Uzay Mekiği'nin En Şanslı Kurtuluşu: İngilizce çalışma notları

Primal Space

Öğrenme zorluğu
1.382 kelime 180 kel/dk

Video özeti: Columbia'daki yakıt sızıntısı ile elektrik arızası tesadüfen birbirini dengeleyerek Chandra görevinin yörüngeye ulaşmasını sağlıyor. İngilizce öğrenme noktaları: 1. "payload bay." — Kültür, medya ve bağlam: mekiğin kargo bölmesini tanıyıp teleskop, kablo ve arızalı parçaların yerini izleyin. 2. "Had this actually happened," — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: "If this had actually happened" yapısındaki if'in atıldığı devrik biçimi tanıyın ve "would have had to" ile gerçek dışı sonuca bağlayın. 3. "canceled each other out," — Phrasal verb: arızaların yok olmadığını, karşıt etkilerinin birbirini nötrlediğini anlayın ve kalıbı kuvvet, hata, maliyet veya etkiler için kullanın.

Bu derste

This is the space shuttle lifting off on what was about to become one of its most dangerous journeys into space. Dilbilgisi

0:00

Bu, uzay mekiğinin uzaydaki en tehlikeli yolculuklarından biri olmak üzere havalandığı andır.

Dilbilgisi

Was about to become: geçmişten bakıldığında yaklaşan bir değişim

Be about to + fiilin yalın hâli, bir şeyin gerçekleşmek üzere olduğunu belirtir. Was about to become ifadesinde was bakış açısını geçmişe yerleştirirken become yaklaşan değişimi adlandırır. Anlatıcı, daha sonra ne olduğunu bilerek geçmişe bakar: kalkış anında yolculuk henüz son derece tehlikeli hâle gelmemişti, ancak bu değişim çok yakındı. Burada about, sabit be about to yapısının bir parçasıdır; hakkında anlamına gelmez.

Alıştırma

Geçmişteki bir andan bakıldığında yaklaşan bir değişimi göstermek için cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: At that moment, the routine mission ____ a crisis.

Cevabı göster

was about to become

Almost immediately, fuel started leaking out of its right engine.

0:06

Neredeyse hemen, sağ motorundan yakıt sızmaya başladı.

And just 5 seconds later,

0:10

Ve sadece 5 saniye sonra,

an electrical supply failed,

0:11

elektrik beslemesi arızalandı,

knocking its engine control computers offline. Kalıp ifadeler

0:13

bu da motor kontrol bilgisayarlarını devre dışı bıraktı.

Kalıp ifadeler

Knocking ... offline: bir sistemi devre dışı bırakmak

Knock + nesne + offline, bir cihazın, hizmetin veya sistemin bağlantısını kaybetmesine ya da çalışmayı durdurmasına neden olmak demektir ve genellikle ani bir durumu anlatır. Offline, nesne tamamlayıcısıdır; motor kontrol bilgisayarlarının sonuçta geldiği durumu açıklar. Knocking its engine control computers offline biçimindeki -ing yan cümlesi elektrik beslemesi arızasının sonucunu verir. Burada fiziksel bir darbe kastedilmez; arıza bilgisayarların çalışmayı durdurmasına neden olmuştur.

Alıştırma

Hangi cümle, dışarıdan kaynaklanan bir arızanın sistemi aniden durdurmasını en iyi anlatır?

  1. The payment servers went offline at midnight.
  2. An engineer took the payment servers offline for an upgrade.
  3. A power surge knocked the payment servers offline.
Cevabı göster

A power surge knocked the payment servers offline.

Unaware of what was really going on beneath them, Öbek fiiller

0:16

Altlarında gerçekten ne olup bittiğinden habersiz olan

Öbek fiiller

going on ifadesinin “olmak” anlamı

what was really going on ifadesinde going on, “olmak” veya “meydana gelmek” anlamındadır. what was going on sözleri, “ne oluyordu” anlamına gelen dolaylı bir soru oluşturur. Burada go on, “devam etmek” anlamına gelmez. Bu kullanım, gelişmekte olan bir durumu anlatır ve o durumun içinde neler olduğunu sormaya veya açıklamaya yarar. What is going on? ve Something strange is going on. gibi yapılarda yaygındır.

Alıştırma

Örnekte what was really going on ne anlama geliyor?

  1. neyin altlarındaki bir yere taşındığı
  2. altlarında gerçekte ne olduğu
  3. altlarında neyin uzun süre devam ettiği
Cevabı göster

altlarında gerçekte ne olduğu

the space shuttle crew spent the next 8 minutes just moments away from a catastrophic failure, Kalıp ifadeler

0:19

uzay mekiği mürettebatı, sonraki 8 dakikayı felaketle sonuçlanacak bir arızaya sadece anlar kala geçirdi,

Kalıp ifadeler

just moments away from: zaman bakımından son derece yakın

Be moments away from + isim veya -ing biçimi, bir olaya zaman bakımından son derece yakın olmayı anlatır: olayın gerçekleşmesi muhtemeldir veya olay gerçekleşmek üzeredir. Burada yıkıcı bir arıza neredeyse meydana geliyordu. Just, bu yakınlık duygusunu güçlendirir. Moments kesin bir süre ölçüsü değildir; ifade tam bir dakika sayısı vermek yerine aciliyet yaratır.

Alıştırma

Bu cümlede just moments away from a catastrophic failure ne anlama geliyor?

  1. arıza fiziksel olarak çok uzaktaydı
  2. arızanın gerçekleşmesine çok az kalmıştı
  3. arıza tam birkaç dakika sonrasına planlanmıştı
Cevabı göster

arızanın gerçekleşmesine çok az kalmıştı

when suddenly

0:24

ta ki aniden

they ran out of liquid oxygen.

0:26

sıvı oksijenleri bitene kadar.

The shuttle had experienced two major problems that should have ended the mission, Dilbilgisi

0:28

Mekik, görevi sona erdirmesi gereken iki büyük sorun yaşamıştı,

Dilbilgisi

should have ended: beklenen ancak gerçekleşmeyen geçmiş bir sonuç

should have + geçmiş zaman ortacı yapısı, normal mantığa göre beklenen ancak gerçekleşmeyen geçmiş bir sonucu anlatabilir. Burada iki sorun, normalde görevi sona erdirecek kadar ciddiydi; buna rağmen görev devam etti. Bu kullanımda should bir tavsiye değildir. Olaydan sonra, makul olarak hangi sonucun beklenmiş olacağını değerlendiren bir ifadedir.

Alıştırma

Bu cümlede should have ended ne anlama geliyor?

  1. Sorunların görevi sona erdirmesi bekleniyordu ama gerçekte bunu yapmadılar.
  2. Konuşmacı görev ekibine görevi sona erdirmesini tavsiye ediyor.
  3. Sorunlar gelecekte görevi sona erdirebilir.
Cevabı göster

Sorunların görevi sona erdirmesi bekleniyordu ama gerçekte bunu yapmadılar.

but miraculously,

0:32

ama mucizevi bir şekilde,

they happened in such a way that actually ended up saving the crew from complete disaster. Öbek fiiller

0:34

bu olaylar aslında mürettebatı tam bir felaketten kurtaracak bir şekilde gerçekleşti.

Öbek fiiller

ended up saving: nihai sonuç için end up + -ing

End up + -ing, özellikle beklenmedik veya plandan farklı olduğunda bir sürecin nihai sonucunu anlatır. Ended up geçmiş zaman biçimidir; saving ise sonucu adlandıran -ing biçimidir. Burada sorunlar yalnızca sona ermedi; nihai etkileri mürettebatı kurtarmak oldu. Yeniden kullanılabilir kalıp özne + end up + fiil-ing şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için end up ifadesini geçmiş zamanda kullanın: We took the wrong turn but ____ finding a beautiful beach.

Cevabı göster

ended up

We modeled the entire thing to show you the tiny objects that led to these huge problems

0:39

Bu devasa sorunlara yol açan küçük nesneleri

and how sheer luck and miraculous circumstances ended up saving the space shuttle.

0:45

ve saf şans ile mucizevi koşulların uzay mekiğini nasıl kurtardığını göstermek için her şeyi modelledik.

In order to understand why this flight was so dangerous in the first place, Kalıp ifadeler

0:50

Bu uçuşun en başta neden bu kadar tehlikeli olduğunu anlamak için,

Kalıp ifadeler

in the first place: ilk nedene dönmek

In the first place, bir durumun arkasındaki ilk nedene veya başlangıç koşuluna geri döner. Burada açıklamanın, uçuşun ne kadar tehlikeli olduğundan en başta neden tehlikeli olduğuna geçtiğini gösterir. Bir şeyin neden gerçekleştiğini veya neden var olduğunu inceleyen sorularda ve açıklamalarda sık kullanılır. Gerçek anlamda bir yeri göstermez ve bir listenin ilk maddesini tanıtan bir sıralama ifadesi değildir.

Alıştırma

Soruyu, bu derste geçen ve ilk nedeni soran dört sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Why did we choose this route ____?

Cevabı göster

in the first place

we need to look inside the shuttle's payload bay. Kültür

0:54

mekiğin kargo bölümünün içine bakmamız gerekiyor.

Kültür

payload bay: uzay aracının görev ekipmanı bölmesi

Payload bay, bir uzay aracının görev yükünü taşıdığı büyük bölmedir. Görev yükü, görev için gereken ekipman veya kargodur; bir uzay mekiğinde uydu, teleskop ya da başka görev donanımları bulunabilir. Bu cümlede bay, deniz kıyısındaki bir koyu değil, araca yerleştirilmiş bir ekipman bölmesini ifade eder. Mekiğin payload bay bölümünün içine bakmak, görev ekipmanlarının saklandığı alanı incelemek demektir.

Alıştırma

Bir uzay mekiğinin içine bakmaktan söz eden cümlede payload bay ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Mürettebat ve yolcuların oturduğu alan
  2. Görev ekipmanını taşıyan bir uzay aracı bölmesi
  3. Fırlatma sahasının yakınındaki kıyı koyu
Cevabı göster

Görev ekipmanını taşıyan bir uzay aracı bölmesi

It was carrying the Chandra Observatory telescope,

0:57

Mekiğin bugüne kadar fırlattığı en büyük ve en ağır şey olan

which was the largest and heaviest thing shuttle ever launched.

1:00

Chandra Gözlemevi teleskobunu taşıyordu.

This combination put the mission over the shuttle's weight limit.

1:04

Bu kombinasyon, görevi mekiğin ağırlık sınırının üzerine çıkardı.

It had to shave off several tons before the flight, Öbek fiiller

1:08

Uçuştan önce birkaç ton ağırlıktan kurtulmak zorundaydı,

Öbek fiiller

shave off several tons: bir miktarı azaltmak

Bu cümlede shave off, daha büyük bir toplamdan belirli bir miktarı azaltmak veya çıkarmak demektir. Shave off several tons, birkaç tonluk ağırlığın giderilmesi gerektiğini anlatır; gerçek anlamda tıraş etme veya kazıma değildir. Yeniden kullanılabilen kalıplar shave off + miktar ve shave + miktar + off + toplam biçimindedir: shave off ten minutes; shave ten minutes off the journey. Bu ifade çoğu zaman bir hedefe ulaşmak için bir değerin aşağı çekildiğini düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi, shave ile kurulan ve “bu miktarı toplamdan azaltmak” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: A faster route could ____ fifteen minutes from the journey.

Cevabı göster

shave off

and so the crew was limited to five people.

1:11

bu yüzden mürettebat beş kişiyle sınırlandırıldı.

A lighter external tank was used and all three main engines were swapped out for lighter ones. Öbek fiiller

1:13

Daha hafif bir dış tank kullanıldı ve üç ana motorun tümü daha hafif olanlarla değiştirildi.

Öbek fiiller

swapped out for lighter ones: eski parçadan yenisine

Swap out A for B, A’yı çıkarmak ve yerine B’yi koymak demektir. Edilgen yapı A is swapped out for B biçimindedir; burada A eski parça, B ise yeni yedek parçadır. Bu cümlede all three main engines A’yı, lighter ones ise B’yi temsil eder. Ones, engines isminin tekrarlanmasını önler; dolayısıyla for lighter ones, “daha hafif motorlarla” anlamına gelir.

Alıştırma

Edilgen cümleyi swap out fiilinin geçmiş zaman ortacı ve doğru edatla tamamlayın: The old batteries were ____ rechargeable ones.

Cevabı göster

swapped out for

One of these was engine 2019,

1:19

Bunlardan biri, 2019 numaralı motordu;

which had already flown on 18 missions,

1:22

zaten 18 görevde uçmuştu,

making it one of the most used space shuttle engines.

1:25

bu da onu en çok kullanılan uzay mekiği motorlarından biri yapıyordu.

Over time,

1:28

Zamanla,

cracks had started to show in a couple of its liquid oxygen posts.

1:28

sıvı oksijen borularının birkaçında çatlaklar görünmeye başlamıştı.

These are the thin pipes that carry liquid oxygen into the combustion chamber.

1:32

Bunlar, sıvı oksijeni yanma odasına taşıyan ince borulardır.

If one of these failed mid-flight,

1:36

Uçuşun ortasında bunlardan biri arızalansaydı,

it would rip the engine apart and destroy the entire vehicle.

1:38

motoru parçalayacak ve tüm aracı yok edecekti.

Instead of replacing these,

1:42

Bunları değiştirmek yerine,

NASA simply deactivated them by placing a small metal pin at the top,

1:44

NASA, üstlerine küçük bir metal pim yerleştirerek onları basitçe devre dışı bıraktı,

which stopped the liquid oxygen from flowing through.

1:48

bu da sıvı oksijenin akmasını engelledi.

This was common practice for NASA,

1:51

Bu, NASA için yaygın bir uygulamaydı

and it saved the engine from going through a lengthy refurbishment. Dilbilgisi

1:53

ve motoru uzun bir yenileme sürecinden kurtardı.

Dilbilgisi

save something from doing something: bir şeyi bir süreci yaşamaktan kurtarmak

Bu cümlede save the engine from going through ... ifadesi, motorun istenmeyen bir süreçten geçmek zorunda kalmasını önlemek anlamına gelir. Buradaki save, bir dosyayı “kaydetmek” değil, “bir şeyden kurtarmak” demektir. Tekrar kullanılabilen yapı save + nesne + from + isim/-ing biçimidir. Nesne, sonuçtan kurtulan kişi veya şeydir; burada from sonrasında go değil going kullanılır.

Alıştırma

save + nesne + from + -ing yapısındaki eksik kelimeyi tamamlayın: The quick repair saved the machine ____ undergoing a complete rebuild.

Cevabı göster

from

But as space shuttle Columbia ignited its engines,

1:56

Ancak uzay mekiği Columbia motorlarını ateşlediğinde,

one of these metal pins worked its way loose and shot itself into the combustion chamber at over 30 m/s. Deyimler

2:00

bu metal pimlerden biri gevşedi ve 30 m/s'nin üzerinde bir hızla yanma odasına fırladı.

Deyimler

work its way loose: zamanla gevşemek

Worked its way loose, metal pimin tekrarlanan hareket veya kuvvet nedeniyle yavaş yavaş yer değiştirip gevşediğini anlatır. Burada work “çalışmak”, way ise gerçek bir yol anlamına gelmez. work + iyelik + way + sonuç yapısı, bir duruma doğru kademeli hareketi anlatır. Burada its tekil pin ile uyumludur; loose ise ortaya çıkan durumdur.

Alıştırma

Cümleyi work one's way loose ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After weeks of vibration, the screw ____.

Cevabı göster

worked its way loose

In the blink of an eye, Deyimler

2:06

Göz açıp kapayıncaya kadar,

it bounced off the chamber walls and punctured a hole in the delicate engine nozzle.

2:07

yanma odasının duvarlarından sekti ve hassas motor nozülünde bir delik açtı.

Deyimler

In the blink of an eye: göz açıp kapayıncaya kadar

Bu cümlede in the blink of an eye, “çok kısa bir sürede” veya “neredeyse anında” anlamına gelir. Bütün eylemi küçücük bir ana sıkıştırarak çarpmanın ani hissedilmesini sağlar. Bu bir deyimdir; gerçekten birinin göz kırpması gerekmez. Bir olayın veya değişimin tamamının çok hızlı gerçekleştiğini anlatmak için kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “neredeyse anında” anlamına gelen ve göz kırpmaya gönderme yapan deyimle tamamlayın: The dog grabbed the sandwich, and ____, it was gone.

Cevabı göster

in the blink of an eye

This part of the engine is made up of over 1,000 thin tubes,

2:11

Motorun bu parçası, 1.000'den fazla ince tüpten oluşur;

which circulate the ultra-cold liquid hydrogen to stop the nozzle from melting.

2:15

bu tüpler, nozülün erimesini durdurmak için aşırı soğuk sıvı hidrojeni dolaştırır.

From here,

2:20

Buradan,

the hydrogen makes its way into the combustion chamber, Deyimler

2:21

hidrojen yanma odasına doğru yol alır,

Deyimler

makes its way into: ilerleyerek içine girmek

makes its way into ifadesindeki make + iyelik belirleyicisi + way yapısı, bir yerin içine doğru belirli bir yol boyunca hareket etmeyi anlatır. Burada hidrojen bir güzergâhtan geçerek yanma odasına girer; bu nedenle ifade yalnızca varış noktasını değil, hareket sürecini de vurgular. İyelik sözcüğü ve fiil özneyle uyumlu olmalıdır: I make my way, she makes her way ve they make their way. Özne bir kişi, bir madde veya bilgi gibi soyut bir şey olabilir.

Alıştırma

Çoğul özneye uygun iyelik biçimini kullanarak düzenli işlemi hedef yapıyla tamamlayın: Every Friday, the approved files ____ the public archive.

Cevabı göster

make their way into

where it ignites and produces thrust.

2:23

burada ateşlenir ve itme kuvveti üretir.

When the pin collided with the nozzle,

2:26

Pim nozüle çarptığında,

it ripped a hole in three of the pipes,

2:28

boruların üçünde bir delik açtı

and liquid hydrogen began pouring out of the engine.

2:30

ve sıvı hidrojen motordan dökülmeye başladı.

If just two more of these pipes had been damaged, Dilbilgisi

2:33

Eğer sadece iki boru daha hasar görseydi,

the nozzle would have melted,

2:36

nozül eriyecek,

Dilbilgisi

If ... had been damaged ... would have melted: geçmişe ait gerçek dışı bir koşul

Bu, gerçekleşmemiş bir geçmişi anlatan üçüncü koşul cümlesidir. if yan cümlesinde past perfect'in edilgen biçimi olan had been damaged, sonuç cümlesinde ise would have + geçmiş zaman ortacı biçimindeki would have melted kullanılır. Bu, iki ek borunun hasar görmediği ve nozulun erimediği anlamına gelir. Geçmişte farklı bir koşulun nasıl farklı bir geçmiş sonuç doğuracağını açıklamak için bu yapıyı kullanın.

Alıştırma

sound ve be fiillerinin biçimlerini kullanarak geçmişe ait gerçek dışı koşul cümlesini tamamlayın: If the alarm ____ earlier, the building ____ evacuated sooner.

Cevabı göster

had sounded · would have been

causing a chain reaction that would have completely destroyed the vehicle.

2:38

aracı tamamen yok edecek bir zincirleme reaksiyona neden olacaktı.

The space shuttle was just barely hanging on, Deyimler

2:42

Uzay mekiği zar zor dayanıyordu,

Deyimler

just barely hanging on: çok küçük bir farkla ayakta kalmak

Burada hanging on mecazidir: uzay mekiği hâlâ çalışıyor ve dayanıyordu, ancak bunu büyük güçlükle yapıyordu. just barely bu anlamı güçlendirir ve mümkün olan en küçük farkla demektir. be hanging on biçimi, başarısızlığa yakın ama devam eden bir durumu anlatır. Henüz pes etmemiş, çökmemiş veya çalışmayı durdurmamış bir kişiyi, takımı, işletmeyi ya da sistemi de anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede be hanging on, asıl cümledekiyle aynı mecazi anlamda kullanılmıştır?

  1. After months without enough funding, the small theater is just barely hanging on.
  2. She was hanging the picture on the wall.
  3. Hang on while I look up the address.
Cevabı göster

After months without enough funding, the small theater is just barely hanging on.

but all of this went completely unnoticed, Kalıp ifadeler

2:45

ancak tüm bunlar tamamen fark edilmeden devam etti,

since none of the sensors could detect the leak.

2:47

çünkü hiçbir sensör sızıntıyı tespit edemedi.

Kalıp ifadeler

went completely unnoticed: bir şeyin hiç tespit edilmemesi

Bu cümlede went unnoticed, durumun gerçekleştiği hâlde hiçbir kişi veya cihaz tarafından tespit edilmediğini belirtir. Özne, onu fark etmeyen kişi değil, fark edilmeyen şeydir. go unnoticed yapısında go, özneyi onun durumunu anlatan unnoticed sıfatına bağlar. Completely, unnoticed ifadesini güçlendirerek tespit edilmeme durumunu tam olarak sunar.

Alıştırma

Kitap basılmadan önce yazım hatasını kimse görmedi. Bu durumu en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The typo was corrected before printing.
  2. The typo was ignored after an editor found it.
  3. The typo went completely unnoticed.
Cevabı göster

The typo went completely unnoticed.

What the sensors did detect was a lower chamber pressure, Dilbilgisi

2:50

Sensörlerin tespit ettiği şey daha düşük bir oda basıncıydı,

Dilbilgisi

What ... did detect was ...: vurgulu did ile düzeltici odak

What the sensors did detect, odaklanılan bilgiyi belirten bir what yan cümlesi oluşturur. Ardından was, odaklanan sonucu sunar: a lower chamber pressure. What + özne + did + fiilin yalın hâli + was + sonuç kalıbı, sözde bölünmüş cümle olarak bilinen bir odak yapısıdır. Did burada soru oluşturmuyor. Olumlu bir cümlede vurgulu did, gerçekten olan şeyi olmayan veya beklenen şeyle karşılaştırır: sensörler bir şeyi gerçekten tespit etti, ancak sızıntıyı tespit etmedi.

Alıştırma

Düzeltici odak cümlesini detect fiilinin vurgulu geçmiş biçimiyle tamamlayın: What the scanner ____ was the damaged corner.

Cevabı göster

did detect

since less hydrogen was making its way into the combustion chamber.

2:54

çünkü yanma odasına daha az hidrojen ulaşıyordu.

In order to fix this,

2:57

Bunu düzeltmek için,

the on-board computers automatically started pumping more liquid oxygen into the engine,

2:58

yerleşik bilgisayarlar motora otomatik olarak daha fazla sıvı oksijen pompalamaya başladı,

which brought the pressure back up to the correct amount.

3:04

bu da basıncı doğru miktara geri getirdi.

This meant that the shuttle was now burning through its liquid oxygen too quickly, Öbek fiiller

3:07

Bu, mekiğin artık sıvı oksijenini çok hızlı yaktığı anlamına geliyordu

Öbek fiiller

burning through: bir kaynağı çok hızlı tüketmek

Burada burning through, “büyük miktarda bir şeyi çok hızlı tüketmek” anlamına gelen mecazi bir öbek fiildir. Uzay mekiği sıvı oksijenini gereğinden hızlı tüketmektedir; herhangi bir şey gerçekten yanarak başka bir şeyi delmemektedir. Yapı burn through + kaynak şeklindedir. Bu ifade çoğu zaman tüketim hızını savurgan, endişe verici veya sürdürülemez olarak gösterir.

Alıştırma

“The backup server is burning through batteries,” cümlesinde burning through ne anlama gelir?

  1. Pilleri gerçekten ateşe veriyor.
  2. Pilleri daha sonra kullanmak için saklıyor.
  3. Pilleri çok hızlı tüketiyor.
Cevabı göster

Pilleri çok hızlı tüketiyor.

and if it continued like this,

3:11

ve bu şekilde devam ederse,

it would run out way before reaching orbit. Dilbilgisi

3:13

yörüngeye ulaşmadan çok önce yakıtı bitecekti.

Dilbilgisi

way before reaching: bir olaydan çok daha önce

way before reaching ifadesinde way, “çok” veya “uzun zaman önce” anlamı veren bir derece zarfıdır. before sözcüğünü güçlendirir; dolayısıyla buradaki kaynak, uzay mekiği yörüngeye varmadan çok önce tükenecektir. before sonrasındaki reaching, reach fiilinin -ing biçimidir. Before + -ing, daha sonra gerçekleşecek olayı kısa biçimde adlandırır; before the shuttle reached orbit gibi tam bir yan cümle de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, kampa ulaşmamızdan çok önce pil gücümüzün biteceğini anlatır ve vurgulanan yapıyı doğru kullanır?

  1. We will run out of battery power way before reaching camp.
  2. We will run out of battery power way after reaching camp.
  3. We will run out of battery power just before reaching camp.
  4. We will run out of battery power way before reach camp.
Cevabı göster

We will run out of battery power way before reaching camp.

But while all this was going on,

3:15

Ancak tüm bunlar olurken,

a completely unrelated electrical problem had occurred in the vehicle,

3:17

araçta tamamen alakasız bir elektrik sorunu meydana gelmişti,

which put the shuttle offline,

3:21

bu da mekiği çevrimdışı bıraktı

and it was no longer vulnerable to hackers.

3:22

ve artık bilgisayar korsanlarına karşı savunmasız değildi.

Just kidding,

3:25

Şaka yapıyorum,

that isn't what happened.

3:26

olan biten bu değil.

But did you know that Incogni,

3:28

Ama Incogni'nin,

today's sponsor,

3:31

bugünün sponsorunun,

can protect you from hackers and spam emails?

3:31

sizi bilgisayar korsanlarından ve spam e-postalardan koruyabileceğini biliyor muydunuz?

We all get pointless spam emails and phone calls from things we never signed up for.

3:35

Hepimiz, hiçbir zaman kaydolmadığımız şeylerden anlamsız spam e-postalar ve telefon aramaları alıyoruz.

This is because data brokers sell our personal information to marketing agencies,

3:40

Bunun nedeni, veri komisyoncularının kişisel bilgilerimizi pazarlama ajanslarına satmasıdır,

who then make it their life goal to fill our inboxes with spam.

3:45

onlar da gelen kutularımızı spam'lerle doldurmayı hayatlarının amacı haline getirirler.

The problem is even worse,

3:49

Sorun daha da kötü,

since the databases that your info is stored on can easily be leaked or stolen by criminals.

3:50

çünkü bilgilerinizin saklandığı veri tabanları suçlular tarafından kolayca sızdırılabilir veya çalınabilir.

Incogni reaches out to these marketing agencies on your behalf and gets them to delete any data they have about you. Notlar

3:56

Incogni, sizin adınıza bu pazarlama ajanslarına ulaşır ve hakkınızdaki her türlü veriyi silmelerini sağlar.

Kalıp ifadeler

on your behalf: birinin adına hareket etmek

On your behalf, birinin sizin temsilciniz olarak veya sizin yerinize hareket etmesi anlamına gelir. Bu cümlede pazarlama ajanslarıyla iletişime geçen ve verileri silmelerini isteyen kullanıcı değil, Incogni'dir. Yapı on + iyelik belirleyicisi + behalf şeklindedir; on my/your/their behalf gibi kullanılır. Ayrıca on behalf of + isim yapısıyla on behalf of the client denebilir. Yalnızca kimin yarar sağladığına değil, kimin kimin adına hareket ettiğine odaklanır.

Alıştırma

“Benim temsilcim olarak” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: I cannot attend the meeting, so Priya will vote ____.

Cevabı göster

on my behalf

Dilbilgisi

gets them to delete: get someone to do something yapısı

Get + kişi + to-mastar yapısı, genellikle ikna, rica, koordinasyon, düzenleme veya başka bir etki yoluyla başka birinin harekete geçmesini sağlamak anlamına gelir. gets them to delete ifadesinde them pazarlama ajanslarını, delete ise onların yapmaya yönlendirildiği eylemi belirtir. Kalıp get someone to do something şeklindedir. Nesne get ile to + fiil arasına gelir; get ise zamana veya özne uyumuna göre değişir: gets them to delete, got them to delete, will get them to delete.

Alıştırma

Get fiilinin geçmiş biçimiyle ettirgen kalıbı tamamlayın: After several calls, we ____ the supplier ____ send a replacement.

Cevabı göster

got · to

All you need to do is sign up,

4:02

Tek yapmanız gereken kaydolmak,

sit back,

4:04

arkanıza yaslanmak

and watch Incogni do their work.

4:05

ve Incogni'nin işini yapmasını izlemek.

Since signing up with Incogni,

4:07

Incogni'ye kaydolduğumdan beri,

my info is no longer in the hands of any of these companies, Deyimler

4:08

bilgilerim artık bu şirketlerin hiçbirinin elinde değil

Deyimler

In the hands of: birinin kontrolü altında

In the hands of, bir şeyin bir kişi veya kurumun kontrolü, gözetimi ya da sorumluluğu altında olduğunu belirtir. Burada şirketler artık konuşanın bilgilerine sahip değildir veya onları kontrol etmemektedir. Bu ifade mecazidir; bir şeyin gerçekten elde tutulması gerekmez. Kontrolün veya gözetim sorumluluğunun kimde olduğunu gösterir ve tek başına kötü niyet anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki ‘kontrolü veya sorumluluğu altında’ anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: After the vote, the final decision was ____ the committee.

Cevabı göster

in the hands of

and my inbox is much cleaner.

4:12

ve gelen kutum çok daha temiz.

To protect your personal information and get rid of spam in your life, Öbek fiiller

4:14

Kişisel bilgilerinizi korumak ve hayatınızdaki spam'lerden kurtulmak için

Öbek fiiller

Get rid of: istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak

Get rid of, istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak, atmak veya ondan kurtulmak anlamına gelir. Buradaki istenmeyen şey spamdir. get rid of + isim veya zamir kalıbını eksiksiz kullanın: get rid of spam; get rid of it. Of zorunludur ve rid burada sıradan, bağımsız bir fiil gibi kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki ‘istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak’ anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: I want to ____ these old files before I buy a new computer.

Cevabı göster

get rid of

visit incogni.com/primalspace

4:19

incogni.com/primalspace adresini ziyaret edin

and use the code PRIMALSPACE to get 60% off.

4:22

ve %60 indirim almak için PRIMALSPACE kodunu kullanın.

Space shuttle Columbia had just left the launch pad and was already on the verge of a complete disaster. Kalıp ifadeler

4:26

Uzay mekiği Columbia fırlatma rampasından yeni ayrılmıştı ve çoktan tam bir felaketin eşiğindeydi.

Kalıp ifadeler

on the verge of: önemli bir değişimin eşiğinde

On the verge of, bir şeyin gerçekleşmesine çok az kalmış olan kritik noktada bulunmak demektir. Burada Columbia'nın fırlatmadan hemen sonra büyük bir felaket yaşamanın eşiğine geldiğini anlatır. Yapı on the verge of + isim veya -ing biçimidir: on the verge of collapse; on the verge of giving up. Durumu yalnızca yakın olarak değil, kritik bir eşikte olarak gösterir.

Alıştırma

Kritik bir durum için on the verge of ifadesini doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The dam is in the verge of collapsing.
  2. The dam is on the verge to collapse.
  3. The dam is on the verge of collapsing.
Cevabı göster

The dam is on the verge of collapsing.

Its right engine was burning through too much liquid oxygen,

4:32

Sağ motoru çok fazla sıvı oksijen tüketiyordu

and if it ran out,

4:35

ve eğer tükenirse,

the shuttle might not have made it into orbit, Dilbilgisi

4:36

mekik yörüngeye ulaşamayabilirdi,

Dilbilgisi

might not have made it: geçmişte olası bir başarısızlık

Might not have made it, geçmişte gerçekleşmiş olabilecek başarısız bir sonucu anlatır. Bu bağlamda mekik yörüngeye gerçekten ulaştı; ancak konuşan kişi, koşullar farklı olsaydı ulaşamayabileceğini düşünüyor. Might not have + past participle yapısı geçmişteki olasılığı gösterir; made, make fiilinin past participle biçimidir. Make it into orbit içindeki make it bir deyimdir: bir şey üretmek değil, hedefe ulaşmayı başarmak anlamına gelir.

Alıştırma

Geçmişteki bir sonuç tartışılırken dağcıların zirveye ulaşamamış olma ihtimali bulunduğunu anlatan cümleyi seçin.

  1. The climbers might not have made it to the summit.
  2. The climbers might not make it to the summit.
  3. The climbers did not make it to the summit.
Cevabı göster

The climbers might not have made it to the summit.

or even worse,

4:39

veya daha da kötüsü,

the engines could have ripped themselves apart.

4:40

motorlar kendilerini parçalayabilirdi.

Amazingly,

4:42

İnanılmaz bir şekilde,

a completely separate problem was about to save the day. Deyimler

4:43

tamamen ayrı bir sorun günü kurtarmak üzereydi.

Deyimler

save the day: kritik bir sorunu tam zamanında çözmek

Bu cümlede save the day, işler ters gitmek üzereyken önemli bir sorunu tam zamanında çözmek anlamına gelen bir deyimdir. Özne bir kişi, plan, nesne, hatta başka bir sorun olabilir. Takvimdeki bir günü kelimenin tam anlamıyla korumak demek değildir ve sonucun kahramanca olması gerekmez. Temel fikir, bir şeyin doğru zamanda ortaya çıkması ya da işe yaraması ve durumu düzeltmesidir.

Alıştırma

Cümleyi, “acil sorunu çözdü” anlamına gelen ve yukarıda öğretilen üç sözcüklü deyimle tamamlayın: The spare key ____ when we got locked out.

Cevabı göster

saved the day

Inside the payload bay were a series of electrical wires that carried power to instruments all over the vehicle. Dilbilgisi

4:47

Kargo bölümünün içinde, aracın her yerindeki aletlere güç taşıyan bir dizi elektrik kablosu vardı.

Dilbilgisi

Inside the payload bay were ...: yer ifadesini öne alan devrik yapı

Inside the payload bay, cümlenin başına alınmış bir yer ifadesidir. Ardından cümlede yer bildiren devrik yapı kullanılır: were, özne öbeği a series of electrical wires ifadesinden önce gelir. Normal sözcük dizilişiyle cümle A series of electrical wires were inside the payload bay. olur. Bu yapı önce yeri belirler, ardından orada bulunanları tanıtır. Fiil, kendisinden sonra gelen özneyle bağlantılıdır; özne payload bay değildir.

Alıştırma

Yeni bir özneyi tanıtmak için yer ifadesini öne alan devrik yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. At the end of the corridor a tall wooden clock stood.
  2. At the end of the corridor stood a tall wooden clock.
  3. At the end of the corridor stood it.
Cevabı göster

At the end of the corridor stood a tall wooden clock.

One of these wires ran alongside a small screw that had been overtightened and had a very sharp edge.

4:53

Bu kablolardan biri, aşırı sıkılmış ve çok keskin bir kenarı olan küçük bir vidanın yanından geçiyordu.

Over the course of many flights, Kalıp ifadeler

4:59

Birçok uçuş boyunca,

Kalıp ifadeler

Over the course of: bütün bir dönem boyunca değişim

Over the course of many flights, tek bir uçuşta değil, bu uçuşların oluşturduğu sürenin tamamı boyunca demektir. İfade, uçuşları bir şeyin adım adım geliştiği bir süreç olarak sunar. Sürecin ilerleyişi veya birikimli değişim önemli olduğunda over the course of + bir zaman dilimi, etkinlik ya da olaylar dizisi yapısını kullanın. Burada course, “süreç” anlamındadır; “ders”, “rota” veya “yemeğin bir bölümü” anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir dönemin tamamı boyunca gelişen bir değişimi en iyi vurgular?

  1. The summer course begins on Monday.
  2. Over the course of the summer, the pond slowly dried up.
  3. During the summer, the alarm rang once.
Cevabı göster

Over the course of the summer, the pond slowly dried up.

this wire had rubbed against the screw,

5:01

bu kablo vidaya sürtünmüş

and its insulation had been slowly worn away. Öbek fiiller

5:03

ve yalıtımı yavaş yavaş aşınmıştı.

Öbek fiiller

worn away: kademeli malzeme kaybı

Had been slowly worn away yapısında worn, wear fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; wear away ise bir malzemenin sürtünme, hava koşulları veya başka bir sürekli etki yüzünden azar azar kaybolması demektir. Edilgen yapı, hasara neyin yol açtığından çok hasar gören yalıtıma odaklanır. Away parçacığı, malzemenin bir kısmının veya tamamının giderek yok olduğu anlamını ekler. İfade, korkunun zamanla azalması gibi mecazi biçimde de kullanılabilir; ancak burada fiziksel aşınmayı anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, yüzeydeki malzemenin giderek kaybolduğu anlamına gelir?

  1. Years of use had worn out the old motor.
  2. Years of pressure had worn down their resistance.
  3. Years of wind had worn away the painted surface.
Cevabı göster

Years of wind had worn away the painted surface.

5 seconds into the flight,

5:07

Uçuşun 5. saniyesinde,

the exposed wire arced onto the screw, Kelime

5:09

açıkta kalan kablo vidaya ark yaptı,

Kelime

Elektrik boşalması için "arced onto"

Elektrik dilinde arc fiil olarak kullanılabilir. Burada arced, elektriğin küçük bir hava boşluğunu elektrik arkı biçiminde geçtiğini; onto ise boşalmanın ulaştığı yüzeyin vida olduğunu belirtir. Tel yalnızca yay biçiminde bükülmemiştir. Bu ifade, elektrik boşalmasının açıkta kalan telden vidaya atladığını anlatır ve bu durum kısa devreye veya elektrik arızasına yol açabilir.

Alıştırma

Cümleyi “ark biçiminde atlayıp bir yüzeye ulaştı” anlamına gelen iki sözcüklü elektrik ifadesiyle tamamlayın: After its insulation cracked, the live wire ____ the metal cover.

Cevabı göster

arced onto

causing a short circuit and setting a number of instruments offline.

5:11

bir kısa devreye neden olarak bir dizi cihazı devre dışı bıraktı.

This immediately set off all kinds of warnings inside the cockpit, Öbek fiiller

5:15

Bu, kokpitte anında her türlü uyarıyı tetikledi,

Öbek fiiller

“Tetiklemek” anlamında "set off"

Burada set off, “tetiklemek” veya “başlatmak” anlamına gelen geçişli bir öbek fiildir. Elektrik arızası, kokpitte birçok uyarının görünmesine veya ses çıkarmasına neden oldu. Bu kullanım alarmlar, uyarılar, tepkiler, tartışmalar ve olay zincirleriyle kullanılabilir. Özne nedeni, set off sonrasındaki isim ise başlayan olayı veya tepkiyi belirtir.

Alıştırma

"The faulty sensor set off several alarms," cümlesinde "set off" ne anlama gelir?

  1. alarmların devreye girmesine neden oldu
  2. alarmlarla birlikte yolculuğa başladı
  3. alarmları başka bir yere taşıdı
Cevabı göster

alarmların devreye girmesine neden oldu

one of which was a fuel cell warning.

5:19

bunlardan biri de yakıt hücresi uyarısıydı.

The fuel cells aboard shuttle used hydrogen and oxygen to produce all of the electricity for the vehicle.

5:21

Mekikteki yakıt hücreleri, aracın tüm elektriğini üretmek için hidrojen ve oksijen kullanıyordu.

If one of these went wrong,

5:27

Bunlardan birinde bir şeyler ters giderse,

the results would be catastrophic.

5:29

sonuçlar felaket olurdu.

Luckily,

5:31

Neyse ki,

this was just a faulty reading,

5:32

bu sadece hatalı bir okumaydı

and there was nothing wrong with the fuel cells.

5:34

ve yakıt hücrelerinde yanlış bir şey yoktu.

The real problem was lurking down below. Deyimler

5:36

Gerçek sorun aşağıda gizleniyordu.

Deyimler

lurking down below: aşağıda gizlenen bir sorun

Bu cümlede lurking, asıl sorunu ortaya çıkmayı bekleyen gizli bir tehditmiş gibi kişileştirir. Sorun zaten vardır, ancak henüz belirgin hâle gelmemiştir. Down below fiziksel bir yön de ekler: kaynak, söz konusu parçanın altındaki ekipmandadır. Lurking down below birlikte kullanıldığında gerilim yaratır ve dinleyicinin dikkatini makinenin alt kısmındaki gizli arızaya yöneltir.

Alıştırma

Şu İngilizce cümleyi okuyun: A serious problem was lurking beneath the surface. lurking neyi ima ediyor?

  1. Sorun hızla görünür hâle geliyordu.
  2. Sorun zaten tamamen çözülmüştü.
  3. Sorun gizliydi ve sıkıntıya yol açabilirdi.
Cevabı göster

Sorun gizliydi ve sıkıntıya yol açabilirdi.

Two computers in charge of controlling the shuttle's engines had been knocked offline thanks to the electricity shortage.

5:39

Mekiğin motorlarını kontrol etmekten sorumlu iki bilgisayar, elektrik kesintisi sayesinde devre dışı kalmıştı.

Each engine had a main computer and a backup computer,

5:45

Her motorun bir ana bilgisayarı ve bir yedek bilgisayarı vardı,

which would take over if something went wrong. Öbek fiiller

5:48

bir şeyler ters giderse yedek olan devralırdı.

Öbek fiiller

take over: mevcut kontrolü devralmak

Take over, başka bir kişi veya sistemin yerine bir şeyi kontrol etmeye, işletmeye ya da ondan sorumlu olmaya başlamak demektir. Buradaki would take over, bir arıza olursa yedek bilgisayarın devreye girip ana bilgisayarın görevini yapacağını anlatır. Temel fikir yer değiştirmedir: bir kontrol birimi durur veya devam edemez ve başka biri onun işlevini üstlenir. Bu bir öbek fiildir; take ile over kelimelerinin gerçek anlamlarının basitçe birleştirilmesi değildir.

Alıştırma

Ana sistemin yerini almak anlamını vermek için İngilizce cümleyi take + bir parçacıkla tamamlayın: If the main server fails, the backup will ____ immediately.

Cevabı göster

take over

The right engine,

5:50

Sağ motor,

which was leaking fuel,

5:51

ki yakıt sızdırıyordu,

had just lost its backup computer,

5:52

yedek bilgisayarını yeni kaybetmişti

and the center engine lost its main computer.

5:54

ve merkez motor ana bilgisayarını kaybetti.

This caused a unique problem that actually turned into a solution.

5:57

Bu, aslında bir çözüme dönüşen benzersiz bir soruna neden oldu.

You see, Anlatım akışı

6:01

Görüyorsunuz,

Anlatım akışı

Açıklama belirteci olarak You see,

Burada You see, bir açıklamanın geleceğini bildiren söylem belirtecidir. Dinleyiciye, sıradaki düşüncenin az önce söyleneni anlamak için gereken nedeni veya arka planı sağlayacağını gösterir. Dinleyiciden gerçekten bir şeye bakmasını istemez. Konuşmada, konuşmacının bir iddia veya sonuçtan onu destekleyen bilgilere geçmesine yardımcı olur.

Alıştırma

You see, burada ne işe yarıyor?

  1. Dinleyiciye bir nesneye bakmasını söyler.
  2. Dinleyicinin ihtiyaç duyduğu bir açıklamayı başlatır.
  3. Dinleyicinin net görüp göremediğini kontrol eder.
Cevabı göster

Dinleyicinin ihtiyaç duyduğu bir açıklamayı başlatır.

under normal circumstances,

6:02

normal şartlar altında,

both computers run simultaneously.

6:04

her iki bilgisayar da aynı anda çalışır.

The data from both computers is compared and averaged out, Öbek fiiller

6:06

Her iki bilgisayardan gelen veriler karşılaştırılır ve ortalaması alınır,

Öbek fiiller

averaged out: ortalama hesaplamak

Bu cümlede averaged out, iki bilgisayardan gelen değerlerin aritmetik ortalamaları hesaplanarak birleştirilmesi anlamına gelir. Edilgen yapı be + averaged out şeklindedir: veriler ortalama alma işlemine tabi tutulur. out parçacığı, birden fazla değer birleştirildikten veya değişimler yumuşatıldıktan sonra ortaya çıkan sonucu vurgular. Burada gerçek bir veri işleme adımını anlatır; verilerin yalnızca sıradan veya kabaca dengeli olduğunu söylemez.

Alıştırma

“Ortalama hesaplamak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiilin geçmiş zaman ortacını kullanarak cümleyi tamamlayın: The five sensor readings were ____ before the final value was reported.

Cevabı göster

averaged out

and this is what is used to control the engines.

6:10

ve motorları kontrol etmek için kullanılan şey budur.

This means that if a sensor on one of the computers is reading abnormally high or low,

6:12

Bu, bilgisayarlardan birindeki bir sensör anormal derecede yüksek veya düşük okuyorsa,

it won't have such a big effect on the engine.

6:17

bunun motor üzerinde o kadar büyük bir etkisi olmayacağı anlamına gelir.

As it turned out, Anlatım akışı

6:20

Görünüşe göre,

the pressure sensor on the backup computer was reading incorrectly

6:21

yedek bilgisayardaki basınç sensörü yanlış okuyordu

Anlatım akışı

As it turned out: sonradan keşfedilen bir gerçeği açıklamak

“As it turned out”, sonradan açıklığa kavuşan gerçek durumu anlatıma sokar. Dinleyiciye, sıradaki bilginin daha sonraki kontroller veya olaylar sonucunda öğrenildiğini ve çoğu zaman önceki bir düşünceyi ya da beklentiyi düzelttiğini gösterir. Bu cümlede açıklamayı önceki sorundan sonradan bulunan nedene taşır: yedek bilgisayarın basınç sensörü yanlış değer veriyordu. Buradaki “turned out” fiziksel olarak dönmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Sonradan keşfedilen gerçeği anlatmak için en uygun bağlayıcıyı seçin: We thought the café was closed. _____, it had moved next door.

  1. At first
  2. By accident
  3. As it turned out
Cevabı göster

As it turned out

and it was sending back an abnormally high pressure reading.

6:25

ve anormal derecede yüksek bir basınç okuması geri gönderiyordu.

Since the main computer wasn't there to cancel this out,

6:28

Bunu iptal edecek ana bilgisayar orada olmadığı için,

it tricked the engine into thinking the pressure was too high. Dilbilgisi

6:31

motoru kandırarak basıncın çok yüksek olduğunu düşündürdü.

Dilbilgisi

tricked the engine into thinking: trick + nesne + into + -ing

“Trick + nesne + into + -ing”, yanıltıcı bilgi alan birinin veya bir şeyin bir eylemde bulunmasına ya da bir fikri doğru kabul etmesine neden olmak demektir. Nesne “trick”ten sonra gelir ve “into”yu -ing biçimi izler. Bu cümlede motor, düşünebiliyormuş gibi anlatılır. Daha kesin bir ifadeyle, kontrol sistemi hatalı sensör değerini basıncın çok yüksek olduğuna dair kanıt olarak değerlendirmiştir; bilinçli düşünce veya kasıtlı bir aldatma ima edilmez.

Alıştırma

Cümleyi“trick”fiilinin geçmiş zamanı,“him”nesnesi ve doğru edatla tamamlayın: The fake warning ____ deleting a safe file.

Cevabı göster

tricked him into

Because of this,

6:34

Bu yüzden,

the engine started pumping less liquid oxygen into the engine to reduce the pressure.

6:34

motor, basıncı düşürmek için motora daha az sıvı oksijen pompalamaya başladı.

This now meant that although the right engine was guzzling through too much oxygen,

6:39

Bu artık, sağ motor çok fazla oksijen tüketmesine rağmen,

the center engine was using less than normal,

6:43

merkez motorun normalden daha az kullandığı anlamına geliyordu,

and so the problems canceled each other out.

6:46

ve böylece sorunlar birbirini iptal etti.

If the center engine didn't have a faulty sensor,

6:49

Merkez motorda arızalı bir sensör olmasaydı

or if the electrical supply hadn't failed,

6:52

veya elektrik beslemesi arızalanmasaydı,

the whole shuttle would have run out of liquid oxygen much sooner. Öbek fiiller

6:55

tüm mekiğin sıvı oksijeni çok daha erken bitecekti.

Öbek fiiller

run out of + sınırlı bir kaynak

Bu cümlede stokun sahibi olan unsur uzay mekiği, sınırlı kaynak ise liquid oxygen'dır. run out of + isim, söz konusu kaynaktan hiç kalmaması anlamına gelir. Bu nedenle would have run out of liquid oxygen, mekiğin sıvı oksijen stokunun tükenmiş olacağını belirtir. Bu öbek fiil fiziksel bir hareket anlatmaz. Kaynak adı sonradan geliyorsa of korunur: bir kişi, araç veya kuruluş run out of time, fuel, money ya da stock diyebilir.

Alıştırma

Cümleyi “bir stoktan hiç kalmamak” anlamındaki üç sözcüklü öbek fiille tamamlayın: We need to stop soon, or we'll ____ fuel.

Cevabı göster

run out of

And it wouldn't have reached orbit.

6:59

Ve yörüngeye ulaşamayacaktı.

Had this actually happened, Dilbilgisi

7:00

Eğer bu gerçekten olsaydı,

the crew would have had to make an aborted landing back on Earth, Dilbilgisi

7:02

mürettebat Dünya'ya iptal edilmiş bir iniş yapmak zorunda kalacaktı,

Dilbilgisi

Had this actually happened: devrik bir geçmiş koşul

Had this actually happened, If this had actually happened yapısının devrik biçimidir. Past perfect yardımcı fiili Had, özne olan this'in önüne taşınır; happened ise geçmiş zaman ortacı olarak kalır. if'in kaldırılması koşula daha resmî bir biçim verir. Bu yan cümle, geçmişte gerçekleşmemiş bir koşulu anlatır. Ardından gelen would have had to... bu koşulun hayal edilen geçmiş sonucunu verir. Bu nedenle baştaki Had burada “sahipti” anlamına gelmez.

Alıştırma

Gerçekleşmemiş bir geçmiş durumu anlatmak için devrik üçüncü koşul yapısını hangi cümle doğru kullanıyor?

  1. Did the warning arrive earlier, we would have changed course.
  2. Had the warning arrive earlier, we would have changed course.
  3. Had the warning arrived earlier, we would have changed course.
Cevabı göster

Had the warning arrived earlier, we would have changed course.

Dilbilgisi

would have had to: gerçek dışı bir geçmişte zorunluluk

Would have had to, geçmişte gerçekleşmemiş veya gerçeğe aykırı bir sonucu zorunlulukla birleştirir. Geçmişteki koşul farklı olsaydı bir şeyi yapmanın gerekli olacağını anlatır. have had to dizilimi dil bilgisi açısından doğrudur: ilk have, would have + geçmiş ortaç yapısını kurar; had to ise have to ifadesinin geçmiş biçimidir. Bu cümlede mürettebat o inişi yapmadı; bu, hayal edilen durumda zorunlu olacak alternatifti.

Alıştırma

The backup system worked. Gerçeğe aykırı bu geçmiş alternatifi tamamlayın: Without it, the pilots ____ land immediately.

Cevabı göster

would have had to

still carrying the enormous telescope on their backs.

7:06

sırtlarında hala o devasa teleskobu taşıyorken.

By sheer coincidence, Kalıp ifadeler

7:09

Tamamen tesadüf eseri,

two completely separate problems occurred that perfectly canceled each other out, Öbek fiiller

7:11

birbirini mükemmel bir şekilde iptal eden tamamen ayrı iki sorun meydana geldi,

Kalıp ifadeler

By sheer coincidence: tamamen tesadüf eseri

By sheer coincidence, “tamamen tesadüf eseri” anlamına gelir. By, durumun nasıl ortaya çıktığını belirtir; sheer ise coincidence sözcüğünü güçlendirir: olaylar bütünüyle rastlantısaldır, planlanmamıştır ve aralarında neden-sonuç ilişkisi yoktur. Birbirinden bağımsız olaylar şaşırtıcı biçimde denk geldiğinde bu ifadeyi kullanın. Burada iki ayrı sorun tesadüfen birbirini dengelemiştir ve ifade bu uyuşmayı rastlantısal olarak sunar.

Alıştırma

“Tamamen tesadüf eseri” anlamındaki tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, Maya and Leo brought the same rare book.

Cevabı göster

By sheer coincidence

Öbek fiiller

canceled each other out: zıt etkilerle net sonucun sıfır olması

canceled each other out ifadesinde bir sorun sıvı oksijen kullanımını artırırken diğeri aynı miktarda azalttı. İki sorun da gerçekten gerçekleşmiş olsa da net etkileri sıfırdı. Başka durumlara aktarılabilen X and Y cancel each other out kalıbı, X ile Y'nin aynı sonuç üzerinde zıt etkiler oluşturduğu anlamına gelir. Each other karşılıklı ilişkiyi belirtir; out ise etkilerin tamamen ya da fiilen nötrleştiğini gösterir.

Alıştırma

Son cümleyi dersteki dört kelimelik ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: The heater raised the temperature by two degrees, while the open window lowered it by two degrees. Their effects ____.

Cevabı göster

canceled each other out

allowing shuttle to reach orbit just 5 m/s off its desired speed.

7:15

mekiğin istenen hızından sadece 5 m/s sapmayla yörüngeye ulaşmasını sağladı.

In the end,

7:21

Sonunda,

the shuttle was able to make up for this by using its OMS engines, Notlar

7:22

mekik, OMS motorlarını kullanarak bunu telafi edebildi

Öbek fiiller

make up for: bir açığı telafi etmek

Burada make up for, bir açığı telafi etmek anlamına gelir. Uzay mekiğinin hızı hedefin altındaydı ve OMS motorları gereken ek hızı sağladı. This, telafi edilen hız açığını ifade eder. Kalıp make up for + isim veya zamir biçimindedir. For sonrasındaki nesne bir kayıp, zayıflık, hata veya dezavantaj olabilir. Bu ifade tek başına telafinin eksiksiz olduğunu göstermez; ne ölçüde başarılı olduğunu bağlam açıklar.

Alıştırma

“Bir dezavantajı telafi etmek” anlamını vermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The backup battery helped ___ the laptop's short battery life.

  1. make up for
  2. make up with
  3. make up
Cevabı göster

make up for

Kültür

OMS engines: uzay mekiğinin yörünge manevra sistemi

OMS, Orbital Maneuvering System ifadesinin baş harflerinden oluşur ve yörünge manevra sistemi anlamına gelir. Uzay mekiğinin OMS motorları, üç ana motorundan ayrıydı. Ana motorlar kapandıktan sonra ateşlenerek mekiğin hızını ve yörüngesini değiştirebilirlerdi. Bu cümlede bu arka plan, mekiğin önceki hız eksikliğini nasıl telafi edebildiğini açıklar. OMS motorları, gereken yörüngeye ulaşmak için başka bir yol sağladı.

Alıştırma

Uzay mekiğinin OMS engines ifadesini hangi açıklama doğru tanımlar?

  1. Ana motor aşamasından sonra uzay mekiğinin hızını ve yörüngesini ayarlamak için kullanılan motorlar
  2. İtkili yükseliş sırasında kullanılan uzay mekiğinin üç büyük ana motoru
  3. Fırlatma için uzay mekiğine bağlı katı yakıtlı roket iticileri
Cevabı göster

Ana motor aşamasından sonra uzay mekiğinin hızını ve yörüngesini ayarlamak için kullanılan motorlar

and the Chandra telescope was successfully deployed.

7:26

ve Chandra teleskobu başarıyla konuşlandırıldı.

Since its main engines weren't needed for the rest of the mission,

7:29

Ana motorlarına görevin geri kalanı için ihtiyaç duyulmadığından,

the shuttle and its crew safely made it back to Earth without any issues.

7:33

mekik ve mürettebatı hiçbir sorun yaşamadan güvenli bir şekilde Dünya'ya döndü.

Now,

7:37

Şimdi,

time for the Primal Space giveaway.

7:38

Primal Space çekiliş zamanı.

The winner of the previous giveaway is Eric.

7:40

Önceki çekilişin kazananı Eric.

Congrats.

7:43

Tebrikler.

In the next video,

7:44

Bir sonraki videoda,

we'll be giving away this custom Primal Space design shuttle poster,

7:45

bu özel Primal Space tasarımı mekik posterini hediye edeceğiz,

available in our store.

7:49

ki mağazamızda mevcuttur.

All you need to do is sign up at the link below,

7:51

Tek yapmanız gereken aşağıdaki bağlantıdan kaydolmak,

like the video,

7:53

videoyu beğenmek

and leave a comment saying what you think about the space shuttle.

7:54

ve uzay mekiği hakkında ne düşündüğünüzü söyleyen bir yorum bırakmak.

Thank you very much for watching,

7:57

İzlediğiniz için çok teşekkür ederim,

and I'll see you in the next video.

7:59

ve bir sonraki videoda görüşmek üzere.