Pandora'nın kutusu efsanesi - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
649 kelime 176 kel/dk

Video özeti: Pandora miti, tanrıların verdiği merakın onu yasaklı kutuyu açmaya sürükleyerek acıyı, fakat onunla birlikte umudu da dünyaya salmasını anlatır. Hikâye sonunda bilinmeyeni araştırmanın her zaman yararlı olup olmadığını ve bazı gizemlere dokunmamanın daha iyi olup olmayacağını sorgular. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. blessing or a curse? — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Kısa bir iki seçenekli sorunun merakı hem yarar hem de zarar getirebilecek bir özellik olarak nasıl sunduğunu fark edin. Bu yöntem, anlatı veya savın başında hızla gerilim kurar ve dinleyiciyi aynı özelliğe ilişkin iki karşıt yorumu değerlendirmeye hazırlar. 2. Pandora's box — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Başlatıldığında ya da açıldığında çok sayıda karmaşık ve denetlenemez sorunu ortaya çıkaran bir eylem veya durum için kullanılan bu kültürel mecazı anlayın. İfadeyi haberlerde, kamusal tartışmalarda ve günlük olaylarda beklenmedik sonuçları anlatırken tanıyıp yerinde kullanabilirsiniz. 3. some mysteries that are better left unsolved? — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: better left ifadesinin geçmiş zaman ortacıyla birlikte, müdahale etmek yerine bir şeyi mevcut hâlinde tutmayı önerdiğini öğrenin. Kalıbın temkinli tutumunu kavrayarak araştırıldığında kötüleşebilecek sırlar, anlaşmazlıklar, sorular veya riskler hakkında kullanabilirsiniz.

Bu derste

Curiosity, a blessing or a curse? Anlatım akışı

0:06

Merak, bir lütuf mu yoksa bir lanet mi?

Anlatım akışı

a blessing or a curse?: konuyu iki yönlü sunan soru

Başlık biçimindeki bu soruda a blessing or a curse, merak için iki zıt olasılık ortaya koyar: yararlı olabilir ya da zarar verebilir. Bu iki sözcük, birbiriyle ilgisiz iki ayrı anlam olarak değil, tek bir karşıtlık çerçevesi olarak çalışır. Tam soru Is curiosity a blessing or a curse? olurdu. Is curiosity bölümünün çıkarılması kısa ve çarpıcı bir giriş yaratır. Soru kendi yanıtını vermez; sonraki içeriği konunun iki yönü etrafında düzenler.

Alıştırma

Bu girişte a blessing or a curse? ne işe yarar?

  1. Merakın her zaman zararlı olduğunu belirtir.
  2. Merakı yararlı veya zararlı olabilecek bir şey olarak çerçeveler.
  3. Merakın eski bir dinî inançtan gelip gelmediğini sorar.
Cevabı göster

Merakı yararlı veya zararlı olabilecek bir şey olarak çerçeveler.

The paradoxical nature of this trait was personified for the ancient Greeks in the mythical figure of Pandora. Notlar

0:09

Bu özelliğin çelişkili doğası, Antik Yunanlılar için efsanevi Pandora figüründe vücut bulmuştur.

Kelime

paradoxical nature: görünüşte çatışan ancak bir arada bulunan yönler

Paradoxical nature, çatışıyor gibi görünen ancak aynı anda var olan yönlere veya etkilere sahip olma niteliği demektir. Burada özellik yalnızca anlaşılması zor değildir; karşıt olasılıkları özelliğin kendi parçasıdır. the paradoxical nature of X kalıbı, bu iç gerilimi adlandırmanın soyut ve çözümleyici bir yoludur. Yazarın gerilimi açıklamadan veya örneklendirmeden önce belirleyici bir özellik olarak sunmasını sağlar.

Alıştırma

Örnekteki paradoxical nature ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Özelliği telaffuz etmek zordur.
  2. Özellik, görünüşte çatışan ancak bir arada bulunan yönler içerir.
  3. Özelliğin hiçbir belirgin niteliği yoktur.
Cevabı göster

Özellik, görünüşte çatışan ancak bir arada bulunan yönler içerir.

Kelime

was personified: soyut bir özelliğe insan biçimi vermek

Was personified, personify fiilinin edilgen biçimidir. Burada this trait merakı ifade eder: bu özelliğin çelişkili doğası Pandora figürü aracılığıyla insan biçimi kazanır. Cümle, bir oyuncunun Pandora rolünü oynadığını söylemez. Bu kullanım, soyut bir düşünceyi veya niteliği insan ya da insana benzeyen bir figüre dönüştürerek onun simgesel biçimde anlaşılmasını sağlar. Edebiyat ve mitoloji anlatımında bir düşünce için be personified in a character veya be personified as a particular figure denebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede personified, soyut bir niteliği insan figürü olarak göstermek için kullanılmıştır?

  1. In the fable, greed is personified as a king who is never satisfied.
  2. The historian wrote a biography of the king.
  3. In the film, the king is played by a famous actor.
Cevabı göster

In the fable, greed is personified as a king who is never satisfied.

Kültür

ancient Greeks ... mythical figure of Pandora: Yunan mitolojisini gösteren ifadeler

Ancient Greeks sözleri, ifadeyi antik Yunan kültürü ve inançları içine yerleştirir. Mythical figure of Pandora ifadesi ise Pandora'nın belgelenmiş tarihî bir kişi değil, bir mit karakteri olduğunu açıkça belirtir. Burada gereken tek arka plan bilgisi, Pandora'nın Yunan mitolojisine ait olduğu ve genellikle Pandora'nın kutusu adıyla bilinen hikâyeyle ilişkilendirildiğidir. Bu ipuçları, parçayı biyografi veya tarih kaydı olarak değil, mit ve simge olarak yorumlamanız gerektiğini gösterir.

Alıştırma

Ancient Greeks ve mythical figure of Pandora ifadeleri parça hakkında ne anlatıyor?

  1. Pandora, Yunan mitolojisinden bir karakter olarak sunuluyor.
  2. Pandora, antik Yunan'ın belgelenmiş bir yöneticisi olarak sunuluyor.
  3. Pandora, modern bir Yunan bilim insanı olarak sunuluyor.
Cevabı göster

Pandora, Yunan mitolojisinden bir karakter olarak sunuluyor.

According to legend,

0:15

Efsaneye göre,

she was the first mortal woman

0:17

o, alev alev yanan merakı dünyayı sarsacak bir dizi olayı başlatan

whose blazing curiosity set a chain of earth-shattering events in motion. Notlar

0:18

ilk ölümlü kadındı.

Dilbilgisi

whose blazing curiosity ...: bir kişiyi özelliğine ve sonucuna bağlamak

Bu cümlede whose, the first mortal woman ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesi başlatır. Whose blazing curiosity, her blazing curiosity ile aynı ilişkiyi kurar; merakın o kadına ait ya da onunla bağlantılı olduğunu gösterir. İlgi yan cümlesinde whose blazing curiosity, set fiilinin öznesidir. Bu yapı, bir kişiyi tanıtıp hemen ardından o kişiye ait bir özelliği ve bunun sonucunu eklemeyi sağlar.

Alıştırma

Araştırmanın mühendisle bağlantılı olduğunu gösteren ilgi sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: I met an engineer ____ research changed urban transport.

Cevabı göster

whose

Deyimler

blazing curiosity: yoğun merakı anlatan bir ateş benzetmesi

Blazing sözcüğü gerçek anlamıyla güçlü ve parlak bir ateşi anlatır. Blazing curiosity ifadesinde ise mecazdır: merak son derece güçlü, canlı ve bastırılması zor bir durumdadır. Ateş imgesi, anlatımı strong curiosity ifadesinden daha canlı hâle getirir. Burada merak, büyük sonuçlar başlatan güçlü bir kuvvet gibi sunulur.

Alıştırma

Her blazing curiosity kept her reading about the stars all night cümlesinde blazing curiosity ne anlama gelir?

  1. gerçek bir ateşe duyulan merak
  2. yoğun ve kontrol edilmesi zor bir merak
  3. kısa süreli ve önemsiz bir ilgi
Cevabı göster

yoğun ve kontrol edilmesi zor bir merak

Kalıp ifadeler

set a chain of ... events in motion: bağlantılı bir olaylar dizisini başlatmak

Bu cümlede set a chain of earth-shattering events in motion, “birbiriyle bağlantılı ve son derece önemli bir dizi olayın başlamasına neden oldu” demektir. Blazing curiosity tetikleyici unsur olarak sunulur; earth-shattering ise sonuçların büyüklüğünü vurgular. Aktarılabilir set a chain of + çoğul isim + in motion kalıbı, ilk nedeni daha sonra gelişen sonuçlar dizisine bağlar. set ... in motion ifadesini fiziksel hareket olarak değil, “bir süreci başlatmak” şeklinde bir bütün olarak anlayın.

Alıştırma

Hangi cümle, tek bir kararın birbiriyle bağlantılı bir dizi reformu başlattığını doğal biçimde anlatır?

  1. The decision described several earlier reforms.
  2. The decision brought one reform to a halt.
  3. The decision set a chain of reforms in motion.
Cevabı göster

The decision set a chain of reforms in motion.

Pandora was breathed into being by Hephaestus, Notlar

0:23

Pandora, ateş tanrısı

god of fire,

0:25

Hephaistos tarafından hayata döndürüldü,

Kültür

Hephaestus, god of fire: tek bir kişiyi tanımlayan açıklayıcı ad öbeği

Hephaestus, god of fire ifadesinde god of fire ad öbeği açıklayıcı bir eşlemedir: Hephaestus'u başka sözlerle adlandırır ve kimliğini ekler. İki ifade iki ayrı kişiyi değil, aynı mitolojik kişiyi gösterir. Virgüller kimlik bilgisinin ek bilgi olduğunu belirtir; bu bölüm çıkarıldığında ana cümle yine çalışır. Hephaestus, Yunan mitolojisinde ateş ve metal işçiliğiyle ilişkilendirilen tanrıdır. Bu temel bilgi, neden Pandora'nın yaratıcısı olarak sunulduğunu anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümle, Hephaestus, god of fire örneğindeki gibi aynı kişiyi tanımlayan ve virgüllerle ayrılan açıklayıcı bir ad öbeği kullanır?

  1. Dr. Rivera, the museum director, introduced the new exhibit.
  2. Dr. Rivera spoke to the museum director about the new exhibit.
  3. Dr. Rivera and the museum director introduced the new exhibit.
Cevabı göster

Dr. Rivera, the museum director, introduced the new exhibit.

who enlisted the help of his divine companions to make her extraordinary. Kalıp ifadeler

0:27

ki o, onu olağanüstü kılmak için ilahi yoldaşlarının yardımını almıştı.

Deyimler

was breathed into being by: nefes yoluyla mitolojik yaratılış

Was breathed into being by, breathe something into being yapısının edilgen biçimidir. Burada Pandora'nın Hephaistos tarafından yaratıldığı ve ona yaşam verildiği anlamına gelir; by yaratan kişiyi belirtir. Nefesin yaşam vermesi imgesi, yaratılışı mucizevi ve mitolojik gösterir. Bu cümlede sıradan nefes almayı değil, yokluktan canlı bir varoluşa geçişi anlatır.

Alıştırma

Hangi bağlamda breathed into being tuhaf derecede abartılı değil, doğal duyulur?

  1. An ancient tale says a clay figure was breathed into being by a goddess.
  2. A student says a worksheet was breathed into being by a printer.
  3. A factory report says ten plastic chairs were breathed into being before lunch.
Cevabı göster

An ancient tale says a clay figure was breathed into being by a goddess.

Kalıp ifadeler

enlisted the help of: bilinçli biçimde destek sağlamak

Enlisted the help of, bir işte yardımcı olmaları için insanların bilinçli biçimde ikna edildiğini veya sürece dâhil edildiğini anlatır. Burada Hephaestus, Pandora'yı olağanüstü kılma işine tanrısal yoldaşlarının da katkıda bulunmasını sağlar; enlist onların orduya katıldığı anlamına gelmez. Kalıp enlist the help of + kişi veya grup şeklindedir. Genellikle düzenli bir çabayı ve yardımcıların yararlı becerilere ya da kaynaklara sahip olduğunu düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “bilinçli biçimde yardımını sağladı” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın. During the rescue planning, the team ____ a mountain guide.

Cevabı göster

enlisted the help of

From Aphrodite,

0:31

Afrodit'ten,

she received the capacity for deep emotion. Kalıp ifadeler

0:32

derin duygular hissetme kapasitesini aldı.

Kalıp ifadeler

received the capacity for deep emotion: derin duygular hissedebilme yetisinin verilmesi

Burada capacity, bir kabın alabileceği miktarı değil, içsel bir yetiyi veya potansiyeli ifade eder. Capacity for deep emotion, derin duygular yaşayabilme yetisi demektir. Kalıp capacity for + isim veya isim öbeğidir. Received, bu yetiyi ona verilmiş bir özellik olarak sunar; bu da bir kişiye yeni bir insani niteliğin bahşedildiği bir hikâyeye uygundur.

Alıştırma

Cümleyi bu açıklamadaki resmî kalıpla tamamlayın: Humans have a remarkable ____ empathy.

Cevabı göster

capacity for

From Hermes,

0:34

Hermes'ten,

she gained mastery over language. Kalıp ifadeler

0:35

dil üzerinde ustalık kazandı.

Kalıp ifadeler

gained mastery over language: dil üzerinde hâkimiyet kazanmak

To gain mastery over something, bir şey üzerinde çok yüksek düzeyde hâkimiyet veya kontrol geliştirmek demektir. Bu cümlede over, bir şeyin fiziksel olarak üstünde bulunmayı değil, bir kontrol ilişkisini gösterir. Mastery over language resmî ve edebî bir ifadedir. Dili onun yönetmeyi öğrendiği bir şey gibi sunar; bu nedenle simply learned language ifadesinden daha güçlü ve daha dramatiktir.

Alıştırma

Hangi cümle, ders bilgisinden çok kontrolü vurgulamak için mastery over ifadesini en açık biçimde kullanır?

  1. With practice, Maya read a book about fear.
  2. With practice, Maya gained mastery over her fear.
  3. With practice, Maya gained mastery of geometry.
Cevabı göster

With practice, Maya gained mastery over her fear.

Athena gave the gift of fine craftsmanship and attention to detail. Kalıp ifadeler

0:37

Athena, ince zanaatkarlık ve detaylara dikkat etme armağanını verdi.

Kalıp ifadeler

attention to detail: küçük ayrıntılara dikkatle odaklanma

Attention to detail, hataları bulmak veya kaliteyi korumak için küçük parçaları dikkatle incelemek anlamına gelen kalıplaşmış bir isim öbeğidir. Bu ifadede detail genellikle tekil kullanılır. Kalıplaşmış edat to'dur: attention to detail. Bu ifade eğitim, iş, tasarım, kontrol ve üretimde bir beceri veya nitelik olarak sıkça kullanılır.

Alıştırma

Kalıplaşmış ifadeyi doğru edatla tamamlayın: This job requires excellent attention ____ detail.

Cevabı göster

to

And Hermes gave her her name.

0:41

Ve Hermes ona adını verdi.

Finally,

0:44

Son olarak,

Zeus bestowed two gifts on Pandora. Kelime

0:45

Zeus Pandora'ya iki hediye bahşetti.

Kelime

bestowed two gifts on Pandora: bestow something on someone kalıbı

Bestowed two gifts on Pandora, Zeus'un Pandora'ya iki armağanı resmî veya törensel bir biçimde verdiği anlamına gelir. Cümlede bestow something on someone kalıbı kullanılır: two gifts verilen şey, Pandora ise alıcıdır. Bestow, give sözcüğünden daha yüce ve resmî bir tona sahiptir. Genellikle bir tanrı, hükümdar, kurum veya başka bir otoritenin onur, güç, unvan, özellik ya da önemli bir armağan vermesini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle bestow sözcüğünü doğal biçimde kullanır ve standart kalıbını izler?

  1. The academy bestowed the young composer its highest honor.
  2. The academy bestowed its highest honor on the young composer.
  3. I bestowed a sandwich on my friend during lunch.
Cevabı göster

The academy bestowed its highest honor on the young composer.

The first was the trait of curiosity,

0:48

Birincisi merak özelliğiydi,

which settled in her spirit and sent her eagerly out into the world. Notlar

0:50

bu onun ruhuna yerleşti ve onu hevesle dünyaya gönderdi.

Deyimler

which settled in her spirit: merakın onun içinde kök salması

İlgi zamiri which, daha önce sözü edilen merak özelliğine gönderme yapar. which settled in her spirit ifadesinde settled mecazidir: Merak, onun içine girip oraya yerleşen ve kalıcı olan bir şey gibi gösterilir. Buradaki spirit hayalet değil, onun iç dünyası veya karakteri demektir. Bu imge soyut bir niteliği hareket edebilen bir varlık gibi gösterir ve merakın onu sürekli harekete geçiren kalıcı bir güce dönüştüğünü anlatır.

Alıştırma

which settled in her spirit ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. O, gerçekten ruhu denen bir yerin içine oturdu.
  2. Merak, onun yeni bir eve taşınmasına neden oldu.
  3. Merak, onun iç dünyasında kalıcı bir güce dönüştü.
Cevabı göster

Merak, onun iç dünyasında kalıcı bir güce dönüştü.

Kalıp ifadeler

sent her eagerly out into the world: keşfe yönelten içsel bir güç

sent her eagerly out into the world ifadesinde sent mecazi anlamdadır. Merak, onun tanıdık çevreden ayrılıp daha geniş dünyayı keşfetmesine neden olan güç gibi ele alınır; kimse ona gerçekten bir görev ya da emir vermemiştir. send someone out into the world kalıbı, bağımsız bir hayata atılmayı veya korunaklı bir ortamın dışında geniş kapsamlı bir arayışa başlamayı da anlatabilir. Eagerly, onun isteksizce değil, büyük bir ilgi ve gönüllülükle gittiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, içsel bir güdünün keşfe yöneltmesini göstermek için send someone out into the world ifadesini kullanır?

  1. Her parents sent her a postcard from another country.
  2. Her guide sent her out to buy a map before lunch.
  3. Her curiosity sent her out into the world to discover new places.
Cevabı göster

Her curiosity sent her out into the world to discover new places.

The second was a heavy box,

0:54

İkincisi ağır bir kutuydu,

ornately curved,

0:56

süslü kıvrımları vardı,

heavy to hold,

0:57

tutması ağırdı,

and screwed tightly shut. Kalıp ifadeler

0:58

ve sıkıca vidalanmıştı.

Kalıp ifadeler

screwed tightly shut: bir eylem ve sonucunda oluşan kapalı durum

screwed tightly shut ifadesinde screwed kutunun nasıl sabitlendiğini, tightly sıkılığın derecesini, shut ise ortaya çıkan kapalı durumu anlatır. Kutu, vidalar veya döndürülerek sıkılan dişli bir mekanizma sayesinde sıkıca kapalı hâle gelmiştir. Temeldeki etken yapı screw something shut biçimindedir. Edilgen yapıda nesne önce gelir: something was screwed shut. Bu “eylem+sonuç” kalıbı pull the door shut gibi ifadelerde de görülür.

Alıştırma

Dişli kapağın çok sıkı kapatıldığını anlatan üç kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The lid was ____, so I could not open the jar.

Cevabı göster

screwed tightly shut

But the contents, Zeus told her,

1:00

Ancak Zeus ona içindekilerin

were not for mortal eyes. Deyimler

1:02

ölümlü gözler için olmadığını söyledi.

Deyimler

not for mortal eyes: insanların görmesini yasaklayan mitolojik bir ifade

were not for mortal eyes ifadesinde mortal, mitlerde bir tanrı veya ölümsüz varlıkla karşılaştırılan, ölümlü insan anlamına gelir. Eyes görme eylemini temsil eder; dolayısıyla içindekiler insanların görmesi için değildir ve insanların bunları görmesine izin verilmez. be for someone's eyes yapısı, bir şeyi kimin görebileceğini belirtir. Burada not ve mitolojik mortal sözcüğü, kısıtlamayı sıradan bir gizlilik uyarısından farklı olarak kutsal, tehlikeli ve gizemli gösterir.

Alıştırma

Bir fantastik hikâyede “The spellbook is not for mortal eyes” ne anlama gelir?

  1. Sıradan insanların büyü kitabını görmesi yasaktır.
  2. Büyü kitabında insan gözlerinin çizimleri vardır.
  3. Büyü kitabını yalnızca görme yetisi zayıf kişiler okuyabilir.
Cevabı göster

Sıradan insanların büyü kitabını görmesi yasaktır.

She was not to open the box under any circumstance. Dilbilgisi

1:04

Hiçbir koşulda kutuyu açmamalıydı.

Dilbilgisi

was not to ... under any circumstance: istisnasız bir yasak

Burada was not to open, geçmişte geçen bir hikâyedeki emir veya kesin talimatı aktarmak için be to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Yalnızca kutuyu açmadığını değil, kutuyu açmasının yasaklandığını anlatır. Under any circumstance olası bütün istisnaları ortadan kaldırır: hiçbir olay veya gerekçe kutuyu açmayı kabul edilebilir hâle getirmez. Günümüzde çoğul under any circumstances daha yaygındır, ancak bu cümledeki tekil biçim de aynı “istisna yok” gücüne sahiptir.

Alıştırma

Örnek cümlenin anlamına en uygun seçenek hangisidir?

  1. Kutuyu unuttuğu için açmadı.
  2. Kutuyu açmanın muhtemelen iyi bir fikir olmadığını düşündü.
  3. Ne olursa olsun kutuyu asla açmaması için kesin bir talimat almıştı.
Cevabı göster

Ne olursa olsun kutuyu asla açmaması için kesin bir talimat almıştı.

On Earth,

1:08

Dünyada,

Pandora met and fell in love with Epimetheus, Kalıp ifadeler

1:09

Pandora, Epimetheus ile tanıştı ve ona aşık oldu.

Kalıp ifadeler

met and fell in love with: tanışmayı aşkın başlangıcına bağlamak

Met and fell in love with, geçmişteki iki olayı birbirine bağlar ve doğal zaman sırasıyla sunar: Pandora önce Epimetheus'la tanıştı, ardından onu romantik olarak sevmeye başladı. İki fiil sondaki adı farklı biçimlerde kullanır: meet someone, ancak fall in love with someone. Açılmış anlamı Pandora met Epimetheus and fell in love with him şeklindedir. Fall in love with fiziksel olarak düşmeyi değil, kalıplaşmış bir anlamı ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz, “tanıştı ve ardından sevmeye başladı” anlamındaki geçmiş zamanlı tam ifadeyle tamamlayın: During the play, Maya ____ Leo.

Cevabı göster

met and fell in love with

a talented Titan who had been given the task of designing the natural world by Zeus. Dilbilgisi

1:12

Epimetheus, Zeus tarafından doğal dünyayı tasarlama görevi verilmiş yetenekli bir Titan'dı.

Dilbilgisi

had been given the task of designing: edilgen past perfect yapı

had been given, past perfect'ın edilgen biçimidir: had + been + geçmiş zaman ortacı. Görevin, hikâyedeki başka bir geçmiş noktadan önce birisi tarafından Titan'a verildiğini gösterir ve görevi alan Titan'ı odakta tutar. be given the task of doing something yapısında -ing biçimi, görevin içeriğini belirtir. Burada designing the natural world görevin kendisidir; by Zeus ise görevi veren kişinin Zeus olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için give fiilini edilgen past perfect biçiminde kullanın: By the time the project began, Lena ____ the task of designing the garden.

Cevabı göster

had been given

He had worked alongside his brother Prometheus,

1:17

İlk insanları yaratan ama onlara ateşi verdiği için sonsuza dek cezalandırılan

who created the first humans,

1:19

kardeşi Prometheus ile

but was eternally punished for giving them fire. Kültür

1:21

birlikte çalışmıştı.

Kültür

was eternally punished for giving them fire: Prometheus'un cezalandırılma nedeni

Bu mitte Prometheus, Zeus'un isteğine karşı gelerek insanlara ateşi verir. Bu sıradan bir hediye değildir: Ateş, zanaatları, teknolojiyi ve uygarlığı mümkün kılan bir gücü temsil eder. Bu nedenle eylem, ilahi otoriteye karşı gelmek olarak görülür. Them, the first humans ifadesine gönderme yapar. Was eternally punished for giving them fire, bitmeyen cezasının bu eylemin sonucu olduğunu anlatır ve insanlığa yardım etmesini ağır bir bedel ödediği bir davranış olarak sunar.

Alıştırma

Bu mitte giving them fire ne anlama gelir?

  1. Prometheus, insanlardan gelen sıradan bir hediyeyi Zeus'a verdi.
  2. Prometheus, ateşlerini ellerinden alarak insanları cezalandırdı.
  3. Prometheus, güçlü bir kaynak olan ateşi insanlara götürerek Zeus'a karşı geldi.
Cevabı göster

Prometheus, güçlü bir kaynak olan ateşi insanlara götürerek Zeus'a karşı geldi.

Epimetheus missed his brother desperately,

1:24

Epimetheus kardeşini delicesine özlüyordu,

but in Pandora,

1:27

ancak Pandora'da,

he found another fiery-hearted soul for companionship. Deyimler

1:28

kendine yoldaşlık edecek ateşli kalbe sahip başka bir ruh buldu.

Deyimler

another fiery-hearted soul: tutkulu ve enerjik bir kişi daha

Fiery-hearted edebî tınılı birleşik bir sıfattır. Ateşi güçlü tutku, enerji veya ruh gücü için mecaz olarak kullanır. Buradaki soul, hayalet ya da bir vücut parçası değil, karakteri ve ruhuyla ele alınan bir kişi demektir. İfade, gerçekten yanan birini değil, tutkulu ve hayat dolu birini anlatır. Another, bu yeni arkadaşı aynı ateşli ruha sahip olduğu önceden anlaşılan başka biriyle ilişkilendirir. Benzerlik bildirir: onun gibi bir kişi daha bulmuştur.

Alıştırma

Edebî bir tasvirde another fiery-hearted soul ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. kalbi gerçekten yanan bir kişi daha
  2. tutkulu ve enerjik bir kişi daha
  3. güçlü duyguları olmayan sakin bir kişi daha
Cevabı göster

tutkulu ve enerjik bir kişi daha

Pandora brimmed with excitement at life on Earth. Kalıp ifadeler

1:31

Pandora, Dünya'daki hayata karşı heyecanla dolup taşıyordu.

Kalıp ifadeler

brimmed with excitement: heyecanla dolup taşmak

A brim bir kabın üst kenarıdır. Brim with fiili bu fiziksel görüntüyü mecaza dönüştürür: bir kişi veya şey bir duygu, özellik ya da maddeyle taşacak kadar doludur. Brimmed with excitement ifadesinde brimmed geçmiş zamandır ve “heyecanla tamamen doluydu” anlamına gelir. Yalnızca was excited demekten daha canlı ve güçlüdür. Yeniden kullanılabilen kalıp özne + brim with + isim şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi brim with ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: After hearing that her project had won, Lena ____ excitement.

Cevabı göster

brimmed with

She was also easily distracted and could be impatient,

1:34

Ayrıca bilgeliğe olan susuzluğu ve çevresini sorgulama arzusu nedeniyle

given her thirst for knowledge and desire to question her surroundings. Notlar

1:37

dikkati kolayca dağılabiliyor ve sabırsız olabiliyordu.

Dilbilgisi

given her thirst for knowledge: “göz önüne alındığında” anlamındaki given

Burada given, “verilmiş” anlamına değil, “göz önüne alındığında” veya “dikkate alındığında” anlamına gelir. given her thirst for knowledge ifadesi, onun merakını devamındaki açıklamaya temel oluşturan bilinen bir etken olarak sunar. Kalıp given + isim öbeği şeklindedir. Bir yargı veya açıklamanın dayanağını cümlenin başında kısa ve biraz resmî bir biçimde vermek için sık kullanılır.

Alıştırma

Hâdisenin dayanağını belirten bir isim öbeğini given ile doğru biçimde başlatan cümle hangisidir?

  1. Given the icy roads, school opened two hours late.
  2. Given that the icy roads, school opened two hours late.
  3. Given were the icy roads, school opened two hours late.
Cevabı göster

Given the icy roads, school opened two hours late.

Deyimler

thirst for knowledge: öğrenmeye yönelik yoğun istek

thirst for knowledge ifadesinde thirst mecaz anlamdadır. Öğrenme ve anlama yönündeki güçlü ihtiyacı bedenin su ihtiyacına benzetir; bu nedenle ifade “bilgi edinmeye yönelik yoğun istek” anlamına gelir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp a thirst for + soyut isim şeklindedir. for sonrasındaki isim, kişinin neyi çok güçlü biçimde istediğini gösterir; ifadenin olumlu veya olumsuz çağrışımı bu isme bağlıdır.

Alıştırma

Bu cümlede thirst for knowledge ne anlama gelir? Maya's thirst for knowledge kept her reading long after dinner.

  1. Yeni bilgileri unutma alışkanlığı
  2. Öğrenmeye yönelik güçlü bir istek
  3. Ders çalışırken su içme ihtiyacı
Cevabı göster

Öğrenmeye yönelik güçlü bir istek

Often,

1:42

Çoğu zaman,

her mind wandered to the contents of the sealed box. Deyimler

1:42

aklı mühürlü kutunun içindekilere kayıyordu.

Deyimler

mind wandered to: dikkatin bir düşünceye kayması

someone's mind wandered to + konu, anı veya şey kalıbında dikkat, o anda yapılan etkinlikten uzaklaşır ve bilinçli bir seçim olmadan başka bir şeye yönelir. Burada onun dikkati kutunun içindekilere kayar; wandered fiziksel hareketi değil, düşüncenin hareketini anlatır. thought about ile karşılaştırıldığında bu ifade, dalgınlık veya dikkatin kontrol dışı biçimde değişmesi anlamını da taşır. Düşüncelerin o anki odaktan doğal olarak uzaklaştığı durumlarda kullanılır.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: During homework, Maya's mind wandered to the beach. Burada mind wandered to ne anlama geliyor?

  1. Dikkati ödevinden uzaklaşıp sahille ilgili düşüncelere kaydı.
  2. Gerçekten evden çıktı ve sahile yürüdü.
  3. Sahile gitmek için ayrıntılı bir plan yapmayı seçti.
Cevabı göster

Dikkati ödevinden uzaklaşıp sahille ilgili düşüncelere kaydı.

What treasure was so great it could never be seen by human eyes? Dilbilgisi

1:45

İnsan gözüyle asla görülemeyecek kadar büyük olan hazine neydi?

Dilbilgisi

was so great (that) it could never be: sonuca yol açan derece

Cümlede so + sıfat + (that) + sonuç yan cümlesi yapısı kullanılır: was so great (that) it could never be seen. So great çok yüksek bir derece belirtir, ardından gelen yan cümle de bu derecenin sonucunu verir. Burada that düşürülmüştür; bu kullanım konuşmada ve anlatı metinlerinde yaygındır. Buradaki great yalnızca iyi değil, olağanüstü veya sıra dışı anlamındadır. Bu retorik soru, insanların asla göremeyeceği kadar olağanüstü bir şeyin ne olabileceğini sorarak hayal edilen hazineyi daha gizemli gösterir.

Alıştırma

Eksik sözcükle sonuç yapısını tamamlayın: The backpack was ____ heavy that Leo could not lift it.

Cevabı göster

so

And why was it in her care? Kalıp ifadeler

1:49

Ve neden onun bakımındaydı?

Kalıp ifadeler

in her care?: onun sorumluluğunda

in her care ifadesi, bir kişinin ya da nesnenin ona emanet edildiğini ve onun bakımından, korunmasından veya saklanmasından sorumlu olduğunu anlatır. Bu soruda it kutuyu ifade eder; yani kutu onu güvende tutma sorumluluğu altında bulunuyordu. Buradaki care, “önemsemek” anlamındaki fiil değildir. Bu ifade sorumluluk veya emanet altında olma durumunu anlatır, sahipliği değil. Bir kişi ya da hayvan için bakılma; bir nesne için ise saklanma veya korunma anlamı taşır.

Alıştırma

The spare key is in Maya's care. Bu ne anlama geliyor?

  1. Yedek anahtar hukuken Maya'ya aittir.
  2. Yedek anahtarı güvende tutma sorumluluğu Maya'dadır.
  3. Maya yedek anahtara duygusal olarak bağlıdır.
Cevabı göster

Yedek anahtarı güvende tutma sorumluluğu Maya'dadır.

Her fingers itched to pry it open. Notlar

1:51

Onu zorla açmak için parmakları kaşınıyordu.

Deyimler

fingers itched to: bir şeyi yapmak için parmakları kaşınmak

fingers itched to + fiil, bir kişinin bir eylemi yapmaya duyduğu güçlü ve neredeyse karşı konulmaz isteği canlı bir biçimde anlatan mecazlı bir ifadedir. Bu cümlede fingers, onun kutuyu açma dürtüsünü temsil eder; parmaklarının gerçekten kaşındığı anlamına gelmez. Dürtüyü parmaklara yüklemek, isteği fiziksel ve eyleme hazır bir duygu gibi gösterir. Pry open gibi ellerin kullanıldığı eylemlerle özellikle doğal durur.

Alıştırma

Notta geçen canlı ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Her fingers ____ to press the launch button.

Cevabı göster

itched

Öbek fiiller

pry it open: pry + nesne + open

“Pry it open”, bir şeyi çoğunlukla parmaklarla veya bir aletle kaldıraç etkisi uygulayarak zorla açmak demektir. Pry, güç gerektiren yöntemi belirttiği için yalnızca open demekten daha özeldir. Kalıp pry + nesne + open şeklindedir. Open bir sonuç tümlecidir; kanırtma işleminden sonra nesnenin ulaştığı açık durumu anlatır.

Alıştırma

Hedef kalıbı tamamlayın: The crate was nailed shut, so we used a crowbar to ____ the lid ____.

Cevabı göster

pry · open

Sometimes she was convinced she heard voices whispering Dilbilgisi

1:54

Bazen fısıldayan sesler

and the contents rattling around inside. Öbek fiiller

1:57

ve içeride bir şeylerin tıngırdadığını duyduğuna emindi.

Dilbilgisi

heard voices whispering ... the contents rattling: hear + nesne + V-ing

“Heard voices whispering and the contents rattling” ifadesinde hear fiilinden sonra bir nesne ve V-ing biçimi gelir; böylece eylem veya ses devam eder hâlde sunulur. Voices nesnedir, whispering ise seslerin ne yaptığını anlatır. The contents ve rattling de aynı şekilde çalışır. İki nesne + V-ing grubu and ile paralel biçimde bağlanmıştır. Whispering ve rattling bağımsız çekimli fiiller değildir. Was convinced, onun bu sesleri duyduğuna kesinlikle inandığını gösterir; seslerin gerçekten var olduğuna kanıt oluşturmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede devam eden bir sese odaklanmak için hear + nesne + V-ing kullanılmıştır?

  1. Tomorrow, I will ask the children to sing.
  2. While walking past the music room, I heard the children singing.
  3. At the concert, I heard the children sing every song from beginning to end.
Cevabı göster

While walking past the music room, I heard the children singing.

Öbek fiiller

rattling around inside: içeride gevşekçe hareket edip ses çıkarma

Burada rattling around, içindekilerin sabitlenmemiş olduğunu ve bir kabın içinde düzensizce hareket ederek duvarlara ya da birbirlerine tekrar tekrar çarpıp kısa, sert sesler çıkardığını anlatır. Around kesin bir yön belirtmez; farklı yönlere kontrolsüz hareketi düşündürür. Bu ifade hareketi ve sesi birlikte anlatır. ideas rattling around in my head gibi mecaz kullanımlarda, gerçek bir ses olmadan düşüncelerin zihinde sürekli dolaşmasını ifade edebilir.

Alıştırma

"Some screws were rattling around inside the toolbox" en açık biçimde ne anlama gelir?

  1. Biri alet çantasının dışında vidaları sayıyordu.
  2. Vidalar sabit değildi, düzensizce hareket ediyor ve tekrar tekrar ses çıkarıyordu.
  3. Vidalar sıkıca sabitlenmişti ve tamamen sessizdi.
Cevabı göster

Vidalar sabit değildi, düzensizce hareket ediyor ve tekrar tekrar ses çıkarıyordu.

As if straining to be free, Dilbilgisi

1:59

Sanki özgür olmak için çabalıyormuş gibi,

Dilbilgisi

As if straining to be free: hayal edilen, kişileştirilmiş bir durum

As if, bir şeyin nasıl göründüğünü veya hayalî bir karşılaştırmayı sunar; betimlemenin gerçek anlamda doğru olduğunu kanıtlamaz. Burada içindekiler kaçmak için çabalıyor gibi gösterilir. Tam düşünce as if the contents were straining to be free biçimindedir. the contents were çıkarılınca daha kısa olan as if straining to be free biçimi elde edilir. Cansız nesneleri özgürlük istiyormuş gibi anlatmak kişileştirmedir.

Alıştırma

"The branches scraped the glass as if trying to get inside" cümlesi ne anlatır?

  1. Dallar içeri girmeye çalışıyor gibi görünüyordu, ancak bu hayalî bir betimlemedir.
  2. Dallar hareket etmeyi bıraktığı için biri içeri girdi.
  3. Dalların bilinçli olarak bir plan yaptığı kanıtlandı.
Cevabı göster

Dallar içeri girmeye çalışıyor gibi görünüyordu, ancak bu hayalî bir betimlemedir.

its enigma became maddening. Kelime

2:01

onun gizemi çıldırtıcı hale geldi.

Kelime

enigma became maddening: dayanılmaz hâle gelen bir gizem

Enigma, gizemli ve açıklanması çok zor bir şey demektir. Burada its enigma, kutunun içinde ne olduğuna dair cevapsız kalmış gizemi anlatır. Became bir değişimi gösterir: bu gizem Pandora için giderek daha dayanılmaz hâle gelmiştir. Maddening, son derece sinir bozucu veya rahatsız edici demektir. Bu sahnede gizemin onun merakını ve sabrını son sınırına kadar zorladığını gösterir. Bu duygusal bir abartıdır; gizemin gerçekten bir ruhsal hastalığa yol açtığı iddiası değildir.

Alıştırma

Bu cümlede its enigma became maddening ne anlama gelir?

  1. Gizem teşhis edilmiş bir ruhsal hastalığa yol açtı.
  2. Gizem son derece sinir bozucu hâle geldi.
  3. Gizemi anlamak kolaylaştı.
Cevabı göster

Gizem son derece sinir bozucu hâle geldi.

Over time,

2:04

Zamanla,

Pandora became more and more obsessed with the box. Dilbilgisi

2:05

Pandora kutuya giderek daha fazla takıntılı hale geldi.

Dilbilgisi

more and more obsessed: giderek artan takıntı

More and more + sıfat kalıbı, bir özelliğin zaman içinde sürekli arttığını gösterir. Became ile birlikte kullanıldığında ani bir yeni durumu değil, aşamalı bir değişimi anlatır. Obsessed with, birini veya bir şeyi düşünmeyi bırakamamak demektir. Interested in ifadesinden çok daha güçlüdür; bu nedenle more and more obsessed, takıntının giderek yoğunlaştığını gösterir.

Alıştırma

Endişenin sürekli arttığını göstermek için cümleyi tekrarlanan more kalıbıyla tamamlayın: As the storm approached, the hikers became ____ worried.

Cevabı göster

more and more

It seemed there was a force beyond her control that drew her to the contents, Deyimler

2:08

Kontrolü dışında bir gücün onu içindekilere çektiği anlaşılıyordu,

Deyimler

force beyond her control that drew her to ...: kontrol edilemeyen bir çekim

Burada force mecaz anlamdadır: mutlaka fiziksel bir kuvveti değil, güçlü bir dürtü veya çekimi ifade eder. Beyond her control, onun buna karşı koyamadığını hissettiğini gösterir. That drew her to the contents, force sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Draw someone to something, birinin dikkatini veya hareketini bir şeye doğru çekmek demektir. Burada the contents, kutunun içindeki bilinmeyen şeylerdir; tüm ifade, merakını sanki dışarıdan bir güç onu çekiyormuş gibi anlatır.

Alıştırma

"A force beyond his control drew him toward the abandoned house," cümlesinde vurgulanan düşünce büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Evin resmini kurşun kalemle çizdi.
  2. Biri evin üzerinde etkili olan fiziksel kuvveti ölçtü.
  3. Karşı koyamadığı güçlü bir çekim veya dürtü hissetti.
Cevabı göster

Karşı koyamadığı güçlü bir çekim veya dürtü hissetti.

which echoed her name louder and louder. Dilbilgisi

2:12

bu güç onun adını giderek daha yüksek sesle yankılıyordu.

Dilbilgisi

louder and louder: aşamalı değişim için tekrarlanan karşılaştırma biçimi

“Karşılaştırma biçimi + and + aynı karşılaştırma biçimi” kalıbı, bir değişimin zaman içinde aynı yönde sürdüğünü gösterir. Louder and louder, sesin giderek daha yüksek hâle gelmesi demektir. Bu cümlede ifade, gerçek ses düzeyini veya karakterin çağrının giderek güçlendiğini hissetmesini anlatabilir. Aynı kalıp faster and faster gibi kısa karşılaştırma biçimleriyle de kullanılır; birçok uzun sıfatta more and more + sıfat yapısı kullanılır: more and more difficult gibi.

Alıştırma

Cümleyi “giderek daha yüksek sesle” anlamındaki tam tekrarlı karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: As the train approached, its horn sounded ____.

Cevabı göster

louder and louder

One day,

2:15

Bir gün,

she could bear it no longer. Deyimler

2:15

artık dayanamadı.

Deyimler

could bear it no longer: dayanma sınırına ulaşmak

Burada bear, hayvan olan “ayı” değil, “katlanmak” veya “dayanmak” anlamına gelen bir fiildir. could bear it no longer, onun dayanma sınırına ulaştığını ve duruma daha fazla katlanamadığını anlatır; it, daha önce sözü edilen baskı ve ayartmayı belirtir. could bear + nesne + no longer kalıbı, sabrın tükendiğini gösteren biraz edebî bir anlatımdır ve çoğu zaman bir karakter harekete geçmeden hemen önce kullanılır.

Alıştırma

Hangi ifade cümleyi en iyi tamamlar ve Lena’nın dayanma sınırına ulaştığını gösterir? By midnight, Lena ___ and asked her neighbors to turn down the music.

  1. could bear the noise no longer
  2. could hear the noise no longer
  3. could carry the noise no longer
Cevabı göster

could bear the noise no longer

Stealing away from Epimetheus, Öbek fiiller

2:17

Epimetheus'tan gizlice uzaklaşarak,

Öbek fiiller

Stealing away from Epimetheus: fark ettirmeden uzaklaşmak

Steal away, başkaları fark etmesin diye sessizce ve gizlice uzaklaşmak demektir. Burada from Epimetheus, Pandora’nın gizlice yanından uzaklaştığı kişinin Epimetheus olduğunu belirtir; steal, onun eşyasını almak anlamına gelmez. Stealing away from Epimetheus, cümlenin başındaki bir -ing yan cümleciğidir. Ardından gelen ana cümledeki eylemin arka planını verir ve anlaşılmayan öznesi, ana eylemi yapan kişiyle aynıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede stole away, “fark edilmeden sessizce ayrıldı” anlamında kullanılmıştır?

  1. After rehearsal, Mia stole a jacket from the group.
  2. After rehearsal, Mia told everyone she was leaving.
  3. After rehearsal, Mia stole away from the group to call her dad.
Cevabı göster

After rehearsal, Mia stole away from the group to call her dad.

she stared at the mystifying box.

2:19

gizemli kutuya baktı.

She'd take one glance inside, Kalıp ifadeler

2:21

İçine sadece bir göz atacak,

then be able to rid her mind of it forever. Kalıp ifadeler

2:23

sonra onu aklından sonsuza dek çıkarabilecekti.

Kalıp ifadeler

take one glance inside: içeriye bir kez hızlıca bakmak

Take one glance, “içeriye bir kez kısaca bakmak” anlamına gelir. take fiili glance ile doğal bir eşdizim oluşturur; one tek bir bakışı vurgular, inside ise bakışın bir alanın ya da kabın içine yöneldiğini belirtir. Bu cümlede anlatılan, dikkatli bir inceleme değil, hızlı bir bakıştır. Bakma eylemi kısa sürdüğünde take a glance ifadesini başka durumlarda da kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi take one glance inside ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Before closing the cabinet, Mia ____ to make sure it was empty.

Cevabı göster

took one glance inside

Kalıp ifadeler

rid her mind of it: rid A of B kalıbı

Rid A of B, “B’yi A’dan çıkarmak” veya “A’yı B’den kurtarmak” anlamına gelir. rid her mind of it ifadesinde her mind A, it ise B’dir; dolayısıyla ifade, o düşünceyi onun zihninden temizlemek demektir. of kaldırılan şeyi tanıtır ve bu kalıpta zorunludur. forever, hayal edilen sonucun kalıcı olduğunu belirtir. Burada rid, fiziksel bir nesneyi atmak yerine istenmeyen bir düşünceden kurtulmayı anlatır.

Alıştırma

A olarak her mind, B olarak the worry kullanıp cümleyi rid A of B kalıbıyla tamamlayın: She tried to ____ before the exam.

Cevabı göster

rid her mind of the worry

But at the first crack of the lid, Kalıp ifadeler

2:27

Ancak kapağın ilk çatlağında,

Kalıp ifadeler

at the first crack of the lid: kapağın ilk küçük aralık kadar açıldığı an

Bu cümlede crack, kapak ile kutu arasındaki çok dar açıklığı anlatır; çatlama sesi veya kırık bir kapak anlamına gelmez. The first crack of the lid, kapak açılmaya başlarken oluşan ilk küçük aralıktır. At, zamandaki kesin tetiklenme noktasını gösterir: o küçük aralık oluşur oluşmaz sonraki olay gerçekleşir. Daha genel olarak at the first + isim öbeği, ardından gelecek olayı başlatan ilk belirtiyi, sesi veya olayı gösterebilir.

Alıştırma

Örnekte at the first crack of the lid ne anlama geliyor?

  1. Kapağın kapalı kalırken keskin bir çatlama sesi çıkardığı an.
  2. Kapağın bir süredir tamamen açık olmasından sonra.
  3. Kapağın ilk kez çok az açıldığı an.
Cevabı göster

Kapağın ilk kez çok az açıldığı an.

the box burst open. Öbek fiiller

2:28

kutu aniden açıldı.

Öbek fiiller

burst open: aniden ve güçlü bir şekilde açılmak

Burst open, “aniden ve güçlü bir şekilde açılmak” demektir. Burst ani hareketi anlatır; open ise sonuç sıfatıdır ve hareketten sonra kutunun ulaştığı açık durumu gösterir. Burst fiilinin yalın hâli, geçmiş zaman hâli ve geçmiş zaman ortacı burst biçimindedir. Bu nedenle buradaki geçmiş biçim burst'tür, bursted değildir. Bu ifade tek başına kutunun patladığı veya parçalara ayrıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi burst ve “artık kapalı olmayan” anlamındaki sonuç sıfatıyla tamamlayın: During the storm, the classroom door ____.

Cevabı göster

burst open

Monstrous creatures and horrendous sounds rushed out in a cloud of smoke and swirled around her, Öbek fiiller

2:30

Korkunç yaratıklar ve korkunç sesler bir duman bulutu içinde dışarı fırladı ve etrafında girdap gibi döndü,

Öbek fiiller

rushed out in a cloud of smoke: bir duman bulutu içinde hızla dışarı çıkmak

Rushed out, içeriden dışarıya çok hızlı hareket etmek anlamına gelir. out sözcüğü dışa doğru yönü belirtir; burada yaratıklar ve sesler yalnızca kutunun içinde hareket etmek yerine kutudan dışarı çıkar. In a cloud of smoke, hareketin çevresindeki sahneyi ekler: yoğun bir duman kütlesiyle çevrili olarak ortaya çıkarlar. İfade bir bütün olarak hareketi ani, güçlü ve dramatik gösterir.

Alıştırma

Karanlık şekillerin tozla çevrili biçimde mağaranın içinden dışarıya hızla çıktığını doğal olarak anlatan cümle hangisidir?

  1. Dark shapes waited outside the cave as the dust cleared.
  2. Dark shapes rushed into the cave in a cloud of dust.
  3. Dark shapes rushed out of the cave in a cloud of dust.
Cevabı göster

Dark shapes rushed out of the cave in a cloud of dust.

screeching and cackling.

2:34

çığlık atıp kıkırdayarak.

Filled with terror, Dilbilgisi

2:36

Dehşet içinde kalan

Dilbilgisi

Filled with terror: cümle başında kullanılan geçmiş zaman ortacı öbeği

Filled with terror, 'tamamen dehşete kapılmış' anlamına gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Ana cümleden önce kullanıldığında öznenin durumunu gösterir ve ardından gelen eylemi açıklamaya yardımcı olur. Bu öbek tek başına tam bir cümle değildir. Anlaşılan öznesi, ardından gelen ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır; burada bu özne Pandora'dır.

Alıştırma

Dehşete kapılan kişinin Lena olduğunu açıkça gösteren cümle hangisidir?

  1. Filled with terror, the exit looked too far away.
  2. Filled with terror, Lena's shoes slipped on the floor.
  3. Filled with terror, Lena ran toward the exit.
Cevabı göster

Filled with terror, Lena ran toward the exit.

Pandora clawed desperately at the air to direct them back into their prison. Kalıp ifadeler

2:37

Pandora, onları tekrar hapishanelerine yönlendirmek için çaresizce havayı tırmaladı.

Kalıp ifadeler

clawed desperately at the air: hiçbir şeyi yakalayamadan çaresizce havayı pençelemek

Claw at, bir hayvanın pençelerini kullanması gibi, bir şeyi yakalamak veya tırmalamak için tekrarlı ve güçlü hareketler yapmak demektir. Gerçek pençeleri olmasa da bir insan için kullanılabilir ve hedefin başarıyla yakalandığı anlamına gelmez. Burada desperately paniği ve acil çabayı artırırken at the air, Pandora'nın yakalayabileceği katı bir şey olmadığını gösterir. İfade bütünüyle tek ve başarılı bir yakalama yerine çılgınca ve çaresizce yapılan hareketleri anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, birinin bir şeyi yakalamak için çılgınca ve tekrar tekrar uğraştığını ancak mutlaka başaramadığını en iyi gösterir?

  1. Unable to see in the smoke, Mia clawed desperately at the rope but kept missing it.
  2. Mia reached for the rope and took it calmly.
  3. Mia held the rope firmly with both hands.
Cevabı göster

Unable to see in the smoke, Mia clawed desperately at the rope but kept missing it.

But the creatures surged out in a gruesome cloud. Öbek fiiller

2:42

Fakat yaratıklar korkunç bir bulut halinde dışarı taştı.

Öbek fiiller

surged out: güçlü bir kütle hâlinde dışarı taşmak

Surged out, içeriden dışarıya aniden ve dalga gibi güçlü bir kuvvetle hareket etmek demektir. Surge çoğu zaman kalabalık, su, duman veya çok sayıda yaratık gibi birlikte hareket eden büyük bir kütleyi düşündürür; bu nedenle basitçe went out demekten daha fazla güç ve hacim taşır. Bu cümlede out dışa doğru yönü gösterirken surged, yaratıkların çok sayıda ve durdurulması zor olduğu hissini verir.

Alıştırma

Hangi cümlede surged out, büyük bir grubun aniden ve güçlü biçimde dışarı hareket ettiğini en iyi gösterir?

  1. When the stadium gates opened, one visitor walked out quietly.
  2. Before the stadium gates opened, the crowd waited in neat lines.
  3. When the stadium gates opened, the crowd surged out and pressed against the barriers.
Cevabı göster

When the stadium gates opened, the crowd surged out and pressed against the barriers.

She felt a wave of foreboding as they billowed away. Deyimler

2:46

Onlar dalgalanarak uzaklaşırken bir kötü his dalgası hissetti.

Deyimler

a wave of foreboding: yaklaşan kötülüğe dair ani bir his

a wave of foreboding ifadesinde wave, bir duygunun insanı bir dalga gibi aniden ve güçlü biçimde sarmasını anlatan bir mecazdır. Gerçek bir deniz dalgasından söz edilmez. Foreboding, kötü bir şey olacağına dair huzursuz edici bir önsezidir. a wave of + duygu kalıbı korku, rahatlama, öfke veya başka bir duygunun aniden bastırmasını da anlatabilir.

Alıştırma

Kötü bir şey olacağına dair ani bir hissi belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: When every light in the empty house went out at once, Mara felt ____.

Cevabı göster

a wave of foreboding

Zeus had used the box as a vessel for all the forces of evil and suffering he'd created. Deyimler

2:49

Zeus, kutuyu yarattığı tüm kötülük ve acı güçleri için bir kap olarak kullanmıştı.

Deyimler

used the box as a vessel for: A'yı B'yi taşıyan bir kap olarak kullanmak

use A as B yapısında as, A'ya verilen rolü veya işlevi belirtir. Burada Zeus, kutunun kötülük ve acı güçlerini taşıyan bir kap işlevi görmesini sağlamıştır. Vessel yalnızca gemi değil, kap veya taşıyıcı anlamına da gelebilir. Edebî, dinî veya fantastik metinlerde a vessel for something soyut bir gücü, ruhu, düşünceyi veya anlamı içinde tutan ya da taşıyan bir şeyi belirtebilir; for ise neyin tutulduğunu veya taşındığını gösterir.

Alıştırma

use A as a vessel for B kalıbını tamamlayın: In the ritual, they used the silver bowl ____ sacred water.

Cevabı göster

as a vessel for

And once released, Dilbilgisi

2:55

Ve bir kez serbest kaldıklarında,

they were uncontainable.

2:56

kontrol edilemezlerdi.

Dilbilgisi

once released: once ile kısaltılmış edilgen yan cümle

Once released, edilgen bir yan cümlenin kısaltılmış hâlidir. Açık biçimi once they were released şeklindedir: they, release eylemini yapan değil, bu eyleme maruz kalan taraftır. Bu nedenle released etkin bir fiil değil, geçmiş zaman ortacıdır. Once, serbest bırakılmayı sonraki sonucun başladığı koşul veya zaman noktası olarak sunar. Ana cümle, bu güçler kaçtıktan sonra artık kontrol altına alınamadıklarını söyler. once + geçmiş zaman ortacı yapısı, edilgen anlamlı bir koşulu veya zaman noktasını kısa biçimde aktarır.

Alıştırma

“Şişe açıldıktan sonra” anlamındaki kısaltılmış once yan cümlesiyle İngilizce cümleyi tamamlayın: ____, the bottle should be used within thirty days.

Cevabı göster

Once opened

As she wept,

2:58

O ağlarken,

Pandora became aware of a sound echoing from within the box. Kalıp ifadeler

2:59

Pandora kutunun içinden yankılanan bir sesin farkına vardı.

Kalıp ifadeler

became aware of ... echoing from within: içeriden yankılanan bir sesi fark etmek

Became aware of, “fark etmeye başladı” anlamına gelir. Sesi fark etmemekten onun orada olduğunu anlamaya geçişi belirtir; Pandora'nın sesi bilinçli olarak aradığını söylemez. a sound echoing from within the box ifadesinde echoing from within the box, sound sözcüğünü niteleyen bir şimdiki zaman ortacı grubudur. Sesin ne yaptığını ve nereden geldiğini, yani kutunun içinden yankılandığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, kadının ayak seslerine bilinçli olarak odaklanması yerine bu seslerin yavaş yavaş farkındalığına girdiğini anlatır?

  1. She deliberately paid attention to the footsteps behind her.
  2. She never heard the footsteps behind her.
  3. She gradually became aware of footsteps behind her.
Cevabı göster

She gradually became aware of footsteps behind her.

This was not the eerie whispering of demons, Dilbilgisi

3:03

Bu şeytanların ürkütücü fısıltısı değil,

but a light tinkling that seemed to ease her anguish. Kalıp ifadeler

3:05

acısını hafifleten hafif bir çınlamaydı.

Dilbilgisi

This was not ..., but ...: bir beklentiyi düzeltme

not A, but B kalıbında konuşan ya da yazan kişi A’yı reddedip yerine B’yi koyar. but’tan sonraki bilgi düzeltmedir, bu yüzden ana vurgu genellikle oradadır. Burada the eerie whispering of demons ve a light tinkling birbirine paralel isim öbekleridir. A ve B’yi aynı dil bilgisi biçiminde tutmak düzeltmeyi açık hâle getirir; bu kalıp yanlış bir beklentiyi tersine çevirmek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Düzeltmeyi not A, but B kalıbıyla tamamlayın: The noise was ____ thunder, ____ fireworks.

Cevabı göster

not · but

Kalıp ifadeler

seemed to ease her anguish: acının belirsiz biçimde azaldığını belirtme

Seemed to, etkiyi kesin bir gerçek olarak değil, bir gözlem ya da izlenim olarak sunar. Ses yardımcı olmuş gibi görünür, ancak anlatıcı bunun kanıtlanmış olduğunu söylemez. Ease burada bir şeyin şiddetini azaltmak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Anguish yoğun duygusal veya zihinsel acıyı anlatır; dolayısıyla ease her anguish bu acıyı azaltmak demektir, tamamen sona erdirmek zorunda değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede seemed to ease, bir sorunun görünüşe göre azaldığını anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The medicine seemed easy his pain.
  2. The medicine seemed to ease from his pain.
  3. The medicine seemed to ease his pain.
Cevabı göster

The medicine seemed to ease his pain.

When she once again lifted the lid and peered in, Öbek fiiller

3:09

Kapağı bir kez daha kaldırıp içeri baktığında,

Öbek fiiller

lifted the lid and peered in: kapağı kaldırıp dikkatle içeri bakmak

lifted the lid and peered in ifadesinde and, iki eylemi sırayla bağlar: önce kapağı kaldırır, sonra kabın içine bakar. In, kapağın altındaki alana doğru, yani içeri yönelmeyi belirtir. Peered, looked sözcüğünden daha özeldir. Görüntü net olmadığı, ışık az olduğu ya da kişi meraklı veya temkinli olduğu için dikkatle görmeye çalıştığını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, karanlık bir alanın içini dikkatle görmeye çalışan birini en iyi anlatır?

  1. She opened the dark cabinet and peered in, trying to make out what was inside.
  2. She opened the cabinet and glanced in for a split second.
  3. She looked at the closed cabinet from across the room.
Cevabı göster

She opened the dark cabinet and peered in, trying to make out what was inside.

a warm beam of light rose out and fluttered away. Deyimler

3:11

sıcak bir ışık huzmesi yükseldi ve uçup gitti.

Deyimler

a warm beam of light ... fluttered away: umudu görünür kılmak

Bu cümle, soyut bir kavram olan umudu görünür bir imgeye, sıcak bir ışık huzmesine dönüştürür. Warm yalnızca fiziksel sıcaklığı değil, rahatlık ve iyiliği de çağrıştırır. Fiiller ışığı canlıymış gibi gösterir. Işık kutudan yükselerek çıkar ve hafif bir canlı ya da narin bir nesne gibi süzülerek uzaklaşır. Hikâyenin ilerleyen kısmı bu ışığı umutla özdeşleştirdiği için görüntü yalnızca sıradan bir ışık huzmesi olarak değil, simgesel olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Işık huzmesini warm diye betimlemenin ve fluttered away demenin temel etkisi nedir?

  1. Kutunun içinde sıradan bir elektrik lambası bulunduğunu gösterir.
  2. Sıcak ve süzülerek hareket eden ışık, umudu görünür, nazik ve canlıymış gibi gösterir.
  3. Işığın havada nasıl hareket ettiğine dair bilimsel bir açıklama verir.
Cevabı göster

Sıcak ve süzülerek hareket eden ışık, umudu görünür, nazik ve canlıymış gibi gösterir.

As she watched it flickering in the wake of the evil she'd unleashed, Kalıp ifadeler

3:16

Serbest bıraktığı kötülüğün ardından onun titrediğini izlerken,

Kalıp ifadeler

in the wake of the evil she'd unleashed: artçı etkiler ve sonuçlar

“In the wake of”, “bir olaydan sonra ve olayın geride bıraktığı etkilerin ortasında” demektir. Burada ışık, kötülük serbest bırakıldıktan sonra ve onun yarattığı sonuçların içinde titreşerek parlar. Wake burada “uyanmak” anlamına gelmez; bu görüntü, hareket eden bir teknenin arkasında bıraktığı izden gelir. “She'd unleashed”, “she had unleashed” demektir: kötülüğü daha önce serbest bırakmıştı. Bu ifade, daha sonra görülen manzarayı onun önceki eyleminin sonuçlarına bağlar.

Alıştırma

“Bir olaydan sonra ve onun sonucu olarak” anlamına gelen kalıbı tamamlayın: In the ____ of the earthquake, the city strengthened its building codes.

Cevabı göster

wake

Pandora's pain was eased.

3:19

Pandora'nın acısı hafifledi.

She knew that opening the box was irreversible, Dilbilgisi

3:21

Kutuyu açmanın geri döndürülemez olduğunu biliyordu,

Dilbilgisi

opening the box was irreversible: -ing öbeğini özne olarak kullanmak

“Opening the box” bir gerund öbeğidir. Eylemin tamamını tek bir şey olarak adlandırır ve that yan cümlesinin öznesi olur; opening burada süreklilik bildiren bir fiil değildir. Bu yan cümlenin ana fiili was sözcüğüdür. Özne olarak kullanılan gerund öbeği genellikle tekil kabul edilir; bu nedenle were değil, was alır. Irreversible, eylemi ve sonucunu geri alınamayacak bir şey olarak değerlendirir.

Alıştırma

Close fiilini gerund özne olarak ve be fiilinin doğru geçmiş zaman biçimini kullanın: ____ the document without saving it ____ a mistake.

Cevabı göster

Closing · was

but alongside the strife,

3:24

ancak çatışmanın yanında,

she'd set hope forth to temper its effects. Notlar

3:26

etkilerini hafifletmek için umudu da öne sürmüştü.

Deyimler

she'd set hope forth: umudu dünyaya göndermek

Burada she'd, she had anlamındadır; set ise set fiilinin past participle biçimidir. Past perfect, umudun dışarı gönderilmesi eylemini zaten tamamlanmış olarak sunar. Set hope forth, onun umudu dünyaya gönderdiğini anlatan edebî bir ifadedir. Forth, dışarıya ya da ileriye doğru hareket hissi katarak umudu dışarı çıkıp etkide bulunabilen bir güce dönüştürür.

Alıştırma

Bu bağlamda she'd set hope forth ifadesini en iyi hangi cümle yeniden ifade eder?

  1. She had sent hope out into the world.
  2. She would explain the meaning of hope later.
  3. She had kept hope hidden from everyone.
Cevabı göster

She had sent hope out into the world.

Kelime

to temper its effects: etkilerinin gücünü azaltmak

Burada temper, “bir şeyi daha az yoğun veya daha az ciddi hâle getirmek” anlamında bir fiildir. Its, strife sözcüğüne gönderme yapar; dolayısıyla temper its effects, çekişmenin etkilerinin gücünü veya zararını azaltmak, fakat onları tamamen ortadan kaldırmamak demektir. To temper mastar yapısı, umudun dışarı gönderilmesinin amacını belirtir: önceki zararın etkisi daha zayıf olsun diye umut dünyaya gönderilir.

Alıştırma

Hangi cümlede temper, “tamamen ortadan kaldırmadan daha az ciddi hâle getirmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. The sudden price increase made everyone lose their temper.
  2. The emergency fund helped temper the effects of the sudden price increase.
  3. The sudden price increase intensified pressure on the family budget.
Cevabı göster

The emergency fund helped temper the effects of the sudden price increase.

Today,

3:29

Bugün,

Pandora's box suggests the extreme consequences of tampering with the unknown. Notlar

3:30

Pandora'nın kutusu bilinmeyenle oynamanın aşırı sonuçlarını akla getiriyor.

Deyimler

Pandora's box: zincirleme sorunları tetikleyen şey

Bu cümlede Pandora's box, Pandora'ya ait gerçek bir kutu değil, kültürel bir metafordur. Bir kez açılan veya başlatılan bir eylem ya da durumun ciddi, beklenmedik ve kontrol edilmesi zor birçok sorunu ortaya çıkarabileceğini anlatır. Bu imge çoğu zaman bir uyarı görevi görür: riskli bir şeye başlamak, kolayca geri alınamayacak veya düzeltilemeyecek sonuçlar doğurabilir. Yaygın open a Pandora's box kalıbı, “bir sorunlar zincirini başlatmak” anlamını özellikle açık biçimde gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir kuralı değiştirmenin kontrol edilmesi zor birçok sonuca yol açabileceğini en doğal biçimde anlatır?

  1. Changing the rule could close every legal dispute immediately.
  2. Changing the rule could open a Pandora's box of legal disputes.
  3. Changing the rule could place the legal documents in Pandora's box.
Cevabı göster

Changing the rule could open a Pandora's box of legal disputes.

Anlatım akışı

the extreme consequences of tampering with the unknown: olayları bir uyarıya dönüştürmek

Bu isim öbeği, hikâyedeki başka bir olay yerine soyut bir sonucu adlandırır. Temel ismi consequences sözcüğüdür. Extreme sonucun çok ciddi olduğunu gösterirken, of tampering with the unknown bu sonuca yol açan davranışı belirtir. Burada the unknown henüz anlaşılmamış şeyler anlamına gelir. Tampering with olumsuz bir değerlendirme ekler: müdahale tarafsız bir keşif değil, uygunsuz veya risklidir. Somut hikâyenin ardından bu ifade, mesajı genel bir ders olarak düzenler. Tek bir olayda ne olduğundan bunun daha geniş anlamda neden önemli olduğuna geçer: anlamadığımız şeylere dikkatsizce müdahale etmek çok ciddi sonuçlar doğurabilir.

Alıştırma

Vurgulanan ifade cümlede bilgiyi düzenleme açısından hangi görevi görür?

  1. Kutunun tam olarak nasıl yapıldığını gösteren yeni bir olay ekler.
  2. Belirli bir hikâyeyi, bilinmeyen şeylere riskli biçimde müdahale etme konusunda genel bir uyarıya dönüştürür.
  3. Yabancı bir şeyi keşfetmek için tarafsız yönergeler verir.
Cevabı göster

Belirli bir hikâyeyi, bilinmeyen şeylere riskli biçimde müdahale etme konusunda genel bir uyarıya dönüştürür.

But Pandora's burning curiosity also suggests the duality that lies at the heart of human inquiry. Kalıp ifadeler

3:34

Ancak Pandora'nın yakıcı merakı aynı zamanda insan sorgulamasının kalbinde yatan ikiliği de ima eder.

Kalıp ifadeler

the duality that lies at the heart of human inquiry: insanın bilgi arayışının özündeki ikilik

Burada duality, insan merakının birbirine zıt iki yönü olduğunu anlatır: merak tehlikeye yol açabilir, ancak keşiflere de götürebilir. that lies at the heart of human inquiry ilgi cümleciği, bu iki yönlü niteliğin insanın bilgi arama dürtüsünün merkezinde olduğunu gösterir. lie at the heart of + isim öbeği yapısında heart mecazi anlamdadır. İfade, özellikle bir konu, fikir veya etkinlik için “bir şeyin merkezi ya da temel bir parçası olmak” anlamına gelir.

Alıştırma

Dersimizdeki “merkezinde olmak” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The need for fairness ____ the debate.

Cevabı göster

lies at the heart of

Are we bound to investigate everything we don't know, Dilbilgisi

3:40

Bilmediğimiz her şeyi araştırmak,

Dilbilgisi

be bound to investigate: araştırmanın kaçınılmaz olması

Are we bound to investigate...? ifadesinde be bound to + fiilin yalın hâli, bir eylemin kaçınılmaz ya da çok olası olduğuna dair güçlü bir düşünceyi belirtir. Konuşmacı, insanların bilinmeyen her şeyi incelemeye doğal olarak yönelip yönelmediğini sorgular. Buradaki bound, iple bağlanmış olmak anlamına gelmez ve bir kural ya da görev de belirtmez. Bu yapıda güçlü bir tahmin veya kaçınılmaz görünen bir eğilim ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümlede be bound to bir kuralı veya görevi değil, güçlü bir tahmini ifade eder?

  1. Without maintenance, the machine is bound to break down.
  2. Every visitor is required to show identification.
  3. All employees are bound by the safety agreement.
Cevabı göster

Without maintenance, the machine is bound to break down.

to mine the Earth for more? Deyimler

3:43

daha fazlası için Dünya'yı kazmak zorunda mıyız?

Deyimler

to mine the Earth for more: çıkarma eylemini metafor olarak kullanmak

Burada mine, “topraktan değerli maddeler çıkarmak” anlamında bir fiildir; “benimki” anlamındaki mine zamiri değildir. mine + yer veya kaynak + for + hedef kalıbı, bir kaynaktan bir şey elde etmek için onu kazmak ya da ayrıntılı biçimde araştırmak anlamına gelir. Bu soruda more özellikle açık bırakılmıştır; daha fazla kaynak, keşif veya cevap anlamına gelebilir. Daha fazlasını aramayı madencilik olarak anlatmak, keşfi bir şeyleri çekip alma görüntüsüne dönüştürür ve bitmeyen keşif isteğinin araştırdığı şeyi tüketip zarar verip vermeyeceğini sorgulatır.

Alıştırma

Bu soruda “to mine the Earth for more” ifadesi temel olarak neyi düşündürür?

  1. Dünya'nın kişisel olarak konuşmacıya ait olduğunu iddia etmek.
  2. Daha fazla kaynak, keşif veya cevap peşinde Dünya'dan bir şeyler çıkarmaya devam etmek.
  3. Dünya yüzeyinin altında bir ev inşa etmek.
Cevabı göster

Daha fazla kaynak, keşif veya cevap peşinde Dünya'dan bir şeyler çıkarmaya devam etmek.

Or are there some mysteries that are better left unsolved? Dilbilgisi

3:45

Yoksa çözülmemiş olarak bırakılması daha iyi olan bazı gizemler var mı?

Dilbilgisi

mysteries that are better left unsolved: be better left + durum

be better left + sıfat ya da geçmiş zaman ortacı kalıbı, bir şeyi değiştirmemek, açıklamamak veya ele almamak ve belirli bir durumda bırakmak daha akıllıcadır anlamına gelir. mysteries that are better left unsolved ifadesinde unsolved, gizemlerin hangi durumda kalması gerektiğini açıklar. Left, leave fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve burada “bir şeyin aynı durumda kalmasına izin vermek” anlamındadır. Gizemlerin unutulduğu anlamına gelmez. Soru bilinçli bir ölçülülük önerir: bazı gizemleri çözmek yarardan çok zarar getirebilir.

Alıştırma

“Onları cevaplamamak daha akıllıcadır” anlamını vermek için better left + geçmiş zaman ortacı kullanın: Some private questions are ____.

Cevabı göster

better left unanswered

At TED,

3:49

TED'de,

we believe in the power of storytelling Kalıp ifadeler

3:49

hikaye anlatıcılığının gücüne inanıyoruz

Kalıp ifadeler

believe in the power of storytelling: etkisine güvenmek

Bu cümlede believe in, bir şeyin yalnızca var olduğunu düşünmek değil, onun değerine veya etkisine güvenmek anlamına gelir. The power of storytelling, hikâye anlatmanın insanların anladıkları, hissettikleri veya yaptıkları şeyleri etkileme gücüdür. believe in the power of + isim veya -ing biçimi, bir şeyin olumlu etkisine duyulan inancı güçlü biçimde ifade eden yeniden kullanılabilir bir kalıptır. Konuşmalarda, misyon bildirilerinde ve bir amacı destekleyen mesajlarda yaygındır.

Alıştırma

Öğrendiğiniz kalıpla bu değer ifadesini tamamlayın: We ____ education to change lives.

Cevabı göster

believe in the power of

and that even the youngest among us have ideas that should be unleashed into the world. Notlar

3:51

ve aramızdaki en gençlerin bile dünyaya salıverilmesi gereken fikirleri olduğuna inanıyoruz.

Kelime

even the youngest among us: daha az beklenen bir grubu da kapsamak

Even, en genç üyeleri özellikle vurgular; çünkü insanlar önemli fikirleri olmasını en az bekledikleri grubun onlar olduğunu düşünebilir. Buradaki anlam “bu grup da”dır, “yalnızca bu grup” değildir. The youngest, “en genç insanlar” anlamında the + üstünlük derecesindeki sıfat yapısını kullanır ve people sözcüğü söylenmeden bırakılır. Among us, bu kişileri konuşanın da içinde olduğu grubun içine yerleştirerek kapsayıcı bir mesaj oluşturur.

Alıştırma

Bu cümlede even the youngest among us neyi vurguluyor?

  1. En genç üyeler konuşanın grubunun dışındadır.
  2. Bazı insanlar önemli fikirleri olmasını beklemese de genç üyeler de kapsanır.
  3. Yalnızca en genç üyelerin fikirlerini paylaşmasına izin verilir.
Cevabı göster

Bazı insanlar önemli fikirleri olmasını beklemese de genç üyeler de kapsanır.

Deyimler

have ideas that should be unleashed into the world: fikirleri dünyaya açmak

Have ideas that should be unleashed into the world ifadesinde unleash mecazi anlamda kullanılır. Fikirler, baskı altında tutulan güçlü şeyler gibi gösterilir; onları serbest bırakmak, başkalarına ulaşmaları ve etki yaratmaları için açıkça ifade etmek veya paylaşmak demektir. Should be unleashed edilgen bir yapıdır: eylem ideas üzerinde gerçekleşir, should ise konuşanın bunun yapılması gerektiğine inandığını gösterir. Bu olumlu ve yaratıcı bağlamda tehlike değil, potansiyel serbest bırakılır.

Alıştırma

Bu cümlede ideas that should be unleashed into the world ne anlama geliyor?

  1. İnsanlar fikirlerini başka biri keşfedene kadar gizli tutmalıdır.
  2. İnsanlar her fikri kontrol altında tutulması gereken tehlikeli bir güç olarak görmelidir.
  3. İnsanlar fikirlerini ifade edip paylaşmalı, böylece bu fikirler etki yaratabilmelidir.
Cevabı göster

İnsanlar fikirlerini ifade edip paylaşmalı, böylece bu fikirler etki yaratabilmelidir.

If you're curious about how to turn your experiences, Kalıp ifadeler

3:56

Deneyimlerinizi,

dreams, fears,

3:58

hayallerinizi, korkularınızı

or hopes into a TED-style talk,

4:00

veya umutlarınızı TED tarzı bir konuşmaya nasıl dönüştüreceğinizi merak ediyorsanız,

Kalıp ifadeler

how to turn your experiences ... into a TED-style talk: deneyimleri bir konuşmaya dönüştürmek

Turn A into B, A'yı kullanarak, yeniden şekillendirerek veya geliştirerek B hâline getirmek demektir. Burada kişisel deneyimler, hayaller, korkular ve umutlar başlangıç malzemesidir; TED tarzı bir konuşma ise ortaya çıkan sonuçtur. Bu yapı fiziksel bir dönüşü değil, biçim değişikliğini anlatır. How to ile fiilin yalın biçimi birlikte kullanıldığında “bir şeyi yapma yolu” anlamına gelir. Curious about sonrasındaki how to turn... kişinin tam olarak neyi öğrenmek istediğini belirtir.

Alıştırma

Turn A into B yapısını kullanın ve daha önce sözü edilen kayıtları bir zamirle karşılayın: The editor had several recordings and planned to ____ a podcast episode.

Cevabı göster

turn them into

we want to help.

4:02

yardım etmek istiyoruz.

Visit ed.ted.com/studenttalks

4:03

Bir sonraki adımı açmak için

to unlock the next step. Deyimler

4:07

ed.ted.com/studenttalks adresini ziyaret edin.

Deyimler

to unlock the next step: sıradaki aşamaya erişim kazanmak

Burada unlock the next step, fiziksel bir kilidi açmak anlamına gelmez. Bir sonraki aşamaya devam etmenizi sağlayan bilgiye veya fırsata erişmek anlamına gelir. to unlock... ifadesi, Visit... komutunun amacını gösterir: ilerlemek için siteyi ziyaret edersiniz. Bu benzetme, harekete geçirici mesajı açılmayı bekleyen yeni bir aşama varmış gibi daha ilgi çekici kılar.

Alıştırma

Bu açıklamada “erişim kazanmak” anlamında kullanılan fiille cümleyi tamamlayın: Complete the quiz to ____ the next lesson.

Cevabı göster

unlock