Bingo ile 'Kötü Ruh Hali' Oynuyoruz 😒 🤣 | 2. Sezon Öne Çıkanlar - Kötü Ruh Hali | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bingo kötü ruh hâlini suçlayarak eşyaları devirir, izinsiz televizyon seyreder ve çikolata yer; yani her zamankinden farklı davranır. Ailesi neler olduğunu anlar ve Bluey onu bir koltuğa oturtup gözlerini kapattırarak yavaş karın nefesleriyle sakinleştirmeye çalışır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what's gotten into you? — Deyimler ve mecazlı ifadeler. Bu konuşma sorusunun, bir kişinin içine gerçekten bir şey girdiğini değil, onun neden aniden tuhaf davranmaya başladığını sorduğunu öğrenin. Birine yakışmayan veya alışılmadık bir davranış karşısında şaşkınlık, kaygı ya da hafif bir hoşnutsuzluk belirtmek için kullanabilirsiniz. 2. is making me eat — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. Bir duygu, güç veya durumun bir kişiye eylem yaptırdığını anlatan make + kişi + fiilin yalın hâli ettirgen yapısını kavrayın. Böylece etki ya da baskıyı açıklayabilir ve kişiden sonraki fiilin to almadan yalın biçimde kaldığını hatırlayabilirsiniz. 3. how about we — Konuşma edimbilimi ve tutum. Konuşanla dinleyenin birlikte yapacağı bir etkinliği önermek için bu başlangıcı kullanmayı öğrenin. Sakinleştirme veya bakım bağlamında doğrudan bir talimattan daha nazik ve iş birliğine açık duyulur; karşıdakini emir vermeden katılmaya davet etmenizi sağlar.
Bu derste
check out: birini bakmaya davet etmek
Bu cümlede check out, “bakmak ve dikkat etmek” anlamına gelir. Konuşan kişi, Bingo'nun dikkatini göstermek istediği şeye çekmek için emir biçimindeki check out my tower ifadesini kullanır. İlginç veya yeni bir şeye gündelik bir şekilde bakmasını istemek için check out + isim öbeği yapısını kullanabilirsin. Bu ifade bir bütün olarak işlev görür; check burada “kontrol etmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “bakıp dikkat etmek” anlamına gelen iki kelimelik gündelik ifadeyle tamamla: ____ this model I built.
Cevabı göster
Check out
can't help it: bir tepkiyi kontrol etmenin zor olduğunu söylemek
can't help it, “bu davranışı ya da tepkiyi kontrol edememek veya önleyememek” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. it sözcüğü, bağlamdan zaten anlaşılan bir şeye gönderme yapar. Burada help, “yardım etmek” anlamında değildir. Konuşan kişi davranışını kontrol etmenin zor olduğunu söyler; bunu çoğu zaman yaptığını açıklamak veya savunmak için kullanır.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “bu tepkiyi kontrol edemiyorum” anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle tamamla: I know I keep smiling, but ____.
Cevabı göster
I can't help it
in a bad mood: o anki duygu durumunu anlatmak
be in a bad mood, o anda mutsuz, sinirli veya üzgün hissetmek demektir. in edatı mood'u içinde bulunulan geçici bir durum olarak sunar; bir eylem anlatmaz. Aktarılabilir kalıp be in a/an + sıfat + mood şeklindedir; örneğin She's in a good mood. Bu anlamda I'm bad demeyin; bu ifade genellikle kişinin kötü biri olduğunu ya da kötü davrandığını anlatır, o anki ruh hâlini değil.
Alıştırma
Leo'nun şu anda mutsuz veya sinirli olduğunu belirten bu dersteki tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: Leo is ____ after the game.
Cevabı göster
in a bad mood
what's gotten into you?: ani ve alışılmadık bir davranışa tepki vermek
What's gotten into you?, biri aniden şaşırtıcı, tuhaf veya kabul edilemez biçimde davranmaya başladığında kullanılan deyimsel bir sorudur. Burada what's, what has ifadesinin kısaltmasıdır; sorunun bütünü neden birden hiç kendin gibi davranmadığın anlamına gelir. Bu soru, kişinin davranışının her zamankinden farklılaştığını varsayar. Kişinin içine gerçekten bir şey girdiği anlamına gelmez; şaşkınlığı ve çoğu zaman eleştiri ya da endişeyi ifade eder.
Alıştırma
Normalde sakin olan arkadaşınız aniden birine bağırıyor. Bu alışılmadık davranış karşısındaki şaşkınlığı en iyi hangi soru gösterir?
- Are you feeling any pain?
- What's gotten into you?
- What did you put in your bag?
Cevabı göster
What's gotten into you?
knocked down: bir şeyi devirdi
Bu cümlede knocked down, “kuleye çarpıp onun devrilmesine neden oldu” anlamına gelir. Down yalnızca yön göstermez; ayakta duran kulenin devrilmiş hâle gelmesiyle eylemin sonucunu da belirtir. Knock down ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isimse knock down the tower ve knock the tower down yapılarının ikisi de doğaldır. Nesne bir zamirse onu fiil ile parçacığın arasına koyun: knock it down deyin, knock down it demeyin.
Alıştırma
Cümleyi knock down ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın. Zamiri doğal konumuna yerleştirin: The ball hit the toy tower and ____.
Cevabı göster
knocked it down
jock: erkek iç çamaşırı için Avustralya argosu
Burada jock, bir erkek iç çamaşırını anlatan gündelik Avustralya İngilizcesidir. Dad's sahiplik bildirir, stinky ise giysiyi niteler; dolayısıyla tüm ifade babanın iç çamaşırıyla ilgili bir isim öbeğidir. Bu söz, giysiyi tarafsız biçimde anlatan bir ifade değil, biraz kaba ve çocukça bir aile şakasıdır. Jock sözcüğünün Kuzey Amerika İngilizcesinde çok farklı ve yaygın bir anlamı olduğundan Avustralya ortamı önemlidir.
Alıştırma
Giysilerle ilgili gündelik bir Avustralyalı aile sahnesinde jock büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Erkek iç çamaşırı
- Spor çantası
- Erkek bir sporcu
Cevabı göster
Erkek iç çamaşırı
This isn't like you: alışılmadık bir davranışı fark etmek
This isn't like you cümlesindeki this, Bingo'nun o andaki sözlerini veya davranışını gösterir. Like burada “hoşlanmak” değil, “benzemek” anlamındadır; dolayısıyla cümle, yaptığı şeyin her zamanki davranışına uymadığını söyler. This isn't like you kalıbı, kişiyi kötü olarak etiketlemek yerine davranışındaki değişikliğe dikkat çeker. Çoğu zaman kaygılı bir hatırlatma işlevi görür ve kişiyi sorunun ne olduğunu açıklamaya davet eder.
Alıştırma
This isn't like you burada ne anlama geliyor?
- Her zamankinden farklı davranıyorsun.
- Beni taklit etmelisin.
- Senden hoşlanmıyorum.
Cevabı göster
Her zamankinden farklı davranıyorsun.
It's not my fault: sorumluluğu reddetmek
It's not my fault, “Bu soruna ben neden olmadım, bu yüzden bunun için suçlanmamalıyım” anlamına gelir. Fault burada teknik bir arıza değil, yanlış giden bir şeyin sorumluluğu demektir. Bu ifade suçlamayı doğrudan reddeder. Duruma ve ses tonuna bağlı olarak haklı bir düzeltme olabilir veya bahane gibi duyulabilir.
Alıştırma
Bir fırtına maçın iptal edilmesine neden oldu. Hangi yanıt, konuşanın sorumlu olmadığını doğrudan söyler?
- It's not my choice.
- It's not my fault.
- It's not working.
Cevabı göster
It's not my fault.
what's going on: neler olduğunu anlamak
Burada what's going on, ne olduğunu veya durumun aslında ne olduğunu anlatır. Bu ifadede go on öbek fiili meydana gelmek anlamına gelir; devam etmek anlamında değildir. Doğrudan sorulan What's going on? durum hakkında bilgi ister. I know what's going on cümlesinde ise aynı yan cümle konuşanın neyi bildiğini gösterir: konuşan durumu anlamıştır.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşanın neler olduğunu anladığı anlamına gelir?
- I know where they are going.
- I know which game will continue.
- I know what's going on.
Cevabı göster
I know what's going on.
think of something: bir fikir bulmak
Burada think of something, bir fikir, cevap ya da çözüm bulmak anlamına gelir. Something, bilinen bir nesneyi değil, henüz bulunması gereken fikri belirtir. Think of, belirli bir fikri akla getirmeye odaklanır. Bir sorun çözme durumunda genellikle konuşanın işe yarar bir sonuç istediğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve fikir üretmek anlamına gelen iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: We need to ____ a name for the robot.
Cevabı göster
think of
tear the place apart: ortalığı birbirine katmak veya ağır hasar vermek
Bu cümlede tear the place apart, onun bulunduğu yerin her yanında ciddi karışıklığa veya hasara yol açtığını abartılı biçimde anlatır. The place, bağlamdan herkesin bildiği evi, odayı veya başka bir yeri ifade eder. tear + yer ya da nesne + apart yapısı gerçek fiziksel yıkımı anlatabilir, ancak bir yeri korkunç derecede dağıtmak için mecazi olarak da kullanılır. Apart, sonucun ağır olduğunu vurgular; place ile ayrı bir place apart ifadesi oluşturmaz.
Alıştırma
tear ... apart yapısını şimdiki zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: The puppies are ____ the room ____ while no one is watching.
Cevabı göster
tearing · apart
let's do this: başlamadan önce motive eden ifade
Let's do this, önceden bilinen bir göreve, plana veya zorlu işe başlamadan hemen önce kullanılan samimi bir motive etme ifadesidir. Hazır olduğumuzu ve artık başlamamız gerektiğini anlatır; yalnızca bir eylemi belirtmekle kalmaz, kararlılık ve cesaret de verir. This, mutlaka görülebilen bir nesneyi değil, durumdan herkesin anladığı bütün eylemi ifade eder. Let's konuşanı kapsar ve en az bir kişiyi birlikte harekete geçmeye çağırır; ancak insanlar bazen bunu kendilerini motive etmek için de söyler.
Alıştırma
Siz ve takım arkadaşınız zorlu bir göreve başlamaya hazırsınız. Hangi cümle ikinizi de en iyi şekilde motive ederek başlamaya çağırır?
- We're ready. What is this?
- We're ready. You can do this!
- We're ready. Let's do this!
Cevabı göster
We're ready. Let's do this!
didn't say you could: izin verilmedi
didn't say you could yapısında say, birinin vermediği iznin içeriğini anlatan bir yan cümleyi başlatır. Buradaki could geçmişteki yetenek değil, “izinli olmak” anlamındadır: Mum televizyon izleme izni vermemiştir. Kalıp someone didn't say + özne + could + fiilin yalın hâli şeklindedir. İzin verilmediğini bildirir. Tek başına kişinin açıkça “hayır” dediği anlamına gelmez; ancak kuralların olduğu bir durumda eylemi durdurmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Öğretmen erken ayrılmaya izin vermedi, ancak bunu açıkça da yasaklamadı. Hangi cümle bu duruma uyar?
- The teacher said we couldn't leave early.
- The teacher said we could leave early.
- The teacher didn't say we could leave early.
Cevabı göster
The teacher didn't say we could leave early.
don't even like: şaşırtıcı bir olumsuzluğu vurgulamak
don't even like ifadesinde even olumsuzluğu güçlendirir ve durumu şaşırtıcı olarak sunar: konuşan kişi en başta kriketi sevmiyordur, bu yüzden onu izlemesi özellikle beklenmedik görünür. Olumsuz bir yardımcı fiille yaygın sıra don't/doesn't/didn't + even + fiilin yalın hâli şeklindedir. even sözcüğünü ana fiilden önce koymak, o eylemi veya durumu odak hâline getirir.
Alıştırma
Şaşırtıcı olanın, bunu bilmeyen kişinin siz olması değil kişinin adını bilmemeniz olduğunu vurgulamak istiyorsunuz. Hangi cümle uygundur?
- I don't even know his name.
- Even I don't know his name.
Cevabı göster
I don't even know his name.
I'll take that: bir nesneyi almak veya kaldırmak
Bu cümlede I'll take that, konuşanın belirli bir nesneyi almak, teslim almak veya bulunduğu yerden kaldırmak üzere olduğunu bildirir. I'll, I will ifadesinin kısaltmasıdır; burada eylemi konuşanın kararı olarak sunar. that ise iki kişinin de hangisi olduğunu bildiği bir nesneyi gösterir. Bu ifade Give it to me gibi bir emir değil, düz bir cümledir; yine de konuşan nesnenin kontrolünü eline alıyorsa kararlı gelebilir. Buradaki take fiziksel olarak alma anlamındadır; bir fikre katılmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir yetişkin, kaldırılması gereken bir keçeli kaleme uzanıp “I'll take that.” diyor. Cümle burada ne anlama geliyor?
- Yetişkin çocuğun keçeli kalemi tutmaya devam etmesini istiyor.
- Yetişkin keçeli kalemi alacak.
- Yetişkin çocuğun fikrine katılıyor.
Cevabı göster
Yetişkin keçeli kalemi alacak.
treat food: ara sıra keyif için yenen yiyecek
Treat food; şekerleme, çikolata veya pasta gibi, ara sıra keyif için yenilen özel bir ek yiyecek olarak görülen gıda demektir. Burada treat, food sözcüğünü niteleyen bir isimdir: a treat keyif veren veya ödül sayılan bir şeydir; dolayısıyla treat food bu gruptaki yiyecektir. Bu etiket katı bir malzeme listesine değil, yiyeceğin bir ailenin günlük düzeninde nasıl ele alındığına odaklanır. Bir hastalığı tedavi eden yiyecek anlamına gelmez.
Alıştırma
“Bingo, you're eating treat food,” cümlesinde treat food ne anlama geliyor?
- Bir hastalığı tedavi etmek için kullanılan yiyecek
- Ara sıra keyif için veya özel bir ek olarak saklanan yiyecek
- Her öğünde yenmesi gereken yiyecek
Cevabı göster
Ara sıra keyif için veya özel bir ek olarak saklanan yiyecek
is making me eat: make + nesne + fiilin yalın hâli
make + nesne + fiilin yalın hâli yapısı, birinin veya bir şeyin nesnenin bir eylemi yapmasına neden olduğunu anlatır. Bu cümlede bad mood neden, me etkilenen kişi ve eat eylemdir. make'ten sonra to kullanmadan fiilin yalın hâli gelir: making me eat doğrudur; making me to eat denmez. Şimdiki zaman yapısı is making, bu etkinin şu anda sürdüğünü gösterir.
Alıştırma
Cümleyi smile fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Her kind message made me ____.
Cevabı göster
smile
get a tummy ache: karın ağrısının başlaması
get a tummy ache ifadesi, karın ağrısının başlaması veya kişinin karnının ağrımaya başlaması anlamına gelir. Cümlede will + get, henüz gerçekleşmemiş olası bir sonucu öngörür. Tummy, stomach için kullanılan sıcak, samimi ve çocuklara uygun bir sözcüktür. A tummy ache sıradan bir karın ağrısını anlatır ve özellikle aile içi konuşmalarda veya çocuklarla konuşurken kullanılır.
Alıştırma
Bir çocuk şu anda iyi hissediyor, ancak çok fazla şeker yemenin olası sonucu hakkında onu uyarıyorsunuz. Ağrının daha sonra başlayabileceğini en iyi vurgulayan cümle hangisidir?
- You might get a tummy ache if you eat all that candy.
- Your tummy ache has gone away.
- You have a tummy ache right now.
Cevabı göster
You might get a tummy ache if you eat all that candy.
Come on ile kendini cesaretlendirme veya harekete geçmeye teşvik etme
Burada Come on, Bluey'den konuşana yaklaşmasını isteyen bir söz değildir. Bluey bunu think emrinden önce kendi kendine söyleyerek odaklanıp bir fikir bulması için kendini harekete geçirir. Gündelik konuşmada come on bir kişiyi cesaretlendirebilir, harekete geçmeye teşvik edebilir ya da sabırsızlık gösterebilir. Hangi tutumun kastedildiğini çevresindeki sözler ve ses tonu belirler.
Alıştırma
Come on, Ava—you've almost finished! cümlesinde Come on ne işe yarar?
- Ava'ya gitmesini söyler.
- Ava'dan yaklaşmasını ister.
- Ava'yı devam etmesi için cesaretlendirir.
Cevabı göster
Ava'yı devam etmesi için cesaretlendirir.
gets me out of a bad mood: birini kötü ruh hâlinden çıkarmak
gets me out of a bad mood ifadesinde get, neden olmak anlamındadır: bir şey benim hoş olmayan bir duygu durumundan çıkmamı sağlar. Buradaki out of, fiziksel bir yerden dışarı çıkmayı değil, bir durumdan uzaklaşmayı anlatır. Kullanılabilir kalıp get + kişi + out of + durum şeklindedir. Soruda What özne olduğu için geniş zamanda fiil gets olur; soru, konuşan kişi üzerinde bu etkiyi hangi şeyin veya etkinliğin oluşturduğunu sorar.
Alıştırma
Cümleyi get + person + out of a bad mood kalıbıyla tamamlayın. me ve get fiilinin doğru biçimini kullanın: A funny video usually ____.
Cevabı göster
gets me out of a bad mood
Fancy a little sit in your relaxer chair? Ton ve niyet
1:35Rahatlama koltuğunda biraz oturmak ister misin?
Fancy a little sit?: nazik ve samimi bir davet
Burada fancy, “istemek” veya “canı istemek” anlamına gelen bir fiildir. Fancy a little sit? bazı ögeleri atılmış, samimi bir sorudur; tam olarak anlatılan düşünce Do you fancy a little sit? şeklindedir. A little sit, özel bir koltuk türünü değil, kısa bir süre oturmayı ifade eder. Bu ifade, öneriyi sıcak ve baskısız bir davete dönüştürür. Bu cümlede konuşan kişi doğrudan emir vermek yerine karşısındakini nazikçe koltuğa oturmaya teşvik eder.
Alıştırma
Konuşan kişi “Fancy a little sit?” diyerek ne yapıyor?
- Birine hemen oturmak zorunda olduğunu söylemek.
- Birinin kısa bir süre oturmak isteyip istemediğini samimi biçimde sormak.
- Bir koltuğu pahalı ve süslü olarak tanımlamak.
Cevabı göster
Birinin kısa bir süre oturmak isteyip istemediğini samimi biçimde sormak.
how about we close our eyes and take some relaxing belly breaths. Notlar
1:41gözlerimizi kapatıp birkaç rahatlatıcı karın nefesi almaya ne dersin.
how about we + fiilin yalın hâli: ortak bir öneri
How about we + fiilin yalın hâli...? konuşan ve dinleyen kişinin birlikte bir şey yapmasına yönelik bir öneri sunar. Burada we, close ve take fiillerinin öznesidir; iki fiil de yalın hâldedir. Konuşan kişiyi we ifadesine dâhil etmek cümleyi iş birliğine dayalı ve nazik gösterir. Dinleyeni, “Close your eyes.” şeklindeki doğrudan emir kadar sert olmadan bir eyleme yönlendirir.
Alıştırma
Ortak öneriyi hedef ifadeyle tamamlayın: ____ take a five-minute break?
Cevabı göster
How about we
take some relaxing belly breaths: rahatlatıcı birkaç karın nefesi almak
Burada take breaths, “bir veya birkaç kez nefes almak” ya da “nefes egzersizi yapmak” anlamındadır. Take eylemin yapılmasını anlatır; fiziksel olarak bir şeyi alıp taşımak anlamına gelmez. A belly breath, diyafram çalışırken karnın hareket etmesini sağlayan yavaş ve derin bir nefestir. Some birden fazla nefesi, relaxing ise amaçlanan sakinleştirici etkiyi belirtir. Bu nedenle ifadenin tamamı birkaç sakinleştirici karın nefesi alma önerisidir.
Alıştırma
Hangi cümle birine karnı hareket ettiren üç yavaş nefes almasını doğal biçimde söyler?
- Take three slow belly breaths before you begin.
- Carry three slow belly breaths before you begin.
- Bring three slow belly breaths before you begin.
Cevabı göster
Take three slow belly breaths before you begin.
all the way to your belly: ta karnına kadar
All the way to + bitiş noktası, “o noktaya kadar” veya “yolun tamamını geçerek oraya kadar” anlamına gelir ve bütün mesafenin aşılmasını ya da son noktaya ulaşılmasını vurgular. Bu nefes yönergesinde yol mecazidir: karnın genişlemesini sağlayacak kadar derin nefes almayı teşvik eder. Havanın gerçekten mideye girdiğini söylemez. Aynı yapı gerçek bir varış noktasını veya bir sürecin sonunu da gösterebilir.
Alıştırma
“The bus goes all the way to the airport,” cümlesinde all the way to ne anlama gelir?
- Son nokta olan havaalanına ulaşır.
- Havaalanından başlar ve başka bir yere gider.
- Yalnızca havaalanının yakınından geçer.
Cevabı göster
Son nokta olan havaalanına ulaşır.
Stop fidgeting: huzursuz küçük hareketleri durdurmak
Stop + fiilin -ing biçimi, birine sürmekte olan bir davranışı bırakmasını doğrudan söylemek için kullanılır. Stop fidgeting, “şu anda yaptığın küçük hareketleri bırak” anlamına gelir. Fidget; ayağı tekrar tekrar oynatmak, kalem çevirmek veya sandalyede kıpırdanmak gibi genellikle huzursuzluk gösteren küçük hareketleri sürekli yapmaktır. Belirli bir amacı olan her sıradan hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Hangi davranış fidgeting için en açık örnektir?
- Kitap almak için odanın karşısına yürümek
- Ayağı tekrar tekrar oynatıp kalem çevirmek
- Pencereyi açmak için bir kez ayağa kalkmak
Cevabı göster
Ayağı tekrar tekrar oynatıp kalem çevirmek
honey: tonu yumuşatan sevgi dolu bir hitap
Burada honey, yiyecek olan “bal” değil, “sevgilim” veya “canım” anlamında kullanılan sevgi dolu bir hitaptır. Konuşulan kişiye duyulan yakınlığı gösterir. Doğrudan bir uyarının ardından kullanılan honey söze sıcaklık katar ve tonu yumuşatabilir, ancak emri tamamen nazik bir ricaya dönüştürmez. Hitap sözü, cümlenin ana yapısından dil bilgisi bakımından ayrıdır ve özenli yazıda genellikle virgülle ayrılır.
Alıştırma
Bu kullanım resmî bir iş yerinde genellikle uygun mudur? A manager says to a new employee, “Honey, fix this report for me.”
- Genellikle uygun değil
- Genellikle uygun
Cevabı göster
Genellikle uygun değil
Isn't that relaxing?: onay almaya yönelten olumsuz soru
Isn't that relaxing? olumsuz bir soru cümlesidir. Burada konuşan kişi, bunun rahatlatıcı olduğu düşüncesini beklenen değerlendirme olarak sunar ve dinleyeni aynı fikirde olmaya davet eder. Konuşmadaki işlevi That is relaxing, isn't it? cümlesine yakındır. Bu yapı, yanıtı tarafsız bir soruya göre daha fazla yönlendirir. Zaten belli bir değerlendirmeye eğilimliyseniz Isn't that + adjective? yapısını; gerçekten açık bir yanıt istiyorsanız tarafsız bir soru kullanın.
Alıştırma
Bir arkadaşınız size sessiz bir okuma köşesi gösterip 'Isn't that peaceful?' diye soruyor. Sorunun en olası amacı nedir?
- Köşenin huzurlu olmadığını söylemek.
- Belirli bir yanıt beklemeden tamamen tarafsız bir görüş sormak.
- Köşenin huzurlu olduğuna katılmanızı istemek.
Cevabı göster
Köşenin huzurlu olduğuna katılmanızı istemek.
Best not to + fiilin yalın hâli: bir şeyi yapmamaya yönelik yumuşak uyarı
Best not to + fiilin yalın hâli, It is best not to + fiilin yalın hâli yapısının konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Eylemi yapmamanın daha akıllıca veya güvenli bir seçim olduğu anlamına gelir; buradaki best bir isim değildir. Bu yapı yumuşatılmış bir uyarı veya öneri işlevi görür. Genellikle Don't + fiil yapısından daha az doğrudandır, ancak konuşan kişi yine de dinleyenin o eylemden kaçınmasını bekler.
Alıştırma
Yumuşak uyarıyı hedef yapıyla tamamlayın: The floor has just been painted. ____ walk on it.
Cevabı göster
Best not to