Miyav! | Mağazacılık | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
294 kelime 165 kel/dk

Video özeti: Bluey ve arkadaşları yavru kedilere yönelik hayalî bir dükkân oyunu başlatmaya çalışır; ancak satılacak ürünleri seçmek, para icat etmek ve doğum günü pastasıyla ilgili senaryoyu kararlaştırmak için sürekli dururlar. Sonunda yavru kedi müşterilerin konuşmak yerine miyavlaması gerektiğine karar verirler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the round ones / the bumpy ones — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: ones sözcüğünün daha önce söylenen çoğul bir adın yerini nasıl aldığını, sıfatların ise farklı grupları nasıl belirlediğini öğrenin. Böylece yuvarlak ve pürüzlü nesneler gibi aynı türden şeyleri, adlarını tekrar tekrar söylemeden doğal biçimde karşılaştırabilir ve her gruba ayrı bir rol verebilirsiniz. 2. I want it to be that — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bu ifadeyi, bir çocuğun hayalî oyunda istediği olay örgüsünü veya kuralları görüşme yolu olarak tanıyın. Konuşanın bir nesnenin gerçekten dönüşmesini istemediğini; ortaklaşa kurulan hayalî durumda bundan sonra ne olacağını yeniden belirlemeye çalıştığını anlayabilirsiniz. 3. go like this — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Bu gündelik kalıbı bir hareketi, yüz ifadesini veya sesi göstermeden önce kullanın. Sahnede yavru kedi müşterinin çıkarması beklenen miyavlama sesini tanıtır; başka bağlamlarda da bir insanın, hayvanın ya da nesnenin nasıl davrandığını veya nasıl ses çıkardığını uygulamalı olarak göstermeye yarar.

Bu derste

Bluey!

0:02

Bluey!

Okay,

0:03

Tamam,

let's start. Kalıp ifadeler

0:04

hadi başlayalım.

Kalıp ifadeler

Let's start: herkesi başlamaya davet etmek

“Let's start.” ortak bir öneridir: konuşan kişi, dinleyiciyi ya da grubu o anda etkinliğe başlamaya davet eder. Konuşan kişiyi de kapsadığı için anlamı “birlikte başlayalım”dır; başka birine başlamasını emretmez. Aktarılabilir kalıp let's + fiilin yalın hâlidir. let's, let us ifadesinden gelse de günlük İngilizcede birlikte bir şey yapmayı önermenin doğal bir yolu olarak kullanılır.

Alıştırma

Grubunuzu başlamaya davet edin. Cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: ____.

Cevabı göster

Let's start

Ding.

0:05

Ding.

Hello.

0:06

Merhaba.

I'd like to buy a Kalıp ifadeler

0:06

Ben bir tane

Kalıp ifadeler

I'd like to buy: satın alma isteğini kibarca belirtmek

“I'd like to buy...” bir şey satın almak istediğinizi kibarca söylemenin bir yoludur. Burada I'd, I would ifadesinin kısaltmasıdır ve would like to o andaki bir isteği ya da talebi ifade eder; genel olarak yapmaktan hoşlandığınız bir şeyi anlatmaz. Kalıp I'd like to buy + ürün veya miktar şeklindedir. Örnekteki sözler yalnızca bir başlangıçtır: buy kelimesinden sonra genellikle ne almak istediğinizi söylersiniz; örneğin I'd like to buy two tickets.

Alıştırma

Bir mağazadasınız. Cümleyi dersteki kibar başlangıç ifadesinin aynısıyla tamamlayın: ____ this red hat.

Cevabı göster

I'd like to buy

Wait.

0:07

Bekle.

What?

0:08

Ne oldu?

What kind of store is this? Dilbilgisi

0:09

Burası ne dükkanı?

Dilbilgisi

What kind of store: kategoriyi sormak

What kind of + isim, bir şeyin türünü veya kategorisini sormak için kullanılır. Bu cümlede konuşan kişi mağazanın adını değil, hangi kategoriye ait olduğunu öğrenmek istiyor. Burada kind, “tür” veya “kategori” anlamında bir isimdir. “Nazik” ya da “iyi kalpli” anlamındaki kind sıfatı değildir.

Alıştırma

Bilinen film adları arasından seçim yaptırmak yerine birinin hangi tür filmi izlemek istediğini açık uçlu biçimde sormak istiyorsunuz. Hangi cümle uygundur?

  1. Which movie do you want to watch?
  2. What kind of movie do you want to watch?
  3. Do you want to watch a movie?
Cevabı göster

What kind of movie do you want to watch?

How about a kitten store? Ton ve niyet

0:11

Yavru kedi dükkanı olmaya ne dersin?

Ton ve niyet

How about: öneride bulunmak

Burada How about bir öneri başlatır: konuşan kişi a kitten store fikrini karşı tarafın değerlendirmesi için ortaya atar. Mağazanın nasıl olduğunu betimlemesini istemez. Bir seçenek önermek için How about + isim öbeği kullanın. Bir eylem önermek için How about + fiil-ing yapısını kullanın.

Alıştırma

Öneriyi How about ile tamamlayın: ____ the new cafe?

Cevabı göster

How about

What's a kitten store?

0:13

Yavru kedi dükkanı ne demek?

A store that sells kittens. Dilbilgisi

0:14

Yavru kedi satan bir dükkan.

Dilbilgisi

store that sells: isimden sonra gelen ilgi cümleciği

That sells kittens, store sözcüğünün hemen ardından gelir ve ne tür bir dükkân olduğunu belirtir. Bu bir ilgi cümleciğidir: that, store sözcüğüne gönderme yapar ve cümlecikte sells fiilinin öznesidir. Yeniden kullanılabilen kalıp tekil isim + that + üçüncü tekil şahıs fiilidir. Bir yerin veya nesnenin ne yaptığını anlatmak için kullanılır. Store tekil olduğu için sell fiili -s alarak sells olur.

Alıştırma

Cümleyi that ve sell fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: We found a shop ____ handmade soap.

Cevabı göster

that sells

But I've already got a kitten. Dilbilgisi

0:16

Ama benim zaten bir yavru kedim var.

Dilbilgisi

I've already got: bir şeye zaten sahip olduğunu söylemek

I've, I have ifadesinin kısaltılmış biçimidir. I've already got a kitten cümlesinde have got, “sahip olmak” anlamına gelir; dolayısıyla got burada “vardı” veya “ulaştı” anlamında değildir. Already, bu sahipliğin mevcut öneri ya da beklentiden önce başladığını ve şimdi de geçerli olduğunu gösterir. Burada ayrıca neden başka bir yavru kediye ihtiyaç olmadığını açıklar.

Alıştırma

Bir arkadaşınız size şemsiye almayı teklif ediyor, ancak zaten bir şemsiyeniz var. Hangi yanıt have got kullanarak şimdiki sahipliği ifade eder?

  1. No, thanks. I'll buy an umbrella tomorrow.
  2. No, thanks. I had an umbrella last year.
  3. No, thanks. I've already got an umbrella.
Cevabı göster

No, thanks. I've already got an umbrella.

Oh yeah.

0:18

Ha doğru.

How about a store

0:18

Peki yavru kediler için

that sells things for kittens?

0:19

eşya satan bir dükkan olmaya ne dersin?

Yay!

0:22

Yaşasın!

Okay.

0:23

Tamam.

Ding.

0:24

Ding.

Wait.

0:25

Bekle.

Assistant,

0:25

Asistan,

help me find things so we can sell for kittens. Notlar

0:26

yavru kediler karşılığında satabileceğimiz şeyler bulmama yardım et.

Ton ve niyet

help me find: bir şeyi bulmak için yardım istemek

“Help me find ...”, dinleyenden bir şeyi bulmaya yardım etmesini doğrudan ister. Emir kipindeki bir fiille başladığı için ortak bir etkinlikte hem rica hem de görev verme işlevi görebilir. Buradaki yapı help + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir: help me find. find, me'den sonra yalın hâlde gelir. Help me to find da dil bilgisi açısından doğrudur, ancak günlük konuşmada to kullanılmayan biçim çok yaygındır.

Alıştırma

Hedef help me find kalıbıyla ricayı tamamlayın: I can't see my keys. Could you ____ them?

Cevabı göster

help me find

Dilbilgisi

so we can: bir eylemin amacını belirtmek

“So we can + fiilin yalın hâli”, kendisinden önceki eylemin amacını belirtir: bir şeyler bulmak, daha sonra satış yapmayı mümkün kılmak içindir. Buradaki so, yalnızca “bu yüzden” değil, “so that” veya “in order that” anlamındadır. Şimdiki bir eylemi, bu eylemin mümkün kılmayı amaçladığı durumla bağlamak için eylem + so + özne + can + fiilin yalın hâli yapısını kullanın.

Alıştırma

Hangi cümlede so we can, ilk eylemin amacını belirtir?

  1. The hotel was nearby, so we walked there.
  2. Let's take a map so we can find the hotel.
  3. We can find the hotel, but the map is old.
Cevabı göster

Let's take a map so we can find the hotel.

Wait,

0:28

Bekle,

what?

0:29

ne?

We won't be long. Kalıp ifadeler

0:30

Uzun sürmez.

Kalıp ifadeler

won't be long: bekleyişin kısa süreceğini söylemek

Won't be long, bir yokluğun, etkinliğin ya da bekleyişin yalnızca kısa süreceği anlamına gelir. Bu cümlede We won't be long, konuşanların işini yakında bitireceğini ya da döneceğini söyleyerek dinleyeni rahatlatır. Burada long fiziksel uzunluğu değil, süreyi anlatır. Özne değişebilir: I won't be long bir kişinin kısa süreli yokluğunu, The meeting won't be long ise kısa sürecek bir toplantıyı anlatır.

Alıştırma

Bir anlığına ayrılıyor ve bekleyen arkadaşınızı rahatlatmak istiyorsunuz. En doğal cümle hangisidir?

  1. I wasn't long.
  2. I won't be long.
  3. I won't be far.
Cevabı göster

I won't be long.

What do kittens like? Dilbilgisi

0:31

Yavru kediler ne sever?

Dilbilgisi

What do kittens like?: tercihleri sormak

What do kittens like? yavru kedilerin hangi şeyleri ya da etkinlikleri sevdiğini sorar. Burada like, “sevmek” anlamındaki ana fiildir; “benzemek” anlamına gelmez. Çoğul özneli geniş zaman sorusunda What do + özne + like? yapısı kullanılır. Soru yapısını yardımcı fiil do kurduğu için like yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Bir evcil hayvan mağazası çalışanı birkaç tavşanın tercihlerini soruyor. Soruyu tamamlayın: What ____ these rabbits like?

Cevabı göster

do

Um,

0:33

Hımm,

they like lilly pillies. Kültür

0:33

lilly pilly severler.

Kültür

lilly pillies: Avustralya'ya özgü bir bitki ve meyvesi

Lilly pillies, lilly pilly ifadesinin çoğuludur. Lilly pilly, Avustralya'da çeşitli çalılar veya ağaçlar ile bunların genellikle küçük ve meyvemsi tanelerini adlandırmak için kullanılan yaygın bir addır. Bu cümlede, çocukların yavru kediler için yiyecek olarak hayal ettiği küçük meyveleri anlatır. Bu ad, sahneyi anlamak için gereken bölgesel Avustralya bilgisini verir. Lily adlı çiçek değildir ve şekerleme ya da evcil hayvan maması için kullanılan genel bir sözcük de değildir.

Alıştırma

Açıklamaya göre lilly pillies burada ne anlama geliyor?

  1. Lilies sözcüğünün başka bir yazımı
  2. Küçük meyvelerini de anlatabilen Avustralyalı bir bitki adı
  3. İngilizcede kedi maması için kullanılan genel bir sözcük
Cevabı göster

Küçük meyvelerini de anlatabilen Avustralyalı bir bitki adı

Oh yeah.

0:34

Ha evet.

These can be the kitten treats. Kalıp ifadeler

0:35

Bunlar kedi ödül mamaları olabilir.

Kalıp ifadeler

kitten treats: başka bir ismi niteleyen isim

Kitten treats ifadesinde treats ana isimdir ve küçük, özel atıştırmalıkları ya da yiyecek olarak verilen ödülleri anlatır. Kitten ismi ondan önce gelir ve bu yiyeceklerin kimin için olduğunu belirtir. İngilizcede amaç, kullanıcı veya tür belirtmek için dog food ve baby clothes örneklerinde olduğu gibi bir isim sık sık başka bir ismin önüne getirilir. İlk isim genellikle tekil kalır; bu nedenle burada doğal yapı kitten treats olur. Bu cümlede treats bir isimdir; birine belli bir şekilde davranmak veya tıbbi bakım sağlamak anlamındaki fiil değildir.

Alıştırma

Hangi isim öbeği doğal biçimde “köpekler için atıştırmalıklar” anlamına gelir?

  1. treat dogs
  2. dog treats
  3. dogs treat
Cevabı göster

dog treats

They're a bit too round. Dilbilgisi

0:37

Bunlar biraz fazla yuvarlak.

Dilbilgisi

a bit too + sıfat: uygun ölçüyü biraz aşmak

a bit too round ifadesinde too, yuvarlaklık derecesinin bu durumda uygun olan sınırı aştığını gösterir. Konuşan kişi yalnızca nesnelerin çok yuvarlak olduğunu söylemez; bu yuvarlaklığın onları amaçlanan kullanım için daha az uygun yaptığını belirtir. a bit too + sıfat kalıbı değerlendirmeyi yumuşatır. a bit, aşırılığın küçük ve eleştirinin daha az doğrudan duyulmasını sağlar; ancak too yine de istenen ya da uygun olan miktardan fazla anlamını korur.

Alıştırma

Kolların uygun uzunluğu biraz aştığını belirtmek için cümleyi a bit too + sıfat ile tamamlayın: The jacket fits, but the sleeves are ____.

Cevabı göster

a bit too long

They're not all round. Dilbilgisi

0:39

Hepsi yuvarlak değil.

Dilbilgisi

not all: kısmi olumsuzluk

Not all kısmi olumsuzluk oluşturur. They're not all round cümlesinde not, all ifadesini sınırlar; dolayısıyla cümle en azından bazılarının yuvarlak olmadığını söyler. Diğerleri yine de yuvarlak olabilir. Cümle kaç tanesinin yuvarlak olduğunu belirtmez; yalnızca hepsinin yuvarlak olduğu düşüncesini reddeder.

Alıştırma

Bu cümlenin anlamına en uygun seçeneği seçin: They're not all round.

  1. En azından bazıları yuvarlak değildir.
  2. Hepsi yuvarlaktır.
  3. Hiçbiri yuvarlak değildir.
Cevabı göster

En azından bazıları yuvarlak değildir.

Some are a bit bumpy.

0:40

Bazıları biraz pütürlü.

Oh yeah.

0:41

Ha evet.

Hurry up. Öbek fiiller

0:42

Acele et.

Öbek fiiller

Hurry up: daha hızlı hareket etmeyi isteyen doğrudan bir emir

Hurry up, “daha hızlı hareket et veya davran” anlamına gelen yaygın bir öbek fiildir. Bu emir cümlesinde konuşan kişi, karşısındakine doğrudan hızlanmasını söyler. Buradaki up yön bildirmez; öbek fiilin bir parçasıdır. İfade, altyazıdaki gibi tek başına kullanılabilir veya ardından bir neden gelebilir: Hurry up, or we'll miss the bus.

Alıştırma

Arkadaşın çok yavaş hareket ediyor ve otobüs kalkmak üzere. İki sözcüklü öbek fiille emri tamamla: ____, or we'll miss the bus!

Cevabı göster

Hurry up

McKenzie,

0:44

McKenzie,

you're always in such a hurry. Kalıp ifadeler

0:45

her zaman çok acelecisin.

Kalıp ifadeler

in such a hurry: çok acele içinde olmak

In such a hurry, “çok aceleci bir durumda” anlamına gelir. in a hurry bir edat öbeği olduğu için be fiilinden sonra gelir. Yapısı in + such + a + hurry ismidir. Such, “bu kadar aceleci” anlamında dereceyi güçlendirir. you're always in such a hurry cümlesinde always, tek bir acele anını tekrarlanan bir alışkanlık hakkındaki yoruma dönüştürür. Söyleyiş tonuna göre hafif bir eleştiri gibi duyulabilir. Burada hurry bir isimdir; daha hızlı hareket etme emri değildir.

Alıştırma

Cümleyi in such a hurry ile tamamla: Maya was ____ that she forgot her phone.

Cevabı göster

in such a hurry

We can't play shop Kalıp ifadeler

0:46

Mağazacılık oynayamayız

Kalıp ifadeler

play shop: dükkâncılık oyunu oynamak

Burada play shop, bir dükkân açıkmış gibi davranıp müşteri ya da dükkân görevlisi rollerine girmek demektir. Gerçek bir işletmeyi değil, hayalî bir oyunu adlandırır. Bu çocuk oyunu kalıbında play fiilinden sonra hayal edilen etkinliğin adı veya teması gelir. Shop oyunun adı gibi kullanıldığı için önüne a ya da the gelmez: play shop.

Alıştırma

Hangi cümle çocukların dükkân işletiyormuş gibi oyun oynadığını söylüyor?

  1. The children are running a real shop with their parents.
  2. The children are going shopping for new toys.
  3. The children are playing shop with toy money.
Cevabı göster

The children are playing shop with toy money.

if we don't have anything to sell.

0:48

satacak hiçbir şeyimiz yoksa.

Okay.

0:50

Tamam.

Can we please start? Ton ve niyet

0:51

Lütfen artık başlayabilir miyiz?

Ton ve niyet

Can we please start?: başlamayı kibarca istemek

Can we please start?, grubun başlamasını isteyen bir rica cümlesidir. Buradaki Can we...? anlaşma veya izin ister; insanların fiziksel olarak başlayıp başlayamayacağını sormaz. Kalıp Can we please + fiilin yalın hâli? şeklindedir. Please ricayı yumuşatır, ancak bağlama göre konuşanın bir süredir beklediğini ve artık harekete geçilmesini istediğini de gösterebilir.

Alıştırma

Can we please ve start fiilinin yalın hâlini kullanarak kibar ricayı tamamlayın: ____ the game?

Cevabı göster

Can we please start

Yes, yes, yes.

0:53

Evet, evet, evet.

Bluey,

0:54

Bluey,

are you feeling sick yet? No, I'm fine. Notlar

0:55

kendini hasta hissediyor musun? Hayır, iyiyim.

Dilbilgisi

feeling sick yet?: bir durumun başlayıp başlamadığını sormak

feeling sick yet? ifadesinde yet, “şu ana kadar” ya da “artık” anlamındadır. Soru, kişinin kendini kötü hissetmeye başlayıp başlamadığını sorar. Bu zaman anlamıyla yet genellikle sorunun sonuna yakın gelir. Konuşan kişi değişimin gerçekleşebileceğini düşünür ve şimdiye kadar gerçekleşip gerçekleşmediğini öğrenmek ister. Buradaki yet zaman zarfıdır; “ama” anlamındaki bağlaç değildir.

Alıştırma

Beklenen olayın şu ana kadar gerçekleşip gerçekleşmediğini soran kelimeyle soruyu tamamlayın: Has the download finished ____?

Cevabı göster

yet

Kalıp ifadeler

I'm fine: bir sorun olmadığını söylemek

Bu yanıtta I'm fine, “iyiyim” veya “bir sorun yok” anlamına gelir. Hastalıkla ilgili soru soran kişiyi rahatlatır. Burada fine konuşanın durumunu anlatır; “ayrıntılı” ya da “narin” anlamına gelmez. Aynı kısa yanıt sağlık, duygular veya genel iyi olma hâliyle ilgili sorulara da cevap olabilir. Fine kelimesinin neyi anlattığını önceki soru belirler; burada özellikle konuşanın kendini kötü hissetmediği anlamına gelir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “Are you okay?” diye soruyor. Hangi yanıt doğal bir şekilde sorun olmadığını söyler?

  1. I'm finished, thanks.
  2. I'm detailed, thanks.
  3. I'm fine, thanks.
Cevabı göster

I'm fine, thanks.

Okay, McKenzie, go.

0:57

Tamam, McKenzie, başla.

Finally.

0:59

Sonunda.

Ding.

1:00

Ding.

Hello.

1:01

Merhaba.

Wait.

1:01

Bekle.

We don't have anything for money.

1:03

Para yerine geçecek hiçbir şeyimiz yok.

It doesn't matter. Kalıp ifadeler

1:04

Önemli değil.

Kalıp ifadeler

It doesn't matter: bir şeyin sonucu etkilemediğini söylemek

It doesn't matter, az önce sözü edilen durumun önemli olmadığını veya bundan sonra olacakları değiştirmediğini belirtir. Burada matter, “önemli olmak” ya da “sonucu etkilemek” anlamında bir fiildir; “konu veya mesele” anlamındaki isim değildir. Birini rahatlatmak veya küçük bir sorunun önemini azaltmak için tek başına cevap olarak kullanılabilir: Bu durum durmak ya da endişelenmek için bir neden değildir.

Alıştırma

Dersteki kalıp ifadeyle rahatlatıcı cevabı tamamlayın: “I brought blue paper instead of red.” “____. Either color is fine.”

Cevabı göster

It doesn't matter

You can't buy anything

1:06

Hiçbir şey satın alamazsın

if you don't have money. Dilbilgisi

1:07

eğer paran yoksa.

Dilbilgisi

if you don't have money: bir koşul belirtmek

if you don't have money bölümünde if, You can't buy anything sonucunun hangi koşulda geçerli olduğunu belirtir. Kalıp sonuç + if + koşul şeklindedir. Bir cümle bir kuralı veya gelecekte gerçekleşmesi mümkün bir koşulu anlatırken, sonuç gelecekle ilgili olsa bile İngilizcede if yan cümlesinde genellikle geniş zaman kullanılır. Bu yüzden burada won't have değil, don't have doğaldır. if yan cümlesi başa da gelebilir: If you don't have money, you can't buy anything.

Alıştırma

Kuralı, derste kullanılan have fiilinin geniş zaman olumsuz biçimiyle tamamlayın: You can't enter if you ____ a ticket.

Cevabı göster

don't have

Oh yeah, that's true.

1:08

Ha evet, bu doğru.

How about the round ones are money, Dilbilgisi

1:10

Yuvarlak olanlar para olsun,

and the bumpy ones are kitten treats?

1:12

pütürlü olanlar da kedi ödül maması, ne dersin?

Dilbilgisi

the round ones ... the bumpy ones: çoğul bir ismin yerine ones kullanmak

the round ones ve the bumpy ones ifadelerinde ones, bağlamdan zaten anlaşılan sayılabilen çoğul bir ismin yerini tutar. Round ve bumpy, bilinen bu nesne türü içindeki iki grubu belirtir; böylece ismi tekrarlamak gerekmez. the + sıfat + ones kalıbı “o özelliğe sahip nesneler” anlamına gelir. Buradaki ones bir ismin yerine geçer; one sayısı değildir.

Alıştırma

Cümleyi one veya ones ile tamamlayın. Birden fazla sandalyeden söz ediliyor: The wooden chairs are heavy, but the plastic ____ are light.

Cevabı göster

ones

Okey dokey. Kelime

1:14

Oki doki.

Kelime

Okey dokey: neşeli ve şakacı bir onay

Okey dokey, okay sözcüğünün bilinçli olarak kafiyeli ve şakacı biçimde söylenmesidir. Bu cümlede konuşanın öneriyi kabul ettiğini ve öneriye uymaya hazır olduğunu gösterir. Genellikle “tamam”, “olur” veya “anladım” anlamına gelir, ancak söze hafif ve neşeli bir ton katar. Yanlışlıkla yapılmış bir yazım hatası değildir.

Alıştırma

Bu yanıt uygun mu? Resmî bir iş görüşmesinde aday, bir talimata “Okey dokey!” diye yanıt veriyor.

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun değil

Take these, McKenzie.

1:15

Bunları al, McKenzie.

These are the dollar bucks. Kültür

1:16

Bunlar dolar.

Kültür

dollar bucks: hayalî para için eğlenceli bir ad

Buck zaten dollar anlamına gelen gündelik bir sözcüktür. Dollar ile bucks birlikte kullanıldığında aynı fikir tekrarlanır; bu nedenle dollar bucks standart bir para terimi değildir. Burada çocuklar bu ifadeyi oyundaki hayalî para için eğlenceli bir ad olarak kullanıyor. İfadeyi gerçek bir finans terimi değil, çocukların yarattığı oyunlu bir söyleyiş olarak anlayın.

Alıştırma

Bu cümlede dollar bucks ne anlama geliyor?

  1. Çocukların hayalî para için kullandığı eğlenceli bir ad.
  2. Bir dolar değerindeki madeni paraların teknik adı.
  3. ABD para birimi için kullanılan resmî bir bankacılık terimi.
Cevabı göster

Çocukların hayalî para için kullandığı eğlenceli bir ad.

Okay, let's get going. Kalıp ifadeler

1:18

Tamam, hadi gidelim.

Kalıp ifadeler

let's get going: bir etkinliğe başlamak veya yola çıkmak

Let's, let us ifadesinin kısaltılmış biçimidir ve konuşan kişiyi de içeren bir grubu birlikte hareket etmeye çağırır. Get going, hareket etmeye ya da bir şey yapmaya başlamak anlamına gelebilir. Bu cümlede let's get going etkinliği ilerletir ve “başlayalım” anlamına gelir. Başka bir bağlamda aynı ifade “artık yola çıkalım” anlamına gelebilir; bu nedenle going her zaman yürümek demek değildir.

Alıştırma

Bu notta “hareket etmeye başlayalım” anlamına gelen ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: The bus leaves in two minutes. ____, or we'll miss it.

Cevabı göster

Let's get going

Ding.

1:19

Ding.

Hello.

1:20

Merhaba.

Wait.

1:20

Bekle.

You also need a kitten birthday cake.

1:22

Bir de yavru kedi doğum günü pastasına ihtiyacın var.

But I'm going to say

1:24

Ama ben diyeceğim ki,

sorry we've run out. Öbek fiiller

1:25

üzgünüm hiç kalmadı.

Öbek fiiller

we've run out: bir ürünün artık bulunmadığını söylemek

Burada we've run out, ürünün tamamen bittiğini ve şu anda sağlanamayacağını belirtir. Bir mağaza veya kafede ürünün tamamının satıldığı anlamına gelebilir. Buradaki run out, bir yere koşmak anlamına gelmez. We've, we have ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Present perfect, şu anki sonuca odaklanır. Eksilen ürün söylenmez çünkü dinleyen kişi hangi üründen bahsedildiğini zaten bilir; ürünün adı söylenecekse run out of + isim kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi doğru run out yapısıyla tamamlayın: Sorry, we've ____ oat milk.

Cevabı göster

run out of

And then you have to be sad. Dilbilgisi

1:26

Sonra sen de üzülmek zorundasın.

Dilbilgisi

have to be sad: gösterilmesi gereken bir tepki belirlemek

Have to + fiilin yalın hâli bir zorunluluğu veya gerekliliği ifade eder. have to be sad yapısında be fiilin yalın hâlidir; sad ise diğer kişinin göstermesi gereken durumu veya tepkiyi anlatır. Burada konuşan kişi rol yapma oyunu için bir kural koyuyor: haberi duyduktan sonra diğer kişi üzgünmüş gibi davranmalıdır. Bu, üzüntünün kesin veya doğal olarak hissedildiği anlamına gelmez; have de sahiplik ifade etmez.

Alıştırma

Rol yapma talimatını have to ile tamamlayın: In this scene, you ____ be surprised when the door opens.

Cevabı göster

have to

Birthday cake?

1:28

Doğum günü pastası mı?

Bluey,

1:29

Bluey,

I want it to be that Ton ve niyet

1:30

ben şöyle olmasını istiyorum

we do have a kitten birthday cake. Dilbilgisi

1:30

bizde yavru kedi doğum günü pastası varmış gibi.

Ton ve niyet

I want it to be that ... ile hayalî bir hikâyenin kuralını seçmek

Bu hayalî oyunda I want it to be that ... ifadesi, “Kullanacağımız hikâye veya kural bu olsun istiyorum” anlamına gelir. it zamiri pastayı ya da başka bir nesneyi değil, hayal edilen durumun tamamını belirtir. that sonrasındaki yan cümle, konuşanın herkesin kabul etmesini istediği yeni sürümü açıklar. Bu ifade, gerçek hayatta doğru olmasa bile ortak bir hikâyede neyin doğru sayılacağını birlikte belirlemeye yarar.

Alıştırma

Hayalî bir oyunda konuşan kişi I want it to be that ... ifadesiyle ne yapıyor?

  1. Hayalî hikâye için yeni bir kural seçmek.
  2. Gerçek bir mağazada bir ürünün stokta olup olmadığını sormak.
  3. Gerçek bir nesneyi başka bir nesneye dönüştürmeye çalışmak.
Cevabı göster

Hayalî hikâye için yeni bir kural seçmek.

Dilbilgisi

do have: olumlu cümlede vurgulayıcı do

we do have ... ifadesinde do, olumlu cümleyi vurgular. “Gerçekten var” veya “kesinlikle var” anlamına gelir ve çoğunlukla hiç olmadığı düşüncesini düzeltir. Yapı do/does/did + ana fiilin yalın hâlidir. Burada vurguyu do taşır ve have yalın hâlde kalır; do ayrı bir eylem değildir.

Alıştırma

Arkadaşınız hiç bilet kalmadığını düşünüyor. Cevabı vurgulu do ile tamamlayın: We ____ two tickets left.

Cevabı göster

do have

Okay.

1:33

Tamam.

We do have a kitten birthday cake,

1:33

Bizde gerçekten bir yavru kedi doğum günü pastası var,

but you have to be sad

1:35

ama üzülmek zorundasın

'cause it's not the one you want. Dilbilgisi

1:36

çünkü o senin istediğin pasta değil.

Dilbilgisi

the one you want: one ve kısıtlayıcı ilgi cümleciği

Burada the one you want, “istediğin belirli nesne” anlamına gelir. One, daha önce sözü edilen veya bağlamdan anlaşılan tekil sayılabilir bir ismin yerine geçen zamirdir; bu nedenle 1 sayısı anlamında değildir. You want, hangi nesne olduğunu belirlemek için one'dan sonra gelen kısıtlayıcı bir ilgi cümleciğidir. Nesne görevindeki ilgi zamiri atılmıştır: the one you want, the one that you want ile aynı anlama gelir.

Alıştırma

Askıda birkaç palto var. coat sözcüğünü tekrarlamak yerine one kullan ve that sözcüğünü at: This is ____.

Cevabı göster

the one you want

I don't know what you're talking about. Ton ve niyet

1:38

Neden bahsettiğini hiç anlamıyorum.

Ton ve niyet

I don't know what you're talking about: kafa karışıklığı veya reddetme

I don't know what you're talking about, kelime anlamıyla konuşanın konuyu belirleyemediğini veya anlayamadığını ifade edebilir. What you're talking about, know fiilinin nesnesi olarak kullanılan iç içe geçmiş bir dolaylı soru yan cümleciğidir ve “konuştuğun şey veya konu” anlamına gelir. Tek başına tam bir yanıt olarak kullanıldığında, konuşanın açıklamayı kafa karıştırıcı ya da mantıksız bulduğunu veya diğer kişinin iddiasını reddettiğini de gösterebilir. Bu ek mesajın ne kadar güçlü olduğu duruma ve ses tonuna bağlıdır.

Alıştırma

Resmî bir toplantıda bir iş arkadaşından kibarca tekrar açıklamasını istiyorsun. Soğuk bir tonla “I don't know what you're talking about” diyor ve ardından başka bir şey eklemiyorsun. Bu uygun mu?

  1. Uygun
  2. Pek uygun değil
Cevabı göster

Pek uygun değil

Let's just start.

1:40

Hadi sadece başlayalım.

Ding.

1:41

Ding.

Hello.

1:42

Merhaba.

Hello.

1:42

Merhaba.

I'd like to buy a

1:43

Bir tane satın almak istiyorum

I don't think kittens Dilbilgisi

1:45

Bence yavru kediler

should be able to talk.

1:47

konuşabilmemeli.

Dilbilgisi

I don't think ... should be able to ... ile olumsuz bir yargı ifade etme

I don't think + yan cümle, olumsuz bir görüş belirtmenin yaygın bir yoludur. not, think'e bağlı olsa da amaçlanan anlam genellikle sonraki cümledeki düşüncenin doğru olmaması gerektiğidir. should be able to talk yapısında should, kuralların veya durumun neye izin vermesi gerektiğini değerlendirir; be able to ise yeteneği belirtir. Burada konuşan kişi, yalnızca gerçek yavru kedilerin konuşamadığını söylemiyor; oyunda konuşmanın yavru kedilerin yeteneklerinden biri olmaması gerektiğini söylüyor.

Alıştırma

Paylaşımlı bir internet sitesinde misafir hesaplarının neler yapabileceğine karar veriyorsunuz. Hangi cümle, bu hesapların dosya silme iznine sahip olmaması gerektiği görüşünü ifade eder?

  1. Guest accounts can't delete files.
  2. I don't think guest accounts should be able to delete files.
  3. I don't know whether guest accounts can delete files.
Cevabı göster

I don't think guest accounts should be able to delete files.

Really?

1:48

Gerçekten mi?

Yes.

1:50

Evet.

Kittens definitely can't talk. Dilbilgisi

1:50

Yavru kediler kesinlikle konuşamaz.

Dilbilgisi

definitely can't talk: olumsuz bir yargı hakkında güçlü kesinlik

definitely can't talk ifadesinde definitely, can't talk şeklindeki olumsuz yargının tamamını güçlendirir: konuşan kişi konuşmanın imkânsız olduğundan emindir. Bu yapıda definitely, can't kelimesinden önce gelir ve bir şeyin gerçekleşemeyeceğinin kesin olduğu anlamını açıkça verir. Konuşma biçimini tarif etmez.

Alıştırma

Eski bir dizüstü bilgisayarı birkaç kez test ettiniz ve yeni bir programı çalıştıramayacağından tamamen eminsiniz. Hangi cümle bu kesinlik düzeyine en uygun olanıdır?

  1. The old laptop definitely can't run the new program.
  2. The old laptop probably can't run the new program.
  3. The old laptop might not be able to run the new program.
Cevabı göster

The old laptop definitely can't run the new program.

You just have to go like this Kalıp ifadeler

1:52

Sadece böyle yapman lazım

when you want something. Dilbilgisi

1:53

bir şey istediğin zaman.

Kalıp ifadeler

go like this: bir gösterimi tanıtmak

Bu cümlede go like this, “böyle yap” veya “böyle bir ses çıkar” anlamına gelir. Burada go, bir yere gitmek anlamına gelmez. Konuşan kişi, çıkarılması gereken sesi göstermek üzeredir. Bir hareketi, yüz ifadesini veya sesi göstermeden önce ya da gösterirken go like this kullanabilirsiniz. This, dinleyenin görebildiği veya duyabildiği gösterimi belirtir.

Alıştırma

Konuşan kişinin gösterdiği bir hareketi doğal biçimde tanıtan cümle hangisidir?

  1. Watch me—you are like this with your hands.
  2. Watch me—you go to this with your hands.
  3. Watch me—you go like this with your hands.
Cevabı göster

Watch me—you go like this with your hands.

Dilbilgisi

when you want something: beklenen bir durum için when

when you want something, when ile başlayan bir yan cümleciktir. Ana eylemin hangi durumda gerçekleşmesi gerektiğini, yani bir şeyi her istediğiniz zamanı belirtir. Burada when belirli bir saati sormaz. Kural ve rutinlerde “bu durum her gerçekleştiğinde” anlamına gelebilir. Şimdiki veya gelecekteki durumlardan söz ederken when cümleciğinde genellikle will want değil, geniş zaman biçimi want kullanılır.

Alıştırma

Arkadaşınızın geleceğini biliyorsunuz. Vardığında sizi aramasını isteyen cümle hangisidir?

  1. Call me because you arrive.
  2. Call me if you arrive.
  3. Call me when you arrive.
Cevabı göster

Call me when you arrive.

Meow.

1:54

Miyav.

Meow.

1:55

Miyav.

Meow.

1:57

Miyav.

Meow.

1:57

Miyav.

Meow.

1:58

Miyav.