Duygusal Olarak Ne Kadar Sağlıklısınız?: İngilizce çalışma notları
The School of Life
Video özeti: Duygusal sağlık; öz sevgi, açık sözlülük, iletişim ve güven üzerinden çatışma ve belirsizlik karşısında inceleniyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. remain on our own side. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: fiziksel bir tarafta durmak değil, kendini desteklemek olarak anlayın; özsaygı veya iç eleştiriyi anlatırken kullanın. 2. act it out — Phrasal verbler: bir sahneyi canlandırmaktan farklı olarak, söze dökülmeyen acıyı davranışla gösterme şeklindeki psikolojik anlamı tanıyın ve dolaylı duyguyu anlayın. 3. feel the world to be — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: feel + nesne + to be + tümleç yapısıyla kişinin insanı, durumu veya çevreyi nasıl değerlendirdiğini anlatın.
Bu derste
One way of assessing how emotionally damaged we might be Dilbilgisi
0:00Duygusal olarak ne kadar hasarlı olabileceğimizi değerlendirmenin bir yolu,
is to identify a range of markers of emotional health
0:04duygusal sağlığın bir dizi göstergesini belirlemek
and imagine how we fare in relation to them. Kelime
0:07ve onlara kıyasla ne durumda olduğumuzu hayal etmektir.
One way of assessing ... is to identify kalıbı
One way of doing X is to do Y kalıbı önce ele alınacak görevi veya soruyu sunar, ardından bunun için bir yöntem belirtir. Burada assessing how emotionally damaged we might be değerlendirme görevidir; identifying markers of emotional health ise yöntemdir. of sonrasındaki assessing, ele alınan etkinliği adlandıran bir gerund yapısıdır. is sonrasındaki to identify ise bu yöntemin ne olduğunu açıklayan bir mastar öbeğidir. Bu kalıp bir yöntemi açıkça anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
One way of doing X is to do Y kalıbını kullanarak organize ve create fiillerini doğru biçimlere getirin: One way ____ a busy week ____ a simple schedule.
Cevabı göster
of organizing · is to create
fare in relation to them: bir ölçüte göre performans
fare in relation to them ifadesindeki fare, yolculuk ücreti anlamındaki isim değil; bir işi nasıl yapmak, başa çıkmak veya performans göstermek anlamındaki fiildir. Bu yan cümle, o unsurlarla karşılaştırıldığımızda ne kadar iyi durumda olduğumuzu sorar. in relation to, değerlendirmede kullanılan referans noktasını belirtir. Buradaki them, duygusal sağlık göstergelerine gönderme yapar; dolayısıyla ifade, durumumuzu bu göstergelere göre değerlendirmek anlamına gelir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: After the trial week, we reviewed how the new schedule fared in relation to our goals. fared in relation to ne anlama gelir?
- hedeflerle karşılaştırıldığında belirli bir performans gösterdi
- hedeflerin adil olup olmadığını değerlendirdi
- hedeflerle bağlantılı bir ulaşım ücreti ödedi
- fiziksel olarak hedeflere yaklaştı
Cevabı göster
hedeflerle karşılaştırıldığında belirli bir performans gösterdi
At least four central themes suggest themselves. Kalıp ifadeler
0:11En az dört ana tema öne çıkmaktadır.
themes suggest themselves: fikirler doğal biçimde ortaya çıkar
Suggest themselves ifadesinde özne, bilinçli olarak önerilmeden belirginleşen fikirleri veya seçenekleri belirtir. Dönüşlülük zamiri temaların düşünebildiği ya da öneri sunduğu anlamına gelmez; ifadenin bütünü “muhtemel seçenekler olarak doğal biçimde ortaya çıkmak” demektir. Burada bu ifade, konuşmacının bir dizi temayı rastgele hazırlanmış bir liste olarak değil, önceki analizin belirgin sonucu olarak sunmasını sağlar.
Alıştırma
Cümleyi “uygun adaylar olarak doğal biçimde belirginleşmek” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: After reviewing the evidence, two explanations ____.
Cevabı göster
suggest themselves
Self-love is the quality that determines how much we can be friends with ourselves
0:17Öz sevgi, kendimizle ne kadar dost olabileceğimizi
and day to day remain on our own side. Deyimler
0:22ve günden güne ne kadar kendi tarafımızda kalabileceğimizi belirleyen niteliktir.
remain on our own side: kendimizi desteklemeye devam etmek
On our own side ifadesinde side, destek veya bağlılık konumunu anlatan bir mecazdır. Remain on our own side, özellikle hata yaptığımızda ya da güçlüklerle karşılaştığımızda kendimize desteklenmeye değer biri gibi davranmaya devam etmek demektir. Zamirler kişiye göre değişir: stay on my own side, stay on your own side. Anlam, fiziksel bir konum değil, kişinin kendisini desteklemesidir.
Alıştırma
Hata yaptıktan sonra da kendisini desteklemeye devam eden birini en iyi hangi cümle anlatır?
- After the error, I stayed on my own side and calmly decided how to improve.
- After the error, I finished the task on my own without any help.
- After the error, my coach stayed by my side during the meeting.
Cevabı göster
After the error, I stayed on my own side and calmly decided how to improve.
When we meet a stranger who has things we don't, Dilbilgisi
0:25Bizde olmayan şeylere sahip bir yabancıyla karşılaştığımızda,
has things we don't: yardımcı fiille eksiltme
has things we don't ifadesinde don't, don't have anlamına gelir. İngilizce, olumsuz yardımcı fiil do'yu korur ve daha önce geçen have fiilini düşürür; tam yorum a stranger who has things we don't have şeklindedir. Buna fiil öbeği eksiltmesi denir. Atılan bölüm yakındaki ifadelerden kolayca anlaşılabilmelidir; kısa biçim, yabancının sahip olduklarıyla bizim sahip olmadıklarımızı özlü biçimde karşılaştırır.
Alıştırma
have sözcüğünü örtük bırakarak cümleyi tek sözcüklük olumsuz yardımcı fiil kısaltmasıyla tamamlayın: Nora has a camera that I ____.
Cevabı göster
don't
When another person frustrates or humiliates us,
0:36Başka bir kişi bizi hüsrana uğrattığında veya aşağıladığında,
able to perceive the senseless malice beneath the attack,
0:41saldırının altındaki anlamsız kötülüğü algılayabilir miyiz,
or are we left to brooding and devastated,
0:44yoksa düşmanlarımızın hakkımızdaki hükmüyle örtük olarak özdeşleşip
implicitly identifying with the verdict of our enemies?
0:47kara kara düşüncelere dalarak yıkılmış halde mi kalırız?
let the insult go: let + nesne + go
let the insult go ifadesinde the insult, let ile go arasına yerleştirilen nesnedir. İfade, incinmişliğe tutunmayı veya onu tekrar tekrar düşünmeyi bırakmak anlamına gelir; hakaretin fiziksel olarak hareket ettiğini anlatmaz. Başka durumlara uygulanabilen kalıp let + nesne + go şeklindedir. Nesne insult, argument, grudge veya mistake olduğunda çoğu zaman meseleyi kovalamamayı ve duyguları yönetmesine izin vermemeyi seçmek anlamına gelir.
Alıştırma
Bir iş arkadaşı kaba bir söz söyler ve Nina bunu zihninde tekrar tekrar canlandırmamaya karar verir. Hangi cümle onun seçimini en iyi anlatır?
- Nina lets go the remark.
- Nina lets the remark leave.
- Nina lets the remark go.
Cevabı göster
Nina lets the remark go.
How much can the disapproval or neglect of public opinion
0:50Kamuoyunun onaylamaması veya görmezden gelmesi,
of a few significant people in the past?
0:57istikrarlı ilgi gösterdiğine dair anılarla ne kadar telafi edilebilir?
be offset by: bir etkiyi başka bir etkiyle dengelemek
Edilgen be offset by kalıbında olumsuz bir etki veya dezavantaj, ters yönde işleyen başka bir etken tarafından azaltılır ya da dengelenir. Burada toplumun onaylamamasının veya ilgisizliğinin verdiği zarar, birkaç önemli kişinin gösterdiği ilginin anısıyla karşılaştırılıyor. Offset, ilk etkinin mutlaka tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. How much...? dengelemenin derecesini sorar; dolayısıyla olumlu anı bu etkiyi yalnızca kısmen telafi edebilir.
Alıştırma
Etkisi dengelenmek anlamındaki resmî edilgen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The higher rent was ____ the much shorter commute.
Cevabı göster
offset by
do we have enough self-love to leave an abusive union,
1:01istismarcı bir birlikteliği terk edecek kadar öz sevgimiz var mı,
be down on ourselves: kendimiz hakkında olumsuz yargıda bulunmak
Be down on someone, o kişi hakkında son derece olumsuz veya eleştirel bir görüşe sahip olmak demektir. Dönüşlülük zamiri ourselves kullanıldığında konuşanlar bu yargıyı kendilerine yöneltir: kendi değerlerini küçümser ve zarar görmeyi hak edebileceklerini düşünürler. Bu deyim fiziksel bir konumu değil, bir tutumu veya kişinin kendisiyle ilgili değerlendirmesini anlatır. Üzüntüye yol açabilir; ancak temel anlam yalnızca mutsuz hissetmek değil, kendini acımasızca yargılamaktır.
Alıştırma
Hangi cümle Lena'nın ruh hâlini ya da kendini eleştiren bir yorum yapma eylemini değil, kendisi hakkındaki olumsuz görüşünü doğrudan anlatır?
- Lena is down on herself.
- Lena feels down today.
- Lena puts herself down during the interview.
Cevabı göster
Lena is down on herself.
Bağlantılı farklı bir açıya geçmek için In a different vein
In a different vein, tartışmayı farklı türde bir bakış açısına veya düşünce çizgisine taşıyan bir geçiş ifadesidir. Burada odak, incindikten sonra kendini korumaktan kişinin kendi hatasını kabul edip edemeyeceğine geçer. Vein burada mecaz anlamdadır; kan damarı değil, üslup, tarz veya düşüncenin yönü demektir. İfade, genel tartışmanın sürdüğünü ancak sıradaki sorunun konuya farklı bir açıdan yaklaşacağını dinleyiciye bildirir.
Alıştırma
Bir konuşmacı insanların incindiklerinde kendilerini nasıl koruduklarını ele aldı. Şimdi kendi hatasını kabul etme konusunda bağlantılı ama farklı bir soruya geçmek istiyor. Bu geçişi en iyi hangi ifade gösterir?
- For example,
- In the same vein,
- In a different vein,
Cevabı göster
In a different vein,
How rigidly self-righteous do we need to be?
1:17Ne kadar katı bir şekilde haklı olmaya ihtiyacımız var?
dare to admit mistakes: dare to + fiil
Dare to + fiil, riskli, korkutucu veya sosyal açıdan zor gelen bir şeyi yapacak kadar cesur olmak demektir. Bu nedenle dare to admit mistakes, hataları kabul etmek kişinin gururunu veya benlik algısını tehdit etse bile kendi yanlışlarını kabullenmeye istekli olmak anlamına gelir. Burada dare, ardından to-mastar gelen normal bir fiildir: dare to admit. Özne, harekete geçmek için cesarete ihtiyaç duyan kişidir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dare to ve admit fiiliyle tamamlayın: Honest leaders ____ their mistakes, even when the truth is uncomfortable.
Cevabı göster
dare to admit
bring us too close to our background sense of nullity?
1:24bizi içimizdeki hiçlik hissine çok mu yaklaştırır?
how clean and natural or, alternatively,
1:29arzularımız ne kadar temiz ve doğal, veya tam tersine,
but not for that matter bad or dark, Anlatım akışı
1:37ama bu yüzden kötü veya karanlık olmak zorunda değillerdir,
not ... bad or dark içinde çıkarım bağlantısı kuran for that matter
Burada for that matter, önceki a little odd betimlemesini daha güçlü bad or dark betimlemelerine bağlar. İfade but not for that matter bad or dark olumsuz yapısının içinde olduğu için cümle, biraz tuhaf olsalar bile bu gerçeğin onları kötü ya da karanlık yapmadığını söyler. Bu ifade, tartışmayı bağlantılı bir yargıya genişletir ve iki betimleme arasındaki çıkarımı düzenler. Bu yapıda not for that matter X yaklaşık olarak “sırf bu nedenle X değil” anlamına gelir; bir konuya ya da amaca sözcüğü sözcüğüne gönderme yapmaz.
Alıştırma
“The plan is unusual, but not for that matter unsafe,” cümlesinde ikinci bölüm ne anlama gelir?
- Plan ne sıra dışıdır ne de güvensizdir.
- Plan başka bir nedenle güvensizdir.
- Plan sırf sıra dışı olduğu için güvensiz değildir.
Cevabı göster
Plan sırf sıra dışı olduğu için güvensiz değildir.
and properly expect to get the rewards we're due? Kelime
1:51ve haklı olarak elde etmeyi beklemek konusunda kendimizi yeterli hissediyor muyuz?
the rewards we're due: “bize borçlu olunan” anlamında due
the rewards we're due ifadesinde due, “bize borçlu olunan” ya da “haklı olarak almayı bekleyebileceğimiz” anlamına gelir. Ödülleri yalnızca istenen şeyler olarak değil, bir katkı, kural veya anlaşma nedeniyle hak edilmiş şeyler olarak sunar. We're due, rewards sözcüğünü niteleyen ve that sözcüğünün atıldığı bir ilgi yan cümlesidir: the rewards that we're due. Anlam bakımından the rewards that are due to us ile aynıdır. Burada due, ödüllerin son ödeme tarihinin geldiği anlamına gelmez ve neden bildiren due to ifadesi değildir.
Alıştırma
Cümleyi örnekteki “bize borçlu olunan” anlamına gelen iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Under the agreement, these are the benefits ____.
Cevabı göster
we're due
Can we resist the need to please others indiscriminately?
1:55Ayırt etmeksizin başkalarını memnun etme ihtiyacımıza direnebilir miyiz?
Are we sufficiently aware of our genuine contribution
1:58Gerçek katkımızın yeterince farkında mıyız ki,
and troubling facts can be consciously admitted into the mind,
2:08ve rahatsız edici gerçeklerin ne ölçüde bilinçli bir şekilde zihne kabul edilebileceğini,
Candor: zor gerçeklere açıkça yaklaşmak
Burada candor, rahatsız edici fikir ve gerçeklerle dürüstçe yüzleşme isteği anlamına gelir. Yalnızca başkalarına doğruyu söylemek değil, zor gerçekleri kişinin kendisine de itiraf etmesi ve onları sakin biçimde incelemesi demektir. Cümle, candor kavramını derecesi değişebilen bir nitelik olarak ele alır: candor arttıkça daha fazla rahatsız edici içerik inkâr edilmeden bilinçli düşünceye girebilir.
Alıştırma
“The counselor valued Leo’s candor about the fear he had been avoiding,” cümlesinde candor neyi vurgular?
- Korkunun önemsiz olduğundan emin olması
- Rahatsız edici bir gerçekle yüzleşip onu konuşma isteği
- Korkusunu diğer insanlardan gizleme becerisi
Cevabı göster
Rahatsız edici bir gerçekle yüzleşip onu konuşma isteği
the extent to which: derece bildiren yan cümleyi getirmek
The extent to which tam bir yan cümle getirir ve bir şeyin ne ölçüde doğru olduğunu ya da gerçekleştiğini belirtir. Bu cümlede which sonrasındaki bölüm difficult ideas and troubling facts can be consciously admitted into the mind, soberly explored, and accepted without denial şeklindedir; candor bu olasılığın derecesini belirler. Kalıp the extent to which + özne + fiil şeklindedir. Which, yan cümleyi extent kavramındaki derece fikrine bağlar; ayrı bir nesneye gönderme yapmaz.
Alıştırma
Bu dersteki hedef ifadeyi kullanarak resmî cümleyi tamamlayın: The report examines ____ air pollution affects children's health.
Cevabı göster
the extent to which
How much can we admit to ourselves about who we are,
2:16Kim olduğumuz hakkında kendimize ne kadar itirafta bulunabiliriz,
“even if ... or especially when”: öz düzeltmeyle iddiayı güçlendirme
İfade, rahatsız edici olma durumunu dürüst bir öz incelemeyi durdurmaması gereken olası bir engel olarak sunan even if ile başlar. Konuşmacı daha sonra bu zayıf ödünü or especially when ile kesip iddiayı güçlendirir: Rahatsız edici durumlar yalnızca kapsanmaz; dürüstlüğün en çok önem taşıdığı durumlar tam da bunlardır. Buradaki or, birbirini dışlayan iki seçenek sunmaz. Daha zayıf bir ifadeden daha güçlü bir ifadeye geçilen bir öz düzeltmeyi gösterir; konuşurken veya yazarken savı güçlendirmek için kullanılabilecek bir kalıptır.
Alıştırma
“even if, or especially when,” bu cümlede nasıl bir işlev görüyor?
- Önce rahatsız edici durumları kapsar, sonra en önemli olanların bu durumlar olduğunu vurgular.
- Birbirini dışlayan iki koşul sunar ve dinleyiciden birini seçmesini ister.
- Konu rahatsız edici olduğunda öz inceleme ihtiyacını ortadan kaldırır.
Cevabı göster
Önce rahatsız edici durumları kapsar, sonra en önemli olanların bu durumlar olduğunu vurgular.
and wholehearted sanity?
2:27ve tam anlamıyla akıl sağlığımız konusunda ne kadar ısrarcı olmamız gerekiyor?
and look into their darker and more troubled corners Öbek fiiller
2:31ve onun daha karanlık ve daha sorunlu köşelerine
“look into”: araştırmak veya yakından incelemek
Burada look into, “araştırmak veya yakından incelemek” anlamına gelir. Nesnesi kendi zihnimizin daha karanlık ve sıkıntılı köşeleridir; dolayısıyla ifade, bir kabın içine bakmayı anlatmak yerine içsel bir mekânı keşfetme benzetmesini sürdürür. Bir sorun, soru, şikâyet veya olasılıkla ilgili gerçekleri, nedenleri ya da gizli ayrıntıları bulmak amaçlandığında look into kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi look + bir parçacıktan oluşan ve “araştırmak” anlamına gelen hedef öbek fiille tamamlayın: The support team will ____ the repeated payment failures.
Cevabı göster
look into
Do we need always take a criticism of one part of us Dilbilgisi
2:42Bir yönümüze yapılan eleştiriyi her zaman
take A as B: eleştiriyi saldırı olarak yorumlamak
Burada take A as B, “A'yı B olarak yorumlamak” veya “A'ya B anlamını vermek” demektir. A, “kendimizin bir yönüne yönelik eleştiri”; B ise “hakkımızdaki her şeye yönelik saldırı”dır. Buradaki take, bir şeyi fiziksel olarak taşımak anlamına gelmez. Kalıp take + nesne + as + yorum veya kategori şeklindedir. Bu soruda, sınırlı bir eleştirinin bütünüyle kişisel bir saldırı olarak anlaşılmasıyla oluşan aşırı genellemeyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi take A as B kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Nina ____ a small suggestion ____ a harsh judgment of her work.
Cevabı göster
took · as
valuable lessons come in painful guises: değerli derslerin acı verici kılıklarda gelmesi
Cümlede kıyafet veya kılık değiştirme benzetmesine dayanan bir metafor kullanılıyor. Valuable lessons, eleştirinin içindeki yararlı fikirlerdir; painful guises ise bu fikirlerin ortaya çıktığı rahatsız edici dış biçimlerdir. Come in + isim öbeği, “belirli bir biçimde gelmek veya ortaya çıkmak” demektir. Ana fikir, yararlı içeriğin dış biçimi rahatsız edici olduğu için fark edilmesinin zor olabileceğidir.
Alıştırma
Bu bağlamda “valuable lessons come in painful guises” ne anlama geliyor?
- Acı verici deneyimler her zaman aynı dersi öğretir.
- En değerli dersler fiziksel acıya neden olmak için tasarlanır.
- Yararlı fikirler, rahatsız edici gelen eleştiriler yoluyla karşımıza çıkabilir.
Cevabı göster
Yararlı fikirler, rahatsız edici gelen eleştiriler yoluyla karşımıza çıkabilir.
Can we patiently and reasonably put our disappointments Kalıp ifadeler
2:56Hayal kırıklıklarımızı sabırla ve mantıklı bir şekilde
put our disappointments into words: hayal kırıklıklarımızı kelimelere dökmek
put something into words kalıbında put, “ifade etmek” anlamına gelir; into words ise sonucu gösterir: bir duygu veya düşünce, başka birinin anlayabileceği dile dönüşür. Burada ifade edilen şey our disappointments, yani “hayal kırıklıklarımız”dır. Tekrar kullanılabilen yapı put + duygu veya düşünce + into words şeklindedir. Genellikle anlatılması zor veya duygusal bir şeyi ifade eder; bir şeyi fiziksel olarak kelimelerin içine koymak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi put something into words yapısıyla tamamlayın: I could not ____ my disappointment ____.
Cevabı göster
put · into words
see our point: birinin gerekçesini anlamak
See someone’s point, bir kişinin anlatmaya çalıştığı fikri, nedeni veya bakış açısını anlamak demektir. Bu soruda see our point, başkalarının konuşan kişilerin gerekçelerini ve bakış açısını anlayıp anlayamayacağını sorar. Burada see gerçek anlamda “görmek” değildir; point da yer, puan veya sivri uç değil, ana sav ya da mesaj anlamındadır. Tekrar kullanılabilen yapı see + iyelik belirteci veya iyelik biçimindeki ad + point şeklindedir; örneğin I see your point.
Alıştırma
“I see your point, but I still disagree” ne anlama gelir?
- Gerekçeni anlıyorum, ancak vardığın sonucu kabul etmiyorum.
- Ne demek istediğini anlayamıyorum.
- Vardığın sonuca tamamen katılıyorum.
Cevabı göster
Gerekçeni anlıyorum, ancak vardığın sonucu kabul etmiyorum.
or discharge it with counterproductive rage?
3:07ya da amaca zarar veren bir öfkeyle mi boşaltırız?
Söylenmeyen acıyı davranışla ifade eden “act it out”
Bu cümlede it, pain sözcüğüne, yani acıya gönderme yapar. To act it out, acıyı sözcüklerle açıklamak yerine davranışlarla dolaylı biçimde göstermek demektir. Symbolically, davranışın duyguyu temsil ettiğini belirtir. Bu psikolojik kullanım, yazılı bir sahneyi canlandırmak anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilecek yapı act + bir duygu veya deneyim + out şeklindedir; gönderme zaten açıksa act it out da denebilir.
Alıştırma
“Maya never said she felt ignored; instead, she acted it out by refusing to join the group,” cümlesinde acted it out ne anlama gelir?
- Görmezden gelinmekle ilgili bir sahneyi canlandırdı.
- Duygularını sakin ve doğrudan açıkladı.
- Söylemediği incinmişliği davranışlarıyla gösterdi.
Cevabı göster
Söylemediği incinmişliği davranışlarıyla gösterdi.
or must we slam doors and retreat into sulks?
3:15yoksa kapıları çarpıp somurtarak geri mi çekilmeliyiz?
what we've been too angrily panicked to spell out? Öbek fiiller
3:22başkalarının tahmin etmesini mi isteriz?
“the desired response isn't forthcoming” ifadesindeki forthcoming
Burada forthcoming, beklenen ancak ortaya çıkmayan veya verilmeyen bir yanıtı anlatır. “The desired response isn't forthcoming”, konuşan kişinin umduğu yanıtı alamadığı anlamına gelir. Bu yapıda forthcoming, be fiilinden sonra geldiğinde bir şeyin ortaya çıkıp kullanılabilir hâle gelip gelmediğine odaklanır. isn't forthcoming biçimi, beklenen şeyin hâlâ eksik olduğunu vurgular.
Alıştırma
“We asked for evidence, but none was forthcoming” cümlesinde forthcoming ne anlama gelir?
- Kanıt açık sözlü ve dürüsttü.
- Hiçbir kanıt verilmedi veya kullanıma sunulmadı.
- Kanıtın gelecekte yayımlanması planlanmıştı.
Cevabı göster
Hiçbir kanıt verilmedi veya kullanıma sunulmadı.
spell out: bir şeyi açıkça ifade etmek
Burada spell out, “bir şeyi açık ve doğrudan ifade etmek ya da açıklamak” demektir; “bir kelimenin harflerini tek tek söylemek” anlamına gelmez. what we've been too angrily panicked to spell out ifadesindeki what, spell out fiilinin nesnesini gösterir ve açıkça ifade edilmemiş ihtiyaç ya da düşünceye gönderme yapar. Soru, başkalarının bunu tahmin etmesinin beklenemeyeceğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “açık ve ayrıntılı biçimde ifade etmek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The rules are vague, so please ____ what each person must do.
Cevabı göster
spell out
have a plausible second go: makul bir ikinci deneme yapmak
Have a second go, “yeniden denemek” veya “ikinci bir deneme yapmak” anlamına gelir. Burada go, “deneme” anlamındaki sayılabilir bir isimdir; ayrılmak veya hareket etmek anlamındaki fiil değildir. Plausible, second go ifadesini niteler. Yeni denemenin, aynı başarısız yaklaşımın tekrarı değil, makul ve işe yarama ihtimali olan bir girişim olduğunu anlatır.
Alıştırma
Örnekteki have a plausible second go ne anlama geliyor?
- İlk denemeyi başka birinden yapmasını istemek.
- Açıklama yapmadan ikinci kez ayrılmak.
- İşe yarama ihtimali makul olan başka bir deneme yapmak.
Cevabı göster
İşe yarama ihtimali makul olan başka bir deneme yapmak.
take seriously the thought that: bir olasılığı gerçekten değerlendirmek
Burada take seriously, bir şeyi hemen reddetmek yerine ona gereken önemi vermek anlamındadır. Konuşan kişi, ardından sunulan olasılığı gerçekten değerlendirip değerlendiremeyeceklerini soruyor. Nesne the thought ifadesidir; that ile başlayan yan cümle ise bu düşüncenin içeriğini açıklar: başkaları bizi yalnızca kötü niyetli oldukları için yanlış anlamıyor olabilir. Bir düşünceyi ciddiye almak, onu doğru kabul etmek değil, incelemeye değer bir olasılık olarak görmektir.
Alıştırma
Hangi cümlede take seriously the thought that, 'bir olasılığı gerçekten değerlendirmek' anlamında kullanılmıştır?
- We should act as if our first estimate cannot be wrong.
- We should reject the thought that our first estimate was wrong without discussing it.
- We should take seriously the thought that our first estimate was wrong.
Cevabı göster
We should take seriously the thought that our first estimate was wrong.
teach rather than insist: baskı yerine açıklamayı seçmek
Rather than, iki iletişim tarzını karşılaştırır ve ilkini daha uygun seçenek olarak sunar. Burada teach, resmî bir ders vermek değil, başka birinin anlayabilmesi için sabırla açıklamak anlamındadır. Insist ise bu çabayı göstermeden kabul etmesi için baskı yapmayı sürdürmek demektir. Soru, insanların baskı yerine açıklamayı seçmek için gereken sabır ve öz denetime sahip olup olmadığını sorar. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp, fiil A rather than fiil B biçimindedir.
Alıştırma
Hangi cümlede rather than, sabırla açıklamayı tercih edilen seçenek olarak sunar?
- Let's demand agreement because explaining takes time.
- Let's explain the reason and then demand agreement.
- Let's explain the reason rather than demand agreement.
Cevabı göster
Let's explain the reason rather than demand agreement.
What material are we made of? ile psikolojik sağlamlık mecazı
Burada What material are we made of? retorik bir mecazdır. Baskıya dayanacak içsel güce sahip olup olmadığımızı ya da kolayca incinip ezilip ezilmeyeceğimizi sorar; insan bedeninin fiziksel maddesini sormaz. be made of yapısı normalde görülebilen bir malzemeyi belirtir, ancak karakter için de kullanılabilir. Bu bağlamda material; cesaret, dayanıklılık ve psikolojik sağlamlık gibi nitelikleri temsil eder.
Alıştırma
Bu bağlamda konuşmacı What material are we made of? ile gerçekte neyi soruyor?
- İnsan bedeni hangi fiziksel maddeden yapılmıştır?
- Bir şey inşa etmek için hangi malzemeleri kullanmalıyız?
- Zihinsel olarak ne kadar güçlü ve dayanıklıyız?
Cevabı göster
Zihinsel olarak ne kadar güçlü ve dayanıklıyız?
a touch assertive: «biraz» anlamındaki a touch
a touch assertive ifadesinde a touch küçük bir dereceyi, yani slightly assertive anlamını taşır. assertive sıfatını yumuşatarak davranışın çok baskıcı değil, yalnızca biraz kararlı veya doğrudan olduğunu gösterir. Yapı a touch + sıfat veya zarf şeklindedir. Burada a touch, assertive sözcüğünü niteler; fiziksel dokunma eylemini ifade etmez.
Alıştırma
Cümleyi, sıfattan önce «biraz» anlamına gelen bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The soup is ____ salty, but it is still enjoyable.
Cevabı göster
a touch
Can we approach an interesting-looking stranger
4:14İlginç görünen bir yabancıya yaklaşabilir miyiz
or move on from an unsatisfying person? Öbek fiiller
4:16veya tatmin etmeyen birini geride bırakıp yolumuza devam edebilir miyiz?
move on from: bir ilişkiyi veya deneyimi geride bırakmak
Bu cümlede move on from an unsatisfying person, hayal kırıklığı yaratan o ilişkiye artık enerji harcamayı bırakıp hayata devam etmek anlamına gelir. Birinin bulunduğu yerden fiziksel olarak uzaklaşmayı değil, duygusal veya yaşamsal bir değişimi anlatır. Yapı move on from + kişi, ilişki, iş, olay veya deneyim biçimindedir. Nesneyi geçmişte bırakılan bir şey olarak sunar ve böylece yeni bir aşamaya geçildiğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “geçmişe takılı kalmayı bırakmak” anlamındaki üç sözcüklü öbeksi fiille tamamlayın: After months of dwelling on the breakup, Maya decided to ____ the relationship and rebuild her routine.
Cevabı göster
move on from
feel the world to be ...: nesne + to be + tümleç
feel the world to be wide, safe, and reasonable enough yapısında the world, feel fiilinin nesnesi ve aynı zamanda to be ifadesinin örtük öznesidir. Birbirine bağlanan üç sıfat, konuşanın dünyayı hangi durumda algıladığını veya değerlendirdiğini anlatır. Burada feel, “dokunmak” veya “bedensel bir his yaşamak” değil, “kabul etmek, algılamak veya değerlendirmek” anlamındadır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp feel + nesne + to be + tümleç biçimindedir ve nesne hakkında bir değerlendirme verir.
Alıştırma
Cümleyi resmî nesne + mastar yapısıyla tamamlayın: Many residents feel the neighborhood ____ safe after dark.
Cevabı göster
to be
have a legitimate shot at: gerçek ve makul bir şansa sahip olmak
Have a shot at, “bir şeyi başarma veya elde etme şansına sahip olmak” anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede at sonrasındaki hedef a measure of contentment ifadesidir; shot burada silahla ateş etmeyi veya küçük bir içki kadehini anlatmaz. Legitimate, shot sözcüğünü güçlendirir: şans yalnızca hayalî değil, gerçek ve makuldür. Başka durumlara aktarılabilen yapı have + a(n) + sıfat + shot at + isim veya -ing biçimidir. Örneğin have a good shot at the prize ve have a real shot at winning denebilir.
Alıştırma
Cümleyi “başarılı olmak için gerçek ve makul bir şansa sahip olmak” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: With careful preparation, we ____ winning the regional debate.
Cevabı göster
have a legitimate shot at
settle resentfully for: daha kötü bir şeye içerleyerek razı olmak
Settle for, daha iyi bir seçeneğin bulunmadığına inanıldığı için istenenden daha kötü veya daha az bir şeyi kabul etmek demektir. Bu cümlede for sonrasındaki nesne inauthenticity and misunderstanding ifadesidir; settle burada bir yere taşınmak veya hesap ödemek anlamına gelmez. Resentfully, kabul etme biçimini anlatır: kişi duruma uyar ama içinde acı veya haksızlığa uğramışlık hisseder. Aktarılabilir yapı settle + zarf + for + isim biçimindedir; ancak settle for + isim sıralaması ve tutumun cümlenin başka bir yerinde belirtilmesi daha yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi “daha kötü bir şeyi, buna içerleyerek kabul etmek” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: When every better option was withdrawn, Leo decided to ____ the unfair deal.
Cevabı göster
settle resentfully for
are so hard to answer in a positive direction.
4:37olumlu yönde cevap vermenin bu kadar zor olması.
But by entertaining them: değerlendirmeyi bir yöntem olarak sunmak
But, önceki güçlükten sınırlı bir olumlu sonuca geçişi belirtir. At least iddiayı ölçülü hâle getirir: Soruları değerlendirmek her şeyi çözmez, ancak kişinin kendini tanıma sürecini başlatır. By + -ing yapısı, sonucu mümkün kılan eylemi bir araç olarak sunar. Burada entertaining them, insanları eğlendirmek değil, önceki soruları ciddi biçimde değerlendirmek veya akılda tutmak demektir. Başka durumlarda da kullanılabilen by doing X, ... kalıbı, bir sonucun nasıl elde edildiğini açıklar.
Alıştırma
Hangi cümle but ile bir güçlükten sınırlı bir yarara geçiyor ve by + -ing ile bu yararın nasıl başladığını gösteriyor?
- The possibility is unsettling, but we entertain it after we understand the risk.
- The possibility is unsettling, but by entertaining it, we begin to understand the risk.
- The possibility is unsettling, but by entertaining the guests, we begin to understand the risk.
Cevabı göster
The possibility is unsettling, but by entertaining it, we begin to understand the risk.
Psychological wounds ... bandages: yardımı acıya uygun hâle getirmek
Psychological wounds ifadesi, görünmeyen duygusal zararı bedensel bir yaralanma imgesine dönüştürür. Yaraların şeklinin ne olduğunu sormak, fiziksel bir yarayı ölçmek değil, acının kendine özgü biçimini ve örüntüsünü belirlemek anlamına gelir. Bandages aynı tıbbi metaforu sürdürür. Gerçek bandajları veya belirli tek bir tedaviyi değil, söz konusu acılara uygun destek veya onarım biçimlerini geniş anlamda temsil eder. Birbiriyle bağlantılı iki imge, kişinin kendini daha açık tanımasının daha uygun bir yardım seçmesine katkı sağlayabileceğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede psychological wounds ve bandages ne anlama geliyor?
- Farklı duygusal acı biçimleri farklı destek türleri gerektirebilir.
- Konuşan kişilerin fiziksel yaraları vardır ve birkaç gerçek bandaja ihtiyaçları vardır.
- Belirli tek bir tedavi bütün psikolojik sorunları iyileştirebilir.
Cevabı göster
Farklı duygusal acı biçimleri farklı destek türleri gerektirebilir.
If you want to learn more about self-knowledge,
4:58Öz bilgi hakkında daha fazlasını öğrenmek istiyorsanız,