Karanlık para bilmecesini çözebilir misin? - Lisa Winer: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Karanlık bir zindanda maceracı, paraları gümüş yüzü yukarı bakanların sayısı eşit olacak şekilde iki yığına ayırmalıdır. Yirmi para seçip hepsini ters çevirme çözümü, tümleyen olaylar ve cebirle açıklanır; ardından ikinci bir para bilmecesi problemi parçalara ayırma yaklaşımını tanıtır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. managed to locate — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: managed to ifadesinin zorluğa rağmen elde edilen başarılı bir sonucu belirttiğini anlayıp başarıları, basit bir geçmiş zaman fiiline kıyasla gösterilen çabayı ve ulaşılan sonucu daha belirgin kılacak biçimde anlatabilirsiniz. 2. If it's not facing silver-side-up, it must be gold-side-up, and vice versa. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bütün olasılıkları kapsayan iki seçenek arasında akıl yürütmeye yarayan özlü kalıbı tanıyıp If not A, then B ile and vice versa yapılarını tamamlayıcı durumları veya eleme mantığını açıkça anlatmak için kullanabilirsiniz. 3. breaking puzzles into smaller pieces — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Karmaşık bir problemi yönetilebilir parçalara ya da sınırlı durumlara ayırmayı anlatan, çalışma yöntemleri, teknik süreçler ve adım adım akıl yürütme bağlamlarına aktarılabilen bir ifade öğrenebilirsiniz.
Bu derste
You heard ... You followed: ikinci şahısla hikâye açılışı
Bu iki yan cümle You + İngilizce geçmiş zaman kalıbını tekrarlar: önce You heard, ardından You followed. Tekrarlanan yapı, daha önceki olayları hızla sıraya koyar ve açılışa ilerleme hissi verir. Burada anlatıcı, you kullanarak dinleyiciyi maceranın ana karakteri konumuna yerleştirir. Bu, dinleyiciyi hikâyenin içine çeken bir anlatım tercihidir; gerçek dinleyicinin bunları gerçekten yaptığını iddia etmek zorunda değildir. Hikâyeler, oyunlar ve anlatıcılı girişler bu kalıpla izleyiciye hazır bir geçmiş verebilir.
Alıştırma
Hangi açılış dinleyiciyi en doğrudan hikâyedeki bir karaktere dönüştürür?
- People sometimes climb towers and open old doors.
- The hero climbed the tower. She opened the sealed door.
- You climbed the tower. You opened the sealed door.
Cevabı göster
You climbed the tower. You opened the sealed door.
and now, after ...: geçmiş olaylardan şimdiki ana geçiş
and now ifadesi hikâyenin odağını şimdiki ana taşır. after ile başlayan ifade, her olayı tek tek anlatmak yerine uzun ve tehlikeli macerayı arka plan bilgisine dönüştürür. Bu, tek başına tamamlanmış bir mesaj değil, bir geçiştir. Dinleyiciyi, şimdi ne olduğunu ya da hangi durumun geçerli olduğunu anlatan ana cümleye hazırlar. Yeniden kullanılabilecek kalıp And now, after + önceki olay veya dönem, + şimdiki sonuç şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle uzun bir hazırlık döneminden şimdi yapılabilecek şeye doğal biçimde geçer?
- Our presentation began while we were still preparing it.
- And now, after months of preparation, our presentation can begin.
- Months from now, we will start preparing our presentation.
Cevabı göster
And now, after months of preparation, our presentation can begin.
you have some good news and some bad news. Kalıp ifadeler
0:13sana bazı iyi ve bazı kötü haberlerim var.
some good news and some bad news: iyi ve kötü haberleri birlikte sunmak
some good news and some bad news kalıbındaki eşleştirilmiş ifade, dinleyiciye biri olumlu, diğeri olumsuz iki bölümün geleceğini bildirir. Ayrıntılar açıklanmadan önce mesaja açık ve dengeli bir çerçeve kazandırır. Bu kullanımda news İngilizcede sayılamayan bir isimdir; bu yüzden iki bölümde de some kullanılabilir. Tek bir haberi saymak için a news değil, a piece of news denir.
Alıştırma
Hangi cümle hem olumlu hem de olumsuz bilgiyi doğal biçimde tanıtır?
- I have some good news and some bad news.
- I have some good news and a bad new.
- I have a good news and a bad news.
Cevabı göster
I have some good news and some bad news.
The good news is you've managed to locate the legendary dungeon Kalıp ifadeler
0:16İyi haber, antik Stygian sikkelerinden oluşan zulası içeren
managed to locate: zorluğun ardından yerini bulmayı başarmak
Managed to locate, “bir şeyin yerini bulmayı başardı” anlamına gelir. manage to + fiilin yalın hâli yapısı genellikle sonucun zor olduğunu veya çaba gerektirdiğini, ancak sonunda elde edildiğini anlatır. Burada manage, “yönetmek” veya “sorumlu olmak” anlamına gelmez. Managed sözcüğünü to locate izler; locate ise “bir şeyin nerede olduğunu bulmak” demektir.
Alıştırma
Kayıp yürüyüşçü bütün gece süren zor bir aramanın ardından bulundu. Hangi cümle hem zorluğu hem de başarılı sonucu en iyi vurgular?
- After searching all night, the rescue team managed locating the missing hiker.
- After searching all night, the rescue team managed to locate the missing hiker.
- After searching all night, the rescue team tried to locate the missing hiker.
Cevabı göster
After searching all night, the rescue team managed to locate the missing hiker.
containing the stash of ancient Stygian coins, Kültür
0:19efsanevi zindanın yerini bulmayı başardın,
ancient Stygian coins: mitolojik yeraltı dünyası çağrışımı
Stygian, Yunan mitolojisinde yeraltı dünyasıyla bağlantılı Styx Nehri'nden gelir. Fantastik anlatılarda yeraltı dünyasını, koyu bir karanlığı veya kasvetli ve ölümcül bir havayı çağrıştırabilir. Burada ancient Stygian coins yalnızca “eski sikkeler” demek değildir. Stygian, zindandaki hazineye kadim, gizemli ve yeraltı dünyasına ait bir hava katar; bu ifade gerçek bir tarihî para türünün adı olmak zorunda değildir.
Alıştırma
Bu fantastik ortamda Stygian, ancient Stygian coins ifadesine ne katar?
- Mitolojik yeraltı dünyasıyla ilgili karanlık ve gizemli bir çağrışım.
- Sikkelerin parlak plastik oyun jetonları olduğu düşüncesi.
- Sikkelerin sıradan modern para olduğu düşüncesi.
Cevabı göster
Mitolojik yeraltı dünyasıyla ilgili karanlık ve gizemli bir çağrışım.
eccentric wizard: alışılmışın dışında ve ayırt edici davranış
eccentric wizard ifadesindeki eccentric, büyücünün alışkanlıklarının, fikirlerinin veya davranışlarının çoğu insanın normal saydığı şeylerden belirgin biçimde farklı olduğunu anlatır. Yalnızca bilinmeyen bir şeyi değil, ayırt edici bir kişiliği düşündürür. Bu sözcük bir hikâyede eğlenme veya hayranlık tonu taşıyabilir, ancak yine de birini sıra dışı olarak niteler. Tek başına tehlikeli, aptal veya akıl hastası anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi açıklama an eccentric inventor ifadesine en uygundur?
- Tamamen sıradan ve tahmin edilebilir biçimde davranan bir mucit.
- Yalnızca tehlikeli ve insanlara zarar vermek isteyen biri olarak anlatılan bir mucit.
- Alışılmadık alışkanlıkları ve çok özgün bir tarzı olan parlak bir mucit.
Cevabı göster
Alışılmadık alışkanlıkları ve çok özgün bir tarzı olan parlak bir mucit.
has even generously agreed to let you have them. Kalıp ifadeler
0:25onları almana cömertçe izin bile verdi.
agreed to let you have them: agree to + let + fiilin yalın hâli
agreed to let you have them, agree to + fiil ile let + kişi + fiilin yalın hâli yapılarını birleştirir. Birinin, them ile gönderme yapılan şeyleri almana, götürmene, elinde tutmana veya kullanmana izin vermeyi kabul ettiğini anlatır; sahipliğin tam anlamı bağlama göre belirlenir. to, agree'den sonra gelir: agreed to let. let'ten sonra başka bir to kullanmadan you + have gelir. Bu nedenle let you have doğrudur, let you to have ise yanlıştır.
Alıştırma
Hangi cümle agree to + let + kişi + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanıyor?
- The coach agreed to let Maya have the spare ticket.
- The coach agreed to let Maya to have the spare ticket.
- The coach agreed letting Maya have the spare ticket.
Cevabı göster
The coach agreed to let Maya have the spare ticket.
The bad news is that he's not quite as generous about letting you leave the dungeon Ton ve niyet
0:29Kötü haber ise, zindandan ayrılmana izin verme konusunda o kadar cömert değil,
he's not quite as generous about letting you leave: yumuşatılmış karşıtlık
he's not quite as generous about letting you leave, önce gösterdiği cömertliğin senin gitmene izin verme konusunda aynı ölçüde geçerli olmadığını söyler. not quite as + sıfat, bağlamda zaten belli olan bir ölçütün altında kalmayı ifade eder; tek başına onun hiç cömert olmadığı anlamına gelmez. about + -ing, değerlendirilen alanı belirtir: letting you leave. Burada yumuşak ifade ciddi bir kısıtlamayı hafife alır; bu nedenle karşıtlık kuru bir mizah ya da ironi taşır.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade neyi ima ediyor?
- Sana bir şeyler vermeye ne kadar istekliyse gitmene izin vermeye de o kadar istekli.
- Hiçbir durumda asla cömert değildir.
- Önceki cömertliğinin düşündürdüğünden daha az gitmene izin verme niyetinde ve yumuşak ifade ironik bir karşıtlık yaratıyor.
Cevabı göster
Önceki cömertliğinin düşündürdüğünden daha az gitmene izin verme niyetinde ve yumuşak ifade ironik bir karşıtlık yaratıyor.
unless you solve his puzzle: unless ile istisna koşulu koymak
Unless, “except if” anlamına gelir ve birçok cümlede “if ... not” yapısına denktir. Burada onun bulmacasını çözmek, olumsuz sonucu önlemek için gerekli koşuldur. Bulmacayı çözmezsen bu sonuç geçerli kalır. Koşul gelecekle ilgili olsa bile unless'ten sonra genellikle geniş zaman biçimi kullanılır: unless you solve denir, unless you will solve denmez. Bu anlamda unless'ten sonra not ekleme; çünkü unless zaten olumsuz koşulu ifade eder.
Alıştırma
Kuralı “except if” anlamındaki istisna sözcüğüyle tamamla: You cannot enter the lab ____ you have a pass.
Cevabı göster
unless
sounds simple enough: temkinli bir ilk izlenim
sounds simple ifadesinde sound bir bağ fiilidir. Görevin gerçekten basit bir ses çıkardığını değil, “duyulan veya açıklanan bilgilere göre öyle göründüğünü” belirtir. Enough, simple sıfatından sonra gelir ve “kabul edilebilir ya da yeterli bir düzeyde” anlamındadır. Bu nedenle ifade biraz temkinli bir değerlendirme verir: mevcut bilgilere göre görev makul ölçüde basit görünmektedir. Bir hikâyede bu sakin ilk izlenim, izleyiciyi daha sonra çıkacak bir soruna hazırlayabilir. Ancak bu ima bağlamdan gelir; sounds simple enough tek başına içten bir değerlendirme de olabilir ve kendiliğinden alaycı değildir.
Alıştırma
“The plan sounds simple enough.” cümlesinin en doğal anlamı nedir?
- Plan sakin ve basit bir ses çıkarıyor.
- Planın son derece kolay olduğu kanıtlandı.
- Duyduklarıma göre plan makul ölçüde basit görünüyor.
Cevabı göster
Duyduklarıma göre plan makul ölçüde basit görünüyor.
Both faces of each coin bear the fearsome scorpion crest, Kelime
0:39Her sikkenin iki yüzünde de korkutucu akrep arması var,
bear the fearsome scorpion crest: 'sergilemek' anlamındaki bear
bear the fearsome scorpion crest ifadesinde bear, 'bir armayı taşımak veya sergilemek' anlamına gelen geçişli bir fiildir. Both faces öznedir ve the fearsome scorpion crest nesnedir. İfade, akrep armasının her madalyonun iki yüzünde de göründüğünü anlatır. Bear fiilinin bu kullanımı have fiilinden daha resmî ve betimleyicidir. Bir işaret, arma, yazıt, ad, tarih veya imzayı bir nesnenin görünen özelliği olarak sunmak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede bear 'bir armayı sergilemek' anlamında kullanılmıştır?
- Maya cannot bear the loud noise.
- The official seal bears an eagle crest.
- A brown bear crossed the trail.
Cevabı göster
The official seal bears an eagle crest.
one in silver, one in gold: paralel eksiltme
Daha önce two faces belirtildiği için iki one sözcüğünün her biri bu çiftin bir üyesine gönderme yapar. Tam anlamı, bir yüzde armanın gümüş, diğer yüzde ise altın olarak gösterildiğidir. Birbiriyle eşleşen one in silver, one in gold parçaları, face gibi tekrarlanan sözcükleri ve yüklemin tamamını çıkarır. Bu paralel eksiltme hızlı ve dengeli bir karşıtlık oluşturur. Açık bir çift belirtildikten sonra one + betimleme, one + betimleme kalıbı, tüm cümleyi tekrarlamadan iki üyeyi ayırabilir.
Alıştırma
Cümleyi one ..., one ... paralel kalıbıyla tamamlayın: The studio offers two poster designs, ____ in blue, ____ in orange.
Cevabı göster
one · one
And all you have to do is separate them into two piles Dilbilgisi
0:46Ve yapman gereken tek şey onları iki ayrı yığına ayırmak,
all you have to do is + fiilin yalın hâli: gerekli olan tek eylem
All you have to do is + fiilin yalın hâli, “gerekli olan tek eylem ...” anlamına gelir. Bu cümlede nesneleri iki yığına ayırma işlemini gereken tek adım olarak sunar ve yönergenin kolay uygulanabilir görünmesini sağlar. is sonrasında ana fiil genellikle to olmadan yalın hâliyle gelir: all you have to do is separate them. İngilizcede to ile mastar kullanmak da mümkündür, ancak bu kalıpta to kullanılmayan biçim çok yaygındır.
Alıştırma
Yalnızca tek bir eylemin gerekli olduğunu belirten sabit kalıpla yönergeyi tamamlayın: To unlock the screen, ____ enter this code.
Cevabı göster
all you have to do is
so that each has the same number of coins facing silver side up. Notlar
0:50böylece her birinde gümüş yüzü yukarı bakan eşit sayıda sikke olacak.
so that each has the same number ...: hedeflenen sonucu belirtmek
So that, önceki yönergenin ortaya çıkarmayı amaçladığı durumu belirtir. Burada iki yığında gümüş yüzü görünen eşit sayıda madeni para bulunması amaçlanır; dolayısıyla yan cümle, ayırma işleminin nedenini değil, ulaşılmak istenen sonucu verir. Each, each pile yani “her bir yığın” anlamındadır. Each dil bilgisi bakımından tekil olduğu için fiil has olur. The same number of ifadesinden sonra çoğul sayılabilen isim coins gelir; coins facing silver side up ise o yüzü görülecek biçimde yerleştirilmiş madeni paralar demektir.
Alıştırma
Amaçlanan bir sonucu belirten, dersteki iki sözcüklü bağlaçla cümleyi tamamlayın: Space the plants evenly ____ each one gets enough sunlight.
Cevabı göster
so that
silver side up: gümüş renkli yüzün yukarı bakması
silver side up, “gümüş renkli yüzü yukarı bakacak şekilde” demektir. silver hangi yüzün kastedildiğini, up ise yönünü belirtir; cümlede facing, paraları bu yönle ilişkilendirir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp X side up biçimindedir. X, üstte kalması gereken yüzeyi adlandırır; label side up ve printed side up buna örnektir.
Alıştırma
Talimatı X side up kalıbıyla tamamlayın: Place the package ____ on the scale, with the label facing upward.
Cevabı göster
label side up
You're about to begin when all of the torches suddenly blow out Notlar
0:56Tam başlamak üzeresin ki bütün meşaleler aniden sönüyor
You're about to begin when ...: kesintiye uğrayan yakın bir eylem
You're about to begin, “tam başlamak üzeresin” veya “çok yakında başlayacaksın” demektir. Be about to + fiilin yalın hâli, bir eylemi gerçekleşmek üzere olan bir durum olarak sunar. Ardından when, tam o anda gerçekleşen bir olayı anlatır. Bu hikâye anlatımı kalıbında yeni olay, gerçekleşmek üzere olan eylemi çoğu zaman kesintiye uğratır veya değiştirir: be about to do something when something happens.
Alıştırma
be about to ... when ... kalıbında join kullanarak cümleyi tamamlayın: I ____ the meeting when the internet connection failed.
Cevabı göster
was about to join
blow out: bir alev söndüğünde
Burada blow out, “yanmayı bırakmak, sönmek” anlamına gelir. Özne all of the torches ifadesidir ve doğrudan nesne yoktur; yani sönen şey meşalelerin alevleridir. Cümle onları kimin ya da neyin söndürdüğünü söylemez. Doğrudan nesne aldığında blow out, blow out a candle örneğindeki gibi “bir alevi söndürmek” anlamına gelir. Cümle kalıbı kullanımı gösterir: bir mum ya da meşale blow out fiilinin öznesi olabilir; bir kişi ya da rüzgâr ise bir alevi blow out ile söndürebilir.
Alıştırma
Hangi cümle, birinin söndürdüğünü söylemeden mumun alevinin yanmayı bıraktığını anlatır?
- The candle blew across the table during dinner.
- The candle suddenly blew out during dinner.
- Nina blew out the candle after dinner.
Cevabı göster
The candle suddenly blew out during dinner.
you're left in total darkness: ortaya çıkan bir durum
You're left in total darkness, bir şey olduktan sonra hiç ışığın olmadığı bir durumda kalman demektir. Be left in + isim öbeği, bir durumu önceki olayın sonucu olarak sunar; mutlaka birinin seni bilerek orada bıraktığı veya unuttuğu anlamına gelmez. Left, leave fiilinin past participle biçimidir. Edilgen yapı, duruma neyin neden olduğundan çok etkilenen kişiye ve son duruma odaklanır. Total, darkness sözcüğünü güçlendirerek tamamen karanlık anlamını verir.
Alıştırma
Cümleyi be left in yapısının doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the emergency lights failed, we ____ total darkness.
Cevabı göster
were left in
and each one feels the same on both sides.
1:05ve her birinin iki tarafı da dokunulduğunda aynı hissettiriyor.
You try to remember where the silver-facing coins were, Kelime
1:08Gümüş yüzü yukarı bakan sikkelerin nerede olduğunu hatırlamaya çalışıyorsun,
silver-facing coins: yönü kısaltarak anlatan birleşik niteleyici
Burada silver-facing coins, gümüş renkli yüzü bağlamdaki ilgili yöne bakan paralar demektir; bu bulmaca düzeninde bu yön yukarıdır. Silver-facing, coins sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır: silver hangi yüzün söz konusu olduğunu, facing ise o yüzün yönünü belirtir. Bu birleşik yapı, coins with the silver side facing up gibi daha uzun bir ifadeyi kısaltır. Kısa çizgi, silver-facing ifadesinin coins sözcüğünü niteleyen tek bir birim olduğunu gösterir.
Alıştırma
Facing sözcüğünün “yukarı bakmak” anlamına geldiği bir masa bulmacasında, “kırmızı yüzü yukarı bakan kartlar” anlamını aynı yapıyla hangi ifade verir?
- cards facing red
- red-facing cards
- red cards
Cevabı göster
red-facing cards
You've lost track: artık takip edememek
Lose track, bir şeyin konumunu, sayısını, sırasını veya ilerleyişini artık takip edememek ya da hatırlayamamak demektir. Burada nesne söylenmemiştir çünkü paraların önceki konumları bağlamdan zaten bellidir. Nesneyi açıkça söylemek için lose track of + isim veya yan cümle yapısını kullanın; lose track of time buna bir örnektir. You've lost, present perfect yapıdadır: takip kaybı daha önce gerçekleşmiştir ve sonuç olarak kişi şimdi durumu takip edememektedir.
Alıştırma
Cümleyi lose track of ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: I stopped checking the clock and ____ time.
Cevabı göster
lost track of
you do know: olumlu cümlede vurgulu do
you do know ifadesindeki do, “yapmak” anlamındaki ana fiil değil, vurgu sağlayan bir yardımcı fiildir. Olumlu cümleyi güçlendirir: Bunu gerçekten ya da kesinlikle biliyorsun. Yapı özne + do/does/did + fiilin yalın hâlidir. Zaman ve özne uyumunu do taşıdığı için know yalın hâlde kalır. Buradaki vurgu, bilinen bu tek gerçeği diğer belirsizliklerle karşılaştırır.
Alıştırma
Cümleyi vurgulu do ile tamamlayın: Even if the name is hard to remember, you ____ the person.
Cevabı göster
do know
for certain: tam kesinlik ifade etmek
For certain, “kesin olarak” veya “şüpheye yer bırakmadan” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Bu cümlede know fiilini tamamlar ve söz konusu gerçeğin yalnızca tahmin edilmediğini, güvenilir biçimde bilindiğini belirtir. Genellikle know, say, tell ve find out gibi fiillerden sonra, çoğu zaman nesnenin ardından ya da yan cümlenin sonunda gelir: know something for certain.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve certain ile biten ifadeyle tamamlayın: After the lab checked the sample twice, we knew ____ that the result was correct.
Cevabı göster
for certain
you counted exactly 20 silver-side-up coins in the pile. Kelime
1:18yığındaki sikkelerden tam olarak 20 tanesinin gümüş yüzünün yukarı baktığını saymıştın.
silver-side-up coins: isimden önceki bir niteleyicide kısa çizgiler
silver-side-up coins ifadesinde silver side up şeklindeki üç sözcük, coins sözcüğünden önce tek bir niteleyici olarak görev yapar. Her paranın hangi yüzünün yukarı baktığını belirtir; kısa çizgiler de sözcüklerin tek bir betimleme olarak birlikte anlaşılması gerektiğini gösterir. Aynı durum isimden ve bir bağ fiilinden sonra geldiğinde genellikle bu kısa çizgiler kullanılmaz: The coins are silver side up. İsimden önce kullanılan bu yapı, face-down cards gibi betimlemelerde de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, “resimli yüzü yukarı bakacak şekilde” anlamına gelen ve kısa çizgileri doğru kullanılan niteleyiciyle tamamlayın: Put the ____ cards in the left pile.
Cevabı göster
picture-side-up
Are you doomed to remain in the dungeon with your newfound treasure forever? Kalıp ifadeler
1:24Yeni bulduğun hazinenle birlikte zindanda sonsuza dek kalmaya mahkûm musun?
doomed to remain: kaçınılmaz olumsuz bir sonuç
be doomed to + fiilin yalın hâli yapısında doomed, gelecekteki bir sonucu hem kaçınılmaz hem de kötü olarak sunar. Bu nedenle doomed to remain, birinin ayrılma şansı çok azmış ya da hiç yokmuş gibi orada kalmaya devam etmeye mahkûm görünmesi demektir. Soru, tarafsız bir tahminde bulunmak yerine ifadeyi dramatik biçimde kullanır. Zindanda sonsuza dek kalmayı korkunç bir kadere dönüştürür.
Alıştırma
Hangi cümle, kaçınılmaz olumsuz bir sonucu belirtmek için be doomed to + fiil yapısını doğal biçimde kullanır?
- The train is doomed to arrive on time as planned.
- The children are doomed to enjoy their favorite game.
- Without repairs, the old bridge is doomed to collapse.
Cevabı göster
Without repairs, the old bridge is doomed to collapse.
You're tempted to kick the pile of coins and curse the curiosity that brought you here. Notlar
1:29Sikke yığınına tekme atıp seni buraya getiren merakına lanet okumak içinden geliyor.
You're tempted to: harekete geçmeden bir dürtü hissetmek
Be tempted to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmak için güçlü bir çekim veya dürtü hissetmek anlamına gelir. Aklınızdaki olası bir eylemi anlatır; o eylemin zaten gerçekleştiğini göstermez. Burada kick ve curse, öfkeden doğan dürtüleri belirtir. Bu ifade, onlara karşı koyup koymadığınızı açıklamaz; gerçekte ne yaptığınızı anlamak için sonraki bağlama bakmak gerekir.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın hediyeyi erkenden açma dürtüsü hissettiğini ama bunu yapmadığını anlatır?
- Maya planned to open the gift after dinner, and she did.
- Maya had already opened the gift before anyone arrived.
- Maya was tempted to open the gift early, but she waited.
Cevabı göster
Maya was tempted to open the gift early, but she waited.
curiosity that brought you here: soyut bir nedeni itici güç olarak anlatmak
Curiosity that brought you here ifadesinde that brought you here, curiosity sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Soyut bir isim olan curiosity, sanki bir kişiye yol gösterebilir veya onu bir yere taşıyabilirmiş gibi anlatılır. Anlamı, merak ettiğiniz için harekete geçtiğiniz ve sonunda buraya geldiğinizdir. Bu anlatım, because you were curious biçimindeki düz bir nedeni daha canlı bir anlatı gücüne dönüştürür. Aynı yapı, duygu veya düşünceleri insanları harekete geçiren güçler olarak da gösterebilir.
Alıştırma
Hangi cümle curiosity sözcüğünü birinin harekete geçmesini sağlayan güç olarak gösterir?
- Her curiosity led her to explore the old observatory.
- She read a book that explained curiosity.
- Her curiosity disappeared after the lesson.
Cevabı göster
Her curiosity led her to explore the old observatory.
But at the last moment: çok geç olmadan hemen önceki değişiklik
At the last moment, bir eylem, olay veya son tarihten hemen önce, neredeyse hiç zaman kalmadığında anlamına gelir. Bu cümlede kişinin harekete geçmeden hemen önce kendisini durdurduğunu belirtir. But, beklenen eylemden farklı bir sonuca geçişi gösterir. But at the last moment bir bütün olarak dinleyiciyi son saniyedeki ani bir değişikliğe hazırlar.
Alıştırma
Hangi cümle onun çok geç olmadan hemen önce trene bindiğini anlatır?
- She will board the train in a moment.
- She is waiting on the platform at the moment.
- She boarded the train at the last moment.
Cevabı göster
She boarded the train at the last moment.
You just realized there's a surprisingly easy solution.
1:37Şaşırtıcı derecede kolay bir çözüm olduğunu yeni fark ettin.
You carefully move aside 20 coins one by one. Notlar
1:50Dikkatlice 20 sikkeyi teker teker kenara ayırıyorsun.
move aside: bir şeyi yolu açacak şekilde yana taşımak
Burada move aside, bir şeyi bulunduğu yer boş kalacak şekilde yana taşımak anlamına gelir. Nesne 20 coins ifadesidir; one by one ise paraların nasıl taşındığını açıklar. Nesne tam bir isim grubuyken hem move the coins aside hem de move aside the coins kullanılabilir. Nesne bir zamirse onu move ile aside arasına yerleştirin: move them aside denir, move aside them denmez.
Alıştırma
Cümleyi move aside ve them zamiriyle tamamlayın: The boxes are blocking the hallway. Please ____ before the guests arrive.
Cevabı göster
move them aside
one by one: tek tek ve sırayla yapmak
One by one, bir gruptaki kişi veya nesnelerin ayrı ayrı ve sırayla ele alındığını anlatır. Bu cümlede 20 madeni para, hepsi birlikte değil, teker teker hareket ettirilir. İfade genellikle tanımladığı eylemden sonra gelir: move the coins one by one. Aynı eylem her kişiye, nesneye veya adıma sırayla uygulandığında kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, one sözcüğünü tekrarlayan ve “ayrı ayrı, sırayla” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The coach spoke to the players ____.
Cevabı göster
one by one
It doesn't matter which ones: belirli seçimin sonucu etkilemediği durum
Buradaki It doesn't matter which ones, bilinen bir gruptan tam olarak hangilerinin seçildiğinin sonucu değiştirmeyeceğini anlatır. Matter burada 'sonuç açısından önemli olmak veya etkili olmak' anlamında bir fiildir. Which ones, kimlik hakkında dolaylı bir sorudur: tam olarak hangi nesneler? Ones, bağlamdan belli olan sayılabilen çoğul bir ismin yerine geçer; burada coins sözcüğünü karşılar. It doesn't matter + soru sözcüklü yan cümle yapısı, bir cevap ya da seçimin mevcut sonuçla ilgisiz olduğunu gösterebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede It doesn't matter which... mantıklı biçimde kullanılmıştır?
- It doesn't matter which road you take; only one road is open.
- It doesn't matter which clean cup you use; they are all the same size.
- It doesn't matter which key you use; only the silver key fits.
Cevabı göster
It doesn't matter which clean cup you use; they are all the same size.
Any coins will do: uygunluğu belirten will do
any coins will do cümlesinde will do, 'bu amaç için uygun ya da yeterli olur' anlamına gelir. Bozuk paraların bir eylem yapacağı anlamına gelmez. any coins, özel bir tür bozuk para gerekmediğini gösterir. Başka durumlara da uygulanabilen Any + isim + will do kalıbı, o gruptaki herhangi bir seçeneğin mevcut ihtiyacı karşılayabileceğini anlatır.
Alıştırma
Özel bir kutu gerekmediğini göstermek için cümleyi will do ile tamamlayın: We only need to carry these books, so any sturdy box ____.
Cevabı göster
will do
Flip each one of them over: flip ... over yapısını ayırma
Flip something over, bir şeyi diğer yüzü yukarı gelecek biçimde çevirmek demektir. Each one of them, gruptaki her bir öğeyi tek tek belirtir. Flip ... over ayrılabilen bir fiil öbeğidir. Burada each one of them nesnesi flip ile over arasındadır. Nesne bir zamir olduğunda bu orta konum zorunludur: flip it over veya flip them over denir; flip over it ya da flip over them denmez.
Alıştırma
Cümleyi flip ... over ve them zamirini kullanarak tamamlayın: The cards are face down. Please ____.
Cevabı göster
flip them over
That's all there is to it: basit bir açıklamayı bitirmek
That's all there is to it, “bütün parçalar veya adımlar bunlar; açıklanacak başka bir şey yok” anlamına gelen kalıplaşmış bir kapanış ifadesidir. Bu cümlede konuşan kişi açıklamayı bitirmek ve çözümün basit olduğunu göstermek için bu ifadeyi kullanır. there is to it bölümünü kelime kelime yorumlamayın. İfade bir bütün olarak çoğu zaman “gerçekten bu kadar basit” şeklinde rahatlatıcı bir anlam taşır.
Alıştırma
Hangi cümle, eksiksiz ve basit bir açıklamayı bitirmek için That's all there is to it ifadesini doğal biçimde kullanıyor?
- Open the app, tap New, choose a photo, and that's all there is to it.
- That's all there is it to.
- The process has twelve more steps, but that's all there is to it.
Cevabı göster
Open the app, tap New, choose a photo, and that's all there is to it.
such a simple solution: isim öbeğinin tamamını vurgulamak
such a simple solution ifadesinde such, isim öbeğinin tamamını vurgular ve “dikkat çekecek derecede basit bir çözüm” anlamını verir. Soru, bu kadar basit bir şeyin işe yaramasına duyulan şaşkınlığı gösterir. Tekil sayılabilen bir isimle sıralama such + a/an + sıfat + isim şeklindedir: such a simple solution. Çoğul veya sayılamayan isimlerde a/an kullanılmaz: such simple solutions, such good advice.
Alıştırma
Cümleyi such, a, helpful ve guide sözcüklerini doğru düzende kullanarak tamamlayın: This is ____ for new players.
Cevabı göster
such a helpful guide
Well, it doesn't matter how many coins there are to start with. Kalıp ifadeler
2:04Şöyle ki, başlangıçta ne kadar sikke olduğunun bir önemi yok.
Başlangıç durumunu belirten to start with
Burada to start with, “başlangıçta” veya “ilk durumdayken” anlamına gelir. how many coins there are to start with ifadesinde başlangıçta kaç madeni para bulunduğunu belirtir; bir şeye fiziksel olarak başlama eylemini anlatmaz. Başka bağlamlarda to start with ilk nedeni veya ilk noktayı tanıtmak için de kullanılabilir. Bu cümlede miktardan sonra gelmesi, başlangıç koşulunu belirttiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “ilk durumda” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: The box had only ten cards ____, but we added more later.
Cevabı göster
to start with
What matters is that only 20 of the total are facing silver-side-up. Dilbilgisi
2:08Önemli olan, toplamdan sadece 20 tanesinin gümüş yüzünün yukarı bakıyor olması.
Temel noktayı vurgulayan What matters is that ...
What matters is that ... yapısı, “önemli olan şudur ki...” anlamına gelir. Dikkati daha az ilgili ayrıntılardan uzaklaştırıp sonucu belirleyen gerçeğe veya koşula yöneltir. What matters özne görevi görür, is ise onu önemli bilgiyi içeren bir that yan cümlesine bağlar. That yan cümlesinin kendi öznesi ve fiili olmalıdır; burada only 20 of the total are facing silver-side-up tam bir yan cümledir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki odak yapısıyla tamamlayın: ____ the data is accurate.
Cevabı göster
What matters is that
only 20 of the total: daha büyük bir bütünün parçası
Only 20 of the total, önceden bilinen daha büyük bir bütünün içindeki 20 öğeyi belirtir. Only seçilen kısmı 20 ile sınırlar; of the total ise bu 20 öğenin ait olduğu bütünü gösterir. Burada total, başka bir isimden önce gelen sıfat değil, tam sayı veya bütün küme anlamında kullanılan bir isimdir. Ana miktar olan 20 çoğul öğeleri belirttiği için are kullanılır.
Alıştırma
Toplam 60 kart var ve bunların tam olarak 12’si kırmızı. Hangi cümle 12’yi daha büyük toplamın bir parçası olarak doğru biçimde gösterir?
- Only 12 of the total are red.
- There are only 12 cards in total.
- All 60 cards are red.
Cevabı göster
Only 12 of the total are red.
you have no way of knowing Kalıp ifadeler
2:15bu gümüş yüzlü sikkelerin ne kadarının yeni yığınına gittiğini
have no way of knowing: öğrenmenin hiçbir yolu yok
Have no way of knowing, cevabı ortaya çıkarabilecek hiçbir bilgi, kanıt veya yöntemin bulunmadığı anlamına gelir. Yalnızca birinin şu anda cevabı bilmediğini söylemekten daha güçlüdür. Yapı have no way of + -ing biçimidir. Of sözcüğünden sonra know değil, knowing kullanılır: We have no way of knowing why it happened.
Alıştırma
Güvenlik kamerası kapalıydı ve hiç tanık yoktu. Cevabı ortaya çıkarabilecek hiçbir yöntem olmadığını belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: We ____ who opened the door.
Cevabı göster
have no way of knowing
how many of these silver-facing coins have ended up in your new pile. Öbek fiiller
2:16bilmenin hiçbir yolu yok.
have ended up in: bir süreçten sonraki son yer
End up in + yer, “bir süreçten sonra sonunda o yere varmak veya orada bulunmak” anlamına gelir. Bu cümlede madeni paralar ayrılmıştır ve bunun sonucunda bazıları şimdi yeni yığındadır. Yalnızca “bitirmek” anlamına gelmez. Have ended up biçimindeki present perfect, önceki ayırma işlemini şimdi var olan yığınla ilişkilendirir. İfade, sonuç planlanmış olsun ya da olmasın, madeni paraların sonunda nerede bulunduğuna odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi end up in ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the shelf broke, all the toys ____ one big box.
Cevabı göster
ended up in
But let's suppose you got seven of them. Anlatım akışı
2:21Ama diyelim ki onlardan yedi tanesini aldın.
let's suppose: ortak bir varsayımsal durum kurmak
Let's suppose, konuşan kişiyle dinleyicinin geçici olarak doğru kabul edip düşüneceği bir durumu ortaya koyar. Burada yedi madeni para almak doğrulanmış bir gerçek olarak sunulmaz; açıklamanın sonraki adımında kullanılacak varsayımsal bir durumdur. Bilgiyi düzenleyen bir ifade olarak let's suppose, anlatımı genel bir fikirden somut bir örneğe taşır. Ardından Let's suppose you got seven of them. örneğindeki gibi bir yan cümle gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, daha fazla akıl yürütmek için ortak bir varsayımsal durumu doğal biçimde ortaya koyar?
- Let's suppose the store closes early. How should we change our plan?
- I suppose the store closed early yesterday.
- The store definitely closes early every day.
Cevabı göster
Let's suppose the store closes early. How should we change our plan?
This means that there are 13 silver-facing coins left in the original pile. Notlar
2:24Bu, orijinal yığında 13 tane gümüş yüzlü sikke kaldığı anlamına gelir.
This means that: önceki bilgiyi bir sonuca dönüştürmek
Bu cümlede This, daha önce belirlenmiş olan durumun veya sonucun tamamına gönderme yapar; means that ise ardından gelen bilgiyi bunun sonucu olarak sunar. Önceki bilgilerin 13 madeni para kaldığı sonucunu desteklediğini gösterir. Gerçek, varsayım veya hesaplamadan sonra bu yapıyı kullanarak akıl yürütmenin sonraki adımını açıkça gösterebilirsiniz: gerçek veya hesaplama → This means that + sonuç.
Alıştırma
Bu akıl yürütme çiftinde This means that ne yapar? We used two coins. This means that eight coins remain.
- İlgisiz bir konuya geçer.
- Kalan sekiz madeni parayı önceki bilgilerden çıkarılan bir sonuç olarak sunar.
- Önceki cümlenin telaffuzunu düzeltir.
Cevabı göster
Kalan sekiz madeni parayı önceki bilgilerden çıkarılan bir sonuç olarak sunar.
silver-facing coins left: isimden sonraki left ‘kalan’ anlamındadır
silver-facing coins left ifadesinde silver-facing, madeni paraların hangi yüzünün yukarı baktığını açıklar; isim öbeğinden sonra gelen left ise “kalan” anlamındadır. İfade, ilk yığında hâlâ bulunan gümüş yüzü yukarı dönük paraları anlatır; sol tarafta bulunan paraları anlatmaz. İsimden sonra kullanılan left, miktarlarla birlikte yaygındır: three tickets left, ten minutes left ve no water left. Temel yapı “miktar + isim + left” şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi “isim + left” yapısıyla tamamlayın: The clock says 4:55, and the museum closes at 5:00. We have five ____.
Cevabı göster
minutes left
It also means that the other 13 coins in your new pile are facing gold-side-up. Kelime
2:29Aynı zamanda yeni yığınındaki diğer 13 sikkenin altın yüzünün yukarı baktığı anlamına da gelir.
the other 13 coins: bilinen grubun kalan 13 madeni parasının tamamı
Bu cümlede the other 13 coins, daha önce sözü edilen yedi madeni para hesaba katıldıktan sonra bilinen grupta kalan on üç madeni paranın tamamını belirtir. The, bunun belirli ve eksiksiz bir kalan bölüm olduğunu gösterir. Genellenebilir kalıp the other + sayı + çoğul isim biçimindedir. Bilinen bir toplam parçalara ayrıldığında ve sayı ikinci bölümde kalanların tamamını belirttiğinde bu kalıbı kullanın.
Alıştırma
Bir kavanozda 20 madeni para vardır ve bunların yedisi gümüş rengindedir. Hangi ifade kalan on üç madeni paranın tamamını belirtir?
- the other 13 coins
- another 13 coins
- 13 other coins
Cevabı göster
the other 13 coins
So what happens when you flip all of the coins in the new pile over? Anlatım akışı
2:35Peki yeni yığındaki sikkelerin hepsini ters çevirdiğinde ne olur?
So what happens when...?: akıl yürütmeyi bir sonraki adıma taşıma
So, soruyu az önce açıklanan konuya bağlar. What happens when bir eylem veya koşul sunup bunun sonucunu sorar; böylece cümle, akıl yürütmeyi mevcut durumdan bir sonraki adıma taşır. Açıklayıcı bir videoda bu, yönlendirici veya retorik bir soru olabilir: konuşan kişi cevabı zaten biliyor olabilir ve devam etmeden önce izleyiciyi sonucu tahmin etmeye çağırır.
Alıştırma
Bir açıklamada şu sorunun temel işlevi nedir: So what happens when we press this button?
- Önceki noktayı bir sonraki adımın sonucuna bağlar.
- Bir sonucu düşünmeden açıklamayı bitirir.
- Birinin düğmeye saat kaçta bastığını sorar.
Cevabı göster
Önceki noktayı bir sonraki adımın sonucuna bağlar.
Seven gold-facing coins and 13 silver-facing coins
2:40Yedi gümüş yüzlü sikkeler altına ve 13 altın yüzlü sikkeler gümüşe döner,
It turns out this works no matter how many of the silver-facing coins you grab, Notlar
2:47Görünüşe göre bu, gümüş yüzlü sikkelerden kaç tane alırsan al işe yarıyor,
It turns out: sonradan ortaya çıkan bir sonucu belirtmek
It turns out, kontrol, gözlem veya akıl yürütme sonrasında açıklığa kavuşan bir sonucu belirtir. Genellikle “sonradan anlaşıldı ki” veya “meğer” anlamına gelir ve sonuç beklenmedik olabilir. Burada açıklamayı düzenleyerek akıl yürütmenin şu sonuca ulaştığını gösterir: yöntem, para sayısı ne olursa olsun işe yarar. it sabit giriş kalıbının bir parçasıdır; belirli bir nesneyi göstermez.
Alıştırma
Cümleyi sonradan keşfedilen bir sonucu belirten sabit ifadeyle tamamlayın: ____ the map was upside down.
Cevabı göster
It turns out
no matter how many: sonucu miktardan bağımsız kılmak
No matter how many, ana sonucu değiştirmeyen bir miktar koşulu belirtir. “Sayı az, çok veya ikisinin arasında olsa da” anlamına gelen bir ödünleme yan cümlesi kurar. no matter how many of the silver-facing coins you grab ifadesinde how many, sayılabilen bu para grubundan seçilen sayıyı belirtir. Olası bütün sayılar kapsanır ve this works sonucu değişmez.
Alıştırma
Cümleyi “sayı ne olursa olsun” anlamına gelen dört sözcüklü no matter yapısıyla tamamlayın: The result stays the same ____ times you repeat the test.
Cevabı göster
no matter how many
whether it's all of them, a few, or none at all. Dilbilgisi
2:53ister hepsini, ister birkaçını, ister hiçbirini almamış ol.
whether ... all, a few, or none at all: tüm miktar aralığını kapsamak
Whether seçenekler sunar ve hangisi geçerli olursa olsun ana önermenin değişmediğini gösterir. Burada all of them, a few ve none at all; her şeyden bir miktara ve sıfıra uzanan amaçlanan miktar aralığını kapsar. Üç seçenek de birbirine paralel isim öbekleridir. At all, none ifadesini güçlendirerek “bir tane bile yok” anlamını verir.
Alıştırma
Hangi cümle kuralın tüm aralıkta, yani tüm dosyalar, bazı dosyalar veya sıfır dosya için geçerli olduğunu söyler?
- The rule applies only when you submit all the files.
- The rule applies after you submit a few files.
- The rule applies whether you submit all the files, a few, or none at all.
Cevabı göster
The rule applies whether you submit all the files, a few, or none at all.
That's because of what's known as complementary events. Notlar
2:56Bunun nedeni tümleyen olaylar olarak bilinen şeydir.
what's known as: yerleşik bir adı veya terimi tanıtmak
What's known as, what is known as ifadesinin kısaltılmış biçimidir. “... diye adlandırılan şey ya da kavram” anlamına gelir ve yerleşik bir adı veya terimi tanıtır. Burada complementary events terimini tanıtır. What bu kalıpta soru sözcüğü değildir. what's known as complementary events ifadesinin tamamı because of'tan sonra gelen isim öbeği görevindedir ve neden olarak gösterilen kavramın adını verir.
Alıştırma
Yerleşik bir adı tanıtan üç sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: This is ____ the butterfly effect.
Cevabı göster
what's known as
complementary events: tümleyen olaylar
Tümleyen olaylar, birinin diğerinin tam olarak “gerçekleşmemesi” olduğu iki olaydır. Aynı anda gerçekleşemezler ve birlikte tüm olası sonuçları kapsarlar. Biri gerçekleşmezse diğeri mutlaka gerçekleşir. Bu cümlede ifade, yalnızca iki sonucun bulunduğu bir durumun arkasındaki olasılık kavramını adlandırır: ya bir yüz yukarıdadır ya da diğer yüz; üçüncü bir olasılık yoktur.
Alıştırma
Hangi çift tümleyen olaylardan oluşur?
- Tek bir zar atışında bir gelmesi ve iki gelmesi
- Tek bir para atışında yazı gelmesi ve yazı gelmemesi
- Bir desteden kırmızı bir kart çekilmesi ve papaz çekilmesi
Cevabı göster
Tek bir para atışında yazı gelmesi ve yazı gelmemesi
We know that each coin only has two possible options.
3:00Her sikkenin sadece iki olası seçeneği olduğunu biliyoruz.
it must be gold-side-up, and vice versa. Kalıp ifadeler
3:06altın yüzü yukarı bakmalı ve tam tersi.
If it is not A, it must be B, and vice versa: iki olasılıklı mantık
If it is not A, it must be B kalıbı, tam olarak iki olasılık bulunduğunda eleme yoluyla çıkarım yapmayı ifade eder: A değilse mutlaka B'dir. Buradaki must bir emir veya yükümlülük değil, mantıksal olarak zorunlu bir sonucu belirtir. And vice versa ters yöndeki sonucu ekler: B değilse mutlaka A'dır. Cümlenin bütünü, iki durumun aynı anda doğru olamayacağını ve tüm olasılıkları kapsadığını gösterir.
Alıştırma
Bir ışık kırmızı, yeşil veya mavi olabilir. Şu iddiayı değerlendirin: If the light isn't red, it must be green, and vice versa.
- Geçerli
- Geçerli değil
Cevabı göster
Geçerli değil
and vice versa: ilişkinin tersi de geçerlidir
and vice versa, önceki ilişkideki ilgili iki rol, yüz veya yön yer değiştirdiğinde de ilişkinin geçerli olduğunu belirtir. Burada, madeni paranın yüzleri arasındaki ilişkinin tam cümle tekrarlanmadan ters yönde uygulanmasını söyler. Yalnızca aynı şeyin de doğru olduğu anlamına gelmez. Hangi iki parçanın yer değiştirdiği açık olmalı ve ters çevrilen ifade anlamlı olmalıdır.
Alıştırma
vice versa ifadesinin açık ve geçerli bir ters ilişki anlattığı cümleyi seçin.
- The key opens the door, and vice versa.
- Sam emails Priya, and vice versa.
- Rain makes the street wet, and vice versa.
Cevabı göster
Sam emails Priya, and vice versa.
the number of gold-facing and silver-facing coins must add up to 20. Öbek fiiller
3:12altın yüzlü ve gümüş yüzlü sikkelerin toplamı 20 olmalıdır.
in any combination of 20 coins: sabit toplamlı her olası dağılım
In any combination of 20 coins, ardından gelen kuralın kapsamını belirleyen ve cümle başında kullanılan bir edat öbeğidir. Kuralın, 20 madeni paranın altın yüzü veya gümüş yüzü yukarı bakma gibi ilgili durumlar arasında mümkün olan her dağılımı için geçerli olduğunu belirtir. any olası tüm dağılımları kapsarken of 20 coins toplamı 20'de sabitler. Bu ifade, rastgele seçilmiş tek bir dizilimi veya sayısı sınırsız madeni parayı anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, toplamı onda sabit tutarken kuralın mümkün olan her dağılım için geçerli olduğunu söyler?
- In any number of red and blue blocks, the two color counts add up to ten.
- In any combination of ten red and blue blocks, the two color counts add up to ten.
- In one combination of red and blue blocks, the two color counts add up to ten.
Cevabı göster
In any combination of ten red and blue blocks, the two color counts add up to ten.
must add up to 20: toplamın zorunlu olarak 20 olması
Add up to + toplam, birkaç parçanın veya miktarın “birlikte belirli bir toplam oluşturması” anlamına gelir. Toplanan parçalar ya da miktarlar genellikle özne olarak kullanılır ve to’dan sonraki sayı nihai toplamdır. Buradaki must, sabit bir toplamdan çıkarılan zorunlu sonucu belirtir: iki grubun sayıları mutlaka 20 eder. Birinin madeni paralara emir verdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
“Toplamı ... olmak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The four payments ____ 500 dollars.
Cevabı göster
add up to
We can prove this mathematically using algebra.
3:17Bunu cebir kullanarak matematiksel olarak kanıtlayabiliriz.
The number of silver-facing coins remaining in the original pile Dilbilgisi
3:21Orijinal yığında kalan gümüş yüzlü sikkelerin sayısı,
remaining in the original pile: isimden sonra gelen değiştirici
Remaining in the original pile, coins sözcüğünden sonra gelir ve hangi madeni paraların sayıldığını belirtir: hâlâ o yığında bulunanlar. Remaining, remain fiilinin -ing biçimidir; ancak burada ifadenin tamamı kısaltılmış bir ilgi cümleciği gibi çalışır. That remain in the original pile şeklinde açılabilir. Kısaltılmış biçim özlüdür ve açıklamalarda ve hesaplamalarda yaygındır.
Alıştırma
“That remains” ifadesini tek sözcüğe indirin: The water ____ in the bottle is still cold.
Cevabı göster
remaining
will always be 20 minus however many you moved to the new pile. Dilbilgisi
3:24her zaman 20 eksi yeni yığına taşıdığın gümüş sikke sayısı olacaktır.
20 minus however many you moved: bir hesaplamada bilinmeyen sayıyı ifade etmek
20 minus however many you moved ifadesinde however many you moved, çıkarılan sayı görevindedir. “Kaç tane olursa olsun, taşıdığınız sayı” anlamına gelir; bu nedenle değer henüz bilinmeden de hesaplama ifade edilebilir. Sayılabilen coins adı bağlamdan anlaşılır ve many sözcüğünden sonra kullanılmayabilir. Bilinmeyen bir sayıyı belirtmek için minus sözcüğünden sonra however many + özne + fiil yapısı kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “üst kata taşıdığımız sayı” anlamına gelen bir however many yan cümlesiyle tamamlayın: The chairs left will be forty minus ____.
Cevabı göster
however many we move upstairs
And since your new pile also has a total of 20 coins, Kalıp ifadeler
3:29Ve yeni yığının da toplamda 20 sikkeden oluştuğu için,
a total of 20 coins: son toplamı belirtmek
A total of 20 coins, “toplam 20 madeni para” anlamına gelir. a total of + miktar + ad yapısında total bir addır ve bütün ifade son sayıyı ya da miktarı belirtir. has sözcüğünden sonra bu ifade nesne olur: has a total of 20 coins. Yalnızca 20 madeni paradan söz etmek yerine sayım sonucundaki toplamı vurgular.
Alıştırma
Cümleyi “toplam” anlamına gelen kalıpla tamamlayın: The contest received ____ 300 entries.
Cevabı göster
a total of
will be 20 minus the amount of silver-facing coins you moved.
3:3420 eksi taşıdığın gümüş yüzlü sikke miktarı olacaktır.
When all the coins in the new pile are flipped, Dilbilgisi
3:39Yeni yığındaki tüm sikkeler ters çevrildiğinde,
are flipped: işlem açıklamalarında edilgen yapı
Are flipped, geniş zamanda kullanılan edilgen yapıdır: are + geçmiş zaman ortacı flipped. Özne olan all the coins eylemden etkilenen taraftır; bu nedenle cümle, paraları kimin çevirdiğine değil, paralara ne olduğuna odaklanır. İşlem adımları anlatılırken bu yapı dikkati nesneye ve işleme yöneltir. Geniş zaman, bu adımı genel bir yöntemin veya kuralın parçası olarak sunar.
Alıştırma
İşlemi flip fiilinin geniş zamandaki edilgen biçimiyle tamamlayın: Before the symbols are counted, all the cards ____.
Cevabı göster
are flipped
these gold-facing coins become silver-facing coins.
3:42bu altın yüzlü sikkeler gümüş yüzlü sikkelere dönüşür.
So now, the number of silver-facing coins in both piles is the same. Dilbilgisi
3:46Artık her iki yığındaki gümüş yüzlü sikkelerin sayısı aynı.
the number of ... is the same: eşit sayıları karşılaştırma
Bu cümlede the number of silver-facing coins, her bir yığındaki bu tür madeni paraların sayısını belirtir. Is the same, iki sayının eşit olduğunu söyler; madeni paraların kendilerinin özdeş olduğunu söylemez. Öznenin temel sözcüğü tekil olan number sözcüğüdür. Bu nedenle coins ve piles çoğul olsa bile fiil is olur. In both piles, sayıları karşılaştırılan iki grubu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi be fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The number of tickets in both boxes ____ the same.
Cevabı göster
is
swings open: bir yay çizerek açılmak
Burada swings open, kapının menteşeleri üzerinde bir yay çizerek hareket edip açılması anlamına gelir. Swings hareket biçimini, open ise hareketin sonunda oluşan açık durumu belirtir. Yalnızca opens demeye kıyasla swings open, kapının hareketini gözümüzde daha belirgin canlandırır. Geçmiş zamanda swung open kullanılabilir.
Alıştırma
Hem dönme hareketini hem de sonucu gösteren iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The old wooden door ____ in the wind.
Cevabı göster
swung open
and you hurry away with your treasure before the wizard changes his mind. Notlar
3:53ve sen büyücü fikrini değiştirmeden hazinenle birlikte aceleyle oradan uzaklaşırsın.
hurry away: aceleyle uzaklaşmak
Burada hurry away, bulunulan yerden hızla ayrılmak anlamına gelir. Hurry hız ve aciliyet katar; away ise başlangıç noktasından uzaklaşan bir hareketi gösterir. Away yalnızca vurgu yapmaz, yön anlamının bir parçasıdır. Hurry tek başına bir şeyi hızlı yapmak anlamına gelebilir, ancak hurry away birinin oradan ayrıldığını açıkça belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın bulunduğu yerden hızla ayrıldığını açıkça belirtir?
- Maya hurried toward the alarm when it rang.
- Maya hurried away when the alarm rang.
- Maya hurried up when the alarm rang.
Cevabı göster
Maya hurried away when the alarm rang.
changes his mind: kararını değiştirmek
Change one's mind ifadesi, önceki bir fikir veya karardan vazgeçip başka birini seçmek anlamına gelir. Burada changes his mind, büyücünün farklı bir karar verebileceğini anlatır. İyelik sözcüğü, kararını değiştiren kişiye uymalıdır: I change my mind, she changes her mind ve they change their minds. Özne olan the wizard üçüncü tekil kişi olduğu için change fiili changes olur.
Alıştırma
Cümleyi change one's mind ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After hearing the new plan, Lena said she ____ and would join the team.
Cevabı göster
changed her mind
you flip one of your hard-earned coins to determine the way to your next adventure. Kelime
3:58bir sonraki macerana giden yolu belirlemek için zorlukla kazandığın sikkelerinden birini havaya atarsın.
hard-earned coins: emekle kazanılmış madeni paralar
Hard-earned, bir şeyin ancak çok çalışma, zaman veya zorluktan sonra elde edildiğini belirtir. Hard-earned coins ifadesinde, madeni paraları elde etmek gerçek bir çaba gerektirdiği için onların değerli olduğu hissini verir. Hard-earned, bir isimden önce bileşik sıfat olarak kullanılır ve hard-earned coins ile hard-earned money örneklerindeki gibi normalde kısa çizgiyle yazılır.
Alıştırma
Hangi cümlede hard-earned, büyük çabayla elde edilmiş anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- She found a coin on the sidewalk and called it hard-earned.
- The store gave everyone a free gift, so it was hard-earned.
- She used her hard-earned savings to pay for the course.
Cevabı göster
She used her hard-earned savings to pay for the course.
Video sonunda geçiş ifadesi olarak But before you go
But before you go, ana içeriğin sona ermekte olduğunu bildirir ve ardından kısa bir son bölüm açar. But, görünürdeki bitişten bir dönüşü gösterirken before you go izleyiciden bir nokta daha için kalmasını ister. Bir videoda go genellikle fiziksel olarak yürüyüp gitmek anlamına gelmez; videodan ayrılmak veya etkileşimi bitirmek anlamına gelir. Bu ifade çoğu zaman bir hatırlatma, öneri, eylem çağrısı ya da sponsor mesajını tanıtır.
Alıştırma
Bir videonun sonunda But before you go en çok neyin işaretidir?
- Konuşmacı izleyicilerin hemen ayrılmasını istiyor.
- Ana konu sona eriyor, ancak son bir unsur daha gelecek.
- Video açılış selamına geri dönüyor.
Cevabı göster
Ana konu sona eriyor, ancak son bir unsur daha gelecek.
One that comes from this video sponsor's excellent website. Kültür
4:07Bu videonun sponsorunun mükemmel web sitesinden gelen bir bulmaca.
that comes from this video sponsor's ...: kaynak ve sponsorluk işareti
that comes from this video sponsor's excellent website ifadesinde that comes from ... bölümü One sözcüğünü niteler ve söz konusu unsurun kaynağını belirtir. this video sponsor's iyelik yapısıdır: sponsor's, website sözcüğünü niteler; dolayısıyla kaynak, videoya sponsor olan şirkete ait internet sitesidir. Çevrim içi medyada this video sponsor ifadesinin kullanılması ticari bir ortaklığa işaret eder ve çoğu zaman sponsorla ilgili içeriğe geçildiğini gösterir. Bu, internet sitesinin kendisinin her videoya sponsor olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Çevrim içi bir videoda bu cümle büyük olasılıkla hangi ilişkiyi anlatır?
- Söz konusu unsur, videoya sponsor olan şirketin internet sitesinden alınmıştır.
- Sponsor, internet sitesini bu video sayesinde keşfetmiştir.
- İçerik üreticisi hem sponsora hem de sponsorun internet sitesine sahiptir.
Cevabı göster
Söz konusu unsur, videoya sponsor olan şirketin internet sitesinden alınmıştır.
You can flip over adjacent pairs of coins as many times as you like. Notlar
4:13Yan yana olan sikke çiftlerini istediğin kadar ters çevirebilirsin.
flip over adjacent pairs of coins: yan yana duran madeni para çiftlerini çevirmek
Bu kuralda flip over, her madeni parayı diğer yüzü yukarı gelecek şekilde çevirmek demektir. adjacent pairs of coins ise işlem yapılabilecek nesneleri sınırlar: her hamlede yan yana duran iki madeni para çevrilir. Bu ifade, eylemi ve izin verilen hedefi tek bir yönergede birleştirir. Aralarında başka bir madeni para bulunan iki parayı seçmeye izin vermez.
Alıştırma
Hangi hamle "flip over adjacent pairs of coins" yönergesine uyar?
- Bir madeni parayı çevirmeden başka bir konuma kaydırın.
- Aralarında başka bir madeni para bulunan iki parayı çevirin.
- Yan yana duran iki madeni parayı diğer yüzleri yukarı gelecek şekilde çevirin.
Cevabı göster
Yan yana duran iki madeni parayı diğer yüzleri yukarı gelecek şekilde çevirin.
as many times as you like: sınırsız tekrar
As many times as you like, “seçtiğiniz herhangi bir sayıda tekrar” anlamına gelir; yani eylemin kaç kez tekrarlanabileceğine ilişkin belirlenmiş bir sınır yoktur. Yapı as many + çoğul sayılabilen isim + as you like şeklindedir. Times ayrı tekrarları belirtir; buradaki like, “hoşlanmak” değil “istemek” veya “seçmek” anlamındadır.
Alıştırma
Yeniden oynatma sayısının sınırsız olduğunu göstermek için cümleyi bu dersteki ifadeyle tamamlayın: You may replay the lesson ____.
Cevabı göster
as many times as you like
A flip always changes gold to silver and silver to gold. Kalıp ifadeler
4:18Çevirme işlemi her zaman altını gümüşe, gümüşü de altına dönüştürür.
changes gold to silver and silver to gold: iki yönlü change X to Y kalıbı
Change X to Y, “X'i Y'ye dönüştürmek” anlamına gelir. Burada changes gold to silver and silver to gold, aynı değişim kalıbını iki zıt yönde gösterir. İkinci changes, anlam açık olduğu için söylenmez: changes gold to silver and [changes] silver to gold. Bu paralel yapı, iki başlangıç durumundan hangisi geçerliyse diğerine dönüşüldüğünü anlatır; iki değişimin arka arkaya gerçekleştiğini anlatmaz.
Alıştırma
Fiili tekrarlamadan kullanılan kısa paralel kalıp change X to Y and Y to X ile şu yönlere göre cümleyi tamamlayın: green → yellow; yellow → green. The filter ____.
Cevabı göster
changes green to yellow and yellow to green
Can you figure out how to tell at a glance Notlar
4:23Hangi dizilişlerin tamamının altın yapılabileceğini
figure out: düşünerek veya deneyerek cevaba ulaşmak
Figure out, düşünerek, gözlemleyerek veya deneyerek bir cevaba ulaşmak ya da bir şeyi anlamak demektir. Cevabın hemen açık olmadığını düşündürür. Burada ardından how to tell gelir ve çözülmesi gereken soruyu, yani bir bakışta nasıl ayırt edileceğini belirtir. Figure out, birinin neyi anlamaya çalıştığını göstermek için what, why veya how ile başlayan bir yapının önünde de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede figure out, düşünme veya çaba yoluyla bir cevaba ulaşmak anlamında kullanılmıştır?
- We found out from the notice that the pool closes at six.
- We figured out why the door would not open.
- We looked up the train schedule online.
Cevabı göster
We figured out why the door would not open.
tell at a glance: bir bakışta ayırt etmek
Bu cümlede tell, “birine bir şey söylemek” değil, “ayırt etmek” veya “fark etmek” anlamındadır. At a glance, dikkatle incelemeden hızlıca bir kez bakmak demektir. Bu nedenle tell at a glance, görünür bilgilerden bir cevabı veya farkı neredeyse hemen anlayabilmek anlamına gelir. Ardından sıklıkla which, whether veya what ile başlayan bir yan cümle gelir: tell at a glance which arrangement works.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “tek bir hızlı bakışla anlamak” demek olan dört kelimelik ifadeyle tamamla: The color labels let you ____ which folder is yours.
Cevabı göster
tell at a glance
which arrangements can be made all gold? Dilbilgisi
4:26bir bakışta nasıl anlayacağını bulabilir misin?
can be made all gold: edilgen make + sonuç durumu
Can be made all gold, make + nesne + sonuç yapısının edilgen biçimini kullanır: someone can make an arrangement all gold → an arrangement can be made all gold. Can değişimin mümkün olduğunu belirtir, be made arrangement’ın değişime uğradığını gösterir, all gold ise son durumunu adlandırır. Burada all, ilgili her bölümün altın renginde olduğu anlamına gelir. İfade bir değişimin sonucunu anlatır; düzenlemenin malzeme olarak altından yapıldığını söylemez.
Alıştırma
İnsanların bir odayı hazır duruma getirebileceğini söylemek için can be made + sonuç yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The room can be made of ready in ten minutes.
- The room can make ready in ten minutes.
- The room can be made ready in ten minutes.
Cevabı göster
The room can be made ready in ten minutes.
You can try an interactive version of this puzzle and confirm your solution
4:29Bu bulmacanın interaktif versiyonunu deneyebilir ve çözümünü doğrulayabilirsin,
We love brilliant.org because the site gives you tools to approach problem-solving Kalıp ifadeler
4:36brilliant.org'u seviyoruz çünkü site, sorun çözmeye yaklaşmak için
to approach problem-solving: fiil olarak approach
Burada approach, “ele almak” veya “üzerinde çalışmaya başlamak” anlamına gelen bir fiildir. Problem-solving, ele alınan etkinliktir; birinin yaklaştığı bir yer değildir. to approach mastar yapısı, sitenin araçlarının ne yapmanıza yardımcı olduğunu belirtir. Bu kullanımda approach nesnesini doğrudan alır: approach problem-solving denir, approach to problem-solving denmez.
Alıştırma
Hangi cümlede approach, bir zorluğu ele almak anlamında fiil olarak doğru kullanılmıştır?
- We need to approach this challenge carefully.
- We need an approach this challenge carefully.
- We need to approach to this challenge carefully.
Cevabı göster
We need to approach this challenge carefully.
by breaking puzzles into smaller pieces or limited cases Notlar
4:42bulmacaları daha küçük parçalara veya sınırlı durumlara ayırmak
by breaking...: yöntemi göstermek için by + fiil-ing kullanımı
by + fiil-ing yapısı, bir eylemin ya da sonucun hangi yöntemle gerçekleştirildiğini anlatır. Burada by breaking..., zor bir bulmacayı daha küçük parçalara ayırma yöntemini tanıtır. Bu yapıda by bir edattır, bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: by breaking denir; by break veya by to break denmez.
Alıştırma
Cümleyi by + compare fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Lina chose the cheaper plan ____ the monthly costs.
Cevabı göster
by comparing
break puzzles into smaller pieces: problemi daha küçük parçalara ayırmak
break A into smaller pieces kalıbı, karmaşık bir bütünü daha küçük ve ele alınması daha kolay parçalara ayırmak demektir. Bu cümlede puzzles fiziksel olarak kırılmıyor; ifade, zor bir problemi daha küçük problemlere veya sınırlı durumlara ayırmayı anlatır. Yeniden kullanılabilir yapı break + nesne + into + ortaya çıkan parçalar şeklindedir. Örneğin break a project into tasks veya break a lesson into steps denebilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için break, it, into, smaller ve tasks sözcüklerini doğru sıraya koy: To make the project manageable, let's ____.
Cevabı göster
break it into smaller tasks
work your way up from there: o noktadan başlayarak adım adım ilerlemek
Work your way up, daha kolay, daha alt ya da daha küçük bir başlangıç noktasından daha zor veya ileri bir düzeye doğru aşamalı ilerlemek demektir. From there, mutlaka fiziksel bir yeri değil, az önce oluşturulan başlangıç noktasını belirtir. Baştaki and sözcüğü bu adımı önceki yönteme bağlar: önce daha küçük durumları ele al, sonra tam probleme doğru ilerle. Başka durumlara aktarılabilecek fikir, yönetilebilir bir düzeyden başlayıp adım adım ilerlemektir.
Alıştırma
Mia iki dakikalık alıştırmalarla başlıyor ve süreyi yavaş yavaş artırıyor. Hangi cümle onun planını en iyi anlatır?
- She works her way through a list of practice sessions.
- She works her way up from two-minute sessions to longer ones.
- She works her way out of the practice group.
Cevabı göster
She works her way up from two-minute sessions to longer ones.
This way, you're building up a framework for problem-solving Kalıp ifadeler
4:49Bu yolla, sadece formülleri ezberlemek yerine
building up a framework: adım adım bir çerçeve oluşturmak
Bu cümlede building up a framework, sorunlara yaklaşmak için düzenli bir yapıyı adım adım geliştirmek anlamına gelir. Bir framework tek bir cevap değildir; birçok çözüme yol gösterebilen fikirler veya adımlar bütünüdür. up parçacığı, birikim yoluyla büyüme anlamı katar. Tek tek sorunlardan öğrenilen yöntemler zamanla daha eksiksiz bir problem çözme sistemine dönüşür.
Alıştırma
Kademeli gelişimi vurgulamak için build up a framework ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- Over several months, the team removed its review process.
- Over several months, the team built up a framework for reviewing safety reports.
- Over several months, the team memorized one safety report word for word.
Cevabı göster
Over several months, the team built up a framework for reviewing safety reports.
instead of just memorizing formulas. Dilbilgisi
4:52sorun çözmek için bir temel inşa etmiş olursun.
instead of just memorizing formulas: başka bir yöntemi seçmek
Instead of, yerine başka bir eylemin tercih edildiği veya reddedilen eylemi tanıtır. of bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: instead of memorizing doğrudur, instead of memorize değildir. Burada just yalnızca anlamına gelir. Cümle sadece ezbere güvenmeyi eleştirir; formül ezberlemenin hiç değeri olmadığını söylemek zorunda değildir. Bağlamda, problem çözme çerçevesi oluşturmak daha iyi yaklaşım olarak sunulur.
Alıştırma
Cümleyi instead of just ve memorize fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Try to understand the process ____ the steps.
Cevabı göster
instead of just memorizing
sign up for: bir hizmete veya etkinliğe kaydolmak
Sign up for, bir hizmeti kullanmak veya bir etkinliğe katılmak için kaydolmak demektir. Bu cümlede Brilliant, kaydolunan hizmettir. sign up for + isim yapısını kullanın: sign up for a course, sign up for an event veya sign up for a membership. Neye kaydolunduğu zaten belliyse sign up tek başına da kullanılabilir.
Alıştırma
“Kaydolmak” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: I want to ____ the art class.
Cevabı göster
sign up for
for free: ödeme gerekmediğini belirtmek
For free, “para ödemeden” veya “ücretsiz olarak” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Genellikle açıkladığı eylemden veya şeyden sonra gelir: download it for free. Bu cümlede for free, sign up ifadesini niteler ve ücret koşulunu belirtir. Önceki for, sign up for Brilliant yapısına aittir; bu yüzden iki for farklı görevler üstlenir.
Alıştırma
“Ücretsiz olarak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: You can download the guide ____.
Cevabı göster
for free
will get you access to countless more interactive puzzles. Kalıp ifadeler
5:01sayısız daha fazla interaktif bulmacaya erişmeni sağlayacak.
get you access to: bir kaynağı kullanabilmeyi sağlamak
Burada get you access to, ardından gelen kaynağa “girebilmeni ya da onu kullanabilmeni sağlamak” demektir. You erişim kazanan kişidir; countless more interactive puzzles ise kullanılabilen kaynaktır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp get + kişi + access to + kaynak biçimindedir. Access bu kalıpta sayılamayan bir isimdir, bu yüzden önüne a veya an gelmez; kaynak to’dan sonra gelir.
Alıştırma
Cümleyi get you access to ile tamamlayın: A library card will ____ thousands of ebooks.
Cevabı göster
get you access to
Try it out today by visiting brilliant.org/teded Öbek fiiller
5:05brilliant.org/teded adresini ziyaret ederek bugün dene
Try it out: bir şeyi kullanarak denemek
Try it out, bir şeyi kullanıp test ederek nasıl olduğunu veya ne kadar iyi çalıştığını görmek demektir. Out, yalnızca bir şeyi yapmaya çalışmaktan farklı olarak gerçekten deneyip değerlendirme anlamı katar. Try out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne it ya da them gibi bir zamirse zamir try ile out arasına gelir: try it out denir, try out it denmez. İsim nesnelerde hem try the app out hem de try out the app mümkündür.
Alıştırma
Cümleyi try ... out ile tamamlayın ve zamiri doğru yere koyun: I downloaded the app, so I'll ____ tonight.
Cevabı göster
try it out
and use that link so they know we sent you. Dilbilgisi
5:09ve bizim seni gönderdiğimizi bilmeleri için o bağlantıyı kullan.
so they know we sent you: amaç bildiren so kullanımı
Burada so, bağlantıyı kullanma amacını belirtir: dinleyici bağlantıyı kullanırsa şirket yönlendirmenin kimden geldiğini anlayabilir. Bu kullanımda so, that sözcüğünün atıldığı so that ile aynı işlevdedir. we sent you içindeki sent, sizi fiziksel olarak taşıdığımızı değil, onlara tavsiye ettiğimizi veya yönlendirdiğimizi anlatır. Yeniden kullanılabilir kalıp eylem + so + özne + fiil şeklindedir: önce eylem, ardından bu eylemle elde edilmek istenen sonuç söylenir.
Alıştırma
Hangi cümlede so bir eylemin amacını belirtmek için kullanılmıştır?
- Use the code because the store knows who referred you.
- Use the code so the store knows who referred you.
- Use the code although the store knows who referred you.
Cevabı göster
Use the code so the store knows who referred you.
The first 833 of you to visit that link: koşulu en erken karşılayan grubu seçmek
The first 833 of you, hitap edilen dinleyici grubundaki sıralamaya göre ilk 833 kişi anlamına gelir. the first + sayı + of + grup kalıbı, bir gruptan sıraya göre sınırlı sayıda kişiyi seçer. To visit that link bu kişileri niteler ve kimin koşulu karşıladığını belirleyen eylemi gösterir. Yapı the first 833 of you who visit that link biçiminde açılabilir; buradaki mastar amaç bildirmez. İfadenin tamamı the first + sayı + of you + to do kalıbını izler.
Alıştırma
Hangi cümle, dinleyiciler arasında kaydı ilk tamamlayan 50 kişinin bir onay e-postası alacağı anlamına gelir?
- The first of you to complete 50 registrations will receive a confirmation email.
- Fifty of you who complete registration will receive a confirmation email first.
- The first 50 of you to complete registration will receive a confirmation email.
Cevabı göster
The first 50 of you to complete registration will receive a confirmation email.
will receive 20% off the annual premium subscription fee. Notlar
5:15yıllık premium abonelik ücretinde %20 indirim kazanacak.
20% off: fiyattan yüzde 20 çıkarma
20% off, ilk fiyatın %20’sinin çıkarılması demektir. Müşteri ilk fiyatın %80’ini öder; yalnızca %20’sini ödeyeceği anlamına gelmez. Yaygın kalıp get/receive + 20% off + ürün, fiyat veya ücret şeklindedir. Buradaki 20% off the annual premium subscription fee, bu ücretin %20 azaltıldığını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, müşterilerin indirim sırasında normal fiyatın %80’ini ödediğini belirtir?
- During the sale, customers receive 20% off the regular price.
- During the sale, customers pay 20% of the regular price.
- During the sale, customers pay 20% above the regular price.
Cevabı göster
During the sale, customers receive 20% off the regular price.
annual premium subscription fee: ana isim fee’yi bulma
Bu isim dizisinde sondaki fee sözcüğü ana isimdir; ifade bir ücreti adlandırır. Grupları sağdan sola okuyun: subscription fee bir abonelik ücretidir, premium daha üst düzey aboneliği belirtir ve annual faturalandırma döneminin bir yıl olduğunu gösterir. Bu nedenle ifadenin bütünü, premium aboneliğin yıllık ücreti anlamına gelir. Sağdan sola okuma yöntemi, İngilizcedeki diğer sıkıştırılmış isim dizilerini çözmeye de yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümle annual premium subscription fee ifadesini en iyi biçimde açıklar?
- It is a free yearly subscription for premium users.
- It is the yearly fee for a premium subscription.
- It is the fee for one month of a premium subscription.
Cevabı göster
It is the yearly fee for a premium subscription.