Dünyanın En Tehlikeli Uyuşturucusu Nedir? ft. In A Nutshell (Kurzgesagt): İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
710 kelime 175 kel/dk

Video tanıtımı: Genel tehlike ile ölümcüllüğü eroin, fentanil, alkol ve politikalar üzerinden karşılaştırır. İngilizce öğrenme noktaları: 1. most dangerous doesn't always mean most lethal. - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Yanlış eşdeğerliği reddetmek ve ölçüt sunmak için X doesn't always mean Y kalıbını kullanın. 2. 50 to 100 times as strong - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Güç, hız, maliyet veya riski ölçmek için times as adjective yapısını kullanın. 3. the war on drugs - Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bunun gerçek savaş değil, yasa dışı uyuşturuculara karşı devlet politikalarının adı olduğunu bilerek sert politika, suç olmaktan çıkarma ve zarar azaltma tartışmalarını anlayın.

Bu derste

Death by drug overdose has been on the rise in the US with a 2.2 fold increase from 2002 to 2015. Notlar

0:00

ABD'de uyuşturucuya bağlı aşırı doz ölümleri artarak 2002 ile 2015 arasında 2,2 katına çıktı.

Deyimler

on the rise: artışta

Bu cümlede on the rise, “artmakta” veya “daha yaygın hâle gelmekte” anlamına gelir. Ölüm sayısındaki bir eğilimi anlatır; herhangi bir şeyin fiziksel olarak yukarı doğru hareket ettiği anlamına gelmez. be on the rise kalıbı, bir durumu devam eden bir yükseliş eğilimi olarak sunar. Bu nedenle zaman içindeki değişimlerden söz ederken özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

“Reports show that bicycle theft is on the rise,” İngilizce cümlesinde on the rise ne anlama gelir?

  1. Hırsızlık sayısı aynı kalıyor.
  2. Bisiklet hırsızlığı daha yaygın hâle geliyor.
  3. Bisikletler fiziksel olarak yukarı hareket ediyor.
Cevabı göster

Bisiklet hırsızlığı daha yaygın hâle geliyor.

Kalıp ifadeler

a 2.2-fold increase from 2002 to 2015: 2,2 kat artış ve karşılaştırma dönemi

a 2.2-fold increase isim öbeği değişimin büyüklüğünü verirken from 2002 to 2015 karşılaştırma döneminin başlangıcını ve sonunu belirtir. Standart ve gözden geçirilmiş İngilizce yazıda 2.2-fold, increase sözcüğünün önünde birleşik niteleyici olarak kullanıldığı için genellikle kısa çizgiyle yazılır. Birçok raporda a 2.2-fold increase, sonraki değerin önceki değerin 2,2 katı olduğu anlamına gelir. Örneğin 100, 220 olur; bu da %120 artış demektir. fold increase bazı alanlarda farklı yorumlanabildiği için daha kesin bir anlatımda increased to 2.2 times the original value veya increased by 120% kullanılabilir.

Alıştırma

“From 2010 to 2020, an index showed a 2.2-fold increase.” İngilizce cümlesini inceleyin. Son değerin ilk değerin 2,2 katı olduğu yönteme göre endeks 100'den başladıysa 2020'deki değeri kaçtı?

  1. Son değer 102,2 idi.
  2. Son değer 220 idi.
  3. Son değer 120 idi.
Cevabı göster

Son değer 220 idi.

But what is the most dangerous drug in the world? Anlatım akışı

0:06

Peki dünyadaki en tehlikeli uyuşturucu hangisi?

Anlatım akışı

But what is the most dangerous drug in the world? — Ana meseleyi çerçevelemek

Burada But, soruyu açılıştaki bilgilere bağlar ve bir yön değişikliğine işaret eder: konuşmacı girişten ana meseleye, yani neyin dünyanın en tehlikeli uyuşturucusu sayıldığına geçer. Konuşmacı dinleyicilerden hemen cevap vermelerini istemez. Soru merak uyandırır ve ardından gelen açıklama için bir başlık gibi çalışır; böylece sonraki tanım ve kanıtlar bu sorunun cevabının parçaları olarak anlaşılır.

Alıştırma

Vurgulanan sorunun söylemdeki temel işlevi nedir?

  1. Sonraki açıklamanın cevaplayacağı ana meseleyi tanıtmak
  2. Dinleyicilerden hemen bir uyuşturucunun adını söylemelerini istemek
  3. Hiçbir açıklama sunmadan konuyu bitirmek
Cevabı göster

Sonraki açıklamanın cevaplayacağı ana meseleyi tanıtmak

If we're simply talking about the most lethal substances, Anlatım akışı

0:09

Yalnızca en ölümcül maddelerden söz ediyorsak,

Anlatım akışı

If we're simply talking about ... — Tartışmayı tek bir ölçütle sınırlamak

If we're simply talking about ... şeklindeki if yan cümlesi, tartışmayı geçici olarak tek bir ölçütle sınırlar. Burada simply, kolayca değil, yalnızca ya da sadece anlamına gelir: konuşmacı konunun konuşulmasının kolay olduğunu söylemiyor; tehlikeyi yalnızca bir maddenin ne kadar ölümcül olduğuna göre değerlendiriyor. Bu, bağımlı bir if yan cümlesi olduğu için ardından gelen ana cümleye bir koşul hazırlar. Bu kalıp, başka ölçütlere de yer bırakırken sınırlı bir tanıma göre cevap vermek istediğinizde kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki kapsam sınırlama kalıbıyla tamamlayın: ____ delivery speed, this courier is the best.

Cevabı göster

If we're simply talking about

scientists use something called the median lethal dose or LD50, Kelime

0:12

bilim insanları medyan öldürücü doz ya da LD50 adı verilen bir ölçüt kullanır.

Kelime

medyan öldürücü doz veya LD50

Median lethal dose, yani medyan öldürücü doz, belirli test koşullarında test edilen bir popülasyonun %50’sinin ölümüne neden olmak için gereken madde dozunu ifade eden bir toksikoloji terimidir. LD50 standart kısaltmadır: LD, lethal dose anlamına gelir; 50 ise bu popülasyonun yarısını belirtir. Burada median, ölçütün sabit adının bir parçasıdır. Sıradan doz değerlerinden oluşan bir kümenin istatistiksel medyanı hakkında ayrı bir ifade olarak okunmamalıdır.

Alıştırma

Bir toksikoloji raporunda LD50 neyi ifade eder?

  1. Test edilen bir popülasyonun yarısını öldürmek için gereken doz
  2. Her deneyde kullanılan orta doz
  3. Bir popülasyonun yarısı için güvenli kabul edilen doz
Cevabı göster

Test edilen bir popülasyonun yarısını öldürmek için gereken doz

which measures how much of a substance is required to kill half the members of a tested population. Dilbilgisi

0:16

Bu ölçüt, test edilen bir popülasyondaki bireylerin yarısını öldürmek için gereken madde miktarını belirler.

Dilbilgisi

how much of ... is required to ...: ne kadarının gerektiği

how much of a substance is required to kill ... sözleri, measures fiilinden sonra gelen gömülü bir how yan cümlesi oluşturur. Bu yan cümle ölçümün bildirdiği miktarı belirtir; dolayısıyla doğrudan soru değil, bir bildirimin parçasıdır. Yan cümledeki is required edilgen yapıdadır: odak gereken miktardadır ve bunu kimin gerekli gördüğü belirtilmez. Yeniden kullanılabilecek yapı, measure, show veya explain gibi bir fiil + how much of + isim öbeği + is required + to-mastar biçimindedir. How yan cümlesi bildirimin içine gömülü olduğu için do/does + özne gibi doğrudan soru sözcük dizimini eklemeyin.

Alıştırma

Cümleyi how much of the mixture ve require fiilinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: The instructions explain ____ to fill one mold.

Cevabı göster

how much of the mixture is required

So something like coffee requires around 13 grams to kill a 70 kilogram person,

0:21

Örneğin 70 kilogramlık bir insanı öldürmek için yaklaşık 13 gram kahve gerekirken,

while the venom of an inland taipan snake requires much less with only 0.00175 grams.

0:26

içbölge taypanı yılanının zehrinden yalnızca 0,00175 gram yeterlidir.

Using this method,

0:33

Bu yöntem kullanıldığında,

the most deadly substance on Earth,

0:34

Dünya'daki en ölümcül madde

botulinum toxin or Botox. Kültür

0:36

botulinum toksini, yani Botox'tur.

Kültür

botulinum toksini, diğer adıyla Botox

Burada or, aynı maddenin ikinci bir adını tanıtır: teknik terim olan botulinum toxin ifadesinin ardından daha tanıdık olan Botox adı gelir. Bu, iki farklı madde arasında seçim yapmak değil, aynı maddeye başka bir ad vermektir. Botox aynı zamanda botulinum toksini ürünleri ve tedavileriyle ilişkili bir marka adıdır. Bu nedenle cümle, dinleyicinin teknik terimi tanımasına yardımcı olmak için bilinen bir ad kullanır.

Alıştırma

“Aurora borealis, or the northern lights, can appear in the night sky.” cümlesinde or ne işe yarar?

  1. Aynı olgunun başka bir adını tanıtır
  2. İki olguyu alternatif olarak sunar
  3. Olgunun konuştuğunu gösterir
Cevabı göster

Aynı olgunun başka bir adını tanıtır

Oral ingestion would require only 0.00000007 grams to kill a 70 kilogram person. Kelime

0:39

Ağız yoluyla alındığında, 70 kilogramlık bir insanı öldürmek için yalnızca 0,00000007 gram gerekir.

Kelime

Oral ingestion: ağız yoluyla alım

Oral ingestion, bir maddenin ağız yoluyla vücuda alınması anlamına gelir. Oral giriş yolunu tanımlayan bir sıfattır; ingestion ise bir şeyin vücuda alınmasını ifade eden resmî bir isimdir. Birlikte belirli bir yeme eylemini değil, bir maruz kalma yolunu adlandırırlar. Bu cümlede ifade, maddenin yutulmasına ilişkin toksikolojik bir doz hesabını tanıtır ve soluma ya da deriden emilim gibi diğer olası yollarla karşıtlık kurar.

Alıştırma

Bir maddenin ağız yoluyla vücuda alınmasını belirten resmî ifadeyle teknik cümleyi tamamlayın: The report identified ____ as the route of exposure.

Cevabı göster

oral ingestion

However, most dangerous doesn't always mean most lethal. Notlar

0:47

Ancak en tehlikeli olan, her zaman en ölümcül olan değildir.

Kelime

en tehlikeli ... en ölümcül: riski ölçmenin iki farklı yolu

Bu iki üstünlük ifadesi farklı şeyleri sıralar. most dangerous, genel olarak zarar verme potansiyeli en yüksek olanı; most lethal ise ölüme yol açma potansiyeli en yüksek olanı belirtir. Lethal daha dar bir anlam taşır: Bir şey ölümcül olmadan da ciddi ve ölümcül olmayan zararlar verdiği için çok dangerous olabilir. Buradaki However, genel olarak en tehlikeli olanla ölümcül olma düzeyi en yüksek olanın mutlaka aynı olduğu varsayımını düzeltir. İki most farklı değerlendirme ölçütlerine bağlanır.

Alıştırma

dangerous kelimesini geniş anlamda kullanıp lethal kelimesini ölüm riskiyle sınırlayan cümleyi seçin.

  1. A faulty heater is lethal whenever it is dangerous.
  2. A faulty heater is dangerous only if it can kill someone.
  3. A faulty heater can be dangerous because it may cause illness, even if it is not lethal.
Cevabı göster

A faulty heater can be dangerous because it may cause illness, even if it is not lethal.

Dilbilgisi

en tehlikeli olan her zaman en ölümcül olan anlamına gelmez: kısmi eşdeğerlik yapısı

X doesn't always mean Y yapısı, X'in her durumda Y sonucuna götürmediğini söyler. İstisnalara yer bıraktığı için kısmi bir olumsuzlamadır; X ile Y'nin hiçbir zaman bağlantılı olmadığını iddia etmez. Burada yapı iki sıralama ölçütünü birbirinden ayırır: en tehlikeli olmak, en ölümcül olmayı garanti etmez. Fazla geniş bir varsayıma karşı çıkarken mutlak bir iddiada bulunmadan düşünceyi düzenlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Her durumda eşdeğerliği reddeden ama istisnalara izin veren ifadeyi seçin: A high test score ____ deep understanding.

  1. doesn't mean
  2. never means
  3. doesn't always mean
Cevabı göster

doesn't always mean

In the UK,

0:50

Birleşik Krallık'ta

a group of experts decided to look at how much harm the most common recreational drugs cause using 16 parameters, Kelime

0:51

bir uzman grubu, en yaygın keyif verici maddelerin yol açtığı zararı 16 ölçüt kullanarak incelemeye karar verdi.

Kelime

Kullanım amacına dayalı bir terim olarak “recreational drugs”

Bu haberde recreational drugs, öncelikle haz, rahatlama veya başka tıbbi olmayan etkiler için kullanılan psikoaktif maddeler anlamına gelir. İfade, kullanımı amacına göre sınıflandırır; maddelerin eğlenceli olduğunu söylemez. Recreational, güvenli, zararsız veya yasal demek değildir. Bağlama göre bu kategori, yasa dışı uyuşturucuların yanı sıra amaçlanan tıbbi kullanımın dışında kullanılan yasal veya reçeteli maddeleri de içerebilir.

Alıştırma

Bir halk sağlığı raporunda “recreational drugs” en doğru şekilde neyi tanımlar?

  1. Öncelikle haz veya rahatlama gibi tıbbi olmayan etkiler için kullanılan maddeler
  2. Yalnızca her ülkede yasa dışı olan maddeler
  3. Tedavi için tam olarak belirtildiği şekilde alınan ilaçlar
Cevabı göster

Öncelikle haz veya rahatlama gibi tıbbi olmayan etkiler için kullanılan maddeler

including types of physical, psychological, and social harm.

0:57

Bu ölçütlere fiziksel, psikolojik ve toplumsal zarar türleri de dahildi.

For example, a drug may cause physical damage but not be lethal. Dilbilgisi

1:01

Örneğin bir madde fiziksel hasara yol açabilir ama ölümcül olmayabilir.

Dilbilgisi

Ortak may ile “may cause X but not be Y” yapısı

May, iki eşgüdümlü tamamlayıcının ikisine de uygulanır: a drug may cause physical damage but [may] not be lethal. Aynı özne ve kip belirteci iki bölümü de yönettiğinde İngilizcede but sonrasında tekrarlanan kip belirteci atılabilir. Cümle, uyuşturucunun fiziksel zarara neden olabileceğini ancak bu zararın ölümcül olmayabileceğini anlatır. Not yalnızca be lethal bölümünü olumsuz yapar; cause physical damage bölümünü olumsuz yapmaz.

Alıştırma

Tekrarlanan kip belirtecinin atıldığı yapıyı kullanarak karşıtlığı tamamlayın: The storm may cause travel delays but ____ severe enough to close the airport.

Cevabı göster

not be

It could cause you to become completely dependent. Dilbilgisi

1:05

Sizi tamamen bağımlı hâle getirebilir.

Dilbilgisi

cause + nesne + to become: bir durum değişikliğine yol açmak

Bu cümlede cause you to become completely dependent, seni tamamen bağımlı bir duruma getirmek anlamına gelir. Burada dependent, genel olarak yardıma ihtiyaç duymayı değil, ilaca bağımlı olmayı anlatır. could cause kullanıldığı için bu, kesin değil olası bir sonuç olarak sunulur. Aktarılabilir kalıp cause + nesne + to-infinitive şeklindedir: cause someone to become + sıfat. Nesne olan you, etkilenen kişidir; to become ise yeni duruma geçişi gösterir. become öncesindeki to korunmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi cause + nesne + to become yapısıyla ve the patient ifadesini kullanarak tamamlayın: Long-term misuse could cause ____ completely dependent on the medication.

Cevabı göster

the patient to become

It can be more likely to cause loss of relationships or decreased mental functioning,

1:07

İlişkilerinizi kaybetme veya zihinsel işlevlerinizin gerilemesi olasılığını artırabilir;

and these are all forms of harm.

1:11

bunların hepsi birer zarar türüdür.

Using these criteria, Anlatım akışı

1:14

Bu ölçütleri kullanan uzmanlar,

they concluded that the most dangerous drug to an individual is heroin. Kelime

1:15

birey açısından en tehlikeli uyuşturucunun eroin olduğu sonucuna vardı.

Anlatım akışı

Using these criteria, ...: dayanağı önce sunmak

Using these criteria, sonucu hangi ölçütlerin desteklediğini belirten cümle başı bir ortaç grubudur. These, daha önce sıralanan fiziksel, psikolojik ve sosyal zarar ölçütlerine gönderme yapar. Bu grubun başa yerleştirilmesi, ana bulgudan önce dayanağı sunar. using ifadesinin örtük öznesi they'dir: ölçütleri kullananlar ve sonuca varanlar onlardır. Bu tür bir cümle başı yapı, ana cümlenin öznesine mantıksal olarak bağlanmalıdır.

Alıştırma

Araştırmacıların ölçütleri kullanan kişiler olduğunu hangi cümle doğru biçimde gösterir?

  1. Using these criteria, the highest-risk drug was identified by the researchers.
  2. Using these criteria, the researchers identified the highest-risk drug.
Cevabı göster

Using these criteria, the researchers identified the highest-risk drug.

Kelime

bir birey için en tehlikeli uyuşturucu

Bu cümlede to an individual, uyuşturucunun tehlikesini veya zararını yaşayan kişiyi belirtir. Bu ifade, tek bir kullanıcının kişisel bakış açısından hangi uyuşturucunun en tehlikeli olduğunu sorar; uyuşturucunun o kişiye verildiği anlamına gelmez. Bu kapsam, genel bir sıralamadan daha dardır. Daha geniş bir karşılaştırma, diğer insanlara verilen zararı ve toplumsal maliyetleri içerebilir; burada ise yalnızca tek bir kişi üzerindeki etki değerlendirilir.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı: Bu cümlede to an individual, sıralamayı tek bir kişi üzerindeki etkiyle sınırlar; daha geniş toplumsal maliyeti kapsamaz.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

Heroin can be injected, snorted, or smoked and enters the brain rapidly,

1:19

Eroin enjekte edilebilir, burundan çekilebilir ya da yakılarak içilebilir ve beyne hızla ulaşır;

particularly when injected into the bloodstream.

1:23

özellikle de doğrudan kan dolaşımına enjekte edildiğinde.

Here, it attaches to opioid receptors, Kalıp ifadeler

1:25

Burada opioid reseptörlerine bağlanarak

Kalıp ifadeler

opioid reseptörlerine bağlanır

Bu cümlede attaches to, maddenin opioid reseptörlerine bağlandığı veya onlarla bağlantı kurduğu anlamına gelir. Yapı özne + attaches to + hedef şeklindedir: bağlantıyı kuran şey madde, ulaştığı bölgeler ise opioid reseptörleridir. Buradaki attach, biyomedikal bağlamda moleküler etkileşimi anlatır; bir fiziksel nesneyi başka bir nesneye sabitleme talimatı değildir. to bu kalıbın bir parçasıdır: attach to a receptor.

Alıştırma

Bir maddenin reseptör bölgeleriyle bağlantı kurmasını anlatırken attach to ifadesini doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The compound attaches with opioid receptors.
  2. The compound attaches opioid receptors.
  3. The compound attaches to opioid receptors.
Cevabı göster

The compound attaches to opioid receptors.

creating a surge of pleasurable sensations. Kalıp ifadeler

1:28

yoğun bir haz dalgası yaratır.

Kalıp ifadeler

a surge of: ani ve güçlü bir artış

“A surge of”, bir şeyin aniden ve güçlü biçimde ortaya çıktığını ya da arttığını anlatır. Bu cümlede haz veren duyumların güçlü bir dalga gibi birden geldiği izlenimini oluşturur. “Of”tan sonraki isim, neyin yükseldiğini ya da birden ortaya çıktığını belirtir: a surge of demand, energy, anger veya cases. İfade, yavaş ve istikrarlı bir büyümeyi değil, kısa süreli ve keskin bir değişimi vurgular.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve ani, güçlü bir artış anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After the celebrity mentioned the small brand, its website received ____ orders within minutes.

Cevabı göster

a surge of

It's also highly addictive with intense withdrawal symptoms that begin within hours of a hit, Kelime

1:30

Ayrıca son derece bağımlılık yapar ve bir doz alındıktan sonraki birkaç saat içinde ağır yoksunluk belirtileri başlar.

Kelime

withdrawal symptoms: bağımlılık yapan bir maddeyi bıraktıktan sonraki etkiler

“Withdrawal symptoms”, bağımlılık geliştirmiş bir kişinin bağımlılık yapan bir maddeyi bırakması ya da kullanımını büyük ölçüde azaltmasıyla ortaya çıkan fiziksel veya zihinsel etkilerdir. Burada bu belirtilerin bir dozdan sonraki birkaç saat içinde başladığı söylenerek maddenin etkisi geçerken yoksunluk tepkilerinin hızla başlayabileceği anlatılır. Bu tıbbi terimde “withdrawal”, maddenin vücuttan çekilmesine bedenin ve beynin verdiği tepkiyi ifade eder; sıradan anlamdaki ayrılma, geri çekilme veya bir şeyi geri alma eylemi değildir.

Alıştırma

Cümleyi, bağımlılık yapan bir maddeyi bırakmanın veya azaltmanın yol açtığı etkileri belirten tıbbi terimle tamamlayın: After he suddenly stopped taking an addictive drug, he developed severe ____, including shaking and nausea.

Cevabı göster

withdrawal symptoms

Kelime

Uyuşturucu bağlamında “a hit”

Burada a hit, uyuşturucunun bir kez kullanılması anlamına gelir. Bu nedenle within hours of a hit, fiziksel bir darbeden sonraki birkaç saat içinde değil, uyuşturucunun kullanılmasından sonraki birkaç saat içinde demektir. Bu, hit sözcüğünün bağlama bağlı argo anlamıdır. Yakındaki uyuşturucu, doz, bağımlılık veya yoksunluk ifadeleri bu anlamı işaret eder.

Alıştırma

“Withdrawal symptoms began two hours after a hit,” cümlesinde a hit ne anlama gelir?

  1. fiziksel bir darbe
  2. sağlıkta ani bir iyileşme
  3. çok başarılı bir şarkı veya film
  4. uyuşturucunun bir kez kullanılması
Cevabı göster

uyuşturucunun bir kez kullanılması

including insomnia, cold flashes, muscle and bone pain, nausea, and vomiting.

1:35

Bunlar arasında uykusuzluk, ani üşüme nöbetleri, kas ve kemik ağrısı, bulantı ve kusma vardır.

Receptors in the brainstem are also affected,

1:40

Beyin sapındaki reseptörler de etkilenir;

impacting important physiological processes such as breathing and blood pressure,

1:42

bu da solunum ve kan basıncı gibi önemli fizyolojik süreçleri bozar.

which is why overdosing causes breathing to slow or stop entirely, Anlatım akışı

1:46

Bu nedenle aşırı doz, solunumun yavaşlamasına veya tamamen durmasına yol açar;

Anlatım akışı

Bir nedeni sonucuna bağlayan “which is why”

Which is why ifadesinden önceki yan cümle nedeni verir: Beyin sapındaki reseptörler solunum ve kan basıncı gibi süreçleri etkiler. Which bu düşüncenin tamamına gönderme yapar, is why ise sonucu tanıtır: Aşırı doz solunumu yavaşlatabilir veya durdurabilir. “neden ya da mekanizma, which is why + sonuç” kalıbını kullanın. Bu yapı, açıklamanın tamamını tekrarlamadan ona gönderme yapmanızı sağlar.

Alıştırma

Dersteki üç sözcüklü ifadeyi kullanarak neden-sonuç bağlantısını tamamlayın: The main server failed, ____ the website went offline.

Cevabı göster

which is why

leading to the accumulation of CO2 in the blood and ultimately death. Kalıp ifadeler

1:50

kanda CO2 birikir ve sonuçta kişi ölür.

Kalıp ifadeler

leading to: Bir sonuç eklemek

Bu cümlede leading to, az önce anlatılan durumun sonucunu belirtir: solunumun yavaşlaması veya durması karbondioksitin birikmesine, en sonunda da ölüme neden olur. -ing yapısı, önceki olayın tamamına bağlanır ve açıklamayı bu olayın sonuçlarına taşır. Burada lead to, “neden olmak” veya “sonuçlanmak” anlamındadır; birini bir yere götürmek anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz sonuç ifadesiyle tamamlayın: The pipe burst, ____ serious water damage.

Cevabı göster

leading to

And since heroin is unregulated, Anlatım akışı

1:54

Eroin denetime tabi olmadığı için

it is especially difficult for users to know the strength of the dose, Notlar

1:56

kullanıcıların aldıkları dozun ne kadar güçlü olduğunu bilmeleri özellikle zordur;

Anlatım akışı

since: Bir nedeni arka plan olarak sunmak

Burada since, neden bildiren bir yan cümleyi başlatır: eroin denetlenmemektedir. Bu bilgi önce arka plan olarak verilir; ardından kullanıcıların bir dozun gücünü bilmesinin özellikle zor olduğu ana düşünce sunulur. Since bu kullanımda neden-sonuç açıklamasını düzenler ve anlam bakımından because sözcüğüne yakındır. Cümlede zamanın ölçüleceği bir başlangıç noktası verilmediği için zaman belirtmez.

Alıştırma

“Since the roads were icy, the school opened late,” cümlesinde since ne ifade eder?

  1. Okulun geç açılmasının nedeni
  2. Okulun ilk kez açıldığı zaman
  3. Yollar ile okul arasındaki karşıtlık
Cevabı göster

Okulun geç açılmasının nedeni

Dilbilgisi

It is especially difficult for users to know: biçimsel it öznesi ve for ... to kalıbı

Bu yapıda it, gönderimi olmayan biçimsel veya önden yer tutan öznedir; heroin sözcüğüne geri gönderme yapmaz. Asıl içerik, to know the strength of the dose şeklindeki to mastarında verilir. it is difficult for someone to do something kalıbı bir eylemi zor olarak sunar ve bu zorluğu kimin yaşadığını for + kişi veya grup ile belirtir. Especially dereceyi yükseltir: kullanıcılar olağanüstü düzeyde bir zorlukla karşılaşır.

Alıştırma

'it is especially difficult for users to know' ifadesindeki it sözcüğünün dil bilgisel görevi nedir?

  1. It, dose sözcüğüne gönderme yapar ve dozun kendisinin zor olduğunu söyler.
  2. It, zorluk değerlendirmesini tanıtan biçimsel öznedir; asıl eylemi to mastarı verir.
  3. It, heroin sözcüğüne gönderme yapar ve kullanıcıların eroini tanımasının zor olduğunu söyler.
Cevabı göster

It, zorluk değerlendirmesini tanıtan biçimsel öznedir; asıl eylemi to mastarı verir.

Kelime

The strength of the dose: ilacın etki gücü anlamında strength

Burada strength, etki gücü anlamına gelir: Belirli bir dozdaki maddenin ne kadar güçlü olduğu, çoğu zaman o dozun içerdiği etkin madde miktarıyla ilişkilidir. Fiziksel güç anlamına gelmez. Dose, bir seferde alınan miktardır; bu dozun strength değeri ise o miktarın ne kadar güçlü etki gösterdiğidir. İki dozun büyüklüğü veya hacmi benzer olsa da etki güçleri farklı olabilir; denetlenmeyen bir madde bu nedenle risk yaratır.

Alıştırma

Bir güvenlik uyarısında alınan miktarın bir tablet olduğu, ancak tabletin beklenenden çok daha güçlü olabileceği söyleniyor. Belirsiz özelliği hangi sözcük adlandırır?

  1. concentration
  2. dose
  3. strength
Cevabı göster

strength

making the risk of ODing high. Kelime

1:59

bu da aşırı doz riskini yükseltir.

Kelime

ODing: aşırı doz almayı anlatan gayriresmî fiil

ODing, OD kısaltmasının gayriresmî -ing biçimidir ve aşırı doz almak veya aşırı doz durumu yaşamak anlamına gelir. Burada riski yüksek olan tehlikeli olayı adlandırır. Gayriresmî İngilizcede kısaltmalar bazen fiil gibi kullanılabilir: OD, ODing biçimine dönüşür. Büyük harfleri sıradan odd sözcüğü olarak değil, O-D diye okunan bir kısaltma olarak tanıyın.

Alıştırma

Hangi seçenek ODing ifadesini doğal ve uygun bir gayriresmî bağlamda kullanıyor?

  1. Bir arkadaş mesaj atar: “We should check on him—he may be ODing.”
  2. Resmî bir araştırma makalesinde şöyle yazılır: “Participants were ODing.”
  3. Bir hemşire, normal doz aldığını anlatmak için “He is ODing.” der.
Cevabı göster

Bir arkadaş mesaj atar: “We should check on him—he may be ODing.”

Additionally, the drug can be mixed with other compounds like fentanyl,

2:01

Ayrıca eroine fentanil gibi başka bileşikler de karıştırılabilir

making it even more dangerous.

2:05

ve bu, onu daha da tehlikeli hâle getirir.

Fentanyl, like heroin,

2:06

Fentanil de eroin gibi

is an opiate but is 50 to 100 times as strong because it is very lipophilic, Dilbilgisi

2:08

bir opiyattır, ancak çok lipofilik olduğu için 50 ila 100 kat daha güçlüdür.

meaning it penetrates our fatty brain more easily.

2:12

Yani yağ bakımından zengin beynimize daha kolay nüfuz eder.

Dilbilgisi

50 to 100 times as strong: katlı karşılaştırma yapısı

number + times as + adjective kalıbı bir kat oranı ifade eder. 50 to 100 times as strong, gücün karşılaştırma ölçütünün 50 ila 100 katı olduğu anlamına gelir. Tam kalıp A + be + number + times as + adjective + as + B şeklindedir. Bu cümlede, hemen önce geçen heroin karşılaştırma ölçütünü zaten verdiği için sondaki as heroin karşılaştırma bölümü söylenmemiştir. Tam cümle Fentanyl is 50 to 100 times as strong as heroin. olurdu.

Alıştırma

Cümleyi number + times as + adjective + as kalıbıyla tamamlayın: The new motor is four ____ the old one.

Cevabı göster

times as powerful as

And in terms of lethality alone, Kalıp ifadeler

2:15

Yalnızca ölümcüllük açısından bakıldığında da

it's much more dangerous than heroin to users.

2:17

kullanıcılar için eroinden çok daha tehlikelidir.

Kalıp ifadeler

in terms of lethality alone: karşılaştırmayı öldürücülükle sınırlamak

In terms of lethality, karşılaştırma ölçütünü öldürücülük olarak belirler. Burada öldürücülük, ölüme yol açma kapasitesi veya olasılığı anlamına gelir. Alone, sonucu yalnızca bu ölçütle sınırlar. Cümle, tehlike sadece öldürücülüğe göre değerlendirildiğinde bu maddenin daha tehlikeli olduğunu söyler; her tür zarar hakkında genel bir yargıda bulunmaz. Buradaki alone, kullanıcıların tek başına olduğunu da anlatmaz.

Alıştırma

Vurgulanan ifade bu cümlede ne anlama geliyor?

  1. Yalnızca maddenin ölüme yol açma olasılığını dikkate almak
  2. Maddenin yol açabileceği her tür zararı dikkate almak
  3. Maddeyi yalnızken kullanan kişileri dikkate almak
Cevabı göster

Yalnızca maddenin ölüme yol açma olasılığını dikkate almak

It was initially used as a prescription pain reliever, Kelime

2:20

Başlangıçta reçeteli bir ağrı kesici olarak kullanıldı,

Kelime

a prescription pain reliever: reçete gerektiren ağrı kesici

A pain reliever, ağrıyı azaltan veya kontrol eden bir ilaçtır. Prescription tüm isim öbeğini niteler; dolayısıyla a prescription pain reliever, sıradan bir reçetesiz ilaç gibi satın alınmak yerine yetkili bir sağlık uzmanı tarafından reçete edilmesi gereken ağrı kesicidir. İfade hem ilacın amacını hem de ilaca erişim biçimini anlatır. Reçetenin kendisinin ağrıyı giderdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Reçete gerektiren bir ağrı ilacını anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the operation, the doctor gave Maya ____.

Cevabı göster

a prescription pain reliever

but because of its addictiveness,

2:23

ancak bağımlılık yapıcı özelliği nedeniyle

it was mostly used in end-of-life cases. Kelime

2:24

çoğunlukla yaşamlarının son döneminde olan hastalarda kullanıldı.

Kelime

end-of-life cases: yaşam sonu vakaları

End-of-life cases ifadesinde end-of-life, yaşamının son evresine yaklaşan kişileri ilgilendiren tıbbi durumları tanımlayan birleşik bir niteleyicidir. Cases yalnızca soyut örnekleri değil, hastaların tıbbi durumlarını belirtir. Bu ifade, ölüme yakın dönemdeki bakım, tedavi veya kararları klinik ve görece nazik bir biçimde anlatır. Burada ilacın kullanımını söz konusu tıbbi bağlamla sınırlar; bir ürünün kullanılabilir ömrünün sona erdiğini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi yaşamın son evresine yakın dönemde sağlanan bakımın standart birleşik niteleyicisiyle tamamlayın: The hospital expanded its ____ care program.

Cevabı göster

end-of-life

It has since emerged as a recreational drug Kalıp ifadeler

2:27

Daha sonra keyif verici bir uyuşturucu olarak da kullanılmaya başlandı;

Kalıp ifadeler

has since emerged as a recreational drug: o zamandan beri keyif amaçlı bir uyuşturucu olarak ortaya çıkmak

Has since emerged as, şimdiki zamanla bağlantılı geçmişi anlatan has emerged yapısını since zarfıyla birleştirir. Since, daha önce belirtilmiş bir zamana veya olaya gönderme yaparak “o noktadan sonra” anlamına gelir; emerged as ise bir şeyin yeni bir role dönüşmesi veya o rolle tanınmaya başlaması demektir. Bu cümlede söz konusu madde daha sonra tedavi için değil, keyif amacıyla alınan bir uyuşturucu olarak yerleşmiştir. İfade, önceki noktadan sonra gerçekleşen ve günümüzde de önem taşıyan bir değişimi bildirir; keyif amaçlı kullanımın güvenli veya kabul edilebilir olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bir raporlama aracı bir zamanlar yalnızca uzmanlar tarafından kullanılıyordu. Daha sonra geniş çapta tanınan bir kamu kaynağına dönüştüğünü en iyi hangi cümle anlatır?

  1. It had always been a widely used public resource.
  2. It was compared with a widely used public resource.
  3. It has since emerged as a widely used public resource.
Cevabı göster

It has since emerged as a widely used public resource.

where the number of reported fentanyl-related overdoses has increased seven times from 2012 to 2014 in the US

2:29

ABD'de bildirilen fentanil bağlantılı aşırı doz vakalarının sayısı 2012'den 2014'e kadar yedi katına çıktı

and continues to see more widespread use worldwide.

2:36

ve dünya genelindeki kullanımı giderek yaygınlaşıyor.

But there is an even more dangerous drug.

2:39

Ama daha da tehlikeli bir uyuşturucu var.

Though crack cocaine and methamphetamine top the list of harm to an individual just after heroin, Kalıp ifadeler

2:42

Crack kokain ve metamfetamin, bireye verdikleri zarar açısından listede eroinin hemen ardından gelse de

Kalıp ifadeler

top the list: sıralamanın başında yer almak

Burada top, bir sıralamada birinci sırayı veya en üst sıralardan birini almak anlamına gelen bir fiildir. Bu ifade crack kokain ile metamfetamini bireye verilen zarar sıralamasının üst bölümüne yerleştirir; just after heroin ise eroinin onların önünde olduğunu gösterir. Aktarılabilir kalıp X tops/top the list biçimindedir. Ardından of priorities gibi bir kategori veya for customer satisfaction gibi bir ölçüt gelebilir. Bu kalıp X'in yalnızca listede bulunduğunu değil, en yüksek sırada veya en üst sıralardan birinde olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi top the list ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: In the customer survey, fast delivery ____.

Cevabı göster

topped the list

finding the most dangerous drug overall involved studying 20 different popular drugs Dilbilgisi

2:47

genel olarak en tehlikeli uyuşturucuyu bulmak için yaygın kullanılan 20 farklı uyuşturucuyu incelemek

and also looking at the harm they place on others.

2:51

ve bunların başkalarına verdiği zararı da değerlendirmek gerekti.

Dilbilgisi

Finding ... involved studying: iki -ing yan cümlesi

Finding the most dangerous drug overall bölümünde Finding ile başlayan -ing yan cümlesi özne işlevi görür ve ele alınan görevi adlandırır. Temel çekimli fiil involved'dır. involved studying dizisi a task involves/involved doing something kalıbını kullanır. Burada involved, sürecin bir parçası olarak gerekli olmak veya sürece dâhil olmak anlamındadır. Dolayısıyla en tehlikeli uyuşturucuyu belirlemek, 20 uyuşturucuyu ve bunların başkaları üzerindeki etkilerini incelemeyi gerektiriyordu. Bu kullanım, bir kişinin bir olaya karışmasını anlatmaz.

Alıştırma

Bir görevin bir etkinliği gerektirdiği veya içerdiği kalıbı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Preparing the report involved to check every figure.
  2. Preparing the report involved checking every figure.
  3. Preparing the report was involved checking every figure.
Cevabı göster

Preparing the report involved checking every figure.

This includes the physical and psychological harm,

2:54

Buna fiziksel ve psikolojik zarar,

crime, degradation to families and communities,

2:57

suç, ailelerin ve toplumların çöküşü

and economic costs.

2:59

ve ekonomik maliyetler dahildi.

And in the end, Anlatım akışı

3:01

Sonuçta

it turns out the most dangerous drug in the world is alcohol.

3:02

dünyadaki en tehlikeli uyuşturucunun alkol olduğu ortaya çıktı.

Anlatım akışı

In the end, it turns out: akıl yürütmeyi tamamlayıp bulguyu açıklamak

In the end, konuşmacının önceki kanıt veya olayların ardından nihai sonuca ulaştığı noktayı belirtir; burada cümleyi yalnızca daha sonraki bir an olarak değil, akıl yürütmenin vardığı nokta olarak düzenler. It turns out (that), keşfedilmiş veya kanıtlanmış ve çoğu zaman beklentilerden farklı olabilecek bir sonucu ortaya koyar. Bu iki ifade birlikte kullanıldığında önce sav tamamlanır, ardından bulgu açıklanır; buradaki bulgu, alkolün en tehlikeli madde olduğu iddiasıdır. Turns out fiziksel olarak dönmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir araştırma sürecini en doğal biçimde tamamlayıp sonucu açıklar?

  1. At the end of the report, the archive is mentioned.
  2. Before the investigation began, the archive was closed.
  3. In the end, it turns out the missing file was in the archive.
Cevabı göster

In the end, it turns out the missing file was in the archive.

To ensure this wasn't simply a UK phenomenon, Anlatım akışı

3:06

Bunun yalnızca Birleşik Krallık'a özgü bir durum olmadığından emin olmak için

a European group attempted the same process,

3:09

Avrupalı bir grup aynı süreci uygulamayı denedi;

Anlatım akışı

To ensure this wasn't simply a UK phenomenon: doğrulama amacını belirtmek

To ensure + yan cümle, mastar yapısıyla amaç belirten bir çerçevedir. Ana cümleden önce kullanıldığında Avrupalı grubun aynı süreci neden denediğini açıklar: önceki sonucun yalnızca Birleşik Krallık'la sınırlı olmadığını doğrulamak için. Burada this önceki araştırma sonucuna gönderme yapar; simply ise kolay bir şekilde değil, yalnızca veya sadece anlamındadır. Baştaki bu çerçeve, tekrarlanan çalışmayı bağlantısız yeni bir eylem olarak değil, coğrafi kapsamı sınayan bir kontrol olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi öğrendiğiniz iki sözcüklü amaç ifadesiyle tamamlayın: ____ the result wasn't simply a local phenomenon, the team repeated the trial in another city.

Cevabı göster

To ensure

putting more emphasis on individual harm and less on economic harm. Dilbilgisi

3:11

bireysel zarara daha fazla, ekonomik zarara ise daha az ağırlık verdi.

Dilbilgisi

putting more emphasis on X and less on Y: X'e daha fazla, Y'ye daha az önem vermek

putting more emphasis on X and less on Y paralel yapısı, iki ayrı ölçütte zıt yönlü ağırlık değişiklikleri gösterir. Burada individual harm daha fazla, economic harm ise daha az ağırlık alır. On edatının tekrarlanması, her karşılaştırmayı kendi nesnesine bağlar: more ... on individual harm ve less ... on economic harm. Bu yapı, öncelik veya ağırlık değişimini kısa ve açık biçimde anlatır.

Alıştırma

Güvenliğe verilen önemin arttığını, hıza verilen önemin ise azaldığını göstermek için cümleyi dersteki ikili vurgu yapısıyla tamamlayın: The revised policy is putting ____ safety and ____ speed.

Cevabı göster

more emphasis on · less on

And even with the different weightings, Anlatım akışı

3:15

Ağırlıklandırmalar farklı olsa da

the two groups found largely the same result.

3:17

iki grup büyük ölçüde aynı sonuca ulaştı.

Anlatım akışı

Karşıt beklenti bildiren even with + isim öbeği

Even with the different weightings, karşıt beklenti bildiren bir giriş bölümüdür: makul biçimde farklı bir sonuca yol açabilecek bir etkeni önce sunar. even sözcüğü, bu etkenin sonucu etkileyebilecek kadar önemli olduğu duygusunu güçlendirir. Ardından ana cümle, büyük ölçüde benzer kalan sonucu verir: iki grup da büyük ölçüde aynı sonuca ulaşmıştır. Bu yapı, savı “önce olası engel veya fark, sonra buna rağmen geçerli kalan sonuç” sırasıyla düzenler.

Alıştırma

Hangi cümle, yeni programı sonucu değiştirebilecek bir etken olarak sunmak ve sonucun yine de aynı kaldığını göstermek için even with kullanıyor?

  1. With the new schedule, the team reached the same conclusion.
  2. Even though the schedule was new, the team reached the same conclusion.
  3. Even with the new schedule, the team reached the same conclusion.
Cevabı göster

Even with the new schedule, the team reached the same conclusion.

A large contributor to the danger of alcohol is its wide use. Dilbilgisi

3:20

Alkolü bu kadar tehlikeli kılan başlıca etkenlerden biri, çok yaygın kullanılmasıdır.

Dilbilgisi

A Large Contributor to X Is Y: önemli bir etkeni belirtme

Bu cümlede contributor, bir sonucun ortaya çıkmasına katkıda bulunan etken demektir. Bir yayına yazı veren kişi ya da bağışçı anlamında değildir. A contributor to X is Y kalıbı, Y’yi X’in arkasındaki önemli etkenlerden biri olarak sunar; Y’nin mutlaka tek ve doğrudan neden olduğunu söylemez. Burada wide use, alkolün tehlikesini artıran başlıca etkenlerden biri olarak gösterilir.

Alıştırma

Hangi cümle, ekran parlamasını göz yorgunluğunun tek nedeni olarak göstermeden önemli bir etken olarak en iyi biçimde sunar?

  1. A large contributor of eye strain is screen glare.
  2. Screen glare is the single direct cause of all eye strain.
  3. A large contributor to eye strain is screen glare.
Cevabı göster

A large contributor to eye strain is screen glare.

The majority of the world does drink and drink a lot Dilbilgisi

3:23

Dünya nüfusunun çoğu alkol tüketiyor, hem de çok fazla;

Dilbilgisi

does drink: olumlu cümlede vurgulu Does

Bu olumlu cümlede does bir soru ya da olumsuzluk oluşturmaz. Vurgu ekler: Konuşan kişi içme eyleminin gerçekten gerçekleştiğini güçlü biçimde doğrular; bu kullanım çoğu zaman bir şüpheye karşılık vermek veya gerçeği öne çıkarmak içindir. Vurgulu does sonrasında fiilin yalın hâlini kullanın: does drink doğrudur, does drinks değildir. Zaman ve üçüncü kişi uyumu does tarafından taşınır.

Alıştırma

Gerçeği güçlü biçimde doğrulamak için cümleyi vurgulu does ve know fiiliyle tamamlayın: She ____ the answer, even though everyone doubts her.

Cevabı göster

does know

with an average of 17 liters of pure alcohol consumed per person per year.

3:26

kişi başına yılda ortalama 17 litre saf alkol tüketiliyor.

The World Health Organization found 3.3 million deaths worldwide were caused by dangerous alcohol consumption in 2012,

3:31

Dünya Sağlık Örgütü, 2012'de dünya genelinde 3,3 milyon ölümün tehlikeli alkol tüketiminden kaynaklandığını tespit etti;

meaning alcohol kills one person every 10 seconds. Anlatım akışı

3:39

yani alkol her 10 saniyede bir kişiyi öldürüyor.

Anlatım akışı

meaning + yan cümle ile istatistiği anlaşılır bir sıklığa dönüştürme

Burada meaning, önceki ifadenin tamamının sonucunu ya da pratik yorumunu sunar; bir sözcüğün anlamını tanımlamaz. Yıllık 3,3 milyon ölüm sayısı, yaklaşık her on saniyede bir ölüm şeklinde yeniden ifade edilir. Bu -ing yapısı bilgiyi düzenler: önce büyük istatistik verilir, ardından bu sayı okuyucunun kolayca canlandırabileceği bir sıklığa dönüştürülür. Bilgilendirici metinlerde virgülden sonra gelen meaning + yan cümle çoğunlukla “bu, şu anlama gelir...” işlevi görür.

Alıştırma

“meaning alcohol kills one person every 10 seconds” cümlede hangi işlevi görür?

  1. Daha önce verilen ölüm sayısını düzeltir.
  2. “Alcohol” sözcüğünü tıbbi terimlerle tanımlar.
  3. Yıllık ölüm toplamını anlaşılması daha kolay bir zaman sıklığına dönüştürür.
Cevabı göster

Yıllık ölüm toplamını anlaşılması daha kolay bir zaman sıklığına dönüştürür.

But experts don't recommend a prohibition stance on alcohol. Kelime

3:43

Ancak uzmanlar alkol konusunda yasakçı bir yaklaşım önermiyor.

Kelime

a prohibition stance on alcohol: geniş kapsamlı yasağa destek

A prohibition stance on alcohol ad öbeği, alkol satışını yalnızca sınırlamak veya ölçülü içmeyi önermek yerine alkolün geniş kapsamlı biçimde yasaklanmasını destekleyen bir politika tutumu anlamına gelir. Stance bir konu hakkında alınan tutumu, on alcohol ise konunun alkol olduğunu belirtir. A artikeli bunu olası politika tutumlarından biri olarak sunar. Bu cümlede uzmanlar, önceki bölümde alkolle bağlantılı zararlar kabul edilse de bu tutumu önermemektedir.

Alıştırma

Hangi durum a prohibition stance on alcohol benimseyen bir kişiye en uygun örnektir?

  1. Alkolü yasal tutarken daha sıkı yaş kontrollerini destekliyorlar.
  2. Kendileri alkol kullanmıyor ancak başkaları için yasaklanmasına karşı çıkıyorlar.
  3. Alkol üretiminin ve satışının genel olarak yasa dışı hâle getirilmesini destekliyorlar.
Cevabı göster

Alkol üretiminin ve satışının genel olarak yasa dışı hâle getirilmesini destekliyorlar.

By all accounts, the war on drugs has been deemed a failure, Notlar

3:46

Her açıdan bakıldığında, uyuşturucuyla savaşın başarısız olduğu kabul ediliyor

Kalıp ifadeler

By all accounts, ile aktarılan geniş görüş birliğini belirtmek

By all accounts, “mevcut bütün anlatımlara veya raporlara göre” anlamına gelir. Buradaki accounts, banka hesaplarını değil; raporları, anlatımları veya olaylara ilişkin aktarımları ifade eder. İfadenin bir yargıdan önce kullanılması, bu yargıyı yaygın biçimde paylaşılan ya da mevcut kanıtlarla desteklenen bir değerlendirme olarak sunar. Bunun yalnızca konuşanın kişisel görüşü olmadığını vurgular, ancak yargının kesinlikle doğru olduğunu garanti etmez.

Alıştırma

“Mevcut bütün raporlara göre” anlamındaki kalıp ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: ____, the new coach has earned the team's trust.

Cevabı göster

By all accounts

Kültür

Yerleşik bir politika adı olarak The war on drugs

The war on drugs, yasa dışı uyuşturucuların üretimini, satışını ve kullanımını bastırmayı amaçlayan hükümet politikaları ile uygulama kampanyalarının yerleşik adıdır. Genellikle ceza yasalarını, polis faaliyetlerini, engelleme operasyonlarını ve cezalandırmayı kapsar. Buradaki war mecazidir: ifade genellikle ülkeler arasındaki gerçek bir savaşı değil, uzun süreli bir politika kampanyasını adlandırır. Bu cümlede konuşanın bu geniş kampanyayı bir bütün olarak değerlendirmesini sağlar.

Alıştırma

Yasa dışı uyuşturuculara karşı yürütülen kampanyaların yerleşik politika adıyla İngilizce cümleyi tamamlayın: The course examines the history of ____ and its effects on prisons.

Cevabı göster

the war on drugs

Kelime

has been deemed a failure: resmî edilgen değerlendirme

Burada has been deemed a failure, bir şeyin resmî biçimde başarısız olduğuna karar verildiğini veya böyle değerlendirildiğini belirtir. İfade, uyuşturucuyla savaşa ilişkin bir değerlendirme aktarır; fiziksel bir olayı anlatmaz. Present perfect edilgen yapı has been deemed, odağı politikaya ve değerlendirmenin günümüzdeki geçerliliğine yöneltir; değerlendirmeyi yapan kişiler belirtilmez.

Alıştırma

Cümleyi deem fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: After several independent reviews, the method ____ unreliable.

Cevabı göster

has been deemed

and nations who have stepped away from hardline policies and implemented decriminalization, Notlar

3:49

ve katı politikalardan uzaklaşıp suç olmaktan çıkarma uygulamasını,

Öbek fiiller

stepped away from: bir politika veya uygulamadan uzaklaşmak

Burada stepped away from, bir eylem çizgisini izlemeyi veya desteklemeyi bırakmak anlamına gelir. Kullanım mecazidir: ülkeler katı politikalardan farklı bir yöne gitmiştir; fiziksel olarak bir yerden uzaklaşmamışlardır. Step away from çoğu zaman değişimi bilinçli ve bazen aşamalı olarak sunar; eski yaklaşımın bir anda tamamen sona erdiğini belirtmek zorunda değildir. Yapı, step away from + isim veya -ing biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayan en uygun ifadeyi seçin: The school wanted a less rigid approach, so it BLANK its strict discipline policy.

  1. stepped into
  2. stepped away from
  3. stepped down from
Cevabı göster

stepped away from

Kelime

hardline policies: katı ve uzlaşmaz politikalar

Bu cümlede hardline policies, çok katı ve uzlaşmaz bir tutuma dayanan politikalar anlamına gelir. Buradaki kamu politikası tartışmasında yasaklama ve cezai yaptırım merkezli kuralları ifade eder. Hardline yalnızca betimleyici değil, aynı zamanda değerlendirici bir sözcüktür. Politikanın esnekliğe, istisnalara veya müzakereye çok az yer bıraktığını düşündürebilir.

Alıştırma

“The mayor abandoned the city's hardline housing policy,” cümlesinde hardline en güçlü biçimde neyi ifade eder?

  1. Politika açık ve basit bir dille yazılmıştı.
  2. Politika katıydı ve uzlaşmaya çok az yer bırakıyordu.
  3. Politika geçiciydi ve kolayca geri alınabilirdi.
Cevabı göster

Politika katıydı ve uzlaşmaya çok az yer bırakıyordu.

Kültür

decriminalization: suç olmaktan çıkarma

Decriminalization, bir fiilin artık cezai yaptırıma yol açmayacağı şekilde ele alınmasının değiştirilmesi anlamına gelir. Bu, fiili otomatik olarak tamamen yasal hâle getirmez. Bu politika bağlamında bir ülke, belirli bir davranış nedeniyle insanları kovuşturmayı veya hapsetmeyi bırakırken idari para cezalarını, sınırlamaları, ruhsat kurallarını ya da başka denetimleri sürdürebilir.

Alıştırma

Hangi politika en iyi decriminalization olarak tanımlanır?

  1. Bir ülke, az miktarda bir madde bulundurmaya yönelik cezai yaptırımları kaldırır ancak idari para cezası uygulamaya devam edebilir.
  2. Bir ülke, bulundurmayı suç olarak tutar ve hapis cezasını artırır.
  3. Bir ülke, ruhsat sistemi kapsamında üretim ve satışı tamamen yasal hâle getirir.
Cevabı göster

Bir ülke, az miktarda bir madde bulundurmaya yönelik cezai yaptırımları kaldırır ancak idari para cezası uygulamaya devam edebilir.

harm reduction, and education Kültür

3:54

zarar azaltma çalışmalarını ve eğitimi hayata geçiren ülkelerde

Kültür

harm reduction: davranışın hemen bırakılmasını şart koşmadan zararı azaltma

Zarar azaltma, riskli bir davranış hemen sona ermese bile o davranışla bağlantılı sağlık ve toplum zararlarını azaltmayı amaçlayan bir halk sağlığı yaklaşımıdır. Bu ifadede eğitimle birlikte bir politika çözümü olarak sıralanır. Davranışın güvenli olduğu veya zararlı davranışın teşvik edildiği anlamına gelmez; odak noktası önlenebilir zararı azaltmaktır.

Alıştırma

Hangi politika harm reduction olarak en iyi şekilde tanımlanır?

  1. İnsanlara uyuşturucu kullanımının sağlık açısından hiçbir riski olmadığını söylemek
  2. Tüm uyuşturucu kullanımının hemen sona ermesi için yasal cezaları artırmak
  3. Uyuşturucu kullanmaya devam eden kişilere enfeksiyonları azaltmak için steril malzeme ve sağlık bilgisi sağlamak
Cevabı göster

Uyuşturucu kullanmaya devam eden kişilere enfeksiyonları azaltmak için steril malzeme ve sağlık bilgisi sağlamak

have seen significant declines of drug abuse. Kalıp ifadeler

3:56

uyuşturucu maddelerin kötüye kullanımında önemli düşüşler görüldü.

Kalıp ifadeler

have seen significant declines: yaşanan bir değişimi raporlama

have seen significant declines ifadesindeki see, gözlerle görmek anlamına gelmez. Özne bir ülke, şehir, kuruluş veya sektör olduğunda have seen, “yaşadı” veya “karşılaştı” anlamına gelir. Present perfect, geçmişten bugüne uzanan bir dönemde gerçekleşen değişimi sunar. Significant, değişimin büyük veya dikkate alınacak kadar önemli olduğunu belirtir. Azalan ölçütü belirtmek için standart İngilizce genellikle decline in kullanır: have seen significant declines in drug abuse.

Alıştırma

Hangi cümlede see, örnektekiyle aynı raporlama anlamında kullanılmıştır?

  1. The inspectors have watched the machines all morning.
  2. Several cities have seen a sharp decline in traffic deaths.
  3. I have seen the new safety poster by the door.
Cevabı göster

Several cities have seen a sharp decline in traffic deaths.

If you'd like to learn more about the failure of the war on drugs,

3:58

Uyuşturucuyla savaşın neden başarısız olduğu hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz,

check out In A Nutshell's video, Öbek fiiller

4:01

In A Nutshell'ın videosuna göz atın.

Öbek fiiller

check out + video: gündelik bir öneri

Burada check out, ‘göz atmak’ veya ‘izlemek’ anlamına gelir. In A Nutshell's video nesnesi, konuşanın bir içeriği önerdiğini gösterir. Check out bir öbek fiildir; out ifadenin bir parçasıdır ve gerçek anlamda bir yön belirtmez. Aynı yapı başka içerikleri, ürünleri, etkinlikleri veya yerleri önermek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Gündelik öneriyi dersteki öbek fiille tamamlayın: ____ this short documentary when you have ten minutes.

Cevabı göster

Check out

who so brilliantly helped us animate this video.

4:02

Kendileri bu videonun animasyonunu hazırlamamıza da harika bir şekilde yardımcı oldu.

A huge thanks to them for helping out

4:05

Yardımları için kendilerine çok teşekkür ediyoruz;

and continuing to inspire us with their intelligent and well-designed videos.

4:07

akıllıca hazırlanmış ve iyi tasarlanmış videolarıyla bize ilham vermeyi sürdürdükleri için de minnettarız.

You can also check out our drug series

4:11

Uyuşturucularla ilgili serimize de göz atabilirsiniz,

if you'd like to learn more about the impact of specific drugs like marijuana, cocaine, and LSD on your brain.

4:12

marihuana, kokain ve LSD gibi belirli maddelerin beyniniz üzerindeki etkilerini daha fazla öğrenmek isterseniz.