Bez Bebek Modu | Bez Bebek - 3. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
251 kelime 172 kel/dk

Video açıklaması: Wendy, buyurgan bir yolcunun çocuklara kendisini arabaya kadar taşıtması üzerine araya girer. Pilates sayesinde kazandığı gücü kullanarak onu kaldırır; ardından araba kullanacak durumda olup olmadığını sorgular ve parasını adamın ödediği dondurmalar için çocuklar yalnızca ona teşekkür edince itiraz eder. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. putting a bit of a slant on it. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu sözün fiziksel bir eğimi değil, olayların taraflı veya belirli bir bakış açısına göre sunulmasını anlattığını kavrayacaksınız. Bir konuşmacının başka birinin olayları aktarış biçimini nazikçe sorguladığı anları fark edebilecek ve bir anlatımın tarafsız olmadığını belirtmek için bu ifadeyi kullanabileceksiniz. 2. Engage the core. — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Fitness bağlamında engage fiilinin gövde çevresindeki merkez kaslarını etkinleştirmek veya sıkmak anlamına geldiğini öğreneceksiniz. Kısa egzersiz talimatlarını izleyebilecek ve bu teknik kullanımı “katılmak”, “dâhil etmek” ya da “ilgi çekmek” gibi gündelik anlamlardan ayırabileceksiniz. 3. "Thanks, Wendy"? — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Başkasının sözlerini soru tonuyla tekrarlamanın rahatsızlık ifade edip düzeltme talep edebildiğini göreceksiniz. Bu yankı sorusunu yalnızca tekrar istemek olarak değil, yetersiz veya yanlış yöneltilmiş bir teşekküre itiraz olarak yorumlayabileceksiniz.

Bu derste

Ready Bingo? ready.

0:01

Hazır mısın Bingo? Hazırım.

Yeah.

0:06

Evet.

This is easy.

0:08

Bu çok kolay.

That's the car.

0:12

İşte araba orada.

Hooray.

0:13

Yaşasın.

Let's skateboard him down the stairs.

0:14

Hadi onu kaykayla merdivenlerden aşağı kaydıralım.

What?

0:16

Ne?

No.

0:16

Hayır.

Do not skateboard me down those stairs. Ton ve niyet

0:17

Beni kaykayla o merdivenlerden aşağı indirmeyin.

Ton ve niyet

Do not skateboard me down those stairs: doğrudan bir yasak

Do not + fiilin yalın hâli, doğrudan bir olumsuz emir oluşturur. Bu cümlede konuşan kişi tehlikeli bir eylemi açıkça reddeder; Do not biçiminin kısaltılmadan kullanılması sınırı bilinçli ve vurgulu gösterir. Burada skateboard sözcüğü yaratıcı biçimde isimden geçişli fiile dönüştürülmüştür. Yalnızca bu sporu yapmak değil, konuşan kişiye kaykaymış gibi davranıp onu merdivenlerden aşağı götürmek anlamına gelir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız sizi dik bir uçurumun kenarına doğru itiyor. Hangi cümle doğrudan ve vurgulu bir yasak bildirir?

  1. Do not push me toward the edge.
  2. Did you push me toward the edge?
  3. Please tell me about the edge.
Cevabı göster

Do not push me toward the edge.

Okay, fine.

0:19

Tamam, pekala.

Where the bullfrog jumps from...

0:20

Boğa kurbağasının zıpladığı yerden...

Oh my goodness.

0:22

Aman Tanrım.

Hooray.

0:23

Yaşasın.

Morning, Wendy.

0:24

Günaydın, Wendy.

What's going on? Kalıp ifadeler

0:26

Neler oluyor burada?

Kalıp ifadeler

What's going on?: mevcut durumu sormak

What's going on?, Neler oluyor? anlamına gelen yaygın bir konuşma sorusudur. Kafa karıştırıcı, olağan dışı veya beklenmedik bir durum fark edip açıklama istediğinizde kullanın. Burada go on, olmak veya meydana gelmek anlamındadır. Yürümeye devam etmek anlamına gelmez; ifadenin tamamı kalıplaşmış bir konuşma sorusu olarak işlev görür.

Alıştırma

Yan odadan büyük bir çarpma sesi duyuyorsunuz ve sebebini bilmiyorsunuz. Hangi soru durumu en doğal biçimde sorar?

  1. Where is everyone going?
  2. What's going on?
  3. What goes on every day?
Cevabı göster

What's going on?

Are you okay?

0:27

İyi misin?

He stole our moneys. Kelime

0:28

O bizim paramızı çaldı.

Kelime

our moneys: çocuksu ve standart dışı bir çoğul

Günlük İngilizcede money normalde sayılamayan bir isimdir; bu yüzden standart biçim our money olur. Burada our moneys biçiminde -s eklenmesi, bir çocuğun money sözcüğünü sıradan bir sayılabilen isim gibi kullandığını düşündürür. Bu standart dışı çoğul, şikâyete eğlenceli ve çocuksu bir hava katar. Nadir hukuk veya finans kullanımlarında moneys ya da monies ayrı para tutarlarını veya fonları ifade edebilir; ancak buradaki günlük anlam bu değildir.

Alıştırma

Bize ait paranın alındığını söylemenin doğal ve günlük İngilizce biçimi hangisidir?

  1. He took our moneys.
  2. He took many money.
  3. He took our money.
Cevabı göster

He took our money.

What?

0:29

Ne?

Ah, that's putting a bit of a slant on it. Deyimler

0:30

Ah, bu biraz abartılı bir tabir.

Deyimler

putting a bit of a slant on it: bir şeyi yanlı biçimde anlatmak

To put a slant on something, bir şeyi tarafsız biçimde değil, belirli ve yanlı bir açıdan sunmak demektir. Burada konuşan kişi diğer kişinin seçtiği ifadelere itiraz eder: gerçekler tamamen uydurulmuş olmayabilir, ancak bu anlatım konuşanı haksız yere kötü gösterir. A bit of eleştiriyi yumuşatır; bu yüzden That's biased. demekten daha az sert duyulur. it zamiri, fiziksel olarak eğilmiş bir nesneye değil, durumun az önce anlatılma biçimine gönderme yapar.

Alıştırma

Konuşan kişi 'Ah, that's putting a bit of a slant on it.' diyerek ne yapıyor?

  1. Anlatımın yanlı olduğunu daha yumuşak biçimde belirtmek.
  2. Anlatımın tamamen tarafsız olduğunu kabul etmek.
  3. Fiziksel bir nesnenin biraz eğik olduğunu söylemek.
Cevabı göster

Anlatımın yanlı olduğunu daha yumuşak biçimde belirtmek.

He said he'll only give it back Dilbilgisi

0:32

Sadece onu arabaya kadar taşırsak

if we carry him all the way to the car. Kalıp ifadeler

0:34

geri vereceğini söyledi.

Dilbilgisi

only give it back if: gerekli bir koşul koymak

he'll only give it back if ... yapısında only, if yan cümlesini geri verme eylemi için gerekli bir koşul hâline getirir. Onu arabaya kadar taşımazlarsa, söylediğine göre eşyayı geri vermeyecektir. Burada only yalnızca give it back eylemini vurgulamaz; geri vermeyi belirleyen koşulu sınırlar. Yeniden kullanılabilen kalıp subject + will only + verb ... if + condition şeklindedir. Koşulu bir gereklilik olarak sunar ve kurallarda, pazarlıklarda, izinlerde veya taleplerde sık görülür.

Alıştırma

Hangi cümle, içeri girmek için bilet sahibi olmanın gerekli bir koşul olduğunu söyler?

  1. You can enter even if you do not have a ticket.
  2. You can enter only if you have a ticket.
  3. You can enter if you have a ticket.
Cevabı göster

You can enter only if you have a ticket.

Kalıp ifadeler

all the way to the car: bütün mesafeyi tamamlamak

All the way to + yer, başlangıç noktasından varış yerine ulaşana kadar bütün mesafeyi katetmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada, onu arabaya kadar yolun tamamında taşımaları gerektiğini vurgular. Olası bütün yollar anlamına gelmez. Yalnızca to the car demekle karşılaştırıldığında all the way daha güçlü bir vurgu katar. Varış yeri değişmez, ancak mesafenin veya çabanın uzun, zahmetli ya da şaşırtıcı geldiğini düşündürebilir.

Alıştırma

Hangi cümle Leo'nun kliniğe kadar olan bütün mesafeyi yürüdüğünü vurgular?

  1. Leo walked around the clinic.
  2. Leo walked all the way to the clinic.
  3. Leo knew the way to the clinic.
Cevabı göster

Leo walked all the way to the clinic.

Is that right? Ton ve niyet

0:36

Doğru mu bu?

Ton ve niyet

Is that right?: tarafsız doğrulama mı, baskılı sorgulama mı?

Is that right?, bir şeyin doğru olup olmadığını soran evet-hayır sorusudur. Burada konuşan kişi şaşırtıcı bir iddia duymuş ve yanıt almak için olayla ilgili kişiye dönmüştür. Bu nedenle soru, “Bu gerçekten doğru mu?” anlamında baskı taşır. Aynı sözler tarafsız veya sorgulayıcı olabilir. Sakin ve gerçekten meraklı bir söyleyiş bilgiyi kontrol eder; daha keskin ve şüpheci bir söyleyiş ise dinleyiciyi doğrulamaya, reddetmeye ya da açıklama yapmaya zorlar.

Alıştırma

Bir yönetici şaşırtıcı bir iddia duyduktan sonra ilgili kişiye dönüp “Is that right?” diye soruyor. Bu soru büyük olasılıkla ne yapıyor?

  1. Yöneticinin iddiaya tamamen katıldığını gösterir.
  2. Doğrulama isterken iddiayı da sorgular.
  3. Kişinin hangi yöne gitmesi gerektiğini sorar.
Cevabı göster

Doğrulama isterken iddiayı da sorgular.

Just keep walking, Wendy. Ton ve niyet

0:38

Yürümeye devam et sen, Wendy.

Ton ve niyet

Just keep walking: karışmadan yoluna devam etmek

Keep + fiilin -ing biçimi, “bir şeyi yapmaya devam etmek” anlamına gelir; bu nedenle keep walking, “yürümeye devam etmek” demektir. Just keep walking emrindeki just yaklaşık olarak “yalnızca bunu yap” anlamına gelir ve dinleyiciden beklenen tepkiyi daraltır. Burada emir yalnızca hareket etmekle ilgili değildir. Wendy’ye durmamasını, soru sormamasını ve olaya karışmamasını söyler. Başka bir bağlamda destekleyici bir teşvik olabilir, ancak burada kişiyi uzaklaştıran ve yoluna devam etmesini isteyen küçümseyici bir talimat işlevi görür.

Alıştırma

Bir arkadaşınız bir tartışmanın yakınında durmaya başlıyor, ancak karışmadan yoluna devam etmesini istiyorsunuz. Bunu en iyi hangi talimat ifade eder?

  1. Stop and ask what happened.
  2. Just keep walking.
  3. Go back and join the argument.
Cevabı göster

Just keep walking.

This doesn't concern you. Ton ve niyet

0:39

Bu seni ilgilendirmez.

Ton ve niyet

This doesn't concern you: kesin bir sınır koymak

Burada concern, “birini ilgilendirmek veya onunla bağlantılı olmak” anlamındadır. Bu nedenle This doesn't concern you, konunun dinleyen kişiyle ilgili olmadığını belirtir. Cümle aynı zamanda kesin bir sınır koyar: konuşan kişi karşısındakine konuyu sormamasını veya konuya karışmamasını söyler. Yalnızca bilgi vermekle kalmaz; savunmacı da duyulabilir.

Alıştırma

Bu cümlede This doesn't concern you ne anlatır?

  1. Bu konu seni ilgilendirmiyor, bu yüzden karışma.
  2. Bu konuyla daha fazla ilgilenmelisin.
  3. Bu konu seni endişelendirmeyecek.
Cevabı göster

Bu konu seni ilgilendirmiyor, bu yüzden karışma.

It does now. Ton ve niyet

0:41

Artık ilgilendiriyor.

Ton ve niyet

It does now: does ile önceki fiil öbeğinin yerine geçmek

It does now cümlesinde does, daha önceki concern fiilini içeren fiil öbeğinin yerine geçer. Yeni konuşanın bakış açısından açık hâli It concerns me now olur; böylece yüklemin tamamı tekrarlanmaz. Now, önceki duruma göre bir değişiklik olduğunu gösterir. Bu kısa olumlu cevap, olumsuz This doesn't concern you cümlesine doğrudan karşı çıkar ve hızlı, kararlı bir karşılık gibi duyulur.

Alıştırma

Cümleyi apply yerine geçen yardımcı fiille tamamlayın: The discount didn't apply yesterday, but it ____ now.

Cevabı göster

does

Come on, girls.

0:42

Gelin, kızlar.

Hey, Wendy.

0:42

Hey, Wendy.

Watch the hands. Kelime

0:43

Ellerine dikkat et.

Kelime

Güvenlik uyarısı olarak Watch the hands.

Bu cümlede Watch the hands., “Ellere dikkat et” ya da “Eller zarar görmesin diye dikkat et” anlamındadır. Buradaki Watch emir kipindedir; birinden yalnızca ellere bakmasını istemek yerine olası bir tehlikeye karşı uyarır. Watch + isim grubu kalıbı, Watch your head ve Watch the step örneklerindeki gibi hızlı bir uyarı verir. Dinleyen kişi, kaçınması gereken tehlikeyi bağlamdan anlar.

Alıştırma

Biri alçak bir kapıdan geçmek üzere. Watch your head! ne anlama gelir?

  1. Başını çarpmamaya dikkat et.
  2. Başının bir resmine dikkatle bak.
  3. Başını kapıya dönük tut.
Cevabı göster

Başını çarpmamaya dikkat et.

Bossing around young children. Öbek fiiller

0:46

Küçük çocuklara patronluk taslamak.

Öbek fiiller

Bossing around: buyurgan biçimde emir vermek

Boss around, birine baskıcı ve rahatsız edici biçimde durmadan ne yapacağını söylemek anlamına gelen bir öbek fiildir. Bossing around young children ifadesinde bossing, -ing biçimindedir; bossing around birlikte tek bir birim olarak çalışır ve bu davranışı eleştirir. Nesne bir isimse hem boss the children around hem de boss around the children kullanılabilir. Nesne bir zamirse fiil ile around arasına gelir: boss them around denir, boss around them denmez.

Alıştırma

Hangi cümle boss around ifadesini “Onlara baskıcı biçimde emir vermeyi bırak” anlamında doğal şekilde kullanır?

  1. Stop being their boss around.
  2. Stop bossing around them.
  3. Stop bossing them around.
Cevabı göster

Stop bossing them around.

Honestly.

0:49

Gerçekten de.

Watch the prickles!

0:50

Dikenlere dikkat edin!

We'll never lift him into the car seat. Kalıp ifadeler

0:52

Onu asla araba koltuğuna kaldıramayacağız.

Kalıp ifadeler

lift him into the car seat: kaldırma eylemi ve hedef

Lift + someone/something + into + destination, bir kişiyi ya da nesneyi kaldırıp veya destekleyip belirtilen yere ya da konuma ulaşacak şekilde taşımayı anlatır. Burada into the car seat, hareketin son noktasını ve sonucunu belirtir: kişi çocuk koltuğuna yerleştirilir. Into the car seat olmadan lift him yalnızca onu kaldırmak anlamına gelir; nereye yerleştirildiğini söylemez. Aynı yapı hem kişiler hem de nesneler için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, yardımcıların hastayı kaldırıp ambulansın içine taşıdığını anlatır?

  1. They lifted the patient.
  2. They lifted the patient beside the ambulance.
  3. They lifted the patient into the ambulance.
Cevabı göster

They lifted the patient into the ambulance.

He's too heavy.

0:54

Çok ağır.

Ah, well, whatcha gonna do? Kelime

0:56

Ah, peki, ne yapacaksınız?

Kelime

whatcha gonna do?: gündelik kısalma ve çaresizliği anlatan retorik soru

Whatcha gonna do?, What are you going to do? cümlesinin konuşma seslerini yansıtan son derece gündelik bir yazılı biçimidir. Bu cümlede whatcha, what are you ifadesini; gonna ise yalın do fiilinden önceki going to ifadesini temsil eder. Biçim olarak soru olsa da burada retorik bir sorudur: konuşan kişi bir plan sormaz. Çaresizliği veya durumu kabullenmeyi ifade eder ve yaklaşık olarak Yapabileceğimiz pek bir şey yok anlamına gelir. Başka bir bağlamda aynı sözler geleceğe yönelik bir planı gerçekten sorabilir.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve tam olarak duyduğunuz cümleyi seçin. Kısalmış whatcha gonna ifadesine odaklanın.

  1. What did you do after the game?
  2. Whatcha gonna do after the game?
  3. What are they gonna do after the game?
Cevabı göster

Whatcha gonna do after the game?

Get the door, girls.

0:57

Kapıyı açın, kızlar.

I'll show you what 10 years of Pilates can do. Dilbilgisi

0:59

Size 10 yıllık Pilates'in neler yapabileceğini göstereyim.

Dilbilgisi

I'll show you what X can do: X'in yeteneğini veya etkisini göstermek

I'll show you what X can do kalıbı, konuşanın X'in yeteneğini, etkisini veya sonucunu göstermek üzere olduğunu bildirir. Buradaki 10 years of Pilates, eğitimi ve onun sonuçlarını temsil eder; yani sonraki hareket, bu eğitimin neyi mümkün kıldığını gösterecektir. what X can do, show you ifadesinden sonra gelen gömülü bir soru yan cümlesidir. Düz cümle sırasını korur: what + özne + can do. Konuşan sözlü bir cevap istemez; cevabı yapılan gösteri verir.

Alıştırma

Küçük bir robotun neler yapabildiğini göstermek üzere olduğunuzu hangi cümle doğru biçimde anlatır?

  1. I'll show you what does this small robot can do.
  2. I'll show you what this small robot can do.
  3. I'll show you what can this small robot do.
Cevabı göster

I'll show you what this small robot can do.

Hey, hey, Wendy.

1:01

Hey, hey, Wendy.

What are you doing?

1:02

Ne yapıyorsun?

Pay attention, girls.

1:03

Dikkatle izleyin, kızlar.

Ready?

1:04

Hazır mısınız?

Engage the core. Kelime

1:05

Merkez bölgeyi sık.

Kelime

Engage the core: merkez bölge kaslarını etkinleştirmek

Egzersiz talimatlarında engage, bir kas grubunu bilinçli biçimde etkinleştirip kontrol etmek anlamına gelir. The core, vücudu sabit tutmaya yardımcı olan gövde çevresindeki kasları ifade eder. Bu nedenle Engage the core, hareketten önce veya hareket sırasında bu kasları etkinleştirip sabitleme komutudur. Burada engage katılmak, core ise bir nesnenin merkezi anlamına gelmez. Bu talimat yalnızca karnı içeri çekmek veya nefesi tutmak anlamına da gelmez.

Alıştırma

Antrenman sırasında Engage your core talimatı sizden ne yapmanızı ister? En iyi İngilizce açıklamayı seçin.

  1. Join the most important part of the discussion.
  2. Move toward the center of the room.
  3. Activate and steady the muscles around your trunk.
Cevabı göster

Activate and steady the muscles around your trunk.

Straight back.

1:06

Sırt dik.

Ready, Wendy?

1:08

Hazır mısın, Wendy?

And heave! Kelime

1:08

Ve kaldır!

Kelime

And heave!: tek ve güçlü bir çaba komutu

Bu kısa komutta heave, güçlü ve zorlayıcı biçimde bir kez çekmek, kaldırmak ya da itmek anlamına gelir. Kesin yönü, konuşma anında yapılan hareket gösterir. And, hazırlık ya da ön komuttan sonra harekete geçme anını belirtir. Bu yüzden And heave!, yükü kaldıran kişiye veya gruba şimdi bir anda kuvvet uygulamasını söyler.

Alıştırma

Birkaç kişi ağır bir sandığı birlikte çekmek üzere. Hangi komut onlara şimdi tek ve güçlü bir çaba göstermelerini söyler?

  1. And whisper!
  2. And wait!
  3. And heave!
Cevabı göster

And heave!

Look at those quads. Kelime

1:10

Şu üst bacaklara bakın.

Kelime

those quads: quadriceps sözcüğünün gayriresmî kısaltması

Quads, quadriceps sözcüğünün gayriresmî çoğul kısaltmasıdır ve uylukların ön kısmındaki kasları ifade eder. Look at those quads cümlesinde those, görünen bacak kaslarını gösterir ve konuşan kişi bu kasların ne kadar güçlü veya gelişmiş göründüğünü beğeniyle dile getirir. Burada quads dört nesne anlamına gelmez.

Alıştırma

Fitness hakkında bir konuşmada quads ne anlama gelir?

  1. Dört parça egzersiz ekipmanı.
  2. Dizlerin arkasındaki eklemler.
  3. Uylukların ön kısmındaki kaslar.
Cevabı göster

Uylukların ön kısmındaki kaslar.

Promise me you'll work hard to maintain a strong core, girls. Notlar

1:13

Bana güçlü bir merkeze sahip olmak için sıkı çalışacağınıza söz verin, kızlar.

Ton ve niyet

Promise me you'll ...: kişisel bir taahhüt istemek

Promise me you'll + fiilin yalın hâli, dinleyenden gelecekte yapacağı bir eylem için söz vermesini ister. Me, sözün kime verildiğini; you'll ile başlayan yan cümle ise dinleyenin ne yapmaya söz verdiğini gösterir. Bu ifade sıradan bir tavsiyeden daha güçlüdür: konuşan kişi yalnızca bir fikir önermek yerine açık bir kişisel taahhüt ister. Bu cümlede yönlendirmeye ciddi ve ilgili bir ton katar.

Alıştırma

Hangi cümle birinden gelecekteki bir eylem için doğrudan söz vermesini ister?

  1. Please remember to call when you arrive.
  2. Promise me you'll call when you arrive.
  3. You should call when you arrive.
Cevabı göster

Promise me you'll call when you arrive.

Kalıp ifadeler

maintain a strong core: mevcut gücü korumak

Maintain a strong core ifadesinde maintain, var olan bir durumu zaman içinde iyi bir düzeyde tutmak anlamına gelir. A strong core, vücudun orta bölümündeki, vücudu destekleyip dengede tutmaya yardımcı olan güçlü kasları ifade eder. Bu ifade, gücün azalmaması için devam eden çabaya odaklanır. Tek başına bu gücü sıfırdan oluşturmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Lena'nın merkez bölgesi zaten güçlü ve bu gücü aynı düzeyde tutmak istiyor. Hangi cümle onun amacına en uygun?

  1. She has just begun training to build a strong core.
  2. She trains regularly to maintain a strong core.
  3. She changes her program to strengthen her core.
Cevabı göster

She trains regularly to maintain a strong core.

Don't get lazy. Dilbilgisi

1:17

Tembellik etmeyin.

Dilbilgisi

get lazy: durum değişikliği için get + sıfat

Burada get, “elde etmek” değil, “bir hâle gelmek” anlamındadır. Get lazy, kişinin tembelleşmesi veya daha az çaba göstermeye başlaması yönündeki değişimi anlatır. Bu nedenle Don't get lazy, birini çabasını azaltmamaya karşı uyarır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp get + sıfattır. Örneğin get tired, get cold ve get better ifadelerinin hepsi bir durum değişikliğini anlatır. Get, zamana göre biçim değiştirebilir; got tired bunun geçmiş zaman örneğidir.

Alıştırma

Mia'nın enerjik bir hâlden tembel bir hâle geçtiğini söyleyen cümle hangisidir?

  1. Mia was lazy throughout the long holiday.
  2. Mia felt lazy for an hour after lunch.
  3. Mia got lazy during the long holiday.
Cevabı göster

Mia got lazy during the long holiday.

Yes, Wendy.

1:20

Tamam, Wendy.

We won't.

1:21

Etmeyiz.

Yeah.

1:24

Evet.

Now we can have ice cream.

1:25

Artık dondurma yiyebiliriz.

I'm not sure I should be driving in this condition. Notlar

1:30

Bu halde araba kullanmalı mıyım emin değilim.

Ton ve niyet

I'm not sure I should be...: kaygıyı nazikçe ifade etmek

I'm not sure I should be... yalnızca bilgi eksikliğini ifade etmez. Bir kaygıyı nazikçe dile getirir ve genellikle konuşanın eylemi pek doğru bulmadığını, onu yapmamaya eğilimli olduğunu ima eder. Bu cümlede be driving, should be + fiilin -ing biçimi yapısının parçasıdır. Bu yapı, şu anda devam eden veya mevcut durumda yapılması düşünülen bir eylemi anlatır.

Alıştırma

Konuşan kişi “I'm not sure I should be driving tonight.” derken büyük olasılıkla ne anlatmak istiyor?

  1. Konuşan kişi araba kullanmayı bilmiyor.
  2. Bu gece araba kullanmak doğru olmayabilir; bu yüzden konuşan kişi kaygısını nazikçe dile getiriyor.
  3. Bu gece araba kullanmak kesinlikle iyi bir fikirdir.
Cevabı göster

Bu gece araba kullanmak doğru olmayabilir; bu yüzden konuşan kişi kaygısını nazikçe dile getiriyor.

Kalıp ifadeler

in this condition: bir kişinin veya şeyin mevcut durumu

in this condition, “mevcut fiziksel, zihinsel ya da çalışma durumundayken” anlamına gelir. Bu cümlede condition, konuşan kişinin o anki durumunu belirtir; bu durum araba kullanmayı tehlikeli veya mantıksız hâle getirebilir. Buradaki anlam bir gereklilik ya da dil bilgisel koşul değildir. Bu durumda olan kişi, nesne veya durum genellikle yakınındaki ifadelerde belirtilir; sorunun ne olduğunu ise bağlam gösterir. Bu ifade çoğu zaman bir eylemin neden sürdürülmemesi gerektiğini açıklar.

Alıştırma

Bir makinenin açıkta kabloları var. Hangi cümle, makinenin mevcut durumunun onu kullanmayı tehlikeli hâle getirdiğini doğal biçimde anlatır?

  1. You shouldn't use the machine in this conditional.
  2. You shouldn't use the machine in this condition.
  3. You shouldn't use the machine on this condition.
Cevabı göster

You shouldn't use the machine in this condition.

What?

1:33

Ne?

So, we don't get ice cream? Ton ve niyet

1:33

Yani dondurma yiyemeyecek miyiz?

Ton ve niyet

So, we don't get ice cream?: bir sonucu doğrulamak

Sorunun başındaki So, yanıtı az önce söylenenlere bağlar. Konuşan kişi çıkardığı sonucu —dondurma olmayacağını— dile getirir ve diğer kişiden bunu doğrulamasını ister. Cümlecik we don't get... biçimindeki düz cümle söz dizimini korur; ancak soru işareti ve tonlama onu bir doğrulama sorusuna dönüştürür. Söylenişe ve bağlama göre hayal kırıklığı, şaşkınlık veya hafifçe meydan okuyan bir takip sorusu ifade edebilir.

Alıştırma

Diyalogda “So, we don't get ice cream?” cümlesinin temel işlevi nedir?

  1. Konuşan kişi dondurmanın nasıl yapıldığını soruyor.
  2. Konuşan kişi kesin bir gerçeği sakince bildiriyor ve yanıt beklemiyor.
  3. Konuşan kişi, sonucun dondurma olmaması mı olduğunu doğruluyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi, sonucun dondurma olmaması mı olduğunu doğruluyor.

Not unless you can drive. Dilbilgisi

1:36

Araba kullanamıyorsanız yiyemezsiniz.

Dilbilgisi

Not unless you can drive: kısaltılmış bir koşul yanıtı

Not unless... “Hayır, ancak ... olursa” anlamına gelir. Burada kısa bir yanıttır: not, konuşulan sonucu reddeder; unless ise bu sonucu mümkün kılacak tek koşulu belirtir. Bu sahnedeki tam anlam You cannot get ice cream unless you can drive. cümlesidir. Bu kısaltılmış yapı, dinleyenler eksiltilen sonucu zaten biliyorsa işe yarar; not ile unless birbirini etkisiz hâle getirmez.

Alıştırma

Kısa yanıtı hedef iki kelimelik başlangıçla tamamlayın: “Can we leave early?” “____ the manager agrees.”

Cevabı göster

Not unless

Ooh!

1:37

Ooh!

Strap yourselves in, kids. Öbek fiiller

1:38

Kemerlerinizi bağlayın, çocuklar.

Öbek fiiller

Strap yourselves in: bir gruba yönelik güvenlik talimatı

To strap someone in, bir kişiyi emniyet kemeri veya güvenlik kayışlarıyla sabitlemek demektir. Strap yourselves in, birden fazla kişiye kendilerini sabitlemelerini söyler; yourselves, hitap edilen gruba gönderme yapar. Bu bir emir cümlesidir, bu yüzden özne olan you söylenmez. Ayrılabilen bu öbek fiilde dönüşlülük zamiri strap ile in arasına gelir: strap yourselves in denir, strap in yourselves denmez.

Alıştırma

Bir gruba güvenlik talimatı vermek için strap ve doğru dönüşlü biçimi kullanın: “____ before the ride starts.”

Cevabı göster

Strap yourselves in

I'll drive you to the shops. Kalıp ifadeler

1:39

Sizi dükkanlara ben götüreceğim.

Kalıp ifadeler

drive you to the shops: drive + kişi + to + yer

drive you to the shops ifadesinde drive, öznenin aracı kendisi kullanarak birini bir yere götürmesi anlamına gelir. you araçla götürülen kişiyi, to the shops ise varış yerini belirtir. Tekrar kullanılabilen yapı drive + kişi + to + yer şeklindedir. Buradaki the shops, Britanya İngilizcesinde yakındaki dükkânları veya alışveriş bölgesini anlatan yaygın bir ifadedir; tek tek belirlenmiş mağazaların listesi olmak zorunda değildir.

Alıştırma

Cümleyi drive + kişi + to + yer yapısıyla tamamlayın. Araçla götürülen kişi me, varış yeri ise the airport: Could you ____ tomorrow morning?

Cevabı göster

drive me to the airport

Yay.

1:41

Oley.

Down by the banks of the Hanky Panky where the Kültür

1:42

Hanky Panky'nin kıyılarında,

bullfrogs jumps from bank to banky, with a hip.

1:45

boğa kurbağalarının kıyıdan kıyıya zıpladığı yerde, kalçayı kıvır.

Kültür

Down by the banks of the Hanky Panky: bir çocuk tekerlemesinin başlangıcı

Down by the banks of the Hanky Panky, çocukların el çırpma veya oyun tekerlemesinin başladığını gösterir. Temel görevi gerçek bir yer hakkında yön bilgisi vermek değil, güçlü bir ritim ve eğlenceli kafiyeler dizisi başlatmaktır. Hanky Panky burada tekerlemedeki eğlenceli bir ad olarak kullanılır. Daha sonra gelen banky biçimi ses düzenini sürdürmek için oluşturulmuştur; sıradan bir kelime olarak öğrenilmesi gereken standart bir sözcük değildir.

Alıştırma

Bu cümlede Down by the banks of the Hanky Panky ifadesini anlamanın en doğru yolu nedir?

  1. banky sözcüğünün bank için standart çoğul biçim olduğunu öğretir.
  2. Ritim ve eğlenceli sesler üzerine kurulu bir çocuk oyunu tekerlemesini başlatır.
  3. Gerçek bir nehrin resmî adını ve konumunu verir.
Cevabı göster

Ritim ve eğlenceli sesler üzerine kurulu bir çocuk oyunu tekerlemesini başlatır.

Here you go, my darlings. Kalıp ifadeler

1:50

Buyrun, canlarım.

Kalıp ifadeler

Bir şeyi uzatırken kullanılan Here you go

Here you go, bir şeyi birine uzatırken, istediği şeyi verirken veya basit bir hizmetin sonucunu gösterirken kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede “bu senin” ya da “işte burada” anlamına gelir. Dinleyiciye gerçekten bir yere gitmesini söylemez. Bir kişiye de birkaç kişiye de söylenirken biçimi değişmez.

Alıştırma

Bir görevlinin istenen makbuzu uzatırken söylediği cümleyi bu dersteki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: “____—your receipt.”

Cevabı göster

Here you go

Thanks, Wendy.

1:52

Teşekkürler, Wendy.

"Thanks, Wendy"? Ton ve niyet

1:53

"Teşekkürler, Wendy" mi?

Ton ve niyet

“Thanks, Wendy”? ile itiraz eden yankı sorusu

Burada konuşan kişi, başka birinin sözlerini tekrar edip onları soruya dönüştürüyor. Buna yankı sorusu denir: Konuşan kişi önceki ifadeyi tekrarlayarak ona tepki verir. Bu soru Wendy’ye yeniden teşekkür etmek değildir. Verilen yanıtı sorgular ve “Sadece Wendy mi?” ya da “Başka biri unutuldu mu?” anlamını ima eder. Konuşan kişi, karşısındakini söylediklerini yeniden düşünmeye veya tamamlamaya yönlendirir.

Alıştırma

Bir kişi yalnızca Wendy’ye teşekkür edildiğini duyduktan sonra sorgulayıcı bir yankı tonuyla “Thanks, Wendy?” diyor. Büyük olasılıkla ne yapıyor?

  1. Yanıta itiraz ediyor ve başka birinin de teşekkürü hak ettiğini ima ediyor.
  2. Wendy’ye sıradan ve içten bir şekilde teşekkür ediyor.
  3. Wendy adının nasıl yazıldığını soruyor.
Cevabı göster

Yanıta itiraz ediyor ve başka birinin de teşekkürü hak ettiğini ima ediyor.

I paid for them. Kalıp ifadeler

1:54

Onların parasını ben ödedim.

Kalıp ifadeler

paid for: bir şeyin ücretini ödemek

Pay for + bir şey, hizmet veya etkinlik, onun için para vermek ya da masrafını karşılamak demektir. I paid for them. cümlesinde them çoğul şeylerin yerine geçer; dolayısıyla konuşan kişi bunların masrafını kendisinin karşıladığını söyler. Paid, pay fiilinin geçmiş zaman biçimidir. For edatı paranın ne için harcandığını gösterir ve ücreti ödenen şey, hizmet veya etkinlikten önce kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için pay fiilinin geçmiş zamanını ve gerekli edatı kullanın: The tickets were expensive, but Maya ____ them.

Cevabı göster

paid for

Oh, yes.

1:55

Ah, doğru.

Here's your change. Kalıp ifadeler

1:56

İşte para üstün.

Kalıp ifadeler

Here's your change: nakit ödemeden sonra para üstünü vermek

Here's your change, nakit ödemeden sonra para üstünü verirken kullanılan yerleşik bir ifadedir. Here's, Here is ifadesinin kısaltmasıdır ve parayı müşteriye sunar. Bu cümlede change, müşteri fiyattan daha fazla ödediği için geri verilen para anlamına gelir. Bu anlamda normalde sayılamaz bir addır ve değişiklik anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir müşteri £7 değerindeki bir ürün için nakit £10 ödüyor. Kasiyer £3 geri veriyor. Söylenecek en doğal ifade hangisidir?

  1. Here's your change.
  2. Here's your receipt.
  3. Here's your refund.
Cevabı göster

Here's your change.

Hey.

1:57

Hey.