İnekler ve Popüler Çocuklar: Yetişkinlikte Kim Kazanır?: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video tanıtımı: Video, popüler öğrencilerle nerdleri okuldan yetişkinliğe; zorbalık, statü, risk, gelir ve sonradan güce dönüşen özellik araştırmalarıyla karşılaştırıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. pecking order (Deyimler ve mecazi ifadeler): Hayvan hiyerarşisinden gelen mecazla okul, iş veya gruptaki sosyal sırayı anlatmayı ve sözcüğü sözcüğüne yorumlamamayı öğrenmek. 2. Contrary to popular belief, (Söylem, hikâye ve retorik): Yaygın varsayıma kanıtla karşı çıkan ve bir karşı örnek ya da düzeltme getiren geçişi tanımak. 3. paid off (Phrasal verb): Önceki çaba, sabır veya yatırımın değerli sonuç verdiğini; nerdlerin okul ilgi alanlarının sonradan yarar sağlamasıyla öğrenmek.
Bu derste
school has a social pecking order for most people. Deyimler
0:01çoğu insan için okulda sosyal bir hiyerarşi vardır.
Like it or hate it: karşıt tepkileri kabul eden giriş
Like it or hate it, ana iddia sunulmadan önce iki zıt tepkiyi bir kenara bırakan ödünleyici bir çerçevedir. Buradaki it, daha önce sözü edilen belirli bir nesneye değil, okul hakkındaki sonraki cümlecikte belirtilen sosyal gerçekliğe genel olarak gönderme yapar. Konuşmacı, dinleyicinin tutumunu başlangıç çerçevesine yerleştirerek school has a social pecking order yargısını ortak ve kaçınılmaz bir başlangıç noktası olarak sunar. Başka durumlara aktarılabilen kalıp Like it or hate it, + iddia şeklindedir: dinleyicinin tepkisi hangisi olursa olsun iddianın geçerli olduğu anlatılır.
Alıştırma
İki zıt duygusal tepkiyi açıkça belirten sürümle girişi tamamlayın: ____, the new policy affects every department.
Cevabı göster
Like it or hate it
pecking order: gayriresmî sosyal sıralama
Pecking order; statü, etki veya baskınlığa göre oluşan gayriresmî bir sıralamayı anlatan mecazdır. Bu cümlede social pecking order, bazı öğrencilerin diğerlerinden daha merkezî, popüler veya güçlü görüldüğü yazılı olmayan düzen anlamına gelir. İfade, kuşlar arasındaki sıralama davranışından gelir; ancak insanlar için kullanıldığında gagalamayla ilgili değildir ve resmî bir liste ya da görev yapısı gerektirmez. Social sözcüğü, anlamın insan ilişkilerine dayandığını açıkça gösterir.
Alıştırma
Bir kulüpte resmî kademeler yoktur, ancak uzun süredir üye olan kişiler daha etkilidir ve herkes bunu kabul eder. Durumu en iyi hangi cümle açıklar?
- The club seats members in alphabetical order.
- The club has a published chain of command.
- The club has an informal pecking order.
Cevabı göster
The club has an informal pecking order.
While many students are lost somewhere in the middle in terms of popularity, Kalıp ifadeler
0:10Pek çok öğrenci popülerlik açısından ortalarda bir yerlerde kaybolurken,
in terms of popularity: karşılaştırmayı popülerlikle sınırlamak
Burada in terms of popularity, “ölçüt olarak popülerlik ele alındığında” anlamına gelir. Ortada olma yargısını tek bir boyutla, yani öğrencilerin ne kadar popüler olduğuyla sınırlar. Değerlendirdiğiniz, karşılaştırdığınız veya ele aldığınız yönü belirtmek için in terms of + isim öbeği yapısını kullanın. Bu yapı, diğer bütün yönlerin de orta seviyede olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekteki “in terms of popularity” ne işe yarıyor?
- Öğrencilerin fiziksel olarak bir yerin ortasında olduğunu söyler.
- popularity sözcüğünün tanımını verir.
- Karşılaştırmayı öğrencilerin ne kadar popüler olduğuyla sınırlar.
Cevabı göster
Karşılaştırmayı öğrencilerin ne kadar popüler olduğuyla sınırlar.
the students at the top and at the bottom stand out the most. Öbek fiiller
0:14en üstte ve en altta olan öğrenciler en çok göze çarpanlardır.
stand out: özellikle dikkat çekmek
Stand out, “bir kişi veya şey çevresindekilerden farklı olduğu için özellikle dikkat çekmek” anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede en üstteki ve en alttaki öğrenciler en fazla dikkati çeker. Anlam mecazidir; kimsenin gerçekten dışarıda ayakta durması gerekmez. The most karşılaştırmayı güçlendirir, bu yüzden stand out the most, “en çok göze çarpar” anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede stand out “özellikle dikkat çekmek” anlamında kullanılmıştır?
- The books stand upright on the shelf.
- Her clear explanation made her stand out during the group presentation.
- Please stand outside until the room is ready.
Cevabı göster
Her clear explanation made her stand out during the group presentation.
who are often seen as the ideal everyone else strives for. Kalıp ifadeler
0:20ve genellikle diğer herkesin uğruna çabaladığı ideal olarak görülürler.
be seen as + bir rol veya ideal
be seen as + isim veya sıfat öbeği yapısında seen, fiziksel olarak görülmek değil, kabul edilmek ya da anlaşılmak anlamına gelir. Bu ifade başkalarının yaptığı bir değerlendirmeyi sunar; dolayısıyla tanımın nesnel olarak doğru olduğunu iddia etmez. Burada popüler çocuklar ideal olarak görülüyor: diğer öğrenciler onları ulaşmak için çaba göstermeye değer bir örnek olarak kabul ediyor.
Alıştırma
Cümleyi kabul edilmek anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: In our class, Leo is ____ a patient problem-solver.
Cevabı göster
seen as
strive for + bir hedef
Strive for + isim öbeği, bir hedefe ulaşmak veya onu elde etmek için güçlü ve sürekli çaba göstermek anlamına gelir. Yalnızca want demekten daha kararlı ve resmîdir; hedef çoğu zaman mükemmellik, adalet veya gelişme gibi soyut bir şeydir. Altyazıdaki temel düşünce everyone else strives for the ideal biçimindedir. Bu, the ideal ifadesini niteleyen ilgi cümleciğine dönüştüğünde the ideal cümlecikten önce gelir ve for sonda kalır: the ideal everyone else strives for. Sondaki for gereklidir, fazlalık değildir.
Alıştırma
Cümleyi strive fiilinin doğru biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: The program ____ equal access to books for every child.
Cevabı göster
strives for
there are the social misfits at the bottom who are often shunned
0:24en altta, sosyal uyumsuzlar vardır, ki onlar genellikle dışlanırlar,
lest their undesirable attributes rub off on anyone else above them. Notlar
0:27istenmeyen özellikleri üstlerindeki birine bulaşmasın diye.
lest: korkulan bir sonucu önlemek
Lest, önlem almaya yönelten olası kötü bir sonucu tanıtır. Bu cümlede, topluma uyum sağlayamayan kişiler, başkaları onların istenmeyen özelliklerinin üst konumdaki insanları etkileyebileceğinden korktuğu için dışlanır. Lest bu sonucu önleme düşüncesini zaten taşır. Resmî Amerikan İngilizcesinde ardından sıkça fiilin yalın hâli gelir; lest their attributes rub off buna bir örnektir. Korkulan sonuç bir gerçek olarak değil, olasılık olarak sunulur.
Alıştırma
Cümleyi riskini önlemek için anlamındaki tek sözcüklük resmî bağlaçla tamamlayın: The librarian closed the door quietly ____ she disturb the readers.
Cevabı göster
lest
rub off on: etkileşim yoluyla zamanla etkilemek
Rub off on, birlikte geçirilen zaman içinde bir alışkanlığın, tutumun, duygunun veya özelliğin başka bir kişiyi yavaş yavaş etkilemesi anlamına gelen bir öbek fiildir. Cümlede, istenmeyen özelliklerin başka insanlara yayıldığı düşünülmektedir. Kalıp something rubs off on someone şeklindedir. Anlam mecazidir; fiziksel olarak ovalamaktan veya bir lekeyi aktarmaktan söz edilmez.
Alıştırma
Cümleyi etkileşim yoluyla yavaş yavaş etkilemek anlamına gelen üç sözcüklük öbek fiille tamamlayın: After a month with the cheerful coach, some of her optimism began to ____ the players.
Cevabı göster
rub off on
Nerds are usually lumped together with the others in this bottom group. Öbek fiiller
0:32İnekler (nerdler) genellikle bu alt gruptaki diğerleriyle aynı kefeye konulur.
be lumped together with: aşırı geniş sınıflandırma
Edilgen be lumped together with yapısında özne, with sözcüğünden sonra gelen kişi veya grupla aynı kategoriye aitmiş gibi değerlendirilir. Burada inek öğrenciler, en alt gruptaki diğer öğrencilerle birlikte sınıflandırılıyor. Lump, önemli farklılıkların göz ardı edildiğini ima eder. Bu nedenle ifade, kategoriyi tamamen onaylamak yerine aşırı geniş veya fazla basitleştirilmiş olarak sunar.
Alıştırma
Aşırı geniş biçimde aynı sınıfa konmak anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Small independent cafés are often ____ large restaurant chains in market reports.
Cevabı göster
lumped together with
popular kids and nerds have caught the attention of Hollywood, Kalıp ifadeler
0:37popüler çocuklar ve inekler Hollywood'un dikkatini çekmiştir,
caught the attention of: birinin dikkatini çekmek
To catch the attention of someone, bir kişinin, grubun veya kurumun özneyi fark etmesini ya da ona ilgi duymasını sağlamak demektir. Özne fark edilen şeydir, of sözcüğünden sonraki isim ise gözlemciyi belirtir; caught, catch fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bu cümlede popüler çocuklar ve inek öğrenciler Hollywood'un fark ettiği konular hâline gelmiştir. Buradaki Hollywood yalnızca bir yer adı değil, ABD'nin ana akım film ve televizyon sektörüdür.
Alıştırma
Onların bunu fark etmesini sağladı anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The unusual design quickly ____ several museum curators.
Cevabı göster
caught the attention of
resulting in a steady stream of movies and TV shows about these opposing social groups. Dilbilgisi
0:40ve bu durum birbiriyle zıt bu sosyal gruplar hakkında sürekli bir film ve TV şovu akışıyla sonuçlanmıştır.
resulting in: nedeni sonucuna bağlamak
Burada resulting in, önceki durumun tamamının sonucunu belirtir: popüler çocuklar ve inek öğrenciler Hollywood'un ilgisini çekmiş, bu da sürekli olarak film ve televizyon programlarının üretilmesine yol açmıştır. -ing yapısı, ana cümleye eklenen kısa ve yoğun bir tamamlayıcıdır. Anlamca öznesi yakındaki Hollywood adı değil, önceki olayın veya durumun tamamıdır. Bu yapı, and this resulted in... gibi başka bir tam cümle başlatmadan sonucu sunar.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “sonucunda” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The factory upgraded its filters, ____ cleaner air nearby.
Cevabı göster
resulting in
While these depictions of popular kids and nerds have entertained us over the years,
0:45Popüler çocukların ve ineklerin bu tasvirleri yıllar boyunca bizi eğlendirmiş olsa da,
how accurate are they?: eğlenceden değerlendirmeye geçiş
how accurate are they? sorusunda how dereceyi sorar, accurate özneyi niteler ve bu doğrudan bir soru olduğu için are fiili they öznesinden önce gelir. They, tasvirlere gönderme yapar; accurate ise bu tasvirlerin gerçeklikle ne kadar örtüştüğünü belirtir, her küçük ayrıntıyı içerip içermediklerini değil. While ile başlayan bölüm önce tasvirlerin eğlenceli olduğunu kabul eder. Ardından soru, bu kabulden değerlendirmeye geçerek tasvirlerin gerçekçi olup olmadığıyla ilgili kanıtlara zemin hazırlar. Başka durumlarda da kullanılabilecek söylem hamlesi, önce bir izlenimi kabul edip ardından değerlendirme başlatmak için how + sıfat + be + özne? sorusunu sormaktır.
Alıştırma
Konuşan kişi yeni bir uygulamanın görünümünü övdükten sonra performansını değerlendirmek istiyor. Hangi soru aynı tür geçişi yapar?
- How attractive it is!
- Is it an app?
- How reliable is it in daily use?
Cevabı göster
How reliable is it in daily use?
And what happens to popular kids and nerds after they get out of school?
0:51Ve okuldan çıktıktan sonra popüler çocuklara ve ineklere ne olur?
We'll try to answer these questions in this episode of The Infographics Show,
0:55The Infographics Show'un bu bölümünde bu soruları cevaplamaya çalışacağız,
Nerds are on the giving and receiving end of bullying. Deyimler
1:01İnekler zorbalığı hem yapan hem de maruz kalan taraftadır.
on the giving and receiving end of: hem yapan hem maruz kalan tarafta olmak
Yerleşik on the receiving end of something deyimi, kişinin kendisine yöneltilen ve genellikle hoş olmayan bir eyleme maruz kalması demektir. Burada giving, receiving ile yan yana getirilerek deyim dengeli biçimde genişletilmiştir. Cümle, ineklerin başkalarına zorbalık yapabildiğini ve kendilerinin de zorbalığa uğrayabildiğini söyler; onları yalnızca mağdur olarak göstermez.
Alıştırma
“Nerds are on the giving and receiving end of bullying” cümlesinde giving sözcüğünün eklenme amacı nedir?
- Zorbalığı yardım etme eylemine dönüştürür.
- İneklerin zorbalığa uğradığını ama hiç kimseye zorbalık yapmadığını söyler.
- İneklerin hem başkalarına zorbalık yapabildiğini hem de zorbalığa maruz kalabildiğini gösterir.
Cevabı göster
İneklerin hem başkalarına zorbalık yapabildiğini hem de zorbalığa maruz kalabildiğini gösterir.
popular kids are often portrayed as bullies. Kalıp ifadeler
1:08popüler çocuklar genellikle zorba olarak resmedilir.
portrayed as: ... olarak tasvir edilmek
Be portrayed as, özellikle bir filmde, hikâyede, haberde veya başka bir anlatıda birinin belirli bir karaktere, role ya da niteliğe sahipmiş gibi sunulması demektir. Bu yapı, birinin nasıl temsil edildiğini bildirir; neyin doğru olduğunun kanıtlandığını söylemez. Burada popüler çocuklara çoğunlukla zorba imajı verilir ve bu imajın doğru olup olmadığı açık bırakılır.
Alıştırma
Hangi cümle, bunun kanıtlanmış bir gerçek olduğunu iddia etmeden bir filmin Mia’yı cesur olarak sunduğunu belirtir?
- The film proves that Mia is brave.
- Mia is portrayed as brave in the film.
- Mia admits that she is brave.
Cevabı göster
Mia is portrayed as brave in the film.
Research indicates that this movie image is fairly accurate. Anlatım akışı
1:11Araştırmalar bu film imajının oldukça doğru olduğunu gösteriyor.
Research indicates that: kanıtları temkinli biçimde aktarmak
Research indicates that, araştırmalarla desteklenen bir sonucu sunar. Kanıt kaynağını önce, bildirilen bulguyu ise that yan cümlesinde sonra vererek cümledeki bilgiyi düzenler. Burada indicates, kanıtların sonuca işaret ettiği anlamına gelir; sonucun hiçbir şüpheye yer bırakmayacak biçimde kanıtlandığını iddia etmez. Bu temkinli kesinlik düzeyi akademik ve açıklayıcı yazılarda kullanışlıdır.
Alıştırma
Bir çalışma tutarlı bir örüntü buluyor ancak kesinlik ortaya koymuyor. Hangi cümle bunu uygun bir temkin düzeyiyle bildirir?
- Research proves that the pattern is widespread.
- Research has no connection to the pattern.
- Research indicates that the pattern is widespread.
Cevabı göster
Research indicates that the pattern is widespread.
A study conducted by sociologist Bob Faris and his co-author Diane Felmlee reveals that popular kids, Dilbilgisi
1:15Sosyolog Bob Faris ve ortak yazarı Diane Felmlee tarafından yürütülen bir araştırma, popüler çocukların,
kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği olarak conducted by
a study conducted by... yapısında conducted by..., study sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacı grubudur. which was conducted by... yapısının kısa biçimidir ve çalışmayı kimin yürüttüğünü belirtir. Bu grup isim öbeğinin içindedir; cümlenin ana fiili değildir. Altyazıda ana fiil reveals olduğundan yapı [A study conducted by X] [reveals that ...] şeklinde okunmalıdır.
Alıştırma
Araştırmacıları belirtmek için conduct fiilinin kısaltılmış edilgen biçimini kullanın: The survey ____ Dr. Lee and her team revealed a clear trend.
Cevabı göster
conducted by
except those at the absolute top of the social ladder, Deyimler
1:21sosyal merdivenin en tepesindekiler hariç,
top of the social ladder: en yüksek sosyal statü
Social ladder, sosyal statü hiyerarşisini bir merdivene benzeten bir metafordur: daha yüksek basamaklarda olduğu düşünülen kişilerin daha fazla prestije, etkiye veya kabul görme düzeyine sahip olduğu varsayılır. Bu nedenle top of the social ladder, gerçek bir merdiveni değil, bu hiyerarşinin en yüksek statülü ucunu ifade eder. Bu cümlede ifade, sosyal konumu en yüksek olan çocukları belirtir. Top, okul notlarını değil, akranlar arasındaki statüyü anlatır.
Alıştırma
Bu bağlamda “at the top of the social ladder” ne anlama gelir?
- Gerçek bir merdivenin en üst basamağında durmak
- Gruptaki en yüksek sosyal statüye sahip olmak
- En yüksek okul notlarını almak
Cevabı göster
Gruptaki en yüksek sosyal statüye sahip olmak
are most likely to act aggressively towards other kids. Dilbilgisi
1:24diğer çocuklara karşı saldırganca davranma olasılığının en yüksek olduğunu ortaya koyuyor.
most likely to + fiilin yalın hâli
Most likely to + fiilin yalın hâli, olasılıkları karşılaştırır ve bir kişi ya da şeyin ilgili seçenekler arasında eylemi gerçekleştirme olasılığının en yüksek olduğunu belirtir. To sözcüğünden sonraki fiil yalın hâlde kalır. Bu yapı kesinliği değil, göreli bir eğilimi ifade eder. Bir grup most likely to act aggressively olabilir, ancak grubun birçok üyesi hiç saldırgan davranmayabilir.
Alıştırma
Cümleyi “en yüksek olasılığa sahip olmak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Of all the candidates, Lena is ____ win the scholarship.
Cevabı göster
most likely to
This aggression comes out in the form of normative targeting, Kalıp ifadeler
1:27Bu saldırganlık, normatif hedefleme şeklinde,
in the form of: somut görünüm biçimini belirtmek
“In the form of”, bir düşüncenin, eylemin veya şeyin ortaya çıktığı somut biçimi tanıtır. Burada genel bir kavram olan “aggression” somutlaşır ve “normative targeting” olarak ortaya çıkar. Buradaki form, bir görünüm ya da biçim anlamındadır; doldurulan bir form anlamına gelmez. Kullanışlı bir kalıp “X comes/appears/is provided in the form of Y”dir. Y, X’in aldığı somut türü, yöntemi veya biçimi belirtir.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The prize was given ____ a bookstore voucher.
Cevabı göster
in the form of
or bullying kids who break social norms, Kalıp ifadeler
1:31veya sosyal normları yıkan çocuklara, örneğin ineklere,
break social norms: grubun yazılı olmayan beklentileri
“Break social norms”, bir grubun neyin normal veya kabul edilebilir olduğuna ilişkin yazılı olmayan beklentilerine aykırı davranmak demektir. Burada bu beklentilere uymayan çocukları anlatır; fiziksel olarak bir şeyi kırdıkları anlamına gelmez. norms gibi soyut isimlerle kullanıldığında break, ihlal etmek veya uymamak anlamına gelir. Sosyal normlar davranışı etkileyebilir ancak otomatik olarak yasa, okul kuralı veya başka bir yazılı zorunluluk değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede break social norms, bir grubun yazılı olmayan beklentisine aykırı davranmak anlamında kullanılmıştır?
- Wearing pajamas to a formal dinner may break social norms.
- Stealing a bicycle breaks the law.
- Running in the hallway breaks the school's written rules.
Cevabı göster
Wearing pajamas to a formal dinner may break social norms.
But it also emerges in another surprising form.
1:34Ancak başka şaşırtıcı bir biçimde de ortaya çıkıyor.
not all popular kids are safe from bullying.
1:39tüm popüler çocuklar zorbalıktan güvende değildir.
Contrary to popular belief: yaygın bir kanıya karşı çıkmak
Contrary to popular belief, ardından gelen iddianın birçok kişinin doğru kabul ettiği bir düşünceye ters düştüğünü gösterir. Bu cümlede dinleyiciyi, popüler olmanın bir çocuğu zorbalıktan her zaman korumadığı düzeltmesine hazırlar. Kalıp contrary to + isim öbeği şeklindedir. Tam bir düşünceyi aktarmak için contrary to what many people believe kullanılabilir. Bu çerçeve önce yaygın görüşü belirtip ardından onu karşıt bir gerçekle düzelterek bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Contrary ile başlayan ve 'birçok kişinin düşündüğünün aksine' anlamına gelen dört sözcüklü sabit girişle cümleyi tamamlayın: ____, a quiet person is not necessarily shy.
Cevabı göster
Contrary to popular belief
Some popular kids will pick on other popular kids whose popularity is growing. Öbek fiiller
1:42Bazı popüler çocuklar, popülerliği artan diğer popüler çocuklara sataşırlar.
pick on: birini tekrar tekrar hedef almak
Pick on someone, bir kişiyi genellikle daha kolay hedef gibi göründüğü için tekrar tekrar rahatsız etmek, eleştirmek, alaya almak veya ona zorbalık etmek demektir. Bu cümlede popüler bir çocuk diğerini haksız yere hedef alır; pick on yalnızca seçmek anlamına gelmez. Yaygın kalıp pick on + kişi şeklindedir. Zamirle pick on him denir, pick him on denmez.
Alıştırma
Pick ile başlayan ve 'tekrar tekrar haksız yere hedef almak' anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: Why do some teammates always ____ the newest player?
Cevabı göster
pick on
These aggressive kids engage in what Faris and his colleagues call instrumental targeting, Kalıp ifadeler
1:46Bu saldırgan çocuklar, Faris ve meslektaşlarının araçsal hedefleme,
engage in + bir etkinlik veya davranış
Engage in, bir etkinliğe ya da davranışa katılmak veya onu gerçekleştirmek anlamına gelir. Ardından bir isim, -ing biçimi ya da isim görevindeki başka bir ifade gelir. Bu cümlede what Faris and his colleagues call instrumental targeting bütün olarak in edatının tümlecidir. what ... call, araştırmacıların bu davranışa verdiği adı tanıtır; engage in + activity kalıbını değiştirmez.
Alıştırma
Cümleyi, katılmak anlamına gelen ve engage ile başlayan iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The volunteers regularly ____ group discussions.
Cevabı göster
engage in
or the use of bullying as an instrument or tool to gain social status.
1:51yani zorbalığı sosyal statü kazanmak için bir enstrüman veya araç olarak kullanma dedikleri şeyi yaparlar.
they're acting out the age-old story of building themselves up by tearing others down. Deyimler
1:56başkalarını aşağı çekerek kendilerini yükseltme şeklindeki çok eski bir hikayeyi canlandırıyorlar.
In other words: yeniden ifade etmeyi belirtme
In other words, dinleyiciye bir sonraki ifadenin aynı düşünceyi daha açık, basit veya tanıdık bir biçimde yeniden anlattığını belirtir. Bir açıklamayı hemen önce söylenenlerle bağlayarak bilgiyi düzenler. Burada başkalarını aşağı çekerek kendini yükseltme açıklaması, önceki teknik düşüncenin sade dille yeniden ifade edilmesidir; ikinci bir davranış türü değildir.
Alıştırma
İkinci cümle birinciyi yeniden ifade ettiği için boşluğa hangi bağlaç gelmelidir? The museum has free admission. _____, you do not have to pay to enter.
- For example
- In other words
- In addition
Cevabı göster
In other words
building themselves up by tearing others down: başkalarını aşağı çekerek kendini yüceltmek
Build themselves up, kişinin kendi statüsünü, imajını veya önem duygusunu yükseltmesi demektir; tear others down ise başkalarını küçümsemek ya da onların özgüvenine veya itibarına zarar vermek anlamına gelir. İkisi de gerçek inşa ve yıkım değil, mecazdır. build A up by tearing B down kalıbında by + -ing kullanılan yöntemi gösterir: kişi, başkalarına zarar vererek kendini yükseltmeye çalışır. themselves ile others karşıtlığı, up ve down ile güçlenerek ahlaki karşıtlığı özellikle keskinleştirir.
Alıştırma
Cümleyi build ... up / tear ... down kalıbıyla tamamlayın: She tried to ____ by ____ during the debate.
Cevabı göster
build herself up · tearing her opponent down
Another surprising finding is the study of the reaction of popular kids
2:02Şaşırtıcı bir başka bulgu da, akranlarından biri tarafından zorbalığa uğrayan
any given bullying incident hurts more emotionally for a popular kid than an unpopular one.
2:09herhangi bir zorbalık olayı popüler bir çocuğu popüler olmayan birinden duygusal olarak daha fazla incitir.
These popular kids feel more anxiety than unpopular kids
2:15Bu popüler çocuklar, popüler olmayan çocuklara göre daha fazla endişe hissederler
because they think that they have more to lose. Deyimler
2:18çünkü kaybedecek daha çok şeyleri olduğunu düşünürler.
have more to lose: kaybedecek daha çok şeyi olmak
Have more to lose, daha fazla şeyin risk altında olması demektir: işler kötü giderse statü, para, güvenlik, ilişkiler veya fırsatlar daha büyük zarar görebilir. More, kişinin sahip olduğu fiziksel nesnelerin sayısını değil, olası zararın boyutunu karşılaştırır. have + more + to lose yapısı gelecekteki bir riske yöneliktir. Genellikle daha fazla temkin veya korkuyu açıklar; karşılaştırma bağlamdan belliyse than ifadesi şart değildir. Burada, mevcut sosyal konumlarının kendilerini daha fazla tehdit altında hissetmelerine neden olduğunu açıklar.
Alıştırma
have more to lose kalıbını have fiilinin doğru biçimiyle kullanın: Because her reputation is already established, she ____ if the claim is false.
Cevabı göster
has more to lose
they put in to increase their social status. Öbek fiiller
2:25tüm o sıkı çalışmayı geri alabileceği düşüncesi onları tedirgin eder.
put in: zaman veya çaba harcamak
Burada put in, özellikle bir hedef için zaman, çaba veya emek “harcamak ya da ortaya koymak” anlamına gelir. the hard work they put in, “harcadıkları yoğun emek” demektir. They put in, hard work ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. put in fiilinin nesnesi, hard work ifadesine gönderme yapan ve cümlede söylenmeyen that/which ilgi zamiridir; in, ardından gelen to increase ile birleşmez.
Alıştırma
Cümleyi put in ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya ____ extra effort every week to improve her serve.
Cevabı göster
puts in
are those at the absolute top of the social hierarchy
2:30sosyal hiyerarşinin mutlak zirvesinde olanlardır
"No one is trying to topple them from their perch." Deyimler
2:34"Kimse onları tünedikleri yerden aşağı itmeye çalışmıyor."
Topple them from their perch: onları yüksek konumlarından devirmek
Topple them from their perch, güçlü veya yüksek statülü kişilerin güvenli konumlarını kaybetmelerini sağlamak anlamına gelen bir benzetmedir. Topple ani bir düşüşü çağrıştırırken perch, onların statüsünü başkalarının üzerinde oturdukları yüksek bir yer gibi gösterir. No one is trying... hiç kimsenin onlara meydan okumaya veya onları yerlerinden etmeye çalışmadığı anlamına gelir; gerçek bir kuş tüneğinden ya da birini fiziksel olarak itmekten söz edilmez.
Alıştırma
“The young team could topple the champions from their perch,” cümlesinde büyük olasılıkla ne olur?
- Şampiyonlar daha yüksek bir koltuğa geçebilir.
- Şampiyonlar üstün konumlarını kaybedebilir.
- Şampiyonlar kısa bir mola verebilir.
Cevabı göster
Şampiyonlar üstün konumlarını kaybedebilir.
The popular mass media image of nerds as victims of bullying
2:37Popüler kitle iletişim araçlarının inekleri zorbalık kurbanı olarak tasviri
We could not find studies that focus specifically on nerd-only bullying,
2:43Özellikle sadece ineklere yönelik zorbalığa odaklanan çalışmalar bulamadık,
put them at greater risk for being bullied. Kalıp ifadeler
2:50onları zorbalığa uğrama açısından daha büyük riske attığını fark ettik.
put someone at greater risk for being bullied: birini zorbalığa uğrama açısından daha yüksek risk altına sokmak
put + someone + at greater risk for + isim veya ulaç yapısı, bir etkenin kişinin olumsuz bir sonuç yaşama olasılığını artırdığı anlamına gelir. Bu cümlede bazı özellikler, onların zorbalığa uğrama olasılığını artırıyor. Risk, kesinliği değil olasılığı anlatır: zorbalığın zaten yaşandığını veya kesinlikle yaşanacağını söylemez. being bullied ifadesinde being + geçmiş zaman ortacı edilgen bir ulaç yapısı oluşturur; yani kişi zorbalığı yapan değil, zorbalığa uğrayan taraftır.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz dört kelimelik risk ifadesiyle tamamlayın: Weak privacy settings can put children ____ being targeted by scammers.
Cevabı göster
at greater risk for
as an unstylish, unattractive, or socially inept person,
2:57tarzı olmayan, çekici olmayan veya sosyal açıdan beceriksiz biri,
especially one slavishly devoted to intellectual or academic pursuits. Kelime
3:00özellikle de entelektüel veya akademik arayışlara kölece bağlı biri olarak tanımlıyor.
nerd: ton ve insanları etiketlemek için kullanımı
Nerd, akademik, teknik veya dar bir ilgi alanındaki konulara çok meraklı olduğu düşünülen biri için kullanılan gayriresmî bir etikettir. Burada alıntılanan geleneksel kalıp yargıda bu kişinin modaya uzak veya sosyal açıdan beceriksiz olduğu da düşünülür. Sözcüğün tutumu, kimin hangi amaçla söylediğine bağlıdır. Birine dışarıdan dayatıldığında hakaret gibi gelebilir; ancak I'm a science nerd. gibi bir öz tanımda şakacı, sevecen veya gururlu olabilir. Bu cümledeki sözlük ifadesi geleneksel bir kalıp yargıyı aktarır; nerd denilen herkesin nesnel bir tanımını vermez.
Alıştırma
Bu kullanımın uygun olup olmadığına karar verin: Bir yönetici, resmî performans değerlendirmesinde yalnızca teknik uzmanlığını övmek için 'Lena is a nerd' yazıyor.
- Uygun değil
- Uygun
Cevabı göster
Uygun değil
slavishly devoted to: güçlü biçimde olumsuz değerlendirilen bağlılık
Burada slavishly devoted to, bir şeye aşırı, sorgulamadan ve neredeyse itaat edercesine bağlı olmak demektir. Slavishly, kişinin o uğraşı yeterli bağımsız yargı veya özgürlük olmadan izlediği düşüncesini ekler. Bu sözlük tanımında ifade yalnızca güçlü bir ilgiyi anlatmaz; nerd hakkındaki betimlemeyi de olumsuz hâle getirir. Başka bağlamlarda bunu, birinin bir şeyi çok önemsediğini söylemek için değil, bağlılığını eleştirmek için kullanın.
Alıştırma
Hangi cümle, birini bir düşünceyi yeterince sorgulamadan izlediği için eleştirir?
- He is slavishly devoted to the old theory.
- He is deeply devoted to the old theory.
- He is interested in the old theory.
Cevabı göster
He is slavishly devoted to the old theory.
lead to a nerd being perceived as: edilgen sonuç kalıbı
Kalıp lead to + isim öbeği + being + geçmiş zaman ortacı + as + betimleme biçimindedir. Buradaki to, lead to içindeki edattır; bu nedenle ardından be gibi yalın bir fiil değil, isim işlevi gören a nerd being perceived as different birimi gelir. Bu birimin içinde a nerd algının yöneldiği kişidir ve being perceived edilgendir. Bu kalıp, gözlemcileri adlandırmadan bir etkenin başka insanların biri hakkında belirli bir görüş oluşturmasına nasıl yol açtığını açıklar.
Alıştırma
Cümleyi lead to ve perceive fiilinin edilgen -ing biçimiyle tamamlayın: Repeated mistakes can ____ the team ____ as unreliable.
Cevabı göster
lead to · being perceived
and being less popular than others,
3:09ve diğerlerinden daha az popüler olmasına kolayca yol açabilir,
which are two of the risk factors for bullying listed on StopBullying.gov.
3:11ki bunlar StopBullying.gov'da listelenen zorbalık risk faktörlerinden ikisidir.
However, some nerds may also meet a third risk factor
3:16Bununla birlikte, bazı inekler üçüncü bir risk faktörünü de karşılayabilir
get along well with + kişi veya grup
Get along well with someone, biriyle dostça ve rahat bir ilişki içinde olmak demektir. Burada do not get along well with, bir güzergâh boyunca ilerlemeyi değil, ilişkilerde yaşanan zorluğu anlatır. Bu ifade alıntılanan bir listedeki maddelerden biridir; bütün nerdler hakkında bir iddia değildir. Kalıp get along (well) with + kişi veya grup şeklindedir. Well kullanılmayabilir, ancak kullanıldığında ilişkinin iyi olduğu açıkça vurgulanır.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz ve ‘dostça bir ilişkiye sahip olmak’ anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Maya ____ her new teammates.
Cevabı göster
gets along well with
There are anecdotal reports of encounters with angry nerds and jerk nerds,
3:26Öfkeli inekler ve pislik ineklerle karşılaşıldığına dair anekdotsal raporlar var,
Unlike the likable but helpless nerds frequently seen on television and in the movies,
3:32Televizyon ve filmlerde sıkça görülen sevilesi ama çaresiz ineklerin aksine,
these nerds annoy people with their condescending behavior Kelime
3:37bu inekler küçümseyici davranışları
Condescending behavior: başkalarından üstünmüş gibi davranmak
Condescending behavior, diğer insanlara daha az zeki, daha az yetenekli veya daha önemsizmiş gibi davranan söz ya da eylemdir. Yardım veya açıklama gibi görünebilir, ancak bir üstünlük duygusu taşır. Bu cümlede ifade, insanların neden rahatsız olduğunu belirtir: davranış, zihinsel üstünlük mesajı verir. Bu olumsuz bir değerlendirmedir, övgü değildir.
Alıştırma
Bir şeyi açıklarken dinleyenleri daha az zeki gördüğünü belli eden kişiyi en kesin biçimde hangi ifade anlatır?
- condescending behavior
- rude behavior
- arrogant behavior
Cevabı göster
condescending behavior
A computer expert named Rob Collie wrote a blog post criticizing nerd bullies.
3:46Rob Collie adında bir bilgisayar uzmanı inek zorbaları eleştiren bir blog yazısı yazdı.
Compensate for: bir dezavantajı veya olumsuz etkiyi dengelemek
compensate for + isim öbeği yapısında isim öbeği, birinin dengelemeye çalıştığı eksikliği, kaybı, dezavantajı veya olumsuz etkiyi belirtir. Burada davranışları, zaman içinde gelişmiş aşağılık duygularını dengeleme çabası olarak sunuluyor. Bu ifade sorunun ortadan kalktığını söylemez; sorunun etkilerini dengelemeyi amaçlayan bir eylemi anlatır. Bu yapı psikolojik, iş hayatıyla ilgili ve gündelik bağlamlarda kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede compensate for, bir dezavantajı veya olumsuz etkiyi dengelemek anlamında kullanılmıştır?
- The coach congratulated Maya for her quick response.
- The company compensated Maya for her damaged laptop.
- We hired a temporary assistant to compensate for the staff shortage.
Cevabı göster
We hired a temporary assistant to compensate for the staff shortage.
by passing the pain and abuse they suffered onto other nerds. Öbek fiiller
3:56yaşadıkları acıyı ve istismarı diğer ineklere geçirerek telafi etmeye çalışıyorlar.
Passing ... onto: zararı başkalarına aktarmak
passing A onto B yapısı, B'nin A'yı almasına veya yaşamasına neden olmak anlamına gelir. Burada A, the pain and abuse they suffered ifadesidir; they suffered hangi acı ve istismarın kastedildiğini belirtir. B ise other nerds ifadesidir. Dolayısıyla anlatım, zararın çözülmesini değil, başka birine aktarılmasını ifade eder. A uzun bir sözcük grubu olduğu için passing ve onto birbirinden uzakta görünür. Okurken veya dinlerken bunları pass + şey ya da etki + onto + alıcı yapısı olarak ilişkilendirin; onto yeni hedefi belirtir ve yalnızca fiziksel hareketle sınırlı değildir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için pass ... onto yapısını -ing biçiminde kullanın: The company was criticized for ____ the extra costs ____ customers.
Cevabı göster
passing · onto
Nerd bullies suffered at the hands of the mob, Deyimler
4:00İnek zorbalar, kalabalığın elinden acı çekti,
at the hands of: Zarardan sorumlu faili belirtmek
suffered at the hands of the mob ifadesinde at the hands of, eylemleri acıya yol açan kişi veya grubu belirtir. Hands burada düzdeğişmeceli kullanılır: fiziksel teması değil, bir failin yaptıklarını temsil eder. suffer at the hands of + kişi, grup veya kurum kalıbı, birini mağdur olarak çerçeveler ve sorumluluğu ardından gelen faile yükler. Burada the mob, inekleri topluca zorbalığa uğratan veya dışlayan grubu ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi “zarar verici eylemleri yüzünden” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: The villagers suffered ____ the occupying army.
Cevabı göster
at the hands of
and now they lead mobs of other former sufferers
4:02ve şimdi kendi topluluklarının kurbanlarına karşı
against victims of their own communities.
4:06eskiden acı çeken diğer kişilerin kalabalıklarına liderlik ediyorlar.
However, he describes seeing nerd bullies at work
4:08Ancak o, inek zorbaları çevrimiçi oyun ve teknoloji topluluklarında
showing that nerd bullies are a problem within schools as well.
4:15gösteren herhangi bir araştırma bulamadık.
and the somewhat accurate but incomplete view of popular kids and nerds
4:19ve popüler çocuklarla ineklere ilişkin kısmen doğru ama eksik bakışı
we find that their lives after high school are markedly different.
4:24liseden sonraki yaşamlarının belirgin şekilde farklı olduğunu görürüz.
Moving past ...: Bir sonraki konuya geçişi belirtmek
Bu cümlenin başında Moving past ... bir geçiş işlevi görür: dinleyicilere, tartışmanın zorbalığı ve medya tasvirlerini geçici olarak geride bırakıp lise sonrasındaki hayata yöneldiğini bildirir. Önceki görüşün kısmen doğru olduğunu reddetmeden odağı ilerletir. Dil bilgisi açısından Moving past, anlamca öznesi ana cümledeki we olan bir ortaç öbeği başlatır. Moving past + konu, we ... kalıbı, konuşmacının bilgiyi düzenlemesine ve açıklamanın bir sonraki aşamasını açıkça bildirmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Örnek cümlenin başında Moving past ne işlev görür?
- Zorbalığın tamamen çözüldüğünü iddia eder.
- Medyadaki popüler çocuk ve inek tasvirlerinin bütünüyle yanlış olduğunu söyler.
- Önceki konudan lise sonrası hayata odaklanan yeni bir konuya geçişi belirtir.
Cevabı göster
Önceki konudan lise sonrası hayata odaklanan yeni bir konuya geçişi belirtir.
Studies following popular kids into adulthood revealed mixed outcomes for them.
4:28Popüler çocukları yetişkinliğe kadar takip eden çalışmalar, onlara yönelik karışık sonuçlar ortaya çıkardı.
A 2013 Leadernomics.com article cites the Wisconsin Longitudinal Study,
4:322013 tarihli bir Leadernomics.com makalesi Wisconsin Boylamsal Çalışması'nı aktarıyor,
which tracked the social characteristics and career achievements of students
4:37ki bu çalışma 1957'de bir Wisconsin lisesinden mezun olan öğrencilerin
who graduated from a Wisconsin high school in 1957.
4:41sosyal özelliklerini ve kariyer başarılarını izledi.
This study showed that popular students earned a higher income in the long run Kalıp ifadeler
4:44Bu çalışma, popüler öğrencilerin uzun vadede
in the long run: uzun vadede
In the long run, “genel sonucu görebilecek kadar uzun bir süre geçtikten sonra” anlamına gelir. Bu cümlede daha yüksek gelir, anında ortaya çıkan bir etki değil, uzun vadeli bir sonuç olarak sunuluyor. Bu ifadeyi bir seçimin, yatırımın veya davranışın uzun bir süre içinde nasıl sonuç verdiğini değerlendirmek için kullanabilirsiniz. Özellikle kısa vadeli sonuç farklı olabilecekse uygundur.
Alıştırma
Cümleyi “genel sonucu görebilecek kadar uzun bir süre geçtikten sonra” anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: A good maintenance plan saves money ____.
Cevabı göster
in the long run
compared to those who were less popular.
4:48daha az popüler olanlara kıyasla daha yüksek bir gelir elde ettiğini gösterdi.
However, a follow-up study by Yale Professor Jason Fletcher
4:50Bununla birlikte, Yale Profesörü Jason Fletcher'ın yürüttüğü takip çalışması
called into question the findings of the original Wisconsin study. Kalıp ifadeler
4:54orijinal Wisconsin çalışmasının bulgularını sorguladı.
call ... into question: bir şeyi şüpheli hâle getirmek
Called into question, call something into question ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Yeni kanıtların veya akıl yürütmenin ilk bulguları daha az kesin ya da daha az güvenilir gösterdiği anlamına gelir. Bu ifade nihai bir çürütmeyi değil, şüpheyi belirtir. Bulgular hâlâ doğru olabilir, ancak artık yeniden incelenmeleri veya daha güçlü biçimde desteklenmeleri gerekir.
Alıştırma
Hangi cümle, yeni kanıtların şüphe yarattığını ancak önceki sonucun yanlışlığının kesin biçimde kanıtlandığını iddia etmediğini belirtir?
- The new evidence disproved the earlier conclusion.
- The new evidence called the earlier conclusion into question.
- The new evidence confirmed the earlier conclusion.
Cevabı göster
The new evidence called the earlier conclusion into question.
It included additional data from siblings attending the same school
4:57Aynı okula giden kardeşlerden alınan ek verileri içeriyordu
that showed the impact of popularity on future pay simply vanished.
5:00ve bu durum, popülerliğin gelecekteki maaş üzerindeki etkisinin ortadan kaybolduğunu gösterdi.
A University of Virginia study tracking young people from age 13 to 23
5:0413 ile 23 yaş arasındaki gençleri takip eden bir Virginia Üniversitesi araştırması
also painted a less rosy picture for popular kids. Deyimler
5:09da popüler çocuklar için daha az pembe bir tablo çizdi.
painted a less rosy picture: ölçülü bir olumsuz yeniden değerlendirme
Bu cümlede painted a less rosy picture, araştırmanın genel durumu daha az olumlu veya daha az umut verici biçimde sunduğu anlamına gelir. Araştırma gerçek anlamda bir şey çizmemiştir; rosy de bir rengi değil, iyimser bir değerlendirmeyi anlatır. paint a/an ... picture of something kalıbı, kanıtların veya bir raporun bir konu hakkında belirli bir genel izlenim oluşturmasını anlatan bir mecazdır. Less rosy ölçülü bir olumsuz düzeltmedir: Sonuçların beklenenden veya önceki anlatımdan daha kötü olduğunu belirtir, ancak durumun mutlaka felaket olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Yeni kanıtların genel durumu daha az iyimser gösterdiğini belirtmek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The follow-up survey ____ than the first report.
Cevabı göster
painted a less rosy picture
cool kids were more likely to have bigger troubles later in life.
5:13havalı çocukların hayatlarının ilerleyen dönemlerinde büyük dertlere bulaşma olasılığı daha yüksekti.
These problems included drug and alcohol use, as well as criminal activity.
5:17Bu sorunlar arasında uyuşturucu ve alkol kullanımının yanı sıra suç faaliyeti de vardı.
they were using 40% more drugs and alcohol than the not-so-cool kids
5:24o kadar da havalı olmayan çocuklara göre %40 daha fazla uyuşturucu ve alkol kullandıklarını
and were 22% more likely to be running into trouble with the law. Öbek fiiller
5:28ve yasalarla başlarının belaya girme olasılığının %22 daha yüksek olduğunu buldu.
running into trouble with the law: genel anlamda hukuki sorunlar
Bu cümlede running into trouble with the law, polisle temas, suçlama veya adalet sistemiyle başka çatışmalar gibi hukuki sorunlara tekrar tekrar ya da giderek daha fazla karışmak anlamına gelir. Buradaki run into gerçek bir hareketi anlatmaz; istenmeyen bir durumla karşılaşmak veya o duruma karışmak demektir. were ... running into biçimindeki sürerlik yapısı, bunu genç yetişkinlikte tekrarlayan veya devam eden bir örüntü olarak sunar. İfade, they committed crimes demekten daha geniş ve dolaylıdır: Tam olarak ne olduğunu belirtmeden veya belirli bir suçu kanıtlamadan hukuki sorunları bildirir.
Alıştırma
Tekrarlanan hukuki sorun örüntüsünü anlatmak için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: After several police incidents, he kept ____.
Cevabı göster
running into trouble with the law
These things done to impress others hurt the popular kids in the long run.
5:32Başkalarını etkilemek için yapılan bu şeyler popüler çocuklara uzun vadede zarar verir.
One of the researchers of the study, Joseph Allen,
5:36Çalışmanın araştırmacılarından biri olan Joseph Allen,
says that teens trying so hard to be cool in the early adolescence
5:38erken ergenlik döneminde havalı olmak için çok uğraşan gençlerin
find the rewards of popularity in the short term,
5:42kısa vadede popülerliğin ödüllerini bulduğunu,
but their approach ultimately leads to a dead end. Deyimler
5:45ancak yaklaşımlarının nihayetinde çıkmaz bir sokağa yol açtığını söylüyor.
leads to a dead end: çıkmaza götürür
Bu cümlede leads to a dead end mecaz anlamdadır. Bu yaklaşım onlara bir süre popülerlik kazandırabilir, ancak sonunda onları ilerlemek için yararlı bir yolun kalmadığı bir duruma götürür; dead end ölüm anlamına gelmez. Aktarılabilir X leads to a dead end kalıbı, bir yöntem, plan veya yolun kalıcı ilerleme sağlayamayacağını anlatır. Genellikle kısa vadeli kazançlarla kötü uzun vadeli beklentiler arasında karşıtlık kurar.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyi doğru zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: The strategy produced quick gains, but after a year it ____.
Cevabı göster
led to a dead end
The end result is what Allen calls the high school reunion effect.
5:48Nihai sonuç, Allen'ın lise mezunlar buluşması etkisi dediği şeydir.
did exciting things that were intimidating and seemed glamorous at the time,
5:53korkutucu olan ve o zamanlar göz kamaştırıcı görünen heyecan verici şeyler yapan kişiyi görüyorsunuz,
they're working in a menial job and have poor relationships and such.
5:59vasıfsız bir işte çalışıyorlar, kötü ilişkileri var falan.
nerds often fare better than popular kids after they leave high school. Kelime
6:04inekler liseden ayrıldıktan sonra genellikle popüler çocuklardan daha başarılı olurlar.
fare better than: birinden daha iyi durumda olmak
Burada fare, belirli bir başarı veya esenlik düzeyi yaşamak anlamına gelen bir fiildir. Fare better than, başka bir kişi ya da gruptan daha olumlu bir sonuç elde etmek demektir; burada bilet ücreti anlamına gelmez. Kalıp özne + fare + karşılaştırma ifadesi şeklindedir: fare well or poorly, fare better or worse than someone ve fare better than expected. Belirli bir dönem boyunca veya belli koşullar altındaki sonuçları özetlemek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle fare fiilini daha iyi sonuç elde etmek anlamında doğru kullanıyor?
- Patients who receive early treatment often fare better those who wait.
- Patients who receive early treatment often fair better than those who wait.
- Patients who receive early treatment often fare better than those who wait.
Cevabı göster
Patients who receive early treatment often fare better than those who wait.
The Daily Mail cites the same University of Virginia study mentioned earlier.
6:08Daily Mail, daha önce bahsedilen aynı Virginia Üniversitesi çalışmasından alıntı yapıyor.
the study found that those who are less popular as teenagers
6:15çalışma, ergenlik döneminde daha az popüler olanların
ended up doing better in life than their cooler peers. Öbek fiiller
6:19hayatta daha havalı akranlarından daha iyi durumda olduklarını ortaya koydu.
Nihai sonuç için ended up + -ing
Ended up, doing better in life ifadesini daha uzun bir gelişim sürecinin nihai sonucu olarak sunar. Dikkati sürecin sonunda nereye varıldığına yöneltir ve çoğu zaman sonucun önceki beklentilerle çeliştiğini ima eder. Burada end up ifadesinden sonra -ing biçimindeki doing gelir. Başka durumlara aktarılabilen end up + -ing kalıbı, birinin sonunda ne yaptığını veya ne yaşadığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi, bir şeyin beklenmedik nihai sonuç olarak gerçekleştiğini belirten iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: I only planned to help for a week, but I ____ staying for three months.
Cevabı göster
ended up
Allen and the other researchers of the study also discovered the ones who were considered geeks
6:22Allen ve çalışmanın diğer araştırmacıları ayrıca inek (geek) olarak kabul edilenlerin
went on to outperform the others by the time they reached early adulthood. Öbek fiiller
6:27erken yetişkinliğe ulaştıklarında diğerlerinden daha iyi performans sergilediklerini keşfettiler.
Sonraki farklı adım için went on to + fiil
Went on to, outperform the others eylemini kişilerin daha önce geeks olarak görülmesinden sonraki farklı ve sonraki bir gelişme olarak tanıtır. İki olayı yalnızca zamana göre sıralamakla kalmaz; ikinci olayı bir dizinin sonraki önemli adımı olarak sunar. Kalıp go on to + fiilin yalın biçimidir. Zaman normal biçimde değişir; bu nedenle buradaki geçmiş zaman biçimi went on to outperform olur.
Alıştırma
Cümleyi, farklı ve sonraki bir başarıyı tanıtan üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: After starting as a laboratory assistant, Maya ____ lead the entire research team.
Cevabı göster
went on to
While the intellectual activities highly valued by nerds might have made them less popular at school,
6:31İnekler tarafından çok değer verilen entelektüel faaliyetler okulda onları daha az popüler yapmış olabilir,
they paid off for nerds in the long run. Öbek fiiller
6:36ancak uzun vadede inekler için işe yaradı.
paid off: değerli bir sonuç vermek
Burada paid off, bir şeyin sonunda değerli bir sonuç verdiği anlamına gelir. Nerdlerin okuldaki popülerliğine zarar vermiş olabilecek entelektüel ilgi ve beceriler, daha sonra onlara yarar sağlamıştır. Özne olan they bu etkinliklere gönderme yapar. Dolayısıyla cümle, zamanla değerli olduğu anlaşılan şey olarak nerdleri değil etkinliklerin kendisini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “sonunda iyi bir sonuç verdi” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The team's careful preparation ____ when the client approved the proposal.
Cevabı göster
paid off
A Newsweek article reports that new research suggests
6:38Bir Newsweek makalesi, yeni araştırmaların
that four high school behaviors can predict financial and occupational success as adults.
6:41dört lise davranışının yetişkinler olarak finansal ve mesleki başarıyı öngörebileceğini ileri sürdüğünü bildiriyor.
A long-term study conducted by the American Psychological Association
6:46Amerikan Psikoloji Derneği tarafından yürütülen uzun vadeli bir çalışma,
acting responsibly, and possessing good reading and writing skills
6:52sorumlu davranmanın ve iyi okuma-yazma becerilerine sahip olmanın
were linked to having a higher income 50 years after high school. Kalıp ifadeler
6:55liseden 50 yıl sonra daha yüksek bir gelire sahip olmakla bağlantılı olduğunu buldu.
were linked to: bir ilişkiyi bildirmek
Were linked to, okulla ilgili üç etken ile hayatın ilerleyen dönemlerindeki daha yüksek gelir arasında bir ilişki bulunduğunu bildirir. Edilgen kalıp be linked to + isim veya -ing biçimidir; burada to edatından sonra having a higher income gelir. Bu ifade bilinçli olarak temkinlidir: araştırma bulgularında bir ilişki bulunduğunu bildirir, ancak etkenlerin sonraki gelire kesinlikle neden olduğunu söylemez. Were, özneyi oluşturan çoğul listeyle uyumludur.
Alıştırma
Bir anket, sık kahvaltı eden öğrencilerin daha iyi odaklandıklarını bildirme eğiliminde olduğunu gözlemledi ancak nedenselliği kanıtlamadı. Hangi cümle bulguyu doğru şekilde aktarır?
- Breakfast habits caused better concentration.
- Breakfast habits were linked to better concentration.
- Breakfast habits guaranteed better concentration.
Cevabı göster
Breakfast habits were linked to better concentration.
Alexandra Robbins, the author of The Geeks Shall Inherit the Earth, Kültür
7:00The Geeks Shall Inherit the Earth kitabının yazarı Alexandra Robbins,
The Geeks Shall Inherit the Earth: İncil’e dayalı bir parodi
Başlık, Matta 5:5’teki “the meek shall inherit the earth” İncil ifadesini yeniden yazar ve meek yerine geeks sözcüğünü koyar. Geeks ile meek yakın kafiyeli olduğu için okur, yeni başlığın altında tanıdık ifadeyi duyabilir. Bu değişiklik, toplumun kenarında kalan “geeks” grubunu sonunda itibar kazanacak veya başarılı olacak kişiler olarak mizahi biçimde sunar. Shall, kaynak ifadenin ciddi ve kehanetvari otoritesini ödünç alır; burada yalnızca modern İngilizcedeki sıradan bir gelecek belirteci değildir.
Alıştırma
The Geeks Shall Inherit the Earth başlığı nasıl bir etki yaratıyor?
- Meek yerine geeks koyarak ciddi bir İncil vaadini mizahi biçimde yeniden yorumlar.
- Geeks grubunun tüm toprakları yasal miras olarak gerçekten alacağını söyler.
- Shall sözcüğünü yalnızca modern günlük İngilizcede gelecek için shall kullanmak zorunlu olduğu için kullanır.
Cevabı göster
Meek yerine geeks koyarak ciddi bir İncil vaadini mizahi biçimde yeniden yorumlar.
attributes some of the nerd success to what she calls the quirk theory. Kalıp ifadeler
7:03ineğin başarısının bir kısmını tuhaflık teorisi dediği şeye bağlıyor.
attribute A to B: attributes ... to yapısı
Attribute A to B, B’yi A’nın nedeni veya kaynağı olarak görmek anlamına gelir. Burada A some of the nerd success, B ise what she calls the quirk theory ifadesidir. Some of, iddianın kapsamını sınırlar: teori açıklamanın yalnızca bir bölümü olarak sunulur. Dil bilgisi bakımından A doğrudan attribute sözcüğünden sonra gelir, B’yi ise to tanıtır. A uzun bir isim öbeği olabileceği için fiil ile to birbirinden uzakta bulunabilir: attribute + sonuç veya etki + to + neden veya kaynak.
Alıştırma
Cümleyi attribute A to B yapısının eksik iki parçasıyla tamamlayın: Researchers ____ the lower error rate ____ better training.
Cevabı göster
attribute · to
can end up being admired or valued traits in adulthood.
7:12yetişkinlikte hayran olunan veya değer verilen özellikler haline gelebilir.
developing coping strategies and independence,
7:18başa çıkma stratejileri ve bağımsızlık geliştirmenin
and being able to deal positively with stressful social situations
7:20ve stresli sosyal durumlarla olumlu başa çıkabilmenin,
are some of the useful and valuable skills nerds learn while in school
7:24ineklerin okuldayken öğrendikleri
and later carry over into the workplace and beyond. Öbek fiiller
7:27ve daha sonra işyerine ve ötesine taşıdıkları yararlı ve değerli becerilerden bazıları olduğunu savunuyor.
carry over into: becerileri yeni bir bağlamda kullanmak
Carry over into, bir şeyi farklı bir ortama aktarmak veya orada kullanmayı sürdürmek anlamına gelir. Bu cümlede that ilgi zamiri kullanılmadığı için skills hem learn hem de carry over fiilinin nesnesidir: “skills (that) nerds learn ... and later carry over into the workplace”. Beceriler fiziksel olarak taşınmaz; iş ortamında uygulanır. Yaygın iki yapı carry something over into a new context ve something carries over into a new context şeklindedir. İfade, farklı ortamlar arasındaki devamlılığı vurgular; “and beyond” ise bu devamlılığın iş yerinin ötesindeki alanlara da uzandığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “bir ortamdan diğerine devam etmek veya uygulanmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The teamwork skills Maya learned in volleyball will ____ her group projects at school.
Cevabı göster
carry over into
What are your experiences with popular kids and nerds?
7:30Popüler çocuklarla ve ineklerle olan deneyimleriniz nelerdir?
What Makes Popular Kids Popular?
7:38Popüler Çocukları Popüler Yapan Nedir? adlı videomuzu da izlemeyi unutmayın.
And as always, don't forget to like, share, and subscribe.
7:41Ve her zaman olduğu gibi, beğenmeyi, paylaşmayı ve abone olmayı unutmayın.