Sıcak Tel Kuru Buzu Kesebilir Mi?: İngilizce çalışma notları

TKOR

Öğrenme zorluğu
789 kelime 259 kel/dk

Video özeti: Sıcak telli kesici kuru buzda deneniyor. Soğuk blok teldeki ısıyı çektiği için kesme yavaş kalıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “whether or not” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: ask sonrasında evet-hayır meselesini doğrudan soru dizilişi veya cevap tercihi olmadan aktarın. 2. “You'd probably be better off using” — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: be better off doing ile pratik bir seçenek önerip tavsiyeyi yumuşatın. 3. “barely puts a dent in it” — Deyimler ve mecazi ifadeler: put a dent in sözünü görünür ilerleme olarak anlayın; barely ile yoğun çabanın bile az etkisi olduğunu vurgulayın.

Bu derste

Raptors YZ left a comment asking

0:00

Raptors YZ bir yorum bırakıp şunu sordu:

whether or not the Styro Slicer could cut through dry ice. Notlar

0:02

Styro Slicer kuru buzu kesebilir mi?

Dilbilgisi

Dolaylı evet/hayır sorusunda whether or not

asking whether or not... yapısında whether ile başlayan yan cümle, asking fiilinin nesnesi olarak bir evet/hayır sorusunu dolaylı biçimde aktarır. Ana cümlenin içine gömülü olduğu için düz cümle dizilişi kullanır: the Styro Slicer could cut...; could the Styro Slicer cut... dizilişi kullanılmaz. whether or not, iki olası yanıtı da açıkça belirtir: kesebilirdi ya da kesemezdi. Konuşanın olumsuz bir yanıt beklediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, dolaylı bir evet/hayır sorusu başlatan ve iki olasılığı da açıkça içeren ifadeyle tamamlayın: She asked ____ the meeting was still on.

Cevabı göster

whether or not

Öbek fiiller

Tamamen geçmeyi anlatan cut through

cut through ifadesinde through, bir yol ve sonuç ekler: kesme işlemi kuru buzun içine girer ve bir taraftan diğer tarafa kadar devam eder. Bu ifade, yalnızca eylemi adlandıran fakat tam geçişi garanti etmeyen cut fiilinden daha özeldir. Yaygın kalıp cut through + malzeme veya engel şeklindedir. cut through confusion örneğinde olduğu gibi mecazi olarak da kullanılabilir; bu durumda engel oluşturan bir şeyi aşmak anlamına gelir. Altyazıda fiziksel ve gerçek anlam kullanılmıştır.

Alıştırma

Hangi cümle bıçağın malzemenin bir tarafından diğer tarafına tamamen geçtiğini açıkça belirtir?

  1. The blade cut into the thick rubber sheet.
  2. The blade cut the thick rubber sheet.
  3. The blade cut through the thick rubber sheet.
Cevabı göster

The blade cut through the thick rubber sheet.

And I'm actually not really sure what would happen if we tried. Dilbilgisi

0:05

Denersek ne olacağından ben de pek emin değilim.

Dilbilgisi

Varsayımsal sonuçlar için what would happen if we tried ...?

Dolaylı soru yapısı what would happen if we tried içinde, would happen hayal edilen sonucu, if we tried ise varsayımsal koşulu verir. Konuşmacı henüz yapılmamış bir deneyi düşünüyor; bu nedenle would burada “geçmişteki bir noktaya göre gelecek” anlamı taşımaz. Belirsiz bir sonucu sormak ya da tartışmak için what would happen if + geçmiş zaman biçimli yan cümle yapısını kullanabilirsiniz: What would happen if we changed the schedule? tried biçimindeki geçmiş zaman, gerçekliğe ya da kesinliğe mesafe katar; denemenin geçmişte gerçekleştiğini tek başına göstermez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki varsayım kalıbıyla tamamlayın: We have never mixed these materials, so I am not sure ____.

Cevabı göster

what would happen if we tried

So I got out my Styro Slicer and I went and picked up some dry ice. Öbek fiiller

0:07

Bu yüzden Styro Slicer'ımı çıkardım ve gidip biraz kuru buz aldım.

Öbek fiiller

“Kullanmak için çıkardı” anlamındaki got out

Burada got out, bir eşyayı kullanmak için saklandığı yerden çıkarmak anlamına gelir. Kesici zaten kullanımda değildi; konuşmacı onu deneye hazırlanırken saklandığı yerden aldı. “Dışarı çıktı” veya “kaçtı” anlamına gelmez. Nesne bir isimse hem get out the tool hem de get the tool out doğaldır. Zamir kullanıldığında zamiri fiille parçacığın arasına koyun: get it out deyin, get out it demeyin.

Alıştırma

El feneri bir çekmecede saklanıyordu. Cümleyi get out fiilinin geçmiş biçimi ve it zamiriyle tamamlayın: Before checking the batteries, I ____.

Cevabı göster

got it out

Öbek fiiller

picked up: bir işi hallederken bir şeyi temin etmek

Burada picked up, deney için gereken kuru buzu almaya veya temin etmeye gitmek anlamına gelir. Eşyayı edinme işi, çoğunlukla bir mağazaya ya da teslim alma noktasına uğramayı içeren pratik bir iş olarak sunulur. Bu öbek fiilin nesnesi some dry ice ifadesidir. Bu bağlamda buzu yerden kaldırmak ya da birini gidip almak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi durumda pick up örnektekiyle aynı anlama gelir?

  1. I stopped at the pharmacy to pick up my prescription.
  2. I'll pick you up outside the station.
  3. I picked up the coin that fell under the table.
Cevabı göster

I stopped at the pharmacy to pick up my prescription.

So today we can put that experiment to the test. Kalıp ifadeler

0:10

Böylece bugün bu deneyi uygulamalı olarak sınayabiliriz.

Kalıp ifadeler

put that experiment to the test: gerçek bir denemeyle değerlendirmek

Burada put that experiment to the test, deneyi uygulamak ve temel fikrinin gerçek hayatta işe yarayıp yaramadığını görmek anlamına gelir. Test, okul sınavına girmeyi değil, kanıt üreten uygulamalı bir denemeyi ifade eder. Yeniden kullanılabilir kalıp put + object + to the test şeklindedir. Nesne, gerçek koşullarda değerlendirilen bir fikir, iddia, yöntem, beceri veya ürün olabilir.

Alıştırma

Gerçek bir deneme yoluyla bir şeyi değerlendirme anlamına gelen ders ifadesiyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Tomorrow, we'll put the new emergency plan ____.

Cevabı göster

to the test

Dry ice is just a solid block of carbon dioxide. Kelime

0:13

Kuru buz, aslında katı bir karbondioksit bloğudur.

Kelime

Dry ice: katı karbondioksit

Dry ice, katı hâldeki karbondioksitin sabit birleşik adıdır. Bu cümlede ardından gelen a solid block of carbon dioxide ifadesi bu adı doğrudan tanımlar. Dry sözcüğü, sıradan su buzunun nemini kaybettiği anlamına gelmez. Özellikle laboratuvar, soğuk taşıma ve sahne efekti bağlamlarında dry ice ifadesini tek bir ad olarak değerlendirin.

Alıştırma

Cümleyi katı karbondioksitin sabit İngilizce adıyla tamamlayın: The lab stores frozen samples in a cooler with ____.

Cevabı göster

dry ice

So when we set it down on a warm surface like our countertop, Öbek fiiller

0:15

Onu tezgâhımız gibi sıcak bir yüzeye koyduğumuzda,

it releases a vapor of gas underneath

0:18

alt kısmından gaz salar

which makes it float around like an air hockey puck. Dilbilgisi

0:19

ve bu da onun hava hokeyi diski gibi yüzeyde kaymasını sağlar.

Öbek fiiller

Set it down: zamirin konumu

Bu cümlede set it down, kuru buz bloğunu bir yüzeye koymak anlamına gelir. Set down ayrılabilen bir deyimsel fiildir ve it, yerleştirilen nesneyi gösteren tümleçtir. Tümleç bir isim olduğunda hem set the box down hem de set down the box mümkündür. Nesne zamiri kullanıldığında zamir normalde fiil ile parçacığın arasına gelir: set it down denir, set down it denmez.

Alıştırma

Hangi cümlede set ... down bir nesne zamiriyle doğru kullanılmıştır?

  1. Please it set down on the desk.
  2. Please set down it on the desk.
  3. Please set it down on the desk.
Cevabı göster

Please set it down on the desk.

Dilbilgisi

which makes it float around: neden ve sonuç yapısı

which ile başlayan ilgi cümleciği, daha önce sözü edilen alttan salınan gaza, yani belirtilen nedene gönderme yapar ve gözle görülen sonucu açıklar: gaz kuru buzun hareket etmesine neden olur. Bu cümlede it kuru buzu ifade eder. make + nesne + fiilin yalın hâli yapısı, nesnenin bir şey yapmasına neden olmak anlamına gelir. Burada makes it float kullanılır ve floattan önce to gelmez. which tekil özne olduğu için makes biçimi kullanılır.

Alıştırma

Basıncın topun hareket etmesine neden olduğunu söyleyen ve make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanan cümleyi seçin.

  1. The pressure makes the ball roll.
  2. The pressure makes the ball to roll.
  3. The pressure lets the ball roll.
Cevabı göster

The pressure makes the ball roll.

It's actually not a very good idea to touch this stuff with your bare skin. Notlar

0:22

Aslında buna çıplak elle dokunmak pek iyi bir fikir değil.

Dilbilgisi

It's actually not a very good idea to: dolaylı bir uyarı

It's actually not a very good idea to, bir eylemin akıllıca olmadığını veya güvenli olmayabileceğini dolaylı biçimde söylemenin yoludur. it biçimsel özne olarak kullanılır; değerlendirilen eylem to ile başlayan mastar grubunda yer alır. Burada değerlendirilen şey, bu maddeye çıplak tenle dokunmaktır. Actually bir varsayımı düzeltirken veya önemli bir pratik noktayı eklerken kullanılabilir. Not a very good idea, Don't touch it gibi doğrudan bir emre göre uyarıyı yumuşatır. Bu kalıp başka bir eylemin önünde de kullanılabilir.

Alıştırma

Perdenin yanında yanan bir mum bırakmakla ilgili dolaylı bir güvenlik uyarısı veren cümleyi seçin.

  1. It's actually a very good idea to leave a candle burning beside a curtain.
  2. It's actually not a very good idea to leave a candle burning beside a curtain.
  3. Actually, it not a very good idea to leave a candle burning beside a curtain.
Cevabı göster

It's actually not a very good idea to leave a candle burning beside a curtain.

Kalıp ifadeler

bare skin: koruyucu bir katmanla örtülmemiş cilt

Bu cümlede bare skin, eldiven, giysi veya başka bir koruyucu örtüyle kaplanmamış cilt anlamına gelir. Bare, skin sözcüğünü niteler ve cildin maddeyle doğrudan temas edeceğini vurgular. Bu ifade güvenlik uyarılarında yaygındır. Bir şeye bare skin ile dokunmak, o şeyi açıkta kalan cilde doğrudan temas ettirmek demektir. Kişinin tamamen çıplak olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Güvenlik uyarısını açıkta ve korunmasız cilt anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Keep the liquid away from your ____.

Cevabı göster

bare skin

So for the rest of this experiment, Kalıp ifadeler

0:24

Bu yüzden deneyin geri kalanında

I'm going to be using gloves. Dilbilgisi

0:26

eldiven kullanacağım.

Kalıp ifadeler

for the rest of: şu andan sona kadar

For the rest of + bir zaman dilimi veya etkinlik, onun geriye kalan kısmının tamamı boyunca anlamına gelir. Burada for the rest of this experiment, şu andan deneyin bitimine kadar olan süreyi kapsar. For edatı süreyi belirtir; rest ise dinlenme veya uyku değil, «geriye kalan kısım» anlamındadır. Bu yapı the day, the trip, the meeting veya the course gibi ifadelerle yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi şu andan toplantı bitene kadar anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: I'll take notes ____ the meeting.

Cevabı göster

for the rest of

Dilbilgisi

I'm going to be using: devam eden gelecek planı

I'm going to be using, be going to + be + -ing biçiminin birleşimidir. Bu yapı, eldiven kullanmanın önceden planlanmış bir gelecek etkinliği olduğunu ve for the rest of this experiment ifadesinin belirttiği süre boyunca devam edeceğini veya tekrarlanacağını anlatır. Bu ifade, konuşanın eldiven kullanmaya dair tek seferlik bir karar vermesinden çok, bu yöntemi sürdürmesine odaklanır. Etkinliğin her saniye kesintisiz sürmesi gerekmez; sürenin ve sıklığın nasıl anlaşılacağı zaman ifadesine ve bağlama bağlıdır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için be going to + be + -ing kullanın: For the rest of the trip, I ____ gloves.

Cevabı göster

am going to be wearing

Now a lot of you remember my tutorial on making the Styro Slicer. Kalıp ifadeler

0:28

Çoğunuz Styro Slicer'ı nasıl yaptığımı anlattığım videoyu hatırlıyorsunuzdur.

Kalıp ifadeler

tutorial on making: bir eğitimin konusunu adlandırma

Tutorial on making, bir eğitimin konusunu belirtmek için on + isim-fiil yapısını kullanır. Burada making, Styro Slicer'ı yapma etkinliğini veya sürecini anlatır ve ifade eğitimin ne öğrettiğini gösterir. Bu, eğitimin içeriğini anlatan bir isim öbeğidir: eğitim fiziksel olarak bir şeyin üzerinde değildir ve making, eğitimin kendisinin bir şey yaptığı anlamına gelmez. Aynı yapı tutorial on repairing, tutorial on editing veya tutorial on cooking gibi ifadelerde de kullanılabilir.

Alıştırma

İfadeyi make fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: I found a tutorial on ____ a wooden shelf.

Cevabı göster

making

This is designed to use electricity Dilbilgisi

0:31

Bu alet, elektrik kullanarak

and pump a current through a thin stainless steel wire. Kelime

0:33

ince bir paslanmaz çelik telden akım geçirmek üzere tasarlandı.

Dilbilgisi

is designed to + fiil

is designed to + fiilin yalın hâli, bir nesneye tasarım yoluyla kazandırılan amacı veya çalışma işlevini belirtir. Burada sıcak telli köpük kesicinin elektriği bu şekilde kullanmak üzere üretildiğini anlatır. Bu edilgen yapı, önceden belirlenmiş bir tasarım özelliğini anlatır; birinin cihazı şu anda tasarladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “bu mühendislik amacıyla tasarlanmıştır” anlamındaki üç sözcüklü edilgen ifadeyle tamamlayın: This safety valve ____ release pressure automatically during an emergency.

Cevabı göster

is designed to

Kelime

ince bir paslanmaz çelik telden akım geçirmek

pump a current through ifadesinde pump, geçişli bir fiil olarak mecazi anlamda kullanılır: bir güç kaynağı elektrik akımını bir iletkenden etkin biçimde geçirir. Kalıp pump + current + through + conductor şeklindedir. Bu ifade, akımın denetimli ve sürekli biçimde sağlandığını düşündürür. Sıvı taşıyan mekanik bir pompayı anlatmaz; burada ince çelik telden geçen akım telin ısınmasını sağlar.

Alıştırma

Teknik bir açıklamada “pump a current through a wire” ne anlama gelir?

  1. Elektrik akımını telden etkin biçimde geçirmek.
  2. Telin kalınlığını ölçmek.
  3. Mekanik bir pompayla sıvıyı telden geçirmek.
Cevabı göster

Elektrik akımını telden etkin biçimde geçirmek.

This generates a lot of heat Kalıp ifadeler

0:35

Bu da çok fazla ısı üretir

Kalıp ifadeler

generates a lot of heat: çok fazla ısı üretmek

Bu cümlede generates a lot of heat, “büyük miktarda ısı enerjisi üretir” anlamına gelir. This öznesi, elektrik akımının metal telden geçmesi sürecini ifade eder; dolayısıyla generates bu sürecin sonucunu anlatır. Generate heat; cihazları, tepkimeleri, sürtünmeyi ve diğer süreçleri anlatırken kullanılan standart bir teknik eşdizimdir. Bu anlamda heat sayılamazdır: generates heat veya generates a lot of heat denir, generates a heat denmez.

Alıştırma

Teknik cümleyi, derste öğrendiğiniz ve heat ile doğal biçimde kullanılan fiille tamamlayın: Friction ____ a lot of heat.

Cevabı göster

generates

and it easily slices through Styrofoam.

0:37

ve straforu kolayca kesip geçer.

When we power on the Styro Slicer, Öbek fiiller

0:39

Styro Slicer'ı açtığımızda,

this thin metal wire can reach temperatures above 1,000 degrees Celsius. Kalıp ifadeler

0:40

bu ince metal telin sıcaklığı 1.000 santigrat derecenin üzerine çıkabilir.

Öbek fiiller

power on: bir cihazı açmak

Burada power on, “bir cihaza elektrik vermek ve cihazı çalıştırmak” anlamına gelen geçişli bir öbek fiildir. Power bir fiildir ve the Styro Slicer nesnedir: power on the Styro Slicer. Bu ifade, cihazın açılmasını telin ısınmasına yol açan koşul olarak sunar. Kalıp elektronik ve elektrikli cihazlara aktarılabilir: power on + device. Nesne bir zamirse onu fiil ile parçacığın arasına yerleştirin: power it on.

Alıştırma

Kurulum talimatını derste öğrendiğiniz iki sözcüklü teknik fiille tamamlayın: Before configuration, ____ the router and wait for the status light to turn green.

Cevabı göster

power on

Kalıp ifadeler

reach temperatures above 1,000 degrees Celsius ile sıcaklık eşiğini aşmak

Burada reach, ölçülen bir düzeye ulaşmak anlamına gelir. temperatures above 1,000 degrees Celsius ad öbeği fiilin doğrudan nesnesidir; above, 1,000°C'nin telin kesin sıcaklığı değil, aşabileceği bir eşik olduğunu gösterir. Aktarılabilir kalıp özne + reach + ölçüm veya düzey biçimindedir ve reach sonrasında to kullanılmaz. Sıcaklık, hız, fiyat ve diğer ölçülebilir değerlerle ilgili kapasiteyi veya sonucu bildiren nötr ve rapor tarzında bir ifadedir.

Alıştırma

Fırının belirtilen sıcaklığı aşabildiğini göstermek için cümleyi reach kullanarak tamamlayın: In normal operation, the kiln can ____ 900 degrees Celsius.

Cevabı göster

reach temperatures above

On the other hand, Anlatım akışı

0:44

Öte yandan,

dry ice is minus 79 degrees Celsius.

0:45

kuru buzun sıcaklığı eksi 79 santigrat derecedir.

Anlatım akışı

On the other hand ile karşıt ikinci yönü sunmak

On the other hand, konuşanın bir karşılaştırmanın bir yönünden onunla karşıtlık oluşturan diğer yönüne geçtiğini gösterir. Burada dinleyiciyi aşırı sıcak telden aşırı soğuk kuru buza yönlendirir ve ilk bilgiyi reddetmek yerine karşıt iki sıcaklık bilgisini düzenler. İlk yön bağlamdan açıkça anlaşılıyorsa daha önce on the one hand söylenmemiş olsa bile ikinci değerlendirmeyi sunmak için sıkça kullanılabilir.

Alıştırma

Karşıtlık oluşturan ikinci yönü sunan dört sözcüklü hedef bağlaçla metni tamamlayın: Working from home saves commuting time. ____, it can make collaboration harder.

Cevabı göster

On the other hand

So what will happen when these two extremes collide? Deyimler

0:47

Peki bu iki uç değer çarpışınca ne olacak?

Deyimler

Bu iki uç nokta çatıştığında

Bu soruda these two extremes, çok sıcak teli ve aşırı soğuk kuru buzu ifade eder. Collide, bunların karşılaşmasını zıt güçlerin çatışması gibi sunar ve yüksek hızlı bir çarpışmadan çok büyük sıcaklık farkını vurgular. Bu kalıp, zıt fikirlerin, çıkarların veya koşulların doğrudan karşılaşarak gerilim ya da belirsiz bir sonuç oluşturmasını anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

“When strict deadlines and limited budgets collide, the team must compromise,” cümlesinde collide ne anlama gelir?

  1. tamamen aynı hâle gelmek
  2. güçlü biçimde çatışmak
  3. yüksek hızda fiziksel olarak çarpışmak
Cevabı göster

güçlü biçimde çatışmak

Will the dry ice freeze the wire solid Dilbilgisi

0:50

Kuru buz teli tamamen donduracak mı,

or will the wire generate enough heat to easily glide through the block of ice? Dilbilgisi

0:52

yoksa tel, buz bloğunun içinden kolayca kayıp geçecek kadar ısı üretecek mi?

Dilbilgisi

freeze the wire solid: nesne sonuç tümleci

freeze the wire solid ifadesinde freeze eylemdir, the wire nesnedir ve solid sonuç tümlecidir. Solid, telin donma sonucunda ulaştığı durumu, yani tamamen donmuş veya sertleşmiş olmasını anlatır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp fiil + nesne + sonuç tümlecidir. push the door open ve paint the wall red ifadelerinde de bu kalıp vardır; sondaki sıfat, nesnede oluşan sonucu belirtir.

Alıştırma

freeze, the pipes ve solid ögelerini kullanarak cümleyi sonuç tümleci kalıbıyla tamamlayın: During the cold snap, the low temperatures could ____.

Cevabı göster

freeze the pipes solid

Dilbilgisi

kolayca geçmeye yetecek kadar ısı

enough + isim + to-mastar yapısında enough, bir kaynağı adlandıran isimden önce gelir; to-mastar ise bu miktarın mümkün kıldığı sonucu belirtir. Burada enough, heat sözcüğünü nitelerken to easily glide through the block of ice yeterli ısının telin ne yapmasını sağlayacağını açıklar. Bu yapı; zaman, alan, enerji, para veya başka bir kaynağın miktarının bir eylem ya da sonuç için gereken eşiğe ulaşıp ulaşmadığını değerlendirmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Depolanan enerjinin yeterli olduğunu anlatan isim yapısını tamamlayın: The battery stored ____ energy to power the emergency light for three hours.

Cevabı göster

enough

Your guess is as good as mine. Deyimler

0:56

Benim tahminim de sizinkinden daha iyi değil.

Deyimler

senin tahminin de benimki kadar iyi

Your guess is as good as mine, konuşanın dinleyenden daha iyi bir cevabı veya tahmini olmadığını söylemenin deyimsel bir yoludur. Mine, my guess ifadesinin yerine geçer; dolayısıyla karşılaştırma, iki tahminin de eşit ölçüde dayanaksız olduğunu anlatır. Bu ifade iki kişiyi eşit konuma getirir ve belirsizliği genellikle hafif ya da sohbet havasında gösterir. Normalde dinleyenin tahmininin doğruluğunu veya kalitesini öven bir söz değildir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız bir maçı kimin kazanacağını soruyor, ancak hiçbir bilginiz yok. 'Your guess is as good as mine.' diye cevap veriyorsunuz. Ne demek istiyorsunuz?

  1. Tahmininin yanlış olduğuna dair kanıtım var.
  2. Senin tahminin kesinlikle doğru.
  3. Ben de senden daha iyi bilmiyorum.
Cevabı göster

Ben de senden daha iyi bilmiyorum.

So let's flip the switch and see exactly what happens. Kalıp ifadeler

0:57

Öyleyse şalteri açıp tam olarak ne olduğuna bakalım.

Kalıp ifadeler

Flip the switch: bir kumandayı çalıştırıp durumu değiştirmek

Bu cümlede flip the switch, sıcak telli kesiciyi çalıştırmak için cihazın anahtarını hızla diğer konuma getirmek demektir. Flip elle yapılan hareketi, switch ise konumu değişen kumandayı belirtir. flip a/the switch kalıbı, bir cihazın veya sistemin durumunu değiştirmek için başka bağlamlarda da kullanılabilir. Ani bir geçişi anlatan mecazi bir kullanımı da vardır, ancak burada anlam gerçektir.

Alıştırma

“Kumandayı hızla hareket ettirmek” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: To turn on the backup pump, ____ beside the red light.

Cevabı göster

flip the switch

Ooh, it's like freezing to my table here. Kelime

0:59

Oo, burada masama donup yapışıyor sanki.

Kelime

Freezing to my table: soğuk yüzünden masaya yapışmak

Burada freezing to my table, aşırı soğuk temas noktasını dondurduğu için nesnenin masaya yapışmaya başlaması demektir. to edatı hareket yönünü değil, nesnenin yapıştığı yüzeyi gösterir. Freeze to + yüzey, donmanın yol açtığı yapışmaya odaklanır. Ortaya çıkmış sonuç durumunu anlatırken İngilizcede The lid is frozen to the frame örneğindeki gibi be frozen to sık kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle eldivenin donma nedeniyle bir yüzeye yapıştığını söylüyor?

  1. The wet glove froze solid overnight.
  2. The cold air froze the water in the bowl.
  3. The wet glove froze to the metal railing.
Cevabı göster

The wet glove froze to the metal railing.

All right, so I just got the wire set to normal power. Dilbilgisi

1:02

Pekâlâ, teli normal güç ayarına getirdim.

Dilbilgisi

got the wire set içindeki get + nesne + geçmiş zaman ortacı

got the wire set ifadesinde get + nesne + geçmiş zaman ortacı, nesnenin tamamlanmış veya hazır bir duruma gelmesini sağlamak ya da bunu ayarlamak anlamına gelir. The wire nesnedir; set ise telin normal güce ayarlanmış sonuç durumunu anlatır. got burada “elde etti” anlamına gelmez. Bu yapı, eylemi kimin yaptığından çok sonuca odaklanır. Ekipman, belge veya planların gerekli duruma getirilmesinden söz ederken kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, tamamlanmış bir sonuca odaklanmak için get + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır?

  1. We got a report from the assistant before noon.
  2. We got the assistant to check the report before noon.
  3. We got the report checked before noon.
Cevabı göster

We got the report checked before noon.

Let's go ahead and introduce the dry ice and see what happens. Ton ve niyet

1:04

Şimdi kuru buzu tele değdirip ne olacağına bakalım.

Ton ve niyet

Devam etme işareti olarak go ahead and

Burada go ahead and, konuşanın yapmak üzere olduğu bir sonraki eylemi, yani kuru buzu eklemeyi tanıtır. Hazırlıktan sonra şimdi devam etmek anlamına gelir; başka birine izin vermek anlamına gelmez. go ahead and + fiilin yalın hâli yapısı, bekleme veya planlama aşamasından eyleme doğal bir sözlü geçiş sağlar. Gösterileri, toplantıları ve günlük işleri ilerletmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede go ahead and, örnekteki gibi konuşanın kendi ilerleme kararını belirtir?

  1. You may go ahead; the room is ready.
  2. She went ahead of us on the trail.
  3. I'll go ahead and send the revised schedule now.
Cevabı göster

I'll go ahead and send the revised schedule now.

It made a little bit of a squealing noise there, Kelime

1:11

Biraz ciyaklamaya benzer bir ses çıkardı,

like a little mini velociraptor.

1:13

küçük bir velociraptor gibi.

Kelime

squealing noise: ince ve tiz bir ses

Squealing noise ifadesinde squealing, ince, keskin ve tiz, çoğu zaman uzayan veya tekrarlanan bir sesi anlatır. Genellikle sürtünme, titreşim, fren, makine ya da hayvan çığlığına benzeyen bir ses çağrıştırır. Burada malzemelerin birbirine değmesiyle çıkan sesin özelliğini anlatır; gerçekten bir hayvanın bağırdığı anlamına gelmez. Bu belirli ses niteliğini tanımlamak istediğiniz başka durumlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

İnce ve tiz bir sesi anlatan iki sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: The worn belt made a ____ whenever the motor started.

Cevabı göster

squealing noise

Hear that? Ton ve niyet

1:16

Duydunuz mu?

Ton ve niyet

Hear that? ile dikkati bir sese yöneltmek

Hear that?, ortak bir durumdaki belirli bir sese işaret eden kısa ve konuşma diline özgü bir uyarıdır. That, az önce ortaya çıkan veya hâlâ duyulabilen sesi ifade eder. Konuşan kişi dinleyenin dikkatini sese yöneltir ve sesi fark edip etmediğini kontrol eder. Normalde dinleyenin genel işitme yeteneğini sormaz.

Alıştırma

Siz ve bir arkadaşınız sessiz bir odada otururken hafif bir tıkırtı başlıyor. Arkadaşınızın dikkatini sese en doğal şekilde yönelten kısa soru hangisidir?

  1. Hear that?
  2. Can you hear me?
  3. Did you see that?
Cevabı göster

Hear that?

Now look at the wire.

1:18

Şimdi tele bakın.

It actually cools down very quickly Öbek fiiller

1:19

Gerçekten çok hızlı soğuyor

and not making much progress. Kalıp ifadeler

1:22

ve pek ilerlemiyor.

Öbek fiiller

cools down: soğumak

Bu cümlede cools down, daha az sıcak hâle gelmek, yani sıcaklığın hızla düşmesi anlamına gelir. Kuru buz ısıyı aldığı için metal tel soğur; bu ifade birine sakin olmasının söylenmesi anlamında değildir. Cool down öbek fiili, bir kişinin veya etkinliğin daha sakin ya da daha az yoğun hâle gelmesini de anlatabilir. Ancak burada sıcaklık değişimini anlatan gerçek anlamıyla kullanılmıştır.

Alıştırma

The soup cools down after we remove it from the stove. cümlesinde cools down ne anlama gelir?

  1. Çorba daha hızlı kaynamaya başlar.
  2. Çorba daha az sıcak hâle gelir.
  3. Birisi çorbaya sakin olmasını söyler.
Cevabı göster

Çorba daha az sıcak hâle gelir.

Kalıp ifadeler

not making much progress: fazla ilerleme kaydetmemek

Not making much progress, yalnızca biraz ilerlemek veya beklenenden daha az ilerlemek anlamına gelir. Bu cümlede iş neredeyse hiç ilerlememektedir. Make progress sabit bir kalıptır: fiil olarak make kullanılır ve genel anlamda ilerlemeyi belirten progress normalde sayılamayan bir isimdir. Süreklilik bildiren not making, sınırlı ilerlemenin devam eden bir durum olduğunu gösterir.

Alıştırma

Anlamı tamamlayan ifadeyi seçin: The repair crew is ______ on the broken elevator. Burada işin yalnızca biraz ilerlediği anlatılıyor.

  1. not making much progress
  2. making rapid progress
  3. taking a break from the elevator
Cevabı göster

not making much progress

Let's go ahead and turn up the power. Öbek fiiller

1:23

Gücü biraz artıralım.

Öbek fiiller

Turn up the power: ayarlanabilir bir seviyeyi yükseltmek

Bu cümlede turn up, ayarlanabilir bir seviyeyi yükseltmek anlamına gelir. Konuşmacı cihazın güç ayarını yükseltmektedir; up, yoğunluğun daha yüksek bir düzeye doğru değişmesini ifade eder. İfade doğrudan nesne olarak the power aldığı için burada 'ortaya çıkmak veya gelmek' şeklindeki geçişsiz anlamda kullanılmamıştır. Bu phrasal verb ayrılabilir: turn up the power ve turn the power up kullanımlarının ikisi de doğaldır. Nesne bir zamirse parçacık onun ardından gelmelidir: turn it up.

Alıştırma

Cümleyi hedef iki sözcüklü phrasal verb ile tamamlayın: The fan is already running, but it is too weak, so ____ the power.

Cevabı göster

turn up

This is high power on the normal setting.

1:25

Bu, normal ayardaki yüksek güç seviyesi.

Here we go. Ton ve niyet

1:27

Başlıyoruz.

Ton ve niyet

Here we go: eylemin başladığını bildirmek

Here we go, hazır olunduğunu ve beklenen bir eylemin başladığını bildiren konuşma diline ait bir işarettir. Bu sahnede hazırlık tamamlanmıştır ve konuşmacı temel adımı uygulamak üzeredir. Bir yere gitmekle ilgili gerçek anlamlı bir ifade değildir. Dinleyenlerin hazırlık aşamasından eylem aşamasına geçmesine yardımcı olur ve 'Pekâlâ, şimdi başlıyoruz' ifadesine benzer.

Alıştırma

Bir sunucu deneyi hazırlamayı bitirip 'Here we go.' diyor. Bu ifade bu bağlamda neyi bildirir?

  1. Temel eylem başlamak üzere.
  2. Sunucu herkesin bu konuma gelmesini istiyor.
  3. Deney zaten başarıyla tamamlandı.
Cevabı göster

Temel eylem başlamak üzere.

Yeah, you can see it only gets about an eighth, Kelime

1:31

Evet, gördüğünüz gibi bloğun içine yalnızca yaklaşık sekizde bir,

maybe a 16th of an inch into the block

1:32

belki de on altıda bir inç kadar giriyor

Kelime

an eighth, maybe a 16th of an inch: bir inçin sekizde biri veya belki on altıda biri

an eighth sekiz eşit parçadan biri, yani 1/8 anlamına gelir. a 16th on altı eşit parçadan biri, yani 1/16 anlamına gelir; burada 16th sixteenth diye okunur ve on altıncı nesneyi belirtmez. of an inch ölçü biriminin inç olduğunu gösterir. About ve maybe, konuşanın kesin bir ölçüm değil tahmin verdiğini ve derinliğin sekizde bir inçten çok on altıda bir inçe yakın olabileceğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle 1/16 inçlik bir ölçüyü anlatır?

  1. The slot is six inches deep.
  2. The slot is a sixteenth of an inch deep.
  3. The slot is an eighth of an inch deep.
Cevabı göster

The slot is a sixteenth of an inch deep.

and then it just stops solid. Kelime

1:34

ve sonra tamamen duruyor.

Kelime

stops solid: tamamen durur

stops solid ifadesindeki solid, nesnenin hangi maddeden yapıldığını anlatmaz. stops fiilini güçlendirir ve hareketin tamamen, kararlı bir biçimde durduğu anlamına gelir; stops dead ifadesine benzer. Bu ifade durmayı ani ve kesin gösterir: kısa bir hareketten sonra hiçbir şey devam etmez. Canlı ve konuşma diline ait bir İngilizcedir; teknik bir raporda normalde seçilecek tarafsız ifade değildir.

Alıştırma

'The printer stopped solid.' cümlesinde solid, yazıcının katı bir malzemeye dönüştüğü anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Now if I rub it up and down the wire,

1:36

Kuru buzu tel üzerinde yukarı aşağı sürtersem,

I can use this kind of like as a wire saw.

1:38

bunu bir tür tel testere gibi kullanabiliyorum.

And this is actually working a little bit better.

1:41

Bu aslında biraz daha iyi işe yarıyor.

But it's still not super impressive. Kelime

1:44

Ama yine de pek etkileyici değil.

Kelime

still not super impressive: hâlâ pek etkileyici değil

Gündelik konuşmada super, “çok” anlamına gelen bir derece zarfı olarak kullanılır. Impressive sözcüğünü niteler; bu nedenle not super impressive, “pek etkileyici değil” anlamında yumuşatılmış olumsuz bir değerlendirmedir ve mutlaka “berbat” demek değildir. Still, az önce belirtilen değişiklik veya iyileşmeye rağmen bu değerlendirmenin geçerliliğini koruduğunu gösterir. still not + sıfat kalıbı, beklentilerin henüz karşılanmadığını sıkça ifade eder.

Alıştırma

“The design is cleaner now, but it's still not super impressive,” cümlesinin son kısmı ne anlatır?

  1. Son derece etkileyici hâle gelmiştir.
  2. İyileşmeye rağmen hâlâ umulduğu kadar etkileyici değildir.
  3. Konuşan kişi bir süper kahramandan söz etmektedir.
Cevabı göster

İyileşmeye rağmen hâlâ umulduğu kadar etkileyici değildir.

I think it's time to crank this thing to overdrive. Deyimler

1:46

Sanırım bu şeyi son sınırına kadar zorlamanın vakti geldi.

Deyimler

crank this thing to overdrive: bu şeyi aşırı düzeye çıkarmak

Crank this thing to overdrive, aygıtın gücünü veya yoğunluğunu aşırı bir düzeye çıkarmayı canlı biçimde anlatmak için makine dilini bir benzetme olarak kullanır. crank + nesne + to + düzey yapısı, söz konusu düzeyi varış noktası olarak sunar; this thing aygıta yönelik samimi bir göndermedir, overdrive ise normal çalışmanın ötesindeki abartılı bir son düzeyi belirtir. Burada overdrive mutlaka gerçek bir vitesin veya kontrol ayarının adı değildir. Cümle bir yükseltme kararı ifade eder: normal düzeyler işe yaramamıştır, bu yüzden konuşan kişi çok daha güçlü bir düzeyi denemek ister.

Alıştırma

Bu canlı ve gündelik cümleyi hayalî bir aşırı modu belirten sözcükle tamamlayın: “The first setting was too weak, so let's crank this thing to ____.”

Cevabı göster

overdrive

What happens when the dry ice touches it?

1:49

Kuru buz tele değince ne oluyor?

Ooh, listen to that.

1:53

Oo, şunu dinleyin.

You hear that?

1:55

Duyuyor musunuz?

It's making like a really high-pitched vibration. Kalıp ifadeler

1:55

Çok tiz bir titreşim sesi çıkarıyor.

Kalıp ifadeler

high-pitched vibration: ses şiddeti değil, frekans

high-pitched vibration ifadesinde high-pitched, titreşimin frekansını veya titreşimin çıkardığı sesi anlatır: salınımlar hızlıdır ve ses tiz ya da cırlak gelir. Kısa çizgi, high ile pitched sözcüklerini vibration önünde tek bir sıfat hâline getirir. Ses perdesi ile ses şiddeti farklı özelliklerdir. high-pitched vibration sessiz de yüksek sesli de olabilir; ifade tek başına sesin ne kadar güçlü olduğunu belirtmez.

Alıştırma

Bir teknisyen “The motor is making a high-pitched vibration.” diyor. high-pitched neyi belirtir?

  1. Titreşim yavaştır ve sesi pestir.
  2. Titreşim mutlaka çok yüksek seslidir.
  3. Titreşimin frekansı yüksektir ve sesi tizdir.
Cevabı göster

Titreşimin frekansı yüksektir ve sesi tizdir.

At this rate, Anlatım akışı

1:58

Bu hızla,

it looks like we're probably moving about 1 inch every 2 minutes. Ton ve niyet

1:59

her 2 dakikada yaklaşık 1 inç ilerliyor gibiyiz.

Anlatım akışı

At this rate: mevcut tempodan sonuç çıkarmak

At this rate, cümlenin başında bir çerçeve oluşturarak dinleyiciye bundan sonraki bilgiyi mevcut hız, ilerleme temposu veya eğilime göre değerlendirmesini söyler. Mevcut ilerlemeyi gösteren kanıtı bir yargı veya tahminden önce sunar. İfade, mevcut düzene dayanan bir sonuç veya öngörü getirir: bu düzen devam ederse ardından söylenen sonucun gerçekleşmesi muhtemeldir. Burada rate, puan veya kalite derecesi değil, hız ya da değişim oranı anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen, At ile başlayan ve mevcut tempoyu belirten üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____, we'll miss the Friday deadline.

Cevabı göster

At this rate

Ton ve niyet

it looks like: kanıta dayalı geçici bir yargı

it looks like ifadesi, konuşanın o anda gözlemleyebildiği şeylere dayanan bir sonuç sunar. Burada alınan mesafe ve geçen süre kesme hızına işaret eder; look, bir şeye bilinçli olarak bakmak anlamına gelmez. Bu ifade tahmini kesin değil, geçici bir yargı olarak sunar. Mevcut kanıtlar bir yargıyı desteklediğinde ancak daha sonraki bilgiler sonucu değiştirebileceğinde kullanılır.

Alıştırma

Bir makine on dakikada yalnızca bir sayfa işledi. Hangi yorum, kanıta dayalı geçici bir yargı bildirmek için it looks like ifadesini en iyi şekilde kullanır?

  1. The full job definitely takes several hours.
  2. It looks like the full job will take several hours.
  3. Look at the full job for several hours.
Cevabı göster

It looks like the full job will take several hours.

So I suppose you could use it to cut a block of dry ice, Ton ve niyet

2:02

Yani sanırım bununla bir kuru buz bloğunu kesebilirsiniz,

but it doesn't seem very practical.

2:05

ama pek kullanışlı görünmüyor.

Ton ve niyet

I suppose you could ... but it doesn't seem very practical: olasılığı kabul edip temkinli biçimde reddetmek

I suppose you could ifadesi, aleti bu şekilde kullanmanın teknik olarak mümkün olduğunu temkinli biçimde kabul eder. Could sınırlı uygulanabilirlik bildirir; öğüt veya tavsiye değildir. But ile başlayan bölüm mesajın yönünü değiştirir: it doesn't seem very practical olumsuz bir değerlendirmeyi yumuşatarak verir. Bu yapı, bir seçeneği önce kabul edip ardından gerçek koşullarda neden iyi bir tercih olmadığını nazikçe açıklar.

Alıştırma

“I suppose you could hold it together with tape, but it doesn't seem very reliable,” cümlesinde konuşan ne anlatıyor?

  1. Konuşan bandın hiçbir şekilde işe yaramayacağından emin.
  2. Konuşan bandı en iyi çözüm olarak güçlü biçimde öneriyor.
  3. Mümkün olabilir, ancak konuşan bunu güvenilir bir çözüm olarak görmüyor.
Cevabı göster

Mümkün olabilir, ancak konuşan bunu güvenilir bir çözüm olarak görmüyor.

You'd probably be better off using something like a band saw. Kalıp ifadeler

2:07

Muhtemelen şerit testere gibi bir şey kullansanız daha iyi olur.

Kalıp ifadeler

You'd probably be better off using: yumuşatılmış pratik tavsiye

You'd probably be better off using... ifadesinde would be better off + -ing, söz konusu eylemi seçmenin mevcut seçeneğe göre daha olumlu ve kullanışlı bir sonuç doğurmasının muhtemel olduğunu belirtir. Off, kalıplaşmış better off ifadesinin bir parçasıdır; 'uzaklaşmak' anlamına gelmez. Probably, konuşanın kesinlik derecesini azaltır ve tavsiyeyi yumuşatır. Konuşan doğrudan emir vermek yerine kullanışlı bir alternatif sunar.

Alıştırma

Tavsiyeyi walk fiilini kullanarak tamamlayın: Since the bus is delayed, Maya would probably ____ to the station.

Cevabı göster

be better off walking

You know what? Ton ve niyet

2:11

Biliyor musunuz?

Ton ve niyet

Konuşmayı yeniden yönlendiren You know what?

Burada You know what?, gerçekten bilgi isteyen bir soru değil, konuşmaya giriş ifadesidir. Konuşanın yeni bir düşünce oluşturduğunu, bir şeyi hatırladığını veya bir düşünce eklemeye karar verdiğini bildirir. Konuşmada kısa bir yeniden başlangıç yaratır ve dikkati sonraki sözlere yöneltir. Dinleyen kişi genellikle what sorusuna cevap vermek yerine konuşanın devam etmesini bekler.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Konuşmaya giriş olarak kullanılan You know what? ifadesinde konuşan, normalde dinleyenin eksik bilgiyi vermesini bekler.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

The hot wire foam cutter does get pretty hot, Dilbilgisi

2:12

Sıcak telli köpük kesici gerçekten epey ısınıyor,

Dilbilgisi

“does get pretty hot” ifadesindeki vurgulu does

Bu olumlu cümlede does, do fiilinin vurgulu biçimidir. Get fiilini güçlendirir: Cümle, kesicinin ısındığını tarafsızca belirtmek yerine gerçekten çok ısındığını vurgular. Bu vurgu, bir karşıtlıktan önce bir gerçeği kabul etmek veya bir beklentiyi düzeltmek için kullanılabilir. Zamanı ve özne uyumunu does taşıdığı için sonraki fiil yalın biçimde kalır: does gets değil, does get denir.

Alıştırma

Cümleyi do fiilinin vurgulu biçimi ve yalın get ile tamamlayın: The little heater ____ the room warm, but it takes a while.

Cevabı göster

does get

but I don't think it's match for a block of dry ice.

2:14

ama bir kuru buz bloğuyla boy ölçüşebileceğini sanmıyorum.

And I'm cranking this thing up pretty heavy Öbek fiiller

2:16

Üstelik aletin gücünü iyice yükseltiyorum,

to the point where the wire is going to snap, Dilbilgisi

2:18

öyle ki tel kopmak üzere,

Öbek fiiller

Büyük bir artış için “crank this thing up”

Burada crank ... up, bir makinenin gücünü veya yoğunluğunu büyük ölçüde artırmak anlamına gelir. Konuşmacı köpük kesicinin çıkışını çok yüksek bir seviyeye getiriyor; fiziksel bir el krankını çevirmekten söz etmiyor. Crank up ayrılabilen bir öbek fiildir: İsim nesne parçacıktan sonra veya fiille parçacığın arasında gelebilir, ancak zamir araya girmelidir. Bu nedenle crank this thing up ve crank up the power doğaldır; it ile mutlaka crank it up denir.

Alıştırma

“Onu çok artırmak” anlamındaki gündelik öbek fiili kullanın: The music is too quiet for the party, so let’s ____.

Cevabı göster

crank it up

Dilbilgisi

to the point where: bir sonuç durumuna ulaşmak

To the point where, bir eylem veya durum yeterince aşırı hâle geldiğinde ulaşılan somut durumu anlatır. Burada gücü çok yükseltmek, telin kopmak üzere olduğu aşamaya ulaşır. Kalıp, “X gelişir veya to the point where + sonuç cümleciği aşamasına itilir” biçimindedir. Point burada bir yer veya görüş değil, derece ya da eşik anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi, “belirtilen sonucun gerçekleşeceği dereceye kadar” anlamındaki dört kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: The noise increased ____ nobody could hear the announcement.

Cevabı göster

to the point where

and we're not really making much progress.

2:20

ama yine de pek ilerleme kaydedemiyoruz.

Ooh, and there goes the wire. Dilbilgisi

2:27

Oo, tel de koptu işte.

Dilbilgisi

there goes the wire: ani bir sonucu bildirmek

There goes the wire, konuşmacının ani bir olayı gözlemlediği anda kullandığı sunumsal bir devrik yapıdır. Burada telin az önce bozulduğunu veya koptuğunu bildirir; goes gerçek anlamda bir hareketi anlatmaz. Özne tam bir isim öbeği olduğunda yapı there goes + isim öbeği şeklindedir. Olayı, etkilenen şeyden önce sunarak sonucu anlık ve dikkat çekici gösterir.

Alıştırma

Canlı çekim sırasında kameranın pili biter. O anda arızayı en doğal biçimde hangi cümle bildirir?

  1. The battery goes usually.
  2. There is the battery.
  3. There goes the battery.
Cevabı göster

There goes the battery.

It just snapped.

2:28

Az önce koptu.

So to answer your question, Anlatım akışı

2:29

Yani sorunu yanıtlamak gerekirse,

Anlatım akışı

to answer your question ile asıl soruya dönmek

To answer your question, konuşmacının bir sonraki noktayı neden söylemek üzere olduğunu dinleyicilere bildiren, amaç belirten bir mastar ifadesidir: ardından gelen söz daha önce sorulmuş bir soruya doğrudan yanıt verecektir. Burada kanıtları inceleme aşamasını kapatır ve sonuca geçildiğini gösterir. to, “sonra” veya “daha sonra” değil, “yanıtlamak için” anlamında amaç bildirir. İfadeyi yanıtın önüne koymak, dinleyicileri ayrıntılardan asıl soruya geri götürür ve açık bir yanıt beklentisi yaratır.

Alıştırma

Yanıtı, önceki soruya doğrudan dönüldüğünü belirten ifadeyle tamamlayın: “____, yes, the library will be open on Sunday.”

Cevabı göster

To answer your question

Raptors, it looks like the Styro Slicer will not cut through a block of dry ice,

2:30

Raptors, görünüşe göre Styro Slicer bir kuru buz bloğunu kesemiyor,

or at least it won't do it very effectively. Anlatım akışı

2:34

ya da en azından bunu pek etkili yapamıyor.

Anlatım akışı

or at least ile fazla güçlü bir iddiayı daraltmak

Or at least, geniş kapsamlı bir iddianın hemen daha dar bir iddiayla düzeltilmesini belirtir. “Will not cut through” kesin bir ifade gibi duyulur; ardından gelen yan cümle olumsuz değerlendirmeyi korur ancak kapsamı etkili biçimde kesememekle sınırlar. Bu, kanıtlara daha uygundur. Yeniden kullanılabilecek kalıp şöyledir: iddia + or at least + daha güvenli veya daha kesin iddia. Dinleyicinin esas alması gereken sürüm ikinci kısımdır; bu yalnızca başka bir seçenek değildir.

Alıştırma

Cümleyi, ilk ve fazla güçlü iddiayı hemen daraltan ifadeyle tamamlayın: “The stain will not come out, ____ it will not come out with cold water.”

Cevabı göster

or at least

But the fact that it doesn't Dilbilgisi

2:35

Ama kesememesi

actually does make sense. Dilbilgisi

2:37

aslında gayet mantıklı.

Dilbilgisi

Özne olarak “the fact that it doesn't”

the fact that + clause kalıbı, yan cümlenin içeriğini kabul edilmiş tek bir bilgi olarak sunar. Burada that, it doesn't ifadesini başlatır; doesn't ise daha önce sözü edilen kuru buzu etkili biçimde kesme eyleminin yerine kullanılır. the fact that it doesn't ifadesinin tamamı, ana yüklem olan does make sense'in öznesidir. İlk doesn't, that ile başlayan yan cümlenin içindedir; sonraki does ise ana cümleye aittir.

Alıştırma

Ardından gelen yan cümleyi kabul edilmiş bir gerçek olarak sunan ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the backup worked gave us time to test the update.

Cevabı göster

The fact that

Dilbilgisi

“actually does make sense”: actually + vurgulu does

Actually, beklenen sonucun düzeltildiğini gösterir: başarısızlık ilk başta şaşırtıcı görünse de konuşmacı artık bunun anlaşılır olduğunu söylüyor. Does, geniş zamandaki olumlu bir ifadede kullanılan vurgulu do biçimidir. Make sense ifadesini güçlü biçimde doğrular ve ardından makes değil, yalın biçim olan make gelmelidir. Does'un öznesi, önceki ifadenin tamamı olan the fact that it doesn't'tır.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyip duyduğunuz cümleyi seçin. Konuşmacının vurgulu does mı yoksa olumsuz doesn't mı söylediğine dikkat edin.

  1. It actually doesn't make sense.
  2. It actually does make sense.
Cevabı göster

It actually does make sense.

We've got a relatively large and cold mass

2:38

Nispeten büyük ve soğuk bir kütleyle

battling against a relatively small warm mass. Deyimler

2:40

nispeten küçük ve sıcak bir kütle mücadele ediyor.

Deyimler

Mecazi bir mücadele olarak battling against

Bu cümlede battling against, iki kütleyi bir mücadeledeki rakipler gibi kişileştirir. Isı alışverişlerini karşıt güçlerin çatışması olarak sunup süreci gözde canlandırmayı kolaylaştırır; gerçek anlamda bir kavga yoktur. Dilbilgisel olarak battling against, önceki büyük ve soğuk kütleyi niteleyen bir -ing yan cümlesidir; against ise karşı tarafı belirtir. Daha genel olarak X is battling against Y, X'i bir güç, sorun veya rakiple mücadele ederken gösterir.

Alıştırma

Şu cümlede battling against neyi anlatır: The young tree is battling against strong coastal winds?

  1. Ağaç ve rüzgâr tam olarak aynı etkiyi yaratıyor.
  2. Ağaç gerçek anlamda düzenlenmiş bir kavgaya katılıyor.
  3. Ağaç karşıt bir güçle mücadele ediyor.
  4. Rüzgârın ağacın yaşadığı zorlukla ilgisi yok.
Cevabı göster

Ağaç karşıt bir güçle mücadele ediyor.

And of course this is going to win every time. Ton ve niyet

2:43

Elbette büyük ve soğuk olan her seferinde kazanacak.

Ton ve niyet

Beklenen bir sonucu işaretleyen of course

Burada of course, az önce yapılan karşılaştırmaya göre sonucun açık veya kuvvetle beklenen bir sonuç olduğunu gösterir. Konuşmacı, dinleyicinin daha büyük ve soğuk kütlenin neden her seferinde kazanacağını anlayabildiğini varsayar. Bu ifade, konuşmacının sonuca yönelik tutumunu belirtir; sonuç için ek bir kanıt oluşturmaz. Daha genel olarak cümle başındaki of course, dinleyiciden sonraki iddiayı şaşırtıcı olmayan veya zaten kabul edilmiş bir bilgi olarak değerlendirmesini ister.

Alıştırma

Bir tablo tüm koltukların önceden rezerve edildiğini gösteriyor. Şu cümlede of course neyi belirtir: Of course we need another venue?

  1. Konuşmacı, sonucu daha önce verilen bilgilerden beklenebilir olarak görür.
  2. Konuşmacı başka bir mekâna gerek olup olmadığından emin değildir.
  3. Konuşmacı sonucu tek bir sıra dışı istisnayla sınırlar.
  4. Bu ifade rezervasyon verilerini yeni kanıt olarak sunar.
Cevabı göster

Konuşmacı, sonucu daha önce verilen bilgilerden beklenebilir olarak görür.

Which is really too bad because I was honestly hoping that it would. Notlar

2:45

Bu gerçekten çok yazık, çünkü açıkçası telin buzu kesebilmesini umuyordum.

Ton ve niyet

Which is really too bad: önceki bir durum hakkında üzüntü belirtmek

Buradaki Which bir soru başlatmaz. Önceki sonucun tamamına—kesicinin kuru buzu etkili biçimde kesip geçemediği gerçeğine—gönderme yapar ve “ve bu durum” anlamına gelir. “Is really too bad” bu durumu son derece üzücü olarak değerlendirir. Cümle başındaki Which, yan tümceyi konuşmada önceki düşüncenin devamı hâline getirir; tek bir yazılı cümlede normalde virgülden sonra gelir: “The cutter cannot cut through it, which is really too bad.”

Alıştırma

“The launch was delayed, which is really too bad,” cümlesinde which neye gönderme yapar?

  1. Daha önce sözü edilen belirli bir kötü nesneye
  2. Birkaç olası fırlatma arasındaki bir seçime
  3. Fırlatmanın ertelenmiş olduğu gerçeğinin tamamına
Cevabı göster

Fırlatmanın ertelenmiş olduğu gerçeğinin tamamına

Dilbilgisi

I was honestly hoping that it would: would ile anlaşılan fiil öbeğinin yerine geçmek

“I was honestly hoping that it would” ifadesinde would, bağlamdan çıkarılabilen “would cut through the dry ice” fiil öbeğinin yerini tutan bir kip yardımcı fiilidir. İngilizcede dinleyici içeriği önceki bağlamdan çıkarabiliyorsa yardımcı fiilden sonra tekrarlanan ana fiil ve onun tamamlayıcıları sık sık düşürülür. Anlamı “I sincerely hoped that it would cut through the dry ice” şeklindedir. Burada would, umulan sonucu konuşanın geçmişteki bakış açısından sunar; kesicinin bir şey yapmaya istekli olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Tekrarlanan “solve the issue” ifadesini düşürmek için will fiilinin geçmiş bakış açılı biçimini kullanın: The patch was designed to solve the issue, and I hoped that it ____.

Cevabı göster

would

I was hoping we could cut all kinds of cool little shapes out of it.

2:47

Kuru buzdan çeşit çeşit havalı küçük şekiller kesebilmeyi umuyordum.

But alas. Kelime

2:50

Ama ne yazık ki olmadı.

Kelime

But alas. ile şakacı ve teatral hayal kırıklığı

Alas, üzüntü veya hayal kırıklığı ifade eden bir ünlemdir. Burada but sözcüğünden sonra gelerek konuşanın umduğu sonucun gerçekleşmediğini belirtir. Modern İngilizce konuşmada bu sözcük çoğu zaman bilerek eski moda veya edebî bir hava taşır. Bu uyumsuzluk, hayal kırıklığını düz biçimde bildirmek yerine abartılı, teatral ve mizahi bir tepki yaratır.

Alıştırma

But alas. ifadesinde alas bu bağlama en doğal olarak hangi tonu katar?

  1. Nötr, gündelik bir olgu aktarımı
  2. Şakacı ve teatral bir hayal kırıklığı
  3. Başka bir kişiye yöneltilen yoğun öfke
Cevabı göster

Şakacı ve teatral bir hayal kırıklığı

And what's amazing is like even though I cut into this block, Dilbilgisi

2:51

Şaşırtıcı olan şu ki, bu bloğu kesmiş olmama rağmen,

I'm having a really hard time getting it back out. Kalıp ifadeler

2:53

teli geri çıkarmakta çok zorlanıyorum.

Dilbilgisi

even though ile gerçek ve sonuç karşıtlığı

Even though bir ödünleme ilişkisi kurar: Normalde ana cümlenin sonucunu daha az olası veya daha şaşırtıcı kılacak bir gerçeği sunar. Burada bloğun içine doğru kesmenin onu çıkarmayı kolaylaştırması beklenebilir, ancak dışarı çekmek hâlâ çok zordur. Yapı even though + özne + fiil biçimindedir ve bu yan cümle, karşıtlık kurduğu ana cümleden önce veya sonra gelebilir. Even vurgu ekleyerek beklentiyle gerçeklik arasındaki çatışmayı tek başına though kullanımından daha güçlü hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi şaşırtıcı bir karşıtlığı vurgulayan ve yağmuru gerçek bir olgu olarak sunan iki sözcüklü bağlaçla tamamlayın: Maya finished the hike ____ it was raining heavily.

Cevabı göster

even though

Kalıp ifadeler

having a really hard time + -ing: bir şeyi yapmakta çok zorlanmak

Have a hard time + -ing, bir eylemi yapmakta zorlanmak anlamına gelir. Burada having a really hard time getting it back out, konuşanın nesneyi çıkarmak için çok uğraştığını belirtir; really zorluğun derecesini artırır. Back out içindeki back, önceki hareketi tersine çevirme veya nesnenin girdiği yoldan geri çıkma anlamını ekler. Bu kalıpta time, süreyi ifade etmez.

Alıştırma

Have a really hard time ifadesinin şimdiki zaman devam biçimini ve get fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: This lid is jammed, and I'm ____ it off.

Cevabı göster

having a really hard time getting

It's like the ice sealed up. Öbek fiiller

2:56

Buz sanki kesilen yeri yeniden kapatmış.

Öbek fiiller

sealed up: tamamen kapanma

Seal up, hava, madde veya bir nesne geçemesin diye bir açıklığı ya da aralığı tamamen kapatmak demektir. Burada buz, kesilen yerin çevresinde yeniden sıkıca kapanmış ve içeri sokulan şeyi hapsetmiş gibi görünür. Up parçacığı tamamlanmayı vurgular: aralık yalnızca küçülmemiş veya üzeri örtülmemiş, tamamen kapanmıştır.

Alıştırma

Cümleyi “tamamen kapandı” anlamına gelen seal up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: As the repair compound dried, the crack ____.

Cevabı göster

sealed up

And so now the wire is trapped and has to cut its way back out. Dilbilgisi

2:58

Bu yüzden tel şimdi içeride sıkıştı ve dışarı çıkmak için önünü yeniden kesmek zorunda.

Dilbilgisi

cut its way back out: keserek geri dönüş yolu açmak

cut its way back out ifadesinde cut hem tekrarlanan eylemi hem de hareketi sağlayan aracı belirtir. İyelik belirleyicisi its tele gönderme yaparken back out, telin girdiği yere doğru geri dönerek dışarı çıkmasını gösterir. Fiil + iyelik belirleyicisi + way + yön yapısı, öznenin fiildeki eylemi tekrar tekrar yaparak ilerlediğini ve böylece bir yol oluşturduğunu ya da zorla açtığını anlatır. Buradaki way önceden var olan bir yol değildir.

Alıştırma

Cümleyi push + iyelik + way yapısıyla tamamlayın: The crowd blocked the exit, so Maya had to ____ out.

Cevabı göster

push her way

In fact,

3:02

Hatta,

it takes so much energy to warm up this block of dry ice Dilbilgisi

3:02

bu kuru buz bloğunu ısıtmak için o kadar çok enerji gerekiyor ki

that even if we blasted it with a super hot propane torch, Dilbilgisi

3:05

çok sıcak bir propan pürmüzüyle üzerine alev tutsak bile,

you can see the flame barely puts a dent in it as well. Deyimler

3:08

gördüğünüz gibi alev de üzerinde zar zor bir iz bırakıyor.

Dilbilgisi

it takes so much energy to warm up...: gereken kaynağı belirtme

it takes so much energy to warm up this block of dry ice ifadesinde it biçimsel bir öznedir ve bloğa gönderme yapmaz. to warm up this block of dry ice mastar öbeği yapılacak işi, so much energy ise gereken kaynak miktarını belirtir. Yeniden kullanılabilen it takes + kaynak + to do something kalıbı, bir işi tamamlamak için gereken şeyi ifade eder. So much büyük miktarı vurgular ve energy sayılamayan bir isim olduğu için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi it takes + kaynak + to do kalıbıyla tamamlayın: It ____ a lot of patience ____ teach a puppy to wait.

Cevabı göster

takes · to

Dilbilgisi

Aşırı bir koşulda değişmeyen sonuç için even if

Even if, kuru buzu çok sıcak bir propan pürmüzüyle ısıtmak gibi aşırı bir varsayımsal koşul sunar. Bu koşulu kesinleşmiş bir gerçek olarak vermeden dinleyicinin onu düşünmesini ister. Ana cümledeki sonucun bu koşul altında da geçerli kaldığı belirtilir: alev yine de neredeyse hiç etki etmez. Yeniden kullanılabilir yapı, even if + koşul ve ardından değişmeyen sonuç biçimindedir.

Alıştırma

Sonucu değiştirmeyen varsayımsal bir koşulu belirten iki sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: ____ the price doubles tomorrow, we will still buy the equipment.

Cevabı göster

Even if

Deyimler

Neredeyse önemsiz bir etki için barely puts a dent in it

Put a dent in something çoğu zaman mecazidir: büyük bir şey üzerinde fark edilir bir etki yaratmak veya onu azaltma ya da onunla başa çıkma konusunda anlamlı ilerleme kaydetmek demektir. Burada gerçek bir çöküntüden çok pürmüzün etkisini anlatır. Barely tüm ifadeyi niteler ve bu etkiyi neredeyse sıfıra indirir. Bu nedenle barely puts a dent in it, alevin bile kuru buz bloğunu yalnızca çok az değiştirdiği anlamına gelir.

Alıştırma

Cümlenin gerektirdiği biçimde çekimlenen put ile kurulmuş beş sözcüklü deyimi kullanarak, ‘neredeyse hiç etkilemez’ anlamında cümleyi tamamlayın: The charity raised $500, but that ____ the cost of the new clinic.

Cevabı göster

barely puts a dent in

You see,

3:23

Gördünüz mü,

2 minutes of intense heat from a propane torch

3:23

propan pürmüzünden gelen 2 dakikalık yoğun ısı

and it barely even put a dent in that thing.

3:26

o şeyde neredeyse hiç iz bırakmadı.

That is crazy.

3:28

Bu inanılmaz.

You want to hear the most annoying sound in the world? Anlatım akışı

3:29

Dünyanın en sinir bozucu sesini duymak ister misiniz?

Anlatım akışı

Merak uyandıran bir giriş olarak You want to hear the most annoying sound in the world?

the most annoying sound in the world üstünlük ifadesi bilinçli bir abartıdır; konuşmacı dünya çapında nesnel bir sıralama yapmamaktadır. Cümle doğrudan soru biçiminde kurularak cevap ertelenir ve izleyicinin dikkati bir sonraki ana çekilir. Tekrar kullanılabilen You want to hear/see the most ...? kalıbı, bir şey açıklanmadan önce merak uyandıran bir giriş işlevi görür.

Alıştırma

Bu bağlamda sorunun temel söylem işlevi nedir?

  1. Merak uyandırmak ve dikkati birazdan açıklanacak sese yöneltmek
  2. Gösteriyi durdurmak için dinleyiciden izin istemek
  3. Bütün seslerin bilimsel olarak doğrulanmış bir sıralamasını istemek
Cevabı göster

Merak uyandırmak ve dikkati birazdan açıklanacak sese yöneltmek

Yeah,

3:34

Evet,

cutting dry ice with the Styro Slicer, Dilbilgisi

3:34

kuru buzu Styro Slicer ile kesmek

not very effective.

3:36

pek etkili değil.

Dilbilgisi

Kısaltılmış yorum olarak cutting dry ice with the Styro Slicer ... not very effective

cutting dry ice with the Styro Slicer şeklindeki -ing yan cümlesi konu işlevi görür ve değerlendirilen etkinliği adlandırır. Ardından gelen not very effective parçası yorumu verir. Tam biçimiyle cümle Cutting dry ice with the Styro Slicer is not very effective. olur. Sözlü gösterilerde konuşmacı konudan sonra duraklayabilir ve hızlı bir değerlendirme yapmadan önce is bağ fiili gibi tahmin edilebilir bir ögeyi atabilir. Bu parça, temel bilgi eksikmiş gibi değil, kısaltılmış bir sonuç yorumu gibi duyulur.

Alıştırma

Konuşma dilindeki parçayı tam bir cümleye dönüştürün: Cutting dry ice with the Styro Slicer ____ not very effective.

Cevabı göster

is

Wouldn't recommend it. Ton ve niyet

3:37

Tavsiye etmem.

Ton ve niyet

Wouldn't recommend it: gündelik tavsiyede I öznesinin atılması

Wouldn't recommend it ifadesi, I wouldn't recommend it cümlesinin konuşma dilinde kısaltılmış hâlidir. Atılan öznenin I olduğu anlaşılır; it ise az önce konuşulan eylem veya şeyi belirtir. Wouldn't olumsuz değerlendirmeyi yumuşatır: konuşan kişi karşısındakine onu seçmemesini veya denememesini önerir, ancak bunu Don't do it gibi doğrudan bir emir yerine kişisel bir tavsiye olarak sunar.

Alıştırma

B'nin cevabını dersteki öznesi atılmış kısa tavsiye ile tamamlayın. A: Is that cheap charger worth buying? B: ____. It overheats.

Cevabı göster

Wouldn't recommend it

But it was a fun experiment and I appreciate you asking. Kalıp ifadeler

3:38

Ama eğlenceli bir deneydi ve sorduğunuz için teşekkür ederim.

Kalıp ifadeler

appreciate you asking: belirli bir eylem için teşekkür etmek

I appreciate you asking ifadesinde appreciate, bir eyleme değer vermek ve bu eylem için minnet duymak anlamına gelir. you asking yan cümlesi hem kişiyi hem de takdir edilen belirli eylemi gösterir; bu nedenle teşekkür, genel bir teşekkürden daha özeldir. Kalıp appreciate + kişi + fiilin -ing biçimidir; I appreciate you helping. buna bir örnektir. Appreciate bir isim veya -ing yan cümlesi de alabilir; burada kişi + to mastarı kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi appreciate + you + help fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: I ____ with the move.

Cevabı göster

appreciate you helping

So now what are we going to do with all this leftover dry ice?

3:40

Peki şimdi artan tüm bu kuru buzla ne yapacağız?

I do have an idea that involves going outside and using my fish pond. Dilbilgisi

3:42

Aklımda dışarı çıkmayı ve balık havuzumu kullanmayı gerektiren bir fikir var.

Dilbilgisi

involves going ... and using ...: involve + paralel -ing biçimleri

Burada involves, fikrin parçası olan eylemleri tanıtır. involve fiilinden sonra bir etkinlik genellikle -ing biçimiyle ifade edilir: involves going denir; involves go veya involves to go denmez. going ile using, involves sonrasında paralel olarak bağlanmıştır. Her iki fiili de -ing biçiminde tutmak, fikrin içerdiği iki eylemi dil bilgisi bakımından paralel yapar. Bu kalıp planlara, işlere ve süreçlere aktarılabilir: something involves doing A and doing B.

Alıştırma

Parantez içindeki fiillerin -ing biçimlerini kullanın: The role involves ____ client questions and ____ weekly reports. (answer; prepare)

Cevabı göster

answering · preparing

And you'll see in the next video what we end up doing with it. Öbek fiiller

3:46

Sonunda bununla ne yaptığımızı bir sonraki videoda göreceksiniz.

Öbek fiiller

end up doing: ulaşılan nihai sonuç

End up doing, bir süreçten, bir dizi olaydan veya plan değişikliğinden sonra bir şeyi yapmanın nihai sonuç hâline gelmesi demektir. Bu sonuç çoğu zaman başlangıçtaki niyet değildir veya önceden kesin değildir. end up ifadesinden sonra -ing biçimi gelir: end up doing, end up choosing, end up staying. Cümledeki what we end up doing, sonucun zaten kesinleştiğini söylemeden, onunla en sonunda hangi eylemin yapılacağını sorar.

Alıştırma

end up ifadesini geçmiş zamanda ve buy fiilini -ing biçiminde kullanın: Yesterday, after comparing five models, we ____ the cheapest one.

Cevabı göster

ended up buying

Thanks so much for your suggestions in your comments.

3:48

Yorumlarda paylaştığınız öneriler için çok teşekkür ederim.

Keep them coming. Ton ve niyet

3:50

Önerilerinizi göndermeye devam edin.

Ton ve niyet

“Keep them coming.”: daha fazla öneri istemek

Keep them coming. aynı türden şeylerin daha fazlasını göndermeye veya sağlamaya devam etmesini istemenin samimi ve gündelik bir yoludur. Bu cümlede them izleyicilerin önerilerini ifade eder; coming fiziksel olarak hareket etmek değil, önerilerin konuşana ulaşması anlamındadır. İfade sıcak ve teşvik edici bir hava taşır. Anlamı “Daha fazlasını gönderin; almaktan memnun olurum” şeklindedir. Bağlam them’in neyi gösterdiğini açıkça belirtiyorsa mesajlar, sorular, fikirler veya fotoğraflarla da kullanılabilir.

Alıştırma

İzleyiciler art arda iyi bilmece fikirleri gönderiyor. Daha fazla fikir istemek için hangi cevap sıcak bir şekilde kullanılır?

  1. Keep them going.
  2. Keep them coming.
  3. Please stop sending them.
Cevabı göster

Keep them coming.

And I'll be looking for you in the next video.

3:51

Bir sonraki videoda da sizi görmeyi umuyorum.

Talk to you then.

3:53

O zaman görüşürüz.

Excuse you. Ton ve niyet

3:59

Pardon ama!

Ton ve niyet

“Excuse you.”: hafif bir sitem

Excuse you. başka birinin kaba, sınırı aşan veya şaşırtıcı davranışını işaret etmek için kullanılan eksiltili bir ifadedir. “Bu hiç uygun olmadı” veya “Bir dakika, ne yapıyorsun?” anlamlarına yaklaşır; konuşan kişi özür dilemiyor, karşı tarafın davranışına tepki veriyor. Bu bağlamda ifade, sözünü kesen veya bir rahatsızlık yaratan kişiye verilen kısa bir tepkidir. Tonuna ve ilişkiye bağlı olarak şakacı bir takılma ya da sert, alaycı bir sitem olabilir.

Alıştırma

Kapıyı kapatan bir yabancının yanından geçmeniz gerekiyor. Excuse you. en kibar istek midir?

  1. Hayır
  2. Evet
Cevabı göster

Hayır

Dry ice is so random. Kelime

4:02

Kuru buz gerçekten çok acayip.

Kelime

So random: beklenmedik olana verilen gündelik bir tepki

Burada so random, kuru buzun rastgele bir süreçle seçildiği anlamına gelmez. So, random sözcüğünü güçlendirir; random burada “çok beklenmedik”, “garip biçimde bağlantısız” veya “yersiz” anlamına gelen gündelik bir değerlendirmedir. Tam nüans duruma bağlıdır. Gündelik yorumlarda konuşan kişi, aniden ortaya çıkan veya duruma uymuyor gibi görünen bir şeye tepki vermek için so random ifadesini kullanır. Bu, rastlantı hakkında teknik bir iddia değil, uyumsuzluğa verilen bir tepkidir.

Alıştırma

“Dry ice is so random.” cümlesinde so random büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Kuru buz birkaç örnek arasından rastgele seçildi.
  2. Kuru buz tamamen öngörülemez bir düzende hareket ediyor.
  3. Kuru buz bu durumda beklenmedik veya garip biçimde yersiz görünüyor.
Cevabı göster

Kuru buz bu durumda beklenmedik veya garip biçimde yersiz görünüyor.