Paskalya Yumurtası Avı Zamanı | Paskalya | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
198 kelime 148 kel/dk

Video özeti: Bluey ile Bingo, Paskalya yumurtalarını bulmak için kale ve tuvalet kâğıdıyla ilgili ipuçlarını izler. İz onları babalarının kötü kokan tuvaletine, ardından daha önce baktıkları pencereye geri götürür. Bingo unutulduğunu düşününce Bluey, bir ipucunu tek başına çözdüğünü hatırlatarak onun kendine güvenmesini sağlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. must be — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: must yapısının yalnızca zorunluluk değil, kanıtlara dayanan güçlü bir çıkarım da ifade edebildiğini anlayın. Bu kalıpla kayıp bir kişinin ya da nesnenin belirli bir yerde bulunduğundan neden neredeyse emin olduğunuzu açıklayabilirsiniz. 2. Unless; might be — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Unless ile düşüncenin yarım bırakılıp merak yaratılmasına, ardından might be ile kaygı verici bir olasılığın sunulmasına dikkat edin. Bu sıralama, ani bir fark edişi dramatik biçimde aktarırken sonucun hâlâ kesin olmadığını göstermenizi sağlar. 3. figured out; all by yourself. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Somut kanıtla övgü sunmayı öğrenin: figured out çözülen problemi belirtirken all by yourself. başarının yardım almadan elde edildiğini vurgular. İkisi birlikte, genel bir iltifata göre daha inandırıcı bir teselli ve özgüven desteği sağlar.

Bu derste

Ah,

0:01

Ah,

it's a castle.

0:02

bu bir şato.

Our eggs must be in the castle. Dilbilgisi

0:03

Yumurtalarımız kalede olmalı.

Dilbilgisi

Güçlü bir çıkarım için must be

Buradaki must be, bir ipucuna dayanan güçlü bir çıkarımı anlatır: konuşanlar yumurtaların kalede olduğu sonucuna varır. Yumurtalara bir zorunluluk yüklemez. Bağlam kanıt sunduğunda özne + must be + yer, kimlik veya durum yapısı bu tür bir çıkarımı ifade edebilir. Must aynı zamanda zorunluluk da bildirebildiği için bağlamda ipucu ve sonuç mu, yoksa kural ve talimat mı olduğuna bakılır.

Alıştırma

Diğer bütün yerleri kontrol ettin. “The keys must be in the drawer.” cümlesinde must be ne ifade eder?

  1. Anahtarların çekmecede kalma zorunluluğu
  2. Birinin geçmişte anahtarları taşıdığı bir olay
  3. Anahtarların konumuna dair güçlü bir sonuç
Cevabı göster

Anahtarların konumuna dair güçlü bir sonuç

There's a castle in London.

0:05

Londra'da bir şato var.

We got to get to the airport. Kalıp ifadeler

0:07

Havaalanına gitmeliyiz.

Kalıp ifadeler

got to get to: gereklilik ve varış

İfade We got to / get to the airport şeklinde ayrılır. İlk got to, have sözcüğünün atıldığı son derece gündelik bir biçimdir ve have got to gibi “gerekmek” veya “zorunda olmak” anlamını taşır. İkinci get to ise “ulaşmak” demektir; dolayısıyla cümle havaalanına ulaşmanın gerekli olduğunu söyler. İki to farklı yapılara aittir. Birincisi gerekli eylem olan get fiilini başlatır; ikincisi get to + yer yapısının parçasıdır ve hedefi belirtir.

Alıştırma

“We've got to get to the station by nine.” cümlesinde iki bölümün görevleri nelerdir?

  1. got to aldı demektir; get to sahiplik gösterir
  2. got to gereklilik ifade eder; get to ulaşmak demektir
  3. İki bölüm de ulaşmak demektir
Cevabı göster

got to gereklilik ifade eder; get to ulaşmak demektir

No, Bluey.

0:09

Hayır, Bluey.

I think it's a different castle. Ton ve niyet

0:10

Bence bu başka bir şato.

Ton ve niyet

Bir düzeltmeyi yumuşatmak için I think

Bu cümlede I think, farklı bir yargıyı dile getirirken düzeltmenin tonunu yumuşatır. Konuşan kişi, karşısındakine doğrudan yanlış olduğunu söylemek yerine düzeltmeyi kendi görüşü olarak sunar. I think + yan cümle kalıbı; anlaşmazlık, öneri veya kesinleşmemiş bir sonucu daha az sert gösterebilir. Burada “şu anda düşünüyorum” anlamına gelmez ve mutlaka büyük bir kuşku da anlatmaz.

Alıştırma

Grubunuzun yanlış biniş kapısında bekliyor olabileceğini fark ediyorsunuz. Hangi cümle durumu en yumuşak ve doğal biçimde düzeltir?

  1. You took us to the wrong gate.
  2. You are completely wrong about the gate.
  3. I think we may be at the wrong gate.
Cevabı göster

I think we may be at the wrong gate.

I think it's this one.

0:13

Bence bu.

I hit something.

0:17

Bir şeye çarptım.

Is it chocolate?

0:19

Çikolata mı?

It is.

0:20

Evet öyle.

It is. Ton ve niyet

0:20

Evet öyle.

Wait.

0:21

Bekle.

It isn't.

0:22

Değilmiş.

Ton ve niyet

Anında kendini düzeltmek için It is. ... It isn't.

Üç kısa cümleyi tek bir fikir değişikliği olarak anlayın. It is. önce bir yargıyı doğrular; Wait. konuşanın bir sorun fark ettiğini gösterir; It isn't. ise ardından bu doğrulamayı geri çeker. Olumlu ifade, duraklama sinyali ve olumsuz ifadeden oluşan bu sıra, konuşmada sık görülen bir anlık kendini düzeltme biçimidir. Dinlerken son cümle, konuşanın güncellenmiş görüşünü verir ve önceki yargının yerini alır.

Alıştırma

Konuşan kişi “The door is locked. Wait. It isn't.” cümlelerinde ne yapıyor?

  1. Konuşan kişi fikrini değiştirmeden aynı yargıyı tekrarlar.
  2. Konuşan kişi karar vermesini başka birinden ister.
  3. Konuşan kişi önce bir yargıyı doğrular, sonra onu düzeltir.
Cevabı göster

Konuşan kişi önce bir yargıyı doğrular, sonra onu düzeltir.

It's toilet paper.

0:24

Bu tuvalet kağıdı.

Oh.

0:25

Oh.

Hang on. Kalıp ifadeler

0:27

Bekle biraz.

Kalıp ifadeler

Hang on: kısa bir süre beklemesini istemek

Hang on, “biraz bekle” veya “kısa bir süre dur” anlamına gelen kalıplaşmış ve gündelik bir ifadedir. Bu cümlede konuşan kişi bir şeyi yeni fark ettiği için devam eden eylemi durdurur. Burada fiziksel olarak asılı kalmak anlamına gelmez. Konuşmada genellikle kişinin hemen ardından açıklayacağı yeni bir düşünceyi, bulguyu veya düzeltmeyi haber verir.

Alıştırma

Hangi cümlede Hang on, konuşan kişi bir sorunu yeni fark ettiği için birinden kısa süre beklemesini istemek amacıyla kullanılmıştır?

  1. Hang the picture on the wall.
  2. Hang on, this door is still locked.
  3. Hold the rope tightly.
Cevabı göster

Hang on, this door is still locked.

Look.

0:27

Bak.

Eggs.

0:28

Yumurtalar.

It's another clue.

0:30

Bu başka bir ipucu.

Come on. Ton ve niyet

0:31

Hadi.

Ton ve niyet

Come on: diğerlerini devam etmeye teşvik etmek

Come on kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Burada diğer kişileri devam etmeye teşvik eder; yani yalnızca “bana doğru gelin” değil, “hadi gidelim” veya “acele edin” anlamındadır. İşlevi bağlama ve ses tonuna göre değişir. Birini cesaretlendirmek veya sabırsızlık göstermek için de kullanılabilir; ancak bu cümlede grubu bir sonraki eyleme yöneltir.

Alıştırma

Hangi cümlede Come on, bir grubu hareket etmeye devam etmeye teşvik etmek için kullanılmıştır?

  1. Come in and close the door.
  2. Come on, everyone—we need to keep moving.
  3. Come over to my house after school.
Cevabı göster

Come on, everyone—we need to keep moving.

You look over there.

0:33

Sen oraya bak.

There's no eggs in here.

0:34

Burada hiç yumurta yok.

There must be. Dilbilgisi

0:36

Olmalı.

Dilbilgisi

There must be: tekrarlanan bilgiyi söylememek

Bu yanıtta There must be, “Burada birkaç yumurta olduğundan eminim” anlamına gelir. Must bir kuralı ya da zorunluluğu değil, kanıta dayanan güçlü bir çıkarımı ifade eder. Tam düşünce There must be eggs in here. şeklindedir. Yumurtalar ve yer önceki cümleden zaten anlaşıldığı için konuşan kişi bunları tekrarlamaz. Eksik bilgi konuşmadan kolayca çıkarılabiliyorsa kısa bir yanıt be ile bitebilir.

Alıştırma

Bazı biletlerin var olduğuna dair güçlü bir çıkarım belirtmek için B’yi vurgulanan yapıyla tamamlayın. A: There are no tickets left. B: There ____. I printed four this morning.

Cevabı göster

must be

Toilet paper belongs in the toilet. Kalıp ifadeler

0:37

Tuvalet kağıdı tuvalette olur.

Kalıp ifadeler

belongs in: bir şeyin nerede olması gerektiğini söylemek

belongs in + yer yapısı, bir yerin kullanım amacı, kategori ya da normal düzen bakımından bir şey için uygun veya beklenen yer olduğunu belirtir. Bu cümlede tuvalet, tuvalet kâğıdının doğru yeri olarak sunulur; sahiplikten söz edilmez. Mevcut konumu bildiren is in yapısından farklı olarak belongs in, eşyanın nerede olması gerektiğine dair bir değerlendirme yapar. Eşyanın şu anda gerçekten orada olduğunu garanti etmez.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: This first-aid kit ____ the safety cabinet; that is its proper storage place.

Cevabı göster

belongs in

Unless Anlatım akışı

0:39

Yoksa...

Oh no.

0:40

Oh hayır.

What?

0:42

Ne oldu?

They might be in Dad's toilet.

0:43

Babamın tuvaletinde olabilirler.

Anlatım akışı

Unless... might be: olasılığı geciktirip sonra açıklamak

Burada Unless tamamlanmadan bırakılır. Tam bir unless koşulu başlatmaz. Bunun yerine, konuşanın o ana kadarki varsayıma uymayan bir istisnayı aniden düşündüğünü ve bunun ne olduğunu söylemeden önce durakladığını gösterir. Oh no endişeli tepkiyi gösterir; ardından They might be... olasılığı açıklar. might belirsizlik ifade ettiği için bilgi, istisna işareti, tepki ve kesin olmayan tahmin sırasıyla verilir.

Alıştırma

Hangi cümle aynı bilgi düzenini kullanıyor: yarım bırakılan Unless... ve ardından belirsiz bir olasılığın açıklanması?

  1. The tickets are in my coat. Unless... oh no. They might be on the bus.
  2. Unless the tickets are on the bus, they are in my coat.
  3. The tickets are definitely on the bus.
Cevabı göster

The tickets are in my coat. Unless... oh no. They might be on the bus.

Oh, Bandit.

0:49

Ah, Bandit.

Oh, it stinks!

0:51

Ah, çok pis kokuyor!

How are we going to find the next clue? Dilbilgisi

0:52

Sıradaki ipucunu nasıl bulacağız?

Dilbilgisi

How are we going to...?: yöntem sormak

How are we going to + fiilin yalın hâli...? bir grubun gelecekteki bir işi hangi yöntem veya planla tamamlayacağını sorar. How işin nasıl yapılacağını sorar; are ... going to ise eylemi grubun bir sonraki planı olarak sunar. Bu cümlede going to bir yere doğru hareket etmek anlamına gelmez. Ardından fiilin yalın hâli olan find gelir ve planlanmış bir gelecek eylemini belirtir.

Alıştırma

Soruyu hedef kalıpla tamamlayın: ____ carry all these boxes without a cart?

Cevabı göster

How are we going to

Someone has to go in there. Dilbilgisi

0:55

Birinin oraya girmesi lazım.

Dilbilgisi

has to go in: içeri girme zorunluluğu

Has to + fiilin yalın hâli, durum gerektirdiği için bir eylemin zorunlu olduğunu anlatır. Someone has to... yapısında konuşan kişi, en az bir kişinin sorumluluğu üstlenmesi gerektiğini söyler; buradaki has sahiplik anlamına gelmez. Go in, bir yerin dışından içine hareket etmek demektir. has to go in bütünü, kimse yapmak istemese bile içeri girmenin gerekli olduğunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, durum nedeniyle birinin içeri girmesinin gerekli olduğunu söyler?

  1. Someone has to go in and check the alarm.
  2. Someone went in and checked the alarm.
  3. Someone is already inside checking the alarm.
Cevabı göster

Someone has to go in and check the alarm.

But it stinks so much. Kalıp ifadeler

0:57

Ama çok kötü kokuyor.

Kalıp ifadeler

fiilden sonra so much: güçlü derece

Burada so much, stinks fiilinden sonra gelir ve dereceyi güçlendirir: koku son derece kötüdür. Much burada bir “kötü koku” miktarını saymaz. Fiil + so much yapısı, It hurts so much örneğinde olduğu gibi bir duygu, etki veya deneyimin derecesini güçlü biçimde vurgulayabilir. Uygun bir fiilden sonra derece bildirmek için kullanılır; very sözcüğünün her yerde kullanılabilen bir karşılığı değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede so much, bir ismin miktarını belirtmek yerine fiilin derecesini güçlendirir?

  1. My feet hurt so much after the walk.
  2. There was so much rain after lunch.
  3. There were so many puddles outside.
Cevabı göster

My feet hurt so much after the walk.

We'll die.

0:59

Öleceğiz.

I know.

1:00

Biliyorum.

Oh, there will be no Easter. Ton ve niyet

1:02

Paskalya olmayacak.

Yes, there will be, Bingo.

1:05

Olacak, Bingo.

Ton ve niyet

there will be no ... Yes, there will be: olumsuz bir öngörüyü tersine çevirmek

there will be no Easter, bu durumda Paskalya’nın gerçekleşmeyeceğini ya da olmayacağını öngörür. Yes, there will be ifadesinde tekrarlanan there will be, bu olumsuz öngörüyü olumluya çevirir; Easter zaten anlaşıldığı için söylenmez. Buradaki Yes, açık bir evet-hayır sorusuna cevap vermiyor. Olumsuz ifadeye karşı çıkıyor ve bu bağlamda Bingo’yu rahatlatıyor: “Olacak.”

Alıştırma

Rahatlatıcı cevabı there will be ifadesinin olumlu biçimiyle tamamlayın: A: There won't be enough seats for everyone. B: Yes, ____—we booked an extra room.

Cevabı göster

there will be

I'm going in. Öbek fiiller

1:07

Ben giriyorum.

Öbek fiiller

going in: hemen içeri girileceğini bildirmek

go in ifadesinde in, hareketin yönünü, yani bir yerin dışından içine doğru hareketi gösterir. Bu ifadede sabit bir konumu anlatmaz. I'm going in, şimdiki zaman yapısını kullanarak kararlaştırılmış ve şimdi başlayan ya da başlamak üzere olan bir eylemi bildirir. Konuşan kişi normalde hâlâ dışarıda veya giriştedir.

Alıştırma

Bir deponun dışında duruyorsunuz ve şimdi içeri girmeye karar veriyorsunuz. Söylenebilecek en doğal cümle hangisidir?

  1. I'm going in now.
  2. I'm in now.
  3. I'm going inside yesterday.
Cevabı göster

I'm going in now.

Oh, it stinks.

1:10

Ah, çok pis kokuyor.

I can't do it. Ton ve niyet

1:14

Yapamayacağım.

Ton ve niyet

can't do it: reddetmek değil, devam edemeyeceğini hissetmek

Burada can't do it, konuşanın eylemi gerçekleştiremeyeceğini hissetmesi demektir. Engel, beceri eksikliği değil, o andaki yoğun rahatsızlık ya da duygusal dirençtir. Başka bağlamlarda I can't do it; beceri, koşullar veya duygusal dayanma gücüyle ilgili bir yetersizlik anlatabilir. Hangi tür yetersizliğin kastedildiğini bağlamdaki nedene göre belirle.

Alıştırma

Bir kişi bir şey yapmak üzereyken durum dayanılmaz geldiği için geri çekiliyor. I can't do it. diyor. Bunun en olası anlamı nedir?

  1. Konuşan devam edemeyeceğini hissediyor.
  2. Konuşan do fiilinin ne anlama geldiğini bilmiyor.
  3. Konuşan bunu yapmayı bilinçli olarak reddediyor.
Cevabı göster

Konuşan devam edemeyeceğini hissediyor.

Wait.

1:17

Bekle.

Did you find it?

1:21

Buldun mu?

Bleugh!

1:23

Iyy!

Oh, I know what this is. Dilbilgisi

1:26

Ah, bunun ne olduğunu biliyorum.

Dilbilgisi

I know what this is: gömülü soruda düz cümle dizilişi

I know what this is cümlesinde what this is, gömülü bir wh yan cümlesi oluşturur ve know fiilinin nesnesi olarak görev yapar. Konuşanın artık neyi tanıdığını belirten bilgiyi verir. Gömülü wh yan cümlesi düz cümle dizilişini kullanır: what + this + is. Doğrudan soru What is this? şeklindedir; know fiilinden sonra soru dizilişine geçme.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için what / this button / does parçalarını doğru sıraya koy: I finally understand ____.

Cevabı göster

what this button does

It's our window.

1:29

Bizim penceremiz.

They must be in here. Dilbilgisi

1:31

Burada olmalılar.

Dilbilgisi

must be in here: konum hakkında güçlü bir çıkarım

must be in here ifadesindeki must, kanıta dayanan güçlü bir çıkarımı gösterir: konuşan kişi, söz konusu şeylerin içinde bulunulan oda ya da alanın içinde olduğundan çok emindir. Be in here onların konumunu belirtir. Burada bir zorunluluk anlatılmaz. Kimseye bir şey yapması söylenmiyor. Birinin veya bir şeyin nerede olduğuna dair güçlü bir sonuca varmak için özne + must be + yer kalıbı kullanılabilir.

Alıştırma

Ofisin ışıkları açık ve içeriden sesler geliyor. Hangi cümle ekibin konumu hakkında güçlü bir çıkarım yapar?

  1. The team has to work in the office.
  2. The team must enter the office.
  3. The team must be in the office.
Cevabı göster

The team must be in the office.

But we've already looked here. Dilbilgisi

1:32

Ama buraya zaten bakmıştık.

Dilbilgisi

we've already looked here: tamamlanmış ve şu anla ilgili bir eylem

We've looked, have + past participle yapısındaki present perfect biçimidir. Daha önce yapılan aramayı şimdiki durumla ilişkilendirir. O yere zaten bakıldığı için konuşan kişi şimdi tekrar aramanın gerekli olup olmadığını sorgular. Already, eylemin şu andan ya da beklenen noktadan önce tamamlandığını vurgular. Genellikle have ile looked arasına gelir: we've already looked. Cümlede tamamlanmış belirli bir geçmiş zaman belirtilmez.

Alıştırma

Cümleyi check fiilinin present perfect biçimi ve already ile tamamlayın: We ____ that cupboard, so let's try another one.

Cevabı göster

have already checked

I don't understand.

1:34

Anlamıyorum.

I do.

1:36

Ben anlıyorum.

He forgot us again. Ton ve niyet

1:37

Bizi yine unuttu.

Ton ve niyet

forgot us again: incinme ve suçlama katan tekrar

Bu cümlede again, buna benzer bir unutmanın daha önce de yaşandığını gösterir. He forgot us ifadesini tek seferlik bir olaydan tekrarlanan bir soruna dönüştürür. Birini unutmak olumsuz olduğu için bu tekrar burada birikmiş incinmişlik ve suçlama duygusu da katar. again her zaman duygu taşımaz; buradaki etki forgot us ile birleşmesinden ve bağlamdan doğar.

Alıştırma

Bu bağlamda again, He forgot us again. cümlesine ne katar?

  1. Onları çok hızlı unuttuğunu söyler.
  2. Onları ilk kez unuttuğu anlamına gelir.
  3. Bunun daha önce de olduğunu gösterir ve incinmişlik ya da suçlama katar.
Cevabı göster

Bunun daha önce de olduğunu gösterir ve incinmişlik ya da suçlama katar.

Maybe you're right, Bingo. Ton ve niyet

1:39

Belki de haklısın, Bingo.

Ton ve niyet

Maybe you're right: temkinli onay

Maybe, you're right yargısının tamamını niteler. Konuşanın, karşısındaki kişinin görüşünün doğru olabileceğini kabul etmesini ama tam bir kesinlik belirtmemesini sağlar. Bu, anlaşmaya doğru yumuşatılmış bir görüş değişimidir. maybe olmadan You're right açık ve tam bir onaydır; maybe kullanıldığında ise konuşan biraz kuşku taşımaya devam eder.

Alıştırma

Aynı fikirde olmaya başladığınızı ancak hâlâ tamamen emin olmadığınızı en iyi hangi cümle gösterir?

  1. Maybe you're right; let's check the map.
  2. I don't think you're right at all.
  3. You're definitely right; there is no doubt.
Cevabı göster

Maybe you're right; let's check the map.

It's my fault, Bluey. Kalıp ifadeler

1:43

Benim suçum, Bluey.

Kalıp ifadeler

It's my fault: sorumluluğu kabul etmek

“It's my fault”, “ters giden şeyden ben sorumluyum” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki fault, bir nesnedeki kusuru değil, bir hata veya kötü sonuçla ilgili sorumluluğu anlatır. Bu cümlede konuşan kişi kendini suçluyor. İfade sorumluluğu kabul eder, ancak tek başına her zaman eksiksiz bir özür değildir; özür de dilemek istediğinizde “I'm sorry” ekleyin.

Alıştırma

Cümleyi “It's” ile başlayıp “fault” ile biten ve kişisel sorumluluğu kabul eden üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: I forgot to lock the door. ____.

Cevabı göster

It's my fault

I'm just a small forgettable child. Ton ve niyet

1:45

Ben kolayca unutulabilen küçük bir çocuğum.

Ton ve niyet

just a small forgettable child: duygusal öz küçümseme

Burada just, “az önce” değil, “sadece” veya “yalnızca” anlamındadır. a small forgettable child isim grubunun önünde, konuşan kişinin kendi önemini küçümsemesine yol açar. Forgettable, “hatırlanması pek olası olmayan” demektir. small ve forgettable birlikte ifadeyi duygusal bir öz küçümsemeye dönüştürür: konuşan kişi yalnızca yaşını veya boyutunu anlatmaz; önemsiz ve kolayca gözden kaçırılan biri olduğunu hisseder.

Alıştırma

“I'm just a small forgettable child.” cümlesi temel olarak ne anlatıyor?

  1. Konuşan kişi kendini önemsiz ve kolay unutulan biri olarak görüyor.
  2. Konuşan kişi yalnızca boyutunu tarafsız biçimde anlatıyor.
  3. Konuşan kişi az önce çocuk olduğunu söylüyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi kendini önemsiz ve kolay unutulan biri olarak görüyor.

No, you're not, Bingo. Ton ve niyet

1:48

Hayır, değilsin, Bingo.

You're a great child.

1:49

Sen harika bir çocuksun.

Ton ve niyet

No, you're not ... You're a great child: iki aşamalı teselli yanıtı

“No, you're not”, karşıdaki kişinin kendisi hakkında az önce kullandığı olumsuz tanımlamayı reddeder. not'tan sonraki tanımlama, konuşmadan zaten anlaşıldığı için söylenmez. Ardından “You're a great child”, bu etiketi olumlu bir değerlendirmeyle değiştirir. Böylece iki aşamalı bir teselli oluşur: Önce haksız bir öz etiketi reddet, sonra içten ve olumlu bir yeniden ifade sun. Buradaki temel işlev yalnızca dilbilgisel olumsuzluk değil, duygusal destek vermektir.

Alıştırma

Bir arkadaşın “I'm a terrible artist.” diyor. Hangi yanıt iki aşamalı teselli yapısını kullanıyor?

  1. No, you're not. You're a thoughtful artist, and you're still learning.
  2. No, you're not an artist at all.
  3. Yes, you are, but it doesn't matter.
Cevabı göster

No, you're not. You're a thoughtful artist, and you're still learning.

Really?

1:51

Gerçekten mi?

Yes.

1:52

Evet.

You're smart.

1:52

Çok zekisin.

You figured out the castle clue all by yourself. Ton ve niyet

1:54

Şato ipucunu tamamen tek başına çözdün.

Ton ve niyet

figured out ... all by yourself: bağımsız problem çözmeyi övmek

“Figured out”, figure out fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve düşünerek bir şeyi anlamak ya da çözmek demektir. Burada çözülen şey kale ipucudur. “All by yourself”, başka hiç kimseden yardım almadan demektir; all, by yourself ifadesini güçlendirir. İki ifade birlikte, övgü için belirli bir kanıt sunar: Kişi sorunu bağımsız olarak çözmüştür. Bu cümlede yalnızlık değil, bağımsız başarma övülür.

Alıştırma

Bağımsız problem çözmeyi övmek için cümleyi iki hedef ifadeyle tamamla: You ____ how to reset the tablet ____.

Cevabı göster

figured out · all by yourself

Yeah, I did. Dilbilgisi

1:57

Evet, çözdüm.

Dilbilgisi

I did: did ile daha önce sözü edilen geçmiş bir eylemin yerini tutmak

I did ifadesindeki did yardımcı fiili, önceki cümleden anlaşılan geçmiş zamanlı figured out the clue fiil öbeğinin yerini tutar. Burada I figured out the clue anlamındadır; did yeni veya belirsiz bir eylem anlatmaz. Bu kısa yanıt, fiil öbeğinin tamamını tekrar etmeden karşıdaki kişinin az önce söylediğini doğrular. Anlaşılan eylem simple past olduğu için yanıtta did kullanılır.

Alıştırma

Birisi “You cleaned your room by yourself.” diyor. Bu geçmiş eylemi doğal biçimde doğrulayan kısa yanıt hangisidir?

  1. So did I.
  2. Yeah, I did.
  3. Yeah, I do.
Cevabı göster

Yeah, I did.