Okul Kampı 🐷⛺️ @PeppaPigOfficial: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa ve sınıf arkadaşları okul kampına gider; çadırlarını kurar, kamp ateşi için dal toplar ve birlikte şarkı söylerler. Uyku vakti garip seslerden korkan çocuklar Madame Gazelle’in çadırına sığınır ve kendilerini rahatlatan kamp şarkısını yeniden isterler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. can't all sit at the front. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Olumsuzluğun grubun tamamına yönelik olduğunu anlayabilirsiniz: Ön tarafta bütün çocukların oturmasına yetecek yer yoktur, fakat bu, hiçbir çocuğun oraya oturamayacağı anlamına gelmez. Böylece olumsuzluk ile all birlikte kullanıldığında anlam kapsamını doğru yorumlayabilirsiniz. 2. put up our tents. — Phrasal verb’ler: Kamp bağlamında put up ifadesinin put ve up sözcüklerinin düz anlamlarının toplamı olmadığını, “kurmak” ya da “dikmek” anlamına geldiğini fark edebilirsiniz. Bu ifadeyi çadır, tabela ve başka geçici yapılar için de kullanabilirsiniz. 3. I think I might be scared later. — Konuşma edimbilimi ve tutum: I think ile might kullanımının çocuğun gerekçesini belirsizleştirip isteğini daha yumuşak hâle getirdiğini görebilirsiniz. Bu kalıp, gelecekte ortaya çıkabilecek bir duyguyu veya kaygıyı ihtiyatla açıklamanıza ve talepkâr görünmeden ricada bulunmanıza yardımcı olur.
Bu derste
Peppa and her friends are going on a school camp. Kalıp ifadeler
0:03Peppa ve arkadaşları okul kampına gidiyor.
going on a school camp: düzenlenmiş bir etkinliğe katılmak
go on a school camp ifadesinde go on, düzenlenmiş bir geziye ya da deneyime “katılmak” anlamına gelir. A school camp, okulun düzenlediği bir kamp etkinliğidir; bu yüzden on fiziksel bir konumu anlatmaz. go on + etkinlik veya yolculuk kalıbı go on a trip, go on a picnic ve go on a tour ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
Bir okul kampına katılmayı anlatan ders ifadesini aynen kullanarak tamamlayın: Our class is ____ next Friday.
Cevabı göster
going on a school camp
Madame Gazelle, I don't feel very well. Kalıp ifadeler
0:08Bayan Gazel, kendimi pek iyi hissetmiyorum.
don't feel very well: iyi hissetmediğini nazikçe söylemek
Don't feel very well, kişinin fiziksel olarak iyi hissetmediğini nazikçe söylemesinin yaygın bir yoludur. feel well ifadesindeki well, sağlığı veya fiziksel durumu anlatır; bir işi beceriyle yapmak anlamına gelmez. Bu ifade belirli bir belirtiyi ya da durumun ne kadar ciddi olduğunu söylemeden genel bir rahatsızlığı bildirir. Olumsuz yapısı, daha doğrudan olan I'm sick ifadesinden daha yumuşaktır.
Alıştırma
“I don't feel very well,” cümlesinde konuşan kişi büyük olasılıkla ne söylüyor?
- Konuşan kişi bir görevi kötü yaptı.
- Konuşan kişi fiziksel olarak iyi hissetmiyor.
- Konuşan kişi kendini özellikle enerjik hissediyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi fiziksel olarak iyi hissetmiyor.
travel sick: yolculuk sırasında hareketten kaynaklanan rahatsızlık
Travel sick, hareket hâlindeki bir araç sallandığı veya viraj aldığı için mide bulantısı, baş dönmesi ya da rahatsızlık hissetmek demektir. Araba, otobüs, gemi veya uçak yolculuğundaki taşıt tutmasını genel olarak anlatabilir; yalnızca seyahatteyken hasta olmak anlamına gelmez. Bu cümlede travel sick, feeling fiilinden sonra gelen bir sıfat grubudur; a bit ise derecenin hafif olduğunu gösterir. be, feel veya get sonrasında da kullanılabilir: be travel sick, feel travel sick, get travel sick.
Alıştırma
Hangi cümlede travel sick doğal biçimde kullanılmıştır?
- Maya's suitcase became travel sick.
- Maya caught travel sick from another passenger.
- The winding coach ride made Maya feel travel sick.
Cevabı göster
The winding coach ride made Maya feel travel sick.
Come and sit: birbirine bağlı, nazik bir yönlendirme
Come and sit, iki emir fiilini and ile bağlar: kişi önce konuşana doğru gelir, ardından oturur. Bu iki hareket, birbiriyle ilgisiz iki görev değil, buraya gel ve otur anlamına yakın, birbirine bağlı tek bir davet veya yönlendirme oluşturur. Dil bilgisi yapısı doğrudandır, ancak bağlam ifadeyi sıcak ve ilgili hâle getirebilir. Bu cümlede with me ve ön tarafta bir yer teklif edilmesi, yönlendirmeye güven verici bir ton katar.
Alıştırma
Bir öğretmen yanındaki boş sandalyeyi gösteriyor. Daveti Come and + bir fiil ile tamamlayın: ____ next to me.
Cevabı göster
Come and sit
Bir ayarın işe yarayıp yaramadığını sormak için Is that better?
Birisi için bir şeyi değiştirdikten ya da ayarladıktan sonra durumun düzelip düzelmediğini öğrenmek için Is that better? diye sorabilirsiniz. Better, değişiklikten sonraki durumla önceki durumu karşılaştırır. Buradaki that, mutlaka uzaktaki bir nesneyi değil, yapılan ayarı veya sonucunu gösterir. Bakım, onarım ve hizmet durumlarında kullanılan kısa ve düşünceli bir takip sorusudur.
Alıştırma
Müzik çok yüksek olduğu için sesi kısıyorsunuz. Değişikliğin işe yarayıp yaramadığını en doğal biçimde hangi soru kontrol eder?
- Was it expensive?
- Is that yours?
- Is that better?
Cevabı göster
Is that better?
Derece belirten kısa cevap A little bit
A little bit, “az ölçüde” demektir. Tek başına bir soruya cevap olduğunda anlamın geri kalanı sorudan anlaşılır. Is that better? sorusuna A little bit. denirse, It is a little bit better. anlamına gelir. Değişiklik işe yaramıştır, ancak etkisi küçüktür. Eksik bırakılan niteleme zaten belliyse bu kısa cevap doğaldır.
Alıştırma
Birisi “Are you less tired now?” diye soruyor. Hangi cevap daha az yorgun olduğunuzu, ancak değişimin çok küçük olduğunu anlatır?
- A little bit.
- Not at all.
- Much less.
Cevabı göster
A little bit.
might feel sick later: belirsiz bir tahmin ifade etmek
might feel sick later ifadesinde might + fiilin yalın hâli feel, kendini kötü hissetmeyi kesinlik değil olasılık olarak gösterir. Later, bu olası durumu şu andan sonraya yerleştirir. Bir şeyin olup olmayacağından emin değilsen temkinli bir tahmin için might + fiilin yalın hâlini kullanabilirsin.
Alıştırma
Hangi cümle “I might feel sick later.” ifadesinin anlamını en doğru biçimde yeniden söyler?
- I felt sick earlier.
- It is possible that I will feel sick later.
- I will definitely feel sick later.
Cevabı göster
It is possible that I will feel sick later.
just in case: önlem olarak önceden harekete geçmek
Just in case, olabilecek bir duruma karşı önlem olarak “ne olur ne olmaz” anlamına gelir. Burada konuşan kişi henüz kendini kötü hissetmeden önce öne oturmak istiyor. Olası sorun bağlamdan zaten belliyse just in case cümlenin sonunda tek başına kullanılabilir. Olasılığı açıkça belirtmek için in case + yan cümle kullanılır: Take an umbrella in case it rains.
Alıştırma
Doğa yürüyüşüne hazırlanıyorsun ve daha sonra gerekebilir diye şimdi yanına fazladan su alıyorsun. Bu düşünceyi hangi cümle ifade eder?
- I'll pack some extra water, just in case.
- I'll pack some extra water only if I get thirsty.
- I packed extra water because I was already thirsty.
Cevabı göster
I'll pack some extra water, just in case.
can't all sit: herkes oturamaz
can't all sit ifadesinde can't olumsuzluğu all sözcüğünü kapsar: herkesin önde oturduğu durum mümkün veya izin verilen bir durum değildir. Bu, her bir kişinin orada oturmasının yasak olduğu anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen can't all + fiil kalıbı, herkesin bir şeyi yapmasının mümkün olmadığını anlatır. Bağlama göre bazı kişiler yine de bunu yapabilir.
Alıştırma
You can't all sit at the front burada ne anlama geliyor?
- Bazı kişiler önde oturabilir ama herkes oturamaz.
- Herkes önde oturmak zorundadır.
- Hiç kimsenin önde oturmasına izin verilmiyor.
Cevabı göster
Bazı kişiler önde oturabilir ama herkes oturamaz.
Never mind: küçük bir sorunu veya isteği geride bırakmak
Never mind, küçük bir sorunu, isteği, soruyu veya hayal kırıklığını geride bırakmak için kullanılan tam bir konuşma ifadesidir. Burada konuşanlar istedikleri şeyi elde edemeyeceklerini kabul edip artık bunun peşinden gitmezler. Bağlama göre boş ver, endişelenme veya artık gerek yok anlamına gelebilir. Ortak işlevi, dinleyiciye önceki konuyla artık ilgilenmesi gerekmediğini söylemektir.
Alıştırma
Bir arkadaşınızdan kalem istiyorsunuz, ancak sonra çantanızda bir kalem buluyorsunuz. Söylenecek en doğal şey nedir?
- Please keep looking; I still need a pen.
- Never mind. I found one in my bag.
- This is a serious problem that must be reported.
Cevabı göster
Never mind. I found one in my bag.
Breathe in the wonderful fresh air, children. Öbek fiiller
0:59Harika temiz havayı içinize çekin, çocuklar.
Breathe in: havanın içeri yönelmesini belirtmek
Breathe in, havanın akciğerlere girmesini sağlamak, yani nefes almak anlamına gelir. Buradaki in, bir yeri anlatan edat değil, içe doğru yönü gösteren bir parçacıktır. Bu ifade talimat olarak tek başına kullanılabilir veya breathe in fresh air örneğinde olduğu gibi solunan şey arkasından gelebilir. Ters yön breathe out ile ifade edilir.
Alıştırma
Nefes almak anlamındaki tam hedef ifadeyle solunum talimatını tamamlayın: ____ slowly through your nose.
Cevabı göster
Breathe in
put up our tents: çadırları kurmak
Put up our tents ifadesinde put up, çadırları kullanıma hazır olacak şekilde kurmak veya monte etmek anlamına gelir. Bu, put kelimesini koymak ve up kelimesini daha yükseğe diye ayrı ayrı okuyarak anlamı çıkarılamayan bir öbek fiildir. Nesne isim olduğunda put up our tents veya put our tents up denebilir. Nesne zamir olduğunda ortaya gelmelidir: put them up denir, put up them denmez.
Alıştırma
Kamp cümlesini kurmak anlamındaki tam hedef öbek fiille tamamlayın: We need to ____ our tents before dark.
Cevabı göster
put up
you must each find a partner to share your tent. Notlar
1:23her biriniz çadırınızı paylaşacak bir eş bulmalısınız.
must each find a partner: herkes için ayrı bir zorunluluk
Must bir zorunluluk bildirir; each ise bu zorunluluğu grubun her üyesine ayrı ayrı yükler. Burada herkesin kendisi için bir partner bulması gerektiği anlatılır. Özne + kiplik fiil + each + fiilin yalın hâli yapısında each, must sözcüğünden sonra ve find sözcüğünden önce gelir: you must each find. Bütün grubun ortak tek bir partner bulması gerektiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle herkesin kendi adını ayrı ayrı imzalaması gerektiğini açıkça belirtir?
- You must choose one person to sign for the group.
- You must each sign your own name.
- One person must sign for the whole group.
Cevabı göster
You must each sign your own name.
share your tent: aynı çadırı başka biriyle kullanmak
Share your tent, aynı çadırı başka biriyle birlikte kullanmak demektir. Buradaki share, çadırı parçalara ayırmak veya bir parçasını başkasına vermek anlamına gelmez. Yaygın yapı share + eşya veya alan şeklindedir. Diğer kişiyi belirtmek için share + eşya veya alan + with + kişi yapısı kullanılır; örneğin share a room with a friend.
Alıştırma
“Mia will share her tent with Ava.” ne anlama gelir?
- Mia çadırı iki parçaya bölecek.
- Mia ve Ava aynı çadırı kullanacak.
- Mia çadırı kalıcı olarak Ava'ya verecek.
Cevabı göster
Mia ve Ava aynı çadırı kullanacak.
Shall we share a tent?: ortak bir öneride bulunmak
Shall we + fiilin yalın hâli? konuşanın ve dinleyenin ya da içinde bulundukları grubun birlikte yapacağı bir eylemi önerir. Burada share aynı çadırı kullanmak anlamına gelir ve soru Suzy'yi bu ortak plana katılmaya davet eder. Bu kullanımda shall, kişilerin ortak bir karar vermesine yardımcı olur. Emir, kural veya yasal zorunluluk bildirmez.
Alıştırma
İki arkadaş eve yürüyerek dönüp dönmeyeceklerine birlikte karar vermek istiyor. Hangi cümle doğal bir ortak öneridir?
- You shall walk home.
- Shall you walk home?
- Shall we walk home?
Cevabı göster
Shall we walk home?
"I said I'd share with Zoe." içindeki I'd, I would anlamına gelir
I said I'd share with Zoe. daha önce yapılmış bir planı veya verilmiş bir sözü aktarır. Said bakış açısını geçmişe yerleştirir, would ise o geçmiş andan daha sonraki bir zamanı gösterir: Zoe ile çadırı paylaşmak daha sonrası için planlanmıştı. Buradaki tam biçim I said I would share with Zoe. cümlesidir. Birinin daha önce daha sonra yapacağını söylediği bir şeyi aktarırken geçmişten bakan bu zaman açısı yaygındır.
Alıştırma
"I said I'd share with Zoe." cümlesindeki I'd ifadesini hangi cümle doğru şekilde açar?
- I said I did share with Zoe.
- I said I had shared with Zoe.
- I said I would share with Zoe.
Cevabı göster
I said I would share with Zoe.
Emily, who are you going to share a tent with? Dilbilgisi
1:43Emily, sen kiminle çadır paylaşacaksın?
Who ... share a tent with?: Soru sonunda kalan with
Who, share a tent with someone kalıbında with'ten sonra gelen kişiyi sorar. Bu kişi who soru sözcüğüyle sorulduğunda who başa geçer, with ise sonda kalır. Buna edatın sonda bırakılması denir ve günlük İngilizcede normal, doğal bir yapıdır. with sözcüğünü korumak gerekir çünkü çadırı paylaşma eylemiyle diğer kişi arasındaki ilişkiyi gösterir.
Alıştırma
Birlikte çalışacağınız kişiyi soran cümleyi tamamlayın: Who are you going to work ____?
Cevabı göster
with
Now, I need sticks to make a campfire. Dilbilgisi
1:56Şimdi, kamp ateşi yakmak için çubuklara ihtiyacım var.
to make a campfire: to + fiil ile amaç belirtme
To make a campfire, çubukların hangi amaçla gerektiğini belirtir: konuşan kişi kamp ateşi yakmak için onlara ihtiyaç duyar. Buradaki to, amaç bildiren mastar yapısını başlatır; bir yere doğru hareketi göstermez. Bir şeyin hangi amaçla gerektiğini söylemek için need + şey + to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanabilirsiniz. Örneğin: I need a pen to write the note.
Alıştırma
open kullanarak cümleyi amaç bildiren mastar yapısıyla tamamlayın: I need a key ____ the door.
Cevabı göster
to open
me and Pedro want ile Pedro and I want: samimi ve standart özneler
me and Pedro want ifadesinde me and Pedro grubunun tamamı want fiilinin öznesidir. me normalde nesne zamiridir; ancak özellikle çocuklar veya çok rahat ve hazırlıksız konuşan kişiler bazen me and X yapısını birleşik özne olarak kullanır. Burada hem konuşanın hem de Pedro'nun bir şey yapmak istediği anlatılır. Standart İngilizcede Pedro and I want kullanılır. I özne biçimidir ve diğer kişinin adını önce söylemek yerleşik sıralamadır. Pedro'yu çıkararak hızlıca kontrol edebilirsiniz: I want standarttır, me want değildir.
Alıştırma
Hangi cümle okul ödevi için uygun standart özne biçimini kullanıyor?
- Pedro and I want to collect sticks.
- Me and Pedro want to collect sticks.
- Pedro and me wants to collect sticks.
Cevabı göster
Pedro and I want to collect sticks.
Peppa and her friends collect sticks for the campfire. Kalıp ifadeler
2:09Peppa ve arkadaşları kamp ateşi için çubuk topluyorlar.
collect sticks for the campfire: bir amaç için malzeme toplamak
Collect sticks, birkaç çubuğu bulmak veya yerden almak ve onları bir araya getirmek demektir. Bu açık hava bağlamında collect, nesneleri hobi olarak biriktirmeyi değil, pratik bir amaçla toplamayı anlatır. For the campfire amacı belirtir: çubuklar kamp ateşini yakmak veya beslemek için toplanır. Başka durumlarda da kullanılabilen collect + şeyler + for + amaç kalıbı, malzemeleri kullanılacakları amaçla bağlar.
Alıştırma
Cümleyi collect fiilinin geçmiş zaman biçimi ve amaç bildiren for ile tamamlayın: We ____ empty bottles ____ the art project.
Cevabı göster
collected · for
Peppa and her friends are sitting around the campfire. Kalıp ifadeler
2:20Peppa ve arkadaşları kamp ateşinin etrafında oturuyorlar.
sitting around the campfire: bir merkezin çevresindeki konumu anlatan around
sitting around the campfire ifadesinde around, kamp ateşini merkeze alır ve insanların onun farklı yanlarında oturduğunu gösterir. İfade, grubun ateşi çevreleyerek birlikte oturduğu anlamına gelir. Burada around konum bildirir; yaklaşık bir sayı ya da zaman belirtmez. sit around + merkezdeki bir nesne kalıbı, insanların bir masanın ya da ortak bir merkezin çevresinde oturmasını da anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede around, masanın grubun merkezinde olduğunu gösterir?
- The family sat around the table.
- The family arrived around noon.
- The family bought around ten plates.
Cevabı göster
The family sat around the table.
let's all sing a song: herkesi katılmaya davet etmek
Let's all + fiilin yalın hâli, konuşan kişi de dâhil olmak üzere tüm gruba bir eylem önermek veya grubu bu eylem için yönlendirmek amacıyla kullanılır. let's all sing ifadesinde all, hitap edilen herkesin katılmasını vurgular. All, şarkıların sayısını değil, katılan kişileri belirtir. let's all sonrasında fiilin yalın hâli kullanılır: Let's all sing; Let's all help.
Alıştırma
Herkesin katılması gerektiğini vurgulayan tek bir kelime kullanın: Let's ____ put our books away.
Cevabı göster
all
The Bing Bong song, please — öğe + please rica kalıbı
Beklenen eylem zaten belliyse, bir öğenin adından sonra please söylemek tam bir rica işlevi görebilir. Burada The Bing Bong song seçilen şarkıyı belirtir; please ise çocukların öğretmenden onu söylemesini istediğini gösterir. Bu, bazı sözleri atılmış bir rica yapısıdır: Durumdan anlaşıldığı için Please sing veya Can we have gibi sözler söylenmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp öğe + please şeklindedir.
Alıştırma
Bir görevli ne içmek istediğinizi soruyor. Hangi cevap doğal ve kısa bir ricadır?
- Please a lemonade is.
- A lemonade is please.
- A lemonade, please.
Cevabı göster
A lemonade, please.
I'm not sure — doğrudan no yerine nazik tereddüt
Bir rica veya davete cevap verirken I'm not sure yalnızca belirsizliği bildirmekten fazlasını yapabilir. Burada konuşanın doğrudan no demeden tereddüt etmesini sağlar. Kararı açık bırakabilir, düşünmek için zaman kazandırabilir veya isteksizliği nazikçe hissettirebilir. Bunun geçici bir tereddüt mü yoksa yumuşatılmış bir ret mi olduğunu bağlam ve sonraki cevap gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “Would you like to sing first?” diye soruyor. Doğrudan no demeden nazikçe tereddüt etmek istiyorsunuz. Hangi cevap en uygundur?
- I'm not sure.
- No, thank you.
- Yes, definitely.
Cevabı göster
I'm not sure.
Please, Madame Gazelle, sing the Bing Bong song.
2:31Lütfen, Bayan Gazel, Bing Bong şarkısını söyleyin.
All right: bir isteği kabul etmek
Bu yanıtta All right, “Peki, yapmayı kabul ediyorum” anlamına gelir. Hemen önceki isteği kabul eder ve konuşanın kabul etmeden önce düşündüğü izlenimini verebilir. Burada bir şeyin “tamamen doğru” olduğu anlamına gelmez. Anlam, neye yanıt verildiğine göre belirlenir: Bir isteğin ardından gelen All right çoğunlukla kabul bildirir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “Could you help me carry this?” diye soruyor. Siz “All right.” diye yanıtlıyorsunuz. Ne demek istiyorsunuz?
- Yardım etmeyi kabul ediyorum.
- Söylediklerin tamamen doğru.
- Daha fazla bilgiye ihtiyacım var.
Cevabı göster
Yardım etmeyi kabul ediyorum.
We're playing a tune and we're singing a song Kalıp ifadeler
2:38Bir melodi çalıyoruz ve bir şarkı söylüyoruz
play a tune ... sing a song: doğal müzik kalıpları
İngilizcede farklı müzik etkinlikleri için farklı fiiller kullanılır. Play a tune, çoğunlukla bir enstrümanla melodi çalmak demektir. Sing a song ise sesle bir şarkı söylemek demektir. Buradaki play, “çalmak” veya “icra etmek” anlamındadır; “oynamak” anlamında değildir. Her fiil ve ismi bir kalıp olarak öğrenmek doğal ifadeyi seçmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Her fiili bir kez kullanın, sing ve play: Nora used her voice to ____ a song, while Leo used the violin to ____ a tune.
Cevabı göster
sing · play
time for bed: sıradaki etkinliği duyurmak
time for bed, yatağa gidip uyuma vaktinin geldiğini belirtir. time for + isim kalıbında isim, sıradaki etkinliği veya olayı adlandırır; burada bed, bir amaç olarak mobilyayı değil, yatma zamanını ifade eder. Bu kalıp bir etkinlik değişikliğini duyurabilir: Time for lunch. Time for class. Günlük konuşmada Time for ..., It's time for ... ifadesinin kısaltılmış biçimidir.
Alıştırma
Kısa duyuruyu dersteki iki kelimelik kalıpla tamamlayın: ____ lunch, everyone.
Cevabı göster
Time for
sleeping bags: kamp uyku tulumunu belirten birleşik isim
Sleeping bag, özellikle kamp yaparken uyumak için kullanılan sıcak ve dolgulu bir tulumdur. İki kelime birleşik bir isim oluşturur: sleeping, tulumun kullanım amacını açıklar; tulumun yaptığı bir eylemi anlatmaz. Çoğul eki ana isim olan bag üzerine gelir: one sleeping bag, two sleeping bags.
Alıştırma
Hangi cümle iki kamp uyku tulumunu belirten birleşik ismi doğru kullanır?
- We packed two sleep bags for the trip.
- We packed two bags sleeping for the trip.
- We packed two sleeping bags for the trip.
Cevabı göster
We packed two sleeping bags for the trip.
I've got: şu anda sahip olmayı ifade etmek
I've got + isim, “Benim ... var” anlamına gelir ve konuşanın o anda bir şeye sahip olduğunu belirtir. I've, I have ifadesinin kısaltmasıdır; have got bütünü sahiplik yapısı olarak kullanılır. Buradaki got, el fenerini geçmişte alma veya edinme eylemini anlatmaz. Bu sahiplik kullanımı günlük Britanya İngilizcesinde özellikle yaygındır; I have de aynı temel anlamı verir.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuzu seçin. I sözcüğünden sonra /v/ sesi olup olmadığına dikkat edin.
- I got a red backpack.
- I've got a red backpack.
Cevabı göster
I've got a red backpack.
torch: Britanya İngilizcesinde “el feneri”
Britanya İngilizcesinde a torch, elde tutulan küçük ve taşınabilir bir elektrikli ışık, yani el feneridir. Bu cümlede, Amerikan İngilizcesinde genellikle a flashlight denilen şeyi ifade eder. Torch ayrıca yanan bir meşale veya törensel bir alev anlamına da gelebilir; ancak buradaki nesne ve aydınlatma bağlamı, el feneri anlamını seçtirir.
Alıştırma
Hangi cümlede torch, Britanya İngilizcesindeki yaygın “el feneri” anlamında kullanılmıştır?
- The athlete carried the Olympic torch into the stadium.
- Take a torch so we can see along the dark path.
- She used a kitchen torch to brown the sugar.
Cevabı göster
Take a torch so we can see along the dark path.
Me too: olumlu bir ifadeye verilen kısa yanıt
Me too, aynı olumlu ifadenin konuşan kişi için de geçerli olduğunu belirten kısa bir yanıttır. Burada I have one too gibi daha tam bir düşüncenin yerine geçer; ortak eylem veya durum zaten açık olduğu için söylenmez. Bu kalıplaşmış konuşma yanıtında İngilizce, I yerine me kullanır. I have one too örneğindeki gibi tam bir yan cümle kurulduğunda ise I kullanılır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “I really enjoyed the concert.” diyor. Siz de konserden çok keyif aldınız. En doğal kısa yanıtı seçin.
- I too.
- Me neither.
- Me too.
Cevabı göster
Me too.
No more giggling, please: devam eden bir davranışı durdurmak
No more + -ing yapısı, birine sürmekte olan veya tekrarlanan bir etkinliği bırakmasını söyler. No more giggling, kıkırdamanın o anda sona ermesi gerektiği anlamına gelir; more burada karşılaştırma değil, durdurma kalıbının bir parçasıdır. Please ifadeyi yumuşatır, ancak cümle yalnızca bir öneri sunmak yerine hâlâ net bir sınır koyar.
Alıştırma
Çocuklar kütüphanede koşmaya devam ediyor. Yönergeyi run fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: No more ____ in the library, please.
Cevabı göster
running
funny noise: funny sözcüğünün “garip veya alışılmadık” anlamı
Burada funny, “komik” değil; “garip, alışılmadık veya açıklaması zor” demektir. A funny noise normal gelmeyen ve konuşanın buna neyin yol açtığını merak etmesine neden olan bir sestir. Anlamı isim ve durum belirler. Funny; noise, smell, feeling veya taste sözcüklerini nitelediğinde çoğu zaman bir şeyin garip ya da ters olduğunu, joke veya story ile ise genellikle komik olduğunu anlatır.
Alıştırma
“What was that funny noise?” cümlesinde funny sözcüğü büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- insanları güldürmek için olan
- kolay duyulan
- garip veya alışılmadık
Cevabı göster
garip veya alışılmadık
There it is again: bir şeyin yeniden olduğunu belirtmek
There it is again; bir sesin, görüntünün, hareketin veya fark edilebilen başka bir olayın az önce yeniden gerçekleştiğini hemen belirtir. Bu ifade çoğu zaman “geri geldi” ya da “yine oldu” anlamında kısa bir tepkidir. Burada there dinleyenin dikkatini çeker; uzaktaki bir yeri belirtmek zorunda değildir. It, durumdan ne olduğu zaten anlaşılan şeyi gösterir; again ise tekrarı belirtir.
Alıştırma
Aynı bip sesini ikinci kez duyuyorsunuz. Hangi cümle başka birinin dikkatini bu sese en doğal biçimde çeker?
- There it is again.
- There was a beep yesterday.
- It is over there.
Cevabı göster
There it is again.
a bit scared: a bit ile duygunun derecesini hafifletmek
a bit scared ifadesinde a bit, scared sıfatından önce gelir ve “biraz” ya da “düşük bir derecede” anlamını taşır. Duyguyu daha az güçlü gösterir, ancak korkunun gerçek olmadığını düşündürmez. a bit + sıfat yapısını a bit tired veya a bit cold örneklerinde olduğu gibi hafif bir durum ya da duyguyu anlatmak için kullanabilirsiniz. Burada a bit, sayılabilir bir miktar değil, derece bildiren bir ifadedir.
Alıştırma
Duyguyu hafif göstermek için hedef ifadeyi kullanın: I'm ____ nervous about speaking in front of the class.
Cevabı göster
a bit
would you like to come in?: kibar bir davette bulunmak
Would you like to + fiilin yalın hâli, birini kibarca davet etmenin veya ona bir etkinlik önermenin bir yoludur. would you like to come in? cümlesinde come in, konuşanın bulunduğu yere girmek anlamına gelir; yani konuşan, dinleyeni nazikçe içeri davet eder. Burada would kibarlık katar; geçmiş zamanı belirtmez. Fiilin yalın hâlinden önce to kullanın: Would you like to join us?
Alıştırma
Kibar daveti hedef yapıyla tamamlayın: ____ join us for lunch?
Cevabı göster
Would you like to
Can I come in, please? ile nazikçe izin istemek
Can I + fiilin yalın hâli, günlük İngilizcede bir şeyi yapmak için izin istemenin yaygın bir kalıbıdır. Bu cümlede Can I come in? “İçeri girmeme izin verir misiniz?” demektir; konuşanın fiziksel olarak içeri girip giremeyeceğini sormaz. come in, dinleyicinin bulunduğu yere girmek anlamına gelir. Cümlenin sonuna please eklemek isteği daha nazik yapar.
Alıştırma
Bir sınıfın dışındasınız ve içeri girmek için izin istiyorsunuz. Günlük Can I isteğini tamamlayın: ____ come in, please?
Cevabı göster
Can I
Of course ile sıcak ve kesin biçimde izin vermek
Of course, “kesinlikle” ya da “hiç tereddüt etmeden evet” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada izin veren ve istekte bulunan kişiyi rahatlatan tam bir cevap olarak kullanılır. İki kelimeyi tek bir ifade olarak anlayın; bu kullanımda course “ders” anlamına gelmez. Sıcak bir tonla söylendiğinde, yalnızca yes demekten daha istekli ve kesin duyulur.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “Can I sit here?” diye soruyor. Hangi cevap sıcak ve kendinden emin bir şekilde izin verir?
- I'm afraid not.
- Of course.
- You must sit here.
Cevabı göster
Of course.
I think I might...: gelecekle ilgili belirsiz bir ifadeyi yumuşatmak
I think, ardından gelen ifadeyi kişisel bir değerlendirme olarak sunar; might ise daha sonra korkmanın yalnızca bir olasılık olduğunu gösterir. Bu iki ifade birlikte kesinlik derecesini düşürür: bu, kesin bir tahmin değildir. Burada konuşan kişi, gelecekte hissedebileceği bir duyguyu şimdi rahatlatılmak veya izin almak için nazik bir gerekçe olarak kullanır. Bu dolaylı ve önleyici bahane, doğrudan bir talepten daha yumuşak ve biraz da şakacı duyulur.
Alıştırma
Hangi cümle en çekingen tonda söylenmiş ve daha sonra yardıma ihtiyaç duymayı yalnızca bir olasılık olarak sunmuştur?
- I needed some help yesterday.
- I know I will definitely need help later.
- I think I might need some help later.
Cevabı göster
I think I might need some help later.
Can we have the Bing Bong song, please? Ton ve niyet
4:17Bing Bong şarkısını söyleyebilir miyiz, lütfen?
Can we have... please?: bir eşya, hizmet veya etkinlik istemek
Can we have + isim...? kalıbı, birinden konuşanın dâhil olduğu grup için bir şey sağlamasını istemek amacıyla kullanılır. Bu cümlede have the Bing Bong song, şarkıya sahip olmak anlamına gelmez; şarkının söylenmesi veya çalınması yoluyla grubun onu dinlemesini sağlamak anlamına gelir. Beklenen eylemi isim ve ortam belirler. Can we have the menu? menünün getirilmesini, Can we have some help? ise yardım almayı ister. We bunun grup adına yapılan ortak bir istek olduğunu gösterir; please ise nezaket katar.
Alıştırma
Restoranda bir grup adına yapılan bu nazik isteği Can we have... kullanarak tamamlayın: ____ a jug of water, please?
Cevabı göster
Can we have