Evrendeki En Ekstrem Patlama: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Bir düşünce deneyi, mesafeye göre güzel bir süpernovanın radyasyon hasarı, iklim çöküşü, kitlesel yok oluş ve neredeyse tam yıkıma nasıl ilerlediğini izler, sonra bugünkü riskin neden düşük olduğunu açıklar. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “If the sun were to” / “it would” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: olasılığı düşük bir durumu sınayan karşı-olgusal yapıyı tanıyın ve hayali etkileri gerçeklerden ayırın. 2. “all but guaranteed.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: all but neredeyse demektir; sonuç dışlanmış değil, son derece olasıdır. 3. “In any case,” — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: çeşitli gelecek olasılıklarını bugün de geçerli olan sonuçla kapatın.
Bu derste
Supernovae are the most powerful explosions in the universe,
0:00Süpernovalar evrendeki en güçlü patlamalardır,
unleashing enough energy to outshine galaxies. Dilbilgisi
0:04galaksileri gölgede bırakacak kadar enerji açığa çıkarırlar.
enough energy to outshine galaxies: enough + isim + to + fiil
enough energy to outshine galaxies ifadesinde enough, enerji miktarının ardından gelen sonuç için gereken düzeye ulaştığını gösterir. enough + isim + to + fiil yapısı, bir şeyin yeterli miktarını bu miktarın mümkün kıldığı sonuçla bağlar. Burada to outshine galaxies mümkün olan sonucu belirtir; yalnızca ayrı bir eylem eklemez.
Alıştırma
power ve run sözcüklerini kullanarak cümleyi enough + isim + to + fiil yapısıyla tamamlayın: The battery stores ____ the camera all day.
Cevabı göster
enough power to run
We have no real metaphor for their power. Kalıp ifadeler
0:08Güçlerini anlatabilecek gerçek bir metaforumuz yok.
have no real metaphor for: hiçbir karşılaştırma yeterli değil
Have no real metaphor for, bir şeyi doğru biçimde temsil edebilecek tanıdık bir imge veya karşılaştırma olmadığı anlamına gelir. Bu cümlede gücü, sıradan insan deneyiminin ötesindeymiş gibi gösterir. Yapı have no real metaphor for + isim veya isim öbeği şeklindedir. Burada real yalnızca “hayal ürünü olmayan” değil, gerçekten uygun veya ikna edici anlamındadır. Metaphor ise bir şeyi başka bir şeyin imgesi aracılığıyla anlamaya yarayan benzetmedir.
Alıştırma
Sıradan karşılaştırmaların bu kederi gerçekten anlatamadığını en iyi hangi cümle ifade eder?
- We have no exact measurement for that grief.
- We have no real metaphor for that grief.
- We have no memory of that grief.
Cevabı göster
We have no real metaphor for that grief.
If the sun were to magically go supernova, Dilbilgisi
0:10Eğer güneş sihirli bir şekilde süpernovaya dönüşseydi,
it would feel like you were being hit by the energy of a nuclear explosion
0:13haftalarca her saniye,
every second for weeks.
0:16nükleer bir patlamanın enerjisine çarpılıyormuşsunuz gibi hissederdiniz.
Varsayım kalıbı If ... were to ..., ... would ...
If the sun were to ... ifadesinde were to, gerçekleşme olasılığı düşük ya da tamamen hayalî bir durumu belirtir. Olayı geçmiş zamana yerleştirmez. Sonuç yan cümlesinde, hayal edilen durumun sonucu would ile anlatılır. Yeniden kullanılabilen kalıp If + özne + were to + fiilin yalın hâli, özne + would + fiilin yalın hâli şeklindedir.
Alıştırma
Uzak varsayım kalıbını tamamlayın: If the building ____ lose power, the emergency lights ____ turn on.
Cevabı göster
were to · would
While supernovae are the engines of creation, Dilbilgisi
0:19Süpernovalar yaratılışın motorları olsa da,
they also burn sterile whole regions of galaxies.
0:24aynı zamanda galaksilerin devasa bölgelerini yakarak çoraklaştırırlar.
While ..., they also ... ile karşıtlık
Burada While, although veya whereas gibi ‘-se de’ ya da ‘oysa’ anlamına gelir; ‘… olduğu sırada’ anlamında değildir. Önce süpernovaların yaratıcı yönünü tanıtır, ardından ana cümle onların yıkıcı yönünü sunar. They also, iki gerçeğin de aynı özne için geçerli olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilen While + bir gerçek, özne + also + karşıt gerçek kalıbı, karşıt iki yönü tek cümlede dengeler.
Alıştırma
Hangi cümle aynı şey hakkındaki iki karşıt gerçeği While ile dengeliyor?
- While I was cooking, the phone rang.
- While the children slept, the house was quiet.
- While the apartment is small, it also has a beautiful view.
Cevabı göster
While the apartment is small, it also has a beautiful view.
Roughly speaking: yaklaşık bir anlatımı belirtmek
Bu cümlede roughly speaking, “iki yol” ifadesinin istisnasız ve kesin bir sınıflandırma değil, anlamayı kolaylaştıran basitleştirilmiş bir özet olduğunu belirtir. İddianın ne kadar kesin anlaşılması gerektiğini sınırlar. Bazı ayrıntıların dışarıda bırakıldığını kabul ederken bir tahmin veya genel bir yaklaşım vermek istediğinizde bunu ifadenin başında ya da ortasında kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi “yaklaşık olarak” anlamına gelen iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: ____, the city has half a million residents.
Cevabı göster
Roughly speaking
Either the core of a massive star implodes,
0:43Ya devasa bir yıldızın çekirdeği kendi içine çöker,
where it ignites explosive nuclear fusion.
0:49patlayıcı nükleer füzyonu ateşlediği noktaya ulaşır.
To the point where: bir sonuca yol açan dereceye ulaşmak
To the point where ifadesindeki point, gelişen bir sürecin ulaştığı dereceyi veya aşamayı belirtir. Beyaz cüce kritik bir dereceye ulaşana kadar kütle kazanmaya devam eder; where yan cümlesi o aşamada neyin mümkün hâle geldiğini açıklar. X changes to the point where Y kalıbı, birikerek ilerleyen değişimi somut bir sonuca bağlar. Where fiziksel bir yeri değil, ortaya çıkan aşamayı veya durumu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi dört sözcüklü hedef yapıyla tamamlayın: The debate became heated ____ neither side was listening.
Cevabı göster
to the point where
we think of something that happens fast and ends.
0:58hızlıca gerçekleşip biten bir şey aklımıza gelir.
But a supernova is more like a volcanic eruption Anlatım akışı
1:01Ancak bir süpernova, daha çok ardından tsunami gelen
More like A followed by B: bir benzetmeyi olay sırasıyla düzeltmek
More like, konuşanın daha basit veya daha az doğru bir düşünceyi daha iyi bir benzetmeyle değiştirdiğini gösterir. Dinleyiciyi olayı anlama biçimini güncellemeye yönlendirir. more like A followed by B kalıbı yeni düşünceyi iki aşama hâlinde düzenler: önce A, ardından B gerçekleşir. Burada volkanik patlama ilk şiddetli salımı, tsunami ise daha sonra dışarıya doğru yayılan etkiyi temsil eder. Böylece süpernova tek bir an değil, bir süreç olarak sunulur.
Alıştırma
Cümleyi more like A followed by B karşılaştırma ve sıralama kalıbıyla tamamlayın: The power failure was ____ a shutdown ____ a slow restart.
Cevabı göster
more like · followed by
At first, there's a colorful ball of hot expanding gas,
1:06İlk başta, genişleyen sıcak ve renkli bir gaz topu oluşur,
creating a spectacular cloud that will shine for about a month.
1:09yaklaşık bir ay boyunca parlayacak muhteşem bir bulut yaratır.
Hot and dangerous gas rushes outwards at speeds of 10,000 km a second
1:16Sıcak ve tehlikeli gaz saniyede 10.000 km hızla dışarı fırlar
Sweeping up: maddeleri toplayıp beraberinde taşımak
Sweeping up, sweep up öbek fiilinin -ing biçimidir. Burada, hareket ederken maddeleri toplayıp beraberinde taşımak anlamına gelir. Genişleyen gaz, yolundaki seyrek galaksi gazını yakalayıp beraberinde götürür; ortada süpürge veya bilinçli bir temizlik yoktur. Bu anlam, rüzgâr, su veya bir araç gibi hızlı hareket eden bir güç geçerken nesneleri önüne katıp götürdüğünde de kullanılabilir.
Alıştırma
The rushing water swept up leaves and small branches cümlesinde swept up ne anlama gelir?
- onları hareket ettirmeden yanlarından geçti
- onları süpürgeyle dikkatlice temizledi
- onları toplayıp beraberinde taşıdı
Cevabı göster
onları toplayıp beraberinde taşıdı
This wall of gas expands for tens of thousands of years
1:24Bu gaz duvarı on binlerce yıl boyunca genişler
and will eventually span up to dozens of light years
1:28ve sonunda onlarca ışık yılı mesafeye kadar yayılır,
until it finally cools off and disperses its substance back into the galaxy. Öbek fiiller
1:31ta ki tamamen soğuyup maddesini galaksiye geri dağıtana kadar.
cools off: giderek daha az sıcak olmak
Bu cümlede cools off, “giderek daha az sıcak hâle gelir” anlamındadır. Madde çok uzun bir süre boyunca genişlerken fiziksel sıcaklığın düşmesini anlatır. Cool off burada geçişsiz bir öbek fiildir: öznenin kendi sıcaklığı değişir. Off parçacığı bir şeyin kapatıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
“The metal cools off after the furnace is shut down” cümlesindeki cools off ne anlama gelir?
- Hareket etmeyi tamamen bırakır.
- Bir düğmeyle kapatılır.
- Giderek daha az sıcak hâle gelir.
Cevabı göster
Giderek daha az sıcak hâle gelir.
Well, the damage depends on how far away it is. Kalıp ifadeler
1:40Bunun hasarı ne kadar uzakta olduğuna bağlıdır.
depends on how far away: sonucu uzaklığa bağlamak
Depends on, bir sonucu belirleyen etkeni tanıtır. Burada how far away it is değişebilen bir uzaklık derecesini belirtir; dolayısıyla hasarın miktarı cismin uzaklığına göre değişir. Yeniden kullanılabilir kalıp şudur: sonuç + depends on + how + sıfat veya zarf + özne + fiil. Bu, doğrudan bir soru değil, cümle içine yerleştirilmiş bir how yan cümlesidir. Bu nedenle how far away it is şeklinde düz cümle dizilişini kullanır; how far away is it şeklini kullanmaz.
Alıştırma
Hangi cümle depends on ifadesinden sonra cümle içine yerleştirilmiş bir how yan cümlesini doğru kullanıyor?
- The delivery time depends on how far away is the warehouse.
- The delivery time depends on how far away the warehouse is.
- The delivery time depends on how is the warehouse far away.
Cevabı göster
The delivery time depends on how far away the warehouse is.
Aside from looking very pretty at this distance, Dilbilgisi
2:00Bu mesafeden oldukça güzel görünmelerinin dışında,
Bir istisnayı ayırmak için Aside from + -ing
Aside from looking very pretty at this distance, bir kenara bırakılan tek etkiyi belirtir. Ana cümle, bu küçük istisna çıkarıldığında uzaktaki süpernovaların bizi pek etkilemediğini söyler. Aside from ifadesinden sonra bir isim veya -ing biçimi kullanılır. Burada looking, look fiilinin -ing biçimidir; yalın biçim olan look, from sonrasında kullanılamaz.
Alıştırma
Hedef yapıyı ve take fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ up some space, the small printer causes no trouble.
Cevabı göster
Aside from taking
Get a Bit Icky: hafif ve gündelik bir uyarı
Get a bit icky ifadesinde get, hâle gelmek anlamındadır; icky ise hoş olmayan, rahatsız edici veya sorunlu bir şeyi anlatan gündelik bir sıfattır. Burada gerçekten yapışkan veya kirli bir şeyi değil, durumu tanımlar. A bit, ifadeyi yumuşatır. Anlatıcı şakacı bir hafife alma kullanır: tehlike önem kazanmaya başlar, ancak daha az korkutucu bir biçimde sunulur.
Alıştırma
Bu cümlede get a bit icky ne anlatıyor?
- Süpernova eskisinden biraz daha güzel görünür.
- Nesneler dokunulduğunda gerçekten yapışkan hâle gelir.
- Durumun hoş olmayan veya sorunlu bir hâle gelmeye başladığını hafif ve gündelik bir dille anlatır.
Cevabı göster
Durumun hoş olmayan veya sorunlu bir hâle gelmeye başladığını hafif ve gündelik bir dille anlatır.
We can expect one this close to us every few million years.
2:12Bize bu kadar yakın bir patlamayı her birkaç milyon yılda bir bekleyebiliriz.
A single star giving the night sky an eerie glow like twilight.
2:16Tek bir yıldız gece gökyüzüne alacakaranlık gibi ürkütücü bir parlaklık verir.
And while this is far enough away and dim enough to not do harm to us, Kalıp ifadeler
2:20Ve bu bize zarar vermeyecek kadar uzak ve sönük olsa da,
do harm to kalıbı
Do harm to, “birine veya bir şeye zarar vermek” anlamına gelir. Buradaki not do harm to us, uzaktaki sönük ışığın insanlara zarar verecek kadar güçlü olmadığını anlatır. Bu yapıda do fiildir, harm genellikle sayılamayan bir isimdir ve to etkilenen kişi veya şeyi gösterir: do harm to + isim.
Alıştırma
Cümleyi “zarar vermek” anlamındaki kalıpla tamamlayın: Too much sun can ____ your skin.
Cevabı göster
do harm to
it's like being hit by the last weak waves of the star tsunami.
2:27sanki yıldız tsunamisinin son zayıf dalgaları tarafından vurulmuşuz gibidir.
multiple supernovae have struck Earth from these distances
2:38birden fazla süpernovanın bu mesafelerden Dünya'yı vurduğunu biliyoruz
because we can find radioactive isotopes of iron
2:41çünkü okyanusun dibindeki kayalarda ve tortularda
deep in the rocks and sediments at the bottom of the ocean.
2:44demirin radyoaktif izotoplarını bulabiliyoruz.
have cleared a 1,000-light-year wide pocket of space that's called the Local Bubble. Kültür
2:50Yerel Kabarcık adı verilen 1.000 ışık yılı genişliğinde bir uzay boşluğunu temizlemiştir.
Astronomik özel ad olarak the Local Bubble
The Local Bubble, yani Yerel Kabarcık, Güneş sistemini içeren büyük ve düşük yoğunluklu yıldızlararası uzay bölgesinin özel adıdır. Burada bubble, günlük hayattaki sabun veya hava kabarcığı anlamına gelmez; bölgenin kabarcığa benzeyen biçimini anlatır. Bu bölgenin yaklaşık 1.000 ışık yılı genişliğinde olduğu ve eski süpernovaların gaz ile tozun büyük bölümünü temizlediği belirtilir.
Alıştırma
Cümlede the Local Bubble neyi ifade eder?
- Hava veya sabundan oluşan sıradan bir kabarcık
- Güneş sistemini içeren, adı olan düşük yoğunluklu bir yıldızlararası uzay bölgesi
- Güneş’in yakınında dolanan küçük bir gök cismi
Cevabı göster
Güneş sistemini içeren, adı olan düşük yoğunluklu bir yıldızlararası uzay bölgesi
creating a lumpy wall of gas that's now a cradle for star formation. Deyimler
2:59şimdi yıldız oluşumu için bir beşik olan topaklı bir gaz duvarı yarattılar.
a cradle for star formation: oluşumu mümkün kılan bir beşik
Burada a cradle for star formation, yıldızların oluşmaya başlayabildiği bir ortamı anlatan mecazdır. Topaklı gaz duvarı bu süreç için gereken koşulları sağlar; cradle gerçek bir bebek beşiği değildir ve yıldızların kendisini de ifade etmez. a cradle for + isim kalıbı, bir yerin veya sistemin bir şeyin doğuşunu ve ilk gelişimini desteklediğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede a cradle for, bir şeyin doğup gelişmesine yardım eden ortamı anlatmak için mecaz olarak kullanılmıştır?
- The quiet lab became a cradle for new ideas.
- They bought a cradle for their newborn baby.
- The cloud had the shape of a cradle.
Cevabı göster
The quiet lab became a cradle for new ideas.
Once a supernova happens much closer than 300 light years,
3:08Süpernova 300 ışık yılından çok daha yakında gerçekleştiğinde,
we're approaching the zone where it does real damage.
3:11gerçek hasara neden olduğu bölgeye yaklaşıyoruz demektir.
Stars have extremely powerful magnetic fields.
3:15Yıldızların son derece güçlü manyetik alanları vardır.
the tsunami of dead star actually retains a lot of this magnetic energy
3:19ölü yıldızın tsunamisi aslında bu manyetik enerjinin büyük bir kısmını korur,
woven through the shock wave that expands outwards.
3:23bu enerji dışarı doğru genişleyen şok dalgasının içine örülmüştür.
we get conditions like in a huge particle accelerator
3:29protonlar, çekirdekler ve elektronlar gibi yüklü parçacıkları muazzam hızlara çıkaran
that's accelerating charged particles like protons, nuclei, and electrons to immense speeds,
3:31dev bir parçacık hızlandırıcısındaki gibi koşullar elde ederiz,
which means we have an expanding cloud that is shooting deadly radiation in all directions
3:37bu da, ilk patlamanın parlak ışığı solduktan çok sonra bile
long after the bright light from the initial explosion has faded away. Dilbilgisi
3:42her yöne ölümcül radyasyon fırlatan genişleyen bir bulutumuz olduğu anlamına gelir.
long after: çok uzun bir süre sonra
long after the bright light from the initial explosion has faded away ifadesinde long, after sözcüğünün anlamını güçlendirir: radyasyon, ışık söndükten çok uzun süre sonra da devam eder. İfade, kısa süre görülen bir olay ile uzun süren bir sonucu karşılaştırır. long after ifadesini bir isim öbeği veya yan cümleden önce kullanarak hem olay sırasını hem de büyük bir zaman aralığını belirtebilirsiniz. Long, bir nesnenin uzunluğunu değil, olaylar arasındaki zamanı anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, etkinin fırtınanın bitmesinden sonra uzun süre devam ettiğini anlatır?
- The power cuts stopped long before the storm ended.
- The power cuts began shortly after the storm ended.
- The power cuts continued long after the storm ended.
Cevabı göster
The power cuts continued long after the storm ended.
waves of these cosmic rays will wash over the solar system for thousands of years. Deyimler
3:49bu kozmik ışın dalgaları binlerce yıl boyunca güneş sistemini yıkayacaktır.
wash over: dalga gibi yayılma ve kaplama
Burada wash over mecaz anlamda kullanılmıştır. Kozmik ışınları, Güneş Sistemi'nin üzerinden geçerek onu kaplayan art arda dalgalar gibi gösterir; herhangi bir şeyi temizledikleri anlamına gelmez. Bu yapı, bir şeyin dalga gibi bir kişinin, yerin veya grubun üzerine yayılmasını anlatabilir. Özne ışık ya da ses gibi fiziksel bir şey olabileceği gibi rahatlama ya da korku gibi soyut bir duygu da olabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede wash over, bir şeyin bir kişinin ya da yerin üzerine yayılmasını veya onu aniden etkilemesini anlatır?
- Warm light washed over the empty field.
- The river washed away the loose soil.
- Leo washed over the muddy bicycle.
Cevabı göster
Warm light washed over the empty field.
While we're mostly protected on Earth's surface by the atmosphere and ozone layer,
3:54Dünya yüzeyinde çoğunlukla atmosfer ve ozon tabakası tarafından korunsak da,
the influx of extra radiation will still increase cancer and mutation rates.
3:58fazladan radyasyon akını yine de kanser ve mutasyon oranlarını artıracaktır.
Spaceflight would become impossible in the solar system
4:07Güneş sisteminde uzay uçuşu imkansız hale gelir
as astronauts wouldn't survive the waves of radiation for long.
4:10çünkü astronotlar radyasyon dalgalarından uzun süre sağ çıkamazlar.
We don't know exactly how bad this would be,
4:14Bunun tam olarak ne kadar kötü olacağını bilmiyoruz,
but a supernova that is close enough may trap our species on Earth for generations,
4:16ama yeterince yakın bir süpernova, türümüzü nesiller boyunca,
It only gets worse from here.: kötüleşmenin artacağını belirtmek
Bu cümlede It, anlatılmakta olan duruma veya olayların ilerleyişine gönderme yapar. only gets worse, bundan sonraki her gelişmenin daha ciddi olmasının beklendiğini; from here ise mutlaka fiziksel bir yeri değil, “bu noktadan itibaren” anlamını ifade eder. Cümle bir geçiş ifadesi olarak mevcut aşamayı kapatır ve dinleyiciyi sonraki bölümde durumun daha da ağırlaşacağı konusunda uyarır. Konuşmacı daha kötü ayrıntıları vermeden önce dinleyicinin beklentisini yönlendirir.
Alıştırma
Bir anlatıcı ciddi bir sorunu açıklamayı bitirdi ve sonraki her aşamanın daha ağır olacağı konusunda uyarmak istiyor. En uygun geçiş cümlesi hangisidir?
- It might be better from here.
- It got worse over here.
- It only gets worse from here.
Cevabı göster
It only gets worse from here.
things get bad as a supernova disrupts our climate in ways that we don't fully understand yet.
4:31süpernovanın iklimimizi henüz tam olarak anlamadığımız şekillerde bozmasıyla işler sarpa sarar.
There are a few unpleasant things happening all one after another.
4:37Birbiri ardına gerçekleşen birkaç hoş olmayan olay yaşanır.
First, the high-energy photons arrive from the explosion,
4:40İlk olarak, patlamadan yüksek enerjili fotonlar gelir,
followed by many decades of radiation from the radioactive tsunami,
4:43ardından radyoaktif tsunamiden kaynaklanan onlarca yıllık radyasyon izler,
both of which seriously damage the ozone layer, Dilbilgisi
4:47her ikisi de Dünya'nın zararlı radyasyona karşı kalkanı olan
Both of which: iki öncülü ortak bir sonuca bağlamak
Bu cümlede both of which, daha önce belirtilen iki kaynağa gönderme yapar: yüksek enerjili fotonlar ve onlarca yıl süren radyasyon. Both, which sözcüğünün yalnızca hemen önündeki the radioactive tsunami ifadesine gönderme yapmadığını açıkça gösterir. İsim öbeği A + isim öbeği B, both of which + çoğul fiil yapısı, tam olarak iki öncülün ortak sonucunu veren kısıtlayıcı olmayan bir ilgi yan cümlesi ekler. İki ismi tekrar etmeyi önler ve özellikle açıklayıcı yazılarda özlü bir anlatım sağlar.
Alıştırma
Tam olarak iki özelliğe gönderme yapan bu dersteki ilgi ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The tablet has a bright screen and a long battery life, ____ make it easy to use outdoors.
Cevabı göster
both of which
The ozone layer absorbs ultraviolet radiation by breaking apart ozone,
4:52Ozon tabakası, ozonu (O3) O2 ve serbest bir oksijen atomuna ayırarak
which later reforms back into another ozone molecule.
5:00bu daha sonra tekrar başka bir ozon molekülüne dönüşür.
But the supernova radiation breaks up nitrogen molecules that gobble up the free oxygen, Öbek fiiller
5:03Ancak süpernova radyasyonu, serbest oksijeni yutan nitrojen moleküllerini parçalayarak,
Gobble up ile hızlı ve yoğun tüketimi anlatmak
Gobble up, sözcük anlamıyla bir şeyi hızlı ve açgözlü bir biçimde yemek demektir. Cansız bir özneyle kullanıldığında genellikle mecazidir: bir şey, bir kaynağın büyük miktarını çok hızlı biçimde alır, emer veya kullanır. Burada moleküller gerçekten yemek yemiyor. Bu anlatım, serbest oksijeni tüketen molekülleri kişileştirerek bilimsel süreci hızlı ve güçlü gösterir. Up, oksijenin büyük bölümünün tüketildiği hissini güçlendirir.
Alıştırma
Bu dersteki öbek fiili doğru geçmiş zaman biçiminde kullanın: The huge update ____ almost all the free space on my phone.
Cevabı göster
gobbled up
breaking the cycle and depleting the ozone layer quickly.
5:08döngüyü bozar ve ozon tabakasını hızla tüketir.
everybody living on the surface is exposed to very high levels of UV radiation from our sun.
5:13yüzeyde yaşayan herkes güneşimizden gelen çok yüksek seviyelerde UV radyasyonuna maruz kalır.
and just going outside during the day could be life-threatening.
5:21ve gündüzleri sadece dışarı çıkmak bile hayatı tehdit edebilir.
The extra radiation would also kill a lot,
5:24Fazladan radyasyon ayrıca okyanuslarda yüzeye yakın yaşayan
a lot, if not most: temkinli bir güçlendirme
Burada if not most, a lot ifadesini araya giren bir sözle güçlendirir. Konuşan kişi önce daha temkinli olan a lot yargısını verir, ardından daha güçlü ama kesin olmayan most olasılığını ekler. Bütünün anlamı çok sayıda, hatta belki çoğu şeklindedir. Kalıp X, if not Y biçimindedir ve Y; miktar, derece veya değerlendirme bakımından X'ten daha güçlüdür. Bilgiyi temkinli bir başlangıçtan daha güçlü bir tahmine taşır; burada çoğu değilse anlamında bir koşul yoktur.
Alıştırma
many ifadesini temkinli biçimde çoğunluk düzeyine çıkaran ara sözü kullanarak cümleyi tamamlayın: Many, ____, of the players practiced every day.
Cevabı göster
if not most
leading to: sonuç eklemek
leading to sözleri, -ing biçiminde bir sonuç öbeği başlatır. Burada bu öbek önceki olayın tamamına, yani yüzeye yakın planktonların ölmesine gönderme yapar ve bunun sonucunu verir: kitlesel bir yok oluş. En yakındaki marine food chains adını açıklamaz veya nitelemez. Yeniden kullanılabilir kalıp neden veya durum, leading to sonuç biçimindedir. Neden-sonuç zincirini tek bir cümlede toplar. leading çekimli bir fiil olmadığı için leading to ve ardından gelen sonuç tek başına tam bir cümle oluşturamaz.
Alıştırma
Cümleyi lead to fiilinden oluşan -ing biçimindeki sonuç öbeğiyle tamamlayın: Heavy rain flooded the field, ____ the match being canceled.
Cevabı göster
leading to
supernova radiation would ionize gas in the atmosphere,
5:36süpernova radyasyonu atmosferdeki gazı iyonize eder,
Olumsuz durumu ağırlaştıran Worse still
Worse still, az önce belirtilen kötü noktadan daha ciddi veya daha zararlı yeni bir noktayı sunar. Yalnızca listeye başka bir madde eklemek yerine olumsuz durumun daha da ağırlaştığını gösterir. Buradaki still, worse ile yapılan karşılaştırmayı güçlendirir; “şimdiye kadar devam etmek” veya “hareketsiz olmak” anlamına gelmez. Bu ifade, dinleyicinin sonuçları ciddiyetlerine göre sıralamasına yardımcı olur.
Alıştırma
İkinci sorunun ilkinden daha ciddi olduğunu en iyi hangi geçiş ifadesi gösterir? The repair is already expensive. ____, it will close the only road for a week.
- For example
- Worse still
- Also
Cevabı göster
Worse still
which means that it would punch through molecules and knock electrons off nuclei,
5:39bu da molekülleri delip geçerek elektronları çekirdeklerden koparacağı
Act as seeds for: başlangıç noktası işlevi görmek
act as seeds for ifadesinde act as, “... işlevini görmek” anlamına gelir. Seeds mecazdır: yüklü çekirdekler, su buharının çevresinde toplanabileceği küçük başlangıç noktaları sağlar; bunlar bitki tohumu değildir. X acts as a seed for Y kalıbı, X unsurunu Y’nin başlamasına veya gelişmesine yardımcı olan koşul ya da başlangıç noktası olarak sunar. Burada for, water vapor to gather and form massive global clouds ile ifade edilen süreci tanıtır.
Alıştırma
Hangi cümle, ilk fikirlerin sonraki çalışmalar için başlangıç noktaları sağladığını açıkça ifade eder?
- In the animation, a few sketches act like seeds that sprout in the rain.
- A few sketches can replace the final design.
- A few sketches can act as seeds for the final design.
Cevabı göster
A few sketches can act as seeds for the final design.
they would reflect enough sunlight to trigger an ice age.
5:51bir buzul çağını tetikleyecek kadar güneş ışığını yansıtabilirler.
Uç bir senaryoyu belirten In the worst case
In the worst case, ele alınan durumlar arasındaki en olumsuz fakat yine de mümkün olan sonucu tanıtır. Burada bulutların güneş ışığını yansıtmasının aşırı sonucu olarak bir buzul çağının tetiklenmesini gösterir. Bu ifade bir risk aralığının üst sınırını belirtir; bir tahmin değildir. Konuşmacı bunun en kötü sonuç olabileceğini söyler, kesinlikle gerçekleşeceğini ya da en olası sonuç olduğunu değil.
Alıştırma
Mümkün olan en olumsuz sonucu tanıtan dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, the repair could take a full week.
Cevabı göster
In the worst case
In fact, it's thought that the ice age 2 and 1/2 million years ago Dilbilgisi
5:55Aslında, 2 buçuk milyon yıl önceki buzul çağının
Kaynağı belirtilmeyen bir görüşü aktaran it's thought that
it's thought that, it is thought that yapısının kısaltılmış biçimidir. Kişisiz edilgen bir aktarma yapısı kullanır: it belirli bir şeyi göstermez ve görüşü savunan kişiler belirtilmez. Bu cümlede yapı, süpernova açıklamasını kanıtlanmış bir gerçek ya da konuşmacının kişisel sonucu olarak değil, bilimsel bir görüş veya hipotez olarak sunar. Görüşü kimin ortaya attığından çok görüşün kendisi önemli olduğunda kullanışlıdır.
Alıştırma
“İnsanlar böyle düşünüyor ama kanıtlanmış değil” anlamındaki kısaltılmış kişisiz aktarma yapısıyla tamamlayın: ____ the missing painting was taken overseas.
Cevabı göster
It's thought that
Some scientists even think that a supernova about 60 light years away
6:00Hatta bazı bilim insanları yaklaşık 60 ışık yılı uzaklıktaki bir süpernovanın
might have been the cause of the Devonian mass extinction 350 million years ago. Dilbilgisi
6:04350 milyon yıl önceki Devoniyen kitlesel yok oluşunun nedeni olabileceğini düşünüyor.
might have been the cause of: geçmişe ilişkin belirsiz bir açıklama
might have been, might kipliği ile have + geçmiş ortaç been yapısını birleştirir. Geçmişteki bir durum veya açıklama hakkında temkinli bir tahmin bildirir. Bu cümlede bilim insanları süpernovayı kanıtlanmış değil, olası bir neden olarak değerlendiriyor. Kanıtlar geçmiş bir olay hakkında kesinlik sağlamadığında bu yapıyı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümle geçmişteki olası bir neden hakkında belirsiz bir tahmin yapmak için açıkça might have been kullanıyor?
- The power cut might be the cause of the alarm.
- The power cut might have been the cause of the alarm.
- The power cut was the cause of the alarm.
Cevabı göster
The power cut might have been the cause of the alarm.
The electrons punched free by the radiation form enormous electric avalanches,
6:11Radyasyonun kopardığı elektronlar devasa elektrik çığları oluşturur,
Bir düşünceyi yeniden ifade etmek için or in other words, kullanımı
or in other words, dinleyiciye sonraki sözlerin aynı düşünceyi daha açık veya daha tanıdık bir biçimde yeniden ifade ettiğini bildirir. Burada lightning, önceki teknik açıklamanın günlük dildeki adıdır. Buradaki or bir seçim sunmaz. İfade, bilgiyi önce açıklama sonra yeniden ifade etme düzeninde sunar ve dinleyicinin zor bir anlatımı daha basit bir terimle ilişkilendirmesine yardımcı olur.
Alıştırma
İkinci ifadenin birincinin daha basit bir yeniden anlatımı olduğunu gösteren bağlayıcıyı seçin: The medicine is an analgesic—____ a painkiller.
- for example,
- or in other words,
- on the other hand,
Cevabı göster
or in other words,
Earth is hit by some of the worst thunderstorms in millions of years.
6:18Dünya milyonlarca yılın en kötü fırtınalarıyla sarsılır.
The intense lightning causes global wildfires that consume forests and crops,
6:22Şiddetli yıldırımlar ormanları ve ekinleri tüketen küresel orman yangınlarına neden olur,
All while a decimated ozone layer leaks deadly radiation. Dilbilgisi
6:31Tüm bunlar olurken yok edilmiş bir ozon tabakası ölümcül radyasyon sızdırır.
All while: eş zamanlı bir tehlike eklemek
All while, “tüm bunlar olurken” anlamına gelir. Ozon tabakasından kaynaklanan tehlikeyi, daha önce sıralanan yangın ve yıkımlarla aynı anda gerçekleşen bir durum olarak ekler. Buradaki all, olayların bütününü vurgular; “herkes” anlamına gelmez ve özne değildir. Yeni bir cümleye All while ile başlamak, sıkıştırılmış ve dramatik bir cümle parçası oluşturur. Böylece anlatım, tamamlanmış bir ifadenin üzerine eş zamanlı başka bir durumu ekler ve bilgiyi yoğun ve acil gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “tüm bunlar olurken” anlamına gelen iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: The crew fixed the leak and calmed the passengers, ____ the storm grew stronger.
Cevabı göster
all while
While in the past the ecosystem may have bounced back from a nearby supernova Öbek fiiller
6:35Geçmişte ekosistem yakındaki bir süpernovadan birkaç bin
Bounced back: bir aksilikten sonra toparlanmak
Bounced back, bounce back fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “ciddi bir aksilikten sonra toparlandı” anlamına gelir. Bu cümlede, yakındaki bir süpernovanın verdiği zarardan sonra ekosistemin yeniden sağlıklı veya istikrarlı bir duruma gelmiş olabileceğini anlatır. İfade, bir şeyin geri sıçraması imgesinden gelir ancak burada anlam gerçek değildir. Ayrıca hızlı veya kusursuz bir toparlanma sözü vermez: Bu cümlede toparlanma binlerce ya da milyonlarca yıl sürebilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “bir aksilikten sonra toparlandı” anlamına gelen iki sözcüklü fiille tamamlayın: After months of repairs, the neighborhood library finally ____.
Cevabı göster
bounced back
there's no guarantee modern civilization can take a hit of this magnitude. Notlar
6:41modern uygarlığın bu büyüklükte bir darbeyi atlatabileceğinin garantisi yoktur.
there's no guarantee + yan cümle: bir sonuç garanti edilemez
there's no guarantee modern civilization can... ifadesinde no guarantee, ardından gelen sonucu vaat etmeye veya kesin kabul etmeye yetecek kadar kesinlik olmadığını belirtir. Cümle, uygarlığın olaya dayanabileceğini de dayanamayabileceğini de söyler; başarısızlığın kesin olduğunu öngörmez. Kalıp there's no guarantee (that) + yan cümle şeklindedir. Burada modern civilization can... öncesindeki that düşürülmüştür; bu yaygın ve doğal bir kullanımdır. Planlar, tahminler veya riskler hakkında temkinli konuşmak için bu kalıbı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Bir sonucun garanti edilemeyeceğini anlatan, dersteki üç kelimelik kısaltılmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: "The weather is changing fast, so ____ the match will go ahead."
Cevabı göster
there's no guarantee
take a hit of this magnitude: bu kadar şiddetli bir etkiye dayanmak
Take a hit mecazi bir ifadedir; ciddi zarar, kayıp veya baskı yaşamak anlamına gelir. Burada modern uygarlık darbe alan bir şey olarak düşünülür; can take, zarardan tamamen kaçınıp kaçınamayacağına değil, zarara dayanıp dayanamayacağına odaklanır. Of this magnitude, a hit ifadesini niteler ve bu kadar büyük ölçekli veya şiddetli anlamına gelir. Take a hit of this magnitude bir bütün olarak bu kadar şiddetli bir etkiye dayanmak demektir; ancak toparlanmanın veya hayatta kalmanın kesin olduğunu söylemez.
Alıştırma
Belirgin zarar görmek anlamına gelen, dersteki üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: "If the reviews keep getting worse, the restaurant's reputation could ____."
Cevabı göster
take a hit
as nations struggle to not be consumed by chaos.
6:49uluslar kaos tarafından yutulmamak için mücadele ederken.
at the very least: kesin bir alt sınır belirtmek
At the very least, konuşmacının kaçınılmaz gördüğü en düşük sonucu belirtir. Bu cümlede ciddi hasar, beklenen en hafif sonuçtur; daha kötü sonuçlar da mümkündür. İfade, significant damage sözünün ciddiyetini azaltmaz. Gerçek miktarın veya sonucun daha büyük olabileceğini vurgulamak istediğinizde bunu asgari bir sonuç, tahmin ya da gereklilikten önce kullanın.
Alıştırma
Cümleyi “mümkün olan en düşük tahmin” anlamındaki dört sözcüklü vurgulu ifadeyle tamamlayın: The hike will take, ____, four hours.
Cevabı göster
at the very least
for hundreds or thousands of years,
6:57ve onunla birlikte milyonlarca hatta milyarlarca yaşamı sona erdirmese bile,
Still, humanity would likely survive and could recover.
7:05Yine de, insanlık muhtemelen hayatta kalır ve toparlanabilirdi.
where a mass extinction is all but guaranteed. Deyimler
7:18burada kitlesel bir yok oluş neredeyse kesindir.
all but guaranteed: neredeyse kesinlik ifade etmek
All but guaranteed, neredeyse garanti edilmiş veya neredeyse kesin demektir; ancak kelimenin tam anlamıyla yüzde yüz kesin değildir. Bu cümlede kitlesel yok oluş beklenen sonuç olarak sunulur ve gerçekleşmeme ihtimali teorik olarak çok küçük kalır. all but + sıfat veya geçmiş zaman ortacı yapısında all but, neredeyse anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Anlamını all ve but sözcüklerinin sıradan anlamlarını toplayarak oluşturmaya çalışmayın.
Alıştırma
Hangi cümle onayın neredeyse kesin olduğunu, ancak hâlâ mutlak biçimde kesin olmadığını söyler?
- After the unanimous committee vote, the permit is anything but guaranteed.
- After the unanimous committee vote, the permit is all but guaranteed.
- After the unanimous committee vote, the permit is guaranteed.
Cevabı göster
After the unanimous committee vote, the permit is all but guaranteed.
Probably about half of the ozone layer would be destroyed,
7:20Muhtemelen ozon tabakasının yaklaşık yarısı yok olurdu,
and massive climatic disruption on a scale we've never witnessed
7:23ve daha önce hiç şahit olmadığımız bir ölçekte devasa iklimsel bozulmalar
Entire ecosystems would swiftly be wiped out by radiation Öbek fiiller
7:28Küresel orman yangınları gezegeni sararken
Wiped out: tamamen yok etme veya ortadan kaldırma
Bu cümlede be wiped out, “tamamen veya neredeyse tamamen yok edilmek” anlamına gelir. Eylemden etkilenen ekosistemlerdir; by radiation ise nedeni belirtir. Wipe out çok güçlü bir öbek fiildir. Genellikle bir nüfusun, sistemin, kaynağın veya miktarın geride çok az şey kalacak ya da hiçbir şey kalmayacak biçimde ortadan kalkmasını anlatır. Burada bir yüzeyi fiziksel olarak silmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “neredeyse tamamen ortadan kaldırdı” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The disease nearly ____ the island's rabbit population.
Cevabı göster
wiped out
as global wildfires envelop the planet.
7:32tüm ekosistemler radyasyon tarafından hızla yok edilirdi.
but way more intensely and much faster. Kelime
7:37ama çok daha yoğun ve çok daha hızlı bir şekilde.
Way more intensely: gündelik bir güçlendirici olarak way
Burada way, more intensely karşılaştırma ifadesini güçlendirir. Way more intensely, “çok daha yoğun biçimde” veya “çok daha yüksek derecede” anlamına gelir; way burada yol veya yöntem demek değildir. way + karşılaştırma yapısı konuşmada yaygındır: way better, way faster, way more carefully. Aradaki farkın ne kadar büyük olduğunu güçlü biçimde vurgular.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “çok daha yoğun biçimde” anlamına gelen gündelik ifadeyle tamamlayın: The team played ____ in the second half.
Cevabı göster
way more intensely
A few people might survive for years in bunkers if they have food supplies,
7:40Gıda stokları varsa birkaç kişi sığınaklarda yıllarca hayatta kalabilir,
and hostile to life for hundreds of thousands of years.
7:47ve yüz binlerce yıl yaşama düşman bir yer olacaktır.
a supernova would be almost as bright as the sun in the sky. Dilbilgisi
8:09bir süpernova gökyüzünde neredeyse güneş kadar parlak olurdu.
almost as bright as the sun: yakın ama eşit değil
X is almost as + sıfat + as Y yapısında almost, eşitlik karşılaştırmasının tamamını niteler. X'in söz konusu özellik bakımından Y'ye çok yaklaştığını ancak tam olarak aynı düzeye ulaşmadığını anlatır. Burada süpernovanın gökyüzündeki görünür parlaklığı Güneş'in parlaklığına yakın olurdu, fakat tam olarak eşit olmazdı.
Alıştırma
Cümleyi almost as ... as ve bright kullanarak tamamlayın: The small lamp was ____ the large one, but it was still a little dimmer.
Cevabı göster
almost as bright as
While casting two shadows could be fun for a few hours,
8:12İki gölge oluşturmak birkaç saatliğine eğlenceli olsa da,
within days the Earth's surface gets as hot as a sauna,
8:15birkaç gün içinde Dünya'nın yüzeyi sauna kadar ısınır,
baking the surface for weeks until the explosion fades.
8:18patlama sönene kadar haftalarca yüzeyi kavururdu.
reducing life to a few survivors in the deep sea Kalıp ifadeler
8:36yaşamı derin denizlerdeki birkaç hayatta kalana
reduce A to B: son miktar veya durum
Reduce A to B, A'yı B son miktar veya durum olana kadar azaltmak ya da kötüleştirmek demektir. reducing life to a few survivors ifadesinde sonuç, yalnızca birkaç canlının hayatta kalmasıdır. to, azalmanın ulaştığı son noktayı gösterir. Yaşamın kelimenin gerçek anlamıyla hayatta kalanlara dönüştüğü anlamına gelmez ve burada to mastar işareti değildir.
Alıştırma
Hangi cümle tadilattan sonra yalnızca 20 koltuk kaldığı anlamına gelir?
- The renovation reduced the number of seats from 20 to 12.
- The renovation reduced the number of seats by 20.
- The renovation reduced the number of seats to 20.
Cevabı göster
The renovation reduced the number of seats to 20.
Life basically has to start over. Öbek fiiller
8:41Yaşam temelde en baştan başlamak zorunda kalırdı.
start over: en baştan yeniden başlamak
Start over, önceki ilerleme kaybolduğu, bırakıldığı veya artık kullanılamadığı için en baştan yeniden başlamak demektir. Bu cümlede yaşam, büyük bir darbeden sonra yeniden gelişmek zorundaymış gibi anlatılır. Start over tek bir phrasal verb olarak çalışır. Burada over “bitmiş” anlamına gelmez; iki sözcük birlikte başlangıç noktasına dönmeyi anlatır.
Alıştırma
“En baştan yeniden başlamak” anlamındaki phrasal verb ile cümleyi tamamlayın: After the program deleted her work, Ana had to ____.
Cevabı göster
start over
there are only a handful of stars that may explode Kalıp ifadeler
8:51patlayabilecek yalnızca bir avuç yıldız var,
and none are close enough to be a serious threat.
8:55ve hiçbiri ciddi bir tehdit oluşturacak kadar yakın değil.
a handful of: küçük ve kesin olmayan bir sayı
A handful of, küçük ve kesin olmayan bir sayı anlamına gelir. Bu cümlede yakında patlayabilecek yıldızların çok az olduğunu vurgular; kesin bir sayı vermez. Bu deyimsel kullanımda handful, kelimenin gerçek anlamıyla bir ele sığabilecek miktarı anlatmaz. Kalıp a handful of + sayılabilen çoğul isim şeklindedir; örneğin a handful of stars.
Alıştırma
Küçük ve kesin olmayan bir sayıyı vurgulayan, bu dersteki üç sözcüklü miktar ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Only ____ residents attended the late meeting.
Cevabı göster
a handful of
these stars will probably not go supernova for many millions of years. Kalıp ifadeler
8:59bu yıldızlar muhtemelen milyonlarca yıl daha süpernovaya dönüşmeyecek.
go supernova: süpernova olarak patlamak
go supernova ifadesindeki go hareket bildirmez. Bir değişimi veya olayı başlatır: bir yıldız süpernova patlaması geçirir. İngilizcede go, go dark veya go silent örneklerinde olduğu gibi bir durumun ya da büyük bir değişimin önünde sıkça kullanılır. Burada supernova, artikelsiz olarak doğrudan go sözcüğünden sonra gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede go supernova doğal ve doğru biçimde kullanılmıştır?
- Every firework will go supernova in the sky.
- A spacecraft may go to supernova to collect samples.
- A massive star may go supernova near the end of its life.
Cevabı göster
A massive star may go supernova near the end of its life.
our descendants may find themselves dangerously close to a supernova. Dilbilgisi
9:10torunlarımız kendilerini bir süpernovaya tehlikeli derecede yakın bulabilirler.
find themselves dangerously close: kendilerini tehlikeli derecede yakın bulmak
Find themselves + tümleç, daha sonra belirli bir durumda olduklarını fark etmeleri anlamına gelir. Bu yapı çoğu zaman durumun plansız olduğunu veya tamamen kendi kontrollerinde olmadığını gösterir; kendilerini aradıkları anlamına gelmez. Burada dangerously close onların durumunu anlatan tümleçtir. Dangerously, close sözcüğünü güçlendirir: mesafe tehlike yaratacak kadar azdır.
Alıştırma
Cümleyi find oneself yapısıyla yeniden yazarak tamamlayın. They unexpectedly ended up far from camp. After taking the wrong trail, they ____ far from camp.
Cevabı göster
found themselves
will hopefully be able to just move out of the way. Öbek fiiller
9:18umarım sadece yoldan çekilebilecektir.
Move out of the way: yoldan çekilmek
Move out of the way, bir kişinin veya nesnenin geçebilmesi ya da bir tehlikenin size çarpmaması veya sizi etkilememesi için bir güzergâhtan veya bölgeden ayrılmak demektir. Bu cümlede insanlığın gelecekteki bir tehlikeden kaçması, sanki tehlikenin yolundan kenara çekilmekmiş gibi anlatılır; gerçekten yana doğru bir adım atmak kastedilmez. Bu ifade move fiilinden daha özeldir: yalnızca konum değiştirmeyi değil, ilgili yolu veya tehlike bölgesini boşaltmayı belirtir.
Alıştırma
Yaklaşan bir şeyin yolundan ayrılmak anlamına gelen ders ifadesiyle güvenlik uyarısını tamamlayın: The cyclist is coming fast, so please ____.
Cevabı göster
move out of the way
Sonuç belirteci olarak In any case
In any case, cümleleri birbirine bağlayan bir ifade, yani söylem belirtecidir. Az önce konuşulan olasılıklardan hangisi doğru olursa olsun sonraki noktanın geçerli veya yararlı kalacağını gösterir. Burada uzak gelecekle ilgili belirsiz tartışmayı kapatıp bu gece hakkında rahatlatıcı bir sonuca döner. Cümlenin başında genellikle konuşanın son sonucunu veya bir sonraki eylemini tanıtır ve ardından virgül gelir. Buradaki case, hukuki dava anlamına gelmez.
Alıştırma
Maya otobüse binmekle yürümek arasında henüz karar vermedi. Hangisini seçerse seçsin grup saat beşte ayrılmalı. Değişmeyen bu planı hangi cümle anlatır?
- In any case, we need to leave by five.
- In that case, we need to leave by five.
Cevabı göster
In any case, we need to leave by five.