Uzay Asansörü – Bilimkurgu mu Yoksa İnsanlığın Geleceği mi?: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video tanıtımı: Bu açıklama uzay asansörünü roketlerle karşılaştırıyor; yörüngeyi, maliyetleri, parçaları, teknik engelleri, kopma risklerini ve Ay’da ilk adım olasılığını ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. we all wish there were — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: şu anda gerçek olmayan istekler için wish + geçmiş biçim kullanın. 2. comes down to — Öbek fiiller: karmaşık bir soruyu sonucu belirleyen etkene indirgeyin. 3. Should the tether break, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: kısa risk senaryolarında If the tether should break ile eşdeğer resmî koşul devrikliğini tanıyın.
Bu derste
to see our planet floating in the dark.
0:06kolay ve uygun fiyatlı bir yolu olmasını hepimiz dilesek de.
As much as: karşıt bir gerçeğe geçmeden önce bir tarafı kabul etmek
As much as + yan cümle bir ödünleme ilişkisi kurabilir. Konuşan kişi önce güçlü biçimde hissedilen bir şeyi — burada ortak bir dileği — kabul eder, ardından bununla çatışan bir gerçekliğe veya sınırlamaya geçer. Burada much miktar ölçmez ve bu yapı as ... as eşitlik karşılaştırması değildir. İfade, mesajı “Bunun doğru olduğunu kabul ediyorum, ancak başka bir gerçek yine de önemli” biçiminde düzenler.
Alıştırma
Örnekte As much as ne işlev görür?
- Dileğin kolay ve uygun maliyetle gerçekleştirilebileceğini söyler.
- Konuşan kişi bir sınırlamaya geçmeden önce güçlü ve ortak bir dileği kabul eder.
- Farklı insanların bu dileği ne kadar güçlü paylaştığını karşılaştırır.
Cevabı göster
Konuşan kişi bir sınırlamaya geçmeden önce güçlü ve ortak bir dileği kabul eder.
Gerçeğe aykırı şimdiki bir durum için wish there were
wish + yan cümle yapısında geçmiş zaman biçimli bir fiil, konuşanın farklı olmasını istediği şimdiki bir durumu anlatabilir. Bu nedenle We all wish there were ..., kolay ve uygun fiyatlı yolu şu anda var olmayan bir şey olarak sunar. There, ardından gelen isim öbeğinin varlığını sunar; were ise gerçek dışı durumu işaretler. Bu, o yolun geçmişte var olduğu anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp wish + there were + isim öbeğidir.
Alıştırma
Cümleyi, doğru olmayan şimdiki bir durum için kullanılan standart biçimle tamamlayın: I wish there ____ more buses in this town.
Cevabı göster
were
the only way is to become an astronaut or a billionaire.
0:10bunun tek yolu astronot ya da milyarder olmaktan geçiyor.
make it possible: make + nesne + sıfat
make it possible ifadesinde make, “yaratmak” değil, “bir şeyi belirli bir duruma getirmek” anlamındadır. Yapı make + nesne + sıfat şeklindedir: it nesnedir, possible ise ortaya çıkan durumu açıklar. Buradaki it, daha önce sözü edilen düşünceye veya duruma gönderme yapar. İfade, bu kavramın o durumu mümkün hâle getirebileceğini anlatır.
Alıştırma
Bir değişikliğin bir eylemi mümkün kıldığını anlatmak için make + nesne + sıfat yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The new software makes it possible for us to work from home.
- The new software makes possible us to work from home.
- The new software makes it possibly for us to work from home.
Cevabı göster
The new software makes it possible for us to work from home.
while serving as the starting point for the exploration of the universe, Kalıp ifadeler
0:16aynı zamanda evrenin keşfi için başlangıç noktası işlevi görecek bir kavram var:
serving as the starting point for: bir işlevi belirtme
serving as the starting point for ifadesinde serve as, “işlev görmek” veya “olarak kullanılmak” anlamındadır. -ing yan cümlesi kavramın başka bir rolünü ekler: kavram, bir şeyi mümkün kılmanın yanında daha sonraki keşifler için ilk temel olabilir. Kalıp serve as + rol veya işlev + for + isim ya da -ing biçimi şeklindedir. Bir planın, fikrin, belgenin veya olayın daha sonra hangi işi başlatmak için kullanılacağını açıklarken yararlıdır.
Alıştırma
Bir belgenin daha sonraki çalışmalar için temel işlevi göreceğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- This outline will serve the starting point for our report.
- This outline will serve as the starting point of writing our report.
- This outline will serve as the starting point for our report.
Cevabı göster
This outline will serve as the starting point for our report.
To understand how a space elevator will get us into space,
0:32Bir uzay asansörünün bizi uzaya nasıl çıkaracağını anlamak için,
what an orbit is içinde düz cümle söz dizimi
what an orbit is sözleri, understand fiilinin nesnesi olan gömülü bir soru yan cümlesi oluşturur. Cümle, neyin anlaşılması gerektiğini bildirir; soruyu doğrudan sormaz. Gömülü bir soruda düz cümle söz dizimi kullanılır: what + özne + fiil. Burada an orbit, is fiilinden önce gelir. Bu nedenle what an orbit is doğrudur; what is an orbit doğru değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede understand fiilinden sonra gömülü soru doğru biçimde kullanılmıştır?
- Before class, we need to understand what gravity is.
- Before class, we need to understand is what gravity.
- Before class, we need to understand what is gravity.
Cevabı göster
Before class, we need to understand what gravity is.
Being in orbit basically means falling towards something Kelime
0:39Yörüngede olmak temelde bir şeye doğru düşmek,
Being in orbit ifadesinin anlattığı durum
Being in orbit, yer çekiminin etkisiyle bir gezegenin, uydunun veya başka bir gök cisminin çevresinde hareket etme durumunu anlatır. Yörüngedeki bir nesne sürekli hareket eder; uzayda hareketsiz biçimde asılı durmaz. Burada Being in orbit, means fiilinin öznesi olarak kullanılan bir -ing yan cümlesidir. “Yörüngede olma durumu” şeklinde anlaşılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede Being in orbit ne anlama geliyor?
- Bir gezegenin yüzeyinde durmak
- Hiç hareket etmeden tamamen hareketsiz biçimde süzülmek
- Yer çekiminin etkisiyle başka bir gök cisminin çevresinde sürekli hareket etmek
Cevabı göster
Yer çekiminin etkisiyle başka bir gök cisminin çevresinde sürekli hareket etmek
but moving fast enough to miss. Dilbilgisi
0:42ancak onu ıskalayacak kadar hızlı hareket etmek demektir.
fast enough to miss: Sonuç eşiğine ulaşmayı anlatan enough + mastar yapısı
fast enough to miss ifadesinde fast, cismin nasıl hareket ettiğini anlatır; enough ise gerekli hız eşiğine ulaşıldığını gösterir. to miss mastarı, bu eşiğe ulaşıldığında mümkün hâle gelen sonucu belirtir. Burada miss, cismin düşmekte olduğu gök cismine çarpmamak anlamındadır; bir şeyi özlemek anlamında değildir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp sıfat/zarf + enough + to + fiildir: Bir özellik veya hareket, bir sonuç için gereken düzeye ulaşır.
Alıştırma
Cümleyi fast enough ve miss fiilini kullanarak tamamlayın: The cyclist swerved ____ the falling branch.
Cevabı göster
fast enough to miss
it makes an arc through the air and then hits the ground.
0:46havada bir kavis çizer ve sonra yere düşer.
gravity makes you move much the same way, Kalıp ifadeler
0:51yerçekimi sizi hemen hemen aynı şekilde hareket ettirir,
much the same way: Güçlü ama tam olmayan benzerlik
much the same way ifadesinde much karşılaştırmayı güçlendirir: İki hareket türü birbirine çok benzer biçimde gerçekleşir. Burada much, aynı olma fikrini güçlendirir; hareket miktarının fazla olduğunu anlatmaz. Bu ifade genellikle küçük farklılıklara izin verir, dolayısıyla kusursuz bir eşleşme olduğunu söylemez. move, work veya react gibi fiillerle the same way, hareketin nasıl yapıldığını doğrudan belirtebilir; bu yüzden burada in gerekmez.
Alıştırma
İki makine neredeyse aynı süreci izliyor, ancak birkaç ayrıntı farklı. Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? They work ___.
- in completely different ways
- exactly the same way
- much the same way
Cevabı göster
much the same way
but if you move sideways fast enough,
0:53ancak yeterince hızlı bir şekilde yana doğru hareket ederseniz,
the curvature of the Earth makes the ground fall away beneath you
0:55Dünya'nın eğriliği, yerçekiminin sizi yere doğru çektiği hızla
rockets have to go up and sideways fast.
1:03roketlerin yukarı ve yana doğru çok hızlı gitmesi gerekir.
Karşılaştırma geçişi olarak By contrast
By contrast, birbirinden açıkça farklı iki durumdan ikincisini sunar. Dinleyiciye, sonraki bilgiyi ilgisiz yeni bir nokta olarak görmek yerine az önce söylenen fikirle karşılaştırması gerektiğini bildirir. Burada anlatımı roketlerin hareket kazanma biçiminden uzay asansörünün kullandığı farklı bir mekanizmaya geçirir. İfade, bilgiyi bu iki mekanizmanın karşılaştırılması etrafında düzenler.
Alıştırma
BLANK yerine gelecek en uygun geçiş ifadesini seçin: The first material bends easily. BLANK, the second material stays rigid under pressure.
- For example
- By contrast
- As a result
Cevabı göster
By contrast
a space elevator taps into energy from the Earth's rotation Öbek fiiller
1:09bir uzay asansörü, kargoyu hızlı bir şekilde hareket ettirmek için
Tap into ile mevcut bir kaynaktan yararlanma
Tap into, özellikle enerji, bilgi, veri, beceri veya talep gibi önceden var olan bir kaynağa erişip onu kullanmak anlamına gelir. Yapı tap into + kaynak biçimindedir. Bu cümlede uzay asansörü, Dünya'nın dönüşünden elde edilebilen enerjiyi kullanır; bu dönüş enerjisini kendisi üretmez. Taps, tekil özne a space elevator ile uyumludur.
Alıştırma
tap fiilini doğru biçimde ve gerekli edatla kullanarak cümleyi tamamlayın: The new service ____ unused computing power from nearby devices.
Cevabı göster
taps into
get the cargo going: get + nesne + -ing
get the cargo going ifadesinde get ettirgen bir fiil gibi çalışır; “elde etmek” değil, “bir şeyin olmasını sağlamak” anlamına gelir. The cargo nesnedir, going ise başlaması sağlanan hareketi anlatır. get + nesne + -ing yapısı genellikle bir eylemi veya süreci başlatıp işler hâle getirmeye odaklanır. Burada get the cargo going, yükün hareket etmeye başlamasını sağlamak demektir; fast ise nasıl hareket ettiğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi get, it ve go fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The toy car has stopped. Press the green button to ____ again.
Cevabı göster
get it going
Imagine a child spinning a toy on a rope
1:14Bir çocuğun elinde bir iple oyuncak çevirdiğini hayal edin
it starts to move faster and faster as it ascends. Dilbilgisi
1:21yükseldikçe daha da hızlı hareket etmeye başlar.
faster and faster: karşılaştırma biçimi + and + karşılaştırma biçimi
Faster and faster, karşılaştırma biçimi + and + karşılaştırma biçimi kalıbını kullanır. Aynı karşılaştırma biçiminin tekrarlanması, zaman içinde devam eden bir değişimi gösterir: hız sürekli artar. İki faster, iki ayrı hızı belirtmez. Bu kalıp colder and colder veya more and more difficult gibi birçok eğilimi anlatabilir.
Alıştırma
cold ile karşılaştırma biçimi + and + karşılaştırma biçimi kalıbını kullanın: As the sun went down, the air became ____.
Cevabı göster
colder and colder
Compared to rockets with cargo launched on an elevator, Anlatım akışı
1:24Bir asansörle fırlatılan kargolarda, roketlere kıyasla,
Cümle başında karşılaştırma çerçevesi kuran Compared to
Compared to önce karşılaştırma noktasını verir. Compared to + isim öbeği, ... yapısı, ana cümledeki durumun bu isim öbeğiyle karşılaştırılarak değerlendirildiğini belirtir. Dinleyiciye ardından gelen farkı nasıl yorumlayacağını gösterir ancak hangi seçeneğin daha iyi olduğunu tek başına söylemez. Burada rockets, referans alınan yöntemdir. Geniş bağlam, uzay asansörüyle gönderilen yükü roketle gönderilen yükle karşılaştırır; launched on an elevator ifadesi cargo ile bağlantılıdır, rockets ile değil. Ardından gelen ana cümle enerji avantajını açıklar.
Alıştırma
Hangi cümle önce eski modeli referans noktası olarak belirleyip ardından yeni pompanın avantajını açıklıyor?
- Compared to the old model, the new pump uses half as much power.
- Compared the old model, the new pump uses half as much power.
- Compared to the new pump, the old model uses half as much power.
Cevabı göster
Compared to the old model, the new pump uses half as much power.
you only need to provide the energy to go up.
1:28sadece yukarı çıkmak için gereken enerjiyi sağlamanız yeterlidir.
Fast sideways movement comes free with the Earth's rotation. Kalıp ifadeler
1:30Hızlı yanal hareket ise Dünya'nın dönüşüyle bedavaya gelir.
comes free with: otomatik olarak sunulan bir fayda
X comes free with Y yapısında X, Y mevcut olduğu için otomatik olarak elde edilen ek bir faydadır. Free, X için ayrı bir ödeme, çaba, enerji veya başka bir kaynak gerekmediğini belirtir; hangi tür maliyetin önlendiğini bağlam gösterir. Burada Dünya'nın dönüşü hızlı yatay hareketi zaten sağlar. Sırf bu hareketi oluşturmak için ek enerji vermek gerekmez; dolayısıyla ifade bu hareketi sistemin doğal olarak sunduğu bir fayda gibi gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve ‘ek ücret olmadan dahildir’ anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: Cloud storage ____ the annual plan.
Cevabı göster
comes free with
But a space elevator would, without a doubt, Kalıp ifadeler
1:34Ancak bir uzay asansörü, hiç şüphesiz,
be the single largest and most expensive structure
1:36insanlık tarafından inşa edilmiş en büyük ve en pahalı
Cümlenin tamamına yönelik kesinlik bildiren without a doubt
Without a doubt, kesinlik bildiren bir ara sözdür. Burada konuşanın, bir uzay asansörünün insanlar tarafından yapılmış en büyük ve en pahalı yapı olacağı yönündeki yargının tamamından bütünüyle emin olduğunu gösterir. Yalnızca would sözcüğünü değil, yargının tamamını yorumladığı için çıkarıldığında cümlenin temel dil bilgisi değişmez. Cümlenin ortasında kullanıldığında iki yanında virgül bulunur.
Alıştırma
Hangi cümlede without a doubt, yargının tamamını yorumlayan bir ara söz olarak doğru kullanılmıştır?
- This is without, a doubt our best chance.
- This is, without a doubt, our best chance.
- This is, without a doubt our best chance.
Cevabı göster
This is, without a doubt, our best chance.
Kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği olarak ever built by humans
Ever built by humans, structure sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir. Tam biçimi that has ever been built by humans şeklindedir. Ever, «insanlık tarihinin herhangi bir zamanında» anlamına gelir; dolayısıyla bu ifade single largest ve most expensive üstünlük derecelerinin karşılaştırma alanını belirler. Built, niteleyicinin içindeki bir geçmiş zaman ortacıdır; ana fiil değildir. Ana fiil öbeği would be ifadesidir.
Alıştırma
Tam ilgi cümleciğini kısaltılmış biçimle değiştirin. Tam biçim: The museum displayed the largest model that has ever been built by the class. Kısaltılmış biçim: The museum displayed the largest model ____.
Cevabı göster
ever built by the class
worth it? — Yarar maliyeti karşılıyor mu?
Be worth it, elde edilen yararın veya sonucun harcanan para, zaman ve emeği ya da alınan riski karşılayacak kadar iyi olması demektir. Is it worth it? sorusu, bir şeyin yalnızca iyi olup olmadığını değil, genel olarak harcananlara değip değmediğini sorar. Bu yapıda ilk it, değerlendirilen şeyi veya planı belirtir. worth sözcüğünden sonraki it ise bağlamdan anlaşılan fiyatı, emeği veya riski temsil eder; sahiplik bildirmez.
Alıştırma
Yararın maliyeti karşılayıp karşılamadığını soran ve it ile biten iki sözcüklü kalıp ifadeyle soruyu tamamlayın: The repair will cost $300. Is it ____?
Cevabı göster
worth it
comes down to — belirleyici etkeni göstermek
Come down to burada deyimsel anlamdadır: bütün ayrıntılar ele alındıktan sonra, konuyu sonuçta tek bir etken belirler. Yapı, come down to + isim, -ing biçimi veya soru sözcüğüyle başlayan yan cümledir. All, özeti güçlendirir: bütün konu en sonunda maliyetler tarafından belirlenir. Fiziksel olarak aşağı inme anlamı yoktur.
Alıştırma
Hangi cümlede comes down to belirleyici etkeni göstermek için kullanılmıştır?
- The final decision comes down to whether the repair is affordable.
- Leah comes up with a cheaper solution.
- The elevator comes down to the ground floor at six.
Cevabı göster
The final decision comes down to whether the repair is affordable.
Rockets burn a huge amount of rocket fuel Kalıp ifadeler
1:45Roketler çok az miktarda kargoyu uzaya ulaştırmak için bile
a huge amount of ... a small amount of kullanımı
a huge amount of ve a small amount of ifadelerini sayılamayan isimlerden önce kullanın. Bu cümlede fuel ve cargo, ayrı ayrı nesneler olarak değil, bütün hâlindeki miktarlar olarak ele alınır. a ... amount of ... a ... amount of biçimindeki paralel yapı güçlü bir karşıtlık kurar: yalnızca az miktarda yük için çok fazla yakıt gerekir. Birbirine eşit olmayan miktarları vurgulamak için bu yapıyı başka durumlarda da kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümle amount of ifadesini sayılamayan isimlerle doğru kullanır ve belirgin bir miktar karşıtlığı oluşturur?
- The old engine uses a huge amount of fuel, but the new one uses a small amount of fuel.
- The old engine uses a huge amount of parts, but the new one uses a small amount of parts.
- The old engine uses a huge number of fuel, but the new one uses a small number of fuel.
Cevabı göster
The old engine uses a huge amount of fuel, but the new one uses a small amount of fuel.
Hesaplama temeli olarak At current prices
At current prices, şu anda geçerli olan fiyatları bir hesaplamanın temeli olarak kullanmak anlamına gelir. Buradaki at edatı bir fiyat düzeyini veya tarifeyi belirtir; bir yeri anlatmaz. Cümlenin başındaki bu ifade, ardından gelen iddianın koşulunu sınırlar. At current prices ile verilen bir maliyet güncel bir tahmindir ve fiyatlar değişirse sonuç da değişebilir.
Alıştırma
Bugünün fiyatlarını temel almak anlamına gelen dersin hedef ifadesiyle tahmini tamamlayın: ____, the repair will cost about $800.
Cevabı göster
At current prices
it costs about $20,000 to put 1 kg of payload into space. Dilbilgisi
1:521 kg'lık yükü uzaya çıkarmak yaklaşık 20.000 dolara mal oluyor.
it costs about $20,000 to put: bir eylemin maliyetini belirten it costs + miktar + to do kalıbı
Buradaki it belirli bir şeyi göstermez. it costs about $20,000 to put... ifadesinde biçimsel özne olarak kullanılır ve bir eylemin fiyatını belirtmek için it costs + miktar + to + fiil kalıbını kurar. to ile başlayan mastar, ücreti hesaplanan eylemi belirtir. About, miktarın yaklaşık olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir eylemin fiyatını belirtmek için it costs + miktar + to + fiil kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?
- It costs about $300 to replace the screen.
- It costs about $300 replacing the screen.
- It costs to replace about $300 the screen.
Cevabı göster
It costs about $300 to replace the screen.
billions for an International Space Station.
2:01bir Uluslararası Uzay İstasyonu içinse milyarlarca dolar demektir.
This immense cost is one of the major limitations of human space flight.
2:04Bu devasa maliyet, insanlı uzay uçuşlarının önündeki en büyük engellerden biridir.
with the price of an airline ticket anytime soon. Kalıp ifadeler
2:12bir uçak bileti fiyatıyla kıyaslanabilecek düzeye inmesi pek olası değildir.
olumsuz bir tahminde anytime soon
Bu olumsuz cümlede anytime soon, yakın gelecekteki bir zaman içinde anlamına gelir. Isn't likely ... anytime soon, karşılaştırmanın öngörülebilir kısa vadede geçerli olmasının beklenmediğini söyler; birinin seçtiği herhangi bir zamanda anlamına gelmez. Bu ifade kesin zamanı özellikle belirsiz bırakır. Önemli olan, bir şeyin nispeten yakın gelecekte gerçekleşip gerçekleşmeyeceğidir.
Alıştırma
Bu cümlenin anlamını seçin: The price isn't likely to fall anytime soon.
- Biri seçtiği zaman fiyat düşebilir.
- Fiyat zaten düştü.
- Fiyat muhtemelen yakın gelecekte düşmeyecek.
Cevabı göster
Fiyat muhtemelen yakın gelecekte düşmeyecek.
a space elevator is projected to reduce the cost 100-fold Notlar
2:19bir uzay asansörünün maliyeti 100 kat azaltarak
reduce the cost 100-fold: 100’e bölmek
“-fold” kat ilişkisini ifade eder. “reduce the cost 100-fold” ifadesinde ilk maliyet 100’e bölünür; dolayısıyla yeni maliyet eskisinin yüzde biri olur. Örneğin 20.000 dolardan 200 dolara düşmek, 100 katlık bir azaltma ve %99’luk bir düşüş demektir. Bu, maliyeti sıfıra indiren %100 azalma anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir fiyat 20.000 dolardan 200 dolara düşüyor. Hangi açıklama doğrudur?
- It was reduced 100-fold.
- It was reduced by 100%.
- It was reduced by $100.
Cevabı göster
It was reduced 100-fold.
is projected to reduce: resmî bir tahmin
“is projected to reduce”, be projected to + fiilin yalın hâli biçiminde kurulan resmî bir tahmin yapısıdır. Buradaki reduce, gerçekleşmiş bir değişikliği değil, gelecekte ortaya çıkacağı tahmin edilen sonucu anlatır. Projected burada mevcut veri veya modellere dayanılarak “tahmin edilmiş” demektir. “Bir ekrana yansıtılmış” anlamına gelmez ve tahmin daha sonra değişebilir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki resmî tahmin yapısıyla tamamlayın: Based on current estimates, the new system ____ energy use by 30%.
Cevabı göster
is projected to reduce
If an inexpensive space elevator costs $20 billion,
2:25Düşük maliyetli bir uzay asansörü 20 milyar dolara mal olursa,
then we'll recoup our losses after launching only 1,000 tons. Kalıp ifadeler
2:28o zaman yalnızca 1.000 ton fırlattıktan sonra zararımızı telafi ederiz.
recoup our losses: harcanan veya kaybedilen parayı geri kazanmak
Bu cümlede recoup our losses, kaybedilmiş veya harcanmış kabul edilen parayı daha sonraki gelirlerle geri kazanmak demektir. İfade, çok büyük inşaat maliyetini gelecekteki fırlatma gelirleriyle geri kazanılabilecek bir miktar olarak sunar; projenin zaten başarısız olduğu anlamına gelmez. Kalıp recoup + iyelik belirleyicisi + losses şeklindedir: recoup my/your/our/its/their losses. Recoup zaten “geri kazanmak” anlamını içerdiği için ayrıca back kullanılmaz.
Alıştırma
Bu dersteki ifadeyi doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: After a slow winter, the shop hopes to ____ during the summer.
Cevabı göster
recoup its losses
Close to the weight of two International Space Stations.
2:33Bu da iki Uluslararası Uzay İstasyonu'nun ağırlığına yakındır.
So, what would a space elevator look like in real life?
2:36Peki, gerçek hayatta bir uzay asansörü neye benzerdi?
The climber is like a conventional elevator carriage,
2:53Tırmanıcı, geleneksel bir asansör kabini gibidir,
a chamber that works its way up and down the tether. Deyimler
2:55kablo boyunca yukarı ve aşağı doğru hareket eden bir odacıktır.
works its way up and down: bir rota boyunca yavaş yavaş yukarı ve aşağı hareket etmek
Burada works its way up and down, bağlantı kablosu boyunca iki yönde de yavaş yavaş hareket etmek demektir. Work burada “çalışmak” anlamına gelmez; work one's way kalıbının tamamı, çoğu zaman bir rota boyunca veya bir şeyin içinden adım adım ilerlemeyi anlatır. Yapı work + iyelik belirleyicisi + way + yön ya da rota şeklindedir. Özne the climber olduğu için cümlede works its way kullanılır. Başka öznelerle worked her way, work our way gibi biçimler kullanılabilir.
Alıştırma
Work one's way kalıbını doğru biçimde kullanın: The hikers slowly ____ up the rocky trail.
Cevabı göster
worked their way
At the base would be: yer ifadesini öne alan devrik yapı
At the base, önce konumu belirtmek için cümlenin başına alınır. Ardından would be, özne olan an anchor ifadesinden önce gelir. Bu, yer ifadesinin öne alınmasıyla oluşan devrik yapıdır; nötr sıra An anchor would be at the base. şeklindedir. Bu sıra, açıklamanın tasarımdaki bir yerden orada bulunan parçaya ilerlemesini sağlar. Buradaki would, planlanan yerleşimi anlatır; bir rica bildirmez.
Alıştırma
Bir rehber, planlanan bir kütüphaneyi anlatıyor. “on the top floor” ve would kullanarak konumu öne alan yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ a quiet reading room.
Cevabı göster
On the top floor would be
holds up: fiziksel olarak destekler ve yukarıda tutar
Bu yan cümlede holds up, “fiziksel olarak destekler ve yukarıda tutar” anlamına gelir. which sözcüğü karşı ağırlığa gönderme yapar; yani bağlantı halatını asılı tutan karşı ağırlıktır. tether gibi fiziksel bir nesnenin kullanılması, destekleme anlamını açıkça gösterir. Başka bağlamlarda hold up gecikme, soygun veya bir şeyin geçerliliğini koruması anlamına gelebilir; ancak bunların hiçbiri burada uygun değildir.
Alıştırma
“A steel beam holds up the roof,” cümlesinde holds up ne anlama gelir?
- gecikmeye neden olur
- tehdit edip soyar
- inandırıcı kalır
- destekler ve yukarıda tutar
Cevabı göster
destekler ve yukarıda tutar
and supported from above by the tension from the counterweight,
3:09ve Dünya yüzeyinin 36.000 km'den daha yukarısında bulunan
located higher than 36,000 km above the Earth's surface.
3:12karşı ağırlığın yarattığı gerilim ile yukarıdan desteklenir.
At the counterweight could be a space station,
3:16Karşı ağırlığın bulunduğu yerde bir uzay istasyonu olabilir,
a launching point for all missions from the spaceport elevator.
3:19bu da uzay limanı asansöründen yapılacak tüm görevler için bir fırlatma noktası işlevi görür.
and more stable than any material we can produce right now.
3:30ve şu anda üretebildiğimiz tüm malzemelerden daha dayanıklı olması gerekir.
There are promising materials like graphene and diamond nanothreads, Kültür
3:34Grafen ve elmas nanoiplikler gibi umut verici malzemeler var,
Umut vadeden malzemeler olarak grafen ve elmas nanoiplikleri
Grafen, son derece ince bir karbon tabakasıdır; elmas nanoiplikleri ise elmasa benzer bağlara sahip, son derece ince ve iplik biçimli karbon yapılardır. Bu adlar burada geçer çünkü mühendisler hem çok hafif hem de çok güçlü olabilecek bir kablo malzemesi aramaktadır. Bu malzemelerin umut vadetmesi, incelenmeye değer olası adaylar oldukları anlamına gelir. Bu, ikisinden birinin uzay asansörü kablosunda işe yarayacağının kanıtlandığı anlamına gelmez. Elmas nanoiplikleri de sıradan elmas parçalarından yapılmış iplikler değildir.
Alıştırma
"graphene and diamond nanothreads" ifadesi bu mühendislik tartışmasına ne katar?
- Kablo malzemesi olma ihtimali değerlendirilen gelişmiş karbon temelli malzemeleri adlandırır.
- Uzay asansörlerinin yapımında hâlihazırda kullanılan iki sıradan tel türünü adlandırır.
- Kablonun dayanım sorununun zaten çözüldüğünü kanıtlar.
Cevabı göster
Kablo malzemesi olma ihtimali değerlendirilen gelişmiş karbon temelli malzemeleri adlandırır.
but even they may not be strong enough. Dilbilgisi
3:38ancak onlar bile yeterince güçlü olmayabilir.
Belirsiz eşikler için may not be + sıfat + enough
may not be strong enough ifadesinde may, kesinliği değil olasılığı belirtir. Konuşan kişi, malzemelerin dayanım şartını karşılamama ihtimali olduğunu söyler; cümle, kesinlikle yetersiz kalacaklarını iddia etmez. Kalıp may not be + sıfat + enough şeklindedir. Sıfat + enough, gereken dereceye ulaşmak anlamına gelir; dolayısıyla not strong enough, gereken dayanımın altında olmak demektir. Bu kalıp, bir şeyin belirli bir eşiğe ulaşıp ulaşmadığını temkinli biçimde değerlendirirken kullanışlıdır.
Alıştırma
may, not, be, strong ve enough sözcüklerinden oluşan temkinli ifadeyle cümleyi tamamlayın: The test cable held a light load, but it ____ for the full load.
Cevabı göster
may not be strong enough
And aside from being incredibly strong, Kalıp ifadeler
3:40Ve inanılmaz derecede güçlü olmasının yanı sıra,
aside from being: başka bir gereklilik eklemek
Burada aside from being incredibly strong, ‘inanılmaz derecede güçlü olmasına ek olarak’ anlamına gelir. Güçlü olmak hâlâ bir gerekliliktir; cümle, halatın dayanması gereken başka durumları da ekler. aside from + isim veya -ing biçimi, başka bir özellik, görev, koşul ya da sorun eklemek için kullanılabilir. Ana cümledeki also sözcüğü çoğu zaman bu ekleme anlamını açıkça gösterir.
Alıştırma
İlk özelliği eklemek için aside from + being kullan: ____ lightweight, the laptop is also durable.
Cevabı göster
Aside from being
it takes several days to: gereken süreyi ifade etmek
Bu cümlede it, belirli bir nesneyi göstermeyen yer tutucu bir öznedir. Zaman gerektiren eylemi climb the elevator ifadesi belirtir. Bir eylemin, yolculuğun veya sürecin ne kadar zaman aldığını söylemek için it takes + süre + to + fiilin yalın hâli yapısını kullan. Several days kesin bir sayı değil, yaklaşık bir süre bildirir.
Alıştırma
Cümleyi it takes + time + to yapısıyla tamamla: ____ twenty minutes ____ walk to school.
Cevabı göster
It takes · to
Do we need a nuclear reactor on our elevator carriage?
3:58Asansör kabinimizde bir nükleer reaktöre ihtiyacımız var mı?
Or do we beam it power from the ground with a superpowered laser? Kelime
4:01Yoksa yerden süper güçlü bir lazerle mi ona güç göndereceğiz?
Çift nesneli teknik ifade olarak “beam it power”
Burada beam, “odaklanmış bir enerji ışınıyla göndermek” anlamında bir fiildir. Soru, yerdeki bir lazerin uzaktaki tırmanıcı araca enerji iletip iletemeyeceğini sorar. beam it power ifadesinde it alıcıyı, power ise gönderilen şeyi gösterir. Bu, beam + alıcı + gönderilen şey biçimindeki çift nesneli yapıdır; to ile eşdeğer yapı beam power to it olur.
Alıştırma
“The satellite will beam the station power during the night,” cümlesindeki “beam the station power” ne anlama gelir?
- Yönlendirilmiş bir ışınla istasyona kullanılabilir enerji göndermek
- İstasyona siyasi yetki vermek
- İstasyonun enerjisi olduğu için parlamak
Cevabı göster
Yönlendirilmiş bir ışınla istasyona kullanılabilir enerji göndermek
And where do we get the raw materials for a 36,000 km long tether?
4:05Peki 36.000 km uzunluğundaki bir kablo için ham maddeleri nereden bulacağız?
or do we make it in space and lower it down to the Earth?
4:12yoksa uzayda üretip Dünya'ya doğru mu indireceğiz?
Daha açık bir yeniden anlatımı bildiren “Put simply”
Put simply, dinleyiciye bir sonraki ifadenin önceki ve daha karmaşık bilgileri daha kısa ve kolay bir şekilde anlatacağını bildiren bir söylem işaretidir. Burada put, “yerleştirmek” değil, “ifade etmek” veya “belirtmek” anlamındadır. Bu ifade bilgiyi düzenler: ayrıntılı açıklamadan açık bir sonuca geçildiğini gösterir.
Alıştırma
Put ile başlayan ve daha basit bir yeniden anlatımı belirten, dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: “The system has many interacting limits. ____, it cannot safely run any faster.”
Cevabı göster
Put simply
there are still some major technological hurdles to overcome. Deyimler
4:18hala aşılması gereken bazı büyük teknolojik engeller var.
technological hurdles to overcome: aşılması gereken teknolojik engeller
Bu cümlede hurdles, ilerlemeyi engelleyen zor bariyerler için kullanılan bir benzetmedir. Technological hurdles, koşu pistindeki gerçek engelleri değil, mühendislik veya teknolojiyle ilgili zorlukları ifade eder. to overcome mastar grubu hurdles sözcüğünü açıklar: Bunlar, hedefe ulaşılmadan önce başarıyla aşılması gereken zorluklardır. Hurdles genellikle bir proje ile başarı arasında önemli engeller bulunduğunu düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Before the water-saving system can be sold, the designers still have several technical ____.
Cevabı göster
hurdles to overcome
not without risk: risksiz olmamak
Not without risk, riskin gerçekten var olduğunu ölçülü biçimde söylemenin bir yoludur. İki olumsuzluk cümlenin “risksiz” anlamına gelmesini sağlamaz; birlikte temkinli bir olumlu yargı oluşturur: Bir uzay asansörü belli bir risk taşır. not without + isim yapısı, ifadeyi kesin veya dramatik hâle getirmeden bir dezavantajı ya da güçlüğü kabul eder. useful, but not without cost veya successful, but not without difficulty gibi dikkatli değerlendirmelerde yaygındır.
Alıştırma
Bir raporda “The new battery design is promising, but it is not without risk.” deniyor. Bu ne anlama gelir?
- Tasarım bir miktar risk taşıyor.
- Tasarım hiçbir risk taşımıyor.
- Tasarımın kendisi tehlikede değil.
Cevabı göster
Tasarım bir miktar risk taşıyor.
Should the tether break: resmî koşul devrikliği
Burada Should the tether break, “If the tether should break” ya da daha basit biçimiyle “If the tether breaks” anlamına gelir. Olası bir durumu ifade eder; should burada “-meli/-malı” anlamında değildir ve cümle kopmanın beklendiğini söylemez. Kalıp Should + özne + fiilin yalın hâli şeklindedir. should öznenin önüne geçtiği için if kullanılmaz ve fiil yalın hâlde kalır: breaks değil, break.
Alıştırma
if yan cümlesini resmî koşul devrikliğiyle yeniden yazın: If the cable should fail, the safety brake will engage. → ____, the safety brake will engage.
Cevabı göster
Should the cable fail
the force exerted by the counterweight will cause the entire elevator to rise up, Dilbilgisi
4:30karşı ağırlığın uyguladığı kuvvet tüm asansörün yükselerek
force exerted by: kısaltılmış edilgen niteleyici
force exerted by the counterweight ifadesinde exerted by the counterweight, force sözcüğünü niteler. Bu, kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir: the force that is exerted by the counterweight. by öbeği kuvvetin kaynağını veya uygulayanını belirtir. Exerted, niteleyicinin içindeki bir geçmiş zaman ortacıdır; ana fiil değildir. Ana yüklem will cause ile başlar. Bu nedenle yapıyı [the force exerted by the counterweight] [will cause ...] şeklinde okuyun.
Alıştırma
“the force exerted by the motor” ifadesiyle ilgili hangi açıklama doğrudur?
- “by the motor”, motorun kuvveti aldığı anlamına gelir.
- “exerted”, tam bir cümlenin ana fiilidir.
- “exerted by the motor”, kuvveti tanımlayan edilgen bir niteleyicidir.
Cevabı göster
“exerted by the motor”, kuvveti tanımlayan edilgen bir niteleyicidir.
“will cause ... to rise up” içindeki cause + nesne + to-infinitive yapısı
cause + nesne + to-infinitive yapısı, bir şeyin başka bir kişi ya da nesnenin bir eylem yapmasına yol açtığını anlatır. Bu cümlede the force neden, the entire elevator nesne ve to rise up ortaya çıkan eylemdir. Bu yapı, neden-sonuç zincirini açıklamak için kullanışlıdır. Burada rise geçişsizdir: asansörün kendisi rises; kuvvet ise causes it to rise.
Alıştırma
Cümleyi cause fiilinin geçmiş biçimi ve gerekli mastar işaretiyle tamamlayın: The power surge ____ the safety system ____ shut down.
Cevabı göster
caused · to
The resulting debris in orbit could pose serious problems to future spaceflight.
4:41Yörüngede oluşan bu enkazlar, gelecekteki uzay uçuşları için ciddi sorunlar yaratabilir.
we have to do it right the first time. Kalıp ifadeler
4:48bunu ilk seferde doğru yapmak zorundayız.
“have to do it right the first time”: ilk seferde doğru yapmak zorunda olmak
Have to zorunluluk bildirir. Do it right görevi doğru yapmak, the first time ise ilk deneme demektir. İfade bir bütün olarak, başka bir denemeye güvenmeden ilk seferde başarılı olunması gerektiğini söyler. Burada right, left sözcüğünün karşıtı olan yön değil, ‘doğru biçimde’ anlamındaki bir zarftır. İfade çoğu zaman başarısızlığın pahalı, tehlikeli veya geri alınması zor olacağını ima eder.
Alıştırma
Cümleyi ‘ilk denemede doğru yapmak’ anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: The operation cannot be repeated, so we have to ____.
Cevabı göster
do it right the first time
For these reasons: önceki birden fazla nedeni sonuca bağlamak
For these reasons, daha önce belirtilmiş birden fazla nedene gönderme yapar. These önceki bilgilere işaret eder; bu ifade yeni bir neden eklemez. Bir sonraki yan tümcenin başında kullanıldığında bu nedenleri, ardından gelen sonuç, öneri veya eylem için tek bir dayanakta toplar. Bu konumda ifadenin ardından normalde virgül gelir.
Alıştırma
Üç nedenin tamamına gönderme yapan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The road is icy, visibility is poor, and strong winds are expected. ____, the trip has been canceled.
Cevabı göster
For these reasons
some experts have proposed first building a space elevator on the Moon. Dilbilgisi
4:51bazı uzmanlar önce Ay'da bir uzay asansörü inşa etmeyi önermişlerdir.
proposed first building: bir eylem önermek için propose + gerund
Burada proposed, bir şeyi plan olarak öne sürmek anlamına gelir. Bu anlamda propose fiilinden sonra gerund gelir: propose doing something. Building, önerilen eylemi belirtir. First, building ile bağlantılıdır ve bir sıralamadaki ilk adımı gösterir: başka bir yerde denemeden önce Ay’da bir asansör inşa etmek. Uzmanların ilk kez bir öneride bulunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, komitenin kabloları kontrol etmeyi ilk adım olarak önerdiği anlamına gelir?
- The committee proposed first checking the wiring.
- The committee proposed to check the wiring first.
- The committee first proposed checking the wiring.
Cevabı göster
The committee proposed first checking the wiring.
The Moon's gravity is much weaker than the Earth's, Dilbilgisi
4:55Ay'ın yerçekimi Dünya'nınkinden çok daha zayıftır,
much weaker than the Earth's karşılaştırma yapısı
Much, karşılaştırma sıfatı weaker'ı güçlendirir; bu nedenle much weaker than küçük değil, büyük bir fark gösterir. The Earth's, the Earth's gravity anlamındadır. İngilizcede eksik isim bağlamdan açıkça anlaşılıyorsa iyelik yapısından sonra tekrarlanan isim atılabilir. Dolayısıyla karşılaştırılan şey yerçekimi ile gezegenin kendisi değil, iki farklı yerçekimidir.
Alıştırma
Hangi cümle yerçekimindeki büyük farkı doğru biçimde gösterir ve gravity sözcüğünü tekrarlamaz?
- Mars's gravity is much weaker than Jupiter's.
- Mars's gravity is a little weaker than Jupiter's.
- Mars's gravity is very weaker than Jupiter's.
Cevabı göster
Mars's gravity is much weaker than Jupiter's.
so a flimsier but existing material like Kevlar could serve as a tether. Kalıp ifadeler
4:58bu yüzden Kevlar gibi daha zayıf ama var olan bir malzeme kablo olarak işlev görebilir.
serve as a tether: bağlantı halatı görevi görmek
Serve as + isim, “o ismin belirttiği işlevi veya rolü yerine getirmek” demektir. Burada malzeme bir bağlantı halatı işlevi görebilir; serve birine yardım etmek veya hizmet sunmak anlamına gelmez. Cümlede could kullanıldığı için bu, mevcut bir gerçek değil, olası bir işlev olarak sunulur. İnsanların, nesnelerin, belgelerin veya eylemlerin hangi rolü üstlendiğini açıklarken bu yapı kullanılabilir.
Alıştırma
“... işlevi görmek” anlamını vermek için serve ve gerekli edatla cümleyi tamamlayın: This spare rope can ____ a temporary clothesline.
Cevabı göster
serve as
Ödünleyici giriş olarak Even with all these challenges,
Even with all these challenges, zorlukları kabul eden bir arka plan kurar. “Tüm bu zorluklara rağmen” anlamına gelir; “bu zorluklar yüzünden” anlamına gelmez. İfade, hâlâ geçerli olan bir sonuca geçmeden önce engelleri kabul eder. Cümlenin başına getirilip ardından virgül konduğunda düşünceyi şöyle düzenler: önce zorluk, sonra daha güçlü veya olumlu ana fikir. Bir sınırlamayı kabul edip sonuca geçmek için even with + isim öbeği kalıbını kullanabilirsin.
Alıştırma
Olumlu bir sonucun hâlâ geçerli olduğunu söylemeden önce engelleri en iyi kabul eden giriş hangisidir?
- All these challenges transformed the project.
- Even with all these challenges, the project could transform travel.
- Because of all these challenges, the project could transform travel.
Cevabı göster
Even with all these challenges, the project could transform travel.
the payoff of having a working space elevator would be immense.
5:04çalışan bir uzay asansörüne sahip olmanın getirisi muazzam olacaktır.
to truly becoming a spacefaring civilization.
5:09uzayda seyahat eden bir medeniyet olma yolundaki ilk adım olabilir.
the first step to truly becoming: edat olan to + -ing
the first step to + isim veya -ing biçimi kalıbı, bir sonuca doğru ilerleyen uzun süreçteki ilk eylemi anlatır. Bu cümlede to bir edattır; bu nedenle becoming, to’nun nesnesidir. Become bu kalıba uymaz. Truly, becoming sözcüğünü niteler ve uzayda yalnızca ara sıra ilerleme kaydetmek yerine gerçekten uzay yolculuğu yapabilen bir uygarlık durumuna tam olarak ulaşmayı vurgular.
Alıştırma
Cümleyi the first step to + -ing kalıbıyla tamamla. Become kullan: Joining the training program is ____ a certified coach.
Cevabı göster
the first step to becoming
Maybe we will never build a space elevator,
5:12Belki de hiçbir zaman bir uzay asansörü inşa edemeyeceğiz,
In trying to do so: daha önce belirtilen bir eylemi denemek
In trying to do so, “bunu yapmaya çalışırken” anlamına gelir. in edatından sonra trying biçimindeki -ing yapısı gelir ve girişim sırasında ya da girişim sayesinde neler olabileceğini gösterir; girişimin başarılı olduğunu söylemez. do so, daha önce geçen build a space elevator eyleminin yerine kullanılır. Buradaki so, “bu nedenle” anlamına gelmez. Bu kalıp, açıkça belli olan bir eyleme tüm fiil öbeğini tekrarlamadan gönderme yapmanızı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi in, try fiilinin -ing biçimi ve do so ile tamamlayın: We may never map the whole cave, but ____, we could discover new species.
Cevabı göster
in trying to do so
An awful lot: güçlü ve gündelik bir miktar ifadesi
An awful lot, “çok büyük bir miktar” ya da “çok fazla” anlamına gelir. Bu cümlede, girişimin bize pek çok şey öğretebileceğini belirtir. Burada awful, lot sözcüğünün derecesini güçlendirir; öğrenilen şeyi kötü veya tatsız olarak tanımlamaz. Tüm öbeği gündelik bir miktar ifadesi olarak değerlendirin.
Alıştırma
“The workshop taught me an awful lot,” cümlesinde an awful lot ne anlama gelir?
- neredeyse hiçbir şey
- çok büyük bir miktar
- çok tatsız bir şey
Cevabı göster
çok büyük bir miktar
And when it comes to the exploration of the universe, Anlatım akışı
5:18Ve söz konusu evrenin keşfi olduğunda,
When it comes to: konuyu belirlemek
when it comes to kalıbı, sonraki ifadenin hangi konu hakkında olduğunu belirtir. Burada odağı daha geniş bir konu olan evrenin keşfine taşır. “Söz konusu olduğunda” veya “bu konu bakımından” anlamına gelir; come fiziksel bir hareketi anlatmaz. Yapı, when it comes to + isim, isim öbeği veya -ing biçimidir. Virgül çoğunlukla cümle başındaki bu konu öbeğinin bittiğini gösterir.
Alıştırma
Dört sözcüklük konu belirleme ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ learning new words, short daily practice works well.
Cevabı göster
When it comes to
there can't be too many dreams of a glorious future. Dilbilgisi
5:21görkemli bir geleceğin hayalleri asla çok fazla olamaz.
There can't be too many: ne kadar çok, o kadar iyi
Burada there can't be too many bir üst sınır koymaz. Hiçbir hayal sayısının aşırı kabul edilmeyeceğini, dolayısıyla daha fazla hayalin memnuniyetle karşılanacağını söyler. there can't be too many + çoğul sayılabilen isim yapısı, “aşırılık” fikrini olumsuzlar. You can't have too much... gibi benzer olumlu kalıplar da vardır. can't olumsuz olsa da cümlenin bütünü güçlü biçimde olumludur.
Alıştırma
“There can't be too many helpful ideas in a brainstorm” ne anlama gelir?
- Çok fazla yararlı fikre izin verilmez.
- Muhtemelen yalnızca az sayıda yararlı fikir vardır.
- Mümkün olduğunca çok yararlı fikri memnuniyetle karşılarız.
Cevabı göster
Mümkün olduğunca çok yararlı fikri memnuniyetle karşılarız.