Kimi Sevebiliriz: İngilizce çalışma notları

The School of Life

Öğrenme zorluğu
788 kelime 179 kel/dk

Video özeti: Çocukluk kalıpları zararlı tanıdıklığı çekici gösterebilir, eski davranışları tekrarlatabilir ve kimi sevdiğimizi sınırlayabilir. Bunları incelemek sağlıklı sevgiyi mümkün kılabilir. İngilizce öğrenme noktaları: 1. inner shopping lists — Mecazlı ifadeler: kimin sevilebilir göründüğünü belirleyen gizli ölçütleri anlatır; gerçek bir liste değildir. 2. isn't necessarily someone who is nice, pure, and simple, but someone who feels familiar. — Dil bilgisi: not necessarily A, but B ile beklenen açıklamayı düzeltip gerçek ölçütü gösterin. 3. tease out. — Öbek fiiller: nedenler dikkatli analiz gerektirdiğinde karmaşık bir kalıbı adım adım ortaya çıkarmayı anlatır.

Bu derste

One of the strangest things about relationships is that we're not free to feel attracted to just anyone. Notlar

0:00

İlişkilerle ilgili en garip şeylerden biri, sadece herhangi birine çekim hissetme konusunda özgür olmamamızdır.

Dilbilgisi

One of the strangest things ... is that yapısı

Bir grubun özellikle dikkat çekici bir üyesini seçmek için one of the + üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul isim yapısını kullanın. Burada one of the strangest things, birkaç tuhaf şey arasından özellikle tuhaf olan bir şeyi anlatır. Öznenin temel sözcüğü tekil one olduğu için things çoğul olsa bile fiil is olur. Ardından gelen that yan cümlesi, bu dikkat çekici şeyin ne olduğunu açıklar.

Alıştırma

Cümleyi doğru fiille tamamlayın: One of the most useful things about this app ____ that it works offline.

Cevabı göster

is

Kalıp ifadeler

feel attracted to: birine veya bir şeye ilgi duymak

Feel attracted to, bir kişiye ya da şeye karşı doğal bir çekim hissetmek demektir. Bu cümlede, kolayca seçilemeyen veya kontrol edilemeyen bir çekimden söz edilir. Attracted, feel sonrasında sıfat gibi işlev görür; to ise öznenin çekim hissettiği kişiyi veya şeyi tanıtan bir edattır: feel attracted to someone or something.

Alıştırma

Hangi cümle Lena'nın Ari'ye karşı çekim hissettiği anlamına gelir?

  1. Lena feels attracted to Ari.
  2. Lena is attractive to Ari.
  3. Lena attracts Ari.
Cevabı göster

Lena feels attracted to Ari.

We tend to have very strong psychological types that we can't deviate from. Kalıp ifadeler

0:06

Sapamayacağımız çok güçlü psikolojik tiplerimiz olma eğilimindedir.

Kalıp ifadeler

tend to + fiilin temel biçimi

tend to + fiilin temel biçimi, istisnasız bir kuralı değil, alışılmış bir örüntüyü veya gerçekleşmesi muhtemel bir davranışı anlatır. Burada tend to have, güçlü psikolojik tiplere sahip olmanın yaygın bir eğilim olduğunu gösterir. Bu yapı, genellemeyi always kullanımına göre daha temkinli hâle getirir. İstisnalara yer bırakarak davranış, gözlem veya araştırma örüntülerini özetlemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, mutlak bir kural yerine genel bir eğilim belirten bu dersteki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: People ____ feel tired after a long flight.

Cevabı göster

tend to

Kalıp ifadeler

deviate from + referans noktası

Deviate from, belirlenmiş bir yoldan, standarttan, plandan veya örüntüden uzaklaşmak anlamına gelir. Bu cümlede from, psychological types ifadesine geri gönderme yapar: konuşmacı, insanların bu tanıdık örüntülerin dışına çıkmakta zorlandığını söyler. from sonrasındaki isim öbeği referans noktasını belirtir. Bu nedenle deviate from, yalnızca change demekten daha belirgindir: beklenen veya önceden belirlenmiş bir şeyden uzaklaşmayı anlatır.

Alıştırma

Hangi ifade cümleyi en iyi tamamlar ve üzerinde anlaşılmış bir plandan uzaklaşmayı gösterir? The team agreed on a schedule, but later chose to ... it.

  1. rely on
  2. differ from
  3. deviate from
Cevabı göster

deviate from

All of us carry inside us very specific inner shopping lists Deyimler

0:11

Hepimiz içimizde çok özel alışveriş listeleri taşırız;

Deyimler

Bir mecaz olarak inner shopping lists

Burada inner shopping lists, insanların kimi sevebileceklerine karar verirken zihinlerinde taşıdıkları ayrıntılı tercih ve koşulları anlatan bir mecazdır. Listedeki “ürünler” gerçek ürünler değil, karakter özellikleridir. Konuşmacı, gizli beklentileri bir alışveriş listesine benzeterek soyut ve çoğu zaman bilinçsiz bir seçim sürecini somut ve düzenli hâle getirir. Bu ifade betimleyici bir anlatımdır; resmî bir psikoloji terimi değildir.

Alıştırma

Bu cümlede inner shopping lists ne anlama geliyor?

  1. Mağazaların çiftlere verdiği yazılı kurallar
  2. Olası bir partnerin sahip olması gereken özelliklerle ilgili dile getirilmemiş düşünceler
  3. İnsanların partnerleri için satın almayı planladığı şeylerin listeleri
Cevabı göster

Olası bir partnerin sahip olması gereken özelliklerle ilgili dile getirilmemiş düşünceler

defining what the people we can love need to be like as characters. Dilbilgisi

0:15

sevebileceğimiz insanların karakter olarak nasıl olmaları gerektiğini tanımlayan listeler.

Dilbilgisi

what ... need to be like yapısı

what the people we can love need to be like yan cümlesi, sevilebilecek olası partnerlerde bulunması gereken nitelikleri veya karakteri anlatır. what + özne + need to be like kalıbı, “öznenin nasıl bir insan veya şey olması gerektiği” anlamına gelir. Burada like, be like yapısının bir parçasıdır ve başka bir nesne almaz; what zaten istenen betimlemeyi temsil eder. Bu, defining sözcüğünden sonra gelen gömülü bir wh yan cümlesidir; bu yüzden doğrudan soru dizilişi yerine what the people ... need biçimindeki düz cümle dizilişini kullanır. we can love, people sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir; that veya whom ilgi zamiri düşürülmüştür.

Alıştırma

Nitelikleri soran gömülü soruyu tek sözcükle tamamlayın: The guide explains ____ a good team leader needs to be like.

Cevabı göster

what

You might think these shopping lists would be focused around lovely requirements

0:19

Bu alışveriş listelerinin güzel gereksinimler etrafında şekilleneceğini düşünebilirsiniz;

like that our potential lovers would need to be kind,

0:23

potansiyel sevgililerimizin kibar,

understanding, friendly,

0:26

anlayışlı, arkadaş canlısı olmaları

and from our age and social group.

0:27

ve kendi yaş ve sosyal grubumuzdan olmaları gerektiği gibi.

But the shopping lists are in fact often a lot weirder and darker.

0:30

Ancak bu alışveriş listeleri aslında çoğu zaman çok daha tuhaf ve karanlıktır.

We may end up neglecting all sorts of potential candidates, Öbek fiiller

0:34

Tüm potansiyel adayları göz ardı edebiliriz;

Öbek fiiller

Nihai bir sonucu anlatan end up + -ing

Bu cümlede end up, “bir sürecin ardından nihai olarak bir sonuca ulaşmak” anlamına gelir. Adayları göz ardı etmenin önceki seçimlerin sonucu olabileceğini ve bu sonucun kasıtlı olmayabileceğini düşündürür. end up ifadesinden sonra bir eylem geldiğinde -ing biçimi kullanılır: end up neglecting. Yeniden kullanılabilir kalıp end up doing something şeklindedir; end up at home veya end up alone örneklerinde olduğu gibi ardından bir yer ya da durum da gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi end up + -ing ile tamamlamak için reject fiilini kullanın: If we judge too quickly, we may ____ good ideas.

Cevabı göster

end up rejecting

dismissing them as boring or yucky, Kalıp ifadeler

0:38

onları sıkıcı veya iğrenç

Kalıp ifadeler

dismiss A as B: etiketleyerek reddetmek

dismissing them as boring or yucky ifadesinde dismiss, “ciddi şekilde ilgilenmeye değer olmadıklarına karar vermek” anlamına gelir. dismiss A as B yapısı, birinin A’yı B diye etiketlediğini ve ardından bu yargı nedeniyle A’yı bir kenara bıraktığını anlatır. Burada them nesnedir; boring or yucky ise as ifadesinden sonraki etikettir. Bu kullanımda dismiss, “birini işten çıkarmak” anlamına gelmez. Yucky, hoş olmayan veya iğrenç demektir ve son derece gündelik, çocuksu bir tona sahiptir.

Alıştırma

Cümleyi dismiss fiili ve dismiss A as B yapısıyla tamamlayın: The panel should not ____ the complaint ____ trivial without reading it.

Cevabı göster

dismiss · as

or somehow just wrong

0:40

ya da bir şekilde sadece yanlış olarak nitelendirip reddedebiliriz,

and heading straight to people whose characteristics are pretty awkward

0:41

ve özellikleri oldukça sıkıntılı

and not conducive to our happiness. Kalıp ifadeler

0:45

ve mutluluğumuza katkıda bulunmayacak insanlara doğru yönelebiliriz.

Kalıp ifadeler

conducive to our happiness: bir sonucu destekleyen koşullar

Conducive to, bir şeyin belirli bir sonucun ortaya çıkması için uygun koşullar oluşturmaya yardımcı olduğunu belirtir. Bu yapıda sıfattan sonra to edatı, ardından da bir isim veya -ing biçimi gelir. Burada not anlamı olumsuz yapar: anlatılan özellikler mutluluğu desteklemez veya artırmaz. Bir koşulun bir şeyin gerçekleşmesine yardım edip etmediğini değerlendirmek için be conducive to + sonuç veya etkinlik kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi “uygun koşullar oluşturmaya yardımcı olan” anlamındaki resmî sıfat öbeğiyle tamamlayın: Regular breaks are ____ sustained concentration.

Cevabı göster

conducive to

For example,

0:47

Örneğin,

we may only be able to fall in love with people who are much less clever or responsible than we are, Kalıp ifadeler

0:48

yalnızca bizden çok daha az zeki veya daha az sorumluluk sahibi insanlara,

Kalıp ifadeler

fall in love with: âşık olma durumuna geçmek

Fall in love with someone, bir kişiyi romantik anlamda sevmeye başlamak demektir. Fall yeni bir duygu durumuna geçişi gösterir; bu nedenle ifade yalnızca duygunun var olduğunu değil, başlangıcını vurgular. With, bu duygunun yöneldiği kişiyi veya şeyi belirtir. İfade deyimseldir; fall fiziksel olarak düşmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi fall in love with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the project, Nina slowly ____ her teammate.

Cevabı göster

fell in love with

or who are really unreliable,

0:53

veya gerçekten güvenilmez,

who are selfish and self-absorbed,

0:55

bencil ve tamamen kendine odaklı,

or sarcastic and mean.

0:57

ya da alaycı ve kaba insanlara aşık olabiliriz.

It can be very puzzling to those around us and to ourselves,

0:59

Çevremizdekiler ve kendimiz için çok kafa karıştırıcı olabilir,

why on earth can't we settle down with people who are good for us? Notlar

1:02

neden bizim için iyi olan insanlarla bir yuva kuramıyoruz ki?

Deyimler

Vurgulu soru ifadesi why on earth

Bu soruda why on earth, güçlü bir biçimde «tam olarak neden» veya «ne sebeple böyle» anlamını verir. On earth deyimsel bir pekiştiricidir; gezegen olan Dünya'yı anlatmaz. Soruyu yalnızca why kullanılan bir sorudan çok daha şaşkın, hayrete düşmüş veya öfkeli gösterir. Burada konuşan kişi bu durumu anlamakta zorlanmaktadır.

Alıştırma

why on earth cümleye nasıl bir tutum katıyor?

  1. Pratik bir karar vereceğine söz verme
  2. Güçlü bir kafa karışıklığı veya bıkkınlık
  3. Sakin bir şekilde coğrafi bilgi isteme
Cevabı göster

Güçlü bir kafa karışıklığı veya bıkkınlık

Öbek fiiller

İlişki ifadesi settle down with

Bu cümlede settle down with people, bir eş ya da partner seçip onunla istikrarlı ve uzun süreli bir hayata başlamak demektir. With, partner olarak seçilen kişiyi belirtir; ifade çoğu zaman bağlılık, bazen de evlilik veya bir yuva kurma anlamı taşır. Anlam, settle down with someone kalıbının tamamından gelir. Burada settle down, «sakinleşmek» ya da yalnızca «oturmak» anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi «bir partnerle istikrarlı ve bağlılığa dayalı bir hayata başlamak» anlamındaki ifadeyle tamamlayın: After several happy years together, Lena wanted to ____ Sam.

Cevabı göster

settle down with

That's because what we're looking for in love

1:06

Bunun nedeni aşkta aradığımız şeyin

isn't necessarily someone who is nice, pure, and simple, Dilbilgisi

1:08

mutlaka iyi, saf ve sade biri olmaması,

but someone who feels familiar.

1:12

bize tanıdık gelen biri olmasıdır.

Dilbilgisi

not necessarily A, but B: mutlaka A değil, B

Not necessarily A, A'nın doğru olabileceğini ancak her zaman ya da kendiliğinden doğru olmadığını belirtir. Burada konuşan kişi, her zaman nazik, saf ve sade birini aradığımız varsayımını düzeltir. But ile başlayan bölüm, daha önemli alternatifi sunar: tanıdık gelen biri. Bu kalıp, A'nın imkânsız olduğunu söylemeden aşırı genellemeyi düzeltir.

Alıştırma

Hediyenin anlamlı olması için pahalı olmasının gerekmediğini söyleyip ardından daha önemli niteliği belirten cümle hangisidir?

  1. A meaningful gift is necessarily not expensive, but it should feel personal.
  2. A meaningful gift isn't necessarily expensive, but it should feel personal.
  3. A meaningful gift isn't expensive, and it isn't personal.
Cevabı göster

A meaningful gift isn't necessarily expensive, but it should feel personal.

And a lot of us learnt about love in childhood

1:14

Ve çoğumuz aşkı çocukluğumuzda,

at the hands of people who were in a variety of ways trouble for us

1:17

bize çeşitli şekillerde sorun yaratan insanların elinden öğrendik

and who continue unconsciously to guide our love types.

1:22

ve bu kişiler bilinçdışı bir şekilde aşk tercihlerimizi yönlendirmeye devam ediyor.

Our earliest caregivers give us templates of what it is to love and be loved, Dilbilgisi

1:26

En erken dönemdeki bakım verenlerimiz bize sevmenin ve sevilmenin ne olduğuna dair şablonlar sunar,

which can cause havoc with our chances of happiness. Deyimler

1:31

ki bu şablonlar mutluluk şansımızı altüst edebilir.

Dilbilgisi

what it is to love and be loved: sevmenin ve sevilmenin özü

What it is to do or be something, bir şeyi yapmanın ya da bir şey olmanın temel niteliğini veya anlamını ifade eder. Bu, cümlenin içine yerleşmiş bir yan cümledir; bu nedenle sözcük dizilişi what it is şeklindedir, what is it şeklinde değil. Burada to love etken yapıdadır ve sevgi vermeyi anlatır. To be loved edilgen yapıdadır ve sevgi görmeyi anlatır. Birlikte, ilk oluşan kalıbın parçası olarak sevginin iki yönünü adlandırırlar.

Alıştırma

Hangi cümle, cesaretin yalnızca nasıl hissettirdiğine değil, temel anlamına odaklanır?

  1. The story explores what it is to be brave when no one is watching.
  2. The story explores what is it to be brave when no one is watching.
  3. The story explores what it is like to be brave when no one is watching.
Cevabı göster

The story explores what it is to be brave when no one is watching.

Deyimler

cause havoc with: bir şeyi ciddi biçimde aksatmak

Bu cümlede cause havoc with, ciddi biçimde aksatmak veya zarar vermek anlamına gelir. İlk bakıcıların oluşturduğu kalıplar, bir kişinin mutlu olma ihtimaline zarar verebilir; burada zaten var olan bir mutluluk durumunun kelimenin gerçek anlamıyla yok edilmesi anlatılmaz. Başka durumlara aktarılabilecek yapı cause havoc with + etkilenen şey biçimindedir. Etkilenen şey bir sistem, plan, sağlık, günlük yaşam ya da buradaki gibi belirli bir sonuca ulaşma ihtimali olabilir.

Alıştırma

Cümleyi cause havoc with ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: “The power outage ____ the train schedule for hours.”

Cevabı göster

caused havoc with

The trickiness in our love types tends to go in one of three ways.

1:34

Aşk tercihlerimizdeki bu zorluk genellikle üç yoldan biriyle kendini gösterir.

Let's imagine dad was cold or violent or abusive Anlatım akışı

1:39

Diyelim ki babanız soğuk, şiddete eğilimli ya da istismarcıydı

or mum was belittling, unavailable, or controlling.

1:42

ya da anneniz aşağılayıcı, ulaşılmaz veya kontrolcüydü.

Anlatım akışı

Let's imagine: varsayımsal bir durum sunmak

Let's imagine, varsayımsal bir örneği başlatan bir söylem işaretidir. Dinleyiciden açıklamayı takip edebilmesi için durumu geçici olarak zihninde canlandırmasını ister; ardından gelen ayrıntıları gerçek olarak sunmaz. let's sözcüğü hem konuşanı hem de dinleyiciyi kapsadığı için “bu durumu birlikte ele alalım” anlamında iş birliğine dayalı bir hava yaratır. Burada anne ve babaya ilişkin betimlemeler, varsayımsal bir örnekteki olası koşullardır; gerçek bir aile hakkında iddialar değildir.

Alıştırma

Aşağıdaki durumun belirtilmiş bir gerçek değil, varsayım olduğunu en iyi hangi başlangıç gösterir? “___ our town had no cars for a day. How would daily life change?”

  1. Let's imagine
  2. Everyone knows that
  3. Records confirm that
Cevabı göster

Let's imagine

It was horrible,

1:45

Bu korkunç bir şeydi,

yet that ends up being what we look for in love.

1:46

ama sonuçta aşkta aradığımız şey haline geliyor.

Why would we ever repeat something that was deeply uncomfortable? Ton ve niyet

1:49

Neden bizi derinden rahatsız eden bir şeyi tekrar edelim ki?

Ton ve niyet

Why would we ever repeat ...? ile inanamama ifade etmek

Why would we ever ...? yalnızca tarafsız biçimde neden sormaz. Burada şaşkınlık ve inanamama ifade eder: Bu kadar rahatsız edici bir deneyimi tekrarlamak anlaşılması veya haklı gösterilmesi zor bir seçim gibi görünür. Would, eylemi olası bir seçim olarak sunar; geçmişteki bir noktadan geleceği anlatmaz. Ever, soruyu ‘herhangi bir zamanda’ veya ‘herhangi bir koşulda’ anlamıyla güçlendirir. Birlikte şu anlamı ima ederler: Bizi böyle bir şey yapmaya ne sürükleyebilir ki?

Alıştırma

'Why would we ever repeat something that was deeply uncomfortable?' sorusu esas olarak hangi tutumu ifade eder?

  1. Bunu tekrarlamanın mantıklı olabileceğine dair güçlü bir inanamama
  2. Bunu gelecekte tekrarlama planı
  3. Olayın gerçekleştiği tarihi tarafsız biçimde sorma
Cevabı göster

Bunu tekrarlamanın mantıklı olabileceğine dair güçlü bir inanamama

Well, because even though it was horrible, Dilbilgisi

1:52

Çünkü ne kadar korkunç olsa da,

it was still a love relationship.

1:54

yine de bir sevgi ilişkisiydi.

Dilbilgisi

even though it was horrible: gerçek bir durumu kabul eden ödünleme

Even though it was horrible bir ödünleme yan cümlesidir. Normalde ana cümledeki ifadeyi olasılık dışı gösterecek bir gerçeği belirtir: İlişki gerçekten korkunçtu, ancak yine de bir sevgi ilişkisi olarak anlaşılmıştı. İki düşünce de gerçek kabul edildiği hâlde birbirine zıt yönlere gidiyorsa even though + cümle yapısını kullanın. Bu cümlede ana cümledeki still, korkunç deneyime rağmen geçerliliğini koruyan sonucu vurgular.

Alıştırma

Gerçek bir durumu zıtlık olarak sunan iki sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: ____ the train was delayed, we still arrived before noon.

Cevabı göster

Even though

There was abuse,

1:57

İstismar vardı,

but also let's imagine a degree of familiarity,

1:57

ama aynı zamanda belli bir dereceye kadar aşinalık,

admiration, attachment, and even tenderness.

2:01

hayranlık, bağlılık ve hatta şefkat olduğunu da varsayalım.

They may have been belittling, Dilbilgisi

2:04

Aşağılayıcı olmuş olabilirler,

but it's what we got used to.

2:06

ama bizim alıştığımız şey budur.

Dilbilgisi

may have been ... but it's what we got used to: temkinli geçmiş değerlendirmesi ve alışma

may have been belittling ifadesinde may have been, konuşanın geçmişe ilişkin betimlemesini temkinli hâle getirir: Konuşan, davranışın küçümseyici olduğunu düşünür ancak bu değerlendirmeyi tamamen kesin bir gerçek olarak sunmaz. Ardından but, kalıcı sonuca geçer. What we got used to, “zamanla bize normal ve tanıdık gelmeye başlayan davranış türü” demektir. Cümle zararı kabul ederken tekrar tekrar maruz kalmanın bunu nasıl normalleştirdiğini açıklar; davranışın kabul edilebilir olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi “zamanla alıştık” anlamına gelen üç sözcüklük tam ifadeyle tamamlayın: The jokes may have been hurtful, but they were what we ____.

Cevabı göster

got used to

And now, however illogical it sounds, Dilbilgisi

2:08

Ve şimdi, kulağa ne kadar mantıksız gelse de,

it doesn't quite feel right unless it's kind of awful as well. Dilbilgisi

2:10

aynı zamanda biraz berbat da olmadıkça, doğru bir ilişkiymiş gibi hissettirmiyor.

Dilbilgisi

however illogical it sounds: kulağa ne kadar mantıksız gelse de

However illogical it sounds, “kulağa ne kadar mantıksız gelse de” anlamına gelir. However doğrudan illogical sıfatını niteler ve bir ödünleme yan cümlesi başlatır: Konuşan, fikrin mantıksız gelebileceğini kabul eder. Bu ödünleme ana iddiayı geçersiz kılmaz. İtirazı kabul ettikten sonra, o itiraza rağmen hâlâ doğru gelen düşünceyi sürdürmeye imkân verir. Yeniden kullanılabilir kalıp however + sıfat + özne + fiildir.

Alıştırma

Cümleyi “ne kadar zor olursa olsun” anlamına gelen iki sözcüklük başlangıçla tamamlayın: ____ the route looks, we can finish before dark.

Cevabı göster

However difficult

Dilbilgisi

it doesn't quite feel right unless...: beklenmedik bir gerekli koşul

“it doesn't quite feel right unless P” yapısı, durumun doğru hissettirmesi için P'yi gerekli bir koşul olarak sunar. Şöyle açılabilir: P doğru değilse durum pek doğru gelmez. P'nin tek başına iyi bir his vermeyi garanti ettiğini söylemez. Buradaki şaşırtıcı koşul, durumun biraz berbat olması gerekmesidir. “Quite”, “doesn't feel right” ifadesini; “kind of” ise “awful” sözcüğünü yumuşatır. Birlikte ifadeyi daha az kesin hâle getirirler, ancak unless ile kurulan sıra dışı koşul mantığını değiştirmezler.

Alıştırma

“Çorba biraz acılı değilse doğru gelmiyor” anlamına gelen cümleyi seçin.

  1. The soup doesn't feel right even if it's a little spicy.
  2. The soup doesn't feel right unless it's a little spicy.
  3. The soup feels right unless it's a little spicy.
Cevabı göster

The soup doesn't feel right unless it's a little spicy.

It's not nice as such, Kelime

2:14

Bu başlı başına iyi bir şey değil,

but it feels comfortingly, compellingly familiar.

2:15

ama rahatlatıcı, karşı konulmaz derecede tanıdık hissettiriyor.

Kelime

not nice as such içindeki as such: anlamı kesin biçimde sınırlama

“Not nice as such” ifadesinde as such, nice sıfatının anlamını sınırlar. Bir şeyin kendi başına gerçekten veya tam anlamıyla hoş olmadığını belirtir. Konuşan kişi, deneyimin tanıdık olduğu için rahatlatıcı geldiğini yine de söyleyebilir; bu etki onu normal anlamda hoş yapmaz. Burada as such, “bu nedenle” anlamına gelen bir sonuç bağlacı değildir. “Not X as such, but Y” kullanışlı bir kalıptır: önce X'in tam ve doğru bir tanım olduğu reddedilir, ardından farklı bir tanım eklenir.

Alıştırma

Hangi cümlede as such, örnekteki gibi “kendi başına” veya “tam anlamıyla” demektir?

  1. The job isn't difficult as such, but it requires patience.
  2. The road was closed; therefore, we turned back.
  3. Maya is the editor and, as such, approves the final copy.
Cevabı göster

The job isn't difficult as such, but it requires patience.

Or imagine we experienced first-hand

2:19

Ya da, kendinizi berbat hissettirmenin,

what it was like to be made to feel terrible, Dilbilgisi

2:22

ne demek olduğunu birinci elden deneyimlediğimizi,

Dilbilgisi

Bir deneyimi hatırlatmak için what it was like to ...

what it was like to + fiil, bir şeyi yapmanın veya yaşamanın genel olarak nasıl bir deneyim olduğunu sormak ya da hatırlamak için kullanılır. Buradaki what, “deneyimin nasıl olduğu” anlamındadır; like ise be like kalıbının parçasıdır ve iki şeyi birbirine benzetmez. Bu kalıp olayların sırasından çok kişinin yaşadığı genel deneyime odaklanır. Doğrudan soru olarak What was it like to...?, daha uzun bir cümlenin içinde ise remember what it was like to... biçiminde kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir kişiden yalnızca olayları aktarmak yerine kişisel deneyimini anlatmasını ister?

  1. Which school did you attend in the new country?
  2. What was it like to start school in a new country?
  3. What happened on your first day at school?
Cevabı göster

What was it like to start school in a new country?

Dilbilgisi

be made to feel: make fiilinin to alan edilgen biçimi

Be made to feel, make someone feel yapısının edilgen biçimidir. Etken yapıda make sözcüğünü bir kişi ve to almayan yalın fiil izler: Someone made us feel terrible. Etkilenen kişi özne olduğunda be made to + fiilin yalın hâli kullanılır: We were made to feel terrible. Eklenen to zorunludur. Bu ifade kişinin deneyimine odaklanır ve sebebi belirtmeden bırakabilir.

Alıştırma

Dönüşümü make fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın. Etken: The rude comment made Elena feel unwelcome. Edilgen: Elena ____ unwelcome by the rude comment.

Cevabı göster

was made to feel

to be humiliated and hurt,

2:24

aşağılanmanın ve incinmenin,

and then weirdly,

2:26

ve sonra garip bir şekilde,

we may end up doing the same thing to someone else,

2:27

aynısını bir başkasına yapabileceğimizi hayal edelim;

humiliating them in turn, Anlatım akışı

2:30

bu kez onları aşağılamak,

Anlatım akışı

in turn: bir sonucu sonraki sonuca bağlamak

Burada in turn, “sonra, etkiler zincirinin bir sonraki halkası olarak” anlamına gelir. Eylemi yapan kişiler önce aşağılanmıştır ve bu deneyim daha sonra onların başkalarını aşağılamasına yol açar. İfade, bilgiyi yalnızca iki eylemi zaman sırasına dizerek değil, neden → sonuç ilişkisiyle düzenler. in turn, sıradaki her kişinin tek tek hareket etmesi anlamına da gelebilir; anlamı bağlam belirler. Bu cümlede insanların aynı işi kibarca sırayla yapması kastedilmez.

Alıştırma

Bu cümlede in turn neyi gösterir? “The road closure delayed the buses, which in turn made several students late.”

  1. İnsanlar aynı işi sırayla yapar.
  2. Bir sonuç bir sonraki sonuca neden olur.
  3. Biri karşılık olarak bir şey verir.
Cevabı göster

Bir sonuç bir sonraki sonuca neden olur.

bossing them about, Öbek fiiller

2:32

onlara emirler yağdırmak,

Öbek fiiller

boss someone about: baskıcı biçimde emirler vermek

To boss someone about, birine ne yapması gerektiğini baskıcı ve rahatsız edici bir biçimde sürekli söylemek anlamına gelir. Burada boss, “patron” anlamındaki isim değil, bir fiildir; bu nedenle ifade tarafsız bir yönlendirmeden çok eşit olmayan bir etkileşimi anlatır. Bu öbek fiil ayrılabilir. Nesne bir zamirse boss ile about arasına gelir: boss them about.

Alıştırma

Cümleyi “onlara tekrar tekrar baskıcı emirler vermek” anlamındaki Britanya İngilizcesi öbek fiiliyle tamamlayın: She is always ____ during rehearsals.

Cevabı göster

bossing them about

going cold on them just when they're vulnerable to us. Deyimler

2:33

bize karşı tam da savunmasız olduklarında onlara soğuk davranmak gibi.

Deyimler

go cold on someone: duygusal olarak uzaklaşmak

go cold on someone, o kişiye karşı duygusal olarak uzaklaşmak, daha az sıcak veya daha az destekleyici olmak demektir. Buradaki going cold on them, sıcaklığın düşmesini değil, bir tutum değişikliğini anlatır. Kalıp go cold on + kişi veya grup şeklindedir. On, soğuk davranışın yöneldiği kişiyi gösterir; go ise sıcak bir tutumdan daha soğuk bir tutuma geçişi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi go cold on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Leo used to call every day, but after the argument he ____ me.

Cevabı göster

went cold on

It's as if a primitive part of us Dilbilgisi

2:36

Sanki içimizdeki ilkel bir parça

thinks that the only way not to be abused Dilbilgisi

2:38

istismara uğramamanın tek yolunun

is to be the abuser.

2:41

istismarcı olmak olduğunu düşünüyor gibi.

Dilbilgisi

It's as if: hayalî bir açıklama sunmak

It's as if, konuşan kişi kanıtlanmış bir gerçek olduğunu iddia etmese bile, yararlı bir açıklama veya benzetme gibi görünen bir durumu sunar. Bu cümlede ilkel parça, gerçekten böyle düşünebiliyormuş gibi anlatılır; bu, tepkiyi anlamaya yarayan bir modeldir, kelimesi kelimesine bir aktarım değildir. Kalıp It's as if + yan cümle şeklindedir. Bir gözlemden hayal edilen bir görüntüye, nedene veya açıklamaya geçerken kesinlikten belli bir uzaklık korumayı sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle, kanıtlanmış bir gerçek olduğunu iddia etmeden canlı bir izlenim sunmak için hedef yapıyı kullanıyor?

  1. The wind is making the shutters bang.
  2. It's as if the old house is warning us to leave.
  3. The old house is warning us to leave; that is a confirmed fact.
Cevabı göster

It's as if the old house is warning us to leave.

Dilbilgisi

İstismara uğramamanın tek yolu istismar eden kişi olmaktır

the only way (not) to ... is to ... kalıbı, bir eylemi bir sonuca ulaşmanın veya o sonuçtan kaçınmanın tek yolu olarak sunar. Burada not, to be abused bölümünü olumsuz yapar: anlamı, istismara uğramaktan kaçınmanın tek yoludur; tüm ifadeyi olumsuz yapmaz. Cümle, edilgen rolü anlatan be abused ile eylemi yapan kişiyi belirten the abuser adını karşı karşıya getirir. Güvende olmak için başkalarına zarar veren kişiye dönüşmek gerektiğine dair ilkel bir savunma inancını dile getirir; as if bunun onaylanan bir sonuç değil, betimlenen bir iç mantık olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi the only way not to ... is to ... kalıbıyla tamamlayın: The ____ late ____ now.

Cevabı göster

only way not to be · is to leave

Deep inside,

2:42

Derinlerde bir yerde,

the childlike emotional self thinks the person who did that thing to me was,

2:43

çocuksu duygusal benlik şöyle düşünür: Bana o şeyi yapan kişi,

in a way,

2:48

bir bakıma,

the opposite of me,

2:49

benim tam tersimdi,

and that must be the place of safety,

2:50

ve orası güvenli bir yer olmalı,

and that's who I want to be in any relationship.

2:53

ve ben herhangi bir ilişkide işte o kişi olmak istiyorum.

When parents cause us trouble,

2:57

Ebeveynlerimiz bize sorun çıkardığında,

we're often so keen to get away from it, Öbek fiiller

2:59

genellikle ondan uzaklaşmaya o kadar hevesliyizdir ki,

Öbek fiiller

get away from: kaçmak veya uzaklaşmak

Get away from; bir kişiden, yerden, durumdan veya etkiden ayrılmak, kaçmak ya da onunla aranıza mesafe koymak anlamına gelir. from sonrasındaki nesne, neyden kaçmaya çalıştığınızı belirtir. Bu cümlede it, daha önce sözü edilen ve ebeveynlerin neden olduğu sorunları belirtir. Bu nedenle get away from mecazidir: yalnızca bir yerden fiziksel olarak uzaklaşmayı değil, bu sorunların etkisinden kurtulma isteğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “kaçmak veya araya mesafe koymak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: After two hours in the crowded hall, Nia stepped outside to ____ the noise.

Cevabı göster

get away from

we develop blocks around all kinds of character traits they may have had,

3:01

onların sahip olabileceği her türlü karakter özelliği etrafında engeller oluştururuz,

which might actually have been good

3:04

aslında iyi olabilecek

and actually unrelated to the troublesome traits.

3:06

ve sorunlu özelliklerle hiç ilgisi olmayan özelliklere karşı bile.

So, for example,

3:09

Örneğin,

our father might have been belittling,

3:10

babamız aşağılayıcı biri olmuş olabilir,

but highly intelligent.

3:12

ama son derece zeki de olabilirdi.

Now, regrettably,

3:13

Şimdi ise ne yazık ki,

anyone intelligent can be seem hugely off-putting.

3:14

zeki olan herkes son derece itici görünebilir.

Or we always felt our mother was somehow revolted by sexuality, Kalıp ifadeler

3:17

Ya da annemizin her zaman cinsellikten,

ours especially,

3:21

özellikle de bizimkine karşı, bir şekilde iğrendiğini hissetmişizdir,

but she was really warm and cuddly.

3:22

ama annemiz gerçekten sıcak ve sevecen biriydi.

Kalıp ifadeler

revolted by sexuality: cinselliğe karşı yoğun tiksinti

Bu cümlede was revolted by sexuality, “cinselliğe karşı yoğun tiksinti veya güçlü bir nefret duyuyordu” anlamına gelir. Revolted annenin duygusal tepkisini anlatır; by ise bu tepkiye yol açan şeyi belirtir. İfade, did not like sözünden çok daha güçlüdür. Burada revolted, be revolted by + isim veya -ing biçimi kalıbında kullanılan bir sıfattır. Revolt fiilinin “isyan etmek” anlamındaki geçmiş zaman kullanımı değildir. Ours especially, konuşanların annelerinin özellikle kendi cinselliklerine bu tepkiyi daha güçlü verdiğini düşündüğünü gösterir.

Alıştırma

Yoğun tiksinti anlamına gelen vurgulanmış sıfat-edat kalıbıyla cümleyi tamamlayın: She was ____ the cruel joke.

Cevabı göster

revolted by

Now, sadly,

3:24

Şimdi üzücü olan şu ki,

anyone who's warm and cuddly is imagined to be punitive around sex

3:25

sıcakkanlı ve sevecen olan herkesin cinsellik konusunda cezalandırıcı olacağı hayal ediliyor,

and hence feels wrong and has to be rejected.

3:29

ve bu yüzden yanlış hissettiriyor ve reddedilmesi gerekiyor.

Our inner love maps are really hard to tease out. Notlar

3:32

İçsel aşk haritalarımızı çözmek gerçekten zordur.

Deyimler

inner love maps: ilişki kalıplarını anlatan bir metafor

Inner love maps, insanların kime ilgi duyduğunu, yakınlıkta neyi tanıdık bulduğunu ve yakın ilişkilerden ne beklediğini yönlendiren, çoğunlukla gizli zihinsel kalıpları anlatan bir metafordur. Inner, bu kalıpların kişinin içinde ve çoğu zaman bilinçli farkındalık olmadan işlediğini gösterir. Maps sözcüğü gerçek anlamda kullanılmaz; bu kalıpları, aşk ve ilişkilerde yol bulmaya yarayan içsel bir rehber gibi sunar. Bu ifade açıklayıcı bir anlatımdır; resmî bir tanı veya yerleşik bir klinik etiket değildir.

Alıştırma

Bu cümlede inner love maps ne anlama geliyor?

  1. Resmî bir klinik tanı
  2. Yakın ilişkilerde ilgiyi ve beklentileri yönlendiren içsel kalıplar
  3. Sevilen kişilerin nerede yaşadığını gösteren gerçek haritalar
Cevabı göster

Yakın ilişkilerde ilgiyi ve beklentileri yönlendiren içsel kalıplar

Öbek fiiller

Tease out: dikkatli analizle ortaya çıkarmak

Burada tease out, karmaşık veya birbirine dolanmış bilgilerde gizli olan bir şeyi dikkatle ortaya çıkarıp anlamak demektir. Hızlı bir keşfi değil, özenli bir süreci vurgular. Yaygın yapı tease out + nesne şeklindedir; tease out a cause, a pattern veya a subtle difference buna örnektir. Bu cümlede ortaya çıkarılması zor olan nesne our inner love maps ifadesidir.

Alıştırma

‘Dikkatli analizle ayıklamak’ anlamındaki deyimsel fiille cümleyi tamamlayın: The interviews contain mixed clues, so we must ____ the underlying pattern.

Cevabı göster

tease out

They certainly don't spell themselves out. Öbek fiiller

3:35

Kesinlikle kendilerini açıkça ifade etmezler.

Öbek fiiller

Spell themselves out: açıklama olmadan kendiliğinden netleşmek

Spell something out, çıkarım yapmaya gerek kalmayacak kadar açık biçimde açıklamak veya sunmak demektir. Burada spell, bir sözcüğün harflerini tek tek söylemek anlamına gelmez. Themselves nesne olarak kullanıldığında cümle inner love maps ifadesini kişileştirir: bunlar kendi anlamlarını otomatik olarak ortaya çıkarmaz veya açıklamaz. Bu dönüşlü yapı, bir şeyi kendisini açık hâle getiriyormuş gibi gösterir.

Alıştırma

'The warning signs do not spell themselves out,' cümlesi ne anlama gelir?

  1. İşaretler kendi anlamlarını otomatik olarak açık hâle getirmez.
  2. İşaretler düşünmeden kolayca anlaşılır.
  3. İşaretler harf harf yazılamaz.
Cevabı göster

İşaretler kendi anlamlarını otomatik olarak açık hâle getirmez.

So we have to make efforts to find out what they're dictating,

3:37

Bu yüzden onların ne dikte ettiğini bulmak için çaba göstermeliyiz,

so as to free ourselves from their demands. Dilbilgisi

3:40

böylece kendimizi onların taleplerinden kurtarabiliriz.

Dilbilgisi

so as to: amaçlanan hedefi belirtme

so as to free ourselves from their demands bölümünde so as to, daha önce anlatılan çabanın amacını belirtir. “Hangi amaçla?” sorusuna cevap verir. İkinci so, kalıp ifade so as to'nun bir parçasıdır; “bu nedenle” anlamına gelmez ve bir sonuç bildirmez. Kalıp, eylem + so as to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bir eylem ile hedeflenen amaç arasındaki bağı açıkça kurar ve anlamca in order to'ya yakındır.

Alıştırma

Cümleyi yukarıda öğretilen üç sözcüklü amaç ifadesiyle tamamlayın: The team checked every name twice ____ avoid errors.

Cevabı göster

so as to

The investigation starts, Dilbilgisi

3:43

Soruşturma,

as always,

3:44

her zaman olduğu gibi,

by trying to understand ourselves.

3:45

kendimizi anlamaya çalışmakla başlar.

Dilbilgisi

starts ... by trying: ilk adımı belirtme

Temel yapı The investigation starts by trying to understand ourselves şeklindedir. As always, starts sonrasına eklenmiş bir ara sözdür. Bu ifade çıkarıldığında starts hâlâ doğrudan by trying ile bağlantılıdır. Start by + -ing, bir süreçte yapılan ilk eylemi belirtir. Burada trying to understand ourselves, incelemenin tamamı olarak değil, ilk adımı olarak sunulur.

Alıştırma

İlk adımı belirtmek için cümleyi start by + -ing ile tamamlayın: When you solve a difficult problem, ____ listing what you already know.

Cevabı göster

start by

What did I suffer from at the hands of my early caregivers? Deyimler

3:47

Erken çocukluk dönemi bakım verenlerimin elinde neler çektim?

Deyimler

at the hands of: birinin yol açtığı zarar

At the hands of someone, özellikle bir kişinin ya da grubun eylemleri acı, kötü muamele, yenilgi veya başka bir zararlı sonuç doğurduğunda, o kişi ya da grubun yaptıkları yüzünden demektir. Sorumluluğu o tarafa yükler; gerçek ellerden söz etmez. Bu cümlede ifade, ilk bakıcıları çekilen acının kaynağı olarak gösterir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp şöyledir: olumsuz deneyim veya sonuç + at the hands of + kişi ya da grup.

Alıştırma

Bu cümlede at the hands of ne anlama gelir? "The village suffered greatly at the hands of the invading army."

  1. Köylüler işgalci orduyu göğüs göğüse çarpışmada yendi.
  2. İşgalci ordu köyü acıdan kurtardı.
  3. Köyün çektiği acıdan işgalci ordu sorumluydu.
Cevabı göster

Köyün çektiği acıdan işgalci ordu sorumluydu.

Am I finding myself drawn to that in adults I fancy? Notlar

3:51

Hoşlandığım yetişkinlerde bu özelliklere çekildiğimi fark ediyor muyum?

Kalıp ifadeler

finding myself drawn to: kendimi bir şeye çekilmiş bulmak

Finding myself drawn to something, çoğu zaman bilinçli bir seçim yapmadan, bir şeyden etkilendiğini zamanla fark etmek demektir. Find myself kişinin kendisiyle ilgili bir keşfini, drawn to ise duygusal veya zihinsel çekimi ifade eder. Burada that daha önce sözü edilen zararlı kalıba gönderme yapar; Am I finding...? ise bu çekimin konuşanın hoşlandığı yetişkinlere yönelik seçimlerinde tekrar tekrar ortaya çıkıp çıkmadığını sorar. Yapı şöyledir: find + dönüşlülük zamiri + drawn to + çekim hedefi. Zamir özneyle uyumlu olmalıdır: I find myself, she finds herself ve they find themselves.

Alıştırma

Cümleyi ‘bir şeye doğal olarak çekildiğimi fark etmek’ anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Whenever I visit the market, I ____ the handmade notebooks.

Cevabı göster

find myself drawn to

Kelime

fancy someone: birine karşı çekim hissetmek

Gayriresmî Britanya İngilizcesinde fiil olan fancy, birine karşı romantik veya cinsel çekim hissetmek anlamına gelir. adults I fancy ifadesinde adults, konuşanın çekici bulduğu yetişkinlerdir. fancy fiilinin nesnesi bir kişiyse bağlam, hayal etme veya şıklık yerine çekim anlamını gösterebilir. I fancy ilgi cümleciği adults sözcüğünü niteler; nesne görevindeki ilgi zamiri düşürülmüştür: adults (whom/that) I fancy.

Alıştırma

"Leo fancies Sam," cümlesinde fancies, gayriresmî Britanya İngilizcesinde büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Leo, Sam'in gerçek olmadığını hayal ediyor.
  2. Leo, Sam'in şık giyindiğini düşünüyor.
  3. Leo, Sam'e karşı romantik veya cinsel çekim hissediyor.
Cevabı göster

Leo, Sam'e karşı romantik veya cinsel çekim hissediyor.

Am I causing trouble for people

3:54

İnsanlara,

in ways I might have suffered from when I was young?

3:56

gençliğimde çektiğim acılarla aynı şekilde mi sıkıntı veriyorum?

Am I putting off certain people

3:59

Bazı insanları uzaklaştırıyor muyum,

because they have traits I associate with people who caused me difficulties as a child? Kalıp ifadeler

4:00

çünkü onlarda çocukken bana zorluk çıkaran insanlarla ilişkilendirdiğim özellikler var?

Kalıp ifadeler

traits I associate with people içindeki associate A with B

Associate A with B, A ile B'yi zihinde birbirine bağlamak anlamına gelir. Bu cümlede A traits, B ise people who caused me difficulties as a child ifadesidir. Yapı, zihinsel bir bağlantıyı anlatır; bu özelliklerin herhangi bir şeye neden olduğunu kanıtlamaz. traits I associate with people sözleri, ilgi cümleciği içeren bir isim öbeğidir. Nesne görevindeki ilgi zamiri düşürülmüştür: traits (that/which) I associate with people. Yapının temelindeki cümle I associate those traits with those people. şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi associate A with B kalıbını kullanarak tamamlayın: I associate the smell of cinnamon ____ winter.

Cevabı göster

with

Might I in other people Dilbilgisi

4:05

Korktuğum özellikler olmadan, sevdiğim özellikleri

find the traits I like without the ones I fear?

4:07

başka insanlarda bulabilir miyim?

Dilbilgisi

Düşünsel bir soru olarak Might I ... find ... without ...?

Bu düşünsel soruda Might I...? kalıbı, “Bunu yapabilmem mümkün olabilir mi?” anlamına gelir. Yardımcı fiil might, özne I’dan önce gelir; ana fiil find ise yalın hâlde kalır. Kesin bir cevap ya da sıradan bir izin istemek yerine bir olasılığı nazikçe araştırır. Might geçmiş zamanı değil, belirsizliği ve araştırıcı yaklaşımı gösterir. in other people ifadesi, konuşanın bu özellikleri nerede bulmayı umduğunu baştan belirtmek için find fiilinden önce yer alır. the traits I like ile the ones I fear karşıtlık oluşturur; ones, traits sözcüğünün tekrarını önler. without ise sevilen özellikleri bulurken korkulanlardan kaçınmayı anlatır.

Alıştırma

Hangi seçenek cümlenin temkinli ve düşünsel anlamını en iyi yansıtır?

  1. Geçmişte gerçekleşmiş bir olayın anlatımı
  2. Başka insanları incelemek için izin talebi
  3. Bunun mümkün olup olmadığını araştıran açık uçlu bir soru
Cevabı göster

Bunun mümkün olup olmadığını araştıran açık uçlu bir soru

Emotional health means expanding on the number of people

4:11

Duygusal sağlık, özgürce aşık olabileceğimiz

we're free to fall in love with.

4:14

insan sayısını artırmak demektir.

We learn about love in childhood,

4:16

Çocuklukta aşkı öğreniriz,

but we liberate ourselves from the traumas of childhood

4:18

ancak farklı şekillerde sevebileceğimizi fark ettiğimizde,

when we realize we can love in different ways

4:21

çocukluk travmalarından kendimizi özgürleştiririz

and get used to something Dilbilgisi

4:24

ve ilk başta ürkütücü

that may at first be eerily and challengingly unfamiliar.

4:25

ve zorlayıcı derecede yabancı gelebilecek şeylere alışırız.

Dilbilgisi

get used to something: zamanla alışmak

Get used to something, bir şeye zamanla alışmak anlamına gelir. Bir değişim sürecini vurgular: Bir şey başta yabancı gelebilir, ancak zamanla normal veya başa çıkması daha kolay gelmeye başlar. Bu, o şeyi mutlaka sevdiğiniz anlamına gelmez. Buradaki to bir edattır. Ardından get used to the schedule örneğindeki gibi bir isim öbeği ya da get used to working early örneğindeki gibi -ing biçimi gelebilir.

Alıştırma

Zamanla alışmak anlamına gelen üç sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After a month, I began to ____ working the night shift.

Cevabı göster

get used to

Being happy with someone Anlatım akışı

4:29

Bizim için gerçekten ve derinden iyi olan

who is properly and deeply good for us.

4:30

biriyle mutlu olmak gibi.

Anlatım akışı

Being happy with someone ... açıklayıcı bir cümle parçası olarak

Being happy with someone who is properly and deeply good for us bir gerund, yani isim-fiil öbeğidir. Temel bölümü Being happy with someone ifadesidir; who is properly and deeply good for us ise someone sözcüğünü açıklayan bir ilgi yan cümlesidir. Öbekte çekimli bir ana fiil olmadığı için tek başına tam ve bağımsız bir cümle değildir. Burada bu cümle parçası bilinçli olarak kullanılmıştır. Önceki geniş anlamlı something ifadesinden sonra gelir ve o something’in ne olduğunu açıklar. Aradaki duraklama, anlatımı soyut bir fikirden sağlıklı bir ilişkinin somut görüntüsüne taşır; sona daha fazla vurgu ve tamamlanmışlık duygusu verir.

Alıştırma

Şunu okuyun: “The change felt strange at first. Being treated with patience and respect.” İkinci cümle parçası ne işe yarar?

  1. Garip gelen değişimin ne olduğunu belirtir ve açıklamayı vurgular.
  2. Kendi çekimli ana fiiliyle tam ve bağımsız bir cümle oluşturur.
  3. İlk cümleyle hiçbir bağlantısı olmayan ayrı bir olayı başlatır.
Cevabı göster

Garip gelen değişimin ne olduğunu belirtir ve açıklamayı vurgular.