Denver Havalimanı'nın Arkasındaki Korkutucu Gizem: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Video, Denver Havalimanı'ndaki sanat eserlerini, pistleri, levhaları ve tünelleri inceliyor; komplo iddialarını pratik açıklamalarla karşılaştırıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. get to the bottom of - Deyimler ve mecaz ifadeler: anlatıcının fiziksel bir tabanı değil gerçek nedeni bulmayı vaat ettiğini anlayın ve ifadeyi sorun araştırırken kullanın. 2. in response to - Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: resmi bir açıklama ya da eylemi onu tetikleyen söylenti, eleştiri veya olayla ilişkilendirin. 3. doesn't necessarily mean - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: kanıtların sonuçla uyumlu olma olasılığını dışlamadan otomatik bir sonucu temkinle reddedin.
Bu derste
shrouded in secrecy: kamuoyundan gizlenen bilgiler
Be shrouded in secrecy ifadesi bir metafordur: Bir kişi, kuruluş, plan veya olay hakkındaki gerçekler halkın gözünden saklanıyormuş gibi görünür. Shrouded, be fiilinden sonra kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır; in secrecy ise özneyi mecazi olarak çevreleyen şeyin ne olduğunu belirtir. Bu cümlede ifade, havalimanının çevresinde gizemli ve kuşku uyandıran bir atmosfer yaratır. Bazı bilgilerin yalnızca özel olduğunu söylemekten daha güçlü ve dramatiktir; kasıtlı bir gizlemeyi kesin olarak kanıtlamasa da şeffaf olmama hâlini ve yanıtsız soruları çağrıştırır.
Alıştırma
Önemli ayrıntıların halktan saklandığını belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The negotiations were ____ until the agreement was announced.
Cevabı göster
shrouded in secrecy
riddled with: çok sayıda yaygın sorun içermek
Be riddled with, bir şeyin her tarafında çok sayıda istenmeyen unsur bulunduğu anlamına gelir. Yapı be + riddled with + isim şeklindedir ve bu unsurları genellikle kusur, sorun veya zarar kaynağı olarak sunar. Burada tuhaf heykeller ve ürpertici sanat eserleri, her yere yayılmış rahatsız edici özellikler olarak gösterilir. İfade güçlü biçimde olumsuz ve değerlendiricidir; filled with demenin tarafsız bir yolu değildir. Ayrıca riddled burada bilmece anlamına gelmez.
Alıştırma
Kusurların her yere yayıldığı anlamına gelen güçlü olumsuz ifadeyle cümleyi tamamlayın: The old software was ____ security vulnerabilities.
Cevabı göster
riddled with
in the first place: ilk nedeni sorgulamak
In the first place, ‘başlangıçta’ veya ‘ilk karar verildiği sırada’ anlamına gelir. Buradaki why ... was built in the first place, havaalanını inşa etme kararının neden alındığını sorar ve belki de buna hiçbir zaman gerek olmadığını ima eder. Bu ifade, konuşmayı ilk nedene veya varsayıma döndürür. why ile kurulan bir soruda yalnızca daha sonra ne olduğunu sormak yerine çoğu zaman kararın tamamını sorgular.
Alıştırma
Hangi cümlede in the first place bir eylemin ilk nedenini sorgulamak için kullanılmıştır?
- Why did we schedule the meeting in the first place?
- First of all, let's check the calendar.
- At first, we scheduled the meeting for Monday.
Cevabı göster
Why did we schedule the meeting in the first place?
but there was a fully functioning one closer to downtown.
0:16ancak şehir merkezine daha yakın tamamen işleyen bir havalimanı zaten vardı.
This new version is twice the size of Manhattan, Dilbilgisi
0:19Bu yeni sürüm Manhattan'ın iki katı büyüklüğündedir,
twice the size of: ikiye bir büyüklük karşılaştırması yapmak
Twice the size of X, toplam büyüklüğün X’in büyüklüğünün iki katı olduğu anlamına gelir. Bu cümlede yeni versiyonun alanı veya genel ölçeği Manhattan’ın 2 katıdır; bir Manhattan’a iki Manhattan daha eklenmiş olması, yani 3 kat olması değildir. Kalıp twice + the + ölçü adı + of + karşılaştırma ögesidir. Aynı yapı height, length ve width gibi adlarla da kullanılabilir.
Alıştırma
Eski bir salon 500, yeni bir salon ise 1.000 metrekaredir. The new hall is ___ the old hall? cümlesini hangi ifade doğru tamamlar?
- twice the size of
- two times the size than
- twice bigger than
Cevabı göster
twice the size of
and the development went $2 billion over budget. Kalıp ifadeler
0:22ve geliştirme bütçeyi 2 milyar dolar aştı.
went $2 billion over budget: bütçe aşım miktarını belirtmek
go + amount + over budget yapısında miktar, gerçek harcamanın planlanan bütçeyi ne kadar aştığını belirtir. Burada went $2 billion over budget, geliştirme projesinin planlanandan 2 milyar dolar daha pahalıya mal olduğu anlamına gelir; 2 milyar dolar aşım miktarıdır, bütçenin tamamı veya nihai maliyet değildir. Bu yapıda zaman ve miktar değişebilir: go/went + amount + over budget. Miktar olmadan go over budget yalnızca bütçeyi aşmak anlamına gelir; aşımın ne kadar olduğunu belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi went + amount + over budget ile tamamlayın. Planlanan sınır sekiz bin dolar aşıldı: The renovation ____.
Cevabı göster
went eight thousand dollars over budget
But even before the current Denver International Airport opened,
0:25Ancak mevcut Denver Uluslararası Havalimanı açılmadan önce bile,
it was the subject of countless conspiracy theories. Kalıp ifadeler
0:28sayısız komplo teorisine konu olmuştu.
the subject of: tartışma veya incelemenin konusu
be the subject of + isim öbeği yapısında subject; tartışılan, incelenen, haber yapılan veya hakkında tahminde bulunulan kişi, şey ya da konuyu belirtir. Burada havalimanı sayısız komplo teorisinin hakkında olduğu şeydi; bu teorileri havalimanı üretmedi. Bu yapı, ilk isim öbeğini of sonrasında gelen faaliyetin odağı veya hedefi olarak sunar. Özellikle resmî anlatımlarda ve haber dilinde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi be the subject of ifadesinin basit geçmiş zamanıyla tamamlayın: Last year, the scientist's work ____ several news reports.
Cevabı göster
was the subject of
Is there any truth behind the rumors? Anlatım akışı
0:31Söylentilerin arkasında herhangi bir doğruluk payı var mı?
Araştırma kancası olarak Is there any truth behind the rumors?
Burada Is there any truth behind the rumors? daha önce sözü edilen söylentileri, bölümün araştıracağı temel soruya dönüştürür. İzleyiciden hemen cevap vermesini istemez; devamında neyin inceleneceğini bildirir. any truth behind the rumors ifadesi, iddiaların olgusal bir dayanağı olup olmadığını sorar. Behind burada mecazidir; fiziksel bir konumu değil, altta yatan gerçekleri veya durumu anlatır.
Alıştırma
Bu bağlamda soru esas olarak ne yapıyor?
- İzleyicilerden zaten bildikleri gerçekleri bildirmelerini ister.
- Bütün söylentilerin doğru olduğunu teyit eder.
- Bölümün araştıracağı bir konuyu ortaya koyar.
Cevabı göster
Bölümün araştıracağı bir konuyu ortaya koyar.
get to the bottom of: bir konunun aslını ortaya çıkarmak
Bu cümlede get to the bottom of, önceki soruyu derinlemesine araştırıp gerçeği veya altta yatan nedeni ortaya çıkarmak anlamına gelir. What, söylentilerin doğru olup olmadığına ilişkin önceki soruya gönderme yapar. Bu deyim özellikle gizemler, tekrarlanan sorunlar, hatalar ve şüpheli olaylar için kullanışlıdır. Tek bir gerçeği öğrenmekten daha fazla ısrar ve derinlik ifade eder; of sözcüğünden sonra araştırılan konu gelmelidir.
Alıştırma
Bu cümledeki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The audit team promised to ____ the unexplained payments.
Cevabı göster
get to the bottom of
A quick Google search on DEN Airport brings back numerous stories Öbek fiiller
0:41DEN Havalimanı hakkında hızlı bir Google araması, sayısız hikaye getirir,
from both mainstream media and independent conspiracy sites.
0:44hem ana akım medyadan hem de bağımsız komplo sitelerinden.
brings back: arama sonuçlarını döndürmek
Burada brings back, “sonuç olarak döndürür veya gösterir” anlamına gelir. Özne bir aramadır; nesne ise bu aramanın bulduğu haberlerdir. Fiziksel olarak geri getirilen bir şey yoktur. Bu kalıp bir aramanın, sorgunun, filtrenin veya arama işleminin ne ürettiğini anlatmak için kullanılabilir: bir işlem brings back results.
Alıştırma
“This database search brings back five matching records,” cümlesinde “brings back” ne anlama gelir?
- Kayıtları sonuç olarak döndürür veya gösterir
- Kayıtları önceki bir yere geri taşır
- Kayıtları yeniden popüler hâle getirir
Cevabı göster
Kayıtları sonuç olarak döndürür veya gösterir
get into a topic: bir konuyu tartışmaya başlamak
Burada get into, “bir konuyu tartışmaya veya incelemeye başlamak” anlamına gelir ve çoğu zaman daha fazla ayrıntıya girme düşüncesini taşır. Before bunun daha sonra olacağını gösterir: önce başka bir şey gelir, ardından komplo hikâyeleri tartışılır. Bu, konuşmada kullanılan yaygın bir yönlendirme ifadesidir. Before we get into X, konuşmanın sırasını düzenler ve X konusunu kısa süreliğine erteler.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “ayrıntılı biçimde tartışmaya başlamak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Before we ____ the safety rules, let me answer one quick question.
Cevabı göster
get into
take a tour of: bir yeri gezmek
Take a tour of, bir yeri ziyaret etmek veya ana bölümlerini ve özelliklerini görmek için rehber eşliğinde gezmek anlamına gelir. Yapı, take a tour of + gezilen yer veya incelenen şey biçimindedir. Bu cümlede konuşmacı binanın içini görsel olarak sırayla tanıtıyor; izleyicileri mutlaka orada fiziksel olarak yürümeye davet etmiyor. Aynı ifade bir web sitesini, ürünü veya süreci rehberli biçimde tanıtmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “ziyaret edip etrafı gezmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Before the conference starts, let's ____ the venue.
Cevabı göster
take a tour of
Türetilmiş “Bluecifer” lakabı
Bluecifer, mavi at heykeline verilen resmî olmayan bir lakaptır. Blue sözcüğüyle şeytanla ilişkilendirilen Lucifer adını birleştirir; böylece hem heykelin rengini hem de uğursuz veya ürkütücü bir görüntüyü çağrıştırır. Cümledeki call him ifadesi ve tırnak işaretleri bunun bir lakap olduğunu gösterir. According to media outlet Slate, haberin kaynağını belirtir; Bluecifer'ı heykelin resmî adı yapmaz.
Alıştırma
Cümlede “Bluecifer” lakabı ne anlatıyor?
- Herhangi bir mavi at için kullanılan sıradan bir İngilizce sözcüktür.
- Havalimanının resmî yasal adıdır.
- Heykelin mavi rengini Lucifer benzeri uğursuz bir görüntüyle ilişkilendiren, türetilmiş ve resmî olmayan bir addır.
Cevabı göster
Heykelin mavi rengini Lucifer benzeri uğursuz bir görüntüyle ilişkilendiren, türetilmiş ve resmî olmayan bir addır.
Even freakier is ...: değerlendirmenin öne alınması
Even freakier is the odd story devrik bir sıra kullanır. Değerlendirme bildiren even freakier önce gelir, ardından is kullanılır; asıl dilbilgisel özne olan the odd story ise fiilden sonra yer alır. Bu öne alma, yeni özneyi odak noktası hâline getirir ve şaşkınlık ya da korku düzeyini artırır. Normal sıra The odd story is even freakier olurdu, ancak bu biçim dramatik bir açıklama etkisini daha az taşırdı.
Alıştırma
the ending ifadesini yeni odak olarak sunmak için aynı öne alınmış değerlendirme kalıbını kullanan cümle hangisidir?
- Even more surprising is the ending.
- The ending is even more surprising.
- Even more surprising the ending is.
Cevabı göster
Even more surprising is the ending.
including a mural of a devil jumping out of a suitcase
1:19bir bavuldan fırlayan bir şeytanın duvar resmi ve
and a statue of Anubis, the ancient Egyptian god of death. Kültür
1:22antik Mısır ölüm tanrısı Anubis'in bir heykeli dahil.
Anubis: eski Mısır'ın ölüm tanrısı
Anubis, ölüm, mumyalama ve cenaze törenleriyle ilişkilendirilen eski bir Mısır tanrısıdır. Bu kadar arka plan bilgisi, adın bir hikâyeye neden ürkütücü bir hava katabildiğini anlamak için yeterlidir. the ancient Egyptian god of death ifadesi bir açıklayıcı eş ögedir: Anubis'i başka sözlerle yeniden adlandırır ve dinleyiciye onun kim olduğunu hızla açıklar. Cümle, bu tanrıyı betimleyen bir heykelden söz eder; havaalanının dinî bir işlevi olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede Anubis neyi ifade ediyor?
- Havaalanında düzenlenen dinî bir tören.
- Ölüm ve cenaze törenleriyle ilişkilendirilen eski bir Mısır tanrısı.
- Havaalanındaki heykeli yapan heykeltıraş.
Cevabı göster
Ölüm ve cenaze törenleriyle ilişkilendirilen eski bir Mısır tanrısı.
Some of the more controversial art pieces have now been removed,
1:26Daha tartışmalı sanat eserlerinin bazıları artık kaldırıldı,
including a character that resembled a Nazi officer in a gas mask,
1:29gaz maskeli bir Nazi subayına benzeyen bir karakter,
Not the usual style you'd expect from an airport terminal building. Dilbilgisi
1:37Bir havalimanı terminal binasından bekleyeceğiniz alışılmış tarz değil.
Not the usual style you'd expect from ...: eksiltili bir yorum
Not the usual style you'd expect from an airport terminal building, “Bu, bir havalimanı terminalinden normalde bekleyeceğiniz tarz değil” anlamına gelir. Konuşmacı bu tarzı söz konusu ortam için şaşırtıcı bulur. Sözlü anlatımda değerlendirilen şey zaten belli olduğu için özne ve bağlayıcı fiil This is söylenmez. Yeniden kullanılabilen kalıp Not the usual + isim + you'd expect from + kaynak veya ortam şeklindedir.
Alıştırma
Bir metro istasyonunda orkestra çalıyor. Alışılmadık ortamı yorumlamak için aynı kısa sözlü kalıbı kullanan cümle hangisidir?
- How about playing the usual music in the subway station?
- What music does a subway station usually play?
- Not the usual music you'd expect from a subway station.
Cevabı göster
Not the usual music you'd expect from a subway station.
So what about the conspiracy theories that surround DEN Airport? Anlatım akışı
1:41Peki ya DEN Havalimanı'nı çevreleyen komplo teorileri?
So what about ...? ile bağlantılı bir konuya geçiş
So, soruyu önceki tartışmaya bağlarken what about the conspiracy theories konunun yeni ve bağlantılı bir kolunu açar. Anlatıcı, “Şimdi DEN Havalimanı çevresindeki komplo teorilerine geçelim,” sinyalini verir. Burada What about ...? bir etkinlik önermek yerine sunumu düzenler. that surround DEN Airport yan cümlesi hangi komplo teorilerinin tanıtıldığını belirler.
Alıştırma
Bir planın yararlarını açıklamayı bitirdiniz. Hangi soru, bir eylem önermeden planın risklerini tanıtmak için dersteki konu geçişi kalıbını kullanır?
- So what about the risks of the plan?
- What are the risks of the plan?
- What about reducing the risks before we continue?
Cevabı göster
So what about the risks of the plan?
One that's talked about a lot is the shape of the runways.
1:45Hakkında çok konuşulanlardan biri pistlerin şeklidir.
shows that they resemble the shape of a swastika,
1:50bir gamalı haç şeklini andırdıklarını gösterir,
and this is not a typical formation for an airport's runways.
1:52ve bu bir havalimanının pistleri için tipik bir oluşum değildir.
is that the runways are designed that way so that they can be used simultaneously, Dilbilgisi
1:58hava durumlarından bağımsız olarak
regardless of the weather patterns. Kalıp ifadeler
2:02aynı anda kullanılabilsinler diye pistlerin o şekilde tasarlandığıdır.
so that they can be used simultaneously: can ile amaç belirtme
Burada so that, pist tasarımının amacını belirtir. They, runways sözcüğüne gönderme yapar ve can be used edilgen yapıdadır: bu tasarım, birden fazla pistin aynı anda işletilmesini mümkün kılar. Aktarılabilir kalıp ana eylem veya tasarım + so that + özne + can + fiilin yalın hâli şeklindedir. Can, yalnızca ne olduğunu bildirmek yerine eylemin oluşturduğu bir yeteneği veya olanağı vurgular.
Alıştırma
the archive team ifadesine gönderme yapan bir zamir kullanarak so that + zamir + can ile tamamlayın: The archive team labels every box clearly ____ find documents quickly.
Cevabı göster
so that they can
regardless of the weather patterns: sonucu değiştirmeyen bir koşul
Regardless of, bir etkenin ana ifadedeki doğruluk, karar veya sonuç açısından önemsiz olduğunu belirtir. Buradaki iddia, hava koşullarındaki değişikliklerin pistlerin aynı anda kullanılmasını engellemediğidir. Regardless of sabit bir edat yapısıdır; ardından bir isim öbeği, -ing biçimi ya da whether veya soru sözcüğüyle başlayan bir yan tümce gelir. Of yerine to kullanılamaz.
Alıştırma
Etkenin uygunluğu etkilemediğini belirten sabit ifadeyle tamamlayın: The scholarship is open to all applicants, ____ family income.
Cevabı göster
regardless of
and the Las Vegas and Miami airports all have very different layouts.
2:13ve Las Vegas ile Miami havalimanlarının hepsinin çok farklı düzenlere sahip olduğuna da dikkat çekildi.
was also pointed out that: edilgen aktarım
Öbek fiil point out, bir bilgiye dikkat çekmek veya o bilgiyi açıkça belirtmek anlamına gelir. Burada that, vurgulanan tam olguyu başlatır; ifade parmakla bir şeyi göstermeyi anlatmaz. Edilgen yapı it was also pointed out that, gözlemi kimin yaptığını arka planda bırakır ve makaledeki ek bilgiye odaklanır. Also, bunun aynı kaynaktan gelen başka bir nokta olduğunu gösterir. İddianın kendisinin onu dile getiren kişiden daha önemli olduğu haber ve savlarda bu yapı kullanışlıdır.
Alıştırma
“It was also pointed out that the data were incomplete.” cümlesinde edilgen yapı neden kullanışlıdır?
- Bilgiyi kimin söylediğinden çok aktarılan bilgiyi vurgular.
- İfadenin yazarın kişisel görüşü olduğunu kanıtlar.
- Birinin verileri fiziksel olarak parmağıyla gösterdiğini anlatır.
Cevabı göster
Bilgiyi kimin söylediğinden çok aktarılan bilgiyi vurgular.
So this certainly gives us something to think about. Kalıp ifadeler
2:16Yani bu kesinlikle bize düşünecek bir şeyler veriyor.
something to think about: konuyu açık bırakmak
Something to think about, daha fazla değerlendirilmeyi hak eden bir fikir, olgu veya olasılık anlamına gelir. Bu cümlede belirli bir göreve değil, yeni sunulan kanıtlara gönderme yapar. Bu ifade, konuşanın bilginin önemli olduğunu kabul ederken kesin bir sonucu ertelemesini sağlar. give someone something to think about kalıbında yeni bilgi, bir kişiye veya gruba konuyu yeniden değerlendirmek için bir neden verir.
Alıştırma
Cümleyi “üzerinde daha fazla düşünülmeye değer bir nokta” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The unexpected survey result gives us ____.
Cevabı göster
something to think about
There are also dedication markers and plaques around the airport
2:19Havalimanının etrafında ayrıca, üzerinde
that looks like the Masonic square.
2:24oldukça tuhaf sembolizmler olan ithaf işaretleri ve plaketler var.
was funded by the New World Airport Commission.
2:30finanse edildiğini iddia eden diğer komplolara yol açtı.
has led to: önceki bir nedeni sonraki sonuca bağlamak
Bu cümlede has led to, “bir şeye neden oldu veya sonuç olarak onu ortaya çıkardı” anlamındadır. This öznesi daha önceki durumu, yani havalimanı tabelasındaki sembolü; other conspiracies ise daha sonra ortaya çıkan sonucu belirtir. İfade, bir fikrin başka iddiaları nasıl doğurduğunu aktarır; bu iddiaların doğru olduğunu onaylamaz. Kalıp lead to + isim veya -ing biçimidir. Buradaki present perfect has led to, önceki bir nedeni günümüzde hâlâ geçerli olan bir sonuca bağlar.
Alıştırma
Cümleyi lead to ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Repeated software failures ____ several customer complaints.
Cevabı göster
have led to
it seems to come up only in connection with DEN Airport, Notlar
2:35sadece DEN Havalimanı ile bağlantılı olarak ortaya çıkıyor gibi görünüyor,
come up: arama sonuçlarında veya tartışmada görünmek
Bu arama bağlamında come up, “görünmek” veya “sonuçlar arasında bulunmak” anlamındadır. Ad, çoğunlukla DEN Havalimanı ile bağlantılı sayfalarda görünür. Adın konuşmacıya doğru hareket ettiği anlamına gelmez. Aynı geçişsiz öbek fiil, konuşmada ortaya çıkan bir konuyu veya beklenmedik şekilde beliren bir sorunu da anlatabilir: bir ad comes up in a search, bir soru ise comes up in a meeting. Ortaya çıkan şey öznedir; bu kullanımda come up sonrasında doğrudan nesne bulunmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede come up, bir konunun tartışmada ortaya çıkması anlamında doğru kullanılmıştır?
- The budget issue came up near the end of the meeting.
- We came across the budget report near the end of the meeting.
- We looked up the budget figures near the end of the meeting.
Cevabı göster
The budget issue came up near the end of the meeting.
in connection with: neden ileri sürmeden bağlantı belirtmek
In connection with, “bir şeyle bağlantılı” veya “bir şeyle ilişkili” anlamına gelir. Bu cümlede söz konusu ad yalnızca DEN Havalimanı ile birlikte ortaya çıkıyor; dolayısıyla ifade, ad ile havalimanı arasında bir bağlantı kuruyor. İfade bağlantının tam olarak ne olduğunu söylemez ve bir grubun var olduğunu, finansman sağladığını veya herhangi bir şeye neden olduğunu kanıtlamaz. Resmî anlatımda daha güçlü bir iddiada bulunmadan ilişki belirtmeyi sağlar.
Alıştırma
Bir haber, görüşmenin soruşturmayla bağlantılı olduğunu ancak soruşturmanın görüşmeye neden olduğunu iddia etmeden belirtmek istiyor. Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? “She was interviewed ___ the investigation.”
- in connection with
- instead of
- because of
Cevabı göster
in connection with
which has led others to draw the conclusion Kalıp ifadeler
2:38bu da diğerlerini, havalimanının aslında
draw the conclusion: kanıtlardan çıkarım yapmak
To draw the conclusion, mevcut bilgilerden bir yargı çıkarmak anlamına gelir. Burada başkaları sınırlı bağlantıyı kanıt olarak değerlendirip that yan cümlesindeki iddiayı oluşturuyor; cümle bu iddiayı doğrulamak yerine onların akıl yürütmesini aktarıyor. Draw burada gerçek anlamıyla “çizmek” değildir. Yaygın yapı draw the conclusion that + yan cümle biçimindedir; yan cümle çıkarılan sonucu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi draw the conclusion ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After reviewing the evidence, the investigators ____ that the account was incomplete.
Cevabı göster
drew the conclusion
The date of the airport's dedication also happens to be March 19th, 1994. Dilbilgisi
2:44Havalimanının ithaf tarihi de tesadüfen 19 Mart 1994'tür.
Tesadüfi bir olgu için “happens to be”
happens to be içinde happen, “gerçekleşmek” anlamına gelmez. happen(s) to be + tamamlayıcı yapısı, bir olgunun tesadüfen doğru olduğunu veya bir rastlantı bulunduğunu ifade eder. Burada havalimanının resmî açılış töreni 19 Mart 1994'tedir ve bu ifade tarihi kasıtlı bir düzenlemenin sonucu olarak değil, ek bir rastlantı olarak sunar. Bu yapı, şaşırtıcı veya konuyla ilgili bir bilgiyi daha yumuşak biçimde aktarmaya da yardımcı olabilir. Biçim, özneye ve zamana göre değişir: happen to be, happens to be, happened to be.
Alıştırma
Cümleyi “tesadüfen ...dır” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: Our new neighbor ____ my brother's former teacher.
Cevabı göster
happens to be
This is the highest level one can achieve in Freemasonry,
2:54Bu, Masonlukta ulaşılabilecek en yüksek seviyedir,
And that Masonic square also links to the Illuminati group, of course.
2:59Ve bu Mason gönyesi elbette İlluminati grubuna da bağlanıyor.
Freemasonry, Illuminati, or just a coincidence?
3:06Masonluk, İlluminati veya sadece bir tesadüf mü?
and it seems the theory of the airport being the Illuminati headquarters
3:11ve görünüşe göre havalimanının İlluminati'nin merkezi olduğu teorisi,
Artan etki veya destek için “gained ground”
Gain ground, daha etkili, popüler, kabul görmüş veya başarılı hâle gelmek anlamındaki bir deyimdir. İfade, ilerleyip toprak ele geçirme imgesine dayanır; ancak burada gerçek bir arazi söz konusu değildir. Cümlede teori, televizyonda ele alındıktan sonra gained ground olmuştur: daha fazla insan teoriyle karşılaşmış, teori yayılmış veya ilgi çekmiştir. İfade, bir iddianın erişiminin ya da desteğinin büyüdüğünü anlatır; iddianın doğru hâle geldiğini söylemez.
Alıştırma
“Support for the neighborhood proposal has gained ground this year,” cümlesindeki gained ground ne anlama gelir?
- Tamamen doğru olduğu kanıtlandı.
- Daha etkili veya daha geniş ölçüde kabul görmüş hâle geldi.
- Ek fiziksel arazi elde etti.
- Daha az önemli hâle geldi.
Cevabı göster
Daha etkili veya daha geniş ölçüde kabul görmüş hâle geldi.
that many of the mainstream news outlets have investigated the theory,
3:23ana akım haber kuruluşlarının birçoğu teoriyi araştırdı,
so much ... in fact ... that: derece ve sonuç
so much + sayılamayan isim + that yan cümlesi kalıbı, aşırı bir miktarı veya dereceyi bunun sonucuna bağlar. so much ground ... that içinde that sonuç yan cümlesini başlatır: teori öylesine yaygın kabul ve ivme kazandı ki ana akım haber kuruluşları onu araştırdı. Ground burada gerçek toprak değil, “kabul veya ilerleme” şeklindeki deyimsel anlamını sürdürür. in fact virgüllerle ayrılan ve çıkarılabilen bir ara yorumdur. Ardından gelen sonucu gerçek veya dikkat çekici olarak sunup iddiayı güçlendirir; çıkarıldığında so much ground that dil bilgisi bakımından eksiksiz kalır.
Alıştırma
Derece-sonuç cümlesini so much ... that kalıbıyla tamamlayın: There was ____, in fact, ____ the match was canceled.
Cevabı göster
so much rain · that
had to make a statement in response to it. Kalıp ifadeler
3:29buna yanıt olarak bir açıklama yapmak zorunda kaldı.
in response to: tepkiyi neyin tetiklediğini belirtmek
In response to, bir tepkiyi tetikleyen olayı, isteği, eleştiriyi veya iddiayı belirtir. Burada CEO'nun açıklaması daha önce anılan teoriye özel bir tepki olarak yapılmıştır ve it bu teoriye gönderme yapar. Kalıp in response to + isim, zamir veya -ing biçimidir. make a statement in response to it örneğinde olduğu gibi eylemden sonra gelebilir ya da cümlenin başında yer alabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, eylemin bir isteğe verilen bilinçli tepki olduğunu en açık biçimde ifade eder?
- As a result of the residents' request, the council added a night bus.
- The council gave a response for the residents' request and added a night bus.
- In response to the residents' request, the council added a night bus.
Cevabı göster
In response to the residents' request, the council added a night bus.
expansive infrastructure, or robust public art program,
3:34geniş altyapımız veya güçlü kamusal sanat programımız nedeniyle olsun,
from the absurd to the entertaining." Anlatım akışı
3:44söylentileri, imaları ve internet dedikodularını uzun zamandır duyuyor."
söylentiler, imalar ve internetteki konuşmalar
Bu üçlü liste, doğrulanmamış kamusal konuşma türlerini nasıl ifade edildiklerine ve nerede yayıldıklarına göre ayırır. Rumors kişiden kişiye aktarılan iddialardır, innuendo bir suçlama ya da eleştiriyi dolaylı olarak iletir, internet chatter ise internetteki gayriresmî tartışmalardır. Bu terimler birlikte, bütün konuşmaları aynı ölçüde açık veya güvenilir saymadan konuşmacının kastettiği alanı genişletir. Bu cümlede liste, komplo tartışmalarının varlığını kabul ederken onlarla arasına mesafe koyar.
Alıştırma
Açıkça söylenen iddialar veya internetteki genel tartışmalar yerine, dolaylı ve çoğu zaman olumsuz imaları en iyi hangi ifade anlatır?
- internet chatter
- rumors
- innuendo
Cevabı göster
innuendo
from the absurd to the entertaining: saçma olandan eğlenceli olana
From ... to ... farklı unsurları bir aralık olarak düzenler. Buradaki uç noktalar değerlendirme kategorileridir: the absurd saçma söylentileri, the entertaining ise eğlenceli söylentileri ifade eder. Tekrarlanan isim, the + sıfat yapısından sonra düşürülür. Bu aralık kesin bir ölçekten çok retoriktir. Listeyi hafif ve mesafeli bir değerlendirmeyle kapatır: hikâyelerin nitelikleri değişse de bu ifade onların hiçbirinin doğru olduğunu kabul etmez.
Alıştırma
Cümleyi geniş bir aralık sunan iki kelimeyle tamamlayın: The festival offers everything ____ quiet workshops ____ late-night concerts.
Cevabı göster
from · to
She also announced that the airport will be dedicating the month of October Kalıp ifadeler
3:46Ayrıca havalimanının Ekim ayını
to embracing that strangeness and sharing in the fun.
3:49bu tuhaflığı kucaklamaya ve eğlenceye ortak olmaya adayacağını duyurdu.
dedicate the month ... to embracing: bir zaman dilimini etkinliğe ayırmak
dedicate + zaman dilimi + to + isim/gerund yapısı, belirli bir zaman dilimini özellikle bir amaç veya etkinlik için ayırmak anlamına gelir. Burada havalimanı, etkinliğin yalnızca ekim ayının herhangi bir gününde yapılacağını söylemek yerine, ekim ayını tuhaf hikâyeleri benimsemeye ayırıyor. Bu yapıda to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: dedicate the month to embracing. Buradaki to, fiilin yalın biçiminden önce gelen mastar işareti olarak değerlendirilmemelidir.
Alıştırma
Cümleyi dedicate + zaman + to + -ing yapısıyla tamamlayın: For its safety campaign, the company will ____ training new employees.
Cevabı göster
dedicate the first week of May to
The month-long celebration included all sorts of odd conspiracy activities,
3:52Bir ay süren kutlama, her türlü tuhaf komplo faaliyetini içeriyordu,
conspiracy theories uncovered art exhibition,
3:58komplo teorileri ortaya çıkarılmış sanat sergisi,
Can there be any more strange rumors about this conspiracy-ridden airport facility? Anlatım akışı
4:03Komplolarla dolu bu havalimanı tesisi hakkında daha tuhaf söylentiler olabilir mi?
Can there be any more ...? Well, actually, yes. ile yapılan tersine dönüş
Can there be any more...? sorusu, önceki listenin sanki artık sınırına ulaştığını gösterir. Bu bağlamda retorik bir hazırlıktır: anlatıcı, dinleyicilerden söylentileri saymalarını veya yeni söylentiler sunmalarını istemez. Kısa Well, actually, yes yanıtı bu beklentiyi tersine çevirir ve anlatının daha da tırmanacağını bildirir. Bu soru-cevap ritmi bir bilgi grubunu kapatır, kısa bir duraklama yaratır ve sonraki grubu bir sürprizle açar.
Alıştırma
Bu bölümde Can there be any more ...? Well, actually, yes nasıl bir işlev görür?
- Dinleyicilerden söylentilerin tam sayısını hesaplamalarını ister.
- Strange sözcüğünü conspiracy-ridden ile değiştirerek düzeltir.
- Listenin tükendiği beklentisini oluşturur, ardından daha fazla unsur sunmak için bu beklentiyi tersine çevirir.
Cevabı göster
Listenin tükendiği beklentisini oluşturur, ardından daha fazla unsur sunmak için bu beklentiyi tersine çevirir.
The plot thickens: merakı artıran bir deyim
Bu deyimde plot gelişmekte olan hikâyeyi veya durumu, thickens ise bunun daha karmaşık, gizemli ya da ilginç hâle gelmesini ifade eder. Gerçek anlamda fiziksel bir koyulaşmayı anlatmaz. Yeni bir ipucu veya şaşırtıcı bir ayrıntı ortaya çıktığında cümlenin tamamını kullanın. Durumun daha merak uyandırıcı olduğunu bildirir ve çoğu zaman eğlenceli bir dramatik etki yaratır.
Alıştırma
Bir dedektif ikinci bir gizli anahtar buluyor. Merak uyandıran deyimi tamamlayın: The ____.
Cevabı göster
plot thickens
five multi-story buildings were built underneath the airport.
4:19havalimanının altına çok katlı beş bina inşa edildiğini iddia ediyor.
This, he said, was the reason the airport was so far behind schedule. Kalıp ifadeler
4:22Bunun, havalimanının planın bu kadar gerisinde kalmasının nedeni olduğunu söyledi.
so far behind schedule: programın çok gerisinde
Behind schedule, planlanan takvimden daha geç olmak veya planlanandan daha yavaş ilerlemek demektir. so far behind schedule ifadesinde far, gecikmenin büyük olduğunu gösterir; so ise bu dereceyi daha da güçlendirir. Burada so far, şu ana kadar anlamına gelmez. İfadenin tamamı, işin planlanandan çok daha geç tamamlandığını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle projenin planlanandan çok daha geç olduğunu doğru biçimde ifade eder?
- The project is far behind schedule.
- The project is far ahead of schedule.
- The project is exactly on schedule.
Cevabı göster
The project is far behind schedule.
and led to theories that these underground buildings were everything Dilbilgisi
4:32ve bu yeraltı binalarının, Yeni Dünya Düzeni komuta sığınaklarından
to post-apocalyptic fallout shelters for the global elite,
4:37küresel elitler için kıyamet sonrası serpinti sığınaklarına kadar
everything from A to B: geniş bir aralığı iki uç noktayla özetlemek
everything from A to B yapısında A ve B, aralığı gösteren iki açıklayıcı uç nokta işlevi görür. Bu kalıp bütünü geniş ve çeşitli gösterir; böylece anlatıcı birçok teoriyi tek tek sıralamadan özetleyebilir. Burada komuta sığınakları ve radyoaktif serpinti sığınakları, yapıların kullanımına ilişkin spekülasyon örnekleridir; doğrulanmış kullanımlar değildir. Everything çeşitliliği vurgular, ancak listenin kelimenin tam anlamıyla bütün olasılıkları içerdiğini iddia etmez.
Alıştırma
Cümleyi everything from A to B aralık kalıbıyla tamamlayın: The role involves ____ greeting visitors ____ solving technical problems.
Cevabı göster
everything from · to
One theory even claims there was a makeshift Federal Emergency Management Agency
4:43Bir teori, Denver Havalimanı'nın altında kullanılmayı bekleyen derme çatma bir
But the airport just isn't set up correctly for gassing people. Öbek fiiller
4:51Ancak havalimanı insanları gazla zehirlemek için doğru şekilde kurulmuş değil.
isn't set up correctly for + -ing: bir etkinlik için doğru biçimde yapılandırılmamış olmak
Be set up for, bir amaç için yapılandırılmış, donatılmış veya hazırlanmış olmak demektir. Genellikle bir yerin, cihazın, hesabın ya da sürecin bir isimle veya -ing biçimindeki etkinlikle belirtilen iş için gerekli pratik düzene sahip olup olmadığını anlatır. Bu cümlede correctly, yapılandırmanın ilgili gereklilikleri karşılaması gerektiği düşüncesini ekler; isn't ise bu uygunluğu reddeder. İfade, etkinliğin gerçekleştiğini söylemez ve buradaki set up birine tuzak kurmak ya da iftira atmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade isn't set up correctly for ile tamamlayın: This temporary studio ____ recording a live band; several microphones are missing.
Cevabı göster
isn't set up correctly for
far-fetched: mümkün ama inanılması güç
Bu cümlede far-fetched, makul bir temeli yokmuş gibi göründüğü için teorinin inanılması çok güç olduğunu belirtir. Teorinin kesinlikle yanlış olduğunu değil, ona kuşkuyla yaklaşıldığını anlatır. Bu sıfat çoğunlukla bir iddiayı, açıklamayı, fikri veya hikâyeyi niteler. Küçük de olsa bir ihtimali açık bırakır; bu nedenle burada impossible sözcüğünden daha az kesin ve daha isabetlidir.
Alıştırma
Örnekteki far-fetched sözcüğüne en uygun yorum hangisidir?
- Teorinin yanlış olduğu kesin biçimde kanıtlandı.
- Teori mümkün olabilir, ancak hiç inandırıcı görünmüyor.
- Teori uzak bir yerden geldi.
Cevabı göster
Teori mümkün olabilir, ancak hiç inandırıcı görünmüyor.
There are so many theories on what's beneath the airport
4:57Havalimanının altında ne olduğu hakkında o kadar çok teori var ki
it's hard to know + gömülü bir wh yan cümlesi
it's hard to know + gömülü wh yan cümlesi kalıbı, güvenilir bir yargıya varmanın zor olduğunu belirtir. Burada know, iki paralel yan cümle alır: what's true ve what is not. what is not bölümünde true, zaten anlaşıldığı için çıkarılmıştır; tam anlamı what is not true şeklindedir. Gömülü yan cümle ifadenin içinde yer aldığı için bağımsız bir doğrudan soru gibi tonlanmaz veya soru işaretiyle bitirilmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki hedef kalıpla tamamlayın: After hearing both accounts, ____ who's telling the truth.
Cevabı göster
it's hard to know
that these underground tunnels are used for the airport's rail system
5:04bu yeraltı tünellerinin havalimanının raylı sistemi
that was going to be deployed but didn't materialize. Dilbilgisi
5:09aşırı devasa bagaj sistemi için kullanıldığı yönünde görünüyor.
Was going to be deployed, but didn't materialize: gerçekleşmeyen geçmiş plan
Was going to be deployed, devreye alma işini geçmişteki bir noktadan bakıldığında var olan bir plan veya beklenti olarak sunar. Bunun şu anda geçerli bir plan olduğunu ya da devreye almanın gerçekleştiğini söylemez. But didn't materialize bu beklentiyi geçersiz kılar: bagaj sistemi hiçbir zaman gerçeğe dönüşmemiştir. Aktarılabilir was/were going to + fiilin yalın hâli, but + geçmiş zamanlı cümlecik kalıbı, gerçek sonucu ilk plandan farklı olan durumları değerlendirirken kullanışlıdır.
Alıştırma
“was going to be deployed but didn't materialize”ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Devreye alma geçmişte gerçekleşti ve hâlâ devam ediyor.
- Devreye almanın gelecekte gerçekleşeceği artık kesin.
- Devreye alma geçmişte planlanmıştı, ancak hiçbir zaman gerçekleşmedi.
Cevabı göster
Devreye alma geçmişte planlanmıştı, ancak hiçbir zaman gerçekleşmedi.
So what is the truth behind the Denver Airport?
5:12Peki Denver Havalimanı'nın arkasındaki gerçek ne?
There are literally hundreds of theories online,
5:15Çevrimiçi olarak tam anlamıyla yüzlerce teori var
anything shady is going on at the airport. Kelime
5:26havalimanında karanlık işler döndüğü anlamına gelmez.
Doesn't necessarily mean: kesin bir sonucu reddetmek
Doesn't necessarily mean, bir çıkarımın kesin olduğu düşüncesini reddeder. Yapının alışılmadık derecede büyük ve pahalı olması, tek başına havaalanında şüpheli bir şeyler olduğunu kanıtlamaya yetmez. İfade bu olasılığı açık bırakır; sonucun önceki olgudan zorunlu olarak çıkmadığını söyler. Aktarılabilir kalıp X doesn't necessarily mean Y biçimindedir ve X, Y'yi düşündürebildiği hâlde başka açıklamalar da mümkün olduğunda kullanılır.
Alıştırma
Bir iş arkadaşı e-postaya iki gün geç yanıt veriyor. Hangi cümle, bizi görmezden geliyor olabileceğini ancak bunun kanıtlanmadığını temkinli biçimde ifade eder?
- The late reply means the colleague is definitely ignoring us.
- The late reply doesn't necessarily mean the colleague is ignoring us.
- The late reply doesn't mean the colleague is ignoring us.
Cevabı göster
The late reply doesn't necessarily mean the colleague is ignoring us.
Shady: kuşkulu veya muhtemelen dürüst olmayan
Burada shady, kuşkulu, dürüst olmayan veya muhtemelen yasa dışı görünen davranışları anlatır. anything shady ifadesinde anything olası bir faaliyeti geniş biçimde belirtir; shady ise bu faaliyeti niteler. Bu kelime kanıtı değil, kuşkuyu ifade eder. Konuşmacı, havaalanının büyüklüğü ve maliyetinin tek başına gizli bir usulsüzlük yapıldığını göstermediğini söylüyor.
Alıştırma
Havaalanıyla ilgili cümlede anything shady ne anlatıyor?
- Doğrudan güneş ışığından korunan bir havaalanını anlatır.
- Yasa dışı bir eylemin gerçekleştiğini kanıtlar.
- Kuşkulu veya dürüst olmayan bir faaliyet olduğunu düşündürür, ancak bir suçu kanıtlamaz.
Cevabı göster
Kuşkulu veya dürüst olmayan bir faaliyet olduğunu düşündürür, ancak bir suçu kanıtlamaz.
And compared to similar international airports,
5:29Ve benzer uluslararası havalimanlarıyla karşılaştırıldığında,
A Bargain Build: maliyetine göre avantajlı bir inşaat projesi
Burada a bargain build, benzer projelerle karşılaştırıldığında nispeten ucuz olan veya maliyetine göre iyi değer sunan bir inşaat projesi demektir. Bargain, build sözcüğünden önce değerlendirme yapan bir niteleyici işlevi görür; build ise inşaat projesini belirten bir isimdir. Bu, kısa ve konuşma diline özgü bir betimlemedir; yerleşik bir teknik terim değildir. Havaalanı yalnızca karşılaştırma sonucunda bargain sayılır: aynı dönemde yapılan başka bir uluslararası havaalanı çok daha pahalıya mal olmuştur.
Alıştırma
Cümleyi, nispeten ucuz ve maliyetine göre iyi değer sunan bir inşaat projesi anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: Compared with similar venues, the new arena was ____: it offered the same capacity for half the cost.
Cevabı göster
a bargain build
whopping: şaşırtıcı derecede büyük bir miktar
Whopping, bir miktarın alışılmadık veya şaşırtıcı derecede büyük olduğunu belirten, gayriresmî ve değerlendirme içeren bir sıfattır. a whopping $20 billion ifadesinde miktarı niteler ve yalnızca sayıyı bildirmek yerine konuşanın bu büyüklüğe verdiği tepkiyi de ekler. a whopping + amount kalıbı, büyük bir sayıyı çarpıcı göstermek için yaygın olarak kullanılır. Miktarın nasıl hesaplandığı hakkında bilgi vermez.
Alıştırma
Katılım sayısını şaşırtıcı derecede büyük gösteren canlı üsluplu bir yazıya en uygun cümle hangisidir?
- The festival attracted 80,000 visitors.
- The festival attracted a whopping 80,000 visitors.
- The festival attracted approximately 80,000 visitors.
Cevabı göster
The festival attracted a whopping 80,000 visitors.
The tunnels, which have some conspiracy theorists excited, Dilbilgisi
5:44Bazı komplo teorisyenlerini heyecanlandıran tüneller,
are used for transport and moving baggage.
5:47taşıma ve bagajları hareket ettirmek için kullanılıyor.
have + nesne + sıfat: bir duruma yol açmak
Burada have some conspiracy theorists excited, have + object + adjective yapısını izler. Have, “sahip olmak” anlamına gelmez: excited, some conspiracy theorists nesnesini tanımlar; tüneller bu kişilerin söz konusu duygusal duruma girmesine veya o durumda kalmasına neden olur. Bu yapı, nesneyi bir durumun oluşturduğu veya sürdürdüğü hâl içinde gösterir. Zaman have üzerinde işaretlenir; örneğin The news had everyone worried.
Alıştırma
Cümleyi have ve curious sözcüklerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: The final clue ____ the entire class ____ about the answer.
Cevabı göster
had · curious
as it's certainly strange for an airport terminal.
5:53çünkü bir havalimanı terminali için kesinlikle garipler.
stumped: cevap bulamamak
have most people stumped ifadesinde stumped, insanların durumunu anlatan sıfat işlevli bir geçmiş zaman ortacıdır: sanat eseri, insanların onu açıklayamamasına veya anlamlandıramamasına neden olur. Genel olarak be stumped ve leave/have someone stumped, bir soru, sorun veya şaşırtıcı olgu için görünür bir cevap bulunamadığında kullanılır. Yalnızca şaşırmaktan daha güçlüdür ve burada kesilmiş ağaç gövdesi anlamındaki stump ismiyle ilgili değildir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The strange result left the scientists stumped. stumped ne anlama geliyor?
- Gerçekten ağaç kütüklerinin üzerinde duruyorlardı.
- Bir açıklama bulamadılar.
- Sonucu hemen anladılar.
Cevabı göster
Bir açıklama bulamadılar.
tüm durumları kapsamak için whether ... or ...
Whether ilk olasılığı, or ise paralel listedeki son olasılığı tanıtır. Giriş bölümünün tamamı, dinleyici hangi kimliğe uyarsa uysun sonraki ifadenin geçerli olduğunu anlatır. Bu, kapsamı belirleyen bir ödünleme yan cümlesidir; dinleyiciden bir kimlik seçmesini isteyen bir soru değildir. Farklı kitleleri tek bir iddia, talimat veya vaat altında toplar; or even son öğeyi özellikle kapsayıcı ya da şaşırtıcı olabilecek bir durum olarak öne çıkarır.
Alıştırma
Kapsam belirleyen yapıyı iki bağlayıcı sözcükle tamamlayın: ____ you study online ____ in a classroom, the same deadline applies.
Cevabı göster
Whether · or
İnternet sitesi kesintisi için go down
Özne bir internet sitesi veya çevrim içi hizmet olduğunda go down, “kullanılamaz hâle gelmek veya çalışmayı durdurmak” anlamına gelir. Burada kullanıcının sitesine erişilemez hâle gelme olasılığını anlatır. Bu öbek fiilin anlamı başka öznelerle değişebilir, ancak teknik bağlam burada aşağı doğru hareketi veya fiyat düşüşünü değil, hizmet kesintisini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “kullanılamaz hâle gelmek” anlamındaki iki kelimelik öbek fiille tamamlayın: If the backup server fails, the website could ____ for an hour.
Cevabı göster
go down
do all the heavy lifting: tüm zor işi üstlenmek
Do all the heavy lifting, bir işin en zor, en çok emek isteyen veya en önemli kısmını üstlenmek anlamına gelen bir deyimdir. All, Wix'in bu zorlu teknik işin büyük bölümünü üstlendiğini vurgular. Bu anlatım fiziksel olarak ağır şeyleri kaldırma görüntüsünden gelir, ancak burada mecazidir. Kullanıcının yapacağı hiçbir şey kalmadığı anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki deyimle tamamlayın ve all sözcüğünü de kullanın: Our scheduling app ____, so we just approve the final plan.
Cevabı göster
does all the heavy lifting
You can finally create that amazing website you've been dreaming about
6:15Sonunda hayalini kurduğunuz o harika web sitesini oluşturabilir
and support the Infographics Show at the same time
6:19ve aynı zamanda wix.com/go/infographics adresine giderek
goings-on: olağandışı veya şüpheli faaliyetler
Bu soruda goings-on, havalimanında gerçekleşen faaliyetleri veya olayları ifade eder. Strange sıfatı, bunların olağandışı, açıklanamayan ya da muhtemelen şüpheli olduğu imasını güçlendirir. Bu ifade, normalde kısa çizgilerle yazılan, sabit ve gündelik bir çoğul isimdir. Burada go on fiilinin bir biçimi olarak kullanılmaz; tam olarak anlaşılamayan olayları topluca ifade ederken çoğu zaman merak, dedikodu veya kuşku tonu katar.
Alıştırma
Cümleyi, olağandışı veya muhtemelen şüpheli faaliyet çağrıştıran, kısa çizgili ve gündelik çoğul isimle tamamlayın: The neighbors kept asking about the strange ____ at the empty warehouse.
Cevabı göster
goings-on
Also, be sure to check out our other video
6:32Ayrıca, 'The Truth about the Illuminati Revealed' adlı
We hope you've enjoyed this episode of the Infographics Show.
6:37Infographics Show'un bu bölümünden keyif aldığınızı umuyoruz.
Please remember to like, share, and subscribe.
6:40Lütfen beğenmeyi, paylaşmayı ve abone olmayı unutmayın.