a large investor would. Dilbilgisi
3:52hemen hemen aynı yollarla hisse senedi alabilirler.
With the dawn of the internet: internet çağının doğuşuyla birlikte
Dawn kelimesi gerçek anlamıyla günün ilk ışığını belirtir. the dawn of + gelişme veya çağ kalıbında ise önemli bir şeyin başlangıcını ya da ilk ortaya çıkışını anlatan bir benzetmedir. Bu nedenle With the dawn of the internet, “internet çağı başlarken” anlamına gelir. Cümlenin başındaki with öbeği ana ifadenin tarihsel arka planını kurar: internetin gelişi yeni bir durum için gereken koşulları oluşturmuştur. Burada sabah veya gün doğumundan söz edilmez.
Alıştırma
Bu cümlede With the dawn of ne anlama gelir? With the dawn of online banking, customers could manage their accounts from home.
- İnternet bankacılığı ortaya çıkmaya başlarken
- Gün doğumunda bir banka açılırken
- İnternet bankacılığı ortadan kaybolduktan sonra
Cevabı göster
İnternet bankacılığı ortaya çıkmaya başlarken
everyday investors: sıradan, profesyonel olmayan yatırımcılar
Burada everyday tek kelime hâlindedir ve investors isminden önce sıfat olarak kullanılır. Büyük ya da profesyonel yatırımcılardan farklı olarak yatırım yapan sıradan halk üyelerini anlatır. Bu kişilerin her gün yatırım yaptığı anlamına gelmez. everyday + isim kalıbı, everyday users veya everyday products örneklerinde olduğu gibi sıradan insanları ya da şeyleri belirtmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede everyday “sıradan” veya “profesyonel olmayan” anlamında kullanılmıştır?
- These investors review their accounts every day.
- This guide is written for everyday investors, not financial professionals.
- The meeting happens every day after lunch.
Cevabı göster
This guide is written for everyday investors, not financial professionals.
in the same ways ... would: tekrarlanan fiil öbeğinin eksiltilmesi
Sondaki a large investor would ifadesi, a large investor would buy stocks olarak anlaşılır. Yardımcı fiil would kalır, daha önce geçen buy stocks fiil öbeği ise tekrar söylenmez. in many of the exact same ways ifadesi, iki yatırımcı türünün satın alma biçimlerini karşılaştırır. Bu eksiltme tekrarı önler; would, büyük yatırımcının aynı durumda ne yapacağını anlatır, istekli olma anlamı taşımaz.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: “Lena can solve the puzzle the same way an expert would.” Would sonrasında hangi fiil öbeği anlaşılır?
- solve the puzzle
- use a different puzzle
- want to solve the puzzle
Cevabı göster
solve the puzzle
And as more people educate themselves about this complex system, Dilbilgisi
3:56Ve bu karmaşık sistem hakkında daha fazla insan kendini eğittikçe,
and pursue their financial goals. Kalıp ifadeler
4:03ve finansal hedeflerinin peşinden gidebilirler.
As more people educate themselves ...: gelişen bir değişimi anlatan as
Burada as, sonuçla birlikte gelişen bir değişimi anlatır: sistem hakkında bilgi edinen insanların sayısı arttıkça onların sisteme katılma becerisi de artar. Bu kullanımda as, “durum değiştikçe” anlamındadır; “olarak” anlamında bir rol belirtmez. Educate themselves about X, insanların X konusundaki anlayışlarını etkin biçimde kendi çabalarıyla geliştirmesi demektir. Kitaplardan, kurslardan veya başka kaynaklardan yararlanabilirler; ifade, hiçbir dış yardım almadan öğrenmeyi gerektirmez.
Alıştırma
Hangi cümlede as, başka bir değişimle birlikte gelişen bir değişimi anlatır?
- As more commuters use the train, traffic becomes lighter.
- Please arrange the files as the guide shows.
- As the team captain, Maya speaks first.
Cevabı göster
As more commuters use the train, traffic becomes lighter.
Support the businesses they believe in: believe in ve düşürülmüş ilgi zamiri
Believe in a business, bir işletmeye güvenmek ya da onun değerlerini, ürünlerini veya yönünü desteklemek demektir. Yalnızca işletmenin var olduğuna inanmak anlamına gelmez. Dolayısıyla tüm ifade, insanların gerçekten onayladığı işletmeleri desteklemekten söz eder. businesses they believe in yapısında they believe in, businesses sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Yapı businesses that they believe in şeklinde genişletilebilir. Nesne görevindeki ilgi zamiri that düşürülür, ancak in believe in ifadesinin parçası olduğu için sonda kalır.
Alıştırma
Cümleyi “güvenmek ve onaylamak” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We donate to charities we ____.
Cevabı göster
believe in
pursue their financial goals: bir sonuca ulaşmak için çabalamak
pursue their financial goals ifadesinde pursue, istenen bir sonuca ulaşmak için sürekli harekete geçmek anlamına gelir. Bir şeyi fiziksel olarak kovalamayı anlatmaz. Finansal hedefler arasında para biriktirmek, borçları kapatmak veya servet oluşturmak bulunabilir. Pursue a goal, finans, kariyer ve eğitim bağlamlarında doğal ve biraz resmî bir kelime birleşimidir. Devam eden çabayı vurgular; hedefe çoktan ulaşıldığını belirtmez.
Alıştırma
Maya hâlâ derslere katılıyor ve mimar olmak için çalışıyor. En doğal cümle hangisidir?
- Maya is doing her goal of becoming an architect.
- Maya is pursuing her goal of becoming an architect.
- Maya has achieved her goal of becoming an architect.
Cevabı göster
Maya is pursuing her goal of becoming an architect.
The first step is getting invested: açıklamadan eyleme geçmek
The first step is ... ilk uygulanabilir eylemi belirterek açıklamayı tamamlar. Dinleyiciyi fikri anlama aşamasından sonra ne yapacağını bilme aşamasına taşır; konuşmaları, talimatları ve önerileri düzenlemenin yaygın bir yoludur. Kalıp The first step is + -ing biçimidir. Bu finans bağlamında getting invested, yatırımlara para koymaya ve piyasaya katılmaya başlamak anlamına gelir. Başka birinin size yatırım yapması şeklinde kelimesi kelimesine yorumlanmamalıdır.
Alıştırma
Günlük planlamanın neden yararlı olduğunu açıkladıktan sonra bir konuşmacı, "The first step is writing down your top three tasks." diyor. Bu cümle ne işe yarar?
- İlgisiz bir tarihî ayrıntı sunar.
- Açıklamayı net bir ilk eyleme dönüştürür.
- Her eylemin çoktan tamamlandığını söyler.
Cevabı göster
Açıklamayı net bir ilk eyleme dönüştürür.
Interested in pursuing your own financial goals?
4:08Kendi finansal hedeflerinizin peşinden gitmekle ilgileniyor musunuz?
Download a free audio version of The Richest Man in Babylon
4:11Babil'in En Zengin Adamı'nın ücretsiz sesli sürümünü
You'll not only get timeless advice on making and investing money, Dilbilgisi
4:19Sadece para kazanmak ve yatırım yapmak üzerine zamansız tavsiyeler almakla kalmayacak,
but also an imaginative take on life in ancient Mesopotamia. Kelime
4:24aynı zamanda antik Mezopotamya'daki hayata dair yaratıcı bir bakış açısı kazanacaksınız.
İkinci bir fayda eklemek için not only ... but also ...
Not only ... but also ... iki düşünceyi birbirine bağlar ve ikisinin de doğru olduğunu vurgular. İkinci düşünce çoğu zaman ek veya beklenmedik bir fayda gibi algılanır. Bu cümlede get, timeless advice on making and investing money ve an imaginative take on life in ancient Mesopotamia isim öbeklerinin ikisi için de geçerlidir. İkinci get kullanılmamıştır. Not only ve but also sonrasındaki ögeleri dil bilgisi bakımından paralel tutun.
Alıştırma
Uygulamanın iki iş yaptığını göstermek için cümleyi eşleşen yapıyla tamamlayın: The app ____ tracks your spending ____ helps you plan a budget.
Cevabı göster
not only · but also
an imaginative take on ...: yaratıcı bir yorum
Burada take, bir konuya dair bakış açısı, yorum veya sunuş biçimi anlamına gelen sayılabilir bir isimdir. An imaginative take on life in ancient Mesopotamia, antik Mezopotamya'daki yaşamın yaratıcı bir biçimde yorumlanması veya sunulması demektir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp a/an + sıfat + take on + konu şeklindedir; a fresh take on education buna bir örnektir. Tanımlık ve sıfat, take sözcüğünün isim olduğunu gösterir; on ise konuyu tanıtır.
Alıştırma
Burada a fresh take on city life ne anlama geliyor? The podcast offers a fresh take on city life.
- şehir hayatını yönetme sorumluluğu
- şehir hayatına dair yeni bir yorum
- şehir hayatına karşı bir yarışma
Cevabı göster
şehir hayatına dair yeni bir yorum