Motivasyonun Bilimi: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
666 kelime 181 kel/dk

Video özeti: Ödül ve egzersiz araştırmaları dış teşviklerin neden dikkati dağıtabildiğini; keyif, engellere hazırlık ve aksilikleri kabullenmenin hedefleri sürdürmeye nasıl yardım ettiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. sticking to — Öbeksi fiiller: Bir hedefe, kurala veya plana bağlı kalma anlamını kavrayın; ifadeyi fiziksel yapışma olarak okumayın. 2. stand in your way — Deyimler ve mecazlı ifadeler: İlerlemeyi durduran engelleri yol metaforuyla anlatan ifadeyi fark edin ve iş ya da eğitimde kullanın. 3. might as well — Konuşma edimbilimi ve tutum: Daha iyi seçenek kalmadığını bildiren yılgın veya pratik tonu anlayın ve makul bir eylem önerirken dikkatle kullanın.

Bu derste

Whether you're trying to lose 20 pounds, get that promotion at work, or quit smoking, Dilbilgisi

0:00

İster 20 libre vermeye, iş yerinde beklediğiniz terfiyi almaya ya da sigarayı bırakmaya çalışın,

sticking to your goal isn't an easy task. Öbek fiiller

0:04

hedefinize bağlı kalmak kolay değildir.

Dilbilgisi

Whether ... or ...: farklı seçenekler için aynı sonuç

Whether ... or ... alternatif durumları sunar ve hangisi geçerli olursa olsun ana cümlenin doğru olduğunu gösterir. Bu cümlede kişi listelenen hedeflerden herhangi birinin peşinden gidiyor olabilir, ancak ortak sonuç sebat etmenin zor olduğudur. Kalıp whether + alternatif(ler) + or + son alternatif şeklindedir ve ardından ana cümle gelir. Burada evet ya da hayır sorusu sormaz; farklı durumları tek bir sonuç altında düzenler.

Alıştırma

Tavsiyenin iki durumda da aynı olduğunu gösteren çifti kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ you take the train ____ drive, allow an hour for the trip.

Cevabı göster

Whether · or

Öbek fiiller

sticking to: bir hedefe bağlı kalmaya devam etmek

Bu cümlede sticking to your goal, zor olduğunda bile hedefi izlemeye ve ona ulaşmak için çalışmaya devam etmek demektir. Anlam mecazidir; fiziksel olarak bir şeye yapışmak anlamına gelmez. sticking to your goal ifadesinin tamamı, isn't an easy task bölümünün öznesi olan bir ulaç grubudur.

Alıştırma

Takip etmeye devam etmek anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Even when prices rise, we will ____ the agreed budget.

Cevabı göster

stick to

After all, 45% of people drop their New Year's resolutions after a month. Notlar

0:07

Ne de olsa insanların %45'i yeni yıl kararlarından bir ay sonra vazgeçiyor.

Anlatım akışı

Destekleyici bir neden sunan After all

After all, konuşmacının az önce dile getirdiği ya da dinleyicinin zaten anladığını düşündüğü bir iddia veya öneriyi destekleyen bilgiyi sunar. Bu cümlede %45 istatistiği, yeni yıl kararlarını sürdürmenin zor olduğu düşüncesini kabul etmek için gerekçe olarak verilir. Bu ifade, bilgiyi “dikkate alman gereken neden şu” biçiminde düzenler; olayların zaman içinde daha sonra gerçekleştiğini anlatmaz.

Alıştırma

İkinci cümleyi destekleyici bir gerekçe olarak en iyi hangi ifade başlatır? “You can take a break. ___, you've been working for six hours.”

  1. At last
  2. Afterward
  3. After all
Cevabı göster

After all

Kültür

Kişisel hedef anlamındaki New Year's resolutions

New Year's resolution, yeni yılın başlangıcında belirlenen ve genellikle bir alışkanlığı ya da yaşamın bir bölümünü geliştirmeyi amaçlayan kişisel bir hedef veya sözdür. Yaygın konular arasında egzersiz yapmak, para biriktirmek, bir alışkanlığı bırakmak ve yeni bir beceri öğrenmek bulunur. Buradaki çoğul New Year's resolutions, her yıl verilen bu kişisel gelişim sözlerini anlatır. Bu ifadede resolution, görüntü kalitesi veya bir grubun aldığı resmî karar anlamına gelmez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi okuyun: Maya says, “My New Year's resolution is to read ten books.” Burada “New Year's resolution” ne anlama geliyor?

  1. Bir toplantıda kabul edilen resmî karar
  2. Bir görüntüdeki ayrıntı miktarı
  3. Yeni yıl için kişisel bir hedef
Cevabı göster

Yeni yıl için kişisel bir hedef

So, why is it so difficult to keep motivated?

0:12

Peki motivasyonu korumak neden bu kadar zor?

And how can science help us achieve what we're after? Öbek fiiller

0:15

Bilim, istediğimiz şeye ulaşmamıza nasıl yardımcı olabilir?

Öbek fiiller

what we're after? — istemek veya aramak anlamındaki be after

Burada what we're after, “elde etmek istediğimiz sonuç ya da şey” demektir. What henüz belirtilmemiş hedefin yerini tutar; be after ise “istemek, aramak veya hedeflemek” anlamına gelir. Bu nedenle after burada zaman bakımından “sonra” demek değildir. Aktarılabilir kalıp be after + bir şey ya da hedef şeklindedir. What are you after? gibi sorular istenen sonucu sorar; This is what we're after. gibi cümleler ise onu belirtir.

Alıştırma

“Before we choose a plan, we need to agree on what we're after,” cümlesinde “what we're after” ne anlama gelir?

  1. Daha sonra gerçekleşen olay
  2. Arkamızdaki yer
  3. İstediğimiz sonuç
Cevabı göster

İstediğimiz sonuç

In one MIT study,

0:18

MIT'de yapılan bir araştırmada,

students were given two types of tasks.

0:19

öğrencilere iki tür görev verildi.

In the first, they had to hit two keys on a keyboard as many times as possible in 4 minutes, Dilbilgisi

0:22

İlk görevde, 4 dakika içinde klavyedeki iki tuşa mümkün olduğunca çok kez basmaları gerekiyordu

Dilbilgisi

as many times as possible: sayılabilen tekrar sayısını en üst düzeye çıkarma

As many times as possible, “koşulların izin verdiği en yüksek tekrar sayısı” demektir. Hit two keys ifadesini niteler ve dört dakikalık süre sınırı uygulamadaki sınırı belirler. Kesin bir sayı değil, en yüksek çabayı ister. Kalıp as + miktar ya da yapılış biçimi ifadesi + as possible şeklindedir. As many questions as possible örneğindeki gibi çoğul ve sayılabilen isimlerle many; sayılamayan miktarlarla much; yapılış biçimi veya hız içinse zarf kullanılır.

Alıştırma

Yönergeyi, mümkün olan en yüksek tekrar sayısını ifade eden hedef yapıyla tamamlayın: In one minute, tap the blue button ____.

Cevabı göster

as many times as possible

and those that did it the fastest would receive money.

0:27

ve bunu en hızlı yapanlar para kazanacaktı.

For some, the reward was $300,

0:30

Bazıları için ödül 300 dolarken,

while for others only $30.

0:32

diğerleri için yalnızca 30 dolardı.

Interestingly, performance was 95% greater in the high $300 group,

0:34

İlginç biçimde, 300 dolarlık yüksek ödül grubunun performansı %95 daha yüksekti;

highlighting how money can be a motivator. Anlatım akışı

0:39

bu da paranın motive edici olabileceğini gösteriyordu.

Anlatım akışı

highlighting how: bir sonucu anlamına bağlamak

Burada highlighting how, yazarın önceki sonuçtan çıkardığı anlamı sunar. Bir gruptaki performansın %95 daha yüksek olması kanıt görevi görür; how money can be a motivator ise bu kanıtın özellikle açık hâle getirdiği çıkarımı ifade eder. -ing yan cümlesi yalnızca yakındaki group ismini değil, önceki bulgunun tamamını yorumlar. Bu yapı, raporlarda bilgiyi kanıttan yoruma taşır: sonuç, highlighting how + çıkarım.

Alıştırma

Sonucu, ortaya koyduğu çıkarıma bağlayan iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The error rate fell after the checklist was introduced, ____ small procedural changes can prevent mistakes.

Cevabı göster

highlighting how

But in the second task,

0:42

Ancak ikinci görevde,

the same students were asked to solve a more complex math problem,

0:43

aynı öğrencilerden daha karmaşık bir matematik problemini çözmeleri istendi

and this time those offered the high reward performed 32% slower than the small reward group. Dilbilgisi

0:46

ve bu kez yüksek ödül teklif edilenler, düşük ödül grubundan %32 daha yavaş performans gösterdi.

Dilbilgisi

performed 32% slower than: göreli bir farkı ölçmek

“Fiil + yüzde + karşılaştırma sıfatı veya zarfı + than” kalıbı, bir karşılaştırma grubuna göre farkın büyüklüğünü ölçer. Burada performed 32% slower than, yüksek ödül grubunun performans hızının veya oranının düşük ödül grubununkinden %32 daha düşük olduğu anlamına gelir. 32%, karşılaştırma sözcüğü slower’ı niteler. Grubun görevin yalnızca %32’sini tamamladığı anlamına gelmez; than ifadesinden sonraki grup karşılaştırmanın temelidir.

Alıştırma

Bir raporda Group A performed 32% slower than Group B. ifadesi geçiyor. Doğru yorum hangisidir?

  1. A Grubunun performans hızı veya oranı, B Grubununkinden %32 daha düşüktü.
  2. A Grubu görevin yalnızca %32’sini tamamladı.
  3. A Grubu, B Grubunun kullandığı sürenin tam olarak %32’sini kullandı.
Cevabı göster

A Grubunun performans hızı veya oranı, B Grubununkinden %32 daha düşüktü.

This is known as the distraction effect. Kalıp ifadeler

0:53

Bu, dikkat dağılması etkisi olarak bilinir.

Kalıp ifadeler

is known as + bir ad veya terim

Be known as, bir kişi, şey veya olgu için kabul edilen adı ya da etiketi belirtir. Bu cümlede the distraction effect ifadesinin az önce açıklanan etkinin adı olduğunu gösterir. Kalıp özne + be + known as + ad şeklindedir. be, özneye ve zamana göre is known as, are known as veya was known as biçimini alır.

Alıştırma

Dersin adlandırma ifadesiyle İngilizce cümleyi tamamlayın: The process by which plants use light to make food ____ photosynthesis.

Cevabı göster

is known as

When we're given a task that requires problem-solving,

0:56

Problem çözmeyi gerektiren bir görev verildiğinde,

economic or emotional pressure can cause the focus to shift to the motivator, Dilbilgisi

0:59

maddi veya duygusal baskı, odağımızın motivasyon kaynağına kaymasına neden olabilir;

Dilbilgisi

cause the focus to shift içindeki cause + nesne + to-infinitive

Cause + nesne + to-infinitive yapısı, bir olayın bir kişi ya da şeyin bir eylem yapmasına veya değişim geçirmesine yol açtığını gösterir. Burada economic or emotional pressure neden, the focus etkilenen nesne ve to shift ortaya çıkan değişimdir. Yeniden kullanılabilen kalıp cause + nesne + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bu yapıda nesneden sonraki fiil normalde to-infinitive biçiminde olmalıdır; bu yüzden cause the focus shift standart değildir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için restart fiilinin doğru biçimini kullanın: The power cut caused the computer ____.

Cevabı göster

to restart

ultimately dividing your attention and reducing performance.

1:03

bu da sonuçta dikkatimizi bölerek performansımızı düşürür.

When we look inside the brains of individuals,

1:05

İnsanların beyinlerinin içine baktığımızda,

fMRI scans reveal that people who complete a challenge for fun Kalıp ifadeler

1:08

fMRI taramaları, bir görevi eğlenmek için tamamlayan kişilerle

and people who do it for a reward

1:11

bunu ödül için yapan kişilerin

show similar activity throughout the brain.

1:13

beynin tamamında benzer aktivite gösterdiğini ortaya koyuyor.

Kalıp ifadeler

for fun ... for a reward: farklı motivasyonları karşılaştırma

Hem for fun hem de for a reward, bir eylemin amacını veya arkasındaki motivasyonu belirtmek için for + isim öbeği yapısını kullanır. For fun, etkinliğin kendisi eğlenceli olduğu için yapıldığını; for a reward ise bir yarar ya da ödül elde etmek amacıyla yapıldığını belirtir. Aynı yapının tekrarı, içten gelen keyif ile dışarıdan gelen bir teşvik arasında paralel bir karşıtlık kurar. Bu kalıp, farklı kişilerin aynı eylemi neden yaptığını karşılaştırmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Karşıtlığı tamamlamak için for fun ve for a reward ifadelerini birer kez kullanın: She solved one puzzle ____, but she solved the other ____ offered by the organizer.

Cevabı göster

for fun · for a reward

But, interestingly,

1:15

Ancak ilginç bir şekilde,

if those offered a reward the first time

1:16

ilk seferinde ödül teklif edilen kişilerden

are asked to participate again for no reward,

1:19

ödül olmadan tekrar katılmaları istendiğinde,

scans show a decrease in activity in the anterior striatum and prefrontal areas,

1:21

taramalar anterior striatum ve prefrontal bölgelerdeki aktivitenin azaldığını gösteriyor;

parts of the brain linked to self-motivation.

1:26

bunlar beynin öz motivasyonla bağlantılı kısımlarıdır.

It seems that rewards may cancel out our natural sense of play. Öbek fiiller

1:29

Görünüşe göre ödüller, doğal oyun oynama isteğimizi ortadan kaldırabiliyor.

Öbek fiiller

cancel out: bir etkiyi nötrlemek

Burada cancel out, bir etkinin başka bir etkiyi nötrlemesi veya ortadan kaldırması demektir. Cümle, dışarıdan verilen ödüllerin doğal oyun oynama isteğini zayıflatabileceğini düşündürüyor. Bu öbek genellikle birbirine karşıt miktarları, maliyetleri, avantajları, güçleri veya etkileri anlatır; bunların sonucunda çok az ya da hiç net etki kalmaz.

Alıştırma

Bir etkinin başka bir etkiyi nötrlediği anlamında cancel out ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The lower rent may cancel out the higher commuting costs.
  2. The manager will cancel out tomorrow's meeting.
  3. We need to cancel out the hotel reservation.
Cevabı göster

The lower rent may cancel out the higher commuting costs.

So, how does this apply to you? Anlatım akışı

1:33

Peki bunu kendi hayatınıza nasıl uygulayabilirsiniz?

Anlatım akışı

Peki, bu sizin için nasıl geçerli?

Bu soru, dinleyiciyi genel bir fikirden veya araştırma bulgusundan bunun kendi yaşamındaki pratik anlamına yönlendirir. So geçişi işaret eder; this ise az önce açıklanan fikre gönderme yapar. Burada apply to you, “sizinle ilgili veya sizin için geçerli olmak” demektir. Bu tam soru; bir konuşmada, derste ya da yazıda açıklamadan uygulamaya geçmek için köprü olarak kullanılabilir.

Alıştırma

Soruyu “sizin durumunuzla ilgili olmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The rule sounds general, but how does it ____?

Cevabı göster

apply to you

Well, it turns out that play is the strongest motivator for sustained behavioral changes. Notlar

1:35

Anlaşılan oyun, kalıcı davranış değişiklikleri için en güçlü motivasyon kaynağıdır.

Anlatım akışı

it turns out that: ortaya çıktı ki

it turns out that; araştırma, gözlem, kontrol veya sonraki gelişmeler sonucunda açıklığa kavuşan bir sonucu tanıtır. that sonrasındaki yan cümle, yeni ortaya konan sonucu taşır; burada sonuç, oyunun kalıcı davranış değişiklikleri için en güçlü motivasyon kaynağı olmasıdır. Baştaki it belirli bir şeye gönderme yapmaz; gerçek sonucun daha sonra that yan cümlesinde gelebilmesi için özne konumunu doldurur. Söylem işlevi olarak bu kalıp, dinleyiciyi bir soru veya belirsizlikten bir bulguya taşır ve çoğu zaman sonucun önceden açık olmadığı yönünde hafif bir anlam verir.

Alıştırma

Kontrol edilen bir sonucu yeni bir bulgu olarak sunan kalıpla cümleyi tamamlayın: After we checked the schedule, it ____ the museum was closed on Mondays.

Cevabı göster

turns out that

Kalıp ifadeler

uzun süre devam eden davranış değişiklikleri

Burada sustained, zaman içinde sürdürülen anlamına gelir. Behavioral changes ifadesini nitelediği için bu söz öbeği, hızla kaybolmak yerine devam eden davranış değişikliklerini anlatır. Önemli olan yalnızca davranışın değişmesi değil, yeni davranış biçiminin kalıcı olmasıdır. Sustained süreyi ve istikrarı anlatır; acı çekilmiş anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi açıklama sustained behavioral changes ifadesine en uygundur?

  1. Yalnızca bir kez gerçekleşen ani davranış değişiklikleri
  2. İnsanların katlanmaya zorlandığı değişiklikler
  3. Zaman içinde devam eden davranış değişiklikleri
Cevabı göster

Zaman içinde devam eden davranış değişiklikleri

It makes sense that we stick with enjoyable activities, Notlar

1:41

Keyif aldığımız aktiviteleri sürdürmemiz son derece doğal,

Kalıp ifadeler

It makes sense that + yan cümle

It makes sense that, that ile başlayan bir yan cümleyi tanıtır ve bu cümledeki durumu mantıklı, makul veya anlaşılır olarak değerlendirir. Burada keyifli etkinlikleri sürdürmek beklenen bir sonuç olarak sunulur. Bu kalıp, konuşanın obviously kadar keskin görünmeden mantıklı bir sonuç belirtmesini sağlar. Buradaki sense, görme veya işitme gibi fiziksel bir duyu değil, mantık ya da gerekçe anlamındadır.

Alıştırma

Sonucu mantıklı olarak sunan dersteki dört sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ people take umbrellas when rain is forecast.

Cevabı göster

It makes sense that

Öbek fiiller

stick with: aynı seçimi sürdürmek

Burada stick with enjoyable activities, keyifli etkinlikleri bırakmak veya başka etkinliklerle değiştirmek yerine zaman içinde aynı etkinlikleri sürdürmek anlamına gelir. Kalıp stick with + isim veya zamirdir. Genellikle etkinliği, planı ya da seçimi önceden seçilmiş ve zamana, zorluğa veya alternatiflere rağmen sürdürülen bir şey olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi stick with ile tamamlayın: After testing several reading apps, Lena decided to ____ the one that was easiest to use.

Cevabı göster

stick with

but considering 67% of gym memberships go unused, Dilbilgisi

1:44

ancak spor salonu üyeliklerinin %67'sinin hiç kullanılmadığı düşünülürse,

Dilbilgisi

go unused: mevcut olduğu hâlde kullanılmamak

Burada go unused, kullanılabilir durumda veya mevcut olmasına rağmen kullanılmadan kalmak anlamına gelir. Üyelikler alınmıştı, ancak insanlar onlardan yararlanmadı. go + sıfat veya sıfat görevindeki ortaç yapısında go, öznenin bir duruma girdiğini veya o durumda kaldığını gösterebilir; bir yere gitmek anlamına gelmez. Unused, hiç kullanılmama durumunu adlandırır.

Alıştırma

Cümleyi go unused ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The extra concert ticket ____ because no one was free that night.

Cevabı göster

went unused

it seems most of us are picking the wrong activities to achieve our goals.

1:48

çoğumuz hedeflerimize ulaşmak için yanlış aktiviteleri seçiyor gibiyiz.

You might burn the most calories on a treadmill,

1:52

En fazla kaloriyi koşu bandında yakabilirsiniz,

but not if you stop doing it after 2 weeks.

1:54

ama iki hafta sonra bırakırsanız bunun bir anlamı kalmaz.

Pick something you actually like doing.

1:57

Gerçekten yapmaktan hoşlandığınız bir şey seçin.

Your goal itself also matters.

2:00

Hedefinizin kendisi de önemlidir.

A study investigating reasons for exercise

2:02

Egzersiz yapma nedenlerini inceleyen bir araştırma,

found that those focused on weight loss spent 32% less time exercising Dilbilgisi

2:04

kilo vermeye odaklananların egzersize %32 daha az zaman ayırdığını gösterdi,

than those who said they wanted to feel better in day-to-day life.

2:09

günlük hayatta daha iyi hissetmek istediğini söyleyenlere kıyasla.

Dilbilgisi

spent 32% less time exercising than: egzersize %32 daha az zaman ayırmak

Spent, spend fiilinin geçmiş zaman biçimidir. spend + bir zaman miktarı + -ing yapısında -ing biçimi zamanın harcandığı etkinliği belirtir; bu nedenle burada to exercise değil, exercising gerekir. İfade, bu grubun egzersiz süresinin %32 daha az olduğunu söyler. Than, karşılaştırmada ölçüt olarak kullanılan grubu getirir. Yeniden kullanılabilir kalıp şöyledir: özne + spend + more/less time + doing something + than + karşılaştırılan grup.

Alıştırma

Cümleyi spend + time + -ing karşılaştırma kalıbını ve yüzde 40 değerini kullanarak tamamlayın: The automated team ____ checking each report ____ the manual team did.

Cevabı göster

spent 40 percent less time · than

And while it's always good to have a positive attitude, Dilbilgisi

2:12

Olumlu bir tutuma sahip olmak her zaman iyi olsa da,

optimism may not always be the best strategy.

2:15

iyimserlik her zaman en iyi strateji olmayabilir.

Dilbilgisi

Ödünleme bildiren while: bir noktayı kabul edip ardından sınırlamak

Burada while, bir şeyin olduğu sırada değil, although anlamına gelir. Bağladığı yan cümle önce genel olarak geçerli bir noktayı — olumlu bir tutumun iyi olduğunu — kabul eder; ana cümle ise iyimserliğin her zaman en iyi strateji olmayabileceğini söyleyerek bu noktayı sınırlar. Cümle başındaki while, while + kabul edilen nokta, ana sınırlama kalıbıyla dengeli bir argüman kurabilir. Konuşan ya da yazan kişinin ilk noktayı tamamen reddetmediğini gösterir.

Alıştırma

"While the plan is inexpensive, it may create more work later," cümlesinde while ne yapar?

  1. İki olayın aynı anda gerçekleştiğini söyler.
  2. Planın ucuz olduğunu kabul edip ardından bir sınırlama ekler.
  3. Planın neden daha fazla iş yaratabileceğini açıklar.
Cevabı göster

Planın ucuz olduğunu kabul edip ardından bir sınırlama ekler.

In a study of 210 females trying to quit smoking,

2:18

Sigarayı bırakmaya çalışan 210 kadınla yapılan bir araştırmada,

participants who only imagined major success with few obstacles

2:22

çok az engelle büyük başarı elde ettiğini hayal eden katılımcıların

were less likely to reduce cigarette consumption. Kalıp ifadeler

2:26

sigara tüketimini azaltma olasılığı daha düşüktü.

Kalıp ifadeler

were less likely to: daha düşük göreli olasılık

Were less likely to, bir eylemin veya olayın gerçekleşme olasılığını bir referans grup ya da durumla karşılaştırır. Burada bu grubun sigara tüketimini azaltma olasılığının daha düşük olduğunu söyler; hiç kimsenin azaltmadığı anlamına gelmez. Yapı be + less likely + to + fiilin yalın hâlidir. be, zamana ve özneye göre değişir: were less likely to reduce. Bu ifade, sonucu kesin bir gerçek veya neden olarak sunmak yerine göreli bir eğilimi dikkatli biçimde bildirir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi be + less likely to yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Compared with students who set reminders, those without reminders ____ finish the assignment on time.

Cevabı göster

were less likely to

Positive thoughts can often trick your brain into thinking you've already achieved the goal, Kalıp ifadeler

2:28

Olumlu düşünceler çoğu zaman beyninizi hedefe çoktan ulaştığınıza inandırabilir;

Kalıp ifadeler

trick your brain into thinking: trick + nesne + into + -ing

Trick your brain into thinking, trick + nesne + into + -ing yapısını kullanır. Nesne, yanıltılan kişi veya şeydir; -ing bölümü ise bunun sonucunda oluşan eylemi ya da inancı belirtir: beyniniz bir şeyi düşünmeye yönlendirilir. Burada trick, mutlaka bir kişinin bilerek yalan söylemesini değil, psikolojik bir etkiyi anlatır. Bir düşünce veya durum yanlış bir izlenim oluşturabilir; böylece beyin, hedefe zaten ulaşılmış gibi tepki verir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi trick + nesne + into + -ing yapısıyla tamamlayın: The optical illusion can ____ a straight line is bent.

Cevabı göster

trick your eyes into thinking

giving you a sense of reward and reducing motivation.

2:33

bu da ödül almış gibi hissetmenize ve motivasyonunuzun azalmasına neden olur.

But, this doesn't mean negative thoughts are good. Anlatım akışı

2:35

Ancak bu, olumsuz düşüncelerin iyi olduğu anlamına gelmez.

Anlatım akışı

Sonucu sınırlayan This doesn't mean ...

This doesn't mean ... olası bir aşırı genellemeyi keser. Burada this, yalnızca olumlu sonuçlar hayal etmeye yönelik önceki eleştiriye gönderme yapar; mean sözcüğünden sonraki yan cümle ise konuşmacının reddettiği sonucu belirtir: olumsuz düşünceler iyidir. Bu kalıp, yazarın karşıt görüşü benimsemeden savının kapsamını daraltmasını sağlar. Anlamı “Az önce söylediğimden X sonucunu çıkarma”dır; “önceki düşüncenin her yanı yanlış” değildir.

Alıştırma

Bir rapor, bazı çevrim içi derslerin tamamlanma oranlarının daha düşük olduğunu söylüyor. Hangi devam cümlesi çevrim içi öğrenmenin her zaman etkisiz olduğu sonucunu doğru biçimde engeller?

  1. Online learning is always ineffective.
  2. This doesn't mean online learning can never work well.
  3. This necessarily means online learning can never work well.
Cevabı göster

This doesn't mean online learning can never work well.

Imagining a goal coming true and then thinking through the obstacles Notlar

2:38

Bir hedefin gerçekleştiğini hayal edip ardından önünüze çıkan engelleri

Deyimler

coming true: gerçekleşmek

Come true, özellikle dream, wish, hope, prediction veya goal ile kullanıldığında “gerçek olmak” ya da “umulduğu veya beklendiği gibi gerçekleşmek” anlamına gelir. a goal coming true içinde gerçek olan şey goal sözcüğünün belirttiği hedeftir. Come true geçişsizdir: dream, wish veya outcome özne olur. Her dream came true denir; She came her dream true denmez. Örnekte coming, hayal edilen sahnenin içinde kullanılan -ing biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi come true ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After years of work, Lena's dream finally ____.

Cevabı göster

came true

Öbek fiiller

Bir konuyu baştan sona düşünmek

Bu cümlede thinking through the obstacles, her engeli, engelin nasıl ortaya çıkabileceğini ve bu konuda ne yapılacağını dikkatle değerlendirmek demektir. Through, bir konuyu sadece kısa bir an düşünmek yerine başından sonuna kadar ele alma anlamı katar. Bir kararı, planı, süreci veya olası sorunu adım adım incelerken think something through kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “her adımı dikkatle değerlendirmek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Before we start the project, let's ____ the whole plan.

Cevabı göster

think through

that stand in your way is the best mixed approach. Deyimler

2:41

etraflıca düşünmek, bu iki yaklaşımı birleştirmenin en iyi yoludur.

Deyimler

Stand in your way: ilerlemenizi engellemek

Burada stand in your way, bir hedefe doğru ilerlemenizi engellemek veya yavaşlatmak demektir. İfade, bir güçlüğü önünüzdeki yolun üzerinde duran bir şey gibi gösterir. Cümlede that, obstacles sözcüğüne gönderme yapar: bu engeller stand in your way olabilir. Buradaki way, bir şeyi yapma biçiminiz değil, ilerleme yolunuzdur.

Alıştırma

“A lack of money could stand in their way,” cümlesinde stand in their way ne anlama gelir?

  1. İlerlemelerini durdurabilir veya yavaşlatabilir.
  2. Bir şeyleri yaparken tercih ettikleri yöntemi gösterebilir.
  3. Bir yolu daha uzun hâle getirebilir.
Cevabı göster

İlerlemelerini durdurabilir veya yavaşlatabilir.

This is known as mental contrasting. Kelime

2:44

Buna zihinsel karşıtlık denir.

Kelime

mental contrasting: istenen gelecek ile mevcut engelleri karşılaştırma

Mental contrasting bir hedef planlama stratejisidir: önce istediğiniz sonucu gözünüzde canlandırır, sonra sizinle bu sonuç arasındaki gerçek engellere dürüstçe bakarsınız. Burada contrasting, iki hedef arasında seçim yapmak anlamına gelmez. Karşılaştırılan şey istenen gelecek ile bugünkü gerçekliktir. Bu yöntem, bir dileği uygulanabilir bir plana dönüştürmeye yardımcı olabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki terimle tamamlayın: The strategy of picturing success and then checking real obstacles is called ____.

Cevabı göster

mental contrasting

Finally, try and avoid the what the hell effect. Notlar

2:47

Son olarak, «aman, ne olacak» etkisinden kaçınmaya çalışın.

Dilbilgisi

try and avoid: try to avoid ifadesinin günlük biçimi

Günlük İngilizcede try and + fiilin yalın hâli çoğu zaman try to + fiilin yalın hâli ile aynı anlama gelir. Bu nedenle try and avoid, bir şeyden kaçınmak için çaba göstermek demektir. Bu ifade, and ile bağlanan iki ayrı eylemi değil, tek bir çabayı anlatır. and sonrasındaki fiil yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Günlük tavsiyeyi bu derste geçen ve try to anlamına gelen iki sözcüklü yapıyla tamamlayın: ____ call her before dinner.

Cevabı göster

Try and

Kelime

what the hell effect: bir kaçamak devam etme bahanesine dönüştüğünde

What the hell effect, küçük bir kaçamağın kişiye hedefinin zaten bozulduğunu düşündürdüğü, bu yüzden kişinin kendini tutmayı bırakıp kaçınmak istediği davranışa devam ettiği örüntüdür. Burada what the hell, kabaca “Zaten başarısız oldum, neden çabalamaya devam edeyim?” anlamında, yılgın ama meydan okuyan bir tavır ifade eder. Gayriresmî bir etiketin parçasıdır; cehenneme yönelik gerçek anlamlı bir gönderme değildir.

Alıştırma

Hangi durum what the hell effect örüntüsünü en iyi gösterir?

  1. Biri önceden küçük bir ödül planlar ve tek porsiyonun tadını çıkarır.
  2. Biri dondurma almayı unutur ve tatlı yemeden eve döner.
  3. Diyetini bir kez bozan biri, günün zaten mahvolduğuna karar verip aşırı yemeye devam eder.
Cevabı göster

Diyetini bir kez bozan biri, günün zaten mahvolduğuna karar verip aşırı yemeye devam eder.

This behavior was first addressed when researchers gave dieters varying sizes of milkshakes,

2:50

Bu davranış ilk kez, araştırmacılar diyet yapanlara farklı boyutlarda milkshake verdiğinde incelendi:

from small to large,

2:55

küçükten büyüğe çeşitli boylarda içecekler verildi

and then offered them ice cream afterwards.

2:56

ve ardından dondurma ikram edildi.

It turns out those who had large milkshakes

2:59

Büyük milkshake içenlerin

also ended up eating more ice cream because Öbek fiiller

3:01

daha fazla dondurma da yediği ortaya çıktı, çünkü şöyle düşünüyorlardı:

Öbek fiiller

ended up eating: end up + -ing kalıbı

Ended up eating, daha fazla yemeyi bir olaylar zincirinin nihai sonucu olarak sunar; bu sonuç çoğu zaman beklenmedik veya istenmeyen bir sonuçtur. Bu cümlede, amaçlanan bu olmadığı hâlde insanların daha fazla yediğini vurgular. Tekrar kullanılabilen kalıp end up + -ing biçimidir: end up eating, ended up driving, may end up waiting. Sonuç olarak yapılan eylem, end up sonrasında -ing biçimiyle kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “çoğu zaman beklenmedik biçimde, sonunda bir şey yaptı” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: I planned to read for ten minutes, but I ____ reading for an hour.

Cevabı göster

ended up

what the hell, I've already ruined my diet, Ton ve niyet

3:04

«Aman, ne olacak? Diyetimi zaten bozdum,

Ton ve niyet

What the hell, artık önemsememe kararı olarak

Bu cümlede “what the hell” gerçek bir soru değildir. “I've already ruined my diet” gerekçesinden önce geldiğinde yaklaşık olarak “artık neden kaygılanayım?” veya “artık umurumda değil” anlamını verir. Özdenetimden sonuçları önemsemeyen bir kabullenişe geçişi gösterir: hayalî diyetteki kişi önceki başarısızlığı daha fazla kaçamak yapmak için izin sayar. Bu kalıp, daha önceki bir kısıtlamadan vazgeçildikten sonra alınan kararı başlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede “what the hell” nasıl bir tavır ifade ediyor?

  1. Konuşan kişi diyet planını hemen düzeltmeye söz verir.
  2. Konuşan kişi diyeti artık dert etmemeye ve kaçamak yapmaya devam etmeye karar verir.
  3. Konuşan kişi birinden ne olduğunu kibarca açıklamasını ister.
Cevabı göster

Konuşan kişi diyeti artık dert etmemeye ve kaçamak yapmaya devam etmeye karar verir.

I might as well go all out. Notlar

3:06

bari iyice abartayım.»

Ton ve niyet

Daha iyi seçenek olmadığında pratik bir seçim için Might as well

“Might as well”, içinde bulunulan durumda açıkça daha iyi bir seçenek olmadığı için bir eylemin mantıklı görünmesi demektir. Burada hayalî diyetteki kişi, diyetin zaten bozulduğunu düşündükten sonra tamamen aşırıya kaçmayı doğal bir sonraki adım olarak sunar. Yapı might as well + fiilin yalın hâlidir: might as well go, wait, leave. Çoğu zaman kabullenmiş, pratik veya yalnızca biraz istekli bir tını taşır; zorunluluk ifade etmez.

Alıştırma

Cümleyi, daha iyi bir pratik seçeneğin kalmadığını belirten dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The library is closing, so we ____ head home.

Cevabı göster

might as well

Deyimler

go all out: kendini hiç tutmadan sonuna kadar gitmek

Go all out, kendini tutmadan mümkün olan en büyük çabayı, enerjiyi veya miktarı ortaya koymak demektir. Burada konuşan kişi bir hedef için kararlılıkla çalışmaktan söz etmiyor. Bu bağlamda, yemekle ilgili sınırları bırakıp olabildiğince keyfine göre yemek anlamına geliyor. İfade, kullanıldığı etkinliğe göre olumlu, olumsuz veya şakacı duyulabilir.

Alıştırma

Cümleyi “en büyük çabayı göstermek” anlamındaki vurgulanan deyimle tamamlayın: For the science fair, Maya decided to ____ with her display.

Cevabı göster

go all out

Anticipating that you will have some bumps along the road to success, Deyimler

3:08

Başarıya giden yolda bazı aksilikler yaşayacağınızı önceden hesaba katmak,

Deyimler

bumps along the road to success: geçici aksilikler

Bu ifade bir yolculuk benzetmesi kullanır. Başarıya giden yol, bir hedefe ulaşma sürecini; bumps ise ilerlemeyi daha az düzgün hâle getiren geçici sorunları temsil eder. Bumps, üstesinden gelinebilecek aksilikleri anlatır; hedefin imkânsız olduğunu kanıtlamaz. Along the road, bu zorlukların süreç sırasında ortaya çıktığını gösterir.

Alıştırma

'A rejected draft can be a bump along the road to publishing a book,' cümlesindeki 'a bump along the road' ne anlama gelir?

  1. Hedefe hiçbir zaman ulaşılamayacağının kanıtı
  2. İlerleme sırasında yaşanan geçici bir zorluk
  3. Gerçek bir caddenin hasarlı bölümü
Cevabı göster

İlerleme sırasında yaşanan geçici bir zorluk

whether it be a fitness goal, Dilbilgisi

3:11

ister form tutma hedefiniz,

quitting smoking,

3:13

ister sigarayı bırakmak

or work aspirations,

3:13

ister kariyer hedefleriniz olsun,

Dilbilgisi

Olasılıkları resmî biçimde kapsayan whether it be ... or ...

Whether it be ... or ... birkaç olası durumu sunar ve hepsini daha sonra gelen aynı yargının kapsamına alır. Bu cümlede fitness hedefi, sigarayı bırakmak ve işle ilgili hedefler farklı hedef türleridir; ancak sonraki sonuç hangisi kastedilirse kastedilsin geçerlidir. Bu resmî kalıpta be, sabit bir subjunctive biçimidir. Tekil bir isimden sonra is biçimine dönüşmez.

Alıştırma

Cümleyi resmî whether it be ... or ... kalıbıyla tamamlayın: ____ a school project, a sports challenge, ____ a new hobby, careful planning helps.

Cevabı göster

whether it be · or

will bring you closer to making your goals a reality. Kalıp ifadeler

3:15

hedeflerinizi gerçeğe dönüştürmeye sizi bir adım daha yaklaştırır.

Kalıp ifadeler

Aşamalı ilerlemeyi anlatan bring you closer to + -ing

Bring someone closer to something, sonuca zaten ulaşıldığını iddia etmeden birinin o sonuca doğru ilerlemesine yardımcı olmak demektir. Bu cümlede söz konusu eylem, hedeflerinizi gerçeğe dönüştürmeye sizi daha da yaklaştırır. Burada to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim veya -ing biçimi gelebilir: closer to success; closer to making your goals a reality. Bu yapıda to sözcüğünden sonra yalın fiil make kullanılmaz.

Alıştırma

bring ... closer to yapısını ve nesne olarak you sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: Small daily steps ____ reaching your goal.

Cevabı göster

bring you closer to

Kalıp ifadeler

make your goals a reality: hedeflerini gerçeğe dönüştürmek

make your goals a reality ifadesinde make, “bir şeyin başka bir şeye dönüşmesini sağlamak” anlamına gelir. your goals ifadesi nesnedir; a reality ise hedeflerin neye dönüştüğünü, yani gerçekten gerçekleşen veya var olan bir şeye dönüştüğünü anlatır. Yapı make + nesne + a reality şeklindedir. Bir hayali, fikri veya planı gerçek bir sonuca dönüştürmekten söz etmenin doğal bir yoludur.

Alıştırma

Cümleyi “gerçekten var olan bir şey” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: With enough support, we can make this community project ____.

Cevabı göster

a reality

Want some tips for motivation with short-term goals,

3:17

Kısa vadeli hedefler için motivasyon önerileri ister misiniz,

like that assignment that's due tomorrow? Kelime

3:20

mesela yarın teslim edilmesi gereken şu ödev için?

Kelime

that's due tomorrow: son teslim tarihi yarın

That’s, that is ifadesinin kısaltmasıdır. that’s due tomorrow ilgi cümleciğinde that, assignment sözcüğünü belirtir; due tomorrow ise ödevin ne zaman bitirilmesi veya teslim edilmesi gerektiğini söyler. Be due + zaman ifadesi bir son teslim tarihi verir. Görevin o zaman başlayacağı anlamına gelmez; o zamana kadar hazır olmasının beklendiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “bu tarihe kadar tamamlanması gereken” anlamındaki sözcükle tamamlayın: The science report is ____ Monday.

Cevabı göster

due

Check out our latest AsapTHOUGHT video on the best tips to overcome that lazy feeling.

3:22

O tembellik hissini yenmenin en iyi yollarını anlattığımız en yeni AsapTHOUGHT videomuza göz atın.

Link in the description.

3:27

Bağlantı açıklamada.

Special Thanks to Audible for supporting this episode

3:28

Bu bölümü destekleyen Audible'a özel teşekkürler;

and giving you a free 30-day trial at audible.com/asap.

3:30

Audible, audible.com/asap adresinde size 30 günlük ücretsiz deneme de sunuyor.

This week, we wanted to recommend the book No Sweat by Michelle Seger,

3:35

Bu hafta Michelle Seger'ın No Sweat adlı kitabını önermek istiyoruz.

which translates years of research on exercise and motivation Kelime

3:38

Kitap, egzersiz ve motivasyon üzerine yıllarca süren araştırmaları,

into simple ideas that aim to empower you out of exercise failure.

3:42

egzersiz konusunda yaşadığınız başarısızlıkları aşmanıza yardımcı olmayı amaçlayan basit fikirlere dönüştürüyor.

Kelime

translates ... into ... ile bir biçimi başka bir biçime dönüştürme

Burada translates ... into ... ifadesi, “bir şeyi farklı ve daha yararlı bir biçime dönüştürür veya yeniden şekillendirir” anlamına gelir. Sözcükleri bir dilden başka bir dile çevirme anlamında değildir. Kitap, egzersiz ve motivasyon üzerine yıllarca süren araştırmayı kaynak olarak alır ve sonuçta basit fikirler sunar. A kaynak malzeme, B ise yeni biçim veya uygulamaya dönük sonuç olduğunda translate A into B kalıbını kullanın. Verileri içgörülere, teoriyi uygulamaya ve bir hedefi adımlara dönüştürmek yaygın soyut kullanımlardandır.

Alıştırma

Cümleyi translate ... into ... kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: A good editor ____ complex reports ____ plain language.

Cevabı göster

translates · into

You can get a free 30-day trial at audible.com/asap

3:46

audible.com/asap adresinden 30 günlük ücretsiz deneme başlatabilir

and choose from a massive selection.

3:50

ve devasa bir seçki arasından dilediğinizi seçebilirsiniz.

We love them as they're great when you're on the go. Deyimler

3:52

Hareket hâlindeyken harika oldukları için biz de onları çok seviyoruz.

Deyimler

on the go ile meşgul veya hareket hâlinde olma

On the go, aktif veya meşgul olmayı ya da bir yerden başka bir yere hareket etmeyi anlatan bir deyimdir. Burada sesli kitapların neden kullanışlı olduğunu açıklar: İnsanlar işe gidip gelirken, seyahat ederken veya sabit bir yerden uzakta başka etkinlikler yaparken onları dinleyebilir. Bu ifade, go adlı bir şeyin üzerinde durmak anlamına gelmez. Tam olarak neyi vurguladığı bağlama bağlıdır: Fiziksel hareketi, yoğun bir programı veya ikisini birden anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “meşgul veya bir yerden başka bir yere hareket hâlinde” anlamına gelen deyimle tamamlayın: These compact headphones are useful when you're ____.

Cevabı göster

on the go

And subscribe for more weekly science videos.

3:54

Her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.