Dünyanın en uzun su altı tüneli nasıl inşa edildi? - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, Manş Tüneli’nin öyküsünü 19. yüzyıldaki tasarımlar ve siyasi gecikmelerden tehlikeli deniz altı kazılarına ve 1994’te tamamlanmasına kadar izliyor. Ardından bu mühendislik başarısını mültecilerin geçiş girişimleri çevresindeki çatışmayla karşılaştırıyor ve iş birliği üzerine bir düşünceyle bitiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Flanked by — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. Cümle başındaki geçmiş zaman ortacı grubunun ana cümleden önce mekânsal arka planı nasıl kısa ve yoğun biçimde verdiğini anlayın. Bu resmî yapıyı bir yeri, kişiyi veya nesneyi tanıtırken çevresinde ya da iki yanında bulunan unsurları ve konumunu belirtmek için kullanabilirsiniz. 2. To maintain this delicate trajectory, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. İki kazı ekibinin son derece hassas bir rotada kalmasını sağlayan yöntemlere geçiş yapan amaç ifadesini tanıyın. Böylece amacı önce, bu amaca ulaşmak için kullanılan araçları sonra sunan teknik açıklamaları daha rahat takip edip aynı düzenle yazabilirsiniz. 3. at their best when breaking down barriers. — Deyimler ve mecazlı ifadeler. barriers sözcüğünü hem fiziksel engeller hem de toplumsal veya siyasi ayrılıklar olarak yorumlayın. Belgeselin sonunda tünel inşasının, insanların ayrımları aştıklarında en güçlü iş birliğini sergiledikleri yönündeki daha geniş bir düşünceye nasıl dönüştüğünü görebilirsiniz.
Bu derste
Flanked by two powerful European nations, Dilbilgisi
0:07İki güçlü Avrupa ülkesi ile çevrelenmiş olan
the English Channel has long been one of the world's most important maritime passages. Dilbilgisi
0:10Manş Denizi, uzun zamandır dünyanın en önemli deniz geçişlerinden biri olmuştur.
Flanked by: konumu belirten geçmiş ortaçlı cümle başlangıcı
Flanked by two powerful European nations, ana cümleden önce gelen bir geçmiş ortaç öbeğidir. Ardından gelen öznenin, yani the English Channel ifadesinin konumunu açıklar: Britanya ve Fransa kanalın iki yanında yer alır. Kanal iki yandan çevrelenen şeydir; başka bir şeyi etkin biçimde çevreleyen taraf değildir. Bu cümle başlangıcı, ana ifadeden önce konumu arka plan bilgisi olarak sunar. Yeniden kullanılabilen kalıp Flanked by + isim öbeği, özne + ana fiil şeklindedir; flanked sözcüğünün örtük öznesi ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır.
Alıştırma
Bir yolun iki yanındaki uzun ağaçları arka plan bilgisi olarak sunmak için geçmiş ortaçlı bir cümle başlangıcını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Flanked tall trees, the road led to the village.
- Flanking by tall trees, the road led to the village.
- Flanked by tall trees, the road led to the village.
Cevabı göster
Flanked by tall trees, the road led to the village.
has long been one of: günümüze kadar süren bir statü
Has long been one of ..., bir statünün geçmişte başladığını, uzun süre devam ettiğini ve şimdi de geçerli olarak sunulduğunu belirtir. Has been, present perfect yapısıdır; long ise süreyi anlatır ve normalde has ile been arasına gelir. Burada long, kanalın fiziksel uzunluğunu anlatmaz. One of, bir grubun içinden tek bir üyeyi seçer; bu nedenle ardından çoğul bir isim öbeği gelir: one of the world's most important maritime passages. Yeniden kullanılabilen kalıp özne + has/have long been one of + çoğul grup şeklindedir.
Alıştırma
Şimdiye kadar devam eden bir statüyü gösteren beş sözcüklük hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: This library ____ the city's most trusted institutions.
Cevabı göster
has long been one of
the Channel's rocky shores and stormy weather made crossing a dangerous prospect. Dilbilgisi
0:17Manş'ın kayalık kıyıları ve fırtınalı havası, karşıya geçişi tehlikeli bir ihtimal haline getirdi.
Yet for most of its history: uzun süreli tarihsel bir karşıtlık kurmak
Burada Yet, ancak ya da yine de anlamına gelir. Manş Denizi'nin önemli olduğu düşüncesine bağlanır ve bununla zıt bir gerçeği sunar: uzun bir dönem boyunca karşıya geçmek tehlikeliydi. Bu cümlede hâlâ anlamına gelmez. for most of its history, bu zıt gerçeğin geçerli olduğu zaman aralığını belirler. Açılış ifadesi önce karşıtlığı bildirir, ardından yeni bilgiyi geçmişin geniş bir dönemine yerleştirir.
Alıştırma
Hangi devam cümlesi, bugünkü durumla uzun süre devam etmiş geçmişteki bir durumu karşılaştırmak için Yet for most of its history ifadesini kullanır?
- The island is easy to reach today. Yet for most of its history, travel there was difficult.
- The island is easy to reach today. For example, for most of its history, travel there was difficult.
- The island is easy to reach today. Yet tomorrow, travel there will be difficult.
Cevabı göster
The island is easy to reach today. Yet for most of its history, travel there was difficult.
made crossing a dangerous prospect: make + nesne + isim tamamlayıcısı
made crossing a dangerous prospect ifadesinde crossing, made fiilinin nesnesi olarak görev yapan ve Manş Denizi'ni geçme eylemini adlandıran bir ulaçtır. A dangerous prospect ise isim türünde nesne tamamlayıcısıdır; kayalık kıyılar ve fırtınalar yüzünden bu eylemin neye dönüştüğünü sınıflandırır. Burada prospect, kişinin karşılaşması veya değerlendirmesi gerekebilecek bir olasılık ya da eylem anlamına gelir; kendiliğinden umut verici bir gelecek anlamı taşımaz. Yeniden kullanılabilen kalıp make + eylem veya olay + isim öbeğidir: bir koşul, eylemin ya da olayın belirli türde bir şey olarak görülmesine yol açar.
Alıştırma
-ing eylem biçimi hiking ve a dangerous prospect isim öbeğini kullanarak cümleyi tamamlayın: Poor visibility made ____.
Cevabı göster
hiking a dangerous prospect
Engineers of the early 1800s proposed numerous plans for spanning the 33 km gap. Kelime
0:231800'lerin başındaki mühendisler, 33 km'lik boşluğu aşmak için sayısız plan önerdiler.
spanning the 33 km gap: bir mühendislik yapısı için span
spanning the 33 km gap ifadesinde span, “bir taraftan diğerine kadar uzanıp aradaki mesafenin tamamını aşmak” demektir. Burada geçişli bir fiildir; the 33 km gap, önerilen yapının aşacağı boşluktur. Mühendislik açıklamalarında span genellikle köprü, tünel, kablo ve benzeri yapılarla kullanılır. Burada bir zaman aralığını değil, uzamsal bir mesafeyi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, köprünün tüm mesafe boyunca uzanan bir yapı olduğunu en kesin biçimde anlatır?
- The new bridge will span the river.
- The construction crew will cross the river.
- The new bridge will cross the river.
Cevabı göster
The new bridge will span the river.
Their designs included artificial islands linked by bridges,
0:30Tasarımları arasında köprülerle bağlanan yapay adalar,
submerged tubes suspended from floating platforms, Dilbilgisi
0:35yüzen platformlardan sarkan batık tüpler
submerged tubes suspended from floating platforms: tubes sözcüğünü niteleyen yapılar
Ana isim tubes sözcüğüdür. Önündeki submerged, tüplerin su altında olduğunu belirtir. Sonrasındaki suspended from floating platforms, that were suspended from floating platforms biçiminde açılabilir ve tüplerin nasıl desteklendiğini anlatır. Hem submerged hem suspended tubes sözcüğünü, floating ise platforms sözcüğünü niteler. Teknik yazılarda birkaç bilgiyi tek bir ifadede toplamak için ismin önüne ve arkasına kısa ortaç niteleyicileri yerleştirilir.
Alıştırma
Hangi cümle submerged tubes suspended from floating platforms ifadesindeki niteleme ilişkilerini doğru biçimde açar?
- The floating platforms were submerged inside the tubes.
- The tubes were submerged and were suspended from floating platforms.
- The tubes suspended the floating platforms above the water.
Cevabı göster
The tubes were submerged and were suspended from floating platforms.
and an underwater passage more than twice the length of any existing tunnel. Dilbilgisi
0:38ve mevcut herhangi bir tünelin uzunluğunun iki katından fazla olan bir su altı geçidi vardı.
more than twice the length of: referans uzunluğun iki katını aşmak
More than twice the length of X, uzunluğun X'in uzunluğunun iki katından fazla olduğu anlamına gelir. Twice the length of hem kat oranını hem de ölçülen boyutu belirtir; more than ise miktarın tam iki kattan büyük olduğunu gösterir. of sonrasındaki isim öbeği karşılaştırma ölçütüdür. Burada ölçüt any existing tunnel ifadesidir; yani önerilen geçidin uzunluğu o sırada var olan her tünelin uzunluğunun iki katını aşacaktır.
Alıştırma
Yeni pistin eski pistten iki kattan daha uzun olduğunu anlatmak için cümleyi hedef karşılaştırma yapısıyla tamamlayın: The new runway is ____ the old one.
Cevabı göster
more than twice the length of
this last proposal had captured European imagination. Deyimler
0:45bu son öneri Avrupalıların hayal gücünü ele geçirmişti.
By the end of the century: anlatıda bir son tarih belirlemek
By the end of the century, yüzyılın son noktasını bir son tarih olarak belirler: sonuç en geç o zamana kadar gerçekleşmiş durumdadır. Bu zaman çıpası, tarihsel anlatıyı önceki önerilerden daha sonraki aşamada neler olmuş olduğuna taşır. Önceki zaman çizelgesine göre century burada 19. yüzyılı belirtir. Past perfect olan had captured, etkinin geçmişteki bu son tarihe kadar zaten yerleşmiş olduğunu gösterir; by “aracılığıyla” anlamına gelmez ve bir yöntem anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle kataloglama işini geçmişteki bir son tarihe kadar tamamlanmış bir sonuç olarak sunar?
- At the end of the month, the library started cataloging the new books.
- During the month, the library planned to catalog the new books.
- By the end of the month, the library had cataloged all the new books.
Cevabı göster
By the end of the month, the library had cataloged all the new books.
had captured European imagination: capture ile Avrupalıların hayal gücünü harekete geçirmeyi mecazi olarak anlatmak
Bu cümlede had captured European imagination, önerinin Avrupa'nın dört bir yanındaki insanları güçlü biçimde etkilediği ve onlara neleri mümkün kılabileceğini hayal ettirdiği anlamına gelir. Capture burada mecazidir; kimse hayal gücünü gerçekten tutup yakalamaz. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıplar capture someone's imagination ve capture the public imagination ifadeleridir. Bunlar yalnızca dikkat çekmekten daha güçlüdür; merak, heyecan ve zihinsel görüntüler uyandırmayı anlatır. Had captured, bu etkinin by the end of the century ile belirtilen geçmiş zaman noktasından önce oluştuğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle yeni bir tasarımın insanları etkilediğini ve onlara tasarımın olasılıklarını hayal ettirdiğini anlatır?
- The new design was entered in the public records.
- The new design captured the public imagination.
- The new design received a few minutes of attention.
Cevabı göster
The new design captured the public imagination.
tunnel boring machine: tünel kazmak için kullanılan makine
Tunnel boring machine, toprak veya kayayı keserek tünel açan büyük bir mühendislik makinesidir. Genellikle TBM diye kısaltılır. Bu, ana sözcüğü machine olan birleşik bir addır. Tunnel, makinenin ne yapmak için kullanıldığını belirtir; boring ise delmek veya kazmak anlamındaki bore fiilinden gelir. Burada boring, makinenin yaptığı işi adlandırır; sıkıcı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu ifadede tunnel boring machine ne anlama gelir?
- Tünel kazmak için kullanılan büyük bir makine
- Esas olarak tünel duvarlarını boyamak için kullanılan bir makine
- Tünel yolculuklarını sıkıcı hâle getiren bir makine
Cevabı göster
Tünel kazmak için kullanılan büyük bir makine
made this fantastic tunnel more feasible. Dilbilgisi
0:57bu fantastik tüneli daha da uygulanabilir kıldı.
deniz tabanının altında sağlam bir tebeşirli marn tabakası
Tebeşirli marn, tebeşirimsi kireç taşı ile kilden oluşan tortul bir malzemedir. Buradaki ifade, denizin dibindeki zeminin, yani deniz tabanının altında bulunan nispeten sağlam bir jeolojik katmanı adlandırır. Bu katman kazı için daha güvenilir bir zemin sağladığından önemlidir ve deniz altı tünelinin neden gerçekleştirilebilir sayıldığını açıklar. Bu jeolojik bağlamda chalk, sınıfta kullanılan tebeşiri değil, doğal bir kaya bileşenini belirtir.
Alıştırma
Vurgulanan jeolojik ifade neyi açıklamaya yardımcı olur?
- İnşaat başlamadan önce deniz tabanının kendisi ortadan kaybolmuştu.
- Tünel güzergâhının deniz tabanı altında geçebileceği nispeten sağlam bir malzeme vardı.
- İnşaatçılar tüneli sınıf tebeşirlerinden yapmayı planlıyordu.
Cevabı göster
Tünel güzergâhının deniz tabanı altında geçebileceği nispeten sağlam bir malzeme vardı.
made ... more feasible: daha uygulanabilir hâle getirdi
Bu yan cümle make + nesne + karşılaştırmalı sıfat yapısını kullanır: made + this fantastic tunnel + more feasible. Jeolojik keşfin tünel projesinin gerçek koşullarda gerçekleştirilme olasılığını artırdığını belirtir; başarının garanti edildiğini söylemez. Feasible, teknoloji, maliyet ve güvenlik gibi gerçek koşullar altında gerçekleştirilebilir anlamına gelir. Burada fantastic, tünel fikrinin yalnızca çok iyi olduğunu değil, olağanüstü veya cesur olduğunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi make + nesne + more feasible yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The grant ____ the community project ____.
Cevabı göster
made · more feasible
But the project's most urgent obstacles were ones no engineer could solve. Dilbilgisi
1:00Ancak projenin en acil engelleri hiçbir mühendisin çözemeyeceği türdendi.
ones no engineer could solve: adın yerine kullanım ve düşürülmüş ilgi zamiri
Burada ones, çoğul ve sayılabilen obstacles adının yerine geçer; böylece yazar obstacles sözcüğünü tekrarlamaz. Sayı olan one değil, “o engeller” anlamındadır. no engineer could solve sözleri, ones'ı açıklayan bir ilgi cümleciğidir. Düşürülmüş nesne konumundaki that ilgi zamiri geri getirilebilir: ones that no engineer could solve. That, özne değil solve fiilinin nesnesi olduğu için düşürülebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede ones çoğul bir adın yerine doğru biçimde kullanılmış ve nesne konumundaki ilgi zamiri düşürülmüştür?
- The hardest problems were ones the software could not detect.
- The hardest problems were ones could not detect the software.
- The hardest problem was ones the software could not detect.
Cevabı göster
The hardest problems were ones the software could not detect.
Britons viewed their geographic isolation as a strategic advantage Dilbilgisi
1:07İngilizler coğrafi izolasyonlarını stratejik bir avantaj olarak görüyorlardı
view X as Y: X'i Y olarak görmek
view X as Y kalıbı, X'i Y açısından yorumlamak veya değerlendirmek demektir. Burada X their geographic isolation, Y ise a strategic advantage ifadesidir. Bu nedenle coğrafi izolasyon kendiliğinden zararlı sayılmıyor, olumlu bir stratejik değerlendirme alıyor. Bu kalıp nesnel bir özdeşlik değil, bir yargı sunar. Neyin ve nasıl değerlendirildiğini açıkça belirttiği için analizlerde, raporlarda ve politika tartışmalarında özellikle doğaldır.
Alıştırma
Cümleyi view X as Y kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The panel ____ the new design ____ a safer option.
Cevabı göster
viewed · as
and fears about French invasion shut down plans for the tunnel. Öbek fiiller
1:11ve Fransız işgaline dair korkular tünel planlarını rafa kaldırdı.
At the time: bir ifadeyi geçmiş bir dönem içinde çerçevelemek
At the time, “söz konusu edilen dönem sırasında” anlamına gelir. Cümlenin başında kullanıldığında ardından gelen bilgiye bir zaman çerçevesi verir; görüş ve olaylar o tarihsel ana ait olarak sunulur. Bu zaman ifadesi geçmişteki bir bakış açısını bugünkü değerlendirmeden ayırır. İnsanların bugün hâlâ aynı görüşte olup olmadığını belirtmez.
Alıştırma
Bu cümlede At the time ne anlama gelir? At the time, many doctors believed the treatment was safe.
- Bu inanç ancak söz konusu edilen geçmiş dönem sona erdikten sonra başladı.
- Doktorlar bugün de tedavinin güvenli olduğuna kesinlikle inanıyor.
- Söz konusu edilen geçmiş dönemde tedavinin güvenli olduğuna inanılıyordu.
Cevabı göster
Söz konusu edilen geçmiş dönemde tedavinin güvenli olduğuna inanılıyordu.
shut down plans: planların ilerlemesini durdurmak
Burada shut down plans, planların ilerlemesini durdurmak anlamına gelir. Cümlede fears about French invasion nedeni, plans for the tunnel ise durdurulan şeyi belirtir. Shut down çoğu zaman bir makinenin, sistemin veya kuruluşun çalışmasını durdurmayı anlatır. Aynı düşünce bir proje, program veya plan için de kullanılabilir. Bu kullanım basit bir gecikmeden daha güçlüdür ve tam ya da süresiz bir durmayı düşündürür.
Alıştırma
Bir araştırma projesi, finansmanını kaybettikten sonra tamamen duruyor. Duruma en uygun cümle hangisidir?
- Funding problems kept the research project moving.
- Funding problems put off the research project until June.
- Funding problems shut down the research project.
Cevabı göster
Funding problems shut down the research project.
The rise of aerial warfare rendered these worries obsolete, Kelime
1:15Hava savaşlarının yükselişi bu endişeleri geçersiz kıldı,
rendered these worries obsolete: render + nesne + sıfat
Rendered these worries obsolete, render + nesne + sıfat yapısını kullanır. Bir şeyin bu endişeleri artık geçerli olmayacak bir duruma getirdiği anlamına gelir. These worries nesnedir; obsolete ise nesnenin sonuçtaki durumunu açıklayan tamamlayıcıdır. Buradaki render, bir şeyi belirli bir duruma getirmek anlamında resmî bir kullanımdır. Obsolete yalnızca eski demek değildir; koşullar değiştiği için artık yararlı, ilgili veya uygulanabilir olmayan bir şeyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi resmî render + object + obsolete yapısıyla tamamlayın: A safer design could ____ the old warning system ____.
Cevabı göster
render · obsolete
but new economic concerns arose to replace them. Kelime
1:20ancak yerlerini alacak yeni ekonomik endişeler ortaya çıktı.
arose to replace them: soyut şeylerin ortaya çıkması
Arose, arise fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada ortaya çıkmak veya meydana gelmek anlamındadır. Arise geçişsizdir; bu nedenle new economic concerns öznedir ve kaygıların kendisi ortaya çıkmıştır. To replace them, bu yeni kaygıların ortaya çıkmasının sonucunu veya rolünü gösterir: yeni kaygılar önceki kaygıların yerini almıştır. Them, bu önceki kaygılara gönderme yapar. Bu kullanım problems, questions, concerns ve opportunities gibi soyut öznelerle yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle, nedeni belirtilmeden yeni soruların ortaya çıktığı anlamına gelir?
- New questions arose during the meeting.
- The chair raised new questions during the meeting.
- Public concern rose during the meeting.
Cevabı göster
New questions arose during the meeting.
Finally, 100 years after the initial excavation, Anlatım akışı
1:23Nihayet, ilk kazıdan 100 yıl sonra,
100 years after the initial excavation: anlatıyı zamanda ileri taşımak
100 years after the initial excavation ifadesinde 100 years geçen süreyi, after the initial excavation ise bu sürenin hangi olaydan başlayarak hesaplandığını belirtir. İfadenin tamamı ana cümlenin zamanını belirler: anlaşma, ilk kazı girişiminden bir yüzyıl sonra yapılmıştır. Cümlenin başlarına yerleştirilen “zaman aralığı + after + olay” yapısı, yeni sonucu vermeden önce tarihsel anlatıyı daha sonraki bir aşamaya taşır. Bu yapı kazının 100 yıl boyunca sürdüğü anlamına gelmez; o anlam after 100 years of excavation gibi bir ifadeyle verilir.
Alıştırma
Hangi cümle inşaatın ilk öneriden 50 yıl sonra başladığını ifade eder?
- Fifty years before the first proposal, construction finally began.
- After fifty years of proposals, construction finally began.
- Fifty years after the first proposal, construction finally began.
Cevabı göster
Fifty years after the first proposal, construction finally began.
reached an agreement: ortak bir karara varmak
Reach an agreement, iki veya daha fazla tarafın görüşme ya da müzakereyi tamamlayıp aynı koşulları kabul etmesi anlamına gelen yaygın bir sözcük birlikteliğidir. Reached an agreement ifadesindeki reach, ortak bir karara 'ulaşmayı başarmak' anlamındadır; fiziksel bir hareketi anlatmaz. Bu ifade haberlerde, diplomaside, hukukta ve iş dünyasında yaygındır. Belirli bir anlaşmadan söz ederken an tanımlığı kullanılır. Konuyu belirtmek için on veya about eklenebilir: reach an agreement on the price.
Alıştırma
İki taraf da bütün koşulları kabul etti, ancak belge yarın imzalanacak. Hangi cümle mevcut durumu en iyi anlatır?
- They have signed an agreement, but they will negotiate the terms tomorrow.
- They have reached an agreement, but they will sign it tomorrow.
- They have not reached an agreement, so they will sign it tomorrow.
Cevabı göster
They have reached an agreement, but they will sign it tomorrow.
The tunnel would proceed with private funding. Kalıp ifadeler
1:29Tünel özel finansman ile ilerleyecekti.
would proceed with private funding: özel finansmanla ilerlemek
Bu cümlede proceed, tünel projesinin devam edeceği veya uygulamaya konacağı anlamına gelir. with private funding projenin nasıl finanse edileceğini açıklar: para, devletin doğrudan finansmanı yerine özel kaynaklardan gelecektir. Would, anlatıdaki geçmiş bir noktadan bakıldığında gelecekte olacak eylemi gösterir. O sırada yapılacaktı anlamına gelebilir veya daha sonra gerçekleşen bir şeyi anlatabilir; mutlaka gerçek dışı bir koşul belirtmez.
Alıştırma
Bu bağlamda 'The tunnel would proceed with private funding' ne anlama gelir?
- Proje, devlet bütün masrafları ödeyene kadar bekleyecekti.
- Proje, özel kaynaklardan gelen para kullanılarak ilerleyecekti.
- İşçiler özel parayı tünelden taşıyacaktı.
Cevabı göster
Proje, özel kaynaklardan gelen para kullanılarak ilerleyecekti.
group of French and British companies invested the modern equivalent of 14 billion pounds, Kalıp ifadeler
1:34grup Fransız ve İngiliz şirket, günümüzdeki karşılığı 14 milyar sterlin olan bir yatırım yaparak,
the modern equivalent of 14 billion pounds: günümüz değeriyle 14 milyar sterlin
The modern equivalent of 14 billion pounds, geçmişteki yatırımın günümüz koşullarına göre tahmini bir değere dönüştürüldüğü ve bunun yaklaşık 14 milyar sterlin olduğu anlamına gelir. Equivalent burada değer bakımından eşit veya yaklaşık olarak karşılaştırılabilir demektir. Bu, geçmişteki asıl kayıtlarda 14 milyar sterlin yazdığı anlamına gelmez; kullanılan hesaplama yöntemine göre tahmin değişebilir.
Alıştırma
'the modern equivalent of 14 billion pounds' okuyucuya ne anlatır?
- Geçmişteki tutarın günümüz değeriyle yaklaşık 14 milyar sterlin olduğu tahmin ediliyor.
- Şirketler modern dönemde ayrıca 14 milyar sterlin yatırım yaptı.
- O dönemin asıl kayıtlarında tam olarak 14 milyar sterlin yazıyordu.
Cevabı göster
Geçmişteki tutarın günümüz değeriyle yaklaşık 14 milyar sterlin olduğu tahmin ediliyor.
making the tunnel the most expensive infrastructure project to date. Kalıp ifadeler
1:40tüneli bugüne kadarki en pahalı altyapı projesi haline getirdi.
to date: bir rekorun zaman sınırını belirlemek
To date, “o zamana kadar” anlamına gelir. the most expensive ile yapılan karşılaştırmaya bir zaman sınırı koyar: o zamana gelindiğinde daha önceki hiçbir altyapı projesi daha pahalıya mal olmamıştı. Cümle geçmişteki olayları anlattığı için sınır noktası bugün değil, söz edilen dönem, yani yaklaşık 1985’tir. Güncel bir haberde to date genellikle bugüne kadar olan süreyi kapsar.
Alıştırma
Hangi cümlede to date “şimdiye kadar” anlamında kullanılmıştır?
- Please bring the schedule up to date.
- We need to choose a date for the meeting.
- This is the fastest train built to date.
Cevabı göster
This is the fastest train built to date.
The design called for three separate tunnels, Kalıp ifadeler
1:45Tasarım üç ayrı tünel gerektiriyordu;
called for three separate tunnels: bir tasarım gerekliliğini belirtmek
called for three separate tunnels ifadesindeki called for, “gerektiriyordu” veya “gerekli olarak belirtiyordu” anlamına gelir. Özne the design olduğu için ifade, planın bir gereklilik olarak neleri içerdiğini açıklar; bir telefon görüşmesini anlatmaz. Başka durumlara aktarılabilen kalıp şöyledir: plan, kural, görev veya durum + call for + gerekli bir şey ya da eylem.
Alıştırma
Cümleyi call for ifadesinin doğru geçmiş biçimiyle tamamlayın: In 2019, the original plan ____ a wider entrance.
Cevabı göster
called for
service tunnel: service sözcüğü amacı gösterir
Service tunnel ifadesinde service, tünelin ne amaçla kullanıldığını belirtir: bakım, denetim, acil durum erişimi ve diğer işletme destekleri. Bu, normal trafiği taşıyan ana tünellerden biri değil, yardımcı bir tüneldir. İngilizcede amacı göstermek için bir isim başka bir ismin önüne getirilebilir. Burada service, tunnel sözcüğünü niteler; güler yüzlü müşteri hizmeti anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümledeki service tunnel ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Normal yolcu trenlerinin kullandığı ana tünel
- Bakım, acil durum erişimi ve işletme desteği için kullanılan yardımcı bir tünel
- Personelin müşteri hizmeti sunduğu bir tünel
Cevabı göster
Bakım, acil durum erişimi ve işletme desteği için kullanılan yardımcı bir tünel
Alongside crossover chambers, emergency passages and air ducts,
1:54Geçiş odaları, acil durum geçitleri ve hava kanallarının yanı sıra,
this amounted to over 200 km of tunnels. Kalıp ifadeler
1:59bu tünellerin toplam uzunluğu 200 km'yi aşıyordu.
amounted to over 200 km: birleşik toplam
Amounted to over 200 km of tunnels, listelenen tüm tünel bölümleri ve ilgili yapılar birlikte hesaplandığında toplam uzunluğun 200 kilometreden fazla olduğu anlamına gelir. Buradaki this, tek bir tünele değil, az önce açıklanan bütünün tamamına gönderme yapar. Amount to, “toplamı olmak” veya “toplamda bir miktara ulaşmak” anlamına gelir. Ardından para, mesafe, süre, sayı ya da ölçülebilen başka bir toplam gelebilir; yalnızca fiyatlarla kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi amount to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After every section was measured, the combined length ____ more than eighty kilometers.
Cevabı göster
amounted to
planning to meet in the middle: ortada birleşmeye yönelik ek plan
-ing yapısındaki planning to meet in the middle, ana eyleme işçilerin planını ekler. Anlaşılan öznesi workers'tır: işçiler buluşma planıyla kazmaya başladılar. Burada meet in the middle gerçek anlamdadır. Karşı taraflardan başlayan ekipler aynı orta noktaya ulaşmayı amaçlar. Bir müzakerede ise aynı ifade mecazi olabilir ve iki tarafın da taviz vermesi anlamına gelebilir; bu yüzden anlamı bağlam belirler.
Alıştırma
planning sözcüğünün ardından meet in the middle kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: Two crews are digging from opposite sides, ____.
Cevabı göster
planning to meet in the middle
Early surveys of the French coast revealed the site was full of fault lines. Kelime
2:10Fransız kıyılarının erken dönem araştırmaları, bölgenin fay hatlarıyla dolu olduğunu ortaya çıkardı.
fault lines: hata değil, jeolojik kırıklar
fault line, kaya bloklarının birbirine göre hareket ettiği jeolojik bir kırığı veya kırık kuşağını belirtir. Fault lines bunun çoğul biçimidir. Bu araştırma bağlamında ifade, zeminde tünel kazısını dengesiz hâle getirebilecek veya suyun geçmesine izin verebilecek çok sayıda yapısal kırık bulunduğunu anlatır. Buradaki fault jeolojik bir oluşumu adlandırır; hata veya kişisel sorumluluk anlamına gelmez.
Alıştırma
Jeolojik bir araştırmada fault lines neyi ifade eder?
- Hatalardan kimin sorumlu olduğunu gösteren listeler
- Hareketin gerçekleştiği kaya kırıkları veya kırık kuşakları
- Bir çalışma alanını belirleyen boyalı çizgiler
Cevabı göster
Hareketin gerçekleştiği kaya kırıkları veya kırık kuşakları
These small cracks let water seep into the rock, Dilbilgisi
2:15Bu küçük çatlaklar suyun kayaya sızmasına izin veriyordu,
let water seep into the rock: let + nesne + fiilin yalın hâli
Burada let, let + nesne + fiilin yalın hâli yapısını izler: water nesnedir ve seep, önüne to almadan yalın hâlde kalır. Çatlaklar gerçekten izin vermiyor; suyun içeri girmesini mümkün kılan bir koşul oluşturuyor. Seep into, bir sıvının küçük açıklıklardan geçerek bir şeyin içine yavaşça girmesi demektir. Suyun dökülmesini veya bir anda içeri dolmasını değil, aşamalı bir hareketi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi seep fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: A tiny crack can let rainwater ____ into the basement.
Cevabı göster
seep
so engineers had to develop waterproof boring machines. Kelime
2:19bu nedenle mühendisler su geçirmez sondaj makineleri geliştirmek zorunda kaldılar.
waterproof boring machines: kazı için su geçirmez ekipman
Bu mühendislik ifadesinde waterproof, boring machines sözünü niteler: Bunlar kayayı delmek veya kazmak için kullanılan, ıslak koşullarda çalışırken suyun girmemesi gereken yerlere girişini önleyecek şekilde tasarlanmış makinelerdir. Waterproof, suyun içinden geçmesini veya içeri girmesini önleyecek şekilde yapılmış demektir. Buradaki boring, delmek veya kazmak anlamındaki bore fiilinden gelir. Makinelerin sıkıcı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede waterproof boring machines ne anlama geliyor?
- Yalnızca tamamen kuru kayaları delebilen makineler
- Suyu dışarıda tutarken kayayı delecek şekilde tasarlanmış makineler
- Yaptığı iş sıkıcı ve tekrarlı olan makineler
Cevabı göster
Suyu dışarıda tutarken kayayı delecek şekilde tasarlanmış makineler
The British anticipated drier conditions and forged ahead with regular borers. Deyimler
2:23İngilizler daha kuru koşullar bekliyorlardı ve normal sondaj makineleriyle yola devam ettiler.
forged ahead: zorluğa rağmen ilerlemeyi sürdürmek
Burada forged ahead, durum belirsizlik içerse de durmak yerine işe kararlılıkla devam ettikleri anlamına gelir. with regular borers, devam ederken hangi ekipmanı kullandıklarını belirtir. Forge ahead bir deyimdir. Fiziksel ilerlemeyi anlatabilir, ancak çoğu zaman bir planı, projeyi veya hareket tarzını sürdürmek anlamına gelir; metal dövmek ya da sahte bir şey üretmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi forge ahead ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Even after the first design failed, the engineers ____ with the project.
Cevabı göster
forged ahead
But only months into the work, Kalıp ifadeler
2:28Ancak çalışmalara başladıktan sadece aylar sonra,
water flooded in through undetected fissures. Öbek fiiller
2:30fark edilmeyen çatlaklardan içeri su doldu.
only months into the work: sürecin erken bir noktası
Only months into the work, işin yalnızca birkaç aydır sürmekte olduğunu ve bu yüzden hâlâ erken bir aşamada bulunduğunu anlatır. Only, su baskınının şaşırtıcı derecede erken gerçekleştiğini vurgular. Süre + into + etkinlik veya süreç yapısı, o etkinliğin zaman içinde ne kadar ilerlediğini gösterir. Buradaki into zamanla ilgilidir; bir yerin içine doğru hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi devam eden bir süreç içindeki noktayı belirten edatla tamamlayın: Only two weeks ____ the course, Leo gave his first presentation.
Cevabı göster
into
flooded in: büyük miktarda içeri dolmak
Burada flooded in, suyun büyük miktarda ve güçlü bir akışla içeri girdiğini belirtir. Flooded, flood fiilinin geçmiş zaman biçimidir; flood isim olarak “sel” anlamında kullanılmamıştır. In ise dışarıdan içeriye doğru hareketi gösterir. İfade bütünüyle suyun çalışma alanına hızla dolduğunu, yalnızca içeride bulunduğunu değil, anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede flooded in, büyük miktarda suyun hızla içeri girdiğini gösterir?
- When the gate broke, water flooded in through the opening.
- The sealed gate kept all the water outside.
- Over several hours, a few drops seeped in through a tiny crack.
Cevabı göster
When the gate broke, water flooded in through the opening.
To drill in this wet chalk: amaç bildiren mastar
Cümle başındaki To drill in this wet chalk ifadesi, ardından gelen ana cümledeki eylemin amacını belirtir: bu eylem, ıslak tebeşir tabakasını delmeyi mümkün kılmak için yapılır. Burada to mastar işaretleyicisidir ve drill fiilin yalın biçimidir. Cümlenin başına To + fiilin yalın biçimini koymak, teknik veya süreç anlatımında önce amacı, ardından yöntemi ya da eylemi sunmayı sağlar.
Alıştırma
Reduce kullanarak cümle başında bir amaç mastarı oluşturun: ____ noise, the crew installed rubber pads.
Cevabı göster
To reduce
the British had to use grout to seal the cracks created in the borer's wake, Notlar
2:35İngilizler delici makinenin açtığı çatlakları kapatmak için harç kullanmak
use grout to seal the cracks: çatlakları enjeksiyon harcıyla kapatmak
Bu inşaat bağlamında grout, boşluklara yerleştirilen ve sertleşince onları dolduran, kapatan veya güçlendiren akışkan ya da macun kıvamındaki bir malzemedir. Seal the cracks, suyun veya başka bir maddenin geçmesini önlemek için çatlakları kapatmak demektir. use X to do Y kalıbı önce bir malzemeyi veya aracı, ardından kullanım amacını belirtir: grout X'tir; to seal the cracks ise neden kullanıldığını açıklar. Grout sıradan ev tipi yapıştırıcının başka bir adı değildir.
Alıştırma
use grout to seal the cracks ifadesini hangi açıklama doğru biçimde anlatır?
- grout malzemeyi, to seal the cracks ise kullanım amacını belirtir.
- grout her tür ev tipi yapıştırıcı anlamına gelir.
- the cracks aracı, grout ise sonucu belirtir.
Cevabı göster
grout malzemeyi, to seal the cracks ise kullanım amacını belirtir.
in the borer's wake: tünel açma makinesinin ardında
Burada in the borer's wake, tünel açma makinesi geçtikten sonra geride kalan alan veya güzergâh anlamına gelir. İfade, çatlakları bu güzergâh üzerinde konumlandırır. Wake burada bir isimdir. Bu imge, ilerleyen bir teknenin arkasında bıraktığı hareketli su izinden gelir ve hareket eden bir şeyin veya bir olayın geride bıraktığı izleri ya da etkileri anlatacak şekilde genişler.
Alıştırma
Bu cümlede in the borer's wake ne anlama gelir?
- tünel açma makinesi uykudan uyanırken
- makinenin içindeki uyuma alanında
- tünel açma makinesinin geride bıraktığı alan veya güzergâhta
Cevabı göster
tünel açma makinesinin geride bıraktığı alan veya güzergâhta
and even work ahead of the main borer to reinforce the chalk about to be drilled. Notlar
2:40ve hatta delinecek tebeşiri güçlendirmek için ana delicinin önünde çalışmak zorunda kaldılar.
work ahead of the main borer: makine ulaşmadan önce önünde çalışmak
Bu cümlede work ahead of the main borer, ana delme makinesi aynı kesime ulaşmadan önce makinenin ön tarafında çalışmak anlamına gelir. Ahead of iki fikri birleştirir: işçiler daha öndedir ve onların işi önce yapılır.
Alıştırma
Bu cümlede work ahead of the main borer ne anlama gelir?
- Ekip, teknolojik açıdan daha gelişmiş bir makine üretir.
- Ekip, ana makine geçtikten sonra makinenin arkasında çalışır.
- Ekip, ana makine o kesime ulaşmadan önce makinenin önünde çalışır.
Cevabı göster
Ekip, ana makine o kesime ulaşmadan önce makinenin önünde çalışır.
about to be drilled: çok yakında gerçekleşecek edilgen bir eylem
About to be drilled, delme işleminin çok yakında gerçekleşeceğini ve chalk sözcüğünün belirttiği maddenin bu eyleme maruz kaldığını anlatır. Tam bir yan cümlede kalıp be + about to + be + geçmiş zaman ortacıdır: The chalk is about to be drilled. Altyazıda about to be drilled doğrudan chalk sözcüğünü niteler. Uzun biçim the chalk that is about to be drilled olurdu; bu nedenle ilgi yapısındaki that is çıkarılmıştır.
Alıştırma
about to be + geçmiş zaman ortacı kalıbını ve inspect fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: The final section is ____.
Cevabı göster
about to be inspected
With these obstacles behind them: güçlükleri geride bırakıp sonraki aşamaya geçmek
Buradaki behind them uzamsal bir mecazdır: önceki sorunlar çözüldüğü için engeller artık ekiplerin ilerlemesini durdurmamaktadır. İfade, engellerin fiziksel konumunu anlatmayı amaçlamaz. with + isim öbeği + tümleç yapısı, ana cümleden önce bir arka plan durumu verir. Anlatıda With these obstacles behind them, sorunların yaşandığı aşamayı kapatır ve dinleyiciyi ilerlemenin sonraki aşamasına hazırlar.
Alıştırma
With these obstacles behind them burada hangi anlamı ve anlatı işlevini taşır?
- Önceki güçlükler çözülmüştür; böylece anlatı sonraki aşamaya geçebilir.
- Ekipler önceki sorunlara geri dönmek üzeredir.
- İfade yalnızca engellerin ekiplerin arkasındaki fiziksel konumunu belirtir.
Cevabı göster
Önceki güçlükler çözülmüştür; böylece anlatı sonraki aşamaya geçebilir.
both teams began drilling at full speed. Kalıp ifadeler
2:48her iki ekip de tam hızda delmeye başladı.
at full speed: mümkün olduğunca hızlı
At full speed, “mümkün olduğunca hızlı” veya “en yüksek çalışma hızında” anlamına gelen kalıplaşmış bir edat öbeğidir. Burada sondajın nasıl başladığını belirtir. İfade gerçek hareketi veya bir makinenin çalışmasını anlatabileceği gibi, bir işin mümkün olan en hızlı tempoda ilerlemesini de anlatabilir. full speed ifadesinden önce in değil, at kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayan standart ifadeyi seçin: After the safety check, the trains began running ____.
- at full speed
- with full speed
- in full speed
- on full speed
Cevabı göster
at full speed
Boring machines weighing up to 1,300 tons drilled at nearly 3.5 m per hour. Notlar
2:521.300 tona varan ağırlıktaki sondaj makineleri saatte yaklaşık 3,5 m kazı yaptı.
İsimden sonra gelen niteleyici olarak weighing up to 1,300 tons
weighing up to 1,300 tons sözleri Boring machines ifadesinden sonra gelir ve makinelerin ağırlığı hakkında bilgi ekler. Bu, niteleyici olarak kullanılan bir present participle öbeğidir. Geçmiş zamandaki ana fiil weighing değil, drilled sözcüğüdür; niteleyici bölüm that weighed up to 1,300 tons ilgi cümleciğiyle genişletilebilir. Burada up to bir üst sınır belirtir. Bazı makineler 1.300 tondan daha hafif olabilir; dolayısıyla ifade her makinenin tam olarak 1.300 ton olduğunu söylemez. Teknik metinlerde verileri kısa biçimde eklemek için isimden sonra bir participle öbeği kullanılır.
Alıştırma
Cümlede weighing up to 1,300 tons ne görev yapıyor?
- Her makinenin tam olarak 1.300 ton olduğunu söyler.
- weighing sözcüğünü ana eylem yapar ve drilled sözcüğünü yalnızca makineleri tanımlamak için kullanır.
- Makinelerin azami ağırlığı hakkında bilgi ekler; drilled ana fiil olarak kalır.
Cevabı göster
Makinelerin azami ağırlığı hakkında bilgi ekler; drilled ana fiil olarak kalır.
at nearly 3.5 m per hour: bir oranı ifade etme
at nearly 3.5 m per hour kazı hızını belirtir. at hızı tanıtır, per hour ise her saat için anlamına gelir; böylece mesafe bir zaman birimine göre ölçülür. nearly, 3.5 sayısını niteler: hız saatte 3,5 metreye yakındır ve genellikle bu değerin biraz altındadır; tam olarak 3,5 değildir. sayı + birim + per + zaman birimi kalıbı üretim oranlarını, fiyatları ve tüketim oranlarını da ifade edebilir.
Alıştırma
30 kilometers kullanarak cümleyi at nearly + sayı + birim + per hour kalıbıyla tamamlayın: The cyclist was traveling ____.
Cevabı göster
at nearly 30 kilometers per hour
they installed lining rings to stabilize the tunnel behind them, Kelime
3:01arkalarındaki tüneli sabitlemek için kaplama halkaları yerleştirdiler,
installed lining rings ... to stabilize the tunnel: tünel işlerinde eylem ve amaç
Bu mühendislik işlem zincirinde installed lining rings yapılan eylemi belirtir. Lining rings, tünelin iç kısmını desteklemek için eklenen halka biçimli yapısal parçalardır. installed X to stabilize Y kalıbı, Y yapısal olarak güvenli kalsın diye X’in yerleştirildiğini anlatır. Burada stabilize, tüneli tamamen hareketsiz yapmak değil, şekil bozulması veya çökme riskini azaltmak demektir. Behind, makinelerin geçip geride bıraktığı tünel bölümünü gösterir.
Alıştırma
installed lining rings to stabilize the tunnel ifadesinin doğru yorumu hangisidir?
- Halkalar, tünelin yapısal olarak güvenli kalmasına yardımcı olmak için yerleştirildi.
- Halkalar, tünelin hiçbir şekilde hareket etmemesi için yerleştirildi.
- Halkalar, makinelerin daha hızlı ilerlemesini sağlamak için yerleştirildi.
Cevabı göster
Halkalar, tünelin yapısal olarak güvenli kalmasına yardımcı olmak için yerleştirildi.
making way for support wagons following each machine. Deyimler
3:05ve her makineyi takip eden destek vagonlarına yol açtılar.
making way for: yer açmak veya değişime olanak vermek
Making way for, birinin veya bir şeyin geçebilmesi ya da girebilmesi için yer açmak demektir. Burada çalışma sürecinin her makineyi takip eden destek vagonlarına geçecek alan bıraktığını anlatır; yol inşa etmek anlamına gelmez. make way for + isim kalıbı mecaz anlamda da kullanılabilir: Yeni bir şeyin ortaya çıkabilmesi veya gelişebilmesi için eski bir şey kaldırılır ya da sona erer.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve yer açmak anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Please move the chairs to ____ the piano.
Cevabı göster
make way for
Even at top speed: ödünleme bildiren giriş
Even at top speed cümlenin başında bir koşul sunar. even bu koşulu uç veya şaşırtıcı gösterir: iş olabildiğince hızlı ilerlese de değişmeyen bir gerçek vardı. Asıl nokta virgülden sonra gelir: iş yine de dikkatle ilerlemek zorundaydı. Even at + koşul, ana cümle kalıbı, bu koşula rağmen ana cümledeki durumun geçerli kaldığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, koşula rağmen asıl sonucun geçerliliğini koruduğunu göstermek için Even at + koşul yapısını kullanır?
- At noon, sunlight filled the open field.
- The cave became dark because night had fallen.
- Even at noon, the cave remained dark.
Cevabı göster
Even at noon, the cave remained dark.
The chalk layer followed a winding path between unstable rock and clay, Kelime
3:13Tebeşir katmanı dengesiz kaya ve kil arasında kıvrımlı bir yol izliyordu
followed a winding path: kıvrımlı bir güzergâhı anlatmak
followed a winding path ifadesindeki followed, tebeşir tabakasının bir şeyin peşinden gittiği anlamına gelmez. Katmanın güzergâhını veya şeklini anlatır: katman, kıvrılan ve yön değiştiren bir hat boyunca uzanıyordu. between unstable rock and clay, bu kıvrımlı hattın iki malzemenin arasında olduğunu belirtir. Aynı follow a winding path kalıbı yolları, nehirleri, patikaları veya birçok dönemeçten geçen bir süreci anlatabilir.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. winding, windy ve wide arasındaki ses farkına odaklanın.
- The river follows a winding path through the valley.
- The river follows a windy path through the valley.
- The river follows a wide path through the valley.
Cevabı göster
The river follows a winding path through the valley.
punctured by over 100 boring holes made by previous surveyors. Kelime
3:18ve önceki haritacılar tarafından açılan 100'den fazla sondaj deliğiyle delinmişti.
punctured by ... boring holes: sondaj deliklerinin geçtiği bir oluşum
Bu mühendislik açıklamasında punctured by, söz konusu oluşumun veya malzemenin birçok noktada delinip geçildiğini anlatır. Puncture genellikle deride, lastikte ya da başka bir malzemede küçük bir delik açılmasını anlatır; burada anlam, araştırma sondajlarının zemini delip geçmesine doğal biçimde genişlemiştir. Buradaki boring, ‘delmek’ anlamındaki bore fiiliyle ilgilidir. Boring holes, sıkıcı delikler değil, sondajla açılmış deliklerdir. Made by previous surveyors bu delikleri kimin açtığını belirtir.
Alıştırma
Vurgulanan açıklama bu mühendislik bağlamında ne anlama geliyor?
- 100'den fazla ölçüm uzmanı sondaj aletlerini bozmuştu.
- Önceki ölçüm ekipleri 100'den fazla deliği sıkıcı bulmuştu.
- Oluşum, önceki ölçüm ekiplerinin açtığı 100'den fazla delikle delinip geçilmişti.
Cevabı göster
Oluşum, önceki ölçüm ekiplerinin açtığı 100'den fazla delikle delinip geçilmişti.
both teams had to constantly check their coordinates Kalıp ifadeler
3:24her iki ekip de birbirleriyle 2 cm farkla buluşma yolunda olduklarından emin olmak için
had to constantly check their coordinates: konumu tekrar tekrar doğrulamak
Had to pratik bir zorunluluğu belirtir: kontrol etmek isteğe bağlı değildi. Buradaki constantly, hiç ara vermeden anlamına gelmez; çalışma boyunca tekrar tekrar kontrol etmeyi anlatır. Check their coordinates, her ekibin sayısal konum verilerini doğrulamak demektir. Coordinates, bir konumu belirleyen değerleri ifade eden çoğul bir isimdir. Aynı ifade ölçüm, haritacılık, navigasyon ve arama-kurtarma bağlamlarında da kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi durum had to constantly check their coordinates ifadesine en iyi uyar?
- İki kurtarma ekibi birbirine doğru ilerlerken haritadaki kesin konumlarını tekrar tekrar doğrular.
- Bir yönetici ekiplerin çalışma programlarını sürekli düzenler.
- Bir ekip yola çıkmadan önce hava durumunu yalnızca bir kez kontrol eder.
Cevabı göster
İki kurtarma ekibi birbirine doğru ilerlerken haritadaki kesin konumlarını tekrar tekrar doğrular.
to ensure they were on track to meet within 2 cm of each other. Deyimler
3:27koordinatlarını sürekli kontrol etmek zorundaydı.
on track to meet within 2 cm of each other: hassas bir buluşmaya doğru planlandığı gibi ilerlemek
On track to meet ifadesindeki on track to + fiil yapısı, mevcut ilerlemenin veya yönün belirtilen sonucu olası hâle getirdiğini anlatır. Burada koordinat kontrolleri, iki ekibin başarılı bir buluşmaya doğru ilerlemeye devam edip etmediğini gösteriyordu. On track mecazidir; demir yolu rayını anlatmaz. Within 2 cm of each other, iki buluşma noktası arasında izin verilen uzaklığı belirtir: en fazla 2 santimetre. Bu, hedefin ne kadar yüksek hassasiyet gerektirdiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede on track to, mevcut ilerlemenin bir sonucu olası kıldığını belirtir?
- The runners are standing on the track before the race.
- The train is waiting on track two.
- The project is on track to finish before Friday.
Cevabı göster
The project is on track to finish before Friday.
To maintain this delicate trajectory: yöntemi açıklamadan önce amacı belirtmek
To maintain this delicate trajectory, cümlenin başında yer alan ve amaç bildiren bir to-infinitive öbeğidir. Önce hedefi belirtir; ardından gelen ana cümle bu hedefe ulaşmak için kullanılan eylemi veya yöntemi açıklar. Amacın yöntemden önce verilmesi, teknik açıklamaların düzenlenmesine yardımcı olur. Burada delicate trajectory, küçük bir hatanın bile önemli olması nedeniyle çok dikkatli kontrol edilmesi gereken bir güzergâh anlamına gelir. Delicate, fiziksel olarak kırılgan bir şeyi değil, güzergâhın gerektirdiği hassasiyeti anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede başlangıçtaki öbek hangi görevi görür: To reduce errors, the lab introduced a second review?
- İkinci incelemenin ne zaman bittiğini söyler.
- Hataları yapan kişinin kim olduğunu belirtir.
- Amacı belirtir; ana cümle yöntemi açıklar.
Cevabı göster
Amacı belirtir; ana cümle yöntemi açıklar.
the borers employed satellite positioning systems,
3:34sondajcılar uydu konumlandırma sistemlerini kullandılar,
as well as paleontologists who used excavated fossils to confirm they were at the right depth. Kültür
3:38ayrıca doğru derinlikte olduklarını doğrulamak için kazılan fosilleri kullanan paleontologlar da vardı.
paleontologists who used excavated fossils: fosillerle kazı derinliğini kontrol etmek
Paleontologlar, fosiller aracılığıyla eski yaşam biçimlerini inceler. who used excavated fossils ilgi cümleciği, burada yaptıkları belirli işi açıklar: kazı sırasında ortaya çıkarılan fosilleri incelediler. Fosiller bir kaya katmanını belirlemeye yardımcı olabilir. Bu nedenle söz konusu kanıt, mühendislik ekibine kazının planlanan derinlikte olup olmadığını kontrol etmenin başka bir yolunu sundu. Paleontologlar uzmanlık gerektiren kanıt sağladı; sıradan makine operatörleri değillerdi.
Alıştırma
Bu cümlede paleontologların görevi neydi?
- Kazının planlanan derinlikte olup olmadığını kontrol etmek için fosilleri kanıt olarak kullandılar.
- Tünel açma makinelerini kullandılar.
- Uydu konumlandırma sistemlerini onardılar.
Cevabı göster
Kazının planlanan derinlikte olup olmadığını kontrol etmek için fosilleri kanıt olarak kullandılar.
the project employed over 13,000 people and cost the lives of 10 workers. Kalıp ifadeler
3:46proje 13.000'den fazla kişiye istihdam sağladı ve 10 işçinin hayatına mal oldu.
cost the lives of 10 workers: on işçinin ölümüne yol açtı
cost the lives of 10 workers ifadesinde cost, “ödeme gerektirmek” değil, “bir kayba yol açmak” anlamındadır. İfade, proje nedeniyle on işçinin öldüğünü belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıplar something cost someone their life ve something cost the life or lives of people biçimindedir. Bir kişi için life, birden fazla kişi için lives kullanılır.
Alıştırma
“The storm cost the lives of three sailors” ne anlama gelir?
- Üç denizci fırtınadan sonra işini kaybetti.
- Fırtına nedeniyle üç denizci öldü.
- Üç denizci fırtınanın yol açtığı hasarın parasını ödedi.
Cevabı göster
Fırtına nedeniyle üç denizci öldü.
But after 2 and 1/2 years of tunneling, Anlatım akışı
3:52Ancak 2,5 yıllık tünel açma çalışmasının ardından,
after 2 and 1/2 years of tunneling: sonuçtan önce uzun bir süreci çerçevelemek
after 2 and 1/2 years of tunneling, cümlenin başında bir zaman çerçevesi oluşturur. Tünel kazısının ana sonuç olan the two sides finally made contact gerçekleşmeden önce iki buçuk yıl sürdüğünü belirtir. Uzun sürecin önce verilmesi, finally sözcüğünün sonucun ne kadar uzun sürede elde edildiğini vurgulamasını sağlar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp after + a period of time + of + a noun or -ing form şeklindedir. after months of planning ve after three years of testing buna örnektir. of ile başlayan bölüm, o süreyi dolduran etkinliği belirtir. Buradaki 2 and 1/2 years, iki buçuk yıl süren tek bir zaman dilimidir.
Alıştırma
after + a time period + of + an -ing form yapısını ve six months ile testing sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, the lab finally approved the design.
Cevabı göster
After six months of testing
finally made contact: diğer tarafa ulaşıp birleşmek
Bu mühendislik bağlamında made contact, iki taraftan ilerleyen kazıların birbirine ulaşıp birleştiği anlamına gelir. Make contact kalıplaşmış bir fiil–isim birleşimidir: geçmiş zamanda make fiili made olur, contact ise isim olarak kalır. Burada contact, iletişim bilgisi demek değildir. Finally, beklenen bağlantının ancak uzun bir çalışmanın ardından gerçekleştiğini gösterir. Başka bağlamlarda make contact fiziksel temas kurmak, radyo iletişimi kurmak veya bir kişiyle iletişim kurmak anlamına gelebilir; temasın türünü bağlam belirler. Touched yalnızca fiziksel dokunmaya odaklanır ve normalde buradaki başarılı mühendislik bağlantısını ifade etmez.
Alıştırma
Cümleyi make contact with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After hours of radio silence, the rescue team finally ____ the hikers.
Cevabı göster
made contact with
British worker Graham Fagg emerged on the French side,
3:57İngiliz işçi Graham Fagg Fransa tarafında ortaya çıktı
becoming the first human to cross the Channel by land since the Ice Age. Notlar
4:01ve Buzul Çağı'ndan bu yana Manş'ı karadan geçen ilk insan oldu.
becoming the first human to cross: sonucu belirten bir -ing yan cümlesi
becoming ile başlayan -ing yan cümlesi, ana olayın sonucunu sunar: Graham Fagg Fransız tarafında ortaya çıkınca bu geçişi yapan ilk kişi konumuna gelmiştir. Bu yapı, bağımsız başka bir ana olay anlatmaz. Bu tür sonuç yan cümleleri genellikle örtük özneyi ana cümleyle paylaşır. Tam cümle + becoming + yeni konum veya sonuç kalıbı, haberlerde ve belgesellerde olayın önemini kısa biçimde eklemek için kullanılır. Bu kalıptaki the first + isim + to + fiil yapısı, bir eylemi en erken yapan kişiyi veya şeyi belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, ana olayın sonucunu göstermek için -ing yan cümlesini doğru kullanır?
- Eli won the regional final, and becoming the first player from his school to take the title.
- Eli won the regional final, becoming the first player from his school to take the title.
- Eli won the regional final, become the first player from his school to take the title.
Cevabı göster
Eli won the regional final, becoming the first player from his school to take the title.
by land since the Ice Age: rota ve zaman aralığı
By land, by sea ve by air ifadelerinin aksine yolculuğun rotasını veya biçimini belirtir. Burada rota deniz tabanının altından geçse de tünel, Manş Denizi geçişini kara ulaşımıyla yapılan bir yolculuk hâline getirmiştir; denizin yüzeyinde yürümek anlamına gelmez. Since the Ice Age bir başlangıç noktası belirler ve o zamandan geçiş anına kadar olan dönemin tamamını kapsar. Daha düşük deniz seviyesi bir zamanlar Britanya'yı Avrupa kıtasına bağlıyordu; daha sonra yükselen sular Manş Denizi'ni oluşturdu. Bu nedenle ifade, bu modern geçişi çok uzun bir tarihsel ve jeolojik zaman çerçevesine yerleştirir.
Alıştırma
Bu cümlede by land since the Ice Age ne anlama gelir?
- İşçi tünel kullanmak yerine denizin yüzeyinde ilerledi.
- Geçişte bir kara rotası kullanıldı ve Buzul Çağı'ndan o ana kadar böyle bir geçiş hiç gerçekleşmemişti.
- İşçi geçişi Buzul Çağı sırasında açık arazide yürüyerek yaptı.
Cevabı göster
Geçişte bir kara rotası kullanıldı ve Buzul Çağı'ndan o ana kadar böyle bir geçiş hiç gerçekleşmemişti.
There was still work to be done: hâlâ yapılacak iş vardı
There was still work to be done cümlesinde there was yapısı, hâlâ iş olduğunu veya geriye iş kaldığını anlatır. Still, ilerleme kaydedilmiş olsa da bütün işlerin bitmediğini gösterir. Work to be done, “birinin hâlâ yapması gereken iş” demektir. Edilgen mastar to be done, ileride yapılması gereken bir eyleme işaret eder; işin zaten tamamlandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bitmemiş görevlerin kaldığı anlamına gelen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The main repair was finished, but ____.
Cevabı göster
there was still work to be done
from installing crossover chambers and pumping stations Dilbilgisi
4:09geçiş odalarının ve pompa istasyonlarının kurulumundan,
to laying over 100 mi of tracks, cables, and sensors.
4:12100 milden fazla ray, kablo ve sensörün döşenmesine kadar.
from installing ... to laying ...: görevlerin kapsamını göstermek
Burada from installing ... to laying ..., geriye kalan işlerin kapsamını verir. İki uç, işlerin ne kadar çeşitli olduğunu gösteren örneklerdir; başlangıç ve bitiş zamanını belirtmez. from ve to sonrasındaki sözcükler birbiriyle uyumlu -ing biçimlerindedir: from installing ... to laying .... Bu paralel yapı, çok çeşitli görevleri açık ve kolay izlenebilir biçimde sunar.
Alıştırma
Görevlerin kapsamını göstermek için paralel from ... to ... biçimlerini kullanan cümle hangisidir?
- The festival work ranged from set up chairs to checking the sound system.
- The festival work ranged from setting up chairs to checking the sound system.
- The festival work ranged from setting up chairs to check the sound system.
Cevabı göster
The festival work ranged from setting up chairs to checking the sound system.
an opening ceremony marked the tunnel's completion. Kelime
4:20bir açılış töreni tünelin tamamlandığını işaret etti.
marked the tunnel's completion: resmî bir dönüm noktasını gösterdi
Bu cümlede marked, “resmî olarak işaret etti veya temsil etti” demektir. Açılış töreni, tünelin tamamlandığını gösteren halka açık bir dönüm noktası oldu; tünelin üzerine fiziksel bir işaret koymadı. Aktarılabilir kalıp event or date + mark + milestone şeklindedir. Haberlerde ve tarih anlatılarında başlangıç, bitiş, tamamlanma veya yıl dönümü gibi önemli noktalar için kullanılır. Bu anlamda mark, bir anın önemini belirtir; etkinliğin bütün işin tamamlanmasına neden olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
“the ceremony marked the tunnel's completion” ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Tören, tünelin duvarına fiziksel bir simge yerleştirdi.
- Tören, tünelin tamamlandığını resmî olarak gösterdi.
- Tören, tünelin her bölümünün o gün inşa edilmesini sağladı.
Cevabı göster
Tören, tünelin tamamlandığını resmî olarak gösterdi.
with trains for passengers and rail shuttles for cars and trucks. Kelime
4:26yolcular için trenler ile araba ve kamyonlar için tren mekikleri ile başladı.
Full public service began: halka yönelik tam ulaşım işletmesi başladı
Burada Full public service, planlanan ulaşım işletmesinin tamamının halka sunulmaya başladığı anlamına gelir. with sözcüğünden sonraki ayrıntılar hizmetin neleri içerdiğini açıklar: yolcu trenleri ile otomobil ve kamyon taşıyan demiryolu servisleri. Began 16 months later, halka açılışın daha önceki tamamlanma töreninden sonra gerçekleştiğini gösterir. Ulaşımla ilgili haberlerde public service, halka sunulan işletme hizmeti anlamına gelebilir; bir devlet kurumu veya memur işi anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu ulaşım bağlamında “Full public service began 16 months later” ne anlama gelir?
- Tüm devlet çalışanları 16 ay sonra tam zamanlı çalışmaya geçti.
- Özel bir inşaat töreni 16 ay boyunca devam etti.
- Halka yönelik tam ulaşım hizmeti 16 ay sonra başladı.
Cevabı göster
Halka yönelik tam ulaşım hizmeti 16 ay sonra başladı.
rail shuttles: araç taşıyan mekik trenleri
Rail shuttle, belirli bir güzergâhta gidip gelen bir demiryolu hizmetidir. Bu cümlede rail shuttles otomobil ve kamyonları taşır; araçlar tünelden kendileri geçmek yerine trenlere yüklenir. Ulaşım bağlamında shuttle, airport shuttle örneğinde olduğu gibi, sabit noktalar arasında sık çalışan kısa mesafeli bir hizmeti ifade eder. Sözcük uzay mekiği anlamına da gelebilir, ancak burada bu anlamda kullanılmamıştır.
Alıştırma
Cümlede rail shuttles ne anlama geliyor?
- Araçları iki yön arasında taşıyan demiryolu hizmetleri
- Otomobil ve kamyonlara ayrılmış kara yolu şeritleri
- Trenle taşınan uzay mekikleri
Cevabı göster
Araçları iki yön arasında taşıyan demiryolu hizmetleri
the Channel Tunnel services over 20 million passengers a year, Kelime
4:32Manş Tüneli yılda 20 milyondan fazla yolcuya hizmet veriyor
services over 20 million passengers: fiil olarak service
Buradaki services, service fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimidir. the Channel Tunnel özne, passengers ise nesne olduğu için fiil ulaşım hizmeti sağlamak veya yolcu taşımak anlamına gelir; cümle böylece yıllık yolcu sayısını belirtir. Service, nesnesi bir makine ya da araç olduğunda kontrol etmek veya bakım yapmak anlamına da gelebilir. Buradaki passengers nesnesinin insanları belirtmesi ve ulaşım bağlamı, bakım anlamını dışlar.
Alıştırma
Hangi cümlede services örnektekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?
- The mechanic services the ferry's engine every month.
- The new ferry route services three small islands.
- The café serves breakfast until noon.
Cevabı göster
The new ferry route services three small islands.
transporting riders across the Channel in just 35 minutes. Kalıp ifadeler
4:36ve yolcuları sadece 35 dakikada Kanal'ın karşısına taşıyor.
in just 35 minutes: just, “yalnızca” anlamına gelir
In + bir süre, bir eylemin tamamlanmasının ne kadar sürdüğünü gösterebilir. Burada in 35 minutes, yolcuları Manş Denizi’nin karşısına taşımak için gereken süreyi belirtir. Burada just “yalnızca” anlamına gelir ve 35 dakikanın etkileyici derecede kısa olduğunu vurgular. The train has just left. örneğindeki gibi “az önce” anlamına gelmez.
Alıştırma
Yolculuğun şaşırtıcı derecede hızlı olduğunu vurgulamak için cümleyi in just + verilen süre ile tamamlayın: The ferry crosses the bay ____. Verilen süre: twenty minutes.
Cevabı göster
in just twenty minutes
not everyone has the privilege of making this trip legally. Ton ve niyet
4:42herkes bu yolculuğu yasal olarak yapma ayrıcalığına sahip değil.
has the privilege of making this trip legally: eşit olmayan erişim
Have the privilege of + -ing, bir kişinin bir şeyi yapmasını sağlayan özel bir fırsata, hakka veya avantaja sahip olması demektir. Legally, yolculuğun yasaların izin verdiği bir güzergâh üzerinden yapıldığını belirtir. Cümlede not everyone dendiği için privilege eşit olmayan erişime işaret eder: bazı kişiler yasal olarak seyahat etmek için gereken statüye veya koşullara sahiptir, bazıları ise değildir. Bu ifade lüks bir yolculukla övünmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümledeki has the privilege of making this trip legally ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Yolculuğu yasal bir yoldan yapabilme imkânına sahip olmak ve bu fırsatın herkeste bulunmaması demektir.
- Yolculuğu yapmaya çalışan herkes için bunun yasa dışı olduğu anlamına gelir.
- Her yolcunun pahalı ve lüks bir muamele gördüğü anlamına gelir.
Cevabı göster
Yolculuğu yasal bir yoldan yapabilme imkânına sahip olmak ve bu fırsatın herkeste bulunmaması demektir.
Thousands of refugees have tried to enter Britain through the tunnel in sometimes fatal attempts. Kelime
4:45Binlerce mülteci tünel aracılığıyla İngiltere'ye girmeye çalıştı ve bazı girişimler ölümcül sonuçlandı.
sometimes fatal attempts: bazen ölüme yol açan girişimler
in sometimes fatal attempts ifadesi, bu girişimlerden bazılarının ölüme yol açtığını resmî ve yoğun bir biçimde anlatır. Sometimes, fatal sözcüğünü niteler; dolayısıyla her girişimin ölümcül olduğu anlamına gelmez. Fatal yalnızca “tehlikeli” veya “ciddi” değil, “ölüme yol açan” demektir. in ... attempts edat öbeği, mültecilerin ülkeye girmeye çalıştıkları koşulları belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede sometimes fatal attempts ne anlama geliyor?
- Girişimler zordu ama hayati tehlike oluşturmuyordu.
- Girişimlerden bazıları ölümle sonuçlandı.
- Girişimlerin hepsi riskliydi ama kimse ölmedi.
Cevabı göster
Girişimlerden bazıları ölümle sonuçlandı.
These tragedies have transformed the tunnel's southern entrance into an ongoing site of conflict. Anlatım akışı
4:52Bu trajediler, tünelin güney girişini devam eden bir çatışma alanına dönüştürdü.
have transformed X into Y: kalıcı bir sonucu özetlemek
Present perfect yapısındaki have transformed X into Y, bir nedeni ve ortaya çıkan durumu sunar: Önceki trajediler güney girişini değiştirmiş ve burası artık süregelen bir çatışma alanı olmuştur. Present perfect, geçmişteki bu olayları bugün hâlâ önem taşıyan bir durumla ilişkilendirir. Bilginin düzenlenmesi açısından cümle, kalıcı bir sonucu özetler ve odağı tünelin toplumsal etkilerine kaydırır. Burada site, bir şeyin gerçekleştiği yer anlamındadır; dolayısıyla a site of conflict bir inşaat sahası değildir.
Alıştırma
Bu cümlenin metindeki bilgileri düzenleme açısından temel görevi nedir?
- Süren bir sonucu özetler ve odağı toplumsal çatışmaya kaydırır.
- Yeni bir tünel girişi inşa etmek için talimatlar verir.
- Girişin fiziksel olarak askerî bir yapıya dönüştürülerek yeniden inşa edildiğini söyler.
Cevabı göster
Süren bir sonucu özetler ve odağı toplumsal çatışmaya kaydırır.
serve as a reminder: hatırlatıcı işlevi görmek
Serve as, “bir şey olarak görev yapmak veya işlev görmek” anlamına gelir; dolayısıyla serve as a reminder, “insanlara bir şeyi hatırlatma etkisi yaratmak” demektir. Bu cümlede tünelin tarihi, önemli bir dersin akılda kalmasını sağlayan bir unsur olarak sunuluyor. Yeniden kullanılabilecek kalıp something + serve as a reminder + that yan cümlesi veya something + serve as a reminder of + isim şeklindedir. Hatırlatmayı doğrudan bir kişi değil, bir olay, nesne veya gerçek sağladığında kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The old photograph can ____ of how much the neighborhood has changed.
Cevabı göster
serve as a reminder
that humanity is at their best when breaking down barriers. Deyimler
5:02insanlığın engelleri yıktığında en iyi haline ulaştığının bir hatırlatıcısı olabilir.
at their best when breaking down barriers: engelleri ortadan kaldırırken en iyi yönlerini göstermek
Be at one's best, “en güçlü yeteneklerini veya en iyi niteliklerini göstermek” anlamına gelir. When yan cümlesi bunun gerçekleştiği durumu belirtir: burada insanlık, ayrılıkları aşarak ve iş birliği yaparak en iyi niteliklerini gösteriyor. Breaking down barriers iki düzeyde işler. Tünelin aştığı fiziksel engeli çağrıştırır, ancak asıl mesajı mecazidir: insanlar veya ülkeler arasındaki sınırları, önyargıları ya da ayrılıkları ortadan kaldırmak.
Alıştırma
Cümledeki at their best when breaking down barriers ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- İnsanlar mevcut her sınırı değişime karşı korur.
- İnsanlar yalnızca fiziksel olarak duvar yıkarken en iyi performansı gösterir.
- İnsanlar ayrılıkları ortadan kaldırıp iş birliği yaparak en iyi niteliklerini gösterir.
Cevabı göster
İnsanlar ayrılıkları ortadan kaldırıp iş birliği yaparak en iyi niteliklerini gösterir.
Fissures, leaks, and cracks were a major obstacle in the construction of the English Channel Tunnel. Kelime
5:06Yarıklar, sızıntılar ve çatlaklar Manş Tüneli'nin inşasında büyük bir engeldi.
Fissures, leaks, and cracks: üç mühendislik sorununu ayırt etmek
Bu sıralamada fissures, leaks ve cracks birbiriyle ilişkili ancak farklı inşaat sorunlarını adlandırır. Fissures ve cracks katı bir malzemedeki açıklıklar veya kırılmalardır; leaks ise su, hava ya da başka bir maddenin geçmemesi gereken bir yerden geçmesini içerir. Fissure daha resmî ve teknik bir kelimedir ve çoğu zaman kaya ya da başka bir malzemedeki dar bir yarığı düşündürür; crack genel kullanımdaki kelimedir. Bir fissure veya crack, leak oluşmasına yol açabilir; ancak yarığın kendisiyle maddenin dışarı kaçması aynı sorun değildir.
Alıştırma
Crack ve leak kelimelerini doğru kullanan cümle hangisidir?
- A crack in the wall caused a water leak.
- A leak is always a solid split in rock with no liquid or gas moving through it.
- A crack means that water or gas must be escaping.
Cevabı göster
A crack in the wall caused a water leak.
But what if there was a type of concrete that could heal itself? Notlar
5:13Peki ya kendi kendini iyileştirebilen bir beton türü olsaydı?
what if there was...: hayalî bir olasılık ortaya atmak
What if there was ...? yapısında What if hayal edilen bir olasılığı ortaya atar. There was bir şeyin var olduğunu bildirir; ancak buradaki geçmiş zaman biçimi esas olarak şimdiki gerçekliğe mesafe koyar ve geçmişteki bir olayı sormaz. İnsanları bir fikir, çözüm veya sonucu hayal etmeye yönlendirmek için What if there was + tekil isim öbeği ...? kalıbını kullanın. Bu cümlede yapı, kendi kendini onarabilen olası bir beton türünü tanıtan dikkat çekici bir giriş görevi görür.
Alıştırma
Hayalî bir çözüm sorusunu dersteki dört kelimelik kalıpla tamamlayın: ____ a backpack that could charge your phone?
Cevabı göster
What if there was
heal itself: bir malzemenin kendi hasarını onarması
heal itself ifadesinde heal, canlıların veya yaraların iyileşmesini anlatan anlamından betona aktarılmıştır. Malzemenin canlıymış gibi çatlakları kendi kendine kapatabildiği veya hasardan kurtulabildiği anlamına gelir. itself, concrete sözcüğüne geri gönderme yapar: iyileşmeyi gerçekleştiren malzeme ile onarılan malzeme aynıdır. Teknoloji yazılarında bu yapı, otomatik olarak kendini onarma yeteneği olan bir malzemeyi anlatabilir.
Alıştırma
Yeni bir polimer, dışarıdan yardım almadan küçük çatlakları kapatıyor. Hedef ifadeyi doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- The polymer can heal itself after minor damage.
- The polymer needs to be replaced after minor damage.
- A technician can repair the polymer after minor damage.
Cevabı göster
The polymer can heal itself after minor damage.
It's not science fiction: şaşırtıcı bir teknolojiyi gerçek olarak sunmak
Burada it, kendini onaran beton fikrini ifade eder. It's not science fiction, fikir geleceğe ait veya uydurma gibi görünse de konuşmacının bunu hayalî bir hikâye değil, gerçek bir teknoloji olarak sunduğu anlamına gelir. Bu ifade, dinleyicilerin bekleyebileceği şey ile gerçekten mümkün olan şey arasında karşıtlık kurar. Teknoloji açıklamalarında dikkat çekmek için sık kullanılan bir yöntemdir: önce bilim kurgu görüntüsü yaratır, ardından dinleyiciyi gerçeğe geri getirir.
Alıştırma
Bir teknoloji tanıtımında It's not science fiction genellikle neyin işaretidir?
- Konuşmacı, kulağa inanılmaz gelen bir teknolojinin gerçek olduğunu vurguluyor.
- Konuşmacı, teknoloji için hiçbir kanıt olmadığını kabul ediyor.
- Konuşmacı bir bilim kurgu hikâyesi öneriyor.
Cevabı göster
Konuşmacı, kulağa inanılmaz gelen bir teknolojinin gerçek olduğunu vurguluyor.
it's a mind-boggling material that could change the future of engineering. Notlar
5:19mühendisliğin geleceğini değiştirebilecek akıllara durgunluk veren bir malzemedir.
mind-boggling material: hayret verici ve hayal etmesi zor bir malzeme
mind-boggling material, yeniliği, karmaşıklığı, ölçeği veya olası etkisi insanı hayrete düşürecek kadar büyük olduğu için ilk anda kavranması zor bir malzeme demektir. Burada bileşik sıfat material sözcüğünü niteler ve onun sıra dışı potansiyelini güçlü biçimde över. Bu ifade mecazidir; zihnin gerçekten zarar gördüğü ya da karıştığı anlamına gelmez. mind-boggling bir addan önce kullanılarak ölçek, karmaşıklık, yenilik veya etki karşısındaki güçlü şaşkınlığı anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle mind-boggling ifadesini şaşırtıcı veya hayal edilmesi zor bir şeyi anlatmak için doğal biçimde kullanıyor?
- The instructions are mind-boggling the machine.
- The scale of the new map is mind-boggling.
- The result is mind-boggling because it is completely ordinary.
Cevabı göster
The scale of the new map is mind-boggling.
could change the future of engineering: büyük bir olası etkiyi anlatmak
could change the future of engineering, bu malzemenin mühendisliğin gelişme biçimini büyük ölçüde etkileyebileceği anlamına gelir. could change the future of + field kalıbı; bir icat, keşif veya eğilimin uzun vadede büyük bir potansiyeli olduğunu anlatır. could kesinlik veya tamamlanmış bir değişiklik değil, olasılık bildirir. Tüm ifade iddialı bir öngörü sunsa da will change ifadesinden daha temkinlidir.
Alıştırma
Tıp hakkında temkinli bir iddia oluşturmak için İngilizce cümleyi could change the future of + field kalıbıyla tamamlayın: This discovery ____.
Cevabı göster
could change the future of medicine
or stay on track and explore the London Underground. Notlar
5:25veya raylarda kalın ve Londra Metrosu'nu keşfedin.
stay on track: bir deyim ve demiryolu kelime oyunu
stay on track genellikle amaçlanan yönde ilerlemeye ya da plana uygun biçimde devam etmeye işaret eder. Burada hemen ardından the London Underground geldiği için track sözcüğü gerçek demiryolu raylarını da çağrıştırır. Böylece konuşmacı, bilinen deyimi kullanırken izleyiciyi demiryolu temalı içeriğe devam etmeye davet eder; kimseye gerçek rayların üzerinde durmasını söylemez.
Alıştırma
stay on track özgün cümlede neden bir kelime oyunudur?
- Plana uygun ilerlemekle ilgili bir deyimi demiryolu rayları görüntüsüyle birleştirir.
- Her trenin kesin konumunu kaydetmek anlamına gelir.
- İzleyicilere bir demiryolu hattının üzerinde durmalarını söyler.
Cevabı göster
Plana uygun ilerlemekle ilgili bir deyimi demiryolu rayları görüntüsüyle birleştirir.
the London Underground: Londra metro sisteminin özel adı
the London Underground, Londra'nın metro sisteminin özel adıdır. Burada Underground büyük harfle yazılır ve ad normalde the tanımlığını içerir. Sistem yaygın olarak the Tube diye de anılır. Bu nedenle explore the London Underground, Londra'nın sıradan yer altı alanlarını keşfetmek değil, bu ulaşım sistemini tanımak veya onunla yolculuk etmek anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede the London Underground neyi ifade eder?
- Bir yolun altındaki yaya geçidi
- Londra'nın altındaki herhangi bir oda veya tünel
- Londra'nın metro sistemi
Cevabı göster
Londra'nın metro sistemi