Jason ve Argonotların efsanesi - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: İason, Altın Post’u geri almak için Argonotları Kolhis’e götürür; ancak dikkat dağıtan olaylar, ölümcül karşılaşmalar ve trajik hatalar seferi giderek zayıflatır. Çarpışan Kayalar’dan kurtulduktan sonra son aşamanın onu yoldaşlarından ayırabileceğini ve korkunç bir bedel gerektireceğini sezer. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. had ruthlessly usurped the throne of Thessaly from Jason's grandfather. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: usurp the throne from ifadesinin kraliyet iktidarını gayrimeşru biçimde ele geçirmeyi nasıl kesin olarak anlattığını kavrayın. Bu resmî ve tarihsel fiili take power gibi tarafsız ifadelerden ayırabilir; darbelerden, taht mücadelelerinden veya gasbedilen yetkiden söz ederken kullanabilirsiniz. 2. were none other than their previous hosts. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: none other than kalıbını beklenmedik bir kimliği vurgulayarak açıklama yolu olarak tanıyın. Ortaya çıkan gerçek özellikle şaşırtıcı veya önemli olduğunda bu kalıbı hikâyelerde, konuşmalarda ve haberlerde kullanabilirsiniz. 3. Yet while Jason rested and celebrated with his crew, he could feel his time among them was drawing to a close. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Yet while yapısının dışarıdaki kutlamayı İason’un içindeki ayrılık hissiyle karşılaştırdığını, drawing to a close ifadesinin ise yaklaşan sonu bildirdiğini görün. Bu yapıyla ileride olacakları sezdirebilir ve aynı anda gelişen, duygusal açıdan zıt durumları bağlayabilirsiniz.
Bu derste
Hercules, the strongest man alive with a mighty heart to match. Dilbilgisi
0:06Herkül, eşine az rastlanır kudretli kalbiyle yaşayan en güçlü adam.
the strongest man alive ... with a mighty heart to match: kısa ve yoğun karakter tanıtımı
Hercules adından sonra gelen the strongest man alive ad öbeği, onu başka bir ifadeyle tanıtıp kimliğini açıklayan eş görevli bir öbektir. Liste biçimindeki bu hızlı tanıtımda Hercules is the strongest man alive tam cümlesi, fiil çıkarılarak kısaltılmıştır; alive karşılaştırmayı o sırada hayatta olan insanlarla sınırlar. with ile başlayan öbek ayrı bir eylemi değil, gücüne denk bir iç özelliği ekler. Burada a mighty heart cesaret ve cömertliği çağrıştırır; to match ise bu özelliğin az önce söz edilen güç kadar etkileyici olduğunu belirtir.
Alıştırma
Aynı kısaltılmış karakter betimleme kalıbını tam bir cümle içinde doğru kullanan seçenek hangisidir?
- Lena, who the youngest captain in the league with the confidence to match, greeted the crowd.
- Lena, the youngest captain in the league with the confidence to match, greeted the crowd.
- Lena was the youngest captain in the league with the confidence to match, greeted the crowd.
Cevabı göster
Lena, the youngest captain in the league with the confidence to match, greeted the crowd.
Orpheus, charmer of nature and master of music. Kalıp ifadeler
0:10Orfeus, doğayı büyüleyen ve müziğin efendisi.
charmer of nature ... master of music: paralel karakter unvanları
charmer of nature ve master of music, and ile bağlanan iki paralel ad öbeğidir. Orpheus’u başka ifadelerle tanıtan eş görevli unvanlar gibi davranır ve tam bir yan cümle kullanmadan onun yeteneklerini özetler. Burada charmer, başkalarını büyüleyebilen veya sevindirebilen kişi demektir. Bu nedenle charmer of nature, onun müziğinin doğal dünyayı etkisi altına alabildiğini şiirsel biçimde anlatır. master of music ise müzikte olağanüstü beceri ve hâkimiyet sahibi kişi anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi tanıtım, unvan niteliğindeki iki paralel ad öbeğini doğru kullanır?
- Amira, protects of the village and masters of the bow, stepped forward.
- Amira, protector of the village and master of the bow, stepped forward.
- Amira, protector the village and master the bow, stepped forward.
Cevabı göster
Amira, protector of the village and master of the bow, stepped forward.
hatched from an egg: mitolojik bir köken
Bu mitolojik anlatımda hatched from an egg, ikizlerin doğduklarında bir yumurtadan çıktığını belirtir. Hatch normalde bir canlının yumurtadan çıkmasını anlatır; ancak burada sıradan bir insan doğumu değil, doğaüstü bir köken sunar. Hatched, basit geçmiş zamandadır ve cümlenin ana fiilidir. X hatched from an egg kalıbı, mitolojik veya fantastik bir karakterin doğumunu anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede hatched from an egg, ikizler hakkında ne anlatıyor?
- İkizlerin mitolojik kişiler değil, sıradan kuşlar olduğunu söyler.
- İkizlerin mitte bir yumurtadan çıktığını söyler.
- İkizlerin bir yumurta bulup ona baktığını söyler.
Cevabı göster
İkizlerin mitte bir yumurtadan çıktığını söyler.
sons of the north wind who could hurtle through the air. Kültür
0:20havada hızla uçabilen poyrazın oğulları.
sons of the north wind: mitolojik soy bağı
Bu mitolojik anlatımda sons of the north wind, Boreadları soylarıyla tanıtır: onlar, kuzey rüzgârını kişileştiren tanrı Boreas'ın oğullarıdır. Bu nedenle north wind yalnızca hava durumunu değil, tanrısal bir varlığı ifade eder. sons of ... biçimindeki kimlik ifadeleri, mitolojik veya tarihî bir anlatıda bir karakterin aile soyunu hızlıca tanıtabilir. Burada bu soy bağı, neden havada hızla yol alabildiklerini açıklamaya da yardımcı olur.
Alıştırma
Bu mitolojik anlatımda sons of the north wind neyi belirtir?
- Sıradan denizcilerin onları büyüttüğü yer.
- Kişileştirilmiş Kuzey Rüzgârı'nın çocukları olmalarıyla ilgili soyları.
- Kuzeye giderken oluşturdukları hava durumu.
Cevabı göster
Kişileştirilmiş Kuzey Rüzgârı'nın çocukları olmalarıyla ilgili soyları.
For untold times, ... creating new legends wherever they went: uzun zaman arka planı ve süren sonuç
For untold times, ana eylemden önce çok uzun ve belirsiz bir zaman çerçevesi kurar. Ana cümle olan these heroes had roamed ancient Greece, kahramanların dolaşmasını hikâyedeki bir sonraki merkezi olaydan önce tamamlanmış bir arka plan olarak sunar. creating new legends wherever they went, bu ana cümleye bağlı bir -ing yan cümlesidir. Kahramanlar dolaşırken sürekli olan şeyi ve yolculuklarının ortaya çıkardığı sonucu ekler; bağımsız ikinci bir ana cümle değildir. Baştaki zaman çerçevesi ile sondaki -ing yan cümlesi, uzun bir geçmişi tek bir destansı girişte yoğunlaştırır.
Alıştırma
Vurgulanan iki bölüm anlatıda hangi görevi görüyor?
- Kahramanların nereye gittiğini sorup ardından soruyu yanıtlarlar.
- Birbiriyle ilgisiz iki ana olayı zaman sırasıyla sunarlar.
- Uzun bir zaman arka planı kurup ardından kahramanların dolaşmasının sürekli sonucunu eklerler.
Cevabı göster
Uzun bir zaman arka planı kurup ardından kahramanların dolaşmasının sürekli sonucunu eklerler.
as when they joined forces Kalıp ifadeler
0:33güçlerini birleştirdikleri zamanki kadar büyük değildi
But none ... was so great as ... joined forces for the sake: ana macerayı odağa taşımak
But, anlatıyı önceki birçok maceranın özetinden uzaklaştırıp merkezi bir olaya yöneltir. None of their adventures was so great as..., sırada anlatılacak olayı diğerlerinin tümünden üstün tutar: önceki hiçbir macera, when ile tanıtılan olayın büyüklüğüne ulaşmamıştır. When they joined forces, o olayın hangisi olduğunu belirtir. Joined forces, ayrı hareket eden kahramanların birlikte çalışması anlamına gelir; for the sake of a young man named Jason ise onları harekete geçiren kişinin iyiliğini ya da onunla ilgili amacı gösterir. Bu karşıtlık ve karşılaştırma düzeni, geniş arka planı kapatıp tek bir merkezi hikâyeyi odağa getirir.
Alıştırma
Vurgulanan geçiş ve karşılaştırma, anlatıda neyi merkeze alıyor?
- Kahramanların önceki maceralarının aynı derecede önemli olduğunu söylerler.
- Jason'ın bütün maceraları tek başına tamamladığını açıklarlar.
- Kahramanların Jason için güçlerini birleştirdiği macerayı önceki bütün maceralardan daha büyük gösterirler.
Cevabı göster
Kahramanların Jason için güçlerini birleştirdiği macerayı önceki bütün maceralardan daha büyük gösterirler.
joined forces for the sake of someone: birinin yararı için güçlerini birleştirmek
Joined forces, ayrı hareket eden kişi veya grupların tek bir amaç için birlikte çalışmaya başladığını anlatır. Burada kahramanlar tek başlarına değil, birlikte hareket etti. Vurgulanan sözlerden sonra of gelir: for the sake of a young man named Jason. for the sake of someone or something kalıbı, iş birliğinin hizmet etmeyi amaçladığı kişiyi, yararı veya amacı gösterir. Yani kahramanlar Jason'a yardım etmek için iş birliği yaptı; Jason yalnızca bu iş birliğine sebep olan kişi değildi.
Alıştırma
İki kurtarma ekibinin kayıp yürüyüşçülere yardım etmek için birlikte çalıştığını gösterecek şekilde cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The two rescue teams ____ of the missing hikers.
Cevabı göster
joined forces for the sake
had ruthlessly usurped the throne ... from someone: tahtı birinden acımasızca gasp etmişti
To usurp a throne, yasal bir hakka sahip olmadan krallık gücünü ele geçirmek demektir. usurp the throne from someone yapısı, yönetimi veya taht üzerindeki hakkı elinden alınan kişiyi belirtir; tahtı miras almak veya yasal olarak tahta geçmek anlamına gelmez. Had usurped past perfect yapısındadır ve tahtın ele geçirilmesini hikâyedeki daha sonraki bir geçmiş noktadan önceye yerleştirir. Ruthlessly ise Pelias'ın merhametsizce hareket ettiğini ekler.
Alıştırma
Hangi durum usurp the throne ile en iyi şekilde anlatılır?
- Bir general, hiçbir hakkı olmadan tacı meşru hükümdarın elinden alır.
- Bir prens, yasal veraset kurallarına göre kral olur.
- Bir kral, bir danışmanın tek bir toplantıyı yönetmesine izin verir.
Cevabı göster
Bir general, hiçbir hakkı olmadan tacı meşru hükümdarın elinden alır.
When Jason returned to his father's stolen court, Anlatım akışı
0:45Jason, babasının çalınan sarayına döndüğünde,
the cowardly king set him a seemingly impossible task. Kalıp ifadeler
0:48korkak kral ona imkansız gibi görünen bir görev verdi.
When Jason returned ... the king set him ...: tetikleyici olaydan sonraki olaya geçiş kalıbı
When Jason returned ... bir zaman yan cümlesidir ve önce Jason'ın dönüşünü anlatır. Ana cümle olan the cowardly king set him ... ise o anda başlayan yeni eylemi verir. Bu When + geçmişteki olay, ardından ana cümlede geçmişteki başka bir olay kalıbı; bir tetikleyici olayı veya zamanı sonrasında olanlara bağlayarak hikâyeyi ilerletir. Bu cümlede dönüş, önemsiz bir arka plan bilgisi değildir; kralın karşılık vermesine yol açar.
Alıştırma
Hangi cümle bir tetikleyici olayı When yan cümlesiyle kurup ardından ne olduğunu ana cümleyle anlatır?
- While Maya was reading, rain tapped against the window.
- Because Maya wanted an adventure, she opened the old box.
- When Maya opened the old box, a hidden map fell onto the floor.
Cevabı göster
When Maya opened the old box, a hidden map fell onto the floor.
set him a seemingly impossible task: set + kişi + görev kalıbı
set him a seemingly impossible task ifadesinde set, «koymak» değil, «görev vermek» veya «atamak» anlamına gelir. İfade, set + person + task çift nesneli kalıbını kullanır. Him görevi alan kişidir; a seemingly impossible task ise ona yapması söylenen iştir. Seemingly, impossible sözcüğünü niteler. Görev imkânsız görünür, ancak bu ifade görevin yapılabileceği olasılığını açık bırakır.
Alıştırma
set + person + task kalıbıyla cümleyi tamamlayın; set, us ve task sözcüklerini birer kez kullanın: At practice, the coach ____ that required speed and teamwork.
Cevabı göster
set us a task
under King Aeetes' nose: kralın gözü önünde
under King Aeetes' nose ifadesinde under someone's nose mecaz anlamda kullanılır: hırsızlık krala çok yakın bir yerde ya da kralın gözetlediği ve denetlediği alanda gerçekleşecektir; normalde kralın bunu fark edip engellemesi beklenir. Bu ifade, kralın burnunun altındaki gerçek bir konumu anlatmaz. Görevin kralın gözetimi altında yapılması gerektiğini vurgulayarak işi son derece cesur ve tehlikeli gösterir.
Alıştırma
Cümlede under King Aeetes' nose ne anlama geliyor?
- Hırsızlık kralın denetlediği her yerden çok uzakta gerçekleşecek.
- Post kelimenin tam anlamıyla kralın burnunun altına yerleştirilecek.
- Hırsızlık kralın görüş veya denetim alanında gerçekleşecek, fakat kral bunu fark etmeyebilir ya da engelleyemeyebilir.
Cevabı göster
Hırsızlık kralın görüş veya denetim alanında gerçekleşecek, fakat kral bunu fark etmeyebilir ya da engelleyemeyebilir.
If Jason retrieved ... Pelias promised to relinquish ...: koşullu bir vaat
if yan cümlesi İason'un yerine getirmesi gereken koşulu belirtir. Ana cümle ise Pelias'ın karşılığında ne vaat ettiğini bildirir. Birlikte bir değiş tokuş sunarlar: Altın Post'u geri getirmek, Pelias'ın tahttan vazgeçmesinin koşuludur. Retrieved ve promised geçmiş zamandadır çünkü anlatıcı anlaşmayı geçmişteki bir bakış açısından aktarır. Cümle vaadin şartlarını belirtir; tek başına İason'un daha sonra koşulu yerine getirdiğini söylemez.
Alıştırma
Hangi ifade vaadi doğru biçimde açıklıyor?
- Pelias, İason'dan Altın Post'u geri getirmesini istemeden önce tahttan vazgeçti.
- Pelias, İason ne yaparsa yapsın tahttan vazgeçmeye söz verdi.
- Pelias'ın tahttan vazgeçme vaadi, İason'un Altın Post'u geri getirmesine bağlıydı.
Cevabı göster
Pelias'ın tahttan vazgeçme vaadi, İason'un Altın Post'u geri getirmesine bağlıydı.
Touched by ... spread ...: nedeni gösteren geçmiş zaman ortaç öbeği
Touched by his heroic mission, cümlenin başına gelen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Ana eylemin nedenini açıklar: tanrılar onun görevinden duygusal olarak etkilendikleri için yardım çağrısını yaydılar. Buradaki touched, fiziksel olarak dokunulmuş değil, duygulanmış demektir. Touched ifadesinin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan the gods sözüdür. Geçmiş zaman ortaç öbeği + özne + fiil kalıbı, because ile kurulan bir yan cümleyi kısaltır ve nedeni sonuçtan önce verir.
Alıştırma
Komşuların neden harekete geçtiğini göstermek için cümle başında geçmiş zaman ortaç öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Touched by the family's story, help was offered by the neighbors.
- Touched by the family's story, the neighbors shared the family's call for help.
- Touched by the family's story, the call for help reached the neighbors.
Cevabı göster
Touched by the family's story, the neighbors shared the family's call for help.
and soon he had assembled a not so motley crew. Deyimler
1:10ve kısa sürede hiç de sıradan olmayan bir mürettebat topladı.
had assembled a not so motley crew: motley crew etiketini tersine çevirmek
Had assembled, past perfect yapısındadır: hikâyenin o noktasına gelindiğinde grubu çoktan toplamıştı. A motley crew; birbirinden farklı kişilerden oluşan, beklenmedik veya dağınık görünen bir grubu anlatan gayriresmî bir ifadedir ve çoğu zaman mizahi ya da hafif olumsuz bir ton taşır. Anlatıcı a not so motley crew diyerek bu etiketi şakacı biçimde geri alır. Üyeler birbirinden farklı olabilir, ancak etkileyici olmayan bir uyumsuzlar topluluğu değil, sıra dışı kahramanlardır. Not so, herkesin aynı olduğu anlamına gelmez; küçümseyici izlenimi reddeder.
Alıştırma
Burada a not so motley crew ne anlatıyor?
- Grup çeşitlidir ancak motley crew etiketinin düşündürdüğünden daha etkileyici ve yeteneklidir.
- Gruptaki herkes tamamen aynı geçmişe ve tarza sahiptir.
- Grup birlikte çalışmaktan tamamen acizdir.
Cevabı göster
Grup çeşitlidir ancak motley crew etiketinin düşündürdüğünden daha etkileyici ve yeteneklidir.
named themselves the Argonauts after their sturdy ship: bir adın kaynağını belirtmek
name A X after B kalıbı, “B'den esinlenerek A'ya X adını vermek” demektir. Bu cümlede themselves A'yı, the Argonauts seçilen X adını, gemileri Argo ise B ad kaynağını temsil eder. Burada after adın kaynağını belirtir; zaman bakımından “sonra” anlamına gelmez. Cümle, gemiyi kullandıktan sonra kendilerine ad verdiklerini söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle, kurtarma botunun adının onların memleketinden geldiğini söyler?
- They sailed the rescue boat toward their hometown.
- They named the rescue boat after their hometown.
- They launched the rescue boat after visiting their hometown.
Cevabı göster
They named the rescue boat after their hometown.
But the path ahead was marked with untold terrors, Anlatım akışı
1:24Fakat önlerindeki yol, tarifsiz dehşetlerle doluydu,
But the path ahead ... enough to test even the fiercest heroes: tehlikeyi ve sonucunu önceden bildirmek
But, anlatıyı kahramanların bir araya gelmesinden yaklaşan tehlikelere çevirir. The path ahead, öykünün sonraki bölümünü zorlu bir yolculuk olarak sunar; was marked with untold terrors ise bu yolun tehlikelerle dolacağını önceden bildirir. Enough to test even the fiercest heroes dereceyi ve bunun sonucunu anlatır: dehşetler o kadar ağırdır ki en gözü pek kahramanlar bile sınanacaktır. Dehşetlerin hangi amaçla var olduğunu belirtmez.
Alıştırma
Bu cümlede enough to test even the fiercest heroes neyi gösterir?
- Yolculuğu yalnızca zayıf kahramanlar zor bulacaktı.
- Dehşetler, kahramanları sınama amacıyla vardı.
- Dehşetler o kadar büyüktü ki en gözü pek kahramanlar bile sınanacaktı.
Cevabı göster
Dehşetler o kadar büyüktü ki en gözü pek kahramanlar bile sınanacaktı.
Lemnos, an isle of women ...: açıklayıcı bir ad öbeğiyle yer hakkında bilgi eklemek
Ana cümle olan Their first stop was Lemnos, yolculuktaki yeni bir yeri tanıtır. Virgülden sonraki an isle of women, Lemnos'u başka bir ad öbeğiyle yeniden adlandıran ve nasıl bir yer olduğunu açıklayan eşlemeli bir yapıdır. İkinci bir ana cümle değildir. who had killed all the island's men ilgi cümleciği women sözcüğünü niteler ve yerle ilgili en çarpıcı arka plan bilgisini ekler. Bilgiler, anlatımda kullanışlı olan şu sırayla ilerler: yer adı, kısa tanıtım ve ardından önemli bir ayrıntı.
Alıştırma
Hangi cümle yeni bir yeri belirtmek ve ardından onunla ilgili arka plan bilgisi eklemek için virgülle ayrılmış açıklayıcı bir ad öbeği kullanır?
- Our final stop was Orkney, and a group of islands appeared beyond it.
- Our final stop was Orkney, a group of islands known for ancient stone circles.
- Because Orkney is a group of islands, it was our final stop.
Cevabı göster
Our final stop was Orkney, a group of islands known for ancient stone circles.
Aphrodite had cursed them with a sickening stench,
1:39Afrodit onları mide bulandırıcı bir kokuyla lanetlemişti,
As punishment ... cursed them with ...: cezayı ve sonucunu belirtmek
As punishment, cümlenin başına getirilmiş bir edat öbeğidir. Burada as, “rolünde ya da biçiminde” anlamına gelir; dolayısıyla ifade Afrodit'in eylemini bir ceza olarak tanımlar. “Ne zaman” anlamına gelmez. curse someone with something yapısında curse sözcüğünden sonraki kişi, with sözcüğünden sonra belirtilen istenmeyen duruma maruz kalır. Burada them etkilenen kadınları, a sickening stench ise bu durumu belirtir. Böylece cümle hem cezayı hem de onun zararlı sonucunu aktarır.
Alıştırma
Eylemi bir ceza olarak tanımlayan ifadeyle boşluğu doldurun: ____, the coach canceled the team's free afternoon.
Cevabı göster
As punishment
didn't stop Jason fathering: işe yaramayan bir engel
didn't stop + person + -ing kalıbı, bir engelin o kişinin eylemini önleyemediğini anlatır. stop sonrasındaki eylem yine de gerçekleşmiştir; burada Jason, önceki soruna rağmen ikizlerin babası olmuştur. Father burada fiil olarak kullanılır. Fathering twins with the queen, kraliçeyle ikiz çocuk sahibi olup onların biyolojik babası olmak demektir; çocuklara bakmak veya onları büyütmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, uyarıya rağmen Eli'nin mağaraya girdiğini anlatır?
- Eli stopped entering the cave before the warning.
- The warning stopped Eli from entering the cave.
- The warning didn't stop Eli from entering the cave.
Cevabı göster
The warning didn't stop Eli from entering the cave.
found themselves embroiled in new romances: kendilerini yeni aşk karmaşalarının içinde bulmak
Find oneself + geçmiş zaman ortacı, kişinin planlamadığı bir duruma geldiğini veya kendisini o durumda bulduğunu anlatır. Buradaki found themselves, bu kişilerin söz konusu duruma bilerek girmediklerini gösterir. Be embroiled in, karmaşık, dikkat dağıtıcı veya sorunlu bir şeye karışıp kalmak anlamına gelir. New romances ile kullanıldığında, yalnızca aşk ilişkilerine tarafsız biçimde katılmayı değil, dikkatlerini başka yöne çeken duygusal karmaşaları anlatır.
Alıştırma
Birinin planlamadan karmaşık ve sorunlu bir duruma karıştığını en iyi gösteren cümle hangisidir?
- She found herself interested in a new hobby.
- She found herself involved in a weekly book club.
- She found herself embroiled in a bitter legal dispute.
Cevabı göster
She found herself embroiled in a bitter legal dispute.
found themselves embroiled ... until ...: ardından müdahale gelen bir durum
Found themselves embroiled in new romances, mürettebatı bir durumun içine düşmüş ve ardından kendilerinin o durumda olduğunu fark etmiş kişiler olarak sunar. Bu, kelimenin tam anlamıyla kendilerini aradıkları veya bilinçli olarak aşk ilişkileri aradıkları anlamına gelmez. Until Hercules chastised them, gelişen bu duruma bir sınır koyar ve onu değiştiren dış olayı anlatıya sokar. Böylece cümle, hikâyeyi mürettebatın aşklara kapılmasından Herkül'ün müdahalesine taşır; for not behaving like heroes ise eleştirisinin nedenini açıklar.
Alıştırma
Found themselves ... until ... burada nasıl bir olay sırası anlatıyor?
- Mürettebat aşk ilişkilerinin içine düştü ve Herkül'ün azarı bu durumun değiştiği noktayı belirledi.
- Herkül önce mürettebatı azarladı; bunun üzerine onlar yeni aşk ilişkileri başlatmaya karar verdi.
- Mürettebat, Herkül onları övdükten sonra bilinçli olarak aşk ilişkileri aradı.
Cevabı göster
Mürettebat aşk ilişkilerinin içine düştü ve Herkül'ün azarı bu durumun değiştiği noktayı belirledi.
Eventually ... sailed on to: sonunda yelken açmaya devam ederek yönelmek
Eventually, bir gecikme veya kesintiden sonra hikâyeyi ileri taşır: bir süre geçtikten sonra sıradaki eylem sonunda gerçekleşmiştir. Sailed on to ifadesinde on, “devam etmek” anlamındaki bir parçacıktır; to ise sonraki varış yerini gösterir. İfade, Ayılar Dağı'na doğru yolculuklarına yeniden başladıkları veya devam ettikleri anlamına gelir; bir yüzeyin üzerine yelken açtıkları anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, feribotun yolculuğuna devam ettiğini açıkça belirten hedef yapıyı kullanıp ardından varış yerini söyler?
- After a brief stop, the ferry sailed onto the next island.
- After a brief stop, the ferry sailed on to the next island.
- After a brief stop, the ferry sailed to the next island.
Cevabı göster
After a brief stop, the ferry sailed on to the next island.
lived alongside the peaceful Doliones. Kalıp ifadeler
2:02barışçıl Dolionlarla birlikte yaşadığı bir adaya.
live alongside: aynı çevrede birlikte var olmak
Lived alongside the peaceful Doliones, canavarların ve Dolionların aynı geniş çevrede, aynı dönemde yaşadığı anlamına gelir. Alongside, evlerinin hemen yan yana olmasını gerektirmez ve aralarında dostluk olduğunu göstermez. live alongside + kişi veya grup yapısı birlikte var olmayı anlatır. Aynı anda varlığını sürdüren kuruluşlar, sistemler veya gelenekler için de kullanılabilir.
Alıştırma
"The old system operates alongside the new one," cümlesinde alongside neyi gösterir?
- Eski sistem fiziksel olarak yeni sistemin üstündedir.
- İki sistem birlikte varlığını sürdürüyor.
- Yeni sistem eskisinin tamamen yerini almıştır.
Cevabı göster
İki sistem birlikte varlığını sürdürüyor.
welcome someone with open arms: sıcak ve istekli bir şekilde karşılamak
Welcome someone with open arms, birini çok sıcak ve istekli bir şekilde karşılamak veya kabul etmek anlamına gelen bir deyimdir. Bir tutumu anlatır; bu yüzden gerçekten kolları açmak gerekmez. Burada klan, Argonotlarla yalnızca karşılaşmıyor, onlara içten bir dostluk gösteriyor. Aynı kalıp yeni bir kişiyi, fikri veya değişikliği memnuniyetle kabul etmeyi de anlatabilir.
Alıştırma
“Sıcak ve istekli bir şekilde” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The whole team welcomed the new coach ____.
Cevabı göster
with open arms
While ..., ...: eş zamanlı olayları karşıtlık içinde sunmak
While ilk yan cümleyi başlatır ve onu ana cümleye bağlar. Bu cümlede iki eylem aynı zaman çerçevesindedir: klan Argonotları karşılarken canavarlar gemiye saldırır. Yan cümleler birbirine zıt yönleri gösterir: bir tarafta konukseverlik, diğer tarafta tehlike vardır. Bu nedenle while, whereas veya but at the same time ifadelerine benzer biçimde karşıtlık da belirtir. Aynı anda gerçekleşen ancak belirgin biçimde farklı iki olayı yan yana getirir.
Alıştırma
Örnek cümlede While sözcüğünün temel görevi nedir?
- Bir karşılamayı ve bir saldırıyı aynı anda gerçekleşen karşıt olaylar olarak sunar.
- Karşılamanın saldırıya neden olduğunu gösterir.
- Saldırının karşılama bittikten sonra gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster
Bir karşılamayı ve bir saldırıyı aynı anda gerçekleşen karşıt olaylar olarak sunar.
hold them off single-handedly: yardım gelene kadar tek başına direnmek
Hold someone off, bir kişinin veya grubun ilerlemesini, saldırmasını ya da başarılı olmasını bir süreliğine engellemek demektir. Karşı tarafı tamamen yenmekten çok ona direnmeye veya onu geciktirmeye odaklanır. Single-handedly, başka hiç kimseden yardım almadan demektir. Before ile başlayan yan cümle, bu tek başına direnişin ne zaman bittiğini gösterir: Herkül rakiplerini yalnız başına uzakta tuttu, ardından yoldaşları çatışmaya girdi.
Alıştırma
Hangi cümle, bir kişinin yardım gelene kadar saldırganların ilerlemesini tek başına ve geçici olarak engellediği anlamına gelir?
- Nia put the attack off until she had more time.
- Nia held the attackers back because they wanted to leave.
- Nia held the attackers off single-handedly until help arrived.
Cevabı göster
Nia held the attackers off single-handedly until help arrived.
joined the fray: sürmekte olan bir çatışmaya veya yoğun rekabete katılmak
joined the fray ifadesinde fray, hâlen süren bir dövüşü veya şiddetli çatışmayı anlatır. Cümlede, yoldaşlarının başlamış olan savaşa katıldığı söylenir. join the fray, hararetli bir tartışmaya ya da yoğun bir rekabete girmek için de kullanılabilir. Durumu yalnızca katılım olarak değil, bir mücadele olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede joined the fray doğal biçimde kullanılmıştır?
- Two more companies joined the fray and quietly observed the competition.
- Two more companies joined the fray and began competing for the contract.
- Two more companies joined the fray and attended a friendly picnic.
Cevabı göster
Two more companies joined the fray and began competing for the contract.
Bolstered by ... only to be ...: beklenti oluşturup sonra tersine çevirmek
Başta gelen ortaç öbeği Bolstered by their victory, kahramanların neden güven kazandığını açıklar. Ana cümle the triumphant heroes sailed onward ise başarının süreceği beklentisini oluşturur. only to be blown back to the island, daha sonra gerçekte ne olduğunu, yani bu beklentiyi tersine çeviren beklenmedik bir aksiliği anlatır. Burada only to be kahramanların amacını değil, sonucu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede only to + verb beklenmedik bir sonucu anlatmak için kullanılmıştır?
- They rushed to the station in order to catch the train.
- They rushed to the station, only to discover that the train had left.
- They stayed home because the train had left.
Cevabı göster
They rushed to the station, only to discover that the train had left.
only to be blown back: beklenmedik edilgen bir sonuç
Only to + fiil, önceki bir eylemin ardından gerçekten ortaya çıkan bir sonucu anlatır. Bu sonuç genellikle şaşırtıcı, hayal kırıklığı yaratıcı ya da beklenenin tersidir. Burada anlam, “ama sonuçta rüzgâr onları adaya geri sürükledi” şeklindedir; geri sürüklenmek onların amacı değildir. Edilgen biçim only to be + past participle yapısıdır. Be blown, yolcuların rüzgârın etkisine maruz kaldığını gösterir. Bir girişim veya eylem beklenmedik edilgen bir sonuca yol açtığında bu yapı kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede only to be + past participle yapısı beklenmedik edilgen bir sonucu gösterir?
- They hurried to the theater in order to be told that the show was sold out.
- They hurried to the theater, only to be told that the show was sold out.
- They hurried to the theater because they were told that the show was sold out.
Cevabı göster
They hurried to the theater, only to be told that the show was sold out.
In the tempest, ... thought these new arrivals invaders: yanlış tanımayı koşullarla açıklamak
In the tempest ifadesini başa yerleştiren cümle, sonraki yargının nasıl yorumlanacağını belirleyen koşulları önce verir. Burada fırtına yalnızca arka plandaki hava durumu değildir; insanların neden tanınamadığını ve kimliklerinin neden yanlış belirlendiğini anlaşılır kılar. Thought these new arrivals invaders bölümünde these new arrivals yargılanan nesnedir; invaders ise bu nesneye verilen kimliği belirten nesne tamamlayıcısıdır. Vurgulanan iki bölüm birlikte olayı “önce kafa karıştırıcı koşullar, sonra yanlış sonuç” sırasıyla düzenler.
Alıştırma
Hangi cümle, yanlış bir yargıyı anlaşılır kılmak için başta bir koşul verir?
- After the fog cleared, Lena took a clear photograph of a statue.
- In the thick fog, Lena counted three statues beside the road.
- In the thick fog, Lena mistook a statue for a person.
Cevabı göster
In the thick fog, Lena mistook a statue for a person.
were similarly unaware ... and fought ...: benzer yanılgıları sonuçlarına bağlamak
Similarly, Argonotların durumdan habersiz oluşunu daha önce anlatılan benzer bir yanılgıya bağlar. Sorunun yalnızca Argonotlara özgü olmadığını, iki tarafın da aynı sorunu yaşadığını gösterir. Cümle daha sonra and fought ... ile onların neyi bilmediğinden ne yaptığına geçer. Slaying ... biçimindeki -ing yan cümleciği, savaşın devam eden sonucunu ekler. Bu bilgi akışı trajediyi açıkça gösterir: benzer yanılgılar, ne yaptığını bilmeden harekete geçmeye ve tekrar tekrar öldürmeye yol açar.
Alıştırma
Bu cümlede similarly sözcüğünün görevi nedir?
- Argonotların ve diğer grubun benzer biçimde durumdan habersiz olduğunu gösterir.
- Argonotların durumu diğer gruptan daha iyi anladığını gösterir.
- Önceki yanılgıyla bağlantısı olmayan yeni bir olayı anlatmaya başlar.
Cevabı göster
Argonotların ve diğer grubun benzer biçimde durumdan habersiz olduğunu gösterir.
wave after wave of foe: art arda gelen dalgalar ve edebî foe
Wave after wave of + isim, grupların veya olayların art arda gelmeye devam ettiğini anlatır. Wave sözcüğünün tekrarı, peş peşe gelen dalgalar görüntüsü yaratır; bu nedenle savaş sürekli ve ezici görünür. Foe, enemy anlamına gelir ancak resmî ya da edebî bir sözcüktür. Özgün cümlede tekil foe, düşman kuvvetlerini topluca belirtmek için kullanılmıştır ve bu kullanım destansı anlatıma uygundur. Günlük modern İngilizcede wave after wave of enemies daha yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi wave sözcüğünün tekrarlandığı kalıpla tamamlayın: The goalkeeper stopped ____ attacks in the final minutes.
Cevabı göster
wave after wave of
But the morning light revealed a horrible truth. Anlatım akışı
2:43Fakat sabah ışığı korkunç bir gerçeği ortaya çıkardı.
But ... revealed a horrible truth: anlatıda gerçeğin ortaya çıkışı
But, daha önce doğru görünen şeyden uzaklaşan bir dönemeç olduğunu gösterir. Bu cümlede sabah ışığı gizli gerçekleri görünür kılar; revealed ise karakterlerin önceki anlayışının yanlış olduğunu bildirir. But + yeni kanıt veya keşif + revealed ... kalıbı, bir hikâyede gerçeğin ortaya çıktığı anı sık sık işaretler: belirsizliğin veya yanlış bir inancın yerini gerçek alır. Işık hem gerçekten görebilmenin koşuludur hem de hikâyeyi ileri taşıyan olaydır.
Alıştırma
Bu cümlenin anlatıdaki temel işlevi nedir?
- Yanlış bir inançtan rahatsız edici bir keşfe geçişi gösterir.
- Kimsenin bildiklerini değiştirmeden ortamı sakin biçimde anlatır.
- Herkesin sabahtan önce gerçeği zaten bildiğini gösterir.
Cevabı göster
Yanlış bir inançtan rahatsız edici bir keşfe geçişi gösterir.
were none other than ...: şaşırtıcı bir kimliği açıklamak
Be none other than + isim öbeği, “şaşırtıcı biçimde tam olarak o kişi veya şey olmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir vurgu yapısıdır. Burada kurbanların, daha önce onları ağırlayan kişilerle aynı kişiler olduğunu ortaya çıkarır. none olumsuz görünse de tüm ifade “değildi” anlamına gelmez. Diğer tüm kimlik olasılıklarını eler ve than ifadesinden sonra gelen kimliği güçlü biçimde doğrular.
Alıştırma
Bağışçının şaşırtıcı kimliğini güçlü biçimde açıklayan kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Everyone was surprised to learn that the anonymous donor was ____ our former teacher.
Cevabı göster
none other than
Jason had allowed the crew to be distracted,
2:51Jason mürettebatın dikkatinin dağılmasına izin vermişti,
Yet again ... this time at a terrible cost: tekrarlanan hata ve daha kötü sonuç
Yet again önceki olaylara gönderme yapar ve Jason’ın aynı hatayı tekrarladığını belirtir. Cümlenin başında kullanıldığında eleştiri veya bıkkınlık da katar: bu olay bir kez daha yaşanmamalıydı. This time mevcut olayı öncekilerle karşılaştırır. At a terrible cost, yüksek bir satın alma fiyatını değil, çok ciddi ve zarar verici sonuçları ifade eder. Böylece cümle önce tekrarlanan hatayı, ardından bu sefer ortaya çıkan daha kötü sonucu sunar.
Alıştırma
Hatanın tekrarlandığını ve bu sefer daha ciddi bir sonuç doğurduğunu açıkça gösteren cümle hangisidir?
- Yet again, Lena ignored the warning, but this time the consequence was worse: she lost access to her account.
- Lena ignored a warning for the first time, but nothing bad happened.
- Lena paid money for a warning because the account was expensive.
Cevabı göster
Yet again, Lena ignored the warning, but this time the consequence was worse: she lost access to her account.
Ashamed at ..., he resolved to ...: bir kararın nedeni olarak duygu
Ashamed at his conduct cümlenin başına getirilmiş bir sıfat öbeğidir. he kişisini tanımlar ve sonraki kararının nedenini verir: davranışından utandığı için farklı davranmaya kesin olarak karar vermiştir. Bu öbek tek başına tam bir cümle değildir. Ashamed ... ifadesinin örtük öznesi, ana cümlenin öznesiyle aynı kişi olmalıdır. Burada ikisi de he sözcüğüne gönderme yapar. Resolved to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmaya kesin olarak karar vermek anlamına gelir; böylece yapı, kişinin durumunu veya duygusunu yine o kişinin kararına bağlar.
Alıştırma
Baştaki öbeğin tanımladığı kişiyi ana cümlenin öznesi olarak doğru biçimde kullanan cümle hangisidir?
- Disappointed by the result, the schedule was changed by Maya.
- Disappointed by the result, more practice was necessary.
- Disappointed by the result, Maya resolved to practice every day.
Cevabı göster
Disappointed by the result, Maya resolved to practice every day.
resolved to focus only on: tek bir hedefe yönelik kesin bir bağlılık
Resolved to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmak için kesin ve düşünülmüş bir karar vermek demektir. Bu cümlede resolved to focus, geçici bir seçimden çok ciddi bir kararlılığı ifade eder. Focus on dikkatin yöneldiği hedefi belirtir; only ise bu hedefi yalnızca the Fleece ile sınırlar. Bu nedenle tüm ifade, dikkat dağıtıcı şeyleri dışarıda bırakıp tek bir hedefe yönelmeye kesin olarak karar ettiğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle bir aksilikten sonra alınan kesin ve ciddi bir kararı en iyi ifade eder?
- After the setback, Mira briefly thought about practicing.
- After the setback, Mira might practice someday.
- After the setback, Mira resolved to practice every day.
Cevabı göster
After the setback, Mira resolved to practice every day.
But even this haste proved ruinous: beklenmedik bir sonuç
But, hızlı hareket etmenin yardımcı olacağı beklentisini tersine çevirir; even ise this haste ifadesini şaşırtıcı bir zarar kaynağı olarak öne çıkarır. Bu iki sözcük cümleyi önceki düşünceye bağlar ve olumsuz bir dönüşün sinyalini verir. Prove + sıfat, bir şeyin sonunda belli bir durumda olduğunun ortaya çıkması anlamına gelir. Burada proved ruinous, sonraki olayların bu aceleciliğin yıkıcı sonuçları olduğunu gösterdiğini anlatır. Kısa değerlendirme önceki eyleme dönüp bakar ve ardından gelecek sıkıntıyı haber verir.
Alıştırma
Hangi cümle beklenmedik bir nihai sonucu anlatmak için prove + sıfat yapısını kullanır?
- The shortcut was dangerous before anyone tried it.
- The shortcut looked helpful, but it proved dangerous.
- Using a map, the guide proved that the route was safe.
Cevabı göster
The shortcut looked helpful, but it proved dangerous.
When ..., Jason sailed on, oblivious to ...: fark edilmeyen önemli bir olayı öne çıkarma
When yan cümlesi önemli bir olayı önce verir: Herkül'ün silahtarı kaçırılmıştır. Ardından Jason sailed on ana cümlesi, Jason'ın eyleminin değişmediğini ve yoluna devam ettiğini gösterir. Sondaki oblivious to the absence... ifadesi, Jason'ın ilerlerken neyi fark etmediğini açıklar. Bölümler arasında bir uyumsuzluk oluşur: ciddi bir şey olmuştur, ancak Jason bunun sonucunu fark etmeden devam eder. Bu kalıp iki eylemi yalnızca sıralamak yerine, bir öyküyü “X olduğunda Y fark etmeden devam etti” biçiminde düzenler.
Alıştırma
Cümledeki bilgi sırası temel olarak neyi vurguluyor?
- Jason kaybı fark eder ve hemen yönünü değiştirir.
- Kaçırılma olayı, Jason yoluna devam etmeye karar verdiği için gerçekleşir.
- Önemli bir olay gerçekleşirken Jason bunun sonucunu fark etmeden devam eder.
Cevabı göster
Önemli bir olay gerçekleşirken Jason bunun sonucunu fark etmeden devam eder.
oblivious to the absence of: birinin yokluğunu hiç fark etmemek
Oblivious to, bir şeyin hiç farkında olmamak demektir. Burada oblivious to the absence of... Jason'ı yolculuğu sırasında tanımlayan bir sıfat öbeğidir: önemli bir mürettebat üyesinin artık orada olmadığını fark etmemiştir. Absence burada somut bir anlam taşır; kişinin orada bulunmadığını belirtir. Oblivious ayrıca fark edilmeyen gerçeğin önemli ya da belirgin olduğunu düşündürür. Bu nedenle kişinin dikkatsizliği eleştiriliyormuş gibi duyulabilir.
Alıştırma
Cümleyi “teknisyenin orada olmadığının hiç farkında olmamak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The host began the demonstration, ____ the technician.
Cevabı göster
oblivious to the absence of
until stopping at the sight of an old man Anlatım akışı
3:16ta ki yaşlı bir adamı görene kadar durdular
until stopping at the sight of...: yolculuktan yeni bir karşılaşmaya geçiş
until stopping ... bölümü, continued their quest eyleminin bitiş noktasını gösterir: yolculuk Argonotların durduğu ana kadar devam eder. Böylece anlatı, süren yolculuktan yeni bir karşılaşmaya geçer. at the sight of, “gördüklerinde” veya “gördükleri için” anlamına gelir. Burada harpilerle çevrili yaşlı bir adamı görmek onların durmasına neden olur; sight turistik bir yer anlamına gelmez.
Alıştırma
until stopping at the sight of ... cümlede nasıl bir işlev görür?
- Yaşlı adamı görmelerinden önce yolculuğun zaten bittiğini söyler.
- Gördükleri bir şeyin devam eden yolculuğu kestiği anı belirtir.
- Sight sözcüğünün durdukları yerin adı olduğunu belirtir.
Cevabı göster
Gördükleri bir şeyin devam eden yolculuğu kestiği anı belirtir.
a seer cursed by Zeus to endure...: Phineus'un kimliği ve cezası
seer, geleceği görebildiğine veya kehanetler iletebildiğine inanılan kişi demektir. Bu efsanede Phineus böyle bir kâhindir; Zeus ise onu lanetleyen Yunan tanrısıdır. Phineus sonrasındaki bölüm bir açıklayıcı isim öbeğidir; onun kimliğini belirtir ve durumunu anlamak için gereken bilgiyi verir. cursed by Zeus cezanın kimden geldiğini, to endure ... ise lanetin ona neye katlanmak zorunda bıraktığını açıklar: yaşlılık, körlük ve bitmeyen işkence.
Alıştırma
Bu cümlede seer ne anlama gelir?
- Bir olayı tesadüfen gören sıradan bir kişi.
- Körlüğü tedavi eden bir doktor.
- Geleceği görebildiğine veya kehanetler iletebildiğine inanılan kişi.
Cevabı göster
Geleceği görebildiğine veya kehanetler iletebildiğine inanılan kişi.
cursed by Zeus to endure ... for giving away ...: hukuman dan penyebabnya
cursed by Zeus, a seer ifadesini niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi yan cümlesidir. a seer who was cursed by Zeus ile aynı anlamdadır. by Zeus, laneti kimin verdiğini belirtir. to endure ... lanetin ona neyi çektirdiğini anlatır; onun kendi seçtiği bir amaç değildir. for giving away ... cezanın nedenini, yani bir şeyi açıkladığı için cezalandırıldığını gösterir. Diziyi kişi, cezayı veren, ceza ve neden olarak okuyun.
Alıştırma
cursed by Zeus to endure ... for giving away ... yapısını hangi seçenek doğru açıklar?
- Kâhin Zeus'u lanetledi; to endure hedefini, for giving away ise ödülünü belirtir.
- Yaşlılık Zeus'un körlüğüne yol açtı ve kehanetler işkenceyi bitirdi.
- Laneti Zeus verdi; to endure cezayı, for giving away ise cezanın nedenini belirtir.
Cevabı göster
Laneti Zeus verdi; to endure cezayı, for giving away ise cezanın nedenini belirtir.
giving away his prophecies: reveal anlamındaki give away
Burada give away, bilinmemesi veya gizli kalması gereken bir bilgiyi açıklamak anlamına gelir. his prophecies, onun bağışladığı nesneler değil, açıkladığı bilgiler olarak ele alınır. Bu anlam secret, answer, ending, plan, identity ve surprise gibi nesnelerle yaygındır. Nesne, amaçlanan anlamı seçmenize yardımcı olur.
Alıştırma
“Açığa çıkarmak” anlamında give away ifadesinin geçmiş zamanını kullanın: His nervous laugh ____ the secret before the announcement.
Cevabı göster
gave away
Moved by his plight: ciddi bir sıkıntıdan duygusal olarak etkilenmek
Moved by his plight ifadesindeki moved, fiziksel olarak taşınmak değil, duygusal olarak etkilenmek anlamına gelir. İfade, Because they were moved by his plight şeklinde anlaşılabilen kısaltılmış bir edilgen yan cümledir. Öznenin sonraki eyleminin duygusal nedenini verir. Plight, kaygı veya merhamet uyandıran ciddi ve zor bir durumdur. Problem sözcüğünden daha resmî ve ağırdır; bu nedenle ifade, sıkıntıyı insanları yardım etmeye yöneltecek kadar ciddi gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “bir şey nedeniyle duygusal olarak etkilenmiş” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ the injured hiker's plight, the rescue team stayed through the night.
Cevabı göster
Moved by
set upon the flock: “saldırmak” anlamındaki edebî ifade
set upon the flock ifadesinde set upon, “saldırdı” anlamına gelen tek bir fiil öbeğidir ve çoğu zaman ani ya da şiddetli bir hareket hissi verir. The flock saldırıya uğrayan gruptur. Burada set sözcüğünü “yerleştirmek”, upon sözcüğünü de ayrı bir konum sözcüğü olarak yorumlamayın. Başka durumlara aktarılabilen kalıp set upon + kişi, hayvan veya grup şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümlede set upon “saldırmak” anlamında kullanılmıştır?
- The wolves set upon the lone traveler.
- She set the cup upon the table.
- They set out upon the journey.
Cevabı göster
The wolves set upon the lone traveler.
Moved by... set upon... providing...: neden, eylem ve sonuç
Bu cümle neden, eylem ve sonucu tek bir yapıda sıkıştırır. Moved by his plight, rüzgâr kardeşlerin harekete geçmesinin duygusal nedenini verir; the wind brothers set upon the flock ana cümlesi ise ne yaptıklarını belirtir. Sondaki providing Phineus with a brief respite from his punishment sıfat-fiil grubu, saldırının sonucunu ekler. Ana cümleye bağlıdır ve ikinci bir bağımsız cümle değildir.
Alıştırma
Örnekteki neden, eylem ve sonuç ilişkisini hangi seçenek doğru açıklar?
- Kardeşler merhamet duygusuyla harekete geçti ve saldırıları Phineus'a geçici bir rahatlama sağladı.
- Phineus kardeşleri cezalandırdıktan sonra sürü onlara rahatlama sağladı.
- Phineus'un rahatlaması, kardeşlerin ona acıyıp saldırmasına neden oldu.
Cevabı göster
Kardeşler merhamet duygusuyla harekete geçti ve saldırıları Phineus'a geçici bir rahatlama sağladı.
provide someone with a brief respite from something: birine bir şeyden kısa süreli rahatlama sağlamak
Providing, önceki eylemin sonucunu sunan bir -ing yan cümlesidir: bu eylem Phineus'a bir şey sağlamıştır. provide someone with something kalıbı “birine bir şey vermek veya sağlamak” anlamına gelir. Burada a brief respite from his punishment, cezanın verdiği acıya kısa süreli bir ara anlamındadır. Respite geçicidir; from ise kişinin hangi zorluktan uzaklaşabildiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz resmî isimle tamamlayın: The cool evening provided the hikers with a brief ____ from the heat.
Cevabı göster
respite
In return ... how to overcome the terrifying trial that lay ahead: karşılık ilişkisiyle yöntemi sunmak
In return, kâhinin yol göstermesinin daha önce aldığı yardıma karşılık verildiğini gösterir. Cümlenin başında önceki olayla bu yeni eylemi birbirine bağlar ve öğüdü yalnızca sıradaki olay olarak değil, bir karşılıklılık ilişkisinin parçası olarak sunar. told them how to overcome... tell + kişi + how to + fiil yapısını izler. Burada how to overcome the terrifying trial that lay ahead, kâhinin onlara aktardığı yöntemi belirtir; doğrudan bir soru değildir. that lay ahead, sınavın o anda hâlâ gelecekte olduğunu gösterir.
Alıştırma
Vurgulanan bölümlerin cümledeki bilgiyi nasıl düzenlediğini en iyi hangi açıklama anlatır?
- Öğüt, daha önceki yardımın karşılığıdır ve how to overcome... kâhinin onlara anlattığı yöntemi belirtir.
- Bu sözler grubun eve dönüp kâhine ne yapması gerektiğini söylediğini anlatıyor.
- Kâhin onlara doğrudan bir soru soruyor ve sınav çoktan sona ermiş durumda.
Cevabı göster
Öğüt, daha önceki yardımın karşılığıdır ve how to overcome... kâhinin onlara anlattığı yöntemi belirtir.
that lay ahead ... a pair of clashing rocks: tehlikeyi önceden bildirip adı açıklamak
that lay ahead ilgi cümleciği, önceki cümledeki trial sözcüğünü niteler. Burada lie ahead, bir şeyin hâlâ gelecekte olması demektir; lay ise lie fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bu cümlecik ilerideki tehlikeye işaret ederek beklenti yaratır. a pair of clashing rocks, The Symplegades adından sonra gelen açıklayıcı bir eş ad öbeğidir. Bilinmeyen adı gündelik sözcüklerle hemen açıklar. Bilgi sırası önce yaklaşan sınavı haber verir, ardından onu adlandırıp tanımlar.
Alıştırma
Vurgulanan iki bölümün bilgiyi nasıl düzenlediğini en iyi hangi ifade açıklar?
- Önce yaklaşan bir sınava işaret eder, ardından bilinmeyen adı bir eş ad açıklamasıyla açıklarlar.
- Fiziksel bir nesnenin yolda uzandığını ve sınavın çoktan bittiğini gösterirler.
- Başka ve ilgisiz bir sınavı tanıtmadan önce kayaların söylediklerini doğrudan aktarırlar.
Cevabı göster
Önce yaklaşan bir sınava işaret eder, ardından bilinmeyen adı bir eş ad açıklamasıyla açıklarlar.
reduce ships to splinters: sonuç bildiren reduce A to B
reduce A to B yapısında B, büyük bir değişimin sonucunu veya son durumu belirtir. Burada gemiler tamamen parçalanır ve geriye yalnızca kıymıklar kalır. Bu yüzden bu cümlede reduce yalnızca “sayısını azaltmak” anlamına gelmez. rubble, ashes veya splinters gibi sonuç bildiren adlarla kullanılan reduce A to B çoğu zaman bütünüyle yok olmayı anlatır.
Alıştırma
reduce A to B yapısını tamamlayın. Yangından sonra yalnızca kül kalmıştı: The fire reduced the old barn ____ ashes.
Cevabı göster
to
would have to maneuver past the mouth of Hell, Kalıp ifadeler
3:55Cehennemin ağzından manevra yaparak geçmeli,
around the isle of the bloodthirsty Amazons,
3:58kana susamış Amazonların adasının etrafından dolaşmalı
But first ... would have to ...: daha önceki zorunlu adımları eklemek
But first, daha sonraki bir zorluğun anlatımını kısa süreliğine durdurur ve dinleyiciyi daha önce gerçekleşmesi gereken olaylara götürür. Hikâyeyi sıraya koyar: sonraki zorluk hâlâ ileridedir, ancak bu rota ondan önce gelir. Geçmişte anlatılan hikâyenin bakış açısından would have to, rotayı Argonotların kişisel isteği olarak değil, ileride karşılaşacakları bir zorunluluk olarak sunar. past the mouth..., around the isle... ve under... şeklindeki paralel ifadeler zorunlu rotayı üç aşamada düzenler.
Alıştırma
But first ... would have to ... bu anlatıda ne yapıyor?
- Daha sonraki zorluktan önce gerekli olan önceki adımlara döner.
- Yolcuların bütün engellerden kaçınmak istediğini gösterir.
- Bütün engellerin zaten aşılmış olduğunu söyler.
Cevabı göster
Daha sonraki zorluktan önce gerekli olan önceki adımlara döner.
Maneuver past ..., around ... ve under ...: karmaşık bir rota çizmek
Maneuver, zor bir alanda bir şeyi dikkatle yönlendirmek veya hareket ettirmek demektir. Burada yalnızca bir yerden başka bir yere gitmeyi değil, tehlikelerden kaçınırken ustaca kontrol sağlamayı anlatır. Tek bir fiil olan maneuver, üç paralel edat grubunu yönetir: past the mouth of Hell, around the isle of the bloodthirsty Amazons ve under psychedelic skies. Bu yapı, karmaşık bir rotanın birkaç bölümünü açık bir sıra içinde göstermeyi sağlar.
Alıştırma
Bir kurtarma botu limana girmeden önce kayalardan ve bir gemi enkazından dikkatle kaçınmalıdır. Bu rotayı en doğal biçimde hangi cümle anlatır?
- The rescue boat maneuvered past the rocks, around the wreck, and into the harbor.
- The rescue boat sailed in open water and could see the harbor.
- The rescue boat went toward the harbor without changing course.
Cevabı göster
The rescue boat maneuvered past the rocks, around the wreck, and into the harbor.
and some feared they might be losing their minds.
4:07ve bazıları akıllarını kaybedebileceklerinden korktu.
Cost the crew both in men and morale ... losing their minds: giderek ağırlaşan sonuçlar
Cost the crew both in men and morale, both ... and ... şeklindeki dengeli yapıyla para dışındaki iki kaybı birlikte sunar. Men, kaybedilen mürettebat üyelerini; morale ise grubun güvenini ve devam etme isteğini belirtir. Ardından some feared they might be losing their minds bölümü, grubun uğradığı zarardan bireysel üyelerin korkusuna geçer. Might, bu korkunun doğrulanmış bir gerçek değil, belirsiz bir olasılık olduğunu gösterir. Bu sıralama yoğunluğu artırır: önce insan kaybı ve düşen moral, ardından zihinsel çöküş olasılığı gelir.
Alıştırma
Cümlenin sonuçları düzenleme biçimini en iyi hangi yorum açıklar?
- Herhangi biri endişesini dile getirmeden önce mürettebatın morali yükselir.
- Cümle yalnızca yolculukta harcanan para miktarını bildirir.
- Önce grup düzeyinde iki kayıp belirtilir, ardından daha ciddi bir bireysel korku gelir.
Cevabı göster
Önce grup düzeyinde iki kayıp belirtilir, ardından daha ciddi bir bireysel korku gelir.
quaked with fear: korkudan şiddetle titremek
Quaked with fear, yoğun korku nedeniyle şiddetle titremek anlamına gelir. Quake güçlü ve kontrol edilmesi zor bir titremeyi düşündürdüğü için mürettebatın dehşetini canlı ve dramatik gösterir. quake with + duygu yapısında, with ifadesinden sonraki bölüm titremeye neden olan duyguyu belirtir. Burada with fear nedeni gösterir; aynı yapı rage gibi başka güçlü duygularla da kullanılabilir.
Alıştırma
“Dehşete düştükleri için şiddetle titrediler” anlamındaki tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: The campers ____ when a wolf howled nearby.
Cevabı göster
quaked with fear
but Phineus's advice rang in their heads. Deyimler
4:16ama Phineus'un tavsiyesi kafalarında yankılandı.
Upon reaching ... quaked with fear, but ... rang in their heads: varış, korku ve hatırlanan öğüt
Upon reaching the Clashing Rocks, ana olayın ne zaman başladığını belirten ve cümlenin başına yerleştirilen bir zaman ifadesidir. Örtük öznesi the exhausted crew olduğu için cümle, mürettebatın varışından quaked with fear ile anlatılan anlık korku tepkisine ilerler. Ardından but, dikkati bu korkudan Phineus's advice ifadesine çevirir. Rang in their heads mecazdır: kritik anda onun sözleri canlı biçimde yeniden akıllarına gelmiştir. Cümlenin tamamı doruk noktasını varış, korku ve ardından hatırlanan öğüt sırasıyla kurar.
Alıştırma
Cümlenin bu anı nasıl düzenlediğini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?
- Varış ve korku birbiriyle ilgisiz ayrıntılardır ve but ikinci bir tehlikeyi tanıtır.
- Mürettebat ayrıldıktan sonra Phineus'un öğüdü gerçekten bir zil sesi çıkarır.
- Varış zamanı belirler, korku mürettebatın tepkisini gösterir ve but onları yönlendirebilecek, hatırlanan öğüde geçiş yapar.
Cevabı göster
Varış zamanı belirler, korku mürettebatın tepkisini gösterir ve but onları yönlendirebilecek, hatırlanan öğüde geçiş yapar.
Phineus's advice rang in their heads: zihinde yankılanan bir öğüt
Phineus's advice rang in their heads bir ses metaforudur. Öğüt gerçekten ses çıkarmadı; tehlikeli anda Phineus'un sözlerini, zihinlerinde yankılanıyormuş gibi canlı biçimde hatırladılar. something rang in someone's head kalıbı; söz, uyarı, öğüt ya da ses gibi bir anıyı sürüp giden bir ses olarak sunar. Hatırlamanın canlı ve görmezden gelinmesi zor olduğunu hissettirir.
Alıştırma
Cümleyi ring in someone's head ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: As Lena entered the dark room, her brother's warning ____.
Cevabı göster
rang in her head
sped through in its wake: önde bırakılan izi takip ederek hızla geçmek
Sped, speed fiilinin geçmiş zaman biçimidir; sped through ise bir bölgeden veya açıklıktan hızla geçmek anlamına gelir. Burada wake bir isimdir ve hareket eden bir teknenin, kuşun veya başka bir nesnenin arkasında bıraktığı izi ya da bozulmuş yolu anlatır. Its, öyküdeki güvercine gönderme yapar. Bu nedenle sped through in its wake, güvercinin az önce izlediği yolu yakından takip ederek hızla geçtikleri anlamına gelir. wake up ile ilgisi yoktur.
Alıştırma
Diğerlerinin liderin rotası boyunca hızla hareket ettiğini anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The lead boat found a safe channel, and the others ____.
Cevabı göster
sped through in its wake
sped through in its wake to emerge unscathed: eylem, güzergâh ve sonuç
Bu ifade, olayı kısa ve düzenli bir eylem zinciri olarak sunar. sped through hızlı hareketi belirtir; in its wake ise güvercinin hemen arkasındaki güzergâh boyunca ilerlediklerini anlatır. Buradaki wake, hareket eden bir şeyin arkasındaki iz ya da yol anlamındadır; uyanmak anlamına gelmez. to emerge unscathed bitiş noktasını ve sonucu ekler: Tehlikeden zarar görmeden çıktılar. Böylece bilgi eylemden güzergâha, ardından başarılı sonuca ilerler.
Alıştırma
sped through in its wake to emerge unscathed ifadesinin olayı nasıl düzenlediğini en iyi hangi açıklama gösterir?
- Önce hızlı eylemi, sonra güvercinin arkasındaki güzergâhı ve son olarak güvenli sonucu verir.
- Hareket etmeden önce güvercinin uyanmasını beklediklerini söyler.
- Yalnızca tehlikenin nedenini verir ve sonucu anlatmaz.
Cevabı göster
Önce hızlı eylemi, sonra güvercinin arkasındaki güzergâhı ve son olarak güvenli sonucu verir.
With this narrow escape ... finally had Colchis in their sights: yeni bir aşamayı işaretlemek
With this narrow escape, tamamlanmış kurtuluşu cümlenin başına koyarak bunu bir sonraki aşamayı mümkün kılan durum olarak sunar. A narrow escape, birinin tehlikeden kıl payı kurtulduğu durumdur. Finally, bu ilerlemenin ancak gecikme ve tehlikelerden sonra gerçekleştiğini anlatır. Had Colchis in their sights, Kolhis'i artık görülebilen veya ulaşılabilecek açık bir hedef olarak sunar. İki bölüm birlikte tehlikeli olayı kapatır ve dikkati yolcuların bir sonraki hedefine çevirir. Bu bağlamda sights mecazidir; silahın nişangâhını gerçek anlamıyla anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, dikkati açık bir sonraki hedefe çevirmek için tamamlanmış bir aşamayı kullanır?
- With the qualifying exam behind him, Leo finally had medical school in his sights.
- With the exam canceled, Leo stopped thinking about medical school.
- Leo could see the medical school building from the bus.
Cevabı göster
With the qualifying exam behind him, Leo finally had medical school in his sights.
finally had Colchis in their sights: Kolhis'i ulaşılabilir bir hedef olarak gözlerine kestirmek
have + hedef + in one's sights kalıbı, hedefin açıkça belirlendiğini ve peşinden gidildiğini anlatır. Deyim, nişangâhtan hedef almaya dayanır; ancak çoğu zaman mecazidir ve bir şeyin gerçekten görüldüğü anlamına gelmek zorunda değildir. Burada Kolhis, Argonotların varış noktasıdır. finally, uzun yolculuğun hedefi ulaşılabilir hâle getirdiğini gösterir. Hedef yakın görünür, ancak bu ifade ona ulaştıklarını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi have something in one's sights kalıbındaki tam ifadeyle tamamlayın: After a season of hard work, the team finally had the championship ____.
Cevabı göster
in its sights
Yet while..., he could feel... was drawing to a close: eş zamanlı bir arka planı bitiş hissiyle karşılaştırmak
Yet, anlatının yönünü kutlamadan huzursuz bir beklentiye çevirir. while yan cümlesi, Jason'ın dinlenip kutlama yapmasını aynı anda gerçekleşen bir arka plan olarak verir; ana cümle ise onun ne hissettiğine ilişkin önemli yeni bilgiyi taşır. Bu düzen, dışarıdaki mutluluğu içerideki ayrılık hissiyle karşı karşıya getirir. Was drawing to a close, mürettebatla geçirdiği zamanın çoktan bittiğini değil, yavaş yavaş sona yaklaştığını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, aynı anda gerçekleşen mutlu bir sahneyi zamanın sona erdiğine dair içsel bir his için arka plan olarak kullanır?
- Yet while the guests laughed, Maya could feel the evening was drawing to a close.
- Because the guests laughed, Maya decided the evening should continue.
- After Maya closed the door, the guests began to laugh.
Cevabı göster
Yet while the guests laughed, Maya could feel the evening was drawing to a close.
draw to a close: yavaş yavaş sona yaklaşmak
Draw to a close, yavaş yavaş sona yaklaşmak demektir. Özne, sona ermekte olan olay, dönem veya süreçtir; burada his time among them bu dönemi anlatır. Was drawing geçmişte devam eden bir süreci gösterir; bu nedenle sonun yaklaştığını hissettiği anlaşılır. Bu dönem henüz tamamen bitmemiştir.
Alıştırma
Toplantının yavaş yavaş sona yaklaştığını göstermek için cümleyi draw to a close ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After two hours and a final vote, the meeting ____.
Cevabı göster
drew to a close
As ... gleamed in his mind, he knew ...: bir fark edişi zihinsel görüntüyle çerçevelemek
Baştaki As yan cümlesi, ana cümleye zihinsel bir arka plan sağlar. Burada as yaklaşık olarak while veya when anlamındadır: Altın Post'un görüntüsü düşüncelerinde belirginleşirken, onu tek başına geri alması gerektiğini aynı anda fark eder. Gleamed in his mind edebî ve mecazlı bir anlatımdır. Altın Post gerçekten kafasının içinde ışık saçmaz; parlak zihinsel görüntüsü hedefini düşüncelerinin merkezinde tutar. Bu görüntünün önce verilmesi, sonraki fark edişin zihnini dolduran hedeften doğal biçimde doğduğu hissini yaratır.
Alıştırma
“As the solution took shape in Maya's mind, she knew what to try next,” cümlesinde baştaki As yan cümlesi ne yapar?
- Çözümün onun önünde fiziksel olarak şekil değiştirdiğini belirtir.
- Gelişmekte olan zihinsel bir görüntüyü, onun fark edişine arka plan olarak sunar.
- Maya'nın ne yapacağına dair hiçbir fikri oluşmadan harekete geçtiğini gösterir.
Cevabı göster
Gelişmekte olan zihinsel bir görüntüyü, onun fark edişine arka plan olarak sunar.
But he could not guess that... ile karakterin bilmediği trajik sonucu önceden sezdirme
Burada could not guess that, “...olacağını önceden göremedi” anlamına gelir; “bir tahmin oyunundaki soruyu çözemedi” anlamına gelmez. But, anlatıyı karakterin bildiklerinden henüz anlamadığı bir sonuca yöneltir. Anlatıcı, karakter hâlâ bundan habersizken son görevin özellikle korkunç bir bedel getireceğini dinleyiciye bildirir. Bu bilgi farkı trajedinin habercisi olur ve gerilim yaratır: dinleyici kötü bir sonuca karakterden önce hazırlanır.
Alıştırma
Vurgulanan cümlenin hikâyedeki temel işlevi nedir?
- Son görevin hiçbir sorun olmadan zaten tamamlandığını bildirir.
- Karakterin tahmin oyunlarını çözmekte kötü olduğunu söyler.
- Dinleyiciyi, karakterin öngöremediği korkunç bir sonraki sonuç konusunda uyarır.
Cevabı göster
Dinleyiciyi, karakterin öngöremediği korkunç bir sonraki sonuç konusunda uyarır.
would have the most horrible price of all: maddi olmayan bir bedel
have a price yapısındaki price, para miktarı değil, bir eylem veya başarının yol açtığı kayıp, acı ya da fedakârlık anlamına gelebilir. Burada son görev, korkunç bir sonucu beraberinde getiren bir şey olarak sunulur. The most horrible ... of all bir üstünlük yapısıdır ve bu sonucu ilgili diğer bütün bedellerden daha kötü olarak değerlendirir. Would have, bu sonucu hikâyedeki daha önceki bir noktadan bakılan sonraki bir gelişme olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi have a price ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The team's victory last night ____: their captain was badly injured.
Cevabı göster
had a price
enjoy playing witness to...: olayların gelişimini gözlemlemek
Playing witness to something, genellikle dışarıdan izleyen biri konumunda bir olayın gerçekleşmesini veya gelişmesini gözlemlemek demektir. Burada izleyici çatışmaları bir hikâye aracılığıyla görür; playing, mahkemede tanık rolünü oynamak anlamına gelmez. enjoy fiilinden sonra play, playing biçimindeki ulaç olarak kullanılır. If you enjoy... yan cümlesi, ardından gelen önerinin kimlere yönelik olduğunu belirtir: bu tür dramatik çatışmaları izlemekten hoşlanan kişilere.
Alıştırma
Bu öneride "playing witness to the clashes" ne anlama geliyor?
- Çatışmalar hakkında mahkemede ifade vermek.
- Çatışmaların gelişimini izleyicilerden biri olarak gözlemlemek.
- Hikâyede yasal bir tanık rolünü oynamak.
Cevabı göster
Çatışmaların gelişimini izleyicilerden biri olarak gözlemlemek.
we highly recommend Madeline Miller's Circe. Ton ve niyet
4:55Madeline Miller'ın Ben, Kirke'sini şiddetle tavsiye ederiz.
highly recommend: güçlü bir tavsiyede bulunmak
Highly recommend, güçlü bir onayla tavsiye etmek anlamına gelir. Highly, recommend fiilinin derecesini artıran bir zarftır; tavsiyede bulunan kişinin yüksek rütbeli olduğunu anlatmaz. Nesne hemen ardından gelebilir: highly recommend this book. highly recommend doing something ve highly recommend that someone do something de yaygın yapılardır.
Alıştırma
Bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle güçlü tavsiyeyi tamamlayın: We ____ this museum for families.
Cevabı göster
highly recommend
This epic saga of ... weaves together ...: bir eser özetini düzenlemek
Özne olan This epic saga of love, loss, magic, and immortality, eseri önce geniş kapsamlı bir hikâye olarak tanımlar ve ana temalarını belirtir. Okur, ana fiile ulaşmadan önce ne tür bir eserin anlatıldığını ve konusunun ne olduğunu öğrenir. Ana fiil weaves together mecazidir: eser, birkaç miti yalnızca bir listede yan yana koymak yerine daha büyük tek bir anlatının parçaları olacak şekilde birbirine bağlar. Başka özetlerde de kullanılabilecek yapı şöyledir: eser veya tür etiketi + weaves together + kaynaklar, temalar veya olay örgüleri.
Alıştırma
“Farklı malzemeleri bağlantılı tek bir eserde birleştirir” anlamına gelen bu nottaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The documentary ____ interviews, animation, and archival footage.
Cevabı göster
weaves together