Çift karşılaştırma (double comparatives) nasıl kullanılır - Mini Bir İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları
British Council | English
Video açıklaması: Bu ders, çift karşılaştırma yapılarının değişen iki durumu nasıl birbirine bağladığını açıklar. Bu yapıları daha az doğal duyulan if cümleleriyle karşılaştırır; ardından paralel artışları, ters yönlü değişimleri ve kişisel tercihleri kısa biçimde anlatan kalıpları gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "The more you tighten your grip, the more star systems will slip through your fingers." — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: the more..., the more... yapısının, bir eylem arttıkça başka bir sonucun da arttığı ilişkiyi anlattığını fark edin. Birbiriyle bağlantılı iki değişimi daha doğal ifade etmek için kulağa hantallaşan bir if cümlesi yerine bu dengeli kalıbı kullanabilirsiniz. 2. "The more you worry, the less you'll sleep." — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir etken artarken diğeri azaldığında the more..., the less... yapısını kullanın. Böylece daha fazla endişenin daha az uykuya yol açması gibi ters yönlü bir ilişkiyi açık ve akıcı biçimde ifade edebilirsiniz. 3. "The stronger the better." — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Kısa the + comparative, the better kalıbını kişisel tercih belirtmenin bir yolu olarak anlayın. Bir niteliğin daha yüksek ya da daha düşük derecesini tercih ettiğinizi anlatmak için bu kalıbı sertlik, fiyat, boyut veya başka özelliklere uyarlayabilirsiniz.
Bu derste
more star systems will slip through your fingers. Deyimler
0:02daha fazla yıldız sistemi parmaklarınızın arasından kayıp gidecek.
slip through your fingers: bir şey üzerindeki kontrolü kaybetmek
Slip through your fingers deyiminde, korunmak veya kontrol edilmek istenen bir şey çabaya rağmen yavaş yavaş kaybedilir. Bu mecazi bir görüntüdür; gerçek bir nesne parmakların arasından geçmez. Burada yıldız sistemleri, birinin siyasi yönetimi altındaki bölgenin parçalarını temsil eder. Bu söz, kontrolü sıkılaştırmanın ters teperek daha fazla sistemin kontrolden çıkmasına yol açabileceği uyarısını verir.
Alıştırma
“The chance to win slipped through our fingers” ne anlama gelir?
- Fırsat elimizdeki küçük bir nesneydi.
- Fırsatı bilerek başkasına vermeyi seçtik.
- Fırsatı koruyamadık veya kullanamadık.
Cevabı göster
Fırsatı koruyamadık veya kullanamadık.
ring a bell: tanıdık gelmek
Ring a bell, bir adın, ifadenin, yüzün veya başka bir ipucunun tanıdık gelerek bir anıyı canlandırdığını anlatan gündelik bir deyimdir. Genellikle yalnızca kısmi bir hatırlamayı belirtir: ayrıntıları hatırlamadan bir şeyi biliyormuş gibi hissedebilirsiniz. Burada konuşan kişi, film repliklerinin bir şey hatırlatıp hatırlatmadığını soruyor; gerçek bir zil sesi duyulup duyulmadığını değil.
Alıştırma
Hangi durum “Her name rings a bell” ifadesine en uygundur?
- Onunla ilgili her şeyi açıkça hatırlıyorum.
- Yakınında gerçek bir zilin çaldığını duyabiliyorum.
- Adı tanıdık geliyor ama ayrıntıları hatırlayamıyorum.
Cevabı göster
Adı tanıdık geliyor ama ayrıntıları hatırlayamıyorum.
And that's because they're not exactly as they were said in the films. Dilbilgisi
0:24Bunun nedeni, filmlerde söylendikleri halleriyle tam olarak aynı olmamalarıdır.
not exactly as they were said: özgün söze yakın, ama kelimesi kelimesine aynı değil
not exactly as they were said, sözlerin filmlerdeki biçimlerine yakın olduğunu ancak kelimesi kelimesine aynı olmadığını anlatır. Burada as, özgün ifadeyi karşılaştırma ölçütü olarak sunar; they were said ise edilgen yapıdadır. Bir alıntı, yeniden anlatım veya sürüm aslına benzediği hâlde bazı ayrıntılarda farklıysa not exactly as + yan cümle kullanılabilir. Bu ifade, completely different yani tamamen farklı demekten daha kesin ve daha yumuşaktır.
Alıştırma
Bir mesajın özgün ifadeye yakın ama onunla tamamen aynı olmadığını belirten cümle hangisidir?
- The email did not contain a message.
- The message is not exactly as it was written in the email.
- The message uses exactly the same wording as the email.
Cevabı göster
The message is not exactly as it was written in the email.
but notice they've got a double comparative adjective in both parts of the sentence. Dilbilgisi
0:31ancak cümlenin her iki bölümünde de çift karşılaştırma sıfatı olduğuna dikkat edin.
double comparative adjective: her bölümde bir karşılaştırma biçimi
Bu bağlamda double comparative adjective, konuşmacının eşleşmeli karşılaştırma yapısı için kullandığı addır: The harder you practise, the easier it becomes. örneğinde olduğu gibi cümlenin iki bölümünde de bir karşılaştırma biçimi bulunur. İki bölüm birlikte, bir değişimin başka bir değişimle bağlantılı olduğunu gösterir. Burada double, yapının bağlantılı iki bölümden oluştuğunu anlatır. Aynı sıfata iki karşılaştırma işareti eklemek anlamına gelmez; more better veya more easier gibi biçimler standart İngilizce değildir.
Alıştırma
Videoda double comparative adjective olarak açıklanan eşleşmeli karşılaştırma yapısını hangi cümle kullanır?
- The taller the plant grows, the stronger its stem becomes.
- If the plant gets tall, its stem becomes strong.
- The plant is taller than it was last week.
Cevabı göster
The taller the plant grows, the stronger its stem becomes.
And this means when something happens more, Dilbilgisi
0:37Ve bu, bir şey daha fazla gerçekleştiğinde,
when something happens more, another thing happens more: bağlantılı iki artış
Bu yan cümle, birlikte artan iki değişimi anlatır: bir şey daha sık olduğunda veya miktarı arttığında diğeri de artar. İki more kullanımı, birbirinden ayrı iki fikir değil, tek bir ilişki oluşturur. Buradaki when, belirli bir anda gerçekleşen tek bir olayı değil, genel bir düzeni tanıtır. İngilizcede aynı ilişki çoğu zaman the more..., the more... yapısıyla daha kısa biçimde anlatılır.
Alıştırma
Vurgulanan yan cümle nasıl bir ilişki anlatıyor?
- İki değişim birbirinden bağımsız gerçekleşir.
- Bir olay ancak diğeri bittikten sonra başlar.
- Bir değişim artar ve diğeri de onunla birlikte artar.
Cevabı göster
Bir değişim artar ve diğeri de onunla birlikte artar.
you're going to learn about three different ways you can use double comparatives to sound more natural. Kalıp ifadeler
0:44kulağa daha doğal gelmek için çift karşılaştırmaları kullanabileceğiniz üç farklı yol öğreneceksiniz.
sound more natural: sound + sıfat
sound more natural ifadesinde sound, “dinleyende belirli bir izlenim bırakmak” anlamına gelir. Burada bağ fiili olarak kullanıldığı için natural sıfatı dili tanımlar. Sound bu kullanımda “ses çıkarmak” anlamına gelmez. More natural, kullanılan ifadeyi başka bir sürümle veya önceki hâliyle karşılaştırır. İfadenin, İngilizceyi akıcı konuşan kişilerin aynı fikri genellikle anlatma biçimine daha yakın olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle bir sürümün daha doğal bir izlenim verdiğini doğru biçimde anlatır?
- This version sounds more naturally.
- This version sounds like more natural.
- This version sounds more natural.
Cevabı göster
This version sounds more natural.
the plus comparative adjective plus noun or verb phrase
0:52the artı karşılaştırma sıfatı artı isim veya fiil öbeği
comma the plus comparative adjective noun or verb phrase.
0:57virgül the artı karşılaştırma sıfatı isim veya fiil öbeği.
not as complicated as it sounds: göründüğü kadar karmaşık değil
not as + sıfat + as... kalıbı, ilk şeyin söz konusu özelliğe karşılaştırma ölçütünden daha düşük derecede sahip olduğunu anlatır. Burada gerçek karmaşıklık düzeyi, açıklamanın oluşturduğu izlenimden daha düşüktür. as it sounds içindeki sounds, “ses çıkarır” değil, “duyulan ya da söylenenlerden öyle görünür” anlamındadır. Cümlenin tamamı, konunun ilk izlenime göre daha kolay anlaşılacağını söyleyerek dinleyeni rahatlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir görevin ilk açıklamasının düşündürdüğünden daha az zor olduğunu söyleyerek karşı tarafı rahatlatır?
- The task does not make a loud sound.
- The task is just as complicated as it sounds.
- The task isn't as complicated as it sounds.
Cevabı göster
The task isn't as complicated as it sounds.
we don't hear Princess Leia say "If you tighten your grip more,
1:07Prenses Leia'nın "Tutuşunuzu daha fazla sıkarsanız,
more star systems will slip through your fingers."
1:12daha fazla yıldız sistemi parmaklarınızın arasından kayıp gidecek" dediğini duymayız.
We actually hear her say "The more you tighten your grip, Dilbilgisi
1:15Aslında onun şöyle dediğini duyarız: "Tutuşunuzu ne kadar sıkarsanız,
the more star systems will slip through your fingers."
1:19parmaklarınızın arasından o kadar çok yıldız sistemi kayıp gidecektir."
The more..., the more...: bağlantılı iki değişimi anlatma
The more..., the more... eşleşmiş bir karşılaştırma kalıbıdır. İlk yan cümle değişen bir miktarı veya dereceyi, ikinci yan cümle ise bununla bağlantılı bir değişimi belirtir. Bu cümlede tutuşun sıkılığı arttıkça kaçan yıldız sistemlerinin sayısı da artar. Her the, karşılaştırma kalıbının bir parçasıdır; isimden önce kullanılan artikel değildir. Yaygın yapı the + karşılaştırma bölümü + yan cümle, the + karşılaştırma bölümü + yan cümle şeklindedir. İki karşılaştırma bölümünde aynı kelimenin kullanılması gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi The more..., the more... ile tamamlayın: ____ you read, ____ new words you learn.
Cevabı göster
The more · the more
we can also do something similar with the word less.
1:24less kelimesiyle de benzer bir şey yapabiliriz.
goes down: bir değer düşer
Burada goes down, “azalır” veya “daha düşük hâle gelir” demektir. Fiyat, sıcaklık, miktar ya da puan gibi ölçülebilir bir değerin daha düşük bir seviyeye gelmesini anlatır; bir nesnenin gerçekten aşağı doğru hareket etmesini değil. Değişen şey cümlenin öznesidir: Prices go down. Hangi tür değerin azaldığını özne ve bağlam gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede goes down, ölçülebilir bir değerin azaldığını anlatıyor?
- She goes down to the kitchen.
- The child goes down the slide.
- The temperature goes down at night.
Cevabı göster
The temperature goes down at night.
the plus less comparative adjective plus noun or verb phrase
1:37the artı less karşılaştırma sıfatı artı isim veya fiil öbeği
comma the plus less comparative adjective and followed by the noun or verb phrase.
1:43virgül the artı less karşılaştırma sıfatı ve ardından isim veya fiil öbeği.
The less..., the less...: bağlantılı iki azalma
The less..., the less... iki değişikliği birbirine bağlar: ilk miktar veya derece küçüldükçe ikincisi de küçülür. Bu cümlede şimdi daha az para biriktirmek, daha sonra harcamak için daha az paraya sahip olmak demektir. Her the less, eşleşen karşılaştırmanın bir yarısını başlatır. Burada the kalıbın bir parçasıdır; belirli bir şeyi göstermez. Temel sıra The less + yan cümle, the less + yan cümle şeklindedir.
Alıştırma
Eşleşen karşılaştırmayı The less..., the less... ile tamamlayın: ____ sleep you get, ____ energy you'll have the next day.
Cevabı göster
The less · the less
we can also mix more and less in the same sentence.
1:56aynı cümlede more ve less kelimelerini de karıştırabiliriz.
The more ..., the less ...: biri artarken diğeri azalır
The more ..., the less ... zıt yönlerde ilerleyen iki değişimi birbirine bağlar. İlk bölümdeki miktar veya derece arttıkça ikinci bölümdeki miktar veya derece azalır. Burada daha çok endişe, daha az uykuyla ilişkilendirilir. İki the aynı eşleşmiş yapının parçasıdır. Her bölüm the ve bir karşılaştırma biçimiyle başlar; iki bölüm birlikte çalışır. Buradaki the belirli bir şeyi göstermez; bir değişimin diğerine bağlı olarak değiştiğini gösterir.
Alıştırma
Daha fazla şeker eklemenin içeceği daha az sağlıklı yaptığını göstermek için eşleşmiş karşılaştırmayı tamamlayın: ____ sugar you add, ____ healthy the drink becomes.
Cevabı göster
The more · the less
whereas the second sentence using a double comparative sounds much more natural and fluid. Notlar
2:13oysa çift karşılaştırma kullanan ikinci cümle kulağa çok daha doğal ve akıcı geliyor.
whereas: iki düşünceyi açıkça karşılaştırmak
Whereas iki bölümü birbirine bağlar ve dinleyiciye bunları karşılaştırması gerektiğini bildirir. Bu cümlede ilk bölüm bir anlatımı sıkıcı olarak değerlendirirken whereas sonrasındaki bölüm, ikinci anlatımın daha doğal ve akıcı olduğu yönündeki karşıt değerlendirmeyi verir. Bilgileri yan yana getirilen bir karşıtlık olarak düzenler. Burada “buna karşılık” anlamındadır; “-dığı zaman” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle iki karşıt betimlemeyi whereas ile yan yana getirir?
- The library is quiet, whereas the cafeteria is noisy.
- The library is quiet because the cafeteria is noisy.
- The library is quiet, so the cafeteria is noisy.
Cevabı göster
The library is quiet, whereas the cafeteria is noisy.
much more natural and fluid: karşılaştırmayı güçlendirmek
much more natural and fluid ifadesinde much, karşılaştırma sözcüğü more'u güçlendirir. Büyük bir fark olduğunu gösterir: ikinci cümle yalnızca biraz daha iyi değil, belirgin biçimde daha doğal ve akıcı gelir. Burada much, büyük bir miktarı anlatan bir sözcük değil, derece belirtecidir. More, birbirine bağlanan natural ve fluid sıfatlarının ikisini de etkiler; yani iki özellik de karşılaştırılır.
Alıştırma
Büyük bir fark göstermek için much kullanarak cümleyi tamamlayın: After the update, the menu is ____ useful than before.
Cevabı göster
much more
So, you've stuck with me for this long, Öbek fiiller
2:19Yani, benimle bu kadar uzun süre kaldığınız için,
you've stuck with me for this long: şimdiye kadar devam etmek
Bu videoda you've stuck with me for this long, “şimdiye kadar izlemeye veya dinlemeye devam ettin” anlamına gelir. Buradaki stick with someone ifadesinin yapıştırıcıyla ilgisi yoktur; bir kişiyle ilgilenmeye devam etmek veya onu desteklemeyi sürdürmek demektir. You've stuck, stick fiilinin present perfect biçimidir. Daha önce başlayan izleme veya dinleme eylemini şimdiki zamana bağlar; for this long ise geçen süreyi vurgular.
Alıştırma
Bir sunucu “You've stuck with me through a long explanation.” diyor. Bununla ne demek istiyor?
- Her noktaya katıldın.
- Sunucuya fiziksel olarak yapışmış durumdasın.
- Şimdiye kadar dinlemeye devam ettin.
Cevabı göster
Şimdiye kadar dinlemeye devam ettin.
There's one more way we can use a double comparative,
2:23Çift karşılaştırmayı kullanabileceğimiz bir yol daha var,
and it's for talking about personal preferences. Dilbilgisi
2:26ve bu kişisel tercihler hakkında konuşmak içindir.
for talking about...: amacı for + -ing ile belirtmek
for talking about personal preferences ifadesinde for edatı bir şeyin amacını veya işlevini belirtir: kişisel tercihler hakkında konuşmak için kullanıldığını anlatır. for'dan sonra eylem -ing biçiminde yazılır; bu yüzden tekrar kullanılabilen kalıp be for + -ing şeklindedir. Bir nesnenin, özelliğin ya da dil kalıbının ne işe yaradığını söyler; birinin o anda konuştuğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi for ve review fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: This page is ____ new words.
Cevabı göster
for reviewing
Simple, right?: onay istemek ve anlayıp anlamadığını kontrol etmek
Simple, right?, It's simple, right? cümlesinin konuşma dilindeki kısa biçimidir. Konuşan kişi bir şeyin basit olduğu görüşünü sunar ve right? ile dinleyiciyi aynı fikirde olmaya davet ederken açıklamayı takip edip etmediğini kontrol eder. Buradaki right? kısa bir onay sorusudur; yeni bilgi istemez ve left kelimesinin karşıtı olan yönü ifade etmez. Açıklamayı daha etkileşimli yapar, ancak karşı tarafın aynı fikirde olmasının beklendiğini de hissettirebilir.
Alıştırma
Simple, right? ifadesinde right? kelimesinin temel işlevi nedir?
- Konuşan kişi dinleyiciyi aynı fikirde olmaya davet eder ve açıklamayı takip edip etmediğini kontrol eder.
- Konuşan kişi dinleyicinin sağ yönü kastedip kastetmediğini sorar.
- Konuşan kişi dinleyiciden ayrıntılı bir açıklama yapmasını ister.
Cevabı göster
Konuşan kişi dinleyiciyi aynı fikirde olmaya davet eder ve açıklamayı takip edip etmediğini kontrol eder.
Let's see how it works: açıklamadan gösterime geçiş
“Let's see how it works”, bir açıklamadan gösterime, örneğe veya denemeye geçiş ifadesidir. Buradaki see yalnızca “gözle görmek” değil, “bir örnek üzerinden öğrenmek veya anlamak” demektir. it zamiri, az önce sözü edilen kuralı, yöntemi veya sistemi gösterir. Bu cümle, sıradaki bölümde onun uygulamada nasıl işlediğinin veya kullanıldığının gösterileceğini bildirir.
Alıştırma
Hangi cümlede “Let's see how it works” açıklamadan gösterime geçmek için kullanılmıştır?
- Let's end the lesson before trying the rule.
- We've explained the rule. Let's see how it works in a new example.
- I can't see the screen because the room is dark.
Cevabı göster
We've explained the rule. Let's see how it works in a new example.
say somebody asks you: varsayımsal durum kuran say
say somebody asks you ifadesindeki say, “varsayalım” veya “hayal edelim” anlamına gelir. Konuşanın bir örnek verebilmesi ya da sonra ne olacağını sorabilmesi için gerçek olmayan ama mümkün bir durum ortaya koyar. somebody asks you yan cümlesi hayal edilen durumdur. Buradaki Say, birine konuşmasını veya size soru sormasını söyleyen bir emir değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede say varsayımsal bir durumu tanıtmak için kullanılmıştır?
- Please say your name clearly.
- The sign says the museum is closed.
- Say you lose your key. Who could help you?
Cevabı göster
Say you lose your key. Who could help you?
How do you like your tea?: çayın nasıl hazırlanmasının tercih edildiğini sormak
Misafir ağırlama veya servis ortamındaki bu soruda How do you like your tea?, dinleyicinin çayının nasıl hazırlanmasını istediğini sorar. Örneğin çayın demli mi açık mı olacağı ya da süt veya şeker eklenip eklenmeyeceği sorulur. How, tercih edilen biçimi veya durumu öğrenir. Bu, çayın genel olarak sevilip sevilmediğini soran ve yalnızca evet ya da hayırla cevaplanan bir soru değildir. Strong, please. veya With a little milk, please. gibi belirli bir hazırlama tercihiyle cevap vermek doğaldır.
Alıştırma
Ev sahibi "How do you like your tea?" diye soruyor. Hangi cevap bu soruya uygundur?
- Yes, I drink tea sometimes.
- Strong, with a little milk, please.
- At four o'clock.
Cevabı göster
Strong, with a little milk, please.
The stronger the better: ikili karşılaştırmayla tercih belirtme
The stronger the better, çay demlendikçe konuşanın zevkine daha çok uyduğu anlamına gelir. Burada stronger, tadın daha yoğun olması demektir. Cümle, adı geçen iki çayı karşılaştırmaz; tercihin hangi yönde olduğunu anlatır. Bu, the + karşılaştırma derecesi, the + karşılaştırma derecesi kalıbının kısa biçimidir. Daha açık hâli The stronger the tea is, the better it is for me. şeklindedir.
Alıştırma
“Daha erken hareket etmek daha çok tercih edilir” anlamını vermek için ikili karşılaştırma kalıbını tamamlayın: ____, ____.
Cevabı göster
The earlier · the better
if you like a well-brewed cup of tea to wake you up in the morning. Notlar
2:44eğer sabahları sizi uyandırması için iyi demlenmiş bir fincan çay seviyorsanız.
a well-brewed cup of tea: iyi demlenmiş bir çay
“A well-brewed cup of tea”, doğru ve özenli biçimde demlendiği için iyi bir sonuç veren bir fincan çay demektir. Burada brewed, çayı sıcak suda demleyerek tadını çıkarmak anlamındadır; yiyecek gibi pişirmek anlamına gelmez. “Well-brewed”, cup sözcüğünden önce kullanılan, kısa çizgili birleşik bir sıfattır. Övgüyü çayın demlenme biçimine bağladığı için good sözcüğünden daha özeldir. Çayın mutlaka koyu olduğu anlamına gelmez; strong tea özellikle çayın yoğunluğunu anlatır.
Alıştırma
Hangi ifade yalnızca çayın yoğunluğunu veya sıcaklığını değil, özellikle demleme kalitesini över?
- a strong cup of tea
- a well-brewed cup of tea
- a hot cup of tea
Cevabı göster
a well-brewed cup of tea
wake you up: uyanık ve zinde hissetmeni sağlamak
Bu cümlede “wake you up”, uyanık ve zinde hissetmeni sağlamak anlamındadır. Çay, uyuyan birini kelimenin gerçek anlamıyla uyandırmıyor; yorgun birinin zihninin açılmasına yardım ediyor. Yapı wake + kişi + up şeklindedir. Nesne bir zamirse wake ile up arasına gelir: wake me up, wake you up, wake them up. Nesnesiz wake up ise öznenin kendisinin uyanması veya zihninin açılması anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi “zinde hissetmemi sağlamak” anlamında wake sözcüğünün uygun biçimiyle tamamlayın: After a late night, this strong coffee will ____ before the meeting.
Cevabı göster
wake me up
Or perhaps you're shopping for a new pair of trainers, Kelime
2:47Ya da belki yeni bir spor ayakkabı alacaksınız,
a new pair of trainers: Britanya İngilizcesinde “yeni bir çift spor ayakkabı”
Britanya İngilizcesinde trainers, spor ayakkabıları veya sportif tasarımlı günlük ayakkabıları ifade eder. a pair of trainers ifadesinde pair tekildir, ancak iki ayakkabı bir çift oluşturduğu için trainers çoğul kalır. Alışveriş bağlamı ve a pair of, burada ayakkabıdan söz edildiğini açıkça gösterir. Trainer tek başına kullanıldığında antrenör veya eğitmen anlamına da gelebilir.
Alıştırma
Britanya'daki bir ayakkabı mağazasında a new pair of trainers ne anlama gelir?
- bir yeni spor eğitmeni
- iki yeni fitness eğitmeni
- yeni bir çift spor ayakkabı
Cevabı göster
yeni bir çift spor ayakkabı
How much would you like to spend?: bütçeyi nazikçe sorma
How much bir para miktarını sorar; spend ise bir şey satın almak için para kullanmak anlamına gelir. Bu alışveriş sorusunda How much would you like to spend?, müşterinin aklındaki bütçenin ne olduğunu sorar. Burada would geçmiş zamanı ifade etmez. would you like to... kalıbı soruyu daha az doğrudan hâle getirir ve seçimi müşteriye bırakır; bu nedenle hizmet konuşmalarında do you want to... ifadesinden daha nazik duyulur.
Alıştırma
Bir mağaza görevlisi müşteriye nazikçe soru soruyor. Soruyu tamamlayın: How much ____ like to spend?
Cevabı göster
would you
So, hopefully this video has given you some useful ways to talk about how changing one thing affects another thing. Anlatım akışı
3:01Umarım bu video size bir şeyi değiştirmenin başka bir şeyi nasıl etkilediği hakkında konuşmanın bazı yararlı yollarını vermiştir.
talk about how changing one thing affects another thing: dersin pratik amacını belirtmek
Videonun sonunda talk about how changing one thing affects another thing, daha önce öğretilen dilin pratik işlevini belirtir: bir şeydeki değişimin başka bir şey üzerinde nasıl etki oluşturduğunu açıklamak. Birkaç örneği tek bir genel amaç altında toplar; yeni bir konu başlatmaz. Burada how, talk about ifadesinden sonra gelen içeriği tanıtır. Bilgi, bir şeydeki değişim ve bunun başka bir şey üzerindeki etkisi çevresinde düzenlenir. Böylece dinleyen kişi önceki yapıların ne işe yaradığını anlayabilir.
Alıştırma
Bu bölümün dersin sonundaki temel söylem işlevi nedir?
- Önceki örnekleri tek bir pratik iletişim amacı altında toplar.
- Nesnelerin nasıl değiştirileceğiyle ilgili yeni bir konu başlatır.
- Her durumda yalnızca bir şeyin değiştiğini iddia eder.
Cevabı göster
Önceki örnekleri tek bir pratik iletişim amacı altında toplar.
the more you practice, the more naturally...: ikili karşılaştırmada zarf kullanmak
The more you practice, the more naturally it will come to you, the + karşılaştırma..., the + karşılaştırma... biçimindeki ikili karşılaştırma kalıbını kullanır. İki değişimi birbirine bağlar: pratik miktarı arttıkça dili kullanmak daha kolay ve otomatik hâle gelir. Buradaki the, normal bir tanımlık değildir; “o ölçüde” anlamı taşır. İkinci bölümdeki more naturally, karşılaştırma bildiren bir zarf öbeğidir. Naturally, come to you fiil öbeğini niteler ve becerinin nasıl geliştiğini açıklar; bir ismi tanımlamaz. Uzun -ly zarfları karşılaştırma biçimini genellikle more ile oluşturur.
Alıştırma
Kalıbın ikinci yarısını eksiksiz ve confident sözcüğünün zarf biçimini kullanın: The more often you rehearse, ____ you will speak.
Cevabı göster
the more confidently
it will come to you: pratikle doğal hâle gelmek
Burada it, üzerinde çalışılan dil kalıbını ifade eder. it will come to you içindeki come, becerinin daha kolay kullanılacağını ve daha doğal hissettireceğini anlatır; sana doğru hareket etmesini değil. Bu cümle the more..., the more... yapısını kullandığı için more naturally, it will come to you bölümünün önüne gelmiştir. Anlam, it will come more naturally to you ile aynıdır: pratik yaptıkça kalıbı kullanmak daha kolay ve daha otomatik hâle gelir.
Alıştırma
Bu öğrenme bağlamında it will come to you ne anlama gelir?
- Hiç pratik yapmadan beceride hemen ustalaşacaksın.
- Beceri pratikle daha kolay ve daha doğal hâle gelecek.
- Beceri fiziksel olarak sana doğru hareket edecek.
Cevabı göster
Beceri pratikle daha kolay ve daha doğal hâle gelecek.