Doğum günü pastaları ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bu bölüm, Britanya’daki doğum günü pastalarının ev yapımı ikramlardan kişiye özel yenilebilir sanat eserlerine nasıl dönüştüğünü inceliyor. Mary Berry taze lezzeti ve sadeliği tercih ederken Adam Cox, müşterilerinin ilgi alanlarından yararlanarak akılda kalıcı tasarımlar hazırlıyor ve beklentilerin ötesine geçiyor. Program ayrıca Birleşik Krallık’ta doğumların en çok eylül ayında gerçekleştiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. blowing out the candles, and making a wish. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Mumları üfleme ve dilek tutmanın tanıdık bir doğum günü ritüelini oluşturan iki eylem olduğunu fark ederek pasta, mum, dilek ve kutlama içeren konuşmaları ve medya sahnelerini anlayabilirsiniz. 2. when it comes to birthday cakes, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bir görüşün konusunu veya değerlendirme ölçütünü karşılaştırmadan önce belirlemek için bu çerçeveyi kullanın; böylece lezzet ile süsleme örneğinde olduğu gibi hangi açıdan söz ettiğinizi açıkça gösterebilirsiniz. 3. go above and beyond — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Normalde beklenenden daha fazla çaba göstermeyi anlatan bu deyimi anlayıp özellikle olağanüstü bir işi, hizmeti veya müşteriyle ilgilenme biçimini överken kullanabilirsiniz.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:07Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.
to be precise: genel bir ifadeyi daha kesin hâle getirmek
To be precise, “daha kesin söylemek gerekirse” anlamında kullanılan bir söylem belirtecidir. Bu cümlede birthdays geniş konuyu, birthday cakes ise daha dar ve kesin açıklamayı gösterir. İlk ifade yanlış olmadığında ama daha belirli bir düzeltme veya ayrıntı gerektiğinde kullanılır. Kesin bilgiden önce ya da özgün cümledeki gibi kesin bilgiden sonra gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede “to be precise” genel bir ifadeyi daha kesin hâle getirmek için doğal biçimde kullanılmıştır?
- We're staying in northern France—in Lille, to be precise.
- To be precise, perhaps it will rain tomorrow.
- The game was exciting, to be precise, and everyone cheered.
Cevabı göster
We're staying in northern France—in Lille, to be precise.
The highlight of any birthday party is the birthday cake, Kalıp ifadeler
0:35Herhangi bir doğum günü partisinin en önemli anı doğum günü pastasıdır,
the highlight of ...: bir etkinliğin en güzel kısmı
The highlight of an event, bir etkinliğin en heyecan verici, keyifli veya unutulmaz kısmıdır. Burada doğum günü pastası, insanların partide en çok beklediği bölüm olarak sunulur. the highlight of + etkinlik, gezi, gün veya dönem kalıbını kullanın. The highlight en önemli tek anı, a highlight ise özellikle güzel birkaç bölümden birini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, havai fişeklerin festivalin en güzel kısmı olduğunu doğal biçimde anlatır?
- The fireworks were the highlight from the festival.
- The fireworks were the highlight to the festival.
- The fireworks were the highlight of the festival.
Cevabı göster
The fireworks were the highlight of the festival.
blowing out the candles ... making a wish: doğum gününde mumları üflemek ve dilek tutmak
Bir doğum günü kutlamasında blowing out the candles, pastanın üzerindeki mumları nefesle söndürmek; making a wish ise istenen bir şeyin gerçekleşmesini içinden dilemek demektir. Bu iki hareket birlikte bilinen bir doğum günü geleneğini anlatır. Make a wish kalıplaşmış bir ifadedir; buradaki make, fiziksel olarak bir şey üretmek anlamına gelmez. Temel biçimler blow out the candles ve make a wish şeklindedir. Blowing ve making, eylemleri sürerken ya da birer etkinlik olarak gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle bu doğum günü geleneğini doğal biçimde anlatır?
- Ruby made a wish and blew out the candles.
- Ruby built a wish and blew out the candles.
- Ruby made a wish and switched off the candles.
Cevabı göster
Ruby made a wish and blew out the candles.
but things have changed a lot from the days Anlatım akışı
0:42fakat çoğu doğum günü pastasının ev yapımı olduğu,
things have changed a lot from the days when ...: geçmişle bugünü karşılaştırmak
Things have changed a lot önce dinleyiciye şimdiki durumun çok farklı olduğunu söyler. Ardından from the days when geçmişe ait bir zaman çerçevesi açar ve when yan cümlesi, şimdiki durumla karşılaştırılacak eski durumu verir. Have changed biçimindeki present perfect, daha önceki değişimi şimdiki duruma bağlar. Bu yapı önce artık durumun farklı olduğunu söyler, ardından eskiden nasıl olduğunu ekleyerek bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Hangi cümle bu yapıyı geçmişle bugünü karşılaştırmak için kullanır?
- Things have changed a lot from the days when children took photos with film cameras.
- Children took photos with film cameras because things have changed a lot.
- Things have changed a lot while children are taking photos today.
Cevabı göster
Things have changed a lot from the days when children took photos with film cameras.
homemade: mağazadan hazır alınmak yerine evde yapılan
Homemade, bir şeyin mağazadan hazır alınmak yerine evde yapıldığını belirten bir sıfattır. Cümledeki made at home ve not bought from a shop ifadeleri bu sözcüğü doğrudan açıklar. Genellikle pasta, ekmek veya reçel gibi yiyecekleri anlatır. Bir şeyin kaynağını ya da yapıldığı ortamı belirtir; mutlaka daha lezzetli veya profesyonel olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir arkadaş kurabiyeleri satın almak yerine kendi mutfağında pişirdi. Bunu en açık biçimde hangi cümle anlatır?
- The cookies are handmade.
- The cookies are homemade.
- The cookies are store-bought.
Cevabı göster
The cookies are homemade.
works of art: güzel yapılmış şeyler için bir benzetme
A work of art, kelime anlamıyla “bir sanat eseri” demektir. Burada works of art bir benzetmedir: Pastalar o kadar güzel, yaratıcı ve ustalıkla süslenmiştir ki sıradan yiyecekler değil, sanat eserleri gibi görünürler. Tek bir şey için a work of art, birden fazla şey için works of art kullanılır. Buradaki many birthday cakes çoğul olduğu için works gerekir.
Alıştırma
Güzel yapılmış tek bir kutuyu övmek için bu benzetmeyi doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- The carved wooden box is a work of art.
- The carved wooden box does a work of art.
- The carved wooden box is works of art.
Cevabı göster
The carved wooden box is a work of art.
designed and decorated to represent the person celebrating their birthday. Dilbilgisi
0:57tasarlanmış ve süslenmiş abartılı yenebilir yaratımlar.
extravagant edible creations: yenebilen gösterişli eserler
Extravagant, alışılmadık derecede ayrıntılı, gösterişli veya pahalı bir şeyi anlatır; ses tonuna göre aşırılık anlamı da taşıyabilir. Edible, bir şeyin yenebileceğini belirtir. Creations ise bu nesneleri sıradan yiyecekler yerine hayal gücüyle yapılmış eserler olarak sunar. Extravagant edible creations, ayrıntılı yemek sanatını daha gösterişli ve hayranlık uyandıran bir dille anlatır. Edible tat hakkında bilgi vermez; bu nedenle ifade, eserlerin mutlaka lezzetli olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Extravagant edible creations ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Lezzetli olduğu kesin olan sade yiyecekler.
- Yenebilen, ayrıntılı ve gösterişli eserler.
- Kesinlikle yenmemesi gereken süs eşyaları.
Cevabı göster
Yenebilen, ayrıntılı ve gösterişli eserler.
designed and decorated to represent: tasarımı ve amacı ifade etmek
Designed ve decorated, birbirine bağlanmış iki geçmiş zaman ortacıdır. Burada önceki creations sözcüğünü edilgen biçimde açıklarlar: eserler tasarlanmış ve süslenmiştir. Kısaltılmış isim öbeği biçiminde bu yapı creations that were designed and decorated olarak düşünülebilir. To represent amaç bildiren bir mastardır; tasarlama ve süslemenin neden yapıldığını açıklar. Kullanılabilir kalıp X is/was designed and decorated to + fiilin yalın hâlidir. Örneğin was designed and decorated to represent a theme denebilir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyi kullanarak yeni cümleyi tamamlayın: The museum gallery was ____ a Victorian classroom.
Cevabı göster
designed and decorated to represent
In this program, we'll be hearing from... ile konuşmacıları önceden tanıtmak
In this program, ardından gelecek içeriğin çerçevesini belirler. We'll be hearing from, konuşacak, röportaj verecek veya görüşlerini paylaşacak kişileri önceden tanıtarak dinleyiciye programın nasıl ilerleyeceğini gösterir. Burada hear from someone, yalnızca birinin sesini duymak değil, o kişinin söylediklerini veya görüşlerini dinlemek anlamına gelir. Gelecek zamanda süreklilik yapısı we'll be hearing, bu katkıyı programın planlanmış bir bölümü olarak sunar.
Alıştırma
Bir yaban hayatı fotoğrafçısı podcast'e konuk olarak katılıp konuşacak. Hangi açılış bu konuğu doğru biçimde tanıtır?
- On today's podcast, we'll be hearing about a wildlife photographer.
- On today's podcast, we'll be hearing from a wildlife photographer.
- On today's podcast, we'll be listening from a wildlife photographer.
Cevabı göster
On today's podcast, we'll be hearing from a wildlife photographer.
and another who's designed personalized birthday cakes for celebrities, Kelime
1:09diğeri ise ünlüler için kişiye özel doğum günü pastaları tasarlayan biri,
personalized birthday cakes: belirli bir kişi için yapılan doğum günü pastaları
Personalized birthday cakes, belirli bir doğum günü sahibi için tasarlanmış veya süslenmiş pastalardır; örneğin kişinin adı, ilgi alanları veya sevdiği tema kullanılabilir. Personalized, herkes için aynı standart tasarımın kullanılmadığını, pastanın o kişiye göre uyarlandığını gösterir. Aktarılabilir kalıp personalized + isim şeklindedir: isim, kişiye göre uyarlanan şeyi belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle belirli bir kişi için özelleştirilmiş bir ürünü açıkça anlatır?
- She bought the same plain backpack as everyone else.
- She borrowed Leo's personal backpack for the afternoon.
- She ordered a personalized backpack with Leo's name on it.
Cevabı göster
She ordered a personalized backpack with Leo's name on it.
we'll be learning some useful new vocabulary as well.
1:18yararlı bazı yeni kelimeler de öğreneceğiz.
as usual: bu sefer de alışılmış düzen
As usual, bu sefer olanın tanıdık ya da beklenen düzene uyduğunu belirtir. Burada yeni kelimeler öğrenmenin programın düzenli bir parçası olduğunu gösterir. Bir cümleciğin başında, çoğu zaman tüm olay hakkında kısa bir yorum işlevi görür ve ardından virgül gelir. Bu durumu da normal düzenin bir başka örneği olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle Mia'nın bugün erken gelmesinin her zamanki düzenine uyduğunu söylüyor?
- Today was the first time Mia arrived early.
- As usual, Mia arrived ten minutes early today.
- Mia usually arrives early, but she was late today.
Cevabı göster
As usual, Mia arrived ten minutes early today.
But first: önce yapılacak bir adım eklemek
But first, planlanan sırada bir değişiklik olduğunu gösterir: konuşmacı, az önce sözü edilen ana konuya veya eyleme geçmeden önce şimdi yapılacak başka bir adım ekler. Bu cümlede soru, program devam etmeden önce gelir. But, sırada beklenen şeyden başka bir yöne dönüldüğünü; first ise sıralamayı gösterir. Bu ifade, dinleyenin yapıyı takip etmesine ve ana etkinliğin daha sonra devam edeceğini anlamasına yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümle, duyurulan etkinlikten önce bir adım eklemek için But first ifadesini kullanıyor?
- We usually bake on Saturday mornings.
- We washed our hands after we finished baking.
- We'll start baking soon. But first, wash your hands.
Cevabı göster
We'll start baking soon. But first, wash your hands.
looks forward to ...: olumlu bir beklentiyi anlatmak
Looks forward to, bir şeyin gerçekleşmesini olumlu bir beklentiyle beklemek anlamına gelir. Bu cümlede herkes doğum gününün gelmesini sadece tahmin etmiyor; doğum gününü sabırsızlıkla bekliyor. Buradaki to bir edattır; bu yüzden ardından their birthday adlı isim öbeği gelir. Aynı yapı zamirle veya -ing biçimiyle de kullanılabilir: look forward to it ve look forward to seeing you.
Alıştırma
Cümleyi receive fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: We look forward to ____ your application。
Cevabı göster
receiving
according to ...: bilgi kaynağı belirtmek
According to, ardından gelen bilgiyi destekleyen kişiyi, kurumu, belgeyi veya veri kaynağını belirtir. Bu soruda konuşmacı, en yaygın doğum ayıyla ilgili bilginin kaynağı olarak Birleşik Krallık Ulusal İstatistik Ofisini gösteriyor. Bu ifade, bilginin konuşmacının dayanaksız kişisel iddiası değil, başka bir kaynaktan aktarılan bilgi olduğunu belirtir. Ancak tek başına, konuşmacının kaynağın bütün sonuçlarına katıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bilgiyi açıkça bir kaynağa dayandıran cümleyi seçin.
- According to the museum guide, the painting was made in 1890.
- In my opinion, the painting was made in 1890.
- The painting was made in 1890, and I like its colors.
Cevabı göster
According to the museum guide, the painting was made in 1890.
the UK's Office for National Statistics: Birleşik Krallık'ın ulusal istatistik kurumu
Office for National Statistics (ONS), Birleşik Krallık'ın ulusal istatistik kurumudur. Nüfus, ekonomi ve toplum hakkında resmî veriler yayımlar. Cümledeki the UK's, bunun Birleşik Krallık'a ait bir kurum olduğunu gösterir; kurumun resmî adı Office for National Statistics'tir. Kurumun adını according to ifadesinden sonra vermek, bilginin nereden geldiğini açıklar. Böylece soru kişisel bir tahmine değil, resmî verilere dayanıyormuş gibi anlaşılır; ancak kurumun adı tek başına cevabı vermez.
Alıştırma
Cümlede Birleşik Krallık'ın Office for National Statistics kurumu neden anılıyor?
- Doğum günü pastası satan bir mağazanın adını vermek
- Sorunun dayandığı resmî kaynağı belirtmek
- Konuşanın en sevdiği doğum ayını göstermek
Cevabı göster
Sorunun dayandığı resmî kaynağı belirtmek
the most common month to be born: insanların en çok doğduğu ay
Which, dinleyenden bir ay seçmesini ister. The most common month ifadesi, doğum istatistiklerinde en sık görülen ayı sormak için most common üstünlük yapısını kullanır. Burada common, “sıradan” değil, “en sık gerçekleşen” anlamındadır. To be born, month sözcüğünü niteleyen edilgen bir mastardır: insanlar belirli bir ayda doğar. İfade bir bütün olarak “doğumların en sık gerçekleştiği ay” demektir. the most common + isim + to be + geçmiş zaman ortacı yapısı tekrarlanan olayları anlatabilir; isim, eylemden etkilenen şeyi veya olayla bağlantılı zamanı ya da yeri gösterebilir.
Alıştırma
İstatistik sorusunu tamamlamak için see fiilinin edilgen mastar biçimini kullanın: What is the most common bird ____ in city parks?
Cevabı göster
to be seen
I'm going to guess: emin olmadan cevap vermek
I'm going to guess, konuşanın emin olmadığı bir cevabı söylemeden önce kullanılır. Dinleyiciye it’s September ifadesinin doğrulanmış bir gerçek değil, bir tahmin olduğunu gösterir. Kalıp, I'm going to guess + tam bir cümle şeklindedir. Buradaki going to, konuşanın sıradaki hareketinin bir tahminde bulunmak olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, emin olmadığı hâlde bir tahmin sunan konuşana en uygundur?
- I checked the label, so I know the blue box has the prize.
- The blue box definitely has the prize, and I can prove it.
- I'm going to guess the blue box has the prize.
Cevabı göster
I'm going to guess the blue box has the prize.
I'll reveal the answer at the end of the program. Kalıp ifadeler
1:48Cevabı programın sonunda açıklayacağım.
reveal the answer: gizli bir cevabı açıklamak
Reveal the answer, gizlenmiş, açıklanması ertelenmiş veya henüz bilinmeyen bir cevabı açıklamak demektir. Reveal, duyuruya bir keşif hissi verir ve merak yaratabilir. Bu cümlede cevap programın sonuna kadar bilinmiyor. Aynı reveal + bilgi kalıbı reveal the result ve reveal the winner ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
Bir sunucu cevabı gizli tutmuş ve son turun ardından açıklayacak. En doğal cümle hangisidir?
- The host will reveal the answer after the final round.
- The host will give the answer to each contestant at the start.
- The host will say the answer while everyone is still voting.
Cevabı göster
The host will reveal the answer after the final round.
One of Britain's best-loved cake bakers is Dame Mary Berry. Notlar
1:52İngiltere'nin en sevilen pasta ustalarından biri Dame Mary Berry'dir.
best-loved: halkın güçlü sevgisi
Best-loved, “birçok kişi tarafından sevilen” ya da “en içten sevilenler arasında olan” anlamına gelen, kısa çizgili birleşik bir sıfattır. Birinin yalnızca tanınmış olduğunu söylemez; halkın o kişiye duyduğu güçlü sevgiyi vurgular. one of Britain's best-loved cake bakers ifadesinde best-loved, çoğul cake bakers ad öbeğini niteler. one of + bir grubun iyelik biçimi + üstünlük sıfatı + çoğul ad kalıbı, bir kişiyi öne çıkan bir grubun içine yerleştirir; onun tek başına en sevilen pasta ustası olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Cümleyi “birçok kişi tarafından içtenlikle sevilen” anlamındaki kısa çizgili sıfatla tamamlayın: The museum is one of the city's ____ family attractions.
Cevabı göster
best-loved
Dame Mary Berry: Britanya onur unvanı Dame
Dame, bu unvana layık görülmüş bir kadına verilen resmî bir Britanya onur unvanıdır. Genel olarak Sir unvanının kadın karşılığıdır. Dame Mary Berry ifadesinde ad ve soyadın önünde yer alır; kişinin gerçek adının bir parçası değildir. Mary Berry, tanınmış bir Britanyalı pasta ustası, yazar ve televizyon sunucusudur. Buradaki Dame, resmî olarak takdir edildiğini ve toplumdaki saygınlığını gösterir; pastacılıktaki mesleğini anlatmaz.
Alıştırma
Dame Mary Berry ifadesindeki Dame ne anlama gelir?
- Onun adıdır.
- Bir pastaneye sahip olduğu anlamına gelir.
- Adının önüne getirilen resmî bir Britanya onur unvanıdır.
Cevabı göster
Adının önüne getirilen resmî bir Britanya onur unvanıdır.
or orange because those are my favorite flavors.
2:09ya da portakallı bir şeyler olurdu, çünkü en sevdiğim tatlar onlar.
something in lemon or orange: in bir aroma seçeneğini belirtir
something in lemon or orange ifadesinde in, hayal edilen aroma seçeneğini, yani limonlu veya portakallı bir pastayı belirtir. Fiziksel bir konumu anlatmaz. Aynı ürün farklı aroma, renk, boyut veya stillerde sunulduğunda in bu şekilde kullanılabilir; this in chocolate ve the shirt in blue buna örnektir. Buradaki something, bağlamdan anlaşılan bir pasta türünü temsil eder.
Alıştırma
Vanilyayı mevcut bir aroma seçeneği olarak gösteren edatla cümleyi tamamlayın: Does this ice cream come ____ vanilla?
Cevabı göster
in
I don't mind how higgledy-piggledy it is. Kelime
2:12Ne kadar 'higgledy-piggledy' (karmakarışık) olduğu umurumda değil.
higgledy-piggledy: dağınıklığı eğlenceli biçimde anlatmak
Higgledy-piggledy, bir şeylerin açık bir düzen olmadan karışık ve dağınık biçimde yerleştirildiğini anlatır. how higgledy-piggledy it is ifadesindeki how, dağınıklığın derecesini belirtirken I don't mind konuşanın bunu kabul ettiğini gösterir. Bu sözcük düzensizliği anlatır; mutlaka kir, hasar veya çirkinlik anlamına gelmez. Hareketli kafiyesi anlatıma eğlenceli bir hava verir.
Alıştırma
Hangi durum doğal olarak higgledy-piggledy diye tanımlanabilir?
- Paltolar hiçbir belirgin düzen olmadan sandalyelerin üzerine yığılmış.
- Temiz bir bardak tek başına duruyor.
- Kitaplar boylarına göre düzgünce sıralanmış.
Cevabı göster
Paltolar hiçbir belirgin düzen olmadan sandalyelerin üzerine yığılmış.
take a long time to do: bir işin çok zaman gerektirdiğini söylemek
take + süre + to + fiil kalıbı, bir işin ne kadar zamana ihtiyaç duyduğunu belirtir. take a long time to do, bağlamdan anlaşılan işi yapmanın çok zaman gerektirdiği anlamına gelir; örnekteki doesn't ifadeyi olumsuz yapar: çok zaman gerekmez. Başlangıç, öznesi bağlamdan anlaşılan bir konuşma parçasıdır. Burada It söylenmemiştir: Tam biçim It doesn't take a long time to do olur. do ise daha önce konuşulan işin yerini tutar.
Alıştırma
Cümleyi 'çok zaman gerektirir' anlamındaki hedef take ifadesiyle tamamlayın: This puzzle will ____ to finish.
Cevabı göster
take a long time
beautifully fresh ... beautifully flavored: yiyecek kalitesini övmek
Burada beautifully olumlu bir değerlendirmeyi güçlendirir; yiyeceğin görünüşünün güzel olduğu anlamına gelmez. beautifully fresh yiyeceğin ne kadar taze olduğunu över, beautifully flavored ise lezzetinin ne kadar iyi oluşturulduğunu veya dengelendiğini över. Olumlu nitelik bildiren sözcüklerle beautifully, very sözcüğünden daha sıcak ve beğeni dolu gelebilir. Bu niteliğin özellikle hoş olduğunu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede beautifully, örnekteki gibi yiyeceğin görsel olmayan bir niteliğini övmek için kullanılmıştır?
- The soup is beautifully seasoned.
- The chef decorated the cake beautifully.
- The menu has a beautiful cover.
Cevabı göster
The soup is beautifully seasoned.
Mary Berry thinks a simple birthday cake is best.
2:23Mary Berry, basit bir doğum günü pastasının en iyisi olduğunu düşünüyor.
when it comes to birthday cakes: konuyu belirlemek
“When it comes to birthday cakes”, ardından gelen görüşün konu alanını belirler. Burada “doğum günü pastalarından söz ederken” veya “doğum günü pastaları söz konusu olduğunda” anlamındadır; birinin ne zaman geldiğini anlatmaz. Tekrar kullanılabilen kalıp when it comes to + isim, zamir veya -ing biçimidir. “when it comes to choosing a cake” ifadesinde to bir edattır; bu nedenle choose, choosing biçimine dönüşür.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz, konuyu belirten ifadenin aynısıyla tamamlayın: ____ choosing a school, location matters.
Cevabı göster
When it comes to
flavor is more important than decoration: öncelikleri karşılaştırmak
“Flavor is more important than decoration” iki özelliği karşılaştırır ve lezzeti daha yüksek bir önceliğe yerleştirir. A + be + more important than + B kalıbı, iki etkenden hangisinin daha öncelikli olduğunu belirtir. Bu, süslemenin hiç değeri olmadığı anlamına gelmez; yalnızca bu karşılaştırmada lezzetin daha önemli olduğunu söyler. Important sözcüğünün karşılaştırma biçimi more ile kurulduğu için importanter değil, more important kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, rahatlığı hızdan daha öncelikli gösteren karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: For this trip, comfort is ____ speed.
Cevabı göster
more important than
a new generation of bakers: değişim getiren daha yeni bir grup
Bu cümlede a new generation of bakers, fikirleri ve yöntemleri alanın değiştiğini gösteren daha yeni bir pastacı grubunu ifade eder. Pastacıların hepsinin tam olarak aynı yaşta olması gerekmez. Kalıp, a new generation of + çoğul isim şeklindedir; örneğin bakers veya phones kullanılabilir. Ana isim generation tekildir, bu nedenle burada tekil bir fiil alır: a new generation ... is making.
Alıştırma
Cümleyi a new generation of ile tamamlayın: ____ engineers is designing safer robots.
Cevabı göster
A new generation of
truly fantastic-looking creations: sıfat + -looking
Fantastic-looking, “harika görünen” anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Görünüşlerini anlatmak için creations sözcüğünden önce gelir. Truly ise övgüyü güçlendirir. Bir kişinin veya nesnenin görünüşünün bıraktığı izlenimi anlatmak için sıfat + -looking yapısı kullanılabilir: strange-looking, healthy-looking ve expensive-looking. Bu yapı, bir şeyin gerçekte ne olduğundan çok nasıl göründüğünü anlatır.
Alıştırma
looks strange ifadesini isimden önce gelen birleşik bir sıfata dönüştürün: They found a ____ shell on the beach.
Cevabı göster
strange-looking
Here's Adam speaking to BBC Radio 4's The Food Program.
2:54İşte Adam, BBC Radio 4'ün The Food Program yayınında konuşuyor.
I get asked to do: konuşma dilindeki get edilgeni
I get asked to do ifadesinde get + asked edilgen bir yapı kurar: başka kişiler konuşandan bazı şeyler yapmasını ister. Asked geçmiş zaman ortacıdır ve to do istenen eylemi başlatır. Burada geniş zamandaki get asked, bir şeyin tekrarlanarak ya da alışılmış biçimde gerçekleştiğini anlatır. Odak, isteği kimin yaptığına değil, konuşanın başına ne geldiğine yönelir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki get edilgeniyle tamamlayın: At school events, I often ____ take photos.
Cevabı göster
get asked to
all sorts: birçok farklı türde şey
Burada all sorts, birçok farklı türde şey veya etkinlik demektir. Birden fazla tür kastedildiği için sorts çoğuldur. Do'dan sonra all sorts tek başına kullanılabilir: dinleyen kişi bağlamdan things veya jobs gibi söylenmemiş bir ismi anlar. İsim açıkça söylendiğinde yapı all sorts of + isim olur.
Alıştırma
Hangi cümle, nesnelerin adını söylemeden çekmecede birçok farklı türde şey bulunduğunu doğal biçimde anlatır?
- The drawer contains all sorts.
- The drawer contains all sort.
- The drawer contains all sorts of.
Cevabı göster
The drawer contains all sorts.
very generous with the leeway: geniş bir hareket alanı tanımak
Be generous with something, bir şeyi kısıtlamak yerine ondan bol miktarda vermek demektir. Burada very generous with the leeway, müşterilerin ve danışanların konuşmacıya tasarım kararlarında büyük bir özgürlük tanıdığını belirtir. Buradaki leeway sayılamayan bir isimdir. Yoldaki fiziksel bir alanı değil; karar verme, ayarlama veya hareket etme payını ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle bir yöneticinin esnek karar vermeye izin verdiğini doğal biçimde anlatır?
- My manager gives me a strict schedule that I cannot change.
- My manager gives me plenty of leeway in planning the schedule.
- My manager gives me extra desk space for planning the schedule.
Cevabı göster
My manager gives me plenty of leeway in planning the schedule.
that I've made that they've seen. So they're happy to just leave it with me. Ton ve niyet
3:09geçmiş tasarımlarıma dayanıyor. Bu yüzden işi sadece bana bırakmaktan mutlular.
based on: bir yargının temelini belirtmek
Based on, bir yargıyı veya kararı destekleyen bilgiyi, kanıtı, deneyimi ya da çalışmayı belirtir. Burada müşterilerin konuşmacıya hareket alanı tanıma isteği, konuşmacının daha önce yaptığı ve müşterilerin gördüğü tasarımlara dayanır. Yaygın kalıp A is based on B şeklindedir. Bu altyazı parçasında based on the past designs, hemen önce ifade edilen düşünceye bağlanır ve bu düşüncenin neye dayandığını gösterir.
Alıştırma
“Test sonuçlarını temel olarak kullanmak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The final choice was ____ the test results.
Cevabı göster
based on
be happy to leave it with someone: bir görevi birine emanet etmek
they're happy to... yapısındaki happy, yalnızca neşeli olmak değil, bir şeyi yapmaya istekli ve bundan rahat olmak demektir. Bir görev ya da karar bağlamında leave it with + kişi, konuyu ele alma veya karar verme sorumluluğunu o kişiye bırakmak anlamına gelir. Burada it pasta tasarımını ifade eder; just ise müşterilerin daha ayrıntılı yönlendirme yapmadan işi bırakmaktan memnun olduğunu gösterir. Bu nedenle ifade, bir nesneyi bir yerde bırakmayı değil, konuşana duyulan güveni ve işi yönetme iznini anlatır.
Alıştırma
Bir müşteri, kalan kararları tasarımcının vermesini istiyor. Hangi cümle bu sorumluluğu tasarımcıya doğal biçimde verir?
- I'm happy to keep the decision from you.
- I'm happy to leave it with you.
- I'm happy to leave it next to you.
Cevabı göster
I'm happy to leave it with you.
last long in the memory: uzun süre hatırlanmak
Burada last, devam etmek anlamına gelen bir fiildir; memory ise kişinin hatırlamaya devam ettiği şeyi anlatır. Bir şey last long in the memory olduğunda, deneyim bittikten sonra da uzun süre hatırlanır ve kalıcı bir izlenim bırakır. Bu ifade bir eserin, hediyenin, gösterinin veya deneyimin kişi üzerindeki etkisini anlatır; şeyin fiziksel olarak ne kadar süre var olduğunu ya da sürdüğünü anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle gösterinin uzun süre hatırlanacağı anlamına gelir?
- The performance will last for three hours.
- The audience will wait a long time before the performance.
- The performance will last long in the audience's memory.
Cevabı göster
The performance will last long in the audience's memory.
because as I say: bir nedeni daha önce söylenen noktaya bağlamak
because as I say ifadesinde as I say, cümleye parantez içi bir yorum gibi eklenen bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye, ardından gelen nedenin —yaratıcı olma özgürlüğünün— konuşmacının daha önce ifade ettiği bir düşünceye döndüğünü veya onu pekiştirdiğini gösterir. Because yine nedeni tanıtır: because ... it gives me ... . as I say çıkarıldığında temel dil bilgisi yapısı ve ana anlam değişmez. Bu ifade açıklamanın akışını düzenler; “ben konuşurken” anlamına gelmez.
Alıştırma
"As I say, the plan is simple," cümlesinde as I say dinleyiciye ne anlatır?
- Konuşmacı daha önce belirtilmiş bir düşünceye geri dönüyor.
- Konuşmacı başka birinden planı tekrarlamasını istiyor.
- Konuşmacı konuştuğu tam anı tarif ediyor.
Cevabı göster
Konuşmacı daha önce belirtilmiş bir düşünceye geri dönüyor.
try and + fiilin yalın hâli: try to demenin gündelik yolu
try and go above and beyond ifadesinde try and + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmak için çaba göstermek anlamına gelir. Anlamı try to go above and beyond ifadesine yakındır. Buradaki and genellikle iki ayrı eylemi birbirine bağlamaz. Konuşma dilindeki kalıp try and + fiilin yalın hâli olduğu için go yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Gündelik try and + fiilin yalın hâli kalıbını finish ile kullanın: I'll ____ the report before lunch.
Cevabı göster
try and finish
go above and beyond: gerekenin ve beklenenin ötesine geçmek
Go above and beyond, normalde gerekenden veya beklenenden daha fazlasını yapmak demektir. Ek zaman, özen ya da çaba harcandığını anlatır ve genellikle olumlu bir övgüdür. Bu cümlede konuşan kişi, müşteriye temel hizmetten daha fazlasını sunmaya çalıştığını söylüyor.
Alıştırma
Cümleyi hedef deyimin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The hotel staff ____ to help us find our lost bag.
Cevabı göster
went above and beyond
they will be really happy with Kalıp ifadeler
3:36bir şey vermek için fazlasını yapmaya çalışıyorum ('go above and beyond')
be really happy with: çok memnun olmayı ifade etmek
Be happy with + kişi ya da şey, o kişiden, seçimden, hizmetten veya sonuçtan memnun olmak demektir. Really, memnuniyetin derecesini artırır. something that they will be really happy with yapısında something, with edatının anlamca nesnesidir. İngilizcede bu tür bir ilgi cümleciğinin sonunda with bırakmak doğaldır.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The client will ____ the final design.
Cevabı göster
be really happy with
finds out about: bir konu hakkında bilgi edinmek
Find out about, soru sorarak, araştırarak veya gözlemleyerek bir konu hakkında bilgi edinmek demektir. finds out about the person's interests and hobbies ifadesinde about, araştırılan konuyu gösterir. Kullanılabilir kalıp find out about + kişi, olay veya konu şeklindedir. İlgili bilgiyi keşfetme sürecine odaklanır.
Alıştırma
Yeni bir kulübün kurallarını henüz bilmiyorsun. Hangi cümle bu kuralları araştırman gerektiğini anlatır?
- We already know about the club's rules.
- We need to find the club's rules.
- We need to find out about the club's rules.
Cevabı göster
We need to find out about the club's rules.
to come up with: bir fikir bulmak
Come up with; bir fikir, plan, cevap, ad veya çözüm düşünüp üretmek demektir. Cümlede decoration ideas, Adam'ın zihninde ürettiği şeydir; ifade yukarı doğru hareket etmek anlamına gelmez. Baştaki to amaç bildirir: bilgileri, fikir bulmak amacıyla kullanır. Kullanılabilir kalıp come up with + üretilen fikir veya çözüm şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi “düşünüp önermek” anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamla: Our team needs to ____ a name for the new robot.
Cevabı göster
come up with
he enjoys seeing his customers' reaction: enjoy + -ing biçimi
enjoy bir etkinlikten keyif almak anlamındaysa ardından -ing biçiminde bir fiil gelir. Bu cümlede seeing, enjoys fiilinin nesnesidir; yani müşterilerinin tepkisini görmekten keyif alıyor. Kullanılabilir yapı enjoy + fiilin -ing biçimidir; enjoy + to + fiil kullanılmaz.
Alıştırma
Birinin bir etkinlikten hoşlandığını anlatırken enjoy + fiilin -ing biçimini doğru kullanan cümleyi seçin.
- She enjoys make cakes for her friends.
- She enjoys to make cakes for her friends.
- She enjoys making cakes for her friends.
Cevabı göster
She enjoys making cakes for her friends.
the finished cake is revealed: edilgen yapı
the finished cake is revealed, geniş zamanda edilgen yapıdır: özne + is + past participle. Pasta eylemi yapan değil, gösterilen nesnedir. when ile başlayan zaman cümlesinde bu ifade, tamamlanmış pastanın görünür hâle geldiği anı belirtir. Kimin ortaya çıkardığı söylenmez; çünkü odak pasta ve onun ortaya çıktığı andır.
Alıştırma
Açıklanan kişiye odaklanmak için edilgen yapıyı doğru kullanan cümleyi seçin.
- The winner is reveal at the end of the show.
- The winner is revealed at the end of the show.
- The winner reveals at the end of the show.
Cevabı göster
The winner is revealed at the end of the show.
than would normally be expected: eksiltili edilgen karşılaştırma
more effort than would normally be expected ifadesinde than, karşılaştırmanın ölçütünü getirir. İfade, insanların normalde bekleyeceği çaba miktarından daha fazlası anlamına gelir. Edilgen would normally be expected, beklentiyi kimin taşıdığını belirtmez. Beklenen miktar ya da derece karşılaştırmadan anlaşılır; bu yüzden effort tekrar edilmez. Aynı kısa kalıp longer ve harder gibi başka karşılaştırma biçimlerinden sonra da gelebilir.
Alıştırma
Bir onarımın insanların genellikle beklediğinden daha uzun sürdüğünü edilgen bir karşılaştırmayla doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The repair took longer than would normally be expected.
- The repair took longer than would normally expect.
- The repair took longer that would normally be expected.
Cevabı göster
The repair took longer than would normally be expected.
birthday cakes which last long in the memory,
4:28hafızalarda uzun süre yer eden ('last long in the memory') doğum günü pastalarıdır;
creates such a strong impression that: dereceyi sonuca bağlamak
creates such a strong impression that ... ifadesinde such, a strong impression isim öbeğinin tamamını niteler; that ise sonucu getirir. İzlenim, that sonrasında anlatılan sonucu doğuracak kadar güçlüdür. Tekil sayılabilen bir isimle such + a/an + sıfat + isim + that cümleciği yapısı kullanılır. Bu yapı yalnızca very strong demekle kalmaz; yüksek dereceyi ardından gerçekleşen sonuca doğrudan bağlar.
Alıştırma
Tekil sayılabilen impression ismiyle such ... that yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The science show made so a strong impression that we talked about it all week.
- The science show made such strong impression that we talked about it all week.
- The science show made such a strong impression that we talked about it all week.
Cevabı göster
The science show made such a strong impression that we talked about it all week.
Or at least: önceki iddiayı daraltmak
Or at least, az önce söylenen şeyi hemen düzeltmeye yarar. Daha güçlü, daha geniş ya da kesin bir iddiayı, konuşanın arkasında durabileceği daha dar bir ifadeye çevirir. Bu cümlede iki eşit seçenek sunmaz; daha güvenli bir sınıra geri adım atıldığını gösterir. Önce güçlü düşünceyi söyleyip ardından hâlâ doğru olan daha kısa süreyi, daha küçük miktarı veya daha sınırlı koşulu eklemek için kullanılır. İlk ifadeye göre temkinli, şakacı veya hafif mizahi bir tını verebilir.
Alıştırma
Hangi cümle daha güçlü bir iddiayı daraltmak için or at least kullanıyor?
- The parcel will arrive tomorrow, and at least the driver has called.
- Either the parcel will arrive tomorrow or it will leave on Friday.
- The parcel will arrive tomorrow—or at least before the weekend.
Cevabı göster
The parcel will arrive tomorrow—or at least before the weekend.
birthday comes around: tekrarlanan bir tarihin yeniden gelmesi
birthday comes around ifadesinde comes around, tekrarlanan bir tarihin olağan döngüsünden sonra yeniden gelmesi anlamına gelir. Özne birthday'dir; burada comes around, dairesel biçimde hareket etmek değil, zamanı veya olayı anlatmak için kullanılır. Bu ifade, tarihin takvimde yeniden ortaya çıkmasına odaklanır. Bu nedenle another birthday comes around, olayın tam olarak ne kadar yakında gerçekleşeceğini söylemeden bir yılın daha geçtiğini hissettirebilir.
Alıştırma
Tekrarlanan bir mevsimin her yıl yeniden geldiğini anlatan cümle hangisidir?
- Spring comes around next to the park.
- Spring is coming up next week.
- Spring comes around every year.
Cevabı göster
Spring comes around every year.
it's time to start: bir etkinliğin şimdi başlaması gerektiğini söylemek
It's time to start ... şimdi bir etkinliğe başlamak için doğru zaman olduğu anlamına gelir. Bir sonraki adımı duyurabilir veya insanlara nazikçe başlamalarını söyleyebilir. Kalıp, It's time to start + isim ya da -ing biçimidir. Bu cümlede baking, başlanacak etkinliği belirtir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade It's time to start ile tamamlayın: The oven is hot, so ____ baking.
Cevabı göster
it's time to start
all over again: tüm süreci en baştan tekrarlamak
All over again, tüm süreç tekrarlanarak en baştan bir kez daha yapmak anlamına gelir. Burada yalnızca küçük bir hareketin tekrarlanmasını değil, fırında pişirme sürecinin en baştan başlamasını vurgular. İfade genellikle eylemden veya eylemin nesnesinden sonra gelir: do it all over again, write the report all over again. Normal bir döngüyü anlatabilir. Can sıkıcı bir durumda her şeyi tekrarlamanın yorucu olduğunu da gösterebilir.
Alıştırma
Tüm görevin tekrarlanması gerektiğini göstermek için all over again kullanın: My drawing got wet, so I had to draw it ____.
Cevabı göster
all over again
And speaking of birthdays coming around, Anlatım akışı
4:45Ve yaklaşan doğum günlerinden bahsetmişken,
speaking of ... ile bağlantılı bir konuya geçiş
Speaking of + konu, az önce bağlantılı bir şeyden söz edildiğini gösterir. Önceki konuşmadaki bir kelimeyi veya fikri alıp sonraki noktaya geçmek için köprü olarak kullanır. Burada And speaking of birthdays coming around, doğum günü konusunu Beth'in sorduğu soruya bağlar. And devamlılık hissini güçlendirir; bu ifade, birinin konuştuğunu kelimesi kelimesine bildirmek yerine konuşmanın akışını düzenler.
Alıştırma
Bağlantılı bir konuyu devam ettiren iki kelimelik ifadeyle geçişi tamamlayın: ____ music, did you hear Leo's new song?
Cevabı göster
Speaking of
asked me which ...: bildirme sıralı iç sorular
asked me which ..., daha önce sorulan bir sorunun içeriğini aktarır. which ile başlayan yan cümle, asked me sonrasında daha büyük bir bildirme cümlesinin içine yerleştirilir. İç içe geçmiş wh-soruları, soru kelimesinden sonra normal bildirme cümlesi sırasını kullanır: She asked where the station was denir, where was the station denmez. Which was the most common month? örneğinde doğrudan soru ile iç cümle tesadüfen aynı görünür; bu yüzden bu örnek görünür bir sözcük sırası değişikliği göstermez.
Alıştırma
Hangi cümle kütüphanenin konumuyla ilgili bir soruyu doğru biçimde aktarır?
- Mia asked me where did the library be.
- Mia asked me where the library was.
- Mia asked me where was the library.
Cevabı göster
Mia asked me where the library was.
which was the correct answer: önceki düşüncenin tamamına gönderme yapan which
Virgülden sonra gelen which was the correct answer yan cümlesi, önceki düşüncenin tamamı hakkında ek bir yorum yapar: cevabın eylül olduğunun tahmin edilmesi. Buradaki which yalnızca September ayının yerine geçmez; tahminin sonucuna gönderme yapar. Bu, tanımlayıcı olmayan bir ilgi yan cümlesidir. Bu bölüm çıkarıldığında ana cümle yine tamamlanmış olur ve virgül, bilginin ek olduğunu gösterir. Bu yapı, tamamlanmış bir ifadeye değerlendirme veya sonuç ekleyebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede which, önceki olayın tamamı hakkında ek bir yorum yapmak için kullanılmıştır?
- Arun finished the project early, which was a pleasant surprise.
- Arun finished the project early. That was a pleasant surprise.
- Arun, who finished the project early, was pleasantly surprised.
Cevabı göster
Arun finished the project early, which was a pleasant surprise.
Babies born in the UK peak in September. Kelime
4:59Birleşik Krallık'ta doğan bebeklerin sayısı Eylül ayında zirve yapıyor.
peak in September: en yüksek noktaya ulaşmak anlamındaki peak fiili
Burada peak, en yüksek düzeye veya sayıya ulaşmak anlamında kullanılan bir fiildir. peak in September, doğan bebeklerin sayısının eylül ayında en yüksek olduğunu belirtir. Veri ve eğilim dilinde özne çoğu zaman doğumlar, satışlar, trafik veya talep gibi sayılan şeyi belirtir. Cümle doğum sayısının en yüksek noktaya çıkmasını anlatır; bebeklerin kendilerinin bir eylem yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle ziyaretçi sayısının ağustos ayında en yüksek noktaya ulaştığını doğal biçimde anlatır?
- Visitor numbers usually are peak in August.
- Visitor numbers usually peak in August.
- Visitor numbers usually pick in August.
Cevabı göster
Visitor numbers usually peak in August.
Let's recap the vocabulary: kelime tekrarına geçiş
Let's recap the vocabulary, yeni bilgi sunma bölümünden daha önce geçen sözcükleri kısaca gözden geçirme bölümüne geçildiğini gösterir. Dinleyenlere sıradaki bölümün yeni bir konu başlatmak yerine önemli noktaları düzenleyeceğini bildirir. Let's + fiilin yalın hâli, konuşan kişiyi ve dinleyenleri birlikte hareket etmeye davet eder. Burada recap ana noktaları kısaca yeniden söylemek anlamına gelir; the vocabulary ise neyin gözden geçirileceğini gösterir.
Alıştırma
Sunucunun tekrar bölümüne geçişini recap kullanarak tamamlayın: ____ the vocabulary from today's lesson before we finish.
Cevabı göster
Let's recap
The phrase all sorts means many different kinds of something,
5:19'all sorts' ifadesi bir şeyin birçok farklı türü anlamına gelir,
which come in different shapes and colors. Kalıp ifadeler
5:26farklı şekil ve renklerde gelen şekerler gibi.
liquorice allsorts: all sorts ifadesini açıklayan bir şekerleme adı
like the sweets called liquorice allsorts bölümünde like, Britanya kültüründen bir örnek sunar. Liquorice allsorts, farklı şekil ve renklerdeki şekerlemelerin bir karışımıdır. Bu nedenle adı, all sorts ifadesinin “birçok farklı tür” anlamını gözümüzde canlandırmaya yardımcı olur. Şekerlemenin adında allsorts tek sözcük olarak yazılır. Genel ifade olan all sorts ise iki sözcük olarak yazılır. Cümle, ifadeyi daha kolay hatırlatmak için bu iki biçim arasındaki bağlantıyı kullanır.
Alıştırma
Konuşmacı neden liquorice allsorts şekerlemelerinden söz ediyor?
- Çünkü all sorts her tür yiyeceğin resmî adıdır.
- Çünkü liquorice allsorts şekerlemelerinin hepsi her zaman tam olarak aynı şekil ve renktedir.
- Çünkü liquorice allsorts adı, all sorts ifadesinin birçok farklı tür anlamını somutlaştırır.
Cevabı göster
Çünkü liquorice allsorts adı, all sorts ifadesinin birçok farklı tür anlamını somutlaştırır.
come in different shapes and colors: mevcut seçenekleri anlatmak
Bu cümlede come in, belirli seçeneklerle sunulmak anlamına gelir. İlgi cümleciği, nesnelerin çeşitli şekil ve renklerde sunulduğunu belirtir. Bir ürünün hangi seçeneklerle sunulduğunu anlatmak için come in + beden, renk, şekil, stil veya sürüm yapısını kullanın. Buradaki come, bir yerin içine doğru hareket etmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle lambanın üç renk seçeneği olduğunu belirtir?
- This lamp comes with three bulbs.
- This lamp comes in three colors.
- This lamp comes from Italy.
Cevabı göster
This lamp comes in three colors.
And finally, when someone goes above and beyond,
5:43Ve son olarak, birisi 'goes above and beyond' yaptığında,
our 6 minutes are up: ayrılan sürenin bittiğini söylemek
Burada our 6 minutes are up, program için ayrılan altı dakikalık sürenin bittiği anlamına gelir. Bir süre is up olduğunda, ayrılan zamandan hiç kalmamıştır. Fiil zaman ifadesiyle uyumlu olur: six minutes are up, ancak time is up. Genel be up yapısı; süreli bir program, sınav, oyun, toplantı veya etkinliğin bitmesi gerektiğinde yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle on dakikalık yazma süresinin bittiğini belirtir?
- Ten minutes have been set aside. Please begin.
- The ten minutes are up. Please stop writing.
- The ten-minute writing period is coming up. Please get ready.
Cevabı göster
The ten minutes are up. Please stop writing.
your birthday's coming up: yaklaşan bir olay
your birthday's coming up ifadesinde birthday's, birthday is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Olay + be + coming up yapısı, bilinen veya beklenen bir olayın oldukça yakında gerçekleşeceğini anlatır. Aynı yapı doğum günleri, sınavlar, toplantılar, son tarihler ve yaklaşan diğer olaylar için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi be coming up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: My final exam ____ next Friday.
Cevabı göster
is coming up
trending topics: şu anda ilgi gören konular
for more trending topics ifadesinde trending, topics sözcüğünü niteler. -ing biçimli bir sıfattır ve trending topics, özellikle internette veya medyada şu anda çok fazla ilgi, arama ya da tartışma alan konuları ifade eder. Bu sözcük mevcut görünürlüğe veya artan ilgiye işaret eder. Bir konunun önemli, doğru ya da uzun süre popüler kalacak olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir konunun şu anda internette çok fazla ilgi gördüğünü belirtir?
- The topic is trendy on social media.
- The topic is a trend on social media.
- The topic is trending on social media.
Cevabı göster
The topic is trending on social media.
Goodbye for now: geçici bir vedalaşma
Goodbye for now, vedalaşmanın yalnızca şu an için olduğunu belirtir. for now, konuşanın daha sonra yeniden görüşme, konuşma ya da başka bir bölümde geri dönme ihtimalini beklediğini veya en azından açık bıraktığını anlatır. Bir programı, videoyu, mesajı veya konuşmayı dostça bitirmek için kullanılır.
Alıştırma
Bir sunucu “Goodbye for now.” diyor. Sunucu büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- İlk kez tanışıyoruz.
- Bir daha asla görüşmeyecek veya konuşmayacağız.
- Şimdi duruyoruz, ancak daha sonra yeniden görüşebilir veya konuşabiliriz.
Cevabı göster
Şimdi duruyoruz, ancak daha sonra yeniden görüşebilir veya konuşabiliriz.