LA Merkezli Bu Restoran Grubu Yemek, Topluluk ve Girişimciliği Nasıl Harmanlıyor | Business Insider: İngilizce çalışma notları
Business Insider
Video özeti: Tayvan kökenli Amerikalı şef David Kuo, Little Fatty'nin aile tarifleri ve profesyonel mutfak deneyiminden Los Angeles mahallesine bağlı bir yeme-içme ağına dönüşmesini anlatıyor. Ayrıca birkaç yerel küçük işletmeyi yönetmenin sağladığı tatmini ve yarattığı baskıyı paylaşıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. enhance the traditional flavor — Kalıplaşmış İfadeler ve Eşdizimler: geleneğin yerini almadan mevcut bir niteliği güçlendiren doğal fiil-ad eşleşmesini tanıyın ve bunu yemek, ürün ya da deneyimlerdeki iyileşmeyi anlatmak için kullanın. 2. comes into play — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: bir etkenin belirli bir aşamada önem kazandığını veya durumu etkilemeye başladığını anlayın; burada günlük harcamalar seyahat ödülü sağladığı için işletme kartı devreye girer. 3. Being a small business owner — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: -ing yan tümcesinin cümlenin öznesi olarak nasıl çalıştığını görün; böylece önce bir rol ya da faaliyet adlandırılır, ardından bunun zorluğu, değeri veya duygusal etkisi değerlendirilir.
Bu derste
The food at Little Fatty is a reflection of the food I grew up eating, Notlar
0:01Little Fatty'deki yemekler, büyürken yediğim yemekleri,
a reflection of: daha derin bir kaynağı veya etkiyi gösterme
Burada a reflection of mecaz anlamdadır: restoranın yemekleri, konuşanın büyürken yediği ve onu şekillendiren yemekleri gösterip temsil eder. Aynadaki bir görüntüden söz edilmez. X is a reflection of Y kalıbı, X'i Y'deki daha derin bir kaynağın, etkinin, deneyimin veya değerler bütününün görünür kanıtı olarak sunar.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “daha derin etkisini gösterir ve temsil eder” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın. The museum's design is ____ the city's industrial history.
Cevabı göster
a reflection of
grew up eating: çocukluk boyunca süren bir etkinlik
Bu cümlede grew up eating, bu tür yiyecekleri yemenin konuşanın çocukluğunun ve gelişim sürecinin düzenli ya da alışılmış bir parçası olduğu anlamına gelir. Konuşanın bunları yetişkin olduktan sonra yemeye başladığı anlamına gelmez. Grow up + -ing, bir etkinliği veya deneyimi büyüme sürecine eşlik eden bir şey olarak sunar. the food I grew up eating ifadesinde the food, eating fiilinin de anlaşılan nesnesidir; daha tam yapı the food that I grew up eating şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi grow up yapısının geçmiş hâli ve -ing alan bir fiille tamamlayın. Maya heard both Spanish and English at home, so she ____ both languages every day.
Cevabı göster
grew up speaking
and all the kitchens that I've ever worked in. Dilbilgisi
0:09ve bugüne kadar çalıştığım tüm mutfakları yansıtıyor.
the kitchens that I've ever worked in: ilgi cümleciğinin sonunda kalan edat
the kitchens that I've ever worked in ifadesinde that, kitchens sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciği başlatır. Cümleciğin içinde kitchens, konuşanın çalıştığı yerleri belirtir; bu yüzden that, anlam bakımından in edatının nesnesidir. Edat worked in örneğindeki gibi cümleciğin sonunda kalır. Ever, I've worked ile birlikte kullanıldığında “şimdiye kadarki herhangi bir zamanda” anlamına gelir ve konuşanın tüm deneyimini kapsar. Sondaki in gereklidir; çıkarılırsa work, kişi ile çalışma yerleri arasındaki ilişkiyi artık göstermez.
Alıştırma
Hangi cümle “Bunlar şimdiye kadar çalıştığım bütün restoranlar” anlamını doğal biçimde verir ve that ile sonda bir edat kullanır?
- These are all the restaurants that I've ever worked in.
- These are all the restaurants in that I've ever worked.
- These are all the restaurants that I've ever worked.
Cevabı göster
These are all the restaurants that I've ever worked in.
and we add ingredients that only enhance the traditional flavor that you're used to. Notlar
0:13ve alışık olduğunuz geleneksel lezzeti daha da öne çıkaran malzemeler ekliyoruz.
enhance the traditional flavor: zaten var olan lezzeti güçlendirmek
Enhance the traditional flavor, zaten var olan bir lezzeti daha güçlü, belirgin veya iyi hâle getirmek demektir. Enhance geçişli bir fiildir; bu nedenle hemen arkasından iyileştirilen şey gelir: enhance + the flavor. Buradaki ifade, eklenen malzemeleri geleneksel tadın yerine geçen değil, onu destekleyen unsurlar olarak sunar. Enhance the flavor kalıbı, bir değişiklik mevcut bir özelliği daha belirgin hâle getirdiğinde başka bağlamlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Aşçı, çorbanın temel lezzetini korurken mevcut tadını daha canlı yapmak için biraz limon ekliyor. Cümleyi en iyi hangi fiil tamamlar? A little lemon can ___ the flavor of the soup.
- change
- enhance
- replace
Cevabı göster
enhance
that you're used to: ilgi cümleciğinde be used to
“the traditional flavor that you're used to” ifadesinde be used to, “bir şeye alışık olmak” veya “bir şeyi tanıyor olmak” anlamına gelir. to bir edattır; flavor sözcüğüne gönderme yapan that ise bu edatın nesnesidir. Bağımsız bir cümle olarak “You're used to that flavor.” denebilir. that you're used to ilgi cümleciği flavor sözcüğünü niteler. Günlük ve nötr İngilizcede edatın cümleciğin sonunda bırakılması yaygındır; daha resmî “the flavor to which you're accustomed” yapısı da aynı temel ilişkiyi anlatır.
Alıştırma
İlgi cümleciğini be used to ile tamamlayın: For your first presentation, choose a format ____.
Cevabı göster
that you're used to
you're going to be like: hayal edilen bir tepkiyi aktarmak
Burada be like, hayal edilen veya yaklaşık olarak aktarılan bir tepkiyi başlatır: Konuşan kişi, dinleyicinin ardından gelen alıntıya benzer bir şey söyleyeceğini, düşüneceğini veya hissedeceğini tahmin eder. Like burada “sevmek” anlamına gelmez ve yapı iki şeyi karşılaştırmaz. You're going to, tepkiyi bir tahmin olarak çerçeveler. O an henüz yaşanmadığı için alıntılanan sözler, geçmişte söylenmiş kesin ifadeleri aktarmak yerine beklenen tepkiyi canlandırır.
Alıştırma
“When Leo sees the surprise, he's going to be like, ‘No way!’” cümlesinde be like ne işe yarar?
- Leo'nun görünüşünü sürprizle karşılaştırır.
- Leo'nun sürprizi seveceğini söyler.
- Leo'nun vermesi beklenen yaklaşık tepkiyi aktarır.
Cevabı göster
Leo'nun vermesi beklenen yaklaşık tepkiyi aktarır.
This reminds me of my childhood: remind someone of something yapısı
“This reminds me of my childhood” ifadesinde remind + kişi + of + şey yapısı, bir şeyin bir anıyı veya çağrışımı akla getirmesi anlamına gelir. Burada this yemeği, my childhood ise tek bir olayı değil, konuşanın çocukluğuna ilişkin daha geniş anılarını belirtir. Bir koku, ses, yer, kişi veya deneyim zihinsel bir bağlantı oluşturduğunda remind someone of something kullanılır. Çağrışımı yaşayan kişi remind ile of arasına gelir.
Alıştırma
“Bana ... düşündürüyor” anlamındaki hedef yapıyla İngilizce cümleyi tamamlayın: The smell of this bread ____ my grandmother's kitchen.
Cevabı göster
reminds me of
but like a new version that's even better." Dilbilgisi
0:20ama sanki daha da güzel, yepyeni bir versiyonu gibi."
Even + karşılaştırma derecesi: even better
“Even better” ifadesinde even, karşılaştırma sıfatı better sözcüğünün hemen önüne gelir ve karşılaştırmayı güçlendirir. Yeni sürüm yalnızca daha iyi değildir; gelişimi, zaten önem taşıyan bir düzeyin veya beklentinin ötesine geçiyormuş gibi sunulur. Aktarılabilir kalıp even + karşılaştırma derecesindeki sıfat veya zarftır; even faster ve even more useful buna örnektir. Bu kalıp eşitlik belirtmek yerine farkı güçlendirir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi even + good sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: The second draft was good, but the final draft was ____.
Cevabı göster
even better
and I'm Head Fatty of the Fatty Family here in Los Angeles.
0:28ve Los Angeles'taki Fatty Family'nin Baş Fatty'siyim.
but we have a couple concepts on this block. Dilbilgisi
0:33ama bu sokak üzerinde birkaç farklı konseptimiz var.
a couple concepts ifadesinde atlanan of
Bu cümlede a couple concepts, a couple of concepts ile aynı anlama gelir: iki ya da az sayıda iş fikri veya işletme formatı. Concepts çoğul ve sayılabilen bir isimdir; gündelik Amerikan İngilizcesinde bazen a couple ifadesinden hemen sonra gelerek of düşürülür. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp, gündelik konuşmadaki a couple + çoğul isim yapısıdır; a couple of + çoğul isim ise daha geniş ölçüde kabul gören biçimdir.
Alıştırma
Şu ifadeyi değerlendirin: A couple concepts, resmî bir raporda kullanılabilecek en güvenli varsayılan biçimdir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
ABD şehir İngilizcesinde Asian bodega
Burada an Asian bodega, ürünleri ve yiyecekleri Asya odaklı olan küçük bir mahalle marketi ya da büfe türü dükkândır. ABD şehir İngilizcesinde bodega genellikle mahalledeki küçük köşe dükkânını ifade eder. Bu ifade bir perakende satış alanını anlatır; şarap mahzeni ya da yalnızca bir restoran değildir. Asian, dükkânın ürünlerini ve konseptini tanımlar.
Alıştırma
Bu cümlede Asian bodega nasıl bir yerdir?
- Asya şaraplarının saklandığı bir şarap mahzeni
- Asya ürünlerine odaklanan küçük bir mahalle marketi ya da büfe türü dükkân
- Perakende bölümü olmayan, masaya servis yapan bir restoran
Cevabı göster
Asya ürünlerine odaklanan küçük bir mahalle marketi ya da büfe türü dükkân
food was always around in our lives and always influenced me.
0:43yemek hayatımızın hep bir parçasıydı ve beni her zaman etkiledi.
Growing up, ...: örtük özneyi ana cümlenin öznesiyle eşleştirmek
Growing up, “büyüdüğüm yıllarda” veya “çocukken” anlamına gelir. Ana cümlenin zamanını belirtmek için cümlenin başına gelen bir -ing yapısıdır. Bu cümlede büyüyen kişi aslında konuşandır; ancak virgülden sonraki dilbilgisel özne food sözcüğüdür. Bu nedenle food büyüyormuş gibi anlaşılır ve boşta kalan bir niteleyici oluşur. Bu kullanım günlük konuşmada yaygındır; özenli yazıda kimin büyüdüğünü açıkça belirtmek için When I was growing up, food was always around in our lives and always influenced me. denebilir.
Alıştırma
Aşağıdaki cümlelerden hangisinde Growing up cümle başında açık ve dikkatli bir biçimde kullanılmıştır?
- Growing up, my grandmother taught me to cook.
- Growing up, I learned to cook with my grandmother.
- Growing up, cooking was always important to my family.
Cevabı göster
Growing up, I learned to cook with my grandmother.
the San Gabriel Valley: Güney Kaliforniya'daki bir bölgeyi adlandırmak
The San Gabriel Valley, Güney Kaliforniya'da, Los Angeles'ın doğusunda ve kuzeydoğusunda bulunan geniş bir bölgenin adıdır. Birçok ayrı şehir ve topluluğu kapsar; bu nedenle tek bir cadde ya da San Gabriel adında tek bir şehir değildir. We grew up here in the San Gabriel Valley cümlesinde bu ifade, konuşanların çocukluklarını geçirdiği bölgeyi belirtir. Bölgedeki büyük Asyalı Amerikalı toplulukları ve güçlü Asya yemek kültürü, Tayvanlı bir ailenin yemek deneyimlerinin bu yerle nasıl bağlantılı olduğunu anlamak için yararlı bir arka plan sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede the San Gabriel Valley neyi ifade ediyor?
- Los Angeles şehir merkezindeki tek bir cadde
- Los Angeles yakınında birçok şehir ve topluluktan oluşan geniş bir bölge
- San Gabriel adlı tek bir şehir ve sınırlarının dışındaki hiçbir yer
Cevabı göster
Los Angeles yakınında birçok şehir ve topluluktan oluşan geniş bir bölge
I had to learn how to eat really fast. Dilbilgisi
0:58Bu yüzden çok hızlı yemek yemeyi öğrenmek zorunda kaldım.
Yemek yemeyi öğrenmek zorunda kalmak
Had to, geçmişteki bir durumun bir şeyi gerekli hâle getirdiğini gösterir. Bu cümlede kişi, koşulların zorlamasıyla bir beceri öğrenmiştir; ifade yalnızca öğrendiği anlamına gelmez. Learn how to eat, belirli bir şekilde yemek yeme yöntemini veya becerisini öğrenmek demektir. Yapı had to + learn how to + fiil şeklindedir ve koşulların gerekli kıldığı diğer pratik beceriler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, geçmişteki bir durumun birinin bir beceri öğrenmesini gerekli kıldığını anlatır?
- I have to learn how to cook on my own.
- I had to learn how to cook on my own.
- I learned how to cook on my own.
Cevabı göster
I had to learn how to cook on my own.
Xiao Pang lakabını almak ve anlamını açıklamak
Got the nickname Xiao Pang, kişinin Xiao Pang diye anılmaya başladığını veya bu lakabı aldığını anlatır. Buradaki got, fiziksel olarak bir nesne almak değil, bir ad veya hitap kazanmak anlamındadır. Which önündeki virgül, sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır. Which, Xiao Pang adına gönderme yapar ve bu adın Little Fatty anlamına geldiğini ek bilgi olarak belirtir. Bu yapı, bir anlatıda adı açıklamasıyla doğal biçimde bağlar.
Alıştırma
Bir lakap ifadesini ve adın anlamını ekleyen sınırlayıcı olmayan bir which cümleciğini doğru kullanan cümle hangisidir?
- She learned the nickname Sunny, which means cheerful.
- She got the nickname Sunny, which means cheerful.
- She got the nickname Sunny, who means cheerful.
Cevabı göster
She got the nickname Sunny, which means cheerful.
“Michelin star restaurants”: Rehber tanınırlığı ve sayı belirsizliği
Michelin yıldızı, Michelin Rehberi’nin yemek kalitesi nedeniyle bir restorana verdiği bir ödüldür. Bu nedenle bu işletmelere “Michelin star restaurants” denmesi, konuşmacının iş deneyimine sektör içi saygınlık katar; restoranların yalnızca pahalı veya moda olduğu anlamına gelmez. Tire kullanılmayan “three Michelin star restaurants” altyazı ifadesinde three, her restoranın derecesini belirtmek yerine restoranları sayıyor olabilir. Yakındaki cümleler Michelin tarafından tanındıklarını gösterir, ancak her restoranın üç yıldızlı olduğunu göstermez.
Alıştırma
Bu altyazıdaki “three Michelin star restaurants” ifadesinden güvenle hangi sonuç çıkarılabilir?
- Her restoran kesinlikle üç Michelin yıldızına sahipti.
- Michelin yalnızca pahalı demenin başka bir yoludur.
- Restoranlar Michelin Rehberi tarafından tanınmıştı, ancak bu ifade tek başına her birinin üç yıldızlı olduğunu kanıtlamaz.
Cevabı göster
Restoranlar Michelin Rehberi tarafından tanınmıştı, ancak bu ifade tek başına her birinin üç yıldızlı olduğunu kanıtlamaz.
came back, saved some money, and eventually opened: sıkıştırılmış bir zaman çizelgesi
came back, saved some money ve opened Little Fatty şeklindeki üç simple past fiil grubu, önemli aşamaları kronolojik sırayla sunar. Özne olan I bir kez söylenip yüklemler virgüller ve and ile bağlandığında konuşmacı, uzun bir kariyer hikâyesini açık bir zaman çizelgesine sıkıştırır. Eventually, son eylemi hemen gerçekleşen bir şey olarak değil, zaman geçtikten veya birkaç aşama tamamlandıktan sonra ulaşılan sonuç olarak gösterir. A, B, and eventually C kalıbı bir projeyi, kariyer değişikliğini veya bir sonuca giden başka bir süreci düzenleyebilir.
Alıştırma
Zaman çizelgesini “bir süreçten sonra” anlamındaki hedef zarfla tamamlayın: Leo took evening classes, earned his certificate, and ____ became a nurse.
Cevabı göster
eventually
there's a lot of meetings with different vendors and staff,
1:16farklı tedarikçiler ve çalışanlarla bir sürü toplantı oluyor;
making sure we're communicating the things that we need to get them on board with. Deyimler
1:19benimsemeleri gereken konuları onlara doğru aktardığımızdan emin oluyorum.
Get them on board: desteklerini kazanmak
get someone on board ifadesinde get, “birini belirli bir duruma getirmek” anlamındadır; on board ise mecazidir: Kişi bir planı anlar, kabul eder ve onu desteklemeye ya da plana katılmaya istekli olur. Buradaki them, tedarikçileri ve çalışanları ifade eder. The things ilgi cümleciğinden önce gelir, ancak with sözcüğünün nesnesini tamamlar: the things that we need to get them on board with. Dolayısıyla amaç yalnızca bilgi vermek değil, onların iş birliğini kazanacak şekilde iletişim kurmaktır.
Alıştırma
get ... on board ve the whole team ifadelerini kullanarak cümleyi tamamlayın: Before we change the schedule, we need to ____ with the new plan.
Cevabı göster
get the whole team on board
buying some supplies for our restaurants and our office.
1:25restoranlarımız ve ofisimiz için malzemeler alıyorum.
Sayılamaz yiyecek ismi olarak produce
Burada produce, taze meyve ve sebzeleri topluca ifade eden bir isimdir. buy fiilinin nesnesidir; dolayısıyla Sometimes I go buy produce, konuşanın bazen taze yiyecekler satın almaya gittiği anlamına gelir. Bu anlamda produce normalde sayılamaz bir isimdir: produce veya some produce denir, a produce denmez. Dil bilgisel konumu ve alışveriş bağlamı, sözcüğü “üretmek veya yetiştirmek” anlamındaki produce fiilinden ayırır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. produce sözcüğünde isim olarak ilk hecenin mi, fiil olarak ikinci hecenin mi vurgulandığına odaklanın.
- The market sells fresh produce every morning.
- Local farms produce fresh vegetables every summer.
Cevabı göster
The market sells fresh produce every morning.
People can buy vegetables and produce direct from the farm. Kalıp ifadeler
1:32İnsanlar sebze ve diğer tarım ürünlerini doğrudan çiftlikten satın alabiliyor.
direct from the farm: aracısız kaynak
direct from the farm ifadesinde direct, aracı veya ek bir aşama bulunmadığını belirten bir zarftır. buy fiilini niteler: İnsanlar ürünleri doğrudan kaynağından satın alır. Aktarılabilir kalıp fiil + direct from + kaynak biçimindedir; buy direct from the maker veya fly direct from Boston ifadelerinde olduğu gibi kullanılabilir. Buradaki direct, directly gibi işlev görür; farm sözcüğünü niteleyen bir sıfat değildir.
Alıştırma
Cümleyi arada mağaza veya dağıtıcı bulunmadığını belirten ifadeyle tamamlayın: Customers can buy fresh eggs ____.
Cevabı göster
direct from the farm
We try to charge everything on our credit card. Kalıp ifadeler
1:35Tüm ödemeleri kredi kartımızla yapmaya çalışıyoruz.
charge everything on our credit card: kartla ödeme
Burada charge everything on our credit card, işletme için yapılan tüm alışverişleri o kartla ödeyip giderlerin kart hesabına eklenmesi anlamına gelir. Everything, charge fiilinin nesnesidir; on our credit card ise kullanılan kartı belirtir. Bu, kart sahibinin yaptığı bir ödeme işlemidir; bir satıcının müşteriden ücret ödemesini istemesi değildir. Charge sözcüğünün kartla ödeme mi yoksa ödeme talep etme mi anlamına geldiğini belirlemek için kişilerin rollerine ve kart ifadesine bakın.
Alıştırma
We try to charge everything on our credit card cümlesinde vurgulanan bölüm ne anlama gelir?
- Her müşteriden ek ücret ödemesini istemek
- Kredi kartı şirketini bir suçla itham etmek
- Tüm giderleri kartla ödemek
Cevabı göster
Tüm giderleri kartla ödemek
And so that's where the United Business Card comes into play Deyimler
1:38United Business Card da tam bu noktada devreye giriyor;
comes into play: bir etken önem kazanmaya başladığında
Bu cümlede comes into play, “etki göstermeye veya önem kazanmaya başlar” demektir. Buradaki play, eğlenmek ya da bir oyuna katılmak anlamına gelmez. Harcamaları kartla ödemek ödül kazandırabildiği noktada kart önem kazanır. Yaygın kalıp factor + come/comes into play şeklindedir. Bir koşulun, kaynağın, kuralın ya da başka bir etkenin belirli bir aşamada olanları etkilemeye başladığını anlatmak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “kararı etkilemeye başlamak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We can ignore shipping time now, but it will ____ when we compare the final two options.
Cevabı göster
come into play
seyahat ödül programında miles ve perks
Burada miles, kart harcamalarıyla veya bir seyahat programıyla kazanılan ödül birimleridir. Genellikle programın kuralları uyarınca kullanılabilirler; bu cümlede fiziksel mesafeyi ölçen birimler değildirler. Perks, dinlenme salonu erişimi, sınıf yükseltme veya ücretsiz kayıtlı bagaj gibi kartla ya da üyelikle gelen ek avantajlardır. Miles bir ödül para birimiyken perks yararlandığınız veya kullandığınız ayrıcalıklardır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ödüllerle ilgili iki sözcükle tamamlayın: This card earns airline ____ for future flights and includes ____ such as lounge access and free checked bags.
Cevabı göster
miles · perks
And so it really does feel good when you swipe that credit card. Notlar
1:44Bu yüzden kredi kartını her okuttuğumda kendimi gerçekten iyi hissediyorum.
really does feel good ifadesindeki vurgulu does
Bu olumlu cümlede does, vurgu için kullanılan yardımcı fiildir. Ayrı bir eylem anlatmaz; feel fiilini güçlendirerek bu iyi hissin gerçekten var olduğunu ve belki de beklenenin tersini gösterir. Really de vurguyu bir kat daha artırır. Yapı özne + do/does/did + fiilin yalın hâlidir. Zamanı ve özne uyumunu does taşıdığı için feel yalın kalır: it does feel denir, it does feels denmez.
Alıştırma
Sonucu vurgulayarak doğrulayan yardımcı fiille cümleyi tamamlayın: "The fix looks too simple, but it ____ work."
Cevabı göster
does
Swipe that credit card: kartla ödeme yapmak
Burada swipe that credit card, daha önce belirtilen o kredi kartını ödeme yapmak için kullanmak anlamına gelir. That, konuşmada önceden tanımlanmış bir karta gönderme yapar. Swipe sözcüğü, kelime anlamıyla manyetik şeritli bir kartı okuyucudan geçirmek demektir. Ancak günlük alışveriş anlatılarında gerçek işlem temassız okutma veya kartı takma olsa bile swipe a card, kartla ödeme yapmak ya da harcamayı karta yansıtmak anlamında geniş biçimde kullanılabilir.
Alıştırma
Temassız bir terminal, kartı okuyucuya yaklaştırmanızı istiyor. "Swipe your card" bu belirli işlem için en açık talimat mıdır?
- Evet
- Hayır
Cevabı göster
Hayır
crazy öncesinde yumuşatıcı olarak kind of
Bu cümlede kind of, ‘biraz’ veya ‘bir bakıma’ anlamına gelen gündelik bir derece zarfıdır. crazy sıfatını yumuşatır; böylece tepki kesin bir yargıdan çok çekingen bir değerlendirme gibi duyulur. Buradaki crazy, şaşkınlığı veya bir şeyin inanılması zor olduğu hissini ifade eder; ruh sağlığıyla ilgili bir açıklama değildir. Gündelik bir yargıyı daha az güçlü kılmak için kind of + sıfat veya değerlendirme kalıbı kullanılabilir.
Alıştırma
It's kind of crazy cümlesinde kind of ne işe yarar?
- crazy sözcüğünü tıbbi bir teşhise dönüştürür.
- crazy sözcüğünü bir şey türü olarak sınıflandırır.
- crazy ifadesini yumuşatarak şaşırtıcı veya inanılması zor gibi bir anlama getirir.
Cevabı göster
crazy ifadesini yumuşatarak şaşırtıcı veya inanılması zor gibi bir anlama getirir.
It's been 10 years since we opened Little Fatty. Dilbilgisi
1:50Little Fatty'yi açalı 10 yıl olmuş.
It's been 10 years since + geçmişteki bir olay
It's been + süre + since + geçmiş zamandaki olay kalıbı, tamamlanmış bir başlangıç olayından bugüne kadar ne kadar zaman geçtiğini belirtir. Burada we opened Little Fatty başlangıç noktasını belirler ve on yıllık süre konuşma anına kadar ulaşır. since yan cümlesinde, zaman sayımını başlatan olay için geçmiş zamanı kullanın: since we opened denir, since we have opened denmez. Bugüne kadar uzanan şey açma eylemi değil, geçen süredir.
Alıştırma
Yıl dönümü cümlesini tam geçen-zaman kalıbıyla tamamlayın: ____ 10 years ____ we opened the shop.
Cevabı göster
It's been · since
Accomplice Bar is our award-winning cocktail program. Kelime
1:54Accomplice Bar, ödüllü kokteyl programımız.
Cocktail program: tek bir içecek değil, barın tüm kokteyl sunumu
Konaklama ve yeme-içme sektöründe cocktail program, bir barın veya restoranın kokteyllere yönelik koordineli yaklaşımıdır: menü, tarifler, malzemeler, yaratıcı yön, hazırlama standartları ve servis. Burada program tek bir içeceği değil, genel sunumu ve işleyişi ifade eder. Bu ifade bir mekân tanıtımında, değerlendirmede veya iş ilanında geçtiğinde program, içecek işinin düzenli bir alanı olarak anlaşılmalıdır; yazılım, yayın programı veya planlanmış tek seferlik bir etkinlik olarak değil.
Alıştırma
Bir restoran tanıtımında cocktail program büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Planlanmış tek bir kokteyl yapma etkinliği
- Barın kokteyl menülerine, kokteyl geliştirmeye ve servise yönelik genel yaklaşımı
- O akşam tanıtılan tek bir kokteyl
- Bar tezgâhının arkasında kullanılan bir yazılım uygulaması
Cevabı göster
Barın kokteyl menülerine, kokteyl geliştirmeye ve servise yönelik genel yaklaşımı
We do high-level cocktails in an unpretentious environment. Anlatım akışı
1:57Gösterişten uzak bir ortamda üst düzey kokteyller sunuyoruz.
High-level cocktails ... unpretentious environment: üst düzey ama ulaşılabilir
Cümle, görünüşte zıt iki niteliği yan yana getirerek barın konumunu anlatır. High-level cocktails, içeceklerin ciddi bir beceriyle ve yüksek standartlarda hazırlandığını; unpretentious environment ise ortamın rahat, yaklaşılabilir ve gösterişsiz olduğunu belirtir. Bu karşıtlık, kasıntı olmayan yüksek kalite mesajını verir. Başka marka anlatımlarında da kullanılabilecek bir kalıptır: üst düzey bir ürün veya hizmeti tanımlayın, ardından uzmanlığın resmiyet gerektirmediğini göstermek için onu rahat bir ortamla eşleştirin.
Alıştırma
Hangi açıklama high-level cocktails in an unpretentious environment ifadesine en iyi uyar?
- Rahat bir odada yapılan ileri düzey eğitim oturumları
- Özensiz ve düşük kaliteli bir ortamda sunulan basit içecekler
- Son derece resmî ve gösterişli bir ortamda sunulan pahalı içecekler
- Rahat ve ulaşılabilir bir ortamda sunulan, ustalıkla hazırlanmış içecekler
Cevabı göster
Rahat ve ulaşılabilir bir ortamda sunulan, ustalıkla hazırlanmış içecekler
Fatty Mart is our newest addition to the Fatty Family. Kalıp ifadeler
2:01Fatty Mart, Fatty Family'nin en yeni üyesi.
newest addition to Fatty Family: en yeni eklenen
newest addition to ifadesi, daha büyük bir gruba, sisteme veya yerler kümesine yakın zamanda katılan bir şeyi belirtir. Burada Fatty Mart, Fatty Family'ye en son eklenen yer olarak sunuluyor; matematiksel bir toplama anlatılmıyor. Bu ifade kişi, ürün, tesis veya proje için kullanılabilir. to'dan sonra gelen isim, yeni şeyin hangi gruba veya sisteme katıldığını gösterir.
Alıştırma
Bahçenin merkezin mevcut özellikler kümesine yakın zamanda katıldığını göstermek için bu cümleyi hangi ifadeyle tamamlamak gerekir? The rooftop garden is the ______ our community center.
- newest place in
- newest addition to
- newest member of
Cevabı göster
newest addition to
It was born out of me and my wife fighting about where we're going to eat tonight. Notlar
2:03Fikir, eşimle bu akşam nerede yemek yiyeceğimizi tartışmamızdan doğdu.
was born out of: bir deneyimden veya sorundan doğan
Was born out of, bir fikrin, projenin veya yaratının kaynağını açıklamak için doğum imgesini kullanır. Bu cümlede Fatty Mart, çiftin nerede yemek yiyecekleri konusunda tekrar tekrar tartışmasından doğmuştur; gerçek bir doğum anlatılmaz. Be born out of + kaynak yapısı, bir şeyi ortaya çıkaran deneyimi, ihtiyacı veya sorunu belirtir. Bu kaynak, sonucun arkasındaki başlangıç gücü olarak sunulur.
Alıştırma
Hangi cümle was born out of ifadesini kullanarak bir ihtiyacı yeni bir projenin kaynağı olarak gösterir?
- The weekend market was born out of neighbors' wish for fresh food.
- The weekend market was held because neighbors wanted fresh food.
- The weekend market started in the town hall.
Cevabı göster
The weekend market was born out of neighbors' wish for fresh food.
about where we're going to eat: dolaylı soruda sözcük sırası
about edatından sonra where, dolaylı bir soru yan cümlesi başlatır: tartışılan konu nerede yemek yiyecekleridir. where we're going to eat tonight yan cümlesinin tamamı about'un tümleci işlevindedir. Bu soru daha büyük bir bildirme cümlesinin içine gömülü olduğu için düz cümle sırasını kullanır: where + özne + be fiili; where we're going örneğinde olduğu gibi. Burada about'tan sonra doğrudan soru devriği where are we going kullanmak yanlıştır.
Alıştırma
about'tan sonraki dolaylı soru için sözcükleri doğru sıraya koyun: We talked ____. (about / where / we / should / meet)
Cevabı göster
about where we should meet
We wanted to provide all the great food of LA under one roof, Deyimler
2:06Los Angeles'ın bütün harika lezzetlerini tek çatı altında sunmak istedik;
under one roof: birden fazla şeyin tek yerde olması
Under one roof ifadesi kelime anlamıyla insanları veya nesneleri aynı çatının altında canlandırır, ancak burada aynı fiziksel yerde bir arada anlamına gelir. Konuşmacı, Los Angeles'ın birçok harika yemek çeşidini tek bir yerde toplamak istemektedir. Birden fazla şeyi provide, offer veya bring ederek under one roof toplama kalıbı; ürünler, hizmetler, insanlar ya da merkezileştirilen bölümler için yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi aynı ortak yerde anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The center offers classes, childcare, and meals ____.
Cevabı göster
under one roof
We did donation acceptance and help with the fire relief. Kelime
2:19Bağış kabul edip yangından etkilenenlere destek olduk.
fire relief: yangın sonrası yardım
Bu cümlede fire relief, yangından etkilenen insanlara ve topluluklara sağlanan düzenli yardımı ifade eder. Bağışlanan para, yiyecek, geçici barınma, malzeme ve toparlanma desteğini kapsayabilir. Burada relief, endişenin geçmesiyle hissedilen rahatlama değil, bir afetten sonra sağlanan yardım anlamındadır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp, flood relief veya earthquake relief örneklerinde olduğu gibi afet türü + relief biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi yangın sonrası yardım anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The charity is raising money for ____.
Cevabı göster
fire relief
We just did a comedy show for the neighborhood.
2:22Daha yeni mahallemiz için bir komedi gösterisi düzenledik.
We're really a place where you can come and enjoy some great food,
2:25Burası gerçekten gelip harika yemekler yiyebileceğiniz,
and I think what we created is a really tight-knit food ecosystem for our community. Notlar
2:28bence topluluğumuz için birbirine sıkı sıkıya bağlı bir yeme-içme ekosistemi yarattık.
what we created is ...: kaynaşmış ilgi cümleciği
what we created is ... yapısında what we created yan cümleciği, is fiilinin dil bilgisel öznesidir. What kaynaşmış bir ilgi sözcüğüdür; zaten “the thing that” anlamını içerdiği için what we created, the thing that we created ifadesine eşdeğerdir. what + özne + fiil + be + tümleç kalıbı, bir eylemin sonucunu sunar ve ardından bu sonucu tanımlar ya da değerlendirir. What eksik olan “thing” anlamını zaten içerdiğinden önüne doğrudan the thing gibi bir öncül getirilmez.
Alıştırma
İlk cümleyi bir what cümleciği kullanarak yeniden yazın: We created a simpler booking system. ____ is a simpler booking system.
Cevabı göster
What we created
Birbirine bağlı topluluk mecazı olarak tight-knit food ecosystem
Bu cümlede tight-knit, insanlar ve kuruluşlar arasında güçlü ve sürekli bağlar bulunduğunu anlatır. Normalde bir grubu veya topluluğu niteler; food ecosystem ifadesinden önce kullanılması işletmelerin, mekânların, üreticilerin ve müşterilerin ne kadar yakından bağlantılı olduğunu vurgular. Buradaki ecosystem mecazidir. Parçaları birbiriyle etkileşen ve birbirini destekleyen bir ağ anlamına gelir; doğal yaşam alanı veya biyolojik besin zinciri değildir. tight-knit food ecosystem bir bütün olarak yerel gıda girişimlerini ve topluluk ilişkilerini birbirine sıkı biçimde bağlı tek bir sistem gibi gösterir.
Alıştırma
Örnekte tight-knit food ecosystem ne anlama geliyor?
- Hiçbir topluluk ilişkisine bağlı olmadan faaliyet gösteren tek bir restoran
- Birbirini destekleyen gıdayla ilgili işletmelerin, mekânların ve topluluk üyelerinin bağlantılı bütünü
- Hayvanların biyolojik bir besin zinciri oluşturduğu doğal yaşam alanı
Cevabı göster
Birbirini destekleyen gıdayla ilgili işletmelerin, mekânların ve topluluk üyelerinin bağlantılı bütünü
We put a lot of hours in our business. Kalıp ifadeler
2:36İşimizin başında çok uzun saatler geçiriyoruz.
put a lot of hours in our business ile harcanan zamanı ifade etmek
Put hours in, bir faaliyete veya kuruluşa zaman ve emek ayırmak anlamına gelir. Burada a lot of hours işletme üzerinde uzun süre çalışıldığını vurgular; işletmenin planlanmış çalışma saatlerini anlatmaz. Örnekteki konuşma dili sıralaması anlaşılır, ancak daha yerleşik genel kalıp put in a lot of hours şeklindedir. Hedef açıkça belirtildiğinde put a lot of hours into the business da son derece doğaldır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi put in + time kalıbı ve a lot of hours kullanarak tamamlayın: Before opening the bakery, we ____ testing recipes.
Cevabı göster
put in a lot of hours
And so we really wanted to get a card that would help us accumulate miles.
2:38Bu yüzden mil biriktirmemize yardımcı olacak bir kart almak istedik.
and we're using United Business Card miles to get us there.
2:45ve oraya gitmek için United Business Card sayesinde kazandığımız milleri kullanacağız.
and the free checked bag is really huge when you travel with kids. Kelime
2:50ücretsiz kayıtlı bagaj hakkı da çocuklarla seyahat ederken gerçekten büyük kolaylık.
free checked bag: ücretsiz kayıtlı bagaj
Hava yolculuğunda checked bag, check-in sırasında hava yolu şirketine teslim ettiğiniz bagajdır. Yolcu kabininde değil, uçağın kargo bölümünde taşınır. Buradaki checked, havacılık teriminin bir parçasıdır; yalnızca bir şeyin kontrol edildiği anlamına gelmez. Free, seyahat avantajı olarak normal kayıtlı bagaj ücretinin alınmadığını belirtir. Hava yolunun adet, boyut ve ağırlık sınırları yine geçerli olabilir. Bu cümlede is really huge, çocuklarla seyahat ederken bu avantajın özellikle değerli olduğunu anlatır; bagajın fiziksel olarak çok büyük olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, uçağın kargo bölümüne ek ücret olmadan verilen bagajı anlatan üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: Our fare includes one ____, so we'll leave the suitcase at the check-in counter.
Cevabı göster
free checked bag
tonight's going to be very busy: bu gece çok yoğun olacak
Tonight's, tonight is ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Yapı özne + be + going to + fiilin yalın hâli şeklindedir: tonight + is + going to + be. Sondaki be, özneyi busy sıfatına bağlar. Burada be going to, dolu bir program gibi mevcut kanıtlara veya düzenlemelere dayanarak yakın gelecek hakkında tahminde bulunur. Bir yere doğru hareket etmeyi anlatmaz. Busy, etkinlik düzeyinin yüksek olacağını öngörür.
Alıştırma
Tahmini, is sözcüğünün kısaltması ve be going to yapısıyla tamamlayın: Three school clubs have events this evening, so tonight____ very busy.
Cevabı göster
's going to be
Being a small business owner is really, really hard, Dilbilgisi
2:59Küçük işletme sahibi olmak gerçekten ama gerçekten zor;
Being a small business owner: özne olarak kullanılan -ing yapısı
“Being a small business owner” cümlede özne görevinde kullanılan bir -ing yapısıdır. Bu rolü üstlenme deneyimini veya durumunu değerlendirilebilen tek bir şey gibi ele alır; burada bunun çok zor olduğunu söyler. Bütün ifade tekil bir özne olduğu için are değil, is kullanılır. Aynı yapı başka bir rolde ya da durumda bulunmanın zorluğunu veya nasıl hissettirdiğini anlatabilir.
Alıştırma
Bir role sahip olma hakkında özne öbeğini doğru başlatan kelimeyi seçin: “_____ a team captain can be hard when every player needs help.”
- Been
- Be
- Being
Cevabı göster
Being
wearing all these different hats: birçok rol için kullanılan bir mecaz
“wearing all these different hats” gerçek kıyafetleri anlatan bir ifade değil, bir deyimdir. Birçok farklı rolü veya sorumluluk türünü üstlenmek anlamına gelir. -ing yapısı, küçük bir işletme sahibi olmanın neden zor olduğuna dair bir görüntü ekler: tek bir kişi birçok iş arasında geçiş yapmak zorundadır. All these, sorumlulukların çok olduğunu ve durumdan anlaşılabildiğini vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede “wear many hats”, bir kişinin aynı ortamda birkaç rol üstlendiği anlamında kullanılmıştır?
- The club leader has many jobs at different companies.
- The club leader wears one hat during the meeting.
- The club leader wears many hats, from coach to event planner.
Cevabı göster
The club leader wears many hats, from coach to event planner.
İş yeri deyimi olarak putting out fires
Burada putting out fires, acil sorunlar ortaya çıktıkça onlarla ilgilenmek anlamına gelen bir iş yeri deyimidir. Gerçek alevleri söndürmekten söz edilmez. -ing biçimindeki putting, wearing ile paraleldir ve işletmeyi yönetirken devamlı yapılması gereken başka bir işi anlatır. Bu imge, planlı ve uzun vadeli işleri sürdürmek yerine krizlere tepki vermeyi düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi “acil sorunlarla uğraşmak” anlamındaki iş yeri deyimiyle tamamlayın: Instead of working on the launch plan, Maya spent the afternoon ____ after several orders failed.
Cevabı göster
putting out fires
But the reason I love it is because I get to work with a lot of people Dilbilgisi
3:05Ama bu işi sevmemin nedeni, pek çok kişiyle birlikte çalışabilmem
Konuşmada the reason ... is because ...
the reason ... is because ... kalıbı önce bir neden olduğunu belirtir, ardından because yan cümlesinde bu nedenin içeriğini verir. Burada because I get to work with a lot of people, konuşanın işletmeyi yönetmeyi neden sevdiğini doğrudan açıklar. Reason ve because sözcüklerinin ikisi de neden bildirse de bu kalıp konuşmada yaygındır ve kolayca anlaşılır. Daha özenli resmî yazılarda the reason ... is that ... kullanın veya düşünceyi ... because ... ile daha doğrudan ifade edin.
Alıştırma
Cümleyi daha özenli resmî kalıpla tamamlayın: The reason we use this calendar ____ it keeps everyone on schedule.
Cevabı göster
is that
get to work with: zorunluluk değil, fırsat
Bu cümlede get to work with, “birlikte çalışma fırsatına veya ayrıcalığına sahip olmak” anlamına gelir. Konuşmacı, birçok insanla çalışmayı değerli bir avantaj ve bu rolü sevmesinin bir nedeni olarak sunar. get to + fiilin yalın hâli kalıbı çoğu zaman erişim, izin veya şans elde etmeye ilişkin olumlu bir anlam katar. Burada bir yere ulaşmak anlamına gelmez ve zorunluluk ifade etmez.
Alıştırma
Atölyeyi yönetmenin değerli bir fırsat olduğunu göstermek için cümleyi tamamlayın: This year, I ____ lead the opening session.
Cevabı göster
get to
see our community enjoying: see + nesne + -ing
Burada our community, see fiilinin nesnesi ve enjoying fiilinin anlamca öznesidir. Konuşmacı, topluluk üyelerini eşyaların ve mekânların keyfini çıkarırken gözlemler; keyif alınan şey topluluğun kendisi değildir. see + nesne + -ing kalıbı, devam eden bir eyleme veya gelişmekte olan bir sahneye odaklanır. -ing yan cümlesi, gözlem anında nesnenin ne yaptığını anlatır.
Alıştırma
Devam etmekte olan bir eylemi vurgulayan biçimle cümleyi tamamlayın: When I entered the studio, I saw Maya ____ a portrait.
Cevabı göster
painting
Paralel ad + that we + fiil öbekleri
İki ad öbeği aynı ilgi cümleciği kalıbını kullanır: the things + that we create ve the spaces + that we open. Her that cümleciği hangi şeylerin veya mekânların kastedildiğini belirtirken eşleşen dil bilgisi yapısı ekibin ürettikleriyle mekânlarını yan yana getirir. Bu tür paralellik, dinleyicilerin farklı sonuç kategorilerini takip etmesini kolaylaştırır. Buradaki open, bir mekân kurmak veya kullanıma açmak anlamındaki fiildir; bir işletmenin o anda açık olduğunu belirten sıfat değildir.
Alıştırma
find ve recommend fiillerini kullanarak cümleyi paralel ilgi cümlecikleriyle tamamlayın: The report summarizes the issues ____ and the changes ____.
Cevabı göster
that we found · that we recommend
On our billboard it says Taiwanese soul food. Kültür
3:14Reklam panomuzda "Tayvan'ın ruhunu taşıyan yemekler" yazıyor.
Kültürler arası marka ifadesi olarak Taiwanese soul food
Bu reklam panosu ifadesinde Taiwanese, soul food ifadesini niteler ve restoranın Tayvan yemeklerini rahatlık, aile anıları ve kültürel aidiyet taşıyan yiyecekler olarak sunar. Bu, bilinçli bir marka tanımıdır; ruh için yiyecek şeklindeki kelimesi kelimesine anlam değildir. ABD kullanımında soul food, en güçlü biçimde Afrika kökenli Amerikalı topluluklara, özellikle de ABD'nin güneyine dayanan mutfak geleneklerini adlandırır. Niteleyici eklenmiş ifade, terimin duygusal gücünün bir kısmını ödünç alır; ancak menünün aynı belirli mutfağa ait olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir restoranın reklam panosunda Taiwanese soul food ifadesi bu bağlamda büyük olasılıkla ne anlatır?
- Tayvan yemeklerini ev ve anılarla bağlantılı, rahatlatıcı ve kimlik açısından zengin yiyecekler olarak sunar.
- Menünün geleneksel Afrika kökenli Amerikan soul food mutfağı olduğunu iddia eder.
- Yemeğin kültürel veya duygusal çağrışımları olmadan yalnızca doyurucu olduğunu söyler.
Cevabı göster
Tayvan yemeklerini ev ve anılarla bağlantılı, rahatlatıcı ve kimlik açısından zengin yiyecekler olarak sunar.
you feel like your grandmother hugged you. Deyimler
3:17büyükanneniz size sarılmış gibi hissediyorsunuz.
feel like your grandmother hugged you: büyükannen sarılmış gibi hissetmek
Burada feel like, duygusal tepkiyi gözde canlandırmayı kolaylaştıran hayali bir sahne sunar. Yemek, bir büyükanne tarafından kucaklanmak kadar rahatlatıcı, sıcak ve tanıdık hissettirir. hugged sözcüğünün geçmiş zaman biçimi bu hayali karşılaştırmayı kurar; gerçek bir sarılmanın yaşandığını bildirmez. Bir deneyimin duygusal veya fiziksel olarak nasıl göründüğünü anlatmak için feel like + yan cümle yapısını kullanabilirsin.
Alıştırma
Bu cümledeki hayali karşılaştırma ne anlama geliyor? After a hard day, the warm room makes you feel like someone has wrapped a blanket around you.
- Odayı bir battaniyeye sarmak istiyorsun.
- Oda sana güçlü bir rahatlık ve önemsenme duygusu veriyor.
- Birisi seni kesinlikle gerçek bir battaniyeye sarıyor.
Cevabı göster
Oda sana güçlü bir rahatlık ve önemsenme duygusu veriyor.
İsim gibi çalışan what I do yan cümlesi
What I do, “yaptığım iş veya etkinlikler” anlamına gelen ve isim gibi çalışan kaynaşmış bir ilgi yan cümlesidir. Örnekte yan cümlenin tamamı love fiilinin nesnesidir. What zaten “... olan şey veya şeyler” fikrini içerdiği için önüne başka bir isim eklenmez. Bu, bir bildirme cümlesinin içindeki yan cümle olduğundan doğrudan soru düzeni what do I do? yerine what + özne + fiil bildirme düzeni kullanılır.
Alıştırma
“Yaptığım iş veya etkinlikler” anlamına gelen kısa yan cümleyle cümleyi tamamla: I am proud of ____ every day.
Cevabı göster
what I do
wake up ... so excited: çok heyecanlı bir şekilde uyanmak
Bu cümlede wake up, öznenin uyandığı andaki durumunu anlatan bir sıfat öbeğiyle tamamlanır: I wake up ... excited, kişinin uyandığında heyecanlı olduğu anlamına gelir. Zaman ifadesi every morning, wake up ile so excited arasına girer ancak aralarındaki dil bilgisel bağlantıyı kesmez. So burada excited sözcüğünün derecesini artırır ve yaklaşık olarak very ya da extremely anlamına gelir. Ardından bir sonuç yan cümlesi gelmediği için tek başına so ... that ... sonuç yapısı değildir.
Alıştırma
Cümleyi wake up ... so excited kalıbıyla tamamlayın: I ____ every Saturday ____ about soccer practice.
Cevabı göster
wake up · so excited
meeting ..., having ..., doing ...: paralel bir -ing listesi
meeting all these great people, having a great staff ve doing all these new projects ifadeleri aynı -ing biçimini kullanarak paralel bir liste oluşturur. Birlikte, üç yeni ana cümle gibi işlev görmek yerine somut deneyimler ekleyerek konuşmacının neden bu kadar heyecanlı olduğunu ayrıntılandırırlar. You know, listenin içine giren sözlü bir ara ifadedir. Dinleyen kişi bunu bir kenara bırakıp tekrarlanan meeting ..., having ..., doing ... düzenini takip etmeyi sürdürebilir. Bu faaliyetler konuşmacının iş deneyiminin devam eden yönlerini anlatır; dil bilgisi, üçünün de tam uyanma anında gerçekleşmesini gerektirmez.
Alıştırma
Özgün cümlede vurgulanan üç -ing öbeğinin görevi nedir?
- Üç öbek, konuşmacının heyecanını açıklayan deneyimlerden oluşan paralel bir liste kurar.
- Her faaliyetin konuşmacı uyanırken gerçekleştiğini gösterirler.
- Bunlar aynı anı anlatan üç ayrı şimdiki zaman cümlesidir.
Cevabı göster
Üç öbek, konuşmacının heyecanını açıklayan deneyimlerden oluşan paralel bir liste kurar.
We're really lucky to be part of this community.
3:27Bu topluluğun bir parçası olduğumuz için gerçekten çok şanslıyız.