Acılığın bilimi - Rose Eveleth: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video; acılığın bir tat olmadığı hâlde neden sıcaklık hissi yarattığını, biber ile wasabinin neden farklı bölgeleri etkilediğini, acının Scoville ölçeğiyle nasıl ölçüldüğünü ve tolerans ağrıyı azaltmadığı hâlde bazı insanların bu hissi neden sevdiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Even though we often say that something tastes spicy, it's not actually a taste — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: even though ile önce yaygın bir düşüncenin kabul edilip ardından bilimsel bir düzeltme sunulmasını öğrenin. Bu ödünleme yapısını, insanların genellikle söyledikleri veya varsaydıklarıyla kanıtların gösterdiklerini karşılaştırmak için kullanabilirsiniz. 2. its rating on the Scoville scale, — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Scoville ölçeğinin, kapsaisinin acılığı insanlarca algılanamaz hâle gelene kadar ne ölçüde seyreltilebildiğine dayanan standart olduğunu anlayın. Böylece Scoville ısı birimlerini ve biberler, soslar ile biber gazı arasındaki sayısal karşılaştırmaları yorumlayabilirsiniz. 3. you're going to get burned. — Deyimler ve Mecazi İfadeler: Sondaki kelime oyununu fark edin: get burned hem acılı yiyeceğin yarattığı gerçek yanma hissini hem de bir seçimin öngörülebilir olumsuz sonuçlarına katlanmayı anlatır. Temanın merkezindeki bir sözcüğün yeniden kullanılarak kısa ve esprili bir sonuç oluşturabileceğini öğrenin.
Bu derste
feel like it's on fire: güçlü bir yanma hissi
Bu soruda feel like it's on fire, ağızda son derece güçlü bir yanma hissi olması demektir. Gerçek alevler yoktur; on fire, biberin oluşturduğu sıcaklık ve acıyı canlı biçimde anlatan bir abartıdır. Vücut bölümü + feels like + yan cümle kalıbı, fiziksel bir hissi çarpıcı bir görüntüyle karşılaştırır. Feel like, konuşanın mutlaka gerçek bir olayı değil, bir şeyin nasıl göründüğünü veya hissedildiğini anlattığını gösterir.
Alıştırma
Bu soruda feel like it's on fire ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Ağız son derece sıcak ve ağrılı hissedilmektedir.
- Ağızdan gerçek alevler çıkmaktadır.
- Ağız hoş bir biçimde ılık olmuştur.
Cevabı göster
Ağız son derece sıcak ve ağrılı hissedilmektedir.
soothe the burn: yanma rahatsızlığını hafifletmek
Soothe the burn, “yanma acısını veya tahrişi daha az şiddetli hâle getirmek” demektir. Burada burn, acılı yiyeceğin oluşturduğu sıcak ve acı verici hissi anlatan bir isimdir; burn fiili değildir. Soothe, rahatsızlığı tamamen ortadan kaldırmaktan çok onu yatıştırmayı anlatır. Doğal olarak the burn, pain, a sore throat veya irritated skin gibi nesneler alabilir.
Alıştırma
Cümleyi soothe the burn kullanarak tamamlayın: After a mild sunburn, aloe gel may help ____.
Cevabı göster
soothe the burn
make your eyes water: make + nesne + fiilin yalın hâli
make your eyes water ifadesinde make, ettirgen bir işlev taşır. Kalıp make + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir: your eyes nesnedir ve water fiilin yalın hâlidir. Water öncesine to getirilmez. Burada water, tahriş nedeniyle gözlerin yaşarması anlamına gelen bir fiildir; isim olan “su” değildir. Aynı kalıp make me laugh veya make my hands shake örneklerinde olduğu gibi başka tepkilerin ortaya çıkarılmasını da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “gözlerin yaşarması” anlamındaki fiille tamamlayın. make + nesne + fiilin yalın hâli kalıbını kullanın: The smoke made my eyes ____.
Cevabı göster
water
Let's back up a bit: önceki bilgilere döndüren geçiş ifadesi
Let's back up a bit, açıklamayı daha önceki veya daha temel bilgilere döndüren sözlü bir geçiş ifadesidir. Konuşmacı mevcut düşünce akışını durdurur ve devam etmeden önce dinleyiciye gerekli bir tanım ya da başlangıç noktası verir. Burada back up mecazidir; bir aracı geri sürmek veya verilerin kopyasını oluşturmak anlamına gelmez. A bit, bu dönüşü baştan tamamen başlamak yerine küçük ve yumuşak bir geri adım gibi gösterir.
Alıştırma
Bir sunum sırasında, dinleyicilerin sonraki noktadan önce temel bir kuralı bilmesi gerektiğini fark ediyorsunuz. Söylenebilecek en doğal ifade hangisidir?
- Let's back up the file before the presentation.
- Let's speed up and skip the basic rule.
- Let's back up a bit and explain the basic rule first.
Cevabı göster
Let's back up a bit and explain the basic rule first.
Even though we often say that something tastes spicy, Dilbilgisi
0:21Sıklıkla bir şeyin acı bir tadı olduğunu söylesek de,
Even though ... it's not actually ...: önce kabul edip sonra düzeltmek
Even though, yazarın karşıt bir bilgi vermeden önce kabul ettiği bir gerçeği veya yaygın söyleyişi tanıtır. Burada tastes spicy şeklindeki alışılmış ifade kabul edilir ve ardından ana cümle bunun bilimsel sınıflandırmasını düzeltir: acılık, tatlılık, tuzluluk veya ekşilik gibi bir tat değildir. Yapı Even though + yan cümle, ana cümle şeklindedir. İlk fikir doğrudur veya yaygın biçimde kabul edilir, ancak ikinci fikir beklenebilecek şeyden farklıdır. Bu yapı neden değil, karşıtlık bildirir.
Alıştırma
Hangi cümle yaygın bir adlandırmayı kabul edip ardından onunla çelişen bilimsel sınıflandırmayı doğru biçimde verir?
- Because many people call tomatoes vegetables, botanically they are fruits.
- Even though many people call tomatoes vegetables, botanically they are fruits.
- Even though many people call tomatoes vegetables, but botanically they are fruits.
Cevabı göster
Even though many people call tomatoes vegetables, botanically they are fruits.
what's really happening is that certain compounds in spicy foods Anlatım akışı
0:29gerçekte olan şey, acı yiyeceklerdeki bazı bileşiklerin
what's really happening is that: gerçek mekanizmayı açıklamak
What's really happening is that açıklamayı iki bölüm halinde düzenler. What's really happening konuyu, yani gerçek süreci belirtir; that ise bu süreci açıklayan tam cümleyi başlatır: bazı bileşikler duyu nöronlarını etkinleştirir. Burada really yalnızca vurgu eklemez. Instead ile birlikte önceki gündelik düşüncenin yerine daha kesin bir mekanizma koyar. Bu kalıp, bir görünüşten, varsayımdan veya basit adlandırmadan gerçekte olan şeye geçerken kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle görünüşten gerçek sürece geçmek için bu kalıbı en iyi biçimde kullanır?
- The screen looks frozen, and the app is still loading data.
- The screen looks frozen, but what's really happening is that the app is still loading data.
- The screen looks frozen because the app is still loading data.
Cevabı göster
The screen looks frozen, but what's really happening is that the app is still loading data.
activate the type of sensory neurons: bir duyu nöronu türünün tepki vermesini sağlamak
Burada activate the type of sensory neurons, “duyuları algılayan bu sinir hücresi grubunun tepki vermeye başlamasını sağlamak” demektir. Bileşikler biyolojik bir sinyali tetikler; nöronları, insanların enerjik olması anlamındaki gündelik “aktif” hâle getirmez. Bilimsel İngilizcede activate; neurons, receptors, cells ve pathways gibi biyolojik hedeflerle doğal biçimde kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede activate, duyu nöronlarının tepki vermeye başlamasını sağlamak şeklindeki bilimsel anlamıyla kullanılmıştır?
- A mild electric pulse can protect sensory neurons in the hand.
- A mild electric pulse can activate sensory neurons in the hand.
- A mild electric pulse can locate sensory neurons in the hand.
Cevabı göster
A mild electric pulse can activate sensory neurons in the hand.
all over your body: vücudun birçok yerinde
All over your body, “vücudun birçok yerinde” veya “vücudun her tarafında” demektir. Bu cümlede duyu nöronlarının nerede bulunduğunu anlatır; ağız ve burun örnek olarak verilir. all over + yer veya nesne yapısı geniş bir alana dağılmayı anlatır: all over the city, all over the wall veya all over the floor. Burada “tamamen bitmiş” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, defterin birçok yerine yıldız çizildiği anlamına gelir?
- Stars are drawn under the notebook.
- Stars are drawn all over the notebook.
- Stars are drawn beside the notebook.
Cevabı göster
Stars are drawn all over the notebook.
Karşıtlığa geçiş ifadesi olarak The opposite happens
The opposite happens, az önce açıklanan süreç veya sonuca gönderme yapan ve sıradaki durumun ters yönde işlediğini haber veren kısa bir geçiş ifadesidir. Burada açıklamayı ısı benzeri bir histen serinlik hissine geçirir. The opposite yalnızca karşılaştırılan özelliği belirtir. İki durumun her ayrıntısının tersine döndüğünü iddia etmez.
Alıştırma
Öğrendiğiniz karşıtlık geçişini kullanarak açıklamayı tamamlayın: On this display, pressing the up arrow makes the number increase. ____ when you press the down arrow.
Cevabı göster
The opposite happens
When these heat-sensitive receptors are activated,
0:56Isıya duyarlı bu reseptörler aktive olduğunda,
your body thinks it's in contact with a dangerous heat source Kalıp ifadeler
0:59vücudunuz tehlikeli bir ısı kaynağıyla temas halinde olduğunu düşünür
in contact with: var olan bir temas durumu
In contact with, bir şeye fiziksel olarak dokunmak veya bir şeye maruz kalmak anlamına gelir. Bu cümlede vücut, gerçekte bir ısı kaynağı bulunmamasına rağmen reseptör sinyalini tehlikeli bir ısı kaynağına dokunuyormuş gibi yorumlar. be in contact with + isim yapısında contact bir isimdir. be biçimi durumu anlatır, with ise ilgili nesneyi veya maddeyi belirtir.
Alıştırma
Bir güvenlik raporu, bir sıvının zaten bir çalışanın cildine değmekte olduğunu anlatıyor. Bu mevcut durumu en iyi hangi cümle ifade eder?
- Contact the worker about the liquid.
- The liquid is in contact with the worker's skin.
- The liquid came into contact with the worker's skin.
Cevabı göster
The liquid is in contact with the worker's skin.
This is why + sonuç
This is why + yan cümle, daha önce verilen bir nedeni veya mekanizmayı ardından gelen sonuca bağlar. Bu cümlede this, vücudun tehlikeli bir sıcaklık algılamasına gönderme yaparken terleme ve kalbin daha hızlı atması sonuçlardır. Why burada soru oluşturmaz. İfadenin tamamı, önceki nedenin sonraki sonucu açıkladığını bildiren bir cümledir.
Alıştırma
Hangi cümle çifti önce bir neden belirtip ardından sonucu tanıtmak için This is why kullanıyor?
- The battery was empty. This is why the phone shut down.
- The battery was empty. This is because the phone shut down.
- The phone shut down. This is because the battery was empty.
Cevabı göster
The battery was empty. This is why the phone shut down.
The peppers have elicited the same fight or flight response Kalıp ifadeler
1:06Biberler aynı 'savaş ya da kaç' tepkisini tetiklemiştir
elicit a fight or flight response: savaş ya da kaç tepkisi ortaya çıkarmak
Elicit a response, bir tepkiye neden olmak veya onu ortaya çıkarmak demektir. Burada biberler, vücudun bir tehdit algıladığında verdiği savaş ya da kaç tepkisinin aynısını oluşturmuştur. Bu bağlamda response, sözlü bir yanıt değil, vücudun otomatik tepkisidir. Fight or flight, vücudun tehlikeyle yüzleşmeye veya ondan kaçmaya hazırlanmasını ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi elicit fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The interviewer's question ____ a detailed response from the witness.
Cevabı göster
elicited
with which your body reacts to most threats. Dilbilgisi
1:08vücudunuzun çoğu tehdide karşı verdiği tepkiyle aynı olan.
with which: resmî bir ilgi cümleciğinde öne alınmış edat
with which, daha önce geçen bir şeyi niteleyen ilgi cümleciğini başlatır. Burada which, fight-or-flight response ifadesine gönderme yapar; with ise bedenin tehditlere tepki verirken bu tepkiyi bir yöntem olarak kullandığını gösterir. Daha resmî olan isim + with which + cümlecik yapısında edat, which sözcüğünden önce gelir. Daha az resmî bir anlatımda edat sonda bırakılabilir: the response which your body reacts to most threats with. Bu bir ilgi cümleciği bağlantısıdır, soru değildir.
Alıştırma
İlk cümlenin anlamını koruyarak ikinci cümleyi resmî bir ilgi cümleciği şeklinde tamamlayın: The artist painted the sign with this brush. This is the brush ____ the artist painted the sign.
Cevabı göster
with which
But you may have noticed that not all spicy foods Dilbilgisi
1:11Ancak fark etmiş olabilirsiniz ki tüm acı yiyecekler
not all ... in the same way: kısmi olumsuzluk
not all spicy foods are spicy in the same way, kısmi olumsuzluk bildirir. Bütün acılı yiyeceklerin aynı tür acı hissini oluşturduğu yönündeki genel iddiayı reddeder. En az bir fark vardır, ancak bazı yiyecekler yine de benzer şekillerde acı olabilir. not all + çoğul isim + fiil kalıbı, aşırı genellemeyi düzeltmek için kullanışlıdır. Burada in the same way, acılığın oluşma biçiminin veya türünün karşılaştırıldığını gösterir; cümle bazı yiyeceklerin acısız olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bu cümlenin en uygun anlamını seçin: Not all routes are equally safe.
- Bütün güzergâhlar tam olarak aynı güvenlik düzeyine sahiptir.
- Bazı güzergâhlar diğerlerinden daha az güvenli olabilir.
- Hiçbir güzergâh güvenli değildir.
Cevabı göster
Bazı güzergâhlar diğerlerinden daha az güvenli olabilir.
And the difference lies in the types of compounds involved. Kalıp ifadeler
1:15Ve aralarındaki fark, söz konusu olan bileşiklerin türlerinden kaynaklanır.
the difference lies in ...: temel fark ... noktasındadır
the difference lies in + isim öbeği veya yan cümle kalıbı, “temel fark ... noktasındadır” anlamına gelir. Bir karşıtlığı açıklayan etkeni doğrudan gösterir. Burada lies, bir şeyin fiziksel olarak bir yerde yatması anlamına gelmez. Bu cümlede söz konusu etken the types of compounds involved, yani sürece katılan bileşik türleridir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve “temel fark ... noktasındadır” anlamına gelen dört sözcüklü kalıpla tamamlayın: Both phones take clear photos; ____ how well they work in low light.
Cevabı göster
the difference lies in
indirgenmiş ilgi cümleciği olarak found in ...
Found in black pepper and chili peppers, capsaicin and piperine ifadesinden sonra gelir ve bu maddeleri niteler. Kısaltılmış, yani indirgenmiş bir ilgi cümleciğidir ve capsaicin and piperine that are found in black pepper and chili peppers biçiminde açılabilir. Burada found bir geçmiş zaman ortacıdır; dolayısıyla öbek, bileşiklerin nerede bulunduğunu belirtir. Birinin onları bulma eylemini yaptığını anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede found in, bir şeyin bir yerde veya maddede bulunduğunu belirten indirgenmiş bir ilgi cümleciği olarak kullanılmıştır?
- The town was founded in 1890.
- The minerals found in this rock are valuable.
- The researchers found this rock near the river.
Cevabı göster
The minerals found in this rock are valuable.
are made up of: bir bütünü oluşturan parçaları belirtme
Bu cümlede are made up of, oluşmak anlamındadır. Özne olan capsaicin and piperine bütün olarak sunulur; of sonrasındaki larger, heavier molecules ise bu bütünü oluşturan parçalardır. Bir şeyi oluşturan üyeleri veya parçaları belirtmek için be made up of kullanılır. Burada özne çoğul olduğu için are vardır; tekil özneyle is made up of kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi be made up of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The review team ____ four specialists.
Cevabı göster
is made up of
easily float up into your sinuses: yukarı doğru süzülerek sinüslere girmek
Burada easily float up into your sinuses hem hareketi hem de izlenen yolu anlatır. Float, küçük moleküllerin havada hafifçe hareket ettiğini; up, yukarı yönü; into ise sinüslerin içine girdiklerini gösterir. Bu ifade go to ifadesinden daha ayrıntılıdır: up into, yukarı yönü kapalı bir alanın içine geçişle birleştirir. Sinuses, burun boşluğunun çevresindeki hava dolu alanlardır; burnun dış kısmı için kullanılan başka bir sözcük değildir.
Alıştırma
Hangi cümle dumanın yukarı hareket edip tavan arasına girdiğini açıkça belirtir?
- The smoke was floating in the attic.
- The smoke floated up into the attic.
- The smoke floated up to the attic door.
Cevabı göster
The smoke floated up into the attic.
The standard measure of a food's spiciness Kalıp ifadeler
1:41Bir yiyeceğin acılığının standart ölçüsü
The standard measure of a food's spiciness: bir yiyeceğin acılığının standart ölçüsü
the standard measure of + isim öbeği kalıbı, söz konusu niteliği değerlendirmek için genel kabul gören ölçüt ya da yöntem anlamına gelir. Burada measure bir isimdir; a food's spiciness ise değerlendirilen niteliği belirtir. Bu isim öbeğinin tamamı önce konuyu ortaya koyar. Cümlenin sonraki kısmı daha sonra kullanılan belirli ölçeği, puanı veya yöntemi tanımlayabilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: In this study, response time is ____ performance.
Cevabı göster
the standard measure of
its rating on the Scoville scale: Scoville ölçeğindeki derecesi
Scoville ölçeği, acı biberlerin oluşturduğu yakıcılığı ifade eden standart bir ölçektir. Bir yiyeceğin bu ölçekteki derecesi acılığını gösterir; daha yüksek bir derece genellikle daha fazla acılık anlamına gelir. rating on a scale ifadesinde on, puanı ölçüm sistemine bağlar. Burada scale, dereceli bir ölçüm sistemi demektir; fiziksel boyut veya tartı değildir.
Alıştırma
its rating on the Scoville scale size neyi söyler?
- Yiyeceğin ne kadar büyük olduğu.
- Yiyeceğin kabul görmüş bir acılık ölçeğine göre ne kadar acı olduğu.
- Yiyeceğin mutfak tartısında kaç kilo geldiği.
Cevabı göster
Yiyeceğin kabul görmüş bir acılık ölçeğine göre ne kadar acı olduğu.
before the heat is no longer detectable to humans.
1:47insanlar tarafından acılık artık hissedilmez olana dek.
can be diluted before ... is no longer detectable: algılama eşiği
Can be diluted, kiplik fiili içeren edilgen bir yapıdır: madde seyreltme işlemine uğrar ve bu işlemi kimin yaptığı önemli değildir. How much, seyreltmenin derecesini sorar. Before yan cümlesi bir algılama eşiğini gösterir. Seyreltme, insanların heat olarak ifade edilen acılık hissini artık algılayamadığı noktaya kadar sürebilir. Burada before yalnızca iki olayın zaman sırasını değil, bir sınırı belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, seyreltmenin görünürlük sınırına kadar devam edebileceğini anlatır?
- The dye can be diluted many times before its color is no longer visible.
- Diluting the dye makes its color easier to see forever.
- The dye must become invisible before anyone can dilute it.
Cevabı göster
The dye can be diluted many times before its color is no longer visible.
A sweet bell pepper gets zero Scoville heat units, Kelime
1:50Tatlı bir dolmalık biberin Scoville acılık birimi sıfırdır,
gets zero Scoville heat units: ölçüm sonucu bildiren get
Burada gets, bir şeyin puan alması veya ona ölçülmüş bir değer verilmesi anlamına gelir. Biber fiziksel olarak bir nesne edinmez; ölçek ona sıfır sonucunu verir. Get fiilinin bu kullanımı puanlar, değerlendirmeler, notlar ve test sonuçlarıyla yaygındır. Örneğin bir tasarım get five stars, bir cevap da get zero points olabilir. Scoville heat units acılık düzeyini ölçer; yiyeceğin gerçek sıcaklığını ölçmez.
Alıştırma
Hangi cümlede get, bir puan veya ölçüm sonucu almak anlamındadır?
- The design gets zero points for durability.
- The train gets to the station at noon.
- The technician gets a clean cup from the shelf.
Cevabı göster
The design gets zero points for durability.
clocks in between ... units: ölçülen bir aralığı bildirmek
Burada clocks in, “ölçülen değeri belirli bir sayı olmak” anlamındadır; between 1,200 and 2,400 units alt ve üst sınırı verir. clocks in between A and B yapısı, bir ölçümün belirli bir aralıkta olduğunu bildirir. Sayılar ve birimler, clock in ifadesinin burada ölçüm anlamında kullanıldığını gösterir; iş yerindeki “işe başlama saatini kaydetmek” anlamında değildir. Tek bir değer için genellikle clocks in at + sayı kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede clock in ölçülen bir değeri bildirmek için kullanılmıştır?
- The package clocks in at 2.3 kilograms.
- The clock in the lobby stopped at two.
- Employees clock in before their shift.
Cevabı göster
The package clocks in at 2.3 kilograms.
The race to create ...: bir hedefe ulaşma rekabeti
Burada race mecaz anlamdadır: aynı hedefe ulaşmaya çalışan kişiler veya gruplar arasındaki rekabeti ifade eder, gerçek bir koşu yarışı değildir. to create the hottest pepper mastar öbeği yarışın hedefini belirtir. the race to + fiilin yalın hâli yapısı genellikle aciliyet ile ilk olma veya en iyi sonucu elde etme isteğini ima eder. Bilim, iş dünyası, teknoloji veya ürün geliştirme konularında yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede race bir hedefe ulaşma rekabetini anlatan mecaz anlamıyla kullanılmıştır?
- The lab closed early after the meeting.
- Several runners are racing around the track.
- Several labs are in a race to develop a faster test.
Cevabı göster
Several labs are in a race to develop a faster test.
a constant battle: süren zorlu bir mücadele
A constant battle, devam eden zorlu bir rekabeti, sorunu veya çabayı savaş olarak anlatan bir mecazdır. Constant, bunun her saniye gerçekleştiği anlamına gelmek zorunda değildir; o kadar sık tekrarlanan bir şeyi de anlatabilir ki sürekli ilgilenmek gerekiyormuş gibi gelir. Burada biber çeşitleri geliştiren kişiler arasındaki süregelen rekabeti anlatır. Battle gerçek bir savaşı ifade etmez.
Alıştırma
Süren zorlu bir mücadele anlamına gelen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Keeping weeds out of the garden ____.
Cevabı göster
is a constant battle
come out on top: kazanan olarak çıkmak
Come out on top, bir rekabetin, karşılaştırmanın veya zorluğun ardından kazanan ya da önde olan taraf olmak anlamına gelir. Come out sonucun belirginleşmesine, on top ise avantajlı konuma odaklanır. Bu cümlede iki biber genellikle diğerlerinden daha üst sırada yer alır. Burada bir şeyin fiziksel olarak başka bir şeyin üst kısmından çıkması söz konusu değildir.
Alıştırma
Lina'nın son kazanan olduğunu anlatmak için ders ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: After three close rounds, Lina ____.
Cevabı göster
came out on top
between 1.5 and 2 million Scoville heat units,
2:071.5 ile 2 milyon Scoville acılık birimi arasındadır,
about half the units found in ...: karşılaştırma ölçütü eklemek
About half the units, bu biberlerin Scoville değerinin biber gazının değerinin yaklaşık %50'si olduğunu belirtir. Units, Scoville ısı birimlerini ifade eder; yani burada sıvı miktarları değil, acılık değerleri karşılaştırılır. Found in pepper spray, units sözcüğünü niteler. units that are found in pepper spray anlamına gelen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir ve karşılaştırma ölçütünü belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle about half + ölçüm + karşılaştırma ölçütünü belirten geçmiş zaman ortaç öbeği yapısını kullanır?
- The new lamp uses about half the electricity consumed by the old model.
- The old model consumed electricity for about half an hour.
- The new lamp is about half as tall as the old model.
Cevabı göster
The new lamp uses about half the electricity consumed by the old model.
that causes such high levels of pain?
2:16bu kadar yüksek seviyede acıya sebep olan bir şeyi yemek istesin ki?
why would anyone want to ...?: retorik bir soruyla geçiş yapmak
Why would anyone want to ...?, anlaşılması zor görünen bir seçim karşısındaki şaşkınlığı ifade eder. Buradaki would, kişinin olası isteğini veya motivasyonunu sorgular; gelecek zamanı belirtmez. Bu soru açıklamayı da düzenler. So, soruyu çok acı biberlerin ağrıya neden olduğuna dair önceki bilgiye bağlar; retorik soru da bu bilgiyi konuşmacının daha sonra yanıtlayabileceği bir soruna dönüştürür.
Alıştırma
Why would anyone want to eat ...? bu açıklamada ne işe yarar?
- Dinleyicilere ağrı veren yiyecekleri yemeleri gerektiğini söyler.
- Konuşmacının daha sonra yanıtlayabileceği şaşırtıcı bir soru ortaya koyar.
- Gelecekte herkesin ağrı veren yiyecekler yiyeceğini öngörür.
Cevabı göster
Konuşmacının daha sonra yanıtlayabileceği şaşırtıcı bir soru ortaya koyar.
Nobody really knows when or why Dilbilgisi
2:19İnsanların acı biber yemeye ne zaman veya neden başladığını
Nobody really knows when or why ...: dolaylı soru dizilişi
Nobody really knows when or why humans started... cümlesinde when ve why dolaylı soruları başlatır. Dinleyiciye doğrudan soru sormak yerine, knows fiilinden sonra bilinmeyen bilgileri belirtirler. Or, zaman ve neden olmak üzere iki bilinmeyeni bağlar. Dolaylı soruda humans started gibi düz cümle dizilişi kullanılır; did humans start kullanılmaz. I wonder, Can you explain ve I'm not sure gibi ifadelerden sonra da aynı diziliş kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede dolaylı soru için doğru sözcük dizilişi kullanılmıştır?
- Nobody knows why did the machine stop.
- Nobody knows why stopped the machine.
- Nobody knows why the machine stopped.
Cevabı göster
Nobody knows why the machine stopped.
dating as far back as 23,000 years ago: 23.000 yıl öncesine kadar uzanmak
dating as far back as 23,000 years ago sıfat-fiil grubu human artifacts ifadesini niteler. Burada date, “belirli bir döneme ait olmak veya kökeni o döneme dayanmak” anlamındadır; “romantik bir buluşmaya çıkmak” anlamında değildir. İfade, human artifacts that date as far back as 23,000 years ago biçiminde genişletilebilir. As far back as, zamanın ne kadar uzak olduğunu vurgular. Çoğu zaman bir aralıktaki bilinen veya mümkün olan en eski noktayı verir; bu nedenle her eserin tam olarak 23.000 yıllık olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “en erken şu döneme kadar uzanan” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: The library owns maps ____ the 1500s.
Cevabı göster
dating as far back as
but they don't know whether the spices were used for food Dilbilgisi
2:29ama bu baharatların yiyecek için mi kullanıldığını
or medication or just decoration.
2:31yoksa ilaç veya sadece dekorasyon amaçlı mı olduğunu bilmiyorlar.
whether ... or ... or ... ile birden fazla belirsiz olasılığı belirtme
whether the spices were used for food or medication or just decoration bölümünde whether, henüz bilinmeyen bilgiyi başlatır. or ile bağlanan üç ifade, olası farklı kullanım amaçlarını gösterir; whether yalnızca iki olasılıkla sınırlı değildir. Bu yan cümle don't know ifadesinden sonra cümle içine yerleştirildiği için soru dizilişi olan were the spices used yerine düz cümle dizilişi olan the spices were used kullanılır. Just, son olasılığı ‘yalnızca süsleme’ anlamıyla sınırlar.
Alıştırma
Hangi cümle, don't know ifadesinden sonra whether kullanarak üç olası varış noktasını doğru biçimde sıralar?
- We don't know whether does the trail lead to the lake, the village, or the old bridge.
- We know whether the trail leads to the lake, the village, or the old bridge.
- We don't know whether the trail leads to the lake, the village, or the old bridge.
Cevabı göster
We don't know whether the trail leads to the lake, the village, or the old bridge.
a 6,000-year-old crockpot: adlardan önce sayı-birim birleşik sıfatları
6,000-year-old, crockpot sözcüğünden önce tek bir birleşik sıfat olarak görev yapar ve kabın 6.000 yıllık olduğunu belirtir. Kısa çizgiler, bu sözcüklerin adı birlikte nitelediğini gösterir. Adın önündeki bu yapıda birim tekil kalır: years değil, year kullanılır. Yaş be fiilinden sonra söylendiğinde kısa çizgisiz normal yapı kullanılır: The crockpot is 6,000 years old.
Alıştırma
'300 years old' anlamındaki birleşik sıfatla cümleyi tamamlayın: The museum displayed a ____ map.
Cevabı göster
300-year-old
lined with charred fish and meat: yanmış kalıntılarla kaplı iç yüzey
lined with ... ifadesinde line, “bir şeyin iç yüzeyini bir katman ya da malzemeyle kaplamak” demektir. Burada ifade, pişirme kabının iç yüzeyinde kömürleşmiş balık ve et kalıntıları bulunduğunu anlatır. “Sıraya girmek” anlamında değildir. Charred, “yanıp koyulaşmış ya da kararmış” demektir. İfadenin tamamı crockpot sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortaçlı bir öbektir; a crockpot that was lined with charred fish and meat şeklinde açılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede lined with, bir şeyin içini kaplayan bir malzemeyi anlatır?
- The lunch box was lined with a layer of foil.
- The runners lined up with their teammates.
- Tall trees lined the road beside the farm.
Cevabı göster
The lunch box was lined with a layer of foil.
One theory says that humans started adding spices to food Kalıp ifadeler
2:39Bir teori, insanların yiyeceklere baharat eklemeye
started adding spices to food: start + -ing ve add A to B
Add A to B, “A’yı B’ye eklemek” demektir. A yeni eklenen şeydir; B ise onu alan şeydir. adding spices to food ifadesinde spices A, food ise B’dir. Started adding, etkinliğin başladığını göstermek için start + -ing yapısını kullanır. start sözcüğünden sonra çoğu zaman mastar da kullanılabilir, ancak bu cümlede başlayan etkinliği adlandırmak için adding kullanılmıştır.
Alıştırma
Eksik iki sözcükle add A to B yapısını tamamlayın: When the soup tasted bland, the chef started ____ herbs ____ the soup.
Cevabı göster
adding · to
to kill off bacteria: menekankan tersingkirnya suatu kelompok
Burada kill off, bir canlı grubunun tamamını veya büyük bir bölümünü yok etmek anlamına gelir. Off parçacığı yön bildirmez; grubun ortadan kaldırıldığı veya sonuçta yok olduğu fikrini güçlü biçimde vurgular. to kill off bacteria mastar öbeği, baharat eklemenin amacını belirtir: teoriye göre insanlar bakterileri azaltmak veya yok etmek için baharat eklemiştir.
Alıştırma
Hangi cümlede kill off, bir grubun birçok üyesinin öldüğünü vurgulamak için kullanılmıştır?
- The vet killed a tick on the dog's ear.
- A sudden disease killed off nearly all the fish in the pond.
- The hikers walked off the trail.
Cevabı göster
A sudden disease killed off nearly all the fish in the pond.
and some studies show that spice developed mostly in warmer climates Anlatım akışı
2:43ve bazı araştırmalar baharatın çoğunlukla daha sıcak iklimlerde geliştiğini gösteriyor,
some studies show that: menyajikan bukti dari sebagian penelitian
Some studies show that ... kanıt sunmaya yarayan bir çerçevedir. Önce bilgilerin kaynağı olarak araştırmaları belirtir, ardından that yan cümlesi bu araştırmaların desteklediği bulguyu açıklar. Some, iddiayı araştırmaların bir bölümüyle sınırlar; dolayısıyla cümle tüm araştırmaların aynı fikirde olduğunu söylemez. Show that aktarılan bulguyu oldukça güvenli biçimde sunar, ancak bunun hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Değerlendirin: 'Some studies show that X' ile 'All studies prove that X.' aynı güçte bir iddiadır.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
where microbes also happen to be more prevalent. Kalıp ifadeler
2:47orası aynı zamanda mikropların da daha yaygın olduğu yerlerdir.
happen to be more prevalent: tesadüfi bir gerçeği ek bilgi olarak sunmak
happen to + fiilin yalın hâli yapısında happen to be, genellikle beklenmedik, tesadüfi veya ek bilgi niteliğindeki bir durum için “öyle olduğu ortaya çıkmak” ya da “tesadüfen öyle olmak” anlamına gelir. Burada mikropların daha yaygın olması, sıcak iklimlerle örtüşen ek bir gerçek olarak sunulur; mikropların önce “gerçekleşip” sonra yaygınlaştığı anlamına gelmez. Prevalent, bir şeyin belirli bir yerde veya grupta yaygın olduğunu belirten resmî bir sıfattır. More prevalent karşılaştırma biçimidir: mikroplar sıcak iklimlerde kıyaslanan yerlere göre daha yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle, rahatsızlığın tesadüfen kıyı bölgelerinde daha yaygın olduğunu söyler?
- The condition has to be more prevalent in coastal areas.
- The condition happens to become more prevalent in coastal areas.
- The condition happens to be more prevalent in coastal areas.
Cevabı göster
The condition happens to be more prevalent in coastal areas.
continue to subject ourselves to ...: bir şeye gönüllü olarak katlanmayı sürdürmek
Subject someone to something, birine genellikle hoş olmayan, zorlayıcı veya zarar verme ihtimali bulunan bir şeyi yaşatmak anlamına gelir. Ourselves, we öznesine geri döndüğü için eylemi seçen ve etkisini yaşayan kişiler aynıdır. Continue to eylemin sürmekte olduğunu gösterir. Continue to eat spicy food ifadesine kıyasla continue to subject ourselves to spicy food, acılığı insanların gönüllü olarak katlandığı bir sınav veya yoğun bir uyarıcı gibi sunar; bu da biraz dramatik ya da mizahi bir ton yaratır.
Alıştırma
Hangi cümlede subject oneself to, bilerek kabul edilen hoş olmayan bir deneyim için doğru kullanılmıştır?
- We chose to enjoy another round of difficult interviews.
- We chose to subject ourselves to another round of difficult interviews.
- We chose to protect ourselves from another round of difficult interviews.
Cevabı göster
We chose to subject ourselves to another round of difficult interviews.
is still a bit of a mystery: belirsizliği yumuşatarak anlatmak
Be a mystery, nedenin ya da yanıtın henüz açık olmadığı anlamına gelir. Still, net bir açıklamanın bulunmaması durumunun bugüne kadar sürdüğünü gösterir. A bit of ifadeyi yumuşatır: konu bir ölçüde gizemlidir, ancak mutlaka tamamen açıklanamaz değildir. Bu yapıda a bit of belirsizliğin derecesini anlatır; fiziksel olarak küçük bir parça anlamına gelmez.
Alıştırma
Nedenin hâlâ bir ölçüde belirsiz olduğunu anlatmak için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The cause of the strange signal ____.
Cevabı göster
is still a bit of a mystery
eating spicy food is like riding rollercoasters. Deyimler
2:56acı yiyecekler yemek hız trenine binmek gibidir.
eating ... is like riding ...: benzetme kurmak
X is like Y bir benzetme kurar: X ile Y'nin önemli bir özelliği paylaştığını söyler, ancak ikisinin kelimesi kelimesine aynı olduğunu söylemez. Burada eating spicy food ve riding rollercoasters, nispeten güvenli bir ortamda rahatsız edici veya korkutucu ama aynı zamanda heyecan verici olabilen deneyimler olarak karşılaştırılır. İki tarafta da etkinlikleri adlandıran isim-fiil öbekleri vardır: eating spicy food ve riding rollercoasters. Aynı biçimlerin kullanılması iki etkinliği karşılaştırmayı kolaylaştırır; kalıp Activity A + be + like + Activity B şeklinde başka durumlara da uygulanabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, iki etkinliğin kelimesi kelimesine aynı olduğunu söylemeden onları be like ile karşılaştırır?
- Learning a language likes training for a long race.
- Learning a language is a long race in every literal sense.
- Learning a language is like training for a long race.
Cevabı göster
Learning a language is like training for a long race.
ensuing thrill: bir olayın ardından gelen heyecan
Ensuing, “ardından gerçekleşen ve çoğu zaman az önce olan şeyin sonucu olarak ortaya çıkan” anlamına gelir. Thrill sözcüğünü niteler; bu nedenle ensuing thrill, önceki deneyimden sonra ortaya çıkan heyecanı veya güçlü duyguyu anlatır. Bu sözcük bir sıranın iki bölümünü birbirine bağlar: önce bir olay gerçekleşir, ardından heyecan ortaya çıkar. Sonraki duygu, ilk olayın sonucu olarak da anlaşılabilir.
Alıştırma
Gecikme fırtınadan sonra gerçekleşmiş ve onun sonuçlarından biri olmuşsa cümleyi en iyi hangi sözcük tamamlar? The storm and the ____ delay disrupted travel.
- pleasant
- upcoming
- ensuing
Cevabı göster
ensuing
even if the immediate sensation is unpleasant. Dilbilgisi
3:00ardından gelen heyecandan keyif alırlar.
even if ... is unpleasant: sonucu değiştirmeyen bir koşul
Even if, olası veya varsayılan bir koşulu belirtir ve buna rağmen ana düşüncenin geçerli kaldığını anlatır. Burada o anki hissin hoş olmaması, insanların daha sonra gelen heyecandan keyif aldığı düşüncesini geçersiz kılmaz. Tam yapı “ana ifade + even if + koşul” şeklindedir. Even if ödünleme anlamı taşır: “Bu doğru olabilir ama sonuç yine de değişmez” demektir.
Alıştırma
Soğuk hava olasılığının planı değiştirmeyeceğini gösteren iki sözcüklü bağlaçla cümleyi tamamlayın: We will go to the park ____ the weather is cold.
Cevabı göster
even if
Some studies have even shown that those who like to eat hot stuff Kelime
3:03Bazı araştırmalar acı şeyler yemeyi sevenlerin
Bağlam içinde acılı yiyecek anlamındaki hot stuff
Bu yemek bağlamında hot stuff, acılı yiyecekler demektir. Eat fiili, stuff sözcüğünün yiyeceğe gönderme yaptığını gösterir; hot ise yemeğin sıcaklığını değil, biberin ya da keskin baharatların yakıcı acılığını anlatır. Stuff, şeyleri genel olarak anlatan gündelik ve sayılamayan bir sözcüktür. Burada belirli bir yemeğin adı verilmediği için hot stuff genel olarak yenebilen acılı şeyleri ifade eder.
Alıştırma
Bu cümlede hot stuff ne anlama geliyor: They like to eat hot stuff.?
- sıcak yiyecekler
- acılı yiyecekler
- popüler ürünler veya içerikler
Cevabı göster
acılı yiyecekler
are more likely to enjoy other adrenaline-rich activities Dilbilgisi
3:06adrenalin dolu diğer aktivitelerden de keyif alma olasılığının daha yüksek olduğunu göstermiştir,
more likely to enjoy: daha güçlü hoşlanma değil, daha yüksek olasılık
Be more likely to + fiilin yalın hâli yapısı, bir şeyi yapma olasılığının daha yüksek olduğunu belirtir. More likely to enjoy ifadesinde enjoy eylemdir; likely ise bu eylemin gerçekleşme olasılığını açıklar. More bir karşılaştırma oluşturur; karşılaştırılan grup aynı yan cümlede belirtilmese de bu anlam korunur. Kalıp şöyledir: özne + be + more likely + to + fiilin yalın hâli: They are more likely to try it.
Alıştırma
‘Bir şeyi yapma olasılığı daha yüksek olmak’ anlamındaki yapıyla cümleyi tamamlayın: People who plan ahead are ____ finish on time.
Cevabı göster
more likely to
The taste for spicy food may even be genetic. Kelime
3:10Acı yiyeceklere duyulan tat zevki genetik bile olabilir.
The taste for spicy food: taste for ile tercih anlatmak
Bu ifadede taste, hoşlanma veya tercih anlamındadır; for ise kişinin neyi sevdiğini gösterir. Bu yüzden The taste for spicy food, acılı yiyeceklerin kendi tadını değil, acılı yiyeceklerden hoşlanma eğilimini anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı taste for + isim şeklindedir; örneğin a taste for jazz veya a taste for adventure. Hangi belirleyicinin kullanılacağı bağlama bağlıdır; buradaki The, daha önce sözü edilen belirli tercihi gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede taste bir tercihi ifade ediyor?
- Ravi has developed a taste for jazz.
- Ravi disliked the taste of the medicine.
- The lemon changed the taste of the soup.
Cevabı göster
Ravi has developed a taste for jazz.
up your tolerance for spice: fiil olarak up
Burada up, artırmak veya yükseltmek anlamında geçişli bir fiildir. Nesnesi your tolerance, for spice ise neye dayanıldığını gösterir. İfade, acılı yiyeceklerin verdiği yakıcı hissi veya rahatsızlığı kaldırabilme yeteneğini artırmak demektir. Burada söz konusu olan tercih değil, dayanma gücüdür: Bir kişi acılı yiyecekleri özellikle sevmeden de acıya karşı yüksek toleransa sahip olabilir.
Alıştırma
Up sözcüğünü fiil olarak ve tolerance for spice ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: Trying small amounts of spicy food regularly can ____.
Cevabı göster
up your tolerance for spice
According to some studies: dış kaynağı belirtmek
According to some studies, ardından gelen iddianın kaynağını tanıtır. Bilginin yalnızca konuşanın kişisel görüşünden değil, dışarıdaki araştırmalardan geldiğini gösterir. Some, iddianın kapsamını sınırlar: bazı araştırmaların bunu desteklediğini, bütün araştırmaların aynı fikirde olduğunu değil, anlatır. Bu kaynak çerçevesi bir sonucu daha temkinli sunmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi başlangıç bir raporu iddianın dış kaynağı olarak doğru biçimde gösterir?
- In my opinion the report, air quality improved last year.
- According to me, air quality improved last year.
- According to the report, air quality improved last year.
Cevabı göster
According to the report, air quality improved last year.
pain doesn't get any better: hiç iyileşme olmaması
Pain doesn't get any better ifadesinde get better, iyileşmek veya şiddeti azalmak anlamına gelir. Pain özne olduğunda bu ifade ağrının hafiflemediğini söyler; better burada daha yetenekli veya daha kaliteli demek değildir. Any, olumsuzluğu güçlendirir: doesn't get any better hiçbir iyileşme olmadığını, en küçük bir düzelme bile görülmediğini belirtir. Aynı yapı iyileşmeyen bir sorun, belirti veya durum için de kullanılabilir.
Alıştırma
Maya bir saat dinlendikten sonra "The pain doesn't get any better." diyor. Ne demek istiyor?
- Kişi daha becerikli hâle geldi.
- Ağrı hiç iyileşmedi.
- Ağrı tamamen kayboldu.
Cevabı göster
Ağrı hiç iyileşmedi.
You just get tougher: değişimi anlatan get + sıfat yapısı
Get + sıfat bir durum değişimini anlatır. Get tougher, “daha dayanıklı hâle gelmek”, yani acıya, baskıya veya zorluğa daha iyi dayanabilmek demektir. Bu cümlede tougher, mutlaka fiziksel olarak güçlenmeyi değil, dayanma kapasitesinin artmasını anlatır. Just, açıklamayı sınırlandırıp düzeltir: acı hissi azalmamıştır; değişen sensindir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “zorluklarla daha iyi başa çıkabilir hâle gelmek” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: After each demanding practice, you ____.
Cevabı göster
get tougher
don't rate the burn any less painful: daha düşük olmayan acı değerlendirmesi
Burada rate, “değerlendirmek veya puanlamak” anlamındadır; hız gibi bir ölçüyü ifade eden rate değildir. rate + nesne + sıfat yapısı bir değerlendirme bildirir: the burn değerlendirilen şeydir, painful ise değerlendirme sonucunu açıklar. don't ... any less painful yapısında any, olumsuz karşılaştırmayı güçlendirir: acı değerlendirmeleri karşılaştırma grubunun değerlendirmesinden hiç de düşük değildir. Yanma hissini yine acı verici bulurlar; cümle, hiç acı hissetmedikleri anlamına gelmez.
Alıştırma
Şu İngilizce cümleyi okuyun: In a survey, experienced hikers don't rate the steep trail any less difficult than beginners do. Bu ne anlama gelir?
- Onların zorluk değerlendirmesi yeni başlayanların değerlendirmesinden düşük değildir.
- Yol için hiçbir değerlendirme yapmazlar.
- Yolu yeni başlayanlardan daha düşük bir zorluk düzeyinde değerlendirirler.
Cevabı göster
Onların zorluk değerlendirmesi yeni başlayanların değerlendirmesinden düşük değildir.
than those who don't: bir gruba gönderim ve fiil öbeği eksiltisi
Bir karşılaştırmada those who, “... yapan kişiler” anlamına gelir. Buradaki those who don't, acı yiyecekler yemeyi sevmeyen kişileri belirtir. Don't yardımcı fiili, daha önce geçen like to eat spicy foods fiil öbeğinin yerini alır. Anlam açıksa İngilizcede yardımcı fiilden sonra bu öbek tekrarlanmayabilir. Bu nedenle cümle bağlam içinde tamamlanmıştır; yarıda kesilmiş değildir.
Alıştırma
Karşılaştırmayı those who ve check their mirrors regularly ifadesinin yerini alan bir yardımcı fiille tamamlayın: Drivers who check their mirrors regularly make fewer mistakes than ____.
Cevabı göster
those who don't
They just seem to like the pain more. Dilbilgisi
3:30Sadece acıyı daha çok seviyor gibi görünüyorlar.
seem to like the pain: temkinli bir çıkarım
Seem to + fiilin yalın hâli, tamamen kesin bir gerçek yerine bir izlenim veya çıkarım bildirir. Seem to like the pain ifadesinde kanıtlar, acı hissinden hoşlandıklarını düşündürür; ancak konuşan kişi şüphe payı bırakır. Bu ifade onların acıya karşı görünen tutumunu anlatır; acıyı daha az hissettikleri anlamına gelmez. Gözlemler bir sonucu desteklediği hâlde kanıtlamadığında bu temkinli yapı kullanılabilir.
Alıştırma
Kanıtlar hâlâ sınırlı. Hangi cümle en temkinli iddiayı bildiriyor?
- The new treatment has no possible effect on headaches.
- The new treatment definitely eliminates headaches.
- The new treatment seems to reduce headaches.
Cevabı göster
The new treatment seems to reduce headaches.
So torment your heat receptors all you want, Ton ve niyet
3:33Bu yüzden ısı reseptörlerinize istediğiniz kadar eziyet edin,
torment your heat receptors all you want ile şakacı bir kabulleniş
Bu cümlede torment bilerek abartılı kullanılır: acılı yiyecekler yemek, ısı reseptörlerine acı çektirmekmiş gibi şakayla anlatılır. Bu, vücuda zarar vermeye yönelik gerçek bir talimat değildir. Fiil öbeği + all you want kalıbı, bir şeyi istediğiniz kadar yapabileceğiniz anlamına gelir. Ardından karşıt bir sonuç geldiğinde ödün veren bir anlam taşır: istersen yap, ama birazdan söylenecek sonuç yine de geçerli olacaktır. Bu yüzden sıcak bir izin değil, şakacı veya meydan okuyan bir ifade gibi duyulabilir.
Alıştırma
"torment your heat receptors all you want," ifadesindeki all you want büyük olasılıkla ne anlatır?
- Şakacı bir kabulleniş: istersen yap, ama sonraki sonuç yine de geçerli
- Eylemin sonsuza kadar sürmesini gerektiren bir kural
- Hiçbir çekince içermeyen sıcak bir teşvik
Cevabı göster
Şakacı bir kabulleniş: istersen yap, ama sonraki sonuç yine de geçerli
when it comes to spicy food ile konuyu sınırlandırma
When it comes to spicy food, acılı yiyecekler hakkında veya acılı yiyecekler alanında demektir. Ardından gelen ifadenin sınırını belirler; böylece dinleyici, sonucun genel olarak her şeye değil bu konuya uygulandığını anlar. Yeniden kullanılabilen kalıp when it comes to + isim, zamir veya -ing biçimidir. Burada konu belirten bir ifadedir; bir şeyin gerçekten gelmesi veya bir yere ulaşması anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi burada öğrendiğiniz konu belirleme ifadesiyle tamamlayın: ____ online privacy, strong passwords are only the first step.
Cevabı göster
When it comes to
you're going to get burned: acının yakıcılığı ve mecazi zarar
Get burned genellikle iki anlama gelir: fiziksel olarak ateşten veya sıcaktan zarar görmek ve mecazi olarak bir risk, hata ya da yanlış kişiye güvenme yüzünden zarar görmek. Bu acılı yiyecek bağlamında burn, gerçek bir yanık olması gerekmeksizin acının sıcak ve yakıcı hissini çağrıştırırken ifadenin tamamı aynı zamanda sonuçlarına katlanmayı anlatır. You're going to, bu sonucu gerçekleşmesi kuvvetle beklenen bir şey olarak sunar. Cümlenin burned ile bitmesi, videoda tekrarlanan acının yakıcılığı fikrine geri döner ve konuyu eğlenceli bir çift anlamla kapatır.
Alıştırma
Özgün cümlede burned neden çift anlam oluşturuyor?
- Hem acılı yiyeceğin verdiği yakıcı acıyı hem de sonuçlarına katlanma fikrini çağrıştırır.
- Yalnızca yiyeceğin soğuduğunu söyler.
- Yalnızca bir şeyin gerçekten alev aldığını söyler.
Cevabı göster
Hem acılı yiyeceğin verdiği yakıcı acıyı hem de sonuçlarına katlanma fikrini çağrıştırır.