Jason ve Argonotların efsanesi - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
689 kelime 143 kel/dk

Video özeti: İason, Altın Post’u geri almak için Argonotları Kolhis’e götürür; ancak dikkat dağıtan olaylar, ölümcül karşılaşmalar ve trajik hatalar seferi giderek zayıflatır. Çarpışan Kayalar’dan kurtulduktan sonra son aşamanın onu yoldaşlarından ayırabileceğini ve korkunç bir bedel gerektireceğini sezer. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. had ruthlessly usurped the throne of Thessaly from Jason's grandfather. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: usurp the throne from ifadesinin kraliyet iktidarını gayrimeşru biçimde ele geçirmeyi nasıl kesin olarak anlattığını kavrayın. Bu resmî ve tarihsel fiili take power gibi tarafsız ifadelerden ayırabilir; darbelerden, taht mücadelelerinden veya gasbedilen yetkiden söz ederken kullanabilirsiniz. 2. were none other than their previous hosts. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: none other than kalıbını beklenmedik bir kimliği vurgulayarak açıklama yolu olarak tanıyın. Ortaya çıkan gerçek özellikle şaşırtıcı veya önemli olduğunda bu kalıbı hikâyelerde, konuşmalarda ve haberlerde kullanabilirsiniz. 3. Yet while Jason rested and celebrated with his crew, he could feel his time among them was drawing to a close. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Yet while yapısının dışarıdaki kutlamayı İason’un içindeki ayrılık hissiyle karşılaştırdığını, drawing to a close ifadesinin ise yaklaşan sonu bildirdiğini görün. Bu yapıyla ileride olacakları sezdirebilir ve aynı anda gelişen, duygusal açıdan zıt durumları bağlayabilirsiniz.

Bu derste

Hercules, the strongest man alive with a mighty heart to match. Dilbilgisi

0:06

Herkül, eşine az rastlanır kudretli kalbiyle yaşayan en güçlü adam.

Dilbilgisi

the strongest man alive ... with a mighty heart to match: kısa ve yoğun karakter tanıtımı

Hercules adından sonra gelen the strongest man alive ad öbeği, onu başka bir ifadeyle tanıtıp kimliğini açıklayan eş görevli bir öbektir. Liste biçimindeki bu hızlı tanıtımda Hercules is the strongest man alive tam cümlesi, fiil çıkarılarak kısaltılmıştır; alive karşılaştırmayı o sırada hayatta olan insanlarla sınırlar. with ile başlayan öbek ayrı bir eylemi değil, gücüne denk bir iç özelliği ekler. Burada a mighty heart cesaret ve cömertliği çağrıştırır; to match ise bu özelliğin az önce söz edilen güç kadar etkileyici olduğunu belirtir.

Alıştırma

Aynı kısaltılmış karakter betimleme kalıbını tam bir cümle içinde doğru kullanan seçenek hangisidir?

  1. Lena, who the youngest captain in the league with the confidence to match, greeted the crowd.
  2. Lena, the youngest captain in the league with the confidence to match, greeted the crowd.
  3. Lena was the youngest captain in the league with the confidence to match, greeted the crowd.
Cevabı göster

Lena, the youngest captain in the league with the confidence to match, greeted the crowd.

Orpheus, charmer of nature and master of music. Kalıp ifadeler

0:10

Orfeus, doğayı büyüleyen ve müziğin efendisi.

Kalıp ifadeler

charmer of nature ... master of music: paralel karakter unvanları

charmer of nature ve master of music, and ile bağlanan iki paralel ad öbeğidir. Orpheus’u başka ifadelerle tanıtan eş görevli unvanlar gibi davranır ve tam bir yan cümle kullanmadan onun yeteneklerini özetler. Burada charmer, başkalarını büyüleyebilen veya sevindirebilen kişi demektir. Bu nedenle charmer of nature, onun müziğinin doğal dünyayı etkisi altına alabildiğini şiirsel biçimde anlatır. master of music ise müzikte olağanüstü beceri ve hâkimiyet sahibi kişi anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi tanıtım, unvan niteliğindeki iki paralel ad öbeğini doğru kullanır?

  1. Amira, protects of the village and masters of the bow, stepped forward.
  2. Amira, protector of the village and master of the bow, stepped forward.
  3. Amira, protector the village and master the bow, stepped forward.
Cevabı göster

Amira, protector of the village and master of the bow, stepped forward.

Castor and Pollux,

0:14

Kastor ve Polluks,

the twin tricksters hatched from an egg. Kültür

0:16

bir yumurtadan çıkan düzenbaz ikizler.

Kültür

hatched from an egg: mitolojik bir köken

Bu mitolojik anlatımda hatched from an egg, ikizlerin doğduklarında bir yumurtadan çıktığını belirtir. Hatch normalde bir canlının yumurtadan çıkmasını anlatır; ancak burada sıradan bir insan doğumu değil, doğaüstü bir köken sunar. Hatched, basit geçmiş zamandadır ve cümlenin ana fiilidir. X hatched from an egg kalıbı, mitolojik veya fantastik bir karakterin doğumunu anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede hatched from an egg, ikizler hakkında ne anlatıyor?

  1. İkizlerin mitolojik kişiler değil, sıradan kuşlar olduğunu söyler.
  2. İkizlerin mitte bir yumurtadan çıktığını söyler.
  3. İkizlerin bir yumurta bulup ona baktığını söyler.
Cevabı göster

İkizlerin mitte bir yumurtadan çıktığını söyler.

The Boreads,

0:18

Boreadlar,

sons of the north wind who could hurtle through the air. Kültür

0:20

havada hızla uçabilen poyrazın oğulları.

Kültür

sons of the north wind: mitolojik soy bağı

Bu mitolojik anlatımda sons of the north wind, Boreadları soylarıyla tanıtır: onlar, kuzey rüzgârını kişileştiren tanrı Boreas'ın oğullarıdır. Bu nedenle north wind yalnızca hava durumunu değil, tanrısal bir varlığı ifade eder. sons of ... biçimindeki kimlik ifadeleri, mitolojik veya tarihî bir anlatıda bir karakterin aile soyunu hızlıca tanıtabilir. Burada bu soy bağı, neden havada hızla yol alabildiklerini açıklamaya da yardımcı olur.

Alıştırma

Bu mitolojik anlatımda sons of the north wind neyi belirtir?

  1. Sıradan denizcilerin onları büyüttüğü yer.
  2. Kişileştirilmiş Kuzey Rüzgârı'nın çocukları olmalarıyla ilgili soyları.
  3. Kuzeye giderken oluşturdukları hava durumu.
Cevabı göster

Kişileştirilmiş Kuzey Rüzgârı'nın çocukları olmalarıyla ilgili soyları.

For untold times, Anlatım akışı

0:23

Sayısız zaman boyunca,

these heroes had roamed ancient Greece,

0:25

bu kahramanlar antik Yunanistan'da dolaşmış,

creating new legends wherever they went.

0:27

gittikleri her yerde yeni efsaneler yaratmışlardı.

Anlatım akışı

For untold times, ... creating new legends wherever they went: uzun zaman arka planı ve süren sonuç

For untold times, ana eylemden önce çok uzun ve belirsiz bir zaman çerçevesi kurar. Ana cümle olan these heroes had roamed ancient Greece, kahramanların dolaşmasını hikâyedeki bir sonraki merkezi olaydan önce tamamlanmış bir arka plan olarak sunar. creating new legends wherever they went, bu ana cümleye bağlı bir -ing yan cümlesidir. Kahramanlar dolaşırken sürekli olan şeyi ve yolculuklarının ortaya çıkardığı sonucu ekler; bağımsız ikinci bir ana cümle değildir. Baştaki zaman çerçevesi ile sondaki -ing yan cümlesi, uzun bir geçmişi tek bir destansı girişte yoğunlaştırır.

Alıştırma

Vurgulanan iki bölüm anlatıda hangi görevi görüyor?

  1. Kahramanların nereye gittiğini sorup ardından soruyu yanıtlarlar.
  2. Birbiriyle ilgisiz iki ana olayı zaman sırasıyla sunarlar.
  3. Uzun bir zaman arka planı kurup ardından kahramanların dolaşmasının sürekli sonucunu eklerler.
Cevabı göster

Uzun bir zaman arka planı kurup ardından kahramanların dolaşmasının sürekli sonucunu eklerler.

But none of their adventures was so great Anlatım akışı

0:30

Ancak maceralarının hiçbiri,

as when they joined forces Kalıp ifadeler

0:33

güçlerini birleştirdikleri zamanki kadar büyük değildi

for the sake of a young man named Jason.

0:34

Jason adında genç bir adamın uğruna.

Anlatım akışı

But none ... was so great as ... joined forces for the sake: ana macerayı odağa taşımak

But, anlatıyı önceki birçok maceranın özetinden uzaklaştırıp merkezi bir olaya yöneltir. None of their adventures was so great as..., sırada anlatılacak olayı diğerlerinin tümünden üstün tutar: önceki hiçbir macera, when ile tanıtılan olayın büyüklüğüne ulaşmamıştır. When they joined forces, o olayın hangisi olduğunu belirtir. Joined forces, ayrı hareket eden kahramanların birlikte çalışması anlamına gelir; for the sake of a young man named Jason ise onları harekete geçiren kişinin iyiliğini ya da onunla ilgili amacı gösterir. Bu karşıtlık ve karşılaştırma düzeni, geniş arka planı kapatıp tek bir merkezi hikâyeyi odağa getirir.

Alıştırma

Vurgulanan geçiş ve karşılaştırma, anlatıda neyi merkeze alıyor?

  1. Kahramanların önceki maceralarının aynı derecede önemli olduğunu söylerler.
  2. Jason'ın bütün maceraları tek başına tamamladığını açıklarlar.
  3. Kahramanların Jason için güçlerini birleştirdiği macerayı önceki bütün maceralardan daha büyük gösterirler.
Cevabı göster

Kahramanların Jason için güçlerini birleştirdiği macerayı önceki bütün maceralardan daha büyük gösterirler.

Kalıp ifadeler

joined forces for the sake of someone: birinin yararı için güçlerini birleştirmek

Joined forces, ayrı hareket eden kişi veya grupların tek bir amaç için birlikte çalışmaya başladığını anlatır. Burada kahramanlar tek başlarına değil, birlikte hareket etti. Vurgulanan sözlerden sonra of gelir: for the sake of a young man named Jason. for the sake of someone or something kalıbı, iş birliğinin hizmet etmeyi amaçladığı kişiyi, yararı veya amacı gösterir. Yani kahramanlar Jason'a yardım etmek için iş birliği yaptı; Jason yalnızca bu iş birliğine sebep olan kişi değildi.

Alıştırma

İki kurtarma ekibinin kayıp yürüyüşçülere yardım etmek için birlikte çalıştığını gösterecek şekilde cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The two rescue teams ____ of the missing hikers.

Cevabı göster

joined forces for the sake

Years before,

0:38

Yıllar önce,

Jason's uncle Pelias had ruthlessly usurped the throne of Thessaly Kelime

0:39

Jason'ın amcası Pelias, Teselya tahtını acımasızca gasp etmişti

from Jason's grandfather.

0:43

Jason'ın büyükbabasından.

Kelime

had ruthlessly usurped the throne ... from someone: tahtı birinden acımasızca gasp etmişti

To usurp a throne, yasal bir hakka sahip olmadan krallık gücünü ele geçirmek demektir. usurp the throne from someone yapısı, yönetimi veya taht üzerindeki hakkı elinden alınan kişiyi belirtir; tahtı miras almak veya yasal olarak tahta geçmek anlamına gelmez. Had usurped past perfect yapısındadır ve tahtın ele geçirilmesini hikâyedeki daha sonraki bir geçmiş noktadan önceye yerleştirir. Ruthlessly ise Pelias'ın merhametsizce hareket ettiğini ekler.

Alıştırma

Hangi durum usurp the throne ile en iyi şekilde anlatılır?

  1. Bir general, hiçbir hakkı olmadan tacı meşru hükümdarın elinden alır.
  2. Bir prens, yasal veraset kurallarına göre kral olur.
  3. Bir kral, bir danışmanın tek bir toplantıyı yönetmesine izin verir.
Cevabı göster

Bir general, hiçbir hakkı olmadan tacı meşru hükümdarın elinden alır.

When Jason returned to his father's stolen court, Anlatım akışı

0:45

Jason, babasının çalınan sarayına döndüğünde,

the cowardly king set him a seemingly impossible task. Kalıp ifadeler

0:48

korkak kral ona imkansız gibi görünen bir görev verdi.

Anlatım akışı

When Jason returned ... the king set him ...: tetikleyici olaydan sonraki olaya geçiş kalıbı

When Jason returned ... bir zaman yan cümlesidir ve önce Jason'ın dönüşünü anlatır. Ana cümle olan the cowardly king set him ... ise o anda başlayan yeni eylemi verir. Bu When + geçmişteki olay, ardından ana cümlede geçmişteki başka bir olay kalıbı; bir tetikleyici olayı veya zamanı sonrasında olanlara bağlayarak hikâyeyi ilerletir. Bu cümlede dönüş, önemsiz bir arka plan bilgisi değildir; kralın karşılık vermesine yol açar.

Alıştırma

Hangi cümle bir tetikleyici olayı When yan cümlesiyle kurup ardından ne olduğunu ana cümleyle anlatır?

  1. While Maya was reading, rain tapped against the window.
  2. Because Maya wanted an adventure, she opened the old box.
  3. When Maya opened the old box, a hidden map fell onto the floor.
Cevabı göster

When Maya opened the old box, a hidden map fell onto the floor.

Kalıp ifadeler

set him a seemingly impossible task: set + kişi + görev kalıbı

set him a seemingly impossible task ifadesinde set, «koymak» değil, «görev vermek» veya «atamak» anlamına gelir. İfade, set + person + task çift nesneli kalıbını kullanır. Him görevi alan kişidir; a seemingly impossible task ise ona yapması söylenen iştir. Seemingly, impossible sözcüğünü niteler. Görev imkânsız görünür, ancak bu ifade görevin yapılabileceği olasılığını açık bırakır.

Alıştırma

set + person + task kalıbıyla cümleyi tamamlayın; set, us ve task sözcüklerini birer kez kullanın: At practice, the coach ____ that required speed and teamwork.

Cevabı göster

set us a task

Cross the teeming seas to Colchis

0:52

Kaynayan denizleri aşıp Kolhis'e gitmek

and steal the Golden Fleece of a flying ram

0:55

ve uçan bir koçun Altın Post'unu çalmak

under King Aeetes' nose. Deyimler

0:58

Kral Aeetes'in burnunun dibinden.

Deyimler

under King Aeetes' nose: kralın gözü önünde

under King Aeetes' nose ifadesinde under someone's nose mecaz anlamda kullanılır: hırsızlık krala çok yakın bir yerde ya da kralın gözetlediği ve denetlediği alanda gerçekleşecektir; normalde kralın bunu fark edip engellemesi beklenir. Bu ifade, kralın burnunun altındaki gerçek bir konumu anlatmaz. Görevin kralın gözetimi altında yapılması gerektiğini vurgulayarak işi son derece cesur ve tehlikeli gösterir.

Alıştırma

Cümlede under King Aeetes' nose ne anlama geliyor?

  1. Hırsızlık kralın denetlediği her yerden çok uzakta gerçekleşecek.
  2. Post kelimenin tam anlamıyla kralın burnunun altına yerleştirilecek.
  3. Hırsızlık kralın görüş veya denetim alanında gerçekleşecek, fakat kral bunu fark etmeyebilir ya da engelleyemeyebilir.
Cevabı göster

Hırsızlık kralın görüş veya denetim alanında gerçekleşecek, fakat kral bunu fark etmeyebilir ya da engelleyemeyebilir.

If Jason retrieved the Fleece, Dilbilgisi

1:01

Eğer Jason Post'u geri getirirse,

Pelias promised to relinquish the throne.

1:03

Pelias tahtı bırakacağına söz verdi.

Dilbilgisi

If Jason retrieved ... Pelias promised to relinquish ...: koşullu bir vaat

if yan cümlesi İason'un yerine getirmesi gereken koşulu belirtir. Ana cümle ise Pelias'ın karşılığında ne vaat ettiğini bildirir. Birlikte bir değiş tokuş sunarlar: Altın Post'u geri getirmek, Pelias'ın tahttan vazgeçmesinin koşuludur. Retrieved ve promised geçmiş zamandadır çünkü anlatıcı anlaşmayı geçmişteki bir bakış açısından aktarır. Cümle vaadin şartlarını belirtir; tek başına İason'un daha sonra koşulu yerine getirdiğini söylemez.

Alıştırma

Hangi ifade vaadi doğru biçimde açıklıyor?

  1. Pelias, İason'dan Altın Post'u geri getirmesini istemeden önce tahttan vazgeçti.
  2. Pelias, İason ne yaparsa yapsın tahttan vazgeçmeye söz verdi.
  3. Pelias'ın tahttan vazgeçme vaadi, İason'un Altın Post'u geri getirmesine bağlıydı.
Cevabı göster

Pelias'ın tahttan vazgeçme vaadi, İason'un Altın Post'u geri getirmesine bağlıydı.

Touched by his heroic mission, Dilbilgisi

1:06

Onun kahramanca görevinden etkilenen

the gods spread Jason's call for help,

1:08

tanrılar, Jason'ın yardım çağrısını yaydılar,

Dilbilgisi

Touched by ... spread ...: nedeni gösteren geçmiş zaman ortaç öbeği

Touched by his heroic mission, cümlenin başına gelen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Ana eylemin nedenini açıklar: tanrılar onun görevinden duygusal olarak etkilendikleri için yardım çağrısını yaydılar. Buradaki touched, fiziksel olarak dokunulmuş değil, duygulanmış demektir. Touched ifadesinin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan the gods sözüdür. Geçmiş zaman ortaç öbeği + özne + fiil kalıbı, because ile kurulan bir yan cümleyi kısaltır ve nedeni sonuçtan önce verir.

Alıştırma

Komşuların neden harekete geçtiğini göstermek için cümle başında geçmiş zaman ortaç öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Touched by the family's story, help was offered by the neighbors.
  2. Touched by the family's story, the neighbors shared the family's call for help.
  3. Touched by the family's story, the call for help reached the neighbors.
Cevabı göster

Touched by the family's story, the neighbors shared the family's call for help.

and soon he had assembled a not so motley crew. Deyimler

1:10

ve kısa sürede hiç de sıradan olmayan bir mürettebat topladı.

Deyimler

had assembled a not so motley crew: motley crew etiketini tersine çevirmek

Had assembled, past perfect yapısındadır: hikâyenin o noktasına gelindiğinde grubu çoktan toplamıştı. A motley crew; birbirinden farklı kişilerden oluşan, beklenmedik veya dağınık görünen bir grubu anlatan gayriresmî bir ifadedir ve çoğu zaman mizahi ya da hafif olumsuz bir ton taşır. Anlatıcı a not so motley crew diyerek bu etiketi şakacı biçimde geri alır. Üyeler birbirinden farklı olabilir, ancak etkileyici olmayan bir uyumsuzlar topluluğu değil, sıra dışı kahramanlardır. Not so, herkesin aynı olduğu anlamına gelmez; küçümseyici izlenimi reddeder.

Alıştırma

Burada a not so motley crew ne anlatıyor?

  1. Grup çeşitlidir ancak motley crew etiketinin düşündürdüğünden daha etkileyici ve yeteneklidir.
  2. Gruptaki herkes tamamen aynı geçmişe ve tarza sahiptir.
  3. Grup birlikte çalışmaktan tamamen acizdir.
Cevabı göster

Grup çeşitlidir ancak motley crew etiketinin düşündürdüğünden daha etkileyici ve yeteneklidir.

These heroes,

1:14

Bu kahramanlar,

alongside countless sailors, soothsayers,

1:15

sayısız denizci, kahin

and rebel demigods,

1:18

ve isyankar yarı tanrılarla birlikte,

named themselves the Argonauts Kültür

1:19

kendilerine Argonotlar adını verdiler

after their sturdy ship.

1:22

sağlam gemilerinin ardından.

Kültür

named themselves the Argonauts after their sturdy ship: bir adın kaynağını belirtmek

name A X after B kalıbı, “B'den esinlenerek A'ya X adını vermek” demektir. Bu cümlede themselves A'yı, the Argonauts seçilen X adını, gemileri Argo ise B ad kaynağını temsil eder. Burada after adın kaynağını belirtir; zaman bakımından “sonra” anlamına gelmez. Cümle, gemiyi kullandıktan sonra kendilerine ad verdiklerini söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, kurtarma botunun adının onların memleketinden geldiğini söyler?

  1. They sailed the rescue boat toward their hometown.
  2. They named the rescue boat after their hometown.
  3. They launched the rescue boat after visiting their hometown.
Cevabı göster

They named the rescue boat after their hometown.

But the path ahead was marked with untold terrors, Anlatım akışı

1:24

Fakat önlerindeki yol, tarifsiz dehşetlerle doluydu,

enough to test even the fiercest heroes.

1:27

en acımasız kahramanları bile sınayacak kadar.

Anlatım akışı

But the path ahead ... enough to test even the fiercest heroes: tehlikeyi ve sonucunu önceden bildirmek

But, anlatıyı kahramanların bir araya gelmesinden yaklaşan tehlikelere çevirir. The path ahead, öykünün sonraki bölümünü zorlu bir yolculuk olarak sunar; was marked with untold terrors ise bu yolun tehlikelerle dolacağını önceden bildirir. Enough to test even the fiercest heroes dereceyi ve bunun sonucunu anlatır: dehşetler o kadar ağırdır ki en gözü pek kahramanlar bile sınanacaktır. Dehşetlerin hangi amaçla var olduğunu belirtmez.

Alıştırma

Bu cümlede enough to test even the fiercest heroes neyi gösterir?

  1. Yolculuğu yalnızca zayıf kahramanlar zor bulacaktı.
  2. Dehşetler, kahramanları sınama amacıyla vardı.
  3. Dehşetler o kadar büyüktü ki en gözü pek kahramanlar bile sınanacaktı.
Cevabı göster

Dehşetler o kadar büyüktü ki en gözü pek kahramanlar bile sınanacaktı.

Their first stop was Lemnos, Anlatım akışı

1:31

İlk durakları Lemni'ydi,

an isle of women who had killed

1:33

adadaki tüm erkekleri öldüren

all the island's men.

1:36

kadınların adası.

Anlatım akışı

Lemnos, an isle of women ...: açıklayıcı bir ad öbeğiyle yer hakkında bilgi eklemek

Ana cümle olan Their first stop was Lemnos, yolculuktaki yeni bir yeri tanıtır. Virgülden sonraki an isle of women, Lemnos'u başka bir ad öbeğiyle yeniden adlandıran ve nasıl bir yer olduğunu açıklayan eşlemeli bir yapıdır. İkinci bir ana cümle değildir. who had killed all the island's men ilgi cümleciği women sözcüğünü niteler ve yerle ilgili en çarpıcı arka plan bilgisini ekler. Bilgiler, anlatımda kullanışlı olan şu sırayla ilerler: yer adı, kısa tanıtım ve ardından önemli bir ayrıntı.

Alıştırma

Hangi cümle yeni bir yeri belirtmek ve ardından onunla ilgili arka plan bilgisi eklemek için virgülle ayrılmış açıklayıcı bir ad öbeği kullanır?

  1. Our final stop was Orkney, and a group of islands appeared beyond it.
  2. Our final stop was Orkney, a group of islands known for ancient stone circles.
  3. Because Orkney is a group of islands, it was our final stop.
Cevabı göster

Our final stop was Orkney, a group of islands known for ancient stone circles.

As punishment, Dilbilgisi

1:38

Ceza olarak,

Aphrodite had cursed them with a sickening stench,

1:39

Afrodit onları mide bulandırıcı bir kokuyla lanetlemişti,

Dilbilgisi

As punishment ... cursed them with ...: cezayı ve sonucunu belirtmek

As punishment, cümlenin başına getirilmiş bir edat öbeğidir. Burada as, “rolünde ya da biçiminde” anlamına gelir; dolayısıyla ifade Afrodit'in eylemini bir ceza olarak tanımlar. “Ne zaman” anlamına gelmez. curse someone with something yapısında curse sözcüğünden sonraki kişi, with sözcüğünden sonra belirtilen istenmeyen duruma maruz kalır. Burada them etkilenen kadınları, a sickening stench ise bu durumu belirtir. Böylece cümle hem cezayı hem de onun zararlı sonucunu aktarır.

Alıştırma

Eylemi bir ceza olarak tanımlayan ifadeyle boşluğu doldurun: ____, the coach canceled the team's free afternoon.

Cevabı göster

As punishment

but that didn't stop Jason Dilbilgisi

1:42

ama bu, Jason'ın

fathering twins with the queen.

1:44

kraliçeden ikiz çocuk sahibi olmasını engellemedi.

Dilbilgisi

didn't stop Jason fathering: işe yaramayan bir engel

didn't stop + person + -ing kalıbı, bir engelin o kişinin eylemini önleyemediğini anlatır. stop sonrasındaki eylem yine de gerçekleşmiştir; burada Jason, önceki soruna rağmen ikizlerin babası olmuştur. Father burada fiil olarak kullanılır. Fathering twins with the queen, kraliçeyle ikiz çocuk sahibi olup onların biyolojik babası olmak demektir; çocuklara bakmak veya onları büyütmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, uyarıya rağmen Eli'nin mağaraya girdiğini anlatır?

  1. Eli stopped entering the cave before the warning.
  2. The warning stopped Eli from entering the cave.
  3. The warning didn't stop Eli from entering the cave.
Cevabı göster

The warning didn't stop Eli from entering the cave.

The rest of the crew also found themselves Notlar

1:46

Mürettebatın geri kalanı da kendilerini

embroiled in new romances

1:48

yeni aşk maceralarına kaptırmış buldu

Kelime

found themselves embroiled in new romances: kendilerini yeni aşk karmaşalarının içinde bulmak

Find oneself + geçmiş zaman ortacı, kişinin planlamadığı bir duruma geldiğini veya kendisini o durumda bulduğunu anlatır. Buradaki found themselves, bu kişilerin söz konusu duruma bilerek girmediklerini gösterir. Be embroiled in, karmaşık, dikkat dağıtıcı veya sorunlu bir şeye karışıp kalmak anlamına gelir. New romances ile kullanıldığında, yalnızca aşk ilişkilerine tarafsız biçimde katılmayı değil, dikkatlerini başka yöne çeken duygusal karmaşaları anlatır.

Alıştırma

Birinin planlamadan karmaşık ve sorunlu bir duruma karıştığını en iyi gösteren cümle hangisidir?

  1. She found herself interested in a new hobby.
  2. She found herself involved in a weekly book club.
  3. She found herself embroiled in a bitter legal dispute.
Cevabı göster

She found herself embroiled in a bitter legal dispute.

until Hercules chastised them

1:50

ta ki Herkül onları azarlayana kadar

for not behaving like heroes.

1:53

kahramanlar gibi davranmadıkları için.

Anlatım akışı

found themselves embroiled ... until ...: ardından müdahale gelen bir durum

Found themselves embroiled in new romances, mürettebatı bir durumun içine düşmüş ve ardından kendilerinin o durumda olduğunu fark etmiş kişiler olarak sunar. Bu, kelimenin tam anlamıyla kendilerini aradıkları veya bilinçli olarak aşk ilişkileri aradıkları anlamına gelmez. Until Hercules chastised them, gelişen bu duruma bir sınır koyar ve onu değiştiren dış olayı anlatıya sokar. Böylece cümle, hikâyeyi mürettebatın aşklara kapılmasından Herkül'ün müdahalesine taşır; for not behaving like heroes ise eleştirisinin nedenini açıklar.

Alıştırma

Found themselves ... until ... burada nasıl bir olay sırası anlatıyor?

  1. Mürettebat aşk ilişkilerinin içine düştü ve Herkül'ün azarı bu durumun değiştiği noktayı belirledi.
  2. Herkül önce mürettebatı azarladı; bunun üzerine onlar yeni aşk ilişkileri başlatmaya karar verdi.
  3. Mürettebat, Herkül onları övdükten sonra bilinçli olarak aşk ilişkileri aradı.
Cevabı göster

Mürettebat aşk ilişkilerinin içine düştü ve Herkül'ün azarı bu durumun değiştiği noktayı belirledi.

Eventually, Öbek fiiller

1:56

Sonunda,

they sailed on to the Mount of Bears,

1:56

Ayı Dağı'na doğru yelken açtılar,

Öbek fiiller

Eventually ... sailed on to: sonunda yelken açmaya devam ederek yönelmek

Eventually, bir gecikme veya kesintiden sonra hikâyeyi ileri taşır: bir süre geçtikten sonra sıradaki eylem sonunda gerçekleşmiştir. Sailed on to ifadesinde on, “devam etmek” anlamındaki bir parçacıktır; to ise sonraki varış yerini gösterir. İfade, Ayılar Dağı'na doğru yolculuklarına yeniden başladıkları veya devam ettikleri anlamına gelir; bir yüzeyin üzerine yelken açtıkları anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, feribotun yolculuğuna devam ettiğini açıkça belirten hedef yapıyı kullanıp ardından varış yerini söyler?

  1. After a brief stop, the ferry sailed onto the next island.
  2. After a brief stop, the ferry sailed on to the next island.
  3. After a brief stop, the ferry sailed to the next island.
Cevabı göster

After a brief stop, the ferry sailed on to the next island.

an island where a group of ancient six-armed monsters

1:59

bir grup antik altı kollu canavarın

lived alongside the peaceful Doliones. Kalıp ifadeler

2:02

barışçıl Dolionlarla birlikte yaşadığı bir adaya.

Kalıp ifadeler

live alongside: aynı çevrede birlikte var olmak

Lived alongside the peaceful Doliones, canavarların ve Dolionların aynı geniş çevrede, aynı dönemde yaşadığı anlamına gelir. Alongside, evlerinin hemen yan yana olmasını gerektirmez ve aralarında dostluk olduğunu göstermez. live alongside + kişi veya grup yapısı birlikte var olmayı anlatır. Aynı anda varlığını sürdüren kuruluşlar, sistemler veya gelenekler için de kullanılabilir.

Alıştırma

"The old system operates alongside the new one," cümlesinde alongside neyi gösterir?

  1. Eski sistem fiziksel olarak yeni sistemin üstündedir.
  2. İki sistem birlikte varlığını sürdürüyor.
  3. Yeni sistem eskisinin tamamen yerini almıştır.
Cevabı göster

İki sistem birlikte varlığını sürdürüyor.

While the clan welcomed the Argonauts Notlar

2:06

Klan, Argonotları karşılarken

with open arms,

2:07

kollarını açarak,

Deyimler

welcome someone with open arms: sıcak ve istekli bir şekilde karşılamak

Welcome someone with open arms, birini çok sıcak ve istekli bir şekilde karşılamak veya kabul etmek anlamına gelen bir deyimdir. Bir tutumu anlatır; bu yüzden gerçekten kolları açmak gerekmez. Burada klan, Argonotlarla yalnızca karşılaşmıyor, onlara içten bir dostluk gösteriyor. Aynı kalıp yeni bir kişiyi, fikri veya değişikliği memnuniyetle kabul etmeyi de anlatabilir.

Alıştırma

“Sıcak ve istekli bir şekilde” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The whole team welcomed the new coach ____.

Cevabı göster

with open arms

the monsters surged down from the mountains

2:09

canavarlar dağlardan aşağı akın etti

and hurled rocks at the docked ship.

2:12

ve demirlemiş gemiye kayalar fırlattı.

Anlatım akışı

While ..., ...: eş zamanlı olayları karşıtlık içinde sunmak

While ilk yan cümleyi başlatır ve onu ana cümleye bağlar. Bu cümlede iki eylem aynı zaman çerçevesindedir: klan Argonotları karşılarken canavarlar gemiye saldırır. Yan cümleler birbirine zıt yönleri gösterir: bir tarafta konukseverlik, diğer tarafta tehlike vardır. Bu nedenle while, whereas veya but at the same time ifadelerine benzer biçimde karşıtlık da belirtir. Aynı anda gerçekleşen ancak belirgin biçimde farklı iki olayı yan yana getirir.

Alıştırma

Örnek cümlede While sözcüğünün temel görevi nedir?

  1. Bir karşılamayı ve bir saldırıyı aynı anda gerçekleşen karşıt olaylar olarak sunar.
  2. Karşılamanın saldırıya neden olduğunu gösterir.
  3. Saldırının karşılama bittikten sonra gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster

Bir karşılamayı ve bir saldırıyı aynı anda gerçekleşen karşıt olaylar olarak sunar.

Hercules held them off single-handedly Öbek fiiller

2:15

Herkül onları tek başına uzak tuttu

before his comrades joined the fray. Deyimler

2:18

yoldaşları savaşa katılmadan önce.

Öbek fiiller

hold them off single-handedly: yardım gelene kadar tek başına direnmek

Hold someone off, bir kişinin veya grubun ilerlemesini, saldırmasını ya da başarılı olmasını bir süreliğine engellemek demektir. Karşı tarafı tamamen yenmekten çok ona direnmeye veya onu geciktirmeye odaklanır. Single-handedly, başka hiç kimseden yardım almadan demektir. Before ile başlayan yan cümle, bu tek başına direnişin ne zaman bittiğini gösterir: Herkül rakiplerini yalnız başına uzakta tuttu, ardından yoldaşları çatışmaya girdi.

Alıştırma

Hangi cümle, bir kişinin yardım gelene kadar saldırganların ilerlemesini tek başına ve geçici olarak engellediği anlamına gelir?

  1. Nia put the attack off until she had more time.
  2. Nia held the attackers back because they wanted to leave.
  3. Nia held the attackers off single-handedly until help arrived.
Cevabı göster

Nia held the attackers off single-handedly until help arrived.

Deyimler

joined the fray: sürmekte olan bir çatışmaya veya yoğun rekabete katılmak

joined the fray ifadesinde fray, hâlen süren bir dövüşü veya şiddetli çatışmayı anlatır. Cümlede, yoldaşlarının başlamış olan savaşa katıldığı söylenir. join the fray, hararetli bir tartışmaya ya da yoğun bir rekabete girmek için de kullanılabilir. Durumu yalnızca katılım olarak değil, bir mücadele olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede joined the fray doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Two more companies joined the fray and quietly observed the competition.
  2. Two more companies joined the fray and began competing for the contract.
  3. Two more companies joined the fray and attended a friendly picnic.
Cevabı göster

Two more companies joined the fray and began competing for the contract.

Bolstered by their victory, Anlatım akışı

2:21

Zaferlerinden güç alan

the triumphant heroes sailed onward,

2:22

muzaffer kahramanlar yelken açmaya devam ettiler,

only to be blown back to the island Dilbilgisi

2:25

sadece adaya geri savrulmak için

Anlatım akışı

Bolstered by ... only to be ...: beklenti oluşturup sonra tersine çevirmek

Başta gelen ortaç öbeği Bolstered by their victory, kahramanların neden güven kazandığını açıklar. Ana cümle the triumphant heroes sailed onward ise başarının süreceği beklentisini oluşturur. only to be blown back to the island, daha sonra gerçekte ne olduğunu, yani bu beklentiyi tersine çeviren beklenmedik bir aksiliği anlatır. Burada only to be kahramanların amacını değil, sonucu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede only to + verb beklenmedik bir sonucu anlatmak için kullanılmıştır?

  1. They rushed to the station in order to catch the train.
  2. They rushed to the station, only to discover that the train had left.
  3. They stayed home because the train had left.
Cevabı göster

They rushed to the station, only to discover that the train had left.

Dilbilgisi

only to be blown back: beklenmedik edilgen bir sonuç

Only to + fiil, önceki bir eylemin ardından gerçekten ortaya çıkan bir sonucu anlatır. Bu sonuç genellikle şaşırtıcı, hayal kırıklığı yaratıcı ya da beklenenin tersidir. Burada anlam, “ama sonuçta rüzgâr onları adaya geri sürükledi” şeklindedir; geri sürüklenmek onların amacı değildir. Edilgen biçim only to be + past participle yapısıdır. Be blown, yolcuların rüzgârın etkisine maruz kaldığını gösterir. Bir girişim veya eylem beklenmedik edilgen bir sonuca yol açtığında bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede only to be + past participle yapısı beklenmedik edilgen bir sonucu gösterir?

  1. They hurried to the theater in order to be told that the show was sold out.
  2. They hurried to the theater, only to be told that the show was sold out.
  3. They hurried to the theater because they were told that the show was sold out.
Cevabı göster

They hurried to the theater, only to be told that the show was sold out.

several stormy nights later.

2:27

birkaç fırtınalı gece sonra.

In the tempest, Anlatım akışı

2:29

Fırtınada,

the Doliones thought these new arrivals invaders.

2:30

Dolionlar bu yeni gelenleri işgalci sandı.

Anlatım akışı

In the tempest, ... thought these new arrivals invaders: yanlış tanımayı koşullarla açıklamak

In the tempest ifadesini başa yerleştiren cümle, sonraki yargının nasıl yorumlanacağını belirleyen koşulları önce verir. Burada fırtına yalnızca arka plandaki hava durumu değildir; insanların neden tanınamadığını ve kimliklerinin neden yanlış belirlendiğini anlaşılır kılar. Thought these new arrivals invaders bölümünde these new arrivals yargılanan nesnedir; invaders ise bu nesneye verilen kimliği belirten nesne tamamlayıcısıdır. Vurgulanan iki bölüm birlikte olayı “önce kafa karıştırıcı koşullar, sonra yanlış sonuç” sırasıyla düzenler.

Alıştırma

Hangi cümle, yanlış bir yargıyı anlaşılır kılmak için başta bir koşul verir?

  1. After the fog cleared, Lena took a clear photograph of a statue.
  2. In the thick fog, Lena counted three statues beside the road.
  3. In the thick fog, Lena mistook a statue for a person.
Cevabı göster

In the thick fog, Lena mistook a statue for a person.

The Argonauts were similarly unaware Anlatım akışı

2:34

Argonotlar da benzer şekilde habersizdi

of their surroundings

2:36

çevrelerinden

and fought blunderingly in the dark,

2:37

ve karanlıkta körlemesine savaştılar,

slaying wave after wave of foe. Deyimler

2:40

dalga dalga düşmanı katlederek.

Anlatım akışı

were similarly unaware ... and fought ...: benzer yanılgıları sonuçlarına bağlamak

Similarly, Argonotların durumdan habersiz oluşunu daha önce anlatılan benzer bir yanılgıya bağlar. Sorunun yalnızca Argonotlara özgü olmadığını, iki tarafın da aynı sorunu yaşadığını gösterir. Cümle daha sonra and fought ... ile onların neyi bilmediğinden ne yaptığına geçer. Slaying ... biçimindeki -ing yan cümleciği, savaşın devam eden sonucunu ekler. Bu bilgi akışı trajediyi açıkça gösterir: benzer yanılgılar, ne yaptığını bilmeden harekete geçmeye ve tekrar tekrar öldürmeye yol açar.

Alıştırma

Bu cümlede similarly sözcüğünün görevi nedir?

  1. Argonotların ve diğer grubun benzer biçimde durumdan habersiz olduğunu gösterir.
  2. Argonotların durumu diğer gruptan daha iyi anladığını gösterir.
  3. Önceki yanılgıyla bağlantısı olmayan yeni bir olayı anlatmaya başlar.
Cevabı göster

Argonotların ve diğer grubun benzer biçimde durumdan habersiz olduğunu gösterir.

Deyimler

wave after wave of foe: art arda gelen dalgalar ve edebî foe

Wave after wave of + isim, grupların veya olayların art arda gelmeye devam ettiğini anlatır. Wave sözcüğünün tekrarı, peş peşe gelen dalgalar görüntüsü yaratır; bu nedenle savaş sürekli ve ezici görünür. Foe, enemy anlamına gelir ancak resmî ya da edebî bir sözcüktür. Özgün cümlede tekil foe, düşman kuvvetlerini topluca belirtmek için kullanılmıştır ve bu kullanım destansı anlatıma uygundur. Günlük modern İngilizcede wave after wave of enemies daha yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi wave sözcüğünün tekrarlandığı kalıpla tamamlayın: The goalkeeper stopped ____ attacks in the final minutes.

Cevabı göster

wave after wave of

But the morning light revealed a horrible truth. Anlatım akışı

2:43

Fakat sabah ışığı korkunç bir gerçeği ortaya çıkardı.

Anlatım akışı

But ... revealed a horrible truth: anlatıda gerçeğin ortaya çıkışı

But, daha önce doğru görünen şeyden uzaklaşan bir dönemeç olduğunu gösterir. Bu cümlede sabah ışığı gizli gerçekleri görünür kılar; revealed ise karakterlerin önceki anlayışının yanlış olduğunu bildirir. But + yeni kanıt veya keşif + revealed ... kalıbı, bir hikâyede gerçeğin ortaya çıktığı anı sık sık işaretler: belirsizliğin veya yanlış bir inancın yerini gerçek alır. Işık hem gerçekten görebilmenin koşuludur hem de hikâyeyi ileri taşıyan olaydır.

Alıştırma

Bu cümlenin anlatıdaki temel işlevi nedir?

  1. Yanlış bir inançtan rahatsız edici bir keşfe geçişi gösterir.
  2. Kimsenin bildiklerini değiştirmeden ortamı sakin biçimde anlatır.
  3. Herkesin sabahtan önce gerçeği zaten bildiğini gösterir.
Cevabı göster

Yanlış bir inançtan rahatsız edici bir keşfe geçişi gösterir.

Their victims were none other Deyimler

2:46

Kurbanları başkası değildi

than their previous hosts.

2:47

önceki ev sahiplerinden.

Deyimler

were none other than ...: şaşırtıcı bir kimliği açıklamak

Be none other than + isim öbeği, “şaşırtıcı biçimde tam olarak o kişi veya şey olmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir vurgu yapısıdır. Burada kurbanların, daha önce onları ağırlayan kişilerle aynı kişiler olduğunu ortaya çıkarır. none olumsuz görünse de tüm ifade “değildi” anlamına gelmez. Diğer tüm kimlik olasılıklarını eler ve than ifadesinden sonra gelen kimliği güçlü biçimde doğrular.

Alıştırma

Bağışçının şaşırtıcı kimliğini güçlü biçimde açıklayan kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Everyone was surprised to learn that the anonymous donor was ____ our former teacher.

Cevabı göster

none other than

Yet again, Anlatım akışı

2:50

Bir kez daha,

Jason had allowed the crew to be distracted,

2:51

Jason mürettebatın dikkatinin dağılmasına izin vermişti,

this time at a terrible cost.

2:54

bu sefer korkunç bir bedelle.

Anlatım akışı

Yet again ... this time at a terrible cost: tekrarlanan hata ve daha kötü sonuç

Yet again önceki olaylara gönderme yapar ve Jason’ın aynı hatayı tekrarladığını belirtir. Cümlenin başında kullanıldığında eleştiri veya bıkkınlık da katar: bu olay bir kez daha yaşanmamalıydı. This time mevcut olayı öncekilerle karşılaştırır. At a terrible cost, yüksek bir satın alma fiyatını değil, çok ciddi ve zarar verici sonuçları ifade eder. Böylece cümle önce tekrarlanan hatayı, ardından bu sefer ortaya çıkan daha kötü sonucu sunar.

Alıştırma

Hatanın tekrarlandığını ve bu sefer daha ciddi bir sonuç doğurduğunu açıkça gösteren cümle hangisidir?

  1. Yet again, Lena ignored the warning, but this time the consequence was worse: she lost access to her account.
  2. Lena ignored a warning for the first time, but nothing bad happened.
  3. Lena paid money for a warning because the account was expensive.
Cevabı göster

Yet again, Lena ignored the warning, but this time the consequence was worse: she lost access to her account.

Ashamed at his conduct, Dilbilgisi

2:56

Davranışından utanan Jason,

he resolved to focus only on the Fleece. Kalıp ifadeler

2:58

sadece Post'a odaklanmaya karar verdi.

Dilbilgisi

Ashamed at ..., he resolved to ...: bir kararın nedeni olarak duygu

Ashamed at his conduct cümlenin başına getirilmiş bir sıfat öbeğidir. he kişisini tanımlar ve sonraki kararının nedenini verir: davranışından utandığı için farklı davranmaya kesin olarak karar vermiştir. Bu öbek tek başına tam bir cümle değildir. Ashamed ... ifadesinin örtük öznesi, ana cümlenin öznesiyle aynı kişi olmalıdır. Burada ikisi de he sözcüğüne gönderme yapar. Resolved to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmaya kesin olarak karar vermek anlamına gelir; böylece yapı, kişinin durumunu veya duygusunu yine o kişinin kararına bağlar.

Alıştırma

Baştaki öbeğin tanımladığı kişiyi ana cümlenin öznesi olarak doğru biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. Disappointed by the result, the schedule was changed by Maya.
  2. Disappointed by the result, more practice was necessary.
  3. Disappointed by the result, Maya resolved to practice every day.
Cevabı göster

Disappointed by the result, Maya resolved to practice every day.

Kalıp ifadeler

resolved to focus only on: tek bir hedefe yönelik kesin bir bağlılık

Resolved to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmak için kesin ve düşünülmüş bir karar vermek demektir. Bu cümlede resolved to focus, geçici bir seçimden çok ciddi bir kararlılığı ifade eder. Focus on dikkatin yöneldiği hedefi belirtir; only ise bu hedefi yalnızca the Fleece ile sınırlar. Bu nedenle tüm ifade, dikkat dağıtıcı şeyleri dışarıda bırakıp tek bir hedefe yönelmeye kesin olarak karar ettiğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle bir aksilikten sonra alınan kesin ve ciddi bir kararı en iyi ifade eder?

  1. After the setback, Mira briefly thought about practicing.
  2. After the setback, Mira might practice someday.
  3. After the setback, Mira resolved to practice every day.
Cevabı göster

After the setback, Mira resolved to practice every day.

But even this haste proved ruinous. Anlatım akışı

3:01

Fakat bu acele bile yıkıcı oldu.

Anlatım akışı

But even this haste proved ruinous: beklenmedik bir sonuç

But, hızlı hareket etmenin yardımcı olacağı beklentisini tersine çevirir; even ise this haste ifadesini şaşırtıcı bir zarar kaynağı olarak öne çıkarır. Bu iki sözcük cümleyi önceki düşünceye bağlar ve olumsuz bir dönüşün sinyalini verir. Prove + sıfat, bir şeyin sonunda belli bir durumda olduğunun ortaya çıkması anlamına gelir. Burada proved ruinous, sonraki olayların bu aceleciliğin yıkıcı sonuçları olduğunu gösterdiğini anlatır. Kısa değerlendirme önceki eyleme dönüp bakar ve ardından gelecek sıkıntıyı haber verir.

Alıştırma

Hangi cümle beklenmedik bir nihai sonucu anlatmak için prove + sıfat yapısını kullanır?

  1. The shortcut was dangerous before anyone tried it.
  2. The shortcut looked helpful, but it proved dangerous.
  3. Using a map, the guide proved that the route was safe.
Cevabı göster

The shortcut looked helpful, but it proved dangerous.

When Hercules' squire was abducted Anlatım akışı

3:04

Herkül'ün yaveri kaçırıldığında

by a water nymph,

3:06

bir su perisi tarafından,

Jason sailed on, Kelime

3:07

Jason yelken açmaya devam etti,

oblivious to the absence

3:09

yokluğun farkında olmadan

of his most powerful crewmate.

3:10

en güçlü mürettebat arkadaşının.

Anlatım akışı

When ..., Jason sailed on, oblivious to ...: fark edilmeyen önemli bir olayı öne çıkarma

When yan cümlesi önemli bir olayı önce verir: Herkül'ün silahtarı kaçırılmıştır. Ardından Jason sailed on ana cümlesi, Jason'ın eyleminin değişmediğini ve yoluna devam ettiğini gösterir. Sondaki oblivious to the absence... ifadesi, Jason'ın ilerlerken neyi fark etmediğini açıklar. Bölümler arasında bir uyumsuzluk oluşur: ciddi bir şey olmuştur, ancak Jason bunun sonucunu fark etmeden devam eder. Bu kalıp iki eylemi yalnızca sıralamak yerine, bir öyküyü “X olduğunda Y fark etmeden devam etti” biçiminde düzenler.

Alıştırma

Cümledeki bilgi sırası temel olarak neyi vurguluyor?

  1. Jason kaybı fark eder ve hemen yönünü değiştirir.
  2. Kaçırılma olayı, Jason yoluna devam etmeye karar verdiği için gerçekleşir.
  3. Önemli bir olay gerçekleşirken Jason bunun sonucunu fark etmeden devam eder.
Cevabı göster

Önemli bir olay gerçekleşirken Jason bunun sonucunu fark etmeden devam eder.

Kelime

oblivious to the absence of: birinin yokluğunu hiç fark etmemek

Oblivious to, bir şeyin hiç farkında olmamak demektir. Burada oblivious to the absence of... Jason'ı yolculuğu sırasında tanımlayan bir sıfat öbeğidir: önemli bir mürettebat üyesinin artık orada olmadığını fark etmemiştir. Absence burada somut bir anlam taşır; kişinin orada bulunmadığını belirtir. Oblivious ayrıca fark edilmeyen gerçeğin önemli ya da belirgin olduğunu düşündürür. Bu nedenle kişinin dikkatsizliği eleştiriliyormuş gibi duyulabilir.

Alıştırma

Cümleyi “teknisyenin orada olmadığının hiç farkında olmamak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The host began the demonstration, ____ the technician.

Cevabı göster

oblivious to the absence of

The remaining Argonauts continued their quest

3:14

Kalan Argonotlar arayışlarına devam etti

until stopping at the sight of an old man Anlatım akışı

3:16

ta ki yaşlı bir adamı görene kadar durdular

surrounded by a swirl of harpies.

3:19

harpiya sürüsüyle çevrili.

Anlatım akışı

until stopping at the sight of...: yolculuktan yeni bir karşılaşmaya geçiş

until stopping ... bölümü, continued their quest eyleminin bitiş noktasını gösterir: yolculuk Argonotların durduğu ana kadar devam eder. Böylece anlatı, süren yolculuktan yeni bir karşılaşmaya geçer. at the sight of, “gördüklerinde” veya “gördükleri için” anlamına gelir. Burada harpilerle çevrili yaşlı bir adamı görmek onların durmasına neden olur; sight turistik bir yer anlamına gelmez.

Alıştırma

until stopping at the sight of ... cümlede nasıl bir işlev görür?

  1. Yaşlı adamı görmelerinden önce yolculuğun zaten bittiğini söyler.
  2. Gördükleri bir şeyin devam eden yolculuğu kestiği anı belirtir.
  3. Sight sözcüğünün durdukları yerin adı olduğunu belirtir.
Cevabı göster

Gördükleri bir şeyin devam eden yolculuğu kestiği anı belirtir.

This was Phineus,

3:23

Bu, Phineus'tu,

a seer cursed by Zeus Notlar

3:24

Zeus tarafından lanetlenmiş bir kahin

to endure old age, blindness,

3:26

yaşlılık, körlük,

and endless torture

3:29

ve sonsuz işkenceye dayanması için

Kültür

a seer cursed by Zeus to endure...: Phineus'un kimliği ve cezası

seer, geleceği görebildiğine veya kehanetler iletebildiğine inanılan kişi demektir. Bu efsanede Phineus böyle bir kâhindir; Zeus ise onu lanetleyen Yunan tanrısıdır. Phineus sonrasındaki bölüm bir açıklayıcı isim öbeğidir; onun kimliğini belirtir ve durumunu anlamak için gereken bilgiyi verir. cursed by Zeus cezanın kimden geldiğini, to endure ... ise lanetin ona neye katlanmak zorunda bıraktığını açıklar: yaşlılık, körlük ve bitmeyen işkence.

Alıştırma

Bu cümlede seer ne anlama gelir?

  1. Bir olayı tesadüfen gören sıradan bir kişi.
  2. Körlüğü tedavi eden bir doktor.
  3. Geleceği görebildiğine veya kehanetler iletebildiğine inanılan kişi.
Cevabı göster

Geleceği görebildiğine veya kehanetler iletebildiğine inanılan kişi.

for giving away his prophecies. Öbek fiiller

3:30

kehanetlerini açığa vurduğu için.

Dilbilgisi

cursed by Zeus to endure ... for giving away ...: hukuman dan penyebabnya

cursed by Zeus, a seer ifadesini niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi yan cümlesidir. a seer who was cursed by Zeus ile aynı anlamdadır. by Zeus, laneti kimin verdiğini belirtir. to endure ... lanetin ona neyi çektirdiğini anlatır; onun kendi seçtiği bir amaç değildir. for giving away ... cezanın nedenini, yani bir şeyi açıkladığı için cezalandırıldığını gösterir. Diziyi kişi, cezayı veren, ceza ve neden olarak okuyun.

Alıştırma

cursed by Zeus to endure ... for giving away ... yapısını hangi seçenek doğru açıklar?

  1. Kâhin Zeus'u lanetledi; to endure hedefini, for giving away ise ödülünü belirtir.
  2. Yaşlılık Zeus'un körlüğüne yol açtı ve kehanetler işkenceyi bitirdi.
  3. Laneti Zeus verdi; to endure cezayı, for giving away ise cezanın nedenini belirtir.
Cevabı göster

Laneti Zeus verdi; to endure cezayı, for giving away ise cezanın nedenini belirtir.

Öbek fiiller

giving away his prophecies: reveal anlamındaki give away

Burada give away, bilinmemesi veya gizli kalması gereken bir bilgiyi açıklamak anlamına gelir. his prophecies, onun bağışladığı nesneler değil, açıkladığı bilgiler olarak ele alınır. Bu anlam secret, answer, ending, plan, identity ve surprise gibi nesnelerle yaygındır. Nesne, amaçlanan anlamı seçmenize yardımcı olur.

Alıştırma

“Açığa çıkarmak” anlamında give away ifadesinin geçmiş zamanını kullanın: His nervous laugh ____ the secret before the announcement.

Cevabı göster

gave away

Moved by his plight, Notlar

3:33

Onun zor durumundan etkilenen

Kalıp ifadeler

Moved by his plight: ciddi bir sıkıntıdan duygusal olarak etkilenmek

Moved by his plight ifadesindeki moved, fiziksel olarak taşınmak değil, duygusal olarak etkilenmek anlamına gelir. İfade, Because they were moved by his plight şeklinde anlaşılabilen kısaltılmış bir edilgen yan cümledir. Öznenin sonraki eyleminin duygusal nedenini verir. Plight, kaygı veya merhamet uyandıran ciddi ve zor bir durumdur. Problem sözcüğünden daha resmî ve ağırdır; bu nedenle ifade, sıkıntıyı insanları yardım etmeye yöneltecek kadar ciddi gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “bir şey nedeniyle duygusal olarak etkilenmiş” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ the injured hiker's plight, the rescue team stayed through the night.

Cevabı göster

Moved by

the wind brothers set upon the flock, Öbek fiiller

3:34

rüzgar kardeşler sürüye saldırdı,

Öbek fiiller

set upon the flock: “saldırmak” anlamındaki edebî ifade

set upon the flock ifadesinde set upon, “saldırdı” anlamına gelen tek bir fiil öbeğidir ve çoğu zaman ani ya da şiddetli bir hareket hissi verir. The flock saldırıya uğrayan gruptur. Burada set sözcüğünü “yerleştirmek”, upon sözcüğünü de ayrı bir konum sözcüğü olarak yorumlamayın. Başka durumlara aktarılabilen kalıp set upon + kişi, hayvan veya grup şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümlede set upon “saldırmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The wolves set upon the lone traveler.
  2. She set the cup upon the table.
  3. They set out upon the journey.
Cevabı göster

The wolves set upon the lone traveler.

providing Phineus with a brief respite Kalıp ifadeler

3:37

Phineus'a kısa bir mühlet sağlayarak

from his punishment.

3:39

cezasından.

Anlatım akışı

Moved by... set upon... providing...: neden, eylem ve sonuç

Bu cümle neden, eylem ve sonucu tek bir yapıda sıkıştırır. Moved by his plight, rüzgâr kardeşlerin harekete geçmesinin duygusal nedenini verir; the wind brothers set upon the flock ana cümlesi ise ne yaptıklarını belirtir. Sondaki providing Phineus with a brief respite from his punishment sıfat-fiil grubu, saldırının sonucunu ekler. Ana cümleye bağlıdır ve ikinci bir bağımsız cümle değildir.

Alıştırma

Örnekteki neden, eylem ve sonuç ilişkisini hangi seçenek doğru açıklar?

  1. Kardeşler merhamet duygusuyla harekete geçti ve saldırıları Phineus'a geçici bir rahatlama sağladı.
  2. Phineus kardeşleri cezalandırdıktan sonra sürü onlara rahatlama sağladı.
  3. Phineus'un rahatlaması, kardeşlerin ona acıyıp saldırmasına neden oldu.
Cevabı göster

Kardeşler merhamet duygusuyla harekete geçti ve saldırıları Phineus'a geçici bir rahatlama sağladı.

Kalıp ifadeler

provide someone with a brief respite from something: birine bir şeyden kısa süreli rahatlama sağlamak

Providing, önceki eylemin sonucunu sunan bir -ing yan cümlesidir: bu eylem Phineus'a bir şey sağlamıştır. provide someone with something kalıbı “birine bir şey vermek veya sağlamak” anlamına gelir. Burada a brief respite from his punishment, cezanın verdiği acıya kısa süreli bir ara anlamındadır. Respite geçicidir; from ise kişinin hangi zorluktan uzaklaşabildiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz resmî isimle tamamlayın: The cool evening provided the hikers with a brief ____ from the heat.

Cevabı göster

respite

In return, the seer told them Anlatım akışı

3:41

Karşılığında, kahin onlara anlattı

how to overcome the terrifying trial

3:43

korkunç sınavın nasıl üstesinden gelineceğini

that lay ahead. Anlatım akışı

3:45

ileride yatan.

Anlatım akışı

In return ... how to overcome the terrifying trial that lay ahead: karşılık ilişkisiyle yöntemi sunmak

In return, kâhinin yol göstermesinin daha önce aldığı yardıma karşılık verildiğini gösterir. Cümlenin başında önceki olayla bu yeni eylemi birbirine bağlar ve öğüdü yalnızca sıradaki olay olarak değil, bir karşılıklılık ilişkisinin parçası olarak sunar. told them how to overcome... tell + kişi + how to + fiil yapısını izler. Burada how to overcome the terrifying trial that lay ahead, kâhinin onlara aktardığı yöntemi belirtir; doğrudan bir soru değildir. that lay ahead, sınavın o anda hâlâ gelecekte olduğunu gösterir.

Alıştırma

Vurgulanan bölümlerin cümledeki bilgiyi nasıl düzenlediğini en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Öğüt, daha önceki yardımın karşılığıdır ve how to overcome... kâhinin onlara anlattığı yöntemi belirtir.
  2. Bu sözler grubun eve dönüp kâhine ne yapması gerektiğini söylediğini anlatıyor.
  3. Kâhin onlara doğrudan bir soru soruyor ve sınav çoktan sona ermiş durumda.
Cevabı göster

Öğüt, daha önceki yardımın karşılığıdır ve how to overcome... kâhinin onlara anlattığı yöntemi belirtir.

The Symplegades,

3:47

Çarpışan Kayalar (Symplegades),

a pair of clashing rocks

3:48

gemileri paramparça eden

Anlatım akışı

that lay ahead ... a pair of clashing rocks: tehlikeyi önceden bildirip adı açıklamak

that lay ahead ilgi cümleciği, önceki cümledeki trial sözcüğünü niteler. Burada lie ahead, bir şeyin hâlâ gelecekte olması demektir; lay ise lie fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bu cümlecik ilerideki tehlikeye işaret ederek beklenti yaratır. a pair of clashing rocks, The Symplegades adından sonra gelen açıklayıcı bir eş ad öbeğidir. Bilinmeyen adı gündelik sözcüklerle hemen açıklar. Bilgi sırası önce yaklaşan sınavı haber verir, ardından onu adlandırıp tanımlar.

Alıştırma

Vurgulanan iki bölümün bilgiyi nasıl düzenlediğini en iyi hangi ifade açıklar?

  1. Önce yaklaşan bir sınava işaret eder, ardından bilinmeyen adı bir eş ad açıklamasıyla açıklarlar.
  2. Fiziksel bir nesnenin yolda uzandığını ve sınavın çoktan bittiğini gösterirler.
  3. Başka ve ilgisiz bir sınavı tanıtmadan önce kayaların söylediklerini doğrudan aktarırlar.
Cevabı göster

Önce yaklaşan bir sınava işaret eder, ardından bilinmeyen adı bir eş ad açıklamasıyla açıklarlar.

that reduced ships to splinters. Kelime

3:50

bir çift çarpışan kaya.

Kelime

reduce ships to splinters: sonuç bildiren reduce A to B

reduce A to B yapısında B, büyük bir değişimin sonucunu veya son durumu belirtir. Burada gemiler tamamen parçalanır ve geriye yalnızca kıymıklar kalır. Bu yüzden bu cümlede reduce yalnızca “sayısını azaltmak” anlamına gelmez. rubble, ashes veya splinters gibi sonuç bildiren adlarla kullanılan reduce A to B çoğu zaman bütünüyle yok olmayı anlatır.

Alıştırma

reduce A to B yapısını tamamlayın. Yangından sonra yalnızca kül kalmıştı: The fire reduced the old barn ____ ashes.

Cevabı göster

to

But first, the Argonauts Anlatım akışı

3:53

Fakat önce, Argonotlar

would have to maneuver past the mouth of Hell, Kalıp ifadeler

3:55

Cehennemin ağzından manevra yaparak geçmeli,

around the isle of the bloodthirsty Amazons,

3:58

kana susamış Amazonların adasının etrafından dolaşmalı

and under psychedelic skies.

4:01

ve saykodelik gökyüzünün altından geçmeliydi.

Anlatım akışı

But first ... would have to ...: daha önceki zorunlu adımları eklemek

But first, daha sonraki bir zorluğun anlatımını kısa süreliğine durdurur ve dinleyiciyi daha önce gerçekleşmesi gereken olaylara götürür. Hikâyeyi sıraya koyar: sonraki zorluk hâlâ ileridedir, ancak bu rota ondan önce gelir. Geçmişte anlatılan hikâyenin bakış açısından would have to, rotayı Argonotların kişisel isteği olarak değil, ileride karşılaşacakları bir zorunluluk olarak sunar. past the mouth..., around the isle... ve under... şeklindeki paralel ifadeler zorunlu rotayı üç aşamada düzenler.

Alıştırma

But first ... would have to ... bu anlatıda ne yapıyor?

  1. Daha sonraki zorluktan önce gerekli olan önceki adımlara döner.
  2. Yolcuların bütün engellerden kaçınmak istediğini gösterir.
  3. Bütün engellerin zaten aşılmış olduğunu söyler.
Cevabı göster

Daha sonraki zorluktan önce gerekli olan önceki adımlara döner.

Kalıp ifadeler

Maneuver past ..., around ... ve under ...: karmaşık bir rota çizmek

Maneuver, zor bir alanda bir şeyi dikkatle yönlendirmek veya hareket ettirmek demektir. Burada yalnızca bir yerden başka bir yere gitmeyi değil, tehlikelerden kaçınırken ustaca kontrol sağlamayı anlatır. Tek bir fiil olan maneuver, üç paralel edat grubunu yönetir: past the mouth of Hell, around the isle of the bloodthirsty Amazons ve under psychedelic skies. Bu yapı, karmaşık bir rotanın birkaç bölümünü açık bir sıra içinde göstermeyi sağlar.

Alıştırma

Bir kurtarma botu limana girmeden önce kayalardan ve bir gemi enkazından dikkatle kaçınmalıdır. Bu rotayı en doğal biçimde hangi cümle anlatır?

  1. The rescue boat maneuvered past the rocks, around the wreck, and into the harbor.
  2. The rescue boat sailed in open water and could see the harbor.
  3. The rescue boat went toward the harbor without changing course.
Cevabı göster

The rescue boat maneuvered past the rocks, around the wreck, and into the harbor.

These adventures cost the crew Anlatım akışı

4:04

Bu maceralar mürettebata mal oldu

both in men and morale,

4:05

hem adam hem de moral açısından,

and some feared they might be losing their minds.

4:07

ve bazıları akıllarını kaybedebileceklerinden korktu.

Anlatım akışı

Cost the crew both in men and morale ... losing their minds: giderek ağırlaşan sonuçlar

Cost the crew both in men and morale, both ... and ... şeklindeki dengeli yapıyla para dışındaki iki kaybı birlikte sunar. Men, kaybedilen mürettebat üyelerini; morale ise grubun güvenini ve devam etme isteğini belirtir. Ardından some feared they might be losing their minds bölümü, grubun uğradığı zarardan bireysel üyelerin korkusuna geçer. Might, bu korkunun doğrulanmış bir gerçek değil, belirsiz bir olasılık olduğunu gösterir. Bu sıralama yoğunluğu artırır: önce insan kaybı ve düşen moral, ardından zihinsel çöküş olasılığı gelir.

Alıştırma

Cümlenin sonuçları düzenleme biçimini en iyi hangi yorum açıklar?

  1. Herhangi biri endişesini dile getirmeden önce mürettebatın morali yükselir.
  2. Cümle yalnızca yolculukta harcanan para miktarını bildirir.
  3. Önce grup düzeyinde iki kayıp belirtilir, ardından daha ciddi bir bireysel korku gelir.
Cevabı göster

Önce grup düzeyinde iki kayıp belirtilir, ardından daha ciddi bir bireysel korku gelir.

Upon reaching the Clashing Rocks, Anlatım akışı

4:11

Çarpışan Kayalara ulaştıklarında,

the exhausted crew quaked with fear, Kalıp ifadeler

4:13

bitkin mürettebat korkuyla titriyordu,

Kalıp ifadeler

quaked with fear: korkudan şiddetle titremek

Quaked with fear, yoğun korku nedeniyle şiddetle titremek anlamına gelir. Quake güçlü ve kontrol edilmesi zor bir titremeyi düşündürdüğü için mürettebatın dehşetini canlı ve dramatik gösterir. quake with + duygu yapısında, with ifadesinden sonraki bölüm titremeye neden olan duyguyu belirtir. Burada with fear nedeni gösterir; aynı yapı rage gibi başka güçlü duygularla da kullanılabilir.

Alıştırma

“Dehşete düştükleri için şiddetle titrediler” anlamındaki tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: The campers ____ when a wolf howled nearby.

Cevabı göster

quaked with fear

but Phineus's advice rang in their heads. Deyimler

4:16

ama Phineus'un tavsiyesi kafalarında yankılandı.

Anlatım akışı

Upon reaching ... quaked with fear, but ... rang in their heads: varış, korku ve hatırlanan öğüt

Upon reaching the Clashing Rocks, ana olayın ne zaman başladığını belirten ve cümlenin başına yerleştirilen bir zaman ifadesidir. Örtük öznesi the exhausted crew olduğu için cümle, mürettebatın varışından quaked with fear ile anlatılan anlık korku tepkisine ilerler. Ardından but, dikkati bu korkudan Phineus's advice ifadesine çevirir. Rang in their heads mecazdır: kritik anda onun sözleri canlı biçimde yeniden akıllarına gelmiştir. Cümlenin tamamı doruk noktasını varış, korku ve ardından hatırlanan öğüt sırasıyla kurar.

Alıştırma

Cümlenin bu anı nasıl düzenlediğini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Varış ve korku birbiriyle ilgisiz ayrıntılardır ve but ikinci bir tehlikeyi tanıtır.
  2. Mürettebat ayrıldıktan sonra Phineus'un öğüdü gerçekten bir zil sesi çıkarır.
  3. Varış zamanı belirler, korku mürettebatın tepkisini gösterir ve but onları yönlendirebilecek, hatırlanan öğüde geçiş yapar.
Cevabı göster

Varış zamanı belirler, korku mürettebatın tepkisini gösterir ve but onları yönlendirebilecek, hatırlanan öğüde geçiş yapar.

Deyimler

Phineus's advice rang in their heads: zihinde yankılanan bir öğüt

Phineus's advice rang in their heads bir ses metaforudur. Öğüt gerçekten ses çıkarmadı; tehlikeli anda Phineus'un sözlerini, zihinlerinde yankılanıyormuş gibi canlı biçimde hatırladılar. something rang in someone's head kalıbı; söz, uyarı, öğüt ya da ses gibi bir anıyı sürüp giden bir ses olarak sunar. Hatırlamanın canlı ve görmezden gelinmesi zor olduğunu hissettirir.

Alıştırma

Cümleyi ring in someone's head ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: As Lena entered the dark room, her brother's warning ____.

Cevabı göster

rang in her head

The Argonauts released a single dove

4:19

Argonotlar tek bir güvercin salıverdiler

and sped through in its wake Notlar

4:21

ve onun ardından hızla geçerek

Kalıp ifadeler

sped through in its wake: önde bırakılan izi takip ederek hızla geçmek

Sped, speed fiilinin geçmiş zaman biçimidir; sped through ise bir bölgeden veya açıklıktan hızla geçmek anlamına gelir. Burada wake bir isimdir ve hareket eden bir teknenin, kuşun veya başka bir nesnenin arkasında bıraktığı izi ya da bozulmuş yolu anlatır. Its, öyküdeki güvercine gönderme yapar. Bu nedenle sped through in its wake, güvercinin az önce izlediği yolu yakından takip ederek hızla geçtikleri anlamına gelir. wake up ile ilgisi yoktur.

Alıştırma

Diğerlerinin liderin rotası boyunca hızla hareket ettiğini anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The lead boat found a safe channel, and the others ____.

Cevabı göster

sped through in its wake

to emerge unscathed.

4:23

zarar görmeden çıktılar.

Anlatım akışı

sped through in its wake to emerge unscathed: eylem, güzergâh ve sonuç

Bu ifade, olayı kısa ve düzenli bir eylem zinciri olarak sunar. sped through hızlı hareketi belirtir; in its wake ise güvercinin hemen arkasındaki güzergâh boyunca ilerlediklerini anlatır. Buradaki wake, hareket eden bir şeyin arkasındaki iz ya da yol anlamındadır; uyanmak anlamına gelmez. to emerge unscathed bitiş noktasını ve sonucu ekler: Tehlikeden zarar görmeden çıktılar. Böylece bilgi eylemden güzergâha, ardından başarılı sonuca ilerler.

Alıştırma

sped through in its wake to emerge unscathed ifadesinin olayı nasıl düzenlediğini en iyi hangi açıklama gösterir?

  1. Önce hızlı eylemi, sonra güvercinin arkasındaki güzergâhı ve son olarak güvenli sonucu verir.
  2. Hareket etmeden önce güvercinin uyanmasını beklediklerini söyler.
  3. Yalnızca tehlikenin nedenini verir ve sonucu anlatmaz.
Cevabı göster

Önce hızlı eylemi, sonra güvercinin arkasındaki güzergâhı ve son olarak güvenli sonucu verir.

With this narrow escape, Anlatım akışı

4:26

Kıl payı atlatılan bu tehlikeyle,

the Argonauts finally had Colchis Deyimler

4:27

Argonotlar nihayet Kolhis'i

in their sights.

4:30

görüş alanlarına aldılar.

Anlatım akışı

With this narrow escape ... finally had Colchis in their sights: yeni bir aşamayı işaretlemek

With this narrow escape, tamamlanmış kurtuluşu cümlenin başına koyarak bunu bir sonraki aşamayı mümkün kılan durum olarak sunar. A narrow escape, birinin tehlikeden kıl payı kurtulduğu durumdur. Finally, bu ilerlemenin ancak gecikme ve tehlikelerden sonra gerçekleştiğini anlatır. Had Colchis in their sights, Kolhis'i artık görülebilen veya ulaşılabilecek açık bir hedef olarak sunar. İki bölüm birlikte tehlikeli olayı kapatır ve dikkati yolcuların bir sonraki hedefine çevirir. Bu bağlamda sights mecazidir; silahın nişangâhını gerçek anlamıyla anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, dikkati açık bir sonraki hedefe çevirmek için tamamlanmış bir aşamayı kullanır?

  1. With the qualifying exam behind him, Leo finally had medical school in his sights.
  2. With the exam canceled, Leo stopped thinking about medical school.
  3. Leo could see the medical school building from the bus.
Cevabı göster

With the qualifying exam behind him, Leo finally had medical school in his sights.

Deyimler

finally had Colchis in their sights: Kolhis'i ulaşılabilir bir hedef olarak gözlerine kestirmek

have + hedef + in one's sights kalıbı, hedefin açıkça belirlendiğini ve peşinden gidildiğini anlatır. Deyim, nişangâhtan hedef almaya dayanır; ancak çoğu zaman mecazidir ve bir şeyin gerçekten görüldüğü anlamına gelmek zorunda değildir. Burada Kolhis, Argonotların varış noktasıdır. finally, uzun yolculuğun hedefi ulaşılabilir hâle getirdiğini gösterir. Hedef yakın görünür, ancak bu ifade ona ulaştıklarını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi have something in one's sights kalıbındaki tam ifadeyle tamamlayın: After a season of hard work, the team finally had the championship ____.

Cevabı göster

in its sights

Yet while Jason rested Anlatım akışı

4:31

Ancak Jason dinlenirken

and celebrated with his crew,

4:33

ve mürettebatıyla kutlama yaparken,

he could feel his time among them Deyimler

4:35

aralarındaki vaktinin

was drawing to a close.

4:36

sona erdiğini hissedebiliyordu.

Anlatım akışı

Yet while..., he could feel... was drawing to a close: eş zamanlı bir arka planı bitiş hissiyle karşılaştırmak

Yet, anlatının yönünü kutlamadan huzursuz bir beklentiye çevirir. while yan cümlesi, Jason'ın dinlenip kutlama yapmasını aynı anda gerçekleşen bir arka plan olarak verir; ana cümle ise onun ne hissettiğine ilişkin önemli yeni bilgiyi taşır. Bu düzen, dışarıdaki mutluluğu içerideki ayrılık hissiyle karşı karşıya getirir. Was drawing to a close, mürettebatla geçirdiği zamanın çoktan bittiğini değil, yavaş yavaş sona yaklaştığını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, aynı anda gerçekleşen mutlu bir sahneyi zamanın sona erdiğine dair içsel bir his için arka plan olarak kullanır?

  1. Yet while the guests laughed, Maya could feel the evening was drawing to a close.
  2. Because the guests laughed, Maya decided the evening should continue.
  3. After Maya closed the door, the guests began to laugh.
Cevabı göster

Yet while the guests laughed, Maya could feel the evening was drawing to a close.

Deyimler

draw to a close: yavaş yavaş sona yaklaşmak

Draw to a close, yavaş yavaş sona yaklaşmak demektir. Özne, sona ermekte olan olay, dönem veya süreçtir; burada his time among them bu dönemi anlatır. Was drawing geçmişte devam eden bir süreci gösterir; bu nedenle sonun yaklaştığını hissettiği anlaşılır. Bu dönem henüz tamamen bitmemiştir.

Alıştırma

Toplantının yavaş yavaş sona yaklaştığını göstermek için cümleyi draw to a close ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After two hours and a final vote, the meeting ____.

Cevabı göster

drew to a close

As the Fleece gleamed in his mind, Anlatım akışı

4:38

Post zihninde parlarken,

he knew he would have to retrieve it alone.

4:41

onu tek başına geri alması gerektiğini biliyordu.

Anlatım akışı

As ... gleamed in his mind, he knew ...: bir fark edişi zihinsel görüntüyle çerçevelemek

Baştaki As yan cümlesi, ana cümleye zihinsel bir arka plan sağlar. Burada as yaklaşık olarak while veya when anlamındadır: Altın Post'un görüntüsü düşüncelerinde belirginleşirken, onu tek başına geri alması gerektiğini aynı anda fark eder. Gleamed in his mind edebî ve mecazlı bir anlatımdır. Altın Post gerçekten kafasının içinde ışık saçmaz; parlak zihinsel görüntüsü hedefini düşüncelerinin merkezinde tutar. Bu görüntünün önce verilmesi, sonraki fark edişin zihnini dolduran hedeften doğal biçimde doğduğu hissini yaratır.

Alıştırma

“As the solution took shape in Maya's mind, she knew what to try next,” cümlesinde baştaki As yan cümlesi ne yapar?

  1. Çözümün onun önünde fiziksel olarak şekil değiştirdiğini belirtir.
  2. Gelişmekte olan zihinsel bir görüntüyü, onun fark edişine arka plan olarak sunar.
  3. Maya'nın ne yapacağına dair hiçbir fikri oluşmadan harekete geçtiğini gösterir.
Cevabı göster

Gelişmekte olan zihinsel bir görüntüyü, onun fark edişine arka plan olarak sunar.

But he could not guess Anlatım akışı

4:44

Ama tahmin edemezdi

that this final task

4:45

bu son görevin

would have the most horrible price of all. Kalıp ifadeler

4:47

en korkunç bedele sahip olacağını.

Anlatım akışı

But he could not guess that... ile karakterin bilmediği trajik sonucu önceden sezdirme

Burada could not guess that, “...olacağını önceden göremedi” anlamına gelir; “bir tahmin oyunundaki soruyu çözemedi” anlamına gelmez. But, anlatıyı karakterin bildiklerinden henüz anlamadığı bir sonuca yöneltir. Anlatıcı, karakter hâlâ bundan habersizken son görevin özellikle korkunç bir bedel getireceğini dinleyiciye bildirir. Bu bilgi farkı trajedinin habercisi olur ve gerilim yaratır: dinleyici kötü bir sonuca karakterden önce hazırlanır.

Alıştırma

Vurgulanan cümlenin hikâyedeki temel işlevi nedir?

  1. Son görevin hiçbir sorun olmadan zaten tamamlandığını bildirir.
  2. Karakterin tahmin oyunlarını çözmekte kötü olduğunu söyler.
  3. Dinleyiciyi, karakterin öngöremediği korkunç bir sonraki sonuç konusunda uyarır.
Cevabı göster

Dinleyiciyi, karakterin öngöremediği korkunç bir sonraki sonuç konusunda uyarır.

Kalıp ifadeler

would have the most horrible price of all: maddi olmayan bir bedel

have a price yapısındaki price, para miktarı değil, bir eylem veya başarının yol açtığı kayıp, acı ya da fedakârlık anlamına gelebilir. Burada son görev, korkunç bir sonucu beraberinde getiren bir şey olarak sunulur. The most horrible ... of all bir üstünlük yapısıdır ve bu sonucu ilgili diğer bütün bedellerden daha kötü olarak değerlendirir. Would have, bu sonucu hikâyedeki daha önceki bir noktadan bakılan sonraki bir gelişme olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi have a price ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The team's victory last night ____: their captain was badly injured.

Cevabı göster

had a price

If you enjoy playing witness Kalıp ifadeler

4:50

Şahitlik etmekten hoşlanıyorsanız

to the clashes between gods and mortals,

4:52

tanrılar ve ölümlüler arasındaki çatışmalara,

Kalıp ifadeler

enjoy playing witness to...: olayların gelişimini gözlemlemek

Playing witness to something, genellikle dışarıdan izleyen biri konumunda bir olayın gerçekleşmesini veya gelişmesini gözlemlemek demektir. Burada izleyici çatışmaları bir hikâye aracılığıyla görür; playing, mahkemede tanık rolünü oynamak anlamına gelmez. enjoy fiilinden sonra play, playing biçimindeki ulaç olarak kullanılır. If you enjoy... yan cümlesi, ardından gelen önerinin kimlere yönelik olduğunu belirtir: bu tür dramatik çatışmaları izlemekten hoşlanan kişilere.

Alıştırma

Bu öneride "playing witness to the clashes" ne anlama geliyor?

  1. Çatışmalar hakkında mahkemede ifade vermek.
  2. Çatışmaların gelişimini izleyicilerden biri olarak gözlemlemek.
  3. Hikâyede yasal bir tanık rolünü oynamak.
Cevabı göster

Çatışmaların gelişimini izleyicilerden biri olarak gözlemlemek.

we highly recommend Madeline Miller's Circe. Ton ve niyet

4:55

Madeline Miller'ın Ben, Kirke'sini şiddetle tavsiye ederiz.

Ton ve niyet

highly recommend: güçlü bir tavsiyede bulunmak

Highly recommend, güçlü bir onayla tavsiye etmek anlamına gelir. Highly, recommend fiilinin derecesini artıran bir zarftır; tavsiyede bulunan kişinin yüksek rütbeli olduğunu anlatmaz. Nesne hemen ardından gelebilir: highly recommend this book. highly recommend doing something ve highly recommend that someone do something de yaygın yapılardır.

Alıştırma

Bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle güçlü tavsiyeyi tamamlayın: We ____ this museum for families.

Cevabı göster

highly recommend

This epic saga of love, loss, magic, Anlatım akışı

4:59

Bu destansı aşk, kayıp, sihir,

and immortality weaves together

5:02

ve ölümsüzlük efsanesi bir araya getiriyor

some of our favorite myths.

5:04

en sevdiğimiz mitlerden bazılarını.

Anlatım akışı

This epic saga of ... weaves together ...: bir eser özetini düzenlemek

Özne olan This epic saga of love, loss, magic, and immortality, eseri önce geniş kapsamlı bir hikâye olarak tanımlar ve ana temalarını belirtir. Okur, ana fiile ulaşmadan önce ne tür bir eserin anlatıldığını ve konusunun ne olduğunu öğrenir. Ana fiil weaves together mecazidir: eser, birkaç miti yalnızca bir listede yan yana koymak yerine daha büyük tek bir anlatının parçaları olacak şekilde birbirine bağlar. Başka özetlerde de kullanılabilecek yapı şöyledir: eser veya tür etiketi + weaves together + kaynaklar, temalar veya olay örgüleri.

Alıştırma

“Farklı malzemeleri bağlantılı tek bir eserde birleştirir” anlamına gelen bu nottaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The documentary ____ interviews, animation, and archival footage.

Cevabı göster

weaves together

Download an audio version for free

5:06

Sesli versiyonunu ücretsiz indirin

at audible.com/ted-ed.

5:08

audible.com/teded adresinden.