Misyon Odaklı Bir Küçük İşletme Yıldız Yetenekleri Bulmak İçin Indeed'i Nasıl Kullanıyor | İşe Alım Yolculuğu: İngilizce çalışma notları

Business Insider

Öğrenme zorluğu
536 kelime 169 kel/dk

Video özeti: Kuzey Carolina'daki bir sörf kampında Gabby Reece, Indeed'in ekibin ideal çalışanı bulmasına, New York'taki Bailey'ye ulaşmasına ve çevre değerleriyle kariyer hedeflerini amaçlı bir işle birleştirmesine yardımını inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what it takes to (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): bir hedefin gerektirdiği beceri, koşul veya çabayı anlatın; işe alımda kullanın. 2. level up (Öbekli fiiller): oyunlardan gelen bu gündelik ifadeyi kariyerde ilerleme veya daha çok sorumluluk olarak tanıyın; resmî dilde advance kullanın. 3. stoke (Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi): sörf kültüründe güçlü heves bildiren bu adı, ateşi beslemek anlamındaki fiilden ayırın.

Bu derste

Hi, I'm Gabby Reece

0:12

Merhaba, ben Gabby Reece.

we're back at Wrightsville Beach, North Carolina,

0:13

Kuzey Carolina'daki Wrightsville Beach'e geri döndük;

home of WB Surf Camp.

0:16

burası WB Surf Camp'in merkezi.

On this episode of The Hiring Journey,

0:18

The Hiring Journey'nin bu bölümünde,

we'll find out what it takes to hire the right people Dilbilgisi

0:20

doğru kişileri işe alıp

to grow a successful small business

0:23

başarılı bir küçük işletmeyi büyütmek için neler gerektiğini

Dilbilgisi

what it takes to + fiil: bir hedef için gerekenler

what it takes to + fiilin yalın hâli, bir hedefe ulaşmak için gereken beceri, nitelik, zaman, çaba veya diğer koşulları belirtir. Buradaki it, uygun kişileri başarıyla işe almak için gereken her şeyi topluca ifade eder; belirli bir nesneyi göstermez. Bu ifade know, learn, discover veya find out gibi fiillerden sonra gelebilir. İlgili have what it takes to + fiil yapısı ise birinin gerekli niteliklere sahip olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “gerekli nitelikler ve çaba” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: After watching her solve three crises calmly, we knew she had ____ lead the team.

Cevabı göster

what it takes to

and how WB Surf Camp made a killer new hire. Kelime

0:25

ve WB Surf Camp'in nasıl müthiş birini işe aldığını öğreneceğiz.

Kelime

Gündelik bir övgü olarak killer

Bu cümlede killer, son derece iyi, etkileyici veya başarılı anlamına gelen gündelik bir sıfattır. İşe alım sonucunu över; insan öldüren birini ya da ölümcül bir şeyi ifade etmez. Bu olumlu kullanım, a killer idea veya a killer performance örneklerinde olduğu gibi bir ismi güçlendirir. killer başka bağlamlarda olumsuz veya gerçek anlamlı olabileceği için anlamı bağlam belirler.

Alıştırma

'They made a killer new hire,' cümlesinde killer ne anlama gelir?

  1. Tehlikeli bir çalışan
  2. Son derece iyi veya başarılı bir işe alım
  3. Birini öldürmek için işe alınmış kişi
Cevabı göster

Son derece iyi veya başarılı bir işe alım

Kelime

new hire: sayılabilen isim olarak hire

new hire ifadesinde hire, yakın zamanda işe alınmış bir kişi anlamına gelen sayılabilen bir isimdir. a tanımlığı ve new sıfatı, hire sözcüğünün burada birini işe alma eylemini değil, tek bir kişiyi adlandırdığını gösterir. Çoğulu new hires şeklindedir.

Alıştırma

Bu cümlede new hire ne anlama geliyor?

  1. Birini işe alma eylemi
  2. Yakın zamanda ilan edilmiş açık bir pozisyon
  3. Yakın zamanda işe alınmış bir kişi
Cevabı göster

Yakın zamanda işe alınmış bir kişi

What are some of the challenges

0:30

Ne gibi zorluklarla

that you have come into

0:32

karşılaşıyorsunuz,

when you're trying to find that right person

0:34

ekibin bir parçası olacak doğru kişiyi

to be a part of the team?

0:37

bulmaya çalışırken?

We get amazing candidates that come in,

0:38

Harika adaylar başvuruyor,

but they may have no ocean experience.

0:40

ama deniz deneyimleri olmayabiliyor.

For us,

0:43

Bizim için,

even our other programs that aren't surf related,

0:43

sörfle ilgili olmayan diğer programlarımızda bile

they're in the ocean every day.

0:46

her gün denize giriliyor.

WB has used Indeed a very long time.

0:47

WB, Indeed'i çok uzun zamandır kullanıyor.

How has it changed the hiring experience Dilbilgisi

0:51

Indeed işe alım deneyimini nasıl değiştirdi

and how has it supported your business?

0:55

ve işletmenize nasıl destek oldu?

Dilbilgisi

How has it changed ... ve how has it supported ...?

Her iki yan cümle de How + has + özne + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Bu, present perfect soru dizilimidir: has bir yardımcı fiildir, sahip olmak anlamındaki ana fiil have değildir. Changed ve supported geçmiş zaman ortaçlarıdır. Sorular, daha önce başlayan kullanımın bugün hâlâ önemli olan etkilerini sorar. how has it ifadesinin tekrarlanması iki paralel soru oluşturur: ilki neyin değiştiğini, ikincisi ise işletmenin bugüne kadar nasıl destek gördüğünü sorar.

Alıştırma

Bugüne kadarki etkileri soran iki present perfect soruyu tamamlayın: How ____ it changed your daily routine, and how ____ it supported your team?

Cevabı göster

has · has

We can highlight our company mission

0:57

Şirketimizin misyonunu öne çıkarabiliyoruz;

and our goals and kind of what we're about, Notlar

0:59

hedeflerimizi, genel olarak neyi temsil ettiğimizi

Ton ve niyet

Konuşmayı yumuşatan kind of

Burada kind of, what we're about şeklindeki geniş özeti yumuşatır. Konuşmacı önce misyon ve hedeflerden söz eder, ardından şirketin genel kimliğini kesin sınırlarla tanımlamak yerine yaklaşık ve konuşma diline özgü bir şekilde ifade eder. Bu kullanımda kind of, kabaca veya bir bakıma anlamına yakın bir yumuşatıcıdır. Burada bir tür anlamına gelmez ve sözcüğü sözcüğüne ayrıca çevrilmesi gerekmeyebilir.

Alıştırma

"The design kind of feels unfinished," cümlesinde kind of ne işe yarar?

  1. Betimlemeyi yumuşatır ve yaklaşık biçimde sunar.
  2. Belirli bir tasarım kategorisini adlandırır.
  3. Konuşmacının konuyu değiştirdiğini gösterir.
Cevabı göster

Betimlemeyi yumuşatır ve yaklaşık biçimde sunar.

Kalıp ifadeler

Değer ve amaç bildiren what we're about

Burada what we're about, şirketin misyonunu, hedeflerini, değerlerini ve genel amacını tek bir düşüncede toplar. About bir konuşma konusu sunmaz; ifadenin tamamı bizi yönlendiren kimliği ve ilkeleri anlatır. what + özne + be + about kalıbı, özellikle belirli örneklerden söz edildikten sonra, bir kişinin veya grubun özünde neyi temsil ettiğini özetleyebilir.

Alıştırma

Cümleyi, “bizi tanımlayan değerler ve amaç” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The interviewer asked us to explain ____.

Cevabı göster

what we're about

what type of person we're looking for Öbek fiiller

1:02

ve nasıl birini aradığımızı da anlatabiliyoruz,

to join our team.

1:04

yani ekibimize katılacak kişiyi.

Öbek fiiller

looking for: uygun birini aramak

Looking for, look for ifadesinin -ing biçimidir ve bulmaya çalışmak anlamına gelir. Bu işe alım bağlamında yalnızca birine bakmak ya da onu incelemek değil, uygun bir adayı bulmaya çalışmak demektir. Nesne, what type of person soru öbeğiyle başa gelirken for, looking sözcüğünden sonra kalır. Temel bir düz cümlede nesne for sözcüğünden sonra gelir: We're looking for a designer. Ardından gelen to join our team, bu kişinin ekibe katılmasının amaçlandığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi look for ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The store needs a weekend cashier, so we're ____ someone who can work on Saturdays.

Cevabı göster

looking for

For example,

1:05

Örneğin,

we were looking for someone

1:05

bir çalışan arıyorduk

to join our administrative team

1:08

idari ekibimize katılması için.

and so we did a sponsored job post Kültür

1:10

Bu yüzden sponsorlu bir iş ilanı yayımladık

and ended up having several applicants come through. Öbek fiiller

1:12

ve sonunda birkaç başvuru aldık.

Kültür

sponsored job post: ücretli olarak öne çıkarılan iş ilanı

Sponsored job post, bir işverenin işe alım platformunda tanıtılması için ödeme yaptığı iş ilanıdır. Sponsored, job post ifadesini niteler ve daha görünür konumlarda ya da daha fazla iş arayana gösterilme gibi ücretli ek görünürlük belirtir. Burada ifade, şirketin ilanı görüp başvurabilecek kişi sayısını nasıl artırdığını açıklar. Bir kişinin veya markanın işi herkese açık biçimde desteklediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir işe alım platformunda sponsored job post ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. İşverenin platformda daha görünür gösterilmesi için ödeme yaptığı iş ilanı.
  2. Ünlü bir kişinin bir aday için yazdığı tavsiye.
  3. Yalnızca mevcut çalışanların görebildiği iş ilanı.
Cevabı göster

İşverenin platformda daha görünür gösterilmesi için ödeme yaptığı iş ilanı.

Öbek fiiller

Ended up having: nihai sonuç

Bu cümlede ended up having, iş ilanının bir süreci başlatmasından sonra “sonunda birkaç başvuru sahibi oldu” anlamına gelir. Birkaç kişinin başvurmasını baştan planlanmış bir eylem olarak değil, sürecin sonunda ortaya çıkan sonuç olarak gösterir. Kullanılabilir kalıp end up + -ing biçimindedir. Olaylar geliştikten sonra gerçekte ne olduğunu geriye dönüp anlatırken, özellikle de sonuç önceden kesin değilse veya ilk plandan farklıysa kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi end up fiilinin geçmiş zamanıyla ve walk fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: We missed the last bus and ____ home.

Cevabı göster

ended up walking

There was one that really stood out. Öbek fiiller

1:15

İçlerinden biri gerçekten öne çıktı.

Öbek fiiller

Stood out: özellikle dikkat çekmek

Stood out, stand out fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada bir başvuru sahibinin diğerlerinden çok daha fazla dikkat çektiği veya daha etkileyici olduğu anlamına gelir. Stand out, bir kişiyi veya şeyi bir grupla karşılaştırır. Kelimesi kelimesine “dışarıda durmak” anlamına gelmez ve otomatik olarak “en iyisi olmak” demek değildir; kişinin veya şeyin neden dikkat çektiğini bağlam gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle bir teklifin diğerlerine göre özellikle etkileyici olduğunu doğal biçimde anlatır?

  1. The final proposal stood outside.
  2. The final proposal really stood out.
  3. The final proposal stood still.
Cevabı göster

The final proposal really stood out.

Her name's Bailey.

1:18

Adı Bailey.

What were the things about Bailey

1:20

Bailey'nin hangi özellikleri

that just really stood out?

1:21

onu gerçekten öne çıkardı?

She had just phenomenal energy, Kelime

1:23

Olağanüstü bir enerjisi,

Kelime

Güçlü bir övgü olarak phenomenal energy

Bu işe alım değerlendirmesinde energy, diğer insanların adayda hissedebildiği coşku, canlılık ve etkileyici duruş anlamına gelir. Fiziksel enerjiyi veya resmî bir niteliği değil, onun yarattığı izlenimi anlatır. Phenomenal burada güçlü ve olumlu bir pekiştiricidir: adayın enerjisi olağanüstü derecede etkileyiciydi ve öne çıkmasına yardımcı oluyordu. adjective + energy kalıbı, positive energy veya calm energy örneklerinde olduğu gibi, bir kişinin başkalarına nasıl yansıdığını değerlendirmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Bir işe alım görüşmesinde phenomenal energy büyük olasılıkla neyi över?

  1. Olağanüstü derecede canlı, coşkulu ve etkileyici duruşu
  2. Resmî nitelikleri ve teknik sertifikaları
  3. Yapabildiği fiziksel iş miktarı
Cevabı göster

Olağanüstü derecede canlı, coşkulu ve etkileyici duruşu

great experience working in a lot of different industries, Kalıp ifadeler

1:26

birçok farklı sektörde harika bir iş deneyimi vardı.

Kalıp ifadeler

experience working in + bir alan veya endüstri

Experience working in + bir alan, endüstri, sektör veya ortam, o alanda çalışarak kazanılan pratik bilgi anlamına gelir. Burada working in a lot of different industries, adayın deneyiminin hem içeriğini hem de geniş kapsamını belirtir. Experience temel isimdir ve working in ... şeklindeki -ing yan cümlesi onun ne tür bir deneyime sahip olduğunu açıklar. Bu yapı, mesleki bilginin hangi alanda kazanıldığını açıklarken özgeçmişlerde ve mülakatlarda doğal kullanılır.

Alıştırma

Bir alanda çalışarak kazanılan pratik bilgi anlamındaki üç sözcüklü hedef özgeçmiş kalıbıyla cümleyi tamamlayın: Maya has three years of ____ the renewable-energy sector.

Cevabı göster

experience working in

Loved the outdoors.

1:29

Açık havayı seviyordu.

She just genuinely cares about our environment, Anlatım akışı

1:31

Çevremizi,

about our campers,

1:34

kamp katılımcılarımızı

about people

1:36

ve insanları gerçekten önemsiyor.

Anlatım akışı

genuinely cares about ... about ... about ...: about'un paralel tekrarı

cares fiili üç about öbeğini de yönetir. Bunlar paralel tümleçlerdir: she cares about our environment, she cares about our campers ve she cares about people. Üç ayrı eksik cümle değildir. about sözcüğünün tekrarı her nesneye ayrı bir ritmik vurgu verir ve onun ilgi alanının genişliğini takip etmeyi kolaylaştırır. Genuinely ise bu ilginin içten olduğunu belirtir. Bu, başka konuşmalarda da kullanılabilen bir sıralama kalıbıdır: açıklık ve vurgu sağlamak için paralel öğelerin önünde aynı edat tekrarlanır.

Alıştırma

Üç öğeyi de cares fiiline bağlayan edatı tekrarlayarak cümleyi tamamlayın: The director cares ____ safety, ____ fairness, and ____ every student.

Cevabı göster

about · about · about

and we want to have this type of person

1:38

Biz de böyle birinin

working for WB Surf Camp.

1:40

WB Surf Camp'te çalışmasını istiyoruz.

Now, you're in North Carolina

1:42

Siz Kuzey Carolina'dasınız;

and where was she?

1:44

peki o neredeydi?

New York.

1:45

New York'ta.

So, without Indeed, Dilbilgisi

1:46

Yani Indeed olmasaydı,

it'd be pretty hard to make that connection.

1:47

bu bağlantıyı kurmak oldukça zor olurdu.

Dilbilgisi

Without Indeed, it'd be pretty hard ...: without + isim ve would ile varsayım

Without Indeed, 'Indeed mevcut veya sürece dâhil olmasaydı' anlamına gelen kısa bir koşul öbeğidir. without sonrasındaki isim öbeği eksik olan koşulu belirtir; kendi öznesine ve fiiline ihtiyaç duymaz. Burada it'd, arkasından be geldiği için it would biçiminin kısaltmasıdır. without + isim öbeği ile would birlikte varsayımsal bir sonucu anlatır ve söz konusu kaynağın önemini vurgular. Make that connection, fiziksel bir bağlantı oluşturmak değil, işveren ile adayı iletişime geçirmek anlamına gelir.

Alıştırma

Kısa varsayım kalıbını it would kısaltmasıyla tamamlayın: Without the scheduling app, ____ be much harder to coordinate the team.

Cevabı göster

it'd

Yeah, I don't know if we would have ever found her Dilbilgisi

1:49

Evet, onu bulabilir miydik, hiç bilmiyorum,

without having that platform

1:54

o platform olmasaydı

Dilbilgisi

o platform olmadan onu herhangi bir zamanda bulmuş olmak

Would have found, would have + past participle biçimindeki modal perfect yapıdır. Bugünden geçmişe bakar ve o şekilde gerçekleşmemiş bir geçmişte ortaya çıkacak sonucu hayal eder. Ever, zaman aralığını “herhangi bir zamanda” anlamına gelecek şekilde genişletir; birini tekrar tekrar bulmak anlamına gelmez. Without having that platform, eksik olan koşulu belirtir ve if we had not had that platform ifadesine yakın bir anlam taşır. Dıştaki I don't know if, değerlendirmeyi kesinlikten uzak tutar: konuşmacı, o alternatif geçmişte onu bulup bulamayacaklarından emin değildir.

Alıştırma

Harita çok önemliydi. would have ve without kullanarak geçmişe yönelik karşı-olgusal düşünceyi tamamlayın: I don't think we ____ the cabin ____ a map.

Cevabı göster

would have found · without having

and being able to do things virtually

1:56

ve işleri uzaktan yapamasaydık,

and be able to communicate

1:58

şöyle iletişim kuramasaydık:

like we're sitting in the same room. Dilbilgisi

1:59

sanki aynı odada oturuyormuşuz gibi.

Dilbilgisi

sanki aynı odada oturuyormuşuz gibi

Burada like sözcüğünü tam bir yan cümle olan we're sitting in the same room izler. Gündelik konuşmada like + özne + fiil, as if yapısına benzer biçimde karşılaştırma başlatabilir. Bu yan cümle, hayali bir yakınlık görüntüsü oluşturur: insanlar gerçekte aynı odada olmasalar da uzaktan iletişim anlık ve doğal hissettirir. Şimdiki zamanın süreklilik biçimindeki we're sitting, bu hayali sahneyi sürüyormuş gibi canlı gösterir.

Alıştırma

Derste öğrendiğiniz tek sözcüklü gündelik karşılaştırma bağlayıcısını kullanın: The video call is so clear that it feels ____ we're talking face to face.

Cevabı göster

like

You're a long way from home.

2:12

Evinden çok uzaktasın.

How did you find WB?

2:13

WB'yi nasıl buldun?

I would look at them on their websites

2:16

Web sitelerine bakıyordum,

and through their social media

2:18

sosyal medya hesaplarını inceliyordum

and how they presented themselves. Kelime

2:20

ve kendilerini nasıl sunduklarına dikkat ediyordum.

Kelime

presented themselves: kamusal bir imaj sunmak

Burada presented themselves, “belirli bir kamusal imaj sergilediler” anlamına gelir. Şirketlerin web siteleri ve sosyal medya hesapları, konuşanın her şirketin başkaları tarafından nasıl görülmek istediğini değerlendirmesini sağladı. Bu, şirketlerin yalnızca kendilerini tanıttıkları anlamına gelmez. Yapı present + dönüşlülük zamiridir. Zamir özneyle uyumlu olmalıdır: I present myself, she presents herself ve they present themselves. Gösterilen imajı adlandırmak için present oneself as + rol veya özellik yapısı da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “seçtikleri kamusal imajı gösterdiler” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The applicants' portfolios showed how they ____ online.

Cevabı göster

presented themselves

So, I could see how professional they were Dilbilgisi

2:21

Böylece ne kadar profesyonel olduklarını görebildim

Dilbilgisi

see how professional they were: gömülü yan cümle sırası

Burada see, yalnızca “gözle görmek” değil, “kanıtlara dayanarak anlamak veya değerlendirmek” demektir. Konuşan kişi şirketlerin çevrim içi varlığından yararlanarak profesyonellik düzeylerini değerlendirdi. How professional they were, derece bildiren gömülü bir yan cümledir. Sıralaması how + sıfat + özne + be biçimindedir; bu nedenle özne were sözcüğünden önce gelir. Yan cümle daha büyük bir cümlenin içinde yer aldığında bu bildirme cümlesi benzeri sıra kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle see sözcüğünden sonra gömülü bir yan cümleyi doğru kullanır?

  1. After the trial, we could see how useful the tool was.
  2. After the trial, we could see how was useful the tool.
  3. After the trial, we could see how useful was the tool.
Cevabı göster

After the trial, we could see how useful the tool was.

and I really wanted to level up with my jobs Öbek fiiller

2:25

ve kariyerimde gerçekten seviye atlamak istiyordum,

Öbek fiiller

İş hayatındaki ilerleme için gündelik bir benzetme olarak level up

Bu cümlede level up, oyunlardan gelen ve becerileri geliştirerek, daha zor işler üstlenerek ya da daha fazla sorumluluk alarak işte daha yüksek bir aşamaya geçmek anlamında kullanılan gündelik bir benzetmedir. Konuşan kişi gerçek bir oyun seviyesinden söz etmiyor. İlerleme, bir sonraki aşamaya geçmek gibi düşünüldüğünde level up başka durumlarda da kullanılabilir. Buradaki with my jobs doğaçlama bir söyleyiştir; daha özenli profesyonel İngilizcede advance my career veya move into more demanding roles daha doğal olur.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınızla gündelik biçimde konuşuyor ve daha zor görevler istediğinizi söylüyorsunuz. Hedef benzetmeyi kullanarak bu fikri en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. I'm ready to settle in and handle more challenging projects.
  2. I'm ready to level off and handle more challenging projects.
  3. I'm ready to level up and handle more challenging projects.
Cevabı göster

I'm ready to level up and handle more challenging projects.

where I would be having to do with logistics

2:28

lojistikle

and coordination

2:32

ve koordinasyonla ilgileneceğim,

and possibly managing other people.

2:33

hatta belki başkalarını yöneteceğim bir işle.

I want to try and tie my passions Öbek fiiller

2:36

Tutkularımı

and what I love to do into my career.

2:39

ve yapmayı sevdiğim şeyleri kariyerimle birleştirmek istiyorum.

Öbek fiiller

tie A into B: my passions ... ifadesini my career içine katmak

Burada tie A into B, A'yı B'ye bağlayıp dâhil ederek B'nin bir parçası hâline getirmek anlamına gelir. A, my passions ve what I love to do ögelerinin oluşturduğu sıralı fikirdir; B ise my career ifadesidir. İfade fiziksel değil mecazidir. Kariyer planlamasını, kişisel ilgi alanlarını bilinçli biçimde iş hayatına katma olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi tie A into B yapısındaki fiille tamamlayın: We can ____ the safety theme into the training workshop.

Cevabı göster

tie

What about what WB presented

2:42

WB'nin kendini sunuşunda

was attractive to you?

2:45

sana çekici gelen neydi?

They were a company

2:46

Onlar,

that focused on environmental education

2:48

çevre eğitimine

and inspiring the youth, Kelime

2:52

ve gençlere ilham vermeye odaklanan bir şirketti;

which I'm huge on. Kelime

2:54

bunlar benim için çok önemli.

Kelime

Topluluk bildiren the youth

Buradaki the youth, genç insanları bir grup olarak ele alan topluluk bildiren bir isim öbeğidir. Özellikle şirketin eğitmeyi ve ilham vermeyi amaçladığı çocuklarla ergenleri anlatır. Bir kişinin gençlik dönemini ifade etmez. Bu ifade, yararlanan kişileri sosyal bir grup olarak sunar ve bu nedenle kurumsal ya da kâr amacı gütmeyen kuruluşlara ait bağlamlara uyar. Günlük konuşmada young people çoğu zaman daha doğal bir karşılıktır.

Alıştırma

Bu cümlede the youth neyi ifade ediyor?

  1. Bir grup olarak ele alınan çocuklar ve ergenler
  2. Kısa süre önce kurulmuş bir şirket
  3. Konuşanın kendi gençlik yılları
Cevabı göster

Bir grup olarak ele alınan çocuklar ve ergenler

Kelime

be huge on something: bir şeyi çok sevmek veya önemsemek

Be huge on something, bir şeyi çok sevmek, güçlü biçimde desteklemek, önemsemek ya da öncelikli görmek anlamına gelen gündelik bir kalıptır. Huge burada tutumun gücünü artırır; fiziksel büyüklüğü anlatmaz ve on mutlaka kullanılmalıdır. Buradaki which, şirketin çevre eğitimine ve gençlere ilham vermeye odaklanmasını bir bütün olarak karşılar. Bu nedenle I'm huge on, konuşanın bu genel misyona güçlü desteğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi bu notta geçen ve çok önemsemek anlamına gelen iki kelimelik gündelik ifadeyle tamamlayın: Our coach is ____ punctuality, so arrive early.

Cevabı göster

huge on

So, a company that shared the same values with me

2:56

Yani benimle aynı değerleri paylaşan,

but also had a really serious mission.

2:59

ama aynı zamanda çok ciddi bir misyona sahip bir şirketti.

Where does that come from? Ton ve niyet

3:03

Bu nereden geliyor?

Ton ve niyet

Açık uçlu bir devam sorusu olarak Where does that come from?

Bu soruda that, diğer kişinin az önce dile getirdiği güçlü ilgiyi veya bağlılığı ifade eder. Where does that come from? bunun hangi deneyimler, etkiler veya güdüler sonucunda oluştuğunu sorar; fiziksel bir yeri sormaz. Bu soru, soyut bir tutumu kişisel geçmişi paylaşma davetine dönüştürür. Açık uçlu olduğu için kişi yalnızca evet ya da hayır demek yerine bir anısını, kendisini etkileyen bir şeyi veya bir nedenini anlatabilir.

Alıştırma

Bir röportajda konuk “Protecting the ocean has guided my whole career.” diyor. Ardından gelen “Where does that come from?” sorusu konuğu neyi açıklamaya davet eder?

  1. Konuğun şu an bulunduğu fiziksel yer.
  2. Okyanusun yasal sahibi olan kişi.
  3. Bu bağlılığın arkasındaki deneyimler veya güdü.
Cevabı göster

Bu bağlılığın arkasındaki deneyimler veya güdü.

Is it because that's what you had?

3:04

Sen de böyle bir deneyim yaşadığın için mi?

I believe it is from where I grew up

3:05

Sanırım büyüdüğüm yerden

as well as just the stoke for surfing. Notlar

3:08

ve sörf tutkusundan geliyor.

Kalıp ifadeler

as well as ile ikinci bir kaynak eklemek

Bu cümlede as well as iki kaynağı birbirine bağlar: konuşmacının büyüdüğü yer ve sörfe duyduğu heyecan. Konuşmacının yetiştiği ortam başlangıç noktasıdır; sörf heyecanı ise başka bir kaynak olarak eklenir. A as well as B kalıbı, A'ya ek olarak B'nin de doğru veya ilgili olduğunu anlatır. Çoğu zaman and ifadesine yakın olabilir, ancak genellikle A'yı ana çerçeve olarak tutup B'yi ek bilgi şeklinde sunar.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki üç sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: The community center offers art classes ____ free tutoring.

Cevabı göster

as well as

Kelime

Sörf kültüründe isim olarak stoke

Burada stoke, yoğun heyecanı, coşkuyu ve duygusal enerjiyi ifade eden gayriresmî bir isimdir. the stoke for surfing ifadesi, konuşanın sörfe duyduğu derin tutkuyu anlatır. Bu isim kullanımı özellikle sörf ve diğer aksiyon sporları topluluklarıyla ilişkilidir. Coşkuyu yalnızca anlık bir mutluluk olarak değil, topluluğun paylaştığı bir tutum olarak sunar.

Alıştırma

"Her stoke for surfing was obvious to everyone," cümlesinde stoke ne anlama gelir?

  1. Yoğun tutku ve heyecan
  2. İnsanların sörf yaptığı bir yer
  3. Zor bir sörf tekniği
  4. Ateşe eklenen yakıt
Cevabı göster

Yoğun tutku ve heyecan

Like getting kids out in the water

3:10

Örneğin çocukları suya çıkarmak

and having a sport that they love

3:12

ve sevdikleri bir spor edinmelerini sağlamak;

and they want to protect the place

3:15

böylece o yeri korumak istiyorlar,

where they're recreating in, Kelime

3:17

eğlenip spor yaptıkları yeri.

Kelime

Boş zaman etkinliklerine katılmak anlamında recreating

Burada recreating, recreation ile ilişkili geçişsiz fiildir; boş zaman veya açık hava etkinliklerine katılmak anlamına gelir. where they're recreating ifadesi, bu etkinlikleri yaptıkları yeri tanımlar. Bu anlam parklar, arazi yönetimi ve açık hava etkinlikleriyle ilgili dilde sık görülür. Burada recreating bir nesne almadığı için yeri yeniden oluşturmak anlamına gelmez.

Alıştırma

"Visitors are recreating along the river." cümlesinde recreating ne anlama gelir?

  1. Kalıcı olarak nehir kıyısına taşınmak
  2. Park idaresi için çalışmak
  3. Boş zaman etkinliklerine katılmak
  4. Nehir alanını yeniden inşa etmek
Cevabı göster

Boş zaman etkinliklerine katılmak

that's so important.

3:19

Bu çok önemli.

I really admire when people take their passions

3:20

İnsanların tutkularının peşinden gitmelerine gerçekten hayranım,

but also have this purpose

3:23

ama aynı zamanda bir amaç taşımalarına

and this mission driven work Kelime

3:25

ve misyon odaklı işlerle

that they're contributing to their community. Kalıp ifadeler

3:27

toplumlarına katkıda bulunmalarına da.

Kelime

mission driven work: birleşik niteleyici mission-driven

Bu cümlede mission driven work, açık bir toplumsal amaç veya temel değerler tarafından sürekli yönlendirilen, özellikle de topluluğa yarar sağlamayı hedefleyen iş anlamına gelir. Buradaki mission, bir yöneticinin verdiği tek seferlik görev değil, kalıcı bir amaçtır. Bir isimden önce mission-driven, work sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfat olarak kullanılır. Özenli yazılı İngilizcede genellikle kısa çizgiyle mission-driven work biçiminde yazılır. Kısa çizgi gibi noktalama işaretleri konuşmada duyulmaz.

Alıştırma

Özenli yazıda, açık bir toplumsal misyon tarafından yönlendirilen kariyeri en doğal biçimde hangi ifade anlatır?

  1. a mission career
  2. a career mission
  3. a mission-driven career
Cevabı göster

a mission-driven career

Kalıp ifadeler

contributing to their community: contribute to + community

Contributing to their community, kişinin işini, zamanını, hizmetini, becerilerini veya kaynaklarını ait olduğu ya da içinde yaşadığı insan grubuna yarar sağlamak için kullanması demektir. Bu cümlede iş, özellikle maddi bağış olarak değil, sürekli ve olumlu bir katılım olarak sunulur. Contribute, yarar gören kişi, grup, amaç veya sonuçtan önce normalde to alır: contribute to a community, contribute to a project. Community yerel bir bölgeyi veya ortak bir kimlik ya da ilgiyle birbirine bağlı bir grubu ifade edebilir.

Alıştırma

Contribute sözcüğünü gerekli edatıyla kullanarak cümleyi tamamlayın: By volunteering at the library, students can ____ their community.

Cevabı göster

contribute to

I'm so glad that you found each other.

3:29

Birbirinizi bulmanıza çok sevindim.

Oh, yeah.

3:31

Evet, kesinlikle.

It's a perfect match. Kalıp ifadeler

3:32

Mükemmel bir eşleşme.

Kalıp ifadeler

a perfect match: birbirine çok uygun iki taraf

Bu cümlede a perfect match, Bailey ile sörf kampının birbirine son derece uygun olduğu anlamına gelir. Becerileri, ihtiyaçları ve değerleri örtüşür. Burada match, birbirine çok uygun bir eşleşmeyi anlatan isimdir. a perfect match ifadesini bir aday ile iş, iki ortak ya da bir ürün ile kullanıcının ihtiyaçları gibi iki taraf arasındaki güçlü uyumu kısa, olumlu ve vurgulu biçimde özetlemek için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Bir gençlik orkestrasının sabırlı bir keman öğretmenine ihtiyacı var ve Elena genç müzisyenlere ders vermek istiyor. Durumu en iyi hangi cümle özetler?

  1. They are a perfect match.
  2. They have matching uniforms.
  3. They are in a close match.
Cevabı göster

They are a perfect match.

What an incredible journey it's been Dilbilgisi

3:36

Gerçekten inanılmaz bir yolculuk oldu;

to learn about the hiring experience

3:37

işe alım deneyimini yakından tanıdık

at WB Surf Camp.

3:39

WB Surf Camp'te.

Dilbilgisi

What an incredible journey it's been: bir ünlem kalıbı

"What an incredible journey it's been" bir soru değil, ünlem cümlesidir. What, an incredible journey isim öbeğini başlatır ve konuşanın güçlü, olumlu değerlendirmesini ifade eder. Kalıp What + a/an + sıfat + tekil sayılabilen isim + özne + fiil şeklindedir. it's been bölümünde özne fiilden önce gelir; yani düz cümle söz dizimi korunur. it's been eklemek, şimdiye kadar devam eden veya kısa süre önce bugüne ulaşan bir deneyime dönüp bakmayı sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle şimdiye kadar yaşanan bir deneyimi değerlendiren doğal bir ünlemdir?

  1. What an amazing year it's been for our class!
  2. What has an amazing year it been for our class?
  3. What an amazing year has it been for our class?
Cevabı göster

What an amazing year it's been for our class!

Make sure to join us next episode

3:41

Bir sonraki bölümde de bize katılmayı unutmayın;

where we check in with Bailey Öbek fiiller

3:43

Bailey'yle yeniden görüşüp

Öbek fiiller

check in with someone: durumunu öğrenmek için biriyle iletişime geçmek

Burada check in with Bailey, Bailey ile yeniden iletişime geçip işlerin nasıl gittiğini sormak ve güncel bilgi almak demektir. With, iletişim kurulan kişiyi getirir. Birinin durumu, ilerlemesi, ihtiyaçları veya son haberleri hakkında kısa bir konuşma yapmak ya da mesaj göndermek için check in with someone kullanılır. Bu ifade, o kişiyi sürekli izlemek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi check in with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Tomorrow, I'll ____ Maya to hear how her first week went.

Cevabı göster

check in with

to see how she's settling into her new role. Öbek fiiller

3:44

yeni rolüne nasıl alıştığına bakacağız.

Öbek fiiller

settling into her new role: yeni görevine giderek alışmak

Settling into her new role, yeni işe ve sorumluluklarına giderek aşina olmak ve kendini rahat hissetmeye başlamak demektir. Settle into + isim, bir role, yere, düzene veya duruma zaman içinde alışmayı anlatır. how she's settling içindeki she's, she is anlamındadır; dolayısıyla cümle, alışma sürecinin nasıl ilerlediğini sorar. Uyumun bir anda gerçekleştiğini veya şimdiden tamamlandığını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi settle into ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After a few weeks, Lena began to ____ her new school.

Cevabı göster

settle into