Bilinç Nedir?: İngilizce çalışma notları
Vsauce
Video özeti: Tıbbi vakalar ve düşünce deneyleri bilinci, ayrıca beyin bölündüğünde veya beden kopyalandığında kimliğin sürüp sürmediğini sorgular. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “what if I were to” — Dilbilgisi ve cümle kalıpları: gerçekleşeceğini öne sürmeden uzak bir varsayım kurun; düşünce deneyleri ve temkinli önerilerde kullanılır. 2. “let alone” — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: olumsuz ya da belirsiz ilk düşünceden sonra daha zor ikinci olasılığı ekleyerek eş seçenekler değil, yükselen bir ölçek kurun. 3. “burned to a crisp,” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: tamamen yanma veya yok olmayı canlı ve kara mizahlı anlatır; gerçek yaralanmaları tarafsız aktaran bir söz değildir.
Bu derste
And a hemispherectomy is a surgical procedure in which half of a person's brain is removed. Kültür
0:02Hemisferektomi, bir kişinin beyninin yarısının çıkarıldığı cerrahi bir işlemdir.
hemispherectomy: bir beyin yarım küresinin çıkarılması
Hemispherectomy, serebral yarım kürelerden birinin, yani beynin bir yarısının çıkarıldığı tıbbi bir ameliyattır. -ectomy son eki “cerrahi olarak çıkarma” anlamına gelir; bu nedenle sözcük belirli bir ameliyat türünü adlandırır. Burada bu terim, soruyu anlamak için gereken tıbbi arka planı verir. Beyin dokusundan küçük bir parçanın çıkarıldığı her ameliyatı genel olarak ifade etmez.
Alıştırma
Cümleyi tam tıbbi terimle tamamlayın: Doctors call the surgical removal of one cerebral hemisphere a ____.
Cevabı göster
hemispherectomy
It's usually only ever done on very, very young patients Dilbilgisi
0:09Genellikle yalnızca çok ama çok küçük yaştaki hastalara uygulanır,
only ever done: güçlü bir sınırlama
only ever done ifadesinde only, eylemin kimler veya hangi zamanlar için geçerli olduğunu sınırlar; ever ise vurgu için “herhangi bir zamanda” fikrini ekler. Birlikte, eylemin bütün durumlar boyunca yalnızca belirtilen koşulda gerçekleştiğini anlatırlar. Yapı be + only ever + geçmiş zaman ortacıdır. Buradaki done edilgendir ve ameliyatın yapılmasını ifade eder. Usually ifadeyi biraz yumuşatır, ancak only ever sınırlamayı yine de güçlü gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, nadir kitabı yalnızca bir kütüphanecinin tuttuğunu ve başka hiç kimsenin tutmadığını en güçlü biçimde ifade eder?
- The rare book is only ever handled by a librarian.
- The rare book is being handled by a librarian now.
- The rare book was once handled by a librarian.
Cevabı göster
The rare book is only ever handled by a librarian.
because their brains are still plastic enough Dilbilgisi
0:13çünkü beyinleri hâlâ yeterince esnektir
that the remaining half will take on the functions of the half that was removed. Öbek fiiller
0:15ve kalan yarı, çıkarılan yarının işlevlerini üstlenebilir.
plastic enough that: yeterli dereceyi izleyen sonuç cümlesi
Burada plastic, plastikten yapılmış anlamına değil, değişip yeniden düzenlenebilen anlamına gelir. plastic enough that, beynin sonraki sonucun gerçekleşmesine yetecek derecede uyum sağlayabildiğini belirtir. 「adjective + enough that + clause」 kalıbı, bir niteliğin gereken dereceye ulaştığını anlatır. that ile başlayan yan cümle nedeni değil, sonucu verir.
Alıştırma
Cümleyi ‘sonuç olarak ... olacak kadar yeterli derecede’ anlamını veren sözcüklerle tamamlayın: 'The room is quiet ____ everyone can hear the story.'
Cevabı göster
enough that
take on the functions: bir işlevi üstlenmeye başlamak
Burada take on, bir işi yapmaya veya onun sorumluluğunu taşımaya başlamak anlamına gelir. Beynin kalan yarısı, daha önce çıkarılan yarının yaptığı işi yapmaya başlar. take on + rol, görev, sorumluluk veya işlev sık kullanılan bir kalıptır. Bu öbek fiili tek bir bütün olarak anlayın; fiziksel olarak bir şeyi almak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen ve ‘ek bir sorumluluğu kabul etmek’ anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: 'Noah agreed to ____ a new weekly task.'
Cevabı göster
take on
And it's usually done because a young child or a baby is having seizures
0:19Bu işlem genellikle küçük bir çocuk ya da bebek nöbet geçirdiği
and removing the part where the seizures occur is the only solution.
0:24ve nöbetlerin başladığı bölgeyi çıkarmak tek çözüm olduğu için yapılır.
Temel soruya geçiş olarak “Here's my question”
"Here's my question", bir giriş veya arka plan açıklamasından sonra konuşmacının dinleyicilerin odaklanmasını istediği belirli soruyu sunar. Buradaki here fiziksel bir yeri göstermez; özünde “soruyu şimdi ortaya koyuyorum” anlamına gelir. Bu ifade söylem içinde bir işaret levhası gibi çalışır: arka plan bölümünü kapatıp temel meseleyi açar. Konuşmacı, bir sunumda, derste veya tartışmada asıl soruyu belirtmeden hemen önce aynı geçişi kullanabilir.
Alıştırma
"Here's my question" ifadesinin hangi kullanımı arka plan bilgisinden temel soruya geçişi doğru biçimde gösterir?
- Konuşmacı "here" sözcüğünü yalnızca yazılı bir sorunun fiziksel yerini göstermek için kullanır.
- Konuşmacı sorunun zaten cevaplandığını söyler.
- Kanıtları gözden geçirdikten sonra konuşmacı şöyle der: "Here's my question: what should we do next?"
Cevabı göster
Kanıtları gözden geçirdikten sonra konuşmacı şöyle der: "Here's my question: what should we do next?"
and take one half of your brain and plop it into one body Kelime
0:35beyninizin bir yarısını bir bedene bırakıversem
Gündelik ve komik bir hareket fiili olarak plop
Bu cümlede plop, “bir şeyi hızlıca ve fazla özen göstermeden bir yere koymak” anlamındadır. Konuşmacı, beynin yarısını bir bedene yerleştirmeyi basit bir fiziksel hareketmiş gibi hayal eder. Bu gündelik ve biraz komik fiil, abartılı düşünce deneyini daha hafif ve daha az klinik gösterir. Beynin nasıl yerleştirileceğine dair kesin bir tıbbi açıklama vermez.
Alıştırma
plop bu cümlede nasıl bir etki yaratıyor?
- Beynin kazayla düştüğünü gösterir.
- Hareketi hızlı, gündelik ve biraz komik gösterir.
- Hareketi tıbbi açıdan kesin ve resmî gösterir.
Cevabı göster
Hareketi hızlı, gündelik ve biraz komik gösterir.
and the other half and put it in another body?
0:38diğer yarısını da başka bir bedene koysam ne olur?
Gerçeklikten uzak bir varsayım için “What if I were to ...?”
What if + özne + were to + fiilin yalın hâli yapısı varsayımsal bir durum ortaya koyar ve dinleyiciden bunun sonuçlarını düşünmesini ister. Buradaki were, gerçeklikten uzaklığı gösterir; eylemi geçmiş zamana yerleştirmez. Bu cümlede what if I were to take, beyin aktarma düzenini duyurulmuş bir plan olarak değil, bir düşünce deneyi olarak çerçeveler. Bu yapı olasılığı düşük durumlar veya özellikle ihtiyatlı biçimde sunulan öneriler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Gerçeklikten uzak varsayım sorusunu dersteki yapıyla tamamlayın: What if Maya ____ delay the launch for a month?
Cevabı göster
were to
Bir bakış açısını çerçeveleyen from the perspective of
From the perspective of, deneyimi veya değerlendirmesi bakış açısını oluşturan kişiyi, grubu ya da konumu tanıtır. Buradaki from the perspective of yourself, olayın kişinin kendi birinci şahıs konumundan deneyimlenmesi anlamına gelir. Perspective yalnızca fiziksel görüşle sınırlı değildir. Bu ifade, belirli bir kişinin bilgi ve deneyimine dayanarak bir şeyin nasıl hissedildiğini, göründüğünü veya değerlendirildiğini çerçeveleyebilir.
Alıştırma
Dersi hedefleyen tam ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the new student, the school map was confusing.
Cevabı göster
From the perspective of
think of it this way: bir düşünceyi yeni açıdan sunmak
Think of it this way, konuşmacının aynı düşünceyi daha açık veya sezgisel bir açıdan sunmak üzere olduğunu bildirir. Konuyu değiştirmek yerine, dinleyiciyi sonraki bilgiyi anlama biçimini yeniden düzenlemeye yöneltir. Bu ifade çoğu zaman bir benzetme, somut bir örnek veya daha basit bir zihinsel görüntü sunar. Cümle başındaki Like burada yalnızca samimi bir söylem belirtecidir; açıklamayı düzenlemek için yeniden kullanılabilecek ifade think of it this way şeklindedir.
Alıştırma
Daha açık bir bakış açısı sunan, of içeren beş sözcüklü kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: The software seems complicated, but ____: it is just a set of labeled drawers.
Cevabı göster
think of it this way
and kind of feel what it feels like to be you. Dilbilgisi
0:57siz olmanın nasıl bir his olduğunu duyumsamaya çalışın.
what it feels like to be you: öznel deneyim
What it feels like to be you, cümle içine yerleştirilmiş bir wh yan cümlesidir. Daha büyük cümlede bir isim gibi davranarak feel fiilinin nesnesi olur ve kişinin fark etmesi gereken şeyi, yani kendisi olarak var olmanın öznel deneyimini belirtir. what it feels like to be + kişi/rol/durum kalıbı, bu koşulun içeriden nasıl deneyimlendiğini sorar veya açıklar; yalnızca hoş mu yoksa kötü mü olduğunu sormaz. Burada what ... feels like, “deneyimin nasıl olduğu” anlamındadır; “istemek” anlamındaki feel like + -ing kalıbı değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, rolü üstlenme isteğini değil, o rolde bulunmanın öznel deneyimini soruyor?
- I feel like being the team captain.
- I wonder whether the team captain feels tired.
- I wonder what it feels like to be the team captain.
Cevabı göster
I wonder what it feels like to be the team captain.
inside a body looking out through the eyeballs.
1:05ve gözlerden dışarı bakan bir varlık gibi hissedersiniz.
the awareness that you are having your own thoughts,
1:19kendi düşüncelerinizi düşündüğünüzün farkında olmanız,
makes up: parçalar bir bütünü oluşturur
Burada makes up, “oluşturur” veya “meydana getirir” demektir. Uzun öznede anlatılan farkındalık, bilinci oluşturan temel olarak sunulur. X makes up Y kalıbı, X'in Y'nin tamamını veya bir bölümünü oluşturduğunu gösterir. Bu cümlede “uydurmak” anlamına gelmez ve makyajla ilgisi yoktur.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “oluşturmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Four small pieces ____ the whole picture.
Cevabı göster
make up
what we call consciousness: bir olguya ad vermek
what we call consciousness ifadesindeki what, soru sözcüğü değil, “... olan şey” anlamındadır. Yan cümlenin tamamı “bilinç dediğimiz şey” anlamına gelir ve makes up fiilinin nesnesidir. Yeni açıklanmış bir düşünceye veya olguya ad vermek için what we call + ad yapısını kullanın. Sözcük sırası we call olarak kalır; soru cümlesindeki gibi devriklik yapılmaz.
Alıştırma
Tanımı what we call + bir ad yapısıyla tamamlayın: The ability to understand another person's feelings is ____ empathy.
Cevabı göster
what we call
would both of them be new people who were conscious?
1:30ikisi de bilince sahip yeni insanlar mı olurdu?
is to begin with things that we agree are not conscious.
1:38bilinçli olmadıkları konusunda hemfikir olduğumuz şeylerden başlamaktır.
one of the best places to start: en iyi başlangıç noktalarından biri
Bu cümlede one of the best places to start, “en yararlı başlangıç noktalarından biri” anlamına gelir. Places sözcüğü mecazidir; fiziksel bir yeri değil, bir yaklaşımı veya ilk adımı belirtir. Bu kalıp, başka iyi yaklaşımlara da yer bırakarak güçlü bir başlangıç yolu önerir. Bir açıklamayı düzenlerken, tavsiye verirken veya bir görüşü sunmaya başlarken kullanılabilir.
Alıştırma
Etkili ancak tek olmayan bir ilk adım öneren ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: ____ when learning a new language is to practice a little every day.
Cevabı göster
One of the best places to start
cleverbot.com is an amazing website where a computer program
1:44cleverbot.com, bir bilgisayar programının
will respond to your questions really cleverly,
1:48sorularınıza son derece zekice yanıt verdiği harika bir web sitesidir,
but only because it is programmed to do so. Dilbilgisi
1:52ama bunu yalnızca öyle programlandığı için yapar.
do so: önceki bir eylemin yerine kullanma
do so daha önce belirtilmiş bir eylemin yerini tutar. Burada respond to your questions ifadesine karşılık gelir; böylece konuşan tüm fiil grubunu tekrarlamaz. do eylem görevini üstlenir, so ise bilinen eyleme geri gönderme yapar. Dinleyen bu eylemi açıkça belirleyebilmelidir; bu kalıpta so “çok” anlamına gelmez.
Alıştırma
Tekrarlanan eylemin yerine kullanılan kısa ve nispeten resmî ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Maya was asked to close the window, and she agreed to ____.
Cevabı göster
do so
a sense of itself: kendi varlığının farkında olma
Bu cümlede a sense of itself, kendisinin diğer şeylerden ayrı olarak var olduğunun farkında olma anlamına gelir. Konuşmacı, programın böyle bir öz farkındalığa sahip olmadığını söylüyor. a sense of + isim yapısı, bir şeyle ilgili genel bir farkındalık veya his belirtebilir. it, insan olmayan tek bir şeyi gösterdiği için ona karşılık gelen dönüşlü zamir itself olur. Buradaki sense, beş duyudan biri veya bir sözcüğün anlamı demek değildir.
Alıştırma
Cümleyi, kişinin kendi varlığının farkında olması anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The new robot can identify its own reflection, so it may have ____.
Cevabı göster
a sense of itself
inner life: görünmeyen düşünceler ve duygular
Inner life, zihnin içinde yaşanan ve doğrudan görülemeyen düşünceleri, duyguları, anıları ve kişisel deneyimleri anlatır. Konuşmacı, programın kendi bakış açısından böyle bir deneyime sahip olmadığını söylüyor. Buradaki life soyut anlamdadır. Inner life, evin içinde yaşamak veya birinin günlük hayatındaki pratik ayrıntılar demek değildir.
Alıştırma
Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The character talks very little, but the novel reveals her hidden thoughts and fears—her rich ____.
- daily life
- inner life
- private life
Cevabı göster
inner life
It's just a program that responds automatically to my inputs.
2:04Yalnızca girdilerime otomatik olarak yanıt veren bir programdır.
that everybody else that I meet is like me?
2:23diğer herkesin benim gibi olduğunu nereden bilebilirim?
For that matter: aynı akıl yürütmeyi daha geniş bir duruma taşıma
For that matter, “aynı meseleye daha geniş açıdan bakıldığında” veya “aynı akıl yürütme burada da geçerlidir” anlamına gelen bir söylem bağlacıdır. Bu cümlede “sen” hakkındaki şüpheyi konuşanın karşılaştığı diğer herkese genişletir. Önceki noktayla yakından bağlantılı ek bir düşünceyi sunar ve bu düşünce çoğu zaman daha geniş kapsamlı ya da daha güçlü bir çıkarıma sahiptir. Sözcüğü sözcüğüne “o mesele uğruna” anlamına gelmez.
Alıştırma
Aynı akıl yürütmeyi daha geniş bir duruma taşıyan söylem bağlacıyla cümleyi tamamlayın: “I don't know whether this key works on the front door. ____, I don't know whether it works on any door.”
Cevabı göster
For that matter
How do I know that they're not just little smart versions
2:26Onların, otomatik olarak tam ne söyleyeceğini bilen küçük ve zeki
of Cleverbot who know exactly what to automatically say?
2:29Cleverbot sürümlerinden ibaret olmadığını nereden bilebilirim?
Philosophical zombie: öznel deneyim olmadan davranış
Zihin felsefesinde philosophical zombie, yani felsefi zombi, bilinçli bir insanla tamamen aynı şekilde davranan fakat hiçbir öznel deneyimi olmayan varsayımsal bir varlıktır: acıyı, rengi veya duyguyu gerçekten deneyimlemez. Bu cümlede bir şeyin bu şekilde var olup olamayacağını sormak, içsel farkındalık olmadan normal dış davranışların ortaya çıkıp çıkamayacağını sınar. Bu, bir düşünce deneyiminin terimidir; korku kurgularındaki ölümsüz bir canavar değildir.
Alıştırma
Bu felsefi bağlamda philosophical zombie nedir?
- Uyuyan ve cevap veremeyen bir kişi
- Enfeksiyon yayan ölümsüz bir yaratık
- Bilinçli bir insan gibi davranan ancak öznel deneyimi olmayan bir varlık
Cevabı göster
Bilinçli bir insan gibi davranan ancak öznel deneyimi olmayan bir varlık
A thing that reacts and responds and acts just like a normal human,
2:46Normal bir insan gibi tepki veren, yanıt veren ve davranan,
It doesn't know that it's having its own thoughts.
2:54Kendi düşüncelerine sahip olduğunun farkında değildir.
It just automatically responds like a robot in the appropriate way.
2:57Yalnızca bir robot gibi, duruma uygun biçimde otomatik olarak yanıt verir.
What's ... about X is that Y odaklama yapısı
Vurgulanan sözler doğrudan bir soru değil, bir odaklama yapısı oluşturur. Baştaki what yan cümlesi özne görevi görür: what's amazing and heavy about this question, “bu sorunun şaşırtıcı ve duygusal açıdan ağır olan yönü” anlamına gelir. is sonrasındaki that yan cümlesi bu yönün ne olduğunu açıklar. Yeniden kullanılabilen kalıp What's + sıfat + about X + is that Y şeklindedir. X'i konu olarak tanıtır, dikkat çekmeye değer yönünü değerlendirir ve temel bilgiyi Y'ye kadar geciktirir. Burada Y, bilimin bir cevabının olmadığı gerçeğidir.
Alıştırma
Eksik sözcüklerle odaklama kalıbını tamamlayın: What's special about this library ____ it stays open all night.
Cevabı göster
is that
Ciddi veya duygusal açıdan ağır anlamındaki heavy
Burada heavy fiziksel ağırlığı anlatmaz. Sorunun ciddi, duygusal açıdan zor veya önemli sonuçlarla dolu hissedildiğini belirten, gündelik ve mecazlı bir sıfattır. heavy; topic, question, conversation veya news gibi isimlerle kullanıldığında çoğu zaman konunun ne kadar ağır olduğunu değil, insanları nasıl etkilediğini anlatır. Hangi tür ciddiyetin kastedildiğini bağlam belirler.
Alıştırma
Hangi cümlede heavy fiziksel ağırlık yerine duygusal açıdan ciddi anlamında kullanılmıştır?
- The heavy box fell off the shelf.
- This suitcase is too heavy for me to lift.
- We had a heavy conversation about our friend moving away.
Cevabı göster
We had a heavy conversation about our friend moving away.
And it's not even clear that science will ever have an answer, Dilbilgisi
3:06Üstelik bilimin bir gün bir yanıt bulup bulamayacağı bile belli değil,
let alone an approach to finding that answer. Kalıp ifadeler
3:10o yanıtı bulmaya yönelik bir yaklaşım geliştirmesi bir yana.
not even clear that: temel bir eşikteki belirsizliği vurgulamak
Not even clear that, that ile başlayan önermenin henüz kesinleşmiş kabul edilemeyeceğini belirtir. Burada even belirsizliği güçlendirir: bilimin bir gün yanıt bulup bulamayacağı, henüz aşılmamış temel bir eşik olarak sunulur. Bu yapı, ihtiyatlı akıl yürütmede kullanışlıdır. Daha basit olan temel nokta hâlâ belirsizken daha iddialı bir savın doğru kabul edilmemesi gerektiğini gösterir. Buradaki clear, görsel olarak net değil, bilgi açısından kesin veya kanıtlanmış anlamındadır.
Alıştırma
Temel noktanın bile belirsiz olduğunu vurgulayan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before we book the venue, it's ____ enough people will attend.
Cevabı göster
not even clear that
let alone: ulaşılması daha zor ikinci bir unsur eklemek
Let alone, olumsuz, sınırlayıcı veya kuşkulu bir ifadenin ardından ikinci bir unsur ekler. İkinci unsur aynı ölçekte daha üstte yer alır: daha zor, daha az olası, daha yüksek beklentili veya daha uçtur. Altyazıda yanıt elde etmek zaten belirsizdir; onu bulmaya yönelik bir yaklaşıma sahip olmak ise daha da ileri bir adım olarak sunulur. Sıralama önemlidir: önce daha kolay veya daha temel unsuru söyleyin, ardından ulaşılması daha güç olan unsurdan önce let alone kullanın. Burada anlamı bir yana veya şöyle dursun şeklindedir; birini ya da bir şeyi rahatsız etmeden bırakmak anlamındaki gerçek fiil öbeği değildir.
Alıştırma
Daha zor olan başarıyı ekleyen ifadeyle cümleyi tamamlayın: She hasn't finished a five-kilometer run, ____ a marathon.
Cevabı göster
let alone
About all we have is the psychology of disorders of consciousness. Dilbilgisi
3:13Elimizde aşağı yukarı sadece bilinç bozukluklarının psikolojisi var.
About all we have is: “neredeyse yalnızca bu var” diyen ihtiyatlı ifade
About all we have is ... ifadesinde about, all sözcüğünü niteler ve “neredeyse” ya da “hemen hemen” anlamına gelir. Bu nedenle ifade, “elimizde olan neredeyse tek şey ...” demektir; burada about, “hakkında” anlamındaki edat değildir. Kanıtların, kaynakların veya seçeneklerin çok sınırlı olduğunu vurgularken küçük bir istisnaya ihtiyatlı biçimde yer bırakmak için about all + subject + have/has + is + complement kalıbını kullanın.
Alıştırma
Kanıtların son derece sınırlı olduğunu vurgulamak, ancak küçük bir istisnaya da yer bırakmak istiyorsunuz. Cümleyi beş sözcüklük ihtiyatlı kalıpla tamamlayın: “____ one small survey.”
Cevabı göster
About all we have is
Let's begin with: ilk konuyu belirtmek
Let's begin with, planlanmış bir sıranın ilk öğesini tanıtır. Burada let's, dinleyicilerin dikkatini düzenler: konuşan kişi genel bir konudan ilk belirli örneğe geçer. Yeniden kullanılabilen Let's begin with + noun phrase kalıbı, dinleyicilere açıklamanın nereden başlayacağını bildirir ve çoğu zaman başka öğelerin de geleceğini ima eder. Temel işlevi, dinleyicilerden bir eylem gerçekleştirmelerini istemek değildir.
Alıştırma
Bir sunumda “Let's begin with the budget” öncelikle ne yapar?
- Bütçeyi sıralı bir açıklamanın ilk konusu olarak işaretler.
- Bütçenin tartışmaya değer tek konu olduğunu söyler.
- Dinleyicilerden hemen bir bütçe hazırlamalarını ister.
Cevabı göster
Bütçeyi sıralı bir açıklamanın ilk konusu olarak işaretler.
is a patient who has, say, lost the ability to move their left hand.
3:25diyelim ki sol elini hareket ettirme yetisini kaybetmiş bir hastadır.
Anosognosia: bir işlev kaybının farkında olmama
Anosognosia, kişinin sahip olduğu bir hastalığın veya işlev kaybının farkında olmadığı bir durumdur. Bu cümlede, bir hastanın sol elini hareket ettiremediği hâlde bu kaybı fark etmeyebileceğini açıklar. Temel nokta, kişinin gerçeği bilerek saklaması değil, farkındalığının olmamasıdır. Bu arka plan, imkânsız veya çelişkili gelebilecek cevapları anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu örnekte anosognosia neyi gösterir?
- Kişi işlev kaybının farkında değildir.
- Kişi durumu bilir ama kasıtlı olarak yalan söyler.
- Kişi hiçbir soruyu anlayamaz.
Cevabı göster
Kişi işlev kaybının farkında değildir.
When Asked To: kısaltılmış edilgen zaman yan cümlesi
“When asked to”, kısaltılmış bir edilgen yan cümledir. Burada “when they are asked to” biçiminde açılabilir: hasta talimatı veren değil, alan kişidir. Bu yapıda when + geçmiş zaman ortacı, sonraki eylemin gerçekleştiği durumu belirtir. Atılan özne, ana cümlenin öznesiyle aynı kişi veya şey olmalıdır; bir be biçimi de anlam olarak bulunur.
Alıştırma
Cümleyi “when visitors are asked to” anlamındaki kısaltılmış edilgen yan cümleyle tamamlayın: ____ show identification, visitors should present a photo ID.
Cevabı göster
When asked to
Bir şeyi verirken veya sonucu gösterirken Here you go
Here you go, bir şeyi verirken, istenen şeyi gösterirken veya küçük bir eylemin tamamlandığını belirtirken kullanılan kalıp bir ifadedir. Bu cümlede “İşte, yaptım” anlamına gelir; birine nereye gitmesi gerektiğini söylemez. Tam çevirisi eyleme göre değişir, ancak konuşmadaki görevi aynıdır: diğer kişinin istediği şeye veya tamamlanmış eyleme dikkat çeker.
Alıştırma
Bir arkadaşınıza istediği kalemi veriyorsunuz. Ne söyleyebilirsiniz?
- Here you go.
- You go here.
- Here I go.
Cevabı göster
Here you go.
And when asked why they didn't move their left hand,
3:42Sol elini neden oynatmadığı sorulduğunda da
instead of reporting: instead of + -ing biçimi
instead of reporting, gerçekleşmesi beklenen ancak gerçekleşmeyen eylemi tanıtır. Ana cümle daha sonra onun yerine gerçekleşen eylemi verir: bir bahane uydururlar. instead of + fiil yapısında of bir edattır; bu nedenle fiil reporting gibi -ing biçimini alır. Bu yapı, yapılmayan eylem ile gerçek alternatifi açıkça karşılaştırır.
Alıştırma
report fiilini gereken -ing biçimine getirin: Instead of ____ the error, Mia hid it.
Cevabı göster
reporting
Confabulate Some Excuse: farkında olmadan bir bahane uydurmak
Bu klinik bağlamda confabulate, bilinçli olarak aldatmaya karar vermeden yanlış bir açıklama üretmek demektir. Zihin, bellek veya farkındalıktaki bir boşluğu konuşan kişiye doğru gelen bir anlatıyla doldurur. Burada confabulate fiilinden sonra some excuse isim öbeği gelir: Hastalar ellerini neden hareket ettirmediklerini açıklar, fakat bu açıklama gerçek nörolojik sorunu yansıtmaz. Dolayısıyla sözcük, uydurulmuş bir anlatımı belirtir; mutlaka kasıtlı bir yalanı ifade etmez.
Alıştırma
Klinik bir anlatımda “They confabulated an excuse” büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Farkındalıktaki bir boşluğu doldurmak için bilmeden yanlış bir açıklama ürettiler.
- Doktoru kandırmak için kasıtlı olarak bir yalan planladılar.
- Samimi ve gündelik bir sohbet yaptılar.
Cevabı göster
Farkındalıktaki bir boşluğu doldurmak için bilmeden yanlış bir açıklama ürettiler.
Didn't Feel Like It: içimden gelmedi
Didn't feel like it, kişinin o anda bunu yapmak istemediği veya bunu yapmaya hevesi olmadığı anlamına gelir. Geçmiş zamandaki olumsuz biçim didn't, bu isteksizliği geçmişe yerleştirir; it ise daha önce belirtilen eyleme, burada sol eli hareket ettirmeye gönderme yapar. Bu vakada ifade, hastanın söylediği bahanedir; gerçek nörolojik neden değildir. İstek anlatan yapıda feel like + isim/zamir (I feel like pizza; I don't feel like it) ya da feel like + -ing (I feel like going) kullanılır. Bu kullanım, kelimesi kelimesine “ona benzer bir his duymak” şeklinde anlaşılmamalıdır. I feel like it is getting late örneğindeki gibi feel like ardından tam bir cümlecik gelirse “sanki öyleymiş gibi hissetmek” veya “öyle olduğu izlenimine kapılmak” anlamına gelebilir; “istemek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Yanıtı feel like içeren hedef ifadeyle tamamlayın: “Why didn't you join the game?” “I ____.”
Cevabı göster
didn't feel like it
Anton Babinski syndrome is even more dramatic. Kültür
3:52Anton-Babinski sendromu daha da çarpıcıdır.
Anton Babinski syndrome (Anton-Babinski sendromu)
Anton Babinski syndrome, beynin görsel bilgiyi işleyememesi nedeniyle kişinin kör olduğu, ancak körlüğünü reddettiği ve yanlış görsel izlenimler için açıklamalar uydurabildiği klinik bir durumun adıdır. Anton ve Babinski, durumun özel adının parçalarıdır; sahnedeki iki kişi değildir. Bu adı tanımak, vakanın neden “daha da çarpıcı” diye anlatıldığını açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede Anton Babinski syndrome neyin adıdır?
- Kortikal körlüğün reddedilmesini içeren belirli bir klinik sendrom
- Her türlü çarpıcı hastalık için kullanılan genel bir terim
- Anton ve Babinski adlı iki hasta
Cevabı göster
Kortikal körlüğün reddedilmesini içeren belirli bir klinik sendrom
Patients with this syndrome are cortically blind. Kelime
3:55Bu sendroma sahip hastalarda kortikal körlük vardır.
cortically blind: beyin kaynaklı körlük
cortically blind ifadesinde cortically zarfı körlüğün kaynağını belirtir: beynin görsel korteksindeki görsel işleme işlevi bozulmuştur. Bu sözcük kısmen, yüzeysel olarak veya yalnızca görünüşte kör anlamına gelmez. Bu nedenle ifade, beyin kaynaklı bu mekanizmayı esas olarak gözlerin veya optik sinirlerin hasarından doğan körlükten ayırır.
Alıştırma
Cümledeki cortically blind ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Beyin korteksindeki görsel işleme bozulduğu için kör
- Yalnızca küçük bir ölçüde kör
- Sadece yasal bir tanıma göre kör sayılan
Cevabı göster
Beyin korteksindeki görsel işleme bozulduğu için kör
deny being blind: deny + -ing yapısı
deny being blind ifadesinde deny, varsayılan bir gerçeğin doğru olmadığını söylemek ya da savunmak anlamına gelir. Burada reddedilen gerçek, kişinin kör olma durumudur; bu tıbbi bağlamda inkâr bir belirtidir ve mutlaka bilerek yalan söylemek anlamına gelmez. deny sözcüğünden sonra bir eylem veya durum geldiğinde İngilizcede normalde -ing biçimi kullanılır: deny doing something veya deny being something. Bir durumu reddetmek için deny to be kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi denied sonrasında be fiilinin standart -ing biçimiyle tamamlayın: The witness denied ____ at the scene that night.
Cevabı göster
being
holding up: kaldırıp görünür durumda tutmak
holding up ifadesinde hold up, bir şeyi kaldırıp başka bir kişinin görebileceği bir konumda tutmak anlamına gelir. Konuşan kişi birkaç parmağını kaldırmış ve dinleyenden onları saymasını istemektedir. Bu öbek fiil ayrılabilir: hold your fingers up ve hold up your fingers biçimlerinin ikisi de mümkündür. Nesne bir zamirse ortaya yerleştirilir: hold them up denir, hold up them denmez.
Alıştırma
“Please hold up the blue card so everyone can see it,” cümlesinde hold up ne anlama gelir?
- Bir yeri tehditle soymak.
- Bir şeyin düşmesini önlemek.
- Kartı kaldırıp görünür durumda tutmak.
- Gecikmeye neden olmak.
Cevabı göster
Kartı kaldırıp görünür durumda tutmak.
People who exhibit anosognosia tend to be the victims of stroke.
4:16Anozognozi gösteren kişiler çoğunlukla inme geçirmiştir.
And there's some disconnect between what they're really experiencing Kalıp ifadeler
4:20Gerçekte deneyimledikleri şey ile
and their conscious awareness of it.
4:24ona ilişkin bilinçli farkındalıkları arasında bir kopukluk vardır.
a disconnect between A and B: A ile B arasındaki kopukluk
Bu cümlede a disconnect soyut bir uyumsuzluğu anlatır: insanların gerçekten deneyimlediği şey, bilinçli olarak fark ettikleri şeyle örtüşmez. Fiziksel bir bağlantının kesildiği anlamına gelmez. a disconnect between A and B kalıbı, birbiriyle örtüşmesi beklenen iki tarafı belirtir. between sonrasında bu iki tarafı to ile değil, and ile eşleştirin.
Alıştırma
İki boşluğu disconnect sonrasında kullanılan standart eşleştirmeyle tamamlayın: There is a disconnect ____ the written policy ____ what employees actually do.
Cevabı göster
between · and
because the part of their brain that monitors visual input
4:29çünkü beyinlerinin görsel girdiyi izleyen kısmı
It's not even telling the brain that there is no visual input,
4:34Hatta beyne görsel girdi olmadığını bile bildirmez.
which means that the parts of their brain responsible for answering questions or creating speech
4:37Bu da beynin soruları yanıtlamaktan veya konuşma üretmekten sorumlu kısımlarının
has to completely create a confabulated response.
4:42tamamen uydurma bir yanıt oluşturmak zorunda kalması demektir.
Despite the fact that we've been able to study patients with anosognosia, Dilbilgisi
4:47Anozognozi hastalarını inceleyebilmiş olsak da
we still have no idea how to solve our original problem. Kalıp ifadeler
4:50ilk sorunumuzu nasıl çözeceğimize dair hâlâ hiçbir fikrimiz yok.
Despite the fact that + tam cümlecik
Despite the fact that bir ödünleme ilişkisi kurar: ardından gelen yan cümle gerçek bir olguyu belirtir ve bu olgu, ana cümlede farklı bir sonuç beklenmesine yol açabilir. Burada hastaları inceleyebilmek bir ilerlemedir, ancak bir çözüm sağlamamıştır. Despite bir edattır; bu nedenle normalde özne ve fiil içeren tam bir cümleciği doğrudan almaz. the fact isim öbeği ile that birlikte şu kalıbı mümkün kılar: Despite the fact that + yan cümle, ana cümle.
Alıştırma
Cümleyi tam bir cümlecik başlatabilen, despite ile kurulan resmî ifadeyle tamamlayın: ____ the team had rehearsed for weeks, the opening scene still went wrong.
Cevabı göster
Despite the fact that
still have no idea how to + fiil: nasıl yapılacağını hâlâ hiç bilmemek
Have no idea how to + fiilin yalın hâli, birinin yöntemi ya da bir sonraki adımı hiç bilmediğini vurgulayarak anlatır. Burada eksik olan, sorunun nasıl çözüleceğine ilişkin bilgidir; yalnızca bir fikir ya da öneri değildir. Still, daha önce söz edilen hasta araştırmalarına rağmen bu bilgisizliğin sürdüğünü gösterir. Kanıt toplamadaki ilerleme ile asıl pratik sorunun çözümsüz kalması arasında karşıtlık kurar.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın. Birkaç denemeden sonra bile yöntemin hâlâ tamamen bilinmediği anlamına gelmelidir: After watching three tutorials, I ____ repair the bike.
Cevabı göster
still have no idea how to
all we've managed to come up with are more impossible questions about identity. Notlar
4:55tek başarabildiğimiz, kimlik hakkında daha da imkânsız sorular ortaya atmak.
all we've managed to come up with are ...: ortaya çıkarabildiğimiz tek şey...
All we've managed to come up with are ... bütün sonucu öne çıkaran bir odak yapısıdır. All, “sonucun tamamı” ya da “elde edilen tek şeyler” anlamında bir zamirdir; we've managed to come up with ise all sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Yapı all that we've managed to come up with biçiminde genişletilebilir. Come up with, “üretmek” veya “düşünüp bulmak” demektir. Üretilen şey all ile temsil edilen eksik nesne olduğu için with ilgi cümleciğinin sonunda kalır; with, are ile bir bütün oluşturmaz. All sözcüğünü başa almak, are sonrasındaki çoğul isim öbeğini sonucun tamamı olarak ve çoğu zaman hayal kırıklığı yaratan bir biçimde sunar. Burada daha fazla imkânsız soru, araştırmanın ortaya çıkardığı her şey olarak gösterilir.
Alıştırma
“All we've managed to come up with are two weak ideas,” cümlesinde baştaki all cümleciği ne yapar?
- İki fikrin mümkün olan bütün bilgileri içerdiğini söyler.
- İlgili herkesin tam olarak iki zayıf fikir ürettiğini söyler.
- İki zayıf fikri çabanın bütün sonucu olarak sunar.
Cevabı göster
İki zayıf fikri çabanın bütün sonucu olarak sunar.
come up with: bir fikir bulmak veya üretmek
Come up with, genellikle biraz düşündükten veya çaba gösterdikten sonra bir fikir, cevap, plan, soru ya da açıklama “bulmak, tasarlamak veya üretmek” anlamına gelir. Birden fazla sözcükten oluşan tek bir ifadedir; bu yüzden with ifadenin parçasıdır ve atılamaz. Burada all we've managed to come up with, “üretmeyi başarabildiğimiz şeylerin tümü” anlamındadır. All, anlam bakımından with sözcüğünün nesnesidir ve ilgi cümleciğinden önce gelir. More impossible questions ise are sözcüğünden sonra gelerek bu şeylerin ne olduğunu açıklar.
Alıştırma
Cümleyi “düşünüp bulmak veya tasarlamak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The team needs to ____ a new plan before Friday.
Cevabı göster
come up with
the best you can do with them is to answer them yourself according to what you believe.
5:02yapabileceğiniz en iyi şey, inancınıza göre kendi yanıtınızı vermek.
Swampman: kimlik hakkındaki düşünce deneyi
Swampman, bataklıkta yaşayan sıradan bir kişiyi anlatan bir ifade değil, felsefi bir düşünce deneyinin adıdır. Burada kullanılan senaryoda asıl kişi yok olurken yakındaki madde tesadüfen atom atom aynı olan, aynı görünüşe ve görünüşte aynı anılara sahip bir kopya oluşturur. Deney, bu kopyanın hâlâ aynı kişi mi yoksa yalnızca kusursuz bir kopya mı olduğunu sorar. Sonraki yıldırım ve kopyalanma olaylarını kimliğin sürekliliğiyle ilgili bir soru olarak anlamak için gereken temel arka plan budur.
Alıştırma
Bu örnekte Swampman neyi ifade ediyor?
- Bataklıkta bulunan bir madde için kullanılan bilimsel terim
- Tamamen aynı bir kopyanın aynı kişi olup olmadığını sorgulayan bir düşünce deneyi
- Bataklıkta yaşayan herkes için kullanılan genel bir ad
Cevabı göster
Tamamen aynı bir kopyanın aynı kişi olup olmadığını sorgulayan bir düşünce deneyi
Imagine that I'm walking around in a swamp and then all of a sudden I get struck by a bolt of lightning Kalıp ifadeler
5:09Bir bataklıkta yürürken birden yıldırım çarptığını
Beklenmedik bir değişim için all of a sudden
All of a sudden, “birdenbire” veya “hiçbir uyarı olmadan” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede sakin durumun beklenmedik yıldırım çarpmasına dönüştüğü anı gösterir. Bir hikâyede bu ifadeyi şaşırtıcı olaydan önce, çoğu zaman and then veya when sonrasında kullan. Kelimeleri tek tek çevirmek yerine ifadeyi bir bütün olarak öğren.
Alıştırma
Cümleyi “birdenbire” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamla: We were playing quietly when, ____, the lights went out.
Cevabı göster
all of a sudden
get struck by a bolt of lightning: ani bir olay için get edilgeni
Burada get + struck edilgen bir yapı oluşturur: Konuşan kişi eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır. Get, hayal edilen olayın ani ve hareketli görünmesini sağlar. Strike düzensizdir: strike–struck–struck. By a bolt of lightning olayın nedenini belirtir; a bolt of lightning ise bir yıldırım boşalması anlamına gelir. İfadenin tamamı, yıldırımın bir kişiye veya nesneye çarpması demektir.
Alıştırma
Hangi cümle, ağaca yıldırım çarptığını anlatmak için get edilgenini doğal biçimde kullanır?
- During the storm, the tree got struck a bolt of lightning.
- During the storm, the tree got struck by a bolt of lightning.
- During the storm, the tree got a strike by a bolt of lightning.
Cevabı göster
During the storm, the tree got struck by a bolt of lightning.
burned to a crisp: kömür gibi yanmış
Burada burned to a crisp, bedenin kararmış, kurumuş ve yok olmuş hâlde düşünülecek kadar tamamen yanması demektir. Sonuç bildiren to a crisp, yanmanın ulaştığı aşırı durumu gösterir ve burned sözcüğünün derecesini güçlü biçimde artırır. Bir insan için kullanıldığında, bilinçli olarak ürkütücü bir görüntü yaratan abartı ve kara mizah içerir. Bu bir yemek pişirme talimatı değildir; asıl anlatılan, özgün bedenden kullanılabilir hiçbir şey kalmamasıdır.
Alıştırma
Cümleyi tamamen yanıp mahvoluncaya kadar anlamındaki sabit sonuç ifadesiyle tamamlayın: The bread was forgotten in the oven and burned ____.
Cevabı göster
to a crisp
at the very same moment: tam olarak aynı anda
At the very same moment, bir olayı başka bir olayın gerçekleştiği tam zamana yerleştirir. the very same yapısında very, same sözcüğünü güçlendirir: anlar yoğun veya olağan dışı uzun değil, tamamen aynıdır. Bu ifade anlatı ve açıklamalarda zaman ilişkilerini bağlar. Eş zamanlılığı açıkça gösterir ve çoğu zaman iki olay arasındaki dramatik bağlantıyı güçlendirir.
Alıştırma
Hangi cümle ışıkların sönmesi ile alarmın başlamasının ek bir vurguyla tam olarak aynı anda gerçekleştiğini söyler?
- The lights went out at that very moment, and the alarm began later.
- The lights went out for a very long moment before the alarm began.
- The lights went out at the very same moment the alarm began.
Cevabı göster
The lights went out at the very same moment the alarm began.
and it causes a bunch of atoms and molecules to all arrange themselves Dilbilgisi
5:22ve bir grup atom ile molekülün bir araya gelip
into the exact same configuration that my body used to have, Dilbilgisi
5:26bedenimin eski hâliyle tamamen aynı düzende sıralanmasına,
cause + nesne + to mastarı: causes ... to arrange themselves
cause + nesne + to mastarı kalıbı, öznenin nesnenin hareket ettiği veya değiştiği bir sonucu ortaya çıkardığını anlatır. Burada it nedeni, atoms and molecules nesneyi, to arrange ise ortaya çıkan eylemi gösterir. Dönüşlülük zamiri themselves, çoğul nesne atoms and molecules ifadesine döner. Bu kalıp, bir süreç veya olayın nasıl değişim yarattığını açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
freeze fiilini cause + nesne + to mastarı kalıbında kullanarak cümleyi tamamlayın: The cold temperature caused the water ____.
Cevabı göster
to freeze
Değişmiş bir geçmiş durum için used to have
used to + fiilin yalın hâli, artık geçerli olmayan veya şimdiyle karşılaştırılan geçmiş bir alışkanlığı ya da durumu anlatır. used to have içinde have fiilin yalın hâlidir ve geçmişteki sahipliği veya durumu ifade eder. Burada beden daha önce o düzenin tamamen aynısına sahipti, ancak şimdi sahip değil. Bu ifade, önceki beden ile şimdiki durum arasındaki karşıtlığı gösterir.
Alıştırma
Artık geçerli olmayan geçmiş bir durumu anlatmak için used to ve have fiiliyle cümleyi tamamlayın: We ____ a blue car, but we sold it last year.
Cevabı göster
used to have
Here's an even better one: daha güçlü bir örneğe geçiş
Here's bir sonraki unsuru dinleyiciye sunar; one ise bağlamdan anlaşılan başka bir düşünce deneyinin ya da örneğin yerini tutar. Cümle bir kişiyi betimlemek yerine açıklamayı ilerletir. Even better bir yükseltmeye işaret eder: sıradaki örnek, konuşanın savını sınamak veya açıklamak için daha uygundur. Bu, sıradaki hikâyenin nesnel olarak daha kaliteli olduğu anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Bir sunumda Here's an even better one. genellikle neye işaret eder?
- Konuşanın mevcut sav için daha yararlı veya daha zorlayıcı bulduğu sıradaki örneği sunar.
- Nesnel olarak başka birinden daha iyi olan bir kişiyi belirtir.
- Önceki örneğin olgusal olarak yanlış olduğunu söyler.
Cevabı göster
Konuşanın mevcut sav için daha yararlı veya daha zorlayıcı bulduğu sıradaki örneği sunar.
and he started removing cells from me and from you,
5:39ve sizden ve benden hücreleri çıkarmaya başladığını hayal edin.
replacing them exactly one at a time, Kalıp ifadeler
5:43Hücreleri tek tek ve birebir değiştiriyor,
replacing my cells into your body and your cells into my body.
5:47benim hücrelerimi sizin bedeninize, sizinkileri de benim bedenime koyuyor.
Sıralı eylemler için one at a time
One at a time, her adımda yalnızca bir hücrenin değiştirildiğini, diğerlerinin ise sonraki adımları beklediğini belirtir. Aynı anda yapılan tek bir değiş tokuşu değil, kontrollü bir sırayı anlatır. Kalıp, miktar + at a time şeklindedir: one at a time, two at a time ve benzeri. Her adımda ele alınan miktar önemli olduğunda insanları, nesneleri veya tekrarlanan eylemleri anlatabilir.
Alıştırma
Talimatı, hepsi birlikte değil ayrı ayrı anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Please scan the pages ____ so the machine does not jam.
Cevabı göster
one at a time
At what point would I officially have become you? Dilbilgisi
5:50Hangi noktada resmen siz olmuş olurdum?
At what point would ... have become ...? yapısı
At what point, aşamalı bir süreçte değişimin tamamlanmış sayılabileceği evreyi veya eşiği sorar. Burada, hücrelerin tek tek değiştirildiği hayali süreçte konuşanın ne zaman diğer kişi sayılacağı sorgulanır; üstelik gözle görülür tek bir dönüm noktası olmayabilir. Would ... have become, would + özne + have + geçmiş zaman ortacı biçimindeki kiplikli tamamlanmış yapıdır. Hayal edilen daha sonraki bir aşamadan geriye bakar ve bu varsayımsal süreçte neyin çoktan doğru hale gelmiş olacağını sorar. Buradaki officially, devlet onayıyla değil, kabul edilen bir kural veya ölçüte göre demektir.
Alıştırma
Vurgulanan yapıdaki become biçimini kullanarak geriye dönük varsayımsal soruyu tamamlayın: Imagine that every member of a club had been replaced one by one. At what point ____ a different organization?
Cevabı göster
would it have become
No one on Earth has the definitive answers to these questions, Kalıp ifadeler
5:56Dünya'da hiç kimsenin bu sorulara kesin bir yanıtı yok,
the definitive answers to these questions ifadesi
Definitive answers, yalnızca ayrıntılı yanıtları değil, bir sorunu çözüme bağlayacak kadar güçlü ve yetkin sonuçları ifade eder. Bu cümlede ifade, kimlik sorularının hâlâ evrensel olarak kabul edilen bir çözümü olmadığını vurgular. İngilizcede geleneksel kullanım answer to a question biçimindedir: answers to these questions. To edatı, yanıtın ele aldığı soruyu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan eşdizimle tamamlayın: The evidence is still too limited for researchers to give ____ these questions.
Cevabı göster
definitive answers to
what we do have ifadesindeki vurgulu do
what we do have ifadesinde do, olumlu have fiilini vurgular. “Buna gerçekten sahibiz” veya “en azından elimizde bu var” anlamı verir ve daha önceki “kimsenin cevapları yok” düşüncesiyle karşıtlık kurar. Bu yan cümle You know what... ifadesinden sonra geldiği için söz dizimi what + we + do + have şeklindedir. Buradaki do ayrı bir eylem değildir ve doğrudan sorudaki devrik yapı için kullanılmaz; güçlü ve düzeltici bir karşıtlık belirtir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulu do yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: We don't have a flashlight, but we ____ have a candle.
Cevabı göster
do
I've made a playlist of some of my favorite clips from all over YouTube
6:02YouTube'un dört bir yanından en sevdiğim kliplerden bazılarını bir oynatma listesinde topladım.
of psychology experiments and illusions and all sorts of fun stuff
6:05Listede psikoloji deneyleri, illüzyonlar ve her türden eğlenceli içerik var;
Bir konuyu ele alma veya tartışma anlamında deal with
Burada deal with, “konu edinmek”, “ele almak” veya “tartışmak” anlamındadır. Özne video, kitap, bölüm ya da ders gibi bir içeriktir; consciousness ise bu içeriğin konusudur. deal with ifadesinden sonra gelen nesne, anlamı seçmenize yardım eder. Nesne bir konuysa ifade, içeriğin ne hakkında olduğunu belirtir; bir sorun veya zor durumsa genellikle o sorunu ele almak ya da ona karşılık vermek anlamına gelir.
Alıştırma
“This chapter deals with how plants survive winter,” cümlesinde deals with ne anlama gelir?
- Pratik bir güçlüğü ele alır.
- Konuyu ele alır veya tartışır.
- Başka biriyle iş yapar.
Cevabı göster
Konuyu ele alır veya tartışır.
All you have to do is click the link at the top of this video's description Dilbilgisi
6:10Tek yapmanız gereken bu videonun açıklamasının en üstündeki bağlantıya tıklamak,
All you have to do is + fiilin yalın hâli
All you have to do is + fiilin yalın hâli, bir eylemi gereken tek adım olarak sunar. Buradaki eylem click the link ifadesidir; böylece konuşan kişi süreci hızlı ve kolay gösterir. Bu kalıpta all, tek tek her şey değil, gerekenlerin tamamı anlamındadır. Konuşma İngilizcesinde is sonrasında fiilin yalın hâli doğrudan sıkça kullanılır: to olmadan is click.
Alıştırma
Bir arkadaşınız katılma işleminin karmaşık olduğundan endişeleniyor. Tek ve basit bir gerekli adım sunan ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ enter your name.
Cevabı göster
All you have to do is
and then lean back and let the automatic playlist do the work for you. Dilbilgisi
6:13sonra arkanıza yaslanıp otomatik oynatma listesinin işi sizin için yapmasına izin vermek.
let the automatic playlist do the work for you: let + nesne + fiilin yalın hâli
Let + nesne + fiilin yalın hâli, bir kişinin veya şeyin bir eylemi yapmasına izin vermek ya da bunu yapmasını sağlamak anlamına gelir. Burada nesne the automatic playlist, fiilin yalın hâli ise do sözcüğüdür; sonraki seçimleri izleyici yerine oynatma listesi yapar. Yapı let the automatic playlist do şeklindedir; let the automatic playlist to do değildir. do the work for you ifadesi, aracın sizi uğraştan kurtardığı düşüncesini de ekler.
Alıştırma
let sonrasında organize fiilinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: Let the app ____ the files for you.
Cevabı göster
organize
over at Vsauce 2: Başka Bir Çevrim İçi Yeri Gündelik Biçimde İşaret Etmek
Over at + bir yer ya da ad, konuşanın o anki odağından ayrı bir konumu gündelik biçimde işaret eder. Burada Vsauce 2 çevrim içi bir yer gibi ele alınır; yani konuşan mesajı orada ya da o kanal aracılığıyla almıştır. Over, samimi ve konuşma diline özgü bir işaret etme hissi katar. “Üstünde” anlamına gelmez ve “bitmiş” anlamındaki over da değildir.
Alıştırma
Başka bir çevrim içi yeri işaret eden gündelik iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: I found your post ____ the history forum.
Cevabı göster
over at
but he organizes them in his own playlists.
6:35ama videoları kendi oynatma listelerinde düzenleyen bir kullanıcıdan.
Yeah, that's excellent cuz there's so many videos on YouTube. Kelime
6:38Evet, bu harika, çünkü YouTube'da çok fazla video var.
because Sözcüğünün Gündelik Yazımı Olarak cuz
Cuz, because sözcüğünün son derece gündelik bir yazımıdır. Bu cümlede konuşanın bir şeyi neden harika bulduğunu açıklayan sebebi sunar: YouTube'da çok sayıda video vardır. Bu yazım, rahat bir konuşma veya mesajlaşma tarzını gösterir. Genellikle cuz yerine because koyarak anlamı anlayabilirsiniz.
Alıştırma
Gündelik yazımın yerine geçen standart sözcüğü yazın: That's excellent ____ there are so many videos.
Cevabı göster
because
We need people to help organize them,
6:41Bunları düzenlememize yardım edecek insanlara ihtiyacımız var,
ranging from cool songs to listen to when it rains
6:46yağmur yağarken dinlenecek harika şarkılardan
If you make a playlist that you think is really cool and full of stuff that we should know about,
6:52Çok havalı olduğunu düşündüğünüz ve bilmemiz gereken şeylerle dolu bir oynatma listesi hazırlarsanız,
send it to [email protected] and we'll feature the ones we really like Kelime
6:55[email protected] adresine gönderin; gerçekten beğendiklerimizi tanıtacağız.
Fiil olarak feature: seçilmiş içeriği öne çıkarmak
Burada feature, “seçilen gönderileri izleyicilere dikkat çekecek biçimde göstermek” anlamında bir fiildir. Kanal, özellikle beğendiği oynatma listelerini seçip onlara özel ilgi gösterecektir. Medya ve ürün bağlamlarında feature + nesne genellikle bir kişiyi, eseri veya öğeyi içeriğin önemli bir parçası olarak sunmak anlamına gelir. Yalnızca bulundurmak veya dâhil etmekten daha fazla görünürlük ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “dikkat çekecek biçimde sunmak” anlamına gelen fiille tamamlayın: The school website will ____ the winning science projects.
Cevabı göster
feature
because you have made YouTube a better, more organized place. Dilbilgisi
6:58Çünkü YouTube'u daha iyi ve daha düzenli bir yer hâline getirdiniz.
made YouTube a better, more organized place: make + nesne + isim öbeği
Burada made, YouTube’u inşa etmek veya yaratmak anlamına gelmez. made YouTube a better, more organized place yapısında YouTube nesnedir; a better, more organized place ise sonucu adlandıran nesne tamamlayıcısıdır. Yani kullanıcıların eylemleri platformun böyle bir yer olmasını sağlamıştır. Nesnenin neye dönüştüğünü veya ne olarak görülmeye başladığını anlatmak için make + nesne + isim öbeği kullanılır. Nesne ile sonuç tamamlayıcısı arasına to be getirilmez: made the room a studio denir, made the room to be a studio denmez.
Alıştırma
Sonuç bildirmek için make + nesne + isim öbeği yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The volunteers made the park to be a cleaner place.
- The volunteers made the park a cleaner place.
- The volunteers made the park became a cleaner place.
Cevabı göster
The volunteers made the park a cleaner place.
destekleyici bir hatırlatma olarak after all,
Burada after all bir zaman ifadesi değil, söylem belirtecidir. Konuşanın dinleyiciye tanıdık, kolayca kabul edilebilir veya hatırlanmaya değer gördüğü bir gerçeği sunar. Ardından gelen gerçek, önceki iddiayı destekleyen son bir gerekçe sağlar. Böylece sonuç düşüncesi birdenbire ortaya çıkmak yerine ortak bilgiye bağlanır.
Alıştırma
Hangi cümlede after all, önceki öneriyi destekleyen bir gerekçeyi hatırlatmak için kullanılmıştır?
- After all the meetings, she went home.
- Finally, the train arrived.
- Let's take the earlier train. After all, the roads may be busy later.
Cevabı göster
Let's take the earlier train. After all, the roads may be busy later.
yaklaşık bir benzetme için kind of like
Kind of like gündelik ve yaklaşık bir karşılaştırma sunar. Like, Vsauce ile araç paylaşım şeridi arasında bağlantı kurarken kind of bu eşleşmenin yararlı fakat tam olmadığını belirtir. Araç paylaşım şeridinin buradaki ilgili özelliği, birlikte yolculuk eden insanların daha verimli ilerleyebilmesidir. Bu nedenle benzetme, birlikte arama ve izleme işini ilginç içeriklere daha hızlı ulaşmanın bir yolu olarak gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp X is kind of like Y şeklindedir: Kolay anlaşılan bir karşılaştırma sunun, ardından iki şeyin ortak özelliğini açıklayın.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz “yaklaşık olarak benzer” anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Learning a new alphabet is ____ solving a code.
Cevabı göster
kind of like