Uzay Mekiği'nin En Şanslı Kurtuluşu: İngilizce çalışma notları
Primal Space
Video özeti: Columbia'daki yakıt sızıntısı ile elektrik arızası tesadüfen birbirini dengeleyerek Chandra görevinin yörüngeye ulaşmasını sağlıyor. İngilizce öğrenme noktaları: 1. "payload bay." — Kültür, medya ve bağlam: mekiğin kargo bölmesini tanıyıp teleskop, kablo ve arızalı parçaların yerini izleyin. 2. "Had this actually happened," — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: "If this had actually happened" yapısındaki if'in atıldığı devrik biçimi tanıyın ve "would have had to" ile gerçek dışı sonuca bağlayın. 3. "canceled each other out," — Phrasal verb: arızaların yok olmadığını, karşıt etkilerinin birbirini nötrlediğini anlayın ve kalıbı kuvvet, hata, maliyet veya etkiler için kullanın.
Bu derste
This is the space shuttle lifting off on what was about to become one of its most dangerous journeys into space. Dilbilgisi
0:00Bu, uzay mekiğinin uzaydaki en tehlikeli yolculuklarından biri olmak üzere havalandığı andır.
Was about to become: geçmişten bakıldığında yaklaşan bir değişim
Be about to + fiilin yalın hâli, bir şeyin gerçekleşmek üzere olduğunu belirtir. Was about to become ifadesinde was bakış açısını geçmişe yerleştirirken become yaklaşan değişimi adlandırır. Anlatıcı, daha sonra ne olduğunu bilerek geçmişe bakar: kalkış anında yolculuk henüz son derece tehlikeli hâle gelmemişti, ancak bu değişim çok yakındı. Burada about, sabit be about to yapısının bir parçasıdır; hakkında anlamına gelmez.
Alıştırma
Geçmişteki bir andan bakıldığında yaklaşan bir değişimi göstermek için cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: At that moment, the routine mission ____ a crisis.
Cevabı göster
was about to become
Almost immediately, fuel started leaking out of its right engine.
0:06Neredeyse hemen, sağ motorundan yakıt sızmaya başladı.
knocking its engine control computers offline. Kalıp ifadeler
0:13bu da motor kontrol bilgisayarlarını devre dışı bıraktı.
Knocking ... offline: bir sistemi devre dışı bırakmak
Knock + nesne + offline, bir cihazın, hizmetin veya sistemin bağlantısını kaybetmesine ya da çalışmayı durdurmasına neden olmak demektir ve genellikle ani bir durumu anlatır. Offline, nesne tamamlayıcısıdır; motor kontrol bilgisayarlarının sonuçta geldiği durumu açıklar. Knocking its engine control computers offline biçimindeki -ing yan cümlesi elektrik beslemesi arızasının sonucunu verir. Burada fiziksel bir darbe kastedilmez; arıza bilgisayarların çalışmayı durdurmasına neden olmuştur.
Alıştırma
Hangi cümle, dışarıdan kaynaklanan bir arızanın sistemi aniden durdurmasını en iyi anlatır?
- The payment servers went offline at midnight.
- An engineer took the payment servers offline for an upgrade.
- A power surge knocked the payment servers offline.
Cevabı göster
A power surge knocked the payment servers offline.
Unaware of what was really going on beneath them, Öbek fiiller
0:16Altlarında gerçekten ne olup bittiğinden habersiz olan
going on ifadesinin “olmak” anlamı
what was really going on ifadesinde going on, “olmak” veya “meydana gelmek” anlamındadır. what was going on sözleri, “ne oluyordu” anlamına gelen dolaylı bir soru oluşturur. Burada go on, “devam etmek” anlamına gelmez. Bu kullanım, gelişmekte olan bir durumu anlatır ve o durumun içinde neler olduğunu sormaya veya açıklamaya yarar. What is going on? ve Something strange is going on. gibi yapılarda yaygındır.
Alıştırma
Örnekte what was really going on ne anlama geliyor?
- neyin altlarındaki bir yere taşındığı
- altlarında gerçekte ne olduğu
- altlarında neyin uzun süre devam ettiği
Cevabı göster
altlarında gerçekte ne olduğu
the space shuttle crew spent the next 8 minutes just moments away from a catastrophic failure, Kalıp ifadeler
0:19uzay mekiği mürettebatı, sonraki 8 dakikayı felaketle sonuçlanacak bir arızaya sadece anlar kala geçirdi,
just moments away from: zaman bakımından son derece yakın
Be moments away from + isim veya -ing biçimi, bir olaya zaman bakımından son derece yakın olmayı anlatır: olayın gerçekleşmesi muhtemeldir veya olay gerçekleşmek üzeredir. Burada yıkıcı bir arıza neredeyse meydana geliyordu. Just, bu yakınlık duygusunu güçlendirir. Moments kesin bir süre ölçüsü değildir; ifade tam bir dakika sayısı vermek yerine aciliyet yaratır.
Alıştırma
Bu cümlede just moments away from a catastrophic failure ne anlama geliyor?
- arıza fiziksel olarak çok uzaktaydı
- arızanın gerçekleşmesine çok az kalmıştı
- arıza tam birkaç dakika sonrasına planlanmıştı
Cevabı göster
arızanın gerçekleşmesine çok az kalmıştı
The shuttle had experienced two major problems that should have ended the mission, Dilbilgisi
0:28Mekik, görevi sona erdirmesi gereken iki büyük sorun yaşamıştı,
should have ended: beklenen ancak gerçekleşmeyen geçmiş bir sonuç
should have + geçmiş zaman ortacı yapısı, normal mantığa göre beklenen ancak gerçekleşmeyen geçmiş bir sonucu anlatabilir. Burada iki sorun, normalde görevi sona erdirecek kadar ciddiydi; buna rağmen görev devam etti. Bu kullanımda should bir tavsiye değildir. Olaydan sonra, makul olarak hangi sonucun beklenmiş olacağını değerlendiren bir ifadedir.
Alıştırma
Bu cümlede should have ended ne anlama geliyor?
- Sorunların görevi sona erdirmesi bekleniyordu ama gerçekte bunu yapmadılar.
- Konuşmacı görev ekibine görevi sona erdirmesini tavsiye ediyor.
- Sorunlar gelecekte görevi sona erdirebilir.
Cevabı göster
Sorunların görevi sona erdirmesi bekleniyordu ama gerçekte bunu yapmadılar.
they happened in such a way that actually ended up saving the crew from complete disaster. Öbek fiiller
0:34bu olaylar aslında mürettebatı tam bir felaketten kurtaracak bir şekilde gerçekleşti.
ended up saving: nihai sonuç için end up + -ing
End up + -ing, özellikle beklenmedik veya plandan farklı olduğunda bir sürecin nihai sonucunu anlatır. Ended up geçmiş zaman biçimidir; saving ise sonucu adlandıran -ing biçimidir. Burada sorunlar yalnızca sona ermedi; nihai etkileri mürettebatı kurtarmak oldu. Yeniden kullanılabilir kalıp özne + end up + fiil-ing şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için end up ifadesini geçmiş zamanda kullanın: We took the wrong turn but ____ finding a beautiful beach.
Cevabı göster
ended up
We modeled the entire thing to show you the tiny objects that led to these huge problems
0:39Bu devasa sorunlara yol açan küçük nesneleri
and how sheer luck and miraculous circumstances ended up saving the space shuttle.
0:45ve saf şans ile mucizevi koşulların uzay mekiğini nasıl kurtardığını göstermek için her şeyi modelledik.
In order to understand why this flight was so dangerous in the first place, Kalıp ifadeler
0:50Bu uçuşun en başta neden bu kadar tehlikeli olduğunu anlamak için,
in the first place: ilk nedene dönmek
In the first place, bir durumun arkasındaki ilk nedene veya başlangıç koşuluna geri döner. Burada açıklamanın, uçuşun ne kadar tehlikeli olduğundan en başta neden tehlikeli olduğuna geçtiğini gösterir. Bir şeyin neden gerçekleştiğini veya neden var olduğunu inceleyen sorularda ve açıklamalarda sık kullanılır. Gerçek anlamda bir yeri göstermez ve bir listenin ilk maddesini tanıtan bir sıralama ifadesi değildir.
Alıştırma
Soruyu, bu derste geçen ve ilk nedeni soran dört sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Why did we choose this route ____?
Cevabı göster
in the first place
we need to look inside the shuttle's payload bay. Kültür
0:54mekiğin kargo bölümünün içine bakmamız gerekiyor.
payload bay: uzay aracının görev ekipmanı bölmesi
Payload bay, bir uzay aracının görev yükünü taşıdığı büyük bölmedir. Görev yükü, görev için gereken ekipman veya kargodur; bir uzay mekiğinde uydu, teleskop ya da başka görev donanımları bulunabilir. Bu cümlede bay, deniz kıyısındaki bir koyu değil, araca yerleştirilmiş bir ekipman bölmesini ifade eder. Mekiğin payload bay bölümünün içine bakmak, görev ekipmanlarının saklandığı alanı incelemek demektir.
Alıştırma
Bir uzay mekiğinin içine bakmaktan söz eden cümlede payload bay ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Mürettebat ve yolcuların oturduğu alan
- Görev ekipmanını taşıyan bir uzay aracı bölmesi
- Fırlatma sahasının yakınındaki kıyı koyu
Cevabı göster
Görev ekipmanını taşıyan bir uzay aracı bölmesi
It was carrying the Chandra Observatory telescope,
0:57Mekiğin bugüne kadar fırlattığı en büyük ve en ağır şey olan
which was the largest and heaviest thing shuttle ever launched.
1:00Chandra Gözlemevi teleskobunu taşıyordu.
This combination put the mission over the shuttle's weight limit.
1:04Bu kombinasyon, görevi mekiğin ağırlık sınırının üzerine çıkardı.
It had to shave off several tons before the flight, Öbek fiiller
1:08Uçuştan önce birkaç ton ağırlıktan kurtulmak zorundaydı,
shave off several tons: bir miktarı azaltmak
Bu cümlede shave off, daha büyük bir toplamdan belirli bir miktarı azaltmak veya çıkarmak demektir. Shave off several tons, birkaç tonluk ağırlığın giderilmesi gerektiğini anlatır; gerçek anlamda tıraş etme veya kazıma değildir. Yeniden kullanılabilen kalıplar shave off + miktar ve shave + miktar + off + toplam biçimindedir: shave off ten minutes; shave ten minutes off the journey. Bu ifade çoğu zaman bir hedefe ulaşmak için bir değerin aşağı çekildiğini düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi, shave ile kurulan ve “bu miktarı toplamdan azaltmak” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: A faster route could ____ fifteen minutes from the journey.
Cevabı göster
shave off
A lighter external tank was used and all three main engines were swapped out for lighter ones. Öbek fiiller
1:13Daha hafif bir dış tank kullanıldı ve üç ana motorun tümü daha hafif olanlarla değiştirildi.
swapped out for lighter ones: eski parçadan yenisine
Swap out A for B, A’yı çıkarmak ve yerine B’yi koymak demektir. Edilgen yapı A is swapped out for B biçimindedir; burada A eski parça, B ise yeni yedek parçadır. Bu cümlede all three main engines A’yı, lighter ones ise B’yi temsil eder. Ones, engines isminin tekrarlanmasını önler; dolayısıyla for lighter ones, “daha hafif motorlarla” anlamına gelir.
Alıştırma
Edilgen cümleyi swap out fiilinin geçmiş zaman ortacı ve doğru edatla tamamlayın: The old batteries were ____ rechargeable ones.
Cevabı göster
swapped out for
making it one of the most used space shuttle engines.
1:25bu da onu en çok kullanılan uzay mekiği motorlarından biri yapıyordu.
cracks had started to show in a couple of its liquid oxygen posts.
1:28sıvı oksijen borularının birkaçında çatlaklar görünmeye başlamıştı.
These are the thin pipes that carry liquid oxygen into the combustion chamber.
1:32Bunlar, sıvı oksijeni yanma odasına taşıyan ince borulardır.
it would rip the engine apart and destroy the entire vehicle.
1:38motoru parçalayacak ve tüm aracı yok edecekti.
NASA simply deactivated them by placing a small metal pin at the top,
1:44NASA, üstlerine küçük bir metal pim yerleştirerek onları basitçe devre dışı bıraktı,
and it saved the engine from going through a lengthy refurbishment. Dilbilgisi
1:53ve motoru uzun bir yenileme sürecinden kurtardı.
save something from doing something: bir şeyi bir süreci yaşamaktan kurtarmak
Bu cümlede save the engine from going through ... ifadesi, motorun istenmeyen bir süreçten geçmek zorunda kalmasını önlemek anlamına gelir. Buradaki save, bir dosyayı “kaydetmek” değil, “bir şeyden kurtarmak” demektir. Tekrar kullanılabilen yapı save + nesne + from + isim/-ing biçimidir. Nesne, sonuçtan kurtulan kişi veya şeydir; burada from sonrasında go değil going kullanılır.
Alıştırma
save + nesne + from + -ing yapısındaki eksik kelimeyi tamamlayın: The quick repair saved the machine ____ undergoing a complete rebuild.
Cevabı göster
from
But as space shuttle Columbia ignited its engines,
1:56Ancak uzay mekiği Columbia motorlarını ateşlediğinde,
one of these metal pins worked its way loose and shot itself into the combustion chamber at over 30 m/s. Deyimler
2:00bu metal pimlerden biri gevşedi ve 30 m/s'nin üzerinde bir hızla yanma odasına fırladı.
work its way loose: zamanla gevşemek
Worked its way loose, metal pimin tekrarlanan hareket veya kuvvet nedeniyle yavaş yavaş yer değiştirip gevşediğini anlatır. Burada work “çalışmak”, way ise gerçek bir yol anlamına gelmez. work + iyelik + way + sonuç yapısı, bir duruma doğru kademeli hareketi anlatır. Burada its tekil pin ile uyumludur; loose ise ortaya çıkan durumdur.
Alıştırma
Cümleyi work one's way loose ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After weeks of vibration, the screw ____.
Cevabı göster
worked its way loose
it bounced off the chamber walls and punctured a hole in the delicate engine nozzle.
2:07yanma odasının duvarlarından sekti ve hassas motor nozülünde bir delik açtı.
In the blink of an eye: göz açıp kapayıncaya kadar
Bu cümlede in the blink of an eye, “çok kısa bir sürede” veya “neredeyse anında” anlamına gelir. Bütün eylemi küçücük bir ana sıkıştırarak çarpmanın ani hissedilmesini sağlar. Bu bir deyimdir; gerçekten birinin göz kırpması gerekmez. Bir olayın veya değişimin tamamının çok hızlı gerçekleştiğini anlatmak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “neredeyse anında” anlamına gelen ve göz kırpmaya gönderme yapan deyimle tamamlayın: The dog grabbed the sandwich, and ____, it was gone.
Cevabı göster
in the blink of an eye
This part of the engine is made up of over 1,000 thin tubes,
2:11Motorun bu parçası, 1.000'den fazla ince tüpten oluşur;
which circulate the ultra-cold liquid hydrogen to stop the nozzle from melting.
2:15bu tüpler, nozülün erimesini durdurmak için aşırı soğuk sıvı hidrojeni dolaştırır.
the hydrogen makes its way into the combustion chamber, Deyimler
2:21hidrojen yanma odasına doğru yol alır,
makes its way into: ilerleyerek içine girmek
makes its way into ifadesindeki make + iyelik belirleyicisi + way yapısı, bir yerin içine doğru belirli bir yol boyunca hareket etmeyi anlatır. Burada hidrojen bir güzergâhtan geçerek yanma odasına girer; bu nedenle ifade yalnızca varış noktasını değil, hareket sürecini de vurgular. İyelik sözcüğü ve fiil özneyle uyumlu olmalıdır: I make my way, she makes her way ve they make their way. Özne bir kişi, bir madde veya bilgi gibi soyut bir şey olabilir.
Alıştırma
Çoğul özneye uygun iyelik biçimini kullanarak düzenli işlemi hedef yapıyla tamamlayın: Every Friday, the approved files ____ the public archive.
Cevabı göster
make their way into
and liquid hydrogen began pouring out of the engine.
2:30ve sıvı hidrojen motordan dökülmeye başladı.
If just two more of these pipes had been damaged, Dilbilgisi
2:33Eğer sadece iki boru daha hasar görseydi,
If ... had been damaged ... would have melted: geçmişe ait gerçek dışı bir koşul
Bu, gerçekleşmemiş bir geçmişi anlatan üçüncü koşul cümlesidir. if yan cümlesinde past perfect'in edilgen biçimi olan had been damaged, sonuç cümlesinde ise would have + geçmiş zaman ortacı biçimindeki would have melted kullanılır. Bu, iki ek borunun hasar görmediği ve nozulun erimediği anlamına gelir. Geçmişte farklı bir koşulun nasıl farklı bir geçmiş sonuç doğuracağını açıklamak için bu yapıyı kullanın.
Alıştırma
sound ve be fiillerinin biçimlerini kullanarak geçmişe ait gerçek dışı koşul cümlesini tamamlayın: If the alarm ____ earlier, the building ____ evacuated sooner.
Cevabı göster
had sounded · would have been
causing a chain reaction that would have completely destroyed the vehicle.
2:38aracı tamamen yok edecek bir zincirleme reaksiyona neden olacaktı.
just barely hanging on: çok küçük bir farkla ayakta kalmak
Burada hanging on mecazidir: uzay mekiği hâlâ çalışıyor ve dayanıyordu, ancak bunu büyük güçlükle yapıyordu. just barely bu anlamı güçlendirir ve mümkün olan en küçük farkla demektir. be hanging on biçimi, başarısızlığa yakın ama devam eden bir durumu anlatır. Henüz pes etmemiş, çökmemiş veya çalışmayı durdurmamış bir kişiyi, takımı, işletmeyi ya da sistemi de anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede be hanging on, asıl cümledekiyle aynı mecazi anlamda kullanılmıştır?
- After months without enough funding, the small theater is just barely hanging on.
- She was hanging the picture on the wall.
- Hang on while I look up the address.
Cevabı göster
After months without enough funding, the small theater is just barely hanging on.
but all of this went completely unnoticed, Kalıp ifadeler
2:45ancak tüm bunlar tamamen fark edilmeden devam etti,
went completely unnoticed: bir şeyin hiç tespit edilmemesi
Bu cümlede went unnoticed, durumun gerçekleştiği hâlde hiçbir kişi veya cihaz tarafından tespit edilmediğini belirtir. Özne, onu fark etmeyen kişi değil, fark edilmeyen şeydir. go unnoticed yapısında go, özneyi onun durumunu anlatan unnoticed sıfatına bağlar. Completely, unnoticed ifadesini güçlendirerek tespit edilmeme durumunu tam olarak sunar.
Alıştırma
Kitap basılmadan önce yazım hatasını kimse görmedi. Bu durumu en iyi hangi cümle anlatır?
- The typo was corrected before printing.
- The typo was ignored after an editor found it.
- The typo went completely unnoticed.
Cevabı göster
The typo went completely unnoticed.
What the sensors did detect was a lower chamber pressure, Dilbilgisi
2:50Sensörlerin tespit ettiği şey daha düşük bir oda basıncıydı,
What ... did detect was ...: vurgulu did ile düzeltici odak
What the sensors did detect, odaklanılan bilgiyi belirten bir what yan cümlesi oluşturur. Ardından was, odaklanan sonucu sunar: a lower chamber pressure. What + özne + did + fiilin yalın hâli + was + sonuç kalıbı, sözde bölünmüş cümle olarak bilinen bir odak yapısıdır. Did burada soru oluşturmuyor. Olumlu bir cümlede vurgulu did, gerçekten olan şeyi olmayan veya beklenen şeyle karşılaştırır: sensörler bir şeyi gerçekten tespit etti, ancak sızıntıyı tespit etmedi.
Alıştırma
Düzeltici odak cümlesini detect fiilinin vurgulu geçmiş biçimiyle tamamlayın: What the scanner ____ was the damaged corner.
Cevabı göster
did detect
since less hydrogen was making its way into the combustion chamber.
2:54çünkü yanma odasına daha az hidrojen ulaşıyordu.
the on-board computers automatically started pumping more liquid oxygen into the engine,
2:58yerleşik bilgisayarlar motora otomatik olarak daha fazla sıvı oksijen pompalamaya başladı,
which brought the pressure back up to the correct amount.
3:04bu da basıncı doğru miktara geri getirdi.
This meant that the shuttle was now burning through its liquid oxygen too quickly, Öbek fiiller
3:07Bu, mekiğin artık sıvı oksijenini çok hızlı yaktığı anlamına geliyordu
burning through: bir kaynağı çok hızlı tüketmek
Burada burning through, “büyük miktarda bir şeyi çok hızlı tüketmek” anlamına gelen mecazi bir öbek fiildir. Uzay mekiği sıvı oksijenini gereğinden hızlı tüketmektedir; herhangi bir şey gerçekten yanarak başka bir şeyi delmemektedir. Yapı burn through + kaynak şeklindedir. Bu ifade çoğu zaman tüketim hızını savurgan, endişe verici veya sürdürülemez olarak gösterir.
Alıştırma
“The backup server is burning through batteries,” cümlesinde burning through ne anlama gelir?
- Pilleri gerçekten ateşe veriyor.
- Pilleri daha sonra kullanmak için saklıyor.
- Pilleri çok hızlı tüketiyor.
Cevabı göster
Pilleri çok hızlı tüketiyor.
it would run out way before reaching orbit. Dilbilgisi
3:13yörüngeye ulaşmadan çok önce yakıtı bitecekti.
way before reaching: bir olaydan çok daha önce
way before reaching ifadesinde way, “çok” veya “uzun zaman önce” anlamı veren bir derece zarfıdır. before sözcüğünü güçlendirir; dolayısıyla buradaki kaynak, uzay mekiği yörüngeye varmadan çok önce tükenecektir. before sonrasındaki reaching, reach fiilinin -ing biçimidir. Before + -ing, daha sonra gerçekleşecek olayı kısa biçimde adlandırır; before the shuttle reached orbit gibi tam bir yan cümle de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, kampa ulaşmamızdan çok önce pil gücümüzün biteceğini anlatır ve vurgulanan yapıyı doğru kullanır?
- We will run out of battery power way before reaching camp.
- We will run out of battery power way after reaching camp.
- We will run out of battery power just before reaching camp.
- We will run out of battery power way before reach camp.
Cevabı göster
We will run out of battery power way before reaching camp.
a completely unrelated electrical problem had occurred in the vehicle,
3:17araçta tamamen alakasız bir elektrik sorunu meydana gelmişti,
and it was no longer vulnerable to hackers.
3:22ve artık bilgisayar korsanlarına karşı savunmasız değildi.
can protect you from hackers and spam emails?
3:31sizi bilgisayar korsanlarından ve spam e-postalardan koruyabileceğini biliyor muydunuz?
We all get pointless spam emails and phone calls from things we never signed up for.
3:35Hepimiz, hiçbir zaman kaydolmadığımız şeylerden anlamsız spam e-postalar ve telefon aramaları alıyoruz.
This is because data brokers sell our personal information to marketing agencies,
3:40Bunun nedeni, veri komisyoncularının kişisel bilgilerimizi pazarlama ajanslarına satmasıdır,
who then make it their life goal to fill our inboxes with spam.
3:45onlar da gelen kutularımızı spam'lerle doldurmayı hayatlarının amacı haline getirirler.
since the databases that your info is stored on can easily be leaked or stolen by criminals.
3:50çünkü bilgilerinizin saklandığı veri tabanları suçlular tarafından kolayca sızdırılabilir veya çalınabilir.
Incogni reaches out to these marketing agencies on your behalf and gets them to delete any data they have about you. Notlar
3:56Incogni, sizin adınıza bu pazarlama ajanslarına ulaşır ve hakkınızdaki her türlü veriyi silmelerini sağlar.
on your behalf: birinin adına hareket etmek
On your behalf, birinin sizin temsilciniz olarak veya sizin yerinize hareket etmesi anlamına gelir. Bu cümlede pazarlama ajanslarıyla iletişime geçen ve verileri silmelerini isteyen kullanıcı değil, Incogni'dir. Yapı on + iyelik belirleyicisi + behalf şeklindedir; on my/your/their behalf gibi kullanılır. Ayrıca on behalf of + isim yapısıyla on behalf of the client denebilir. Yalnızca kimin yarar sağladığına değil, kimin kimin adına hareket ettiğine odaklanır.
Alıştırma
“Benim temsilcim olarak” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: I cannot attend the meeting, so Priya will vote ____.
Cevabı göster
on my behalf
gets them to delete: get someone to do something yapısı
Get + kişi + to-mastar yapısı, genellikle ikna, rica, koordinasyon, düzenleme veya başka bir etki yoluyla başka birinin harekete geçmesini sağlamak anlamına gelir. gets them to delete ifadesinde them pazarlama ajanslarını, delete ise onların yapmaya yönlendirildiği eylemi belirtir. Kalıp get someone to do something şeklindedir. Nesne get ile to + fiil arasına gelir; get ise zamana veya özne uyumuna göre değişir: gets them to delete, got them to delete, will get them to delete.
Alıştırma
Get fiilinin geçmiş biçimiyle ettirgen kalıbı tamamlayın: After several calls, we ____ the supplier ____ send a replacement.
Cevabı göster
got · to
my info is no longer in the hands of any of these companies, Deyimler
4:08bilgilerim artık bu şirketlerin hiçbirinin elinde değil
In the hands of: birinin kontrolü altında
In the hands of, bir şeyin bir kişi veya kurumun kontrolü, gözetimi ya da sorumluluğu altında olduğunu belirtir. Burada şirketler artık konuşanın bilgilerine sahip değildir veya onları kontrol etmemektedir. Bu ifade mecazidir; bir şeyin gerçekten elde tutulması gerekmez. Kontrolün veya gözetim sorumluluğunun kimde olduğunu gösterir ve tek başına kötü niyet anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki ‘kontrolü veya sorumluluğu altında’ anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: After the vote, the final decision was ____ the committee.
Cevabı göster
in the hands of
To protect your personal information and get rid of spam in your life, Öbek fiiller
4:14Kişisel bilgilerinizi korumak ve hayatınızdaki spam'lerden kurtulmak için
Get rid of: istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak
Get rid of, istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak, atmak veya ondan kurtulmak anlamına gelir. Buradaki istenmeyen şey spamdir. get rid of + isim veya zamir kalıbını eksiksiz kullanın: get rid of spam; get rid of it. Of zorunludur ve rid burada sıradan, bağımsız bir fiil gibi kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki ‘istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak’ anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: I want to ____ these old files before I buy a new computer.
Cevabı göster
get rid of
and use the code PRIMALSPACE to get 60% off.
4:22ve %60 indirim almak için PRIMALSPACE kodunu kullanın.
Space shuttle Columbia had just left the launch pad and was already on the verge of a complete disaster. Kalıp ifadeler
4:26Uzay mekiği Columbia fırlatma rampasından yeni ayrılmıştı ve çoktan tam bir felaketin eşiğindeydi.
on the verge of: önemli bir değişimin eşiğinde
On the verge of, bir şeyin gerçekleşmesine çok az kalmış olan kritik noktada bulunmak demektir. Burada Columbia'nın fırlatmadan hemen sonra büyük bir felaket yaşamanın eşiğine geldiğini anlatır. Yapı on the verge of + isim veya -ing biçimidir: on the verge of collapse; on the verge of giving up. Durumu yalnızca yakın olarak değil, kritik bir eşikte olarak gösterir.
Alıştırma
Kritik bir durum için on the verge of ifadesini doğru kullanan cümleyi seçin.
- The dam is in the verge of collapsing.
- The dam is on the verge to collapse.
- The dam is on the verge of collapsing.
Cevabı göster
The dam is on the verge of collapsing.
Its right engine was burning through too much liquid oxygen,
4:32Sağ motoru çok fazla sıvı oksijen tüketiyordu
might not have made it: geçmişte olası bir başarısızlık
Might not have made it, geçmişte gerçekleşmiş olabilecek başarısız bir sonucu anlatır. Bu bağlamda mekik yörüngeye gerçekten ulaştı; ancak konuşan kişi, koşullar farklı olsaydı ulaşamayabileceğini düşünüyor. Might not have + past participle yapısı geçmişteki olasılığı gösterir; made, make fiilinin past participle biçimidir. Make it into orbit içindeki make it bir deyimdir: bir şey üretmek değil, hedefe ulaşmayı başarmak anlamına gelir.
Alıştırma
Geçmişteki bir sonuç tartışılırken dağcıların zirveye ulaşamamış olma ihtimali bulunduğunu anlatan cümleyi seçin.
- The climbers might not have made it to the summit.
- The climbers might not make it to the summit.
- The climbers did not make it to the summit.
Cevabı göster
The climbers might not have made it to the summit.
a completely separate problem was about to save the day. Deyimler
4:43tamamen ayrı bir sorun günü kurtarmak üzereydi.
save the day: kritik bir sorunu tam zamanında çözmek
Bu cümlede save the day, işler ters gitmek üzereyken önemli bir sorunu tam zamanında çözmek anlamına gelen bir deyimdir. Özne bir kişi, plan, nesne, hatta başka bir sorun olabilir. Takvimdeki bir günü kelimenin tam anlamıyla korumak demek değildir ve sonucun kahramanca olması gerekmez. Temel fikir, bir şeyin doğru zamanda ortaya çıkması ya da işe yaraması ve durumu düzeltmesidir.
Alıştırma
Cümleyi, “acil sorunu çözdü” anlamına gelen ve yukarıda öğretilen üç sözcüklü deyimle tamamlayın: The spare key ____ when we got locked out.
Cevabı göster
saved the day
Inside the payload bay were a series of electrical wires that carried power to instruments all over the vehicle. Dilbilgisi
4:47Kargo bölümünün içinde, aracın her yerindeki aletlere güç taşıyan bir dizi elektrik kablosu vardı.
Inside the payload bay were ...: yer ifadesini öne alan devrik yapı
Inside the payload bay, cümlenin başına alınmış bir yer ifadesidir. Ardından cümlede yer bildiren devrik yapı kullanılır: were, özne öbeği a series of electrical wires ifadesinden önce gelir. Normal sözcük dizilişiyle cümle A series of electrical wires were inside the payload bay. olur. Bu yapı önce yeri belirler, ardından orada bulunanları tanıtır. Fiil, kendisinden sonra gelen özneyle bağlantılıdır; özne payload bay değildir.
Alıştırma
Yeni bir özneyi tanıtmak için yer ifadesini öne alan devrik yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?
- At the end of the corridor a tall wooden clock stood.
- At the end of the corridor stood a tall wooden clock.
- At the end of the corridor stood it.
Cevabı göster
At the end of the corridor stood a tall wooden clock.
One of these wires ran alongside a small screw that had been overtightened and had a very sharp edge.
4:53Bu kablolardan biri, aşırı sıkılmış ve çok keskin bir kenarı olan küçük bir vidanın yanından geçiyordu.
Over the course of: bütün bir dönem boyunca değişim
Over the course of many flights, tek bir uçuşta değil, bu uçuşların oluşturduğu sürenin tamamı boyunca demektir. İfade, uçuşları bir şeyin adım adım geliştiği bir süreç olarak sunar. Sürecin ilerleyişi veya birikimli değişim önemli olduğunda over the course of + bir zaman dilimi, etkinlik ya da olaylar dizisi yapısını kullanın. Burada course, “süreç” anlamındadır; “ders”, “rota” veya “yemeğin bir bölümü” anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir dönemin tamamı boyunca gelişen bir değişimi en iyi vurgular?
- The summer course begins on Monday.
- Over the course of the summer, the pond slowly dried up.
- During the summer, the alarm rang once.
Cevabı göster
Over the course of the summer, the pond slowly dried up.
worn away: kademeli malzeme kaybı
Had been slowly worn away yapısında worn, wear fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; wear away ise bir malzemenin sürtünme, hava koşulları veya başka bir sürekli etki yüzünden azar azar kaybolması demektir. Edilgen yapı, hasara neyin yol açtığından çok hasar gören yalıtıma odaklanır. Away parçacığı, malzemenin bir kısmının veya tamamının giderek yok olduğu anlamını ekler. İfade, korkunun zamanla azalması gibi mecazi biçimde de kullanılabilir; ancak burada fiziksel aşınmayı anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, yüzeydeki malzemenin giderek kaybolduğu anlamına gelir?
- Years of use had worn out the old motor.
- Years of pressure had worn down their resistance.
- Years of wind had worn away the painted surface.
Cevabı göster
Years of wind had worn away the painted surface.
Elektrik boşalması için "arced onto"
Elektrik dilinde arc fiil olarak kullanılabilir. Burada arced, elektriğin küçük bir hava boşluğunu elektrik arkı biçiminde geçtiğini; onto ise boşalmanın ulaştığı yüzeyin vida olduğunu belirtir. Tel yalnızca yay biçiminde bükülmemiştir. Bu ifade, elektrik boşalmasının açıkta kalan telden vidaya atladığını anlatır ve bu durum kısa devreye veya elektrik arızasına yol açabilir.
Alıştırma
Cümleyi “ark biçiminde atlayıp bir yüzeye ulaştı” anlamına gelen iki sözcüklü elektrik ifadesiyle tamamlayın: After its insulation cracked, the live wire ____ the metal cover.
Cevabı göster
arced onto
causing a short circuit and setting a number of instruments offline.
5:11bir kısa devreye neden olarak bir dizi cihazı devre dışı bıraktı.
This immediately set off all kinds of warnings inside the cockpit, Öbek fiiller
5:15Bu, kokpitte anında her türlü uyarıyı tetikledi,
“Tetiklemek” anlamında "set off"
Burada set off, “tetiklemek” veya “başlatmak” anlamına gelen geçişli bir öbek fiildir. Elektrik arızası, kokpitte birçok uyarının görünmesine veya ses çıkarmasına neden oldu. Bu kullanım alarmlar, uyarılar, tepkiler, tartışmalar ve olay zincirleriyle kullanılabilir. Özne nedeni, set off sonrasındaki isim ise başlayan olayı veya tepkiyi belirtir.
Alıştırma
"The faulty sensor set off several alarms," cümlesinde "set off" ne anlama gelir?
- alarmların devreye girmesine neden oldu
- alarmlarla birlikte yolculuğa başladı
- alarmları başka bir yere taşıdı
Cevabı göster
alarmların devreye girmesine neden oldu
The fuel cells aboard shuttle used hydrogen and oxygen to produce all of the electricity for the vehicle.
5:21Mekikteki yakıt hücreleri, aracın tüm elektriğini üretmek için hidrojen ve oksijen kullanıyordu.
lurking down below: aşağıda gizlenen bir sorun
Bu cümlede lurking, asıl sorunu ortaya çıkmayı bekleyen gizli bir tehditmiş gibi kişileştirir. Sorun zaten vardır, ancak henüz belirgin hâle gelmemiştir. Down below fiziksel bir yön de ekler: kaynak, söz konusu parçanın altındaki ekipmandadır. Lurking down below birlikte kullanıldığında gerilim yaratır ve dinleyicinin dikkatini makinenin alt kısmındaki gizli arızaya yöneltir.
Alıştırma
Şu İngilizce cümleyi okuyun: A serious problem was lurking beneath the surface. lurking neyi ima ediyor?
- Sorun hızla görünür hâle geliyordu.
- Sorun zaten tamamen çözülmüştü.
- Sorun gizliydi ve sıkıntıya yol açabilirdi.
Cevabı göster
Sorun gizliydi ve sıkıntıya yol açabilirdi.
Two computers in charge of controlling the shuttle's engines had been knocked offline thanks to the electricity shortage.
5:39Mekiğin motorlarını kontrol etmekten sorumlu iki bilgisayar, elektrik kesintisi sayesinde devre dışı kalmıştı.
Each engine had a main computer and a backup computer,
5:45Her motorun bir ana bilgisayarı ve bir yedek bilgisayarı vardı,
which would take over if something went wrong. Öbek fiiller
5:48bir şeyler ters giderse yedek olan devralırdı.
take over: mevcut kontrolü devralmak
Take over, başka bir kişi veya sistemin yerine bir şeyi kontrol etmeye, işletmeye ya da ondan sorumlu olmaya başlamak demektir. Buradaki would take over, bir arıza olursa yedek bilgisayarın devreye girip ana bilgisayarın görevini yapacağını anlatır. Temel fikir yer değiştirmedir: bir kontrol birimi durur veya devam edemez ve başka biri onun işlevini üstlenir. Bu bir öbek fiildir; take ile over kelimelerinin gerçek anlamlarının basitçe birleştirilmesi değildir.
Alıştırma
Ana sistemin yerini almak anlamını vermek için İngilizce cümleyi take + bir parçacıkla tamamlayın: If the main server fails, the backup will ____ immediately.
Cevabı göster
take over
This caused a unique problem that actually turned into a solution.
5:57Bu, aslında bir çözüme dönüşen benzersiz bir soruna neden oldu.
Açıklama belirteci olarak You see,
Burada You see, bir açıklamanın geleceğini bildiren söylem belirtecidir. Dinleyiciye, sıradaki düşüncenin az önce söyleneni anlamak için gereken nedeni veya arka planı sağlayacağını gösterir. Dinleyiciden gerçekten bir şeye bakmasını istemez. Konuşmada, konuşmacının bir iddia veya sonuçtan onu destekleyen bilgilere geçmesine yardımcı olur.
Alıştırma
You see, burada ne işe yarıyor?
- Dinleyiciye bir nesneye bakmasını söyler.
- Dinleyicinin ihtiyaç duyduğu bir açıklamayı başlatır.
- Dinleyicinin net görüp göremediğini kontrol eder.
Cevabı göster
Dinleyicinin ihtiyaç duyduğu bir açıklamayı başlatır.
The data from both computers is compared and averaged out, Öbek fiiller
6:06Her iki bilgisayardan gelen veriler karşılaştırılır ve ortalaması alınır,
averaged out: ortalama hesaplamak
Bu cümlede averaged out, iki bilgisayardan gelen değerlerin aritmetik ortalamaları hesaplanarak birleştirilmesi anlamına gelir. Edilgen yapı be + averaged out şeklindedir: veriler ortalama alma işlemine tabi tutulur. out parçacığı, birden fazla değer birleştirildikten veya değişimler yumuşatıldıktan sonra ortaya çıkan sonucu vurgular. Burada gerçek bir veri işleme adımını anlatır; verilerin yalnızca sıradan veya kabaca dengeli olduğunu söylemez.
Alıştırma
“Ortalama hesaplamak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiilin geçmiş zaman ortacını kullanarak cümleyi tamamlayın: The five sensor readings were ____ before the final value was reported.
Cevabı göster
averaged out
and this is what is used to control the engines.
6:10ve motorları kontrol etmek için kullanılan şey budur.
This means that if a sensor on one of the computers is reading abnormally high or low,
6:12Bu, bilgisayarlardan birindeki bir sensör anormal derecede yüksek veya düşük okuyorsa,
it won't have such a big effect on the engine.
6:17bunun motor üzerinde o kadar büyük bir etkisi olmayacağı anlamına gelir.
the pressure sensor on the backup computer was reading incorrectly
6:21yedek bilgisayardaki basınç sensörü yanlış okuyordu
As it turned out: sonradan keşfedilen bir gerçeği açıklamak
“As it turned out”, sonradan açıklığa kavuşan gerçek durumu anlatıma sokar. Dinleyiciye, sıradaki bilginin daha sonraki kontroller veya olaylar sonucunda öğrenildiğini ve çoğu zaman önceki bir düşünceyi ya da beklentiyi düzelttiğini gösterir. Bu cümlede açıklamayı önceki sorundan sonradan bulunan nedene taşır: yedek bilgisayarın basınç sensörü yanlış değer veriyordu. Buradaki “turned out” fiziksel olarak dönmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Sonradan keşfedilen gerçeği anlatmak için en uygun bağlayıcıyı seçin: We thought the café was closed. _____, it had moved next door.
- At first
- By accident
- As it turned out
Cevabı göster
As it turned out
and it was sending back an abnormally high pressure reading.
6:25ve anormal derecede yüksek bir basınç okuması geri gönderiyordu.
Since the main computer wasn't there to cancel this out,
6:28Bunu iptal edecek ana bilgisayar orada olmadığı için,
it tricked the engine into thinking the pressure was too high. Dilbilgisi
6:31motoru kandırarak basıncın çok yüksek olduğunu düşündürdü.
tricked the engine into thinking: trick + nesne + into + -ing
“Trick + nesne + into + -ing”, yanıltıcı bilgi alan birinin veya bir şeyin bir eylemde bulunmasına ya da bir fikri doğru kabul etmesine neden olmak demektir. Nesne “trick”ten sonra gelir ve “into”yu -ing biçimi izler. Bu cümlede motor, düşünebiliyormuş gibi anlatılır. Daha kesin bir ifadeyle, kontrol sistemi hatalı sensör değerini basıncın çok yüksek olduğuna dair kanıt olarak değerlendirmiştir; bilinçli düşünce veya kasıtlı bir aldatma ima edilmez.
Alıştırma
Cümleyi“trick”fiilinin geçmiş zamanı,“him”nesnesi ve doğru edatla tamamlayın: The fake warning ____ deleting a safe file.
Cevabı göster
tricked him into
the engine started pumping less liquid oxygen into the engine to reduce the pressure.
6:34motor, basıncı düşürmek için motora daha az sıvı oksijen pompalamaya başladı.
This now meant that although the right engine was guzzling through too much oxygen,
6:39Bu artık, sağ motor çok fazla oksijen tüketmesine rağmen,
the center engine was using less than normal,
6:43merkez motorun normalden daha az kullandığı anlamına geliyordu,
the whole shuttle would have run out of liquid oxygen much sooner. Öbek fiiller
6:55tüm mekiğin sıvı oksijeni çok daha erken bitecekti.
run out of + sınırlı bir kaynak
Bu cümlede stokun sahibi olan unsur uzay mekiği, sınırlı kaynak ise liquid oxygen'dır. run out of + isim, söz konusu kaynaktan hiç kalmaması anlamına gelir. Bu nedenle would have run out of liquid oxygen, mekiğin sıvı oksijen stokunun tükenmiş olacağını belirtir. Bu öbek fiil fiziksel bir hareket anlatmaz. Kaynak adı sonradan geliyorsa of korunur: bir kişi, araç veya kuruluş run out of time, fuel, money ya da stock diyebilir.
Alıştırma
Cümleyi “bir stoktan hiç kalmamak” anlamındaki üç sözcüklü öbek fiille tamamlayın: We need to stop soon, or we'll ____ fuel.
Cevabı göster
run out of
the crew would have had to make an aborted landing back on Earth, Dilbilgisi
7:02mürettebat Dünya'ya iptal edilmiş bir iniş yapmak zorunda kalacaktı,
Had this actually happened: devrik bir geçmiş koşul
Had this actually happened, If this had actually happened yapısının devrik biçimidir. Past perfect yardımcı fiili Had, özne olan this'in önüne taşınır; happened ise geçmiş zaman ortacı olarak kalır. if'in kaldırılması koşula daha resmî bir biçim verir. Bu yan cümle, geçmişte gerçekleşmemiş bir koşulu anlatır. Ardından gelen would have had to... bu koşulun hayal edilen geçmiş sonucunu verir. Bu nedenle baştaki Had burada “sahipti” anlamına gelmez.
Alıştırma
Gerçekleşmemiş bir geçmiş durumu anlatmak için devrik üçüncü koşul yapısını hangi cümle doğru kullanıyor?
- Did the warning arrive earlier, we would have changed course.
- Had the warning arrive earlier, we would have changed course.
- Had the warning arrived earlier, we would have changed course.
Cevabı göster
Had the warning arrived earlier, we would have changed course.
would have had to: gerçek dışı bir geçmişte zorunluluk
Would have had to, geçmişte gerçekleşmemiş veya gerçeğe aykırı bir sonucu zorunlulukla birleştirir. Geçmişteki koşul farklı olsaydı bir şeyi yapmanın gerekli olacağını anlatır. have had to dizilimi dil bilgisi açısından doğrudur: ilk have, would have + geçmiş ortaç yapısını kurar; had to ise have to ifadesinin geçmiş biçimidir. Bu cümlede mürettebat o inişi yapmadı; bu, hayal edilen durumda zorunlu olacak alternatifti.
Alıştırma
The backup system worked. Gerçeğe aykırı bu geçmiş alternatifi tamamlayın: Without it, the pilots ____ land immediately.
Cevabı göster
would have had to
still carrying the enormous telescope on their backs.
7:06sırtlarında hala o devasa teleskobu taşıyorken.
two completely separate problems occurred that perfectly canceled each other out, Öbek fiiller
7:11birbirini mükemmel bir şekilde iptal eden tamamen ayrı iki sorun meydana geldi,
By sheer coincidence: tamamen tesadüf eseri
By sheer coincidence, “tamamen tesadüf eseri” anlamına gelir. By, durumun nasıl ortaya çıktığını belirtir; sheer ise coincidence sözcüğünü güçlendirir: olaylar bütünüyle rastlantısaldır, planlanmamıştır ve aralarında neden-sonuç ilişkisi yoktur. Birbirinden bağımsız olaylar şaşırtıcı biçimde denk geldiğinde bu ifadeyi kullanın. Burada iki ayrı sorun tesadüfen birbirini dengelemiştir ve ifade bu uyuşmayı rastlantısal olarak sunar.
Alıştırma
“Tamamen tesadüf eseri” anlamındaki tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, Maya and Leo brought the same rare book.
Cevabı göster
By sheer coincidence
canceled each other out: zıt etkilerle net sonucun sıfır olması
canceled each other out ifadesinde bir sorun sıvı oksijen kullanımını artırırken diğeri aynı miktarda azalttı. İki sorun da gerçekten gerçekleşmiş olsa da net etkileri sıfırdı. Başka durumlara aktarılabilen X and Y cancel each other out kalıbı, X ile Y'nin aynı sonuç üzerinde zıt etkiler oluşturduğu anlamına gelir. Each other karşılıklı ilişkiyi belirtir; out ise etkilerin tamamen ya da fiilen nötrleştiğini gösterir.
Alıştırma
Son cümleyi dersteki dört kelimelik ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: The heater raised the temperature by two degrees, while the open window lowered it by two degrees. Their effects ____.
Cevabı göster
canceled each other out
allowing shuttle to reach orbit just 5 m/s off its desired speed.
7:15mekiğin istenen hızından sadece 5 m/s sapmayla yörüngeye ulaşmasını sağladı.
the shuttle was able to make up for this by using its OMS engines, Notlar
7:22mekik, OMS motorlarını kullanarak bunu telafi edebildi
make up for: bir açığı telafi etmek
Burada make up for, bir açığı telafi etmek anlamına gelir. Uzay mekiğinin hızı hedefin altındaydı ve OMS motorları gereken ek hızı sağladı. This, telafi edilen hız açığını ifade eder. Kalıp make up for + isim veya zamir biçimindedir. For sonrasındaki nesne bir kayıp, zayıflık, hata veya dezavantaj olabilir. Bu ifade tek başına telafinin eksiksiz olduğunu göstermez; ne ölçüde başarılı olduğunu bağlam açıklar.
Alıştırma
“Bir dezavantajı telafi etmek” anlamını vermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The backup battery helped ___ the laptop's short battery life.
- make up for
- make up with
- make up
Cevabı göster
make up for
OMS engines: uzay mekiğinin yörünge manevra sistemi
OMS, Orbital Maneuvering System ifadesinin baş harflerinden oluşur ve yörünge manevra sistemi anlamına gelir. Uzay mekiğinin OMS motorları, üç ana motorundan ayrıydı. Ana motorlar kapandıktan sonra ateşlenerek mekiğin hızını ve yörüngesini değiştirebilirlerdi. Bu cümlede bu arka plan, mekiğin önceki hız eksikliğini nasıl telafi edebildiğini açıklar. OMS motorları, gereken yörüngeye ulaşmak için başka bir yol sağladı.
Alıştırma
Uzay mekiğinin OMS engines ifadesini hangi açıklama doğru tanımlar?
- Ana motor aşamasından sonra uzay mekiğinin hızını ve yörüngesini ayarlamak için kullanılan motorlar
- İtkili yükseliş sırasında kullanılan uzay mekiğinin üç büyük ana motoru
- Fırlatma için uzay mekiğine bağlı katı yakıtlı roket iticileri
Cevabı göster
Ana motor aşamasından sonra uzay mekiğinin hızını ve yörüngesini ayarlamak için kullanılan motorlar
and the Chandra telescope was successfully deployed.
7:26ve Chandra teleskobu başarıyla konuşlandırıldı.
Since its main engines weren't needed for the rest of the mission,
7:29Ana motorlarına görevin geri kalanı için ihtiyaç duyulmadığından,
the shuttle and its crew safely made it back to Earth without any issues.
7:33mekik ve mürettebatı hiçbir sorun yaşamadan güvenli bir şekilde Dünya'ya döndü.
we'll be giving away this custom Primal Space design shuttle poster,
7:45bu özel Primal Space tasarımı mekik posterini hediye edeceğiz,
All you need to do is sign up at the link below,
7:51Tek yapmanız gereken aşağıdaki bağlantıdan kaydolmak,
and leave a comment saying what you think about the space shuttle.
7:54ve uzay mekiği hakkında ne düşündüğünüzü söyleyen bir yorum bırakmak.