Sonsuz Karanlıktan Önceki Son Işık – Beyaz Cüceler ve Siyah Cüceler: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
968 kelime 179 kel/dk

Video özeti: Video, yıldızların ölümünden beyaz cücelerin yüksek yoğunluğuna, olası yaşanabilirliğine, yavaş soğumasına ve gelecekte siyah cüceye dönüşmesine uzanıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. Dil bilgisi ve cümle kalıpları: “as long as” ile hayatta kalma koşulunu aşırı uzun süreden, ardından gelen ögeye bakarak ayırın. 2. Dil bilgisi ve cümle kalıpları: “Only on its outer layer can it escape into space.” içinde, baştaki only öbeğinden sonra gelen devrikliği tanıyıp tek yeri veya koşulu vurgulayın. 3. Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: “it might as well not happen at all.” çok uzak bir olayı, imkânsız demeden, pratikte hiç gerçekleşmemesiyle eşdeğer sayar.

Bu derste

Humans can survive in this universe as long as we have an energy source. Dilbilgisi

0:01

Bir enerji kaynağımız olduğu sürece insanlar bu evrende hayatta kalabilir.

Dilbilgisi

Koşul bildiren as long as

Burada as long as, koşuluyla veya eğer anlamına gelir. Ana cümledeki durumu mümkün kılan koşulu belirtir: İnsanlar ancak bir enerji kaynağına sahiplerse hayatta kalabilir. Yapı, ana cümle + as long as + koşul cümlesidir. Bu kullanımda ifade, bir sonucu o sonuç için gereken koşula bağlar; hayatta kalmanın ne kadar sürdüğünü anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede as long as bir koşul belirtir?

  1. I waited as long as the store stayed open.
  2. The blue ribbon is as long as the red ribbon.
  3. You can use the tablet as long as you return it before dinner.
Cevabı göster

You can use the tablet as long as you return it before dinner.

Unfortunately, the universe will die.

0:06

Ne yazık ki evren ölecek.

It will happen slowly over many billions of years,

0:09

Bu, milyarlarca yıl içinde yavaş yavaş gerçekleşecek,

but it will happen.

0:13

ama gerçekleşecek.

On a universal time scale,

0:15

Evrensel bir zaman çizelgesinde,

stars like our sun will be gone in no time. Deyimler

0:16

güneşimiz gibi yıldızlar göz açıp kapayıncaya kadar yok olacak.

Deyimler

In no time deyimi

In no time, çok yakında veya çok hızlı bir şekilde anlamına gelen bir deyimdir. Kelime anlamıyla zamanın var olmadığı demek değildir. Buradaki hız, evrenin son derece uzun zaman ölçeğine göre değerlendirilir. Yıldızlar günlük zaman anlayışımıza göre hemen yok olmayacaktır; ömürleri yalnızca kozmik bir bakış açısından kısa görünür.

Alıştırma

Hangi cümlede in no time çok hızlı anlamında kullanılmıştır?

  1. The mechanic fixed the loose chain in no time.
  2. She arrived in time for the opening song.
  3. We have no time left before the doors close.
Cevabı göster

The mechanic fixed the loose chain in no time.

Luckily, there are places that will exist practically forever from a human perspective. Kalıp ifadeler

0:19

Neyse ki, insan perspektifinden bakıldığında neredeyse sonsuza kadar var olacak yerler var.

Kalıp ifadeler

from a human perspective: insan bakış açısından

From a human perspective, bir şeyin insan deneyimi ve insanların zaman ölçeği kullanılarak değerlendirilmesi demektir. Bu ifade practically forever sözünü sınırlar: Bu yerler gerçekten sonsuz değildir, ancak insanlara neredeyse kalıcı görünecek kadar uzun süre var olur. from a/an + isim + perspective kalıbı, değerlendirmede kimin standartlarının veya hangi ölçeğin kullanıldığını gösterir. İfadeye bir bakış açısı kazandırır; görsel perspektifi anlatmaz.

Alıştırma

'From a human perspective, this cave may last almost forever,' cümlesinde baştaki ifade ne yapar?

  1. Mağaranın sonsuza kadar var olacağını kanıtlar.
  2. İddiayı insan deneyimi ve zaman ölçekleriyle sınırlar.
  3. İnsanların mağarayı her yönden görebildiğini söyler.
Cevabı göster

İddiayı insan deneyimi ve zaman ölçekleriyle sınırlar.

The corpses of dead stars,

0:25

Ölü yıldızların cesetleri,

white dwarfs.

0:27

yani beyaz cüceler.

They could be humanity's last home right before the death of the universe.

0:29

Evrenin ölümünden hemen önce insanlığın son yuvası olabilirler.

What are these strange things?

0:35

Peki bu garip şeyler de ne?

And what happens when they finally die?

0:37

Ve sonunda öldüklerinde ne olur?

How long stars live varies drastically,

0:49

Yıldızların ne kadar yaşayacağı,

depending on how massive they are. Dilbilgisi

0:52

ne kadar kütleli olduklarına bağlı olarak büyük ölçüde değişir.

Dilbilgisi

depending on how massive they are: kütlelerinin ne kadar büyük olduğuna bağlı olarak

Depending on, önceki sonucun değişmesine yol açan etkeni tanıtır. Burada bir yıldızın ömrü kütlesine göre değişir; astronomide massive, yalnızca büyük görünmek değil, yüksek kütleye sahip olmak demektir. on sonrasındaki how massive they are, kütlenin derecesini ifade eden gömülü bir how yan cümlesidir. Gömülü yan cümlede özne + fiil biçimindeki düz cümle sırası (they are) kullanılır; doğrudan soru sırası (are they) kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi depending on + how ve parantez içindeki sözcüklerle tamamlayın: Delivery time varies ____. (far away / the address / be)

Cevabı göster

depending on how far away the address is

For example,

0:54

Örneğin,

really massive stars burn hot and fast,

0:55

gerçekten devasa yıldızlar sıcak ve hızlı yanar,

dying violently in supernovae a few million years after birth.

0:58

doğduktan birkaç milyon yıl sonra süpernovalarda şiddetle ölürler.

But they're the exception.

1:02

Ancak onlar istisnadır.

97% of all stars will end their existence as white dwarfs.

1:04

Tüm yıldızların %97'si varlıklarını beyaz cüceler olarak sonlandıracaktır.

There are two ways this can happen.

1:09

Bunun gerçekleşebileceği iki yol var.

Small stars,

1:12

Küçük yıldızlar,

so called red dwarfs,

1:13

yani kırmızı cüceler,

burn out over trillions of years Öbek fiiller

1:14

trilyonlarca yıl boyunca yanıp tükenir

Öbek fiiller

burn out: yakıtı tüketip yanmayı bırakmak

Bu cümlede burn out, küçük yıldızların yakıtlarını yavaşça tüketip yanmayı veya ışık vermeyi bırakması anlamına gelir. Ani bir yangını değil, çok uzun bir sürecin sona ermesini anlatır. Burn out öbek fiilinde out, tükenme yoluyla sona ulaşma fikrini ekler. Aynı temel fikir; bir alevin, makine parçasının veya insanın enerjisi ya da kullanılabilir ömrü kalmadığında da uygulanabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede burn out, yakıt tükendikten sonra yanmayı bırakmak anlamında kullanılmıştır?

  1. The candle will burn brighter before morning.
  2. The candle will burn outside before morning.
  3. The candle will burn out before morning.
Cevabı göster

The candle will burn out before morning.

until they eventually quietly turn into white dwarfs. Öbek fiiller

1:16

ve sonunda sessizce beyaz cücelere dönüşürler.

Öbek fiiller

turn into: yeni bir şeye veya biçime dönüşmek

turn into + isim öbeği yapısında, into sözcüğünden sonraki isim değişimin sonucunu belirtir. Burada they küçük yıldızları, white dwarfs ise onların sonunda dönüştüğü şeyi ifade eder. X durumunu, biçimini veya kimliğini değiştirip Y olduğunda X turns into Y kalıbını kullanın. Into değişim ifadesinin bir parçasıdır; turn tek başına genellikle hareketi veya yönü anlatır.

Alıştırma

İki boşluğu doğru edatlarla tamamlayın: When Leo needs advice, he turns ____ his coach; in the story, his coach turns ____ a dragon.

Cevabı göster

to · into

Medium-sized stars like our sun are more interesting.

1:19

Güneşimiz gibi orta büyüklükteki yıldızlar daha ilginçtir.

Imagine the sun as a huge pressure cooker Anlatım akışı

1:23

Güneşi, devasa bir düdüklü tencere gibi hayal edin;

that fuses hydrogen into helium in its core

1:26

çekirdeğindeki hidrojeni kütleçekimi sayesinde

through its gravity.

1:28

helyuma dönüştüren bir tencere.

Anlatım akışı

Imagine the sun as a huge pressure cooker: Imagine A as B benzetme yapısı

Imagine A as B, bir benzetmeyi tanıtmak için kullanılan bir yapıdır. Dinleyiciden geçici bir zihinsel model kurmasını ister: burada A Güneş, B ise dev bir düdüklü tenceredir. as sözcüğü, karşılaştırmada Güneş’e bir rol verir; because ya da while anlamına gelmez. Güneş gerçekten bir mutfak gereci değildir. Bu benzetme, içe doğru uygulanan aşırı basıncın çekirdekteki etkinlik için gerekli koşulların oluşmasına nasıl yardımcı olduğunu vurgular.

Alıştırma

Benzetmeyi Imagine A as B yapısıyla tamamlayın: ____ a cell ____ a tiny factory where every part has a job.

Cevabı göster

Imagine · as

The fusion of elements releases extreme amounts of energy

1:30

Elementlerin füzyonu, muazzam miktarda enerji açığa çıkarır;

that pushes outwards and stabilizes the star,

1:33

bu enerji dışarı doğru iterek yıldızı dengeler

keeping it in a delicate balance. Kalıp ifadeler

1:36

ve onu hassas bir dengede tutar.

Kalıp ifadeler

in a delicate balance: kırılgan bir denge içinde

In a delicate balance, karşıt veya birbiriyle yarışan güçlerin şu anda dengede olduğunu, ancak küçük bir değişikliğin bile bu durumu bozabileceğini belirtir. Burada dışa doğru yayılan enerji ile içe doğru çeken kütle çekimi birbirini dengeler. Delicate, dengenin güzel ya da zarif biçimde süslenmiş olduğunu değil, ne kadar kırılgan olduğunu anlatır. Bu ifade, yalnızca önemli güçler veya ihtiyaçlar birbirine yakın biçimde uyduğu sürece kararlı kalan fiziksel, ekolojik, ekonomik ya da toplumsal sistemleri tanımlayabilir.

Alıştırma

Derste geçen ve “kararlı ama kolayca bozulabilir” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The reef ecosystem exists ____.

Cevabı göster

in a delicate balance

When the sun is old,

1:38

Güneş yaşlandığında,

the hydrogen in the core is exhausted,

1:39

çekirdekteki hidrojen tükenir

and the sun will begin to burn helium into heavier elements.

1:42

ve güneş helyumu yakarak daha ağır elementlere dönüştürmeye başlar.

While doing so, Anlatım akışı

1:45

Bunu yaparken,

it will shed its outer layers. Kelime

1:47

dış katmanlarını uzaya saçar.

Anlatım akışı

While doing so: eş zamanlı bir eyleme gönderme

While, iki olayın aynı anda gerçekleştiğini gösterir. Doing so daha önce belirtilen bir eylemin yerini tutar; burada helyumu daha ağır elementlere dönüştürmek anlamına gelir. Bu ifade, önceki eylemi tekrarlamadan eş zamanlı başka bir olay ekler. Burada so, eylemin yerine geçer. 'Bu nedenle' anlamındaki bağlaç so değildir. Bağlantıyı 'bunun sonucunda' değil, 'bu süreç sırasında' şeklinde anlamak gerekir.

Alıştırma

İkinci cümleyi doğru biçimde başlatan ifadeyi seçin: Leo checked every label. ___, he put damaged boxes aside. İki eylem aynı anda gerçekleşti.

  1. After doing so
  2. By doing so
  3. While doing so
Cevabı göster

While doing so

Kelime

Shed its outer layers: fiil olarak shed

Burada shed, 'dış taraftaki maddeyi kaybetmek veya salmak' anlamında bir fiildir. Maddeyi kaybeden yıldızdır; its outer layers ise yıldızın kaybettiği şeyi belirtir. Bu, bir kabuğu bilinçli olarak çıkarma eylemi değil, doğal bir süreçtir. Shed düzensiz bir fiildir: yalın hâli, geçmiş zaman biçimi ve geçmiş zaman ortacı shed şeklindedir. İsim olarak shed 'küçük depo veya kulübe' anlamına gelir, ancak bu anlam sözcüğün cümledeki fiil konumuna uymaz.

Alıştırma

'Dış örtüsünü kaybetmek' anlamındaki hedef fiilin geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: Last summer, the lizard ____ its old skin.

Cevabı göster

shed

When this process is over,

1:49

Bu süreç sona erdiğinde,

more than half of the sun's mass will be lost into space

1:50

güneşin kütlesinin yarısından fazlası,

as a spectacular planetary nebula

1:53

milyonlarca kilometre genişliğinde muhteşem bir gezegenimsi bulutsu olarak

millions of kilometers across. Dilbilgisi

1:56

uzayda kaybolacaktır.

Dilbilgisi

millions of kilometers across boyut kalıbı

Burada millions of kilometers across, bulutsunun genişliğini veya çapını belirtir. Across ölçüden sonra gelir ve nesnenin bir kenardan diğerine ne kadar büyük olduğunu anlatır; başka bir yere doğru hareket etmeyi ifade etmez. Yeniden kullanılabilir kalıp ölçü + across biçimindedir: The lake is two kilometers across. Ölçüden sonra gelen bu boyut ifadesi bilim, haber ve olgusal betimlemelerde özellikle yaygındır.

Alıştırma

Boyut kalıbında kilometers ve across kullanarak cümleyi tamamlayın: The moon is about 3,475 ____.

Cevabı göster

kilometers across

What remains will be its former core. Dilbilgisi

1:58

Geriye kalan ise onun eski çekirdeği olacaktır.

Dilbilgisi

Özne yan cümlesi olarak What remains

What remains, “geride kalan şey veya şeyler” anlamına gelir. Bu, birleşik bir ilgi yan cümlesidir ve yan cümlenin tamamı will be yapısının öznesi olur. Remains, yan cümle içinde geniş zaman fiilidir. What hem “şey veya şeyler” fikrini hem de bağlama işlevini zaten içerir. Önüne ayrı bir isim eklemeyin: What remains... kullanın; The thing what remains... kullanmayın.

Alıştırma

What ve remains sözcüklerini iki kelimelik bir özne yan cümlesi olarak kullanıp cümleyi tamamlayın: ____ will be donated.

Cevabı göster

What remains

A white dwarf is born,

2:01

Bir beyaz cüce,

a star corpse.

2:03

yani bir yıldız cesedi doğmuştur.

While its former self was about 100 times its diameter, Dilbilgisi

2:05

Eski hali şimdiki çapının yaklaşık 100 katıyken,

now it's only about as big as Earth,

2:08

şimdi sadece Dünya büyüklüğündedir,

Dilbilgisi

Geçmiş ile bugünü karşılaştıran While ... now ... yapısı

Burada While, yıldızın önceki durumunu tanıtır ve bunu now ile başlayan ana cümledeki mevcut durumla karşılaştırır. “Sırasında” değil, whereas ya da “buna karşılık” anlamındadır. While + önceki durum, now + mevcut durum kalıbı, geçmiş ile bugün arasında belirgin bir karşıtlık kurar. while yan cümlesi arka planı verir, now cümlesi ise değişimden sonraki sonucu aktarır.

Alıştırma

While bu cümlede hangi ilişkiyi belirtir? “While the old phone could store 100 photos, now this one can store thousands.”

  1. İki eylemin aynı anda gerçekleştiğini söyler.
  2. Önceki durumla mevcut durumu karşılaştırır.
  3. Mevcut durumun nedenini verir.
Cevabı göster

Önceki durumla mevcut durumu karşılaştırır.

but still with about half of its former mass.

2:11

ancak hâlâ eski kütlesinin yaklaşık yarısını korumaktadır.

This means it's extremely dense.

2:14

Bu, onun son derece yoğun olduğu anlamına gelir.

A teaspoon of white dwarf is about as massive as a car. Dilbilgisi

2:17

Bir çay kaşığı beyaz cüce, yaklaşık bir araba kadar ağırdır.

Dilbilgisi

about as massive as: kütlede yaklaşık eşitlik

about as massive as a car ifadesinde as + sıfat + as kalıbı, iki şeyin bir özellik bakımından aynı derecede olduğunu karşılaştırır. Burada massive kütleyi ifade eder; yani bir çay kaşığı beyaz cüce maddesi yaklaşık olarak bir otomobille aynı kütleye sahiptir. Aynı büyüklükte oldukları söylenmez. About karşılaştırmayı tam değil, yaklaşık hâle getirir. İki as de korunmalıdır: about as massive as + karşılaştırılan unsur.

Alıştırma

massive ve as ... as kalıbını kullanarak bilimsel karşılaştırmayı tamamlayın: The satellite is about ____ a grand piano.

Cevabı göster

as massive as

Its surface gravity is over 100,000 times higher than Earth's. Dilbilgisi

2:21

Yüzey kütleçekimi Dünya'nınkinden 100.000 kat daha fazladır.

Dilbilgisi

over 100,000 times higher than Earth's karşılaştırması

Over, 100,000 sayısını niteler; dolayısıyla cümle yüzey çekiminin karşılaştırma değerinin 100.000 katından fazla olduğunu söyler. number + times + karşılaştırma sıfatı + than kalıbı, ölçülen bir niceliği bir referans değerle kat üzerinden karşılaştırır. Earth's, Earth's surface gravity ifadesinin yerine geçen iyelik biçimidir. İngilizcede iyelik biçiminden sonra tekrarlanan ad öbeği sıkça düşürülür; bu nedenle karşılaştırma, cismin yüzey çekimiyle Dünya'nın yüzey çekimi arasındadır.

Alıştırma

Örnekte higher than ifadesinden sonraki Earth's neyin yerine geçer?

  1. Dünya'nın fiziksel yüzeyi
  2. Dünya'nın yüzey çekimi
  3. 100.000 sayısı
Cevabı göster

Dünya'nın yüzey çekimi

If you tried to land on it, Dilbilgisi

2:27

Eğer üzerine inmeye çalışsaydınız,

you'd immediately be compressed into a steaming puddle.

2:29

anında sıkışarak buharlaşan bir sıvı birikintisine dönüşürdünüz.

Dilbilgisi

Gerçeklikten uzak bir varsayım için If you tried ..., you'd ...

Cümle, gerçeklikten uzak veya gerçek dışı bir şimdiki ya da gelecek durumu ve onun hayal edilen sonucunu anlatmak için if + simple past (tried) ve would + fiilin yalın hâli (would be, kısaltılmış biçimi you'd be) kullanır. Buradaki geçmiş biçim tried, gerçeklikten uzaklığı gösterir; geçmişte yapılmış bir inişi anlatmaz. Sonuç edilgendir: be compressed, aşırı çekimin kişiye ne yapacağına odaklanır. Into a steaming puddle hayal edilen son durumu belirtir ve uyarıyı canlı hâle getirir.

Alıştırma

Hangi cümle inişi açık bir gelecek olasılığı yerine gerçeklikten uzak bir varsayım olarak sunar?

  1. You tried to land there, and you were in danger.
  2. If you try to land there, you'll be in danger.
  3. If you tried to land there, you'd be in danger.
Cevabı göster

If you tried to land there, you'd be in danger.

Life around a white dwarf is very unlikely,

2:34

Bir beyaz cücenin etrafında yaşam çok düşük bir ihtimaldir,

but possible.

2:36

ama mümkündür.

Most of them that exist now were former stars that,

2:38

Şu anda var olanların çoğu bir zamanlar yıldız olan ve,

well, died, Ton ve niyet

2:41

şey, ölen yıldızlardır,

which probably ruined any planets they once had.

2:42

bu da muhtemelen bir zamanlar sahip oldukları tüm gezegenleri mahvetmiştir.

Ton ve niyet

died öncesindeki ara söz well

Burada well, ara söz olarak kullanılan bir söylem belirtecidir. Konuşana, died şeklindeki açık gerçeği söylemeden önce kısa bir an kazandırır ve bu ağır gerçeği rahat, hafif mizahi bir şekilde sunar. Yıldızların nasıl öldüğünü anlatmaz. Daha genel olarak well, konuşan kişi duraksamak, söyleyişini yumuşatmak veya sıradaki içeriğe yönelik tutumunu göstermek istediğinde bir cevabı ya da gerçeği başlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede died öncesindeki well ne işe yarıyor?

  1. Dinleyiciyi rahatsız edici veya ağır bir gerçeğe kısaca hazırlar.
  2. Yıldızların becerikli veya başarılı bir şekilde öldüğü anlamına gelir.
  3. Konuşanın died sözcüğünü daha resmî bir sözcükle düzelttiğini gösterir.
Cevabı göster

Dinleyiciyi rahatsız edici veya ağır bir gerçeğe kısaca hazırlar.

But that's not all. Anlatım akışı

2:45

Ancak hepsi bu değil.

Anlatım akışı

Geçiş ifadesi olarak that's not all

That's not all, dinleyicilere önceki noktanın bilginin yalnızca bir kısmı olduğunu söyleyen bir geçiş ifadesidir. Burada açıklamanın ilerlemesini sağlar ve başka bir önemli konunun eklenmek üzere olduğunu gösterir. Önceki içeriği reddetmez veya düzeltmez. Listeye yeni bir yer açarak beklenti yaratır.

Alıştırma

Daha fazla bilginin geleceğini belirten kalıplaşmış geçişi tamamlayın: That's ____.

Cevabı göster

not all

Since they are so small,

2:46

O kadar küçüktürler ki,

a planet would need to orbit them about 75 times closer Dilbilgisi

2:48

bir gezegenin sıvı suya sahip olabilmesi için Dünya'nın güneşe olan uzaklığından

than Earth is to the sun to have liquid water.

2:51

yaklaşık 75 kat daha yakın bir yörüngede dönmesi gerekir.

Dilbilgisi

would need to ... to have liquid water: gereklilik ve hedef

Bu varsayımsal açıklamada would need to orbit gerekli bir koşulu belirtir: Gezegenin sıvı suya sahip olabilmesi için yörüngesinin çok daha yakın olması gerekir. Would durumun hayalî veya koşula bağlı olduğunu, need to ise gerekli eylemi ya da durumu gösterir. Sondaki to have liquid water, amaçlanan sonucu gösteren bir mastar yapısıdır ve daha yakın yörüngenin neyi mümkün kılacağını açıklar. İki to farklı görevler üstlenir: need to + fiil gerekliliği, sondaki to + fiil ise hedefi belirtir.

Alıştırma

Varsayımsal gereklilik için would need to, hedef için to kullanın: In that climate, the building ____ use thick insulation ____ stay cool.

Cevabı göster

would need to · to

This proximity has ups and downs. Deyimler

2:55

Bu yakınlığın artıları ve eksileri vardır.

Deyimler

ups and downs: iyi ve kötü yanlar

Ups and downs, bir durumun iyi ve kötü yanlarını ya da daha iyi ve daha zor dönemlerini anlatan bir deyimdir. This proximity has ups and downs cümlesinde bu kadar yakın olmanın hem yararları hem de sakıncaları olduğu anlamına gelir; fiziksel olarak yukarı ve aşağı hareket etmekten söz edilmez. Bu ifade, karışık etkileri henüz tek tek sıralamadan özetleyebilir. Ayrıca bir arkadaşlık veya kariyer gibi bir deneyimin zaman içinde nasıl değiştiğini anlatmak için de sıkça kullanılır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız "Starting a new school has its ups and downs." diyor. Ne demek istiyor?

  1. Hem iyi hem de kötü yanları var.
  2. Bu deneyimin her yönü kötü.
  3. Okul binası yukarı ve aşağı hareket ediyor.
Cevabı göster

Hem iyi hem de kötü yanları var.

For one, Anlatım akışı

2:57

Birincisi,

Anlatım akışı

“For one,” ile ilk destekleyici noktayı sunmak

“For one,” sözünü etmeyi seçtiğiniz ilk nedeni veya örneği sunar. Buradaki one, bir kişi ya da nesne değil, “bir nokta” anlamına gelir. Bu ifade, destekleyici noktaların sıralanmasını başlatarak açıklamayı düzenler. Genellikle başka noktaların da gelebileceğini düşündürür; ancak konuşan kişinin hepsini numaralandırması veya söylemesi gerekmez.

Alıştırma

“For one,” burada neyi belirtir?

  1. Tam olarak bir kişinin yer aldığını belirtir.
  2. Tartışmayı son bir sonuçla kapatır.
  3. Bir neden sunar ve başka nedenlerin de olabileceğini düşündürür.
Cevabı göster

Bir neden sunar ve başka nedenlerin de olabileceğini düşündürür.

it would tidally lock the planet,

2:58

gezegeni kütleçekim kilidine sokar,

giving it a permanent day and permanent night.

2:59

ona kalıcı bir gündüz ve kalıcı bir gece verir.

At the edges of these day and night zones,

3:04

Bu gündüz ve gece bölgelerinin sınırlarında

life could be possible.

3:06

yaşam mümkün olabilir.

But white dwarfs have a very stable energy output,

3:08

Ancak beyaz cücelerin çok kararlı bir enerji çıkışı vardır,

so they might actually be safer to live around Dilbilgisi

3:11

bu yüzden aslında etraflarında yaşamak

than many red dwarfs.

3:13

birçok kırmızı cüceden daha güvenli olabilir.

Dilbilgisi

safer to live around than...: karşılaştırmada güvenlik ölçütünü belirtmek

Safer ... than karşılaştırma yapısını kurar: safer daha güvenli olma değerlendirmesini verir, than ise beyaz cücelerin neyle karşılaştırıldığını belirtir. To mastar grubu to live around, hangi etkinlik veya durumda daha güvenli olduklarını açıklar. Buradaki around bir yer ilişkisi anlatır: Yakında yörüngede dönen bir gezegen gibi, bir yıldızın çevresindeki bölgede yaşamak. Around, live fiilini tamamlar; ayrı bir phrasal verb oluşturmaz ve yıldızın yüzeyinde yaşamak anlamına gelmez. Belirli bir ölçüte göre seçenekleri karşılaştırmak için karşılaştırma sıfatı + to mastarı + than yapısını yeniden kullanabilirsiniz: easier to use than, harder to repair than veya safer to visit than gibi.

Alıştırma

Karşılaştırmayı safer ve than ile tamamlayın: This park is ____ to walk around at night ____ the empty car park.

Cevabı göster

safer · than

This is still speculation at this point, Kalıp ifadeler

3:15

Bu şu an için hâlâ bir spekülasyon,

Kalıp ifadeler

still speculation at this point: şu aşamada hâlâ varsayım

“Still speculation”, fikrin doğrulanmış bir gerçek değil, hâlâ teyit edilmemiş bir çıkarım olduğunu belirtir. Still, bu durumun henüz değişmediğini vurgular. “At this point”, ifadeyi araştırmanın veya tartışmanın mevcut aşamasıyla sınırlar. Bu söz öbeği bir iddiayı temkinli biçimde sunar ve sonraki kanıtların sonucu değiştirebilmesine yer bırakır. Buradaki point bir yeri değil, zaman içindeki bir aşamayı anlatır.

Alıştırma

Hangi durum “still speculation at this point” ifadesinin anlamına en uygundur?

  1. Bir sonuç tamamen kanıtlanmıştır ve değişmeyecektir.
  2. Konuşmacı haritada tam bir yeri gösteriyor.
  3. Bir fikir tartışılıyor, ancak onu doğrulamak için henüz yeterli kanıt yok.
Cevabı göster

Bir fikir tartışılıyor, ancak onu doğrulamak için henüz yeterli kanıt yok.

but if we could find a white dwarf

3:17

ancak yerleşmek için doğru koşullara sahip

with the right conditions to settle around,

3:18

bir beyaz cüce bulabilirsek,

we could have a home for many billions of years.

3:20

milyarlarca yıl boyunca bir yuvamız olabilir.

But why do they shine so much longer than other star types?

3:24

Peki neden diğer yıldız türlerinden çok daha uzun süre parlarlar?

White dwarfs are very,

3:28

Beyaz cüceler çok,

very hot,

3:30

çok sıcaktır,

up to 40 times hotter than our sun, Dilbilgisi

3:31

güneşimizden 40 kata kadar daha sıcaktır,

Dilbilgisi

up to 40 times hotter than our sun: Güneşimizin sıcaklığının 40 katına kadar

“Up to” bir üst sınır belirler: sıcaklık daha düşük olabilir, ancak belirtilen en yüksek değer karşılaştırma ölçütünün 40 katıdır. “Than our sun”, karşılaştırma ölçütünün Güneş olduğunu gösterir. Bu cümlede “40 times hotter than”, sıcaklığın Güneş'in sıcaklığının yaklaşık 40 katı olduğu anlamında kullanılmıştır. Dolayısıyla tüm ifade kesin veya en düşük bir değeri değil, göreli sıcaklığın üst sınırını bildirir.

Alıştırma

A new furnace can get up to 40 times hotter than a household oven. Bu iddia ne anlama gelir?

  1. Sıcaklığı ev tipi fırının sıcaklığının en az 40 katıdır.
  2. Belirtilen en yüksek sıcaklık, ev tipi fırının sıcaklığının yaklaşık 40 katıdır.
  3. Sıcaklığı her zaman ev tipi fırının sıcaklığının tam 40 katıdır.
Cevabı göster

Belirtilen en yüksek sıcaklık, ev tipi fırının sıcaklığının yaklaşık 40 katıdır.

ranking among the hottest objects in the universe.

3:33

evrendeki en sıcak nesneler arasında yer alırlar.

But they are not incredibly active.

3:36

Ancak inanılmaz derecede aktif değildirler.

All the heat inside of them is trapped

3:38

İçlerindeki tüm ısı hapsolmuştur

and has nowhere to go. Kalıp ifadeler

3:40

ve gidecek hiçbir yeri yoktur.

Kalıp ifadeler

has nowhere to go: gidecek yerin veya çıkışın olmaması

Bu cümlede has nowhere to go, ısının kaçabileceği hiçbir yer olmadığı anlamına gelir. Özne olan All the heat, sayılamayan ve tekil kabul edilen bir isim öbeğidir; bu yüzden have, has biçimine dönüşür. Go burada ısının yayılmasını veya kaçmasını anlatır, bilinçli bir yolculuğu değil. have/has nowhere to go kalıbı, fiziksel olarak sıkışmış bir şeyi anlatabilir. İnsanlar için kullanıldığında gidecek yer, seçenek veya atılabilecek bir sonraki adım olmadığını da belirtebilir.

Alıştırma

have nowhere to go ifadesini doğru geçmiş zaman biçiminde kullanın: The smoke was trapped under the lid and ____.

Cevabı göster

had nowhere to go

Only on its outer layer can it escape into space. Dilbilgisi

3:41

Sadece dış katmanlarından uzaya kaçabilir.

Dilbilgisi

Only on its outer layer can it escape into space: başa getirilen only ve devriklik

Only on its outer layer, yeri sınırlayan bir öbektir: kaçışın dış katmanda mümkün olduğunu, daha derin bölgelerde ise mümkün olmadığını belirtir. Bu only öbeğini cümlenin başına getirmek sınırlamayı güçlü biçimde vurgular. Only ile başlayan ve özne olmayan bir öbek başa getirildiğinde İngilizcede genellikle özne-yardımcı fiil devrikliği kullanılır: can, özne olan it sözcüğünden önce gelir. Nötr sıra It can escape into space only on its outer layer. biçimindedir. Buradaki devriklik, only sözcüğünün özneyi değil, başa getirilen yer öbeğini nitelemesinden kaynaklanır.

Alıştırma

Hangi cümlede başa getirilmiş bir only yer öbeği doğru kullanılmıştır?

  1. Only through this door can visitors enter the lab.
  2. Only through this door can enter visitors the lab.
  3. Only through this door visitors can enter the lab.
Cevabı göster

Only through this door can visitors enter the lab.

But space is mostly empty,

3:44

Ancak uzay çoğunlukla boşluktur,

so heat can't be transferred by conduction.

3:46

bu yüzden ısı iletim yoluyla transfer edilemez.

The only way energy can escape is by radiation. Dilbilgisi

3:49

Enerjinin kaçabilmesinin tek yolu radyasyondur.

Dilbilgisi

The only way ... is by ...: tek yöntem

The only way + yan cümle + is by + yöntem kalıbı, bir sonuca ulaşmanın yalnızca tek bir yolu olduğunu anlatır. Burada sonuç enerjinin dışarı çıkması, yöntem ise ışınımdır. By, eylemi yapan kişi veya şeyi değil, araç ya da yöntemi belirtir. By sonrasında radiation gibi bir isim öbeği veya using less power gibi bir -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

Başka mümkün bir güzergâh olmadığını belirten hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ we can reach the island ____ boat.

Cevabı göster

The only way · is by

This is so inefficient Dilbilgisi

3:53

Bu o kadar verimsizdir ki

that white dwarfs will take trillions of years to cool down, Öbek fiiller

3:55

beyaz cücelerin soğuması trilyonlarca yıl alacaktır,

Dilbilgisi

so inefficient that: sonuca yol açan derece

So + sıfat + that + yan cümle yapısı, bir derecenin yol açtığı sonuçla bağlantısını kurar. So, inefficient sıfatını güçlendirir; that ile başlayan yan cümle ise bu aşırı derecenin sonucunu belirtir. Buradaki This, daha önce açıklanan soğuma mekanizmasını ifade eder. Mekanizma, soğumanın trilyonlarca yıl süreceği kadar verimsizdir. That bir sonuç belirtir; inefficient sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümlesi başlatmaz.

Alıştırma

Sonuç kalıbını so ... that ile tamamlayın: The path was ____ muddy ____ we had to turn back.

Cevabı göster

so · that

Öbek fiiller

cool down: yavaş yavaş soğumak

Bu cümlede cool down, “yavaş yavaş ısı kaybedip daha az sıcak hâle gelmek” anlamındadır. Beyaz cücelerde bu süreç trilyonlarca yıl boyunca son derece yavaş gerçekleşir. Down, daha aşağıdaki bir yere hareket etmeyi değil, sıcaklıktaki azalmayı gösteren bir parçacıktır. Aynı öbek fiil mecaz anlamda da kullanılabilir: bir kişi sakinleşerek cool down olabilir, gergin bir durum da şiddeti azalarak cool down olabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede cool down, altyazıdaki gibi “yavaş yavaş daha az sıcak hâle gelmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. After the oven is switched off, it takes hours to cool down.
  2. Leo needs a few minutes to cool down after the argument.
  3. The road goes down toward the river.
Cevabı göster

After the oven is switched off, it takes hours to cool down.

which may make them humanity's last refuge. Deyimler

3:58

bu da onları insanlığın son sığınağı yapabilir.

Deyimler

humanity's last refuge: son bir güvenlik kaynağı

Humanity's, “insanlığın” anlamına gelir; humanity ise bütün insanları ifade eder. Last refuge, diğer bütün seçenekler ortadan kalktığında güvenlik sağlayan son yer veya kaynak demektir. Burada ifade çarpıcı bir mecazdır: beyaz cüceler, son derece uzak bir gelecekte insanlığın hayatta kalmasını sağlayabilecek son olasılık olarak hayal edilmektedir. Bu bir varsayımdır; onaylanmış bir taşınma planı, mevcut bir sığınak veya hukuki iltica değildir.

Alıştırma

Bu cümlede humanity's last refuge ne anlama gelir?

  1. Bütün insanlar için olası son bir güvenlik kaynağı
  2. Her kişiye önceden verilmiş hukuki iltica hakkı
  3. İnsanlığın hâlihazırda sahip olduğu bir sığınak binası
Cevabı göster

Bütün insanlar için olası son bir güvenlik kaynağı

They might be the last sources of light and energy

4:01

Onlar, ölmekte olan bir evrendeki

in a dying universe.

4:04

son ışık ve enerji kaynakları olabilirler.

According to some estimates, Kalıp ifadeler

4:06

Bazı tahminlere göre,

Kalıp ifadeler

According to some estimates: geniş ve kesin olmayan bir kaynağa atıf

According to some estimates, sonraki iddiayı kaynağı belirtilmemiş hesaplamaların sonucu olarak sunar. some sözcüğü tek bir tahminin belirtilmediğini gösterir; bu yüzden ardından gelen sayı kesin değil, yaklaşık bir değer olarak verilir. Bu ifadeyi bilgiyi bir kaynağa dayandırmak ve temkinli bir ton kullanmak için seçin. Benim görüşüme göre anlamına gelmez; according to normalde dışarıdan bir kaynağa işaret eder.

Alıştırma

Kaynağı belirtilmemiş birden fazla hesaba dayanan bir sayıyı en iyi hangi başlangıç ifadesi tanıtır?

  1. In my opinion,
  2. According to the annual report,
  3. According to some estimates,
Cevabı göster

According to some estimates,

white dwarfs might shine as long as 100 billion billion years, Kelime

4:07

beyaz cüceler 100 kentilyon yıl boyunca,

Kelime

as long as + zaman dilimi: koşul değil, süre

Bu cümlede as long as, belirtilen miktara ulaşabilen bir süre boyunca anlamındadır: beyaz cüceler o kadar uzun süre parlamaya devam edebilir. Yapı as long as + süre şeklindedir ve might, bu aşırı sürenin kesin değil, olası olduğunu gösterir. Burada, koşuluyla anlamındaki as long as + yan cümle koşul yapısı yoktur. İfadeden sonra gelen zaman miktarı, anlamın süre olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede as long as, örnekteki gibi süre belirtir?

  1. As long as the alarm is set, the door is secure.
  2. The museum may remain closed for as long as six months.
  3. You can borrow the bike as long as you return it tonight.
Cevabı göster

The museum may remain closed for as long as six months.

10 billion times longer than the universe has existed.

4:12

evrenin şu ana kadar var olduğundan 10 milyar kat daha uzun süre parlayabilir.

So far into the future

4:15

Gelecekte o kadar uzak bir zaman ki

that no regular stars will shine anymore.

4:17

artık hiçbir normal yıldız parlamayacak.

Galaxies will have evaporated. Dilbilgisi

4:20

Galaksiler buharlaşmış olacak.

Dilbilgisi

Gelecekte tamamlanmış zaman: will have evaporated

Will have evaporated fiil öbeği, will + have + geçmiş zaman ortacı yapısındaki gelecekte tamamlanmış zamandır. Burada evaporated, değişimin çok uzak bir gelecek noktasına gelindiğinde tamamlanmış olacağını anlatır. Kendini o gelecek noktasında durup geriye bakarken düşün. Gelecekteki bir olay veya durum, başka bir gelecek zaman ya da olaydan önce tamamlanacaksa bu yapı kullanılır; galaksilerin şimdi zaten yok olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi disappear fiilinin gelecekte tamamlanmış biçimiyle tamamla: By the time the rescue ship arrives, the signal ____.

Cevabı göster

will have disappeared

And only then will the first white dwarf Dilbilgisi

4:22

Ve ancak o zaman ilk beyaz cüce

turn into the first black dwarf.

4:24

ilk kara cüceye dönüşecek.

Dilbilgisi

Cümle başında only then + özne-yardımcı fiil devrikliği

Only then, zaman sınırını vurgulamak için cümlenin başına getirilir: değişim o noktadan önce gerçekleşemez. Bu sınırlayıcı ifade yan cümlenin başında olduğu için İngilizcede özne-yardımcı fiil devrikliği kullanılır: only then + will + özne + fiilin yalın hâli. Bu nedenle will, the first white dwarf ifadesinden önce gelir; turn ise yalın hâlde kalır. And yalnızca bu cümleyi önceki cümleye bağlar; devrikliğe neden olmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, cümle başındaki Only then ifadesinden sonra devrikliği doğru kullanıyor?

  1. Only then will the team announce the result.
  2. Only then the team will announce the result.
  3. Only then will announce the team the result.
Cevabı göster

Only then will the team announce the result.

When this happens,

4:27

Bu gerçekleştiğinde,

the last hope for life will die off. Öbek fiiller

4:28

yaşam için son umut da yok olacak.

Öbek fiiller

die off: bir grubun zamanla topluca yok olması

Die off, bir grubun üyelerinin birbiri ardına ölmesi veya yok olması ve sonunda hiç ya da neredeyse hiç üye kalmaması demektir. Yok oluşu tek bir ölüm olarak değil, bütün grubu etkileyen bir süreç olarak anlatır. Burada ifade, yaşam için kalan son umuda mecazi olarak uygulanır: bu umut da sonunda yok olacaktır. Bu söz seçimi, karanlık ve kıyameti andıran etkiyi güçlendirir.

Alıştırma

Bir nüfusun üyelerinin yavaş yavaş yok olduğu anlamını vermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? If the disease spreads, the wild rabbits may ___ across the region.

  1. pass away
  2. die off
  3. die down
Cevabı göster

die off

Black dwarfs will be inactive spheres with no energy left to give.

4:31

Kara cüceler, verecek hiçbir enerjisi kalmamış, inaktif küreler olacak.

Still massive enough to kill you if you get too close.

4:35

Yine de çok yaklaşırsanız sizi öldürecek kadar kütleli.

So cold that they'll be near the coldest possible temperature Dilbilgisi

4:39

O kadar soğuk olacaklar ki, evrendeki

in the universe.

4:42

mümkün olan en soğuk sıcaklığa yakın olacaklar.

Dilbilgisi

Bağlama bağlı bir parça olarak So ... that

so + sıfat + that + yan cümle yapısı, aşırı bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Bu cümlede so cold dereceyi, that they'll be near the coldest possible temperature in the universe ise sonucu belirtir. so öncesindeki özne ve bağlayıcı fiil, önceki cümleden anlaşılabildiği için atılmıştır: Black dwarfs will be so cold that .... Bu parça vurgu ve kısa, dramatik bir ritim oluşturur; ancak dilbilgisel olarak tamamlanabilmesi için önceki bağlama ihtiyaç duyar.

Alıştırma

Tam derece-sonuç yapısını tamamlayın: The box was ____ heavy ____ Mia needed help to lift it.

Cevabı göster

so · that

So dark that they are practically invisible.

4:43

O kadar karanlık olacaklar ki pratikte görünmez olacaklar.

The universe will enter its last stage,

4:47

Evren son aşamasına,

heat death, Kültür

4:50

ısı ölümüne girecek,

which will leave the universe unrecognizable.

4:51

bu da evreni tanınmaz hale getirecek.

Kültür

heat death: evrenin son termodinamik durumu

Heat death, yani ısı ölümü, evrenin olası son durumunu anlatan bir kozmoloji terimidir. Evrenin termodinamik dengeye ulaştığını ifade eder: enerji o kadar eşit dağılır ki yıldızları, yaşamı veya başka büyük ölçekli değişimleri sürdürecek kullanılabilir enerji kalmaz. Buradaki heat, evrenin giderek ısınıp yanması anlamına gelmez. Adını termodinamikten alır; sonuç karanlık, soğuk ve neredeyse hiç değişmeyen bir evrendir.

Alıştırma

Bu cümlede heat death ne anlama geliyor?

  1. Yeni yıldızlar oluşturan ani bir patlama
  2. Enerjinin eşit dağıldığı ve kullanılabilir enerjinin kalmadığı son durum
  3. Her şey yanana kadar evrenin giderek ısınması
Cevabı göster

Enerjinin eşit dağıldığı ve kullanılabilir enerjinin kalmadığı son durum

An absolutely dark and cold graveyard

4:55

Trilyonlarca ışık yılı boyunca dağılmış

with black holes and black dwarfs

4:58

kara delikler ve kara cücelerle dolu

scattered over trillions of light years.

5:00

mutlak karanlık ve soğuk bir mezarlık.

We don't know for sure Kalıp ifadeler

5:03

Kara cücelere sonunda

Kalıp ifadeler

for sure: know fiilinden sonra kesinlik ifade etmek

For sure, kesin olarak veya şüphesiz anlamına gelen bir zarf öbeğidir. We don't know for sure cümlesinde know fiilini niteler: konuşanın bazı bilgileri olabilir, ancak cevap kesin değildir. Genellikle know, say ve tell gibi fiillerden sonra gelir. Olumlu bir cümlede I know for sure örneğindeki gibi güçlü bir onay da ifade edebilir.

Alıştırma

Kesin olarak anlamına gelen ifadeyi seç: I think Leo is coming, but I don't know ___.

  1. for sure
  2. be sure
  3. make sure
Cevabı göster

for sure

what will happen with black dwarfs in the end.

5:04

ne olacağını kesin olarak bilmiyoruz.

If the proton,

5:07

Eğer atomların temel parçalarından biri olan

one of the fundamental parts of atoms,

5:08

protonun

has a limited lifespan,

5:09

sınırlı bir ömrü varsa,

black dwarfs will slowly evaporate over many trillions of years.

5:11

kara cüceler trilyonlarca yıl içinde yavaş yavaş buharlaşacaktır.

If the proton does not decay,

5:15

Eğer proton bozunmazsa,

black dwarfs will probably turn into spheres of pure ion

5:17

kara cüceler muhtemelen kuantum tünelleme yoluyla

via quantum tunneling over a time span

5:20

saf iyon kürelerine dönüşecektir, bu o kadar

so obscenely gigantic that calling it forever is okay. Dilbilgisi

5:22

akıl almaz derecede devasa bir zaman dilimidir ki buna sonsuzluk demek uygundur.

Dilbilgisi

so obscenely gigantic that ... calling it forever: sonsuzluk denebilecek kadar aşırı

so + sıfat + that kalıbı, aşırı bir dereceyi ve bunun sonucunu ifade eder. Burada so obscenely gigantic, zaman dilimini inanılmaz derecede büyük olarak tanımlar; that ile başlayan yan cümle de sonucu verir: onu forever olarak tanımlamak makuldür. calling it forever ifadesinde calling bir gerund’dür ve calling it forever ifadesinin tamamı is okay yapısının öznesidir. Call burada “telefon etmek” değil, “tanımlamak veya adlandırmak” anlamına gelir. Bu yapı, bir şey aşırı bir dereceye ulaştığı için belirli bir tanımın kabul edilebilir hâle geldiğini belirtir.

Alıştırma

so ... that sonuç kalıbını tamamlayın: The delay was ____ tiny ____ calling it a problem would be silly.

Cevabı göster

so · that

These ion spheres will then travel completely alone

5:27

Bu iyon küreleri daha sonra karanlık bir evrende

through a dark universe.

5:30

tamamen yapayalnız seyahat edecekler.

Nothing new will happen anymore.

5:32

Artık yeni hiçbir şey olmayacak.

Forever.

5:35

Sonsuza kadar.

While this may sound kind of dark,

5:36

Bu kulağa biraz karanlık gelse de,

this is so far away that for our purposes today,

5:38

o kadar uzak bir gelecek ki, bugünkü amaçlarımız doğrultusunda

it might as well not happen at all. Kalıp ifadeler

5:42

hiç olmamış da sayılabilir.

Kalıp ifadeler

might as well not happen at all: pratikte hiç gerçekleşmemesine eşdeğer

Burada might as well, olayın mümkün olup olmadığına ilişkin belirsizliği değil, pratik eşdeğerliği ifade eder. Olay hayal edilemeyecek kadar uzak olduğu için onu hiç gerçekleşmeyecekmiş gibi ele almak, günümüz insanları açısından aynı pratik sonucu verir. Olumsuz not happen at all ifadesi might as well yapısının içindedir. At all olumsuzluğu güçlendirir. Cümle olayın gerçekten gerçekleşmeyeceğini iddia etmez; mevcut amaç bakımından aradaki farkın önemsiz olduğunu söyler.

Alıştırma

Bir harita ancak yolculuk bittikten sonra gelecek, dolayısıyla pratik bir değeri olmayacak. Hangi cümle belirsizlik yerine pratik eşdeğerlik ifade eder?

  1. It might as well not arrive at all.
  2. It will not arrive at all.
  3. It might not arrive at all.
Cevabı göster

It might as well not arrive at all.

It doesn't matter what happens in a billion trillion years. Dilbilgisi

5:44

Milyar trilyon yıl sonra ne olacağı önemli değil.

Dilbilgisi

It doesn't matter what happens: ne olursa olsun önemli değil

It doesn't matter + soru sözcüklü yan cümle yapısını, cevabın veya sonucun verilen kararı ya da anlatılan noktayı etkilemediğini belirtmek için kullanın. Burada konuşan kişi şu anda pratik açıdan önemli olan alanı daraltıyor; uzak geleceğin bilimsel değeri olmadığını söylemiyor. What happens cümle içine yerleştirilmiş bir yan cümledir ve bu nedenle what + happens şeklindeki bildirme cümlesi dizilimini kullanır. Doğrudan soru soruyormuş gibi does eklemeyin. Bu yapı It doesn't matter where we meet. örneğinde olduğu gibi başka soru sözcüklü yan cümlelerle de kullanılabilir.

Alıştırma

It doesn't matter ifadesini ve doğru yan cümle dizilimini kullanarak cümleyi tamamlayın: ____; our safety plan stays the same.

Cevabı göster

It doesn't matter what happens

Right now,

5:47

Şu anda,

we happen to exist at an excellent time, Kalıp ifadeler

5:48

harika bir zamanda var oluyoruz,

Kalıp ifadeler

happen to exist: tesadüfen var olmak

happen to + fiilin yalın hâli yapısında happen, ayrı bir eylem olarak “meydana gelmek” anlamına gelmez. Yapının tamamı, bir şeyin tesadüfen doğru olduğunu veya birinin planlamadan bir şey yaptığını anlatır. Burada we happen to exist, bu belirli zamanda var olmamızı talihli bir tesadüf olarak sunar. to sonrasındaki fiil yalın hâlde kalır: happen to exist, happens to know, happened to find. Zaman happen üzerinde gösterilir.

Alıştırma

Planlanmamış bir keşfi anlatmak için cümleyi happen to yapısının geçmiş biçimiyle tamamlayın: I ____ find an empty seat on the crowded train.

Cevabı göster

happened to

able to be in awe about a universe filled with endless stars

5:51

sonsuz yıldızlarla dolu bir evrene,

and light and planets

5:55

ışığa ve gezegenlere hayranlık duyabiliyoruz

and enough time to visit them one day.

5:57

ve bir gün onları ziyaret etmek için yeterli vaktimiz var.

Our music is finally available on Spotify and iTunes.

6:03

Müziğimiz nihayet Spotify ve iTunes'da yayında.

It's composed by our good friends at Epic Mountain,

6:06

İyi dostlarımız Epic Mountain tarafından bestelendi,

two guys with a studio who make music for a living. Kalıp ifadeler

6:08

stüdyoları olan ve hayatlarını müzik yaparak kazanan iki kişi.

Kalıp ifadeler

make music for a living: hobi olarak değil, iş olarak müzik yapmak

Burada make music, müzik yaratmak ve üretmek anlamına gelir. for a living, bu iki kişinin bu yolla para kazandığını gösterir; dolayısıyla müzik yapmak yalnızca bir hobi değil, onların işidir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp faaliyet + for a living şeklindedir ve o faaliyeti ücretli bir iş olarak yapmak anlamına gelir. Faaliyet kısmı write for a living veya teach for a living örneklerindeki gibi değişebilir.

Alıştırma

Cümleyi ücretli bir iş olarak anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: Maya designs websites ____.

Cevabı göster

for a living

You can check them out here Öbek fiiller

6:11

Onların çalışmalarına buradan göz atabilir

Öbek fiiller

check them out: ayrılabilen bir phrasal verb'de zamirin yeri

Burada check them out, genellikle bağlantıyı veya öneriyi takip ederek onlara ya da çalışmalarına bakmak veya onlar hakkında daha fazla bilgi edinmek anlamına gelir. Bu, bir içerik önerisidir; check out ifadesinin otelden ayrılma anlamı değildir. Check out ayrılabilen bir phrasal verb'dür. Them bir nesne zamiri olduğu için phrasal verb'ün arasına gelmelidir: check + them + out.

Alıştırma

Hangi cümle yeni bir grubun çalışmalarına bakmayı doğal biçimde önerir?

  1. You should check them in.
  2. You should check them out.
  3. You should check out them.
Cevabı göster

You should check them out.

and follow them on Facebook and Twitter.

6:13

ve onları Facebook ile Twitter'da takip edebilirsiniz.

And if you like our videos,

6:15

Videolarımızı beğeniyorsanız,

please consider supporting us on Patreon.

6:16

lütfen bizi Patreon'da desteklemeyi düşünün.

It really would be extremely helpful.

6:18

Bu gerçekten son derece yardımcı olur.

If you need an excuse to delay work a little bit longer,

6:21

Çalışmayı biraz daha ertelemek için bir bahaneye ihtiyacınız varsa,

here's a playlist with more space videos.

6:24

işte daha fazla uzay videosu içeren bir oynatma listesi.