Bluey ve Bingo Anne-Baba Dağı'na tırmanıyor! | Anne-Baba Dağı | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bluey ile Bingo, hayalî dağlarının zirvesine bayrağı ilk diken olmak için yarışır. Ağır sırt çantası ve sık sık durması Bingo’yu yavaşlatır; ancak yanına aldığı malzemeler, tırmanış tehlikeli hâle geldiğinde Bluey’yi kurtarmasını sağlar ve aralarındaki rekabet iş birliğine dönüşür. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Whoever plants their flag first wins. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir oyun kuralı açıklanırken Whoever sözcüğünün, belirtilen koşulu yerine getiren kişi kim olursa olsun onu işaret ettiğini anlayabilirsiniz. Eylemi “ilk bitirmek” gibi başka bir eylemle değiştirerek bir yarışın veya görevin kazananının nasıl belirleneceğini açıkça anlatabilirsiniz. 2. were taking ages. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir şeyin çok uzun sürdüğünü belirten, Britanya ve Avustralya İngilizcesinde yaygın bir günlük konuşma ifadesini tanıyabilirsiniz. Böylece gecikmeye yönelik sabırsız bir yakınmayı anlayabilir; beklenenden çok daha yavaş hareket eden veya hazırlanan birini doğal biçimde tarif edebilirsiniz. 3. Hold on. — Deyimsel fiiller: Bu bağlamda ifadeyi yalnızca “bekle” anlamında değil, tutunmaya devam etme veya biraz daha dayanma yönünde acil bir talimat olarak yorumlayabilirsiniz. Tırmanış, kurtarma ve tehlike anlarında birine hem hemen fiziksel yönlendirme hem de güvence vermek gerektiğinde ifadeyi tanıyıp kullanabilirsiniz.
Bu derste
have a race to the top: yarışın bitiş noktasını belirtmek
have a race ifadesinde have, “sahip olmak” değil, “katılmak” veya “yapmak” anlamındadır. İfadenin bütünü bir yarışa katılmak demektir. to ile başlayan bölüm hedefi veya bitiş noktasını belirtir: to the top. Bir yere kimin önce ulaşacağını görmek için yarışmayı önerirken have a race to + yer kalıbını kullanın.
Alıştırma
Öneriyi hedef ifadeyle tamamlayın: Let's ____ the gate.
Cevabı göster
have a race to
Whoever ... first wins: kazananı belirleyen bir kural söylemek
Burada whoever, “hangi kişi?” diye sormaz; “... olan herhangi bir kişi” anlamına gelir. Whoever plants their flag first sözlerinin tamamı özne görevindedir; wins ise sonucu bildirir. Bir oyun kuralını belirtmek için Whoever + eylem + first + wins/gets a reward kalıbını kullanın. First, eylemi en erken tamamlayan kişiyi gösterir. Kişinin cinsiyeti bilinmediğinde veya önemli olmadığında their tek bir kişiyi gösterebilir.
Alıştırma
Soru sormak yerine oyun kuralını bildiren cümleyi seçin.
- Who reaches the door first?
- Whoever reaches the door first wins.
- The person reaches the door first wins.
Cevabı göster
Whoever reaches the door first wins.
I'm going to get climbing stuff: önceden kararlaştırılmış sonraki adım için be going to
Be going to + fiilin yalın hâli, konuşanın önceden aklında olan bir planı veya niyeti ifade eder. Burada I'm going to get..., tırmanma malzemelerini almayı önceden kararlaştırılmış bir sonraki adım olarak sunar. Bu yapıda going to birlikte gelecek planını gösterir. Asıl vurgu fiziksel olarak bir yere gitmekte değildir; eylemi bildiren fiil get'tir.
Alıştırma
Önceden kararlaştırılmış bir planı anlatan be going to biçimiyle cümleyi tamamlayın: I ____ check the map before we leave.
Cevabı göster
am going to
get climbing stuff: get + nesne ve samimi kullanımda stuff
Get + bir nesne, bağlama göre gidip getirmek, elde etmek veya hazır hâle getirmek anlamına gelebilir. Burada get climbing stuff, tırmanmak için gereken şeyleri gidip almak veya bir araya getirmek demektir; özellikle satın alınacaklarını söylemez. Climbing, bu eşyaların ne için olduğunu belirtir. Stuff, tek tek adlandırılması gerekmeyen bir grup şeyi anlatan, samimi ve sayılamayan bir isimdir.
Alıştırma
Kasklar arabada. Hangi cümlede get, gidip getirmek anlamında kullanılmıştır?
- I'm going to keep our helmets in the car.
- I'm going to leave our helmets in the car.
- I'm going to get our helmets from the car.
Cevabı göster
I'm going to get our helmets from the car.
Don't start without me: başkalarından sizi beklemelerini istemek
Don't start without me. konuşanın katılabilmesi için başka bir kişiden veya gruptan beklemesini isteyen doğrudan bir ifadedir. Without me temel anlamı verir: konuşan kişi etkinliğin dışında bırakılmak istemez. Don't + fiilin yalın hâli olumsuz emir yapısını oluşturur. Başka durumlarda da kullanılabilen Don't + eylem + without me kalıbı, konuşan kişi dâhil edilmeden o eylemin yapılmamasını ister.
Alıştırma
Henüz hazır değilsiniz ve takım arkadaşlarınız oyuna başlamak üzere. Sizi beklemelerini istiyorsanız ne söylemelisiniz?
- You can start without me.
- Don't wait for me.
- Don't start without me.
Cevabı göster
Don't start without me.
All packed: eşya toplama işinin bittiğini bildirmek
All packed. ilgili eşyaların toplandığını veya konuşan kişinin eşyalarını toplamayı bitirip hazır olduğunu bildiren kısa bir konuşma ifadesidir. Packed, tamamlanmış sonucu anlatan bir geçmiş zaman ortacıdır. Durumdan anlaşılabildiği için özne ve be fiilinin bir biçimi söylenmez. Bağlama göre tam biçimler Everything is packed, It's all packed veya We're all packed olabilir; All is packed alışılmış genişletilmiş biçim değildir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız Are you ready to leave? diye soruyor. Eşyalarınızı toplamayı bitirdiğinizi hangi kısa yanıt doğal biçimde anlatır?
- Nothing packed yet.
- Still packing.
- All packed.
Cevabı göster
All packed.
Ready, set, go!: kalıplaşmış başlangıç işareti
“Ready, set, go!”, bir yarış, oyun veya süreli etkinlik başlamadan hemen önce kullanılan kalıplaşmış bir geri sayım ifadesidir. Birbiriyle ilgisiz üç günlük emir olarak değil, tek bir başlangıç işareti olarak anlaşılmalıdır. “Ready” katılımcılara hazırlanmalarını söyler, “set” son bekleme konumunu belirtir, “go” ise başlama işaretidir.
Alıştırma
Örnekteki yarış başlatma ifadesini tamamlayın: Ready, ____, go!
Cevabı göster
set
That's it: beklemeyi bitirip hemen harekete geçmek
“That's it, I'm starting,” cümlesinde “That's it”, bekleyişe bir sınır çizer: konuşan kişi artık yeter diye karar vermiştir ve hemen harekete geçecektir. “I'm starting” bu kararı açıkça belirtir. Burada ifade, bir şeyi kelimesi kelimesine işaret etmez. Ardından gelen cümlecik ve konuşanın ses tonu, bu kararlı ve sınır koyan anlamı gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız sürekli gecikiyor. Beklemeyi bırakıp hemen ayrılmaya karar veriyorsunuz. Hangi cümle en uygundur?
- That's right—the meeting starts at six.
- That's it—I'm leaving now.
- That's all I packed for the trip.
Cevabı göster
That's it—I'm leaving now.
wait for me: beklenen kişi veya şeyden önce for kullanımı
Beklediğin kişiyi veya şeyi belirttiğinde wait for + kişi ya da şey yapısını kullan. Burada for, me sözcüğünü yapıya bağlar; bu yüzden wait for me, ben gelene veya hazır olana kadar beklemek demektir. Wait tek başına “biraz bekle” anlamında kullanılabilir, ancak standart İngilizcede bu anlam için wait me denmez.
Alıştırma
Cümleyi “erkek kardeşin gelene kadar burada kalıp bekle” anlamına gelecek şekilde tamamla: Please wait ____ your brother by the gate.
Cevabı göster
for
were taking ages: birinin çok yavaş olduğunu gündelik dille söylemek
Take ages, bir şeyin çok uzun sürdüğünü söylemenin gündelik ve abartılı bir yoludur. Burada ages, insanların yaşları değil, uzun bir zaman dilimi anlamına gelir. Were taking geçmişte devam eden bir yapıdır: konuşulan geçmiş anda gecikme hâlâ sürüyordu. Cümle doğrudan you kişisine söylendiğinde, kişinin çok yavaş olduğuna dair sabırsızlık veya hafif bir şikâyet taşır.
Alıştırma
Akşam yemeğinin hâlâ hazır olmamasından yakınmak için take ages yapısının doğru biçimini kullan: Dinner is ____ to cook.
Cevabı göster
taking ages
That's why: belirtilen nedene geri gönderme yapmak
“That”, önceki cümlenin bütününe, yani sırt çantasının çok ağır olduğu fikrine gönderme yapar. “Why” bu fikri, konuşmada sonucu zaten bilinen bir durumun nedeni olarak gösterir. Buradaki kısa cümle “Sebebi bu” anlamına gelir. Sonuç bağlamdan belliyse That's why tek başına kullanılabilir. Daha tam yapıda önce neden söylenir, ardından That's why + sonuç gelir: The path was icy. That's why we walked slowly.
Alıştırma
Tren iptal edildiği için otobüse bindik. That's why ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The train was cancelled. That's because we took the bus.
- The train was cancelled. That's why we took the bus.
- We took the bus. That's why the train was cancelled.
Cevabı göster
The train was cancelled. That's why we took the bus.
But it's got all my climbing stuff and my map of Mount Mumandad. Notlar
1:01Ama içinde bütün tırmanma eşyalarım ve Anne-Baba Dağı haritam var.
But it's got ...: karşı bir gerekçeyle seçimini savunmak
Cümle başındaki But, konuşanın önceki eleştiriye karşı çıktığını gösterir. Sırt çantası ağır olabilir, ancak konuşan şimdi onu taşıma kararını destekleyen bir bilgi verir. it's got içindeki 's, has anlamındadır: sırt çantasında tırmanış malzemeleri ve harita vardır. But it's got ... bir bütün olarak şu savunmayı yapar: “Bu eleştiri doğru olabilir, ama seçimimin geçerli bir nedeni var.”
Alıştırma
Biri “O kutu götürülemeyecek kadar ağır” diyor. Hangi cevap karşı bir gerekçe vererek kutuyu götürme kararını savunur?
- It's on the floor by the door.
- And it is heavier than the other box.
- But it's got all the tools we need.
Cevabı göster
But it's got all the tools we need.
it's got ...: şimdiki sahiplik veya içerik
it's got ifadesindeki 's, has sözcüğünün kısaltmasıdır. It has got all my climbing stuff, içinde konuşanın bütün tırmanış malzemelerinin bulunduğu anlamına gelir. Burada have got, şimdiki bir sahiplik veya içerik durumunu anlatır. Got, “aldı” ya da “elde etti” anlamındaki basit geçmiş zaman değildir.
Alıştırma
Cümleyi have got yapısıyla tamamlayın: My backpack ____ everything I need for the hike.
Cevabı göster
has got
Mount Mumandad: Mum + and + Dad ile oluşturulan hayalî dağ adı
Mount, bir dağın adından önce gelir. Mumandad; Mum, and ve Dad sözcüklerini eğlenceli bir özel ad hâline getirir. Bu nedenle Mount Mumandad, “Anne-Baba Dağı” olarak anlaşılabilir. Bu, ailece oynanan bir hayal oyununda kullanılan uydurma bir addır; haritadaki gerçek bir yer değildir. Eğlence, günlük aile sözcüklerinin görkemli bir dağ adı gibi duyulacak şekilde birleştirilmesinden gelir.
Alıştırma
Bu cümlede Mount Mumandad ne anlama geliyor?
- Gerçek bir dağın resmî adı.
- Ebeveynlerin kullandığı bir harita markası.
- Mum ve Dad sözcüklerinden yapılmış eğlenceli, hayalî bir dağ adı.
Cevabı göster
Mum ve Dad sözcüklerinden yapılmış eğlenceli, hayalî bir dağ adı.
go the right way: doğru rotada ilerlemek
Bu cümlede I'm going the right way, konuşanın doğru rotayı izlediği veya doğru yönde ilerlediği anlamına gelir. Buradaki way, bir şeyi yapma biçimini değil, rota ya da yönü belirtir. go gibi bir hareket fiilinden sonra the right way doğrudan yönü belirtebilir: go the right way. Bunun karşıtı go the wrong way ifadesidir.
Alıştırma
İstasyona giden rotanın doğru olup olmadığını doğal biçimde soran cümle hangisidir?
- Are we going the right way to the station?
- Are we doing the right way to the station?
- Are we having the right way to the station?
Cevabı göster
Are we going the right way to the station?
a nice view: belirli bir yerden görülen hoş manzara
Bu cümlede a nice view, konuşanın bulunduğu noktadan görülen hoş bir manzara demektir. View burada sayılabilen bir isimdir; bu yüzden a alır: a nice view. Neyin görüldüğünü belirtmek için a view of + yer veya şey yapısını kullanın; örneğin a view of the sea. View bu kullanımda görüş ya da fikir değil, görülen manzara anlamındadır.
Alıştırma
Bir otel odasından görülen manzarayı doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Our room has a nice scenery of the sea.
- Our room has nice view of the sea.
- Our room has a nice view of the sea.
Cevabı göster
Our room has a nice view of the sea.
Ew: anlık bir iğrenme tepkisi
Ew, anlık bir iğrenme veya güçlü hoşnutsuzluk duygusunu gösteren bir ünlemdir. Bir nesnenin ya da eylemin adı değildir; dinleyene konuşanın nasıl tepki verdiğini gösterir. Ew çoğu zaman tepkinin nedeninden önce gelir. Burada konuşan kişi önce Ew der, ardından bulunduğu yerin kötü koktuğunu açıklar.
Alıştırma
Hangi cevapta Ew doğal biçimde kullanılmıştır?
- Ew, this milk smells awful.
- Ew, I respectfully approve the proposal.
- Ew, thank you for your careful report.
Cevabı göster
Ew, this milk smells awful.
this bit of the mountain: dağın küçük bir bölümü
this bit of the mountain ifadesinde bit, daha büyük bir şeyin küçük bir parçası veya bölümü anlamına gelir. this bit of + isim kalıbı, bütünün tamamını değil, konuşan kişi için ilgili olan belirli bölümü gösterir. stinks fiili seçilen bu bölümü betimler. Aynı kalıp bir yolun, şarkının, filmin veya hikâyenin küçük bir bölümünü belirtmek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle şarkının küçük bir bölümünün en sevdiğiniz kısım olduğunu doğal biçimde anlatır?
- This bit the song is my favourite.
- This bit of the song is my favourite.
- This bite of the song is my favourite.
Cevabı göster
This bit of the song is my favourite.
I'm gonna win: going to yerine günlük gonna
Burada I'm gonna win, I'm going to win anlamına gelir. Gonna, going to ifadesinin günlük konuşmada kullanılan kısalmış biçimidir ve diyaloglarda çoğu zaman böyle yazılır. Ardından gelen win ise fiilin yalın hâlinde kalır. Bu söz yalnızca tarafsız bir gelecek tahmini değildir. Bir yarışta, kişinin rakibine kendisinin kazanacağını özgüvenle ilan etmesi gibi duyulur.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz biçimi seçin. Kısalmış gonna ile tam going to arasındaki farka odaklanın.
- I'm gonna win the next round.
- I'm going to win the next round.
Cevabı göster
I'm gonna win the next round.
what are you doing?: hatırlatma ve hafif itiraz
What are you doing? gerçek bir bilgi sorusu olarak kullanılabilse de konuşan kişi burada Bingo'nun ne yaptığını zaten görür. Bu nedenle soru, yalnızca hangi etkinliği yaptığını sormak yerine durmasına itiraz eder. We're racing bu itirazın nedenini açıklar ve soruyu hafifçe suçlayıcı ya da sabırsız bir tonla yarışa dönmesi için yapılan bir hatırlatmaya çevirir.
Alıştırma
“What are you doing? We're racing.” ifadesinde sorunun temel işlevi nedir?
- Bingo yarışmayı bıraktığı için yapılan bir hatırlatma ve hafif itiraz.
- Bingo'yu yeni bir oyun seçmeye davet etme.
- Bingo'nun yaptığı etkinliğin adını tarafsızca sorma.
Cevabı göster
Bingo yarışmayı bıraktığı için yapılan bir hatırlatma ve hafif itiraz.
Oh yeah.: hatırlatılınca bir şeyi yeniden hatırlamak
Burada Oh yeah., “Aa, doğru; şimdi hatırladım” anlamına gelir. Konuşmacıya az önce bir yarışta olduğu hatırlatılmıştır; bu yüzden ifade, bunu bir anlığına unutmuş olmaktan yeniden fark etmeye geçişi gösterir. Başka bağlamlarda Oh yeah onay veya heyecan da gösterebilir. Burada önce bir hatırlatma gelmesi ve yanıtın kısa, sakin olması, hatırlama anlamını öne çıkarır.
Alıştırma
Bu bağlamda Oh yeah. büyük olasılıkla neyi gösteriyor?
- Konuşmacı sonucu güçlü biçimde destekliyor.
- Konuşmacı, bir hatırlatmadan sonra bir şeyi yeni hatırladı.
- Konuşmacı söylenenleri duymadı.
Cevabı göster
Konuşmacı, bir hatırlatmadan sonra bir şeyi yeni hatırladı.
is gonna be a bit tricky: biraz zor olacağını tahmin etmek
Bu cümlede is gonna be, is going to be yapısının gündelik konuşmadaki biçimidir. Özne olarak this kullanıldığında bu yapı, ilerideki durumun nasıl olacağını tahmin eder. A bit, “biraz” anlamına gelir ve tricky sözcüğünün şiddetini azaltır. Konuşmacı biraz zorluk bekler ancak bunu son derece ciddi değil, sınırlı veya üstesinden gelinebilir bir zorluk olarak sunar.
Alıştırma
Bir sonraki bulmacanın biraz zor olacağını söylemek için cümleyi dersteki tam gündelik ifadeyle tamamla: The next puzzle ____.
Cevabı göster
is gonna be a bit tricky
a bit tricky: biraz zor ve dikkat gerektiren
a bit tricky ifadesinde tricky, bir şeyi sorunsuz biçimde yapmanın veya halletmenin zor olduğu anlamına gelir. Genellikle dikkat, beceri ya da biraz daha düşünme gerektiğini belirtir; burada “aldatıcı” anlamında değildir. a bit, değerlendirmeyi yumuşatır. Konuşan kişi biraz zorluk bekler, ancak işin imkânsız olduğunu söylemez.
Alıştırma
“The narrow turn is a bit tricky, so slow down,” cümlesinde a bit tricky ne anlama gelir?
- Dürüst olmayan veya aldatmayı amaçlayan.
- Yapılması tamamen imkânsız olan.
- Ele alması biraz zor ve dikkat gerektiren.
Cevabı göster
Ele alması biraz zor ve dikkat gerektiren.
I can't hold on!: tutuşunu kaybetmek
Burada hold on, düşmemek için bir şeyi tutmaya devam etmek anlamına gelir. Olumsuz can't biçimi, konuşan kişinin bu tutuşu sürdürme gücünü kaybettiğini gösterir. Help ve I'm slipping ifadeleri fiziksel anlamı seçmemizi sağlar. Bu sahnede hold on, beklemek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir tırmanıcı “My hands are tired—I can't hold on much longer!” diyor. hold on ne anlama gelir?
- Birinin söylediğini anlamak.
- Tutunmaya devam ederek düşmekten kaçınmak.
- Konuşmaya devam etmeden önce kısa süre beklemek.
Cevabı göster
Tutunmaya devam ederek düşmekten kaçınmak.
“I'm coming!”: hemen yardıma gelme sözü
Bir yardım çağrısına “I'm coming!” diye cevap verdiğinde, “şimdi sana doğru geliyorum” demiş olursun. Şimdiki zaman, eylemi başlamış gibi gösterir; böylece yardımın hemen geleceğini bildirip karşı tarafı rahatlatır. Burada come, seslenen kişiye doğru hareketi gösterir. Bu ifade yalnızca hareketi anlatmaz, hemen harekete geçme sözü verir.
Alıştırma
Şu anda yolda olduğunu belirten kalıp ifadeyle cevabı tamamla: “Help! I can't lift this box.” “____! I'll help you.”
Cevabı göster
I'm coming
“Don't worry.”: çözümle desteklenen bir güvence
“Don't worry.” birini rahatlatmanın yaygın bir yoludur. Burada sonraki cümle, yani sırt çantasında ip bulunması, rahatlamak için somut bir neden verir. Bu nedenle mesaj “Her şey yoluna girecek; yardım etmenin bir yolu var” anlamındadır. Dil bilgisi açısından emir biçiminde olsa da burada eleştiri değildir. Konuşmadaki görevi, konuşmacı çözümü açıklamadan önce karşı tarafın kaygısını azaltmaktır.
Alıştırma
Bir arkadaşın kayıp bir dosya için endişeleniyor. Yedek kopyayı açıp “Don't worry. I saved a copy.” diyorsun. Bu kullanım doğal mı?
- Doğal
- Doğal değil
Cevabı göster
Doğal
I've got ... in my backpack: şu anda kullanılabilecek bir şeye sahip olmak
I've got, I have got ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada have got, “sahip olmak” veya “yanında bulundurmak” anlamına gelir: ip zaten sırt çantasındadır ve kullanılabilir. Konuşanın ipi daha yeni aldığı anlamına gelmez. Özellikle konuşma dilinde, şu anda sahip olduğunuz şeyi söylemek için I've got + isim yapısını kullanabilirsiniz. in my backpack yer ifadesi, nesnenin nerede olduğunu belirtir.
Alıştırma
Elektrikler kesildi ve bir arkadaşınızın şimdi ışığa ihtiyacı var. Hangi cümle çantanızda şu anda kullanılabilecek bir el feneri olduğunu söyler?
- I got a flashlight yesterday.
- I'll get a flashlight tomorrow.
- I've got a flashlight in my bag.
Cevabı göster
I've got a flashlight in my bag.
Grab on!: tutunmak ve bırakmamak
Grab on!, birine uzatılan eli, ipi, korkuluğu veya başka bir desteği hızla tutup bırakmamasını söyler. Grab hızlı yakalama hareketini, on ise güvenli bir bağlantı kurup bunu sürdürme fikrini belirtir.
Alıştırma
Kaymakta olan birine elinizi uzatıyorsunuz, ancak kişi henüz elinizi tutmadı. En uygun emir hangisidir?
- Grab on!
- Hold on!
- Let go!
Cevabı göster
Grab on!
Kurtarma sırasında tutup rahatlatan I got you
Burada I got you, “seni yakaladım ya da tutuyorum ve güvende olmanı sağlayacağım” anlamına gelir. Konuşan kişi Bluey’yi fiziksel olarak desteklediği için bu söz hem kurtarmanın başarılı olduğunu bildirir hem de onu rahatlatır. got biçimi, yakalama hareketinin başarıyla tamamlandığını ve desteğin artık hazır olduğunu gösterir. Çevredeki kurtarma hareketi bu fiziksel anlamı işaret eder; bir kişiyi elde etmekten veya ona sahip olmaktan söz edilmez.
Alıştırma
Bir arkadaşınız kayıyor ve onu kolundan yakalıyorsunuz. Hangi cümle onu en iyi şekilde rahatlatır?
- I get you. Your point is clear.
- I got you. Lean on me.
- I got it. The instructions make sense.
Cevabı göster
I got you. Lean on me.
Tutmaya devam etme emri olarak Hold on
Burada Hold on., “tutmaya devam et ve bırakma” anlamına gelir. Tehlikedeki bir kişiye yardım gelene kadar fiziksel tutuşunu korumasını söyler. Kişinin neyi tutması gerektiği açıksa bu emir tek başına kullanılabilir. Nesneyi belirtmek için Hold on to the rope. örneğindeki gibi hold on to + isim kullanılır.
Alıştırma
Tırmanan bir kişi ipi tutarken kaymaya başlıyor. Hold on! burada ne anlama gelir?
- Konuşmaya devam etmeden önce bekle.
- İpi tutmaya devam et ve bırakma.
- İpi başka bir yere taşı.
Cevabı göster
İpi tutmaya devam et ve bırakma.
Phew, thanks ...: Önce rahatlama, ardından teşekkür
Phew, gergin veya endişe verici bir anın yeni sona erdiğini gösteren bir ünlemdir. Burada rahatlamayı ifade eder: Konuşan kişi yeniden güvende hisseder. Ardından gelen Thanks, Bingo, yardım eden kişiye duyulan minnettarlığı ifade eder. Sıralama önemlidir: Önce gerginlik boşalır, sonra teşekkür gelir.
Alıştırma
Bir bardak neredeyse düşecekken bir arkadaşınız onu yakalıyor. Hangi cevap hem rahatlamayı hem de minnettarlığı doğal biçimde gösterir?
- Phew, that was close!
- Phew, thanks for catching it!
- Thanks for the glass.
Cevabı göster
Phew, thanks for catching it!
That's okay: Teşekküre verilen samimi bir yanıt
Bu konuşmada That's okay, teşekküre verilen samimi bir yanıttır. Konuşan kişinin teşekkürü kabul ettiğini ve yardım etmenin sorun olmadığını belirtir; anlamı No problem ifadesine yakındır. Buradaki that sözcüğü fiziksel bir nesneyi göstermez. İfadenin tamamı yerleşik bir yanıt olarak kullanılır ve öncesindeki thanks, nasıl anlaşılması gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Bu samimi konuşmayı tamamlayın: “Thanks for picking up my books.” Hangi yanıt teşekkürü kabul eder ve yardım etmenin sorun olmadığını söyler?
- That's okay.
- That's too heavy.
- That's my book.
Cevabı göster
That's okay.