Kutu oyunu tavsiyeleri - Hayat için İngilizce dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
453 kelime 158 kel/dk

Video özeti: Bir kutu oyunu tutkunu, oyunların ekranlardan uzaklaşıp arkadaşlar ve aileyle yüz yüze vakit geçirmeyi sağladığını anlatıyor. Ardından parti, strateji, iş birliği ve savaş oyunlarını farklı kişiliklerle eşleştirirken nazik öneri dilini örneklendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. I don't think you should / but I think you should probably — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Önce aşırıya kaçan bir öneriyi geri çevirip ardından daha ölçülü bir tavsiyeye geçmeyi öğrenin. Baştaki çekince ve probably, gündelik konuşmada tavsiyenin emir gibi değil, esprili, düşünceli ve baskısız duyulmasını sağlar. 2. would definitely be up your street. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bir oyunun, etkinliğin ya da başka bir seçeneğin birinin ilgi alanlarına çok uygun olduğunu belirten bu Britanya İngilizcesi deyimini tanıyın. Bir şeyin hoşlarına gideceğini doğrudan söylemek yerine daha konuşma diline uygun ve kişiselleştirilmiş önerilerde kullanın. 3. fulfill an objective / reach a goal together. — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: Verilmiş bir amacı tamamlamaya yönelik daha resmî ifadeyle ortak bir hedefe birlikte ulaşmayı anlatan yaygın ifadeyi ayırt edin. İki söz öbeğini de iş birliğine dayalı oyun kurallarını, ekip çalışmasını, projeleri veya çalışma planlarını açıklarken kullanabilirsiniz.

Bu derste

I have a confession to make. Kalıp ifadeler

0:00

Size bir itirafta bulunmam gerek.

Kalıp ifadeler

have a confession to make: kişisel bir itirafa giriş yapmak

Have a confession to make, kabul edilecek bir şey olduğunu belirten kalıplaşmış bir giriş ifadesidir. Burada ciddi bir yanlış değil, kişisel bir tercih veya zararsız bir sır anlatılmaya başlanır. Bu giriş biraz merak uyandırır ve konuşan kişi kendisiyle hafifçe dalga geçiyormuş gibi eğlenceli gelebilir. Dinleyeni, konuşanın söylemekten biraz utandığı veya beklenmedik olabileceğini düşündüğü bir şeye hazırlar.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki kalıplaşmış girişle tamamlayın: I ____: I still sleep with a teddy bear.

Cevabı göster

have a confession to make

I love board games.

0:02

Kutu oyunlarına bayılıyorum.

I regularly play board games with my friends in the week. Kelime

0:05

Hafta içi düzenli olarak arkadaşlarımla kutu oyunları oynarım.

Kelime

in the week: Britanya İngilizcesinde hafta içi

Britanya İngilizcesindeki bu rutin bağlamında in the week, yaklaşık olarak pazartesiden cumaya kadar olan hafta içi günleri anlamına gelir. Hafta sonuyla karşıtlık kurar ve düzenli bir etkinliğin ne zaman yapıldığını gösterir. Başka bağlamlarda bu ifade belirli bir haftanın herhangi bir zamanı anlamına da gelebilir. Buradaki hafta içi anlamı, Britanya kullanımından ve cümlenin düzenli bir programdan söz etmesinden kaynaklanır.

Alıştırma

‘Hafta içi’ anlamını vermek için bu Britanya İngilizcesi rutin cümlesini en iyi hangi ifade tamamlar? I usually study ___, but I rest at the weekend.

  1. for a week
  2. in a week
  3. in the week
Cevabı göster

in the week

I go to Board Game Con Kültür

0:08

Board Game Con'a giderim

Kültür

Board Game Con: convention sözcüğünün kısaltması Con

Board Game Con, masa oyunu meraklıları için düzenlenen bir fuarı veya buluşmayı ifade eder. Con, hayran etkinliklerinin adlarında convention kelimesinin yaygın bir kısaltmasıdır. Bu cümlede Con, etkinlik adının bir parçasıdır. “Dezavantaj” anlamına gelmez ve “kandırmak” anlamındaki fiil değildir.

Alıştırma

Board Game Con etkinlik adındaki Con ne anlama gelir?

  1. masa oyunu meraklıları için bir fuar
  2. masa oyunlarının bir dezavantajı
  3. oyun sırasında oyuncuları kandırmanın bir yolu
Cevabı göster

masa oyunu meraklıları için bir fuar

and I even dream of board games.

0:10

ve hatta rüyamda bile kutu oyunları görürüm.

And I think you should too.

0:13

Ve bence siz de görmelisiniz.

I don't think you should dream of board games, Ton ve niyet

0:21

Rüyalarınızda kutu oyunları görmeniz gerektiğini söylemiyorum,

but I think you should probably play them.

0:23

ama muhtemelen onları oynamanız gerektiğini düşünüyorum.

Ton ve niyet

I don't think you should ... but I think you should probably ...: iki bölümlü yumuşak tavsiye

I don't think you should ... önce abartılı bir davranışı geri çeker. Ardından but ile başlayan bölüm asıl öneriyi verir: I think you should probably .... Bu karşıtlık, “O kadar ileri gitme ama daha makul olanı dene” anlamını taşır. Probably öneriyi daha az kesin ve daha az baskıcı yapar. Bu şakacı bağlamda ilk bölüm sert bir eleştiri değildir; yumuşak bir öneriye zemin hazırlar.

Alıştırma

I don't think you should ... but I think you should probably ... kalıbını tam olarak kullanarak tavsiyeyi tamamlayın: I ____ read the whole series tonight, but I ____ probably start with the first book.

Cevabı göster

don't think you should · think you should

Nowadays, we're always glued to our screens. Deyimler

0:25

Günümüzde hepimiz ekranlara yapışmış durumdayız.

Deyimler

be glued to our screens: gözünü ekrandan ayıramamak

Be glued to a screen, uzun süre ekrana bakmayı ve dikkati ondan başka yere çevirmekte zorlanmayı anlatan bir benzetmedir. Ortada gerçek bir yapıştırıcı yoktur. Bu cümlede always, abartı ve endişe anlamı katar: konuşan kişi ekranların insanların dikkatini gereğinden fazla çektiğini söylüyor.

Alıştırma

Hangi cümlede be glued to, birinin gözünü neredeyse hiç ayıramadığını anlatan mecazi anlamıyla kullanılmıştır?

  1. Leo looked at his tablet for a moment.
  2. Leo used glue to repair his tablet case.
  3. Leo was glued to his tablet for the whole journey.
Cevabı göster

Leo was glued to his tablet for the whole journey.

We always have a phone or a tablet or a computer in front of us.

0:28

Önümüzde her zaman bir telefon, tablet ya da bilgisayar var.

Board games give us a way to just spend time with our friends and family face-to-face. Notlar

0:32

Kutu oyunları bize sadece arkadaşlarımızla ve ailemizle yüz yüze vakit geçirme imkanı sunuyor.

Kalıp ifadeler

give us a way to + fiil: bir yol sağlamak

Give someone a way to do something, bir kişiye bir şeyi yapması için yöntem veya fırsat sağlamak anlamına gelir. Burada give, fiziksel bir nesneyi uzatıp vermek anlamında değildir. Kalıp özne + give + kişi + a way to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Örnekte board games fırsatı sağlar, us bundan yararlanan kişileri, spend ise mümkün hâle gelen eylemi belirtir.

Alıştırma

Give us a way to ifadesini tekil özneyle uyumlu hâle getirip cümleyi tamamlayın: This map ____ find the library.

Cevabı göster

gives us a way to

Kelime

face-to-face: yüz yüze iletişim kurmak

Burada face-to-face, insanların birlikte nasıl vakit geçirdiğini anlatır: ekran, telefon veya yazılı mesajlar aracılığıyla değil, aynı yerde bulunup doğrudan iletişim kurarlar. Bu ifade sohbet, ders ve toplantı gibi birçok ortamda doğrudan etkileşimi anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi yüz yüze anlamındaki kısa çizgili ifadeyle tamamlayın: We have only chatted online, but tomorrow we'll meet ____.

Cevabı göster

face-to-face

So, we're no longer looking at these screens. Kalıp ifadeler

0:38

Böylece artık bu ekranlara bakmak zorunda kalmıyoruz.

Kalıp ifadeler

no longer: önceki bir durumun sona ermesi

No longer, daha önce geçerli olan bir durumun veya yapılan bir eylemin artık sona erdiğini anlatır. Altyazıda grup daha önce ekranlara bakıyordu, fakat şimdi bunu yapmıyor. No longer ifadesini We are no longer waiting örneğindeki gibi be fiilinden sonra, We no longer wait örneğindeki gibi diğer ana fiillerin çoğundan önce kullanın.

Alıştırma

Cümleyi no longer kullanarak tamamlayın: The old password is ____ valid.

Cevabı göster

no longer

In this video,

0:40

Bu videoda,

I'm going to recommend a few board games for you. Dilbilgisi

0:41

sizlere birkaç kutu oyunu önereceğim.

Dilbilgisi

I'm going to recommend: sıradaki eylemi önceden bildirmek

Burada I'm going to + fiilin yalın biçimi, konuşanın daha sonra yapmayı planladığı eylemi belirtir. Recommend fiilin yalın biçimidir; bu nedenle I'm going to recommend, konuşanın sıradaki adımda öneriler sunmayı amaçladığını gösterir. Bir girişte bu yapı, gelecek içeriği önceden bildirir ve dinleyicinin anlatımı takip etmesini sağlar. Going to burada hareket etmeyi anlatmaz; be going to geleceğe yönelik bir planı veya niyeti belirtir.

Alıştırma

Planlanan sıradaki adımı önceden bildirmek için be going to + fiilin yalın biçimini kullanın. Bir kulüp toplantısının başında cümleyi tamamlayın: I'm ____ explain the first rule.

Cevabı göster

going to

And listen out for the expressions and language Öbek fiiller

0:44

Ve bu kutu oyunlarını tavsiye ederken kullanacağım

Öbek fiiller

listen out for: belirli bir bilgiyi duymak için dikkat kesilmek

Listen out for, belirli bir sesin, sözcüğün veya bilginin ortaya çıkmasını dikkatle bekleyip onu duyduğunuzda fark etmek demektir. Yapı, listen out for + duyulması beklenen şey biçimindedir. Burada konuşan kişi, daha sonra kullanılan ifadeleri ve dili yakalayabilmeleri için izleyicilerden özellikle dikkatli olmalarını ister. Bu, yalnızca dinlemelerini söylemekten daha belirli bir dinleme hedefidir.

Alıştırma

Hangi cümle, beklenen belirli bir bilgiyi duymak için dikkat kesilmeyi söyler?

  1. Listen to the whole announcement from beginning to end.
  2. Say your name before the list is read.
  3. Listen out for your name when the list is read.
Cevabı göster

Listen out for your name when the list is read.

I use to recommend these board games.

0:47

ifadelere ve sözcüklere kulak verin.

If you're an extroverted or sociable person, Dilbilgisi

0:50

Eğer dışa dönük ya da sosyal biriyseniz,

then you'll probably be into party games. Kelime

0:53

parti oyunları muhtemelen çok hoşunuza gidecektir.

Dilbilgisi

Kişiye özel öneriler için If you're ..., then you'll probably be into ...

if bölümü, nasıl bir kişiden söz edildiğini belirtir: dışa dönük veya sosyal biri. Sonuç bölümü ise bu kişinin muhtemelen neden hoşlanacağını söyler. İki bölüm birlikte kesin bir kural değil, kişiye uygun bir öneri oluşturur. Then sonucu açıkça başlatır, ancak günlük İngilizcede çıkarılabilir. Probably tahmini yumuşatır: konuşan kişi bunun iyi bir eşleşme olacağını düşünür, fakat kesin olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle kişisel bir tercihi koşul olarak kullanıp temkinli bir öneride bulunuyor?

  1. If you enjoy quiet evenings, then you must be into every puzzle.
  2. If you enjoy quiet evenings, then you'll probably be into jigsaw puzzles.
  3. You enjoy quiet evenings because you'll probably be into jigsaw puzzles.
Cevabı göster

If you enjoy quiet evenings, then you'll probably be into jigsaw puzzles.

Kelime

be into party games: ilgiyi gündelik bir dille ifade etmek

Be into something, bir şeyi sevdiğini, onunla ilgilendiğini veya ona zaman ayırdığını söylemenin gündelik bir yoludur. Burada be into party games, parti oyunlarını sevmek anlamına gelir; into bir yere doğru hareketi anlatmaz. Into sözcüğünden sonra bir isim öbeği veya -ing biçimi kullanılır, çünkü into burada bir edattır: be into music, be into board games veya be into collecting cards.

Alıştırma

Be into ifadesinin şimdiki zamandaki iki sözcüklü biçimiyle cümleyi tamamlayın: Mia loves taking pictures. She ____ photography.

Cevabı göster

is into

Now, there are lots of different types of party games.

0:56

Parti oyunlarının pek çok farklı türü vardır.

Uh one of them is a mafia game. Kültür

0:59

Ih, bunlardan biri mafya oyunudur.

Kültür

mafia game: gizli rollere dayalı bir sosyal çıkarım oyunu

Mafia game, sosyal çıkarıma dayanan bir grup oyunudur. Oyuncuların genellikle gizli rolleri vardır ve karşıt takımlara ayrılırlar; konuşur, tahminlerde bulunur ve diğer tarafı belirlemek için oylama yapabilirler. Burada mafia, oyunun temasını ve rol sistemini belirtir. Oyuncuların gerçek bir organize suça karıştığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede mafia game ne anlama geliyor?

  1. tek kişilik bir yarış oyunu
  2. gizli roller içeren bir sosyal çıkarım oyunu
  3. gerçek bir suç faaliyeti
Cevabı göster

gizli roller içeren bir sosyal çıkarım oyunu

If you're keen on watching uh crime dramas Kalıp ifadeler

1:02

Eğer suç dizileri izlemeye ya da

Kalıp ifadeler

keen on watching: keen on + -ing ile ilgi belirtmek

Be keen on + isim veya -ing biçimi, bir şeye çok ilgi duymak ya da onu yapmaktan hoşlanmak anlamına gelir. Burada keen on watching crime dramas, dinleyicinin suç dizileri izlemeyi sevdiğini belirtir. On bir edattır, bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: keen on watching doğrudur; keen on watch denmez. Bu kullanım özellikle Britanya İngilizcesinde yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi örnekteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Maya is ____ watching nature documentaries after school.

Cevabı göster

keen on

or whodunnits murder mysteries Kelime

1:06

katilin kim olduğunu bulmaya dayalı cinayet gizemlerine

Kelime

whodunnits: suçu kimin işlediğini konu alan gizemler

Whodunnits, whodunnit sözcüğünün çoğuludur. Whodunnit, temel bilmecesi suçu kimin işlediği olan bir gizem öyküsünü anlatan, sayılabilen ve gündelik bir isimdir. Bu soru üzerine kurulu bir romanı, filmi, televizyon dizisini, tiyatro oyununu veya oyunu tanımlayabilir. Yazımı, standart olmayan "Who done it?" sorusunun konuşma dilindeki biçimini yansıtır. Ancak burada biçimin tamamı tek bir isim olarak işlev görür: a whodunnit, two whodunnits. Standart İngilizcedeki doğrudan soru "Who did it?" şeklindedir.

Alıştırma

whodunnit sözcüğünün en doğru anlamı nedir?

  1. Suçu kimin işlediğini bulmaya odaklanan bir gizem
  2. Kimliği bilinen bir suçlunun hapishaneden kaçışını anlatan bir öykü
  3. Polislik mesleğini gerçeklere dayanarak açıklayan bir rehber
Cevabı göster

Suçu kimin işlediğini bulmaya odaklanan bir gizem

and working out who the murderer is, Öbek fiiller

1:08

ve katilin kim olduğunu çözmeye meraklıysanız,

Öbek fiiller

working out: düşünerek bir cevaba ulaşmak

Buradaki working out, ipuçlarını kullanıp dikkatlice düşünerek bir cevaba ulaşmak anlamına gelir. Ardından work out the answer örneğindeki gibi çözülen şey ya da work out who the murderer is örneğindeki gibi soru bildiren bir yan cümle gelebilir. Work out ayrıca egzersiz yapmak veya iyi sonuçlanmak gibi başka anlamlara da gelir. Gizem bağlamı, burada düşünerek cevap bulma anlamının kullanıldığını açıkça gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede work out, “düşünerek bir cevaba ulaşmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. We worked out at the gym before lunch.
  2. We worked out the code by testing each pattern.
  3. We found out the meeting starts at nine.
Cevabı göster

We worked out the code by testing each pattern.

then this game would definitely be up your street. Deyimler

1:11

o zaman bu oyun kesinlikle tam size göre olacaktır.

Deyimler

would definitely be up your street: kesinlikle tam sana göre olurdu

Be up your street, bir şeyin ilgi alanlarınıza uyduğu ya da size çok uygun olduğu anlamına gelen Britanya İngilizcesine özgü bir deyimdir. Gerçek bir sokaktan söz etmez. Burada would, tavsiyeyi önceki koşulun beklenen sonucu olarak sunar; definitely ise güçlü bir kesinlik katar. Konuşan kişi bu oyunun dinleyiciye çok uygun olduğuna inanır.

Alıştırma

Nina bilim deneylerini seviyor. Hangi cümle bir robotik kulübünün onun ilgi alanlarına çok uygun olduğunu doğal biçimde anlatır?

  1. The robotics club would definitely be on her street.
  2. The robotics club would definitely be up her street.
  3. The robotics club would definitely be up the street.
Cevabı göster

The robotics club would definitely be up her street.

Another kind of party game is word games.

1:14

Bir diğer parti oyunu türü ise kelime oyunlarıdır.

So, one kind of word game might be

1:18

Bir tür kelime oyununda

trying to guess what a particular word is

1:20

tek kelimelik bir ipucu veya bir cümleye dayanarak

based on a one-word clue or a sentence. Kalıp ifadeler

1:23

belirli bir kelimenin ne olduğunu tahmin etmeye çalışabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

based on a one-word clue: tek kelimelik bir ipucuna dayanarak

Based on, bir eylem, karar veya tahmin için temel alınan bilgiyi belirtir. Bu cümlede oyuncu ipucunu kullanarak kelimeyi tahmin eder; on fiziksel bir konumu anlatmaz. A one-word clue, tam olarak bir kelimeden oluşan ipucu demektir. One-word, clue isminden önce iki kelime birlikte çalıştığı için kısa çizgiyle yazılır.

Alıştırma

Cümleyi based on ile tamamlayın: We changed our picnic plan ____ the weather report.

Cevabı göster

based on

They're really fun, believe me. Ton ve niyet

1:27

İnanın bana, gerçekten çok eğlencelidirler.

Ton ve niyet

believe me: bir öneriyi daha güçlü hâle getirmek

Bu cümlede believe me, iddiadan sonra gelir ve onu güçlendirir. Konuşan kişi, “Benim değerlendirmeme güven: Gerçekten çok eğlenceliler,” demektedir. Bu ifade yalnızca bir olguya inanılmasını istemez; öneriyi de destekler. Bildiğiniz veya deneyimlediğiniz bir şeye dayanarak kendinizden emin olduğunuzu göstermek için kullanın. Dinleyiciye, az önce söylediğiniz sözün arkasında durduğunuzu anlatır.

Alıştırma

Hangi seçenek, samimi bir kişisel öneriyi güçlendirmek için believe me ifadesini kullanıyor?

  1. Bir arkadaş şöyle der: “The climb is tiring, but the view is worth it, believe me.”
  2. Bir ziyaretçi şöyle der: “I believe the museum closes at five.”
  3. Bir çocuk şöyle der: “Please believe me; I did not break the cup.”
Cevabı göster

Bir arkadaş şöyle der: “The climb is tiring, but the view is worth it, believe me.”

But, if you're a quiet and introverted person,

1:29

Ancak sakin ve içe dönük biriyseniz,

then maybe you'd have fun playing strategy games. Kalıp ifadeler

1:32

belki strateji oyunları oynamaktan daha çok keyif alırsınız.

Kalıp ifadeler

you'd have fun playing: nazikçe etkinlik önermek

Burada you'd, you would ifadesinin kısaltmasıdır. maybe ile birlikte you'd have fun playing, eğlenmeyi olası bir sonuç olarak sunar; bu yüzden kesin bir iddia değil, yumuşak bir öneri gibi duyulur. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp would have fun + -ing biçimindedir. Etkinlik için -ing biçimini kullanın: have fun playing denir; have fun play veya have fun to play denmez.

Alıştırma

Yumuşak öneriyi have fun + -ing ile tamamlayın: I think you'd ____ learning to bake bread.

Cevabı göster

have fun

Again, there are lots of different genres of strategy game. Kelime

1:35

Tekrar edeyim, strateji oyunlarının da pek çok farklı türü vardır.

Kelime

genres of strategy game: strateji oyunlarının içindeki kategoriler

Genre; film, müzik, edebiyat veya oyun kategorileri gibi yaratıcı eserler ya da medya için kabul görmüş bir kategori demektir. Aynı genre içindeki eserler çoğu zaman ortak özelliklere, tarzlara veya yerleşmiş kalıplara sahiptir. genres of strategy game ifadesinde strategy game geniş kategoriyi, genres ise onun içindeki daha küçük kategorileri belirtir. Genre yalnızca kitaplar veya filmler için kullanılmaz; oyunları sınıflandırmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “yaratıcı eserlerin kabul görmüş bir kategorisi” anlamıyla tamamlayan kelime hangisidir? Comedy is a popular film ____.

  1. resource
  2. genre
  3. action
Cevabı göster

genre

One of them is a worker placement game. Kültür

1:39

Bunlardan biri işçi yerleştirme oyunudur.

Kültür

worker placement game: eylem seçmek için oyun taşlarını yerleştirmek

Worker placement game, işçi taşlarını veya jetonlarını alanlara yerleştirmeye dayanan bir masa oyunu kategorisidir. Bir worker yerleştirmek genellikle oyuncunun o alanda gösterilen eylemi yapmasını veya kaynağı almasını sağlar. Buradaki worker gerçek bir çalışan değil, oyun taşı veya eylem birimi anlamına gelir. Ayrıntılı kurallar oyundan oyuna değişir.

Alıştırma

Masa oyunu kategorisinin adını tamamlayın: Players put worker pieces on action spaces to choose actions. It is a ____.

Cevabı göster

worker placement game

A worker placement game is when you have a worker and you put it on a space Notlar

1:42

İşçi yerleştirme oyunu, bir işçiniz olup onu bir alana yerleştirdiğiniz

Dilbilgisi

A worker placement game is when...: konuşma dilindeki X is when... tanım kalıbı

X is when..., bir fikri, etkinliği ya da kuralı tanımlamak için kullanılan basit bir konuşma kalıbıdır. Önce X söylenir; ardından when yan cümlesiyle genellikle neler olduğu veya bunun nasıl işlediği anlatılır. Burada when öncelikle zamanı belirtmez. Tanımın içeriğini, yani işçi yerleştirme oyununun neler içerdiğini açıklar.

Alıştırma

X is when... konuşma dilindeki tanım kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: A study break ____ you stop working for a few minutes to rest.

Cevabı göster

is when

Kelime

put it on a space: masa oyunu kurallarında space

Masa oyunu kurallarında space, bir taşın konabileceği veya hareket ettirilebileceği oyun tahtası üzerindeki belirli bir yer ya da alanı ifade eder. put it on a space, işçi taşını tahtadaki bu konumlardan birine yerleştirmek demektir. Burada space “uzay” anlamına gelmez. Oyun bağlamı bu sıradan sözcüğe kurallara özgü bir anlam verir.

Alıştırma

Şu masa oyunu yönergesini okuyun: “Put your piece on a space.” space ne anlama gelir?

  1. oyuncuların çevresindeki boş alan
  2. oyun tahtasındaki bir konum
  3. Dünya’nın ötesindeki evren
Cevabı göster

oyun tahtasındaki bir konum

and then lots of amazing things happen.

1:47

ve ardından pek çok harika şeyin gerçekleştiği bir oyundur.

So, you might be rewarded with leaves. Dilbilgisi

1:50

Yani, ödül olarak yaprak kazanabilirsiniz.

Dilbilgisi

you might be rewarded with: edilgen yapıyla olası bir ödülü anlatma

might + be + rewarded kalıbında bir kip belirtecinin ardından edilgen yapı gelir. Özne olan you, ödülü alabilecek kişidir; might sonucun kesin değil, yalnızca olası olduğunu gösterir. With, ödülün ne olduğunu belirtir. you might be rewarded with leaves cümlesinde leaves, ödül olarak verilebilecek bir oyun kaynağıdır.

Alıştırma

Cümleyi might + be + rewarded + with kipli edilgen yapısıyla tamamlayın: If you finish the treasure hunt, you ____ a special sticker.

Cevabı göster

might be rewarded with

You might be rewarded with eggs.

1:53

Ödül olarak yumurta kazanabilirsiniz.

You might be rewarded with twigs.

1:55

Ödül olarak ince dallar kazanabilirsiniz.

Who knows? Ton ve niyet

1:59

Kim bilir?

Ton ve niyet

Who knows?: cevabın belirsiz olduğunu söyleme

Who knows? çoğu zaman cevabı bilen kişiyi gerçekten bulmaya yönelik bir soru değil, retorik bir sorudur. Burada kimsenin kesin olarak söyleyemeyeceği veya her şeyin olabileceği anlamına gelir. Kısa bir yanıt olarak sonucu açık bırakır; ses tonuna göre hafif, şakacı veya biraz kabullenmiş duyulabilir.

Alıştırma

“Will the weather clear up before the game? Who knows?” diyaloğunda Who knows? ne anlama gelir?

  1. Kimse kesin olarak söyleyemez.
  2. Bilen kişinin kim olduğunu söyle.
  3. Herkes cevabı zaten biliyor.
Cevabı göster

Kimse kesin olarak söyleyemez.

The opportunities are endless. Deyimler

1:59

Fırsatlar sonsuzdur.

Deyimler

The opportunities are endless: çok fazla olasılık

Burada The opportunities are endless bilinçli bir abartıdır. Çok fazla seçenek veya olasılık olduğu anlamına gelir; fırsatların gerçekten sonsuz olduğu anlamına gelmez. Cümle, bu olasılıkları heyecan verici ve ucu açık gösterir. Bu tür bir ifade, bir etkinliği, ürünü veya gelecek planını potansiyel dolu göstermek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Bu tür heyecanlı bir anlatımda The opportunities are endless. genellikle ne anlama gelir?

  1. Her fırsat sonsuza kadar sürer.
  2. Hiç yararlı seçenek yoktur.
  3. Çok fazla seçenek veya olasılık vardır.
Cevabı göster

Çok fazla seçenek veya olasılık vardır.

Seriously.

2:01

Cidden.

If you've always dreamt of building a system Kalıp ifadeler

2:02

Eğer her zaman, giderek büyüyen

Kalıp ifadeler

always dreamt of building: dream of sonrasında -ing

dream of doing something yapısında dream, bir şeyi yapmayı çok istemek veya hayal etmek anlamına gelir. Buradaki always dreamt of building, uzun zamandır bir sistem kurma isteğini anlatır. of bir edat olduğu için ardından gelen eylem -ing biçimini alır: of building; of build değil. You've always dreamt, geçmişteki isteği şimdiyle bağlayan present perfect yapısını kullanır. Dreamt, dream fiilinin Britanya İngilizcesinde yaygın olan geçmiş ortaç biçimidir.

Alıştırma

build fiilinin doğru biçimiyle boşluğu doldurun: I've always dreamt of ____ my own tree house.

Cevabı göster

building

that gradually gets bigger and bigger Dilbilgisi

2:05

ve oyunun sonunda sizi tatlı puanlarla ödüllendiren

Dilbilgisi

gets bigger and bigger: sürekli bir artış

gets bigger and bigger ifadesinde get + sıfat bir durum değişikliğini gösterir: bir şey değişir ve büyür. 「Karşılaştırma biçimi + and + aynı karşılaştırma biçimi」kalıbı değişimin sürmesini anlatır. Bu nedenle bigger and bigger, bir şeyin giderek büyüdüğü anlamına gelir. Bigger sözcüğünün tekrarı bilinçlidir; hata değildir. Aynı kalıp faster and faster veya colder and colder gibi başka kısa sıfatlarla da kullanılır. Uzun bir sıfatta more and more difficult örneğindeki gibi more + sıfat tekrarlanır. Altyazıdaki gradually sözcüğü de değişimin adım adım gerçekleştiğini açıkça belirtir.

Alıştırma

Cümleyi big sıfatının tekrarlanan karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: As the balloon fills with air, it gets ____.

Cevabı göster

bigger and bigger

and rewards you with delicious points at the end of the game, Deyimler

2:09

bir sistem kurmayı hayal ettiyseniz,

Deyimler

delicious points: duyusal sözcüklerle şakacı anlatım

Delicious normalde tadı çok güzel olan yiyecekleri anlatır. delicious points ifadesinde ise bu sözcük bilinçli olarak oyun puanları için kullanılır. Bu nedenle ifade mecazidir: puanlar yiyecek değildir ve yenemez. Yiyecekle ilgili bu beklenmedik sözcük, puan kazanmayı özellikle keyifli ve tatmin edici gösterir. Ayrıca konuşmacının oyun anlatımına şakacı ve heyecanlı bir ton katar.

Alıştırma

Bu cümlede delicious points ne anlatıyor?

  1. Puanlar yiyecekten yapılmıştır ve yenebilir.
  2. Puanların yiyecek tatmayla ilgili özel bir kuralı vardır.
  3. Bu puanları kazanmak özellikle keyifli ve tatmin edicidir.
Cevabı göster

Bu puanları kazanmak özellikle keyifli ve tatmin edicidir.

then maybe engine builders will be your cup of tea. Deyimler

2:12

o zaman motor inşa etme (engine builder) oyunları tam size göre olabilir.

Deyimler

will be your cup of tea: ilgi alanlarına uygun olmak

Be someone's cup of tea, bir şeyin o kişinin zevklerine veya ilgi alanlarına uygun olduğu anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede motor geliştirme oyunları, dinleyicinin hoşlanabileceği bir oyun türü olarak öneriliyor. İyelik sözcüğü kişiye göre my cup of tea, your cup of tea veya their cup of tea şeklinde değişir. Buradaki cup of tea bir içeceği anlatmaz.

Alıştırma

“This puzzle game might be your cup of tea,” cümlesindeki deyim ne anlama gelir?

  1. Biri sana çay ikram edecek.
  2. Oynamadan önce bir fincana ihtiyacın var.
  3. İlgi alanlarına uygun olabilir.
Cevabı göster

İlgi alanlarına uygun olabilir.

But, if you're not a very competitive person,

2:16

Ama çok rekabetçi biri değilseniz,

then maybe you'd fancy playing co-op games. Notlar

2:19

belki de işbirliğine dayalı (co-op) oyunlar oynamayı seversiniz.

Kelime

fancy playing: bir şey yapmak istediğini fancy + -ing ile söylemek

Burada fancy, canı istemek veya yapmak istemek anlamına gelen bir fiildir. fancy playing co-op games, iş birliğine dayalı oyunlar oynamanın hoş gelebileceğini anlatır. Burada süslü veya özel anlamındaki sıfat olarak kullanılmaz. Bu fiil anlamıyla fancy sözcüğünden sonra -ing biçimi gelir: fancy playing, fancy going, fancy trying. maybe you'd fancy... ifadesindeki you'd, you would demektir ve öneriyi daha yumuşak hâle getirir.

Alıştırma

fancy sözcüğünden sonra play fiilinin doğru -ing biçimini yazarak cümleyi tamamlayın: Do you fancy ____ a board game after dinner?

Cevabı göster

playing

Kültür

co-op games: takım çalışmasına dayalı oyunlar

Co-op, cooperative sözcüğünün kısaltmasıdır. co-op games türündeki oyunlarda iki veya daha fazla oyuncu, öncelikle birbirini yenmeye çalışmak yerine ortak bir hedef için birlikte çalışır. Burada co-op, oyunun iş birliğine dayalı modunu veya türünü anlatır. Başka bağlamlarda a co-op, ortaklaşa sahip olunan bir işletme veya kuruluş anlamına gelebilir; ancak bu cümledeki anlamı bu değildir.

Alıştırma

Bir co-op game için en doğru açıklama hangisidir?

  1. Her oyuncu diğer oyuncuların hepsini yenmelidir.
  2. Yalnızca bir kişi oynayabilir.
  3. Oyuncular ortak bir hedef için birlikte çalışır.
Cevabı göster

Oyuncular ortak bir hedef için birlikte çalışır.

So, co-op games are just games

2:22

İşbirliğine dayalı (co-op) oyunlar, diğer oyuncularla birlikte çalıştığınız

where you're working together with the other players

2:24

ve bir görevi yerine getirmeye

and you're trying to fulfill an objective Kalıp ifadeler

2:27

ya da birlikte bir hedefe ulaşmaya çalıştığınız

or trying to reach a goal together.

2:30

oyunlardır.

Kalıp ifadeler

fulfill an objective ... reach a goal together: bir hedefe ulaşmayı anlatmanın iki yolu

Vurgulanan iki ifade de amaçlanan bir sonuca ulaşmayı anlatır. Fulfill an objective, sonucu belirli bir görev veya gereklilik olarak sunar; reach a goal together ise birlikte varılan ortak bir hedef olarak sunar. Burada objective, “hedef” anlamında bir isimdir; “nesnel” anlamındaki sıfat değildir. Bu eş dizimlerde fulfill, objective ile; reach ise goal ile kullanılır. together, ortak çaba anlamını ekler.

Alıştırma

Cümleleri vurgulanan ifadelerle tamamlayın. Görev için daha resmî ifadeyi, çalışma planı için daha geniş kapsamlı ifadeyi kullanın: The team must ____ to finish the mission. With regular practice, our study group can ____.

Cevabı göster

fulfill an objective · reach a goal together

It's all about teamwork Kalıp ifadeler

2:32

Tamamen takım çalışmasıyla ilgilidir

Kalıp ifadeler

It's all about teamwork: ana noktayı belirtmek

It's all about + isim veya -ing biçimindeki eylem kalıbı, bir durumda en önemli şeyin ne olduğunu söyler. Burada It's all about teamwork, ekip çalışmasının bu etkinliğin kilit noktası olduğu anlamına gelir. All vurguyu güçlendirir. Genellikle başka hiçbir şeyin önemli olmadığı anlamına gelmez; “asıl önemli olan ...” demektir.

Alıştırma

Dinlemenin kilit nokta olduğunu anlatmak için cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: Good customer service ____ listening.

Cevabı göster

is all about

and you're all on the same team. Kalıp ifadeler

2:34

ve hepiniz aynı takımdasınızdır.

Kalıp ifadeler

all on the same team: aynı hedef için birlikte çalışmak

be on the same team ifadesinde on, birinin bir takıma ait olduğunu gösterir. Burada you're all on the same team, herkesin aynı tarafta olduğu ve birbiriyle yarışmak yerine birlikte çalışması gerektiği anlamına gelir. Team, bir oyundaki gerçek bir takım veya tek bir hedefi olan bir grup olabilir. Resmî bir spor takımı olmak zorunda değildir.

Alıştırma

Herkesin ortak bir hedef için çalıştığını anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: We may disagree, but we're all ____.

Cevabı göster

on the same team

And lastly, if you're somebody who just loves to smash Anlatım akışı

2:36

Ve son olarak, sadece bir şeyleri parçalamayı,

Anlatım akışı

And lastly, ile listenin son maddesini tanıtmak

And lastly, bir listenin, sıralamanın veya öneri grubunun son maddesini tanıtan bir işarettir. Burada and bu maddeyi öncekilere bağlarken lastly dinleyiciye listenin bitmek üzere olduğunu gösterir. Bu tür bir ifade, fikirlerinin sırasını takip etmeyi kolaylaştırır; bir eylemin ne zaman gerçekleştiğini anlatmak yerine bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Bu cümlede And lastly, dinleyiciye ne anlatıyor?

  1. Konuşmacı bir eylemin ne kadar sürdüğünü söylüyor.
  2. Konuşmacı bir listenin son maddesini tanıtıyor.
  3. Konuşmacı ilk maddeye bir örnek veriyor.
Cevabı göster

Konuşmacı bir listenin son maddesini tanıtıyor.

smash armies and do battle with your opponents, Notlar

2:42

orduları ezip geçmeyi ve rakiplerinizle savaşmayı seven biriyseniz,

Kelime

smash armies: orduları kesin bir yenilgiye uğratmak

Bu oyun bağlamında smash, çok açık ve kesin biçimde yenmek veya yok etmek anlamına gelir. Bu yüzden smash armies, fiziksel oyun parçalarına elle vurmak değil, karşı orduları alt etmek demektir. Nötr defeat sözcüğüne göre smash daha güçlü ve dramatik duyulur. Ezici bir zaferi heyecanlı biçimde canlandırır.

Alıştırma

Oyunla ilgili bu cümlede smash armies ne anlama geliyor?

  1. ordu parçalarını kazara düşürmek
  2. orduları kesin bir yenilgiye uğratmak
  3. ordu parçalarını dikkatlice onarmak
Cevabı göster

orduları kesin bir yenilgiye uğratmak

Kalıp ifadeler

do battle with your opponents: dramatik savaş anlatımı

Do battle with, biriyle savaşmak veya zorlu bir mücadeleye girmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Do battle bir bütün olarak kullanılır; with ise karşı tarafı belirtir. Yalnızca fight demekten daha dramatik ve öyküleyici bir hava taşır; böylece oyun açıklamasını destansı bir çatışma gibi gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede dramatik do battle with ifadesi doğru kullanılmıştır?

  1. The knights do a battle with a dragon at dawn.
  2. The knights make battle with a dragon at dawn.
  3. The knights do battle with a dragon at dawn.
Cevabı göster

The knights do battle with a dragon at dawn.

then war games and area control games will be up your street. Kültür

2:46

savaş oyunları ve alan kontrol oyunları tam size göre olacaktır.

Kültür

war games and area control games: tema ile mekanik arasındaki fark

Bunlar masa oyunu kategorilerinin adlarıdır. War games; savaşları, orduları, askerî seferleri veya askerî çatışma simülasyonlarını merkeze alır. Area control games ise bir oyun mekaniğine odaklanır: oyuncular haritanın bölümlerini ele geçirmek veya kontrol altında tutmak için yarışır. Burada area control, yalnızca alan yönetimini anlatan genel bir ifade değil, teknik bir oyun terimidir.

Alıştırma

Hangi açıklama bir area control game için en uygundur?

  1. Oyuncular oyun alanının fiziksel boyutunu ölçer.
  2. Oyun gerçek bir tarihî savaşı yeniden canlandırmak zorundadır.
  3. Oyuncular haritadaki bölgeleri ele geçirip elde tutmak için yarışır.
Cevabı göster

Oyuncular haritadaki bölgeleri ele geçirip elde tutmak için yarışır.

Yes.

2:52

Evet.

So, did you hear the language of recommendation that I used?

2:54

Peki, kullandığım tavsiye dilini duydunuz mu?

Be keen on something.

2:58

Be keen on something.

Be into something.

2:59

Be into something.

Be up your street.

3:01

Be up your street.

You'd have fun playing.

3:02

You'd have fun playing.

Your cup of tea.

3:04

Your cup of tea.

I hope one of these types of board game interests you. Kelime

3:06

Umarım bu kutu oyunu türlerinden biri ilginizi çeker.

Kelime

interests you: bir şey birinin ilgisini çeker

Burada interest, “birinin merakını veya ilgisini uyandırmak” anlamındaki geçişli bir fiildir. interests you yapısında ilgiyi uyandıran şey özne, you ise nesnedir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp something interests someone şeklindedir. Özne one of... ile başlar ve temel sözcük olan one tekildir. Bu nedenle geniş zamanda interest değil, interests kullanılır: one of these types ... interests you.

Alıştırma

Bulmacanın Leo’nun ilgisini çektiğini söylemek için interest fiilinin doğru biçimini kullanın: This new puzzle ____ Leo.

Cevabı göster

interests

And see you at Board Game Con. Kalıp ifadeler

3:09

Board Game Con'da görüşmek üzere.

Kalıp ifadeler

see you at + etkinlik veya yer: vedalaşma ifadesi

See you at + etkinlik veya yer, daha sonra orada buluşmayı beklediğinizi anlatan samimi bir vedalaşma ifadesidir. Kişiyi şu anda gördüğünüzü anlatmaz. at edatı etkinliği veya buluşma yerini tanıtır: See you at the concert. Ardından zaman ifadesi gelebilir: See you at the concert on Friday.

Alıştırma

Bir arkadaşınızla cumartesi günü okul şenliğine katılacağınızı karşılıklı olarak doğruladınız. Konuşmayı bitirmenin en doğal yolu hangisidir?

  1. See you on the school fair on Saturday.
  2. See you at the school fair on Saturday.
  3. I see you at the school fair on Saturday.
Cevabı göster

See you at the school fair on Saturday.

Bye-bye.

3:12

Hoşça kalın.