Yetersiz insanlar neden harika olduklarını düşünür? - David Dunning: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
651 kelime 154 kel/dk

Video açıklaması: Bu ders, bilgi boşluklarının öz değerlendirmeyi çarpıtabildiğini gösteren Dunning-Kruger etkisini açıklar. Daha az becerili kişiler kendi hatalarını fark edemezken uzmanlar yeteneklerinin ne kadar sıra dışı olduğunu küçümseyebilir. Sonuçta, başkalarından geri bildirim istemenin ve öğrenmeyi sürdürmenin gerçek yeterliği daha doğru değerlendirmeye yardımcı olduğu belirtilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Knowing how competent we are and how our skills stack up against other people's is more than a self-esteem boost. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir gerund yan cümlesini özne olarak kullanıp karmaşık bir faaliyeti değerlendirilecek konuya dönüştürmeyi öğrenin. Böylece resmî bir metinde veya sunumda, becerileri bilmenin ve karşılaştırmanın neden önemli sonuçları olduğunu açıklayabilirsiniz. 2. When they're unskilled, ve When they're exceptionally competent, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Paralel iki when yan cümlesinin beceri ölçeğinin karşıt uçlarını nasıl kıyasladığını fark edin. Bu dengeli yapıyla zıt grupların, farklı nedenlerle de olsa, aynı hatalı öz algı sorununu yaşayabildiğini gösterebilirsiniz. 3. "When arguing with a fool, first make sure the other person isn't doing the same thing." — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Atasözündeki ironik tersine dönüşü anlayın: Başkasını aptal saymadan önce kendi yargınızın da aynı ölçüde hatalı olup olmadığını kontrol etmelisiniz. Bu sayede aşırı özgüvene karşı akılda kalıcı bir uyarıyı yorumlayabilir ve uygun bağlamda kullanabilirsiniz.

Bu derste

Are you as good at things as you think you are? Dilbilgisi

0:06

Bir şeylerde düşündüğünüz kadar iyi misiniz?

Dilbilgisi

as good ... as you think you are: gerçek beceriyi kişinin kendi düşüncesiyle karşılaştırmak

as + sıfat + as kalıbı eşitlik karşılaştırması kurar: iki kişi, şey ya da düzeyin aynı dereceye ulaşıp ulaşmadığını sorar veya belirtir. Burada as good at things as, gerçek becerin ile sahip olduğunu düşündüğün beceri düzeyini karşılaştırır. İkinci as'ten sonra gelen you think you are karşılaştırma ölçütünü verir. are'dan sonra good at things ifadesi anlaşılır olduğu için İngilizcede tekrar edilmez.

Alıştırma

Eşitlik karşılaştırmasını kuran iki sözcükle soruyu tamamla: Are you ____ patient with beginners ____ you think you are?

Cevabı göster

as · as

How good are you at managing money? Dilbilgisi

0:10

Para yönetiminde ne kadar iyisiniz?

Dilbilgisi

How good are you at + -ing?: beceri düzeyini sormak

How good are you at + isim veya -ing biçimi kalıbı, birinin bir işi yapıp yapamadığını değil, o işteki beceri düzeyini sorar. Burada değerlendirilen beceri managing money'dir. At bir edattır; bu yüzden ardından bir eylem gelirse -ing biçimi kullanılır: managing; manage veya to manage değil. Aynı kalıp How good are you at math? örneğindeki gibi isim de alabilir.

Alıştırma

at'ten sonra organize sözcüğünün doğru biçimini kullan: How good are you at ____ group projects?

Cevabı göster

organizing

What about reading people's emotions? Ton ve niyet

0:13

İnsanların duygularını okuma konusunda peki?

Ton ve niyet

What about reading ...? ile devam sorusu sormak

What about + bir ad ya da -ing'li ifade, konuşulmakta olan konuyla bağlantılı başka bir öğeyi gündeme getirir. Burada reading people's emotions, üzerinde düşünülecek bir başka beceri olarak eklenir. Önceki soru bağlamdan anlaşılır, bu yüzden konuşmacı sorunun tamamını tekrarlamaz. Bu kullanımda What about ...?, “Peki bu ilgili öğe?” anlamına gelir; about sözcüğünün anlamını sormaz.

Alıştırma

Evde yardım etme yollarını sıralıyorsun. Başka bir etkinlik eklemek için clean fiilini kullan: What about ____ the kitchen?

Cevabı göster

cleaning

How healthy are you

0:16

Ne kadar sağlıklısınız

compared to other people you know? Dilbilgisi

0:17

tanıdığınız diğer insanlarla karşılaştırıldığında?

Dilbilgisi

compared to other people you know: karşılaştırma ölçütü

Compared to, bir değerlendirmede ölçüt olarak kullanılan kişiyi, grubu, şeyi veya zamanı belirtir. Bu soru ne kadar sağlıklı olduğunu değerlendirir; other people you know ise referans grubudur. you know, other people ifadesini niteler ve grubu tanıdığın kişilerle sınırlar. Bu ifade karşılaştırma ölçütünü belirler; insanların bir eylemden etkilendiğini anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle karşılaştırma ölçütünü belirtmek için compared to ifadesini doğru kullanıyor?

  1. This room compared to bright the hallway.
  2. This room is bright compared the hallway.
  3. This room is bright compared to the hallway.
Cevabı göster

This room is bright compared to the hallway.

Are you better than average at grammar? Dilbilgisi

0:19

Dil bilgisinde ortalamanın üstünde misiniz?

Dilbilgisi

better than average at grammar: dil bilgisinde ortalamanın üzerinde olmak

better than average ifadesinde average karşılaştırma ölçütüdür: bir gruptaki olağan düzeyi belirtir. İfade, “bu düzeyin üzerinde” demektir; mutlaka mükemmel veya en iyilerden biri anlamına gelmez. at grammar, değerlendirilen becerinin dil bilgisi olduğunu belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp be better than average at + beceri ya da etkinlik şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın satranç becerisinin olağan düzeyin üzerinde olduğunu, ancak en iyilerden biri olduğunun söylenmediğini ifade eder?

  1. Maya is better than average at chess.
  2. Maya is one of the best chess players.
  3. Maya is average at chess.
Cevabı göster

Maya is better than average at chess.

Knowing how competent we are Dilbilgisi

0:22

Ne kadar yetkin olduğumuzu

and how our skills stack up against other people's Öbek fiiller

0:24

ve becerilerimizin diğer insanlarınkilere kıyasla ne durumda olduğunu bilmek

Öbek fiiller

stack up against: göreli performansı karşılaştırma

stack up against ifadesinde stack up, “nitelik veya performans bakımından karşılaştırılmak” anlamına gelir; against ise karşılaştırılan kişi ya da şeyi belirtir. Bu ifade, nesneleri fiziksel olarak üst üste koymayı anlatmaz. Buradaki other people's, skills sözcüğünün düşürüldüğü bir iyelik yapısıdır; tam biçimi other people's skills olur. İfade, becerilerimizin onlarınkiyle nasıl karşılaştırıldığını sorar; bizimkilerin daha iyi, daha kötü ya da benzer olduğunu baştan söylemez.

Alıştırma

stack up against ifadesini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: The review asks how the budget phone ____ the premium model.

Cevabı göster

stacks up against

is more than a self-esteem boost. Kalıp ifadeler

0:27

öz güvenimizi artırmaktan daha fazlasıdır.

Dilbilgisi

Knowing how ... is ...: özne görevindeki isim-fiil öbeği

Knowing, “bilme ya da anlama durumu” anlamına gelen bir isim-fiil öbeğini başlatır. Süreklilik bildiren bir fiil yapısının parçası değildir. Ardından iki eş görevli how yan cümlesi gelir: how competent we are ve how our skills stack up against other people's. Knowing ... öbeğinin tamamı tek bir dil bilgisel özne olarak işlev görür, bu yüzden tekil fiil is kullanılır. Bu kalıp, karmaşık bir eylem veya düşünceyi konu hâline getirip ardından onu değerlendirir.

Alıştırma

Cümleyi be fiilinin geniş zaman biçimiyle tamamla: Knowing how to ask for help ____ an important skill.

Cevabı göster

is

Kalıp ifadeler

more than a self-esteem boost: yalnızca tek bir yarar değil

more than + isim öbeği, “yalnızca … değil” veya “…den daha fazlası” anlamına gelebilir. Bu cümlede more than a self-esteem boost, öz saygıyı artırmanın faydalardan biri olduğunu, ancak tüm değer veya etkinin bundan ibaret olmadığını anlatır. Burada boost sayılmıyor ve birden fazla artış olduğu söylenmiyor. Yapı, iddianın kapsamını genişletir ve dinleyiciyi genellikle daha önemli başka bir yarara ya da sonuca hazırlar.

Alıştırma

Kulübün başka bir değeri daha olduğunu göstermek için cümleyi more than ile tamamlayın: After school, the chess club is ____ a place to play games.

Cevabı göster

more than

It helps us figure out when we can forge ahead on our own decisions and instincts Notlar

0:30

Kendi kararlarımız ve içgüdülerimizle ne zaman ilerleyebileceğimizi

Öbek fiiller

figure out: düşünerek anlamak veya belirlemek

figure out; düşünerek, ipuçlarını inceleyerek veya farklı yollar deneyerek bir şeyi anlamak ya da bir cevaba ulaşmak demektir. Burada “bir sayıyı hesaplamak” anlamına gelmez; bir şeyi değerlendirmek veya belirlemek anlamındadır. figure out ifadesinden sonra, figure out when to act örneğindeki gibi bir soru sözcüğüyle başlayan yan cümle gelerek neyin anlaşılması gerektiğini gösterebilir. Bu cümlede asıl soru, kişinin kendi kararlarına ve içgüdülerine dayanarak ne zaman ilerlemesinin uygun olduğudur.

Alıştırma

Ava'nın cevaba deneyerek ve akıl yürüterek ulaştığını en iyi vurgulayan seçenek hangisidir? Ava finally managed to ____ why the toy would not move.

  1. figure out
  2. point out
  3. find out
Cevabı göster

figure out

Deyimler

forge ahead: kararlılıkla ilerlemeye devam etmek

forge ahead, özellikle zorluklara, gecikmelere veya belirsizliğe rağmen kararlı biçimde ilerlemeyi sürdürmek anlamına gelen mecazi bir fiil ifadesidir. Burada forge “metale şekil vermek” anlamına gelmez ve ahead fiziksel bir varış noktası değildir. Bu cümlede ifade, ilerlemek için doğru zaman belirlendikten sonra kişinin kendi kararlarına ve içgüdülerine güvenerek harekete geçmesini anlatır.

Alıştırma

“Zorluğa rağmen kararlılıkla devam etmek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Although the first experiment failed, the class chose to ____ with a safer design.

Cevabı göster

forge ahead

and when we need instead to seek out advice. Öbek fiiller

0:34

ve ne zaman tavsiye aramamız gerektiğini anlamamıza yardımcı olur.

Öbek fiiller

seek out advice: etkin biçimde tavsiye aramak

Seek out advice, çoğu zaman doğru kişileri veya kaynakları arayarak tavsiye bulmak için bilinçli bir çaba göstermek demektir. Out, etkin biçimde arama anlamı katar; tavsiyenin “dışarıda” olduğu anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp seek out + isim şeklindedir: seek out information veya seek out an expert gibi. Arama sürecinin kendisi önemli olduğunda kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi seek out advice ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After his first plan failed, Omar ____ from an experienced engineer.

Cevabı göster

sought out advice

But psychological research suggests that Anlatım akışı

0:39

Ancak psikolojik araştırmalar şunu gösteriyor:

we're not very good at evaluating ourselves accurately. Kalıp ifadeler

0:41

Kendimizi doğru bir şekilde değerlendirme konusunda pek iyi değiliz.

Anlatım akışı

psychological research suggests that: araştırma kanıtını sunmak

Psychological research suggests that, dinleyiciye sıradaki iddianın nereden geldiğini bildirir. Konuşmacı genel bir tartışmadan araştırmayla desteklenen bir ifadeye geçer; böylece sonraki düşünce yalnızca kişisel bir görüş olarak değil, kanıta dayalı bir görüş olarak sunulur. Burada suggests, “belirtir” veya “bu sonuca işaret eder” anlamındadır; “tavsiye eder” anlamında değildir. Kanıt kaynağı + suggests that + tam ifade kalıbı temkinli bir anlatımdır: kanıt iddiayı destekler, ancak onu tamamen kanıtlanmış gibi sunmaz.

Alıştırma

“Recent studies suggest that short breaks can improve focus,” cümlesinde suggests that ne işe yarar?

  1. Çalışmalara kısa bir mola vermelerini tavsiye eder.
  2. Araştırma kanıtlarıyla desteklenen bir sonucu sunar.
  3. Sonucun mutlak kesinlikle kanıtlandığını iddia eder.
Cevabı göster

Araştırma kanıtlarıyla desteklenen bir sonucu sunar.

Kalıp ifadeler

Kendimizi doğru değerlendirmekte iyi olmak

be good at + isim ya da -ing biçimi, bir alanda veya etkinlikte becerikli olmak anlamına gelir. at bir edat olduğu için burada evaluate, evaluating biçimine dönüşür. Ourselves, hem değerlendirenlerin hem de değerlendirilenlerin we olduğunu gösterir. Accurately, değerlendirmenin gerçekle ne kadar doğru örtüştüğünü belirtirken not very, we are bad at it demeye kıyasla olumsuz ifadeyi yumuşatır.

Alıştırma

Cümleyi good at ve explain fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Nina is ____ difficult ideas clearly.

Cevabı göster

good at explaining

In fact,

0:45

Aslında,

we frequently overestimate our own abilities. Kelime

0:46

çoğu zaman kendi yeteneklerimizi gözümüzde büyütürüz.

Kelime

Kendi yeteneklerimizi sık sık olduğundan fazla değerlendirmek

Overestimate, bir miktarı, düzeyi veya yeteneği gerçekte olduğundan daha yüksek değerlendirmek anlamına gelir. over- öneki gereğinden fazla veya gerçek düzeyin ötesinde anlamındadır; değerlendirme işinin sona erdiği anlamına gelmez. Our own abilities, gereğinden yüksek değerlendirilen şeyin başkalarının değil, kendi yeteneklerimiz olduğunu belirtir. Frequently bunun yalnızca bir kez değil, sık sık gerçekleştiğini anlatır.

Alıştırma

"We frequently overestimate our own abilities" cümlesini en iyi açıklayan ifade hangisidir?

  1. Yeteneklerimizi sık sık gerçekte olduğundan daha iyi görürüz.
  2. Neler yapabildiğimizi nadiren düşünürüz.
  3. Başkalarının yeteneklerini dikkatle ölçeriz.
Cevabı göster

Yeteneklerimizi sık sık gerçekte olduğundan daha iyi görürüz.

Researchers have a name for this phenomenon, Kalıp ifadeler

0:49

Araştırmacıların bu fenomene verdikleri bir isim var:

Kalıp ifadeler

have a name for this phenomenon: bir terimi tanıtma

Bu cümlede researchers have a name for this phenomenon, araştırmacıların az önce açıklanan örüntü için belirli bir terim kullandığı anlamına gelir. Dinleyiciye sırada bu terimin geleceğini bildirir. have a name for + bir şey yapısını, bir açıklamadan o şeyin adına geçmek için kullanabilirsiniz. Burada phenomenon gözlemlenebilir bir olay veya örüntü anlamındadır; bir kişiyi ifade etmez.

Alıştırma

have a name for yapısını doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: Scientists ____ this process: sublimation.

Cevabı göster

have a name for

the Dunning-Kruger Effect. Kültür

0:52

Dunning-Kruger Etkisi.

Kültür

the Dunning-Kruger Effect: bir öz değerlendirme örüntüsü

Dunning-Kruger Etkisi, öz değerlendirmede incelenen bir örüntünün adıdır. Belirli bir beceri alanında düşük performans gösteren kişiler, performanslarını kanıtların gösterdiğinden daha yüksek değerlendirebilir. Bunun bir nedeni, hataları fark etmenin de görevi yaparken kullanılan bilgilerin bir kısmını gerektirebilmesidir. Dunning ve Kruger araştırmacıların soyadlarıdır. Effect sözcüğü de terimin parçasıdır; burada sıradan bir sonuç veya etkiden değil, adı konmuş bir psikolojik etkiden söz edilir.

Alıştırma

Bu iddianın desteklenip desteklenmediğine karar verin: Maya sounded very confident, so she definitely has the Dunning-Kruger Effect.

  1. Yeterli dayanağı var
  2. Yeterli dayanağı yok
Cevabı göster

Yeterli dayanağı yok

This effect explains why more than 100 studies have shown that Anlatım akışı

0:55

Bu etki, 100'den fazla çalışmanın neden şunu gösterdiğini açıklıyor:

people display illusory superiority. Kelime

0:59

İnsanlar hayali bir üstünlük sergilerler.

Anlatım akışı

more than 100 studies have shown that: birikmiş araştırma kanıtlarını sunmak

More than 100 studies, kanıtın kaynağı olan araştırmaların sayısını belirtir. Böylece iddianın tek bir örneğe değil, birbirinden ayrı çok sayıda araştırmaya dayandığını gösterir. Have shown, present perfect yapısındadır ve bugüne kadar biriken bulguları mevcut iddia açısından hâlâ geçerli olarak sunar. That, bu araştırmaların desteklediği sonucu başlatır. Yapı bir bütün olarak önce kanıtı, sonra kanıtın desteklediği iddiayı verir.

Alıştırma

Hangi cümle, birikmiş araştırma kanıtlarını sunmak için hedef yapıyı doğal biçimde kullanıyor?

  1. More than 40 studies are showing that regular exercise improved sleep.
  2. More than 40 studies have shown that regular exercise can improve sleep.
  3. More 40 studies have showed that regular exercise can improve sleep.
Cevabı göster

More than 40 studies have shown that regular exercise can improve sleep.

Kelime

display illusory superiority: yanıltıcı üstünlük yanlılığı sergilemek

Bu cümlede display, bir özellik veya davranışı göstermek ya da sergilemek anlamına gelir. Nesnesi, sergilenmek üzere ortaya konan bir eşya değil, soyut bir psikolojik eğilimdir. Illusory superiority, nesnel kanıtlarla yeterince desteklenmediği hâlde kişinin kendisini başkalarından daha iyi değerlendirmesi yanlılığıdır. Illusory, bu üstünlüğün gerçek bir avantaj değil, yanlış bir izlenim olabileceğini anlatır.

Alıştırma

Some drivers display illusory superiority cümlesinde display ne anlama gelir?

  1. bir eşyayı herkesin görebileceği şekilde sergilemek
  2. psikolojik bir eğilimi göstermek veya sergilemek
  3. ekranda bilgi sunmak
Cevabı göster

psikolojik bir eğilimi göstermek veya sergilemek

We judge ourselves as better than others Dilbilgisi

1:02

Kendimizi matematikin kurallarını ihlal edecek

Dilbilgisi

judge ourselves as better than others: kendimizi başkalarından daha iyi değerlendirmek

judge A as B, A'yı B olarak değerlendirmek anlamına gelir. Bu cümlede ourselves değerlendirilen nesnedir; better than others ise değerlendirmenin sonucudur. Kişi kendi grubunu değerlendirdiği için we öznesine uyan dönüşlü biçim ourselves kullanılır. Bu yapı planları, kanıtları, eylemleri veya sonuçları değerlendirirken de kullanılabilir. Odak, değerlendirmeden çıkan sonuçtur.

Alıştırma

Değerlendirme sonucunu belirtmek için judge A as B yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The panel judged the evidence as reliable.
  2. The panel judged as the evidence reliable.
  3. The panel judged the evidence by reliable.
Cevabı göster

The panel judged the evidence as reliable.

to a degree that violates the laws of math. Deyimler

1:04

derecede başkalarından daha iyi yargılarız.

Deyimler

to a degree that violates the laws of math: matematiğin yasalarını ihlal edecek ölçüde

to a degree that ..., öylesine büyük bir ölçüde ki ... sonucunu doğurmak anlamına gelir; that ile başlayan bölüm bu ölçünün sonucunu açıklar. Buradaki violates the laws of math, yasa çiğnemekten söz etmez; bilinçli bir abartıdır. Herkesin kendisini diğerlerinden daha iyi görmesinin matematiksel olarak aynı anda mümkün olmadığını vurgular. Bu canlı ifade, çelişkiyi belirginleştirerek savı güçlendirir. Resmî bir matematiksel sonuç değildir.

Alıştırma

Bu ifade içeren cümlede violates the laws of math ne anlama gelir?

  1. It uses hyperbole to say that the claim is mathematically impossible.
  2. It says that mathematics stopped working for everyone.
  3. It says that someone broke a criminal law about mathematics.
Cevabı göster

It uses hyperbole to say that the claim is mathematically impossible.

When software engineers at two companies were asked to rate their performance, Dilbilgisi

1:07

İki şirketteki yazılım mühendislerinden performanslarını değerlendirmeleri istendiğinde,

Dilbilgisi

were asked to rate their performance: edilgen be asked to do kalıbı

Were asked to rate, edilgen be asked to do kalıbını kullanır. İsteği alan kişiler mühendislerdir; to rate ise onlardan yapmaları istenen eylemi belirtir. Burada rate, “değerlendirmek veya puan vermek” anlamındadır; their performance ise mühendislerin kendi iş performansını ifade eder. Bu kalıp, isteği kimin yaptığına değil katılımcılara ve görevlerine odaklandığı için anket ve araştırmalarda sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi geçmiş zaman edilgen be asked to do kalıbı ve rate fiiliyle tamamlayın: Yesterday, the visitors ____ the museum tour on a scale from one to five.

Cevabı göster

were asked to rate

32% of the engineers at one company and 42% at the other

1:12

bir şirketteki mühendislerin %32'si, diğerindekilerin ise %42'si

put themselves in the top 5%. Kalıp ifadeler

1:17

kendilerini en üst %5'lik dilime koydu.

Kalıp ifadeler

put themselves in the top 5%: kendini en üst %5'lik gruba yerleştirmek

Put themselves in the top 5% ifadesinde put, mecazi olarak “sınıflandırmak veya bir konuma yerleştirmek” anlamına gelir. Bu kişiler kendilerini en yüksek performans gösteren yüzde beşlik grubun üyeleri olarak sınıflandırmıştır. Dönüşlü zamir themselves, değerlendirmeyi yapanlarla gruba yerleştirilen kişilerin aynı olduğunu gösterir. put + kişi + in + grup veya aralık kalıbı fiziksel hareketi değil, sınıflandırmayı ya da sıralamadaki konumu anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi put + dönüşlü zamir + in kalıbıyla tamamlayın: In a self-assessment last week, Ava ____ the top 10% of designers.

Cevabı göster

put herself in

In another study,

1:21

Başka bir çalışmada,

88% of American drivers

1:22

Amerikalı sürücülerin %88'i

described themselves as having above-average driving skills. Dilbilgisi

1:25

kendilerini ortalamanın üzerinde sürüş becerisine sahip olarak tanımladı.

Dilbilgisi

described themselves as having...: kişinin kendi beceri değerlendirmesini aktarmak

Yapı describe + kişi + as + betimleme şeklindedir. Burada themselves, described fiilinin nesnesidir; as having above-average driving skills ise kişilerin kendilerini nasıl tanımladığının içeriğini verir. Having, as'ten sonra kullanılan -ing biçimidir. Kendilerini bu beceriye sahip kişiler olarak sunduklarını belirtir; ikinci bir ana eylem değildir.

Alıştırma

Raporu describe + dönüşlülük zamiri + as having yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: In the interview, Maya ____ excellent problem-solving skills.

Cevabı göster

described herself as having

These aren't isolated findings. Anlatım akışı

1:29

Bunlar münferit bulgular değildir.

Anlatım akışı

These aren't isolated findings: kanıtları bir örüntü içinde bağlamak

These, az önce sözü edilen bulgulara gönderme yapar. Isolated findings, destekleyici ortak bir örüntüsü olmayan tek seferlik sonuçlar olurdu; bu cümle önceki sonuçların böyle olmadığını belirtir. Söylemi düzenleyen bir geçiş olarak bu cümle, ayrı örnekleri birbirine bağlar ve dinleyiciyi daha geniş bir iddiaya ya da tekrarlanan bir örüntüye hazırlar. Isolated, kanıtların fiziksel konumunu değil, aralarındaki ilişkiyi tanımlar.

Alıştırma

Konuşan kişi birkaç araştırmayı sıraladıktan sonra “These aren't isolated findings.” diyor. Bu cümle ne yapıyor?

  1. Önceki sonuçları güvenilmez oldukları için geri çeker.
  2. Araştırmaları daha geniş bir örüntünün kanıtları olarak birbirine bağlar.
  3. Araştırmaların uzak yerlerde yapıldığını söyler.
Cevabı göster

Araştırmaları daha geniş bir örüntünün kanıtları olarak birbirine bağlar.

On average, people tend to rate themselves better than most Notlar

1:31

Ortalama olarak, insanlar kendilerini çoğunluktan daha iyi değerlendirme eğilimindedir,

Anlatım akışı

On average: genel bir istatistiksel eğilimi sunmak

On average önce istatistiksel bir bakış açısı kurar: Ardından gelen ifade bir grubu, çok sayıda gözlemi veya bir zaman dilimini özetler. Belirli tek bir durumla ilgili iddia değil, genel bir sonuç bildirir. Ortalamalar istisnalara izin verir. Burada average “sıradan bir insan” anlamına gelmez; ifadenin bütünü “durumlar birlikte değerlendirildiğinde” demektir.

Alıştırma

Araştırmacılar tüm uyku kayıtlarını birleştirip gecelik ortalama 7,2 saat sonucuna ulaşıyor. Bu sonucu en doğru biçimde hangi cümle aktarır?

  1. Participants usually slept exactly 7.2 hours per night.
  2. On average, participants slept 7.2 hours per night.
  3. Every participant slept 7.2 hours per night.
Cevabı göster

On average, participants slept 7.2 hours per night.

Dilbilgisi

tend to rate themselves better than most: kesin olmayan bir eğilim

tend to + fiilin yalın hâli, istisnasız bir kuralı değil, sık görülen bir eğilimi anlatır. Bu cümlede rate themselves, kişinin kendisini yargılaması veya değerlendirmesi demektir. better than most, kişilerin kendi değerlendirmelerine göre kendilerini insanların çoğundan üstün gördüklerini belirtir. Burada most, most people yerine kullanılır; most better gibi bir üstünlük yapısının parçası değildir.

Alıştırma

Hangi cümle istisnalara izin vererek genel bir öz değerlendirme eğilimini doğru biçimde anlatır?

  1. Players tend to rate themselves as more skilled than most of their teammates.
  2. Every player always rates themselves as the most skilled teammate.
  3. Players are tend to rate themselves as more skilled than most of their teammates.
Cevabı göster

Players tend to rate themselves as more skilled than most of their teammates.

in disciplines ranging from health, Kalıp ifadeler

1:34

sağlık alanından

leadership skills,

1:36

liderlik becerilerine,

ethics, and beyond.

1:38

etik değerlere ve ötesine uzanan disiplinlerde.

Kalıp ifadeler

ranging from ... and beyond: ucu açık bir kapsam

Ranging from, disiplinler kümesinin ne kadar geniş olduğunu gösteren örnekleri sunar. And beyond listeyi açık uçlu bırakır: sağlık, liderlik becerileri ve etik bütün liste değil, yalnızca örneklerdir. Yaygın ve açık bir kalıp olan ranging from A to B and beyond ifadesinde A ile B bir aralığın iki ucunu gösterir. Altyazıda from sonrasında birkaç alan sıralanır; ifade yine örnekler arasında geniş bir kapsam kurar ve kapsamın devam ettiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz aralık başlatma ifadesiyle tamamlayın: The museum offers programs ____ art classes to science talks and beyond.

Cevabı göster

ranging from

What's particularly interesting Anlatım akışı

1:41

Özellikle ilginç olan şey,

is that those with the least ability Dilbilgisi

1:43

en az yeteneğe sahip olanların

Anlatım akışı

What's particularly interesting is that ...: sonraki noktayı vurgulamak

What's particularly interesting is that ... bir odaklama kalıbıdır. What ile başlayan yan cümle özne görevindedir, is onu that ile başlayan yan cümleye bağlar ve that yan cümlesi konuşmacının dinleyicilerin dikkat etmesini istediği gerçeği taşır. Burada interesting yalnızca kişisel merakı anlatmaz. Particularly ile birlikte sonraki gerçeği konuşmacının açıklamasında özellikle dikkat çekici, önemli veya beklenmedik olarak işaretler.

Alıştırma

Cümleyi dersteki odaklama kalıbının tamamıyla tamamlayın: ____ the smallest battery lasted the longest.

Cevabı göster

What's particularly interesting is that

are often the most likely Dilbilgisi

1:45

genellikle en büyük ölçüde becerilerini

to overrate their skills to the greatest extent.

1:47

abartmaya en çok meyilli olanlar olmasıdır.

Dilbilgisi

those with the least ability: insanları ortak bir özelliğe göre gruplandırma

Those with the least ability, “yetenek düzeyi en düşük olan insanlar” anlamına gelir. Burada those çoğul bir insan grubunun yerini tutar; with the least ability ise hangi insanların kastedildiğini belirtir. those with + isim öbeği yapısı, ortak bir özellik üzerinden bir grubu kısa ve açık biçimde tanımlar. Least, karşılaştırmadaki en düşük yetenek düzeyini belirtir; ayrı ayrı yeteneklerin sayıca en az olmasını anlatmaz.

Alıştırma

Those sözcüğünü ve grubun özelliğini tanıtan edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the strongest applications were invited for an interview.

Cevabı göster

Those with

Dilbilgisi

the most likely to overrate: en yüksek olasılığı ifade etme

Be the most likely to + fiilin yalın hâli, karşılaştırılan insanlar veya şeyler arasında bir eylemi gerçekleştirme olasılığı en yüksek olmak demektir. Bu cümlede to overrate eylemi belirtir; overrate ise bir beceriyi gerçekte olduğundan daha iyi veya daha yüksek değerlendirmek anlamına gelir. Most, likely sözcüğünü en üstünlük derecesine getirir; böylece yapı, karşılaştırma grubundaki en yüksek olasılığı seçer. Bu yapıda likely sözcüğünden sonra -ing biçimi değil, to + fiilin yalın hâli gelir.

Alıştırma

Cümleyi likely + to ile kurulan en üstünlük yapısıyla tamamlayın: Of all the routes, the highway is ____ have heavy traffic.

Cevabı göster

the most likely to

People measurably poor at logical reasoning, Kalıp ifadeler

1:50

Mantıksal akıl yürütme,

Kalıp ifadeler

measurably poor at logical reasoning: mantıksal akıl yürütmede ölçülebilir derecede zayıf

Poor at + bir beceri veya etkinlik, birinin o alanda kötü performans gösterdiğini belirtir. Burada poor at logical reasoning, mantıksal akıl yürütme becerisinin zayıf olduğunu anlatır; poor, az paraya sahip olmak anlamına gelmez. Measurably, poor sözcüğünü niteler. Bu zayıflığın yalnızca kişisel bir izlenim olmadığını, testler veya verilerle tespit edilip ölçülebileceğini belirtir. Bu yüzden ifade, günlük bad at kullanımına göre daha resmî ve kanıta dayalıdır.

Alıştırma

Hangi cümle measurably poor at ifadesini doğal biçimde kullanır ve iddiayı kanıtla destekler?

  1. The app was measurably poor because its monthly fee was high.
  2. Test results showed that the app was measurably poor at recognizing speech in noisy rooms.
  3. I guessed that the app was measurably poor at recognizing speech, although no one had tested it.
Cevabı göster

Test results showed that the app was measurably poor at recognizing speech in noisy rooms.

grammar,

1:53

dil bilgisi,

financial knowledge,

1:54

finansal bilgi,

math,

1:55

matematik,

emotional intelligence,

1:56

duygusal zekâ,

running medical lab tests,

1:57

tıbbi laboratuvar testleri yapma

and chess,

1:59

ve satrançta ölçülebilir derecede kötü olan insanlar,

all tend to rate their expertise

2:00

kendi uzmanlıklarını

almost as favorably as actual experts do. Dilbilgisi

2:02

neredeyse gerçek uzmanlar kadar olumlu değerlendirme eğilimindedir.

Dilbilgisi

almost as favorably as actual experts do: neredeyse gerçek uzmanlar kadar olumlu

Almost as favorably as, almost + as + zarf + as kalıbını kullanır. Favorably, bir değerlendirmenin ne kadar olumlu olduğunu anlatır; almost ise iki değerlendirmenin birbirine çok yakın fakat tamamen eşit olmadığını belirtir. Sondaki do, daha önce geçen rate their expertise fiil öbeğinin yerine kullanılır. Bu nedenle actual experts do, actual experts rate their expertise anlamına gelir. Böylece fiil öbeğinin tamamı tekrarlanmaz.

Alıştırma

Hangi cümle karşılaştırmayı ve yerine geçen fiili doğru kullanır?

  1. Students rate the new lunch menu almost so favorably as teachers are.
  2. Students rate the new lunch menu almost as favorably as teachers do.
  3. Students rate the new lunch menu almost as favorably than teachers do.
Cevabı göster

Students rate the new lunch menu almost as favorably as teachers do.

So who's most vulnerable to this delusion? Kelime

2:08

Peki bu yanılgıya karşı en savunmasız olanlar kimlerdir?

Kelime

Bu sanrıya en açık olanlar kim?

Most vulnerable to, bir şeyden etkilenme veya zarar görme olasılığı en yüksek olmak demektir. Burada most vulnerable to this delusion, hangi insanların bu yanlış inançtan etkilenmeye ya da ona inanmaya en yatkın olduğunu sorar. Delusion, gerçeğe uymadığı hâlde güçlü biçimde benimsenen bir inancı anlatır; bu nedenle basit bir hatayı anlatan mistake kelimesinden daha ağırdır. Soru, inancın doğru olup olmadığına değil, insanların etkilenmeye ne kadar açık olduğuna odaklanır.

Alıştırma

Vulnerable to ifadesinin doğru kullanıldığı cümleyi seçin.

  1. Young plants are especially vulnerable for sudden frost.
  2. Young plants are especially vulnerable with sudden frost.
  3. Young plants are especially vulnerable to sudden frost.
Cevabı göster

Young plants are especially vulnerable to sudden frost.

Sadly, all of us,

2:11

Ne yazık ki hepimiz,

because we all have pockets of incompetence Deyimler

2:12

çünkü hepimizin

we don't recognize.

2:15

farkına varmadığımız yetersizlik alanları var.

Deyimler

pockets of incompetence: sınırlı yetersizlik alanları

Pockets of incompetence, bir kişinin beceri veya muhakeme bakımından yetersiz kaldığı küçük ve birbirinden ayrı alanları anlatan bir mecazdır. Buradaki pockets fiziksel cepler değil, sınırlı kısımlar veya alanlar demektir. Bu ifade, bir kişinin genel olarak yetkin olsa bile belirli alanlarda zayıflıkları olabileceğini ve çoğu zaman bunların farkında olmayabileceğini söyler. Because ile başlayan bölüm, bu düşünceyi kullanarak sorunun neden hepimizi etkileyebileceğini açıklar: herkesin fark etmediği bazı sınırlı yetenek alanları vardır.

Alıştırma

Bu cümlede pockets of incompetence ne anlama geliyor? A skilled team may still have pockets of incompetence in a few specialized tasks.

  1. Her alanda yeteneğin tamamen bulunmaması
  2. Yeteneğin eksik olduğu küçük alanlar
  3. Yararlı becerileri saklayan fiziksel cepler
Cevabı göster

Yeteneğin eksik olduğu küçük alanlar

But why?

2:18

Fakat neden?

When psychologists Dunning and Kruger first described the effect in 1999,

2:19

Psikologlar Dunning ve Kruger etkiyi 1999'da ilk tanımladıklarında,

they argued that people lacking knowledge and skill in particular areas Dilbilgisi

2:24

belirli alanlarda bilgi ve beceriden yoksun kişilerin

Dilbilgisi

people lacking...: people sözcüğünü niteleyen -ing yan cümlesi

people lacking knowledge and skill in particular areas yapısında lacking knowledge and skill in particular areas, people sözcüğünden sonra gelen -ing biçimli bir ortaç yan cümlesidir. Hangi insanlardan söz edildiğini belirtir ve burada people who lack knowledge and skill in particular areas ile aynı anlama gelir. Lacking ana fiil değildir; bu nedenle eksik bir be biçimi yoktur. people için kullanılan ana fiil, daha geniş cümlenin ilerleyen kısmında gelir.

Alıştırma

İlgi yan cümlesini -ing biçimli bir yan cümleyle yeniden yazın: Applicants who lack the required certificate cannot enter the program. Applicants ____ the required certificate cannot enter the program.

Cevabı göster

lacking

suffer a double curse. Deyimler

2:29

çifte bir lanetle karşı karşıya kaldığını öne sürdüler.

Deyimler

suffer a double curse: iki ciddi dezavantajı anlatan bir mecaz

Suffer a double curse, aynı anda iki ciddi dezavantaj yaşamayı anlatan bir mecazdır. Buradaki curse büyü anlamına gelmez; dezavantajları canlı ve akılda kalıcı bir imgeye dönüştürür. Double, sorunun iki parçası olduğunu gösterir. Bu ifade çoğu zaman söz konusu iki dezavantajın ne olduğuna dair bir açıklamaya giriş yapar.

Alıştırma

Bu cümlede suffer a double curse ne anlama geliyor?

  1. Beklenmedik iki ödül alırlar.
  2. İki ciddi dezavantaj yaşarlar.
  3. İki büyülü lanetin etkisi altına girerler.
Cevabı göster

İki ciddi dezavantaj yaşarlar.

First, they make mistakes Notlar

2:31

İlk olarak, hata yaparlar

and reach poor decisions.

2:32

ve kötü kararlar alırlar.

Kalıp ifadeler

make mistakes ve reach poor decisions: doğal fiil-ad eşdizimleri

Cümle iki doğal fiil-ad eşdizimini bağlar: make mistakes ve reach poor decisions. Make mistakes, bir şeyi yanlış yapmak anlamına gelir; poor ise kararların kötü veya akıllıca olmadığını belirtir. reach a decision ifadesinde reach, çoğu zaman düşünme veya tartışma sonrasında bir seçime ya da sonuca varmak anlamına gelir; fiziksel hareketi anlatmaz. Birleşimleri birer bütün olarak öğrenin: make a mistake ve reach a decision.

Alıştırma

Hata yapmayı ve bir karara varmayı anlatan doğal eşdizimleri hangi cümle kullanıyor?

  1. They made two mistakes before they arrived a final decision.
  2. They did two mistakes before they reached to a final decision.
  3. They made two mistakes before they reached a final decision.
Cevabı göster

They made two mistakes before they reached a final decision.

But second, those same knowledge gaps Kelime

2:34

Fakat ikincisi, aynı bilgi eksiklikleri

also prevent them from catching their errors. Dilbilgisi

2:37

hatalarını fark etmelerini de engeller.

Anlatım akışı

First, ... But second, ... ile bağlantılı iki noktayı düzenlemek

First, açıklamanın ilk bölümünü başlatır; But second, ise ikinci bölümü işaretler. Burada second, zaman açısından daha sonra gerçekleşen bir olay değil, savdaki ikinci nokta anlamına gelir. But, ikinci noktanın yalnızca listedeki başka bir madde olmadığını gösterir. Sorunu ağırlaştıran ek bir sonucu anlatır: Aynı bilgi eksikliği hem hatalara yol açar hem de bu hataların fark edilmesini zorlaştırır.

Alıştırma

Örnekte First, ... But second, ... nasıl bir işlev görür?

  1. İki olayın gerçekleştiği zamanları belirtir.
  2. Birinci nokta yanlış olduğu için onun yerine ikinci noktayı koyar.
  3. İki noktayı düzenler ve ikinciyi ek bir güçlük olarak sunar.
Cevabı göster

İki noktayı düzenler ve ikinciyi ek bir güçlük olarak sunar.

Kelime

those same knowledge gaps: aynı bilgi eksiklikleri

Knowledge gaps, bir kişinin henüz bilmediği veya anlamadığı belirli noktaları ifade eder. Buradaki gaps soyut anlamdadır; fiziksel boşlukları değil, eksik bilgiyi anlatır. those same sözleri daha önce belirtilen knowledge gaps ifadesine döner ve aynı eksikliklerin başka bir etkisi daha olduğunu vurgular: İnsanların kendi hatalarını fark etmesini engeller.

Alıştırma

Belirli anlama eksiklikleri anlamına gelen bu dersteki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The short quiz revealed several ____ in basic algebra.

Cevabı göster

knowledge gaps

Dilbilgisi

prevent them from catching their ...: prevent someone from doing kalıbı

Prevent + person + from + verb-ing, bir şeyin bir kişinin eylem yapmasını engellediğini veya imkânsız hâle getirdiğini anlatır. prevent them from catching their errors ifadesinde them etkilenen gruptur; catching ise from sözcüğünden sonra gereken -ing biçimidir. Catch an error, çoğunlukla bir çalışmayı kontrol ederken hatayı fark etmek veya bulmak demektir. Bir şeyi fiziksel olarak yakalamak anlamına gelmez.

Alıştırma

prevent + person + from + verb-ing kalıbını tamamlamak için access sözcüğünün doğru biçimini kullanın: A strong password prevents strangers ____ your account.

Cevabı göster

from accessing

In other words,

2:40

Diğer bir deyişle,

poor performers lack the very expertise needed Dilbilgisi

2:41

kötü performans gösterenler, ne kadar kötü yaptıklarını fark etmek için

to recognize how badly they're doing.

2:44

gereken uzmanlıktan yoksundurlar.

Dilbilgisi

lack the very expertise needed: very “tam da o” anlamında

the very + isim kalıbında very, söz konusu kişi, şey veya niteliğin tam olarak kendisini belirtip vurgular. Burada the very expertise, “tam da o uzmanlık” demektir; “çok yüksek düzeyde uzmanlık” anlamına gelmez. lack the very expertise needed ifadesi önemli bir koşulun eksikliğini vurgular: düşük performans gösteren kişiler, kendi performanslarını değerlendirmek için gereken uzmanlık bilgisi veya becerinin tam da kendisine sahip değildir. Needed, expertise sözcüğünden sonra gelir ve “gereken” anlamını verir.

Alıştırma

Bunun gereken kanıtın tam da kendisi olduğunu vurgulamak için cümleyi iki sözcüklü the very + isim kalıbıyla tamamlayın: The investigators had overlooked ____ evidence needed to solve the case.

Cevabı göster

the very

For example,

2:47

Örneğin,

when the researchers studied participants in a college debate tournament,

2:48

araştırmacılar bir üniversite münazara turnuvasındaki katılımcıları incelediğinde,

the bottom 25% of teams in preliminary rounds Kelime

2:52

ön elemelerdeki en alt %25'lik takımlar

lost nearly four out of every five matches. Dilbilgisi

2:55

her beş maçtan neredeyse dördünü kaybetti.

Kelime

the bottom 25% of teams: en düşük sıradaki dörtte birlik grup

The bottom 25% of teams, sıralaması veya sonucu en düşük olan takımların dörtte biri demektir. Bottom burada fiziksel bir konumu değil, sıralanmış bir gruptaki yeri anlatır; 25% ise takım sayısını değil bir oranı belirtir. in preliminary rounds sözleri, bu sıralamayı sonraki turlardan önceki erken eleme aşamasıyla sınırlar. Bu nedenle ifadenin tamamı, ön eleme sonuçlarına göre en alt sıradaki takım grubunun dörtte birini belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade hangi grubu belirtiyor?

  1. Bir yerin alt kısmında duran yirmi beş takım.
  2. Ön eleme turlarında en düşük sıradaki takımların dörtte biri.
  3. Final turuna ilk giren takımların dörtte biri.
Cevabı göster

Ön eleme turlarında en düşük sıradaki takımların dörtte biri.

Dilbilgisi

nearly four out of every five matches: bir oranı ifade etmek

X out of every Y + çoğul isim kalıbında X, Y öğeden oluşan tipik bir grup içinde belirtilen duruma uyan sayıyı gösterir. Burada four out of every five matches, yenilgi oranının yaklaşık beşte dört, yani %80 olduğu anlamına gelir; belirli ve sabit bir beş maçlık gruptan söz etmez. Nearly oranı yaklaşık hâle getirir ve belirtilen oranın hemen altında olduğunu anlatır. Dolayısıyla gerçek yenilgi oranı beşte dörde yakındı, ancak tam olarak beşte dört olmak zorunda değildi.

Alıştırma

out of every kalıbını three ve ten sözcükleriyle kullanarak cümleyi tamamlayın: They won about ____ games.

Cevabı göster

three out of every ten

But they thought they were winning almost 60%. Dilbilgisi

2:59

Ama onlar %60'a yakın bir oranda kazandıklarını düşünüyorlardı.

Dilbilgisi

thought they were winning almost 60%: doğrulanmış bir gerçek değil, bir inanç

Thought, they were winning almost 60% bölümünü onların o sırada inandığı şey olarak sunar. Bu bağlamda winning almost 60%, maçlarının neredeyse %60'ını kazanmak demektir. Yüzde, thought ile aktarılan düşüncenin içindedir; bu nedenle anlatıcı bu galibiyet oranının gerçek olduğunu doğrulamaz. Were winning, varsayılan galibiyet oranını geçmişteki o andan bakıldığında devam eden bir durum olarak gösterir. Almost, %60'tan biraz daha az anlamına gelir; But ise bu tahminin az önce belirtilen gerçek sonuçlarla çeliştiğine işaret eder.

Alıştırma

Cümle, %60 oranı hakkında ne söylüyor?

  1. Anlatıcı, maçlarının tam olarak %60'ını kazandıklarını doğruluyor.
  2. Rakiplerinin maçların neredeyse %60'ını kazandığına inanıyorlardı.
  3. Bu onların tahminiydi; anlatıcının doğruladığı bir sonuç değildi.
Cevabı göster

Bu onların tahminiydi; anlatıcının doğruladığı bir sonuç değildi.

Without a strong grasp of the rules of debate, Dilbilgisi

3:03

Münazara kurallarını tam olarak kavramadan,

the students simply couldn't recognize

3:05

öğrenciler basitçe kendi argümanlarının

when or how often their arguments broke down. Öbek fiiller

3:07

ne zaman veya ne sıklıkla çöktüğünü anlayamadılar.

Dilbilgisi

Without a strong grasp of ...: eksik bir koşul ve sonucu

“A strong grasp of”, bir konuyu sağlam ve güvenilir biçimde anlamak demektir. Buradaki grasp, bir şeyi elle tutmayı değil, zihinsel olarak anlamayı ifade eder. Baştaki “Without + isim öbeği” eksik olan bir koşulu belirtir. Ana cümle de bunun sonucunu verir: Öğrenciler münazara kurallarını iyi anlamadıkları için akıl yürütmelerindeki sorunları fark edemiyorlardı. Bu kalıp, bilgi veya hazırlık eksikliğini bunun doğurduğu sonuçla ilişkilendirir.

Alıştırma

Cümleyi “güvenlik kurallarını iyi anlamazsanız” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: ____ the safety rules, you may miss an important warning.

Cevabı göster

Without a strong grasp of

Öbek fiiller

arguments broke down: artık geçerli olmayan bir akıl yürütme

Bu cümlede arguments, insanlar arasındaki tartışmalardan çok akıl yürütme zincirlerini ifade eder. “Broke down”, bu akıl yürütmenin artık işlemediğini; iddiaların veya mantıksal bağlantıların sonucu destekleyemediğini anlatır. Burada break down geçişsiz kullanılmıştır; yani bir şey kendi başına düzgün işlemeyi bırakır. Aynı temel fikir makineler, planlar, görüşmeler ve iletişim için de kullanılır, ancak hangi tür başarısızlığın kastedildiğini özne gösterir.

Alıştırma

Break down ifadesinin bir akıl yürütmenin artık anlamlı olmadığını belirttiği cümleyi seçin.

  1. The car broke down outside the school.
  2. The explanation broke down when the facts did not match.
  3. The teacher broke the problem down into three steps.
Cevabı göster

The explanation broke down when the facts did not match.

The Dunning-Kruger Effect isn't a question of ego Kalıp ifadeler

3:12

Dunning-Kruger Etkisi

blinding us to our weaknesses. Deyimler

3:15

zaaflarımıza kör olmamıza yol açan bir ego sorunu değildir.

Kalıp ifadeler

isn't a question of ego: mesele ego değil

a question of + isim ya da -ing yan cümlesi, çoğu zaman bir şeyin söz konusu etkene veya açıklamaya bağlı olduğu anlamına gelir. Buradaki question, yanıt bekleyen gerçek bir soru değildir. Bu cümlede isn't a question of, öne sürülebilecek bir açıklamayı reddeder. ego blinding us to our weaknesses reddedilen düşüncenin tamamıdır: Etki, egonun kendi zayıflıklarımızı fark etmemizi engellemesiyle basitçe açıklanamaz.

Alıştırma

Cümleyi a question of yapısıyla tamamlayın: The delay isn't ____ money; the real issue is safety.

Cevabı göster

a question of

Deyimler

blind us to our weaknesses: zayıflıklarımızı fark etmemizi engellemek

Blind someone to something, birinin bir şeyi fark etmesini, anlamasını veya kabul etmesini engellemek anlamına gelen bir benzetmedir. Burada blinding us to our weaknesses, egonun kendi zayıflıklarımızı görmemizi engelleyebileceği yönünde öne sürülen düşünceyi anlatır; fiziksel olarak görme kaybı kastedilmez. Kalıp blind + kişi + to + şey şeklindedir. Etkilenen kişi doğrudan blind sözcüğünden sonra gelir; to ise fark edilmeyen şeyi tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi blind someone to something ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Pride can ____ our own mistakes.

Cevabı göster

blind us to

People usually do admit their deficits Dilbilgisi

3:17

İnsanlar genellikle eksikliklerini fark ettiklerinde

Dilbilgisi

usually do admit: olumlu cümlede vurgu yapan do

usually do admit ifadesindeki do, vurgu yardımcı fiilidir. Olumlu iddiayı güçlendirir: insanların eksiklerini gerçekten kabul ettiğini belirtir ve çoğu zaman bunu yapmadıkları düşüncesini düzeltir ya da bu düşünceye karşı çıkar. Vurgulu do'dan sonra ana fiilin yalın biçimi kullanılır: do admit, does know, did try. Burada usually, do'dan önce gelir ve kabul etmenin ne sıklıkta gerçekleştiğini belirtir.

Alıştırma

Onun cevabı gerçekten bildiğini vurgulu bir yardımcı fiille ifade edin: He ____ the answer.

Cevabı göster

does know

once they can spot them. Dilbilgisi

3:19

kabul ederler.

Dilbilgisi

once they can spot them: once sözcüğünün “koşul gerçekleştiğinde” anlamı

Once burada “hemen ardından” veya “bu koşul gerçekleştiğinde” anlamına gelir. Önceki yan cümledeki sonucun gerçekleşmesini sağlayan koşulu ve zamanı belirtir: insanlar eksiklerini fark edebildiklerinde onları kabul eder. Burada once, “bir kez” anlamına gelmez. Spot, hata, risk veya örüntü gibi açıkça görünmeyebilen bir şeyi “fark etmek, tanımak” anlamına gelir. Them, daha önce geçen deficits sözcüğünü karşılar.

Alıştırma

Once sözcüğünü “hemen ardından” anlamında kullanın: ____ you spot the typo, correct it.

Cevabı göster

Once

In one study,

3:21

Bir çalışmada,

students who had initially done badly on a logic quiz Dilbilgisi

3:22

başlangıçta bir mantık testinde kötü performans gösteren

Dilbilgisi

who had initially done badly: geçmişte daha önce gerçekleşen bir olay

who had initially done badly on a logic quiz ilgi cümleciği, hangi öğrencilerden söz edildiğini belirtir. Cümleciğin öznesi olan who, students sözcüğüne gönderme yapar. had initially done badly ifadesinde had + geçmiş zaman ortacı done, past perfect yapısını oluşturur. Bu yapı, testteki kötü performansı araştırmadaki eğitim veya değerlendirme gibi daha sonraki başka bir geçmiş noktadan önceye yerleştirir. Initially, bunun öğrencilerin başlangıçtaki performansı olduğunu; sonraki ya da şimdiki performanslarının da kötü olduğu anlamına gelmediğini vurgular.

Alıştırma

Test sonucunun özel derslerin başlamasından önce olduğunu göstermek için cümleyi do fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: By the time tutoring began, the students ____ badly on the first quiz.

Cevabı göster

had done

and then took a mini course on logic

3:25

ve ardından mantık üzerine kısa bir kurs alan öğrenciler,

were quite willing to label their original performances Kalıp ifadeler

3:28

ilk performanslarını

as awful.

3:31

berbat olarak nitelendirmeye oldukça istekliydiler.

Kalıp ifadeler

quite willing to label A as B: A'yı B olarak nitelendirmeye oldukça istekli

Be willing to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmaya hazır ya da karşı olmamak anlamına gelir. Burada quite, yüksek sayılabilecek bir dereceyi gösterir: önceki çalışmaları hakkında sert bir yargıda bulunmaya isteksiz değillerdi. Label A as B, A'yı B olarak sınıflandırmak veya nitelendirmek demektir. Burada A, their original performances; B ise awful ifadesidir. Dolayısıyla label, fiziksel bir etiket yapıştırmayı değil, mecazi bir değerlendirmeyi anlatır. Awful çok güçlü ve olumsuz bir yargıdır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için quite, willing to ve label sözcüklerini kullanın: After reading the draft, the reviewers were ____ it as confusing.

Cevabı göster

quite willing to label

That may be why people with a moderate amount of experience or expertise Kalıp ifadeler

3:33

Bu nedenle orta düzeyde deneyim veya uzmanlığa sahip kişilerin

often have less confidence in their abilities.

3:38

genellikle yeteneklerine daha az güven duymalarının sebebi bu olabilir.

Kalıp ifadeler

with a moderate amount of experience or expertise: orta düzeyi anlatmak

Bu cümlede with a moderate amount of experience or expertise, hangi kişilerden söz edildiğini belirtir: çok az ya da çok fazla değil, orta düzeyde deneyim veya uzmanlık bilgisi olan kişiler. A moderate amount of; experience, expertise, time veya effort gibi sayılamaz kabul edilen kavramlarla kullanılır. Burada moderate, “orta düzeyde” veya “aşırı olmayan” anlamındadır ve modern sözcüğüyle ilgili değildir.

Alıştırma

Cümleyi “orta, aşırı olmayan bir miktar” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The role requires ____ technical experience.

Cevabı göster

a moderate amount of

They know enough Dilbilgisi

3:41

Onlar, bilmedikleri çok şey olduğunu

to know that there's a lot they don't know.

3:42

bilecek kadar bilgi sahibidirler.

Dilbilgisi

They know enough to know that: fark edecek kadar bilgi sahibi olmak

Know enough to know that... ifadesi, “...olduğunu fark edecek kadar bilgi sahibi olmak” anlamına gelir. fiil + enough + to + fiilin yalın hâli kalıbında enough, sonraki eylemi veya kavrayışı mümkün kılan yeterli dereceyi belirtir. İki know farklı görevler üstlenir. Birincisi ne kadar bildiklerini, ikincisi ise bu bilginin that yan cümlesindeki gerçeği fark etmelerini sağladığını gösterir. Bu tekrar anlamlıdır ve rastlantısal değildir.

Alıştırma

Cümleyi “fark edecek kadar yeterli bilgiye sahipti” anlamındaki kalıpla tamamlayın: After checking the map, Nina knew ____ the marked trail was closed.

Cevabı göster

enough to know that

Meanwhile,

3:44

Bu arada,

experts tend to be aware of just how knowledgeable they are, Dilbilgisi

3:45

uzmanlar genellikle ne kadar bilgili olduklarının farkında olma eğilimindedir,

but they often make a different mistake.

3:49

ancak sıklıkla farklı bir hata yaparlar.

Dilbilgisi

be aware of just how knowledgeable: derecenin farkında olmak

Be aware of, “bilmek” ya da “farkında olmak” anlamına gelir. Burada just how knowledgeable they are derece yan cümlesini başlatır ve uzmanların kendi bilgi düzeylerinin ne kadar yüksek olduğunu fark ettiklerini anlatır. Just, how ile ifade edilen dereceyi vurgular; dolayısıyla just how “tam olarak ne kadar” ya da “ne derece” demektir, “yalnızca nasıl” veya “az önce” anlamına gelmez. How yan cümlesi of'tan sonra gömülü olduğu için how knowledgeable they are şeklindeki bildirme cümlesi dizilişini kullanır; how knowledgeable are they kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi dereceyi vurgulayan ifadeyle tamamlayın: Maya did not realize ____ the hike would be.

Cevabı göster

just how difficult

They assume that everyone else is knowledgeable too. Dilbilgisi

3:51

Diğer herkesin de aynı derecede bilgili olduğunu varsayarlar.

Dilbilgisi

assume that everyone else is knowledgeable too: doğrulanmamış bir inanç

Assume that..., ardından gelen düşünceyi kontrol etmeden veya yeterli kanıt olmadan doğru kabul etmek anlamına gelir. Burada uzmanlar, diğer bütün insanların da kendileriyle aynı bilgi düzeyine sahip olduğunu peşinen kabul eder. Everyone else “diğer bütün insanlar”, too ise “de, ayrıca” anlamına gelir. Bu cümlede assume “varsaymak” demektir; bir işi veya sorumluluğu “üstlenmek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Doğrulanmamış bir düşünce hakkındaki uyarıyı assume that ile tamamlayın: Don't ____ the game is canceled; check the schedule first.

Cevabı göster

assume that

The result is that people,

3:56

Sonuç olarak, insanlar

whether they're inept or highly skilled, Dilbilgisi

3:57

ister beceriksiz ister son derece yetenekli olsunlar,

are often caught in a bubble Deyimler

4:00

genellikle yanlış bir öz algı

of inaccurate self-perception.

4:01

balonuna sıkışıp kalırlar.

Dilbilgisi

whether they're inept or highly skilled: iki seçenek de kapsama dahil

Burada whether A or B, “A ya da B'den hangisi doğru olursa olsun” anlamına gelir. İki seçeneği de aynı ifadenin kapsamına alır; gerçek bir soru sormaz. “Inept” ve “highly skilled”, beceri düzeyinin birbirine zıt iki ucunu gösterir. Bu yapı, ardından gelen yargının her iki uç için de geçerli olduğunu belirtir.

Alıştırma

Tavsiyenin her iki durumda da geçerli olduğunu göstermek için cümleyi whether ... or ... ile tamamlayın: ____ you study alone ____ with a partner, review your notes afterward.

Cevabı göster

Whether · or

Deyimler

caught in a bubble of inaccurate self-perception: çarpıtılmış bir benlik imgesine sıkışmak

Burada caught in a bubble mekânsal bir mecazdır. Kişi, sınırlı bir zihinsel ortamın içine kapanmış gibi düşünülür; bu yüzden bakışını düzeltebilecek bilgilerin ona ulaşması zorlaşır. a bubble of inaccurate self-perception bu ortamı, yani kişinin kendisi hakkındaki yanlış algısını adlandırır. İfade bütünüyle, fiziksel bir balonun içinde olmayı değil, çarpıtılmış bir benlik imgesine sıkışmayı anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede caught in a bubble of inaccurate self-perception ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Fiziksel olarak sabun köpüklerinin içine kapatılmışlardır.
  2. Yeteneklerini alışılmadık derecede doğru anlarlar.
  3. Kendileri hakkındaki çarpıtılmış bir görüşe sıkışmışlardır.
Cevabı göster

Kendileri hakkındaki çarpıtılmış bir görüşe sıkışmışlardır.

When they're unskilled, Anlatım akışı

4:04

Yeteneksiz olduklarında,

they can't see their own faults.

4:05

kendi kusurlarını göremezler.

When they're exceptionally competent,

4:07

Olağanüstü derecede yetkin olduklarında,

they don't perceive how unusual their abilities are. Dilbilgisi

4:09

yeteneklerinin ne kadar sıra dışı olduğunu algılayamazlar.

Anlatım akışı

When they're unskilled... When they're exceptionally competent...: paralel karşıtlık

Tekrarlanan When they're ... yan cümleleri paralel bir yapı oluşturur. İlk cümle becerisiz olma durumunu, ikincisi ise olağanüstü derecede yetkin olma durumunu ortaya koyar; her koşulun ardından kendine ait bir sonuç gelir. İki ucu yan yana göstermek karşılaştırmayı kolaylaştırır. Buradaki when, belirli bir zamanı değil, “…… olduğu durumda” anlamını taşır. Bu yapıyı, karşıt iki koşulu ve her birinde ne olduğunu göstermek için başka bağlamlarda da kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle, karşıt iki koşulu ve her birinin sonucunu göstermek için paralel When... yan cümlelerini kullanır?

  1. Plans can be simple, complicated, detailed, or easy to follow.
  2. When a plan is too simple, it misses important details, but a complicated plan is hard to follow.
  3. When a plan is too simple, it misses important details. When it's too complicated, nobody can follow it.
Cevabı göster

When a plan is too simple, it misses important details. When it's too complicated, nobody can follow it.

Dilbilgisi

don't perceive how unusual their abilities are: gömülü how yan cümlesi

Burada perceive, “fark etmek veya bilincine varmak” anlamındadır; bu nedenle don't perceive, basitçe don't know demekten daha belirgindir. how yan cümlesi, onların fark edemediği şeyi, yani yeteneklerinin ne kadar sıra dışı olduğunu belirtir. Burada unusual, garip veya anormal değil, nadir ya da yaygın olmayan anlamındadır. How unusual their abilities are, perceive fiilinin içeriği olarak cümleye gömülmüştür. how + sıfat + özne + be düzenini ve düz cümle söz dizimini kullanır: their abilities are.

Alıştırma

Gömülü how yan cümlesini tamamlamak için parantez içindeki sözcükleri doğru sıraya koyun: Maya didn't perceive how unusual ____. (the opportunity / was)

Cevabı göster

the opportunity was

So if the Dunning-Kruger Effect is invisible Dilbilgisi

4:14

Eğer Dunning-Kruger Etkisi,

to those experiencing it,

4:16

onu yaşayanlar için görünmezse,

what can you do to find out Öbek fiiller

4:18

çeşitli konularda aslında ne kadar iyi olduğunuzu

how good you actually are at various things?

4:20

öğrenmek için ne yapabilirsiniz?

Dilbilgisi

if the Dunning-Kruger Effect is invisible...: bir akıl yürütme öncülü belirlemek

if’li yan cümle şu öncülü ortaya koyar: etkiyi yaşayan kişiler, bu etkiyi kendilerinde fark edemez. Ana soru daha sonra bu koşul altında hangi eylemin mümkün olduğunu sorar; böylece cümle, sorunu belirlemekten çözüm aramaya geçer. Buradaki invisible sözcüğü mecazidir. Etkilenen kişilerin bu etkiyi kendilerinde fark etmemesi anlamına gelir; gözle görülemeyen bir şeyden söz edilmez. Yeniden kullanılabilecek kalıp, if + öncül ve ardından bu öncüle dayanan bir soru ya da sonuçtur.

Alıştırma

Örnekteki if’li yan cümlenin temel görevi nedir?

  1. Bir öncül belirler ve hangi eylemin yapılabileceği sorusuna geçer.
  2. Etkinin kesinlikle gerçekleşeceğini belirtir.
  3. Konuşanın sorunu neden daha önce çözdüğünü açıklar.
Cevabı göster

Bir öncül belirler ve hangi eylemin yapılabileceği sorusuna geçer.

Öbek fiiller

find out how good you actually are: dolaylı soru söz dizimi

Find out; kontrol ederek, sorarak, test ederek veya gözlemleyerek bir yanıtı öğrenmek anlamına gelir. how yan cümlesi find out’ın nesnesidir ve öğrenmek istediğiniz bilginin ne olduğunu belirtir. how sorusu daha büyük bir cümlenin içine yerleştirildiği için düz cümle söz dizimini kullanır: how good you actually are; how good are you değil. Actually, düşündüğünüzden farklı olabilecek gerçek seviyenizi vurgular.

Alıştırma

Verilen sözcüklerin hepsini birer kez kullanarak doğru dolaylı soru sırasına koyun: The assessment will help us find out ____. Sözcükler: how, skilled, the team, actually, is.

Cevabı göster

how skilled the team actually is

First,

4:24

İlk olarak,

ask for feedback from other people Kalıp ifadeler

4:25

diğer insanlardan geri bildirim isteyin

and consider it,

4:27

ve duyması zor olsa bile

even if it's hard to hear. Dilbilgisi

4:28

bunu dikkate alın.

Kalıp ifadeler

ask for feedback: gelişmek için geri bildirim istemek

Ask for feedback, gelişmenize yardımcı olabilecek yorum, tavsiye veya değerlendirmeleri aktif olarak istemek demektir. ask for + isim yapısında for, istenen şeyi tanıtır; from other people ise bunu kimin sağlayacağını gösterir. Feedback yalnızca eleştiri anlamına gelmez. Övgüleri, önerileri ve nelerin geliştirilebileceğine dair bilgileri de içerebilir. Bu anlamda genellikle sayılamayan bir isimdir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki ifadeyle tamamlayın: Before the science fair, Leo decided to ____ from his teacher.

Cevabı göster

ask for feedback

Dilbilgisi

even if it's hard to hear: ödün verme ve duygusal zorluk

Even if, ana kararı değiştirmeyen bir koşul sunar. Burada dinleyen kişi, geri bildirim acı verici veya rahatsız edici gelse de gelmese de onu değerlendirmelidir. Bu bağlamda hard to hear, sesin fazla kısık veya fiziksel olarak duyulmasının zor olması değil, söylenenlerin duygusal açıdan kabul edilmesinin zor olması demektir. Çevredeki feedback düşüncesi hear sözcüğüne bu mecaz anlamı verir.

Alıştırma

Hangi cümle, zor bir gerçeğin üzücü olup olmamasına bakılmadan yine de söylenmesi gerektiğini belirtir?

  1. Tell me the truth, even if it's hard to hear.
  2. Tell me the truth only if I can hear you clearly.
  3. Don't tell me the truth if it might upset me.
Cevabı göster

Tell me the truth, even if it's hard to hear.

Second, and more important,

4:30

İkincisi ve daha önemlisi,

keep learning.

4:31

öğrenmeye devam edin.

The more knowledgeable we become, Dilbilgisi

4:33

Ne kadar bilgili olursak,

the less likely we are

4:34

yetkinliğimizde görünmez boşluklar

to have invisible holes in our competence. Deyimler

4:36

olma ihtimali o kadar azalır.

Dilbilgisi

The more knowledgeable ..., the less likely ...: birbiriyle bağlantılı iki değişim

the + karşılaştırma ..., the + karşılaştırma ... biçimindeki eşli yapı, değişen iki miktarı veya dereceyi birbirine bağlar. Bir şey değiştikçe diğerinin de onunla birlikte değiştiğini anlatır. Burada bilgi artarken fark edilmeyen yetkinlik boşluklarının bulunma olasılığı azalır. The more knowledgeable we become, the less likely we are ... ifadesindeki iki the, sıradan tanımlıklar değil, bu karşılaştırma yapısının işaretleridir. Less likely ifadesinden sonra olasılığı azalan olayı belirtmek için to + fiil kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi The more carefully ..., the less likely ... yapısıyla tamamlayın: ____ you check your work, ____ you are to miss an error.

Cevabı göster

The more carefully · the less likely

Deyimler

invisible holes in our competence: fark edilmeyen yetkinlik boşlukları

Holes burada bir kişinin genel yetkinliğinde eksik olan bilgi, beceri veya sağlam muhakemeyi anlatan bir benzetmedir; fiziksel delikler anlamına gelmez. Invisible, kişinin bu boşlukları fark etmediğini de anlatır. Dolayısıyla ifade hem bir zayıflığı hem de kişinin bunun farkında olmamasını vurgular.

Alıştırma

Bu cümlede invisible holes in our competence ne anlama geliyor?

  1. Görülemeyen fiziksel alanlar
  2. Bildiklerimizde veya yapabildiklerimizde fark etmediğimiz boşluklar
  3. Başkalarının bizden sakladığı beceriler
Cevabı göster

Bildiklerimizde veya yapabildiklerimizde fark etmediğimiz boşluklar

Perhaps it all boils down to that old proverb: Öbek fiiller

4:40

Belki de her şey şu eski atasözüne dayanıyor:

Öbek fiiller

all boils down to: ayrıntıları tek bir ana noktaya indirgemek

Burada all boils down to, ‘sonunda tek bir ana noktaya indirgenebilir’ demektir. Konuşmacı, daha önce ele alınan her şeyin ardından gelen atasözüyle özetlenebileceğini söylüyor. Buradaki boil, gerçek anlamıyla ‘kaynamak’ değildir. Kalıp A boils down to B şeklindedir. Bu cümlede it önceki tartışmanın tamamına gönderme yapar; all ise her bölümün aynı sonuca çıktığını vurgular. to sonrasında bir ad veya ad öbeği, -ing biçimi ya da whether we agree gibi bir yan cümle gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi boil down to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After weeks of discussion, the final choice ____ one question: can we afford it?

Cevabı göster

boils down to

"When arguing with a fool, Deyimler

4:43

"Bir aptalla tartışırken,

first make sure the other person isn't doing the same thing."

4:44

önce karşındakinin de aynısını yapmadığından emin ol."

Deyimler

When arguing with a fool ... doing the same thing: kendini sorgulamaya yönelik ironik bir hatırlatma

Başlangıçta karşıdaki kişi fool, yani ‘aptal’ olarak nitelenir. Ancak doing the same thing, karşıdaki kişinin de bir aptalla tartıştığını düşünüyor olabileceği anlamına gelir. Bu tersine çevrilmiş bakış açısından fool olan sizsiniz. Asıl mesaj, yargıyı kendinize çevirmektir: Başkasının düşüncesini küçümsemeden önce, kendi bakış açınızda da benzer bir kör nokta olup olmadığını kontrol edin. Bu söz, atasözüne benzeyen ironik bir uyarı işlevi görür; iki kişiden birinin gerçekten aptal olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Bu ironik uyarının ana fikri nedir?

  1. Bir tartışmada ilk konuşan kişi genellikle aptaldır.
  2. Karşıdaki kişi de sizi aptal olarak görebilir; bu yüzden kendi yargınızı kontrol edin.
  3. Konu önemli olsa bile her türlü görüş ayrılığından kaçınmak en iyisidir.
Cevabı göster

Karşıdaki kişi de sizi aptal olarak görebilir; bu yüzden kendi yargınızı kontrol edin.

Did you enjoy this lesson?

4:50

Bu dersi beğendiniz mi?

If so,

4:51

Eğer öyleyse,

please consider supporting our nonprofit mission

4:52

lütfen patreon.com/teded adresini ziyaret ederek

by visiting patreon.com/teded.

4:55

kâr amacı gütmeyen misyonumuzu desteklemeyi düşünün.