Uzay Asansörü – Bilimkurgu mu Yoksa İnsanlığın Geleceği mi?: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
881 kelime 182 kel/dk

Video tanıtımı: Bu açıklama uzay asansörünü roketlerle karşılaştırıyor; yörüngeyi, maliyetleri, parçaları, teknik engelleri, kopma risklerini ve Ay’da ilk adım olasılığını ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. we all wish there were — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: şu anda gerçek olmayan istekler için wish + geçmiş biçim kullanın. 2. comes down to — Öbek fiiller: karmaşık bir soruyu sonucu belirleyen etkene indirgeyin. 3. Should the tether break, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: kısa risk senaryolarında If the tether should break ile eşdeğer resmî koşul devrikliğini tanıyın.

Bu derste

It's hard to get to space.

0:01

Uzaya gitmek zordur.

As much as we all wish there were an easy and affordable way Notlar

0:03

Her ne kadar karanlıkta süzülen gezegenimizi görmenin

to see our planet floating in the dark.

0:06

kolay ve uygun fiyatlı bir yolu olmasını hepimiz dilesek de.

Anlatım akışı

As much as: karşıt bir gerçeğe geçmeden önce bir tarafı kabul etmek

As much as + yan cümle bir ödünleme ilişkisi kurabilir. Konuşan kişi önce güçlü biçimde hissedilen bir şeyi — burada ortak bir dileği — kabul eder, ardından bununla çatışan bir gerçekliğe veya sınırlamaya geçer. Burada much miktar ölçmez ve bu yapı as ... as eşitlik karşılaştırması değildir. İfade, mesajı “Bunun doğru olduğunu kabul ediyorum, ancak başka bir gerçek yine de önemli” biçiminde düzenler.

Alıştırma

Örnekte As much as ne işlev görür?

  1. Dileğin kolay ve uygun maliyetle gerçekleştirilebileceğini söyler.
  2. Konuşan kişi bir sınırlamaya geçmeden önce güçlü ve ortak bir dileği kabul eder.
  3. Farklı insanların bu dileği ne kadar güçlü paylaştığını karşılaştırır.
Cevabı göster

Konuşan kişi bir sınırlamaya geçmeden önce güçlü ve ortak bir dileği kabul eder.

Dilbilgisi

Gerçeğe aykırı şimdiki bir durum için wish there were

wish + yan cümle yapısında geçmiş zaman biçimli bir fiil, konuşanın farklı olmasını istediği şimdiki bir durumu anlatabilir. Bu nedenle We all wish there were ..., kolay ve uygun fiyatlı yolu şu anda var olmayan bir şey olarak sunar. There, ardından gelen isim öbeğinin varlığını sunar; were ise gerçek dışı durumu işaretler. Bu, o yolun geçmişte var olduğu anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp wish + there were + isim öbeğidir.

Alıştırma

Cümleyi, doğru olmayan şimdiki bir durum için kullanılan standart biçimle tamamlayın: I wish there ____ more buses in this town.

Cevabı göster

were

Right now,

0:09

Şu anda,

the only way is to become an astronaut or a billionaire.

0:10

bunun tek yolu astronot ya da milyarder olmaktan geçiyor.

But there is a concept that might make it possible Dilbilgisi

0:13

Ancak bunu mümkün kılabilecek,

Dilbilgisi

make it possible: make + nesne + sıfat

make it possible ifadesinde make, “yaratmak” değil, “bir şeyi belirli bir duruma getirmek” anlamındadır. Yapı make + nesne + sıfat şeklindedir: it nesnedir, possible ise ortaya çıkan durumu açıklar. Buradaki it, daha önce sözü edilen düşünceye veya duruma gönderme yapar. İfade, bu kavramın o durumu mümkün hâle getirebileceğini anlatır.

Alıştırma

Bir değişikliğin bir eylemi mümkün kıldığını anlatmak için make + nesne + sıfat yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The new software makes it possible for us to work from home.
  2. The new software makes possible us to work from home.
  3. The new software makes it possibly for us to work from home.
Cevabı göster

The new software makes it possible for us to work from home.

while serving as the starting point for the exploration of the universe, Kalıp ifadeler

0:16

aynı zamanda evrenin keşfi için başlangıç noktası işlevi görecek bir kavram var:

Kalıp ifadeler

serving as the starting point for: bir işlevi belirtme

serving as the starting point for ifadesinde serve as, “işlev görmek” veya “olarak kullanılmak” anlamındadır. -ing yan cümlesi kavramın başka bir rolünü ekler: kavram, bir şeyi mümkün kılmanın yanında daha sonraki keşifler için ilk temel olabilir. Kalıp serve as + rol veya işlev + for + isim ya da -ing biçimi şeklindedir. Bir planın, fikrin, belgenin veya olayın daha sonra hangi işi başlatmak için kullanılacağını açıklarken yararlıdır.

Alıştırma

Bir belgenin daha sonraki çalışmalar için temel işlevi göreceğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. This outline will serve the starting point for our report.
  2. This outline will serve as the starting point of writing our report.
  3. This outline will serve as the starting point for our report.
Cevabı göster

This outline will serve as the starting point for our report.

the space elevator.

0:19

Uzay asansörü.

How exactly does it work?

0:21

Peki tam olarak nasıl çalışır?

To understand how a space elevator will get us into space,

0:32

Bir uzay asansörünün bizi uzaya nasıl çıkaracağını anlamak için,

we must first understand what an orbit is. Dilbilgisi

0:36

önce yörüngenin ne olduğunu anlamalıyız.

Dilbilgisi

what an orbit is içinde düz cümle söz dizimi

what an orbit is sözleri, understand fiilinin nesnesi olan gömülü bir soru yan cümlesi oluşturur. Cümle, neyin anlaşılması gerektiğini bildirir; soruyu doğrudan sormaz. Gömülü bir soruda düz cümle söz dizimi kullanılır: what + özne + fiil. Burada an orbit, is fiilinden önce gelir. Bu nedenle what an orbit is doğrudur; what is an orbit doğru değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede understand fiilinden sonra gömülü soru doğru biçimde kullanılmıştır?

  1. Before class, we need to understand what gravity is.
  2. Before class, we need to understand is what gravity.
  3. Before class, we need to understand what is gravity.
Cevabı göster

Before class, we need to understand what gravity is.

Being in orbit basically means falling towards something Kelime

0:39

Yörüngede olmak temelde bir şeye doğru düşmek,

Kelime

Being in orbit ifadesinin anlattığı durum

Being in orbit, yer çekiminin etkisiyle bir gezegenin, uydunun veya başka bir gök cisminin çevresinde hareket etme durumunu anlatır. Yörüngedeki bir nesne sürekli hareket eder; uzayda hareketsiz biçimde asılı durmaz. Burada Being in orbit, means fiilinin öznesi olarak kullanılan bir -ing yan cümlesidir. “Yörüngede olma durumu” şeklinde anlaşılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede Being in orbit ne anlama geliyor?

  1. Bir gezegenin yüzeyinde durmak
  2. Hiç hareket etmeden tamamen hareketsiz biçimde süzülmek
  3. Yer çekiminin etkisiyle başka bir gök cisminin çevresinde sürekli hareket etmek
Cevabı göster

Yer çekiminin etkisiyle başka bir gök cisminin çevresinde sürekli hareket etmek

but moving fast enough to miss. Dilbilgisi

0:42

ancak onu ıskalayacak kadar hızlı hareket etmek demektir.

Dilbilgisi

fast enough to miss: Sonuç eşiğine ulaşmayı anlatan enough + mastar yapısı

fast enough to miss ifadesinde fast, cismin nasıl hareket ettiğini anlatır; enough ise gerekli hız eşiğine ulaşıldığını gösterir. to miss mastarı, bu eşiğe ulaşıldığında mümkün hâle gelen sonucu belirtir. Burada miss, cismin düşmekte olduğu gök cismine çarpmamak anlamındadır; bir şeyi özlemek anlamında değildir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp sıfat/zarf + enough + to + fiildir: Bir özellik veya hareket, bir sonuç için gereken düzeye ulaşır.

Alıştırma

Cümleyi fast enough ve miss fiilini kullanarak tamamlayın: The cyclist swerved ____ the falling branch.

Cevabı göster

fast enough to miss

If you throw a ball on Earth,

0:45

Dünya'da bir topu fırlattığınızda,

it makes an arc through the air and then hits the ground.

0:46

havada bir kavis çizer ve sonra yere düşer.

In space,

0:50

Uzayda ise,

gravity makes you move much the same way, Kalıp ifadeler

0:51

yerçekimi sizi hemen hemen aynı şekilde hareket ettirir,

Kalıp ifadeler

much the same way: Güçlü ama tam olmayan benzerlik

much the same way ifadesinde much karşılaştırmayı güçlendirir: İki hareket türü birbirine çok benzer biçimde gerçekleşir. Burada much, aynı olma fikrini güçlendirir; hareket miktarının fazla olduğunu anlatmaz. Bu ifade genellikle küçük farklılıklara izin verir, dolayısıyla kusursuz bir eşleşme olduğunu söylemez. move, work veya react gibi fiillerle the same way, hareketin nasıl yapıldığını doğrudan belirtebilir; bu yüzden burada in gerekmez.

Alıştırma

İki makine neredeyse aynı süreci izliyor, ancak birkaç ayrıntı farklı. Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? They work ___.

  1. in completely different ways
  2. exactly the same way
  3. much the same way
Cevabı göster

much the same way

but if you move sideways fast enough,

0:53

ancak yeterince hızlı bir şekilde yana doğru hareket ederseniz,

the curvature of the Earth makes the ground fall away beneath you

0:55

Dünya'nın eğriliği, yerçekiminin sizi yere doğru çektiği hızla

as fast as gravity pulls you towards it.

0:58

yerin altınızdan uzaklaşmasını sağlar.

So, to enter Earth's orbit,

1:01

Bu yüzden, Dünya yörüngesine girmek için,

rockets have to go up and sideways fast.

1:03

roketlerin yukarı ve yana doğru çok hızlı gitmesi gerekir.

By contrast, Anlatım akışı

1:07

Buna karşılık,

Anlatım akışı

Karşılaştırma geçişi olarak By contrast

By contrast, birbirinden açıkça farklı iki durumdan ikincisini sunar. Dinleyiciye, sonraki bilgiyi ilgisiz yeni bir nokta olarak görmek yerine az önce söylenen fikirle karşılaştırması gerektiğini bildirir. Burada anlatımı roketlerin hareket kazanma biçiminden uzay asansörünün kullandığı farklı bir mekanizmaya geçirir. İfade, bilgiyi bu iki mekanizmanın karşılaştırılması etrafında düzenler.

Alıştırma

BLANK yerine gelecek en uygun geçiş ifadesini seçin: The first material bends easily. BLANK, the second material stays rigid under pressure.

  1. For example
  2. By contrast
  3. As a result
Cevabı göster

By contrast

a space elevator taps into energy from the Earth's rotation Öbek fiiller

1:09

bir uzay asansörü, kargoyu hızlı bir şekilde hareket ettirmek için

Öbek fiiller

Tap into ile mevcut bir kaynaktan yararlanma

Tap into, özellikle enerji, bilgi, veri, beceri veya talep gibi önceden var olan bir kaynağa erişip onu kullanmak anlamına gelir. Yapı tap into + kaynak biçimindedir. Bu cümlede uzay asansörü, Dünya'nın dönüşünden elde edilebilen enerjiyi kullanır; bu dönüş enerjisini kendisi üretmez. Taps, tekil özne a space elevator ile uyumludur.

Alıştırma

tap fiilini doğru biçimde ve gerekli edatla kullanarak cümleyi tamamlayın: The new service ____ unused computing power from nearby devices.

Cevabı göster

taps into

to get the cargo going fast. Dilbilgisi

1:11

Dünya'nın dönüş enerjisinden yararlanır.

Dilbilgisi

get the cargo going: get + nesne + -ing

get the cargo going ifadesinde get ettirgen bir fiil gibi çalışır; “elde etmek” değil, “bir şeyin olmasını sağlamak” anlamına gelir. The cargo nesnedir, going ise başlaması sağlanan hareketi anlatır. get + nesne + -ing yapısı genellikle bir eylemi veya süreci başlatıp işler hâle getirmeye odaklanır. Burada get the cargo going, yükün hareket etmeye başlamasını sağlamak demektir; fast ise nasıl hareket ettiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi get, it ve go fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The toy car has stopped. Press the green button to ____ again.

Cevabı göster

get it going

Imagine a child spinning a toy on a rope

1:14

Bir çocuğun elinde bir iple oyuncak çevirdiğini hayal edin

with an ant on the child's hand.

1:16

ve çocuğun elinde de bir karınca olsun.

As the ant climbs out along the rope,

1:19

Karınca ip boyunca dışarı tırmandıkça,

it starts to move faster and faster as it ascends. Dilbilgisi

1:21

yükseldikçe daha da hızlı hareket etmeye başlar.

Dilbilgisi

faster and faster: karşılaştırma biçimi + and + karşılaştırma biçimi

Faster and faster, karşılaştırma biçimi + and + karşılaştırma biçimi kalıbını kullanır. Aynı karşılaştırma biçiminin tekrarlanması, zaman içinde devam eden bir değişimi gösterir: hız sürekli artar. İki faster, iki ayrı hızı belirtmez. Bu kalıp colder and colder veya more and more difficult gibi birçok eğilimi anlatabilir.

Alıştırma

cold ile karşılaştırma biçimi + and + karşılaştırma biçimi kalıbını kullanın: As the sun went down, the air became ____.

Cevabı göster

colder and colder

Compared to rockets with cargo launched on an elevator, Anlatım akışı

1:24

Bir asansörle fırlatılan kargolarda, roketlere kıyasla,

Anlatım akışı

Cümle başında karşılaştırma çerçevesi kuran Compared to

Compared to önce karşılaştırma noktasını verir. Compared to + isim öbeği, ... yapısı, ana cümledeki durumun bu isim öbeğiyle karşılaştırılarak değerlendirildiğini belirtir. Dinleyiciye ardından gelen farkı nasıl yorumlayacağını gösterir ancak hangi seçeneğin daha iyi olduğunu tek başına söylemez. Burada rockets, referans alınan yöntemdir. Geniş bağlam, uzay asansörüyle gönderilen yükü roketle gönderilen yükle karşılaştırır; launched on an elevator ifadesi cargo ile bağlantılıdır, rockets ile değil. Ardından gelen ana cümle enerji avantajını açıklar.

Alıştırma

Hangi cümle önce eski modeli referans noktası olarak belirleyip ardından yeni pompanın avantajını açıklıyor?

  1. Compared to the old model, the new pump uses half as much power.
  2. Compared the old model, the new pump uses half as much power.
  3. Compared to the new pump, the old model uses half as much power.
Cevabı göster

Compared to the old model, the new pump uses half as much power.

you only need to provide the energy to go up.

1:28

sadece yukarı çıkmak için gereken enerjiyi sağlamanız yeterlidir.

Fast sideways movement comes free with the Earth's rotation. Kalıp ifadeler

1:30

Hızlı yanal hareket ise Dünya'nın dönüşüyle bedavaya gelir.

Kalıp ifadeler

comes free with: otomatik olarak sunulan bir fayda

X comes free with Y yapısında X, Y mevcut olduğu için otomatik olarak elde edilen ek bir faydadır. Free, X için ayrı bir ödeme, çaba, enerji veya başka bir kaynak gerekmediğini belirtir; hangi tür maliyetin önlendiğini bağlam gösterir. Burada Dünya'nın dönüşü hızlı yatay hareketi zaten sağlar. Sırf bu hareketi oluşturmak için ek enerji vermek gerekmez; dolayısıyla ifade bu hareketi sistemin doğal olarak sunduğu bir fayda gibi gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve ‘ek ücret olmadan dahildir’ anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: Cloud storage ____ the annual plan.

Cevabı göster

comes free with

But a space elevator would, without a doubt, Kalıp ifadeler

1:34

Ancak bir uzay asansörü, hiç şüphesiz,

be the single largest and most expensive structure

1:36

insanlık tarafından inşa edilmiş en büyük ve en pahalı

ever built by humans. Dilbilgisi

1:39

tekil yapı olacaktır.

Kalıp ifadeler

Cümlenin tamamına yönelik kesinlik bildiren without a doubt

Without a doubt, kesinlik bildiren bir ara sözdür. Burada konuşanın, bir uzay asansörünün insanlar tarafından yapılmış en büyük ve en pahalı yapı olacağı yönündeki yargının tamamından bütünüyle emin olduğunu gösterir. Yalnızca would sözcüğünü değil, yargının tamamını yorumladığı için çıkarıldığında cümlenin temel dil bilgisi değişmez. Cümlenin ortasında kullanıldığında iki yanında virgül bulunur.

Alıştırma

Hangi cümlede without a doubt, yargının tamamını yorumlayan bir ara söz olarak doğru kullanılmıştır?

  1. This is without, a doubt our best chance.
  2. This is, without a doubt, our best chance.
  3. This is, without a doubt our best chance.
Cevabı göster

This is, without a doubt, our best chance.

Dilbilgisi

Kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği olarak ever built by humans

Ever built by humans, structure sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir. Tam biçimi that has ever been built by humans şeklindedir. Ever, «insanlık tarihinin herhangi bir zamanında» anlamına gelir; dolayısıyla bu ifade single largest ve most expensive üstünlük derecelerinin karşılaştırma alanını belirler. Built, niteleyicinin içindeki bir geçmiş zaman ortacıdır; ana fiil değildir. Ana fiil öbeği would be ifadesidir.

Alıştırma

Tam ilgi cümleciğini kısaltılmış biçimle değiştirin. Tam biçim: The museum displayed the largest model that has ever been built by the class. Kısaltılmış biçim: The museum displayed the largest model ____.

Cevabı göster

ever built by the class

So, is it worth it? Kalıp ifadeler

1:41

Peki, buna değer mi?

Kalıp ifadeler

worth it? — Yarar maliyeti karşılıyor mu?

Be worth it, elde edilen yararın veya sonucun harcanan para, zaman ve emeği ya da alınan riski karşılayacak kadar iyi olması demektir. Is it worth it? sorusu, bir şeyin yalnızca iyi olup olmadığını değil, genel olarak harcananlara değip değmediğini sorar. Bu yapıda ilk it, değerlendirilen şeyi veya planı belirtir. worth sözcüğünden sonraki it ise bağlamdan anlaşılan fiyatı, emeği veya riski temsil eder; sahiplik bildirmez.

Alıştırma

Yararın maliyeti karşılayıp karşılamadığını soran ve it ile biten iki sözcüklü kalıp ifadeyle soruyu tamamlayın: The repair will cost $300. Is it ____?

Cevabı göster

worth it

It all comes down to costs. Öbek fiiller

1:43

Her şey maliyetlere dayanıyor.

Öbek fiiller

comes down to — belirleyici etkeni göstermek

Come down to burada deyimsel anlamdadır: bütün ayrıntılar ele alındıktan sonra, konuyu sonuçta tek bir etken belirler. Yapı, come down to + isim, -ing biçimi veya soru sözcüğüyle başlayan yan cümledir. All, özeti güçlendirir: bütün konu en sonunda maliyetler tarafından belirlenir. Fiziksel olarak aşağı inme anlamı yoktur.

Alıştırma

Hangi cümlede comes down to belirleyici etkeni göstermek için kullanılmıştır?

  1. The final decision comes down to whether the repair is affordable.
  2. Leah comes up with a cheaper solution.
  3. The elevator comes down to the ground floor at six.
Cevabı göster

The final decision comes down to whether the repair is affordable.

Rockets burn a huge amount of rocket fuel Kalıp ifadeler

1:45

Roketler çok az miktarda kargoyu uzaya ulaştırmak için bile

just to get a small amount of cargo into space.

1:48

devasa miktarda roket yakıtı yakar.

Kalıp ifadeler

a huge amount of ... a small amount of kullanımı

a huge amount of ve a small amount of ifadelerini sayılamayan isimlerden önce kullanın. Bu cümlede fuel ve cargo, ayrı ayrı nesneler olarak değil, bütün hâlindeki miktarlar olarak ele alınır. a ... amount of ... a ... amount of biçimindeki paralel yapı güçlü bir karşıtlık kurar: yalnızca az miktarda yük için çok fazla yakıt gerekir. Birbirine eşit olmayan miktarları vurgulamak için bu yapıyı başka durumlarda da kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle amount of ifadesini sayılamayan isimlerle doğru kullanır ve belirgin bir miktar karşıtlığı oluşturur?

  1. The old engine uses a huge amount of fuel, but the new one uses a small amount of fuel.
  2. The old engine uses a huge amount of parts, but the new one uses a small amount of parts.
  3. The old engine uses a huge number of fuel, but the new one uses a small number of fuel.
Cevabı göster

The old engine uses a huge amount of fuel, but the new one uses a small amount of fuel.

At current prices, Kalıp ifadeler

1:50

Mevcut fiyatlara göre,

Kalıp ifadeler

Hesaplama temeli olarak At current prices

At current prices, şu anda geçerli olan fiyatları bir hesaplamanın temeli olarak kullanmak anlamına gelir. Buradaki at edatı bir fiyat düzeyini veya tarifeyi belirtir; bir yeri anlatmaz. Cümlenin başındaki bu ifade, ardından gelen iddianın koşulunu sınırlar. At current prices ile verilen bir maliyet güncel bir tahmindir ve fiyatlar değişirse sonuç da değişebilir.

Alıştırma

Bugünün fiyatlarını temel almak anlamına gelen dersin hedef ifadesiyle tahmini tamamlayın: ____, the repair will cost about $800.

Cevabı göster

At current prices

it costs about $20,000 to put 1 kg of payload into space. Dilbilgisi

1:52

1 kg'lık yükü uzaya çıkarmak yaklaşık 20.000 dolara mal oluyor.

Dilbilgisi

it costs about $20,000 to put: bir eylemin maliyetini belirten it costs + miktar + to do kalıbı

Buradaki it belirli bir şeyi göstermez. it costs about $20,000 to put... ifadesinde biçimsel özne olarak kullanılır ve bir eylemin fiyatını belirtmek için it costs + miktar + to + fiil kalıbını kurar. to ile başlayan mastar, ücreti hesaplanan eylemi belirtir. About, miktarın yaklaşık olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bir eylemin fiyatını belirtmek için it costs + miktar + to + fiil kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. It costs about $300 to replace the screen.
  2. It costs about $300 replacing the screen.
  3. It costs to replace about $300 the screen.
Cevabı göster

It costs about $300 to replace the screen.

That's $1.3 million for the average human,

1:56

Bu, ortalama bir insan için 1,3 milyon dolar,

$40 million for your car,

1:59

arabanız için 40 milyon dolar,

billions for an International Space Station.

2:01

bir Uluslararası Uzay İstasyonu içinse milyarlarca dolar demektir.

This immense cost is one of the major limitations of human space flight.

2:04

Bu devasa maliyet, insanlı uzay uçuşlarının önündeki en büyük engellerden biridir.

Even with advancing technology,

2:08

Gelişen teknolojiyle bile,

this cost isn't likely to be comparable

2:10

bu maliyetin yakın zamanda

with the price of an airline ticket anytime soon. Kalıp ifadeler

2:12

bir uçak bileti fiyatıyla kıyaslanabilecek düzeye inmesi pek olası değildir.

Kalıp ifadeler

olumsuz bir tahminde anytime soon

Bu olumsuz cümlede anytime soon, yakın gelecekteki bir zaman içinde anlamına gelir. Isn't likely ... anytime soon, karşılaştırmanın öngörülebilir kısa vadede geçerli olmasının beklenmediğini söyler; birinin seçtiği herhangi bir zamanda anlamına gelmez. Bu ifade kesin zamanı özellikle belirsiz bırakır. Önemli olan, bir şeyin nispeten yakın gelecekte gerçekleşip gerçekleşmeyeceğidir.

Alıştırma

Bu cümlenin anlamını seçin: The price isn't likely to fall anytime soon.

  1. Biri seçtiği zaman fiyat düşebilir.
  2. Fiyat zaten düştü.
  3. Fiyat muhtemelen yakın gelecekte düşmeyecek.
Cevabı göster

Fiyat muhtemelen yakın gelecekte düşmeyecek.

A space elevator would solve this problem.

2:15

Bir uzay asansörü bu sorunu çözerdi.

After construction,

2:18

İnşa edildikten sonra,

a space elevator is projected to reduce the cost 100-fold Notlar

2:19

bir uzay asansörünün maliyeti 100 kat azaltarak

Kelime

reduce the cost 100-fold: 100’e bölmek

“-fold” kat ilişkisini ifade eder. “reduce the cost 100-fold” ifadesinde ilk maliyet 100’e bölünür; dolayısıyla yeni maliyet eskisinin yüzde biri olur. Örneğin 20.000 dolardan 200 dolara düşmek, 100 katlık bir azaltma ve %99’luk bir düşüş demektir. Bu, maliyeti sıfıra indiren %100 azalma anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir fiyat 20.000 dolardan 200 dolara düşüyor. Hangi açıklama doğrudur?

  1. It was reduced 100-fold.
  2. It was reduced by 100%.
  3. It was reduced by $100.
Cevabı göster

It was reduced 100-fold.

to $200 per kilogram.

2:22

kilogram başına 200 dolara düşürmesi öngörülüyor.

Dilbilgisi

is projected to reduce: resmî bir tahmin

“is projected to reduce”, be projected to + fiilin yalın hâli biçiminde kurulan resmî bir tahmin yapısıdır. Buradaki reduce, gerçekleşmiş bir değişikliği değil, gelecekte ortaya çıkacağı tahmin edilen sonucu anlatır. Projected burada mevcut veri veya modellere dayanılarak “tahmin edilmiş” demektir. “Bir ekrana yansıtılmış” anlamına gelmez ve tahmin daha sonra değişebilir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki resmî tahmin yapısıyla tamamlayın: Based on current estimates, the new system ____ energy use by 30%.

Cevabı göster

is projected to reduce

If an inexpensive space elevator costs $20 billion,

2:25

Düşük maliyetli bir uzay asansörü 20 milyar dolara mal olursa,

then we'll recoup our losses after launching only 1,000 tons. Kalıp ifadeler

2:28

o zaman yalnızca 1.000 ton fırlattıktan sonra zararımızı telafi ederiz.

Kalıp ifadeler

recoup our losses: harcanan veya kaybedilen parayı geri kazanmak

Bu cümlede recoup our losses, kaybedilmiş veya harcanmış kabul edilen parayı daha sonraki gelirlerle geri kazanmak demektir. İfade, çok büyük inşaat maliyetini gelecekteki fırlatma gelirleriyle geri kazanılabilecek bir miktar olarak sunar; projenin zaten başarısız olduğu anlamına gelmez. Kalıp recoup + iyelik belirleyicisi + losses şeklindedir: recoup my/your/our/its/their losses. Recoup zaten “geri kazanmak” anlamını içerdiği için ayrıca back kullanılmaz.

Alıştırma

Bu dersteki ifadeyi doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: After a slow winter, the shop hopes to ____ during the summer.

Cevabı göster

recoup its losses

Close to the weight of two International Space Stations.

2:33

Bu da iki Uluslararası Uzay İstasyonu'nun ağırlığına yakındır.

So, what would a space elevator look like in real life?

2:36

Peki, gerçek hayatta bir uzay asansörü neye benzerdi?

A space elevator has four major components:

2:39

Bir uzay asansörünün dört ana bileşeni vardır:

the tether,

2:42

kablo,

anchor,

2:43

çapa,

counterweight,

2:44

karşı ağırlık,

and climber.

2:45

ve tırmanıcı.

The elevator part of the space elevator

2:46

Uzay asansörünün asansör kısmını,

is the tether and the climber.

2:48

kablo ve tırmanıcı oluşturur.

It extends from the surface of the Earth to space.

2:50

Dünya'nın yüzeyinden uzaya doğru uzanır.

The climber is like a conventional elevator carriage,

2:53

Tırmanıcı, geleneksel bir asansör kabini gibidir,

a chamber that works its way up and down the tether. Deyimler

2:55

kablo boyunca yukarı ve aşağı doğru hareket eden bir odacıktır.

Deyimler

works its way up and down: bir rota boyunca yavaş yavaş yukarı ve aşağı hareket etmek

Burada works its way up and down, bağlantı kablosu boyunca iki yönde de yavaş yavaş hareket etmek demektir. Work burada “çalışmak” anlamına gelmez; work one's way kalıbının tamamı, çoğu zaman bir rota boyunca veya bir şeyin içinden adım adım ilerlemeyi anlatır. Yapı work + iyelik belirleyicisi + way + yön ya da rota şeklindedir. Özne the climber olduğu için cümlede works its way kullanılır. Başka öznelerle worked her way, work our way gibi biçimler kullanılabilir.

Alıştırma

Work one's way kalıbını doğru biçimde kullanın: The hikers slowly ____ up the rocky trail.

Cevabı göster

worked their way

At the base would be an anchor, Dilbilgisi

2:58

Tabanda bir çapa bulunur,

pinning the tether to the Earth,

3:00

kabloyu Dünya'ya sabitleyen,

along with a port for climbers.

3:02

ve tırmanıcılar için bir liman barındıran.

Dilbilgisi

At the base would be: yer ifadesini öne alan devrik yapı

At the base, önce konumu belirtmek için cümlenin başına alınır. Ardından would be, özne olan an anchor ifadesinden önce gelir. Bu, yer ifadesinin öne alınmasıyla oluşan devrik yapıdır; nötr sıra An anchor would be at the base. şeklindedir. Bu sıra, açıklamanın tasarımdaki bir yerden orada bulunan parçaya ilerlemesini sağlar. Buradaki would, planlanan yerleşimi anlatır; bir rica bildirmez.

Alıştırma

Bir rehber, planlanan bir kütüphaneyi anlatıyor. “on the top floor” ve would kullanarak konumu öne alan yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ a quiet reading room.

Cevabı göster

On the top floor would be

At the top is the counterweight,

3:04

En üstte ise kabloyu tutan

which holds up the tether. Öbek fiiller

3:05

karşı ağırlık bulunur.

Öbek fiiller

holds up: fiziksel olarak destekler ve yukarıda tutar

Bu yan cümlede holds up, “fiziksel olarak destekler ve yukarıda tutar” anlamına gelir. which sözcüğü karşı ağırlığa gönderme yapar; yani bağlantı halatını asılı tutan karşı ağırlıktır. tether gibi fiziksel bir nesnenin kullanılması, destekleme anlamını açıkça gösterir. Başka bağlamlarda hold up gecikme, soygun veya bir şeyin geçerliliğini koruması anlamına gelebilir; ancak bunların hiçbiri burada uygun değildir.

Alıştırma

“A steel beam holds up the roof,” cümlesinde holds up ne anlama gelir?

  1. gecikmeye neden olur
  2. tehdit edip soyar
  3. inandırıcı kalır
  4. destekler ve yukarıda tutar
Cevabı göster

destekler ve yukarıda tutar

The tether is held tight like a rope

3:07

Kablo bir ip gibi gergin tutulur

and supported from above by the tension from the counterweight,

3:09

ve Dünya yüzeyinin 36.000 km'den daha yukarısında bulunan

located higher than 36,000 km above the Earth's surface.

3:12

karşı ağırlığın yarattığı gerilim ile yukarıdan desteklenir.

At the counterweight could be a space station,

3:16

Karşı ağırlığın bulunduğu yerde bir uzay istasyonu olabilir,

a launching point for all missions from the spaceport elevator.

3:19

bu da uzay limanı asansöründen yapılacak tüm görevler için bir fırlatma noktası işlevi görür.

But can we actually build one?

3:23

Peki, gerçekten bir tane inşa edebilir miyiz?

It's hard to say.

3:25

Bunu söylemek zor.

The biggest challenge is the tether.

3:26

En büyük zorluk kablodur.

It needs to be light,

3:28

Kablonun hafif,

affordable,

3:29

uygun maliyetli,

and more stable than any material we can produce right now.

3:30

ve şu anda üretebildiğimiz tüm malzemelerden daha dayanıklı olması gerekir.

There are promising materials like graphene and diamond nanothreads, Kültür

3:34

Grafen ve elmas nanoiplikler gibi umut verici malzemeler var,

Kültür

Umut vadeden malzemeler olarak grafen ve elmas nanoiplikleri

Grafen, son derece ince bir karbon tabakasıdır; elmas nanoiplikleri ise elmasa benzer bağlara sahip, son derece ince ve iplik biçimli karbon yapılardır. Bu adlar burada geçer çünkü mühendisler hem çok hafif hem de çok güçlü olabilecek bir kablo malzemesi aramaktadır. Bu malzemelerin umut vadetmesi, incelenmeye değer olası adaylar oldukları anlamına gelir. Bu, ikisinden birinin uzay asansörü kablosunda işe yarayacağının kanıtlandığı anlamına gelmez. Elmas nanoiplikleri de sıradan elmas parçalarından yapılmış iplikler değildir.

Alıştırma

"graphene and diamond nanothreads" ifadesi bu mühendislik tartışmasına ne katar?

  1. Kablo malzemesi olma ihtimali değerlendirilen gelişmiş karbon temelli malzemeleri adlandırır.
  2. Uzay asansörlerinin yapımında hâlihazırda kullanılan iki sıradan tel türünü adlandırır.
  3. Kablonun dayanım sorununun zaten çözüldüğünü kanıtlar.
Cevabı göster

Kablo malzemesi olma ihtimali değerlendirilen gelişmiş karbon temelli malzemeleri adlandırır.

but even they may not be strong enough. Dilbilgisi

3:38

ancak onlar bile yeterince güçlü olmayabilir.

Dilbilgisi

Belirsiz eşikler için may not be + sıfat + enough

may not be strong enough ifadesinde may, kesinliği değil olasılığı belirtir. Konuşan kişi, malzemelerin dayanım şartını karşılamama ihtimali olduğunu söyler; cümle, kesinlikle yetersiz kalacaklarını iddia etmez. Kalıp may not be + sıfat + enough şeklindedir. Sıfat + enough, gereken dereceye ulaşmak anlamına gelir; dolayısıyla not strong enough, gereken dayanımın altında olmak demektir. Bu kalıp, bir şeyin belirli bir eşiğe ulaşıp ulaşmadığını temkinli biçimde değerlendirirken kullanışlıdır.

Alıştırma

may, not, be, strong ve enough sözcüklerinden oluşan temkinli ifadeyle cümleyi tamamlayın: The test cable held a light load, but it ____ for the full load.

Cevabı göster

may not be strong enough

And aside from being incredibly strong, Kalıp ifadeler

3:40

Ve inanılmaz derecede güçlü olmasının yanı sıra,

the tether would also have to withstand atmospheric corrosion,

3:42

kablonun atmosferik korozyona,

radiation,

3:46

radyasyona,

and micrometeorite and debris

3:47

ve mikrometeorit ve enkazların

impacts.

3:48

çarpmalarına da dayanması gerekir.

Kalıp ifadeler

aside from being: başka bir gereklilik eklemek

Burada aside from being incredibly strong, ‘inanılmaz derecede güçlü olmasına ek olarak’ anlamına gelir. Güçlü olmak hâlâ bir gerekliliktir; cümle, halatın dayanması gereken başka durumları da ekler. aside from + isim veya -ing biçimi, başka bir özellik, görev, koşul ya da sorun eklemek için kullanılabilir. Ana cümledeki also sözcüğü çoğu zaman bu ekleme anlamını açıkça gösterir.

Alıştırma

İlk özelliği eklemek için aside from + being kullan: ____ lightweight, the laptop is also durable.

Cevabı göster

Aside from being

Additionally,

3:48

Ayrıca,

it takes several days to climb the elevator. Dilbilgisi

3:50

asansörle tırmanmak birkaç gün sürer.

Dilbilgisi

it takes several days to: gereken süreyi ifade etmek

Bu cümlede it, belirli bir nesneyi göstermeyen yer tutucu bir öznedir. Zaman gerektiren eylemi climb the elevator ifadesi belirtir. Bir eylemin, yolculuğun veya sürecin ne kadar zaman aldığını söylemek için it takes + süre + to + fiilin yalın hâli yapısını kullan. Several days kesin bir sayı değil, yaklaşık bir süre bildirir.

Alıştırma

Cümleyi it takes + time + to yapısıyla tamamla: ____ twenty minutes ____ walk to school.

Cevabı göster

It takes · to

How do we power the climber?

3:53

Tırmanıcıya nasıl güç sağlayacağız?

It requires a lot of energy to go up.

3:55

Yukarı çıkmak için çok fazla enerji gerekir.

Do we need a nuclear reactor on our elevator carriage?

3:58

Asansör kabinimizde bir nükleer reaktöre ihtiyacımız var mı?

Or do we beam it power from the ground with a superpowered laser? Kelime

4:01

Yoksa yerden süper güçlü bir lazerle mi ona güç göndereceğiz?

Kelime

Çift nesneli teknik ifade olarak “beam it power”

Burada beam, “odaklanmış bir enerji ışınıyla göndermek” anlamında bir fiildir. Soru, yerdeki bir lazerin uzaktaki tırmanıcı araca enerji iletip iletemeyeceğini sorar. beam it power ifadesinde it alıcıyı, power ise gönderilen şeyi gösterir. Bu, beam + alıcı + gönderilen şey biçimindeki çift nesneli yapıdır; to ile eşdeğer yapı beam power to it olur.

Alıştırma

“The satellite will beam the station power during the night,” cümlesindeki “beam the station power” ne anlama gelir?

  1. Yönlendirilmiş bir ışınla istasyona kullanılabilir enerji göndermek
  2. İstasyona siyasi yetki vermek
  3. İstasyonun enerjisi olduğu için parlamak
Cevabı göster

Yönlendirilmiş bir ışınla istasyona kullanılabilir enerji göndermek

And where do we get the raw materials for a 36,000 km long tether?

4:05

Peki 36.000 km uzunluğundaki bir kablo için ham maddeleri nereden bulacağız?

Do we make it on Earth and launch it into space,

4:09

Onu Dünya'da üretip uzaya mı fırlatacağız,

or do we make it in space and lower it down to the Earth?

4:12

yoksa uzayda üretip Dünya'ya doğru mu indireceğiz?

Could asteroid mining be the answer?

4:15

Asteroit madenciliği bu sorunun cevabı olabilir mi?

Put simply, Anlatım akışı

4:17

Basitçe söylemek gerekirse,

Anlatım akışı

Daha açık bir yeniden anlatımı bildiren “Put simply”

Put simply, dinleyiciye bir sonraki ifadenin önceki ve daha karmaşık bilgileri daha kısa ve kolay bir şekilde anlatacağını bildiren bir söylem işaretidir. Burada put, “yerleştirmek” değil, “ifade etmek” veya “belirtmek” anlamındadır. Bu ifade bilgiyi düzenler: ayrıntılı açıklamadan açık bir sonuca geçildiğini gösterir.

Alıştırma

Put ile başlayan ve daha basit bir yeniden anlatımı belirten, dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: “The system has many interacting limits. ____, it cannot safely run any faster.”

Cevabı göster

Put simply

there are still some major technological hurdles to overcome. Deyimler

4:18

hala aşılması gereken bazı büyük teknolojik engeller var.

Deyimler

technological hurdles to overcome: aşılması gereken teknolojik engeller

Bu cümlede hurdles, ilerlemeyi engelleyen zor bariyerler için kullanılan bir benzetmedir. Technological hurdles, koşu pistindeki gerçek engelleri değil, mühendislik veya teknolojiyle ilgili zorlukları ifade eder. to overcome mastar grubu hurdles sözcüğünü açıklar: Bunlar, hedefe ulaşılmadan önce başarıyla aşılması gereken zorluklardır. Hurdles genellikle bir proje ile başarı arasında önemli engeller bulunduğunu düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Before the water-saving system can be sold, the designers still have several technical ____.

Cevabı göster

hurdles to overcome

And a space elevator is not without risk. Deyimler

4:23

Ve bir uzay asansörü risksiz de değildir.

Deyimler

not without risk: risksiz olmamak

Not without risk, riskin gerçekten var olduğunu ölçülü biçimde söylemenin bir yoludur. İki olumsuzluk cümlenin “risksiz” anlamına gelmesini sağlamaz; birlikte temkinli bir olumlu yargı oluşturur: Bir uzay asansörü belli bir risk taşır. not without + isim yapısı, ifadeyi kesin veya dramatik hâle getirmeden bir dezavantajı ya da güçlüğü kabul eder. useful, but not without cost veya successful, but not without difficulty gibi dikkatli değerlendirmelerde yaygındır.

Alıştırma

Bir raporda “The new battery design is promising, but it is not without risk.” deniyor. Bu ne anlama gelir?

  1. Tasarım bir miktar risk taşıyor.
  2. Tasarım hiçbir risk taşımıyor.
  3. Tasarımın kendisi tehlikede değil.
Cevabı göster

Tasarım bir miktar risk taşıyor.

Should the tether break, Dilbilgisi

4:25

Eğer kablo koparsa,

Dilbilgisi

Should the tether break: resmî koşul devrikliği

Burada Should the tether break, “If the tether should break” ya da daha basit biçimiyle “If the tether breaks” anlamına gelir. Olası bir durumu ifade eder; should burada “-meli/-malı” anlamında değildir ve cümle kopmanın beklendiğini söylemez. Kalıp Should + özne + fiilin yalın hâli şeklindedir. should öznenin önüne geçtiği için if kullanılmaz ve fiil yalın hâlde kalır: breaks değil, break.

Alıştırma

if yan cümlesini resmî koşul devrikliğiyle yeniden yazın: If the cable should fail, the safety brake will engage. → ____, the safety brake will engage.

Cevabı göster

Should the cable fail

it would collapse in spectacular style.

4:26

devasa ve inanılmaz bir şekilde çöker.

If it breaks near the anchor,

4:29

Eğer çapaya yakın bir yerden koparsa,

the force exerted by the counterweight will cause the entire elevator to rise up, Dilbilgisi

4:30

karşı ağırlığın uyguladığı kuvvet tüm asansörün yükselerek

ascending into space.

4:34

uzaya doğru çıkmasına neden olur.

Dilbilgisi

force exerted by: kısaltılmış edilgen niteleyici

force exerted by the counterweight ifadesinde exerted by the counterweight, force sözcüğünü niteler. Bu, kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir: the force that is exerted by the counterweight. by öbeği kuvvetin kaynağını veya uygulayanını belirtir. Exerted, niteleyicinin içindeki bir geçmiş zaman ortacıdır; ana fiil değildir. Ana yüklem will cause ile başlar. Bu nedenle yapıyı [the force exerted by the counterweight] [will cause ...] şeklinde okuyun.

Alıştırma

“the force exerted by the motor” ifadesiyle ilgili hangi açıklama doğrudur?

  1. “by the motor”, motorun kuvveti aldığı anlamına gelir.
  2. “exerted”, tam bir cümlenin ana fiilidir.
  3. “exerted by the motor”, kuvveti tanımlayan edilgen bir niteleyicidir.
Cevabı göster

“exerted by the motor”, kuvveti tanımlayan edilgen bir niteleyicidir.

Dilbilgisi

“will cause ... to rise up” içindeki cause + nesne + to-infinitive yapısı

cause + nesne + to-infinitive yapısı, bir şeyin başka bir kişi ya da nesnenin bir eylem yapmasına yol açtığını anlatır. Bu cümlede the force neden, the entire elevator nesne ve to rise up ortaya çıkan eylemdir. Bu yapı, neden-sonuç zincirini açıklamak için kullanışlıdır. Burada rise geçişsizdir: asansörün kendisi rises; kuvvet ise causes it to rise.

Alıştırma

Cümleyi cause fiilinin geçmiş biçimi ve gerekli mastar işaretiyle tamamlayın: The power surge ____ the safety system ____ shut down.

Cevabı göster

caused · to

Should it break near the counterweight,

4:36

Eğer karşı ağırlığa yakın bir yerden koparsa,

the tether will fall,

4:37

kablo düşer,

wrapping around the world

4:38

dünyanın etrafına dolanır

and whipping the end off.

4:39

ve ucu kırbaç gibi savrulup kopar.

The resulting debris in orbit could pose serious problems to future spaceflight.

4:41

Yörüngede oluşan bu enkazlar, gelecekteki uzay uçuşları için ciddi sorunlar yaratabilir.

If we build a space elevator on Earth,

4:46

Eğer Dünya'da bir uzay asansörü inşa edersek,

we have to do it right the first time. Kalıp ifadeler

4:48

bunu ilk seferde doğru yapmak zorundayız.

Kalıp ifadeler

“have to do it right the first time”: ilk seferde doğru yapmak zorunda olmak

Have to zorunluluk bildirir. Do it right görevi doğru yapmak, the first time ise ilk deneme demektir. İfade bir bütün olarak, başka bir denemeye güvenmeden ilk seferde başarılı olunması gerektiğini söyler. Burada right, left sözcüğünün karşıtı olan yön değil, ‘doğru biçimde’ anlamındaki bir zarftır. İfade çoğu zaman başarısızlığın pahalı, tehlikeli veya geri alınması zor olacağını ima eder.

Alıştırma

Cümleyi ‘ilk denemede doğru yapmak’ anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: The operation cannot be repeated, so we have to ____.

Cevabı göster

do it right the first time

For these reasons, Anlatım akışı

4:50

Bu nedenlerle,

Anlatım akışı

For these reasons: önceki birden fazla nedeni sonuca bağlamak

For these reasons, daha önce belirtilmiş birden fazla nedene gönderme yapar. These önceki bilgilere işaret eder; bu ifade yeni bir neden eklemez. Bir sonraki yan tümcenin başında kullanıldığında bu nedenleri, ardından gelen sonuç, öneri veya eylem için tek bir dayanakta toplar. Bu konumda ifadenin ardından normalde virgül gelir.

Alıştırma

Üç nedenin tamamına gönderme yapan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The road is icy, visibility is poor, and strong winds are expected. ____, the trip has been canceled.

Cevabı göster

For these reasons

some experts have proposed first building a space elevator on the Moon. Dilbilgisi

4:51

bazı uzmanlar önce Ay'da bir uzay asansörü inşa etmeyi önermişlerdir.

Dilbilgisi

proposed first building: bir eylem önermek için propose + gerund

Burada proposed, bir şeyi plan olarak öne sürmek anlamına gelir. Bu anlamda propose fiilinden sonra gerund gelir: propose doing something. Building, önerilen eylemi belirtir. First, building ile bağlantılıdır ve bir sıralamadaki ilk adımı gösterir: başka bir yerde denemeden önce Ay’da bir asansör inşa etmek. Uzmanların ilk kez bir öneride bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, komitenin kabloları kontrol etmeyi ilk adım olarak önerdiği anlamına gelir?

  1. The committee proposed first checking the wiring.
  2. The committee proposed to check the wiring first.
  3. The committee first proposed checking the wiring.
Cevabı göster

The committee proposed first checking the wiring.

The Moon's gravity is much weaker than the Earth's, Dilbilgisi

4:55

Ay'ın yerçekimi Dünya'nınkinden çok daha zayıftır,

Dilbilgisi

much weaker than the Earth's karşılaştırma yapısı

Much, karşılaştırma sıfatı weaker'ı güçlendirir; bu nedenle much weaker than küçük değil, büyük bir fark gösterir. The Earth's, the Earth's gravity anlamındadır. İngilizcede eksik isim bağlamdan açıkça anlaşılıyorsa iyelik yapısından sonra tekrarlanan isim atılabilir. Dolayısıyla karşılaştırılan şey yerçekimi ile gezegenin kendisi değil, iki farklı yerçekimidir.

Alıştırma

Hangi cümle yerçekimindeki büyük farkı doğru biçimde gösterir ve gravity sözcüğünü tekrarlamaz?

  1. Mars's gravity is much weaker than Jupiter's.
  2. Mars's gravity is a little weaker than Jupiter's.
  3. Mars's gravity is very weaker than Jupiter's.
Cevabı göster

Mars's gravity is much weaker than Jupiter's.

so a flimsier but existing material like Kevlar could serve as a tether. Kalıp ifadeler

4:58

bu yüzden Kevlar gibi daha zayıf ama var olan bir malzeme kablo olarak işlev görebilir.

Kalıp ifadeler

serve as a tether: bağlantı halatı görevi görmek

Serve as + isim, “o ismin belirttiği işlevi veya rolü yerine getirmek” demektir. Burada malzeme bir bağlantı halatı işlevi görebilir; serve birine yardım etmek veya hizmet sunmak anlamına gelmez. Cümlede could kullanıldığı için bu, mevcut bir gerçek değil, olası bir işlev olarak sunulur. İnsanların, nesnelerin, belgelerin veya eylemlerin hangi rolü üstlendiğini açıklarken bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

“... işlevi görmek” anlamını vermek için serve ve gerekli edatla cümleyi tamamlayın: This spare rope can ____ a temporary clothesline.

Cevabı göster

serve as

Even with all these challenges, Anlatım akışı

5:02

Tüm bu zorluklara rağmen,

Anlatım akışı

Ödünleyici giriş olarak Even with all these challenges,

Even with all these challenges, zorlukları kabul eden bir arka plan kurar. “Tüm bu zorluklara rağmen” anlamına gelir; “bu zorluklar yüzünden” anlamına gelmez. İfade, hâlâ geçerli olan bir sonuca geçmeden önce engelleri kabul eder. Cümlenin başına getirilip ardından virgül konduğunda düşünceyi şöyle düzenler: önce zorluk, sonra daha güçlü veya olumlu ana fikir. Bir sınırlamayı kabul edip sonuca geçmek için even with + isim öbeği kalıbını kullanabilirsin.

Alıştırma

Olumlu bir sonucun hâlâ geçerli olduğunu söylemeden önce engelleri en iyi kabul eden giriş hangisidir?

  1. All these challenges transformed the project.
  2. Even with all these challenges, the project could transform travel.
  3. Because of all these challenges, the project could transform travel.
Cevabı göster

Even with all these challenges, the project could transform travel.

the payoff of having a working space elevator would be immense.

5:04

çalışan bir uzay asansörüne sahip olmanın getirisi muazzam olacaktır.

It might be the first step Dilbilgisi

5:07

Bu, gerçekten

to truly becoming a spacefaring civilization.

5:09

uzayda seyahat eden bir medeniyet olma yolundaki ilk adım olabilir.

Dilbilgisi

the first step to truly becoming: edat olan to + -ing

the first step to + isim veya -ing biçimi kalıbı, bir sonuca doğru ilerleyen uzun süreçteki ilk eylemi anlatır. Bu cümlede to bir edattır; bu nedenle becoming, to’nun nesnesidir. Become bu kalıba uymaz. Truly, becoming sözcüğünü niteler ve uzayda yalnızca ara sıra ilerleme kaydetmek yerine gerçekten uzay yolculuğu yapabilen bir uygarlık durumuna tam olarak ulaşmayı vurgular.

Alıştırma

Cümleyi the first step to + -ing kalıbıyla tamamla. Become kullan: Joining the training program is ____ a certified coach.

Cevabı göster

the first step to becoming

Maybe we will never build a space elevator,

5:12

Belki de hiçbir zaman bir uzay asansörü inşa edemeyeceğiz,

but in trying to do so, Dilbilgisi

5:15

ancak bunu yapmaya çalışırken,

we might learn an awful lot. Kelime

5:16

çok şey öğrenebiliriz.

Dilbilgisi

In trying to do so: daha önce belirtilen bir eylemi denemek

In trying to do so, “bunu yapmaya çalışırken” anlamına gelir. in edatından sonra trying biçimindeki -ing yapısı gelir ve girişim sırasında ya da girişim sayesinde neler olabileceğini gösterir; girişimin başarılı olduğunu söylemez. do so, daha önce geçen build a space elevator eyleminin yerine kullanılır. Buradaki so, “bu nedenle” anlamına gelmez. Bu kalıp, açıkça belli olan bir eyleme tüm fiil öbeğini tekrarlamadan gönderme yapmanızı sağlar.

Alıştırma

Cümleyi in, try fiilinin -ing biçimi ve do so ile tamamlayın: We may never map the whole cave, but ____, we could discover new species.

Cevabı göster

in trying to do so

Kelime

An awful lot: güçlü ve gündelik bir miktar ifadesi

An awful lot, “çok büyük bir miktar” ya da “çok fazla” anlamına gelir. Bu cümlede, girişimin bize pek çok şey öğretebileceğini belirtir. Burada awful, lot sözcüğünün derecesini güçlendirir; öğrenilen şeyi kötü veya tatsız olarak tanımlamaz. Tüm öbeği gündelik bir miktar ifadesi olarak değerlendirin.

Alıştırma

“The workshop taught me an awful lot,” cümlesinde an awful lot ne anlama gelir?

  1. neredeyse hiçbir şey
  2. çok büyük bir miktar
  3. çok tatsız bir şey
Cevabı göster

çok büyük bir miktar

And when it comes to the exploration of the universe, Anlatım akışı

5:18

Ve söz konusu evrenin keşfi olduğunda,

Anlatım akışı

When it comes to: konuyu belirlemek

when it comes to kalıbı, sonraki ifadenin hangi konu hakkında olduğunu belirtir. Burada odağı daha geniş bir konu olan evrenin keşfine taşır. “Söz konusu olduğunda” veya “bu konu bakımından” anlamına gelir; come fiziksel bir hareketi anlatmaz. Yapı, when it comes to + isim, isim öbeği veya -ing biçimidir. Virgül çoğunlukla cümle başındaki bu konu öbeğinin bittiğini gösterir.

Alıştırma

Dört sözcüklük konu belirleme ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ learning new words, short daily practice works well.

Cevabı göster

When it comes to

there can't be too many dreams of a glorious future. Dilbilgisi

5:21

görkemli bir geleceğin hayalleri asla çok fazla olamaz.

Dilbilgisi

There can't be too many: ne kadar çok, o kadar iyi

Burada there can't be too many bir üst sınır koymaz. Hiçbir hayal sayısının aşırı kabul edilmeyeceğini, dolayısıyla daha fazla hayalin memnuniyetle karşılanacağını söyler. there can't be too many + çoğul sayılabilen isim yapısı, “aşırılık” fikrini olumsuzlar. You can't have too much... gibi benzer olumlu kalıplar da vardır. can't olumsuz olsa da cümlenin bütünü güçlü biçimde olumludur.

Alıştırma

“There can't be too many helpful ideas in a brainstorm” ne anlama gelir?

  1. Çok fazla yararlı fikre izin verilmez.
  2. Muhtemelen yalnızca az sayıda yararlı fikir vardır.
  3. Mümkün olduğunca çok yararlı fikri memnuniyetle karşılarız.
Cevabı göster

Mümkün olduğunca çok yararlı fikri memnuniyetle karşılarız.