Bluey Tam Bölüm | Balina Gözlemi | 3. Sezon 22. Bölüm | @disneyjr: İngilizce çalışma notları
Disney Jr.
Video özeti: Geç biten bir yılbaşı partisinin ardından bitkin düşen iki ebeveyn, çocuklarıyla balina izleme oyunu oynamayı isteksizce kabul eder. Başta hayal kırıklığı yaratan hayali gezi, annenin sonunda “tekneye” atlamasıyla muhteşem bir maceraya dönüşür; para iadesi şakası tersine çevrilir ve ebeveynler yeniden sakinliğe kavuşur. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. make a much better boat than me. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: make + isim yapısının bir şeyi üretmek yerine “bir role uygun olmak” anlamına gelebileceğini anlayın. Kimin iyi bir öğretmen, lider, ekip arkadaşı veya oyuncu olacağını ifade ederken bu kalıbı kullanabilir, aile oyunundaki esprili karşılaştırmayı kavrayabilirsiniz. 2. gone through; braved — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu fiillerin bir dizi zorluğu nasıl dramatik bir özete dönüştürdüğünü fark edin. Soru ya da yakınmadan önce engelleri sıralayarak zahmetli yolculuk ile hayal kırıklığı yaratan sonuç arasında etkili bir karşıtlık kurmayı öğrenin. 3. Here's my money back. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Gezi sonunda heyecan verici olunca çocuğun önceki para iadesi sözünü nasıl tersine çevirdiğini görün. Aynı ifadeyi farklı bir konuşmacı, ters para akışı ve değişmiş anlamla kullanarak önceki sahneye komik bir gönderme yapmayı öğrenin.
Bu derste
I don't ever want to leave this couch. Dilbilgisi
0:30Bu koltuktan bir daha asla kalkmak istemiyorum.
don't ever want to: çok güçlü isteksizlik
don't ever want to + fiilin yalın hâli yapısında ever, don't ile kurulan olumsuz anlamın içindedir. ‘Herhangi bir zamanda’ fikrini katar; bu yüzden bütün yapı don't want to ifadesinden çok daha güçlü bir isteksizlik anlatır. Burada konuşan kişi çok yorgundur ve bu yapıyı komik bir abartı olarak kullanır: şu anda kanepeden hiç ayrılmak istemez, ancak mutlaka sonsuza kadar orada kalacağını söylemiyordur.
Alıştırma
Çok güçlü bir isteksizlik göstermek için cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: After that frightening flight, I ____ fly in a storm again.
Cevabı göster
don't ever want to
on the phone to someone: biriyle telefonda konuşmak
be on the phone to someone, “o kişiyle telefonda konuşuyor olmak” demektir. They're on the phone to Muffin. cümlesindeki to Muffin, telefonun diğer ucundaki kişinin kim olduğunu belirtir. Bu ifade, hâlihazırda devam eden bir telefon görüşmesini anlatır. Fiziksel olarak bir telefonun üzerinde olmak veya birine telefon vermek anlamına gelmez.
Alıştırma
Avustralya İngilizcesiyle yapılan bir konuşmada, Mia'nın şu anda Leo'yla telefonda konuştuğunu en doğal biçimde hangi cümle anlatır?
- Mia is on the phone for Leo.
- Mia is on the phone to Leo.
- Mia is on Leo's phone.
Cevabı göster
Mia is on the phone to Leo.
have the energy for: bir etkinliğe yetecek gücü olmak
have the energy for + isim veya -ing biçimi, bir etkinlik için yeterli fiziksel ya da zihinsel güce sahip olmak demektir. Bu cümlede olumsuz biçim, konuşanın bugün oyun oynayamayacak kadar yorgun veya tükenmiş hissettiğini anlatır. for, energy for homework veya energy for cooking örneklerinde olduğu gibi, enerji gerektiren etkinliği getirir. Enerjinin nereden geldiğini göstermez.
Alıştırma
“Bir şeyi yapabilecek güçte hissetmek” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the long hike, I don't ____ cooking dinner.
Cevabı göster
have the energy for
This way: birini bu yöne doğru yönlendirmek
This way, birine hangi yöne gitmesi gerektiğini gösterirken kullanılan kısa ve kalıplaşmış bir ifadedir. “Lütfen bu taraftan gelin veya gidin” anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişi bir müşteriye yol gösterdiği için way bir yöntemi değil, fiziksel yönü belirtir. Please come sözcükleri çoğu zaman söylenmez. Genellikle bir el hareketi veya konuşanın hareketi hangi yönün kastedildiğini açıklar.
Alıştırma
Bir restoran görevlisi aileyi masasına götürüyor. “Bu yöne gelin” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, please.
Cevabı göster
This way
This will be the most amazing trip you've ever been on. Dilbilgisi
0:45Bu şimdiye kadar çıktığın en inanılmaz yolculuk olacak.
Üstünlük derecesinden sonra you've ever been on
Bu cümlede you've ever been on, üstünlük bildiren the most amazing trip ifadesinden sonra gelir. Karşılaştırma alanını, dinleyenin şimdiye kadar çıktığı bütün geziler olarak belirler. Ever, zaman aralığını dinleyenin bugüne kadarki yaşamındaki herhangi bir zamana genişletir. You've, you have ifadesinin kısaltmasıdır. Been on, trip ile birlikte kullanılır: be on a trip, bir geziye çıkmak veya geziyi deneyimlemek demektir. Bir gezinin üzerinde durmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: This is the best trip you've ____.
Cevabı göster
ever been on
get my money back: para iadesi almak
Get my money back, daha önce ödediğim parayı geri almak, yani para iadesi almak demektir. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir; get your money back ve get our money back buna örnektir. Bu ifade, aynı madeni veya kâğıt paraları almaya değil, iade sonucuna odaklanır. Or I get my money back cümlesinde konuşan kişi, söz verilen sonuç gerçekleşmezse diğer seçeneğin para iadesi olduğunu belirtir.
Alıştırma
Müşterinin cümlesini get one's money back kullanarak tamamlayın: The headphones don't work, so I want to ____.
Cevabı göster
get my money back
On you get: binmeye yönelik samimi bir yönlendirme
On you get. “Bin” ya da “Yukarı çık” anlamına gelen günlük ve samimi bir yönergedir. Burada birini tekneye binmeye davet eder. Get, bir şeyi almak değil, hareket etmek anlamı taşır. Yapı yön bildiren sözcük + özne + get şeklindedir: on + you + get. on sözcüğünün başa gelmesi, ifadeyi kişiyi harekete geçmeye teşvik eden kısa bir yönlendirme gibi duyurur.
Alıştırma
Bu bağlamda On you get. ne anlama gelir?
- Dinleyiciye bir şeyi açmasını söyler.
- Birine binmesini ya da bir şeyin üzerine çıkmasını samimi biçimde söyler.
- Dinleyicinin ne aldığını sorar.
Cevabı göster
Birine binmesini ya da bir şeyin üzerine çıkmasını samimi biçimde söyler.
Watch your step: ayağını bastığın yere dikkat etme uyarısı
Watch your step. “Ayağını nereye bastığına dikkat et” anlamına gelen kalıplaşmış bir güvenlik uyarısıdır. Burada watch, eğlence amacıyla bir şeyi izlemek değil, dikkat etmek anlamındadır. Merdivenlerin, boşlukların, kaygan yerlerin, engebeli zeminlerin veya takılıp düşmeye yol açabilecek engellerin yakınında kullanılır. Dinleyicinin sürekli ayaklarına bakması gerekmez; amaç dikkatli hareket etmesidir.
Alıştırma
Bir girişin zemini engebelidir. Konuşmacı Watch your step. diyerek ne yapıyor?
- Birini ayağını nereye bastığına dikkat etmesi için uyarıyor.
- Birini gösteri izlemeye davet ediyor.
- Birinden kaç adım attığını saymasını istiyor.
Cevabı göster
Birini ayağını nereye bastığına dikkat etmesi için uyarıyor.
haven't got it in me: enerjisi veya gücü kendinde bulamamak
Burada haven't got it in me, konuşanın kendisinden beklenen şeyi yapmak için gereken içsel enerjiye, duygusal güce, cesarete veya kararlılığa sahip olmadığını anlatan bir deyimdir. Konuşanın bedeninde fiziksel bir nesnenin bulunmadığı anlamına gelmez. Herkes hangi işten söz edildiğini biliyorsa iş açıkça söylenmeyebilir. today eklenmesi durumu geçici gösterir: konuşan bunu şu anda yapacak durumda değildir, fakat asla yapamayacağını söylemez.
Alıştırma
Maya'nın işi yapacak enerjisi olmadığını anlatan hedef deyimle cümleyi tamamlayın: After a twelve-hour shift, Maya says, "I ____ to cook a big dinner tonight."
Cevabı göster
haven't got it in me
a bit late: olumsuz bir durumu yumuşatmak
a bit late ifadesinde a bit, late sözcüğünü niteler ve kelime anlamıyla küçük bir dereceyi belirtir. Ayrıca olumsuz durumu daha az doğrudan ve daha az ciddi gösterir. Bu bağlamda konuşan kişi durumu olduğundan hafif anlatıyor olabilir: oldukça geç yatılmıştır, fakat a bit bunu önemsizmiş gibi sunar. A bit her zaman very anlamına gelmez; gerçekten küçük bir dereceyi mi belirttiğini yoksa durumu bilerek mi hafiflettiğini bağlam ve ton gösterir.
Alıştırma
Nina film başladıktan bir saat sonra geldiği hâlde "I was a bit late." diyor. Burada a bit büyük olasılıkla ne yapıyor?
- Ne kadar süre geç kaldığını tam olarak bildirir.
- İfadeyi yumuşatır ve ne kadar geç kaldığını olduğundan hafif gösterir.
- Filmin başlamasından önce geldiği anlamına gelir.
Cevabı göster
İfadeyi yumuşatır ve ne kadar geç kaldığını olduğundan hafif gösterir.
Because you went to the New Year's party at Muffin's.
1:10Çünkü Muffin'lerdeki yılbaşı partisine gittiniz.
She saw you dancing on her barbecue table. Dilbilgisi
1:13Sizi onun barbekü masasının üzerinde dans ederken görmüş.
saw you dancing: see + nesne + -ing
saw you dancing yapısında saw, see fiilinin geçmiş zaman biçimidir; you nesnedir ve dancing, o anda ne yaptığını anlatan -ing biçimli tamamlayıcıdır. Bu ifade, onun seni dans etmenin ortasındayken gördüğü anlamına gelir. dancing, cümlenin ana fiilinin şimdiki zaman biçimi değildir. see + nesne + -ing yapısı, eylemi devam eden bir sahne ya da gözlemcinin gördüğü bir bölüm olarak sunar. Gözlemcinin eylemin tamamını izlediğini belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümle devam eden bir eylemi anlatmak için see + nesne + -ing yapısını kullanır?
- I saw Leo drawing a dragon when I entered the room.
- I saw that Leo drew a dragon after lunch.
- I asked Leo to draw a dragon after lunch.
Cevabı göster
I saw Leo drawing a dragon when I entered the room.
She woke up when Uncle Stripe yelled "Cannonball!" and jumped into the pool. Notlar
1:18Stripe amca "Bomba!" diye bağırıp havuza atladığında uyanmış.
woke up: wake up'ın geçmiş zaman biçimi
Wake up, uyumayı bırakıp uyanmak anlamına gelen bir fiil öbeğidir. Woke up bunun düzensiz geçmiş zaman biçimidir. Bu cümlede She woke up onun başına ne geldiğini, when ile başlayan yan cümle ise bunun ne zaman olduğunu anlatır. Burada up, fiil öbeğinin bir parçasıdır ve yön belirtmez. Nesne olmadığında uyanan kişi özne olur: She woke up. Kimin uyandırıldığını belirtmek için The shout woke her up denebilir; zamir biçimindeki nesne wake ile up arasına gelir.
Alıştırma
Cümleyi wake up fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The thunder was loud, so I ____ at midnight.
Cevabı göster
woke up
“Cannonball!”: Havuza atlamadan önce söylenen ünlem
Bu havuz sahnesinde “Cannonball!”, eğlenceli bir atlayışın hem adıdır hem de yapılacağını duyuran bir sözdür: Atlayan kişi dizlerini vücuduna doğru çeker ve büyük bir su sıçraması oluşturacak şekilde suya düşer. Burada gerçek bir top güllesi uyarısı değildir. Havuza atlama hareketi ve ortam, bunun bu tür bir atlayıştan önce söylenen bir söz olduğunu gösterir.
Alıştırma
Havuzda biri atlamadan hemen önce “Cannonball!” diye bağırıyor. Ne yapacağını duyuruyor?
- Herkesin sessizce havuzdan çıkmasını istiyor.
- Suda gerçek bir silah bulmuş.
- Vücudunu toparlayarak atlayıp büyük bir su sıçraması oluşturacak.
Cevabı göster
Vücudunu toparlayarak atlayıp büyük bir su sıçraması oluşturacak.
Classic + kişi adı: “Classic Stripe.”
Classic + bir kişinin adı, “Bu davranış tam bu kişiye göre” anlamına gelen kısa bir konuşma tepkisidir. Herkesin az önce gördüğü veya duyduğu bir davranışa gönderme yapar. Burada classic, “eski çağlardan kalma” veya “klasik sanatla ilgili” değil, “hemen tanınacak kadar o kişiye özgü ve tipik” demektir. Tepki çoğunlukla sevecen bir eğlence, takılma veya hafif bir bıkkınlık taşır.
Alıştırma
Leo anahtarlarını yine unutmuş. Classic + name kalıbını kullanarak samimi tepkiyi tamamlayın: ____.
Cevabı göster
Classic Leo
make a much better boat than me: bir role uygunluğu belirten make
Buradaki make, “üretmek” anlamına gelmez. Rol yapma oyununda You make a ... boat, kişinin tekne görevini üstlendiği veya tekne rolünü oynadığı anlamına gelir. You değerlendirilen kişidir; boat ise rolün adıdır. “kişi + make + betimleyici sözcük + rol” yapısı, bir kişinin o role ne kadar uygun olduğunu veya rolü ne kadar iyi yerine getireceğini anlatır. much, karşılaştırma biçimi better’ı güçlendirir; than me ise karşılaştırılan kişiyi belirtir. Konuşmada than me doğaldır; than I do, atlanan fiili açıkça gösterir.
Alıştırma
Maya sabırlıdır ve konuları açıkça anlatır. Hangi cümle onun öğretmenlik için uygun olduğunu söyler?
- Maya would build a great teacher.
- Maya would make a desk for the teacher.
- Maya would make a great teacher.
Cevabı göster
Maya would make a great teacher.
Then you kids play by yourselves. Kalıp ifadeler
1:33Sonra siz çocuklar kendi kendinize oynarsınız.
play by yourselves: başka birinin yardımı olmadan oynamak
by yourselves, çocukların ebeveyn katılmadan veya yardım etmeden oynamaları gerektiği anlamına gelir. Sözler birden fazla çocuğa yöneltildiği için çoğul biçim yourselves kullanılır. Çocuklar yine birlikte oynayabilir; her çocuğun tek başına oynaması gerektiği anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı by + dönüşlülük zamiridir: by myself, by yourself, by ourselves ve by yourselves. Bu yapı, birinin bir etkinliği bağımsız olarak yaptığını gösterebilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuzu seçin. yourself veya yourselves sözcüğünün sonuna odaklanın.
- Please finish the puzzle by yourselves.
- Please finish the puzzle by yourself.
Cevabı göster
Please finish the puzzle by yourselves.
here you go: bir şeyi uzatırken “buyur” demek
Here you go, birinin ihtiyaç duyduğu veya istediği bir şeyi ona uzatırken kullanılan kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Bu cümlede konuşan kişi bilet parasını uzatırken bunu söyler; dolayısıyla “Bu senin için” veya “Al” anlamına gelir. Buradaki go hareket etmeyi anlatmaz. İfadenin tamamını bir şeyi sunma veya teslim etme eylemi olarak öğrenin.
Alıştırma
Kasadaki görevli müşteriye makbuzunu uzatıyor. O anda söylenecek en doğal ifade hangisidir?
- You go here.
- Here you go.
- Here is go.
Cevabı göster
Here you go.
Now, if you aren't happy with your whale watching trip, Dilbilgisi
1:49Şimdi, eğer balina gözlemi yolculuğunuzdan memnun kalmazsanız,
if you aren't happy with ... I'll give you your money back: koşullu para iadesi sözü
if you aren't happy with ... olası bir koşul belirtir: müşteri memnun kalmayabilir. I'll give you your money back ise bu koşul gerçekleşirse yerine getirilecek sözü belirtir. İki bölüm birlikte bir para iade garantisi oluşturur; if bölümü müşterinin şu anda zaten mutsuz veya memnuniyetsiz olduğunu söylemez. Gelecekte gerçekleşmesi mümkün bir koşul için İngilizcede koşul bölümünde genellikle if + simple present, sonuç bölümünde ise will + fiilin yalın hâli kullanılır. Burada happy with, “bir şeyden memnun olmak” anlamındadır.
Alıştırma
Hangi cümle bir ders için doğal biçimde para iade garantisi verir?
- If you aren't happy with the class, we'll give you your money back.
- If you won't be happy with the class, we gave you your money back.
- If you aren't happy with the class, we'll take your money back.
Cevabı göster
If you aren't happy with the class, we'll give you your money back.
This will be the best whale watching tour you've ever been on. Kalıp ifadeler
1:56Bu şimdiye kadar katıldığınız en iyi balina gözlemi turu olacak.
whale watching tour: bir etkinlik adının yapısı
Whale watching tour, insanların balinaları izlemesi için düzenlenen bir tur anlamına gelir. Ana isim tour kelimesidir; whale watching bunun ne tür bir tur olduğunu belirtir. Bu tür isim gruplarını sağdan başlayarak okuyabilirsin: önce ana ismi bul, sonra önündeki kelimelerden türü veya etkinliği anla. Burada insanlar balinaları izler; izleyenler balinalar değildir.
Alıştırma
whale, watching ve tour kelimelerini doğal sıraya koyarak etkinlik adını tamamla: We booked a ____ for Saturday morning.
Cevabı göster
whale watching tour
All aboard!: hareketten önce araca binme çağrısı
All aboard!, tren, tekne veya benzeri bir yolcu taşıtı hareket etmeden hemen önce yapılan geleneksel bir çağrıdır. Yolculuk edecek herkese şimdi binmelerini ve yola çıkmaya hazırlanmalarını söyler. Aboard burada bir taşıtın içinde olmayı veya taşıta binmeyi ifade eder. Bu çağrı, birinin kondüktör ya da kaptan rolüne girdiği hikâyelerde ve oyunlarda da sık görülür.
Alıştırma
All aboard! hangi durumda doğal olur?
- Bir aile akşam yemeği yemek için masaya oturuyor.
- Bir öğretmen sınıftan kitaplarını açmalarını istiyor.
- Bir tren hareket etmek üzere ve kondüktör yolcuları binmeye çağırıyor.
Cevabı göster
Bir tren hareket etmek üzere ve kondüktör yolcuları binmeye çağırıyor.
smooth sailing: sorunsuz ve kolay ilerleme
Smooth sailing kelimesi kelimesine sakin sularda sorunsuz yol almak demektir. Konuşan kişiler denizdeymiş gibi oyun oynadığı için bu anlam sahneye uyar. Aynı zamanda bir işin kolayca ve çok az sorunla ilerlediğini anlatan bir deyimdir. It’s smooth sailing ifadesinde yolculuğun fiziksel yüzeyini değil, işlerin nasıl gittiğini anlatır.
Alıştırma
“Sorunsuz ve kolay ilerleme” anlamındaki bu dersin deyimiyle cümleyi tamamlayın: Once we agreed on the plan, the rest was ____.
Cevabı göster
smooth sailing
hit rough seas: aniden zorluklarla karşılaşmak
Hit rough seas kelimesi kelimesine güçlü dalgaların olduğu bir deniz bölümüne girmek demektir. Burada hit, bir şeye vurmak değil, “ulaşmak veya aniden karşılaşmak” anlamındadır. Bu ifade, ciddi sorunların başlamasını anlatan bir mecaz olarak da kullanılabilir. Deniz oyununda gerçek macera ile mecazi zorluk aynı anda sahneye uyar.
Alıştırma
“Ciddi sorunlar yaşamaya başladı” anlamındaki bu dersin deniz mecazıyla cümleyi tamamlayın: When our main computer failed, the project ____.
Cevabı göster
hit rough seas
Hold on: Bir yere tutunmak veya dengeni korumak
Burada Hold on, “bir yere tutun veya vücudunu dengede tut” anlamında bir emirdir. Sarsıntılı hareket fiziksel anlamı açık eder: konuşan kişi, dinleyenin düşmemesini ister. Hold on, “bekle” anlamına da gelebilir. Anlamı seçmek için duruma bak: hareket veya tehlike “tutun” anlamına, konuşmadaki bir duraklama ise “bekle” anlamına işaret eder.
Alıştırma
Bir otobüs keskin bir dönüş yapıyor. Hangi cümle bir arkadaşa dengesini korumasını söyler?
- The bus stop is around the corner.
- Hold on a moment while I check the map.
- Hold on—the bus is turning!
Cevabı göster
Hold on—the bus is turning!
And point of fact, the boat doesn't decide about rough seas, Anlatım akışı
2:31Ve aslında, dalgalı denizlere gemi karar vermez,
Point of fact: Resmî bir olgu düzeltmesini belirtmek
Burada point of fact, sırada gelecek bilgiyi gösteren bir işaret, yani bir söylem belirteci olarak çalışır. Olgusal bir düzeltme yapılacağını bildirir; böylece the boat ile the boat driver arasındaki karşıtlığı ek bilgi olarak değil, bir düzeltme olarak sunar. Bu ifade, basit bir eklemeden daha resmî ve tartışmacı duyulur. Oyun amaçlı bir konuşmada bu ciddi ifade, konuşan kişiyi kuralları resmî olarak açıklıyormuş gibi de gösterebilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir olgunun resmî olarak düzeltileceğini en açık biçimde bildirir?
- Point of fact, the museum closes at five, not six.
- For example, the museum has paintings upstairs.
- By the way, the museum has a new café.
Cevabı göster
Point of fact, the museum closes at five, not six.
the boat driver does: does ile önceki fiil öbeğinin yerine geçme
the boat driver does ifadesinde does, daha önce geçen decide about rough seas fiil öbeğinin yerini tutar. Tam anlamı “the boat driver decides about rough seas” şeklindedir; ancak İngilizcede yinelenen sözcükler atılır. Böylece doğrudan bir karşıtlık kurulur: kararı tekne değil, tekneyi kullanan kişi verir. Bu yapı, iki özne karşılaştırılırken sık kullanılır. Şimdiki geniş zamanda üçüncü tekil şahıs özneyle does, I, you, we veya they ile do, geçmiş zamanda ise did kullanılır.
Alıştırma
Fiil öbeğinin tekrarını önleyen yardımcı fiili yazarak karşıtlığı tamamlayın: Leo doesn't like puzzles, but Mia ____.
Cevabı göster
does
Well, I'm just gonna sail around till I find them. Dilbilgisi
2:51Şey, onları bulana kadar etrafta dolaşacağım.
sail around till I find them: hedefe ulaşana kadar devam etme
sail around, belirli tek bir rota olmadan tekneyle farklı yönlere veya bir yerden başka bir yere gitmek demektir. till I find them bitiş noktasını verir: konuşan kişi onları bulduğu ana kadar yolculuk sürer. Buradaki them, daha önce sözü edilen rough seas ifadesini gösterir. Kullanılabilir kalıp, süren eylem + till + sonuç şeklindedir. Sonuç gelecekte olsa bile till yan cümlesinde genellikle geniş zaman kullanılır: till I find them denir, till I will find them denmez.
Alıştırma
Hangi cümle, anahtar bulunana kadar aramanın süreceği anlamına gelir?
- I'll look around till I find my key.
- I'll find my key before I start looking around.
- I'll look around because I found my key.
Cevabı göster
I'll look around till I find my key.
Hold on to your breakfast: şakacı bir uyarı
Burada Hold on to your breakfast, yiyeceği gerçekten elinle tutman için verilen bir talimat değildir. Yolculuğun birazdan çok sarsıntılı olacağını ve yediklerini kusmamaya çalışman gerektiğini anlatan abartılı bir şakadır. Şaka, midedeki kahvaltıyı elle tutulabilecek bir şey gibi gösterir. Başka sarsıntılı yolculuk sahnelerinde bu cümleyi, birinin midesinin bulanabileceğini anlatan şakacı bir uyarı olarak anlayabilirsin.
Alıştırma
Konuşan kişi "Hold on to your breakfast" derken şakacı biçimde neyi kastediyor?
- Kahvaltı kutunu iki elinle tut.
- Mideni bulandırabilecek sarsıntılı bir yolculuğa hazırlan.
- Yolculuktan önce bir kahvaltı daha yap.
Cevabı göster
Mideni bulandırabilecek sarsıntılı bir yolculuğa hazırlan.
We have seem to accidentally wandered into some rough seas. Deyimler
3:02Görünüşe göre kazara biraz dalgalı bir denize girmişiz.
wandered into some rough seas: yanlışlıkla zor bir duruma girmek
Wander into + bir yer veya durum, oraya önceden planlamadan girmek anlamına gelir. Burada wandered into some rough seas, güçlü dalgaların olduğu bir bölgeye yanlışlıkla ulaştıklarını anlatır. Rough seas zor bir durumu da temsil edebilir. Bu nedenle ifade hem denizin dalgalı bir bölümünü hem de beklenmedik bir sorunu düşündürebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede wandered into, bir durumun planlanmadan geliştiğini gösterir?
- We left as soon as the argument started.
- We wandered into an argument while talking about chores.
- We planned the argument carefully before it began.
Cevabı göster
We wandered into an argument while talking about chores.
Please don't go to the lunch food thing before the storm is over. Dilbilgisi
3:10Lütfen fırtına bitmeden öğle yemeği büfesine gitmeyin.
before the storm is over: zaman sınırı belirlemek
Before + yan cümle bir zaman sınırı belirler. Burada the storm is over, fırtınanın sona erdiği anlamına gelir; over, “üstünde” anlamında değildir. Please don't go... ile birlikte kullanıldığında, fırtına sırasında gitmeyi yasaklar ve ancak fırtına bittikten sonra gitmeye izin verir. Before ile başlayan yan cümle gelecekteki bir zamanı anlatsa da İngilizcede genellikle geniş zaman kullanılır: before the storm is over denir, will be over denmez.
Alıştırma
Hangi cümle, ayrılmadan önce filmin bitmesini beklemek gerektiğini doğru şekilde anlatır?
- Don't leave before the movie will be over.
- Don't leave before the movie is over.
- Don't leave after the movie is over.
Cevabı göster
Don't leave before the movie is over.
Watch out!: ani tehlike uyarısı
Watch out!, “Dikkat et, tehlike var” anlamına gelen kalıplaşmış bir uyarıdır. Watch out bir bütün olarak işlev görür; birinden bir şeyi izlemesini istemez. Bu sahnede tehlike ısıran kaplumbağalardır, bu yüzden konuşan kişi hemen tepki verilmesini ister. Tehlikenin ne olduğunu tam bir ifadeyle belirtmek için watch out for + isim kullanılır.
Alıştırma
Bir top doğrudan arkadaşınıza doğru uçuyor. Ne diye bağırmalısınız?
- Watch the game!
- Watch your step.
- Watch out!
Cevabı göster
Watch out!
Tidal wave!: dev ve tehlikeli bir dalga
Bu cümlede tidal wave, çok büyük ve tehlikeli bir dalga demektir. Tidal sözcüğü gelgitlerle ilgilidir, ancak ifadenin bütünü her gün gerçekleşen sıradan gelgiti anlatmaz. Bu sözün aniden bağırılması, hayali deniz macerasını daha heyecanlı ve tehlikeli gösterir.
Alıştırma
Bu hayali macerada Tidal wave! ne anlama geliyor?
- Sular çekilmiş ve deniz sakin.
- Büyük ve tehlikeli bir dalga geliyor.
- Küçük bir tekne gelgit gücüyle ilerliyor.
Cevabı göster
Büyük ve tehlikeli bir dalga geliyor.
this is fun: devam etmek için olumlu bir neden
Burada this is fun, etkinliği tanımlamaktan daha fazlasını yapar. Para iadesi teklifine No demek için olumlu bir neden sunar. Benzer konuşmalarda olumlu bir yorum; durma, sorunu düzeltme veya telafi etme teklifini nazikçe reddedebilir. Ayrıca devam etmek istediğinizi göstererek diğer kişiyi rahatlatır.
Alıştırma
Biri oyunu durdurup paranızı geri vermeyi teklif ediyor, ancak siz eğleniyor ve devam etmek istiyorsunuz. En uygun yanıt hangisidir?
- No, this is broken. I want my money back.
- Yes, please stop. I am not enjoying this.
- No, this is fun. Let's keep playing.
Cevabı göster
No, this is fun. Let's keep playing.
Weak!: “etkileyici değil” anlamında gündelik tepki
Bu tek kelimelik tepkide Weak!, “Bu kötüydü, etkileyici değildi ya da yeterince heyecanlı değildi” anlamına gelir. Bir gösteriyi veya sonucu konuşanın beklentisine göre değerlendirir; fiziksel gücü anlatmaz. Tek başına söylendiğinde sert ve olumsuz bir yorum olur. Hayal kırıklığını gösterebilir ve takılma ya da alay etme gibi de duyulabilir.
Alıştırma
Bir çocuk sıkıcı bir sihirbazlık numarası izleyip “Weak!” diyor. “Weak!” burada ne anlama geliyor?
- Numara etkileyici değildi.
- Bu yorum nazik bir iltifattır.
- Sihirbaz fiziksel olarak güçsüz.
Cevabı göster
Numara etkileyici değildi.
Harekete geçirmeye ve cesaretlendirmeye yarayan come on
Burada come on, birinden konuşana doğru gelmesini isteyen gerçek anlamlı bir hareket çağrısı değildir. “Bir şey yap”, “hadi başla” veya “biraz daha uğraş” anlamında, gündelik bir harekete geçirme ifadesidir. Konuşan kişi Whaley’nin gösteriye başlamasını istediği için ifade cesaretlendirmeyle hafif sabırsızlığı birleştirir. İşlevi ton ve bağlam belirler: come on cesaretlendirebilir, acele ettirebilir veya başka cümlelerde inanmazlık gösterebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede come on, bir fikri reddetmek veya birinden yaklaşmasını istemek yerine onu harekete geçirmek ve cesaretlendirmek için kullanılıyor?
- Oh, come on! That story makes no sense.
- Come over here and look at this.
- Come on, Sam—you can finish the climb!
Cevabı göster
Come on, Sam—you can finish the climb!
The old girl's: sevecen old girl ve kısaltılmış is
Old girl, tanıdık bir kadın ya da dişi hayvandan veya yol arkadaşı gibi görülen, uzun süredir kullanılan bir makineden sevgiyle ya da şakayla söz etme biçimidir. Burada oyundaki dişi balina kişileştirilir; girl küçük bir kız çocuğu anlamına gelmez. The old girl's not... ifadesinde girl's, girl is ifadesinin kısaltmasıdır; dolayısıyla yapı The old girl is not very lively şeklindedir. Bu seçim, balinadan tarafsız biçimde the whale diye söz etmek yerine onu tanıdık bir karakter gibi gösterir.
Alıştırma
Resmî bir etkinlikte yetişkin bir kadınla yeni tanıştınız. Ona old girl diye hitap etmek uygun mudur?
- Uygun değildir; küçümseyici gelebilir veya yaşıyla ilgili bir şaka gibi anlaşılabilir.
- Uygundur; her yetişkin kadın için kullanılabilecek kibar bir hitaptır.
Cevabı göster
Uygun değildir; küçümseyici gelebilir veya yaşıyla ilgili bir şaka gibi anlaşılabilir.
That might help, actually: bir öneriyi yeniden değerlendirmek
That might help, bir öneriyi temkinli biçimde kabul eder veya değerlendirir. Might, işe yarayıp yaramayacağını açık bırakır; böylece konuşan kişi sonuç sözü vermeden olumlu yanıt verir. Cümle sonundaki actually, konuşan kişinin düşüncesinde küçük bir değişiklik olduğunu, kabaca şimdi düşününce anlamını gösterir. Burada önerinin üzerinde düşünüldükten sonra daha yararlı göründüğünü belirtir; yalnızca aslında şeklindeki olgusal anlamı taşımaz.
Alıştırma
Öneriyi temkinli biçimde kabul etmek için yanıtı might + help ile tamamlayın: It is getting dark, so Maya suggests a flashlight. A flashlight? That ____, actually.
Cevabı göster
might help
Usually, but today this one wants corn chips.
4:21Genelde öyle, ama bugün bu balina mısır cipsi istiyormuş.
be right back: kısa süreliğine ayrılıp hemen dönmek
Be right back, kişinin kısa süreliğine ayrıldığını ve çok yakında dönmeyi beklediğini anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki right, zaman açısından “hemen” veya “çok yakında” anlamını güçlendirir; yön belirten “sağ” anlamında değildir. Yaygın tam cümle I'll be right back. şeklindedir. Bu cümle, mevcut etkileşimin kısa bir aradan sonra devam edeceğini söyleyerek karşıdaki kişiyi rahatlatır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Wait here. I'll ____.
Cevabı göster
be right back
You got it: bir isteği kabul edip yapacağına söz vermek
You got it, bir isteği kabul edip “Evet, ben hallederim” anlamına gelebilen samimi bir sözlü yanıttır. Bu kullanımda konuşan kişi hem isteği kabul eder hem de harekete geçeceğine söz verir; bu nedenle birine yardım ederken veya bir müşteriye hizmet verirken yaygındır. Bu sözler başka bağlamlarda başka anlamlara gelebilir, ancak bir isteğin ardından kullanıldığında dinleyicinin bir şeye zaten sahip olduğunu kelimesi kelimesine söylemez. Hemen önceki istek, bu yanıtın harekete geçme konusunda bir anlaşma olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “Could you bring me a glass of water?” diye soruyor. Hangi yanıt isteği açıkça kabul edip harekete geçme sözü verir?
- Did you bring me some water?
- You got it. I'll bring one now.
- I understand why you're thirsty.
Cevabı göster
You got it. I'll bring one now.
Good move: akıllıca bir seçimi övmek
Good move. cümlesinde move; eylem, seçim ya da taktik anlamında kullanılan bir isimdir. Bu bağlamda fiziksel hareket anlamına gelmez. Kısa cümle, birinin yapmaya karar verdiği şeyi akıllıca ya da etkili bulduğunuzu belirtir. Bir eylem oyunda, planda veya günlük bir kararda durumu değiştirdiğinde move kelimesinin bu isim anlamı kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede move akıllıca bir karar anlamında kullanılmıştır?
- The dancer practiced the final move slowly.
- Please move the box near the door.
- Saving a copy first was a good move.
Cevabı göster
Saving a copy first was a good move.
up to five bags a day: günlük en yüksek miktar
Up to + bir sayı bir üst sınır belirler ve bu üst sınırdaki sayı da dahildir. Up to five bags, beş pakete izin verildiğini ancak gerçek miktarın daha az olabileceğini belirtir; miktarın mutlaka tam beş olması gerekmez. A day, sınırın hangi zaman birimine göre uygulandığını gösterir. Up to five bags a day birlikte, bir günde en fazla beş paket anlamına gelir.
Alıştırma
Kuralı tamamlamak için up to + bir sayı kalıbını kullanın: Each child can borrow ____ books a week.
Cevabı göster
up to three
Only whales should: hayali bir kuralla gerçek bir sınır koymak
Only, kuralın kime uygulandığını sınırlar: bunları balinalar ve başka hiç kimse yemelidir. Should burada bir tahmin değil, neyin uygun veya tavsiye edilen davranış olduğunu belirtir. Rol yapma oyununda balinalar hayali karakterlerdir; konu biyoloji değildir. Yetişkin, oyunu eğlenceli tutarken çocukları bu yiyeceği yemekten vazgeçirmek için hayali bir kural kullanır. Böylece hayali bir kural gerçek bir sınır taşıyabilir.
Alıştırma
Bir oyun sırasında yetişkin “Only whales should eat these” derken aslında ne yapıyor?
- Gerçek balinaların normalde ne yediğini açıklamak
- Herkesi yiyeceği bir balinayla paylaşmaya davet etmek
- Çocukları yiyeceği yemekten vazgeçirmek için hayali bir kural kullanmak
Cevabı göster
Çocukları yiyeceği yemekten vazgeçirmek için hayali bir kural kullanmak
has been fed içindeki been fed: present perfect passive
Burada The whale's, The whale has anlamındadır. Been fed, has been + past participle biçimindeki present perfect passive yapısını tamamlar. Fed, feed fiilinin past participle hâlidir; balina eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır. Bu yapı, besleme işinin tamamlandığını ve sonucunun şu an önemli olduğunu anlatır: balina yemeğini almıştır. has/have been + past participle kalıbı, özneye bir şeyin zaten yapılmış olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi feed fiilinin present perfect passive biçimiyle tamamlayın: The dog doesn't need dinner; it ____ already.
Cevabı göster
has been fed
Get your camera ready: get + nesne + ready
get your camera ready ifadesinde get, “elde etmek” değil, “bir şeyi belirli bir duruma getirmek” anlamındadır. get + nesne + ready kalıbı, bir şeyi yakında kullanılabilecek biçimde hazırlamak demektir. Burada camera nesnedir ve ready ulaşılan durumu anlatır. Bu emir, yolcuya kamerayı hemen hazırlamasını söyler.
Alıştırma
your boarding pass nesnesiyle get + nesne + ready yapısını kullanın: Please ____ before you reach the gate.
Cevabı göster
get your boarding pass ready
see the whale jump: see + nesne + fiilin yalın hâli
see the whale jump ifadesinde see fiilinden sonra the whale nesnesi ve önünde to bulunmayan jump fiilinin yalın hâli gelir. Yapı see + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir. Fiilin yalın hâli, yalnızca devam eden harekete odaklanmak yerine sıçramayı izleyicinin göreceği bütün bir olay olarak sunar.
Alıştırma
Uçuşun tamamının izlendiğini göstermek için fly fiilinin yalın hâlini kullanın: We watched the bird ____ across the lake.
Cevabı göster
fly
Don't whales usually jump out of the water? Kalıp ifadeler
5:07Balinalar genelde sudan dışarı zıplamaz mı?
jump out of the water: içeriden dışarıya hareket
jump out of the water ifadesinde jump hareketi, out of ise hareketin izlediği yolu belirtir: balina hareketine suyun içinde başlar ve yüzeyin dışına çıkar. Bu ifade, balinanın zaten suyun dışındayken zıpladığı anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilen kalıp jump out of + yer veya kap şeklindedir. out of sonrasındaki yer, hareketin başlangıç noktasıdır: jump out of a box, jump out of a car veya jump out of bed.
Alıştırma
Cümleyi jump out of ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: When the door opened, the dog ____ the car and ran to the gate.
Cevabı göster
jumped out of
that's not gonna happen today: gündelik dilde sınır koyma
That's not gonna happen today yalnızca geleceği tahmin etmez. Konuşma içinde bir beklentiyi doğrudan reddedebilir veya sınır koyabilir: karşıdaki kişinin istediği ya da beklediği şey gerçekleşmeyecektir. Burada that's, beklenen eyleme gönderme yapar; today ise reddi bugünle sınırlar. Bu, otomatik olarak asla olmayacağı anlamına gelmez. Gonna, going to ifadesinin gündelik konuşmadaki biçimidir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız gerçekçi olmayan bir planın bugün gerçekleşmesini bekliyor. Bunun asla gerçekleşmeyeceğini söylemeden beklentiyi doğrudan reddeden gündelik yanıt hangisidir?
- That's never gonna happen.
- That's not gonna happen today.
- That didn't happen today.
Cevabı göster
That's not gonna happen today.
gone through a huge storm: zor bir şey yaşamak
Burada go through, zor bir şeyi yaşamak ve ona dayanmak anlamına gelir. this boat's gone through içinde 's, has anlamındadır; gone ise go fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Bu nedenle fiil grubu present perfect yapıdadır. Bir tekne fiziksel olarak da bir fırtınanın içinden geçebilir. Ancak bu listede asıl nokta yalnızca teknenin hareketi değil, karşılaştığı zor olaydır. Bu anlam zor bir dönem veya yorucu bir süreç için de kullanılır: go through a hard time, go through training.
Alıştırma
Cümleyi go through ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The town ____ several floods over the last decade.
Cevabı göster
has gone through
and snapping turtles to see a whale who lies there eating corn chips? Dilbilgisi
5:20ve kapan kaplumbağalara göğüs gerdi, sadece orada yatıp mısır cipsi yiyen bir balinayı görmek için mi?
gone through ... braved: hayal kırıklığı yaratan sonuçtan önce zorlukları sıralamak
this boat's gone through içindeki 's, has anlamına gelir. Gone through, teknenin yaşadığı zor şeyleri sıralamaya başlar; braved ise tehlikeyle yüzleştiğini göstererek listeyi sürdürür. İki fiil biçimi de has ile kullanılır. Liste uzun ve heyecanlı görünür. Ardından soru küçük karşılığı açıklar: mısır cipsi yiyen bir balinayı görmek. Birçok zor deneyimi sıradan bir sonuçtan önce vermek komik bir karşıtlık yaratır ve konuşanın yolculuğun bu kadar küçük bir şeye değmesine şaşırdığını gösterir.
Alıştırma
Konuşan, yolculuğun zor yanlarını sıralarken neden gone through ... braved kullanıyor?
- Fırtınadan sağ çıkmak için güvenlik adımları vermek.
- Küçük bir sonucu göstermeden önce birçok zorluğu biriktirerek komik bir şaşkınlık yaratmak.
- Yolculuğun kolay ve olaysız olduğunu göstermek.
Cevabı göster
Küçük bir sonucu göstermeden önce birçok zorluğu biriktirerek komik bir şaşkınlık yaratmak.
lies there eating corn chips: duruş ve eş zamanlı eylem
Burada lies, lie fiilinin «yatay durumda uzanmak» anlamındaki geniş zaman biçimidir; «yalan söylemek» anlamına gelmez. Duruş fiili + there + -ing kalıbında, duruş ve -ing eylemi aynı anda gerçekleşir: balina orada uzanırken mısır cipsi yer. Hayal kırıklığı taşıyan bu soruda there, balinayı gösteri yapmak yerine yalnızca aynı yerde duruyormuş gibi gösterir. «Öylece yatıyor» biçimindeki eleştirel hava bağlamdan gelir; aynı kalıp başka bir durumda tarafsız olabilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için sit fiilinin basit geçmiş biçimini ve there sözcüğünü kullanın: While everyone else was packing, Max ____ playing a video game.
Cevabı göster
sat there
would seem so: temkinli ve ölçülü bir onay
It would seem so, «Öyle görünüyor» anlamına gelir. So, az önce sözü edilen düşüncenin tamamının yerini alarak tekrar edilmesini önler. Burada would, geçmiş bir bakış açısından geleceği anlatmaz. Yargıyı yumuşatır; bu yüzden cevap, doğrudan yes demekten daha temkinli ve ölçülü duyulur. Bu bağlamda, bilerek kullanılan resmî ve ölçülü ton kuru bir mizah da yaratır.
Alıştırma
Oda karanlık ve kapı kilitli. Biri “Has everyone gone home?” diye soruyor. It would seem so. burada ne anlama gelir?
- Doğrudan bir ret.
- Daha sonra ne olacağına dair bir tahmin.
- Durumun nasıl göründüğüne dayanan temkinli bir onay.
Cevabı göster
Durumun nasıl göründüğüne dayanan temkinli bir onay.
Well, I guess we'll sail back home now. Ton ve niyet
5:27Şey, sanırım şimdi eve doğru yelken açacağız.
I guess we'll ...: sıradaki kararı yumuşatmak
I guess we'll sail back home now cümlesinde I guess, ardından gelen kararı yumuşatır. Burada asıl amaç bilinmeyen bir gerçek hakkında tahminde bulunmak değildir; konuşan kişi grubun bundan sonra yapacağı şeyi nazikçe kabul eder veya bildirir. I guess we'll + fiilin yalın hâli kalıbı, kabaca «öyleyse sanırım ... yapacağız» anlamına gelir. Özellikle bir plan sona ererken veya değişirken kullanışlıdır.
Alıştırma
Piknik sırasında yağmur başlıyor. Grubun sırada eve gideceğini nazikçe kabul eden cümle hangisidir?
- I guessed where the treasure was.
- I guess we'll head home now.
- Go home right now!
Cevabı göster
I guess we'll head home now.
Um, how about I put a show about whales on the TV? Ton ve niyet
5:32Şey, televizyonda balinalarla ilgili bir program açmama ne dersiniz?
How about I put ... on the TV?: alternatif önermek
How about I + fiilin yalın hâli? kişinin bir şeyi kendisinin yapmasını önerdiği konuşma diline ait bir kalıptır. Burada konuşan kişi farklı bir etkinlik önerir: balinalarla ilgili bir program göstermek. put a show on the TV ifadesindeki put ... on, programı televizyonda oynatmak veya göstermek demektir. Programı fiziksel olarak televizyonun üstüne koymak anlamına gelmez.
Alıştırma
Öneriyi How about I put ... on the TV ile tamamlayın: ____ a nature show ____?
Cevabı göster
How about I put · on the TV
got to be done: edilgen yapıda zorunluluk
It's got to be done cümlesinde It's, It is değil It has kısaltmasıdır. Has got to, has to veya must anlamına gelir; be done ise edilgen yapıdadır. Bu nedenle odak, eylemi kimin yapacağında değil, eylemin gerçekleşmesi gerektiğindedir. Rahat bir konuşmada bu güçlü zorunluluk ifadesi şakacı biçimde de kullanılabilir ve konuşanın tercih ettiği bir seçenek sanki kaçınılmazmış gibi sunulabilir.
Alıştırma
Cümleyi has got to + sign yapısının edilgen biçimiyle tamamlayın: The permission form ____ before Friday.
Cevabı göster
has got to be signed
no argument here: itirazınız olmadığını söylemek
No argument here, I agree veya I have no objection demenin gayriresmî bir yoludur. Bu ifadede argument, anlaşmazlık ya da itiraz anlamına gelir; daha önce bir kavga yaşandığı anlamına gelmez. Here fiziksel bir yeri değil, “benim tarafımdan” veya “benden” anlamını taşır. Konuşan kişi, az önce belirtilen öneri ya da görüşe hızlı ve rahat biçimde katıldığını gösterir.
Alıştırma
Birisi öneride bulunduktan sonra No argument here ne anlama gelir?
- Öneriyi anlamadım.
- Katılıyorum ve hiçbir itirazım yok.
- Bir kavga başlatmak istiyorum.
Cevabı göster
Katılıyorum ve hiçbir itirazım yok.
was no good: bir deneyimi yetersiz olarak değerlendirmek
was no good ifadesindeki no good, bir şeyin tatmin edici veya başarılı olmadığını belirtir. Konuşan kişi balina turunu bir bütün olarak değerlendirir ve turun beklentileri karşılamadığını söyler. No good, be fiilinden sonra bir eşya, hizmet, sonuç veya deneyim hakkında doğrudan ve gündelik bir olumsuz değerlendirme yapmak için sıkça kullanılır. Burada kaliteyi ve başarıyı değerlendirir; “iyilikten yoksun” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The repair did not fix the leak, so it was ____.
Cevabı göster
no good
Here's your money back: para iadesini teslim etmek
Here's your money back, konuşan kişi karşısındaki kişiye parasını geri verirken söylenir. Here's, here is ifadesinin kısaltmasıdır; ancak bir şeyi uzatma hareketiyle birlikte kullanıldığında yalnızca “para burada” değil, “bunu şimdi sana veriyorum” anlamına gelir. Money back, daha önce ödenen paranın geri verildiğini gösterir. Here's + iyelik belirleyicisi + isim kalıbı, birine bir şey uzatırken sıkça kullanılır.
Alıştırma
Bir kasiyer müşteriye nakit para iadesini uzatıyor. Söylenecek en doğal cümle hangisidir?
- Here's where your money is.
- Your money came back by itself.
- Here's your money back.
Cevabı göster
Here's your money back.
Whales travel extremely long distances into warm waters to have their babies. Notlar
5:50Balinalar yavrularını doğurmak için sıcak sulara doğru son derece uzun mesafeler kat ederler.
travel extremely long distances: bir şeyin ne kadar uzağa gittiğini anlatmak
Travel long distances, geniş bir alan boyunca hareket etmek anlamına gelir. Distances, balinaların nereye gittiğini değil, ne kadar uzağa hareket ettiğini belirtir. Extremely, long sözcüğünü güçlendirerek mesafenin olağanüstü uzun olduğunu anlatır. Travel + mesafe ifadesi kalıbı hayvan göçlerini, insanların yolculuklarını veya malların taşınmasını da anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede travel extremely long distances doğal biçimde kullanılmıştır?
- Some birds travel extremely long distances every winter.
- Some birds travel extreme long distances every winter.
- Some birds travel extremely long destinations every winter.
Cevabı göster
Some birds travel extremely long distances every winter.
to have their babies: amacı belirten mastar yapısı
To have their babies ifadesinde to + yalın fiil have, amaç bildiren bir mastar yapısı oluşturur. Bu bölüm, balinaların neden sıcak sulara gittiğini açıklar. Buradaki to, yolculuğun amacını belirtir; bir yere yönelmeyi gösteren edat değildir. Bu bağlamda have their babies, yavrulara sahip olmak değil, yavruları doğurmak anlamına gelir. Başka durumlarda da eylem + to + yalın fiil kalıbıyla bir eylemin amacı açıklanabilir.
Alıştırma
Amaç belirtmek için to have their babies ifadesini aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The seals swim to a quiet beach ____.
Cevabı göster
to have their babies
They stay with them all the way back to the colder waters. Kalıp ifadeler
5:59Soğuk sulara dönüş yolculuğu boyunca da yavrularının yanında kalırlar.
all the way back: dönüş yolculuğunun tamamı boyunca
Bu cümlede all the way back, geri dönmeye başladıkları andan daha soğuk sulara ulaşana kadar tüm dönüş yolculuğu boyunca demektir. Yanlarında kalma eyleminin yolculuğun tamamında sürdüğünü gösterir. Back geri dönme fikrini verirken all the way yalnızca yönü değil, mesafenin veya sürecin tamamını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi tüm dönüş yolculuğu boyunca anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: After the game, Maya walked with me ____ to my front door.
Cevabı göster
all the way back
Gee, those whales sure are good mums. Ton ve niyet
6:03Vay canına, şu balinalar gerçekten iyi annelermiş.
sure are: be fiilinden önce konuşma dilinde vurgu
Gee, those whales sure are good mums cümlesinde sure, are good mums yargısını güçlendirir. “Gerçekten öyleler” veya “kesinlikle öyleler” anlamına gelir ve övgüye sıcak, hayranlık belirten bir vurgu katar. Kalıp özne + sure + be fiilinin uygun biçimi şeklindedir: You sure are helpful; That sure is loud. Burada sure, emin olup olmadığını sormaz; konuşma dilinde vurgu yapan bir zarftır.
Alıştırma
Cümleyi gerçekten öyleler anlamına gelen iki sözcüklü konuşma dili kalıbıyla tamamlayın: Those puppies ____ playful!
Cevabı göster
sure are
You can't help but admire that motherly bond. Notlar
6:06İnsan bu anne bağına hayran kalmadan edemiyor.
can't help but admire: engellenemeyen bir tepki
Can't help but admire, hayranlık duygusunun kendiliğinden ortaya çıktığını veya bundan kaçınmanın imkânsız olduğunu anlatır. Buradaki help, yardım etmek anlamına gelmez; can't help içinde bir tepkiyi engellemek veya kontrol etmek anlamıyla ilişkilidir. Kaçınılması zor bir eylem, düşünce veya duygu için can't help but + fiilin yalın hâli kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak can't help but yapısıyla tamamlayın: Whenever the puppy wags its tail, I ____ smile.
Cevabı göster
can't help but
motherly bond: şefkatli bir duygusal bağ
Motherly bond, bir annenin ilgisi, koruması ve yakınlığıyla oluşan sıcak bir duygusal bağdır. Burada bond insanlar arasındaki güçlü ilişkiyi, motherly ise bu ilişkinin şefkatli niteliğini anlatır. Family bond ve emotional bond gibi ifadelerde de bond, fiziksel bir nesne değil, insanlar arasındaki yakın bağlantı anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede motherly bond ne anlama geliyor?
- bir anne ile çocuğu arasındaki sıcak ve şefkatli bağ
- bir anneye ne yapması gerektiğini söyleyen kural
- annelerin buluştuğu yer
Cevabı göster
bir anne ile çocuğu arasındaki sıcak ve şefkatli bağ
There's nothing a whale mum wouldn't do for her children. Dilbilgisi
6:11Bir anne balinanın çocukları için yapmayacağı şey yoktur.
nothing a whale mum wouldn't do: her şeyi yapmaya hazır olmak
nothing a whale mum wouldn't do ifadesinde nothing, wouldn't do fiil grubunun nesnesidir. Bu, onun yapmayı reddedeceği hiçbir eylem olmadığı anlamına gelir; doğal olumlu anlamıyla çocukları için her şeyi yapacağını söyler. Kullanılabilir kalıp There's nothing + özne + wouldn't do + for/to someone şeklindedir ve çok güçlü sevgi, sadakat ya da bağlılığı vurgular. Buradaki wouldn't geçmişteki bir reddi değil, varsayılan bir durumda bir şeyi yapmaya ne kadar istekli olunduğunu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle Lina'nın erkek kardeşi için her şeyi yapmaya hazır olduğunu söyler?
- There's nothing Lina wouldn't do for her brother.
- Lina would do nothing for her brother.
- There's one thing Lina wouldn't do for her brother.
Cevabı göster
There's nothing Lina wouldn't do for her brother.
That whale's more jumpy than the one we saw. Dilbilgisi
6:19O balina bizim gördüğümüzden daha atik.
more jumpy than: karşılaştırma ve anlamla kelime oyunu
more jumpy than ifadesindeki more + sıfat + than yapısı, iki şeyin belirli bir niteliğe ne ölçüde sahip olduğunu karşılaştırır. More daha yüksek dereceyi gösterir, than ise karşılaştırılan öğeyi tanıtır. Normal İngilizcede jumpy, gergin veya kolayca ürken anlamına gelir. Burada çocuk görünür bir zıplama hareketinden söz ettiği için sözcük şakacı biçimde zıplamaya eğilimli anlamındaymış gibi kullanılır. Bu anlam sahneye bağlı bir kelime oyunudur ve jumpy sözcüğünün olağan anlamı değildir.
Alıştırma
Özgün cümlede more jumpy than neden şakacı bir ifade gibi duyuluyor?
- Çünkü more yalnızca sayıları karşılaştırabilir.
- Çünkü bu cümlede than, sonra anlamına gelir.
- Çünkü jumpy genellikle gergin veya kolay ürken anlamına gelir, fakat burada jump ile ilişkilendirilmiştir.
Cevabı göster
Çünkü jumpy genellikle gergin veya kolay ürken anlamına gelir, fakat burada jump ile ilişkilendirilmiştir.
Abandon ship!: gemiyi terk etmeye yönelik acil durum emri
Abandon ship!, gemide kalmak tehlikeli olduğu için herkese gemiyi hemen terk etmesini söyleyen yerleşik bir acil durum emridir. Burada abandon, bir fikirden veya plandan vazgeçmek değil, fiziksel olarak gemiden ayrılmak anlamına gelir. Emir cümlesinde you öznesi söylenmez. Bu yerleşik denizcilik ifadesinde normalde the ship değil, ship denir. Hayalî bir oyunda veya macera hikâyesinde aynı emir, hayal edilen felaketi acil ve dramatik gösterir.
Alıştırma
Abandon ship! hangi durumda doğal bir ifadedir?
- Bir kaptan, batan teknedeki herkese tekneyi terk etmesini emreder.
- Bir öğretmen dersi normal şekilde bitirir.
- Bir çocuk farklı bir atıştırmalık seçmeye karar verir.
Cevabı göster
Bir kaptan, batan teknedeki herkese tekneyi terk etmesini emreder.
Here's my money back: daha önce alınan iadeyi geri vermek
Here's + isim grubu yapısı, birine bir şey uzatırken sıkça söylenir. Bu bağlamda konuşan kişi, daha önce para iadesi olarak aldığı parayı geri vermektedir. my money back sözleri önceki para iadesi ifadesini tekrarlar, ancak paranın hareket yönü tersine dönmüştür: konuşan kişi artık parasını geri istemez; deneyimin ödemeye değer olduğuna karar verdiği için aldığı iadeyi geri verir. Aynı sözlerin ters yöndeki bir alışverişte kullanılması önceki ana gönderme yapan komik etkiyi oluşturur. Bu anlam önceki alışverişe bağlıdır; yalnızca bu cümle, ilk olarak kimin ödeme veya iade yaptığını göstermez.
Alıştırma
Bir kişi para iadesi aldıktan sonra deneyimin ödemeye değer olduğuna karar verip iade edilen parayı geri verdi. Ne söyleyebilir?
- I got my money back.
- Here's my money back.
- I want my money back.
Cevabı göster
Here's my money back.
have to live on + bir ada: zorunluluk ve yaşanan yer
Have to + fiilin yalın hâli, bir durumdan veya kuraldan kaynaklanan zorunluluğu anlatır. We'll have to ifadesinde will bu zorunluluğu geleceğe taşır: konuşan kişi bunu uygulanabilir tek plan olarak sunar. live on this desert island ifadesinde on, kişinin yaşadığı yeri belirtir. Buradaki live on, “bir şey sayesinde geçinmek” anlamına gelmez; bu anlam, ardından yiyecek, para veya başka bir kaynak geldiğinde ortaya çıkar.
Alıştırma
Cümleyi have to live on ile tamamlayın: Our boat will not return until Friday, so we ____ the island for another week.
Cevabı göster
have to live on
Wait, you're gonna live there all by yourselves? Kalıp ifadeler
6:48Bekle, orada kendi başınıza mı yaşayacaksınız?
all by yourselves: yardım veya eşlik olmadan tamamen kendi başınıza
By yourselves, doğrudan you diye hitap edilen iki veya daha fazla kişiyi anlatır ve başka birinin yardımı ya da eşliği olmadan demektir. All bu düşünceyi güçlendirir: tamamen kendi başınıza. Bu soruda, çocukların yanlarında bir yetişkin olmadan orada yaşayacak olmalarıyla ilgili bir kaygı vardır. All tek başına “her biriniz” anlamına gelmez; by yourselves ifadesinin tamamını güçlendirir.
Alıştırma
İki çocukla konuşuyorsunuz. Hangi soru, bir görevi hiç yardım almadan tamamlayıp tamamlamadıklarını sorar?
- Did they finish it all by themselves?
- Did you finish it all by yourselves?
- Did you finish it all by yourself?
Cevabı göster
Did you finish it all by yourselves?
So you don't need the whale or the boat anymore? Ton ve niyet
6:51Yani artık balinaya ya da gemiye ihtiyacınız yok mu?
don't need ... anymore: bir ihtiyacın sona erdiğini doğrulamak
don't need + nesne + anymore kalıbı, bir ihtiyacın daha önce var olduğunu veya var olmuş olabileceğini, ancak artık sona erdiğini anlatır. Anymore genellikle olumsuz cümlenin sonlarına gelir. Bu soruda konuşan kişi, balina ve tekne rollerinin artık bitip bitemeyeceğini kontrol ediyor. Aynı soru kalıbı, bir yardımı durdurmadan veya düzenlemeyi değiştirmeden önce yardımın, nesnenin ya da düzenlemenin artık gerekli olmadığını doğrulamak için kullanılabilir.
Alıştırma
Hedef kalıbı tamamlayın: Since the map app works offline, we ____ the paper map ____.
Cevabı göster
don't need · anymore
No, I've had enough whales and boats, thank you. Ton ve niyet
6:54Yok, ben yeterince balina ve gemi gördüm, teşekkürler.
I've had enough ... thank you: kibar ama kararlı bir ret
I've had enough + isim, bir miktarın veya deneyimin konuşan kişinin sınırına ulaştığını ve bu yüzden daha fazlasını istemediğini anlatır. Bağlama ve ses tonuna göre sakin bir şekilde “bu bana yeter” veya daha güçlü bir şekilde “daha fazlasına dayanamam” anlamına gelebilir. Burada thank you asıl olarak teşekkür etmekten çok, reddi kibarca tamamlar. İfadeyi yumuşatır, ancak sınır yine açık ve kararlıdır.
Alıştırma
Ev sahibi size daha fazla kek ikram ediyor. Hangi yanıt artık istemediğinizi kibar ama açık biçimde söyler?
- I've never had cake, thank you.
- I haven't had enough cake, thank you.
- I've had enough cake, thank you.
Cevabı göster
I've had enough cake, thank you.
smooth seas: sahneyi sakin bir deniz imgesiyle kapatmak
Smooth seas, kelime anlamıyla sert dalgaların olmadığı sakin deniz demektir. Burada ayrıca sahnede daha önce kullanılan deniz ve deniz yolculuğu ifadelerini yeniden hatırlatır. Bu kısa ifade sona yerleştirildiğinde, tekrarlanan deniz imgesini bir kapanış işaretine dönüştürür: sıkıntı geçmiştir ve sakinlik geri gelmiştir. Ah, rahatlama ve ferahlama hissi katar. Böylece söz hem hayali deniz oyununa uyar hem de önceki karmaşayı hafif bir şekilde sona erdirir.
Alıştırma
Bu sahnenin sonunda smooth seas ne işe yarıyor?
- Sıkıntının bittiğini gösterir ve deniz imgesini huzurlu bir biçimde sona erdirir.
- Daha büyük bir fırtınanın başlamak üzere olduğu konusunda uyarır.
- Sahneyi okyanus havası hakkında bilgi veren bir derse dönüştürür.
Cevabı göster
Sıkıntının bittiğini gösterir ve deniz imgesini huzurlu bir biçimde sona erdirir.