Apollo 11 İniş Alanı Bugün Nasıl Görünüyor: İngilizce çalışma notları
neo
Video özeti: Apollo 11 Ay'da anı nesneleri, araçlar, ayak izleri ve ekipman bıraktı; video bunların bugünkü durumunu inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Even amidst the Cold War, — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: even karşıtlığını ve ABD-Sovyet rekabetinde Sovyet öncülerini anmanın önemini kavrayın. 2. from which the beam originates. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: edat artı ilgi zamiri yapısını tanıyın; bir sürecin kaynağını veya yönünü kesin anlatın. 3. used as a metaphor for the achievement — Deyimler ve mecazlı ifadeler: ayak izlerinin Ay yolculuğunun başarısını temsil edişini görün; fiziksel kanıtı simgesel anlamdan ayırın.
Bu derste
After 21 hours and 36 minutes on the surface of the moon,
0:06Ay yüzeyinde 21 saat 36 dakika geçirdikten sonra,
nine eight 7 6 5 abort stage engine arm ascent proceed.
0:19dokuz sekiz 7 6 5 aşamayı iptal et motoru kur yükselişe geç.
we will look at what the astronauts left behind Öbek fiiller
0:42astronotların arkalarında neler bıraktığına bakacağız,
left behind: biri ayrıldıktan sonra bir şeyin geride kalması
Burada left behind, astronotlar ayrılırken bazı nesnelerin veya izlerin bölgede kaldığı anlamına gelir. What the astronauts left behind, onlar ayrıldıktan sonra kalan şeyleri ifade eder. Burada leave behind tek bir öbek fiil olarak kullanılır. Fiziksel nesnelerle kullanıldığında basit bir ilişki anlatır: kişi ayrılır, fakat nesne orada kalır.
Alıştırma
Cümleyi leave behind ifadesindeki eksik sözcükle tamamlayın: Before you get off the train, check that you have not left your bag ____.
Cevabı göster
behind
on what is one of the most significant historical sites Dilbilgisi
0:45o günden bu yana kimsenin ziyaret etmediği,
one of the most significant historical sites: üst düzey bir grubun bir üyesi
one of the most + sıfat + çoğul sayılabilen isim kalıbı, çok yüksek sıralamadaki bir grubun bir üyesini ifade eder. Burada bu alan, son derece önemli tarihî alanlardan oluşan grubun bir üyesi olarak sunulur; önemli olan tek alanın bu olduğu söylenmez. Sites çoğuldur çünkü one of, birden fazla alan içeren bir grubu gösterir. Yine de bütün ifade tek bir alanı tanımlar.
Alıştırma
Cümleyi one of the most yapısıyla tamamlayın: The library is ____ popular places in our neighborhood.
Cevabı göster
one of the most
tip over: dik konumdan devrilmek
Tip over, dik duran bir şeyin dengesini kaybedip yana devrilmesi anlamına gelir. Bu cümlede Amerikan bayrağı dik durumdan yere düşen bir duruma geçiyor. İfade, cause + object + to + verb kalıbının içinde olduğu için to sözcüğünden sonra gelir: the flag, caused fiilinin nesnesi ve anlam bakımından to tip over ifadesinin öznesidir.
Alıştırma
Cümleyi tip ile başlayan ve 'dik konumunu kaybetmek' anlamına gelen iki sözcüklü fiille tamamlayın: The tall vase began to ____ when the table shook.
Cevabı göster
tip over
A special mounting mechanism had been designed for the flag, Dilbilgisi
1:07Bayrak için özel bir montaj mekanizması tasarlanmıştı,
had been designed: past perfect edilgen yapı
Had been designed, past perfect edilgen yapıdır: had + been + past participle. Designed bir past participle olduğu için montaj mekanizması eylemi yapan değil, tasarlanan şeydir; cümle mekanizmayı kimin tasarladığına odaklanmaz. Past perfect, tamamlanmış tasarımı anlatıdaki daha sonraki bir geçmiş noktadan önceye yerleştirir. Ana geçmiş olaylar gerçekleştiğinde çoktan tamamlanmış hazırlıkları anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi design fiilinin past perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: By the time the aircraft took off, its emergency system ____ and tested.
Cevabı göster
had been designed
it had to be held upright by a horizontal crossbar. Dilbilgisi
1:12yatay bir çapraz çubuk tarafından dik tutulması gerekiyordu.
had to be held upright: geçmişteki gerekliliğin edilgen anlatımı
Had to, bir şeyin geçmişte gerekli olduğunu gösterir. Be held, cümleciği edilgen yapar: bayrak eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır. Burada hold, “bir konumda tutmak” anlamına gelir; upright ise korunan dik konumu belirtir. had to be + geçmiş zaman ortacı + tümleç kalıbı, bir şeyin geçmişte nasıl tutulması veya işlem görmesi gerektiğini anlatır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi geçmişteki gerekliliği anlatan hedef edilgen kalıpla tamamlayın: Because the display was unstable, it ____ during the photo.
Cevabı göster
had to be held upright
but was ordered through the standard government supply catalog.
1:21standart hükümet tedarik kataloğu aracılığıyla sipariş edilmişti.
not ... but ...: bir beklentiyi düzeltmek
not X but Y kalıbı önce X’i yanlış beklenti olarak reddeder, ardından Y’yi düzeltme olarak sunar. İkinci kısmı ek bilgi değil, asıl yerine geçen bilgi hâline getirir. Bu cümlede not, “özel üretim bir ürün” düşüncesini reddeder; but ise bayrağın gerçekte nasıl edinildiğini açıklar. was ordered öncesinde the flag öznesi tekrarlanmasa da anlaşılır. İki bölümün dil bilgisel biçimleri farklı olmasına rağmen karşıtlık açıktır.
Alıştırma
Hangi cümle ilk düşünceyi reddedip yerine ikinci düşünceyi koyuyor?
- The meeting is not only on Tuesday but also on Thursday.
- The meeting is either on Tuesday or on Thursday.
- The meeting is not on Tuesday but on Thursday.
Cevabı göster
The meeting is not on Tuesday but on Thursday.
other commemorative items that serve no scientific purpose
1:29hiçbir bilimsel amacı olmayan diğer anı eşyaları da
The astronauts also placed a number of small objects
1:47Astronotlar ayrıca yüzeye sembolik anlam taşıyan
to do so: daha önce belirtilen eylemin yerine kullanma
Bu cümlede to do so, daha önce geçen leave them on the moon eyleminin yerini tutar. Armstrong ona bu eylemi gerçekleştirmesini hatırlatmıştır; so, hatırlatma eylemini ifade etmez. do so kalıbı, bağlamdan zaten anlaşılan bir fiil öbeğinin yerini tutar. Buradaki to, be reminded to + fiil yapısına aittir; do so ise leave them on the moon ifadesinin tekrarlanmasını önler.
Alıştırma
“Maya promised to lock the door and remembered to do so,” cümlesinde do so hangi eylemin yerini tutar?
- kapıyı kilitlemek
- bir şeyi hatırlamak
- söz vermek
Cevabı göster
kapıyı kilitlemek
Their cabin had caught fire during a launch rehearsal, Kalıp ifadeler
2:20Fırlatma provası sırasında kabinleri alev almış
caught fire: yanmanın başlaması
Caught fire, catch fire ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bu cümlede kabinin fırlatma provası sırasında yanmaya başladığı anlamına gelir; ifade, yanmama durumundan yanmaya başlama durumuna geçişi vurgular. Catch fire geçişsiz bir ifadedir: The cabin caught fire örneğinde olduğu gibi, yanmaya başlayan şey özne olur. Fire adlı bir şeyi yakalamak anlamına gelmez ve be caught fire biçiminde kurulmaz.
Alıştırma
Cümleyi “yanmaya başladı” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: A towel touched the heater and ____.
Cevabı göster
caught fire
..., killing all three crew members: sonuç bildiren -ing yan cümlesi
Virgülden sonraki -ing yan cümlesi, önceki olayın tamamının sonucunu verir. Burada kabin yangını üç mürettebat üyesinin de ölmesine neden olmuştur; killing, kabinin yaptığı ayrı bir ikinci eylemi anlatmaz. Bu yapı, yeni ve tam bir cümle eklemeden bir olayı doğrudan sonucuna bağlar. Buradaki anlam “ve bunun sonucunda üç mürettebat üyesi de öldü” şeklindedir.
Alıştırma
Cümlede “killing all three crew members” hangi işlevi görüyor?
- Kabinin ayrı bir ikinci eylem yaptığını söyler.
- Kabinin alev almasının sonucunu verir.
- Yangından önce prova sırasında ne olduğunu açıklar.
Cevabı göster
Kabinin alev almasının sonucunu verir.
The astronauts also left two commemorative medals
2:28Astronotlar ayrıca Sovyet kozmonotları Yuri Gagarin
Even amidst the Cold War: beklenmedik saygıyı vurgulamak
Amidst, “ortasında” veya “sırasında” anlamına gelir. Burada Soğuk Savaş fiziksel bir yer değil, olayı çevreleyen siyasi arka plandır. Soğuk Savaş, uzay yarışı da dâhil olmak üzere Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyetler Birliği arasında yoğun bir rekabet içeriyordu. Even temel karşıtlığı ekler: iki taraf rakip olmasına rağmen amaç yine de uzay keşfi için hayatlarını riske atan insanları onurlandırmaktı. Bu ifade, rakipler arasındaki saygıyı özellikle anlamlı ve beklenmedik gösterir.
Alıştırma
Beklenmedik bir karşıtlığı vurgulamak için even amidst ifadesini en iyi kullanan cümle hangisidir?
- Even during the school year, classes were held from Monday to Friday.
- Amidst the fierce rivalry, the two teams practiced every afternoon.
- Even amidst the fierce rivalry, the two teams treated each other with respect.
Cevabı göster
Even amidst the fierce rivalry, the two teams treated each other with respect.
risked their lives: ölüm tehlikesini göze almak
Bu cümlede risked their lives, uzay araştırmalarının öncülerinin işlerini yaparken gerçek bir ölüm ihtimalini göze aldıkları anlamına gelir. Karşılaştıkları büyük tehlikeyi vurgular ve neden onurlandırıldıklarını açıklamaya yardımcı olur. Burada risked geçişli bir fiildir ve their lives onun nesnesidir; their, daha önceki those sözcüğüne gönderme yapar. Yeniden kullanılabilecek kalıp risk + iyelik bildiren sözcük + life/lives şeklindedir ve ardından sıkça to do something veya for a cause gelir.
Alıştırma
Cümleyi risk one's life ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Maya ____ to carry a child out of the burning house.
Cevabı göster
risked her life
Another object that was placed to express the spirit
2:51Uluslararası işbirliği ruhunu ifade etmek için
of international cooperation is a small silicon disc.
2:54yerleştirilen bir diğer nesne ise küçük bir silisyum disktir.
as well as names of NASA senior staff. Kalıp ifadeler
3:10NASA üst düzey personelinin isimlerini de barındırıyor.
as well as: ikincil bir unsur eklemek
Bu cümlede as well as ikinci bir ad grubunu, yani NASA'nın üst düzey çalışanlarının adlarını ekler. İlk grup olan NASA mevzuatından sorumlu Kongre üyelerinin adları ana odak olarak kalırken ikinci grup ek bilgi niteliğindedir. As well as ifadesini paralel yapıdaki sözcük veya ifadelerin arasında kullanın. Çoğu zaman “ve ayrıca” diye anlaşılabilir, ancak özellikle özneleri bağladığında dil bilgisini her zaman and gibi düzenlemez.
Alıştırma
Yazar fen kulübünü ana odak yapmak ve sanat kulübünü ek bilgi olarak belirtmek istiyor. En uygun cümleyi seçin.
- The science club, as well as the art club, are presenting today.
- The science club, as well as the art club, is presenting today.
- The science club and the art club is presenting today.
Cevabı göster
The science club, as well as the art club, is presenting today.
Küresel barışın sembolü olarak altın zeytin dalı
Zeytin dalı, Batı kültüründe barışın geleneksel bir simgesidir. Bu cümlede altın dal gerçek bir anı nesnesidir; ancak asıl mesajı, dünyanın her yerindeki insanların paylaştığı barış dileğidir. as a symbol of global peace ifadesi nesnenin neyi temsil ettiğini açıklar; bilimsel bir işlevi anlatmaz ve dalın canlı olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümledeki altın zeytin dalı neyi temsil ediyor?
- Bilimsel bir araç
- Dünya çapında bir barış dileği
- Hâlâ büyümekte olan bir bitki
Cevabı göster
Dünya çapında bir barış dileği
Bu tamamen sembolik nesnelere ek olarak
Cümlenin başında Besides, “-e ek olarak” veya “bunların dışında” anlamına gelir. Daha önce anılan sembolik nesnelerle bağlantıyı koruyarak bilimsel araçlar adlı yeni bir kategoriyi açıklamaya ekler. Besides + isim öbeği, ana cümle yapısı konuyu bağlı tutarken odak değişikliğini gösterir: konuşan kişi bir nesne grubundan başka bir nesne grubuna geçer.
Alıştırma
Başka bir eşya ekleyen kelimeyi seçin: ___ the science books, the shelf holds a globe.
- Beside
- Besides
- Under
Cevabı göster
Besides
Kısaltılmış edilgen yan cümle olarak powered by solar panels
Bu cümlede powered by solar panels, The device ifadesini niteleyen kısaltılmış bir edilgen yan cümledir. which is powered by solar panels ile aynı anlama gelir: güneş panelleri cihaza enerji sağlar. Buradaki powered geçmiş zaman ortacıdır ve cümlenin ana fiili değildir. Ana fiiller records ve transmits sözcükleridir. İsim + geçmiş zaman ortacı öbeği biçimindeki bu kısa yapı, teknik açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
which is powered by solar panels yapısını geçmiş zaman ortacıyla kurulan bir niteleyiciye indirerek cümleyi tamamlayın: The weather station, ____, sends updates every hour.
Cevabı göster
powered by solar panels
Unfortunately, just three weeks after the moon landing,
3:48Ne yazık ki, aya inişten sadece üç hafta sonra
presumably because it overheated in the midday sun. Anlatım akışı
3:54muhtemelen öğle güneşinde aşırı ısındığı için.
presumably because ile çıkarıma dayalı neden belirtme
presumably because, konuşanın olası gördüğü ancak kanıtlanmamış bir nedeni sunar. Burada cihazın veri göndermeyi bırakması bir gerçek olarak belirtilir; aşırı ısınma ise en makul açıklama olarak sunulur. presumably zarfı because ile başlayan neden bölümünü etkiler ve neden-sonuç iddiasını yumuşatır. Böylece gözlemlenen sonuç ile çıkarılan neden ayrılır: gerçek + presumably because + olası açıklama.
Alıştırma
Hangi cümle doğrulanmış bir sonuç ile olası ancak kanıtlanmamış bir nedeni en iyi şekilde ayırır?
- The sensor failed because dust blocked the vent.
- The sensor failed, presumably because dust blocked the vent.
- The sensor presumably failed, and dust blocked the vent.
Cevabı göster
The sensor failed, presumably because dust blocked the vent.
much more extreme than: karşılaştırmayı güçlendirme
Much, more extreme karşılaştırma ifadesinin önüne gelerek anlamı güçlendirir. Much more extreme, “çok daha yüksek derecede aşırı” demektir; yani fark küçük değil, büyüktür. Than, karşılaştırılan noktayı tanıtır. Buradaki than on Earth, than the temperature fluctuations on Earth are ifadesinin kısaltılmış biçimidir; tekrar eden sözcükler anlaşıldığı için çıkarılmıştır.
Alıştırma
Cümleyi much ve heavy sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: This suitcase is ____ than that one.
Cevabı göster
much heavier
This is because: sonucu nedenine bağlama
This, önceki cümlede belirtilen sonuca gönderme yapar. Ardından is because bu sonucun nedenini tanıtır; böylece sonuç ve açıklaması iki açık cümlede tutulur. Result. This is because + cause. kalıbını kullanın. Dinleyici This sözcüğünün neye gönderme yaptığını zaten biliyorsa bu kalıp açıklamalarda, raporlarda ve sözlü özetlerde özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
The team arrived late. Hangi devam cümlesi bu sonuca doğru şekilde gönderme yapıp nedenini açıklar?
- This is because the bus was delayed by heavy traffic.
- The reason is because the bus was delayed by heavy traffic.
- This is why the bus was delayed by heavy traffic.
Cevabı göster
This is because the bus was delayed by heavy traffic.
acts as: bir işlevi yerine getirmek
Bu cümlede acts as, “... işlevini görür” anlamına gelir. Yansıtıcı gerçek anlamda bir ayna değildir, ancak ışığı belirli bir şekilde geri göndererek aynanın yaptığı işi yapar. Bir kişi, nesne veya sistem belirli bir rolü ya da işlevi yerine getiriyorsa, gerçekten o kategoriye ait olmasa bile act as + rol veya işlev yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi “... işlevini görür” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: On the camping trip, this folded blanket can ____ a pillow.
Cevabı göster
act as
from which the beam originates: edat + which
From which, direction sözcüğünü açıklayan bir ilgi yan tümcesi başlatır. Which önceki aynı yönü gösterir; from ise originates ile bağlantılıdır çünkü bir şey bir kaynaktan veya başlangıç noktasından çıkıyorsa originate from kullanılır. From sözcüğünü which önüne getirmek, bilimsel açıklamalarda yaygın olan kısa ve resmî bir yapı oluşturur. Daha konuşma diline yakın biçimi “the direction that the beam originates from”, daha basit biçimi ise “the direction the beam comes from” şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi iki kelimelik resmî ilgi yapısıyla tamamlayın: The observatory identified the star ____ the signal originated.
Cevabı göster
from which
can be used to measure: edilgen amaç kalıbı
can be used to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir nesnenin, yöntemin veya sistemin olası kullanım amacını anlatır. Bu cümlede cihazın mesafeyi ölçmek için bir araç olarak kullanılabileceği söylenir; cihazın eylemi kendi başına yaptığı anlamına gelmez. Yapı edilgendir: can + be + used + to-infinitive. Odak cihazın ne işe yaradığı olduğu için cihazı kullanan kişi belirtilmez.
Alıştırma
Cümleyi can, use ve measure ile kurulan edilgen amaç ifadesiyle tamamlayın: This sensor ____ temperature without touching the surface.
Cevabı göster
can be used to measure
to this day: bugüne kadar süren devamlılık
To this day, geçmişteki bir zamandan bugüne kadar anlamına gelir ve bir gerçeğin ya da durumun şimdi de geçerli olduğunu vurgular. Bu cümlede deneyin uzun zaman önce çalışmaya başladığı ve şimdi de çalışmayı sürdürdüğü anlatılır. İfade, devam eden zaman aralığının son noktası olarak bugünü gösterir. Sıkça present perfect ile veya still içeren geniş zaman durumlarıyla kullanılır; still works to this day buna örnektir.
Alıştırma
Cümleyi geçmişten bugüne kadar anlamına gelen ve durumun şimdi de sürdüğünü belirten üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The village has kept this tradition alive ____.
Cevabı göster
to this day
recognized by the traces they left behind.
4:58yalnızca arkalarında bıraktıkları izlerle tanınabilir.
carried out: “gerçekleştirmek” veya “yürütmek”
Bu cümlede carried out, “gerçekleştirmek” veya “yürütmek” anlamındadır. experiments nesnesi anlamın soyut olduğunu gösterir: astronotlar deneyleri yaptı; bir şeyi fiziksel olarak dışarı taşımadı. Genel olarak carry out + bir deney, plan, talimat veya görev, planlanmış o etkinliği uygulamaya koymak demektir. Çok genel olan do fiilinden daha belirgindir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz, “gerçekleştirdi” anlamındaki iki sözcüklü geçmiş zaman ifadesiyle tamamlayın: The engineers ____ several safety tests before launch.
Cevabı göster
carried out
in order to measure: amacı açıkça belirtmek
In order to measure, önceki eylemin amacını belirtir: güneş rüzgârını ölçebilmek için levhayı astılar. Bu ifade “Onu neden astılar?” sorusunu yanıtlar. Kalıp in order to + fiilin yalın hâlidir. Uzun bir açıklamada eylem ile amacı açıkça ayırır; burada measure, bir sıralamadaki adımı değil, amaçlanan sonucu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki üç sözcüklü amaç belirteciyle tamamlayın: We left home early ____ catch the first bus.
Cevabı göster
in order to
cluttered with: dağınık eşyalarla kaplanmış
Be cluttered with + isim, bir yerin, yüzeyin, görüntünün veya yazının düzensiz biçimde çok fazla şey içerdiğini anlatır. Burada iniş aracının yakınındaki alana birçok nesne dağılmıştır. Bu ifade yalnızca bir şeyin dolu olduğunu söylemez. Fazladan şeylerin alanı dağınık, sıkışık, kullanılması veya anlaşılması daha zor hâle getirdiğini de düşündürür.
Alıştırma
Çok fazla şey yüzünden dağınık hâle gelmiş anlamını veren ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After the art project, the table was ____ scraps of paper.
Cevabı göster
cluttered with
that had already served its purpose. Kalıp ifadeler
5:40zaten hizmet etmiş olan ekipmanları fırlatıp attılar.
tossed away: gelişigüzel biçimde atıldı
Toss away, artık istenmeyen veya işe yaramayan bir şeyden kurtulmak anlamına gelen ayrılabilir bir öbek fiildir. Burada astronotlar, görevini tamamladıktan sonra ekipmanı atmıştır; away yalnızca bir yönü değil, fiilin anlamının bir parçasını ifade eder. Toss ayrıca harekete hafif, hızlı veya gelişigüzel bir his verir. Bir isim away sözcüğünden sonra ya da iki parçanın arasında bulunabilir: tossed away the equipment veya tossed the equipment away. Zamir ise araya gelmelidir: tossed it away.
Alıştırma
Hangi cümlede toss away artık istenmeyen bir şeyi atmak anlamında kullanılmıştır?
- After checking the empty box, Mia tossed it away.
- Mia tossed the ball gently to her brother.
- Mia put the box away on a shelf.
Cevabı göster
After checking the empty box, Mia tossed it away.
served its purpose: amaçlanan işi tamamlamak
Serve its purpose, bir şeyin kendisi için tasarlanan belirli işi yapması anlamına gelir. Burada ekipman işini çoktan tamamlamıştı, bu yüzden astronotlar onu atabiliyordu. Bu ifade, amaçlanan kullanımın gerçekleştiğini söyler. Her şeyin kusursuz çalıştığı anlamına gelmez; çoğu zaman o şeye artık ihtiyaç duyulmadığını da düşündürür.
Alıştırma
İngilizce cümleyi serve its purpose ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The temporary barrier was removed after it had ____.
Cevabı göster
served its purpose
iki paralel öge için both ... and ...
Both ... and ..., paralel iki ögeyi birbirine bağlayan ve her ikisinin de dâhil olduğunu açıkça belirten eşli bir bağlaçtır. Bu cümlede kamera iki isim öbeğini aktarmıştır: the first steps on the Moon ve the raising of the flag. Both ve and sözcüklerinden sonra aynı tür dil bilgisi birimini kullanın. Ortak bölüm olan to a worldwide audience iki öge için de geçerlidir, bu yüzden tekrar edilmesi gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi both ... and ile tamamlayın: The school library has books in ____ English ____ Spanish.
Cevabı göster
both · and
Başarının metaforu olarak kullanılması
Ayak izleri astronotların bıraktığı gerçek izlerdir. Ancak bu cümlede soyut bir anlam da taşırlar: yolculuğun temsil ettiği çok daha büyük insani başarıyı ifade ederler. be used as a metaphor for + idea kalıbı, somut bir şeyin mecazi bir karşılaştırma yoluyla soyut bir düşünceyi ifade etmeye yardımcı olduğunu gösterir. Yolculuğun ya da başarının kelimenin gerçek anlamıyla bir ayak izi olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede “used as a metaphor for the achievement” ne anlama geliyor?
- Yolculuk kelimenin gerçek anlamıyla bir ayak izidir.
- Ayak izleri yolculuğun daha büyük başarısını temsil eder.
- Astronotlar mesafeyi ölçmek için ayak izlerini kullandı.
Cevabı göster
Ayak izleri yolculuğun daha büyük başarısını temsil eder.
extravehicular activity: resmî terim EVA
Extravehicular activity, bir astronotun uzay aracının dışında yaptığı işler için kullanılan resmî havacılık ve uzay terimidir; genellikle EVA olarak kısaltılır. Burada Armstrong'un Ay modülünden çıktıktan sonra Ay yüzeyinde yaptığı çalışmayı ifade eder. Extravehicular sözcüğü extra- (“dışında”) + vehicular (“bir araçla ilgili”) biçiminde düşünülebilir. Görev raporlarında bu terim, aracın dışında yapılan etkinliği belirtir; görevin tamamını ifade etmez.
Alıştırma
Tanımı resmî havacılık ve uzay terimiyle tamamlayın: Work done by an astronaut outside a spacecraft is called ____.
Cevabı göster
extravehicular activity
is expected to: temkinli bir tahmin
Be expected to + fiilin yalın hâli, bir şeyi tahmin veya makul bir beklenti olarak sunar. Burada is expected to change, mevcut bilgilere göre alanın durumunun yavaşça değişeceği anlamına gelir; expected, “zorunlu tutulmak” anlamında değildir. Edilgen yapı, tahmini kimin yaptığını belirtmez. Bu nedenle kanıtların desteklediği düşünceyi aktarırken will ile yapılan doğrudan bir ifade kadar kesin görünmeyen, temkinli ve rapor benzeri bir ton oluşturur.
Alıştırma
“The comet is expected to remain visible tonight,” cümlesinde is expected to ne anlama gelir?
- Birisi ona görünür kalmasını emretti.
- Mevcut bilgiler, bu gece görünür kalacağını gösteriyor.
- Artık görünür değildir.
Cevabı göster
Mevcut bilgiler, bu gece görünür kalacağını gösteriyor.
Odağı düzeltmek için Not so much A, but B
Not so much A, but B eşli yapısı, dinleyicinin asıl odağını nereye vermesi gerektiğini düzeltir. A her zaman tamamen yanlış değildir; daha az doğru veya daha az önemli olarak sunulur, B ise düşünceyi anlamanın daha iyi yolunu verir. Burada weeks or months daha zayıf zaman ölçeğidir; amaçlanan ölçek decades, centuries, and even greater intervals ifadesidir. Bu parça önceki düşünceyi sürdürür ve slowly sözcüğünün hangi zaman ölçeğinde anlaşılması gerektiğini netleştirir.
Alıştırma
Odağı düzelten not so much A, but B yapısını tamamlayın: The trip was tiring, ____ because of the distance, ____ because of the heat.
Cevabı göster
not so much · but
can be assumed that: kanıta dayalı bir çıkarımı belirtmek
Can be assumed that, eldeki kanıtlara göre makul görünen ancak doğrudan doğrulanmamış bir sonucu sunar. Burada alanın görünümündeki değişiklik, gözlemlenmiş bir gerçek olarak değil, bir çıkarım olarak verilir. Tam kişisiz kalıp it can be assumed that + yan cümledir. Cümle önce zaman çerçevesini verir, ardından bu kalıpla sonraki iddiayı kanıt değil, temkinli bir analiz olarak işaretler.
Alıştırma
Hangi cümle, doğrudan kanıt iddiasında bulunmadan desteklenen bir çıkarım sunar?
- From the repeated results, the method is certainly reliable.
- From the repeated results, it can be assumed that the method is reliable.
- From the repeated results, it has been proven that the method is reliable.
Cevabı göster
From the repeated results, it can be assumed that the method is reliable.
have an impact on: bir şey üzerindeki etkiyi belirtmek
Have an impact on, “etkilemek” veya “bir şeyde değişikliğe yol açmak” anlamına gelir. Bu cümlede etkinin kaynağı yoğun morötesi radyasyondur; etkilenen unsur ise on sözcüğünden sonra gelir: görevde kullanılan malzemeler. Yapı have + an impact + on + isim öbeğidir. Impact burada isimdir. Etkinin türünü veya gücünü belirtmek için impact önüne significant, direct, positive veya negative gibi sıfatlar getirilebilir.
Alıştırma
Hangi cümle have an impact on ifadesini bir isim eşdizimi olarak doğru kullanır?
- The new rule may have impact small businesses.
- The new rule may have an impact on small businesses.
- The new rule may have an impact to small businesses.
Cevabı göster
The new rule may have an impact on small businesses.
were exposed to: dışarıdan gelen bir etkiyi doğrudan almak
were exposed to ifadesinde were exposed, expose fiilinin geçmiş zamandaki edilgen biçimidir. Ardından gelen to öbeği, malzemelere ulaşan koşulu veya etkiyi belirtir: aşırı sıcaklık dalgalanmaları. Burada ifade, malzemelerin bu sıcaklıkları doğrudan yaşadığı anlamına gelir; gizli bir bilginin açığa çıkarıldığı anlamına gelmez. Işık, ısı, kimyasallar, mikroplar, fikirler veya başka etkilerle teması anlatmak için be exposed to + isim yapısını kullanın.
Alıştırma
Cümleyi expose to ifadesinin geçmiş zamandaki edilgen biçimiyle tamamlayın: During the test, the seedlings ____ bright light for eight hours.
Cevabı göster
were exposed to
alternating between ... and then: tekrarlanan bir döngüyü göstermek
Alternating between A and B, bir durumdan diğerine geçip sonra geri dönme hareketini tekrarlamak anlamına gelir. Burada A, 14 günlük sıcak dönem; B ise 14 günlük soğuk ve karanlık dönemdir. Between iki durumu tanıtır, and ise ikinci durumu bağlar. Then açık bir zaman sırası ekler: döngü yeniden başlamadan önce sıcak dönemi soğuk ve karanlık dönem izler. -ing yan cümlesi, sıcaklık dalgalanmalarının nasıl gerçekleştiğini açıklar.
Alıştırma
Hangi cümle, tekrarlanan iki aşamalı bir döngüyü açıkça anlatır?
- The machine alternates between cooling for five minutes and then heating for five minutes.
- The machine operates at temperatures ranging from 5°C to 50°C.
- The machine moves from cooling to heating after five minutes.
Cevabı göster
The machine alternates between cooling for five minutes and then heating for five minutes.
Çıkarım bildiren will have suffered
Burada will have suffered, will + have + geçmiş zaman ortacı yapısındadır. Bu, gelecek zamanın bitmişlik biçimi olsa da will hasarı yalnızca geleceğe yerleştirmez. Alan doğrudan incelenemediği için konuşmacı bu yapıyı, zaten gerçekleşmiş olması beklenen hasar hakkında kendinden emin bir çıkarım yapmak amacıyla kullanır: diğer malzemeler de muhtemelen zarar görmüştür. will have + geçmiş zaman ortacı yapısının gelecekteki bir noktadan önce tamamlanmayı mı, yoksa geçmişteki bir sonuç hakkında şimdiki bir çıkarımı mı anlattığını bağlam belirler.
Alıştırma
Bir bilim insanı kapalı bir bölmeyi inceleyemiyor, ancak yıllarca süren ısının numunelere zaten zarar verdiğini düşünüyor. Bu çıkarımı en iyi hangi cümle ifade eder?
- The samples will suffer from the heat over the next decade.
- The samples may suffer if the temperature rises.
- The samples will have suffered from the heat.
Cevabı göster
The samples will have suffered from the heat.
Nihai sonucu sınırlayan Ultimately, however,
Ultimately, tartışmanın son genel değerlendirmesine ulaştığını okuyucuya bildirir; bir olayın en sonda gerçekleştiğini anlatmaz. However ise bu değerlendirmenin önce söylenenleri sınırladığını veya onlara bir çekince eklediğini gösterir. Ultimately, however, birlikte kullanıldığında önce akıl yürütme zincirini kapatır, sonra bir uyarı sunar: ayrıntılar makul görünse de iddialar varsayım olarak kalır. Bu ikili, bir savı bilinçli bir sınırlamayla bitirirken kullanışlıdır.
Alıştırma
Bir rapor birkaç makul tahmini sıraladıktan sonra hiçbirinin doğrulanmadığını belirten bir uyarıyla sona eriyor. Son cümleyi en iyi hangi geçiş düzenler?
- Ultimately, however, these figures remain assumptions.
- Eventually, therefore, these figures remain assumptions.
- Meanwhile, for example, these figures remain assumptions.
Cevabı göster
Ultimately, however, these figures remain assumptions.
to the best of our knowledge: bildiğimiz kadarıyla
“To the best of our knowledge” ifadenin kapsamını konuşanların şu anda bildikleriyle sınırlar. “Şu an elimizde bulunan tüm güvenilir bilgilere dayanarak” anlamına gelir ve eksik bilgilerin ya da gelecekteki kanıtların sonucu değiştirebileceğini kabul eder. Burada “these are assumptions” sözünü mutlak bir iddia yerine temkinli bir değerlendirme hâline getirir. Kanıtlar eksik olduğunda bir açıklamanın geçerlilik sınırını belirtmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Konuşan kişi bu cümlede “to the best of our knowledge” diyerek neyi belirtir?
- İddia, hiçbir şüpheye yer kalmayacak şekilde kanıtlanmıştır.
- İddia şu anda mevcut olan bilgilere dayanıyor ve daha sonra düzeltilmesi gerekebilir.
- Konuşan kişi en yüksek uzmanlık düzeyine sahiptir.
Cevabı göster
İddia şu anda mevcut olan bilgilere dayanıyor ve daha sonra düzeltilmesi gerekebilir.
unlike archaeological sites on Earth: Dünya'daki arkeolojik alanların aksine
Burada “unlike”, ardından “archaeological sites on Earth” isim öbeği gelen bir edattır. Anlatılan tarihî alanı bu karşılaştırma grubuyla karşı karşıya getirir; ardından gelen yüklem, aralarındaki farklı özelliği belirtir. Yeniden kullanılabilir kalıp unlike + isim öbeğidir. Bu karşılaştırma ilgi cümleciğinin içine eklendiği için virgüller bunun ara bilgi olduğunu gösterir: “that, unlike X, is Y”.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “-nın aksine” anlamına gelen tek sözcüklü edatla tamamlayın: ____ private cars, bicycles do not produce exhaust fumes.
Cevabı göster
Unlike
find yourself + bir durum ya da yer
find yourself + bir durum ya da yer yapısında find, bir şeyi aramak değil, “kendini bir durumda fark etmek” veya “bir durumda bulmak” anlamına gelir. Burada find yourself far away from home, belki planlamadan veya bunun nasıl olduğuna dikkat etmeden kendinizi evden uzakta bulmanız demektir. Dönüşlü zamir özneyi gösterir; ardından gelen sözler ortaya çıkan durumu açıklar: I found myself alone; she found herself in a new city. Bu kalıp çoğu zaman beklenmedik veya yavaş yavaş fark edilen bir durumu tanıtır.
Alıştırma
Durumun beklenmedik olduğunu göstermek için cümleyi find yourself ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After taking the wrong train, I ____ in a town I had never seen before.
Cevabı göster
found myself
region-locked: coğrafi bölgeye göre kısıtlı
Region-locked, erişimin veya kullanımın coğrafi bölgeye göre sınırlandırıldığını belirten birleşik bir sıfattır. Bunun nedeni genellikle lisans veya platform kurallarıdır. Bu cümlede TV programları başka yerlerde izlenebilse de izleyicinin bulunduğu bölgede kullanılamamaktadır. Buradaki locked, fiziksel olarak kilitlenmiş anlamına gelmez. İfade, bozuk internet bağlantısını veya geçici bir teknik arızayı değil, kasıtlı bir bölgesel kısıtlamayı anlatır.
Alıştırma
Hangi durum en iyi region-locked olarak tanımlanır?
- Wi-Fi bağlantısı zayıf olduğu için bir video duruyor.
- Bir film lisans nedeniyle bir ülkede izlenebilirken başka bir ülkede engelleniyor.
- Elektrik kesintisi sırasında bir televizyon kapanıyor.
- Bir telefon ekranı sahibinin parolasını istiyor.
Cevabı göster
Bir film lisans nedeniyle bir ülkede izlenebilirken başka bir ülkede engelleniyor.
"currently limited to planet Earth" ifadesindeki ifadesiz mizah
currently limited to planet Earth ifadesi ciddi bir hizmet kısıtlaması gibi kurulmuştur. Ancak sıradan çevrim içi konumların hepsi zaten Dünya'dadır; bu nedenle bu sınırı belirtmek açıkça gereksizdir. Currently normalde bir kısıtlamanın daha sonra değişebileceğini düşündürür. Burada gelecekte Dünya dışı konumlar olabileceği şeklindeki gerçekçi olmayan ima şakanın bir parçasıdır. Resmî ve ciddi anlatım, ifadesiz bir mizah yaratır ve hizmet açıklamasını videonun Ay temasıyla ilişkilendirir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: "Our delivery network reaches every continent, currently limited to planet Earth." Buradaki currently sözcüğü muhtemelen gerçek bir uzaya teslimat planını mı duyuruyor?
- Hayır. Apaçık bir sınırı geçiciymiş gibi sunarak ifadesiz bir mizah yaratıyor.
- Evet. Muhtemelen gerçek bir genişleme planını duyuruyor.
Cevabı göster
Hayır. Apaçık bir sınırı geçiciymiş gibi sunarak ifadesiz bir mizah yaratıyor.
Doğrudan sonuç bildiren thereby + -ing
Thereby, “bu eylem yoluyla” veya “bunun sonucunda” anlamına gelir. thereby expanding ifadesinde, önceki düşünceyi —daha fazla içeriğe erişmeyi— bunun sonucuna, yani aboneliklerden daha fazla değer elde etmeye bağlar. thereby + -ing kalıbı, doğrudan bir sonucu önceki cümleciğe eklemenin kısa ve oldukça resmî bir yoludur. Yalnızca ikinci eylemin zaman bakımından daha sonra gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz resmî sonuç bağlacıyla tamamlayın: The clinic added evening appointments, ____ making care easier for working parents.
Cevabı göster
thereby
a ton of: çok sayıda demenin gündelik yolu
Bu cümlede a ton of, “çok fazla” veya “çok sayıda” anlamına gelir. Çoğul ve sayılabilen issues ismini niteler ve çözülen sorunların çokluğunu vurgular; kesin bir miktar ya da ağırlık belirtmez. Kalıp a ton of + isim şeklindedir. Çoğul sayılabilen isimlerle ve sayılamayan isimlerle kullanılabilir; a ton of work buna bir örnektir.
Alıştırma
Altyazıdaki a ton of issues ne anlama geliyor?
- vurgu için gündelik biçimde söylenen çok sayıda sorun
- tam olarak bir ton ağırlığındaki sorunlar
- yalnızca birkaç sorun
Cevabı göster
vurgu için gündelik biçimde söylenen çok sayıda sorun
result in + kişi + having to + fiil
Result in, “neden olmak” veya “yol açmak” anlamına gelir. Burada kötü uygulanmış oturum açma güvenliği nedendir; yeniden kimlik doğrulamak zorunda kalma durumunun tekrarlanması ise sonuçtur. in bir edat olduğu için ardından bir isim öbeği ya da -ing yan cümlesi gelir: result in + kişi + having to + fiil. you constantly having to reauthenticate ifadesinde you kimin harekete geçmesi gerektiğini, having to “zorunda olmayı”, constantly ise bunun tekrar tekrar yaşandığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi result in + kişi + having to yapısını kullanarak tamamlayın: A server failure can ____ users ____ sign in again.
Cevabı göster
result in · having to
go ahead and + fiilin yalın biçimi
Bu cümlede go ahead and, try ile anlatılan eylemi başlatır. Fiziksel olarak ileri gitmek anlamına gelmez. Konuşan kişi, dinleyiciyi bir sonraki adımı şimdi atması için sıcak bir şekilde teşvik eder. go ahead and + fiilin yalın biçimi kalıbı izin vermek veya tereddüdü ortadan kaldırmak için kullanılabilir; ayrıca birini nazikçe harekete geçmeye yönlendirebilir. Hangi işlevin daha güçlü olduğunu bağlam belirler. Burada bir eylem çağrısı olduğu için teşvik anlamı öne çıkar.
Alıştırma
Cümleyi, bu notta geçen, dostça izin veren ve ardından fiilin yalın biçimi gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: You can borrow my book, so ____ take it home.
Cevabı göster
go ahead and