Migren sırasında beyninize ne olur? - Marianne Schwarz: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video, migrenin neden yalnızca şiddetli bir baş ağrısı değil, nörolojik bir bozukluk olduğunu açıklıyor. Süreci erken uyarı işaretleri ve hipotalamus etkinliğinden aura ile trigeminal sinirin hassaslaşmasına kadar izliyor; ardından hormonal ve genetik etkileri ve diğer hastalıklarla henüz kesinleşmemiş bağlantıları ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. To trace a migraine's anatomy, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Amaç bildiren mastarın bir açıklamada izlenecek analiz yolunu nasıl duyurduğunu ve anatomy sözcüğünün karmaşık bir olgunun yapısını ve aşamalarını göstermek üzere mecazi biçimde nasıl kullanıldığını öğrenin. 2. the threshold for provoking pain is lowered. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Ağrıyı başlatmak için artık daha az uyarımın yeterli olduğunu anlatan resmî tıp kalıbını kavrayın; threshold for... is lowered yapısını hassasiyet, risk veya etkinleşme koşullarını açıklarken kullanın. 3. or vice versa, — Deyimler ve mecazi ifadeler: Latince kökenli bu kısa ifadeyi, ilişkinin ters yönde de işleyebileceğini belirten bir araç olarak tanıyın; özellikle belirsiz ya da çift yönlü nedensellikten söz ederken doğru yorumlayın.
Bu derste
throbbing pounding headache: ağrının ritmi ve şiddeti
Throbbing ve pounding sözcüklerinin ikisi de headache sözcüğünü niteler. Throbbing, çoğu zaman belirli bir ritimle tekrarlayan zonklama veya atma hissini anlatır; pounding ise her atışın güçlü ve şiddetli olduğu anlamını ekler. Bu iki sıfat birlikte, tek bir baş ağrısını bad headache ifadesinden daha ayrıntılı biçimde anlatır. İki ayrı hastalığın veya iki ayrı belirtinin adı değildir.
Alıştırma
Bu cümledeki throbbing pounding headache ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Aynı anda ortaya çıkan iki ayrı hastalık.
- Hafif ve sabit kalan bir baş ağrısı.
- Güçlü ve tekrarlayan zonklama ya da atma hissi veren tek bir baş ağrısı.
Cevabı göster
Güçlü ve tekrarlayan zonklama ya da atma hissi veren tek bir baş ağrısı.
bright zigzagging lines across your field of vision, Kalıp ifadeler
0:09görüş alanınızda parlayan zikzak çizgiler,
bright zigzagging lines: parlaklık ve şekil
Bright ve zigzagging sözcüklerinin ikisi de lines sözcüğünü niteler. Bright parlaklığı; zigzagging ise şekli veya izlenen yolu anlatır: çizgiler düz gitmek yerine tekrar tekrar keskin yön değiştirir. Bu ifade, iki görsel ayrıntıyı tek bir isim öbeğinde birleştirir. Zigzagging, çizgilerin şeklini ya da uzanıyor veya hareket ediyormuş gibi göründükleri yolu anlatabilir; tek başına hızlı hareket anlamına gelmez.
Alıştırma
Bright zigzagging lines ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Görüş alanının kenarında kalan düz ve koyu çizgiler.
- Tekrarlanan keskin dönüşlerden oluşan bir şekil oluşturan veya bu şekli izleyen parlak çizgiler.
- Çizgi oluşturmayan küçük nesneler.
Cevabı göster
Tekrarlanan keskin dönüşlerden oluşan bir şekil oluşturan veya bu şekli izleyen parlak çizgiler.
sensitivity to light: sensitivity to + uyaran
sensitivity to light ifadesinde sensitivity, güçlü ya da rahatsızlık verecek biçimde tepki verme durumunu anlatan bir isimdir. to edatı, bu tepkiye neden olan uyaranı belirtir; burada uyaran ışıktır. Bir kişinin veya vücudun bir bölümünün neye tepki verdiğini anlatmak için sensitivity to + isim kalıbını kullanabilirsiniz. sensitivity to sound ve sensitivity to certain foods buna örnektir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için sensitivity sözcüğünden sonra kullanılan yaygın edatı yazın: Some people have sensitivity ____ bright screens.
Cevabı göster
to
lingering fatigue: devam eden yorgunluk
lingering fatigue ifadesinde lingering, beklenenden daha uzun süre devam eden veya ana hastalık ya da sorun geçtikten sonra da kalan bir durumu anlatır. Bu ifade, tamamen geçmemiş bir yorgunluğu belirtir. Lingering, şiddete değil süreye odaklanır. Yorgunluk hafif veya şiddetli olabilir; temel fikir devam etmesidir.
Alıştırma
Hangi cümlede lingering fatigue, ana hastalık bittikten sonra devam eden yorgunluk anlamında kullanılmıştır?
- She felt suddenly tired during the final sprint.
- After a full night's sleep, his tiredness disappeared completely.
- After the infection cleared, he still had lingering fatigue.
Cevabı göster
After the infection cleared, he still had lingering fatigue.
disrupted sleep: bölünen veya düzeni bozulan uyku
Disrupted sleep, uykunun normal sürekliliğinin, zamanlamasının veya ritminin bozulduğu anlamına gelir. Bu; tekrar tekrar uyanmayı, uykuyu sürdürmekte zorlanmayı veya düzensiz saatlerde uyumayı içerebilir. Buradaki odak yalnızca az sayıda uyku saati değildir. Bir kişi yatakta sekiz saat geçirse bile birçok kez uyanıyorsa disrupted sleep yaşayabilir.
Alıştırma
Hangi durum disrupted sleep için en açık örnektir?
- Bir kişi planladığından on dakika geç yatar ancak normal şekilde uyur.
- Bir kişi sekiz saat uyur ancak birçok kez uyanır.
- Bir kişi kesintisiz uyur ve sabah dinlenmiş hisseder.
Cevabı göster
Bir kişi sekiz saat uyur ancak birçok kez uyanır.
A migraine can include any of these symptoms.
0:17Bir migren bu belirtilerden herhangi birini içerebilir.
While an incapacitating headache is one of the most common experiences of migraine,
0:21İnsanı elden ayaktan düşüren baş ağrısı, migrenin en yaygın deneyimlerinden biri olsa da
the word headache doesn't really capture the wide array of experiences a migraine can entail. Notlar
0:25"baş ağrısı" kelimesi, bir migrenin yol açabileceği çok çeşitli deneyimleri tam olarak yansıtmaz.
doesn't really capture: tam olarak yansıtmaz
Burada capture, fiziksel olarak yakalamak değil, “doğru biçimde temsil etmek, aktarmak veya özetlemek” anlamına gelir. Doesn't really capture, bir sözcüğün ya da açıklamanın gerçeğin önemli kısımlarını dışarıda bıraktığını belirtir. Bu cümlede headache, yaygın bir migren deneyiminin adını koyar ancak migrenin içerebileceği çok sayıdaki deneyimi bütünüyle yansıtmaz. Bu kullanımda really, “tam veya yeterli ölçüde değil” anlamını düşündürür: bu ad tamamen yanlış değildir, ancak eksiktir.
Alıştırma
Hangi cümlede capture, “doğru biçimde temsil etmek veya ifade etmek” anlamında kullanılmıştır?
- The cage was designed to capture small animals safely.
- The short label doesn't really capture the complexity of the problem.
- The police worked all night to capture the escaped prisoner.
Cevabı göster
The short label doesn't really capture the complexity of the problem.
wide array of experiences ... can entail: çeşitlilik ve içerilen unsurlar
A wide array of experiences, aynı türden çok sayıda deneyimi değil, birçok farklı türde deneyimi anlatır. Wide array çeşitliliği ve kapsamın genişliğini vurgular. The experiences a migraine can entail, migrenin kapsayabileceği veya beraberinde getirebileceği deneyimler demektir. Experiences sözcüğünden sonra ilgi zamiri that düşürülmüştür. Can olasılık bildirir; bu nedenle ifade, her migrenin bütün deneyimleri içerdiğini söylemez.
Alıştırma
Bir projenin birçok farklı türde görev içerebileceğini hedef ifadeyle doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The project can entail repeating one task all day.
- The project can entail a wide array of tasks.
- The report can detail a wide array of tasks.
Cevabı göster
The project can entail a wide array of tasks.
No two are alike: herhangi iki tanesi bile farklıdır
No two are alike, bir gruptan herhangi iki üye seçildiğinde bunların tamamen aynı olmadığı anlamına gelir. Alike, “birbirine benzer” demektir. Two, grupta yalnızca iki öğe olduğu anlamına gelmez; gruptaki herhangi bir çifti temsil eder. Burada kastedilen grup migren deneyimleri veya vakalarıdır; dolayısıyla ifade, kişiden kişiye görülen farklılığı vurgular.
Alıştırma
Bu yeni bağlamda kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Every handmade tile has a different pattern. No two are ____.
Cevabı göster
alike
and some don't even involve a headache. Kalıp ifadeler
0:33ve hatta bazılarında baş ağrısı bile olmaz.
don't even involve: şaşırtıcı bir eksikliği vurgulamak
Burada involve, “bir parça veya özellik olarak içermek” anlamındadır. Bazı migrenlerde belirtiler arasında baş ağrısı bulunmaz; burada birinin katılımını sağlamak anlamına gelmez. Even olumsuz ifadeyi güçlendirir. don't even involve, insanların normalde bulunmasını beklediği bir unsurun eksik olduğunu söyler ve bu eksikliğin şaşırtıcı olduğunu vurgular.
Alıştırma
Laboratuvar çalışmasının bulunmamasını şaşırtıcı bir durum olarak sunan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Some science projects ____ any lab work; they use existing data.
Cevabı göster
don't even involve
So what then is ...?: odağı ana soruya çevirmek
So, soruyu hemen önce verilen bilgiye bağlar; then ise burada “öyleyse” veya “bu durumda” anlamındadır. Buradaki then, zaman içinde daha sonra ne olduğunu belirtmez. So what then is ...? kalıbı, bir düzeltmeyi veya şaşırtıcı bir gerçeği yeni bir ana soruya dönüştürür. Bir açıklamada, önceki varsayımın yeterli olmadığını ve konuşmacının şimdi gerçek tanımı, nedeni ya da sorunu belirleyeceğini gösterir.
Alıştırma
Konuşmacı az önce sorunun fiyat olmadığını gösterdi. Önceki bilgiyi kullanarak odağı gerçek nedene en iyi şekilde çeviren soru hangisidir?
- What happened after the store closed?
- So what then is stopping customers from buying?
- Is the price written on the sign?
Cevabı göster
So what then is stopping customers from buying?
To trace a migraine's anatomy: bir analizi duyurmak
Baştaki To trace a migraine's anatomy bir amaç bildiren mastar yapısıdır: bir sonraki adımın neden gerekli olduğunu açıklar. Ardından gelen ana cümle, bu analizi gerçekleştirmek için ne yapılması gerektiğini söyler. anatomy burada mecazi anlamda kullanılır. Fiziksel bir teşrihi değil, karmaşık bir olgunun parçalarını, aşamalarını ve işleyişini anlatır. Bu girişin tamamı, adım adım yapılacak bir açıklamayı başlatır.
Alıştırma
To trace a migraine's anatomy girişi ne işe yarar?
- Bir migreni fiziksel olarak teşrih etme talimatı verir.
- Analizin zaten tamamlandığını söyler.
- Ardından gelen açıklamanın amacını ve bakış açısını duyurur.
Cevabı göster
Ardından gelen açıklamanın amacını ve bakış açısını duyurur.
we have to begin in the days and hours leading up to a migraine, Öbek fiiller
0:44migrenden önceki günlere ve saatlere gitmeliyiz;
leading up to: bir olaydan önceki dönem
In the days and hours leading up to a migraine, “migren başlamadan önceki günler ve saatler boyunca” anlamına gelir. leading up to, days and hours ifadesini niteleyen bir ortaç öbeğidir. lead up to, daha sonra gerçekleşecek bir olaya yaklaşan zaman dilimini veya süreci anlatır. Burada o gün ve saatlerin migrene neden olduğu söylenmez.
Alıştırma
Bir olaydan önceki dönemi anlatan bu nottaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The team practiced every day in the weeks ____ the championship game.
Cevabı göster
leading up to
to bursts of yawning, sleep disruption, nausea, Kalıp ifadeler
0:52esneme krizlerine, uyku bozukluklarına, mide bulantısına,
bursts of yawning: kısa ve ani esneme dönemleri
Bursts of yawning, esnemenin aniden başlayıp kısa aralıklarla birkaç kez tekrarlandığı kısa dönemleri ifade eder. Çoğul bursts, böyle bir dönemin birden fazla kez yaşanabileceğini gösterir. Buradaki burst, patlama değil, aniden ortaya çıkan kısa bir etkinlik dönemini anlatan sayılabilir bir isimdir. a burst of veya bursts of + isim kalıbı laughter ya da applause gibi etkinlik ve seslerle de kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle kısa ve ani dönemler hâlinde tekrarlanan esnemeyi anlatır?
- During the lecture, she had bursts of yawning.
- During the lecture, she stayed alert and never yawned.
- During the lecture, she gave one yawn at the beginning.
Cevabı göster
During the lecture, she had bursts of yawning.
ranging from ... to ...: geniş bir örnek grubunu düzenlemek
Ranging from A to B, çeşitli örnekleri bir aralık olarak düzenler; “A’dan B’ye kadar, diğer olasılıklar da dâhil” anlamına gelir. Burada bu ifade warning signs sözünü niteler ve fatigue, mood changes, yawning, sleep disruption, nausea ile sonraki işaretleri tek ve geniş bir listede toplar. Buradaki from ve to hareket bildirmez. Sayılardan değil örneklerden oluşan bir listede A ile B’nin kesin en düşük ve en yüksek noktalar olması gerekmez; yapı esas olarak kümenin ne kadar geniş olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi ranging from ... to ... ile tamamlayın: The club offers activities ____ chess ____ outdoor games.
Cevabı göster
ranging from · to
These warning signs point to a particular part of the brain, Kalıp ifadeler
1:00Bu uyarı işaretleri beynin belirli bir bölgesine,
warning signs point to: bir sonucu düşündüren kanıtlar
Bu cümlede warning signs point to a particular part of the brain, işaretlerin kanıt sağladığını ve beynin o bölümünü araştırılması gereken olası yer olarak gösterdiğini anlatır. Buradaki point to mecazidir; kimse fiziksel olarak bir yeri göstermiyor. Point to ifadesinin öznesi kanıtlar, işaretler, sonuçlar veya olgular olduğunda, ifade bir şeyi olası neden, yanıt ya da sonuç olarak destekler. Akıl yürütmeye bir yön verir, ancak sonucun kanıtlandığını söylemekten daha zayıftır.
Alıştırma
Cümleyi “olası neden olduğunu düşündürür” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: All the evidence ____ a fault in the power supply.
Cevabı göster
points to
The hypothalamus normally controls the systems behind these symptoms, Kelime
1:06Hipotalamus normalde bu semptomların arkasındaki sistemleri kontrol eder;
the systems behind these symptoms: altta yatan mekanizmalar
Burada behind bir konumu değil, soyut bir ilişkiyi anlatır. the systems behind these symptoms ifadesinde behind these symptoms edat öbeği, sistemleri belirtileri oluşturmaya veya açıklamaya yardımcı olan, daha az görünür mekanizmalar olarak tanımlar. the X behind Y kalıbı, gözlemlenebilir bir sonucu, olayı veya ürünü onun altında yatan neden, mekanizma, fikir ya da sorumlu güçle ilişkilendirir. Hangi ilişkinin kastedildiğini bağlam gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “bir şeyden sorumlu olan veya onu açıklayan” anlamındaki edatla tamamlayın: Researchers are studying the mechanism ____ the repeated system failures.
Cevabı göster
behind
our body's internal hormonal balances: hormonların uyumlu durumu
Bu cümlede our body's internal hormonal balances ifadesi, vücuttaki hormon düzeyleri ile hormonların etkileşimlerinin uyumlu olmasını anlatır. Burada balance soyut bir isimdir: bir şeyi dengeleme eylemini veya düşmeden ayakta durabilme yeteneğini değil, düzenlenmiş bir durumu adlandırır. Çoğul biçim balances, birden fazla hormon düzenleme sisteminin her birinin kendi dengeli durumuna sahip olduğunu gösterir. Vücudun hormon sistemi tek bir genel durum olarak ele alındığında tekil hormonal balance da yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
our body's internal hormonal balances ifadesindeki balance hangi anlamda kullanılmıştır?
- vücudun düşmeden dik durabilme yeteneği
- her hormonu ölçmek için kullanılan ağırlıklar
- vücuttaki hormon düzeyleri ve etkileşimlerinin uyumlu durumları
Cevabı göster
vücuttaki hormon düzeyleri ve etkileşimlerinin uyumlu durumları
circadian rhythms: yaklaşık 24 saatlik biyolojik döngüler
Circadian rhythms, yaklaşık her 24 saatte bir tekrarlanan doğal biyolojik döngülerdir. Uyku ve uyanıklık, vücut sıcaklığı ve hormon salınımı gibi günlük düzenlerin oluşmasına yardımcı olurlar. Burada rhythms sözcüğü müzikteki vuruşları değil, düzenli olarak tekrarlanan fizyolojik döngüleri anlatır. Çoğul biçim birden fazla günlük süreci belirtebilir; bu süreçler tek bir genel döngü olarak ele alındığında circadian rhythm yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Yaklaşık 24 saatlik biyolojik döngüleri belirten bilimsel terimle cümleyi tamamlayın: The body's roughly 24-hour cycles are called ____.
Cevabı göster
circadian rhythms
It has wide connections throughout the brain Kalıp ifadeler
1:15Beynin her yerinde geniş bağlantılara sahiptir
and is more active than usual in the days before a migraine. Dilbilgisi
1:18ve migrenden önceki günlerde normalden daha aktiftir.
wide connections throughout the brain: beynin her yerine uzanan geniş bağlantılar
Bu cümlede wide, bağlantıların erişim alanını anlatır: bağlantılar beynin birçok farklı bölümüne ulaşır. Her bağlantının fiziksel olarak geniş olduğu anlamına gelmez. Throughout the brain, beynin her yerinde ya da tüm beyin boyunca anlamına gelir. wide connections throughout + yer kalıbı, bağlantıları geniş bir alana yayılmış bir ağı anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede wide connections throughout the brain ne anlama geliyor?
- Bağlantılar beynin birçok farklı bölgesine ulaşır.
- Her bağlantı fiziksel olarak geniştir.
- Bağlantılar beynin tek bir küçük bölgesinde kalır.
Cevabı göster
Bağlantılar beynin birçok farklı bölgesine ulaşır.
more active than usual: normalden daha aktif
More active bir karşılaştırma ifadesidir: etkinlik düzeyi daha yüksektir. Than usual, karşılaştırma noktası olarak başka bir organı ya da kişiyi değil, aynı şeyin normal veya tipik durumunu belirler. Tam anlam more active than it usually is biçiminde açılabilir. Bu kalıp sağlık, davranış, sistem veya verilerdeki değişimleri anlatmak için kullanışlıdır: karşılaştırma biçimi + than usual.
Alıştırma
Bugünkü düzeyi normal düzeyle karşılaştırmak için active ve usual kullanan bir ifadeyle cümleyi tamamlayın: The server is ____ today.
Cevabı göster
more active than usual
can take the form of: bir şeyin nasıl ortaya çıktığını anlatmak
Take the form of + isim veya isim öbeği, bir şeyin belirli bir biçimde ortaya çıkması, var olması ya da ifade edilmesi anlamına gelir. Burada migren aurasının geçici görsel değişiklikler şeklinde ortaya çıkabileceği anlatılıyor. Yardımcı fiil can, bunun her durumda yaşanan bir şey değil, olası biçimlerden biri olduğunu gösterir. Bu ifadede form, bir şeyin ortaya çıkma veya deneyimlenme biçimidir; doldurulan bir form değildir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki ‘... şeklinde ortaya çıkabilir’ anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: A food allergy ____ a skin rash.
Cevabı göster
can take the form of
transient visual changes: kısa sürede geçen görsel değişiklikler
Transient visual changes ifadesinde transient, visual changes öbeğini niteler ve değişikliklerin yalnızca kısa bir süre devam edip sonra geçtiğini belirtir. Belirli bir görsel belirti türünü değil, süresini anlatır.
Alıştırma
The patient experienced transient numbness tıbbi notunda transient ne anlama gelir?
- Uyuşma kalıcıydı.
- Uyuşma kısa bir süre devam etti ve sonra geçti.
- Uyuşma ulaşımla ilgiliydi.
Cevabı göster
Uyuşma kısa bir süre devam etti ve sonra geçti.
tingling or even trouble speaking. Kalıp ifadeler
1:29karıncalanma veya konuşma güçlüğü şeklinde olabilen migren aurasıdır.
trouble speaking: trouble + -ing yapısı
trouble speaking, “konuşmakta zorluk” anlamına gelir. Tam bir cümlede genellikle have trouble speaking kullanılır. Burada olası belirtiler sıralandığı için trouble speaking tek başına bir isim öbeği olarak kullanılmıştır. trouble sözcüğünden sonra, zorlanılan etkinliği belirtmek için fiilin -ing biçimi gelir: trouble sleeping, trouble concentrating ve trouble speaking.
Alıştırma
Cümleyi trouble ve speak fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: After the dental procedure, she had ____ clearly.
Cevabı göster
trouble speaking
These sensations come from a change in charge across cell membranes Kalıp ifadeler
1:32Bu hisler, hücre zarlarındaki yük değişiminden kaynaklanır
that leads to spreading changes in brain activity and blood flow across the brain. Kalıp ifadeler
1:36ve bu durum, beyin aktivitesinde ve beynin her yerindeki kan akışında yayılan değişikliklere yol açar.
come from a change in charge across cell membranes: kaynak ve neden
A comes from B yapısında A sonuç veya olgudur; B ise onun kaynağı ya da nedenidir. Burada these sensations sonuç, a change in charge across cell membranes ise bu sonucu ortaya çıkaran mekanizmadır. Bu bilimsel bağlamda charge, ücret veya suçlama değil, “elektrik yükü” anlamındadır. Across cell membranes, elektriksel değişimin hücre zarlarının iki tarafını kapsadığını belirtir.
Alıştırma
Bilim insanları, renk değişimine kimyasal bir tepkimenin neden olduğunu biliyor. Hangi cümlede neden-sonuç yönü doğrudur?
- The chemical reaction comes from the color change.
- The color change leads to a chemical reaction.
- The color change comes from a chemical reaction.
Cevabı göster
The color change comes from a chemical reaction.
leads to spreading changes: bir nedeni yayılan bir sonuca bağlamak
Lead to + isim öbeği, “bir sonuca neden olmak” demektir. Bu cümlede that nedeni, spreading changes in brain activity and blood flow ise sonucu belirtir. Burada spreading, changes sözcüğünü niteler: değişiklikler beynin daha fazla bölümüne yayılır. Lead to yapısındaki to bir edattır; bu nedenle ardından isim öbeği ya da -ing biçimi gelebilir, yalın fiil gelemez.
Alıştırma
“Neden olmak” anlamındaki hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Poor ventilation can ____ moisture problems.
Cevabı göster
lead to
but it can spread quickly over the surface of the brain,
1:44ancak beynin yüzeyinde hızla yayılabilir,
what triggers this change in charge: bir değişimi neyin başlattığını sormak
Trigger burada “bir tepkiyi veya değişimi başlatmak” anlamına gelen bir fiildir. what triggers this change in charge yan cümlesi, elektriksel değişimi hangi bilinmeyen etkenin başlattığını sorar. Trigger, bir süreci harekete geçiren olaya veya uyarana işaret eder. Her zaman tam ya da en temel nedeni belirtmez. Burada charge, “elektrik yükü” anlamındadır.
Alıştırma
Hangi cümlede trigger, “bir tepkiyi veya süreci başlatmak” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?
- A sudden temperature drop can trigger the alarm.
- The technician tested the trigger on the device.
- The manual shows where the alarm trigger is located.
Cevabı göster
A sudden temperature drop can trigger the alarm.
causing different aura symptoms depending on the affected area. Kalıp ifadeler
1:47etkilenen bölgeye bağlı olarak farklı aura semptomlarına neden olabilir.
depending on the affected area: bir koşulun sonucu değiştirmesi
depending on, sonucu değiştiren koşulu belirtir. Burada aura belirtileri beynin hangi bölgesinin etkilendiğine göre değişir; her bölgede aynı belirtiler ortaya çıkmaz. affected area ifadesindeki affected, sıfat gibi kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır ve “süreçten etkilenen veya süreç nedeniyle değişen” anlamına gelir. Duygusal olarak “duygulanmış” anlamına gelmez.
Alıştırma
Vurgulanan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The field trip will be canceled or moved indoors ____ the weather.
Cevabı göster
depending on
If it inches over the visual cortex, for example, Kelime
1:51Örneğin, görsel korteks üzerinde yavaşça ilerlerse,
it inches over: inch fiilinin yavaş hareket anlamı
it inches over ifadesinde inches bir ölçü birimini belirten isim değil, fiildir. Fiil olarak inch, çok yavaş ve çok küçük aşamalarla hareket etmek anlamına gelir. İfade, yayılan etkinliğin görsel kortekse yavaş yavaş ulaştığını veya onun üzerinden geçtiğini anlatır. Over, o bölgenin üzerine veya o bölge boyunca uzanan hareket yolunu ekler. Ana fikir, inçle ölçülen bir mesafe değil, kademeli harekettir.
Alıştırma
Hangi cümlede inches, “çok küçük aşamalarla çok yavaş hareket etmek” anlamında bir fiildir?
- The shelf is two inches above the desk.
- Please move the chair an inch to the left.
- The queue inches forward while each ticket is checked.
Cevabı göster
The queue inches forward while each ticket is checked.
it may cause an image or blind spot to spread over the visual field. Notlar
1:54bir görüntünün veya kör noktanın görüş alanına yayılmasına neden olabilir.
cause an image or blind spot to spread: cause + nesne + to + fiil
Cause + nesne + to + fiil yapısı, bir şeyin başka bir şeyde bir eylem veya değişiklik meydana getirdiğini anlatır. Burada an image or blind spot nesnedir; to spread ise ortaya çıkan değişikliği belirtir. May, sonucun kesin değil mümkün olduğunu gösterir; burada izin anlamına gelmez. Bu kalıp, bilimsel neden-sonuç açıklamalarında yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi expand fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Heat can cause metal ____.
Cevabı göster
to expand
blind spot: görmenin olmadığı sınırlı bir alan
Bu cümlede blind spot gerçek anlamıyla kullanılmıştır: görme alanında görüntünün olmadığı sınırlı bir bölgeyi belirtir. Spot, yerel ve sınırlı bir alan demektir; bu nedenle ifade tam körlük anlamına gelmez. Aynı birleşik ifade, birinin fark etmediği zayıflık, risk veya anlayış boşluğu için mecazi olarak da yaygın biçimde kullanılır. Görmeyle ilgili bağlam, burada gerçek ve tıbbi anlamın geçerli olduğunu gösterir.
Alıştırma
"The exam found a blind spot near the center of her visual field," cümlesinde blind spot ne anlama gelir?
- İki gözde de tam körlük
- Görmenin olmadığı sınırlı bir alan
- Bir plandaki fark edilmemiş zayıflık
Cevabı göster
Görmenin olmadığı sınırlı bir alan
play a key role: bir süreçte hayati önem taşımak
Play a key role, bir sürecin veya sonucun gerçekleşmesinde çok önemli olmak demektir. Burada ifade, trigeminal sinirin baş ağrısı evresinde gerçekleşenlerin temel bir parçası olduğunu belirtir. Bu kalıpta play, “oynamak” ya da “müzik icra etmek” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp X plays a key role in Y veya in doing Y biçimindedir. Key, role sözcüğünün anlamını güçlendirir: katkı yalnızca mevcut değildir, hayati önem taşır.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Clear communication can ____ preventing mistakes.
Cevabı göster
play a key role in
The trigeminal nerve normally transmits touch, temperature, and other sensations
2:03Trigeminal sinir normalde dokunma, sıcaklık ve diğer duyuları
and some of the blood vessels and layers covering the cerebral cortex.
2:11ve serebral korteksi kaplayan kan damarlarının ve katmanların bazılarına iletir.
Once activated: kısaltılmış zaman-koşul yan cümlesi
Once activated, once the trigeminal nerve is activated, yani “trigeminal sinir etkinleştirildiğinde” veya “bu etkinleştirme gerçekleşir gerçekleşmez” anlamına gelen kısaltılmış bir zaman-koşul yan cümlesidir. Once burada bir bağlaçtır; “bir kez” anlamına gelmez. Özne ve be biçimi, ana cümleden anlaşıldığı için atılır: Once [the trigeminal nerve is] activated, the trigeminal nerve transmits pain signals. Once + geçmiş zaman ortacı kalıbında, ana cümlenin öznesi eylemi alan şey olmalıdır.
Alıştırma
“Once activated, the sensor sends a signal” cümlesinin tam biçimi hangisidir?
- The sensor sends a signal only one time.
- Once the sensor is activated, it sends a signal.
- Before the sensor is activated, it sends a signal.
Cevabı göster
Once the sensor is activated, it sends a signal.
meaning the threshold for provoking pain is lowered. Kalıp ifadeler
2:22yani ağrıyı kışkırtma eşiği düşer.
becomes sensitized: daha kolay tepki veren bir duruma geçmek
Tıp ve bilim İngilizcesinde becomes sensitized, bir şeyin değişerek uyarana daha kolay ya da daha güçlü tepki vermeye başlaması demektir. Burada ağrı yolu uyarana daha kolay tepki verir hâle gelir; böylece daha zayıf bir uyaran bile ağrı oluşturabilir. Bu ifade yalnızca yolun duyusu olduğu anlamına gelmez. become + geçmiş zaman ortacı yapısı, yeni bir duruma geçişi anlatır. Bir sinir, yol veya sistem, tekrarlanan ya da yoğun uyarımdan sonra become sensitized olabilir.
Alıştırma
Cümleyi “değişerek daha kolay tepki vermeye başlar” anlamındaki iki kelimelik tıp ifadesiyle tamamlayın: After repeated irritation, the nerve pathway ____.
Cevabı göster
becomes sensitized
the threshold for ... is lowered: bir tepkiyi tetiklemek için daha azı yeterli olur
Buradaki threshold, fiziksel bir kapı eşiği değil, bir tepkinin başladığı soyut tetiklenme noktasıdır. The threshold for provoking pain, ağrının başlaması için gereken uyarım miktarı veya yoğunluğudur. Bu eşik düşürülürse daha zayıf bir uyaran ağrıya neden olabilir; ağrının kendisinin hafiflediği anlamına gelmez. the threshold for + isim veya -ing + is lowered yapısı, tetiklenme noktasının düşürülmesini edilgen biçimde anlatır. Etken yapıda bir şey lowers the threshold for bir tepki denir.
Alıştırma
Cümleyi the threshold for + -ing + is lowered yapısını kullanarak tamamlayın: In hot weather, ____ canceling outdoor practice ____.
Cevabı göster
the threshold for · is lowered
bending over: belden öne eğilmek
Bend over, üst gövdeyi belden öne ve aşağıya doğru eğmek anlamına gelir. Bending over bunun -ing biçimidir ve burada eylemin adı olarak kullanılır. Such as ifadesinden sonra bending over, eylemlerin sıralandığı listede coughing ile paralel yapıdadır. Over ifadenin bir parçasıdır ve eğilmiş konumu anlatmaya yardımcı olur; “bitmiş” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bend over ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: To tie her shoe, Maya had to ____.
Cevabı göster
bend over
would usually be pain-free: normalde beklenen sonuç
Would usually be pain-free, “normalde ağrıya yol açmaz veya ağrı içermezdi” anlamına gelir. Buradaki would, “olağan koşullarda” gibi açıkça söylenmeyen ama anlaşılan bir koşul altında beklenen sonucu gösterir; durumu geçmiş zamana yerleştirmez. That would usually be pain-free ilgi cümleciği, hangi sensations öğelerinden söz edildiğini açıklar. Can become painful ile karşıtlık kurarak normal beklentiden farklı bir değişimi vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede would usually be, normal bir beklentiyi şimdiki olağan dışı durumla karşılaştırmak için kullanılmıştır?
- For Lena, a short walk is usually easy, and today is no exception.
- For Lena, a short walk used to be easy before her injury.
- For Lena, a short walk would usually be easy, but her injured ankle makes it difficult today.
Cevabı göster
For Lena, a short walk would usually be easy, but her injured ankle makes it difficult today.
Migraines are as common as they are diverse, Dilbilgisi
2:34Migren, çeşitli olduğu kadar yaygındır da;
as common as they are diverse: iki özelliği dengelemek
as + adjective + as + subject + be + adjective kalıbı, aynı öznenin iki özelliğini eşit derecede dikkat çekici olarak sunar. Burada migrenlerin hem çok yaygın hem de çok çeşitli olduğu anlatılır. İki özellik, kelimenin tam anlamıyla ölçülüp birbirine eşitlenmez. Dengeli as ... as yapısı iki özelliğe benzer ağırlık verir ve anlatımı daha özenli ve vurgulu hâle getirir.
Alıştırma
Hangi cümle aynı öznenin iki özelliğini dengelemek için bu kalıbı kullanıyor?
- The course is as demanding as it is useful.
- The course is as demanding as the final exam.
- The course is more demanding than useful.
Cevabı göster
The course is as demanding as it is useful.
affecting as many as 33%: yüksek bir sayıyı vurgulamak
affecting as many as 33% of women ifadesinde as many as, yüzde 33'ü dikkat çekici derecede yüksek bir oran olarak sunar. Yazar, dinleyicinin bu sayının ne kadar yüksek olduğunu fark etmesini ister. Burada as many as, sayının önünde kullanılan tek bir miktar ifadesidir; eşitlik bildiren as ... as kalıbı değildir. Yüzde, sayılabilen bir kadın grubunu ifade ettiği için many doğal seçimdir. Bu söz öbeği yüksek bir tahmin sunabilir; bu nedenle tek başına oranın tam olarak yüzde 33 olduğunu garanti etmez.
Alıştırma
Şaşırtıcı derecede büyük bir sayıyı vurgulamak için dersteki üç kelimelik ifadeyi kullanın: The museum welcomed ____ 5,000 visitors in one day.
Cevabı göster
as many as
Still, there's much we don't know about them. Anlatım akışı
2:43Yine de onlarla ilgili bilmediğimiz çok şey var.
Karşıtlık bağlacı olarak Still,
Cümlenin başındaki Still, “yine de” veya “az önce söylenenlere rağmen” anlamına gelir. Önceki bilgiyi kabul eder, ardından bir sınırlama getirir: hâlâ bilmediğimiz önemli şeyler vardır. Bir söylem bağlacı olarak düşünceyi bilinen bilgiden çözülmemiş bir noktaya taşır. Burada “hareketsiz” ya da yalnızca “devam eden” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu karşıtlığı en iyi tamamlayan bağlacı seçin: The first trial looked promising. ___, more testing is needed.
- For example
- Therefore
- Still
Cevabı göster
Still
We can see that migraine is a neurological disorder Kelime
2:46Migrenin nörolojik bir rahatsızlık olduğunu görebiliyoruz;
Tıbbi sınıflandırmada a neurological disorder
a neurological disorder ifadesinde neurological, “beyin, omurilik veya sinirlerle ilgili” anlamına gelir; disorder ise normal işleyişi bozan bir durumu belirten temel tıbbi isimdir. Bu ifade migreni yalnızca gündelik bir baş ağrısı olarak ele almak yerine, sinir sistemiyle ilgili bir durum olarak sınıflandırır. Burada disorder, “dağınıklık” veya “karmaşa” anlamına gelmez.
Alıştırma
Tıbbi bir makalede a neurological disorder ne anlama gelir?
- Sinir sistemini ilgilendiren tıbbi bir durum.
- Bir odadaki eşyaların dağınık biçimde yerleştirilmesi.
- Yorucu bir günden sonraki her kısa süreli baş ağrısı.
Cevabı göster
Sinir sistemini ilgilendiren tıbbi bir durum.
But we don't know for sure what exactly triggers each step, Anlatım akışı
2:55Ancak her bir adımı tam olarak neyin tetiklediğini,
But we don't know for sure what exactly triggers each step: belirsizliği belirtmek
But, bilgiyi daha önce ele alınan gözlemlerden hangi sonuca varılabileceğinin sınırına yöneltir. we don't know for sure belirsizliği işaret ederken what exactly triggers each step yanıtlanmamış soruyu belirtir. Bu düzenleme, bilinen kanıtları bilinmeyen bir mekanizmadan ayırır. Hiçbir şey bilinmediği anlamına gelmez; kanıtların henüz her adımı neyin tetiklediğine ilişkin kesin bir yanıtı desteklemediği anlamına gelir.
Alıştırma
Bir raporda şöyle deniyor: The data show a pattern, but we don't know for sure what causes it. İkinci cümlecik ne yapıyor?
- Tek bir nedenin her vakayı açıkladığını kanıtlar.
- Tüm verileri reddeder.
- Gözlemlenen örüntüyü reddetmeden nedenin hâlâ belirsiz olduğunu belirtir.
Cevabı göster
Gözlemlenen örüntüyü reddetmeden nedenin hâlâ belirsiz olduğunu belirtir.
why some people get migraines and not others,
2:59neden bazı insanların migren geçirip diğerlerinin geçirmediğini,
or why people's migraine patterns sometimes change over their lifetimes.
3:04veya insanların migren düzenlerinin yaşamları boyunca neden bazen değiştiğini kesin olarak bilmiyoruz.
Hormonal fluctuations are thought to have a role in some of these things. Dilbilgisi
3:09Hormonal dalgalanmaların bunlardan bazılarında rol oynadığı düşünülmektedir.
are thought to have a role: belirsiz bir sonucu aktarmak
are thought to have a role, subject + be thought to + base verb biçimindeki edilgen aktarım yapısını kullanır. Çoğul özne Hormonal fluctuations, are ile kullanılır; have a role in, bir şeye katkıda bulunmak veya onu etkilemek anlamına gelir. Bu yapı, görüşü kimin savunduğunu belirtmeden araştırmaya dayalı bir görüş aktarır ve bunu tamamen kanıtlanmış bir olgu olarak sunmaz. Burada hormonal dalgalanmaların bazı etkilerde payı olabileceğini gösterir, ancak bu ilişki kesinmiş gibi ifade edilmez.
Alıştırma
İlk çalışmalar bir bağlantı olduğunu düşündürüyor, ancak bu rol henüz tam olarak kesinleşmedi. Hangi cümle bu belirsizliği en iyi korur?
- Sleep quality is thought to have a role in recovery.
- Sleep quality is known to have a role in recovery.
- Sleep quality guarantees recovery.
Cevabı göster
Sleep quality is thought to have a role in recovery.
Some women experience a significant reduction in migraine frequency after menopause, Kalıp ifadeler
3:13Bazı kadınlar, seks hormonu dalgalanmalarının daha az olduğu
when sex hormone fluctuations are fewer.
3:18menopozdan sonra migren sıklığında önemli bir azalma yaşarlar.
experience a significant reduction in...: ölçülebilir bir azalmayı bildirmek
Burada experience, 'bir etkinliği denemek' değil, 'bir değişim yaşamak' veya 'bir durumla karşılaşmak' anlamındadır. Özne bir değişimden etkilenir: bazı kadınlarda migrenin görülme sıklığı belirgin biçimde azalır. Resmî yapı experience a significant reduction in + isim şeklindedir. Reduction in neyin azaldığını belirtirken significant, azalmanın büyük veya fark edilecek kadar önemli olduğunu gösterir.
Alıştırma
Resmî rapor cümlesini hedef yapının geçmiş zamanıyla tamamlayın: After the safety update, the factory ____ workplace accidents.
Cevabı göster
experienced a significant reduction in
Meanwhile, just before menopause,...: karşıt bir döneme geçiş yapmak
Meanwhile, açıklamayı menopozdan sonraki dönemden onunla ilişkili olan hemen önceki döneme taşır. Konu aynı kalır, ancak okuyucudan karşıt eğilimleri karşılaştırması istenir: dalgalanmalar menopozdan sonra azalırken hemen öncesinde artar. Burada meanwhile, söylemi düzenleyen bir geçiş ifadesidir; iki dönemin tam olarak aynı anda gerçekleştiğini ileri sürmez. Açıklamalarda, önceki noktayla paralel tutarak başka bir zaman, yer veya grupta olanları tanıtabilir.
Alıştırma
Bu cümlede Meanwhile sözcüğünün temel işlevi nedir?
- Tam olarak aynı anda gerçekleşen bir olayı belirtir.
- Başka bir döneme geçer ve önceki eğilimle karşılaştırma yapılmasını sağlar.
- Hormon dalgalanmalarının menopoza neden olduğunu gösterir.
Cevabı göster
Başka bir döneme geçer ve önceki eğilimle karşılaştırma yapılmasını sağlar.
and some women experience worsening or new headaches.
3:25ve bazı kadınlar baş ağrılarının kötüleştiğini veya yeni baş ağrıları yaşadıklarını belirtirler.
People with migraines are more likely to suffer from depression, Kalıp ifadeler
3:30Migren hastalarının, diğer hastalıkların yanı sıra depresyon,
are more likely to suffer from: kesinlik değil, daha yüksek olasılık
be more likely to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir olayın ilgili karşılaştırma grubuna göre bir grupta gerçekleşme olasılığının daha yüksek olduğunu anlatır. Burada are more likely to daha yüksek riski belirtir; suffer from ise hastalık gibi zararlı bir durumu “yaşamak veya bundan mustarip olmak” anlamına gelir. Bu ifade grup düzeyindeki bir eğilimi anlatır. Migreni olan herkesin sıralanan rahatsızlıklardan birine yakalanacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
“People with migraines are more likely to suffer from sleep disorders” cümlesi ne anlama gelir?
- Migreni olan kişilerin uyku bozukluğu yaşama olasılığı karşılaştırma grubuna göre daha yüksektir.
- Uyku bozukluklarının migrene neden olduğu kanıtlanmıştır.
- Migreni olan herkes uyku bozukluğu yaşayacaktır.
Cevabı göster
Migreni olan kişilerin uyku bozukluğu yaşama olasılığı karşılaştırma grubuna göre daha yüksektir.
among other illnesses: tamamlanmamış bir liste
Among other illnesses, örneklerden sonra gelerek listenin tamamlanmadığını gösterir: az önce adı geçen hastalıklar daha büyük bir kümenin yalnızca bazı üyeleridir. Other illnesses, adı verilmeyen başka hastalıkları anlatır; belirli tek bir hastalığın adı değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp örnek listesi + among other + çoğul kategori adıdır; among other reasons veya among other activities gibi.
Alıştırma
Listenin tamamlanmadığını gösteren iki kelimelik hedef İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The community center offers painting, dance, and drama, ____ activities.
Cevabı göster
among other
The relationship with these diseases is likely complex, Dilbilgisi
3:38Bu hastalıklarla olan ilişki muhtemelen karmaşıktır;
is likely complex: olası ama kesin olmayan bir değerlendirme
is likely complex ifadesinde likely, probably yani “muhtemelen” anlamına gelir. Karmaşıklığı en güçlü kanıta dayanan değerlendirme olarak sunar, ancak sonucun yanlış olabileceği ihtimalini de açık bırakır. Bu tür ifadeye ihtiyatlı anlatım ya da hedging denir. Bilimsel ve analitik yazılarda, kanıta dayalı bir yorum ile tamamen kanıtlanmış bir gerçeği ayırmak için kullanılır.
Alıştırma
İlk kanıtlar karmaşık bir nedene işaret ediyor, ancak çalışma henüz tamamlanmadı. Hangi cümle en uygundur?
- The cause is definitely complex.
- The cause cannot be complex.
- The cause is likely complex.
Cevabı göster
The cause is likely complex.
possibly reflecting the effect of migraine on those diseases or vice versa, Deyimler
3:41migrenin bu hastalıklara etkisini veya tam tersini,
or vice versa: bir ilişkinin yönünü tersine çevirmek
Vice versa, az önce belirtilen ilişkinin iki tarafı yer değiştirilerek de okunabileceği anlamına gelir. Burada, bu hastalıkların migreni etkileyebileceğini belirten daha uzun olasılığın yerini tutar. İfade or ile başladığı için ters yön bir alternatif olarak sunulur; cümle iki yönün de doğru olduğunu iddia etmez. Başka bağlamlarda and vice versa, iki yönün de geçerli olduğunu belirtebilir.
Alıştırma
Neden-sonuç yönünün ters olabileceğini belirten iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The delay may have caused the error, or ____.
Cevabı göster
vice versa
or reflecting their shared genetic basis. Kalıp ifadeler
3:46ya da ortak genetik temellerini yansıtıyor olabilir.
shared genetic basis: ortak genetik temel
“Shared genetic basis”, iki veya daha fazla hastalık ya da özelliğin aynı kalıtsal biyolojik etkenlerin bazıları tarafından etkilenebileceği anlamına gelir. “Shared”, “genetic basis” ifadesini niteler; yani altta yatan genetik etki bunlarda ortaktır. Buradaki “basis”, fiziksel bir üs değil, soyut bir temel veya kökendir. İfade, genetik kökenlerin kısmen örtüşebileceğini belirtir; tek başına bir genin her şeyi açıkladığını veya genetiğin tek neden olduğunu ileri sürmez.
Alıştırma
İki hastalığın shared genetic basis sahibi olması ne anlama gelir?
- Hastalıkların aynı binada araştırıldığı anlamına gelir.
- Tek bir genin her iki hastalığın da tek nedeni olduğunu kanıtlar.
- Aynı kalıtsal etkenlerin bazılarının her iki hastalığı da etkileyebileceğini düşündürür.
Cevabı göster
Aynı kalıtsal etkenlerin bazılarının her iki hastalığı da etkileyebileceğini düşündürür.
Genetics almost certainly play a role, Kalıp ifadeler
3:49Genetik neredeyse kesinlikle bir rol oynamaktadır,
almost certainly play a role: neredeyse kesin olarak rol oynamak
“Almost certainly”, küçük bir belirsizlik payı bırakırken çok yüksek bir kesinlik derecesi ifade eder. “Probably” sözcüğünden daha güçlü, “certainly” sözcüğünden ise biraz daha az mutlaktır. “Play a role”, bir sonuca katkıda bulunmak veya etkili olan etkenlerden biri olmak anlamına gelir. İfadeler birlikte kullanıldığında genetiğin büyük olasılıkla işin içinde olduğu, ancak tek neden olduğunun ileri sürülmediği anlaşılır.
Alıştırma
Hangi cümle maliyetin katkıda bulunan etkenlerden biri olduğuna dair çok yüksek bir kesinlik ifade ederken küçük bir belirsizlik payı bırakır?
- Cost probably played a role in the delay.
- Cost almost certainly played a role in the delay.
- Cost certainly caused the delay by itself.
Cevabı göster
Cost almost certainly played a role in the delay.
there's no single gene that causes migraines. Dilbilgisi
3:53migrene neden olan tek bir gen yoktur.
although with a few exceptions: genel bir yargıyı istisnalarla sınırlandırmak
Although, ardından gelen yan cümleyi bir ödün verme noktası olarak sunar: bu noktanın tartışmadaki başka bir noktayla karşıtlık kurduğunu ya da onu sınırladığını gösterir. Burada tek başına however ile aynı işlevde kullanılmaz. With a few exceptions, ardından gelen genel yargının kapsamını sınırlar. Yargı genel olarak doğru kabul edilir, ancak az sayıdaki durum bunun dışında bırakılır; bu istisnalar ana yargıyı geçersiz kılmaz.
Alıştırma
Bu cümlede although with a few exceptions ne işe yarıyor?
- İstisnaların ardından gelen genel yargıyı tamamen çürüttüğünü söyler.
- Ardından gelen genel yargıyı bir ödün verme noktası olarak sunar ve az sayıdaki durumun bu yargının dışında kalabileceğini kabul eder.
- Ardından gelen genel yargının hiçbir istisnası olmadığını söyler.
Cevabı göster
Ardından gelen genel yargıyı bir ödün verme noktası olarak sunar ve az sayıdaki durumun bu yargının dışında kalabileceğini kabul eder.
there's no single gene that causes: tek genli bir açıklamayı reddetmek
There is no single + isim + that... kalıbı, ilgi cümleciğindeki eylemi tek bir unsurun kendi başına gerçekleştirdiği düşüncesini reddeder. Burada that causes migraines, hangi tür genden söz edildiğini belirtir. Bu bilimsel bağlamda cümle, migreni tek bir genle açıklama düşüncesini dışlar; genlerin önemsiz olduğunu söylemez. Birden fazla gen, başka etkenlerle birlikte katkıda bulunabilir.
Alıştırma
There is no single gene that causes the condition ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Durumun her örneğine tam olarak bir gen neden olur.
- Genlerin bu durumla hiçbir bağlantısı yoktur.
- Birden fazla gen katkıda bulunabilir, ancak tek bir gen bütün açıklamayı oluşturmaz.
Cevabı göster
Birden fazla gen katkıda bulunabilir, ancak tek bir gen bütün açıklamayı oluşturmaz.
Certain genes control how easily our brains' neurons are excited by environmental stimuli Dilbilgisi
3:56Belirli genler, beynimizin nöronlarının çevresel uyaranlarla ne kadar kolay uyarıldığını
and how readily they transmit painful signals.
4:02ve ağrı sinyallerini ne kadar kolay ilettiklerini kontrol eder.
control how easily ... and how readily ...: paralel how yan cümleleri
control fiilinden sonra iki how yan cümlesi paralel olarak kullanılır: how easily ... are excited ve how readily they transmit .... İkisi de control fiilinin nesnesi görevindedir ve genlerin etkilediği dereceyi ya da kolaylığı belirtir. Bunlar doğrudan soru değil, iç içe geçmiş yan cümlelerdir; bu yüzden düz cümle söz dizimini kullanırlar. and, aynı yapıda ikinci bir bilginin geldiğini gösterir: control how + zarf + özne + fiil, and how + zarf + özne + fiil.
Alıştırma
controls fiilinden sonra paralel iki how yan cümlesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The app controls how often notifications appear and how loudly they sound.
- The app controls notifications appear how often and they sound how loudly.
- The app controls how often do notifications appear and how loudly do they sound.
Cevabı göster
The app controls how often notifications appear and how loudly they sound.
It's possible that the neurons in the brains of people who experience migraines
4:06Migren yaşayan insanların beyinlerindeki nöronların,
are more easily triggered by environmental stimuli Kalıp ifadeler
4:10çevresel uyaranlarla daha kolay tetiklenmesi
more easily triggered by: daha düşük bir tetiklenme eşiği
are more easily triggered by environmental stimuli ifadesinde are triggered edilgen yapıdadır: çevresel uyaranlar nöronların tepkisini başlatabilir. More easily bir karşılaştırma belirtir; tepkinin karşılaştırılan gruba göre daha az uyaranla ya da daha fazla durumda başladığını anlatır. Tıp ve risk açıklamalarında trigger genellikle “bir atağı veya tepkiyi başlatmak” anlamına gelir. Bu ifade tek başına tetikleyicinin altta yatan ya da tek neden olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Bir rapor parlak ışığın migren ataklarını başlatabileceğini, ancak bunun altta yatan neden olduğunun kanıtlanmadığını söylüyor. Bu iddiayı en iyi hangi cümle karşılar?
- For some patients, migraine attacks are more easily caused by bright light.
- For some patients, migraine attacks are more easily triggered by bright light.
- For some patients, bright light is more easily triggered by migraine attacks.
Cevabı göster
For some patients, migraine attacks are more easily triggered by bright light.
and less likely to block painful signals. Dilbilgisi
4:14ve ağrı sinyallerini engelleme olasılıklarının daha düşük olması muhtemeldir.
less likely to block painful signals: göreli olarak daha düşük olasılık
less likely to + fiilin yalın hâli, bir eylemin karşılaştırılan başka bir grup ya da duruma göre gerçekleşme olasılığının daha düşük olduğunu belirtir. Burada, söz konusu nöronların ağrı sinyallerini engelleme olasılığının daha düşük olduğu anlatılır. Less göreli bir karşılaştırma kurar; imkânsızlık bildirmez. Block painful signals, acı verici duyguları gizlemek değil, ağrı sinyallerinin iletimini durdurmak veya azaltmak demektir.
Alıştırma
Cümleyi “gerçekleşme olasılığı daha düşüktür” anlamındaki hedef yapıyla tamamlayın: Compared with the older model, this battery is ____ overheat.
Cevabı göster
less likely to
While there's no simple way to explain what happens in our brains with this complex disorder, Anlatım akışı
4:18Bu karmaşık hastalıkta beynimizde neler olduğunu açıklamanın basit bir yolu olmasa da,
While there's no simple way...: ana fikirden önce bir sınırlamayı kabul etmek
Burada while, “... sırasında” değil, although gibi “... olsa da” anlamına gelir. Başlangıçtaki yan cümle bir sınırlamayı kabul eder: Bu karmaşık bozukluğun beyinde yaptıklarını açıklamanın basit bir yolu yoktur. Bu ödünü önce vermek, okuyucuyu ardından gelecek ana cümleye hazırlar. “Önce bir sınırlamayı kabul et, sonra ana fikri belirt” düzeni, konuyu basitmiş gibi göstermeden net bir sonuç sunar.
Alıştırma
Altyazıdaki While bilgiyi düzenleme açısından hangi görevi görür?
- Ana fikir gelmeden önce konunun karmaşık olduğunu kabul eder.
- İki olayın aynı anda gerçekleştiğini söyler.
- Bozukluğun nedenini verir.
Cevabı göster
Ana fikir gelmeden önce konunun karmaşık olduğunu kabul eder.
one thing is for sure: kesin bir sonuç sunmak
One thing is for sure, “en azından bir nokta kesin” anlamına gelen sabit bir söylem işaretidir. Dinleyiciye, konuşmacının birazdan en çok güvendiği sonucu açıklayacağını bildirir. Buradaki for sure kesinliği güçlendirir; kimseden onay istemez. Bu ifade, kesin bir sonucu diğer karmaşık veya belirsiz ayrıntılardan ayırarak bilgiyi düzenler.
Alıştırma
“En azından bir nokta kesin” anlamına gelen beş sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: We may disagree about the route, but ____: we must leave before dark.
Cevabı göster
one thing is for sure
Migraine is much more than a headache. Anlatım akışı
4:26Migren bir baş ağrısından çok daha fazlasıdır.
much more than a headache: dar bir tanımı düzeltmek
Much more than a headache sayıları karşılaştırmaz. Migrenin yalnızca bir baş ağrısı olduğu şeklindeki dar görüşü reddeder: migrenin etkileri ve mekanizmaları bu tek belirtinin ötesine geçer. X is much more than Y yapısında more than, X’in tanımını genişletir; much ise güçlü bir vurgu ekler. Burada yapı, önceki açıklamayı migrenin tek bir belirtiye indirgenemeyeceği ana fikrine dönüştürür.
Alıştırma
“Çok ötesinde” anlamına gelen üç sözcüklük vurgulu yapıyla cümleyi tamamlayın: A good coach is ____ someone who gives orders.
Cevabı göster
much more than
Akıl yürütmeden sonraki soruya geçen But what then is...?
But, soruyu önceki düşünceye bağlar ve bir yön değişikliğini gösterir. Burada then, “o hâlde” ya da “öyleyse” anlamındadır. Bir zamana işaret etmek yerine önceki sonucu ileri taşır. But what then is...? yapısı bir yönlendirme geçişi olarak kullanılır. Önceki açıklamanın sonucunu, dinleyicinin düşünmesi gereken bir sonraki soruya dönüştürür.
Alıştırma
But what then is a headache? cümlesinde then sözcüğünün temel görevi nedir?
- Konuşanın sorunun cevabı olmadığını zaten bildiğini gösterir.
- Önceki akıl yürütmeyi ilerletir ve sonraki soruyu ortaya koyar.
- Olayları zaman sırasına dizer.
Cevabı göster
Önceki akıl yürütmeyi ilerletir ve sonraki soruyu ortaya koyar.
Doctors have identified 150 types,
4:32Doktorlar, her birinin farklı nedenleri, belirtileri ve tedavileri olan
Her öğeyi kısa biçimde açıklamak için each with...
150 types ifadesinden sonra gelen each, doctors sözcüğüne değil, türlerin her birine gönderme yapar. with ile başlayan ifade, her türe ait özellikleri belirtir. each with + isim öbeği, çoğul bir grubun ardından gelen kısa bir ek açıklamadır. and each type has different causes, symptoms, and treatments gibi tam bir yan cümleyi tekrarlamayı önler; böylece listeleri ve sınıflandırmaları daha kısa hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi each ve doğru edatla tamamlayın: The hotel has four meeting rooms, ____ a large screen.
Cevabı göster
each with