Köpekler burunlarıyla nasıl "görürler"? - Alexandra Horowitz: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
660 kelime 181 kel/dk

Video özeti: Bu popüler bilim videosu, bir köpeğin burnu ile beyninin kokuları nasıl yakalayıp ayırdığını ve yorumladığını açıklar. Bu sistem sayesinde köpekler kokunun kaynağını bulabilir, hormonları ve görünmeyen tehditleri algılayabilir, geçmişten kalan izlerle yaklaşan şeylerin işaretlerini yeniden kurabilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Have you ever wondered how your dog experiences the world? — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bilimsel bir konuya doğrudan soruyla başlayarak izleyiciyi anlatıya çekmeyi, bakış açısını insandan köpeğe çevirmeyi ve ardından gelecek açıklamaya yönelik merak oluşturmayı tanıyıp kullanmayı öğreneceksiniz. 2. allow odor concentration to build up — Phrasal verbs: build up ifadesini tek seferlik bir artış değil, aşamalı bir birikim olarak anlayacak; tekrarlanan eylemlerin zamanla yoğunluğu, baskıyı, kanıtları veya duyguları nasıl artırdığını açıklarken bu yapıyı kullanabileceksiniz. 3. can traverse time. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu sözü, geçmişten kalan izleri ve yaklaşan kişi ya da nesnelerin taşıdığı sinyalleri koklayabilmenin mecazı olarak yorumlayacak ve soyut bir yeteneği canlı bir imgeyle ilişkilendirmeyi öğreneceksiniz.

Bu derste

Hi Bob.

0:06

Merhaba Bob.

Morning Kelly.

0:07

Günaydın Kelly.

The tulips look great.

0:09

Laleler harika görünüyor.

Have you ever wondered how your dog experiences the world? Notlar

0:11

Köpeğinizin dünyayı nasıl deneyimlediğini hiç merak ettiniz mi?

Anlatım akışı

Have you ever wondered...?: merak uyandıran bir açılış

Have you ever wondered...? izleyiciyi doğrudan düşünmeye davet eder, ancak burada sesli bir cevap istemez. Merak uyandırır ve izleyiciyi gelecek açıklamaya hazırlar. how ile başlayan yan cümle videonun ana sorusunu önceden gösterir ve dikkati insanın dünyaya bakışından köpeğin deneyimine çevirir. Bir soruyla başlamak, eğitici bir videonun, konuşmanın veya yazının girişini düzenlemek için yaygın bir yöntemdir.

Alıştırma

Bu cümlenin bir bilim videosunun başındaki temel işlevi nedir?

  1. Merak uyandırır ve videonun açıklayacağı soruyu önceden gösterir.
  2. Açıklamadan önce nihai bilimsel sonucu belirtir.
  3. İzleyicilerden köpek sahibi olup olmadıklarını hemen bildirmelerini ister.
Cevabı göster

Merak uyandırır ve videonun açıklayacağı soruyu önceden gösterir.

Dilbilgisi

wondered how your dog experiences...: dolaylı soru söz dizimi

Wonder fiilinden sonra gelen how your dog experiences the world bir dolaylı sorudur; merak edilen bilgiyi belirtir. how yan cümlesinin içinde düz cümle söz dizimi kullanılır: how + özne + fiil. Ana cümle zaten bir sorudur: Have you ever wondered...? İçteki yan cümlede bir kez daha soru devrikliği yapmayın. how does your dog experience the world değil, how your dog experiences the world denir.

Alıştırma

Dolaylı soru söz dizimi doğru olan cümleyi seçin.

  1. I wonder how this machine works.
  2. I wonder how works this machine.
  3. I wonder how does this machine work.
Cevabı göster

I wonder how this machine works.

Kelime

experiences the world: fiil olarak experience

experiences the world ifadesinde experience, “bir şeyi algılamak ve yaşayarak deneyimlemek” anlamına gelen bir fiildir. Özne your dog olduğu için geniş zamandaki fiil üçüncü tekil şahıs biçimi olan experiences olur. Bu ifade, bir köpeğin özellikle duyuları aracılığıyla çevresini nasıl algıladığını ve çevresiyle nasıl etkileşim kurduğunu sorar. Köpeğin “deneyimli olduğu” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede experiences the world ne anlama geliyor?

  1. Coğrafya hakkında çok fazla bilgiye sahiptir
  2. Çevresini algılar ve yaşayarak deneyimler
  3. Geçmişteki olayları dünyaya anlatır
Cevabı göster

Çevresini algılar ve yaşayarak deneyimler

Here's what she sees.

0:14

İşte onun gördüğü şey.

Not terribly interesting.

0:16

Çok da ilginç değil.

But what she smells,

0:18

Ama kokladığı şeyler,

that's a totally different story. Deyimler

0:19

tamamen farklı bir hikaye.

Deyimler

a totally different story: tamamen farklı bir durum

A totally different story, “tamamen farklı bir durum veya mesele” anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede story, öykü anlamına gelmez; konuşan kişi köpeğin kokladığı şeyin az önce konuşulan konudan çok farklı olduğunu söylüyor. X is one thing, but Y is a different story kalıbı iki durumu karşılaştırmanızı ve ikinci durumun farklı anlaşılması ya da ele alınması gerektiğini belirtmenizi sağlar. Totally karşıtlığı güçlendirir.

Alıştırma

İkinci durumun tamamen farklı olduğunu göstermek için cümleyi bu dersteki deyimle tamamlayın: Cooking for two is easy, but cooking for fifty is ____.

Cevabı göster

a totally different story

And it begins at her wonderfully developed nose. Anlatım akışı

0:22

Ve bu onun muazzam gelişmiş burnunda başlar.

Anlatım akışı

it begins at: geniş bir konudan somut bir başlangıç noktasına geçiş

Bu cümlede it, açıklanmakta olan daha geniş sürece gönderme yapar. begins at her wonderfully developed nose bu geniş konuyu tek bir somut başlangıç noktasına, yani köpeğin burnuna indirger. Bu kalıp, genel bir soru veya süreçten ayrıntılı açıklamanın başladığı yere ya da aşamaya geçerek bilgiyi düzenler. begin at bir konumu veya açıkça belirlenmiş bir noktayı vurgular.

Alıştırma

it begins at her wonderfully developed nose açıklamada ne işe yarıyor?

  1. Bütün ayrıntıların zaten açıklandığını bildirir.
  2. Geniş bir konudan sürecin başladığı somut noktaya geçer.
  3. Köpeğin burnunun daha yeni büyümeye başladığını söyler.
Cevabı göster

Geniş bir konudan sürecin başladığı somut noktaya geçer.

As your dog catches the first hints of fresh air, Notlar

0:25

Köpeğiniz temiz havanın ilk izlerini yakaladığında,

Kalıp ifadeler

catches the first hints of ...: belirsiz bir erken işareti fark etmek

catch the first hints of something kalıbında catch, bir şeyi fiziksel olarak yakalamak değil, “fark etmek” veya “algılamak” anlamına gelir. The first hints, henüz algılanmaya başlayan bir şeyin en erken ve belirsiz işaretlerini ya da izlerini anlatır. Burada vurgulanan bölüm air ile devam ederek catches the first hints of fresh air olur. Aynı kalıp, the first hints of rain veya the first hints of spring örneklerinde olduğu gibi hafif bir kokuyu ya da başka bir erken işareti anlatabilir.

Alıştırma

Maya'nın yağmurun ilk hafif işaretlerini algıladığını anlatmak için cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: Maya could ____ rain in the air.

Cevabı göster

catch the first hints of

her nose's moist, spongy outside, Kelime

0:28

burnunun nemli, süngerimsi dış yüzeyi,

helps capture any scents the breeze carries. Dilbilgisi

0:31

esintinin taşıdığı tüm kokuları yakalamaya yardımcı olur.

Dilbilgisi

As: aynı anda gerçekleşen eylemleri bağlamak

Burada As, zaman bildiren bir yan tümceyi başlatır. As your dog catches the first hints of fresh air arka plandaki zamanı verir; ana cümle ise aynı süreçte burnun dış yüzeyinin ne yaptığını açıklar. As ayrıca “çünkü” anlamına gelebilir, ancak bu yorum burada cümlenin mantığına uymaz. Cümle birlikte gerçekleşen iki olayı anlatır; ilk olay, ikincisinin nedeni olarak sunulmaz.

Alıştırma

Altyazıda As hangi anlama geliyor?

  1. “Çünkü” anlamına gelir ve burun yüzeyinin kokuları yakalamaya neden yardımcı olduğunu açıklar.
  2. “Her ne kadar” anlamına gelir ve beklenmedik bir karşıtlık sunar.
  3. “~iken/~dığı sırada” anlamına gelir ve aynı gelişen sürecin iki bölümünü bağlar.
Cevabı göster

“~iken/~dığı sırada” anlamına gelir ve aynı gelişen sürecin iki bölümünü bağlar.

Kelime

moist, spongy outside: dokuyu anlatan eş görevli sıfatlar

Moist ve spongy, outside sözcüğünü birlikte niteleyen eş görevli sıfatlardır. Moist hafifçe ıslak bir yüzeyi, spongy ise bastırıldığında biraz çöken yumuşak bir yüzeyi anlatır. Aralarındaki virgül, aynı düzeydeki iki betimlemeyi ayırır. Outside burada “dış yüzey” anlamına gelen bir isimdir. Her iki sıfatı da ismin önüne getirmek, betimleyici veya bilimsel anlatımda iki dokunsal ayrıntıyı tek ve kısa bir isim öbeğine sığdırır.

Alıştırma

Hangi cümle dış yüzeyi betimlemek için outside sözcüğünden önce iki eş görevli sıfat kullanır?

  1. The peach has a soft, fuzzy outside.
  2. The peach is soft, and it fell outside.
  3. The peach has fuzzy skin on the outside.
Cevabı göster

The peach has a soft, fuzzy outside.

Dilbilgisi

any scents the breeze carries: nesne görevindeki ilgi zamirini düşürme

any scents the breeze carries ifadesinde scents isminden sonra the breeze carries ilgi cümleciği gelir. Daha açık biçimi any scents that the breeze carries şeklindedir. Bu cümlecik hangi kokuların kastedildiğini belirtir. Burada that, carries fiilinin nesnesi olur: the breeze carries the scents. Nesne görevindeki ilgi zamiri düşürülebildiği için scents sözcüğünden hemen sonra özne the breeze ve fiil carries gelebilir. Bu ilgi cümleciği ayrı bir bağımsız cümle değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede nitelediği isimden sonra nesne görevindeki ilgi zamiri doğal biçimde düşürülmüştür?

  1. We noticed that the wind carried smells into the room.
  2. We noticed the smells the wind carried into the room.
  3. We noticed the smells that drifted into the room.
Cevabı göster

We noticed the smells the wind carried into the room.

The ability to smell separately with each nostril, Dilbilgisi

0:34

Her bir burun deliğiyle ayrı ayrı koku alma,

smelling in stereo, Deyimler

0:37

yani stereo koklama yeteneği,

helps to determine the direction of the smell's source, Kalıp ifadeler

0:39

kokunun kaynağının yönünü belirlemeye yardımcı olur,

Dilbilgisi

The ability to smell separately with each nostril: özne olan isim öbeği

The ability to smell separately with each nostril, cümlenin öznesi olan isim öbeğidir. Öbeğin baş sözcüğü ability'dir; to-infinitive yapısındaki to smell separately with each nostril ise bu yeteneğin ne olduğunu açıklar. the ability to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir eylemi veya beceriyi üzerinde konuşulabilecek bir kavrama dönüştürür. Özne uzun olsa da tekil baş sözcük ability uyumu belirler; bu nedenle ana fiil help değil helps olur.

Alıştırma

Hangi cümlede The ability to + fiilin yalın hâli özne olarak kullanılmış ve özne-fiil uyumu doğru kurulmuştur?

  1. The ability to detect tiny changes helps scientists spot problems early.
  2. The ability to detect tiny changes help scientists spot problems early.
  3. The ability detect tiny changes helps scientists spot problems early.
Cevabı göster

The ability to detect tiny changes helps scientists spot problems early.

Deyimler

smelling in stereo: iki burun deliğini iki kanala benzetmek

Burada smelling in stereo, iki burun deliğinden gelen ayrı bilgileri kullanmayı anlatan bir benzetmedir. İki ses kanalının sesin nereden geldiğini gösterebilmesi gibi, iki koku girdisi arasındaki farklar da kokunun yönünü bulmaya yardımcı olabilir. Bu -ing öbeği, önceki smell separately with each nostril fikrini başka sözlerle açıklayıp yeniden adlandırır. Kokuların ses çıkardığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede smelling in stereo ne anlama geliyor?

  1. Bir kokunun yerini bulmak için iki burun deliğinden gelen ayrı bilgileri kullanmak
  2. Bir kokuyu iki ses kanalından duymak
  3. Bir seferde yalnızca tek bir kokuyu fark edebilmek
Cevabı göster

Bir kokunun yerini bulmak için iki burun deliğinden gelen ayrı bilgileri kullanmak

Kalıp ifadeler

helps to determine the direction of the smell's source: help ve mastar yapısı

Helps to determine, bir şeyi belirlemeyi veya ortaya çıkarmayı kolaylaştıran bilgi sağlamak demektir. Burada determine, bir şeyi bulup öğrenmek; the direction of the smell's source ise kokunun geldiği yön anlamındadır. İngilizcede help fiilinden sonra hem to'lu mastar hem de yalın fiil kullanılabilir: helps to determine ve helps determine ifadelerinin ikisi de doğaldır. Bu kalıp; bir özelliğin, aracın, testin veya ipucunun neyi bulmayı kolaylaştırdığını açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir antenin sinyalin nereden geldiğini belirlemeye yardımcı olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The antenna helps to determining the direction of the signal's source.
  2. The antenna helps determine the direction of the signal's source.
  3. The antenna helps determination of the direction of the signal's source.
Cevabı göster

The antenna helps determine the direction of the signal's source.

so that within the first few moments of sniffing, Notlar

0:41

böylece koklamaya başladıktan sadece birkaç saniye sonra,

Kalıp ifadeler

within the first few moments of sniffing: başlangıçtaki zaman sınırı

Within the first few moments of sniffing, bir şeyin koklamanın çok kısa başlangıç aşaması bitmeden gerçekleştiğini anlatır. Within bu kısa süreyi bir üst zaman sınırı olarak sunar. Yeniden kullanılabilen kalıp within the first few moments of + isim veya -ing biçimidir. Burada sniffing, başlangıcı zaman aralığını belirleyen etkinliğin adını verir.

Alıştırma

Hangi cümle, ilk birkaç anı robotun duvarı algılaması için bir zaman sınırı olarak en açık biçimde gösterir?

  1. The robot detected the wall during the first few moments of moving.
  2. The robot detected the wall within the first few moments of moving.
  3. The robot detected the wall after the first few moments of moving.
Cevabı göster

The robot detected the wall within the first few moments of moving.

the dog starts to become aware of not just what kind of things are out there, Notlar

0:44

köpek sadece dışarıda ne tür şeylerin olduğunun değil,

but also where they're located.

0:48

aynı zamanda nerede olduklarının da farkına varmaya başlar.

Dilbilgisi

so that: bir mekanizmayı sonucuna bağlamak

Bu cümlede so that, hemen önce açıklanan sürecin sonucunu belirtir: köpek çok kısa bir süre kokladıktan sonra hem yakınında ne olduğunu hem de bunların nerede bulunduğunu anlamaya başlar. Burada so that, bunun sonucunda veya dolayısıyla anlamına yakındır. so that ifadesinden sonraki sözler, kendi öznesi ve fiili olan tam bir sonuç yan cümlesi oluşturur: the dog starts to become aware.... Bu yapı, bilimsel bir açıklamada neden veya mekanizmadan daha sonra gerçekleşen sonuca açıkça geçilmesini sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede so that ne işe yarar?

  1. Önceki mekanizmanın sonucunu belirtir.
  2. Önceki konuyla ilgisiz yeni bir konu başlatır.
  3. Köpeğin bilinçli amacını belirtir.
Cevabı göster

Önceki mekanizmanın sonucunu belirtir.

Kalıp ifadeler

starts to become aware of: farkındalığın oluşmaya başlaması

Starts to become aware of, bir şeye ilişkin farkındalığın oluşmaya başladığını anlatır. Start to başlangıcı işaret ederken become aware, bir şeyin bilincinde olmama durumundan onu algılama durumuna geçişi anlatır. Bu cümlede köpek, bilgiyi zaten biliyor değildir; onu adım adım algılamaya başlar. Aware of, fark edilen şeyi ya da içeriği belirtir. aware of a sound örneğindeki gibi bir isim ya da aware of what is outside örneğindeki gibi içerik bildiren bir yan cümle alabilir.

Alıştırma

Hangi cümle farkındalığın oluşmaya başladığını en iyi vurgular?

  1. After a minute in the dark, Maya started to become aware of a faint humming sound.
  2. Maya noticed the camera flash the instant it went off.
  3. Maya knew the concert started at eight.
Cevabı göster

After a minute in the dark, Maya started to become aware of a faint humming sound.

Dilbilgisi

not just what ... but also where ...: paralel bilgileri bağlama

Not just X, but also Y, birbirine paralel iki bilgiyi bağlar. Önce X'i sunar, ardından Y'yi ek bir nokta olarak ekler ve çoğu zaman Y'ye daha güçlü bir vurgu yapar. Burada X, what kind of things are out there; Y ise where they're located bölümüdür. İkisi de aware of ifadesinin içeriğini tamamlayan dolaylı soru yan cümleleridir. Bu nedenle soru dizilişi değil, düz cümle dizilişi kullanılır: where are they located değil, where they're located.

Alıştırma

İkinci ve paralel bir fayda ekleyen ikili yapıyla cümleyi tamamlayın: The app shows ____ how much water you use, ____ when you use it.

Cevabı göster

not just · but also

As air enters the nose,

0:50

Hava burundan içeri girerken,

a small fold of tissue divides it into two separate folds, Kalıp ifadeler

0:52

küçük bir doku kıvrımı onu iki ayrı bölüme ayırır,

one for breathing and one just for smelling. Dilbilgisi

0:56

biri nefes almak için, diğeri ise sadece koku almak için.

Kalıp ifadeler

divide A into B: divides it into two separate folds (onu iki ayrı kıvrıma böler)

Divide A into B, bir şeyin A bütününü iki ya da daha fazla B parçasına ayırdığını anlatır. Burada it bölünen bütündür; two separate folds ifadesi ise ortaya çıkan parçaları adlandırır. Kalıp divide + nesne + into + parçaların sayısı veya adı şeklindedir. Into, bölme işleminin sonucunu gösterir; bu yüzden yapı fiziksel düzenleri, kategorileri ve bir sürecin aşamalarını anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir bütünün iki parçaya ayrıldığını göstermek için divide A into B yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. A movable wall divides into the hall two smaller rooms.
  2. A movable wall divides the hall to two smaller rooms.
  3. A movable wall divides the hall into two smaller rooms.
Cevabı göster

A movable wall divides the hall into two smaller rooms.

Dilbilgisi

one for ... and one just for ...: amaçları paralel biçimde anlatma

İki one, daha önce sözü edilen iki tekil parçanın yerini tutar; böylece ismin tekrar edilmesi gerekmez. One ... and one ... her parçayı farklı bir amaçla eşleştiren dengeli ve paralel bir yapı oluşturur. For + isim veya -ing biçimi amacı belirtir: for breathing ve for smelling. İkinci bölümdeki just, 'yalnızca' veya 'özellikle o amaçla' anlamına gelir ve ikinci parçayı bu amaçla sınırlar.

Alıştırma

İkinci cep yalnızca bir telefon içindir. Cümleyi one for ... and one just for ... ile tamamlayın: This bag has two pockets: ____ keys and ____ a phone.

Cevabı göster

one for · one just for

This second airflow enters a region filled with highly specialized olfactory receptor cells, Notlar

0:59

Bu ikinci hava akımı, oldukça uzmanlaşmış koku alma reseptör hücreleriyle dolu bir bölgeye girer,

Kalıp ifadeler

filled with highly specialized olfactory receptor cells ifadesinin isimden sonra niteleyici olarak kullanımı

filled with highly specialized olfactory receptor cells ifadesi a region sözünden sonra gelir ve o bölgenin ne içerdiğini açıklar. İsimden sonra niteleyici olarak kullanılan bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. a region that is filled with highly specialized olfactory receptor cells biçiminde açılabilir. Bu kısaltılmış yapı, yeri ve içeriğini tek bir isim öbeğinde toplar; filled sözcüğü airflow'u değil region'ı niteler.

Alıştırma

filled with ve natural light sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: We chose a room ____.

Cevabı göster

filled with natural light

Kelime

olfactory receptor cells: kokuyu algılayan özelleşmiş duyu hücreleri

Olfactory receptor cells, koku alma duyusunda görev alan özelleşmiş duyu hücreleridir. Koku moleküllerini algılar ve beynin koku olarak işleyebileceği sinyalleri başlatırlar. Bu isim öbeğinde ana isim cells sözcüğüdür; receptor, hücrelerin bir uyarıyı aldığını belirtir ve olfactory anlamı koku alma duyusuyla sınırlar. Bu tür teknik İngilizce terimleri son isimden geriye doğru okumak, yapıyı çözmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Hangi seçenek olfactory receptor cells terimini en iyi tanımlar?

  1. Beyne oksijen taşıyan kan hücreleri
  2. Koku moleküllerini algılayan özelleşmiş duyu hücreleri
  3. Havayı burundan geçiren kas hücreleri
Cevabı göster

Koku moleküllerini algılayan özelleşmiş duyu hücreleri

several hundred millions of them,

1:04

yüz milyonlarca hücreye,

compared to our 5 million. Kalıp ifadeler

1:06

bizim 5 milyonumuzla karşılaştırıldığında.

Kalıp ifadeler

compared to our 5 million: karşılaştırma ölçütünü belirtme

Compared to + bir isim veya sayı, karşılaştırmanın dayanak noktasını gösterir. Burada our 5 million, konuşanın grubuna ait daha küçük sayıdır ve önceki sayının çok daha büyük görünmesini sağlar. İlk sayıdan sonra kullanılan bu kısaltılmış ifade, sayılan şeyin tekrar edilmesini önler. Dinleyen kişi ortak ismi bağlamdan tamamlar.

Alıştırma

Cümleyi «ile karşılaştırıldığında» anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The blue whale can weigh 150 tons, ____ about 5 tons for an elephant.

Cevabı göster

compared to

And unlike our clumsy way of breathing in and out through the same passage, Notlar

1:08

Ve bizim aynı kanaldan nefes alıp verme gibi hantal yöntemimizin aksine,

Kalıp ifadeler

breathing in and out: nefes alıp verme döngüsünü anlatmak

breathing in and out, zıt yönleri gösteren in ve out sözcüklerini birleştirerek havayı vücuda alma ve dışarı verme döngüsünü anlatır. Burada anlatılan, havanın içeri ve dışarı hareketidir; “içerisi” ve “dışarısı” sözcüklerinin gerçek yer anlamları değildir. Bu cümlede breathing, of edatından sonra gelen bir gerund biçimidir ve our way of breathing in and out yapısını oluşturur. İfade, anlatılan nefes alma sürecini adlandırır.

Alıştırma

Havayı içeri alıp dışarı vermeyi anlatan doğal ifadeyle cümleyi tamamlayın: The therapist asked me to ____ slowly.

Cevabı göster

breathe in and out

dogs exhale through slits at the side of their nose,

1:12

köpekler burunlarının yanındaki yarıklardan nefes verirler,

Dilbilgisi

unlike our clumsy way...: karşıtlık kurma

Unlike burada bir edattır. Ardından, karşılaştırma noktası olarak insanın nefes alma yöntemini belirten our clumsy way of breathing... isim öbeği gelir. Ana cümle daha sonra köpeklerin nasıl farklı olduğunu açıklar. Clumsy, nefes alma düzeninin kullanışsız veya daha az verimli olduğunu belirtir; insanların fiziksel olarak sakar olduğu anlamına gelmez. Cümle başındaki unlike öbeği, açıklayıcı bir metinde yeni bilgi verilmeden önce karşıtlığı duyurur.

Alıştırma

Hangi cümle karşıtlık kurmak için unlike sözcüğünü doğru kullanıyor?

  1. Unlike the old bridge has one lane, the new bridge has two.
  2. Unlike the old bridge, the new bridge has a separate bike lane.
  3. Unlike from the old bridge, the new bridge has a separate bike lane.
Cevabı göster

Unlike the old bridge, the new bridge has a separate bike lane.

creating swirls of air that help draw in new odor molecules Notlar

1:15

bu da yeni koku moleküllerini çekmeye yardımcı olan hava girdapları yaratır

Dilbilgisi

creating swirls of air that help draw in new odor molecules: sonuç bildiren -ing yapısı

creating swirls of air, önceki eyleme bağlanan bir present participle yapısıdır. Bu yapı, önceki eylemin sonucunu anlatır ve kabaca “böylece hava girdapları oluşturarak” anlamına gelir. that help draw in new odor molecules, swirls of air ifadesini niteleyen bir relative clause’dur. Help fiilinden sonra yalın hâlde draw gelir; draw in ise “bir yere ya da içeri doğru çekmek” anlamındadır. Bu kısa yapı, bir mekanizma ile onun etkisini birbirine bağlar.

Alıştırma

İlk eylemin sonucunu göstermek için -ing cümleciği kullanan cümleyi seçin.

  1. The fan pushes warm air upward, creates a steady flow through the room.
  2. The fan pushes warm air upward, created a steady flow through the room.
  3. The fan pushes warm air upward, creating a steady flow through the room.
Cevabı göster

The fan pushes warm air upward, creating a steady flow through the room.

Öbek fiiller

help draw in new odor molecules: molekülleri içeri çekmeye yardımcı olmak

Burada draw in, “dışarıdaki bir şeyi içeri çekmek veya getirmek” anlamına gelir. Hava girdapları yeni koku moleküllerinin içeri doğru hareket etmesine yardımcı olur; draw burada “resim çizmek” anlamında değildir. Yapı help + fiilin yalın biçimi şeklindedir: help draw in something. Draw in ifadesindeki in, öbek fiilin bir parçasıdır ve içeri doğru hareketi gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede draw in örnektekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?

  1. The fan helps draw in cool air from outside.
  2. The open window helps push cool air back outside.
  3. The artist helps draw a picture of the fan.
Cevabı göster

The fan helps draw in cool air from outside.

and allow odor concentration to build up over multiple sniffs. Notlar

1:19

ve birden fazla koklamada koku yoğunluğunun birikmesine izin verir.

Öbek fiiller

allow odor concentration to build up: koku yoğunluğunun giderek artmasını sağlamak

Allow odor concentration to build up ifadesinde build up, “zamanla kademeli olarak artmak veya birikmek” anlamına gelir. Koku yoğunluğu birkaç koklama boyunca bir anda değil, azar azar artar. Yapı allow + nesne + to + fiilin yalın biçimi şeklindedir: allow [odor concentration] [to build up]. Bu yapı, bir koşulun değişimin gerçekleşmesini mümkün kıldığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi öğrendiğiniz öbek fiille tamamlayın: Poor ventilation can allow heat to ____ inside the room.

Cevabı göster

build up

Kalıp ifadeler

over multiple sniffs: tekrarlanan olaylara yayılan bir süreç

over multiple sniffs ifadesinde over, “bir dizi koklama sırasında ve bu süreç boyunca” anlamına gelir. Koku yoğunluğunun koklama tekrarlandıkça yavaş yavaş arttığını gösterir; herhangi bir şeyin fiziksel olarak koklamaların üzerinde olduğunu anlatmaz. Süreç bildiren bu over kullanımı, over several days ve over repeated tests gibi ifadelerde de görülür.

Alıştırma

Hangi cümlede over, tekrarlanan olaylar boyunca gelişen bir değişimi gösterir?

  1. The signal became clearer over several tests.
  2. The lamp hung over the table.
  3. We talked over the phone.
Cevabı göster

The signal became clearer over several tests.

But all that impressive nasal architecture wouldn't be much help Dilbilgisi

1:24

Ancak tüm bu etkileyici burun mimarisi,

without something to process the loads of information the nose scoops up. Notlar

1:27

burnun topladığı onca bilgiyi işleyecek bir şey olmadan pek işe yaramazdı.

Dilbilgisi

wouldn't be much help without...: gerekli bir koşul

A wouldn't be much help without B kalıbı, B eksik olsaydı A'nın yararının çok sınırlı olacağı anlamına gelir. Bu, A'nın tamamen yararsız olduğu anlamına gelmek zorunda değildir. Wouldn't varsayımsal bir değerlendirme sunar, without ise eksik olan koşulu belirtir. Bir parçanın neden başka bir parçaya bağlı olduğunu açıklamak için A wouldn't be much help without B kalıbını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi wouldn't be much help without kalıbıyla tamamlayın: A powerful camera ____ a good lens.

Cevabı göster

wouldn't be much help without

Kalıp ifadeler

loads of information: çok miktarı anlatan gündelik ifade

Loads of, çok miktarda veya çok sayıda anlamına gelir. loads of information ifadesinde information sayılamayan bir isimdir; bu yüzden ifade çok miktarda bilgi anlamına gelir, birden fazla informations anlamına gelmez. Loads of, miktarın büyüklüğünü daha canlı ve konuşma diline yakın gösterir. The artikeli, sonraki sözlerin belirlediği özel bilgi bütününü gösterir: genel olarak bilgiden değil, burnun topladığı bilgiden söz edilir.

Alıştırma

Hangi cümlede loads of information doğal biçimde çok miktarda bilgi anlamında kullanılmıştır?

  1. The app gives users many useful informations.
  2. The app gives users a loads of useful information.
  3. The app gives users loads of useful information.
Cevabı göster

The app gives users loads of useful information.

Öbek fiiller

nose scoops up: bilgi toplamayı anlatan canlı bir mecaz

Scoop up, sözcük anlamıyla bir şeyi kepçe, kürek veya hızlı bir süpürme hareketiyle kaldırmak ya da toplamak demektir. Burada mecaz olarak kullanılır: burun, kokulardan gelen bilgiyi etkin biçimde topluyormuş gibi gösterilir. Basitçe gets demek yerine, süreci hızlı, hareketli ve büyük miktarlı gösterir. Daha büyük olan the loads of information the nose scoops up grubunda information, scoops up fiilinin nesnesidir. Nesne görevindeki ilgi zamiri düşürüldüğü için nesne özneden önce gelir: information (that) the nose scoops up.

Alıştırma

Hangi cümlede scoop up, büyük miktarda bilgi toplamak anlamında mecaz olarak kullanılmıştır?

  1. The editor cuts data from the report.
  2. The sensors scoop up data from hundreds of devices.
  3. The child scoops up sand with a toy shovel.
Cevabı göster

The sensors scoop up data from hundreds of devices.

And it turns out that the olfactory system dedicated to processing smells Notlar

1:32

Görünüşe göre kokuları işlemeye adanmış koku alma sistemi,

Anlatım akışı

it turns out that: sonradan öğrenilen bir gerçeği açıklamak

it turns out that, araştırma, gözlem veya ek açıklamalardan sonra netleşen bir gerçeği ortaya koyar. Burada it, asıl içeriği taşımayan biçimsel bir öznedir; önemli yeni bilgi that sonrasındaki yan cümlede bulunur. Bir açıklamada bu kalıp, dinleyiciyi zaten bilinenlerden yeni ortaya çıkan veya biraz şaşırtıcı olabilecek bir gerçeğe taşır. Genellikle yalnızca bir olayın başka bir olaya neden olduğunu değil, gerçeğin sonradan anlaşıldığını belirtir.

Alıştırma

Sonradan keşfedilen bir gerçeği sunan kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ the keys were in my coat pocket.

Cevabı göster

It turns out that

Kalıp ifadeler

dedicated to processing smells: belirli bir işlev için dedicated to + -ing

dedicated to processing smells ifadesinde dedicated to..., system sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman sıfat-fiil öbeğidir. Sistemin kokuları işlemek üzere özel olarak tasarlandığını veya bu işe ayrıldığını belirtir; tam biçimi the system that is dedicated to processing smells şeklindedir. Buradaki to bir edattır. Bu nedenle ardından bir isim veya -ing biçimi gelir: process değil, processing kullanılır. Bu kalıp bir sistemin, yerin, cihazın veya kaynağın amacını açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi dedicated to ve study fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: This lab is ____ rare plants.

Cevabı göster

dedicated to studying

takes up many times more relative brain area in dogs than in humans. Dilbilgisi

1:37

köpeklerde insanlara göre beyin bölgesinde oransal olarak kat kat daha fazla yer kaplıyor.

Dilbilgisi

takes up many times more ... in A than in B: kat kat daha fazla yer kaplamak

Burada takes up, beynin bir bölümünü veya oranını kaplar anlamındadır. takes up many times more + isim + in A than in B kalıbı, A'daki miktar veya oranın B'deki karşılık gelen miktar ya da orandan çok daha büyük olduğunu söyler. Relative brain area, iki beynin toplam büyüklüğünü değil, her hayvanın beynindeki payı anlatır. Many times kesin bir kat vermez; yalnızca farkın çok büyük olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir öğenin aynı ölçüden diğerine göre çok daha fazla yer kapladığını açıkça söyler?

  1. The video files take many times storage from the documents.
  2. The video files take up many times more storage than the documents.
  3. The video files take up storage many times than the documents.
Cevabı göster

The video files take up many times more storage than the documents.

All of this allows dogs to distinguish and remember a staggering variety of specific scents Notlar

1:42

Tüm bunlar köpeklerin şaşırtıcı çeşitlilikteki belirli kokuları ayırt etmesine ve hatırlamasına olanak tanır,

Dilbilgisi

All of this allows + nesne + to + fiil: nedenleri birleştirip sonucu belirtmek

All of this, az önce açıklanan birkaç geriye dönük olguyu tek bir neden olarak bir araya getirir. Böylece açıklama, ayrıntılar listesinden bunların genel sonucuna geçer. Kalıp allow + nesne + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. allows dogs to distinguish ifadesinde dogs nesnedir; to distinguish ise bu olguların neyi mümkün kıldığını belirtir. All of this tekil olduğu için fiil allows biçimindedir.

Alıştırma

Özeti vurgulanan kalıpla tamamlayın: The app has clear icons, large text, and simple menus. ____ older users to navigate it easily.

Cevabı göster

All of this allows

Kalıp ifadeler

a staggering variety of specific scents: şaşırtıcı çeşitlilikte belirli kokular

Bu cümlede a staggering variety of specific scents, açıkça ayırt edilebilen şaşırtıcı derecede çok sayıda farklı kokuyu ifade eder. Staggering mecazidir; fiziksel olarak sendelemeyi değil, ölçeğin ne kadar şaşırtıcı olduğunu vurgular. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp a staggering variety of + çoğul isim şeklindedir. Beklenmedik ölçüde büyük bir çeşitliliği öne çıkarır. Specific ise kokuların birbirinden ayrı olduğunu ve köpeklerin onları ayırt edip hatırlayabildiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve şaşırtıcı derecede geniş bir çeşitlilik anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: The museum displays ____ artifacts from around the world.

Cevabı göster

a staggering variety of

at concentrations up to 100 million times less than what our noses can detect. Dilbilgisi

1:48

burnumuzun algılayabildiğinden 100 milyon kat daha az yoğunlukta olsa bile.

Dilbilgisi

at concentrations up to 100 million times less than...: yaklaşık yüz milyonda bir kadar düşük yoğunluklarda

At concentrations, ölçüm koşulunu, yani ortamda ne kadar koku maddesi bulunduğunu belirtir. Bu cümlede up to 100 million times less than what our noses can detect, köpeklerin insanlara ait algılama eşiğinin yaklaşık 1/100.000.000'i kadar düşük yoğunluklarda kokuları algılayabildiğini anlatmak için kullanılmıştır. What our noses can detect, koku sayısını değil, insan burnunun algılayabildiği yoğunluk düzeyini ifade eder. Hâlâ algılanabilen yoğunluk ne kadar düşükse hassasiyet o kadar yüksektir.

Alıştırma

Hangi ifade cümlede anlatılmak istenen karşılaştırmayla uyuşur?

  1. Köpeklerin insanlardan yaklaşık yüz milyon kat daha yüksek bir yoğunluğa ihtiyacı vardır.
  2. Köpekler bazı kokuları, insanların algılayabildiği yoğunluğun yaklaşık yüz milyonda birinde algılayabilir.
  3. Köpeklerle insanların algılama eşiği aynıdır.
Cevabı göster

Köpekler bazı kokuları, insanların algılayabildiği yoğunluğun yaklaşık yüz milyonda birinde algılayabilir.

If you can smell a spritz of perfume in a small room, Notlar

1:53

Küçük bir odadaki bir parfüm sıkımının kokusunu alabiliyorsanız,

Kelime

a spritz of perfume: az miktarda püskürtülen parfüm

Bu cümlede a spritz, kısa ve hafif bir püskürtme hareketini ve bu hareketle çıkan az miktardaki sıvıyı ifade eder. Bu nedenle a spritz of perfume, püskürtme eylemi hissini açıkça taşıyan “az miktarda püskürtülmüş parfüm” demektir. Spritz burada sayılabilen bir isimdir: one spritz, two spritzes. a spritz of + liquid kalıbı parfüm, kolonya veya yemeklik yağ gibi ince bir sprey hâlinde uygulanan sıvılar için kullanışlıdır.

Alıştırma

“Az miktarda püskürtülen parfüm” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before leaving, she gave her scarf ____.

Cevabı göster

a spritz of perfume

a dog would have no trouble smelling it in an enclosed stadium Kalıp ifadeler

1:56

bir köpek kapalı bir stadyumda bunu hiç zorlanmadan koklayabilir

Dilbilgisi

If you can ..., a dog would ...: yetenek farkını somutlaştırmak

Bu cümle, gerçek bir neden-sonuç koşulu kurmaktan çok ölçek karşılaştırması yapar. If you can smell... küçük bir odada çok az miktarda parfümü algılamak gibi tanıdık bir insan ölçütü verir. Ana cümle daha sonra köpeği çok daha zor, varsayımsal bir ortama —kapalı bir stadyuma— yerleştirir ve yine de kokuyu kolayca alacağını söyler. If you can do X in an easier setting, Y would ... in a harder setting kalıbı, soyut bir yetenek farkını dinleyicinin gözünde canlandırabileceği bir sahneye dönüştürür. Burada would varsayımsal karşılaştırmayı işaret ederken have no trouble + -ing “bir şeyi hiç zorlanmadan yapmak” anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir yetenek farkını gözde canlandırmayı kolaylaştırmak için varsayımsal bir karşılaştırma kullanıyor?

  1. If you can spot the sign from this distance, an eagle would have no trouble spotting it from much farther away.
  2. If you can spot the sign from this distance, move a little closer.
  3. If you can spot the sign from this distance, the sign is probably very large.
Cevabı göster

If you can spot the sign from this distance, an eagle would have no trouble spotting it from much farther away.

and distinguishing its ingredients to boot. Deyimler

1:59

ve üstelik içindeki bileşenleri de ayırt edebilir.

Kalıp ifadeler

would have no trouble smelling: have no trouble + -ing yapısı

Have no trouble + -ing, bir şeyi yapmanın kolay olduğunu ve zorluk yaratmadığını anlatır. trouble sözcüğünden sonra -ing biçimi gelir: have no trouble smelling; have no trouble to smell denmez. Burada would, ifadenin varsayımsal bir duruma ait olduğunu gösterir. Bu yüzden would have no trouble smelling, köpeğin hayal edilen koşullarda kokuyu kolayca alabileceği anlamına gelir.

Alıştırma

have no trouble + -ing yapısının geçmiş zaman biçimini ve find fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: Yesterday, with the clear signs, we ____ the classroom.

Cevabı göster

had no trouble finding

Deyimler

to boot: dikkat çekici bir bilgiyi daha eklemek

To boot, “ayrıca” veya “üstelik” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Genellikle bir cümleciğin sonunda yer alır ve dikkat çekici bir bilgiyi daha ekler. Bu cümlede, kokuyu almanın ötesinde içindekileri ayırt etme becerisini de ekler. Buradaki boot, bir ayakkabı türünü ya da tekme atma eylemini anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede to boot “ayrıca” anlamında kullanılmıştır?

  1. She raised her foot to boot the ball over the fence.
  2. The old computer takes several minutes to boot.
  3. The bike is fast, comfortable, and inexpensive to boot.
Cevabı göster

The bike is fast, comfortable, and inexpensive to boot.

And everything in the street,

2:02

Ve sokaktaki her şey,

every passing person or car, Anlatım akışı

2:04

geçen her insan veya araba,

any contents of the neighbor's trash,

2:05

komşunun çöpündeki her içerik,

each type of tree,

2:08

her ağaç türü,

and all the birds and insects in it

2:09

ve içindeki tüm kuşlar ve böcekler

Anlatım akışı

every passing person or car, any contents of the neighbor's trash, each type of tree ve all the birds and insects in it: kapsamı genişleten liste

Bu liste, kapsamı genişletmek için farklı miktar ifadeleri kullanır: every her bir kişiyi veya arabayı, any komşunun çöpünde bulunabilecek herhangi bir şeyi, each ağaç türlerini tek tek, all ise kuşları ve böcekleri bir bütün olarak hepsini kapsar. Bunlar birbirini dışlayan dört seçenek değildir; birlikte listenin geniş ve neredeyse eksiksiz görünmesini sağlar. Bu, bilgiyi düzenlemenin bir yoludur. Konuşan kişi olası koku kaynaklarının farklı türlerini art arda sıralayarak çevrede fark edilecek çok sayıda şey olduğu hissini verir.

Alıştırma

Bu cümlede every ..., any ..., each ... ve all ... dizisinin temel işlevi nedir?

  1. konuşan kişinin sokakta herhangi bir şey olup olmadığından emin olmadığını gösterir
  2. kuşları ve böcekleri insanlardan ve arabalardan daha önemli olarak sıralar
  3. sokakta bulunabilecek şeylerin geniş ve neredeyse eksiksiz bir listesini oluşturur
Cevabı göster

sokakta bulunabilecek şeylerin geniş ve neredeyse eksiksiz bir listesini oluşturur

has a distinct odor profile telling your dog what it is, Notlar

2:11

köpeğinize ne olduğunu,

where it is,

2:15

nerede olduğunu,

and which direction it's moving in.

2:16

ve hangi yöne hareket ettiğini söyleyen belirgin bir koku profiline sahiptir.

Kelime

a distinct odor profile: belirgin bir koku özellikleri bütünü

Odor profile, bir şeyle ilişkili farklı kokuların oluşturduğu örüntüdür. A distinct odor profile, o şeyi diğerlerinden ayırt etmeye yetecek kadar belirgin bir koku özellikleri bütünüdür; burada köpeğin kaynağı tanımasına ve onu takip etmesine yardımcı olabilir. Bu cümlede profile, kişisel özgeçmiş anlamına gelmez. Bilimsel ya da açıklayıcı bir biçimde kullanılan, tanımlamaya yarayan özellikler bütünü anlamındadır.

Alıştırma

Bu cümlede a distinct odor profile ne anlama gelir?

  1. köpeğe ait kişisel bir profil
  2. kötü kokuları gidermek için kullanılan bir ürün
  3. bir nesneyle bağlantılı, tanınabilir kokuların birleşimi
Cevabı göster

bir nesneyle bağlantılı, tanınabilir kokuların birleşimi

Dilbilgisi

telling your dog what ... where ... which direction ...: isimden sonra gelen bir -ing yan cümleciği

Burada telling your dog ..., odor profile ifadesinden sonra gelen bir -ing yan cümleciğidir. Bu koku profilinin ne yaptığını veya hangi bilgileri ilettiğini açıklar; an odor profile that tells your dog ... şeklinde düşünülebilir. Böylece ayrı bir cümle başlatmadan isme uzun bir açıklama eklenir. what it is, where it is ve which direction it's moving in, birbirine paralel üç dolaylı soru cümleciğidir. Kimlik, konum ve yön bilgisini sıralarlar ve doğrudan soru söz dizimi yerine düz cümle söz dizimini kullanırlar.

Alıştırma

Hangi cümle, bir ismin sağladığı bilgiyi açıklamak için o isimden sonra doğal biçimde bir -ing yan cümleciği kullanır?

  1. The sign shows a map tells visitors where each room is.
  2. The sign shows a map telling visitors where each room is.
  3. The sign shows a map and telling visitors where each room is.
Cevabı göster

The sign shows a map telling visitors where each room is.

Besides being much more powerful than ours, Dilbilgisi

2:18

Bizimkinden çok daha güçlü olmasının yanı sıra,

a dog's sense of smell can pick up things that can't even be seen at all. Notlar

2:21

bir köpeğin koku alma duyusu hiç görülemeyen şeyleri bile yakalayabilir.

Dilbilgisi

Besides being ...: bir olgudan önce başka bir olgu eklemek

Besides being much more powerful than ours bir olguyu sunar ve ana cümlenin başka bir olgu ekleyeceğini gösterir. Besides sonrasında fiil -ing biçimini alır; bu nedenle burada being gereklidir. Bu cümlede yapı, not only ..., but also ... ifadesine benzer bir ekleme anlamı taşır. Ours, our sense of smell ifadesinin yerine kullanılan bir iyelik zamiridir. İsim grubunun tamamının tekrarlanmasını önler.

Alıştırma

Bir avantajdan önce başka bir avantaj eklemek için cümleyi besides + -ing ile tamamlayın: ____ easy to use, the camera works without an internet connection.

Cevabı göster

Besides being

Öbek fiiller

can pick up: zayıf bir sinyali algılamak

can pick up ifadesinde pick up, bir şeyi fiziksel olarak yerden kaldırmak değil, “fark etmek veya algılamak” anlamına gelir. Özne a dog's sense of smell olduğu için ifade, köpeğin burnunun şeyleri koku yoluyla algılayabildiğini anlatır. Bu anlamdaki pick up'ın öznesi çoğu zaman bir duyu ya da cihaz, nesnesi ise zayıf bir sinyaldir: kulaklar sesleri, mikrofonlar konuşmaları, sensörler de küçük değişimleri algılar. Özne ve nesne, birden fazla anlamı olan bu öbek fiilin doğru anlamını seçmene yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümlede pick up “algılamak” anlamındadır?

  1. This sensor can pick up tiny changes in temperature.
  2. We'll pick up Maya after school.
  3. Please pick up the book from the floor.
Cevabı göster

This sensor can pick up tiny changes in temperature.

Dilbilgisi

that can't even be seen at all: edilgen yapı ve güçlü vurgu

That can't even be seen at all, things sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciğidir. That, things sözcüğüne geri gönderme yapar. Can't be seen, kiplik fiilli bir edilgen yapıdır: can + not + be + seen. Things eylemden etkilenen taraftır; dolayısıyla anlam, insanların bunları görememesidir. Even bu sınırı şaşırtıcı bir durum olarak sunarken at all, “hiçbir şekilde” anlamıyla olumsuzluğu güçlendirir. Birlikte, bunların yalnızca görülmesi zor olmadığını, görülmelerinin tamamen imkânsız olduğunu anlatırlar.

Alıştırma

that can't even be seen at all, bu şeyler hakkında bize ne anlatır?

  1. Henüz kimse onlara bakmayı denememiştir.
  2. Görülmeleri tamamen imkânsızdır ve bu durum şaşırtıcı olarak sunulur.
  3. Çevrelerindeki hiçbir şeyi göremezler.
Cevabı göster

Görülmeleri tamamen imkânsızdır ve bu durum şaşırtıcı olarak sunulur.

A whole separate olfactory system,

2:25

Tamamen ayrı bir koku alma sistemi,

called the vomeronasal organ, Notlar

2:27

vomeronazal organ olarak adlandırılan,

Dilbilgisi

called the vomeronasal organ: ad bildiren kısaltılmış yan cümle

called the vomeronasal organ ifadesi a whole separate olfactory system söz grubundan sonra gelir ve bu sistemin adını belirtir. Burada called geçmiş zaman ortacıdır; yani sistem bu adı alır, adlandırma eylemini yapan taraf değildir. Bu, kısaltılmış bir ilgi yan cümlesidir: called the vomeronasal organ ifadesi which is called the vomeronasal organ biçiminde açılabilir. Kısa called + ad yapısı, açıklamalarda bir terimi özlü biçimde tanıtmak için sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi which is called ifadesinin kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: This tiny sensor, ____ AirWatch, measures pollution.

Cevabı göster

called

Kültür

vomeronasal organ: kimyasal sinyalleri algılama

Vomeronazal organ, birçok hayvanda bulunan kimyasal duyu organıdır. Yardımcı koku alma sisteminin bir parçası olarak belirli kimyasal ipuçlarını, özellikle feromonlar gibi sosyal veya üremeyle ilgili bilgileri taşıyan sinyalleri algılar. Burada terim, sıradan çevre kokularından daha fazlasının algılanmasını ifade eder. Bu arka plan, anlatımın kokudan başka bir hayvanın biyolojik durumuyla ilgili bilgilere neden geçtiğini anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu açıklamaya göre vomeronazal organ, birçok hayvanın öncelikle neyi algılamasına yardımcı olur?

  1. Ağız ve dil hareketleri
  2. Diğer hayvanlardan gelen belirli kimyasal sinyaller
  3. Havada görünür hâle gelen kokular
Cevabı göster

Diğer hayvanlardan gelen belirli kimyasal sinyaller

above the roof of the mouth, Kelime

2:29

ağız tavanının yukarısında bulunan,

Kelime

the roof of the mouth: ağzın içindeki üst yüzey anlamında roof

the roof of the mouth ifadesinde roof, ağzın içindeki üst yüzeyi, yani üst damağı belirtir. Roof sözcüğünün bir binanın “çatısı” anlamı, kapalı bir alanın üst yüzeyini kapsayacak biçimde genişlemiştir. Burada above the roof of the mouth fiziksel bir konumu anlatır. Bir binadan söz edilmez.

Alıştırma

Cümleyi hem bir binanın üst örtüsünü hem de burada ağzın içindeki üst yüzeyi anlatan sözcükle tamamlayın: The dentist examined the ____ of my mouth.

Cevabı göster

roof

detects the hormones all animals, Dilbilgisi

2:31

tüm hayvanların,

including humans,

2:33

insanlar da dahil,

naturally release.

2:34

doğal olarak salgıladıkları hormonları algılar.

Dilbilgisi

the hormones (that) all animals naturally release: atılmış nesne ilgi zamiri

Cümlenin ana yapısı detects the hormones şeklindedir. all animals, including humans, naturally release bölümü, hormones sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Tam biçim the hormones that all animals naturally release şeklindedir. That, release fiilinin nesnesidir ve bu yüzden atılabilir; all animals ise öznedir. Including humans, insanların da all animals kapsamına girdiğini gösteren bir ara açıklamadır.

Alıştırma

Hangi cümlede nesne görevindeki ilgi zamiri doğru biçimde atılmıştır?

  1. The app helps me study is free.
  2. The app my brother recommended it is free.
  3. The app my brother recommended is free.
Cevabı göster

The app my brother recommended is free.

It lets dogs identify potential mates or distinguish between friendly and hostile animals. Notlar

2:35

Bu, köpeklerin potansiyel eşleri tanımlamasını veya dost canlısı ve düşman hayvanları ayırt etmesini sağlar.

Dilbilgisi

lets dogs identify: let + nesne + fiilin yalın biçimi

lets dogs identify potential mates ifadesinde let + nesne + fiilin yalın biçimi yapısı kullanılır. Dogs nesnedir ve identify, önünde to olmadan yalın biçimde kalır. Buradaki let, “izin vermek” değil, “mümkün kılmak” anlamındadır. Araçların, vücut bölümlerinin veya doğal yeteneklerin neyi mümkün kıldığını açıklarken bu yapı sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi let ve find fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: This map ____ hikers ____ safe paths.

Cevabı göster

lets · find

Kalıp ifadeler

distinguish between friendly and hostile: distinguish between A and B kalıbı

Distinguish between A and B, iki şey veya grup arasındaki farkı fark etmek ya da ayırt etmek anlamına gelir. Cümlede A, friendly animals; B ise hostile animals ifadesidir. İki sıfatın ortak ismi olan animals yalnızca sonda bir kez kullanılır. Bu kalıp between ... and ... yapısını kullanır. distinguish A from B de doğru bir kalıptır, ancak ikisi distinguish between A from B biçiminde karıştırılmamalıdır.

Alıştırma

distinguish fiilini between ... and ... kalıbında kullanarak cümleyi tamamlayın: Careful readers can ____ fact and opinion.

Cevabı göster

distinguish between

It alerts them to our various emotional states, Kalıp ifadeler

2:41

Çeşitli duygusal durumlarımıza karşı onları uyarır,

Kalıp ifadeler

alerts them to ...: alert someone to something kalıbı

alert someone to something kalıbı, “birinin bir şeyi fark etmesini veya bir şeyden haberdar olmasını sağlamak” demektir. Cümlede them bilgiyi alan tarafı, our various emotional states ise fark edilen şeyi gösterir. Öznenin konuşması gerekmez. Bir koku, işaret, cihaz veya başka bir ipucu da birinin dikkatini bir bilgiye çekebilir.

Alıştırma

Cümleyi alerted, us ve to kullanarak tamamlayın: The alarm ____ a possible fire.

Cevabı göster

alerted us to

and it can even tell them when someone is pregnant or sick. Dilbilgisi

2:44

ve hatta onlara birinin hamile veya hasta olduğunu bile söyleyebilir.

Dilbilgisi

can even tell them ...: even beklenmedik bir yeteneği gösterir

Even, kendisinden sonra gelen yeteneği şaşırtıcılık bakımından daha yüksek bir noktaya yerleştirir. can even tell them... ifadesinde konuşan kişi, birinin hamile veya hasta olduğunu algılama yeteneğini daha önce sözü edilen yeteneklerden daha beklenmedik olarak sunar. Burada tell them, “onların bilmesini sağlamak” veya “algılamalarını sağlamak” demektir; mutlaka onlarla konuşmak anlamına gelmez. even sözcüğünün temel görevi, daha güçlü ve daha az beklenen bir noktayı bu ana saklayarak sıralanan bilgileri düzenlemektir.

Alıştırma

Bu cümlede even ne işe yarar: “The sensor can even detect smoke through a closed door.”?

  1. Birinin sensöre neyi algılaması gerektiğini söylemek zorunda olduğunu belirtir.
  2. Bu yeteneği daha önce sözü edilen yeteneklerden daha şaşırtıcı olarak sunar.
  3. Sensörün bunu yalnızca bazen yapabildiğini söyler.
Cevabı göster

Bu yeteneği daha önce sözü edilen yeteneklerden daha şaşırtıcı olarak sunar.

Because olfaction is more primal than other senses, Anlatım akışı

2:48

Koku alma diğer duyulardan daha ilkel olduğu için,

bypassing the thalamus to connect directly to the brain structures involving emotion and instinct, Kalıp ifadeler

2:51

talamusu atlayıp doğrudan duygu ve içgüdüleri içeren beyin yapılarına bağlandığı için,

Anlatım akışı

Because olfaction is more primal than other senses: önce nedeni sunmak

Because olfaction is more primal than other senses ifadesinde because, tüm yan cümlenin bir neden olduğunu gösterir. Nedenin başa getirilmesi, daha büyük cümle sonraki iddia veya sonucu vermeden önce okuyucuya açıklamayı sunar. Bu kullanımda yan cümle tek başına tamamlanmış bir cümle değildir; virgül, devamında başka bilgi geleceğini gösterir. Buradaki more primal, evrim ve içgüdü açısından daha temel ve ilkel demektir.

Alıştırma

Buzlu patikayı neden, yürüyüşçülerin yavaş ilerlemesini de sonuç olarak doğru biçimde sunan cümleyi seçin.

  1. Because of the trail was icy, the hikers walked slowly.
  2. Because the trail was icy, the hikers walked slowly.
  3. The trail was icy, because the hikers walked slowly.
Cevabı göster

Because the trail was icy, the hikers walked slowly.

Kalıp ifadeler

bypassing the thalamus to connect directly to ...: aradaki noktayı atlamak

-ing yapısındaki bypassing the thalamus, yolun nasıl işlediğini açıklar: anlatılan yolda talamus atlanır. Ardından gelen to connect directly to ... bölümü, bu yol sayesinde ulaşılan bağlantıyı verir; böylece bilgi atlanan noktadan doğrudan varış noktasına ilerler. Yeniden kullanılabilecek kalıp bypass A to connect directly to B şeklindedir. Involving emotion and instinct, brain structures ifadesini niteler ve bu yapıların neyle ilişkili olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle kablonun hasarlı anahtarı atladığını ve yedek sunucuya doğrudan bağlandığını anlatır?

  1. An emergency cable bypasses the damaged switch to connect directly to the backup server.
  2. An emergency cable passes through the damaged switch to connect directly to the backup server.
  3. An emergency cable bypasses from the damaged switch to connecting directly to the backup server.
Cevabı göster

An emergency cable bypasses the damaged switch to connect directly to the backup server.

we might even say a dog's perception is more immediate and visceral than ours. Notlar

2:56

bir köpeğin algısının bizimkinden daha ani ve içgüdüsel olduğunu bile söyleyebiliriz.

Ton ve niyet

we might even say: daha güçlü bir çıkarımı temkinli biçimde sunmak

We might even say, ardından gelen sonucu kesin bir gerçek değil, makul bir yorum olarak sunar. might yardımcı fiili say ifadesinin kesinliğini azaltır ve konuşmacının kuşkuya yer bırakmasını sağlar. Even, sonucun daha önce ortaya konanlardan bir adım ileri gittiğini belirtir. İfade bir bütün olarak, daha cesur bir çıkarımı kesin bir gerçek gibi sunmadan dile getirmeyi sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle daha güçlü bir sonucu temkinli bir çıkarım olarak en iyi biçimde sunar?

  1. These patterns prove beyond doubt that the two systems are related.
  2. Based on these patterns, we might even say the two systems are related.
  3. I refuse to draw any conclusion from these patterns.
Cevabı göster

Based on these patterns, we might even say the two systems are related.

Kelime

more immediate and visceral than ours: bizimkinden daha doğrudan ve içgüdüsel algı

Bu karşılaştırmada immediate, yalnızca “çok kısa sürede gerçekleşen” değil, “doğrudan” veya “aracısız” anlamına gelir. Visceral ise dikkatli analizden çok içgüdü tarafından yönlendirilen ve bedende güçlü biçimde hissedilen bir algıyı anlatır. More ... than karşılaştırma kurar, ours ise our perception yerine geçer. Dolayısıyla ifade, bir köpeğin algısını insan algısından daha doğrudan ve içgüdüsel olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede more immediate and visceral than ours ne anlama gelir?

  1. Bizim algımızdan daha fazla iç organlara odaklanan
  2. Bizim algımızdan daha doğrudan ve içgüdüsel
  3. Bizim algımızdan daha gecikmeli ve dikkatle akıl yürütülmüş
Cevabı göster

Bizim algımızdan daha doğrudan ve içgüdüsel

But the most amazing thing about your dog's nose is that it can traverse time. Notlar

3:01

Ancak köpeğinizin burnuyla ilgili en şaşırtıcı şey, zamanda yolculuk yapabilmesidir.

Dilbilgisi

the most amazing thing about ... is that ...: en şaşırtıcı özelliği vurgulamak

the most amazing thing about X is that Y kalıbı, Y'yi X'in en etkileyici özelliği olarak sunar. about X konuyu belirtir; is that ise bu özelliği açıklayan tam bir yan cümle başlatır. Bir nesneyi, kişiyi, yeri veya fikri anlatırken dikkati temel bir güçlü yön ya da akılda kalıcı bir bilgi üzerine çekmek için bu kalıbı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ this emergency radio ____ it works without electricity.

Cevabı göster

The most amazing thing about · is that

Deyimler

Bir mecaz olarak can traverse time

can traverse time ifadesinde traverse, zamanı içinden geçilebilecek bir alan gibi ele alır. Bu söz, köpeklerin gerçekten geçmişe ya da geleceğe yolculuk edebildiği iddiası değil, bilinçli bir mecazdır. Bir köpeğin koku alma duyusu, daha önce kalmış koku izlerini ve bir izdeki değişimleri algılayabilir. Bu mecaz, farklı anlara ait bilgilere ulaşmayı zamanı ‘katetme’ görüntüsüne dönüştürür.

Alıştırma

Bu cümlede can traverse time ne anlama gelir?

  1. Bir köpeğin bedenini kelimenin gerçek anlamıyla geçmişe veya geleceğe götürebildiği anlamına gelir.
  2. Bu ifade, bir köpeğin koku alma duyusunun farklı zamanlara ait bilgileri ortaya çıkarabildiğini mecazen anlatır.
  3. Bir köpeğin bir kokuyu izlerken zaman kavramını unuttuğu anlamına gelir.
Cevabı göster

Bu ifade, bir köpeğin koku alma duyusunun farklı zamanlara ait bilgileri ortaya çıkarabildiğini mecazen anlatır.

The past appears in tracks left by passersby Notlar

3:06

Geçmiş, yoldan geçenlerin bıraktığı izlerde

Dilbilgisi

tracks left by passersby: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği

left by passersby, tracks sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı grubudur. Hangi izlerden söz edildiğini belirtir: tracks that were left by passersby. tracks, leave eyleminden etkilenen öge olduğu için bu grubun anlamı edilgendir. İngilizcede edilgen bir ilgi cümleciği, that were kaldırılarak sık sık kısaltılır; “isim + geçmiş zaman ortacı grubu”, bir nesneyi, izi veya kanıtı ve onun kaynağını kısa biçimde anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “that were left by the hikers” anlamına gelen kısaltılmış edilgen ilgi cümleciğiyle tamamlayın: We followed the footprints ____.

Cevabı göster

left by the hikers

and by the warmth of a recently parked car

3:09

ve yakın zamanda park edilmiş bir arabanın sıcaklığında ortaya çıkar,

where the residue of where you've been and what you've done recently. Dilbilgisi

3:11

nerede olduğunuzun ve yakın zamanda ne yaptığınızın kalıntıları da buradadır.

Deyimler

The past appears in tracks: kanıtların önceki olayları algılanabilir kılması

Bu anlatım, geçmişi ortaya çıkabilen bir şey gibi sunar. Burada önceki olayların, koku izleri de dâhil olmak üzere günümüzde hâlâ kalan izler aracılığıyla algılanabildiği anlatılır; geçmişin kendisi gerçekten geri gelmez veya görünür olmaz. Fiziksel izler “şimdi” ile “önce” arasında bağlantı kurar. Bu tür bilimsel anlatımlarda kanıtlar daha önce ne olduğunu anlamayı sağladığında the past gibi soyut bir kavramın “ortaya çıktığı” söylenebilir.

Alıştırma

Burada “The past appears in tracks” ne anlama geliyor?

  1. İzleri takip etmek zamanda geriye gitmeyi sağlar.
  2. Günümüzdeki izler daha önce ne olduğunu ortaya çıkarabilir.
  3. Geçmiş, yürürken görülebilen bir kişiye dönüşür.
Cevabı göster

Günümüzdeki izler daha önce ne olduğunu ortaya çıkarabilir.

Dilbilgisi

where you've been and what you've done: bağlanmış isim yan cümlecikleri

Vurgulanan bölümde birbirine bağlanmış iki isim yan cümleciği vardır: where you've been ziyaret edilen yerleri, what you've done recently ise yakın zamanda yapılanları belirtir. And bu iki bilgiyi of edatından sonra paralel biçimde bağlar. Bu yan cümlecikler daha büyük bir ifadenin içine gömülü olduğu için you've been ve you've done biçimindeki düz cümle sırasını kullanır. Doğrudan sorularda ise yardımcı fiil özneden önce gelir: Where have you been? ve What have you done?

Alıştırma

Hangi cümlede of sonrasında iki gömülü yan cümlecik doğru kullanılmıştır?

  1. The tracker keeps a record of where the fox has been and what has the fox eaten.
  2. The tracker keeps a record of where the fox has been and what it has eaten.
  3. The tracker keeps a record of where has the fox been and what has it eaten.
Cevabı göster

The tracker keeps a record of where the fox has been and what it has eaten.

Landmarks like fire hydrants and trees are aromatic bulletin boards Deyimler

3:16

Yangın muslukları ve ağaçlar gibi işaretler aromatik ilan panolarıdır

Deyimler

aromatic bulletin boards: koku mesajları için bir benzetme

Cümlede bir benzetme kullanılır: yangın muslukları ve ağaçlar gerçek ilan panoları değildir. Köpeklerin sık sık koku izi bıraktığı yerlerdir ve başka köpekler bu izleri koklayarak kimin oradan geçtiği gibi bilgiler edinebilir. İlan panosu başkalarının okuyacağı mesajları tutar; bu noktalar ise başka köpeklerin koklayacağı koku bilgilerini tutar. Benzetme, kokuyla işaretlemeyi tanıdık bir mesaj alışverişine dönüştürür.

Alıştırma

Bu cümlede aromatic bulletin boards ne anlama gelir?

  1. Yalnızca hoş koktukları için değerli olan belirgin noktalardır.
  2. Koku izlerinin diğer köpeklere bilgi taşıdığı yerlerdir.
  3. Köpek sahipleri için yazılı duyurular gösteren panolardır.
Cevabı göster

Koku izlerinin diğer köpeklere bilgi taşıdığı yerlerdir.

carrying messages of who's been by, Dilbilgisi

3:19

kimin geçtiği,

what they've been eating,

3:22

ne yediği,

and how they're feeling.

3:23

ve nasıl hissettikleri ile ilgili mesajlar taşır.

Dilbilgisi

who's been by ... what they've been eating ... how they're feeling: eş görevli dolaylı soru yan cümleleri

of'tan sonra üç eş görevli dolaylı soru yan cümlesi messages sözcüğünün içeriğini açıklar: who's been by, what they've been eating ve how they're feeling. Birincisi gelen kişileri, ikincisi yiyeceklerle ilgili bilgiyi, üçüncüsü ise durum veya ruh hâlini belirtir. Bunlar doğrudan sorular değil, başka bir yapının içine yerleşen soru yan cümleleridir. Bu yüzden bildirme cümlesi söz dizimini kullanırlar: what they've been eating denir, what have they been eating denmez; how they're feeling denir, how are they feeling denmez. who's been by içinde who's, who has anlamındadır; who özne olduğu için başta kalır.

Alıştırma

Üç dolaylı soruyu doğru biçimde eş görevli olarak bağlayan cümle hangisidir?

  1. The report explains who has arrived, what did they request, and how are they responding.
  2. The report explains who has arrived, what they have requested, and how they are responding.
  3. The report explains who has arrived, what they have requested, and how are they responding.
Cevabı göster

The report explains who has arrived, what they have requested, and how they are responding.

And the future is in the breeze, Deyimler

3:24

Ve gelecek esintidedir,

alerting them to something or someone approaching long before you see them. Kalıp ifadeler

3:27

onları daha siz görmeden yaklaşan bir şeye veya birine karşı uyarır.

Deyimler

the future is in the breeze: kokuya dayalı bir benzetme

Bu cümle, esintiyi sanki geleceği şimdiden içinde taşıyormuş gibi anlatır. Zamanın gerçekten havada bulunduğu anlamına gelmez. Rüzgâr yaklaşan bir kişinin veya şeyin kokusunu taşıyabilir; böylece bir hayvan onu görünür hâle gelmeden algılayabilir. Burada future, gelmek üzere olan şeyi ifade eder. Benzetme, erkenden ulaşan duyusal bir ipucunu, gözlemci açısından henüz yaşanmamış bir andan gelen bilgiye dönüştürür.

Alıştırma

the future is in the breeze benzetmesi burada ne anlama geliyor?

  1. Esinti, yaklaşan kişi veya şeylere ait ipuçlarını onlar görünür olmadan önce getirir.
  2. Rüzgâr, gelecekte olacak her olayı ortaya çıkarabilir.
  3. Gelecek, esintinin içinde yüzen fiziksel bir nesnedir.
Cevabı göster

Esinti, yaklaşan kişi veya şeylere ait ipuçlarını onlar görünür olmadan önce getirir.

Kalıp ifadeler

alert someone to something or someone approaching: yaklaşan bir şeyi ya da birini fark ettirmek

alert someone to something yapısında, durumu fark eden kişi veya hayvan alert sözcüğünden sonra, fark edilen durum ise to sözcüğünden sonra gelir. Burada them farkına varması sağlanan tarafı, something or someone approaching ise onların fark ettiği şeyi belirtir. Approaching, olası kişi veya şeyin yaklaştığını anlatan bir -ing ortaçtır. Aynı yapı tehlike, değişiklik, sorun veya fırsata dikkat çekmek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi alert someone to something yapısının gerektirdiği edatla tamamlayın: The motion sensor alerted us ____ someone approaching the back door.

Cevabı göster

to

Kalıp ifadeler

long before + yan cümle: bir olaydan çok daha önce

Long before, çok daha önce anlamına gelir ve iki olay arasında açık ya da önemli bir zaman farkı olduğunu gösterir. Bu cümlede uyarı, daha sonraki you see them olayından epey önce gerçekleşir. Before sözcüğünden sonra long before you see them örneğindeki gibi tam bir yan cümle veya long before sunrise örneğindeki gibi bir isim öbeği gelebilir. Long, zaman ilişkisini niteler; görme eyleminin ne kadar sürdüğünü anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle kuşların fırtına gelmeden çok daha önce ayrıldığını söylüyor?

  1. The birds flew away after the storm reached the coast.
  2. The birds flew away just before the storm reached the coast.
  3. The birds flew away long before the storm reached the coast.
Cevabı göster

The birds flew away long before the storm reached the coast.

Where we see and hear something at a single moment, Dilbilgisi

3:31

Biz bir şeyi tek bir anda görüp duyarken,

a dog smells an entire story from start to finish. Deyimler

3:33

bir köpek baştan sona bütün bir hikayeyi koklar.

Dilbilgisi

Where A, B: yer değil, karşıtlık

Burada Where bir yer bildirmez. Whereas ya da while gibi karşıtlık anlamı taşır: ilk yan cümle insanların tek bir andaki algısını sunar, ana cümle ise bunu köpeğin kokuyla bütün bir süreci algılama yeteneğiyle karşılaştırır. Where A, B yapısı, A doğruyken B farklıdır şeklinde anlaşılabilir. İlk yan cümle bir durumu ortaya koyar, ardından ana cümle karşıt noktayı sunar.

Alıştırma

Bu cümlenin başındaki Where ne işe yarar?

  1. Olayın nerede gerçekleştiğini sorar.
  2. İnsanların bulunduğu yeri belirtir.
  3. İnsanların ve köpeklerin algısı arasında karşıtlık kurar.
Cevabı göster

İnsanların ve köpeklerin algısı arasında karşıtlık kurar.

Deyimler

an entire story from start to finish: koku hakkında bir metafor

An entire story bir metafordur. Köpek gerçekten yazılı bir hikâyeyi koklamaz; kokular zaman içindeki olaylara ilişkin bağlantılı ipuçları sağlayabilir, bu yüzden bilgiler bir hikâye olarak betimlenir. From start to finish bu imgeyi tamamlar. Köpek, tek ve yalıtılmış bir an yerine bir bilgi dizisini algılıyormuş gibi sunulur.

Alıştırma

Burada smells an entire story from start to finish ne anlama gelir?

  1. Köpek sayfaları koklayarak yazılı bir hikâyeyi okuyabilir.
  2. Köpek kokudan bağlantılı bir bilgi dizisi elde edebilir.
  3. Köpek bir olayın yalnızca son anını algılar.
Cevabı göster

Köpek kokudan bağlantılı bir bilgi dizisi elde edebilir.

In some of the best examples of canine-human collaboration, Notlar

3:37

Köpek-insan işbirliğinin en iyi örneklerinden bazılarında,

dogs help us by sharing and reacting to those stories.

3:41

köpekler bu hikayeleri paylaşarak ve onlara tepki vererek bize yardımcı olurlar.

Anlatım akışı

In some of the best examples of ...: önce kapsamı belirleyen bir çerçeve

Cümle başındaki In some of the best examples of ... ifadesi, ana yargıdan önce kapsamı belirler. Söylenen şeyin daha geniş bir kategori içindeki özellikle güçlü birkaç örnek için geçerli olduğunu, her örnek için kendiliğinden geçerli olmadığını gösterir. Bu çerçeve cümlenin başına getirildiğinde genel bir konudan temsili örneklerde ne olduğuna geçiş sağlar. Ana bilgi virgülden sonra gelir.

Alıştırma

Bu cümlede baştaki In some of the best examples of ... ifadesi ne işe yarar?

  1. Kategorideki her örneğin eşit derecede başarılı olduğunu iddia eder.
  2. Ne olduğunu belirtmeden önce tartışmayı özellikle güçlü birkaç örnekle sınırlar.
  3. İş birliğinin gerçekleştiği fiziksel yeri belirtir.
Cevabı göster

Ne olduğunu belirtmeden önce tartışmayı özellikle güçlü birkaç örnekle sınırlar.

Kelime

canine-human collaboration: köpeklerle insanların birlikte çalışmasını anlatan resmî bir bileşik

Canine-human collaboration, köpekler ile insanlar arasındaki iş birliği demektir. Burada canine, köpeklerle ilgili anlamında bir sıfattır; kısa çizgiyle kurulan canine-human bileşiği collaboration sözcüğünü niteler. Bu ifade, köpekleri ve insanları ortak bir sonuç için çalışan katılımcılar olarak sunar. Canine, dog sözcüğünden daha resmî ve tekniktir; bu nedenle bilim, veterinerlik, eğitim ve görev köpekleriyle ilgili bağlamlara uygundur.

Alıştırma

Hangi cümlede canine-human collaboration resmî bir bağlamda doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. I called my puppy canine-human collaboration.
  2. We bought canine-human collaboration at the pet store.
  3. The report examines canine-human collaboration during rescue missions.
Cevabı göster

The report examines canine-human collaboration during rescue missions.

They can respond with kindness to people in distress or with aggression to threats, Kalıp ifadeler

3:44

Sıkıntıdaki insanlara nezaketle veya tehditlere karşı saldırganlıkla yanıt verebilirler,

Kalıp ifadeler

respond with kindness to ... or with aggression to ...: tepkinin biçimini ve hedefini belirtmek

Respond with + isim, tepki verirken kullanılan biçimi, tutumu, duyguyu veya davranışı belirtir. Bu cümlede with kindness ve with aggression, her tepkinin nasıl olduğunu gösterir. To, karşılık verilen kişi veya şeyi getirir: to people in distress ve to threats. Or iki paralel seçeneği bağlar; ikinci bölümde respond sözcüğü anlamca var olduğu için yazılmamıştır. Hedefi önce getirerek respond to a person or situation with a particular reaction da denebilir.

Alıştırma

Cümleyi respond with + tepki + to + hedef yapısıyla tamamlayın: The nurse responded ____ patience ____ the frightened child.

Cevabı göster

with · to

Kalıp ifadeler

people in distress: ciddi sıkıntı veya tehlike yaşayan ya da yardıma ihtiyaç duyan kişiler

In distress, ciddi acı, korku, tehlike veya zorluk yaşamak anlamına gelir. People in distress, sadece biraz canı sıkkın kişileri değil, yardıma veya kurtarılmaya ihtiyaç duyabilecek kişileri anlatır. In distress ifadesi people sözcüğünden sonra sıfat gibi çalışarak hangi insanların kastedildiğini belirtir. The hikers were in distress. örneğinde olduğu gibi be fiilinden sonra da gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede in distress en doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. I was in distress because my pencil needed sharpening.
  2. The rescue team received a call from a boat in distress.
  3. The sunny garden was in distress because the grass was green.
Cevabı göster

The rescue team received a call from a boat in distress.

because stress and anger manifest as a cloud of hormones recognizable to the dog's nose. Notlar

3:48

çünkü stres ve öfke, köpeğin burnunun tanıyabileceği bir hormon bulutu olarak kendini gösterir.

Kelime

manifest as a cloud of hormones: algılanabilir bir hormon bulutu biçiminde ortaya çıkmak

Manifest as, “bir şey biçiminde fark edilir hâle gelmek” demektir. Bu cümlede stress and anger altta yatan durumlardır; hormon sinyalleri ise bu durumların algılanabildiği biçimdir. A cloud of hormones mecazi bir ifadedir. Cloud, vücudun çevresine yayılan çok sayıda kimyasal sinyali düşündürür; havada gerçekten görülebilen bir bulut olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle kırmızı döküntüyü alerjinin ortaya çıkış biçimi olarak sunar?

  1. A red rash may prevent an allergy.
  2. An allergy may result in a red rash.
  3. An allergy may manifest as a red rash.
Cevabı göster

An allergy may manifest as a red rash.

Dilbilgisi

recognizable to the dog's nose: köpeğin koku alma duyusunca tanınabilir

Recognizable to the dog's nose, a cloud of hormones ifadesini niteleyen bir sıfat öbeğidir. Recognizable to + algılayan kişi veya varlık, bir şeyin belirli bir insanın, hayvanın ya da duyunun tanımlayabileceği özelliklere sahip olduğunu belirtir. The dog's nose, köpeğin koku alma duyusunu temsil eder. Bu bir ad aktarmasıdır: bir vücut bölümü, gerçekleştirdiği duyusal yeteneğin yerine kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle geçmişteki tek bir tanıma eylemini bildirmek yerine bir desenin uzmanlarca genel olarak tanınabildiğini anlatır?

  1. The pattern was recognized by experienced researchers yesterday.
  2. The researchers are recognizable by their white coats.
  3. The pattern is recognizable to experienced researchers.
Cevabı göster

The pattern is recognizable to experienced researchers.

With the proper training, Dilbilgisi

3:54

Doğru eğitimle,

they can even alert us to invisible threats ranging from bombs to cancer. Kalıp ifadeler

3:55

bizi bombalardan kansere kadar uzanan görünmez tehditlere karşı bile uyarabilirler.

Dilbilgisi

With the proper training: with + isim öbeğiyle koşul belirtme

With the proper training, sonraki sonucun gerçekleşme koşulunu belirten with + isim öbeği yapısıdır. Burada yalnızca eğitimin onlara eşlik ettiğini değil, “doğru türde eğitim alırlarsa” anlamını verir. Bu kısa yapı çoğunlukla cümlenin başında kullanılır: With + gerekli koşul, sonuç. Bir kaynak, hazırlık veya durum mevcut olduğunda neyin mümkün olacağını açıklamaya yarar.

Alıştırma

Koşulu with + isim öbeğiyle belirtin: ____ enough practice, Maya can perform the piece confidently.

Cevabı göster

With

Kalıp ifadeler

alert us to invisible threats: alert someone to something kalıbı

alert us to invisible threats, alert + kişi + to + şey kalıbını izler. “Başka türlü fark edemeyebileceğimiz tehditlerin bilincine varmamızı sağlamak” anlamına gelir. Us, uyarıyı alan kişidir; to sonrasındaki öge ise dikkatimize sunulan tehlikedir. Burada invisible, yalnızca “görülmesi imkânsız” anlamından daha geniştir. Açık dış belirtileri olmayan ancak dolaylı olarak tespit edilebilen tehlikeleri de anlatabilir. Yeniden kullanılabilir kalıp alert someone to a danger, problem, or fact biçimindedir.

Alıştırma

alert someone to something kalıbını tamamlayın: The sensor alerted the crew ____ a gas leak.

Cevabı göster

to

Kalıp ifadeler

ranging from bombs to cancer: geniş bir aralık göstermek

ranging from bombs to cancer sözleri invisible threats ifadesinden sonra gelir ve hangi tehditlerin kastedildiğini açıklar. Bir ortaç öbeği olarak bombs ile cancer sözcüklerini aynı geniş kategorideki birbirinden çok farklı iki örnek şeklinde sunar ve aralığın ne kadar geniş olduğunu vurgular. Bir kategorinin kapsamını göstermek için isimden sonra ranging from A to B kullanılır. A ve B dil bilgisi bakımından paralel olmalı ve aynı kategoriye girmelidir; kesin bir ölçekteki noktalar yerine temsili uç örnekler olabilirler.

Alıştırma

Cümleyi ranging from A to B ile tamamlayın: The library has books ____ picture dictionaries ____ science encyclopedias.

Cevabı göster

ranging from · to

As it turns out, Anlatım akışı

4:00

Görünen o ki,

Anlatım akışı

As it turns out: sonradan keşfedilen bir sonucu tanıtmak

As it turns out cümlenin başında yer alır ve sonunda keşfedilen ya da doğru olduğu anlaşılan bir şeyi tanıtır. Bir söylem belirteci olarak sonucun beklenmedik olduğunu veya önceki bir varsayımı değiştirdiğini sık sık gösterir. Burada yalnızca başka bir bilgi eklemek yerine önceki gerçekleri ardından gelen sonuca bağlayarak açıklamayı düzenler.

Alıştırma

As it turns out ifadesini en doğal kullanan cümle hangisidir?

  1. As it turns out, please turn left at the next corner.
  2. As it turns out, mix the flour and water in a bowl.
  3. As it turns out, the missing key was in my coat pocket all along.
Cevabı göster

As it turns out, the missing key was in my coat pocket all along.

humanity's best friend is not one who experiences the same things we do, Notlar

4:01

insanlığın en iyi dostu bizimle aynı şeyleri deneyimleyen biri değil,

but one whose incredible nose reveals a whole other world beyond our eyes. Deyimler

4:06

inanılmaz burnuyla gözlerimizin ötesinde tamamen başka bir dünyayı ortaya çıkaran bir canlıdır.

Deyimler

humanity's best friend: man's best friend ifadesinin yeniden yazımı

Bu cümlede humanity's best friend köpekleri ifade eder. Köpekler için kullanılan geleneksel bir ad olan tanınmış kültürel ifade man's best friend yeniden şekillendirilmiştir; insanlara iyi davranan herhangi bir arkadaş kastedilmez. man's yerine humanity's kullanılması, tüm insanlığa yapılan göndermeyi daha açık ve kapsayıcı hâle getirir. Ardından cümle bu tanıdık unvana yeni bir gerekçe sunar: Köpekler dünyayı insanlarla tamamen aynı şekilde deneyimledikleri için değil, koku alma duyuları insanların algılayamadığı şeyleri ortaya çıkardığı için önemlidir.

Alıştırma

Bu cümlede humanity's best friend ne anlama gelir?

  1. man's best friend ifadesinin bilinçli ve kapsayıcı bir yeniden yazımıdır ve yine köpekleri ifade eder.
  2. Tüm insanların en yakın arkadaşı olan belirli bir kişiyi ifade eder.
  3. Dünyayı insanlarla tamamen aynı biçimde deneyimleyen herhangi bir hayvanı ifade eder.
Cevabı göster

man's best friend ifadesinin bilinçli ve kapsayıcı bir yeniden yazımıdır ve yine köpekleri ifade eder.

Dilbilgisi

is not one who ..., but one whose ...: eski bir tanımı değiştirme

one sözcüğünün iki kullanımı da friend yerine geçer. Birincisi who experiences the same things we do ile, ikincisi ise whose incredible nose reveals a whole other world beyond our eyes ile nitelenir. Who bu dostun ne yaptığını, whose ise sahip olduğu bir şeyi açıklar. not ... but ... kalıbı ilk tanımı reddeder ve onun yerine ikinci tanımı koyar. Yeniden kullanılabilen X is not one who A, but one who/whose B kalıbı, gerçek ölçütün A değil B olduğu durumlarda kullanışlıdır.

Alıştırma

İlk tanımı reddedip yerine ikinci tanımı koymak için cümleyi not ... but ... ile tamamlayın: A good coach is ____ one who solves every problem for you, ____ one whose questions help you think.

Cevabı göster

not · but

Deyimler

a whole other world beyond our eyes: koklama duyusunun ortaya çıkardığı duyusal dünya

a whole other world ifadesinde whole, other sözcüğünü güçlendirir: ifade başka bir gezegen veya gerçek bir yer değil, tamamen farklı bir alan anlamına gelir. Buradaki world, geniş bir bilgi ve deneyim bütününü anlatan bir benzetmedir. beyond our eyes, fiziksel olarak gözlerin arkasında değil, insan görüşünün algılayabildiği alanın dışında demektir. Bu cümlede köpeğin burnu, insanların yalnızca görerek keşfedemeyeceği koku bilgilerini ortaya çıkarır.

Alıştırma

The dog's nose reveals a whole other world beyond our eyes cümlesinde a whole other world beyond our eyes ne anlama gelir?

  1. Bir insanın gözlerinin fiziksel olarak arkasında bulunan bir gezegen
  2. İnsanların ve köpeklerin eşit biçimde fark ettiği aynı görsel ayrıntılar
  3. İnsan görüşünün tek başına algılayamadığı zengin bir koku bilgisi alanı
Cevabı göster

İnsan görüşünün tek başına algılayamadığı zengin bir koku bilgisi alanı