Sisifos Mitosu - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, kurnaz Kral Sisifos’un ölümü iki kez kandırmasını, sonsuza dek dev bir kayayı tepeye çıkarmakla cezalandırılmasını ve tekrarlanan insan mücadelesinin simgesine dönüşmesini anlatıyor. Ardından Albert Camus’nün, insanların mücadelelerini kendilerine ait kabul ederek onlara değer kazandırabileceği yönündeki yorumunu ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the sacred hospitality tradition — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: Antik Yunan’da misafir ağırlamanın dinî ve ahlaki bir yükümlülük olduğunu anlayarak Sisifos’un ziyaretçileri öldürmesinin neden sıradan bir zalimlik değil, tanrılara karşı ağır bir suç sayıldığını kavrayabilirsiniz. 2. start over — Öbek fiiller: Başarısızlık veya kesintiden sonra bir işe yeniden başlamayı anlatan bu yaygın ifadeyi tanıyıp kullanabilir; tekrarlanan işleri, sonuçsuz girişimleri ve Sisifos’un cezasına benzeyen döngüleri daha doğal biçimde betimleyebilirsiniz. 3. the human condition. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Felsefe ve edebiyattaki bu soyut terimi insanların ortak deneyimleri, sınırlılıkları ve mücadeleleri olarak yorumlayabilir; bireysel bir öyküyü yaşam ve anlam hakkındaki kapsamlı sorulara bağlayan tartışmaları takip edebilirsiniz.
Bu derste
Whether it's being chained to a burning wheel, Anlatım akışı
0:08İster yanan bir tekere zincirlenmek olsun,
having an eagle eat ...: have + nesne + fiilin yalın hâli
having an eagle eat one's liver ifadesinin içindeki yapı have + nesne + to olmadan fiilin yalın hâlidir: have + an eagle + eat. eat eylemini yapan an eagle olduğu için eat önünde to bulunmaz. Bu yapı, birinin bir şey yapmasını sağlama veya ayarlama anlamına gelebilir; istenmeyen bir olayda ise öznenin bu eylemi yaşadığını da gösterebilir. Burada kurbanın gönüllü olarak ayarladığı bir şey değil, bir kişinin maruz kaldığı ceza anlatılır. One's, bir kişinin anlamındaki genel bir iyelik biçimidir.
Alıştırma
Antrenörün oyuncuları koşturduğunu anlatmak için have + nesne + fiilin yalın hâlini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The coach had the players ran five laps.
- The coach had the players to run five laps.
- The coach had the players run five laps.
Cevabı göster
The coach had the players run five laps.
Greek mythology is filled with stories of the gods inflicting gruesome horrors Kalıp ifadeler
0:15Yunan mitolojisi, tanrıların dehşet verici cezalar uyguladığı hikayelerle doludur
Whether it's ... or ...: ana düşünceden önce örnekler
Buradaki Whether it's ... or ... yapısı, dinleyiciden olasılıklar arasında seçim yapmasını istemez. Yanan bir tekerleğe zincirlenmek, örümceğe dönüştürülmek ve bir kartalın kişinin karaciğerini yemesi şeklindeki üç paralel örneği sunar. Bu örnekler dikkat çekici bir açılış oluştururken Greek mythology is filled with... ana cümlesi genel düşünceyi belirtir. Benzer uzun cümlelerde whether yan cümlesini bir hazırlık olarak düşünün ve temel mesajı bulmak için ana cümleyi bekleyin.
Alıştırma
Baştaki Whether it's ... or ... yan cümlesinin bilgiyi düzenlemedeki temel görevi nedir?
- Önce genel sonucu belirtir, ardından bunun nedenini açıklar.
- Ana cümle genel düşünceyi belirtmeden önce çarpıcı örnekleri sıralar.
- Dinleyiciden gerçekte hangi cezanın yaşandığını seçmesini ister.
Cevabı göster
Ana cümle genel düşünceyi belirtmeden önce çarpıcı örnekleri sıralar.
is filled with stories of: içeriğin zenginliğini anlatmak
Bu cümlede is filled with stories of, “hakkında birçok hikâye içerir” anlamına gelir. Burada Yunan mitolojisi, fiziksel olarak doldurulan bir kap değil, bir içerik bütünü olarak ele alınır. Başka durumlarda da kullanılabilen X is filled with stories of Y kalıbı önce bir derleme, eser, gelenek veya dönemden söz eder, ardından içindeki birçok hikâyenin ne hakkında olduğunu belirtir. Burada of, hikâyelerin içeriğini tanıtır: tanrıların ölümlülere eziyet etmesi.
Alıştırma
Cümleyi is filled with stories of ile tamamlayın: The book ____ travelers who crossed the desert.
Cevabı göster
is filled with stories of
is not remembered for ..., but for ...: odağı değiştirmek
is not remembered for A, but for B yapısı önce bir şeyin öne çıkmasının temel nedeni olarak A’yı reddeder, ardından vurguyu B’ye taşır. Cümleyi, beklenen bir açıklamanın düzeltilmesi biçiminde düzenler. Burada reddedilen neden outrageous cruelty, cezanın insanların aklında kalmasını sağlayan neden ise disturbing familiarity ifadesidir. Her iki isim grubundan önce for sözcüğünün tekrarlanması karşıtlığı paralel tutar: not for A, but for B.
Alıştırma
Cümleyi not remembered for ... but for ... ile tamamlayın: The scientist is ____ her awards, ____ the lives she saved.
Cevabı göster
not remembered for · but for
disturbing familiarity: tanıdık ama rahatsız edici
Disturbing familiarity, bir şeyin tanıdık gelmesiyle birlikte huzursuzluk yaratmasıdır. Disturbing, familiarity sözcüğünün duygusal tonunu değiştirir; burada sıcak ya da rahatlatıcı bir tanıdıklık yoktur. Bu cümlede ifade, “bu örüntüyü biliyorum” biçimindeki tedirgin edici hissi anlatır. Hem tanıdık hem de yanlışmış gibi gelen şeyleri betimlemek için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede disturbing familiarity doğal biçimde kullanılmıştır?
- The empty hallway had a disturbing familiarity, as if I had walked through it in a bad dream.
- The new puzzle had a disturbing familiarity because I had never seen anything like it before.
- The family photo had a disturbing familiarity, so it made me feel calm and safe.
Cevabı göster
The empty hallway had a disturbing familiarity, as if I had walked through it in a bad dream.
now known as Corinth: güncel adı belirtmek
X, now known as Y kalıbında X önceki adı, Y ise günümüzde kullanılan adı verir. Known as edilgen bir yapıdır; yerin ya da kişinin insanlar tarafından Y olarak adlandırıldığını belirtir. Burada Ephyra önceki ad, Corinth ise daha sonraki ve güncel addır. Virgülden sonraki ifade Sisyphus'u değil Ephyra'yı açıklar ve Corinth'i geçici bir lakap değil, yerleşmiş bir ad olarak sunar.
Alıştırma
Eski bir haritada kasabanın adı Pine Creek olarak geçiyor, ancak güncel resmî adı Riverbend. Adları doğru zaman yönünde veren cümle hangisidir?
- The town is also known as Pine Creek and Riverbend.
- The town once called Pine Creek is now known as Riverbend.
- Riverbend is now known as Pine Creek.
Cevabı göster
The town once called Pine Creek is now known as Riverbend.
Although a clever ruler who made his city prosperous, Dilbilgisi
0:38Şehrini zenginleştiren zeki bir yönetici olmasına rağmen,
made his city prosperous: make + nesne + sıfat
made his city prosperous ifadesinde made, make fiilinin geçmiş zaman biçimidir; his city nesnedir ve prosperous, nesnenin sonuçta ulaştığı durumu anlatan bir sıfattır. make + nesne + sıfat kalıbı, birinin veya bir şeyin belirli bir duruma gelmesine neden olmak anlamına gelir. Nesneden sonra sıfat kullanılır: prosperous, city sözcüğünü tanımladığı için prosperously gibi bir zarf uygun değildir.
Alıştırma
Hangi cümle bir sonucu anlatmak için make + nesne + sıfat yapısını doğru kullanır?
- The new railway made the region more prosperously.
- The new railway made more prosperous the region.
- The new railway made the region more prosperous.
Cevabı göster
The new railway made the region more prosperous.
Although a clever ruler..., he was also...: ana değerlendirmeden önce ödünleme
Although a clever ruler who made his city prosperous, kısaltılmış bir ödünleme yan cümlesidir. Although he was a clever ruler who made his city prosperous ile aynı anlamdadır. Anlaşılan özne he, anlaşılan fiil ise was olduğundan giriş bölümü ile ana cümle aynı kişiyi anlatır. Giriş bölümü olumlu bir gerçeği kabul eder, ardından ana cümle temel olumsuz değerlendirmeyi verir: he was also a devious tyrant. Although ödünleme bildirir; bu yüzden olumlu gerçek olumsuz sonucu geçersiz kılmaz ve bir neden belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümle, bir özelliği kabul edip ardından karşıt ana değerlendirmeyi vermek için kısaltılmış although yan cümlesini doğru kullanır?
- Although an excellent scientist, she was a poor manager.
- Although she an excellent scientist, she was a poor manager.
- Although an excellent scientist, the laboratory had poor management.
Cevabı göster
Although an excellent scientist, she was a poor manager.
to show off his power: eleştirel anlam taşıyan bir öbek fiil
Burada show off, başkaları fark etsin veya etkilensin diye bir şeyi bilerek sergilemek anlamına gelir. Bu nedenle show off his power, eylemlerini gücün tarafsız bir gösterimi olarak değil, böbürlenen ve tehditkâr davranışlar olarak sunar. to show off his power sözleri önceki eylemlerin amacını açıklar: Gücünü görünür kılmak ve başkalarını etkilemek ya da korkutmak için bunları yaptı.
Alıştırma
Hangi cümlede show off, insanları etkilemek için bir şeyi bilerek sergilemek anlamında kullanılmıştır?
- He kept mentioning his expensive watch to show off his wealth.
- The teacher demonstrated how the machine worked.
- She showed the doctor the cut so he could treat it.
Cevabı göster
He kept mentioning his expensive watch to show off his wealth.
violation of: ihlal edilen kuralı veya standardı belirtmek
Burada violation of, ihlal edilen geleneği belirtir. A violation; bir kurala, göreve, hakka, anlaşmaya veya kabul edilmiş standarda aykırı eylemdir ve şiddet eylemi anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilecek yapı, a violation of + etkilenen kural veya standart biçimindedir. Örneğin a violation of the law veya a violation of privacy denir. Bu ifade eylemi resmî ve ciddi bir şekilde tanımlar.
Alıştırma
Resmî cümleyi violation of kalıbıyla tamamlayın: Sharing private records without permission is a ____ the policy.
Cevabı göster
violation of
the sacred hospitality tradition: tanrıların koruduğu konukseverlik yükümlülüğü
Bu Antik Yunan miti bağlamında the sacred hospitality tradition, ev sahiplerinin konuklara ve yabancılara nasıl davranacağını belirleyen dinî ve ahlaki bir yükümlülüktür. Buradaki hospitality, ziyaretçileri karşılamak ve korumak anlamına gelir; modern otelcilik sektörü ya da yalnızca nazik davranmak anlamında değildir. Geleneğin sacred olarak nitelenmesi, bu toplumsal kuralın tanrılar tarafından korunduğunu gösterir. Bu nedenle bir konuğa zarar vermek hem insani bir yükümlülüğü hem de ilahi düzeni ihlal eder; tanrıların neden çok öfkelendiğini de bu açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede the sacred hospitality tradition neyi ifade ediyor?
- Konuklara büyük yemekler sunmaya yönelik kişisel bir tercih
- Konukları karşılamaya ve korumaya yönelik dinî ve ahlaki bir yükümlülük
- Yolcular için otel işletme işi
Cevabı göster
Konukları karşılamaya ve korumaya yönelik dinî ve ahlaki bir yükümlülük
But Sisyphus may still have avoided punishment Dilbilgisi
0:55Ancak Sisifos yine de cezadan kurtulabilirdi
may still have avoided punishment: gerçekleşmemiş bir geçmiş olasılığı
May have + geçmiş zaman ortacı, geçmişteki bir olasılığı ifade eder. may still have avoided punishment ifadesinde avoided geçmiş zaman ortacıdır; still ise daha önce yaşananlara rağmen cezadan kaçma olasılığının devam ettiğini gösterir. Gerçeğe aykırı if it hadn't been for his reckless confidence koşulu, bu olası sonucun gerçekleşmediğini gösterir: cezalandırılmıştır. Bu ifade, gerçekleşmemiş bir geçmiş olasılığına dönüp bakar; şimdi cezadan kaçınabileceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için may still have ve avoid fiilinin doğru biçimini kullanın: Even after taking the wrong turn, the hikers ____ the flooded road if the warning had arrived sooner.
Cevabı göster
may still have avoided
if it hadn't been for...: geçmişe aykırı varsayımda bir neden
if it hadn't been for + isim öbeği, “geçmişte o etken olmasaydı” veya “o etken var olmasaydı” anlamına gelir. Geçmişteki gerçeğe aykırı bir koşul sunar. Bu cümlede onun pervasız özgüveni gerçekten vardı ve daha iyi olan olası sonucu, yani cezadan kurtulmasını engelledi. if it hadn't been for yapısını bir bütün olarak anlayın; “bir amaç için olmasaydı” şeklinde kelimesi kelimesine yorumlamayın.
Alıştırma
“Geçmişte bu etken olmasaydı” anlamındaki hedef yapıyla geçmişe aykırı koşulu tamamlayın: ____ the emergency fund, the company would have closed last year.
Cevabı göster
If it hadn't been for
The trouble began when Zeus kidnapped the nymph Aegina, Notlar
1:03Sorun, Zeus'un peri Aegina'yı kaçırmasıyla başladı,
The trouble began when...: çatışmanın başlangıç noktasını belirtmek
The trouble began when... anlatıyı düzenleyen bir işarettir. Dinleyiciye, when yan cümlesinde belirtilen olayın çatışmanın veya sorunlar zincirinin başladığı nokta olduğunu söyler. Bu yapı, hikâyeyi arka plan bilgisinden ana soruna taşır. Buradaki trouble, gelişen çatışmayı geniş anlamda ifade eder; mutlaka tek ve küçük bir sorunu anlatmaz.
Alıştırma
Çatışmayı başlatan olayı belirtmek için hedef hikâye anlatımı yapısını kullanın: ____ the map disappeared.
Cevabı göster
The trouble began when
carrying her away in the form of a massive eagle. Kalıp ifadeler
1:08onu devasa bir kartal kılığında uzağa taşıdı.
the nymph Aegina: Aegina’nın mitolojik kimliği
Yunan mitolojisinde nymph, genellikle nehir, ağaç veya dağ gibi doğal bir yerle bağlantılı dişi bir doğa ruhunu ya da ikincil bir tanrıçayı ifade eder. the nymph Aegina ifadesinde nymph, Aegina’nın ne tür bir mitolojik varlık olduğunu belirtir; Aegina ise onun adıdır. Burada nymph, adının bir parçası değildir ve bir böceğin genç gelişim evresi anlamına gelmez.
Alıştırma
the nymph Aegina ifadesinde nymph bize ne anlatır?
- Aegina’nın genç bir böcek olduğunu söyler.
- Aegina’yı mitolojideki dişi bir doğa ruhu olarak tanımlar.
- Aegina’nın ikinci kişisel adıdır.
Cevabı göster
Aegina’yı mitolojideki dişi bir doğa ruhu olarak tanımlar.
in the form of a massive eagle: belirli bir biçimde görünmek
in the form of + isim, “bir şeyin şekli, görünüşü veya sunuluş biçimiyle” anlamına gelir. Burada Zeus’un onu götürürken devasa bir kartal şeklinde göründüğünü anlatır. Bu yapı fiziksel bir şekli veya bir şeyin nasıl sunulduğunu anlatabilir. Örneğin bilgi in the form of a chart, yani grafik biçiminde verilebilir. Buradaki form, şekil veya sunum biçimidir; doldurulan bir form değildir.
Alıştırma
Hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The instructions arrived ____ a short video.
Cevabı göster
in the form of
In exchange for the god making a spring inside the city, Dilbilgisi
1:21Tanrının şehir içinde bir pınar yaratması karşılığında,
In exchange for + isim + -ing: değiş tokuş koşulunu belirtmek
In exchange for, bir alışverişte veya anlaşmada kişinin karşılık olarak aldığı ya da yaptırdığı şeyi belirtir. for edatından sonra -ing yapılı bir yan cümle gelebilir. the god making a spring bölümünde making eylemini yapan the god'dır. Bu grubun tamamı karşılık olarak sunulan eylemi belirtir; making, şimdiki zamanın sürekli biçiminin bir parçası değildir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Ava shared her class notes ____ Ben helping her practice.
Cevabı göster
in exchange for
which way Zeus had taken the girl: gömülü soruda sözcük dizilişi
which way Zeus had taken the girl, daha büyük bir cümlenin içine yerleşmiş bir sorudur: bilinmeyen yönü, kralın Asopos'a anlattığı bilginin bir parçası olarak verir. Tek başına duran bir soru değildir. which way soru ifadesinden sonra gömülü yan cümle düz cümle dizilişini korur: özne Zeus, had taken ifadesinden önce gelir. Bu cümlenin içinde yapıyı which way had Zeus taken the girl biçiminde devrik kullanmayın.
Alıştırma
Gömülü soru dizilişi doğru olan cümleyi seçin.
- Do you know which route did the bus take?
- Do you know which route the bus took?
- Do you know did the bus take which route?
Cevabı göster
Do you know which route the bus took?
found out: ne olduğunu öğrenmek
Found out, find out öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Daha önce bilinmeyen bir gerçeği öğrenmek veya ortaya çıkarmak anlamına gelir. Bu cümlede öğrenilen şey, hikâyenin bağlamından zaten anlaşıldığı için söylenmemiştir. Find out ifadesini tek bir fiil öbeği olarak düşünün: burada out “dışarıda” anlamına gelmez. Eksik bilgi bağlamdan anlaşılıyorsa find out tek başına kullanılabilir; ardından that the gate was open veya why the gate was open gibi bir bilgi de gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi find out ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: After checking the class website, Lena ____ that the trip was canceled.
Cevabı göster
found out
so furious that: sonuca yol açan derece
so + sıfat + that + yan cümle yapısı, yüksek bir dereceyi bunun sonucuna bağlar. Furious “son derece öfkeli” demektir ve that sonrasındaki bölüm, öfke çok güçlü olduğu için ne olduğunu açıklar. Bu cümlede so furious öfkenin derecesini verir; that he ordered ... ise bu öfkenin kişiye ne yaptırdığını belirtir. Sonuç cümlesi fazladan bir ayrıntı değildir; derece ile sonuç arasındaki ilişkiyi tamamlar. Aynı kalıp so tired that I fell asleep örneğindeki gibi başka sıfatlarla da kullanılabilir.
Alıştırma
so ... that sonuç kalıbını tamamlayın: The movie was ____ funny ____ everyone laughed.
Cevabı göster
so · that
Thanatos, or death: mitolojik bir adı açıklama
Virgüller, Thanatos adını kısaca açıklayan or death bölümünü ayırır. Buradaki or, iki farklı varlık arasında seçim sunmaz; “başka bir deyişle” anlamındadır. Yunan mitolojisinde Thanatos, ölümün kişileşmiş hâlidir: emir alıp harekete geçebilen ilahi bir figürdür. Bu nedenle death burada yalnızca soyut ölüm kavramını değil, bu mitolojik karakteri adlandırır. Thanatos'un etkisiz hâle getirilince ölümlerin durması da bu kişileştirme sayesinde anlatılabilir.
Alıştırma
or death açıklamasına göre hangi ifade Thanatos'u doğru biçimde tanımlar?
- Thanatos is the personification of death in Greek mythology.
- Thanatos is another name for the underworld.
- Thanatos is the chain used to imprison Sisyphus.
Cevabı göster
Thanatos is the personification of death in Greek mythology.
so he couldn't...: bir eylemin amacını belirtme
Buradaki so, Sisifos'u zincire vurmanın amacını veya hedeflenen sonucunu belirtir: bu eylem, onun daha fazla sorun çıkarmasını engellemek için yapılmıştır. Bu kullanımda so, so that anlamına yakındır. Yaygın kalıp “eylem + so + özne + kiplik fiili” biçimindedir. Hikâye geçmiş zamanda anlatıldığı için cümlede couldn't kullanılır. Bu so yan cümlesi önceki eyleme bağlıdır; yeni bir sonucun başında “bu yüzden” anlamına gelen bağımsız bağlaç değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede so bir eylemin amacını veya hedeflenen sonucunu belirtir?
- The guard was so tired that he sat down.
- The guard locked the gate so the children couldn't enter the unsafe room.
- The room was unsafe, so the guard called a manager.
Cevabı göster
The guard locked the gate so the children couldn't enter the unsafe room.
But Sisyphus lived up to his crafty reputation. Kalıp ifadeler
1:42Fakat Sisifos kurnaz ününün hakkını verdi.
lived up to his crafty reputation: kurnazlık ününü doğruladı
Live up to a reputation, kişinin davranışlarının insanların onun hakkındaki mevcut düşüncesine uyması demektir. Burada Sisifos'un kurnaz davranışı, onun hileye veya aldatmaya başvuran biri olduğu yönündeki ününü doğrular. Kalıp live up to + bir ün, beklentiler veya standartlar şeklindedir. Her zaman övgü anlatmaz; değerlendirmeyi ardından gelen isim belirler. Bu yüzden crafty burada eleştirel ya da hafif alaycı bir ton yaratır.
Alıştırma
Ava'nın davranışının ününe uyduğunu göstermek için cümleyi live up to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Despite the pressure, Ava ____ her reputation for staying calm.
Cevabı göster
lived up to
As he was about to be imprisoned: tam hapsedilmek üzereyken
As he was about to be imprisoned ifadesinde As, … olduğunda ya da tam … sırada anlamına gelir ve zaman yan cümlesini başlatır. Sahneyi, öyküdeki başka bir olaydan hemen önceki ana yerleştirir. be about to + fiilin yalın hâli, bir şeyin çok yakında gerçekleşeceğini bildirir. Burada edilgen was about to be imprisoned biçimi vardır; yani hapsedilmek üzereydi. Virgül, yan cümlenin bitmediğini ve ardından başka bir olayın geleceğini gösterir.
Alıştırma
Atışa yalnızca birkaç saniye kaldığını göstermek için cümleyi be about to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: As Leo ____ take the final shot, the buzzer sounded.
Cevabı göster
was about to
to show him how the chains worked Dilbilgisi
1:50zincirlerin nasıl çalıştığını kendisine göstermesini
how the chains worked: gömülü bir how yan tümcesinde sözcük dizilişi
How the chains worked, ona neyin gösterileceğini, yani zincirlerin çalışma biçimini anlatır. how yan tümcesinin tamamı show him ifadesinden sonra gösterilecek içeriği belirtir. Bu, doğrudan bir soru değil, cümle içine yerleştirilmiş bir yan tümcedir. Bu yüzden how + özne + fiil şeklindeki düz cümle dizilişini kullanır. how the chains worked yazılır; how did the chains work yazılmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede show me sonrasında gömülü how yan tümcesi doğru kullanılmıştır?
- Can you show me how this machine works?
- Can you show me how works this machine?
- Can you show me how does this machine work?
Cevabı göster
Can you show me how this machine works?
among the living: grup adı olarak the + sıfat
the living ifadesinde the, living sıfatını hayatta olan tüm insanların ortak adına dönüştürür. Bu yüzden among the living, “yaşayan insanların arasında” veya “yaşayanların dünyasına geri dönmüş” demektir; “hayatın içinde” anlamına gelmez. Bu tür grup adları çoğul anlam taşır ve normalde çoğul fiille kullanılır: The living are.... Tek bir kişiyi değil, bir grubu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “hayatta olan insanlar” anlamındaki iki sözcüklü the + sıfat ifadesiyle tamamlayın: In the legend, the ghost wanted to walk among ____ again.
Cevabı göster
the living
With Thanatos trapped: with + isim + geçmiş zaman ortacı
With Thanatos trapped, with + isim + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Thanatos, with sözcüğünden sonraki isimdir; trapped ise onun edilgen durumunu anlatır: Thanatos kapana kısılmıştır, başkasını kapana kıstıran kişi değildir. With ile başlayan bölümün tamamı no one could die ifadesinin arka planını verir. Burada bağlam, “Thanatos kapana kısıldığı için” biçiminde bir neden ilişkisi kurar; ancak bu yapı yalnızca eşlik eden bir durumu da anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle edilgen bir arka plan durumunu vermek için with + isim + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanıyor?
- With the driver blocking the road, we had to take another route.
- With the road blocking, we had to take another route.
- With the road blocked, we had to take another route.
Cevabı göster
With the road blocked, we had to take another route.
was thrown into chaos: mecazi bir edilgen ifade
Throw something into chaos, bir yerin, sistemin veya durumun düzenini aniden kaybetmesine neden olmak demektir. Edilgen was thrown into chaos biçiminde the world, olaydan etkilenen unsur olarak sunulur. Bu ifade mecazidir: hiçbir şey fiziksel olarak bir yere fırlatılmaz. Düzenli bir durumdan düzensizliğe geçişi vurgular ve haberlerde, tarih anlatılarında ve öykülerde sık görülür.
Alıştırma
“İstasyonun düzenini aniden bozdu” anlamına gelen ifadeyi tamamlayın: The sudden outage threw the station into ____.
Cevabı göster
chaos
upset the battles were no longer fun, Kalıp ifadeler
2:07savaşların artık eğlenceli olmamasına sinirlenip,
no longer fun: geçmişteki bir durumun sona erdiğini belirtmek
Bu cümlede no longer fun, savaşların eskiden Ares için eğlenceli olduğu ama artık olmadığı anlamına gelir. No longer iki sözcüklü bir bütün olarak önceki durumun sona erdiğini gösterir; buradaki longer bir karşılaştırma yapmaz. No longer, be fiilinin çekimli bir biçiminden sonra ve durumu anlatan ifadeden önce gelir: were no longer fun. Diğer ana fiillerin çoğuyla kullanıldığında fiilden önce gelir.
Alıştırma
'Önceden doğruydu, ama şimdi değil' anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The old bridge is ____ safe.
Cevabı göster
no longer
freed Thanatos from his chains: free someone from something kalıbı
Freed, free fiilinin geçmiş zaman biçimidir. free someone from something kalıbı, bir kişiyi kısıtlamadan, sınırdan, yükten veya zor bir durumdan kurtarmak anlamına gelir. Burada his chains fiziksel bir kısıtlamadır; bu yüzden Ares, Thanatos'u zincirlerinden kurtarır. Nesne doğrudan free fiilinden sonra gelir; from ise kişinin kurtulduğu şeyi tanıtır: free + someone + from + something. Kısıtlamayı veya yükü belirttiğinizde from sözcüğünü koruyun.
Alıştırma
free someone from something kalıbını gerekli edatla tamamlayın: The rescue team freed the dolphin ____ the net.
Cevabı göster
from
Sisyphus knew his reckoning was at hand, Deyimler
2:14Sisifos hesap gününün yaklaştığını biliyordu,
his reckoning was at hand: ciddi sonuçlar yakındı
Bu cümlede his reckoning, Sisifos'un sonunda yaptıklarının hesabını vermesi ve ceza ya da başka sonuçlarla yüzleşmesi gereken anı anlatır. Bir hesaplama anlamına gelmez. Was at hand, "zaman olarak yakındı" ya da "olmak üzereydi" demektir. Resmî ve edebî anlatım, yaklaşan sonuçları acil ve kaçınılmaz gösterir; hand burada gerçek anlamdaki "el" değildir.
Alıştırma
Burada his reckoning was at hand ne anlama geliyor? "After cheating in several games, Max knew his reckoning was at hand."
- Elinde yazılı bir hesaplama tutuyordu.
- Yakında sonuçlarla yüzleşmesi gerekeceğini biliyordu.
- Bütün sonuçların çoktan geride kaldığını biliyordu.
Cevabı göster
Yakında sonuçlarla yüzleşmesi gerekeceğini biliyordu.
had another trick up his sleeve: hâlâ gizli bir planı vardı
Had another trick up his sleeve, have a trick up one's sleeve ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Henüz açıklamadığı ve gerektiğinde kullanabileceği bir planı, yöntemi veya avantajı daha olduğu anlamına gelir. Bu mecazi bir görüntüdür; gerçekte kolunda saklanan bir şey yoktur. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: I have a trick up my sleeve; she has a trick up her sleeve. Another, daha önce kullanılan ya da düşünülen bir hamleye ek olarak gizli bir hamle daha olduğunu gösterir.
Alıştırma
Kalıp deyimi tamamlayın: Nora hasn't revealed her final idea; she still has a trick up her ____.
Cevabı göster
sleeve
from where it eventually washed up on the shores of the River Styx. Notlar
2:27ki oradan da sonunda Styx Nehri'nin kıyılarına vurdu.
washed up: suyla kıyıya sürüklenmek
Burada washed up, “su tarafından taşınarak sonunda karaya ulaştı” anlamına gelir. Su tarafından hareket ettirilen şey cesettir ve on the shores of the River Styx onun sonunda ulaştığı yeri belirtir. Bu geçişsiz deyimsel fiilde up, “yukarı doğru” anlamına gelmez. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp something washes veya washed up on a beach, shore, or riverbank şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için wash up fiilini doğru biçime getirin: After the storm, a wooden crate ____ on the beach.
Cevabı göster
washed up
the River Styx: Yunan mitolojisinde yeraltı dünyasının sınırı
Styx Nehri, Yunan mitolojisinde yeraltı dünyasıyla yakından bağlantılı bir nehirdir. Genellikle yaşayanların dünyası ile ölülerin dünyası arasındaki önemli bir sınır olarak kabul edilir. Bu cümlede cesedin nehrin kıyılarına ulaşması, ölüler diyarına girişi gösterir. Bu nedenle Styx yalnızca sıradan bir yer adı değildir.
Alıştırma
Bu cümleyi anlamak için gereken arka planda the River Styx neyi temsil eder?
- Yeraltı dünyasının sınırıyla bağlantılı mitolojik bir nehir.
- Modern bir kent meydanının yanındaki sıradan bir nehir.
- Sisifos’un karısının adı.
Cevabı göster
Yeraltı dünyasının sınırıyla bağlantılı mitolojik bir nehir.
Now back among the dead: hikâyede yeni bir aşamayı belirtmek
Burada now, anlatıda yön gösteren bir işaret görevi görür. Hikâyenin yeni bir aşamaya geçtiğini belirtir; yalnızca konuşanın içinde bulunduğu zamanı göstermez. back among the dead, Sisifos'un güncellenen durumunu verir: ölüler diyarına geri dönmüştür. Bu giriş, Now that Sisyphus was back among the dead gibi bir düşünceyi kısaltır. Durumun önce verilmesi, anlatıcının karakterin bir sonraki eylemini söylemeden önce koşulları hızla güncellemesini sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, sonraki eylemden önce öznenin durumunu güncellemek için Now + durum öbeğini doğru kullanır?
- Now safely indoors, the storm continued outside.
- Now safely indoors, the hikers waited for the storm to pass.
- The hikers were indoors now because of the storm.
Cevabı göster
Now safely indoors, the hikers waited for the storm to pass.
and complained that his wife had disrespected him
2:37ve eşinin kendisine saygısızlık ettiğinden şikayet etti
queen of the underworld: Persephone'un kimliği ve yetkisi
queen of the underworld, açıklayıcı bir ad öbeğidir: Persephone'un kim olduğunu başka sözlerle belirtir ve aynı kişi hakkında arka plan bilgisi ekler. Virgüller bunun ek bilgi olduğunu gösterir; yani cümle ikinci bir kraliçeyi tanıtmaz. Yunan mitolojisinde yeraltı dünyası ölüler diyarıdır ve Persephone buranın yöneticilerinden biridir. Bu unvan, Sisifos'un neden şikâyetini ona anlattığını açıklar: Persephone, ölülerle ilgili konularda yetki sahibidir.
Alıştırma
Bu cümlede queen of the underworld bize ne anlatır?
- Sisifos'un yaklaştığı başka bir kraliçeyi tanıtır.
- Sisifos'un karısının yeraltı dünyasının kraliçesi olduğunu söyler.
- Persephone'un ölüler diyarındaki yöneticilerden biri olduğunu belirtir.
Cevabı göster
Persephone'un ölüler diyarındaki yöneticilerden biri olduğunu belirtir.
by not giving him a proper burial: ölüye karşı törensel defin yükümlülüğü
Bu mitolojik bağlamda a proper burial, beklenen cenaze törenlerini yerine getirmek ve ölüye gereken saygıyı göstermek anlamına gelir. Proper yalnızca uygun veya iyi düzenlenmiş demek değildir; önemli bir kültürel ve dinî yükümlülüğün yerine getirildiğini belirtir. by not giving him a proper burial ifadesi, karısının ona nasıl saygısızlık ettiğinin iddia edildiğini açıklar. Defin törenleri ciddi bir yükümlülük sayıldığı için bu şikâyet, ona yeraltı dünyasının hükümdarına başvurmak için güçlü bir gerekçe verir.
Alıştırma
Bu mitolojik bağlamda a proper burial ifadesini en iyi açıklayan yorum hangisidir?
- Birinin uykuya daldığını söylemenin başka bir yoludur.
- En uygun defin saatini seçmek anlamına gelir.
- Beklenen cenaze törenlerini yerine getirmek ve ölüyü onurlandırmak anlamına gelir.
Cevabı göster
Beklenen cenaze törenlerini yerine getirmek ve ölüyü onurlandırmak anlamına gelir.
granted him permission to: resmî yetki verme
Grant someone permission to do something, yetkili bir kişinin veya kurumun birine bir eylemi gerçekleştirmesi için resmî olarak izin vermesi anlamına gelir. Bu cümlede yetkili taraf Persephone, izni alan kişi him ve izin verilen eylemi başlatan bölüm to go back ifadesidir. Kalıp grant + kişi + permission + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. let someone do something yapısından daha resmîdir ve izin verme eylemini daha fazla vurgular.
Alıştırma
Eksik sözcüğü yazarak resmî izin kalıbını tamamlayın: The city granted the crew permission ____ film in the park.
Cevabı göster
to
on the condition that he would return: izne bağlı bir koşul
On the condition that, bir izne, anlaşmaya veya düzenlemeye bağlı olan zorunlu bir koşulu belirtir. Burada işi bittikten sonra geri dönmek, kabul etmesi gereken koşuldu. Yapı on the condition that + tam bir yan cümledir. he would return ifadesindeki would, hikâyedeki geçmiş bir noktadan geleceğe bakar: o geçmiş anda geri dönüşü henüz gerçekleşmemişti.
Alıştırma
'Yalnızca şu koşulla' anlamına gelen, bu dersteki dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: You may use the art room ____ you clean the tables afterward.
Cevabı göster
on the condition that
refused to keep his promise: sözünü tutmayı reddetmek
Refuse to do something yapısında refuse fiilinden sonra to + fiilin yalın hâli gelir ve bir şeyi yapmamayı seçmek anlamını taşır. Buradaki refused to keep, Sisifos'un yapacağına söz verdiği şeyi yapmak istemediğini gösterir. Keep a promise, verilen sözü yerine getirmeyi anlatan standart sözcük birlikteliğidir. Burada keep “saklamak” anlamına gelmez ve hold a promise doğal bir alternatif değildir.
Alıştırma
Cümleyi “söz verdiğin şeyi yapmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: You said you would call tonight, so please ____.
Cevabı göster
keep your promise
Of course: hikâyede beklenen bir olayı belirtmek
Cümlenin başındaki Of course, sıradaki olayın hikâyede daha önce kurulmuş davranış biçimine uyduğunu dinleyiciye bildirir. Sisifos tanrıları tekrar tekrar kandırdığı için anlatıcı, onun sözünü tutmayı reddetmesini şaşırtıcı olmayan bir olay olarak sunar. Bu, bilgiyi düzenleyen bir işarettir: yeni olayı önceki kanıtlarla ilişkilendirir ve anlatıcının yargısını ekler. Bu kullanımda tarafsız bir kesinlik ifadesinden çok 'beklendiği gibi' veya 'tahmin edildiği üzere' anlamına yakındır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi okuyun: 'Of course, Lina packed an extra snack; she always plans ahead.' Buradaki Of course ne yapıyor?
- Lina'nın eyleminin alışılmış davranışına göre beklendiğini gösterir.
- Lina'nın izlediği rotayı değiştirdiğini söyler.
- Lina'nın herhangi bir şey koyup koymadığını sorar.
Cevabı göster
Lina'nın eyleminin alışılmış davranışına göre beklendiğini gösterir.
now having twice escaped death: daha önce tamamlanan bir eylem
Having + past participle, perfect participle yapısını oluşturur. Now having twice escaped death ifadesinde having escaped, ölümden kurtulma olaylarının anlatıdaki bir sonraki ana olaydan önce tamamlanmış olduğunu gösterir; having burada “sahip olmak” anlamına gelmez. Twice, escaped fiilini niteler ve tamamlanmış bu deneyimin iki kez yaşandığını belirtir. Now, anlatıyı bu iki kurtuluştan sonraki noktaya taşır. Bu sıfat-fiil grubu, önceki olayları ayrı bir tam cümleyle anlatmak yerine arka plan bilgisi olarak sıkıştırır.
Alıştırma
Sınavın önce tamamlandığını göstermek için finish fiilinin perfect participle biçimini kullanın: ____ the final exam, Jordan finally relaxed.
Cevabı göster
Having finished
There wouldn't be a third time: geçmiş bakış açısından sonu önceden haber vermek
Wouldn't be, geçmişteki bir noktadan bakılan geleceği anlatır: would, will'in geçmiş bakış açısından kullanılan biçimidir. Anlatıcı, geçmişte geçen hikâyenin içindeki bir andan ileriye bakar ve aynı olayın üçüncü kez gerçekleşmeyeceğini söyler. İki kaçıştan sonra bu kısa yorum, sonucu anlatmadan önce başka bir kaçış olasılığını ortadan kaldırır. Şimdiki zaman hakkında genel bir tahmin yapmak yerine hikâyenin sonunu önceden haber verir.
Alıştırma
Geçmiş zamanda anlatılan bu hikâyede There wouldn't be a third time ne işe yarar?
- Hiç kimsenin üç deneme yapamayacağına dair genel bir kural verir.
- Geçmiş bakış açısından, önceki kaçışın tekrar gerçekleşmeyeceğini önceden haber verir.
- Üçüncü bir kaçışın hikâye başlamadan önce zaten gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Geçmiş bakış açısından, önceki kaçışın tekrar gerçekleşmeyeceğini önceden haber verir.
the messenger, Hermes: aynı kişiyi açıklayan ad
as ile başlayan yan cümlede the messenger ve Hermes aynı kişiyi gösterir. Hermes, habercinin kim olduğunu adıyla belirten açıklayıcı bir addır; virgüller bunun ek bir tanımlama bilgisi olduğunu gösterir. Yunan mitolojisinde Hermes tanrıların habercisidir ve ruhlara yol gösterme göreviyle de ilişkilidir. Bu görev, bu cümlede Sisifos'u Hades'e geri götüren kişinin neden o olduğunu açıklar.
Alıştırma
the messenger, Hermes nasıl bir ilişki gösterir?
- The messenger ve Hermes aynı kişiyi adlandırır.
- The messenger ve Hermes birlikte hareket eden iki farklı kişidir.
- Hermes, the messenger tarafından taşınan bir mesajdır.
Cevabı göster
The messenger ve Hermes aynı kişiyi adlandırır.
back to Hades: yeraltı dünyası anlamındaki Hades
back to Hades ifadesinde to, Hades'i varış noktası olarak gösterir; back ise Sisifos'un daha önce ayrıldığı bir yere geri götürüldüğünü belirtir. Yunan mitolojisinde Hades hem tanrının hem de onun yönettiği yeraltı dünyasının adı olabilir. Buradaki back to hareket ifadesi yer anlamını seçtirir: kişi olarak tanrı değil, yeraltı dünyası.
Alıştırma
dragged Sisyphus back to Hades ifadesinde Hades ne anlama gelir?
- Bir yer olan yeraltı dünyası
- Bir kişi olarak düşünülen tanrı Hades
- Haberci Hermes
Cevabı göster
Bir yer olan yeraltı dünyası
The king had thought he was more clever than the gods, Dilbilgisi
3:10Kral, tanrılardan daha zeki olduğunu düşünmüştü,
had thought ...: daha önceki bir düşünceye geri bakış
Had thought, past perfect yapısındadır: had + geçmiş zaman ortacı. Kralın düşüncesini, geçmişte anlatılan başka bir noktadan daha önceye yerleştirir. he was more clever than the gods yan cümlesi bu önceki düşüncenin içeriğini verir. Bu bağlamda, sonraki olaylar kralın inancının yanlış olduğunu gösterir. Genel olarak past perfect, anlatıcının geçmişteki bir noktadan daha önceki bir düşünceye, inanca veya varsayıma dönmesini sağlar; birinin şimdi ne düşündüğünü anlatmaz.
Alıştırma
Daha önceki yanlış bir düşünceyi göstermek için think fiilinin past perfect biçimini kullanın: Before the lights came on, Ben ____ the theater was empty.
Cevabı göster
had thought
would have the last laugh: sonunda galip gelmek
Have the last laugh, başlangıçta kaybediyor gibi görünülse bile bir mücadeleden sonra sonunda kazanmak veya haklı çıkmak anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede en sonunda üstünlüğü ele geçirecek kişi Zeus'tur; laugh gerçek anlamda gülmeyi anlatmaz. Would, bu sonucu geçmişte anlatılan daha önceki bir noktadan bakıldığında henüz gelecekte olan bir olay gibi sunar. Böylece anlatıcı daha sonraki sonucu önceden haber verir.
Alıştırma
Cümleyi “sonunda haklı çıkıp kazanmak” anlamındaki deyimle tamamlayın: The other teams dismissed our strategy, but after we won the final, we ____.
Cevabı göster
had the last laugh
the rock would roll all the way back down, Kalıp ifadeler
3:26kaya bütün yol boyunca aşağı geri yuvarlanıyordu,
just as he approached...: tam … olduğu anda
Just as + yan cümle, “tam … olduğu anda” anlamına gelir. Neredeyse aynı anda gerçekleşen iki olayı birbirine bağlar. Burada tepeye yaklaşması, ardından gelen olayın ilerlemesini tersine çevirdiği kilit andır; just, as ile birlikte anlam oluşturur ve “yalnızca” demek değildir. But karşıtlığı hazırlar. Bu zaman yan cümlesini başa koymak, ana olayı neredeyse başarıya ulaşılan ana kadar bekletir; böylece kayanın geri dönüşü ani bir tersine dönüş gibi hissedilir.
Alıştırma
Ekranın aynı kilit anda karardığını gösteren ifadeyi seçin: ____ Maya was about to press Send, the screen went dark.
- Because
- Just as
- As soon as
Cevabı göster
Just as
would roll all the way back down: tam mesafe ve aşağı doğru dönüş yönü
Would roll all the way back down ifadesinde all the way, kayanın yolun yalnızca bir kısmını değil, tamamını katettiğini vurgular. Back önceki yerine doğru dönüşü, down ise aşağı yönü gösterir. Would, bunu geçmişte tekrarlanan bir sonuç olarak anlatır: aynı durum her yaşandığında kaya yeniden en aşağıya yuvarlanırdı. All the way back down kalıbı, yüksek bir yerden daha alçak bir yere yapılan diğer tam dönüş yolculuklarını da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “tüm mesafeyi katederek daha alçak bir yere dönmek” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: After climbing from the visitor center to the summit, Maya walked ____ to the visitor center.
Cevabı göster
all the way back down
start over: en baştan yeniden başlamak
Start over, bir göreve veya sürece en baştan yeniden başlamak anlamına gelen bir öbek fiildir. Genellikle önceki ilerleme kaybolduğunda, bozulduğunda veya artık kullanılamadığında söylenir. Bu cümlede kişi durduğu yerden devam edemez. Burada over, “bitmiş” anlamına gelmez. Ardından gelen and over and over, bu yeniden başlamanın tekrar tekrar yaşandığı anlamını ekler.
Alıştırma
Cümleyi “en baştan yeniden başlamak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The recording was ruined, so we had to ____.
Cevabı göster
start over
and over and over: tekrarlanan eylemi vurgulama
Bu cümlede and over and over, start over içindeki ilk over sözcüğünün devamıdır ve start over and over and over dizisini oluşturur. Bütün yapı, onun tekrar tekrar baştan başlamak zorunda bırakıldığını anlatır; her over sözcüğüne ayrı bir anlam vermeyin. Yaygın over and over ifadesi zaten “tekrar tekrar” demektir. Bir and over daha eklemek kalıbı uzatır ve tekrarın yorucu ya da sonsuz olduğu hissini güçlendirir.
Alıştırma
Yorucu tekrarı göstermek için üç over sözcüğünden oluşan bilinçli ritmi koruyun: The broken game made me start over ____.
Cevabı göster
and over and over
for all eternity: forever demenin ciddi bir yolu
For all eternity, “sonu olmayan bir süre boyunca”, yani “sonsuza dek” anlamına gelir. for edatı süreyi başlatır, eternity ise bu sürenin sonu olmadığını anlatır. İfade ciddi ve edebî bir tınıya sahiptir. Bir efsanede veya dramatik hikâyede söz, görev ya da cezanın yalnızca çok uzun değil, mutlak ve sonsuz olduğunu hissettirebilir.
Alıştırma
Hangi cümle for all eternity ifadesini doğal biçimde ciddi veya edebî bir ortamda kullanıyor?
- Please heat the soup for all eternity.
- According to the legend, the guardian will watch the gate for all eternity.
- The class lasts for all eternity, exactly forty minutes.
Cevabı göster
According to the legend, the guardian will watch the gate for all eternity.
Historians have suggested that the tale of Sisyphus Anlatım akışı
3:40Tarihçiler, Sisifos'un hikayesinin
Historians have suggested that: Bir görüşü kaynağıyla ve temkinli biçimde sunmak
Historians have suggested that, önce görüşün ilişkilendirildiği grubu belirtir, ardından iddiayı sunar. Buradaki suggest, “birine bir şey yapmasını tavsiye etmek” değil, “olası bir açıklama öne sürmek” anlamındadır. Present perfect biçimindeki have suggested, tek bir belirli açıklamaya işaret etmeden geçmişteki akademik görüşleri güncel tartışmaya bağlar. Ardından gelen may ile birlikte yorumu kesinleşmiş bir gerçek değil, makul bir olasılık olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle olası bir açıklamayı temkinli biçimde araştırmacılara dayandırır?
- Researchers have confirmed that seasonal flooding caused the pattern.
- Researchers have recommended examining the pattern after seasonal flooding.
- Researchers have suggested that the pattern may be linked to seasonal flooding.
Cevabı göster
Researchers have suggested that the pattern may be linked to seasonal flooding.
may stem from: Olası bir kökeni ifade etmek
Stem from, “kökenini bir şeyden almak” veya “bir şeyden kaynaklanmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir fiil öbeğidir. Bu cümlede hikâyeyi olası bir kaynağa bağlar; stem burada fiildir, bitkinin bir bölümünü belirten isim değildir. May belirsizlik eklediği için may stem from, kökeni kesinleşmiş değil olası olarak sunar. Bu ifade, kökenlerin ve nedenlerin çözümlendiği açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi stem from ile tamamlayın: The misunderstanding may ____ a translation error.
Cevabı göster
stem from
has resonated as an allegory about the human condition. Notlar
3:56insanlık durumu hakkında bir alegori olarak yankı uyandırdı.
someone condemned to endlessly repeat a futile task: sonuçsuz bir işi durmadan tekrarlamaya mahkûm biri
someone condemned to endlessly repeat a futile task ifadesinde condemned, someone who is condemned yapısını kısaltan bir geçmiş zaman ortacıdır. Burada yalnızca ‘eleştirilmiş’ anlamına gelmez; hoş olmayan bir kadere mahkûm edilmiş veya böyle bir kaderden kaçamayacak durumda olmak demektir. be condemned to do something kalıbı, eylemin zorunlu olduğunu ve ondan kaçmanın zor ya da imkânsız göründüğünü belirtir. Endlessly repeat ve futile task, işin sürmesine rağmen yararlı bir sonuç vermediğini göstererek bu kaderi özellikle kasvetli hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve ‘mahkûm ya da mecbur’ anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Because the damaged program could not be fixed, it was ____ repeat the same useless calculation forever.
Cevabı göster
condemned to
has resonated as an allegory about the human...: insanlığa dair bir alegori olarak yankı bulmak
Has resonated, imgenin insanları duygusal veya düşünsel olarak etkilemeye devam ettiğini belirtir; present perfect yapısı, önceki etkiyi daha sonraki ya da güncel yorumlarla bağlar. Burada fiziksel sesten söz edilmez. As an allegory about..., imgenin hangi yorumlayıcı rolde yankı bulduğunu açıklar ve temsil ettiği düşünülen soyut temayı tanıtır. Böylece ifade, somut bir imgeden kalıcı sembolik anlamına geçer; ardından gelen the human condition ise temanın adını verir.
Alıştırma
Hangi cümle hem kalıcı bir etkiden söz ediyor hem de esere sembolik bir yorum getiriyor?
- The mural has resonated as an allegory about communities rebuilding after disaster.
- The mural is an allegory about rebuilding, but almost no one remembers it.
- The mural has resonated with local visitors because its colors are bright.
Cevabı göster
The mural has resonated as an allegory about communities rebuilding after disaster.
the human condition: insanlığın ortak varoluş durumu
The human condition; ölüm, acı, seçim, sınırlılık ve anlam arayışı gibi insanların paylaştığı temel durumları ve deneyimleri anlatan soyut bir ifadedir. Burada bitmek bilmeyen sonuçsuz görev, bu ortak varoluş durumunun alegorisi olur. Bu ifade, odağı tek bir kişinin cezasından insan hayatının nasıl olabileceğine dair geniş bir düşünceye taşır. Belirli bir kişinin mevcut sağlık, mali durum veya yaşam koşullarını anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin: The novel explores mortality, freedom, and the search for meaning as parts of ____.
- human nature
- living conditions
- the human condition
Cevabı göster
the human condition
The Myth of Sisyphus: Camus'nün felsefi denemesi
Bu cümlede The Myth of Sisyphus, yalnızca Sisifos hakkındaki antik Yunan mitini değil, Albert Camus'nün felsefi denemesinin adını belirtir. Camus, bitmek bilmeyen bir işe mahkûm edilen figürü absürdü incelemek için kullanır: insanın anlam arayışı ile açık bir nihai anlam sunmayan evren arasındaki çatışma. Bu gönderme, mitin modern bir felsefi yorumuna işaret eder.
Alıştırma
Bu cümlede The Myth of Sisyphus neyi ifade ediyor?
- Miti absürdü incelemek için kullanan Albert Camus'nün felsefi denemesi
- Sisifos adlı tarihî bir hükümdarın biyografisi
- Daha sonraki bir esere gönderme yapmadan yalnızca antik Yunan miti
Cevabı göster
Miti absürdü incelemek için kullanan Albert Camus'nün felsefi denemesi
to humanity's futile search for meaning and truth Kalıp ifadeler
4:07insanlığın anlam ve hakikat için boşuna arayışına
compared the punishment to: compare A to B benzetmesi
compare A to B yapısı, B’yi A için bir benzetme olarak sunar. Bu cümlede A, the punishment; B ise humanity's futile search for meaning and truth ifadesidir. Yazar, cezanın neye benzediğini göstermek için bu arayışı kullanır. Bu yapı, ilgili bir benzerliğe işaret eder; A ile B’nin her açıdan aynı olduğunu ileri sürmez.
Alıştırma
Cümleyi compare A to B benzetme kalıbıyla tamamlayın: The speaker compared learning a language ____ training for a marathon.
Cevabı göster
to
existentialist philosopher Albert Camus: felsefi arka plan
existentialist philosopher sözleri, Albert Camus’nün nasıl bir düşünür olduğunu belirtir ve cümleye felsefi bir çerçeve kazandırır. Varoluşçuluk; insanın varoluşu, seçimleri, özgürlüğü ve anlamı hakkında sorular sorar. Camus, varoluşçu etiketini reddetmiş olsa da çoğu zaman bu gelenekle birlikte ele alınır. Camus daha özel olarak absürd felsefesiyle ilişkilendirilir: İnsanlar anlam ve hakikat arar, ancak evren net bir cevap vermeyebilir. Bu arka plan, cümlenin cezayı sonuçsuz bir anlam arayışıyla neden ilişkilendirdiğini açıklar.
Alıştırma
existentialist philosopher tanımı bu cümlede neyi açıklamaya yardımcı olur?
- Varoluş ve insanın anlam arayışıyla ilgili felsefi bir bağlama işaret eder.
- Camus’yü fiziksel evreni inceleyen bir bilim insanı olarak tanıtır.
- Camus’nün her cezanın açık bir pratik amacı olduğuna inandığını söyler.
Cevabı göster
Varoluş ve insanın anlam arayışıyla ilgili felsefi bir bağlama işaret eder.
insanlığın anlam ve hakikate yönelik sonuçsuz arayışı
Ana isim search sözcüğüdür. humanity's arayanın kim olduğunu gösterir, futile çabanın amaçlanan sonuca ulaşamayacağını belirtir, for meaning and truth ise aranan soyut şeyleri adlandırır. Burada search, bir yeri aramak ya da arama motoru kullanmak değil, uzun süren düşünsel veya ruhsal bir arayış demektir. İfade, insanları ulaşılmaz kalan nihai cevapları ararken gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede search, örnekteki gibi soyut bir düşünsel veya ruhsal arayış anlamındadır?
- The essay examines our search for meaning.
- Use the search box to find the article.
- I searched my backpack for the missing key.
Cevabı göster
The essay examines our search for meaning.
anlamsız ve kayıtsız bir evren
Hem meaningless hem de indifferent, universe sözcüğünü niteler. Meaningless, evrenin kendi içinde hazır bir amacı olmadığını belirtir; indifferent ise evreni kişileştirerek insanın umutlarına, acısına veya anlam taleplerine aldırmayan ve karşılık vermeyen bir şey olarak sunar. Bu ifade, evrenin gerçek anlamda duyguları olduğunu ileri sürmez. Cevap sunmayan ve insan yaşamına özel bir ilgi göstermeyen bir dünyaya ilişkin felsefi görüşü ifade eder.
Alıştırma
Bu cümlede an indifferent universe ne anlama gelir?
- Evren, insanların faaliyetlerinden sıkılır.
- Evren, insanların umutlarına veya acılarına karşılık vermez.
- Evren, insanlığa öfkelidir.
Cevabı göster
Evren, insanların umutlarına veya acılarına karşılık vermez.
Camus imagined Sisyphus defiantly meeting his fate Kalıp ifadeler
4:16Camus, Sisifos'u kaderini meydan okuyarak karşılarken hayal etti
Instead of despairing: instead of + fiilin -ing biçimi
Instead of, “yerine” ya da “-mektense” anlamına gelir. of bir edat olduğu için ardından fiil gelirse -ing biçimi kullanılır: instead of despairing doğrudur; instead of despair denmez. Cümlenin başındaki Instead of despairing önce gerçekleşmeyen tepkiyi belirtir. Ana cümle daha sonra onun yerine ne olduğunu anlatır. despairing eyleminin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan Camus’tür.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için give up ifadesinin doğru biçimini kullanın: Instead of ____, Maya tried one more time.
Cevabı göster
giving up
as he walks down the hill to begin rolling the rock again.
4:19kayayı yeniden yuvarlamak üzere tepeden aşağı yürürken.
defiantly meeting his fate: kadere boyun eğmeden yüzleşmek
Meet one's fate, kaçınılmaz görünen bir sonuçla yüzleşmek ya da onu yaşamak anlamına gelen edebî bir ifadedir. Burada meet, bir kişiyle buluşmak anlamına gelmez; fate, Sisifos’un kayayı yeniden yuvarlamak zorunda olduğu sonsuz görevdir. Defiantly, meeting sözcüğünü niteler ve onun bu kaderle direnerek, boyun eğmeden yüzleştiğini gösterir. Bu yüzden ifade, kaçınılmaz bir durumu baş eğmeyen bir tavırla birleştirir; kaderini sakin biçimde kabul ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
defiantly meeting his fate ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Sonucu sakince kabul eder ve direnmekten vazgeçer.
- Kaçınılmaz bir sonuçla yüzleşir ama boyun eğmez.
- Sonuç gerçekleşmeden önce ondan kaçar.
Cevabı göster
Kaçınılmaz bir sonuçla yüzleşir ama boyun eğmez.
And even if the daily struggles of our lives Dilbilgisi
4:25Ve hayatımızdaki günlük mücadelelerimiz
sometimes seem equally repetitive and absurd,
4:27bazen aynı derecede tekrarlayıcı ve saçma görünse bile,
we still give them significance and value Kalıp ifadeler
4:31onlara yine de bir anlam ve değer katıyoruz
even if ... still ...: sonucu değiştirmeyen bir koşul
Even if, karşıtlık bildiren bir koşul kurar: günlük mücadelelerin tekrarlayıcı ve saçma görünebileceğini kabul eder, ancak ana sonucun yine de geçerli olduğunu söyler. Buradaki seem, hayatın kesinlikle saçma olduğunu iddia etmek yerine bir görünüşü veya değerlendirmeyi anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp even if + koşul, ... still + sonuç biçimindedir. Olası veya aşırı bir koşul kararı, eylemi ya da sonucu değiştirmediğinde kullanılır.
Alıştırma
Olası bir koşulun planı değiştirmeyeceğini gösteren iki sözcüklü bağlacı kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ it rains on Saturday, we will still meet at the library.
Cevabı göster
Even if
give them significance and value: soyut bir nitelik kazandırmak
Bu cümlede give them significance and value, günlük mücadelelerin anlam ve değer kazanmasını sağlamak demektir. Them zamiri bu mücadelelere gönderme yapar. Give burada fiziksel bir nesneyi birine vermeyi anlatmaz. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp give + nesne + soyut nitelik biçimindedir; give an event meaning veya give a decision importance buna örnektir. Bu yapı, söz konusu niteliği oluşturan ya da ekleyen kişi veya eyleme odaklanır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir şeyin anlam veya değer kazanmasını belirtmek için give + nesne + soyut nitelik yapısını kullanıyor?
- The gardener gave the class a lesson about trees.
- The class gave the old tree new significance by making it the symbol of their club.
- The class gave a watering can to the gardener.
Cevabı göster
The class gave the old tree new significance by making it the symbol of their club.
by embracing them as our own: etkin kabulleniş ve özdeşleşme
By + -ing, bir sonucun hangi yolla elde edildiğini gösterir. Burada by embracing them, tekrarlanan ve görünüşte anlamsız olan mücadeleleri etkin biçimde kabullenerek onlara anlam ve değer kazandırmak demektir. Embrace A as one's own yapısında as one's own, A'yı kişiye ait olan veya kişinin bir parçasını oluşturan bir şey gibi görmeyi ifade eder. Embrace burada mecazidir; fiziksel olarak sarılmak değil, kabul etmek ve kendinle özdeşleştirmek anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, insanların ortak bir alanı etkin biçimde benimsediğini ve ona kendilerininmiş gibi özen gösterdiğini doğal olarak anlatır?
- The neighbors cared for the park by embracing it as their own.
- The neighbors hugged one another beside the park.
- The neighbors tolerated the park until someone else took responsibility.
Cevabı göster
The neighbors cared for the park by embracing it as their own.
in the face of seemingly insurmountable challenges, Kalıp ifadeler
4:39meydan okumaya dair daha fazla edebi bakış açısı için,
literary takes on defiance: yorum anlamındaki isim take
Burada takes, sayılabilen take isminin çoğuludur ve yorumlar, bakış açıları veya yaratıcı ele alış biçimleri anlamına gelir. Literary, takes sözcüğünü niteler; on defiance ise bu yorumların konusunu belirtir. İfade literary takes + on defiance olarak ayrılmalıdır; takes on bir öbek fiil olarak okunmamalıdır. Yeniden kullanılabilen isim kalıbı a take on something, çoğulu ise takes on something biçimindedir.
Alıştırma
Hangi cümlede take, yorum veya bakış açısı anlamındaki bir isimdir?
- The boat can take on six passengers.
- Jordan will take on a harder role next year.
- The review offers a thoughtful take on the final scene.
Cevabı göster
The review offers a thoughtful take on the final scene.
in the face of seemingly insurmountable challenges: görünüşte aşılmaz zorluklar karşısında
In the face of, bir zorlukla “karşı karşıya kalındığında” veya “o zorluğa rağmen” anlamına gelen kalıplaşmış bir edat öbeğidir. Buradaki face, vücuttaki “yüz” anlamına gelmez; bütün ifade, birinin içinde hareket ettiği zor durumu tanıtır. Insurmountable, aşılması imkânsız demektir. Seemingly bu yargıyı yumuşatır: zorluklar imkânsız görünür, ancak gerçekte öyle olmayabilir.
Alıştırma
“Aşılması imkânsız görünen zorluklarla karşı karşıya kalındığında” anlamındaki hedef ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: ____, the researchers kept testing new ideas.
Cevabı göster
In the face of seemingly insurmountable challenges
Viktor Frankl's chilling first-hand account of life Kalıp ifadeler
4:45Viktor Frankl'ın hayata dair tüyler ürpertici birinci elden anlatımı
Viktor Frankl'ın yaşama dair ürpertici birinci elden anlatımı
Öbeğin temel ismi account sözcüğüdür ve olayların sözlü ya da yazılı anlatımı anlamına gelir. First-hand, anlatımın Frankl'ın kendi deneyiminden veya doğrudan gözleminden geldiğini; chilling ise fiziksel soğukluğu değil, korku, şok ya da derin huzursuzluk yarattığını belirtir. Viktor Frankl's anlatımın kime ait olduğunu, of life ise konusunu gösterir. Böyle yoğun bir isim öbeğini anlamak için önce temel ismi bulun, sonra kaynak, konu ve konuşanın değerlendirmesini gösteren niteleyicileri buna bağlayın.
Alıştırma
"Viktor Frankl's chilling first-hand account of life" ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Frankl'ın başkalarından duyduğu soğuk hava hakkındaki bir rapor
- Frankl'ın deneyimiyle hiçbir bağlantısı olmayan kurgusal bir macera
- Frankl'ın kendi deneyimine dayanan, yaşamı derinden sarsıcı biçimde anlatan bir betimleme
Cevabı göster
Frankl'ın kendi deneyimine dayanan, yaşamı derinden sarsıcı biçimde anlatan bir betimleme
Bir kitap adı olarak Man's Search for Meaning
Man's Search for Meaning bu cümlede psikiyatrist Viktor Frankl'ın bir kitabının adıdır; sıradan bir ifade değildir. Virgülden sonraki sözler kitabı tanımlar ve açıklar; bu yapı bir açıklayıcı eşlemedir. Frankl'ın kitabı toplama kampı yaşamına ilişkin sarsıcı bir birinci elden anlatı olarak yazdığını bildirir. Frankl, Auschwitz dâhil Nazi toplama kamplarında hapsedildiği dönemdeki deneyimlerinden yararlanır ve insanların aşırı acılar sırasında nasıl anlam arayabileceğini inceler. Bu arka plan, büyük zorluklarla yüzleşme konusundaki bir tartışmada kitabın neden önerildiğini açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede Man's Search for Meaning neyi ifade ediyor?
- Bir erkeğe gizli bir nesneyi aramasını söyleyen bir emir
- Viktor Frankl'ın aşırı acılar sırasında anlam bulmayı konu alan bir kitabı
- Auschwitz toplama kampının resmî adı
Cevabı göster
Viktor Frankl'ın aşırı acılar sırasında anlam bulmayı konu alan bir kitabı
Auschwitz concentration camp: Auschwitz toplama kampı
Auschwitz, İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanya işgali altındaki Polonya'da Oświęcim yakınında bulunan Nazi kamp kompleksine verilen Almanca addır. Kompleks; toplama, zorunlu çalışma ve imha kamplarını içeriyordu ve Holokost'un başlıca simgelerinden biri hâline geldi. Bu nedenle concentration camp burada sıradan bir kamp anlamına gelmez. Hapsedilme, zulüm ve kitlesel öldürme yeri olarak kullanılır ve çevresindeki anlatıma ciddi bir tarihsel ağırlık kazandırır.
Alıştırma
Bu cümlede Auschwitz concentration camp neyi ifade eder?
- Holokost sırasında hapsedilme, zorunlu çalışma ve kitlesel öldürmeyle bağlantılı bir Nazi kamp kompleksi
- Kitap için oluşturulmuş kurgusal bir yer
- Sıradan bir dinlenme kampı
Cevabı göster
Holokost sırasında hapsedilme, zorunlu çalışma ve kitlesel öldürmeyle bağlantılı bir Nazi kamp kompleksi
You can download a free audio version at audible.com/ted-ed.
4:50Ücretsiz bir sesli versiyonunu audible.com/teded adresinden indirebilirsiniz.