Migren sırasında beyninize ne olur? - Marianne Schwarz: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
637 kelime 149 kel/dk

Video özeti: Bu video, migrenin neden yalnızca şiddetli bir baş ağrısı değil, nörolojik bir bozukluk olduğunu açıklıyor. Süreci erken uyarı işaretleri ve hipotalamus etkinliğinden aura ile trigeminal sinirin hassaslaşmasına kadar izliyor; ardından hormonal ve genetik etkileri ve diğer hastalıklarla henüz kesinleşmemiş bağlantıları ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. To trace a migraine's anatomy, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Amaç bildiren mastarın bir açıklamada izlenecek analiz yolunu nasıl duyurduğunu ve anatomy sözcüğünün karmaşık bir olgunun yapısını ve aşamalarını göstermek üzere mecazi biçimde nasıl kullanıldığını öğrenin. 2. the threshold for provoking pain is lowered. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Ağrıyı başlatmak için artık daha az uyarımın yeterli olduğunu anlatan resmî tıp kalıbını kavrayın; threshold for... is lowered yapısını hassasiyet, risk veya etkinleşme koşullarını açıklarken kullanın. 3. or vice versa, — Deyimler ve mecazi ifadeler: Latince kökenli bu kısa ifadeyi, ilişkinin ters yönde de işleyebileceğini belirten bir araç olarak tanıyın; özellikle belirsiz ya da çift yönlü nedensellikten söz ederken doğru yorumlayın.

Bu derste

A throbbing pounding headache, Kalıp ifadeler

0:07

Zonklayan, şiddetli bir baş ağrısı,

Kalıp ifadeler

throbbing pounding headache: ağrının ritmi ve şiddeti

Throbbing ve pounding sözcüklerinin ikisi de headache sözcüğünü niteler. Throbbing, çoğu zaman belirli bir ritimle tekrarlayan zonklama veya atma hissini anlatır; pounding ise her atışın güçlü ve şiddetli olduğu anlamını ekler. Bu iki sıfat birlikte, tek bir baş ağrısını bad headache ifadesinden daha ayrıntılı biçimde anlatır. İki ayrı hastalığın veya iki ayrı belirtinin adı değildir.

Alıştırma

Bu cümledeki throbbing pounding headache ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Aynı anda ortaya çıkan iki ayrı hastalık.
  2. Hafif ve sabit kalan bir baş ağrısı.
  3. Güçlü ve tekrarlayan zonklama ya da atma hissi veren tek bir baş ağrısı.
Cevabı göster

Güçlü ve tekrarlayan zonklama ya da atma hissi veren tek bir baş ağrısı.

bright zigzagging lines across your field of vision, Kalıp ifadeler

0:09

görüş alanınızda parlayan zikzak çizgiler,

Kalıp ifadeler

bright zigzagging lines: parlaklık ve şekil

Bright ve zigzagging sözcüklerinin ikisi de lines sözcüğünü niteler. Bright parlaklığı; zigzagging ise şekli veya izlenen yolu anlatır: çizgiler düz gitmek yerine tekrar tekrar keskin yön değiştirir. Bu ifade, iki görsel ayrıntıyı tek bir isim öbeğinde birleştirir. Zigzagging, çizgilerin şeklini ya da uzanıyor veya hareket ediyormuş gibi göründükleri yolu anlatabilir; tek başına hızlı hareket anlamına gelmez.

Alıştırma

Bright zigzagging lines ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Görüş alanının kenarında kalan düz ve koyu çizgiler.
  2. Tekrarlanan keskin dönüşlerden oluşan bir şekil oluşturan veya bu şekli izleyen parlak çizgiler.
  3. Çizgi oluşturmayan küçük nesneler.
Cevabı göster

Tekrarlanan keskin dönüşlerden oluşan bir şekil oluşturan veya bu şekli izleyen parlak çizgiler.

sensitivity to light, Kalıp ifadeler

0:12

ışığa duyarlılık,

Kalıp ifadeler

sensitivity to light: sensitivity to + uyaran

sensitivity to light ifadesinde sensitivity, güçlü ya da rahatsızlık verecek biçimde tepki verme durumunu anlatan bir isimdir. to edatı, bu tepkiye neden olan uyaranı belirtir; burada uyaran ışıktır. Bir kişinin veya vücudun bir bölümünün neye tepki verdiğini anlatmak için sensitivity to + isim kalıbını kullanabilirsiniz. sensitivity to sound ve sensitivity to certain foods buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için sensitivity sözcüğünden sonra kullanılan yaygın edatı yazın: Some people have sensitivity ____ bright screens.

Cevabı göster

to

lingering fatigue, Kalıp ifadeler

0:14

geçmeyen yorgunluk,

Kalıp ifadeler

lingering fatigue: devam eden yorgunluk

lingering fatigue ifadesinde lingering, beklenenden daha uzun süre devam eden veya ana hastalık ya da sorun geçtikten sonra da kalan bir durumu anlatır. Bu ifade, tamamen geçmemiş bir yorgunluğu belirtir. Lingering, şiddete değil süreye odaklanır. Yorgunluk hafif veya şiddetli olabilir; temel fikir devam etmesidir.

Alıştırma

Hangi cümlede lingering fatigue, ana hastalık bittikten sonra devam eden yorgunluk anlamında kullanılmıştır?

  1. She felt suddenly tired during the final sprint.
  2. After a full night's sleep, his tiredness disappeared completely.
  3. After the infection cleared, he still had lingering fatigue.
Cevabı göster

After the infection cleared, he still had lingering fatigue.

disrupted sleep. Kalıp ifadeler

0:15

bölünmüş uyku.

Kalıp ifadeler

disrupted sleep: bölünen veya düzeni bozulan uyku

Disrupted sleep, uykunun normal sürekliliğinin, zamanlamasının veya ritminin bozulduğu anlamına gelir. Bu; tekrar tekrar uyanmayı, uykuyu sürdürmekte zorlanmayı veya düzensiz saatlerde uyumayı içerebilir. Buradaki odak yalnızca az sayıda uyku saati değildir. Bir kişi yatakta sekiz saat geçirse bile birçok kez uyanıyorsa disrupted sleep yaşayabilir.

Alıştırma

Hangi durum disrupted sleep için en açık örnektir?

  1. Bir kişi planladığından on dakika geç yatar ancak normal şekilde uyur.
  2. Bir kişi sekiz saat uyur ancak birçok kez uyanır.
  3. Bir kişi kesintisiz uyur ve sabah dinlenmiş hisseder.
Cevabı göster

Bir kişi sekiz saat uyur ancak birçok kez uyanır.

A migraine can include any of these symptoms.

0:17

Bir migren bu belirtilerden herhangi birini içerebilir.

While an incapacitating headache is one of the most common experiences of migraine,

0:21

İnsanı elden ayaktan düşüren baş ağrısı, migrenin en yaygın deneyimlerinden biri olsa da

the word headache doesn't really capture the wide array of experiences a migraine can entail. Notlar

0:25

"baş ağrısı" kelimesi, bir migrenin yol açabileceği çok çeşitli deneyimleri tam olarak yansıtmaz.

Kelime

doesn't really capture: tam olarak yansıtmaz

Burada capture, fiziksel olarak yakalamak değil, “doğru biçimde temsil etmek, aktarmak veya özetlemek” anlamına gelir. Doesn't really capture, bir sözcüğün ya da açıklamanın gerçeğin önemli kısımlarını dışarıda bıraktığını belirtir. Bu cümlede headache, yaygın bir migren deneyiminin adını koyar ancak migrenin içerebileceği çok sayıdaki deneyimi bütünüyle yansıtmaz. Bu kullanımda really, “tam veya yeterli ölçüde değil” anlamını düşündürür: bu ad tamamen yanlış değildir, ancak eksiktir.

Alıştırma

Hangi cümlede capture, “doğru biçimde temsil etmek veya ifade etmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. The cage was designed to capture small animals safely.
  2. The short label doesn't really capture the complexity of the problem.
  3. The police worked all night to capture the escaped prisoner.
Cevabı göster

The short label doesn't really capture the complexity of the problem.

Kalıp ifadeler

wide array of experiences ... can entail: çeşitlilik ve içerilen unsurlar

A wide array of experiences, aynı türden çok sayıda deneyimi değil, birçok farklı türde deneyimi anlatır. Wide array çeşitliliği ve kapsamın genişliğini vurgular. The experiences a migraine can entail, migrenin kapsayabileceği veya beraberinde getirebileceği deneyimler demektir. Experiences sözcüğünden sonra ilgi zamiri that düşürülmüştür. Can olasılık bildirir; bu nedenle ifade, her migrenin bütün deneyimleri içerdiğini söylemez.

Alıştırma

Bir projenin birçok farklı türde görev içerebileceğini hedef ifadeyle doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The project can entail repeating one task all day.
  2. The project can entail a wide array of tasks.
  3. The report can detail a wide array of tasks.
Cevabı göster

The project can entail a wide array of tasks.

No two are alike Kalıp ifadeler

0:32

Hiçbir iki migren birbirinin aynısı değildir

Kalıp ifadeler

No two are alike: herhangi iki tanesi bile farklıdır

No two are alike, bir gruptan herhangi iki üye seçildiğinde bunların tamamen aynı olmadığı anlamına gelir. Alike, “birbirine benzer” demektir. Two, grupta yalnızca iki öğe olduğu anlamına gelmez; gruptaki herhangi bir çifti temsil eder. Burada kastedilen grup migren deneyimleri veya vakalarıdır; dolayısıyla ifade, kişiden kişiye görülen farklılığı vurgular.

Alıştırma

Bu yeni bağlamda kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Every handmade tile has a different pattern. No two are ____.

Cevabı göster

alike

and some don't even involve a headache. Kalıp ifadeler

0:33

ve hatta bazılarında baş ağrısı bile olmaz.

Kalıp ifadeler

don't even involve: şaşırtıcı bir eksikliği vurgulamak

Burada involve, “bir parça veya özellik olarak içermek” anlamındadır. Bazı migrenlerde belirtiler arasında baş ağrısı bulunmaz; burada birinin katılımını sağlamak anlamına gelmez. Even olumsuz ifadeyi güçlendirir. don't even involve, insanların normalde bulunmasını beklediği bir unsurun eksik olduğunu söyler ve bu eksikliğin şaşırtıcı olduğunu vurgular.

Alıştırma

Laboratuvar çalışmasının bulunmamasını şaşırtıcı bir durum olarak sunan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Some science projects ____ any lab work; they use existing data.

Cevabı göster

don't even involve

So what then is a migraine? Anlatım akışı

0:36

Peki o zaman migren nedir?

What's happening in the brain to cause it?

0:39

Buna neden olmak için beyinde neler oluyor?

Anlatım akışı

So what then is ...?: odağı ana soruya çevirmek

So, soruyu hemen önce verilen bilgiye bağlar; then ise burada “öyleyse” veya “bu durumda” anlamındadır. Buradaki then, zaman içinde daha sonra ne olduğunu belirtmez. So what then is ...? kalıbı, bir düzeltmeyi veya şaşırtıcı bir gerçeği yeni bir ana soruya dönüştürür. Bir açıklamada, önceki varsayımın yeterli olmadığını ve konuşmacının şimdi gerçek tanımı, nedeni ya da sorunu belirleyeceğini gösterir.

Alıştırma

Konuşmacı az önce sorunun fiyat olmadığını gösterdi. Önceki bilgiyi kullanarak odağı gerçek nedene en iyi şekilde çeviren soru hangisidir?

  1. What happened after the store closed?
  2. So what then is stopping customers from buying?
  3. Is the price written on the sign?
Cevabı göster

So what then is stopping customers from buying?

To trace a migraine's anatomy, Anlatım akışı

0:42

Bir migrenin anatomisinin izini sürmek için

Anlatım akışı

To trace a migraine's anatomy: bir analizi duyurmak

Baştaki To trace a migraine's anatomy bir amaç bildiren mastar yapısıdır: bir sonraki adımın neden gerekli olduğunu açıklar. Ardından gelen ana cümle, bu analizi gerçekleştirmek için ne yapılması gerektiğini söyler. anatomy burada mecazi anlamda kullanılır. Fiziksel bir teşrihi değil, karmaşık bir olgunun parçalarını, aşamalarını ve işleyişini anlatır. Bu girişin tamamı, adım adım yapılacak bir açıklamayı başlatır.

Alıştırma

To trace a migraine's anatomy girişi ne işe yarar?

  1. Bir migreni fiziksel olarak teşrih etme talimatı verir.
  2. Analizin zaten tamamlandığını söyler.
  3. Ardından gelen açıklamanın amacını ve bakış açısını duyurur.
Cevabı göster

Ardından gelen açıklamanın amacını ve bakış açısını duyurur.

we have to begin in the days and hours leading up to a migraine, Öbek fiiller

0:44

migrenden önceki günlere ve saatlere gitmeliyiz;

Öbek fiiller

leading up to: bir olaydan önceki dönem

In the days and hours leading up to a migraine, “migren başlamadan önceki günler ve saatler boyunca” anlamına gelir. leading up to, days and hours ifadesini niteleyen bir ortaç öbeğidir. lead up to, daha sonra gerçekleşecek bir olaya yaklaşan zaman dilimini veya süreci anlatır. Burada o gün ve saatlerin migrene neden olduğu söylenmez.

Alıştırma

Bir olaydan önceki dönemi anlatan bu nottaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The team practiced every day in the weeks ____ the championship game.

Cevabı göster

leading up to

when people often identify warning signs

0:47

o zamanlarda insanlar genellikle

ranging from fatigue or mood changes Dilbilgisi

0:50

yorgunluk veya ruh hali değişimlerinden

to bursts of yawning, sleep disruption, nausea, Kalıp ifadeler

0:52

esneme krizlerine, uyku bozukluklarına, mide bulantısına,

Kalıp ifadeler

bursts of yawning: kısa ve ani esneme dönemleri

Bursts of yawning, esnemenin aniden başlayıp kısa aralıklarla birkaç kez tekrarlandığı kısa dönemleri ifade eder. Çoğul bursts, böyle bir dönemin birden fazla kez yaşanabileceğini gösterir. Buradaki burst, patlama değil, aniden ortaya çıkan kısa bir etkinlik dönemini anlatan sayılabilir bir isimdir. a burst of veya bursts of + isim kalıbı laughter ya da applause gibi etkinlik ve seslerle de kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle kısa ve ani dönemler hâlinde tekrarlanan esnemeyi anlatır?

  1. During the lecture, she had bursts of yawning.
  2. During the lecture, she stayed alert and never yawned.
  3. During the lecture, she gave one yawn at the beginning.
Cevabı göster

During the lecture, she had bursts of yawning.

light and sound sensitivity,

0:55

ışık ve sese karşı hassasiyete,

or even increased thirst.

0:57

hatta artan susuzluğa kadar uzanan uyarıcı işaretleri fark ederler.

Dilbilgisi

ranging from ... to ...: geniş bir örnek grubunu düzenlemek

Ranging from A to B, çeşitli örnekleri bir aralık olarak düzenler; “A’dan B’ye kadar, diğer olasılıklar da dâhil” anlamına gelir. Burada bu ifade warning signs sözünü niteler ve fatigue, mood changes, yawning, sleep disruption, nausea ile sonraki işaretleri tek ve geniş bir listede toplar. Buradaki from ve to hareket bildirmez. Sayılardan değil örneklerden oluşan bir listede A ile B’nin kesin en düşük ve en yüksek noktalar olması gerekmez; yapı esas olarak kümenin ne kadar geniş olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi ranging from ... to ... ile tamamlayın: The club offers activities ____ chess ____ outdoor games.

Cevabı göster

ranging from · to

These warning signs point to a particular part of the brain, Kalıp ifadeler

1:00

Bu uyarı işaretleri beynin belirli bir bölgesine,

Kalıp ifadeler

warning signs point to: bir sonucu düşündüren kanıtlar

Bu cümlede warning signs point to a particular part of the brain, işaretlerin kanıt sağladığını ve beynin o bölümünü araştırılması gereken olası yer olarak gösterdiğini anlatır. Buradaki point to mecazidir; kimse fiziksel olarak bir yeri göstermiyor. Point to ifadesinin öznesi kanıtlar, işaretler, sonuçlar veya olgular olduğunda, ifade bir şeyi olası neden, yanıt ya da sonuç olarak destekler. Akıl yürütmeye bir yön verir, ancak sonucun kanıtlandığını söylemekten daha zayıftır.

Alıştırma

Cümleyi “olası neden olduğunu düşündürür” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: All the evidence ____ a fault in the power supply.

Cevabı göster

points to

the hypothalamus.

1:04

hipotalamusa işaret eder.

The hypothalamus normally controls the systems behind these symptoms, Kelime

1:06

Hipotalamus normalde bu semptomların arkasındaki sistemleri kontrol eder;

Kelime

the systems behind these symptoms: altta yatan mekanizmalar

Burada behind bir konumu değil, soyut bir ilişkiyi anlatır. the systems behind these symptoms ifadesinde behind these symptoms edat öbeği, sistemleri belirtileri oluşturmaya veya açıklamaya yardımcı olan, daha az görünür mekanizmalar olarak tanımlar. the X behind Y kalıbı, gözlemlenebilir bir sonucu, olayı veya ürünü onun altında yatan neden, mekanizma, fikir ya da sorumlu güçle ilişkilendirir. Hangi ilişkinin kastedildiğini bağlam gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “bir şeyden sorumlu olan veya onu açıklayan” anlamındaki edatla tamamlayın: Researchers are studying the mechanism ____ the repeated system failures.

Cevabı göster

behind

our body's internal hormonal balances, Kelime

1:10

vücudumuzun iç hormonal dengelerini,

Kelime

our body's internal hormonal balances: hormonların uyumlu durumu

Bu cümlede our body's internal hormonal balances ifadesi, vücuttaki hormon düzeyleri ile hormonların etkileşimlerinin uyumlu olmasını anlatır. Burada balance soyut bir isimdir: bir şeyi dengeleme eylemini veya düşmeden ayakta durabilme yeteneğini değil, düzenlenmiş bir durumu adlandırır. Çoğul biçim balances, birden fazla hormon düzenleme sisteminin her birinin kendi dengeli durumuna sahip olduğunu gösterir. Vücudun hormon sistemi tek bir genel durum olarak ele alındığında tekil hormonal balance da yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

our body's internal hormonal balances ifadesindeki balance hangi anlamda kullanılmıştır?

  1. vücudun düşmeden dik durabilme yeteneği
  2. her hormonu ölçmek için kullanılan ağırlıklar
  3. vücuttaki hormon düzeyleri ve etkileşimlerinin uyumlu durumları
Cevabı göster

vücuttaki hormon düzeyleri ve etkileşimlerinin uyumlu durumları

circadian rhythms, Kelime

1:12

sirkadiyen ritimleri

Kelime

circadian rhythms: yaklaşık 24 saatlik biyolojik döngüler

Circadian rhythms, yaklaşık her 24 saatte bir tekrarlanan doğal biyolojik döngülerdir. Uyku ve uyanıklık, vücut sıcaklığı ve hormon salınımı gibi günlük düzenlerin oluşmasına yardımcı olurlar. Burada rhythms sözcüğü müzikteki vuruşları değil, düzenli olarak tekrarlanan fizyolojik döngüleri anlatır. Çoğul biçim birden fazla günlük süreci belirtebilir; bu süreçler tek bir genel döngü olarak ele alındığında circadian rhythm yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Yaklaşık 24 saatlik biyolojik döngüleri belirten bilimsel terimle cümleyi tamamlayın: The body's roughly 24-hour cycles are called ____.

Cevabı göster

circadian rhythms

and water regulation.

1:13

ve su düzenlemesini.

It has wide connections throughout the brain Kalıp ifadeler

1:15

Beynin her yerinde geniş bağlantılara sahiptir

and is more active than usual in the days before a migraine. Dilbilgisi

1:18

ve migrenden önceki günlerde normalden daha aktiftir.

Kalıp ifadeler

wide connections throughout the brain: beynin her yerine uzanan geniş bağlantılar

Bu cümlede wide, bağlantıların erişim alanını anlatır: bağlantılar beynin birçok farklı bölümüne ulaşır. Her bağlantının fiziksel olarak geniş olduğu anlamına gelmez. Throughout the brain, beynin her yerinde ya da tüm beyin boyunca anlamına gelir. wide connections throughout + yer kalıbı, bağlantıları geniş bir alana yayılmış bir ağı anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede wide connections throughout the brain ne anlama geliyor?

  1. Bağlantılar beynin birçok farklı bölgesine ulaşır.
  2. Her bağlantı fiziksel olarak geniştir.
  3. Bağlantılar beynin tek bir küçük bölgesinde kalır.
Cevabı göster

Bağlantılar beynin birçok farklı bölgesine ulaşır.

Dilbilgisi

more active than usual: normalden daha aktif

More active bir karşılaştırma ifadesidir: etkinlik düzeyi daha yüksektir. Than usual, karşılaştırma noktası olarak başka bir organı ya da kişiyi değil, aynı şeyin normal veya tipik durumunu belirler. Tam anlam more active than it usually is biçiminde açılabilir. Bu kalıp sağlık, davranış, sistem veya verilerdeki değişimleri anlatmak için kullanışlıdır: karşılaştırma biçimi + than usual.

Alıştırma

Bugünkü düzeyi normal düzeyle karşılaştırmak için active ve usual kullanan bir ifadeyle cümleyi tamamlayın: The server is ____ today.

Cevabı göster

more active than usual

Another common warning sign is the migraine aura,

1:22

Başka bir yaygın uyarı işareti de

which can take the form of transient visual changes, Notlar

1:25

geçici görme değişiklikleri,

Kalıp ifadeler

can take the form of: bir şeyin nasıl ortaya çıktığını anlatmak

Take the form of + isim veya isim öbeği, bir şeyin belirli bir biçimde ortaya çıkması, var olması ya da ifade edilmesi anlamına gelir. Burada migren aurasının geçici görsel değişiklikler şeklinde ortaya çıkabileceği anlatılıyor. Yardımcı fiil can, bunun her durumda yaşanan bir şey değil, olası biçimlerden biri olduğunu gösterir. Bu ifadede form, bir şeyin ortaya çıkma veya deneyimlenme biçimidir; doldurulan bir form değildir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki ‘... şeklinde ortaya çıkabilir’ anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: A food allergy ____ a skin rash.

Cevabı göster

can take the form of

Kelime

transient visual changes: kısa sürede geçen görsel değişiklikler

Transient visual changes ifadesinde transient, visual changes öbeğini niteler ve değişikliklerin yalnızca kısa bir süre devam edip sonra geçtiğini belirtir. Belirli bir görsel belirti türünü değil, süresini anlatır.

Alıştırma

The patient experienced transient numbness tıbbi notunda transient ne anlama gelir?

  1. Uyuşma kalıcıydı.
  2. Uyuşma kısa bir süre devam etti ve sonra geçti.
  3. Uyuşma ulaşımla ilgiliydi.
Cevabı göster

Uyuşma kısa bir süre devam etti ve sonra geçti.

tingling or even trouble speaking. Kalıp ifadeler

1:29

karıncalanma veya konuşma güçlüğü şeklinde olabilen migren aurasıdır.

Kalıp ifadeler

trouble speaking: trouble + -ing yapısı

trouble speaking, “konuşmakta zorluk” anlamına gelir. Tam bir cümlede genellikle have trouble speaking kullanılır. Burada olası belirtiler sıralandığı için trouble speaking tek başına bir isim öbeği olarak kullanılmıştır. trouble sözcüğünden sonra, zorlanılan etkinliği belirtmek için fiilin -ing biçimi gelir: trouble sleeping, trouble concentrating ve trouble speaking.

Alıştırma

Cümleyi trouble ve speak fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: After the dental procedure, she had ____ clearly.

Cevabı göster

trouble speaking

These sensations come from a change in charge across cell membranes Kalıp ifadeler

1:32

Bu hisler, hücre zarlarındaki yük değişiminden kaynaklanır

that leads to spreading changes in brain activity and blood flow across the brain. Kalıp ifadeler

1:36

ve bu durum, beyin aktivitesinde ve beynin her yerindeki kan akışında yayılan değişikliklere yol açar.

Kalıp ifadeler

come from a change in charge across cell membranes: kaynak ve neden

A comes from B yapısında A sonuç veya olgudur; B ise onun kaynağı ya da nedenidir. Burada these sensations sonuç, a change in charge across cell membranes ise bu sonucu ortaya çıkaran mekanizmadır. Bu bilimsel bağlamda charge, ücret veya suçlama değil, “elektrik yükü” anlamındadır. Across cell membranes, elektriksel değişimin hücre zarlarının iki tarafını kapsadığını belirtir.

Alıştırma

Bilim insanları, renk değişimine kimyasal bir tepkimenin neden olduğunu biliyor. Hangi cümlede neden-sonuç yönü doğrudur?

  1. The chemical reaction comes from the color change.
  2. The color change leads to a chemical reaction.
  3. The color change comes from a chemical reaction.
Cevabı göster

The color change comes from a chemical reaction.

Kalıp ifadeler

leads to spreading changes: bir nedeni yayılan bir sonuca bağlamak

Lead to + isim öbeği, “bir sonuca neden olmak” demektir. Bu cümlede that nedeni, spreading changes in brain activity and blood flow ise sonucu belirtir. Burada spreading, changes sözcüğünü niteler: değişiklikler beynin daha fazla bölümüne yayılır. Lead to yapısındaki to bir edattır; bu nedenle ardından isim öbeği ya da -ing biçimi gelebilir, yalın fiil gelemez.

Alıştırma

“Neden olmak” anlamındaki hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Poor ventilation can ____ moisture problems.

Cevabı göster

lead to

We don't know what triggers this change in charge, Kelime

1:41

Bu yük değişimini neyin tetiklediğini bilmiyoruz,

but it can spread quickly over the surface of the brain,

1:44

ancak beynin yüzeyinde hızla yayılabilir,

Kelime

what triggers this change in charge: bir değişimi neyin başlattığını sormak

Trigger burada “bir tepkiyi veya değişimi başlatmak” anlamına gelen bir fiildir. what triggers this change in charge yan cümlesi, elektriksel değişimi hangi bilinmeyen etkenin başlattığını sorar. Trigger, bir süreci harekete geçiren olaya veya uyarana işaret eder. Her zaman tam ya da en temel nedeni belirtmez. Burada charge, “elektrik yükü” anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümlede trigger, “bir tepkiyi veya süreci başlatmak” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?

  1. A sudden temperature drop can trigger the alarm.
  2. The technician tested the trigger on the device.
  3. The manual shows where the alarm trigger is located.
Cevabı göster

A sudden temperature drop can trigger the alarm.

causing different aura symptoms depending on the affected area. Kalıp ifadeler

1:47

etkilenen bölgeye bağlı olarak farklı aura semptomlarına neden olabilir.

Kalıp ifadeler

depending on the affected area: bir koşulun sonucu değiştirmesi

depending on, sonucu değiştiren koşulu belirtir. Burada aura belirtileri beynin hangi bölgesinin etkilendiğine göre değişir; her bölgede aynı belirtiler ortaya çıkmaz. affected area ifadesindeki affected, sıfat gibi kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır ve “süreçten etkilenen veya süreç nedeniyle değişen” anlamına gelir. Duygusal olarak “duygulanmış” anlamına gelmez.

Alıştırma

Vurgulanan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The field trip will be canceled or moved indoors ____ the weather.

Cevabı göster

depending on

If it inches over the visual cortex, for example, Kelime

1:51

Örneğin, görsel korteks üzerinde yavaşça ilerlerse,

Kelime

it inches over: inch fiilinin yavaş hareket anlamı

it inches over ifadesinde inches bir ölçü birimini belirten isim değil, fiildir. Fiil olarak inch, çok yavaş ve çok küçük aşamalarla hareket etmek anlamına gelir. İfade, yayılan etkinliğin görsel kortekse yavaş yavaş ulaştığını veya onun üzerinden geçtiğini anlatır. Over, o bölgenin üzerine veya o bölge boyunca uzanan hareket yolunu ekler. Ana fikir, inçle ölçülen bir mesafe değil, kademeli harekettir.

Alıştırma

Hangi cümlede inches, “çok küçük aşamalarla çok yavaş hareket etmek” anlamında bir fiildir?

  1. The shelf is two inches above the desk.
  2. Please move the chair an inch to the left.
  3. The queue inches forward while each ticket is checked.
Cevabı göster

The queue inches forward while each ticket is checked.

it may cause an image or blind spot to spread over the visual field. Notlar

1:54

bir görüntünün veya kör noktanın görüş alanına yayılmasına neden olabilir.

Dilbilgisi

cause an image or blind spot to spread: cause + nesne + to + fiil

Cause + nesne + to + fiil yapısı, bir şeyin başka bir şeyde bir eylem veya değişiklik meydana getirdiğini anlatır. Burada an image or blind spot nesnedir; to spread ise ortaya çıkan değişikliği belirtir. May, sonucun kesin değil mümkün olduğunu gösterir; burada izin anlamına gelmez. Bu kalıp, bilimsel neden-sonuç açıklamalarında yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi expand fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Heat can cause metal ____.

Cevabı göster

to expand

Kelime

blind spot: görmenin olmadığı sınırlı bir alan

Bu cümlede blind spot gerçek anlamıyla kullanılmıştır: görme alanında görüntünün olmadığı sınırlı bir bölgeyi belirtir. Spot, yerel ve sınırlı bir alan demektir; bu nedenle ifade tam körlük anlamına gelmez. Aynı birleşik ifade, birinin fark etmediği zayıflık, risk veya anlayış boşluğu için mecazi olarak da yaygın biçimde kullanılır. Görmeyle ilgili bağlam, burada gerçek ve tıbbi anlamın geçerli olduğunu gösterir.

Alıştırma

"The exam found a blind spot near the center of her visual field," cümlesinde blind spot ne anlama gelir?

  1. İki gözde de tam körlük
  2. Görmenin olmadığı sınırlı bir alan
  3. Bir plandaki fark edilmemiş zayıflık
Cevabı göster

Görmenin olmadığı sınırlı bir alan

During the headache phase,

1:59

Baş ağrısı aşamasında,

the trigeminal nerve plays a key role. Kalıp ifadeler

2:00

trigeminal sinir kilit bir rol oynar.

Kalıp ifadeler

play a key role: bir süreçte hayati önem taşımak

Play a key role, bir sürecin veya sonucun gerçekleşmesinde çok önemli olmak demektir. Burada ifade, trigeminal sinirin baş ağrısı evresinde gerçekleşenlerin temel bir parçası olduğunu belirtir. Bu kalıpta play, “oynamak” ya da “müzik icra etmek” anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp X plays a key role in Y veya in doing Y biçimindedir. Key, role sözcüğünün anlamını güçlendirir: katkı yalnızca mevcut değildir, hayati önem taşır.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Clear communication can ____ preventing mistakes.

Cevabı göster

play a key role in

The trigeminal nerve normally transmits touch, temperature, and other sensations

2:03

Trigeminal sinir normalde dokunma, sıcaklık ve diğer duyuları

from the skin to most of the face,

2:08

deriden yüzün büyük bir kısmına,

part of the scalp,

2:10

kafa derisinin bir kısmına,

and some of the blood vessels and layers covering the cerebral cortex.

2:11

ve serebral korteksi kaplayan kan damarlarının ve katmanların bazılarına iletir.

Once activated, Dilbilgisi

2:14

Trigeminal sinir etkinleştiğinde

the trigeminal nerve transmits pain signals.

2:15

ağrı sinyallerini iletir.

Dilbilgisi

Once activated: kısaltılmış zaman-koşul yan cümlesi

Once activated, once the trigeminal nerve is activated, yani “trigeminal sinir etkinleştirildiğinde” veya “bu etkinleştirme gerçekleşir gerçekleşmez” anlamına gelen kısaltılmış bir zaman-koşul yan cümlesidir. Once burada bir bağlaçtır; “bir kez” anlamına gelmez. Özne ve be biçimi, ana cümleden anlaşıldığı için atılır: Once [the trigeminal nerve is] activated, the trigeminal nerve transmits pain signals. Once + geçmiş zaman ortacı kalıbında, ana cümlenin öznesi eylemi alan şey olmalıdır.

Alıştırma

“Once activated, the sensor sends a signal” cümlesinin tam biçimi hangisidir?

  1. The sensor sends a signal only one time.
  2. Once the sensor is activated, it sends a signal.
  3. Before the sensor is activated, it sends a signal.
Cevabı göster

Once the sensor is activated, it sends a signal.

During a migraine,

2:18

Bir migren sırasında

this pain pathway becomes sensitized, Kelime

2:20

bu ağrı yolu hassaslaşır,

meaning the threshold for provoking pain is lowered. Kalıp ifadeler

2:22

yani ağrıyı kışkırtma eşiği düşer.

Kelime

becomes sensitized: daha kolay tepki veren bir duruma geçmek

Tıp ve bilim İngilizcesinde becomes sensitized, bir şeyin değişerek uyarana daha kolay ya da daha güçlü tepki vermeye başlaması demektir. Burada ağrı yolu uyarana daha kolay tepki verir hâle gelir; böylece daha zayıf bir uyaran bile ağrı oluşturabilir. Bu ifade yalnızca yolun duyusu olduğu anlamına gelmez. become + geçmiş zaman ortacı yapısı, yeni bir duruma geçişi anlatır. Bir sinir, yol veya sistem, tekrarlanan ya da yoğun uyarımdan sonra become sensitized olabilir.

Alıştırma

Cümleyi “değişerek daha kolay tepki vermeye başlar” anlamındaki iki kelimelik tıp ifadesiyle tamamlayın: After repeated irritation, the nerve pathway ____.

Cevabı göster

becomes sensitized

Kalıp ifadeler

the threshold for ... is lowered: bir tepkiyi tetiklemek için daha azı yeterli olur

Buradaki threshold, fiziksel bir kapı eşiği değil, bir tepkinin başladığı soyut tetiklenme noktasıdır. The threshold for provoking pain, ağrının başlaması için gereken uyarım miktarı veya yoğunluğudur. Bu eşik düşürülürse daha zayıf bir uyaran ağrıya neden olabilir; ağrının kendisinin hafiflediği anlamına gelmez. the threshold for + isim veya -ing + is lowered yapısı, tetiklenme noktasının düşürülmesini edilgen biçimde anlatır. Etken yapıda bir şey lowers the threshold for bir tepki denir.

Alıştırma

Cümleyi the threshold for + -ing + is lowered yapısını kullanarak tamamlayın: In hot weather, ____ canceling outdoor practice ____.

Cevabı göster

the threshold for · is lowered

Sensations that would usually be pain-free Dilbilgisi

2:26

Normalde ağrısız olacak

such as coughing, bending over, Öbek fiiller

2:28

öksürme, eğilme,

Öbek fiiller

bending over: belden öne eğilmek

Bend over, üst gövdeyi belden öne ve aşağıya doğru eğmek anlamına gelir. Bending over bunun -ing biçimidir ve burada eylemin adı olarak kullanılır. Such as ifadesinden sonra bending over, eylemlerin sıralandığı listede coughing ile paralel yapıdadır. Over ifadenin bir parçasıdır ve eğilmiş konumu anlatmaya yardımcı olur; “bitmiş” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bend over ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: To tie her shoe, Maya had to ____.

Cevabı göster

bend over

or light and sound can become painful.

2:31

veya ışık ve ses gibi duyumlar ağrılı hale gelebilir.

Dilbilgisi

would usually be pain-free: normalde beklenen sonuç

Would usually be pain-free, “normalde ağrıya yol açmaz veya ağrı içermezdi” anlamına gelir. Buradaki would, “olağan koşullarda” gibi açıkça söylenmeyen ama anlaşılan bir koşul altında beklenen sonucu gösterir; durumu geçmiş zamana yerleştirmez. That would usually be pain-free ilgi cümleciği, hangi sensations öğelerinden söz edildiğini açıklar. Can become painful ile karşıtlık kurarak normal beklentiden farklı bir değişimi vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede would usually be, normal bir beklentiyi şimdiki olağan dışı durumla karşılaştırmak için kullanılmıştır?

  1. For Lena, a short walk is usually easy, and today is no exception.
  2. For Lena, a short walk used to be easy before her injury.
  3. For Lena, a short walk would usually be easy, but her injured ankle makes it difficult today.
Cevabı göster

For Lena, a short walk would usually be easy, but her injured ankle makes it difficult today.

Migraines are as common as they are diverse, Dilbilgisi

2:34

Migren, çeşitli olduğu kadar yaygındır da;

Dilbilgisi

as common as they are diverse: iki özelliği dengelemek

as + adjective + as + subject + be + adjective kalıbı, aynı öznenin iki özelliğini eşit derecede dikkat çekici olarak sunar. Burada migrenlerin hem çok yaygın hem de çok çeşitli olduğu anlatılır. İki özellik, kelimenin tam anlamıyla ölçülüp birbirine eşitlenmez. Dengeli as ... as yapısı iki özelliğe benzer ağırlık verir ve anlatımı daha özenli ve vurgulu hâle getirir.

Alıştırma

Hangi cümle aynı öznenin iki özelliğini dengelemek için bu kalıbı kullanıyor?

  1. The course is as demanding as it is useful.
  2. The course is as demanding as the final exam.
  3. The course is more demanding than useful.
Cevabı göster

The course is as demanding as it is useful.

affecting as many as 33% of women Kalıp ifadeler

2:37

yaşamları boyunca kadınların %33'üne,

and 13% of men in their lifetimes.

2:40

erkeklerin ise %13'üne kadar etki edebilir.

Kalıp ifadeler

affecting as many as 33%: yüksek bir sayıyı vurgulamak

affecting as many as 33% of women ifadesinde as many as, yüzde 33'ü dikkat çekici derecede yüksek bir oran olarak sunar. Yazar, dinleyicinin bu sayının ne kadar yüksek olduğunu fark etmesini ister. Burada as many as, sayının önünde kullanılan tek bir miktar ifadesidir; eşitlik bildiren as ... as kalıbı değildir. Yüzde, sayılabilen bir kadın grubunu ifade ettiği için many doğal seçimdir. Bu söz öbeği yüksek bir tahmin sunabilir; bu nedenle tek başına oranın tam olarak yüzde 33 olduğunu garanti etmez.

Alıştırma

Şaşırtıcı derecede büyük bir sayıyı vurgulamak için dersteki üç kelimelik ifadeyi kullanın: The museum welcomed ____ 5,000 visitors in one day.

Cevabı göster

as many as

Still, there's much we don't know about them. Anlatım akışı

2:43

Yine de onlarla ilgili bilmediğimiz çok şey var.

Anlatım akışı

Karşıtlık bağlacı olarak Still,

Cümlenin başındaki Still, “yine de” veya “az önce söylenenlere rağmen” anlamına gelir. Önceki bilgiyi kabul eder, ardından bir sınırlama getirir: hâlâ bilmediğimiz önemli şeyler vardır. Bir söylem bağlacı olarak düşünceyi bilinen bilgiden çözülmemiş bir noktaya taşır. Burada “hareketsiz” ya da yalnızca “devam eden” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu karşıtlığı en iyi tamamlayan bağlacı seçin: The first trial looked promising. ___, more testing is needed.

  1. For example
  2. Therefore
  3. Still
Cevabı göster

Still

We can see that migraine is a neurological disorder Kelime

2:46

Migrenin nörolojik bir rahatsızlık olduğunu görebiliyoruz;

Kelime

Tıbbi sınıflandırmada a neurological disorder

a neurological disorder ifadesinde neurological, “beyin, omurilik veya sinirlerle ilgili” anlamına gelir; disorder ise normal işleyişi bozan bir durumu belirten temel tıbbi isimdir. Bu ifade migreni yalnızca gündelik bir baş ağrısı olarak ele almak yerine, sinir sistemiyle ilgili bir durum olarak sınıflandırır. Burada disorder, “dağınıklık” veya “karmaşa” anlamına gelmez.

Alıştırma

Tıbbi bir makalede a neurological disorder ne anlama gelir?

  1. Sinir sistemini ilgilendiren tıbbi bir durum.
  2. Bir odadaki eşyaların dağınık biçimde yerleştirilmesi.
  3. Yorucu bir günden sonraki her kısa süreli baş ağrısı.
Cevabı göster

Sinir sistemini ilgilendiren tıbbi bir durum.

affecting multiple parts of the brain,

2:49

beynin birden fazla bölgesini,

the brainstem, cerebral hemispheres,

2:51

beyin sapını, beyin yarımkürelerini

and the nerves themselves.

2:53

ve sinirlerin kendisini etkiler.

But we don't know for sure what exactly triggers each step, Anlatım akışı

2:55

Ancak her bir adımı tam olarak neyin tetiklediğini,

Anlatım akışı

But we don't know for sure what exactly triggers each step: belirsizliği belirtmek

But, bilgiyi daha önce ele alınan gözlemlerden hangi sonuca varılabileceğinin sınırına yöneltir. we don't know for sure belirsizliği işaret ederken what exactly triggers each step yanıtlanmamış soruyu belirtir. Bu düzenleme, bilinen kanıtları bilinmeyen bir mekanizmadan ayırır. Hiçbir şey bilinmediği anlamına gelmez; kanıtların henüz her adımı neyin tetiklediğine ilişkin kesin bir yanıtı desteklemediği anlamına gelir.

Alıştırma

Bir raporda şöyle deniyor: The data show a pattern, but we don't know for sure what causes it. İkinci cümlecik ne yapıyor?

  1. Tek bir nedenin her vakayı açıkladığını kanıtlar.
  2. Tüm verileri reddeder.
  3. Gözlemlenen örüntüyü reddetmeden nedenin hâlâ belirsiz olduğunu belirtir.
Cevabı göster

Gözlemlenen örüntüyü reddetmeden nedenin hâlâ belirsiz olduğunu belirtir.

why some people get migraines and not others,

2:59

neden bazı insanların migren geçirip diğerlerinin geçirmediğini,

why so many more women do than men,

3:02

neden kadınlarda erkeklerden çok daha fazla görüldüğünü,

or why people's migraine patterns sometimes change over their lifetimes.

3:04

veya insanların migren düzenlerinin yaşamları boyunca neden bazen değiştiğini kesin olarak bilmiyoruz.

Hormonal fluctuations are thought to have a role in some of these things. Dilbilgisi

3:09

Hormonal dalgalanmaların bunlardan bazılarında rol oynadığı düşünülmektedir.

Dilbilgisi

are thought to have a role: belirsiz bir sonucu aktarmak

are thought to have a role, subject + be thought to + base verb biçimindeki edilgen aktarım yapısını kullanır. Çoğul özne Hormonal fluctuations, are ile kullanılır; have a role in, bir şeye katkıda bulunmak veya onu etkilemek anlamına gelir. Bu yapı, görüşü kimin savunduğunu belirtmeden araştırmaya dayalı bir görüş aktarır ve bunu tamamen kanıtlanmış bir olgu olarak sunmaz. Burada hormonal dalgalanmaların bazı etkilerde payı olabileceğini gösterir, ancak bu ilişki kesinmiş gibi ifade edilmez.

Alıştırma

İlk çalışmalar bir bağlantı olduğunu düşündürüyor, ancak bu rol henüz tam olarak kesinleşmedi. Hangi cümle bu belirsizliği en iyi korur?

  1. Sleep quality is thought to have a role in recovery.
  2. Sleep quality is known to have a role in recovery.
  3. Sleep quality guarantees recovery.
Cevabı göster

Sleep quality is thought to have a role in recovery.

Some women experience a significant reduction in migraine frequency after menopause, Kalıp ifadeler

3:13

Bazı kadınlar, seks hormonu dalgalanmalarının daha az olduğu

when sex hormone fluctuations are fewer.

3:18

menopozdan sonra migren sıklığında önemli bir azalma yaşarlar.

Kalıp ifadeler

experience a significant reduction in...: ölçülebilir bir azalmayı bildirmek

Burada experience, 'bir etkinliği denemek' değil, 'bir değişim yaşamak' veya 'bir durumla karşılaşmak' anlamındadır. Özne bir değişimden etkilenir: bazı kadınlarda migrenin görülme sıklığı belirgin biçimde azalır. Resmî yapı experience a significant reduction in + isim şeklindedir. Reduction in neyin azaldığını belirtirken significant, azalmanın büyük veya fark edilecek kadar önemli olduğunu gösterir.

Alıştırma

Resmî rapor cümlesini hedef yapının geçmiş zamanıyla tamamlayın: After the safety update, the factory ____ workplace accidents.

Cevabı göster

experienced a significant reduction in

Meanwhile, just before menopause, Anlatım akışı

3:21

Öte yandan, menopozdan hemen önce

these fluctuations increase

3:23

bu dalgalanmalar artar

Anlatım akışı

Meanwhile, just before menopause,...: karşıt bir döneme geçiş yapmak

Meanwhile, açıklamayı menopozdan sonraki dönemden onunla ilişkili olan hemen önceki döneme taşır. Konu aynı kalır, ancak okuyucudan karşıt eğilimleri karşılaştırması istenir: dalgalanmalar menopozdan sonra azalırken hemen öncesinde artar. Burada meanwhile, söylemi düzenleyen bir geçiş ifadesidir; iki dönemin tam olarak aynı anda gerçekleştiğini ileri sürmez. Açıklamalarda, önceki noktayla paralel tutarak başka bir zaman, yer veya grupta olanları tanıtabilir.

Alıştırma

Bu cümlede Meanwhile sözcüğünün temel işlevi nedir?

  1. Tam olarak aynı anda gerçekleşen bir olayı belirtir.
  2. Başka bir döneme geçer ve önceki eğilimle karşılaştırma yapılmasını sağlar.
  3. Hormon dalgalanmalarının menopoza neden olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Başka bir döneme geçer ve önceki eğilimle karşılaştırma yapılmasını sağlar.

and some women experience worsening or new headaches.

3:25

ve bazı kadınlar baş ağrılarının kötüleştiğini veya yeni baş ağrıları yaşadıklarını belirtirler.

People with migraines are more likely to suffer from depression, Kalıp ifadeler

3:30

Migren hastalarının, diğer hastalıkların yanı sıra depresyon,

panic disorder, sleep disorders,

3:33

panik bozukluk, uyku bozuklukları

and strokes, among other illnesses. Kalıp ifadeler

3:35

ve felç geçirme olasılığı daha yüksektir.

Kalıp ifadeler

are more likely to suffer from: kesinlik değil, daha yüksek olasılık

be more likely to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir olayın ilgili karşılaştırma grubuna göre bir grupta gerçekleşme olasılığının daha yüksek olduğunu anlatır. Burada are more likely to daha yüksek riski belirtir; suffer from ise hastalık gibi zararlı bir durumu “yaşamak veya bundan mustarip olmak” anlamına gelir. Bu ifade grup düzeyindeki bir eğilimi anlatır. Migreni olan herkesin sıralanan rahatsızlıklardan birine yakalanacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

“People with migraines are more likely to suffer from sleep disorders” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Migreni olan kişilerin uyku bozukluğu yaşama olasılığı karşılaştırma grubuna göre daha yüksektir.
  2. Uyku bozukluklarının migrene neden olduğu kanıtlanmıştır.
  3. Migreni olan herkes uyku bozukluğu yaşayacaktır.
Cevabı göster

Migreni olan kişilerin uyku bozukluğu yaşama olasılığı karşılaştırma grubuna göre daha yüksektir.

Kalıp ifadeler

among other illnesses: tamamlanmamış bir liste

Among other illnesses, örneklerden sonra gelerek listenin tamamlanmadığını gösterir: az önce adı geçen hastalıklar daha büyük bir kümenin yalnızca bazı üyeleridir. Other illnesses, adı verilmeyen başka hastalıkları anlatır; belirli tek bir hastalığın adı değildir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp örnek listesi + among other + çoğul kategori adıdır; among other reasons veya among other activities gibi.

Alıştırma

Listenin tamamlanmadığını gösteren iki kelimelik hedef İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The community center offers painting, dance, and drama, ____ activities.

Cevabı göster

among other

The relationship with these diseases is likely complex, Dilbilgisi

3:38

Bu hastalıklarla olan ilişki muhtemelen karmaşıktır;

Dilbilgisi

is likely complex: olası ama kesin olmayan bir değerlendirme

is likely complex ifadesinde likely, probably yani “muhtemelen” anlamına gelir. Karmaşıklığı en güçlü kanıta dayanan değerlendirme olarak sunar, ancak sonucun yanlış olabileceği ihtimalini de açık bırakır. Bu tür ifadeye ihtiyatlı anlatım ya da hedging denir. Bilimsel ve analitik yazılarda, kanıta dayalı bir yorum ile tamamen kanıtlanmış bir gerçeği ayırmak için kullanılır.

Alıştırma

İlk kanıtlar karmaşık bir nedene işaret ediyor, ancak çalışma henüz tamamlanmadı. Hangi cümle en uygundur?

  1. The cause is definitely complex.
  2. The cause cannot be complex.
  3. The cause is likely complex.
Cevabı göster

The cause is likely complex.

possibly reflecting the effect of migraine on those diseases or vice versa, Deyimler

3:41

migrenin bu hastalıklara etkisini veya tam tersini,

Deyimler

or vice versa: bir ilişkinin yönünü tersine çevirmek

Vice versa, az önce belirtilen ilişkinin iki tarafı yer değiştirilerek de okunabileceği anlamına gelir. Burada, bu hastalıkların migreni etkileyebileceğini belirten daha uzun olasılığın yerini tutar. İfade or ile başladığı için ters yön bir alternatif olarak sunulur; cümle iki yönün de doğru olduğunu iddia etmez. Başka bağlamlarda and vice versa, iki yönün de geçerli olduğunu belirtebilir.

Alıştırma

Neden-sonuç yönünün ters olabileceğini belirten iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The delay may have caused the error, or ____.

Cevabı göster

vice versa

or reflecting their shared genetic basis. Kalıp ifadeler

3:46

ya da ortak genetik temellerini yansıtıyor olabilir.

Kalıp ifadeler

shared genetic basis: ortak genetik temel

“Shared genetic basis”, iki veya daha fazla hastalık ya da özelliğin aynı kalıtsal biyolojik etkenlerin bazıları tarafından etkilenebileceği anlamına gelir. “Shared”, “genetic basis” ifadesini niteler; yani altta yatan genetik etki bunlarda ortaktır. Buradaki “basis”, fiziksel bir üs değil, soyut bir temel veya kökendir. İfade, genetik kökenlerin kısmen örtüşebileceğini belirtir; tek başına bir genin her şeyi açıkladığını veya genetiğin tek neden olduğunu ileri sürmez.

Alıştırma

İki hastalığın shared genetic basis sahibi olması ne anlama gelir?

  1. Hastalıkların aynı binada araştırıldığı anlamına gelir.
  2. Tek bir genin her iki hastalığın da tek nedeni olduğunu kanıtlar.
  3. Aynı kalıtsal etkenlerin bazılarının her iki hastalığı da etkileyebileceğini düşündürür.
Cevabı göster

Aynı kalıtsal etkenlerin bazılarının her iki hastalığı da etkileyebileceğini düşündürür.

Genetics almost certainly play a role, Kalıp ifadeler

3:49

Genetik neredeyse kesinlikle bir rol oynamaktadır,

Kalıp ifadeler

almost certainly play a role: neredeyse kesin olarak rol oynamak

“Almost certainly”, küçük bir belirsizlik payı bırakırken çok yüksek bir kesinlik derecesi ifade eder. “Probably” sözcüğünden daha güçlü, “certainly” sözcüğünden ise biraz daha az mutlaktır. “Play a role”, bir sonuca katkıda bulunmak veya etkili olan etkenlerden biri olmak anlamına gelir. İfadeler birlikte kullanıldığında genetiğin büyük olasılıkla işin içinde olduğu, ancak tek neden olduğunun ileri sürülmediği anlaşılır.

Alıştırma

Hangi cümle maliyetin katkıda bulunan etkenlerden biri olduğuna dair çok yüksek bir kesinlik ifade ederken küçük bir belirsizlik payı bırakır?

  1. Cost probably played a role in the delay.
  2. Cost almost certainly played a role in the delay.
  3. Cost certainly caused the delay by itself.
Cevabı göster

Cost almost certainly played a role in the delay.

although with a few exceptions, Dilbilgisi

3:51

ancak birkaç istisna dışında,

there's no single gene that causes migraines. Dilbilgisi

3:53

migrene neden olan tek bir gen yoktur.

Dilbilgisi

although with a few exceptions: genel bir yargıyı istisnalarla sınırlandırmak

Although, ardından gelen yan cümleyi bir ödün verme noktası olarak sunar: bu noktanın tartışmadaki başka bir noktayla karşıtlık kurduğunu ya da onu sınırladığını gösterir. Burada tek başına however ile aynı işlevde kullanılmaz. With a few exceptions, ardından gelen genel yargının kapsamını sınırlar. Yargı genel olarak doğru kabul edilir, ancak az sayıdaki durum bunun dışında bırakılır; bu istisnalar ana yargıyı geçersiz kılmaz.

Alıştırma

Bu cümlede although with a few exceptions ne işe yarıyor?

  1. İstisnaların ardından gelen genel yargıyı tamamen çürüttüğünü söyler.
  2. Ardından gelen genel yargıyı bir ödün verme noktası olarak sunar ve az sayıdaki durumun bu yargının dışında kalabileceğini kabul eder.
  3. Ardından gelen genel yargının hiçbir istisnası olmadığını söyler.
Cevabı göster

Ardından gelen genel yargıyı bir ödün verme noktası olarak sunar ve az sayıdaki durumun bu yargının dışında kalabileceğini kabul eder.

Dilbilgisi

there's no single gene that causes: tek genli bir açıklamayı reddetmek

There is no single + isim + that... kalıbı, ilgi cümleciğindeki eylemi tek bir unsurun kendi başına gerçekleştirdiği düşüncesini reddeder. Burada that causes migraines, hangi tür genden söz edildiğini belirtir. Bu bilimsel bağlamda cümle, migreni tek bir genle açıklama düşüncesini dışlar; genlerin önemsiz olduğunu söylemez. Birden fazla gen, başka etkenlerle birlikte katkıda bulunabilir.

Alıştırma

There is no single gene that causes the condition ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Durumun her örneğine tam olarak bir gen neden olur.
  2. Genlerin bu durumla hiçbir bağlantısı yoktur.
  3. Birden fazla gen katkıda bulunabilir, ancak tek bir gen bütün açıklamayı oluşturmaz.
Cevabı göster

Birden fazla gen katkıda bulunabilir, ancak tek bir gen bütün açıklamayı oluşturmaz.

Certain genes control how easily our brains' neurons are excited by environmental stimuli Dilbilgisi

3:56

Belirli genler, beynimizin nöronlarının çevresel uyaranlarla ne kadar kolay uyarıldığını

and how readily they transmit painful signals.

4:02

ve ağrı sinyallerini ne kadar kolay ilettiklerini kontrol eder.

Dilbilgisi

control how easily ... and how readily ...: paralel how yan cümleleri

control fiilinden sonra iki how yan cümlesi paralel olarak kullanılır: how easily ... are excited ve how readily they transmit .... İkisi de control fiilinin nesnesi görevindedir ve genlerin etkilediği dereceyi ya da kolaylığı belirtir. Bunlar doğrudan soru değil, iç içe geçmiş yan cümlelerdir; bu yüzden düz cümle söz dizimini kullanırlar. and, aynı yapıda ikinci bir bilginin geldiğini gösterir: control how + zarf + özne + fiil, and how + zarf + özne + fiil.

Alıştırma

controls fiilinden sonra paralel iki how yan cümlesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The app controls how often notifications appear and how loudly they sound.
  2. The app controls notifications appear how often and they sound how loudly.
  3. The app controls how often do notifications appear and how loudly do they sound.
Cevabı göster

The app controls how often notifications appear and how loudly they sound.

It's possible that the neurons in the brains of people who experience migraines

4:06

Migren yaşayan insanların beyinlerindeki nöronların,

are more easily triggered by environmental stimuli Kalıp ifadeler

4:10

çevresel uyaranlarla daha kolay tetiklenmesi

Kalıp ifadeler

more easily triggered by: daha düşük bir tetiklenme eşiği

are more easily triggered by environmental stimuli ifadesinde are triggered edilgen yapıdadır: çevresel uyaranlar nöronların tepkisini başlatabilir. More easily bir karşılaştırma belirtir; tepkinin karşılaştırılan gruba göre daha az uyaranla ya da daha fazla durumda başladığını anlatır. Tıp ve risk açıklamalarında trigger genellikle “bir atağı veya tepkiyi başlatmak” anlamına gelir. Bu ifade tek başına tetikleyicinin altta yatan ya da tek neden olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Bir rapor parlak ışığın migren ataklarını başlatabileceğini, ancak bunun altta yatan neden olduğunun kanıtlanmadığını söylüyor. Bu iddiayı en iyi hangi cümle karşılar?

  1. For some patients, migraine attacks are more easily caused by bright light.
  2. For some patients, migraine attacks are more easily triggered by bright light.
  3. For some patients, bright light is more easily triggered by migraine attacks.
Cevabı göster

For some patients, migraine attacks are more easily triggered by bright light.

and less likely to block painful signals. Dilbilgisi

4:14

ve ağrı sinyallerini engelleme olasılıklarının daha düşük olması muhtemeldir.

Dilbilgisi

less likely to block painful signals: göreli olarak daha düşük olasılık

less likely to + fiilin yalın hâli, bir eylemin karşılaştırılan başka bir grup ya da duruma göre gerçekleşme olasılığının daha düşük olduğunu belirtir. Burada, söz konusu nöronların ağrı sinyallerini engelleme olasılığının daha düşük olduğu anlatılır. Less göreli bir karşılaştırma kurar; imkânsızlık bildirmez. Block painful signals, acı verici duyguları gizlemek değil, ağrı sinyallerinin iletimini durdurmak veya azaltmak demektir.

Alıştırma

Cümleyi “gerçekleşme olasılığı daha düşüktür” anlamındaki hedef yapıyla tamamlayın: Compared with the older model, this battery is ____ overheat.

Cevabı göster

less likely to

While there's no simple way to explain what happens in our brains with this complex disorder, Anlatım akışı

4:18

Bu karmaşık hastalıkta beynimizde neler olduğunu açıklamanın basit bir yolu olmasa da,

Anlatım akışı

While there's no simple way...: ana fikirden önce bir sınırlamayı kabul etmek

Burada while, “... sırasında” değil, although gibi “... olsa da” anlamına gelir. Başlangıçtaki yan cümle bir sınırlamayı kabul eder: Bu karmaşık bozukluğun beyinde yaptıklarını açıklamanın basit bir yolu yoktur. Bu ödünü önce vermek, okuyucuyu ardından gelecek ana cümleye hazırlar. “Önce bir sınırlamayı kabul et, sonra ana fikri belirt” düzeni, konuyu basitmiş gibi göstermeden net bir sonuç sunar.

Alıştırma

Altyazıdaki While bilgiyi düzenleme açısından hangi görevi görür?

  1. Ana fikir gelmeden önce konunun karmaşık olduğunu kabul eder.
  2. İki olayın aynı anda gerçekleştiğini söyler.
  3. Bozukluğun nedenini verir.
Cevabı göster

Ana fikir gelmeden önce konunun karmaşık olduğunu kabul eder.

one thing is for sure. Kalıp ifadeler

4:24

kesin olan bir şey var.

Kalıp ifadeler

one thing is for sure: kesin bir sonuç sunmak

One thing is for sure, “en azından bir nokta kesin” anlamına gelen sabit bir söylem işaretidir. Dinleyiciye, konuşmacının birazdan en çok güvendiği sonucu açıklayacağını bildirir. Buradaki for sure kesinliği güçlendirir; kimseden onay istemez. Bu ifade, kesin bir sonucu diğer karmaşık veya belirsiz ayrıntılardan ayırarak bilgiyi düzenler.

Alıştırma

“En azından bir nokta kesin” anlamına gelen beş sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: We may disagree about the route, but ____: we must leave before dark.

Cevabı göster

one thing is for sure

Migraine is much more than a headache. Anlatım akışı

4:26

Migren bir baş ağrısından çok daha fazlasıdır.

Anlatım akışı

much more than a headache: dar bir tanımı düzeltmek

Much more than a headache sayıları karşılaştırmaz. Migrenin yalnızca bir baş ağrısı olduğu şeklindeki dar görüşü reddeder: migrenin etkileri ve mekanizmaları bu tek belirtinin ötesine geçer. X is much more than Y yapısında more than, X’in tanımını genişletir; much ise güçlü bir vurgu ekler. Burada yapı, önceki açıklamayı migrenin tek bir belirtiye indirgenemeyeceği ana fikrine dönüştürür.

Alıştırma

“Çok ötesinde” anlamına gelen üç sözcüklük vurgulu yapıyla cümleyi tamamlayın: A good coach is ____ someone who gives orders.

Cevabı göster

much more than

But what then is a headache? Anlatım akışı

4:30

Peki o zaman baş ağrısı nedir?

Anlatım akışı

Akıl yürütmeden sonraki soruya geçen But what then is...?

But, soruyu önceki düşünceye bağlar ve bir yön değişikliğini gösterir. Burada then, “o hâlde” ya da “öyleyse” anlamındadır. Bir zamana işaret etmek yerine önceki sonucu ileri taşır. But what then is...? yapısı bir yönlendirme geçişi olarak kullanılır. Önceki açıklamanın sonucunu, dinleyicinin düşünmesi gereken bir sonraki soruya dönüştürür.

Alıştırma

But what then is a headache? cümlesinde then sözcüğünün temel görevi nedir?

  1. Konuşanın sorunun cevabı olmadığını zaten bildiğini gösterir.
  2. Önceki akıl yürütmeyi ilerletir ve sonraki soruyu ortaya koyar.
  3. Olayları zaman sırasına dizer.
Cevabı göster

Önceki akıl yürütmeyi ilerletir ve sonraki soruyu ortaya koyar.

Doctors have identified 150 types,

4:32

Doktorlar, her birinin farklı nedenleri, belirtileri ve tedavileri olan

each with different causes, symptoms, and treatments. Dilbilgisi

4:35

150 tür tespit ettiler.

Dilbilgisi

Her öğeyi kısa biçimde açıklamak için each with...

150 types ifadesinden sonra gelen each, doctors sözcüğüne değil, türlerin her birine gönderme yapar. with ile başlayan ifade, her türe ait özellikleri belirtir. each with + isim öbeği, çoğul bir grubun ardından gelen kısa bir ek açıklamadır. and each type has different causes, symptoms, and treatments gibi tam bir yan cümleyi tekrarlamayı önler; böylece listeleri ve sınıflandırmaları daha kısa hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi each ve doğru edatla tamamlayın: The hotel has four meeting rooms, ____ a large screen.

Cevabı göster

each with

Learn more with this video.

4:38

Bu videoyla daha fazlasını öğrenin.